İnsanın Evrendeki Yeri

İnsanın Evrendeki Yeri nedir
İnsanın Evrendeki Yeri ve önemi

Bilinci itibariyle insanın, Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle, evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı, varsa ne şekilde?
Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Oysa, bilinç için ne mekansal, ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. Yani, bilinç, fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki, bilince göre evren, yani bilincin kendi evreni, gözün evreniyle, gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil. O halde önce, evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. Nedir, evren, gerçekte?

Hemen hatırlayalım. Aslında bizim, evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı, sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız, duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. Örneğin gözün algılayabildiği, gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan dalgaboyları, gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. Öyle ki, gözün tespit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler, aslında, evrende varolan sayısız dalgaboyları, sayısız imajlar içerisinde, çölde bir kum tanesi misali kadardır.

Oysa, 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle, bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda, görüyoruz ki evren, gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki, gözünüze göre, sizinle, şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de, gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da, ekran da, sizin bedeniniz de, aradaki hava da, sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır, bir ayrılık yoktur…
Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak, karşılaşacağımız sonuç, bölünüp, parçalanması sözkonusu olmayan, salt bir enerji kütlesi olacaktır…
Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki, evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. O halde düşünelim: Varolan herşey, bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre, içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen, bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir. Yani, bu evrensel enerji de, aynı zamanda, varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir…
Evrenimizde varolan herşey, her an, her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu, enerjiden oluşmuştur…
İnsan bilincine gelince… Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre, hiçbir insanın, hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci, bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Dolayısıyla insandaki bilinç, orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O’dur.
Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini, zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. Çünkü, evreni meydana getiren O’na giden yegane yol, insanın kendi özünden geçmektedir…
Demek ki insan, evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan, bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil; gerçekte, Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜÇ’ün varlığıyla oluşmuş, tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. Evren, bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orijinlidir.
Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle, kaçınılmaz bir biçimde insan, kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği, dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir.
Bilinç, eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse, sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. İnsan için en büyük felaket ise, beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle, kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir…
Sonsuzluğu yaşamak üzere varken, toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle, yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır. Eğer ifade etmek istediğimiz değer, zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa, onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Aksi halde, şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış, bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken, bireysel, geçici dünya değerleri için “sonsuz,” veya “evrensel” gibi tanımlamaları kullanmakla, sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz…

alıntı

Sevgi Duvari…

Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa

Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi

Dilimizde akşamdan kalma bir küfür

Salonlar piyasalar sanat-sevicileri

Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni

Yakanda bir amonyak çiçeği

Yalnızlığım benim sidikli kontesim

Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhaneler…ine dadandık

Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi

Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar

Sabahlan açıklarda bulurlardı leşimi

Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri

Çöpçülerin elleriyle okşardım seni

Yalnızlığım benim süpürge saçlım

Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak

Bol çelik bol yıldız bol insan

Bir gece Sevgi Duvarını aştık

Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki

Başucumda bi sen varsın bi de evren

Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

Yalnızlığım benim çoğul türkülerim

Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can Yücel

Çocuklara Kıymayın Efendiler..

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi
ter damlalarıyla alnında…
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencerden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ‘ışık! ışık! ‘ diye fısıldarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardısıra.
Ve sonunda hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağındaki acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizelerinde şafağın.
Herkesin ‘kardeşim’ demesidir birbirine, ‘yarın yeni bir dünya kuracağız’ demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu gün yüreklerde,
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların,
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın…
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış.
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
Tüm evren,
taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.

Barış budur işte…

Nazım Hikmet

Albert Einstein Sözleri

Albert Einstein Sözleri

Tugbam sitesinde en güzel Albert Einstein Sözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Albert Einstein Sözleri
Albert Einstein’e Ait Özlü Sözler
Albert Einstein Sözleri

Hiç hata yapmamış birisi hiç yeni birşey denememiştir.

Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.

Güzel bir kıza kur yaparken bir saat bir saniye gibi geçer. Köze oturursanız bir saniye bir saat gibi geçer. Görelilik budur.

İki şey sonsuzdur: Evren ve insan apttallığı. Aslında evren konusunda emin değilim.

Tanrı zar atmaz.

3. Dünya Savaşı ne biçim silahlarla yapılır bilemem ama 4. Dünya Savaşı sopa ve taşlarla yapılacak.

Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür.

Doğanın bize sunduklarının yüz binde birini dahi bilmiyoruz.

Bilgi ilim değildir.

Yüce kişilikler her zaman ortalama akıllardan şiddet ve direnç görmüştür.

İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.

‘A’yı hayatta başarı olarak tanımlayalım. Formül şudur: A=x+y+z. x çalışmaktır, y oyundur, z de çeneyi tutmasını bilmektir

Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur.

Yüce Tanrıyı anlamak çok zordur. O, esrarengizdir fakat hiç bir zaman kinci ve kötü değildir.

Almanca Özlü Sözler

Almanca Özlü Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Almanca Özlü Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Almanca Özlü Sözler
Almanca Özlü Sözler kısa
Almanca Sözler kısa

Almanca özlü Sözler : Das Hindernis ist die Spiegelung deines eigenen Zögerns, deiner Verwirrung. Benutze das Hindernis, um Klarheit über dich selbst zu gewinnen. Jede der Prüfungen deines Alltags ist eine Leuchte für deine Seele.
Engeller senin tereddütün, saskinliginin aynasidir, Engeli kullan, kendini daha acik görebilmen icin, hergünün bir denetimi senin ruhun icin bir isikdir

Almanca özlü Sözler : Wer nur davon träumt, mich zu schlagen, sollte aufwachen und sich dafür entschuldigen.
Rüyasında beni dövcek olan uyanmalı ve özür dilemeli.

Almanca özlü Sözler : Stelle dich jeder Prüfung mit dem Verlangen, dich selbst kennenzulernen, dich zu verwirklichen. Der Erfolg kommt zu dem, der das Hindernis in ein Freudenfeuer verwandelt, der es als ein Sprungbrett benutzt. Betrachte das Hindernis als einen edlen und großartigen Gegner.
Her imtana arzuyla başla, kendini tanıman için, kendini özleştirmek için. Başarı engelleri sevinç ateşine döndürenlere, engelleri trampler olarak kullananlara gelir. Engelleri asil bir rakip olarak gör.

Almanca özlü Sözler : Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.
iki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Almanca özlü Sözler : Hafte nie an den Resultaten, die du erzielst. Sie bringen dich vom Weg ab und behindern dein Fortkommen. Lebe dein Leben immer in Erwartung eines neuen Abenteuers, einer immer neuen Passion.
Yapmis oldugun neticelerinde yapisip kalma, seni yolundan ceker ve ilerlemeni engeller. Hayatini yasa hep bir yeni macera bekleyesiyle, hep yeni bir tutkuyla.

Almanca özlü Sözler : Schweb’ wie ein Schmetterling, Stich wie eine Biene!
Kelebek gibi süzül, arı gibi sok.

Almanca özlü Sözler : In den Wirren und dem Chaos der Welt fühlen wir uns verloren, zerrissen, isoliert. Dieses Gefühl der Zerbrechlichkeit, der Einsamkeit, ist eine Illusion, Lerne, die einzelnen Individuen als Funken eines einzigen Feuers zu betrachten.
Dünyanin kargasasinda ve kaosunda kendimizi kaybetmis, parcalanmis, izolasyon lasmis hissediyoruz. Bu parcalanmis, yanlizligin hissi bir izolasyondur, bireyleri bir ates kivilcimi tek bir atesin parcasi gibi görmegi ögren.

Almanca özlü Sözler : Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.
Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Almanca özlü Sözler : Kultiviere in dir selbst einen Enthusiasmus, eine Gewißheit, wie der Seemann, der auf dem aufgewühlten Ozean den Kurs hält, ohne die Hoffnung aufzugeben, sein Ziel, den Ort seiner Bestimmung zu erreichen.
Kendin icinde istegini yetistir, kesinlik, ayni denizci gibi, kabarmis okyanusda istikamettini tutan, ümidini hic yenmeden, amac ini, karar verdigi yere ulasabilmek icin.

Almanca özlü Sözler : Ich bin so schnell, dass ich, als ich gestern Nacht im Hotelzimmer den Lichtschalter umlegte, im Bett lag bevor das Licht aus war.
O kadar hızlıyım ki, geçen gece otel odasının ışığını söndürdüğümde ışık kapanmadan yatağımdaydım.

Almanca özlü Sözler : Befreie dich von der Vergangenheit und der Zukunft, aber richte deine Aufmerksamkeit auf den Augenblick, der vergeht. Nur er ist wirklich. Alles ander sind Wahngebilde
Gecmisten ve gelecekten kendini kurtar, fakat dikkatini gecen su ana yönelt. Sadece o gercektir, onun haricinde hersey sadece hayalin nesnesidir.

Almanca özlü Sözler : Wenn mann zwei Stunden lang mit einem Mädchen zusammensitzt, meint man, es wäre eine Minute. Sitzt man jedoch eine Minute auf einem heißen Ofen, meint man, es wären zwei Stunden. Das ist Relativität.
Bir kızla 2 saat boyunca oturulursa, 1 dakika demektir. Fakat 1 dakika sobanın üzerinde oturulunursa, bu 2 saat demektir. Bu izafiyettir.

Almanca özlü Sözler : Der Wunsch, klug zu sein, hindert uns oft, es zu sein.
Arzumus akilli olmak, genelde akilli olmayi engelliyor

Almanca özlü Sözler : Jetzt fängt mein Leben erst wirklich an. Gegen Ungerechtigkeit kämpfen, gegen Rassismus, Verbrechen, Analphabetismus und Armut, mit diesem Gesicht, das die Welt so gut kennt.
Hayatım asıl şimdi başlıyor, Dünyanın tanıdığı bu yüz, haksızlığa, ırkçılığa, suçluluğa, cahilliğe ve fakirliğe karşı savaşır.

Almanca özlü Sözler : Die Allerklügsten und die Allerdümmsten ändern sich nie.
En Akillilar ve en Aptallar hic bir zaman degismezler

Almanca özlü Sözler : Ich bin nicht sicher, mit welchen Waffen der dritte Weltkrieg ausgetragen wird, aber im vierten Weltkrieg werden sie mit Stöcken und Steinen kämpfen.
3. Dünya Savaşın hangi silahlarla olacağından emin değilim, fakat 4. Dünya Savaşında sopalar ve taşlar olacak.

Almanca özlü Sözler : Du kannst den anderen nur lieben, wenn du dich selbst liebst.
Baskasini sadece sevebilirsin, eger kendini seversen.

Almanca özlü Sözler : Die Klugheit ist oft so lästig wie ein Nachtlich im Schlafzimmer
Akillilik bir müsallattir, bir Gece lambasi gibi Yatak odasında

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind angefeindet wird, lernt es zu kämpfen
cocuk düsmanca davranis görürse, savasmayi ögrenir.

Almanca özlü Sözler : Es ist durchaus nicht dasselbe, die Wahrheit über sich zu wissen oder sie von anderen hören zu müssen.
Kendi hakkındaki gerçeği bilmek veya başkalarından duymak kesinlikle aynı şey değildir.

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind verspottet wird, lernt es schüchtern zu sein.
bir cocuk dalga gecilmeyi ögrenirse, cekingen olmayi ögrenir.

Almanca özlü Sözler : Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.
Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind beschämt wird, lernt es sich schuldig zu fühlen.
Bir cocuk utandirilirsa, kendini suclu hissetmeyi ögrenir

Almanca özlü Sözler : Tatsachen schafft man nicht dadurch aus der Welt, dass man sie ignoriert.
Gerçekleri görmezden gelerek onları dünyadan yok edemeyiz.

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind gelobt wird lernt es, sich selbst zu schätzen.
Bir cocuk övülürse, kendi deger göstermeyi ögrenir

Almanca özlü Sözler : Seit die Mathematiker über die Relativitätstheorie hergefallen sind, verstehe ich sie selbst nicht mehr.
Matematikçiler izafiyet teorisine atıldıklarından beri kendilerini ben bile anlamıyorum.

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind geborgen lebt, lernt es zu vertrauen.
Bir cocuk emin yasarsa, güvenmeyi ögrenir

Almanca özlü Sözler : Kluge Menschen suchen sich die Erfahrungen selbst aus, die sie zu machen wünschen.
Akıllı insanlar edinmek istedikleri tecrübeleri kendileri seçer.

Almanca özlü Sözler : Wenn ein Kind in Freundschaft angenommen wird,lernt es, in der Welt Liebe zu finden
Bir cocuk arkadas cevresine alindiginda, Dünyada sevgiyi bulmayi ögrenir

Almanca özlü Sözler : Es ist schwieriger, eine vorgefasste Meinung zu zertrümmern als ein Atom.
Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.

Almanca özlü Sözler : Es gibt keinen Weg zum Frieden, Frieden ist der Weg!
Barisa yol yok, Yol barisdir

Almanca özlü Sözler : Der Mensch ist eine in der Knechtschaft seiner Organe lebende Intelligenz.
İnsan, organlarının köleliği altında yaşayan bir zekadır.

Almanca özlü Sözler : Man wird nie betrogen. Man betrügt sich selbst.
Aldatilinmaz, insan kendini aldatir

Almanca özlü Sözler : Ich denke niemals an die Zukunft. Sie kommt früh genug.
Geleceği hiç düşünmüyorum. O zaten yeterince erken geliyor.

Almanca özlü Sözler : Es gibt nur eine Zeit, in der es wesentlich ist aufzuwachen. Diese Zeit ist jetzt.
Sadece bir zaman var, uyanilinmasi icin. Bu zaman simdiki zamandir

Almanca özlü Sözler : Alle sind Irre; aber wer seinen Wahn zu analysieren versteht, wird Philosoph genannt.
Herkes çılgın:fakat kim kuruntusunu analiz etmeye çalışırsa, filozof olarak adlandırılır.

Almanca özlü Sözler : Blicke in dein Inneres!
Da drinnen ist die Quelle alles Guten, die niemals aufhört zu sprudeln,
solange Du nicht aufhörst nachzugraben.

içine bak!
Icinde iyiligin kaynagi vardir, kabarmasi hic kesilmeden
Sen kazmaya son vermedigin sürece

Almanca özlü Sözler : Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das Böse zulassen.
Dünyayı tehdit eden, kötü insanlar değil, kötülüğe izin verenlerdir.

Almanca özlü Sözler : Wer sich zu überschwenglich freut, wird später Grund zum Weinen haben.
Asiri gülen, sonra sebeb bulur aglamaya

Almanca özlü Sözler : Zyniker: ein Mensch, der die Dinge so sieht, wie sie sind, und nicht, wie sie sein sollten.
Kinizm taraftarı:bir insan olayları olduğu gibi görür, olması gerektiği gibi görmez.

Almanca özlü Sözler : Wenn Du gehst, gehe. Wenn Du sitzt, sitze. Und vorallem: schwanke nicht.
Gidiyorsan, git. Oturuyorsan, otur. ama en önemli sallanma

Almanca özlü Sözler : Ein Feigling ist ein Mensch, bei dem der Selbsterhaltungstrieb normal funktioniert.
Korkak, yaşama ve varlığını sürdürme iç güdüsü normal olan insandır.

Almanca özlü Sözler : Nur dem wird kein Leid erfahren, der nichts sein Eigen nennt.
Sadece o kisi aci görmez, bunlar benimdir demeyen

Almanca özlü Sözler : Eifersucht: unnötige Besorgnis um etwas, das man nur verlieren kann, wenn es sich sowieso nicht lohnt, es zu halten.
Kıskançlık : insanın kaybedebileceği bir şey için elinde tutmaya zaten değmese de duyduğu gereksiz endişedir.

Almanca özlü Sözler : Keine Schneeflocke fällt je auf die falsche Stelle
Hicbir kar yanlis yere düsmez

Phantasie ist wichtiger als Wissen, denn Wissen ist begrenzt.
Hayalgücü bilgiden daha önemli, çünkü bilgi sınırlıdır.

Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.
İki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.
Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Wenn mann zwei Stunden lang mit einem Mädchen zusammensitzt, meint man, es wäre eine Minute. Sitzt man jedoch eine Minute auf einem heißen Ofen, meint man, es wären zwei Stunden. Das ist Relativität.
Bir kızla 2 saat boyunca oturulursa, 1 dakika demektir. Fakat 1 dakika sobanın üzerinde oturulunursa, bu 2 saat demektir. Bu izafiyettir.

Ich bin nicht sicher, mit welchen Waffen der dritte Weltkrieg ausgetragen wird, aber im vierten Weltkrieg werden sie mit Stöcken und Steinen kämpfen.
3. Dünya Savaşın hangi silahlarla olacağından emin değilim, fakat 4. Dünya Savaşında sopalar ve taşlar olacak.

Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.
Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.
Seit die Mathematiker über die Relativitätstheorie hergefallen sind, verstehe ich sie selbst nicht mehr.
Matematikçiler izafiyet teorisine atıldıklarından beri kendilerini ben bile anlamıyorum.

Es ist schwieriger, eine vorgefasste Meinung zu zertrümmern als ein Atom.
Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.

Ich denke niemals an die Zukunft. Sie kommt früh genug.
Geleceği hiç düşünmüyorum. O zaten yeterince erken geliyor.

Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das Böse zulassen.
Dünyayı tehdit eden, kötü insanlar değil, kötülüğe izin verenlerdir.

Phantasie ist wichtiger als Wissen, denn Wissen ist begrenzt.
Hayalgücü bilgiden daha önemli, çünkü bilgi sınırlıdır.

Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.
İki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.
Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Wenn mann zwei Stunden lang mit einem Mädchen zusammensitzt, meint man, es wäre eine Minute. Sitzt man jedoch eine Minute auf einem heißen Ofen, meint man, es wären zwei Stunden. Das ist Relativität.
Bir kızla 2 saat boyunca oturulursa, 1 dakika demektir. Fakat 1 dakika sobanın üzerinde oturulunursa, bu 2 saat demektir. Bu izafiyettir.

Ich bin nicht sicher, mit welchen Waffen der dritte Weltkrieg ausgetragen wird, aber im vierten Weltkrieg werden sie mit Stöcken und Steinen kämpfen.
3. Dünya Savaşın hangi silahlarla olacağından emin değilim, fakat 4. Dünya Savaşında sopalar ve taşlar olacak.

Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.
Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.
Seit die Mathematiker über die Relativitätstheorie hergefallen sind, verstehe ich sie selbst nicht mehr.
Matematikçiler izafiyet teorisine atıldıklarından beri kendilerini ben bile anlamıyorum.

Es ist schwieriger, eine vorgefasste Meinung zu zertrümmern als ein Atom.
Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.

Ich denke niemals an die Zukunft. Sie kommt früh genug.
Geleceği hiç düşünmüyorum. O zaten yeterince erken geliyor.

Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das Böse zulassen.
Dünyayı tehdit eden, kötü insanlar değil, kötülüğe izin verenlerdir.

Almanca Özlü Mesajlar

Almanca Özlü Mesajlar

Tugbam sitesinde en güzel Almanca Özlü Mesajlar sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Almanca Özlü Mesajlar
Almanca Özlü Sözler
Almanca Özlü Kısa Mesajlar



Wenn ein Kind verspottet wird, lernt es schüchtern zu sein.

bir cocuk dalga gecilmeyi ögrenirse, cekingen olmayi ögrenir.

Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.

Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.

Wenn ein Kind beschämt wird, lernt es sich schuldig zu fühlen.

Bir cocuk utandirilirsa, kendini suclu hissetmeyi ögrenir

Tatsachen schafft man nicht dadurch aus der Welt, dass man sie ignoriert.

Gerçekleri görmezden gelerek onları dünyadan yok edemeyiz.

Wenn ein Kind gelobt wird lernt es, sich selbst zu schätzen.

Bir cocuk övülürse, kendi deger göstermeyi ögrenir

Almanca özlü Sözler : Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das

Zyniker: ein Mensch, der die Dinge so sieht, wie sie sind, und nicht, wie sie sein sollten.

Kinizm taraftarı:bir insan olayları olduğu gibi görür, olması gerektiği gibi görmez.

Wenn Du gehst, gehe. Wenn Du sitzt, sitze. Und vorallem: schwanke nicht.

Gidiyorsan, git. Oturuyorsan, otur. ama en önemli sallanma

Ein Feigling ist ein Mensch, bei dem der Selbsterhaltungstrieb normal funktioniert.

Korkak, yaşama ve varlığını sürdürme iç güdüsü normal olan insandır.

Almanca özlü Sözler : Nur dem wird kein Leid erfahren, der nichts sein Eigen nennt.
Sadece o kisi aci görmez, bunlar benimdir demeyen

Kıskançlık : insanın kaybedebileceği bir şey için elinde tutmaya zaten değmese de duyduğu gereksiz endişedir.

Keine Schneeflocke fällt je auf die falsche Stell.

Hicbir kar yanlis yere düsmez

Phantasie ist wichtiger als Wissen, denn Wissen ist begrenzt.

Hayalgücü bilgiden daha önemli, çünkü bilgi sınırlıdır.

Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.

İki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.

Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Es ist schwieriger, eine vorgefasste Meinung zu zertrümmern als ein Atom.

Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.

Ich denke niemals an die Zukunft. Sie kommt früh genug.

Geleceği hiç düşünmüyorum. O zaten yeterince erken geliyor.

Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das Böse zulassen.

Dünyayı tehdit eden, kötü insanlar değil, kötülüğe izin verenlerdir.

Phantasie ist wichtiger als Wissen, denn Wissen ist begrenzt.

Hayalgücü bilgiden daha önemli, çünkü bilgi sınırlıdır.

Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.

İki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.

Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Ich bin nicht sicher, mit welchen Waffen der dritte Weltkrieg ausgetragen wird, aber im vierten Weltkrieg werden sie mit Stöcken und Steinen kämpfen.

3. Dünya Savaşın hangi silahlarla olacağından emin değilim, fakat 4. Dünya Savaşında sopalar ve taşlar olacak.

Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.

Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.

Seit die Mathematiker über die Relativitätstheorie hergefallen sind, verstehe ich sie selbst nicht mehr.

Matematikçiler izafiyet teorisine atıldıklarından beri kendilerini ben bile anlamıyorum.

Es ist schwieriger, eine vorgefasste Meinung zu zertrümmern als ein Atom.

Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.

Ich denke niemals an die Zukunft. Sie kommt früh genug.

Geleceği hiç düşünmüyorum. O zaten yeterince erken geliyor.

Die Welt wird nicht bedroht von den Menschen, die böse sind, sondern von denen, die das Böse zu
lassen.

Dünyayı tehdit eden, kötü insanlar değil, kötülüğe izin verenlerdir

Almanca Özlü Sözler 2012

Almanca Özlü Sözler 2012

Tugbam sitesinde en güzel Almanca Özlü Sözler 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Almanca Özlü Sözler 2012
2012 Almanca Özlü Sözler
Almanca Özlü güzel Sözler 2012

Almanca Özlü Sözler 2012

Zwei Dinge sind unendlich, das Universum und die menschliche Dummheit, aber bei dem Universum bin ich mir noch nicht ganz sicher.
iki şey sonsuzdur, evren ve aptallık, fakat evren için emin değilim.

Hafte nie an den Resultaten, die du erzielst. Sie bringen dich vom Weg ab und behindern dein Fortkommen. Lebe dein Leben immer in Erwartung eines neuen Abenteuers, einer immer neuen Passion.
Yapmis oldugun neticelerinde yapisip kalma, seni yolundan ceker ve ilerlemeni engeller. Hayatini yasa hep bir yeni macera bekleyesiyle, hep yeni bir tutkuyla.

Schweb’ wie ein Schmetterling, Stich wie eine Biene!
Kelebek gibi süzül, arı gibi sok.

In den Wirren und dem Chaos der Welt fühlen wir uns verloren, zerrissen, isoliert. Dieses Gefühl der Zerbrechlichkeit, der Einsamkeit, ist eine Illusion, Lerne, die einzelnen Individuen als Funken eines einzigen Feuers zu betrachten.
Dünyanin kargasasinda ve kaosunda kendimizi kaybetmis, parcalanmis, izolasyon lasmis hissediyoruz. Bu parcalanmis, yanlizligin hissi bir izolasyondur, bireyleri bir ates kivilcimi tek bir atesin parcasi gibi görmegi ögren.

Mehr als die Vergangenheit interessiert mich die Zukunft, denn in ihr gedenke ich zu leben.
Geçmişten daha çok gelecek beni ilgilendiriyor, çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.

Kultiviere in dir selbst einen Enthusiasmus, eine Gewißheit, wie der Seemann, der auf dem aufgewühlten Ozean den Kurs hält, ohne die Hoffnung aufzugeben, sein Ziel, den Ort seiner Bestimmung zu erreichen.
Kendin icinde istegini yetistir, kesinlik, ayni denizci gibi, kabarmis okyanusda istikamettini tutan, ümidini hic yenmeden, amac ini, karar verdigi yere ulasabilmek icin.


Ich bin so schnell, dass ich, als ich gestern Nacht im Hotelzimmer den Lichtschalter umlegte, im Bett lag bevor das Licht aus war.

O kadar hızlıyım ki, geçen gece otel odasının ışığını söndürdüğümde ışık kapanmadan yatağımdaydım.


Befreie dich von der Vergangenheit und der Zukunft, aber richte deine Aufmerksamkeit auf den Augenblick, der vergeht. Nur er ist wirklich. Alles ander sind Wahngebilde

Gecmisten ve gelecekten kendini kurtar, fakat dikkatini gecen su ana yönelt. Sadece o gercektir, onun haricinde hersey sadece hayalin nesnesidir.

Wenn mann zwei Stunden lang mit einem Mädchen zusammensitzt, meint man, es wäre eine Minute. Sitzt man jedoch eine Minute auf einem heißen Ofen, meint man, es wären zwei Stunden. Das ist Relativität.
Bir kızla 2 saat boyunca oturulursa, 1 dakika demektir. Fakat 1 dakika sobanın üzerinde oturulunursa, bu 2 saat demektir. Bu izafiyettir.

Der Wunsch, klug zu sein, hindert uns oft, es zu sein.
Arzumus akilli olmak, genelde akilli olmayi engelliyor

Jetzt fängt mein Leben erst wirklich an. Gegen Ungerechtigkeit kämpfen, gegen Rassismus, Verbrechen, Analphabetismus und Armut, mit diesem Gesicht, das die Welt so gut kennt.
Hayatım asıl şimdi başlıyor, Dünyanın tanıdığı bu yüz, haksızlığa, ırkçılığa, suçluluğa, cahilliğe ve fakirliğe karşı savaşır.

Die Allerklügsten und die Allerdümmsten ändern sich nie.
En Akillilar ve en Aptallar hic bir zaman degismezler

Ich bin nicht sicher, mit welchen Waffen der dritte Weltkrieg ausgetragen wird, aber im vierten Weltkrieg werden sie mit Stöcken und Steinen kämpfen.
3. Dünya Savaşın hangi silahlarla olacağından emin değilim, fakat 4. Dünya Savaşında sopalar ve taşlar olacak.

Du kannst den anderen nur lieben, wenn du dich selbst liebst.
Baskasini sadece sevebilirsin, eger kendini seversen.

Die Klugheit ist oft so lästig wie ein Nachtlich im Schlafzimmer
Akillilik bir müsallattir, bir Gece lambasi gibi Yatak odasında

Wenn ein Kind angefeindet wird, lernt es zu kämpfen
cocuk düsmanca davranis görürse, savasmayi ögrenir.

Es ist durchaus nicht dasselbe, die Wahrheit über sich zu wissen oder sie von anderen hören zu müssen.
Kendi hakkındaki gerçeği bilmek veya başkalarından duymak kesinlikle aynı şey değildir.

Wenn ein Kind verspottet wird, lernt es schüchtern zu sein.
bir cocuk dalga gecilmeyi ögrenirse, cekingen olmayi ögrenir.

Das, wobei unsere Berechnungen versagen, nennen wir Zufall.
Hesaplarımıza göre beklemediğimiz bir başarıszlıkla karşılaşınca buna tesadüf deriz.