doğum günü mesajları italyanca

italyanca doğum günü mesajları ,italyanca doğum günü sözleri,italyanca doğum günü kartları,italyanca doğum günü smsleri,italyanca doğum günü msj

Tanti Auguri!
Mutluluklar

Cento di questi giorni!
Nice mutlu günlere

Buon Compleanno!
İyi ki doğdun

I piu’ cari auguri di buon compleanno!
Doğum gününüzü en içten dileklerimle kutlarım

Buon anniversario di.
Nice … Yıllara!

Felice anniversario!
Nice … Yıllara!

Dopo …anni siete ancora inseparabili. I nostri migliori auguri!
uzun yıl ve hala güçlü olarak yoluna devam ediyor. Nice mutlu yıllara!

Possano tutti i tuoi desideri avverarsi in questo giorno. Auguri!
Tüm dileklerinin gerçek olması dileğiyle. Mutlu Yıllar!

avuçlarımda hala sıcaklığın var

Avuçlarımda hala sıcaklığın sıcaklığın
Sıcaklığın var inan
Unuttum dese dilim yalan billahi yalan
Yalan yalan billahi yalan

Hasretindir içimde hep alev hep alev
Hep alev alev yanan
Unuttum dese dilim yalan yalan
Yalan billahi yalan

Söz – Müzik : Yusuf Nalkesen

gєℓ αşк’ı уαя єуℓє∂ιğιм

Duyabildigin tüm sesle
Haykırabildigim kadarıyla
Cevaplayabildigim her soru.

Gecenin lakırtısı hala kulaklarımda.
Zaman ise sensizliğin sınırsızlıgında.
Ve bensizligin ilk demleri kaplanıyor ..

Ankara da karsı pencerede yagıyordu kar.
Görebildigim tek buydu
Bugulu bir kırmızıydı gök.

Sana yazdıgım harfleri
Birlestirip cizgi yapsam
Ne kadar uzak olsan
Sana gelirdi biliyorum ..

Karmakarısık sanmalar içinde her geleni O zannederdim.

Tabi gidenleride ..

Beni görmeye gel!

Gittigim geldi aklima.
Karşı bir yoldan
Bir trene binipte.
Arkamda aglayan iki göz ..

Aglardım..
Süzülürdü yanaklarımdan.
Buz çiçek olurdu ..
Aglardım.
Toprak yeşerir. Gonca çıkartr.
Aglardım.
Deniz maviş gök laciverte dönerdi.
Gözlerim yanardı maviye bakamazdim.
Her şey senden yana
Ben yalnızdım.
Kapatırdım sayfaları kilit vururdum.
Deniz kara gök siyah olurdu.

Ben hala aglardım ..

Seni Seviyorum, Seni Seviyorum

Seni Seviyorum, Seni Seviyorum

Seni seviyorum,
Inanmiyormusun,
Sevgi sözde degil,
Sevgi özdedir,
Bak gözlerime,
Bak ta gör senin için yanan atesi.

Günler geçmek bilmiyor,
Bu kalbim yalniz seni seviyor,
Zamana düsman olmus,
Bir kenarda otuyorum,
Seni bekliyorum,
Geleceksin,
Beni göreceksin,
Ve gülümseyerek,
Bana beni sevdigini söyleyeceksin.

Duygularim doldu,
Doldu da tasiyor.
Seni seviyorum diyorum ama,
Aslinda ben degil,
Gönlüm seni seviyor.

Seni seviyorum, seni seviyorum,
Gel artik seni hala bekliyorum,
Özleminle cehennemi yasiyorum,
Hergün birazha sensiz yaslaniyorum,
Ben kendi kendime sasiyorum,
Biliyorum sana çok karisiyorum,
Ama mutluluga kavusamiyorum.

Mustafa ASLAN

eski karım…

ESKİ KARIM

Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..

Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor…
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi..

Ceyhun YILMAZ

Düşlerim var, rüzgara ters düşen…

Her eğilip baktığımda başımın gövdemden ağır gelmesiyle yerde buluyorum kendimi…
Deyimlerden cıkmış bi cümle olabilir ama kafamın içindekiler, beynimi sömüren anlamsız yada belkide fazla anlamlı düşünceler tasımıyor artık bu bedeni…Her defasında düşmek mi bana yazılan, yada en acısı yerlerde sürünürken bile başımı kaldırabilecek gücü bulup (ki nerden bulduğumu anlamış değilim hala) düştüğüm yüksekliği görmek mi?

Gülücük perisi niye uğramıyorsun yüzüme?
Hala kaçırıyorum gözlerimi insanlardan…
Kaybolmasınlar içimdeki boşlukta diye..

Niye farklı olduğumu devamlı yüzüme vuran kelimeler seçiyorlar benimle konusurken?… Niye hissettiriyolarki bunu? Yüzümdeki tepkisiz maskenin atında devamlı ağlayan bi yüz olduğunu öğrenmek içinmi bütün bu çabalar? Ne zaman acık vericek diye ben kaçtıkca bıkmadan üstüme gelmeleri…
Neden?…

Herşey yalan sadece düşlerim gerçek…
Düşlerim var rüzgara ters düşen…

Her attığım adımda onlara, biraz daha kaybediyorum içimdeki beni… Vardığıma kalacak mıyım?
Bilmiyorum.

Yalnız mıyım? onların dediklerine göre yalnız olamam… Etrafımdalar çünkü…
Ve evet bencede yanlız değilim kimsenin bilmediği 2 kişilik bi dünyam var benim..
Adım hala hayat kitabında yazıyor…
Gerçek cok şeffaf tıpkı, ağladığımda gözlerimin kıpkırmızı kesilmesi kadar…
Kahretsin, acınacak haldeyim yine, kelimelere vurmak bu olsa gerek…

Melekler, duymuyor sesimi
Karanlık işte yine her yer
Gözyaşlarım, keşkeleri yok edemiyor
Korkuyorum
İnancım kalmadı benim….

Acı Ayrılık…

Bunca gün, aylar ve sene,
Görmeden, sesini duymadan,
Nasıl yaşar garip gönlüm,
Ayrılık zamanı geldi.

Gözlerimizin içi dolu,
Öyle bir öptüm ki!
Yanağımı okşadı,
Hangi yürek dayanırdı.

İkimizden boşalan,
Yağmur gibi, gözyaşları,
Sımsıkıca sarıldık,
Çek git ne olur git,

Çaresizce,
O gün bu gün ağlıyorum.
Dudaklarımdan çıkan,
Sana yeryüzündeki.

Aşkların tertemizini verdim,
Hala o güzellikle,
Seni seviyor, seveceğim,
Aşkım, gül yüzlüm…

Sami Arlan…

Yıldırım Aşkı Şiirleri

Yıldırım Aşkı Şiirleri
Yıldırım Aşkı
Yıldırımlar Aşkı Şiir

Yıldırım Aşk

yıldırım düştü dedin kalbime.
ne biçim yaktı seni, söylesene.
böyle bir sevgi de hiç görmedim.
ne hale geldiğini gördüm söylemedim.
sevgi sözcükleri düşmez oldu ağzından.
ne biçim yıldırımmış
birşeyler aldı hayatından.
yıldırım aşkı diyorlar buna,
seni fena çarptı.
sarhoş gibiydin fena kapıldın bu aşka.
aşk güzeldir birlikte yaşandığında.
bence bu yıldırım aşkı at içinden.
seni yıpratmasına izin verme
hiçbirzaman.
heyecan önce, insana mutluluk verir.
daha sonra da aşkın, acıya dönüşür.
ateş düştüğü yeri yakar derler.
sende ki ateş ise,
yalnız seni yakar.
bence yıldırımlar dan koru kendini.
yakmasın bir daha senin içini.
ne biçim aşkmış bu,
anlayamadım.
bir türlü çözüm bulamadım.
adına yıldırım aşk diyorlar.
insanı elektrikten fena çarpıyor.
çarpılmak istemiyorsan eğer.
sen de vazgeç bu sevda dan.
kendine gel kaç bu aşktan.

Menekşe Gülay

Yıldırım Aşkı

İlk görüşte içim tuhaflaştı birden,
Ben de anlayamadım acaba neden,
Galiba yıldırım aşkı bu gelen,
Çarptı beni aniden.

Artık hayatımdaydın sen,
Hayallerimde sen, rüyalarımda hep sen,
Halâ kendime gelemedim ben,
Ne oluyor bana nedir bu acayip neden?

Halâ tanışamadık seninle,
Sen de olmak istemez misin benimle,
Ama biliyorum bütün hata bende,
Cesaretim yok tanışmaya seninle.

Seni başkasıyla görünce,
Veda ediyorum içimdeki sevince,
Bir gün anlayacaksın sen de,
Sevmek nasıl bir işkence.

Cem BEYAZ

//Aşkın Tarifi// İskender PALA

AŞK nedir, neye AŞK denir?
Aşk bir sarmaşıktır ve en iyi bir tanımı da budur. Aşk kelimesinin kökeni de oradan gelir. Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı yeşil görünür hâlâ.

Maşuk uğruna ölmek, aşkı ispatlar mı?
Aşkın ispatı için can vermek en kolay yoldur. Dirilip tekrar can verebilecek, yani aşkı için hergün ölmeyi göze alabilecek olan ise gerçek âşıktır.
//İskender PALA//

Sen Gideli 1 Dakika Oldu

Sen gideli 1 dakika oldu,

İçimde tarifsiz kıpırdanmalar…

Sen gideli 2 dakika oldu

İçimde yanmalar var,

Gözlerimde nem..

Sen gideli üç dakika oldu

Nefes alamıyorum,

Ve hüzün bastı geceye,

Uyuyamıyorum..
Sen gideli 4 dakika oldu

Bir sigara yaktım, içimdesin

Doktora gidemem yasaklar seni.

Sen gideli 5 dakika oldu

Söndürdüm sigarayı tat vermiyor.

Ağrılarım çoğaldı, içim acıyor.
Sen gideli 6 dakika oldu

Dayanılması en zor acılar hafif artık

Yokluğun hepsini bastırıyor.

Sen gideli 7 dakika oldu

Gözüm mesajlarda

Gelen giden olmuyor.

Sen gideli 8 dakika oldu

Sabaha daha çok var, biliyorum

Bu da beni korkutuyor.

Sen gideli 9 dakika oldu

Hep duyduğum hasret kelimesi

Yeni yeni anlam kazanıyor.

Beni tek teselli edendir

Gelişinin ilk saniyeleri.

Yokluğun öldürürken….

Varlığınla benliğim hayat buluyor…

Şükürler olsun ki , hala benimlesin

Bu yüzden işte bu kalp atıyor……

Güneşimi Vurdular

dalgalar sırılsıklam, dökülmüş elleri kolları
yorgun argın, güneşi kıyıya sürüklüyorlar
kıran kırana vuruşuyor hüzün mavisi ışıkları
ıskalayan tüm kurşunlar onda karar kıldılar
çoktan gelmiş olmalıydı göğün ak kanatlıları
beni alıp götürmedi, neden bu sabah sular
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

denize düşerken gördüm aldırmıyordu insanlar
bulutların arasından yuvarlandı koya
önce burna çarptı çığlık çığlığa kayalıklar
sonra can havliyle devrildi suya
ah…bayram etti cümle balıklar
ama bir gariplik var, hiç ağlamazdı kuşlar
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

ışıktan öpücük konduruyor sahile sular
ellerim hatırassı, güneş bulaşıığı ellerim
abdest organlarımda hâlâ izi var
şafağın bitmesini boşuna beklemişim
gözlerime ne oldu, neden bir tuhaf oldular
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

ne geceler atardım önüne, hepsini de yerdi
ayrılığı felaket, yanımdayken burnuma tüterdi
eyvah ki yalnız beni değil yıldızları da kırdılar
onlarsız yapamaz, bilirim, hep koynunda yatardı
geç oldu, hâlâ anlayamadım, saati niçin sordular?
Sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

tam alır yerinden yemiş kurşunu güneş
melekler her ahından bir cehennem yontarlar
güneş ki masum kadınların iffetine eş
göklerin maksadı ne ki kırılıyor gerdanlar
neden beni okşayan melekler uykudalar
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular.

1992-96

Mustafa İslamoğlu

Atatürk’ü Anma şiirleri

Atatürk’ü Anma Şiirleri
10 Kasım şiir
10 Kasım şiirleri
Atatürk Şiirleri


10 Kasım

Her doğum başlangıçtır ölüme
Ölüm;
sığdırılmışsa içine bir yaşam
yaşam adanmışsa yaşamlara
ve öldüğünde insan
selam duruyorsa hala
topuyla,tüfeğiyle ve elinde çiçeğiyle
gözyaşlarıyla damla damla
insanlar

ve varsa hala ardından
ağlayan kadınlar
ve çocuklar
doğduklarında yokken bile sen
senin resminse yakalarındaki
cepheye giderken

ve anılıyorsan hala
senin adını taşıyorsa sokaklar,okullar
akıyorsa damlalar gözpınarlarından
yığınların
ve hala adın yazılamıyorsa
nüfus kütüklerinde
ve hala varsa öldürmek isteyenlerin
ölümün adı değildir
10 kasım
olsa olsa bir merhabadır ölüme

10 KASIM ATA’ YA SESLENİŞ

Sensiz 10 kasım da, nasıl güleyim
Ah çeker ağlarım, dertli yüreğim
Albayrak yarıda, durur direğim
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Hazan geldi Atam, çiçekler soldu
Hergün şehit geldi, millet kahroldu
Şehit anaları saçların yoldu
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Güneşler tutuldu, ayda karardı
Ağladı ulusun bahtı karardı
10 kasımda ulus sana ağladı
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Ordular ilk hedef, akdeniz dedin
Savaşın sonunda zafere erdin
Sana yas tutuyor, şimdi milletin
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Gündüz güneş idin, gecede aydın
Bütün devrimleri ülkeye yaydın
On kasım da aramızdan ayrıldın
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Yurdumuzdan hain düşmanı attın
Kurtardın ülkeyi bayram yaşattın
Ecel geldi atam, bahtımızı kararttın
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Devrimlerle bu günlere gelindi
Zaferlerle bütün ulus sevindi
Bayram etti ulus, sana güvendi
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

Bakari’ yem ben Atamı ararım
On kasımlar da, sever anarım
Kaybettim ben Atama yanarım
Ulusun sensiz, gülmüyor Atam.

10 KASIM
Atatürk’üm biliyorum ugün 10 Kasım.
Senin ölüm yıl dönümün.
Ama sen gidince seni buvatan arar oldu,
Bu genç yüreğim seninle doldu.

Sen merak etme Atam.
Senden aldığımız örneklerle olduk adam,
Atam seninle var olduk,
Senin ilkelerinle yoğrulduk.

Sıra biz gençlerde yolundayız,
Sözlerinle ilkelerinle doğru yoldayız,
Seni canaım kadar vatanım kadar,
Çok seviyorum Atam,dünyalar kadar…

10 KASIM

Atam seni çok seviyoruz!
Türk ordusu ile savaştın.
Atam!seni saygı ile anıyoruz.
Türk cumhuriyetini kurdun.
Ülkemizi korodun.
Ruhun hep cennette olsun.
Keşke seni görebilseydim…

19 Mayıs Bayramı şiirleri

19 Mayıs Bayramı şiirleri
19 Mayıs Şiirleri
19 Mayıs Bayramı ile ilgili şiirler
19 mayıs Atatürk’ü anma ve spor bayramı şiirleri


19 Mayıs Bayramı şiirleri

19 Mayıs

Bugün 19 Mayıs
Gençlik bayramı var
Bugün samsun ufkundan
Yeni bir güneş doğar

Karanlığa gömülmüş
Vatana nur oldu o
Yas bağlayan ruhlara
Yüreklere doldu o

O bir yaman volkandı
Baş buğdu kahramandı
Bu günü kuran odur
Yurdu kurtaran odur

Bugün 19 Mayıs
Gençlik bayramı var
Bugün samsun ufkundan
Yeni bir güneş doğar

BEKİR DORUK

ŞU SONSUZ KOŞU

Samsun’a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

Ata’nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü…
Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun,
Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü.

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

Ceyhun Atuf KANSU

19 MAYIS

19 Mayıs günü,
Yaşıyor kalbimizde,
Atatürk güneş gibi,
Her zaman içimizde.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan Türk gençleri.

Ülkü verir, hız verir.
Bize 19 Mayıs.
Yurdumuzu kurtaran,
Ata’yı unutmayız.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan TÜRK GENÇLERİ

F. ELMALI

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19’u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,

Mustafa Kemal’i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
yeter,

Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu

Mirildandiklarim

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan…
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
‘İçtenliğin’ ya da ‘dünya görüşünün’ kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
Senin ve benim , yani bizim için…

Murathan MUNGAN

Ben Mustafa Kemal’im

BEN MUSTAFA KEMAL’İM

Ben Mustafa Kemal’im,
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hala en hakiki mürşit değilse ilim,
Kurusun damağım dilim,
Özür dilerim,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer,
Pırangalı kalsın diyorsanız köleler,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yetmediyse acısı şiddetin, savaşın,
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın,
Eğer varsa ödülü
Silahlanmayla yarışın,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özlediyseniz fesi peçeyi,
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi,
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten,
Şifa buluyorsanız
Muskadan, üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Eşit olmasın diyorsanız
Kadınla erkek,
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek,
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Fazla geldiyse size
Hürriyet, Cumhuriyet,
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın, sultanın,
Hala önemini anlamadıysanız
Millet olmanın,
Kul olun ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın.

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Süleyman Apaydın

Ey hayat ; Yılmaz Odabaşı

(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…)

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşamazsın!

tırmandıkça yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın…

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın…

birini sevmişsindir geçen yıllarda
açık bir yara gibidir hâlâ
hâlâ ne çok özlersin onu
ağlayamazsın…

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın…

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın…

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…

Atatürkün doğa sevgisi ile ilgili şiir

Atatürkün doğa sevgisini anlatan şiir, Atatürkün doğa sevgisi

Siz beni hala anlayamadiniz
Ve anlamayacaksiniz caglarca da
Hep tutturmus “yil 1919” Mayis’in 19’u diyorsunuz
Ve eskimis sozlerle beni ovuyor ovuyorsunuz
Mustafa Kemal’i anlamak bu degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Birakin o altin yapragi artik
Birakin rahat etsin anilarda sehitler
Siz bana neler yaptiniz ondan haber verin;
Hakkindan gelebildiniz mi yoklugun sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak degil
Mustafa Kemal’in ulkusu sadece soz degil
Bana mustular getirin bir daha
Uygar uluslara esit yeni buluslardan
Kuru soz degil is istiyorum sizden anladinizmi?

Uzaya Turk adini Ataturk kapsuluyle yazdinizmi?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Hala o acikli agitlar dudaklarinizda
Hala oturmus on kasimlarda bana agliyorsunuz
Uyanin artik diyorum uyanin uyanin!
Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin
Mustafa Kemal’i anlamak goz boyamak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz;
Laboratuvarlarda sabahlayin kahvelerde degil
Bilim agartsin saclarinizi kitaplar
Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar
Mustafa Kemal’i anlamak aglamak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Demokrasiyi getirmistim size ozgurlugu
Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz hic ilerlememis
Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken

Hani koylerde isik hani bolluk hani kaygisiz gulen
Mustafa Kemal’i anlamak itismek degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslara;
Bilime sanata varilmaz rezil dalkavuklara
Bu vatan bu canim vatan sizden calismak ister
Paydos ovunmeye paydos avunmaya yeter yeter!
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil

Atatürk Cumhuriyet şiiri

Atatürk ve Cumhuriyetle ilgili şiir
Atatürk olmasa şiiri
Cumhuriyet olmasa şiiri

Atatürk Ve Cumhuriyet Olmasa
Bilemezdik özgürlüğün tadını
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa
Hiç söyleyemezdik Türklük adını
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Bağnaz düşünceyi atamaz idik
Yaşantıya dize katamaz idik
Hiç huzur içinde yatamaz idik
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Yok olur giderdi Türklüğün çağı
Kemiğin çürürdü erirdi yağın
Gül gülüşten ile dolmazdı bağın
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Açamazdık çağdaşlık kapısını
Kıramazdık örf adetin yapısını
Bize vermezlerdi yurdun tapusunu
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Özümüzü kaybederdik şaşardık
Yalın ayak çok karlı dağ aşardık
Bugün hala taş devrini yaşardık
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Gönüllerde dert sıkıntı bitmezdi
Medeniyet bize hitap etmezdi
Kara çarşaf başımızdan gitmezdi
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Bayramlarda meşaleler yakmazdık
Kadınla erkeğe eşit bakmazdık
Karanlıktan aydınlığa çıkmazdık
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Sefil ERÖKSÜZ‘ün olmadı ünü
Örnek alamazdık yarını dünü
İlim dünyasına dönmezdik yönü
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Atatürkten son mektup şiiri

Atatürkten son mektup şiiri oku
Atatürk’ten son mektup

Atatürk’ten Son Mektup
Siz beni halâ anlayamadınız.
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş ‘Yıl 1919, Mayıs’ın 19’u’ diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemâl’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemâl’i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl’in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemâl’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl’i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız;
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemâl’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemâl’i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemâl’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil…

Halim Yağcıoğlu

Abla Şiirleri,Abla ile ilgili sözler

Abla İle İlgili Şiirler,Abla sözleri,abla sevgisi güzel sözler,ablaya resimli güzel sözler, abla şiirleri resimli, abla ve kardeş resimleri



Abla

İnanılmaz bir mutluluk var içimde abla
İnanılmaz bir sevinç

Gün doğuyor artık yüzüme
Gülüyorum abla gülüyorum yarınlara

Benim de artık topum olacak plastikten
Kalemim, kağıdım, silgim
Ben de artık koşacağım ablam ümitle yarınlara

Okulum olacak gideceğim
Önlüğüm var giyeceğim
Ablam sen de gül benimle
Meğer sesimizi duyan varmış yarınlarda…

Fahriye Abla

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!