Fikret Orman Portekizli çeteyi istemiyor

İsmail Er’in haberi

Quaresma, Simao, Fernandes ve Almeida’nın sezon bitiminde alacakları için kulübe temlik işlemi yaptırdığını söyleyen Orman, “Bunu affedemem. Artık onlarla işim olmaz” dedi.

BEŞİKTAŞ Kulübü Başkanı Fikret Orman akıbetleri merak edilen Portekizli oyuncular için sert konuştu. Fikret Orman, Simao, Fernandes, Quaresma ve Almeida’nın sezon bitiminde ülkelerine dönerken menajerleri aracılığı ile kulübe alacaklarına dair temlik göndermelerini içine sindiremediğini ifade etti. Orman, “Duruşunu, iş ahlakı ve davranışını düzeltmeyen oyuncu ile işimiz olmaz. Beşiktaş çiftlik değildir. Bizden önceki yönetim kurulu başarı için Portekiz Milli Takımı’nın iskeletini transfer etmiş. Katkıları tartışılır. Fakat bizim yönetimimizin olduğu yerde iş ahlakına saygı göstermeyen ve ekmek yediği kulübüne temlik koyduran oyuncularla işim olmaz” dedi.

‘Kuralları uygulayacağım’

DÜŞÜNCESİNİN sabit olduğunu anlatan Orman, “Kulübümüzün zaaflarından faydalanmak isteyen kim olursa olsun karşısında beni görür. ‘Para bulamaz’ dediler. Bulduk ve tüm oyuncularımızı kulüpte tuttuk. Yönetim olarak gücümüzü ortaya koyduk. Ama onların kulübe yaptıklarını ben onlara yapmayacağım. Sadece kurallar neyse onu uygulayacağım” dedi.

‘Parayı getirip gitsinler’

Orman, yeni teknik direktör Samet Aybaba’nın da bazı oyuncular üzerinde tasarruf yapacağına değinerek şöyle konuştu: “Samet Aybaba ile aynı düşünceyi paylaşıyor aynı dili konuşuyoruz. Onun fikirleri de benimle aynı. Portekizli oyuncuların takımda kalma durumları bence zayıf. Ya kendilerini gösterip oynayacaklar ya da kulübün istediği bonservis ücretini verip ayrılacaklar. Hiçbir zaman başarısızlığa prim tanımam. Aksine hesap sorarım.”

‘Lafa değil rakamlara baksınlar’

Beşiktaş’ın en önemli değerlerinin renklere ve formaya saygı olduğunu anlatan Fikret Orman sözlerini şöyle sürdürdü: “4 Portekizli oyuncunun da Beşiktaş’ta kalmasını istemiyorum. Beşiktaş bir model denedi olmadı. Burası kimseyi mutlu etme kulübü değildir. Bu nedenle Beşiktaş forması giyeceklerin yüreklerini ortaya koyması şart. Geçen yılki istatistiklere baktığımızda en kolay maçlar kaybedilmiş. Rakiplerimizin çok üstünde performansa sahip olduklarını söyleyenler istatistiklere baksın.”

(hürriyet)

Aziz Yıldırım’a yine tahliye yok!

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin açılan davada 22. duruşma sona erdi. Tahliyelere ilişkin kararda bugün 4 isme red kararı çıktı. Nihai karar, Pazartesi günü saat 00:09’da açıklanacak.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Yönetici İlhan Ekşioğlu, Giresunspor eski başkanı Olgun Peker ve Menajer Yusuf Turanlı’nın tahliye talepleri reddedildi…

 TUTUKSUZ SANIKLAR DA KATILDI

Tutuksuz sanıklardan Sadri Şener, Nevzat Şakar, Mecnun Odyakmaz, Tayfur Havutçu, Şekip Mosturoğlu, Bülent Uygun, Ümit Karan, Serdar Adalı, Korcan Çelikay, İbranim Akın, İlkay Çelikay ve Serdar Kulbilge’nin de aralarında bulunduğu 36 tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu.

FİKRET ORMAN SALONDA

 Duruşmaya izlemek için spor camiasından isimlerde hazır bulundu. Beşiktaş Spor Kulübü Başkanı Fikret Orman ve Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticilerinden Abdullah Kiğılı da duruşmayı izliyor.

YOKLAMA YAPILDI

Sanıkların ve avukatların salona alınmasının ardından ilk olarak yoklama yapıldı ve duruşmaya gelen sanıklar tespit edildi. Salona tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatlar ve tutuklu sanıkların yakınları alındı.

GÜVENLİK ÖNLEMİ

Duruşma nedeniyle adliye çevresinde de yoğun güvenlik önlemleri alındı. Spor polisi, çevik kuvvet ve sivil polisler adliyeyi sıkı bir güvenlik çemberine aldı. Polis köpekleri de adliye çevresine yerleştirildi. Adliye içinde de duruşmanın yapılacağı salonun katında barikatı oluşturuldu. Öte yandan salonun dolu olması nedeniyle duruşmaya sınırlı sayıda muhabirler alındı. Muhabirlere ve izleyicilere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait akreditasyon kartı verildi.

‘CEP TELEFONU’ YASAĞI

Öte yandan duruşmada bir avukatın telefonu çaldı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, ” O çalan cep telefonu mu? Nasıl bir çalma o öyle. Avukat bey canlı yayın mı yapıyor sunuz?” dedi. Avukatın, “Telefon efendim. Nasıl canlı yayın yapalım?”diye yanıt verdi. “Bilmem artık frekans falan olabilir” diyen mahkeme başkanı, öğleden sonra duruşmalara cep telefonu sokulmaması talimatını verdi.

KULÜPLER BİRLİĞİ, AZİZ YILDIRIM’I ZİYARET ETTİ

Öte yandan Kulüpler Birliği Başkanı olan Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal ile bazı kulüplerin başkanları salona geldi. Başkanlar, sanık Aziz Yıldırım ile önce tokalaştı sonra ayaküstü sohbet etti. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci ise, Kulüpler Birliği Başkanı Halil Ünal’a , “Başkanlığınız hayırlı olsun” dedi.

AVUKAT BAYRAKTAR: UEFA DELİLLERİ İNCELEDİKTEN SONRA KARAR VERDİ

Aziz Yıldırım’ın avukatı Köksal Bayraktar, “UEFA’nın kendisine gelen delilleri inceledikten sonra tahlil ederek kararını verdiğini belirtti.

UEFA kararında ‘her türlü dinleme hakkının ihlali’ diye beyanda bulundu. Ona karşı da UEFA kendi yargılamasını yaptığını belirtti. Şike iddiasının maçların dışında telefon dinlemelerini dayanılarak ortaya konulması ve buradan cezalandırılmaya gidilmesi hukuka aykırıdır. Telefon konuşmalarında iddiaların , maçlarda somut olarak yansıma gerektiğini UEFA kararlarında vurgulamaktadır” dedi.

AVUKAT DEDE: TAHKİM KURULU KARARI YARGI KARARIDIR

 Yıldırım’ın diğer avukatı Şeref Dede ise, “UEFA ve TFF’nin kararlarına ilişkin Trabzonspor’un avukatının söylediği sözler kabul edilemez. TFF Tahkim Kurulu kararları, Anayasa’da yapılan değişiklik ile artık kesin nitelikte yargı kararı niteliğindedir.Tahkim Kurulu incelemesini yaptı ve Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe’nin şike ile teşvik suçlamalarına karışmadığını belirtmiştir.Bu kesin bir karardır” diye konuştu.

BUGÜN KARAR ÇIKACAK MI?

 Mahkeme Heyeti, tutuklu ve tutuksuz tanıklara son sözlerini soracak. Avukatlardan da söz almak isteyenler varsa, onlara da söz hakkı verilecek. Daha sonra ise nihai kararı açıklamak için duruşmaya, yaklaşık 3 saatlik bir ara verilecek. Bu aranın ardından da bir aksilik olmazsa, esasa ilişkin karar açıklanacak.

Mahkeme Heyeti, dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’ndaki odalarında, sanıkların ve avukatların yazılı olarak verdikleri savunmaları tekrar gözden geçirdi. Eğer Mahkeme Heyeti’nin kafasında bu savunmalarla ilgili bir soru işareti oluşursa, bugün bu sorular da sanıklara sorulacak.

Karar bugün yetişmezse, Mahkeme Başkanı’nın da belirttiği gibi pazartesiye kalacak. Ancak Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, çarşamba günü duruşmaya son verirken “Bir aksilik olmazsa cuma günü karar vermeyi planlıyoruz” açıklamasını yapmıştı.

Şike davasında karar günü

Futbolda şike davasında artık sona gelindi. 3 Temmuz 2011 tarihinden bu yana süren süreç bugün Çağlayan Adliyesi’nde yapılacak 22’nci duruşma ile sona erecek. Mehmet Ekinci başkanlığındaki mahkeme heyeti, savunmaların tamamlanmasından sonra sanıkların son sözlerini dinleyecek. Tutuklu olarak yargılanan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a 3 yıl 10 ay ile 13 yıl 10.5 ay arasında hapis cezası istenmişti. En çok ceza istenen şahıs ise 15-42 yıl hapis istemiyle yargılanan Olgun Peker olmuştu.

Bu arada bugün Kulüpler Birliği üyeleri, Bursaspor ve Galatasaray hariç Çağlayan’a giderek Aziz Yıldırım’a destek verecek. Çok sayıda Fener taraftarının da adliyeye akın etmesi bekleniyor.

KİME NE KADAR CEZA İSTENDİ?

Olgun Peker 15 yıl-42 yıl Aziz Yıldırım 3 yıl 10.5 ay-13 yıl 10.5 ay İlhan Ekşioğlu 2 yıl 10.5 ay-10 yıl 10.5 ay Şekip Mosturoğlu 2 yıl 10.5 ay-10 yıl 10.5 ay Tayfur Havutçu 1.5 yıl-4.5 yıl Serdal Adalı 1.5 yıl-4.5 yıl Mecnun Odyakmaz 2.5 yıl-7.5 yıl Bülent Uygun 2.5 yıl-7.5 yıl Sadri Şener 1 yıl 9 ay-5 yıl 3 ay Gökçek Vederson 1.5 yıl-4.5 yıl İbrahim Akın 2.5 yıl-7.5 yıl İskender Alın 1.5 yıl-4.5 yıl Mehmet Yıldız 1.5 yıl-4.5 yıl Sercan Yıldırım 1.5 yıl-4.5 yıl Ümit Karan 1.5 yıl-4.5 yıl Korcan Çelikay 1 yıl-3 yıl Serdar Kulbilge 1-yıl-3 yıl Sezer Öztürk 6 ay-1.5 yıl

 

Aziz Yıldırım: İftira atıyorsunuz

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin davada esas hakkındaki savunmasını yapan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, ”Önemli bir dava bu. Burada yazılan her şey tarihe yazılacak. İnsanlar 40 sene sonra okuyacak burada yazılanları. Ama burada kul hakkı yiyorsunuz. Olmayan şeylerden suçluyorsunuz. İftira atıyorsunuz. Burada böyle şey olmaz” dedi.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanık avukatlarının mütalaaya karşı söyleyeceklerini tamamlamasının ardından, söz, esas hakkındaki savunmasını yapması için tutuklu sanık Aziz Yıldırım’a verildi.

Sözlerine başlamadan önce, ”Olgun bey, silahlı örgüt başkanlığından istifa ediyor, hepsini bana veriyor” diye espri yapan Yıldırım’a, Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci, ”Örgüte üye olmak için örgüt liderinin izni gerekmez” yanıtını verdi.

-”Telefonlar bana ait değil”-

Savunmasına başlayan Yıldırım, polis fezlekesinde 1080 telefon tapesi olduğunu, iddianamede ise 130’una yer verildiğini belirterek, bunların içinde çok zaman önce kullandığı ev telefonunun da dinlenilmiş olduğunu ve iddia edildiği gibi kendisine ait 40 telefon bulunmadığını savundu.

”Ben bunu dava dosyasından çıkardım. Söyleyeyim size” diyen Ekinci, söz konusu telefon numaralarını saydıktan sonra, ”Biz, farklı telefonlarla konuştunuz mu, konuşmadınız mı, bunu sorduk” dedi.

Yıldırım da Fenerbahçe Spor Kulübü’nde 30, şirkette ise 50 telefon hattı bulunduğunu kaydederek, kulüp ve şirketteki telefonların kendi üzerine kayıtlı olmadığını, kendi telefonlarına ulaşılamadığı durumlarda bu telefonların arandığını, oradaki telefonlarla herkesin konuşma yaptığını ve kendi üzerine kayıtlı sadece 2 telefon bulunduğunu söyledi.

-”Bizi dinleyen esasında derin devlet”-

Daha önce, telefon konuşmalarının dinlenildiğine dair Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe sunarak şikayetçi olduğunu söyleyen Yıldırım, bu şikayet dilekçesini okuyarak mahkeme heyetine sundu.

Yıldırım, ”Savcılık bana, ‘dinleme yok’ diye cevap verdi. Ben dinleme derken, devletin dinlemesinden bahsetmiyorum. Derin devletten bahsediyorum. Devlet dinlesin sorun yok, ama bizi dinleyen esasında derin devlet. Çünkü konuştuğumuz şey, hangisi olduğu bilinir, o gazetelerde ertesi gün manşet oluyordu” diye konuştu.

Soruşturma sonucunda tutuklandıktan sonra avukatlarının kendisini Metris Cezaevi’nde ziyaret ettiklerini ve ”dava konusu tapelerin suç unsuru olarak kullanılamayacağını” söylediklerini anlatan Yıldırım, ”Ben şunu düşündüm. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü’nü temsil ediyoruz. Fenerbahçe’ye gönülden bağlı çok sayıda taraftar var. Tapelerin suçlanmamıza konu olmayacağını bildiğimiz halde, suçsuz olduğumuzu anlatmak için açıklamalar yaptık” ifadesini kullandı.

-”Spordan anlamayan kişiler bu kanunu çıkardı”-

6222 sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’la ilgili de konuşan Yıldırım, ”İlk olarak, bizim hazırladığımız kanunda şike ve teşvik yoktu. İki toplantıda da söz konusu edilmedi. Maalesef spordan anlamayan kişiler bu kanunu çıkarmışlardır. Bu kanun sayesinde, fikir beyanı suç olarak kabul edilir hale gelmiştir” dedi.

Kanunun çıkarılması için hukuktan anlamayan kişilerle birçok yetkilinin bir araya geldiğini ve kanunun böylece çıkarıldığını öne süren Yıldırım, ”Bu kanun çıkarılırken, sporun gerçek sahibi olan kişiler, bizler yoktuk. Emniyet ve jandarma çıkarmıştı. Cezaevinde bizzat bana haber yollayıp bu kanunun değişeceğini söylüyorlar. Buradan söylüyorum, bu kanun değişecektir. UEFA’nın son kararıyla birlikte bu kanunun hiçbir özelliği kalmamıştır” diye konuştu.

-Cruyff’un kitabını hediye etti-

Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci’ye, Hollandalı eski futbolcu Johan Cruyff’un bir kitabını hediye etmek istediğini söyleyen Yıldırım, Cruyff’un bu kitabında, ”maçtan sonra hakemin odasına giderek bir kol saati hediye ettiğini” yazdığını ve kitabın, taktik de barındıran güzel bir spor kitabı olduğunu ifade etti.

Yıldırım’ın, ”Cruyff, kitapta hediyenin suç olmadığını söylüyor” diyerek kitabı sunduğu Ekinci de ”Yazın okurum” dedi.

”Suçlanmak önemli değil. Doğru suçlanmak önemli. 20 yıldır sporun içindeyiz. Spordan almak için değil, spora vermek için geldik. Spordaki durumumuza göre suçlama yapılmaması lazım” ifadesini kullanan Yıldırım, polis fezlekesinde, ”Aziz Yıldırım tarafından İlhan Ekşioğlu vasıtasıyla futbolcu İbrahim Akın’a teslim edilmek üzere İbrahim İşcan’a 100 bin dolar verildiği” iddiasının yer aldığını ve bu iddiaya çok üzüldüğünü anlattı.

-”Kul hakkı yiyor, iftira atıyorsunuz”-

Hakkında fezlekede yalan yanlış şeyler yazıldığını ve ilgisinin olmadığı suçlamalarla suçlandığını öne süren Yıldırım, şöyle konuştu:

”Suçluysam, suçumu çeker yatarım, problem değil. Önemli bir dava bu. Burada yazılan her şey tarihe yazılacak. İnsanlar, 40 sene sonra okuyacak burada yazılanları. Ama burada kul hakkı yiyorsunuz. Olmayan şeylerden suçluyorsunuz. İftira atıyorsunuz. Burada böyle şey olmaz. 60 yaşından sonra bizde adalete güvenme-güvenmeme meselesi oluşuyor. Ben Türk adaletine güvenmek istiyorum. ‘1 Mayıs 2011 günü İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile oynanan maçta Aziz Yıldırım’ın İlhan Ekşioğlu aracılığıyla İbrahim İşcan’a talimat verdiği, İşcan’ın Ahmet Çelebi’ye ulaştığı ve Çelebi’nin de İbrahim Akın’a 100 bin avro verdiği anlaşılmıştır..’ deniliyor. Bir kere, İbrahim Akın 100 bin avro almadığını söyledi. ’50 bin dolar aldım’ dedi. Bari bunları doğru yazın. Eğer biz bu suçları işlediysek, zaten telefonlarımız dinleniliyor. Suçlu olanlar bu konuşmaları tekrar yaparlar.”

-”Bizi suçlarken ciddi suçlayın”-

Mütalaayı yazan savcının vicdanının bunu kabul edip etmediğini soran Yıldırım, ”Bu iddialar doğrulanırsa kendimi Boğaz Köprüsü’nden aşağı atarım dedim. Doğrulanmazsa onlar istifa etsinler” dedi.

”Bu davanın içinde İlhan Ekşioğlu’nun ne işi var?”  diye soran Yıldırım, söz konusu tarihte Yusuf Turanlı’yı tanımadığını ve iddia edildiği gibi Turanlı ile hiçbir ilgisi olmadığını savundu.

Yıldırım, ”Bizi suçlarken ciddi suçlayın. Karar veriyorsunuz ama hiç ciddiyet yok. Ben mi bunu ispat etmeye mecburum, yoksa mahkeme mi yapmalı? Mahkeme benim lehime niye kullanmıyor? İlla beni mahkum mu edeceksiniz?” şeklinde konuştu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Ekinci de Yıldırım’a kızarak, ”Ne diyorsun Aziz Bey? Böyle savunma olmaz. Düzgün yapacaksın savunmanı. Karar vermeden hakkımızda karar vermişsin. Biz her sanığın ne düşündüğünü düşünürsek karar veremeyiz” ifadesini kullandı.

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin davanın tutuklu sanıklarından Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, savunmasında hakimlere, ”Sizler benim örgüt kurmadığımı, bu insanların örgüt üyesi olmadıklarını çok iyi biliyorsunuz” diyerek, beraatini talep etti.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada verilen aranın ardından Aziz Yıldırım savunmasına devam etti.

3 Temmuz sabahı, ”silahlı örgüt kurdukları” iddiasıyla gözaltına alındıklarını hatırlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Aziz Yıldırım ve arkadaşları, Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için silahlı suç örgütü kurmuştu. Evlerimizi aramadılar, bahçelerimizi de kazmadılar. Bu örgütün silahlarını kimse aramadı, sormadı… Sonradan anladık ki amaç ‘bir yerlerden bir örgüt bulmak ve bizleri oraya katmaktı ve öyle de oldu. Tam silahlı suç örgütü suçlamasına alışmıştık ki, sorgular başladı. Gördük ki 6222 sayılı yasa uyarınca ‘şike’ yapmışız. Herhalde ‘şike’ yapmak için ‘silahlı suç örgütü’ kurduk diye düşündük. Tutuklama müzekkerelerinde gördük ki, sadece ‘şikeden’ tutuklanmışız. Yine anladık ki, hakkımızda hüküm verenler şike suçunun cezasının daha ağır olduğunu anlayınca, sağ olsunlar bizleri silahlı suç örgütünden çıkartıp, şike maddesine sokmuşlar ve tabii ki tutuklandık. Bugün anlamaktayım ki, Aziz Yıldırım’ın aslında en özgür olduğu günlerinin başlangıç tarihiymiş 3 Temmuz.”

-”Televizyonlarda kendilerinden menkul adamlar türedi” –

Bu süreçte hakkında itibarsızlaştırma ve toplum önünde küçük düşürmeye dönük planların hayata geçirildiğini ileri süren Yıldırım, şöyle konuştu:

”Televizyonlarda, gazetelerde kendinden menkul adamlar türedi. Bizlere her gün küfreden, özel resim ve haberlerimizi yayınlayan, bizleri hedef alan, iki lafı bir araya getiremeyen bu şahısların birçok ortak noktaları vardı. Savcı ve polis onlarındı. Bizlerse karşıt güçler. Hep aynı ağızdan konuşuyorlardı, aynı yere bağlı olduklarını söylüyorlardı. Sözde bu haberciler savcıdan ve polisten, gizlilik kararı olan dosyadan bilgiler alıp basına sızdırma yarışına girmişlerdi. Aslında buna en güzel cevabı Savcı Mehmet Berk vermişti. Medyada ve basında konuşulanların yüzde 90’ının yalan olduğunu açıkça ifade eden savcımız, bu yalanlarla bir yıl boyunca kişiliklerimize tecavüz edilmesine de izin vermiştir. Gerçi aynı Mehmet Berk, ‘Sivas maçının sonucu böyle olmasaydı bu davayı açmayacaktım’ demek suretiyle davadaki ciddiyetini ve bakış açısını ortaya koymuştu; ancak biz anlamamıştık.”

Yıldırım, Futbolda Şike ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da yapılan değişikliğin de ”Aziz Yıldırım” yasası olarak lanse edilmesine karşın bu yasadan tek bir Fenerbahçeli’nin yararlanamadığını ileri sürdü.

– ”İddialar komikti” –

İddianame açıklanınca rahatladıklarını ifade eden Yıldırım, ”Çünkü iddialar yetersizdi. Hukuka açıkça aykırı şekilde toplanan deliller bizleri suçlamaya yetmezdi. İddialar gerekçesizdi, komikti. Tıpkı savcının huzurda verdiği iddianamenin diğer sureti olan mütalaa gibi. Ama iddianamede bir şey değişmiş, değiştirilmişti. Bizler bu sefer de ‘haksız ve ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü’ olmuştuk. Kısacası silahlı suç örgütünden soruşturulup, şikeden tutuklanıp, haksız ve ekonomik çıkar amaçlı suç örgütünden yargılanacaktık. Bu kadar telaşa, böylesine önemli makamları sırf bizleri buralarda yargılamak için bu durumlara düşürmeye ne gerek vardı. İstenilse bizler burada, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmak için dilekçe dahi verebilirdik. En azından devletin ciddiyetine gölge düşürülmemiş olurdu diye düşündük” şeklinde konuştu.

Yargılama başlayınca hak ettikleri saygıyı gördüklerini ve bu konuda müteşekkir olduklarını dile getiren Yıldırım, ”Yargılama tarafınızdan hızlı bir şekilde yapılıyordu. Yine tutukluyduk ancak daha da özgürdük. Tam bir şeylerin değişmeye, bazı oyunların bozulmaya başladığını düşünmeye başladık, bu sefer de ‘hızlı bir şekilde ceza vermek için yargılama yapıldığı’ dedikoduları çıktı karşımıza. Şu anda bu dedikodular ve sizlerle baş başayım” dedi.

– ”Örgüt kurmadığımı çok iyi biliyorsunuz” –

Hakimlere hitaben, ”Sizler benim örgüt kurmadığımı, bu insanların örgüt üyesi olmadıklarını çok iyi biliyorsunuz” diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kenan Yaralı’ya şike parası yollamadığımı, İbrahim Akın’a hiçbir Fenerbahçeli yöneticiden para gitmediğini, bu paralar tespit dahi edilmeden suçlandığımızı, kulübüyle sözleşmesi devam eden bir oyuncuya ‘transfer şikesi’ teklif edilemeyeceğini, Sivas’taki çantanın içinde şike parası değil, biletler olduğunu, Ümit Karan’a, Bülent Uygun’a, Sezer Öztürk’e, Emenike’ye şike veya teşvik teklifinde bulunmadığımızı konuşmalardan açıkça anlıyor, biliyorsunuz. Üç tarlanın şike söylemi olduğuna kendisi bile inanmayan savcı gibi sizler de eminsiniz. Bu tür söylemlerle bizlere ceza verilmemesi gerektiğini… Biz de herkes kadar temiziz derken, diğer takım ve yöneticilerin tapelerini çok iyi biliyorsunuz ve bin 300 tapeden tarafıma ait 103 tapeden bir tanesinin bile bu nitelikte olmadığını biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti ve Fenerbahçe’den başka aşkımız ve zayıf noktamız olmadığını, Fenerbahçe’ye ve bizlere yaşatılanları hak etmediğimizi biliyorsunuz. Bu ülkeyi, bu vatanı bölmeye çalışanlara övgü ve ayrımcılık yarışında olanların, konu biz olunca nasıl acımasız olduklarını görüyorsunuz.”

Hakimlerin bildiklerini okumaktan vazgeçmemelerini isteyen Yıldırım, ”Çünkü Aziz Yıldırım’ın bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bildiği ve inandığı yolda yürüyeceğini tüm kamuoyuna ilan ederim. Vereceğiniz karar sadece Aziz Yıldırım’ın bağımsızlık kararı olmayacaktır. Bu karar, aynı zamanda Türk yargısının bağımsızlığına dair olacaktır. Bilinmelidir ki, adaletsizliği engelleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir ancak mücadele etmediğimiz hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır” şeklinde konuştu.

-UEFA’nın verdiği karar-

Aziz Yıldırım, savunmasında, UEFA’nın, Fenerbahçe’nin Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceğine dair kararına da yer verdi.

Yargılamanın özel yetkili mahkeme yerine spor mahkemesinde görülmemesine anlam veremediklerini kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Spor hukukuna ait bir ihtilafın neden spor hukuku düzenlemeleri tahtında çözümlenmediğini defalarca sorduk, söyledik. Bu sırada bunu birileri daha söyledi. UEFA… Evet, Fenerbahçe üzerinden oynanan oyunların bittiği bu günlerde UEFA, ders niteliğinde bir karar verdi bizlere, hepimize. Aslında bu kararda önemli olan kararın kendisi ya da sonuçları değildi. Karar, sadece spor hukuku yargı organlarının yaptığı yargılamayı esas alıyor, özel yetkili organize ve özel yetkili savcılığın hiçbir işlemi ve tasarrufunun adı dahi anılmıyordu kararda. Bizlerin haklıyken peşinen haksızlığı seçeceğimiz yegane durum; Türkiye Cumhuriyeti menfaatleridir. Bu kararınız Fenerbahçe’den öte Türk futbolunun geleceği ile, itibarı ile ilgilidir. UEFA kararı göstermiştir ki, yapmış olduğunuz bu yargılama, spor hukuku hükümleri itibarı ile tanınmamakta; hatta UEFA’da aleyhe durum ve delil olarak dahi değerlendirmeye tabi tutulmamaktadır.

Uluslararası kurum ve kuralların Türk ve dünya futbolu üzerindeki hakimiyeti kamuoyunun malumudur. Bu nedenle sizlerin sırf soruşturmayı yapan polis ve savcıları incitmemek, kamuoyunun bazı kesimlerini tatmin etmek ya da belki de Aziz Yıldırım’ın tasfiyesini sağlamak için sadece vicdanen vereceğiniz karar, inanın Türk futbolunun sonu olacak ve futbolda Türkiye’nin her platformda lekelenmiş, damgalanmış 3. dünya ülkesi muamelesi görmemiz sonucunu doğuracaktır. Unutulmamalı ve şu sıralar sıklıkça hissedilmektedir ki, Türkiye her geçen gün damarlarındaki asil kanın farkına biraz daha varmak zorundadır.”

Aziz Yıldırım, sözlerini, ”Sayın makamınız tahtında tüm Türk yargısına olan inancımı yineler, son sözümüzün ‘Bu sevda bitmez’ ve ‘Her koşulda Fenerbahçe’ olduğunu dosta, düşmana ilan ederim. Bununla birlikte mütalaada yer alan itham ve iddiaların asılsızlığı yapılan savunmalarımızla açıkça ortaya konulmuştur. Hiçbir maçta şike ve teşvik yoktur. Şike teşebbüsünde bulunulmamıştır; teşvik primi verilmemiştir. Tüm kamuoyunun malumu olduğu üzere, tüm hesaplarımız resen atanan bilirkişi ve Dernekler Masası tarafından incelenmiş ve hiçbir hukuka aykırı tasarrufa ya da usulsüzlüğe tesadüf edilmemiştir. Bu gerçeğin sayın mahkemece tespit edileceğine dair olan inancım tamdır. İş bu açıklamalar ve tespitler tahtında tahliye ve beraat yönünde karar vermenizi talep ederim” diyerek tamamladı.

Yıldırım, hakimin sorusu üzerine, ceza verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünden yararlanmak istemediğini de tekrar etti.

Aydın Bolak Kimdir Kısaca

Aydın Bolak Kimdir,

Aydın Bolak Kimdir? Biyografisi,

Adı Soyadı : Ahmet Aydın Bolak
Doğum tarihi : 13.08.1925
Doğum yeri : Balıkesir
Mesleği : Hukukçu – İşadamı
Mezun olduğu okul : İst. Ünv. Hukuk Fakültesi
Eşinin adı : Ayşe Selma
Çocukları ve doğum tarihleri : Halil Doğan 1961

13 Ağustos 1925 yılında Balıkesir’de doğdu. Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Balıkesir’e maiyyet memurluğu, kaymakam vekilliği, kaymakamlık ve avukatlık yaptı. Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer aldı ve CHP Balıkesir milletvekili olarak 1961-1965 yılları arasında parlamentoda bulundu.Vakıfların yeniden kurulmasını sağlayan 903 sayılı kanunu o teklif etti. Uzun süre Türk Petrol Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı bilahare ayrıldı.Hayırsever ve medeniyet görüşü olan bir insan.

Türk Eğitim Vakfı, Türkpetrol Vakfı, Göğüs Cerrâhisi Vakfı, TÜSEV-Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı, TEMA Vakfı, İstanbul Trafik Vakfı, Türk Mûsıkîsi Vakfı gibi çok sayıda vakfın kurucu ve yöneticileri arasında bulunmaktadır.
1965’den sonra ticârî ve sınâî alanlara girmiş ve başta petrol, turizm, gemi inşâ, nebatî yağlar ve gıda gibi konular olmak üzere çok sayıda şirkete kurucu, hissedâr ve yönetici olmuştur.Ahmet Aydın Bolak evlidir, bir oğul, iki torun sahibidir.

Gürsel Tekin neden istifa etti

CHP Genel Başkan Yardımcısı neden istifa etti?

Gürsel Tekin istifası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in dün sabah saatlerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun masasına “İstifa” dilekçesini koyduğu CHP kulislerine düştü.

örüşmede Tekin’in MYK’daki bazı isimler ile son dönemde il kongrelerinde ismi geçen bazı partililere yönelik eleştirilerde bulunarak “Ben onlarla aynı MYK’da bulunmayı, aynı yönetim anlayışıyla hareket etmeyi kabullenemiyorum” diyerek istifa dilekçesini Kılıçdaroğlu’na sunduğu ileri sürüldü. Kılıçdaroğlu’nun ise istifayı kabul etmediği belirtiliyor.

23 Nisan Şiirleri İki Kıtalık

23 Nisan Şiirleri kısa

23 Nisan Şiirleri 2 Kıtalık

23 nisan

Geldi 23 nisan
Herkez sevinçli olsun
Erken kalkıp gidin okula
23 nisanınızı kutlayın

Giderim oyunlar oynarız
Yürüş yaparız
Güzel şeyler yaparız
23 nisan çok güzel

ÇOCUK BAYRAMI ŞİİRİ

Arkadaşlar, sevinelim,
Hep gülelim, eğlenelim;
Sıkılmasın hiç canımız;
Çünkü bugün bayramımız…
Oyun, alay, dernek düğün,
Hepsi bizim işte bugün…
Çocuklara hor bakmayın;

İncitmeyin, esirgeyin…
Ana yurdun oğlu, kızı,
Umut veren şen yıldızı.
Yarınları parlatacak;
Şenlenecek her bir ocak…
Korunacak cumhuriyet,
Yükselecek bu memleket…

Ekrem ŞENOZAN

23 Nisan

23 Nisan’da açtı Büyük Meclisi.
Meclise oldu başkan Atatürk’ün kendisi.
Dedi: Kendin yönetir halkın kendi kendisi.
Bu millete yakışan en iyi demokrasi.

23 Nisan

Atamızdan armağan
Bu mutlu gün bize
Sevinsin her türk
Bu bayram hepimize

Biz çocuklar buradayız
Hep gülüp oynamalıyız
Atamız bize verir bayram
Biz bu bayramı kullanmalıyız

Burcu Çarıkçı

23 Nisan

Bugün ne mutlu bize,
Haydi hep gülsenize,
Müjde dağa, denize,
Geldi 23 Nisan.

Sokaklar dolu bayrak,
Yollara kurulmuş tak,
Şöyle bir etrafa bak,
Geldi 23 Nisan.

Fahrunnisa Elmalı