2012 Sevgililer Günü Mesajları

Sevgililer günü özel mesajları 2012
2012 sevgililer günü için kısa mesajlar

Sabahları seninle dogar içimdeki güneşin,gülücüklerinle sıcaklıgımı arttırır ve batmazcasına daha çok ısınırım…Kaynagı sevgi olan ne batar ki hayatta ?

İçimden bir şiir yazmak geldi, Yazıyorum,çünkü seviyorum, Seviyorum,çünkü hissediyorum, Hissediyorum,çünkü yaşıyorum, Yaşıyorum,çünkü seninleyim!…

Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak. Sevgililer günün kutlu olsun!

Sevgilim nerdesin, Gecenin bak kaçı olmuş, Ben hala aşkımıza nöbetteyim, Gözlerim dolmuş, içim burkulmuş, Ben senden hiç gidemedim ki Hala SENDEYİM…

Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin… Bil ki çok özlendin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Kalbimdeki aşka, dudaklarımdaki gülüşe, akan gözyaşlarıma, yalnızca sen layıksın… Çünkü benim için çok özelsin aşkım…

Maviler giyer bulut olurum, yeşiller giyer bahar olurum, bakarsın bir gün beyazlar giyer senin olurum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Yağmurun toprağa kavuşması gibi… Bir toz kalkar yüreğimden, aşkınla yıkanırım…

Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için aşığım sana!.. Sevgililer Günün kutlu olsun birtanem, seni çok seviyorum.

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim…

Seni sevdiğim kadar yaşasaydım ölümsüzlüğün adını aşk koyardım… Sevgililer günün kutlu olsun biricik aşkım!

Sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat. Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!

Konuşmadan Önce DİNLEMEK, Yazmadan Önce DÜŞÜNMEK, Harcamadan Önce KAZANMAK, Vazgeçmeden Önce ÇABALAMAK lazım.

O sessiz aksamda ay ışığı geceme girdi, karanlıkta kalan kalbimi aydınlattı, ardından yakamozun ışıltıları ressamları kıskandıran resmini yansıttı deryaların kalbine bebeğim…

Gecenin karanlığındasın, güneşin ışığında, Suyun damlasında, selin coşkusunda Kimi yanımdasın kimi rüyamda Ama hep aklımdasın sakın unutma…

Elbet rüzgar ve deniz taşır emanetlerini, Bekle gün gelir güneşim bulacaktır seni, Akşamları balkona çık, gözlerini kapat, Rüzgar benim yerime öpecek seni…

Sana Binlerce Gül Vermek Isterdim Ama Güller Solar, Sana ömrümü Vermek Isterdim Ama Bir Gün ölecegim, Sana Sadece Sevgimi Veriyorum Sonsuza Dek Süreceği Için..

Ne zaman tutsam ellerini gözlerimin önünden mevsimler geçer, ne zaman gözlerin gözlerime değse samanyolundan bir yıldız düşer. Sevgililer günün kutlu olsun!

Denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. Mavi gözlerini özlüyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Bu sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.

Ne zaman tutsam ellerini gözlerimin önünden mevsimler geçer, ne zaman gözlerin gözlerime değse samanyolundan bir yıldız düşer. Sevgililer günün kutlu olsun!

Denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. Mavi gözlerini özlüyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi… Bizim de sevgimiz hep yaşayacak ve daha da güçlenecek sevgilim. Nice sevgililer günlerinde birlikte olmak dileğiyle…

Kuyruklu yıldızlar vardır, dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm, o da sensin birtanem.

Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak. Sevgililer günün kutlu olsun!

Bir yudum sevgi koskoca bir okyanusa bedeldir. Şimdi uzaklarda senin bir yudum sevgine hasretim sevgilim. Seni hasretimi tüketircesine kucaklıyorum.

Sesini duysam da her an görmek gibi değil. özlediğimi bil, her an hiç bir şey seni sevmek gibi değil..

Aşk günah olmayacak kadar masum, köle olmayacak kadar özgür, ulaşılmayacak kadar derin, unutulmayacak kadar yakın seninle yaşanacak kadar özeldir.

Bazen anlatmak zor geldi korktum, bazen cesurdum sen yoktun, ve artık bir karar aldım söylüyorum. Seni Çok ama Çok Seviyorum.

Sana Ne Demeliyim Bilmiyorum GüneşIm Desem Güneş Batıyor, Hayatım Desem Hayat Kısa, Gülüm Desem Oda Soluyor, Sana Canım Demeliyim Çünkü Bu Can Seninle Yaşıyor..

Bir rüzgar eserse oralara, sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına, cevabını sevgimden ıslandığın yağmurlarla yolla.

Aşkına döksem gözyaşlarımı, elinle bir defa silecek misin? Şu kalbimi sana versem, bir gün gelecek sevecek misin?

Sevgilime En Güzel Mektup

Sevgiliye Güzel Mektuplar
Sevgiliye Aşk Mektubu

Sevgilime Mektup
Her gün gözlerinde yeniden dogmak icin avuc iclerine bir bebek gibi kivrilip soluklarina gömülüyorum yine. Kirpiklerine yaslanmis rüzgarlarin kanatlarina uzanip gözlerinin huzurunu soluyorum. Yalnizlik anbarindan bir dirhem sevgini dudaklarima degdirip sana geliyorum. Topraga mevzilenmis günese seni anlatip sonsuzluga ciziyorum güllerin gözyaslarinda yikanmis ismini.

Ben gözlerine kangren acilari sermeye degil; yüzünün cografyasinda cicek acmis gülüsleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum. Yasadigim sehrin tüm isiklarini söndürüp yüreginin aydinliginda karanliklarimi ezmeye geliyorum. Haydi gözyaslarinla sil terli yüregimi, gülüslerinle öp seni kirpiklerinden kiskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarimin kurak topraklarina.

Bir yudum mutlulugun hazzinda vur beni. Gözlerim, gözlerinden baska yurt bilmesin. Dizlerim, yüregin gölgesinde topraga sarilip son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine. Saclarindan örülmüs daragacindaki urganim olsun parmaklarin. Zehir olup dolassin damarlarimda keskin bakislarin. Simdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve sah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarina. Bal diye kana kana icsin damarlarim ölümün zehrini. Ne olur üzülme hicranim. Ölüm, senin kollarindan gelmeli. Cünkü; sen benim yüregimin satirlarina örülmüs ölümsüzlügümsün….

SEVGİLİM

Sen…Yüzümdeki gülüşlerin,ellerimdeki terlemenin,yüreğimdeki deli atışın sebebi…Her gece uykum,her sabah güneşim.Yıldızım,ay’ım,akan kanım.Bitmeyen masalım.Bahçedeki çiçeğim,çiçekteki rengim.Gökyüzüm,denizim,mavim sen…
Sevdamın adresi,aşkımızın menzili,içkimdeki tat,yaşadığım hayat sen…Sebebim,niyetim,geleceği m,geçmişim,bilinmezl iğim,belirsizliğim,kararlılığı m,kararsızlığım sen…Bitmez yolculuğum,sonsuzluğum.Sen,göz üm,elim,yüreğim.Bebe ğim sen…
Hani gidecek olsan,yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.Üzülecek olsan,içim erir,kalırım öyle.SENİ ÜZEN BİŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.Kırıyorsam seni,bu benim dengesizliğimdendir,şaşırmışlı ğımdandır.Kendimle kavgalıyım ben.Bir yanım sana tutkun,bir yanım çok bencil.Kayboluşlara vuruyorum kendimi,seni üzdüğümü bilmeden.Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum.Ah ben,nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen…Bakma bana birtanem,içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.Seviyorum diyorsam seni,öyle.Gereğinden fazla ‘erkeğim’bazen,bağışla…
Seni bilirim ben,bir tek seni.Seni söylerim,seni duyarım her yerde ve her zaman.Sensiz olmaya gücüm yok artık,sensizliğe katlanmak benim harcım değil.Seni her şeyinle,ay parçası yüzünle,duruşunla,gülüşünle,ba kışınla,konuşmanla,ç ocukluğunla,olgunluğunla,kızgı nlığınla,şaşkınlığın la,güçlülüğünle,zayıflığınla kabul etmişim bi kere.NE DEĞİŞ,NE DE DEĞİŞTİR BENİ.Biz ***** sevdik birbirimizi.Seni sen yapan ne varsa kabulümdür hepsi.
Seni özlemek diye bir şey de var bu hayatta ve bu bazen öylesine dayanılmaz oluyor ki…YOKLUĞUNU YAŞAMAYI BECEREMİYORUM,ÜZGÜNÜM.İçimdeki o ‘fazla erkek’yokluğunda çekiliyor bir köşeye ve ben güçsüzlüğümle başbaşa kalıyorum.Katlanamıyorum anla,sensizliği ‘yok’ hükmünde sayıyorum.Sensizlik diye bir şey yok,öyleyse sensiz kalmak da yok.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan,hangi göğün altındaysan önce o sonsuz maviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlara bak.Aşkımı,yüreğimi,içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum,tut onu.Tut ve bırakma…Ben maviyi sende buldum,beni BAŞKA RENKLERLE KANDIRMA…

Kitap İle İlgili Yazı

Kitap Hakkında Yazı
Kitap ile ilgili Yazılar

Okuma Kitaplarım

Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.
Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman gelece*ğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler … Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parça*yı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünür*düm.
Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilik*ten başka bir şey düşünmezlerdi.
«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?

Ziya Osman SABA

Bana Kitaplarımı Verin!

Okumak hayatın en zor işi belki de…

Kitaplar; keşfedilmeyi bekleyen bir umman, sevgi iklimiyle yoğrulmuş, buram buram kokan, rengarenk çiçeklerle bezeli bir cennet bahçesi…

Gönlümüze nazlı bir sevgili edasıyla akacak karşı konulmaz bir cazibe, yalnızlığımızı paylaştığımız vefakar bir arkadaş, dara düştüğümüzde başvurabileceğimiz kadim bir dost…

Dost edindim her birini kendime ben. Şiirleri, öyküleri, dün akşam okuduğum kitaptaki Ayşe’yi, Sefer’i, Dursun Dayıyı, figür olsun diye konmuş pek iyi tanımadığım üçüncü şahısları…

Bazen dostluklarını düşlerime davet etmekten korkarım. Karanlık, kapkaranlık bir hayaldir bu bendeki. Bazen onlarla birlikte bir katille arkadaşlık ederim; bazen bir sevgili, bazen de kıskanç bir aşık olurum. Herhalde en çok bu yönünü seviyorum kitapların. Her kitapta bambaşka biri oluyorum. Yeniden doğuyorum hayata…

Hayatta hiç yaşamadığım, belki de hiç yaşayamayacağım hayallerimi yaşatırlar bana. Zaten onlar olmasa hayallerim de olmaz.

Bir an olsun uzaklaşırım onların ikliminde dünyanın gamından, kederinden… Bazen göz bebeklerimde asılı kalan garip bir sızıyı, bazen yüreğime ümit tomurcukları serpen serin bir rüzgarı, bazen de rahmetin ufuklarında çiseleyen, kuraktan çatlamış gönlümü sulayan bir bahar yağmurunu barındırır kitaplar.

Bir hikaye bitti az önce… Gönlümdeki gazel seni söylüyor, seni heceliyor şiirin her mısrası. Senden bahsediyor kuşlar, ağaçlar, yer, gök… ve sana yöneliyorum ruhumun her zerresiyle, sana bağlanıyorum her kelimede anbe an, seni solukluyorum kelimelerin nefeslerinde, buram buram kokuyor gül-i reyhan nefesin sayfayı her çevirişimde, seni sayıklıyorum kitabım göğsümün üzerinde uyuyakaldığım her gecenin seherinde, boncuk boncuk terliyorum sabahlara dek…

Biliyor musun, sayfalara sinmiş senin kokun.
Biliyor musun, sana bağlanmışım her cümlede…

Geçenlerde okuduğum şiirin bir dizesi geldi aklıma. Aklımı taktım kafiyeyi oluşturan yumuşak “g” nin çengeline zülüflerine taktığım gibi. Bana senden haber verir mi diye bekledim. “h” dinlenmek için otak oldu bana, “u” ile susuzluğumu giderdim.
Nedense “s” den haber çıkmadı. Komşusu “ş” ye gittim, seni sordum. Güler yüzle karşıladı beni her ne kadar sert olsa da. Teskin etti.

Kendimi buluyorum her zerrede. Memleketimin sisli havalarına bağladığım umutlarımı, ayrılıklarımı, heyecanlarımı, amansız bir hastalığa yenik düşen annemi, babamı, hiç usanmadan anlattığı hikayelerini dinlediğimiz dedemi, kuyruğuna teneke bağladığımız can havliyle sokak sokak kaçan kedileri, başbaşa verip ayazlı gecenin kutup yıldızına dilek bağladığımız zamanları, akşama kadar patlak bir topun peşinde koştuğumuz ilkokul günlerini, tebeşire benzeyen bir taşla tahtayı karaladığım günleri, gönlümü kaptırdığım; ama bir türlü açılamadığım…

Bundan da ötesi seni buluyorum çevirdiğim her sayfada, beni buluyorum…
Şâir, hükmünü kağıda söyler. Gönlünün fermanıdır her kelam. Kalem erbabı kendi dünyasını oluşturur hayal alemlerinde. Malzemesi; sevgi, şefkat, gözyaşı, kelimeler ve el değmemiş hayalleridir. Hayallerini kelime tuğlalarıyla inşa eder sevgiyle, şefkatle… Emek işidir kelimelerle hayal dünyasını inşa etmek. Gelişigüzel bir sıralanış değildir kelimelerdeki ahenk. Tek tek, yavaş yavaş şekillenir kelimeler arasındaki samimiyet. Duvar ustasının tuğlayı dizmesine benzemez bu. Emek ister, sevgi ister, fedakarlık ister, şefkat, samimiyet ister…

Ben şimdi o emeği solukluyorum kitabımın büyülü ikliminde. Sana bırakıyorum dünyanın debdebesini, gamını, kederini… Sana bırakıyorum her şeyi. Bana kitaplarımı verin, dostlarımı, arkadaşlarımı. Ben onlarda buluyorum kendimi, ümitlerimi, hayallerimi… Onlarla inşa ediyorum kıskanç gözlerin dokunmadığı dünyamı. Yarınları sana bırakıyorum.
Ben kendimi aldım, bir de kitaplarımı.
Gidiyorum…
Hayallerimi yaşamak için!..

Eşref YILMAZ / Kumru – 2002

Beni Sevmek Yürek İster

Ne akılı gördüm deliden de beter
Ne deli gördüm akıllı geçinen
Bana bakma öyle şaşkın şaşkın
Beni sevmek yürek ister

Bazen dalar giderim uzaklara
Bazen kendimi bırakırım
Rüzğarın kolarına
Aklım terketmiş beni kaçarım
Kaçarım gerçek sevgiden
Sorarım sana
Varmı sende benim gibi delilik
Sever durursun umutsuzca

Ağız tadım perişan
Sigara üstüne sigara yakarım
Özlemi hasreti çekerim
her seferinde
Kendimle hesabım
Bilemedin sevginin kıymetini
Eğer istersen sende benden sevgimi
Beni sevmek yürek ister
Beni seveceksen eğer ki
Cehennemde yanmayı göze alman gerek

Şu yazdığım gerçek
Sana deli saçmalığı gelecek
Sanmaki hayat yanlız çekilir
Sıcak çorbaya hasret gidersin
Kendine lanet edersin
Kör olduğun aşk yüzünden
Doğru bir karar veremezsin

Şimdi gel desen
Bugünüm yarınım ol desen
Koşa koşa
sana gelebilir miyim
Sevgimle duygularımla
O büyük aşkımla kadınlığımla

Ben gelmek istesem de
Kök salmışım cehenneme

Ben ben olabilmek için yürek ister
Beni bende bulmak için emek ister
Beni sevmek için cesaret gerek
Beni sevmişsen eğer ki

Cehennemde yanmayı göze almışsın Cehennemde yanmayı göze almışsın demek…

Kıskanırım Seni Herşeyden

seni gözümden sakınır elimden kıskanırım
bedenimde oynaşan ruhumdan sakınırım
kalbim gözüme kızar da
seni görür diye görmesine kızarım

soluduğun havaya musallat olurum
onunla hayat bulduğun için yanarım
güneş açar üzerine doğar ya
ben güneşe kızar ona düşman olurum.

bazen ses olurum kulağında çınlarım
yüreğine konar sana hayat olurum
bana kızsan biraz da kırılsan da
ben yine de senin yoluna kurban olurum…

Aşk sendin…

Bir balıkçının oltasına takılan umuttu aşk.
Gökkuşağının pembesiydi.
Belki bir martının kanadında…
Belki bir çileğin kırmızısında…
Küçük bir çocuğun dondurmasıydı aşk.
Aceleyle yazılmış hasret kokan bir mektuptu.
Bazen bir damla göz yaşında, bazen dudaklardaki bir gülümsemede gizlenen duygu seliydi.
Sırılsıklam olmaktı aşk yağmurda.
Bir şampanyayı yudumlamaktı ay ışığında.
Bir kahkahaydı aşk.
Gülümsemekti acılara.
Ve bir öpücüğü paylaşmaktı yiten günün ardından sevgiliye verilen bir ince kır çiçeğiydi aşk…
Bir çift kara gözdü…
Her gün yenilenmekti aşk aslında hiç değişmeden.
Bir melodiydi sevgilinin sesinden sonsuzluğa uzayan.
Aynı rüyayı görmekti.
Yağmurun kokusuydu aşk…
Yosun kokan beyaz köpüklerin türküsüydü.
Bir hayali paylaşmaktı ve yaşatmaktı o hayali.
Hayata sarılmaktı sevgilinin siluetinde.
Aşk bir heyecandı kaçamak bakışlarda sobelenen.
Özlemekti aşk…
Seni özlemekti…
Aşk sendin…

Ayrılıyorum…

Bazen dostlarim soruyorlar…
ne zamandır yanlızsın.
sahi ne siz ne zaman ayrilmiştiniz diye
ocak diyorum buz gibi bir kıştı..
bir pencerenin önünde duydum ayrilik haberini.
“o artik yok.” gibi bir cümle döküldü dudaklarimdan…
efkar..

Dostlarim soruyor bazen siz ne zaman ayrilmiştiniz diye
ağustos diyorum kan ter içerisinde kalmiştim.
ellerimden poşet gibi torba gibi önemsiz birşey kayip gidiverdi..

dostlarim bazen soruyorlar ne zaman ayrildiniz siz sahi.
bahar diyorum bazi çiçekler açıp açmamakta kararsizdi.
geçikmiş yağmurlar vardi..
birden bire gitti…

dostlarim soruyor bazen ne zaman ayrilmıştınız diye;
son bahar diyorum.. galiba eylül
baba olmayi bekleyen gözleri ışık ışık
avazi cıktıgı kadar bağirmayi hazırlanan neşe içerisinde bir adamdım…
anneyi ve bebeği kaybettik. dedi
sana çok benzeyen bir hemşire

dostlarim soruyorlar ne zamandır yanlızsın
ne zaman ayrildin sen diye..
biLmiyorum…
herzaman soruldugunda yalan söylüyorum..
galiba ben her sabah uyandigimda senden yine ayriliyorum..

AŞKIMA ŞiiR


işte ben sensiz geçen bir güne daha merhaba diyorum.
Tadı yokki bir somun ekmeğin,suyun,
Soluduğum havanın,
Tadı bile yok ne şekerin ne tuzun.
Yokki sevenim,
Ben çiçekleri bile sevemem korkarım dikenlerinden.
Ben aşık olmadım,belki oldum göründüm.
Yaşamımdaki aşkı,
içemedim ki o duyguyu acımı tatlımı.
Sabır, sabır çektikçe ufalanır parçalanır yüreğim…
Beni bugün benimle bırakın acılarımla,
Tükenip giden umutlarımla.
Uğraşmayın benimle,
Acımayın boş çuvallar gibi atın.
Atın ne fark eder ki…
Vurun be vurun;
Birde siz vurun,ne yani vurulmadık yerim mi kaldı?
Korkmuyorum ölmekten,
Artık ölüm bile bana boş geliyor.
işte ben bunlerı yaşıyorum.
işte ben denizim.
Azgın dalgalara kapılmış bir gemi,
Yokki yok gidecek hiç bir yeri.

Aşkım bu mısraları içimden geldiği gibi
yazıyorum
Biraz duygusal oldu ama bu gece şairliğim tuttu.
Ve ağlıyorum AĞLIYORUM..!
Seni bilmesemde görmesemde ne fark eder ki ben senın o tertemiz yüreğini seviyorum.

seni ilk gördüğüm gün okul elbiselerin vardı,
seni ilk gördüğüm gün kalbim alevler içinde kaldı,
seni ilk gördüğüm gün allahtan istedim sei bana versin diye
seni ilk gördüğüm gün vurulmuşum ela gözlerine
seni ilk gördüğüm gün tutulmuşum can yakan tatlı sözlerine…

üşüdüğümde yorganım oldun bazen ıssız gecelerde,
yürüdüğüm de yoldaşım oldun bazen sessiz bom boş sokaklarda
düşündüğümde seni buldum hep hayallerimde
bu can var oldukça sen varsın her her yerimde…

bir su damlası kadar yalnız ama bir yağmur damlası kadar kalabalığım
bir kelebek kadar kısa ömrüm ama bir tarih kadar ebediyim
bir harf kadar anlamsız ama bir cümle kadar sonsuz AŞKIM…

gözlerimdeki özlemim kalbimdeki en büyük yerin
sana olan bu sevgim
hiç bir zaman dinmeyecek!!
içimi ısıtan sözlerin
ruhumda atan kalbin
uçsuz bucaksız mehtap gibi gözlerin
hiç bir zaman ölmeyecek!!…

aslında gece gündüze sevdalıdır
gündüz geceye,
bu yüzden en çok şafaklarını severler zamanın
gündoğumlarında gece gündüzü dinler
günbatımlarında gündüz geceyi,
insanlara duyuramasalar da seslerini
ikisinin de tek şey vardır söyledikleri birbirlerine:
Özlüyorum Seni..

(ve ben şimdi ne seni yazacak kadar özgürüm ne yazamayacak kadar deli.)

seni kalbime yazdım
aşkımı şiirlere
bir sana yenildim ama
bir de sana kıyamadım
kendi hayatıma kıydığım gibi…

seni yıllara yazdım
yıllarca sevdim
yıllarca bekledim
ve her yıl bir asır oldu
sensiz her anın yıl olduğu gibi…

seni camlara yazdım
her yağmur arkasından
ve her yağmurda ağladım bulutlarla
sana ve aşkıma ağladım
öksüz bir çocuk gibi…

seni şarkılarıma yazdım
söylendin mısralarda
ama ne yazık ki hep kederli şarkılar
meylere meze olanlardan
benim aşkına ziyan olduğum gibi…

Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum

Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!

Seni sevdim ben.

Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….

Aşkıma

Arayıp sormasanda …

Beyazlar içinde rüyanda görmesende

gecelerce adımı sayıklamasanda

olsun canım varlığın yeter

düşüncelerde seyehat

Ufuklara savruldu gözlerim gecede,
dünya üzerimeyikiliyor,şu küçük tepede
savur beni…olmazsa yureğimi rüzgar
içimde zaten firtina dolu pişmanliklar
sensiz carklara takildim gidiyorum
reddettigim fikirlerden takdir bekliyorum
insanlar deniz,insanlar okyanus,insanlar damla
gerçi zordur,zordur baskasini anlamak ama….
Bilirmisin ne zordur anlayinca insanlari
aynalar yabanci,yabanci su gulen yuzum
hayatim darmadagin,dusuncelerimdenedir cözüm?
Bazen en buyuk huzunle takilirim geceye
övgüler,sitemler….dizeler yazarim sevgiliye
sonradan aci gelir,karsiliksiz sevdalarla ugrasmak
düşünürüm yarini ve sonrasini yuregim yanarak
düşünürüm zaman hizla geciyor
daha dün dediğim mazi olmus gidiyor
bazen gidebiliyosun coskun irmaklara katilip
agitlara,acili bir türküye eşlik ederek
duyamadigin sesinle,haykiriyorsan içini ezerek…
Yasamak zor gelir,gülmekte,bir dert biter bin gelir
aci tebessume dolasir dudaginda,eller guluyo bilir
duygulu olma,dusunceli olma yoksa hep
paylasirsin huzunleri,üzülmek için bulursun sebeb…..
Geciypr geciyorda yillar
ben yasadim….yasiyorum diyecek neyim var?
Beni anlarmi insanlar gunlerce bagirsam,
yanliş birseyler var,yanlis sürüupr yaşam………….

yanlış bilmeyin beni

yanlış bılmeyın benı
mahcup bırıyım dıye
bende sevdım
hemde delıcesıne
bır bakısla bıle yuregımın hopladıgı cok oldu

yanlış bılmeyın benı
sevdım bazen yuzu guzel
yüreği çirkin birini
bazen hem yuzu guzel hem yuregıgüzeli sevdim..
söyleyemedım..

yanlış bılmeyın benı
sevildim de
imzasız mektuplar aldım
içimde gizli bır sızı kalsada
sevindim sevıldıgıme
bir mektup arkadasıda sevdı benı
ama hıc kımse ılk goruste sevemedı sevemezde…

yanlış bılmeyın benı

şarkılarla agladıgım oldu
…..ölümü düşündüm care dıye
güldüğüm oldu aglayısıma
sevmeden yasadıgım o gun ıse olnmadı

yanlış bılmeyın benı
yar dıye sevenım azsada
dost dıye sevenım cok oldu
dert anlatmaktan cok dert dınledım
cok kez umutsuzken umut verdım
içim aglarken gulumsedım

yanlış bılmeyın benı
guldum eğlendımde
eller gıbı olmasada
kahkaha atmısımdır,belkıde…….

İnsan bazen

İnsan bazen hayatta küçükte olsa,
Tutunacak bir dal arıyor.
Yaşamak için bir umuda,
Başını yaslayacak bir omuza, ihtiyaç duyuyor.

İnsan bazen hayatından beziyor, bunalıyor,
Kendi ipini kendi çekesi geliyor.
Hayata da isyan ediyor,
Kendine de,bir sürü sorular soruyor

İnsan bazen kendini ifade edemiyor,
Acılara kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Mutluluk kağıda kolay dökülmüyor,
Yazdıkça kelimeler kaleme dolanıyor.

İnsan bazen sevgi arıyor ilgi arıyor,
Tam birilerini buldum diyor!
Bu hayatta, beni bir kaç kişi anladı;
Onlarda yanlış anladı…
By: Oğuz Demirci
27-02-2012

Ceyhun Yılmaz Çok Sevmişti

Herhangi bir geminin. Limandan ayrılmasına bile ağlar oldum…
Sonra akşamların gelişi gündüzlerin vedası üzdü beni.
”Sayende yaşadığıma bile efkarlanıyorum”.
Artık gerisini sen düşün.
Sebepsiz hüzünlerdir benim kirpiklerim.
İster istemez öpüp kaçarlar beni.
Hiçbir şey olmamış gibi.
Nasıl bir selamına mutlu oluyorsam….
Sensizliğimde bir yağmur damlası.
Bazen kahrediyor beni.
Genç ölücem belki…
Belki yaşayanlar kendi nefeslerine bile,
İnanamayacaklar öldüğümde.
Elbette her veda gibi hüzünle uğurlanacağım..
Kimileri üzülecek kimilerinden fazla.
Az yaşadı diyecekler benim için
az yaşadı..
Ama Çok Sevmişti…

(CyhnYlmz)

”Her”ler & ”Hiç”ler

Beliki daha önce okudunuz belki ilk defa okuyacaksınız. Ben okudum çok hoşuma gitti. Okuyupta anlayabilene helal olsun dedirtecek türten…

Yitik emeller…
Sonuçsuz çabalar…
Hep aynı dönme dolaplarda varlığını bulan fikirler
Hepsi anlamlı yerine göre
Aynı zamanda manasız, hiç manasız
Her şey tezat
Her şey de hiçbir şey belki
Tüm sorun da bu ya
Bazen her eşy, bazen hiçbir şey
Hiçbir şey için yiten “her”ler
Herşeye rağmen ayaktaki “hiç”ler
Hiç “hiç” olmasa
Belki hiç “her” de olmayacak
Ama “her”den habersiz “hiç”ler
“hiç”ler içih mefta olan “her”ler
“Her şeyin bir sonu var” derler
Peki “hiç”lerin sonu yok mu
“hiç” deyince “hiç” mi oluyor sanki
Her “hiç”in arkasında milyonlarca “her” var
Ama “hiç”in boşluğuna sürüklenip
Kaybolup giden “her”ler
Peki “her”lerin altında hiç mi “hiç” yok?
Bilke var, belki yok
Bazen var bazen yok
Nereye kadar?!
Bu sahte düzen, bu düzenbaz aynalar
Arkası kapkara, yüzü parlak aynalar
Ne zamana kadar ışığı yansıtırlar?
Bir gün “her” ayna da bir “hiç” için
Yok olup kaybolacak
İşte o zaman “hiç”ler varlığını,
“her”ler yokluğunu anlayacak!!!

“HER”ler “her”liğiyle övünürken;
“HİÇ”ler “hiç”liğinde kaybolacak!
Ama bir gün “HER”ler de
Bir “HİÇ” olduğunu anlayacak!!!

-alıntı-

Hayat Bazen

Hayat Bazen?

Başladığın noktaya dönmekti bazen hayat,
Hem de,
Maziye dair donuk yaralar bırakarak,
Coşup coşup aniden durulmak,
Kaderin cilveleriyle sevinmek,
Gençliğin en ılık zamanlarındaydı bazen hayat,
Gökkubbeyi delicesine ayaklarken
İki kelime cümleyle dibe çakılmaktı bazen hayat,
Meclup bir bülbülde gülün kokusunu aramak,
Hercai sevgilide vefasızlığı okumak,
Ağlayan bir çocukta unutulmuşluğu hissetmekti bazen hayat
Mecnun olduğu hasret,
Mecbur bırakıldığı asalet,
Muhtaç kaldığı kudretti bazen hayat
Aslında sevmekti çoğu kez hayat
Çılgınca, korkakça, asilce ya da can gibi sevmek
Sevgiyi kan gibi damarlarına sindirebilmek
Ruh gibi sevgiyi de bedene sokabilmek
Bu işte bizim sevgili hayat,
Bilene ab-ı hayat,
Bilmeyene heyhat

Hemşireler Haftası Şiirleri

Hemşireler Haftası Şiirleri
Hemşireler Haftasıyla İlgili Şiir
Hemşireler Haftasıyla ilgili Şiirler

Hemşire

Amansız ANT takipçileri
Günboyu siz dokundunuz hastalara
Sekiz çarpı bir, belki de yirmidört çarpı bir
Esas siz sevdiniz onları
Boşuna dememişler ‘sevmek dokunmaktır’ diye
Bir yol bulmak istiyorum
Mutluluğu enjekte edecek
Bolus tarzında
Hemşirelerimin
Yoğun insan ilişkilerimin
En sempatik insanlarının damarlarına
Bir sorunu var hastanın; ateşi 39° C
Bir sorunu var hastanın; epileptik nöbet geçirmekte
Bin sorunu var hemşirenin
İnsanlar sağlıklı olsun diye

Gaffar Karadoğan


Hemşire

‘Sus sus sus! …
gürültü eteme
sigara da içme buralarda
Görmüyor musun
hasta var her yanda.
zarar vermeye hakkın yok
O insanlara…’

Doğru söylüyor hemşire ablam
Ne güzel bir insandır bilemezsiniz
Acıdan kıvranırken bana iğne yapıp
Acılarımı dindiren de odur.

O beyaz giysilerin içinde
O güzelim kepinle
Yüzündeki gülümseyiş
Gözlerindeki ışıkla
Sen ne güzel bir insansın
Hemşire abla!

Öneriyorum bütün kızkardeşlere
İyi ve güzel bir meslek
sahibi olmak isterseniz
beni dinleyin
hemşire olun siz.

Fevzi Günenç


Hemşire Abla

Beyaz önlüklü hemşire abla
‘Sus! ‘ yapıyorsun herkese
Ama hep sen konuşuyorsun

Ama nedense hemşire abla
‘Sus’ yaptığını görünce
Susup kalıyorum öylece

Yalancı hemşire abla
Hiç inandırıcı değilsin bence
Susan da yiyor iğneyi
Susmayan da koluna bir iyice…

Ahmet Yozgat


Hemşireler Gününe

anamla organik bağımı koparan
ilk oydu
hatta kıçıma vuranda
çığlığıma ortak olurken
bende onu ilk tanıdığımda
anamın ak sütü gibi giyinmişti boydan

onlar taze yağan kar gibi
çocukların ilk sevinciydi sıcacık
gözlerimizdeki yaşa ortak olan onlardı
bir aşı kampanyasında
onlar beyaz bir güldü toplum bahçesinde
sevgileri dikensiz yüzleri çiğ damlası

onlar beyaz karanfildi
hastane koridorlarında mis gibi kokan
onlar karanlık gecelerde
gökyüzünde dolunaydı
bazen bir kızılay çadırında
bazende
bir depremde yıkık bir evin içinde

bir sıcak eldi çığlıklara uzanan
savaşlarda onları gördük
kan damlamış beyaz formaları
kan çanağı olmuş gözleriyle
merhem oldular sızılı yaralara
bazen çok sevdik onları
yaşama sevincini paylaştıklarında bizimle
bazen kin kustuk
ölüm haberleri verdiklerinde
yine de beyaz bir güvercin gibi
kanat gerdiler bize

bazen bir ana kadar sıcak
bir baba kadar sevecen
bir arkadaş kadar sırdaş oldular
bazen’de bir güneş gibi doğdular
hastane odasının penceresinden hasta yüzlerimize
gülen bir çift göz gibi

onları anlatmak yetmez kelimelerle
onlar yüreğimizin en derin yerinde
bir umut ışığı gibi
duruyorlar öylece

Çetin Erdoğdu


Hemşireler Melektir

Oy hemşire hemşire,
Kalçam döndü kevgire,
Yavaş batır iğneyi,
Kimsem yok ki çevire

Kalmasa da takatin,
Öyle asma suratın,
Tatlı sözün ilaçtır,
Yüz aynası hayatın

Işık sensin, umut sen,
Dindir acım, uyut sen,
Yükü ağır meleksin,
Kendi derdin unut sen

Hasta ile yakını,
Cahilse yer hakkını,
Sabırlı ol ey melek,
Bilen bilir farkını

Sevgi, şefkat anasın,
Koyma yaram kanasın,
Cantekin’im hak yersen,
Cayır cayır yanasın

Mahmut Cantekin

Hayat Yolculuğu

Hayat Yolculuğu

Baştan sona muamma hayat denen yolculuk
Bir durak çok sıcaksa bir durak çok soğuk
Belki zifiri karanlık beklide kabuslu bir rüya
Bazen hayatın binbir çilekeşli uzun yolu

Hayat kuru bir yaprak gibi savurur
Beklide hiç istemediği bir yöne doğru
Tutunacak dalının olmadığı o anı
Kim ister ki engebelerle dolu yolu

Bazen sığınacak liman bulamadığında
Dost olan kimselere koşamadığında
Ufacık engeli bile aşamadığında
Nefesin düğümlenir kalır bağrında

Direnç gösterirsin yıkılmamak için
Oysa ardı arkası kesilmez artçıların
Yalpaladıkça oluverir tepetakla
Hayat denilen dipsiz çukurda

Alinti

Sevmeninde Bazen Gitmek oldugunu Bilmektir ask

Bazen bütün haksızlıklara, yok etmelere, yok saymalara susmaktır ve ne olduğunu, ne yaşadığını sadece senin bildiğin ama asla onun bilmediği cehennemlerde yanarken, kan kusarken, seni terk ederken de tebessüm edebilmektir aşk.

Ellerin üşürken tutmasını beklemek, avuçlarının hapsinde kalmayı düşlemek, avuçlarına can çeken parmaklarının isterikliğini durdurabilmek ve her şeye rağmen, teninin yakıcılığını, teninde umut etmek ama son anda da gittiğine dayanabilmektir aşk.

Bazen uzun yolların sonunda kavuştum diye beklerken terk edilmektir aşk.

Ateşler içinde yatarken, bir bakışına kalmışken, bir nefesine can vermeye hazırken, bırakıp gidilmektir ve yine de tutkuyla beklemektir, her şeye rağmen döneceğinden ümidi kesmemektir aşk.

Bazen mutluluğu için, kalbinin seçimine razı gelmektir ve giderken başka bir kolda yeni hayatına, yinede mutluluklar dilemektir aşk. Onun mutluluğu senin ölümün dahi olsa, yaşam olmaktır ve yaşama dair ne varsa onun için düşünmeden yapabilmektir sonrada çekilip köşene sonsuza kadar dua etmektir, sana gelmeyeceğini bile bile yinede büyük bir tutkuyla sevmektir aşk.

Sevmenin de bazen kazanmak olmadığını anlamaktır aşk.

Tamda son anda kaybetmektir, oldu dediğin an “o” aşk karesinden silinmektir ve kavuşmaya susayan, titreyen bedenine, çatlamaya hazır yüreğine “dur!” Demektir aşk. Bazen durmasını bilmekten, bazen susmaktan ama her şeye rağmen bazen karşılıksız delicesine sevmekten geçer aşk.

Bütün olmak zaman ister, belki de bir ömrü feda bekler.

Aşk en az senin kadar tam, en az senin kadar eksiktir ve olgunluk asırlarla bedellendirilmiştir. Senin ömrün yetmese de, birilerininki yetecektir diye beklemek büyük hatadır. Hiçbir devirde aşkla yaşamak, aşkla sonsuz olmak ve aşkla noktalamak mümkün olmamıştır. Hiçbir aşk bir şey olamamıştır, hiçbir şeyi olamayanlarla dolu nice mevsimleri çürütmüştür aşk. Belki de böyle olmalıdır, belki de kavuşamamaktır aşk. Buluşmaların mahşere kaldığı sevmeler hep sonsuzlukla mükâfatlandırılmıştır aşkın “o” volkan bağrında…

Şimdi al eline kalemi ve yaz;

“Ey! Sonsuzluğun tükenmez ıstırap kraliçesi, (ıstırap kralı) biliyorum ki, sen gelmeyeceksin, biliyorum ki, sen hiç sevmeyeceksin aşıkları ve sen böyle mutlusun, biliyorum, çünkü kavuşmalar sende hep mahşere ertelenmiş.

Şimdi gidiyorum volkan bağrından bağıra bağıra, elbet bir gün gelirim, sukutu bulmak, acımasız ateşini söndürmek adına…”

“Sevmenin de bazen yaşamak değil, yanmak olduğunu bilmektir aşk.”

MURAT İNCE

Vatan sevgisi şiirleri

vatan sevgisi şiirleri kısa,
vatan sevgisi hakkında şiirler,
vatan sevgisini anlatan şiirler

Vatan Sevgisi

Bu vatan sevgisi var ya, vatan sevgisi,
Hiçbir şeye benzemiyor.
Bazen ana oluyor Anadolu’da
Bazen baba oluyor ata yurdunda.

Ah bu vatan sevgisi,
Hep ileride hep önde,
Bir bakarsınız bir yetimin,
Bir bakarsınız şehidin gözlerinde.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Kan olup dolaşıyor damarlarımda.
Bazen fatiha oluyor dudaklarımda
Bazen bir hilâl, ay yıldızlı bayrağımda.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Ana kuzusu gibi, kınalı kuzular,
Bu yüzden ki, Sakarya’da Çanakkale’de
Yedi düvele karşı koydular.

Ah bu vatan sevgisi,
Sevgilerin en iyisi,
Can içinde can,
Önce Vatan, önce Vatan.

cihan bozoklu

BU VATAN BİZİMDİR

Şehitler yurdu’dur cennet Vatanım,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak
Korkma sönmez dilimdeki destanım,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Tarih’in içinden gelen ses benim,
Gel deyip çağıran şu nefes benim,
Uğrunda şehitlik var heves benim,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Candan bağlanmışız Şahlar Şahına,
Doğuştan neferiz karargâhına,
Dönmeyiz baş koyduk güzergâhına,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Vatan dedik namus dedik ar dedik,
Ana dedik, bacı dedik yâr dedik,
Şerefle ölmeği cana kâr dedik,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

ALLAH nidasıyla oluşan ahenk,
Yükseldi sesimiz yerden arşa dek,
Cihanda bulunmaz Vatanıma denk,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Her zerre toprakta ecdat izi var,
Bayrağa kan verdik renkte özü var,
Ereninin daha nice sözü var,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak
Mehmet EREN

ÖNCE VATAN

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum,
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Bir elimde silah birinde kuran,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Gözümü kırparda durursam beri,
Korkarda bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olurmu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Sedat KOCABEY

vatan sevgisi ile ilgili şiir

Vatan şiiri
Vatan sevgisi şiiri
Vatan sevgisiyle ilgili şiirler

ÖNCE VATAN

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum,
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Bir elimde silah birinde kuran,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Gözümü kırparda durursam beri,
Korkarda bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olurmu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Sedat KOCABEY

VATAN SEVGİSİ
Bu vatan sevgisi var ya, vatan sevgisi,
Hiçbir şeye benzemiyor.
Bazen ana oluyor Anadolu’da
Bazen baba oluyor ata yurdunda.

Ah bu vatan sevgisi,
Hep ileride hep önde,
Bir bakarsınız bir yetimin,
Bir bakarsınız şehidin gözlerinde.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Kan olup dolaşıyor damarlarımda.
Bazen fatiha oluyor dudaklarımda
Bazen bir hilâl, ay yıldızlı bayrağımda.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Ana kuzusu gibi, kınalı kuzular,
Bu yüzden ki, Sakarya’da Çanakkale’de
Yedi düvele karşı koydular.

Ah bu vatan sevgisi,
Sevgilerin en iyisi,
Can içinde can,
Önce Vatan, önce Vatan.
Mehmet Şükrü Baş

BU vatan BİZİMDİR

Şehitler yurdu’dur cennet Vatanım,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.
Korkma sönmez dilimdeki destanım,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Tarih’in içinden gelen ses benim,
Gel deyip çağıran şu nefes benim,
Uğrunda şehitlik var heves benim,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Candan bağlanmışız Şahlar Şahına,
Doğuştan neferiz karargâhına,
Dönmeyiz baş koyduk güzergâhına,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Vatan dedik namus dedik ar dedik,
Ana dedik, bacı dedik yâr dedik,
Şerefle ölmeği cana kâr dedik,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

ALLAH nidasıyla oluşan ahenk,
Yükseldi sesimiz yerden arşa dek,
Cihanda bulunmaz Vatanıma denk,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Her zerre toprakta ecdat izi var,
Bayrağa kan verdik renkte özü var,
Ereninin daha nice sözü var,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.
Mehmet EREN

BEN BU vatan İÇİN ŞEHİT OLDUM ANA

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Basma ne olur yüreğine mezar taşlarını
Ağlayıp ta güldürme düşmanlarımı
Yolma sakın o ak düşmüş saçlarını

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Yurdumda gezdirmesinler diye kirli ellerini
Kirletmesinler benim vatanımı
Gerçekleştirmesinler düşmanlarım emellerini

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Bizim için şehit olanlar gibi, Sakarya da
Benim gibi, canı pahasına direnenler
Destan yazmadı mı Çanakkale de, Kütahya da

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Almadı düşmanımın bin kurşunu bedenimden canımı
Yurduma ihanet edenin değerse bir kurşunu
Akıtıverir o zaman bu yaramdan kanımı

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Şu yurdumun her karış toprağında
Tomurcuk tomurcuk sevgi gülleri açsın diye
Kelebekler uçsun konsun diye her bir yaprağında

Hasan YÜKSEL

Kış Ezgileri Cenap Şahabettin

Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri
Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri oku
cenap şahabettin elhanı şita şiiri


Kış Ezgileri (Günümüz Türkçesiyle)

Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
Geçen ilkbahar günlerini arar…
Ey kalplerin çılgın ezgileri
Ey güvercinlerin marşları,
O baharın işte yarını bu:
Kapladı derin bir sessizliğe yeri karlar
Ki sessizce sürekli ağlarlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz melek kanadının saçağı gibi kar
Seni solgun bahçelerde arar;
Sen açarken çiçek üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpaze gibi,
Naaşın üstünce şimdi ey ölü
Başladı parça parça uçmaya karlar
Ki gökten düşer düşer, ağlar!

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar!
Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar
Sizi dallarda, yuvalarda arar.
Gittiniz, gittiniz ey kuşlar!
Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar;
Yuvalarda -feryatsız yetim gibi!-
Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar
Ki havada uçar uçar, ağlar!

Ey kış günlerinin seması! Elinde yığın yığındır
Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu…
Dök ey sema -tabiatın ruhu uykudadır;-
Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler!

Yapraksız ve çiçeksiz olan her ağaçlık şimdi
Bir gölgeler, siahlıklar ve ümitsizlikler yığınıdır.
ey kış semasının eli, durma, durma çek
Her ağacın üzerine bir beyaz örtü.

Göklerden emeller gibi yağıyor kar,
Her tarafta hayalim gibi koşuyor kar.
Sessiz bir rüzgarın saf kanadında uyuklarmış gibi
Bir aralık durur, sonra uçarlar.

Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmedeler.
Karlar sükût ilahilerinin ezgileridir,
Karlar melekler âleminin bahçelerinin çiçekleridir.

Ey semanın eli, kara toprak üzerine dök.
Ey semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli dök;
Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı,
Kuşların ezgilerinin yerine ümit sessizliğini!

Cenap Şehabettin
Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri)