Prandelli görevine devam edecek

İtalya Teknik Direktörü Cesare Prandelli, EURO2012 finalinde İspanya’ya 4-0 yenilmelerinin ardından görevine devame deceğini söyledi.

Prandelli son olarak turnuvanın ardından takımdaki geleceğini bilmediğini söylemişti ancak İspanya karşılaşmasının ardından görevine devam edeceğini ifade etti.

2014 yılına kadar İtalya ile sözleşmesi bulunan Prandelli, “Biraz fiziksel ve mental olarak dinlemem gerekiyor. Daha sonra bu konular hakkında konuşabilirim. Federasyon ile hiçbir sorunum yok. Onlarla mükemmel ilişkilere sahibim. İleriye dönük projelerimiz var” ifadelerini kullandı.

Finaldeki yenilgiyi yorgunluğa bağlayan Prandelli, “İspanya’nın bizden daha fazla dinlenme şansı oldu. Geçen hafta dinlenmemiz için hiç vaktimiz yoktu. Yine de her şeye rağmen heyecan verici bir turnuva oldu. Ve benim oyuncularım övgüyü hak ediyor” şeklinde konuştu.

Prandelli görevine devam edecek

İtalya Teknik Direktörü Cesare Prandelli, EURO2012 finalinde İspanya’ya 4-0 yenilmelerinin ardından görevine devame deceğini söyledi.

Prandelli son olarak turnuvanın ardından takımdaki geleceğini bilmediğini söylemişti ancak İspanya karşılaşmasının ardından görevine devam edeceğini ifade etti.

2014 yılına kadar İtalya ile sözleşmesi bulunan Prandelli, “Biraz fiziksel ve mental olarak dinlemem gerekiyor. Daha sonra bu konular hakkında konuşabilirim. Federasyon ile hiçbir sorunum yok. Onlarla mükemmel ilişkilere sahibim. İleriye dönük projelerimiz var” ifadelerini kullandı.

Finaldeki yenilgiyi yorgunluğa bağlayan Prandelli, “İspanya’nın bizden daha fazla dinlenme şansı oldu. Geçen hafta dinlenmemiz için hiç vaktimiz yoktu. Yine de her şeye rağmen heyecan verici bir turnuva oldu. Ve benim oyuncularım övgüyü hak ediyor” şeklinde konuştu.

Şampiyon hoca konuştu!

EURO 2008’den sonra bir kez daha kupayı müzesine götüren İspanya’nın antrenörü, “Maç boyunca baskılı oynadık ve topa sahip olduk. İspanya futbolunun karakterini sahaya yansıtmayı başardık. Burada büyük bir jenerasyonun oyuncularından bahsediyoruz. Onlar nasıl oynamaları gerektiğini biliyor. Çünkü geldiğimiz ülkede futbolun nasıl oynanacağını iyi öğrendiler” ifadelerini kullandı.

Finaldeki rakipleri İtalya’yı değerlendiren başarılı hoca, “Biz dahil herkes bazen kaybedebilir. İtalyanlar çok iyi bir turnuva çıkardı ama Motta’nın sakatlanması onlar için kötü oldu. İlk golden sonra büyük çaba gösterdiler ama ikinci golümüz karşılaşmanın sonucu için belirleyici oldu” şeklinde konuştu.

FABREGAS ELEŞTİRİLERİNE YANIT

Turnuvaya forvette orta saha oyuncusu Cesc Fabregas ile başlaması eleştirilen Del Bosque, basın toplantısında konuya açıklık getirdi.

Tecrübeli hoca, “Ben en iyisi olduğum şey tercih ettim. Ben İspanya’nın kazanması için çabaladım. Sahada sadece kendi futbolumuzu oynadık ve başardık” dedi.

Öte yandan kadroda olmamalarına rağmen final maçı için Kiev’e gelen İspanyol futbolcular David Villa ve Carles Puyol hakknıda konuşan Del Bosque, “Puyol ve Villa bizi kutlamak için buraya gelmişler. Bu çok önemli bir olay. Onlara teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu

İspanya, tarihte bir ilki başardı

Avrupa Futbol Şampiyonası’nda İspanya, İtalya’yı 4-0 yenerek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. 

Kiev’deki Olimpiyat Stadyumu’nda oynanan final maçında baştan sona üstün bir oyun ortaya koyan son Dünya ve Avrupa şampiyonu İspanya, 2008’den sonra 2012’de de mutlu sona ulaşarak Avrupa şampiyonu oldu. 

İspanya 2008 Avrupa Şampiyonluğu, 2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonluğunu kazanarak üst üste 3 büyük turnuvada şampiyon olan ilk takım unvanını elde ederek tarihe geçti.

Krizdeki AB’nin yeni başkanı Rumlar

GKRY, 1 Mayıs 2004’te girdiği Avrupa Birliği’nde ilk kez, 1 Temmuz Pazar gününden itibaren altı aylık süre için AB dönem başkanlığını üstlenecek. Rum yönetimi, bir yandan dönem başkanlığını üstlenirken bir yandan da kötü ekonomik durumu nedeniyle AB destek mekanizmasının denetimi altında olacak.

Rum tarafının, hem destek mekanizmasının denetimi altında olup hem dönem başkanlığı yapacak olması hem de Türkiye’yle ilişkileri nedeniyle objektif bir dönem başkanlığı yapıp yapamayacağı çeşitli çevrelerce sorgulanıyor. Rum yönetiminin başkanlık edeceği üyelerin denetimi altında bir başkanlık yürütecek olması da AB tarihinde bir ilk olacak.

Kıbrıs Rum yönetimi, ekonomik kriz yanında, siyasi krizle de boğuşuyor. Rum tarafında 11 Temmuz 2011’de Mari’de askeri üste meydana gelen, 13 kişinin ölmesi ve onlarca kişinin yaralanmasına neden olan cephanelik patlaması ve devamında elektrik santralının devre dışı kalması, ekonomik krizi derinleştirirken, beraberinde siyasi krizi de getirdi ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’a karşı tepkiler arttı.

Öte yandan, Rum tarafı, dönem başkanlığını Kıbrıs’ta AB toprağı olmayan bir mekanda kutlayacak.

Rumlar, AB Dönem Başkanlığı açılış törenini, İngiliz Üsler Bölgesi’nde bulunan, Kurio Antik Tiyatrosu’nda düzenleyecek. Kıbrıs’taki İngiliz Üsler Bölgesi, AB müktesebatı dışında yer alıyor.

”AB buymuş”

KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Rum AB dönem başkanlığıyla ilgili AB’nin yaptığı yanlışlara işaret ederek, “Adam batmış, kediye ciğeri de teslim edersiniz, demek ki AB buymuş” diye konuştu. Rumların dönem başkanlığı süresinde, Avrupalıların Kıbrıs’a ilgisinin artmasıyla, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bir şeyin değişmeyeceğini kaydeden Özgürgün, AB’nin, üyesi olan Rum tarafına baskı yapacak mekanizması ve isteğinin olmadığını, bunu geçmişte gördüklerini söyledi.

AB’nin Rumların borçlarıyla başı dertte

AB dönem başkanlığını 1 Temmuz’da üstlenecek Kıbrıs Rum Kesimi,  ciddi bir borç sorunuyla mücadele ediyor.
Yunanistan’da süregelen borç krizinden ciddi biçimde etkilenen Kıbrıs Rum Kesimi’nin kültürel ve ekonomik anlamda Atina ile son derece yakın ilişkileri bulunuyor.

Bankacılık sektörünün Yunanistan’a yaptığı yüklü yatırımlar nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan ve Yunan devlet tahvillerinden uğradığı zararın altından kalkamayan Kıbrıs Rum Kesimi’nde hükümet, hafta başında mali yardım için Avrupa Finansal İstikrar Fonu’na (EFSF) resmen başvurdu.

AB’ye 2004, Avro Bölgesi’ne ise 2008 yılında üye olan Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya’nın ardından Avrupa Birliği’nden finansal yardım talebinde bulunan beşinci ülke oldu.
Kendisi de ciddi borç sorunuyla mücadele eden bir ülke olarak AB dönem başkanlığında Avro Bölgesi’nde süregelen borç krizine çözüm üretmekte yetersiz kalacağı yönünde eleştiriler alan Güney Kıbrıs, söylentileri doğrularcasına hafta ortasında da Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) finansal yardım talep etti.
IMF verilerine göre, geçen yıl yüzde 0,5 oranında büyüyen Güney Kıbrıs ekonomisinin bu yıl yüzde 1,1 daralacağı öngörülürken, enflasyonun bu yıl yüzde 3,5’ten yüzde 3,4’e gerilemesi, işsizlik oranının da yüzde 7,8’den yüzde 9,8’e yükselmesi bekleniyor.

 

 

 

HABERTÜRK

 

Özgürgün: Kediye ciğeri de teslim ettiniz

KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Rum kesiminin yarın başlayacak Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığıyla ilgili AB’nin yaptığı yanlışlara işaret ederek, “Adam batmış, kediye ciğeri de teslim edersiniz, demek ki AB buymuş” diye konuştu.

KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, Rum yönetiminin yarın başlayacak AB dönem başkanlığını Anadolu Ajansı’na değerlendirdi.

Kıbrıs Rum kesiminin ekonomik krizden çıkmak için AB destek mekanizmasına başvurduğunu, Rum yönetiminin bu ortamda AB’ye başkanlık edeceğini belirten Özgürgün, bunun, AB’nin ne kadar açmazda olduğunu gösterdiğini ifade etti. Özgürgün, “Hem sistemi iyi kuramamışlar hem de bir şekilde AB’nin nasıl bir birlik olduğu konusunda çok büyük şüpheler var. Rumların dönem başkanlığında sanki foya meydana çıktı. Birliğin lider ülkesi konumundaki Almanya ‘kediye ciğeri teslim ettik’ açıklaması yapıyor” dedi.

Rum tarafının, Kıbrıs konusunda anlaşma olmadan, sorunlu bir bölgeden AB dönem başkanlığını üstlendiğini, buna ekonomik sorunların da eklendiğini kaydeden Özgürgün, bu durumunun, birliğin ilkelerini sorgulatan, ilkesiz bir birlik görüntüsü verdiğini ve AB’nin sağlam olmayan temeller üzerine oturduğunu gösterdiğini kaydetti.

AB’nin kendi içinde büyük açmazları ve sıkıntıları barındırdığını, Kıbrıs’ın buna en açık örnek olduğunu ifade eden Özgürgün, Kıbrıs sorunu yanında Rum tarafının ekonomisinin da batma aşamasına geldiğini belirtti.

AB’nin Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne katkı yaptığını ifade den Özgürgün, şöyle devam etti:

“Bizim bakışımız, AB gerçekten çok büyük bir hata yaptı. Kıbrıs sorununu kendi içine alıp barındırarak daha da büyük çıkmaz yaşıyor. Kıbrıs sorununun çözümüne de katkı yapmadı. Tam tersi, Kıbrıs sorununun daha da çözümsüzleşmesine katkı sağlamış oldu. Çünkü, Rum tarafı, ‘ben AB üyesiyim ister gelin, ister gelmeyin. AB üyesi olarak Kıbrıs cumhuriyeti tanınıyor, isterseniz onun altında uzlaşalım, devam edelim’ gibi uzlaşmaz bir tavır aldı.”

-“İlgi durumu değiştirmeyecek”-

Rumların dönem başkanlığı süresinde, Avrupalıların Kıbrıs’a ilgisinin artmasıyla, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bir şeyin değişmeyeceğini kaydeden Özgürgün, AB’nin, üyesi olan Rum tarafına baskı yapacak mekanizması ve isteğinin olmadığını, bunu geçmişte gördüklerini söyledi.

Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumların üyeliğe alınmasıyla yapılan hatayı artık AB’nin de gördüğünü, ancak, “oldu bir kere ne yaplım” dendiğini ifade eden Özgürgün, “(Oldu bir kere ne yapalım) nasıl bir politikadır, nasıl bir öngörüsüzlüktür. ‘Oldu artık ne yapalım’la olur mu, siz bunu yanlış yaptınız. ‘Oldu artık ne yapalım’ dediğiniz zaman, işin üzerine sünger çekiyorsunuz. Yani birini öldüreceksiniz ondan sonra ‘kazaydı oldu artık ne yapayım’, olur mu, bunun cezası var. Dönem başkanlığı da verirsiniz, her şeyi de yaparsınız, adam batmış, kediye ciğeri de teslim edersiniz, demek ki AB buymuş” diye konuştu.

Bu durumda, haklı oldukları bir durumun da ortaya çıktığına işaret eden Özgürgün,  “(Çözüm müzakerelerinde) Niye biz BM şemsiyesi diyoruz, AB taraflıdır, AB yanlıştır diyoruz, işte bunlardan” dedi.

AB zirvesinde Merkel’den uzlaşma yolu

Merkel’in son günlerdeki açıklamalarına yansıyan katı tutumu nedeniyle piyasaların zirveden beklentisi azalmış, avro dün dolar karşısında son haftaların en düşük düzeyine inmişti.

Bu ortamda başlayan zirvede İspanya’nın ısrarcı olduğu, Avro Bölgesi kriz fonları aracılığıyla bankalara doğrudan sermaye takviyesine, tutum değiştiren Almanya’dan gelen yeşil ışık piyasalar için olumlu sürpriz oldu. Liderler ayrıca, bütçe disiplinine bağlı ülkelere kurtarılmaya ihtiyaç duymaları halinde daha esnek koşullarda kredi verilmesi konusunda uzlaştı.

Zirve kararlarında, Avro Bölgesi kriz fonlarının “piyasalara istikrar kazandırmak için esnek ve etkin şekilde kullanılacağı” belirtildi.

Dün 1,24 seviyelerinde seyreden avro/dolar paritesi bu olumlu kararların etkisiyle bir ara 1,26’nın üzerine çıktı.

Bu arada Hollanda Başbakanı Mark Rutte, basına yaptığı açıklamada İtalya’nın zirveden her istediğini alamadığını söyledi.

Rutte, “Kriz fonunun (Avrupa İstikrar mekanizması) ikincil piyasadan doğrudan (zordaki ülkelere ait) tahvil alabilmesini talep ettiler, bu olmayacak. Faiz oranlarına üst limit getirilmesini istediler, bu da olmayacak” dedi.

Avro Bölgesi’nin daimi kriz fonu olan Avrupa İstikrar Mekanizması’nın, ilk aşamada 500 milyar avroluk sermaye gücüyle faaliyete geçecek olmasına rağmen İtalya ve İspanya’nın vadesi gelmemiş borçlarının toplamının 2,4 trilyon avroyu bulması, piyasalardaki rahatlamanın uzun sürmeyebileceği yorumlarını beraberinde getiriyor.

BU arada AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, Avro Bölgesi liderlerinin ortak bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu için anlaştığını açıkladı.

Van Rompuy, tüm AB liderlerinin de daha sıkı siyasi ve mali birliğin ana hatlarını çizen uzun vadeli bir plan üzerinde uzlaşma sağladığını duyurdu.

Hollanda’da Liberal Parti’nin listesi hazır

Parti yönetiminin geçen ay belirlediği ve üyelere oy vermeleri için gönderdiği taslak listesinin değişiklik yapılmadan kabul edildiği bildirildi.

VVD tarafından yapılan açıklamada, üyelerin yaklaşık yüzde 16,2’sinin telefon ya da internet yoluyla oy kullandığı belirtilerek, çoğunluğun taslak listeyi onayladığı kaydedildi.

Açıklamada, taslak listenin 9. sırasında bulunan milletvekili Charlie Aptroot’un Zoetermeer Belediye Başkanlığı’na seçilmesinden dolayı oluşan boşluğun diğer adayların birer sıra kaydırılarak doldurulduğuna yer verildi.

Koalisyonun büyük ortağı Liberal Parti’nin hazırladığı 75 kişilik aday listesinin birinci sırasında Başbakan Mark Rutte yer alıyor.

Sağlık, Refah ve Spor Bakanı Edith Schipper’in 2’nci, Meclis Grup Başkanı Stef Blok’un ise 3’üncü sırada yer aldığı listede Türk kökenli aday bulunmuyor.

VVD’nin açıkladığı aday listesinde mevcut milletvekillerinin büyük bölümü yer alırken, partinin başkan yardımcısı Mark Verheijen 19’uncu ve Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı Wim Duisenberg’in oğlu Pieter Duisenberg ise 23’üncü sırada yer bulabildi.

Hollanda’da Nisan ayında dışarıdan destekli sağ azınlık hükümetinin düşmesi üzerine 12 Eylül’de erken seçim yapılması kararı alınmıştı.

Tüpraş’ın ‘Fuel Oil Dönüşüm Projesi’ne ödül

Tüpraş’tan yapılan yazılı açıklamada, Trade Finance Magazine dergisinin Mükemmellik Ödülü, ”Yılın Anlaşması”, 2.1 milyar dolar tutarındaki ”Fuel Oil Dönüşüm Projesi” (RUP)  yatırımın finansmanı işlemi ile Tüpraş’a verildiği bildirildi.

Söz konusu derginin Londra’da düzenlenen 10. Yıl Ödül Töreni’nde, ödülün Tüpraş Genel Müdürü Yavuz Erkut’a sunulduğu belirtilen açıklamada, Tüpraş – RUP Finansmanı İşleminin 2011 yılı, EMEA Finansal Başarı Ödülleri’nde, ”Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi En İyi Yapılandırılmış Finansman İşlemi Ödülü”ne de layık görüldüğü ifade edildi.

Açıklamada, bu ödülün de Tüpraş Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yelmenoğlu’nun aldığı ifad edilerek, şu ifadelere yer verildi:

”Tüpraş ve Koç Holding finansman ve hukuk departmanlarının uzun çalışmaları ile İspanyol İhracat Kredi Ajansı-CESCE, İtalyan İhracat Kredi Ajansı-SACE, uluslararası on banka ile imzalanan anlaşmanın elde ettiği bu başarı, Koç Topluluğu’nun küresel ölçekteki gücü ve risk yönetimindeki başarısının kanıtı olarak değerlendirilmektedir.”

Tüpraş’ın, Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan İzmit Rafinerisi’nin B bölgesinde yapımı süren ”Fuel Oil Dönüşüm Projesi”nin, dünyada ve Türkiye’de son yıllarda tüketimi azalan yaklaşık 4,2 milyon ton yüksek kükürtlü fuel oil’i işleyerek 3,5 milyon ton ”Euro V” standardında motorin ve benzin gibi değerli beyaz ürünlere dönüştüreceği bildirildi.

Açıklamada, inşaat ve montaj çalışmalarının sürdüğü yatırımın, 2014 yılı sonunda devreye girmesinin hedeflendiği belirtilerek, ”Projenin, inşaat ve montaj aşamasında ortalama 7 bin, azami 10 bin işçinin çalışması planlandı. Ülkemizin dış ticaret dengesine yılda 1 milyar dolara yakın katkıda bulunarak aynı oranda katma değer üretecek proje, tamamlandığında da yaklaşık 500 kişiyi sürekli olarak istihdam edecek” denildi.

Avrupa’nın birincisi yine Lemaitre

Fransız rekortmen sprinter Christophe Lemaitre, 100 metrede unvanını korudu ve Avrupa şampiyonluğunu kimseye bırakmadı.

Helsinki’de devam eden Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 100 metrenin şampiyonu yine Lemaitre oldu. Fransa’da 100 ve 200 metrelerde rekoru elinde bulunduran ve Barcelona’da Avrupa şampiyonu olan genç atlet, geleneği bozmadı ve altın madalyayı boynuna taktı.

100 metreyi 10 saniyenin altında (9.98) koşan ilk beyaz atlet olmayı başaran Fransız sporcu, dünya tarihinde bu başarıyı yakalayan 72’nci, Avrupa’da ise 6’ncı sporcu olarak tarihe geçmişti.

Atletizmde keşfedilene kadar hentbol ve ragbi oynayan 22 yaşındaki Lemaitre, 2005 yılında katıldığı bir ulusal yarışta keşfedildi. Bu yarışta şampiyon olan atlet, daha sonra atletizme yöneldi ve birkaç yıl sonra dünya gençler şampiyonluğunu elde etti. Başarılı sprinter, Fransa’da gençler rekorunun yeni sahibi oldu. 

2009 yılında Avrupa Atletizm Birliği (EAA) tarafından, ”Umut vadeden atlet” seçilen Christophe Lemaitre, büyük çıkışını 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda yaptı. Burada 100 metreyi 9.98 ile koşan Fransız sprinter, yarış sonrasında duygularını, ”Bu rekoru kırmak tabii ki hedefimdi. 10 saniyenin altına indiğinizde dünyanın en iyi atletlerinden biri oluyorsunuz. 10 saniyenin altına inen ilk beyaz adam olarak da tarihe geçeceğim. Benim için tarihi bir gün, ancak bunun ten rengimle değil, çok çalışmamla ilgisi var” sözleriyle dile getirmişti. Lemaitre, aynı yıl EAA tarafından ”Yılın Atleti” ödülüne layık görüldü.

Lemaitre, bir şampiyonada üç dalda altın madalya kazanan ilk sprinter olarak da tarihe geçti. Barcelona’da 100 ve 200 metrede şampiyon olup, her iki dalda da Fransa rekoru kıran başarılı atlet, takımının 4×100 metre bayrak yarışlarında da altın madalya kazanmasına katkıda bulunmuştu.

-Helsinki’de de şampiyon-

Christophe Lemaitre, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de dün başlayan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda da 100 metre şampiyonluğunu kimseye kaptırmadı. Dünkü seçmelerde serisini 10.14’lük zamanıyla birinci bitiren Lemaitre, aynı gün yapılan yarı final yarışlarında da aynı zamanı elde etti ve finale yükseldi. Finalde de yarışı 10.09’luk derecesiyle tamamlayan Fransız sprinter, altın madalyanın sahibi oldu.

Yunan parlamentosu yemin etti

300 sandalyeli Yunan parlamentosunun yeni milletvekilleri, Başpiskopos Ieronimos tarafından yönetilen törende incile el basarak yemin etti.

Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) milletvekilleri Hüseyin Zeybek ve Ayhan Karayusuf ile Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) milletvekili Ahmet Hacıosman ise Kuran-ı Kerim’e el basarak yemin etti.

Üç azınlık milletvekilinin yemini sırasında bir saygı göstergesi olarak herkes ayağa kalkarken, aşırı sağcı Altın Şafak (Hrisi Avgi) partisinin 18 milletvekili ayağa kalkmayarak üç azınlık milletvekilinin meclise girmesini protesto etti.

Törene göz ameliyatı sonrası ev istirahatında olan Başbakan Antonis Samaras ile AB zirvesi için Brüksel’de bulunan heyetteki milletvekilleri katılamadı.

Brüksel’de oldukları için törene katılmayanlar, Yunanistan’a dönüşlerinde ayrı bir törenle yemin edecek.

Yunan parlamentosu yemin etti

300 sandalyeli Yunan parlamentosunun yeni milletvekilleri, Başpiskopos Ieronimos tarafından yönetilen törende incile el basarak yemin etti.

Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) milletvekilleri Hüseyin Zeybek ve Ayhan Karayusuf ile Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) milletvekili Ahmet Hacıosman ise Kuran-ı Kerim’e el basarak yemin etti.

Üç azınlık milletvekilinin yemini sırasında bir saygı göstergesi olarak herkes ayağa kalkarken, aşırı sağcı Altın Şafak (Hrisi Avgi) partisinin 18 milletvekili ayağa kalkmayarak üç azınlık milletvekilinin meclise girmesini protesto etti.

Törene göz ameliyatı sonrası ev istirahatında olan Başbakan Antonis Samaras ile AB zirvesi için Brüksel’de bulunan heyetteki milletvekilleri katılamadı.

Brüksel’de oldukları için törene katılmayanlar, Yunanistan’a dönüşlerinde ayrı bir törenle yemin edecek.

Blair’in gözü yine başbakanlıkta

Blair, Evening Standard gazetesinin, “bir dönem daha Başbakanlık önerilse, yapıp yapmayacağına” ilişkin sorusuna, “Tabii yaparım, ama bu pek olası gözükmüyor. Geçen 5 yılda çok şey öğrendim” yanıtını verdi.

Tony Blair, son 5 yılda öğrendiklerinden dolayı, başbakan olması halinde, bunun ülkeye çok fayda sağlayacağını ifade etti.

Blair, 2007 yılında Başbakanlık görevini Gordon Brown’a devrettiğini, aksi halde İşçi Partisi’nin dağılmasından endişe duyduğunu kaydetti. 59 yaşındaki Blair, “Gitmek istemedim, ama gitmem gerektiğini düşündüm. Aksi halde kanlı bir savaşla mücadele etmek zorunda kalacaktım, bu da İşçi Partisi’ne ve ülkeye zarar verirdi” diye konuştu.

1997-2007 yıllarında İngiltere’nin Başbakanlığını yapan Tony Blair, özellikle Irak’ın işgali ve Irak politikası nedeniyle sıkça eleştirilmişti. Blair, Başbakanlık görevini 2007 yılında dönemin Maliye Bakanı Gordon Brown’a devretmişti.

İngiltere’de bir sonraki genel seçimin, 2015 yılında yapılması bekleniyor.

Blair’in gözü yine başbakanlıkta

Blair, Evening Standard gazetesinin, “bir dönem daha Başbakanlık önerilse, yapıp yapmayacağına” ilişkin sorusuna, “Tabii yaparım, ama bu pek olası gözükmüyor. Geçen 5 yılda çok şey öğrendim” yanıtını verdi.

Tony Blair, son 5 yılda öğrendiklerinden dolayı, başbakan olması halinde, bunun ülkeye çok fayda sağlayacağını ifade etti.

Blair, 2007 yılında Başbakanlık görevini Gordon Brown’a devrettiğini, aksi halde İşçi Partisi’nin dağılmasından endişe duyduğunu kaydetti. 59 yaşındaki Blair, “Gitmek istemedim, ama gitmem gerektiğini düşündüm. Aksi halde kanlı bir savaşla mücadele etmek zorunda kalacaktım, bu da İşçi Partisi’ne ve ülkeye zarar verirdi” diye konuştu.

1997-2007 yıllarında İngiltere’nin Başbakanlığını yapan Tony Blair, özellikle Irak’ın işgali ve Irak politikası nedeniyle sıkça eleştirilmişti. Blair, Başbakanlık görevini 2007 yılında dönemin Maliye Bakanı Gordon Brown’a devretmişti.

İngiltere’de bir sonraki genel seçimin, 2015 yılında yapılması bekleniyor.

Trabzonspor Mathijsen’de sona geldi

Yapılan görüşmelerin olumlu geçtiği İspanyollar’ın bonservis ücretinde indirime gittiği öğrenildi.

İngiltere’nin Leicester City takımından transfer ettiği Souleymane Bamba ile defansını güçlendiren Trabzonspor, bu futbolcunun yanına alacağı yabancı stoper için girişimlerini hızlandırdı. Malaga’nın Hollandalı stoperi Joris Mathijsen’in bonservisinde orta yolu bulma konusunda İspanyol kulübüyle büyük mesafe kaydedildiği vurgulandı.

Geçen sezon oynadığı 50’yi aşkın resmi karşılaşmanın büyük bölümünde Giray – Mustafa ikilisiyle defansın göbeğini korumaya çalışan ve alternatifsizlik nedeniyle büyük sorunlar yaşayan Trabzonspor, bu sezon defansta işi şansa bırakmamak için adımlarını çabuk atıyor.

Hollanda Milli Takımı’nın Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan elenmesinin ardından Mathijsen’le temaslarını sıklaştıran ve futbolcuyla büyük ölçüde anlaşan bordo – mavililer, Malaga ile de pazarlıklarını sürdürüyor.

Trabzonspor’un ilk teklifinde Mathijsen’in bonservisi için kapıyı 7 milyon eurodan açan ancak 4 milyon euroya kadar indiği öğrenilen İspanyol kulübünün, fiyatı biraz daha aşağı çekmesi için çaba harcayan Trabzonspor da, verdiği rakamı 2.5 milyon euroya yükseltti. İki takım arasında orta yolun bulunması için görüşmelerin sürdürüldüğü ve Mathijsen’in transferinin an meselesi olduğu vurgulandı.

(Milliyet)

 

Hollanda hocasız kaldı

Hollanda Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Bert van Marwijk, görevinden istifa etti.

Hollanda Futbol Federasyonu’nun açıklamasında, Van Marwijk’in talebiyle yapılan görüşmede teknik adamın istifasının kabul edildiği belirtildi.

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (B) Grubu’nda yer alan Hollanda, 3 maçından da puan alamamış ve takımın elenmesinin ardından Van Marwijk kendisini sorumlu hissettiğini söylemişti. Hollandalı teknik adamın 2016’ya kadar Hollanda ile sözleşmesi bulunuyordu.

Hollanda, 2014 Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile birlikte (D) Grubu’nda yer alıyor.

Cameron’a ‘kendinden utan’ dedi

Londra’da bu yaz Olimpiyat Oyunlarında görev yapacak 200 gönüllüyle bir araya gelen Cameron’ın burada yaptığı konuşma, bir gönüllünün protestosuyla bölündü.

Gönüllülerin giyeceği mor ve turuncu üniformalı kişi Cameron’a, “Kendinden utan David Cameron. Londra’daki fakirleri zor durumda bırakıyorsun. Kendinden utan” diye bağırdı.

Cameron, protestocudan organizasyonu bozmamasını isteyerek, “Bugün, siyasetle ilgili değil. Bu, ülkemizle, gönüllülükle, başarılı bir olimpiyatla ilgili. Başarılı bir olimpiyat yapacak mıyız?” diye konuştu.

İngiltere Başbakanının sözleri üzerine gönüllüler Cameron’ı onaylarken ve alkışlarken, protestocu toplantı salonundan çıkarıldı.

Londra Olimpiyat Oyunları, 27 Temmuz-12 Ağustos tarihlerinde yapılacak.

Krizdeki Avrupa, Afrika yardımlarını azaltıyor

Borç krizindeki Avrupa’nın “kalkınma yardımlarını” azaltması fakir Afrika ülkelerini zor durumda bıraktı. Kara Kıta’ya gelen Avrupa Birliği ülkelerinin yardımları son 10 yılın en düşük seviyesi indi.

Uluslararası yardımları izleyen DATA’nın raporuna göre, borç krizi yaşayan İspanya ve Yunanistan, 2010-2011’de Afrika yardımlarını önemli ölçüde azaltan iki Avrupa ülkesi oldu. DATA, toplamda Avrupa kalkınma yardımlarının da yüzde 1,5 oranında düştüğünü açıkladı.

Raporda, 2010-2011’de İspanya’nın Afrika yardımlarını yüzde 30, Yunanistan’ın ise yüzde 40 kestiği belirtildi. DATA’nın raporunun AB liderlerinin gelecek 7 yıl bütçesini görüşmeye başlamasıyla gelmesi dikkatlerden kaçmadı. Öte yandan Hollanda ve İskandinav ülkelerinin paylarına düşen hisseyi ödedikleri raporda yer aldı. Büyük ekonomilerden Almanya’nın milli gelirinin yüzde 0,55’ine karşılık gelen 14 milyar dolar, İngiltere’nin yüzde 0,55 ile 13,5 milyar dolar, Fransa’nın ise yüzde0,42 ile 12 milyar dolar kalkınma yardımı yaptığı açıklandı.

DATA’nın çalışanlarından Adrian Lovett, AB krizinin ardından kesilen yardımlardan en fazla Afrika ülkelerinin etkilendiğini, ancak Gana gibi geçmişte aldığı yardımları akıllı kullanarak güçlü ekonomi kuran ülkelerin varlığının mutluluk verdiğini söyledi.
Ayrıca Afrika’da AB kriziyle, Avrupa’nın yaptığı “kalkınma yardımları” yerine Çin ve Hindistan örneğinde olduğu gibi “ekonomik yatırımların” Afrika ekonomilerine daha fazla yardım ettiği tartışılmaya başlandı.

Avrupa ülkeleri küresel resmi kalkınma yardımının yarısından fazlasını karşılıyorlar. Birleşmiş Milletler yolsuzlukla mücadele için ülkelerin milli gelirlerinin yüzde 07’sinin kalkınma yardımı olarak ayırmalarını istiyor.

Bağış: Ne kadar ekmek o kadar köfte

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Tuzla’da düzenlenen Köfte Şöleni’nde yaptığı konuşmada Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz seyahat edebilmeleri konusunda önemli girişimler başlattıklarını kaydetti. AB’nin Türkiye’den beklentileri olduğunu söyleyen Bağış, AB yetkililerine ‘ne kadar ekmek, o kadar köfte’ deyimi ile karşılık verdi.

Tuzla Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Köfte Şöleni açılışına katılan Egemen Bağış, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin her geçen gün kalkındığını daha da güçlendiğini söyledi. El ele vererek Türkiye’yi dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri haline getireceklerinin belirten Bağış, geçtiğimiz hafta Brüksel’de 75 milyon Türk vatandaşının Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz gidebilmelerinin önünü açacak önemli girişimlerde bulunduklarını anlattı. Bağış: “Avrupa’nın bizden bazı beklentileri var. Bizim de onlardan vizesiz seyahat beklentimiz var. Onlara dedim ki ‘ne kadar ekmek o kadar köfte’. Siz Avrupalılar olarak vizeleri ne kadar hızlı bir şekilde kaldırırsanız, biz de sizin beklentilerinize o kadar hızlı cevap veririz. İnşallah Tuzla’nın köftesi Avrupa’nın da ağzının tadını zenginleştirecek, onlara da ağız tadı sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Daha sonra katılımcıları köfte yemeye davet eden Bağış köftelerin pişirildiği stantları gezdi. Zaman zaman mangal başına geçen Bağış, çevresindekilere ve vatandaşlara pişirdiği köftelerden ikram etti.

Bağış: Ne kadar ekmek o kadar köfte

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Tuzla’da düzenlenen Köfte Şöleni’nde yaptığı konuşmada Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz seyahat edebilmeleri konusunda önemli girişimler başlattıklarını kaydetti. AB’nin Türkiye’den beklentileri olduğunu söyleyen Bağış, AB yetkililerine ‘ne kadar ekmek, o kadar köfte’ deyimi ile karşılık verdi.

Tuzla Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Köfte Şöleni açılışına katılan Egemen Bağış, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin her geçen gün kalkındığını daha da güçlendiğini söyledi. El ele vererek Türkiye’yi dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri haline getireceklerinin belirten Bağış, geçtiğimiz hafta Brüksel’de 75 milyon Türk vatandaşının Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz gidebilmelerinin önünü açacak önemli girişimlerde bulunduklarını anlattı. Bağış: “Avrupa’nın bizden bazı beklentileri var. Bizim de onlardan vizesiz seyahat beklentimiz var. Onlara dedim ki ‘ne kadar ekmek o kadar köfte’. Siz Avrupalılar olarak vizeleri ne kadar hızlı bir şekilde kaldırırsanız, biz de sizin beklentilerinize o kadar hızlı cevap veririz. İnşallah Tuzla’nın köftesi Avrupa’nın da ağzının tadını zenginleştirecek, onlara da ağız tadı sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Daha sonra katılımcıları köfte yemeye davet eden Bağış köftelerin pişirildiği stantları gezdi. Zaman zaman mangal başına geçen Bağış, çevresindekilere ve vatandaşlara pişirdiği köftelerden ikram etti.