DoğumGünü sms Mesajları

Hatırlar mısın doğduğun günü… Sen ağlarken herkes gülüyordu. Öyle bir ömür yaşa ki öldüğünde herkes ağlasın sen mutlulukla gülümse. İyi ki doğdun…

* Bugün belki de çok kişiden doğum günü mesajı alacaksın ancak şu an okuduğun en farklısı. Çünkü tümüyle sevgiyle yazılmış bir mesaj. İyi ki varsın…

* 160 kısa karaktere neler sığdırabilirim diye düşünüyorum ancak aklıma mutlu bir yaş ve sevgi dolu nice yıllar dilemekten başka bir şey gelmiyor. Seni seviyorum.

* Sesim güzel olmadığı için sana bir doğum günü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Mutlu yıllar!

* hmmmm bu mesajı neden çekiyorum unuttum inan hiç hatırlamıyorum.
Dur bakayım… Dur dur buldum doğum günün kutlu olsun!…

* Dileğim bugün dilediğin tüm dileklerin gerçek olması. Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde bugünü seninle kutluyorum. Nice yaşlara…

* Bugün doğum günün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin. İyi ki varsın…

* Doğduğun gün bulutları yırtarak bir güneş gibi etrafına aydınlık saçarak girdin hayata. Hep sevgiyle yaşa! Nice yaşlara…

* Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Nice seneler…

* Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar başarı merdivenlerini tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler neşeni hiç yitirmezsin. Doğum günün kutlu olsun!

* Dünyada eşsiz bir güzellik varsa o da kalbindedir. Hayatının bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin. İyi ki varsın ve iyi ki doğdun!

* Yaşa. Sev. Gül! Bunlar eksik olmasın yaşamında. Yaşın kaç olursa olsun her şeyin en güzeli seninle olsun. Nice mutlu neşeli ve yaşam dolu yaşlara…

* Bugün bir yaşını daha doldurmanın mutluluğunu yaşarken geleceğin sana kalbindeki tüm dilekleri vermesini diliyorum. Doğum günün kutlu olsun.

* fluuuppp! Bu bir sms sürprizi. Sana şans getirmek için burada. Bu yüzden hemen gözlerini kapat ve bir şey dile. Mutlu yıllar sana mutlu yıllar sana.

* Kısa bir mesaj olmalı bu. Sana binlerce öpücük ve sevgi yolluyorum buradan… Bil ki unutulmadın… Doğum günün kutlu olsun!

* Arkadaşlar yıldızlar gibidir onları her zaman göremezsin ama senin için her daim var olduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Bugün beni göremezsen de bil ki yanındayım! Doğum günün kutlu olsun… İyi ki varsın… Birlikte daha nice yaşlara…

* Dikkat! Bu mesaj sevgi neşe ve iyi dilek içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Bu mutluluğun her zaman sürsün. İyi ki doğdun. Nice mutlu yaşlara…

* Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar başarı merdivenlerini rahatlıkla tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler neşeni hiç yitirmezsin. Sevgi dolu kalman ve mutlu olman dileğiyle… Doğum günün kutlu olsun!

* Biraz şans biraz sevgi ve sabır birer parça zaman başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir “hayat pastası” yapabiliriz sanırım… Nice yaşlara!

* Bir yıl daha bitti ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye… Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım “harika bir yıldı” dersin… Tüm dileklerinin gerçekleşmesi dileğimle… Nice yıllara…

* 365 sayfalık bir öykü daha başlıyor her güne bir yaprak sakla her yaprağa bir öykü sığdır mutluluk de adına. Nice güzel öyküler senin olsun. İyi ki doğdun.

* Güneş kadar sıcak kar tanesi kadar berrak yağmur kadar saf ve temiz bir ömür dileğiyle.

taraftar mesajları

askım dun doktora gıttım bobregımde kum buldular kalbimde sarı lacivert.

azir babadan bir golcu o ban houjdonku bir stat ıstedım o ban sukru saracoglunu bir salak istedim senin numaranı verdi

eger maca gidemiyorsan 7070 sms yolla yerinize gidelim biz buna maccell dioruz

taraftarsan koy cimbomluysan hoş fenerliysen coş besiktaslıysan naber lan nonoş

seni seyretmek olsada olum ınan senın ıcın deger fenerbahcem

seni benden fazla sevenler sana benim kadar hasret kalsın

mustafa denizli bogulursa kim kurtarır ?? mustafa sandal

En iyi vurusun buysa delıkanlı deılsın elın cok hafıf heralde cimbomlusun ıgnecı deılsen ..ne sin

avrupa fatihi oldu dilenci vazonun altında kemer naber kikirik cimbom

şike şaibe senin neyine haydi luce evine

donsuz kal ama macsız kalma

kufur nedir bilmeyiz edenide sevmeyiz bızımle urasmayın saygı gosterır operıız.

hakemler her seyi gorur ama dedikodu yapmaz.

taraftar olun olanaklarınız cogalsın

eger biri sana esek oldugunu soylerse kulak asma eger bunu bes kısı soylerse gıt kendıne bır semer al

fenerli olmaktansa karanlıkta kalmayı tercih ederim

dereceye girmek icin cok calıstı hasta oldu derece ona girdi

can bedenden cıkmadıgı ıcın ne olur can sınıfta kalır.

bayan bir kaleci olsa heralde en cok bacak arası gol yerdi

cok iyi gobek atan kazana ne denir iyi oynayan kazansın

ben herkesin icinde tekim tek oldugum surece zafer benım cunku ben FENERBAHÇELİYİM.

sari lacivert rengin vazgeçilmez yeminim sana canım feda fenerbahcem benim.

kartal dediniz söndünüz aslan dediniz kactınız hamsiydiniz yendiniz fener oldunuz sampiyonsunuz

baska bir rengi sevmeyen renk olur ben senı sevıyorum kalbım kırmızı beyaz.

bu sene sensın sampıyon haydı bastır haydı bastır haydı bastır sanlı trabzon

gemi üstünde biber fenere goller gelir gider

iki taraftar mactan sonra benzin istasyonuna gitmis biri benzin pompasını almıs …üne sokmus dieri ona saskın bır bakısla bu yaptıgın normalmı demıs oda hayır super demıs

hicbir sut yasamdan daha sert olamaz

kutu kutu ıcınde mektup kutunun ıcınde dur oynasma avrupa azıcık kalsın ıcınde

tanrı bos zamanında galatasaraylıları yaratmıs

sampıyon olmadan olursem eger kefenim sarı lacivert olsun

Sendeki bu şanlı taraftar baska hic kimsede yok.

itiraf ediyorum askım galiba fenerbahceyi senden daha fazla seviyorum

ovunmekte cok haklıyız cunku fenerbahceliyiz.

Hedefimiz feneri yada beşiktası yenmek değil hedefimiz galatasarayı aşmaktır.

takımların hepsi guzeldır ama fenerbahce kadar deıl senı herkes sever ama benım kadar deıl.

bu senede olmadı kesin olur seneye basını one egme SAMPIYONSUN FENERBAHÇE

sarı lacivert rengimiz
sampiyonluk hedefimiz
avrupayı titretiriz
cunku FENERBAHÇELİYİZ

Cimboma can feda sevmeyene elveda

Mesaj gönderdiğiniz kişi şuan 6-0 galibiyeti kutluyor

Herkes Fenerli doğar
7 yaşına kadar beşiktaşlı
10 yaşına kadar trabzonlu
ölene kadar cimbomlu olur…

Fenerliysen sus cimbomluysan itaat et

Mondi abi
Ne var lan
Mesajın var 6-0 olmuş
Biliyoz lan D

cocuk babasına sorar baba bebekler dogdugu zaman neden aglar
:fenerli dogarda o yuzden.

Hakkını helal askım
Dur
gitmem lazım
nereye
olmpyat stadına

Tuttugun Takımı Söyle Sana Kim Oldugunu söylüyeyim

Vurmak isteyipte vuramadıgınız top varsa top hojdonk yazıp 3852 ye gonderin biz sizin yerinize vuralım buna hojdonkcell diyoruz.

Aramasın Gözlerin Çünkü olmpyat stadındayım

Ne şan ne şöhret ne para bul Tek dileğim seni şampiyon görmek

Cüneyt Türel neden öldü

Cüneyt Türel öldümü

Cüneyt Türel ölüm sebebi

Usta oyuncu Cüneyt Türel bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.Cüneyt Türelin ölüm nedeni hastalığının ne olduğu henüz belli değil..

Türel, bu yıl 10 Mayıs ile 5 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 18.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için Elim Elinde adlı bir gösteri hazırlıyordu. Sanatçı, festivalde Başar Sabuncu ile birlikte Onur Ödülü’nü de alacaktı.

Cüneyt Türelin Oynadığı bazı sinema filmleri ve diziler şöyle;

1979 Paranın Kiri
1979 Savunma
1990 Duygu Çemberi
1995 Aşk Üzerine Söylenmemiş Her şey
1997 Kuşatma Altında Aşk
1998 Kaç Para Kaç
2000 Herkes Kendi Evinde
2001 Son
2002 Abdülhamit Düşerken
2002 Gülbeyaz
2002 Her Şey Aşk İçin
2003 Estağfurullah Yokuşu
2004 Arap Saçı
2005 Eylül
2005 Kayıt Dışı
2006 Çinliler Geliyor
2006 Sıla
2006 Tutkunum Sana
2007 Doktorlar
2009 Parmaklıklar Ardında
2010 Deli Saraylı
2010 Doktorlar

Facebook hakkında

Facebook denen bu sitede Politik görüs veya hissiyatlarinizi paylasmayiniz. Paylasacaksaniz muhakkak sanal (uydurma) bir hesap açiniz. Yazilarinizi postaladiktan sonra ADSL yi kapatıp bir süre bekledikden sonra ve yeniden baslatıp (Yeni bir IP aldukdan sonra) gerçek hesabınızdan giriş yapınız.(Tabii illede Facebook üyesi olucam diyorsanız!) Bu sitede veri tabanına sahip kisi sizin hemen her türlü eğilimlerinizi, arkadas akraba baglantilarinizi, resim ve videolarinizi, neye kizip neye kizmadiginizi, okulunuzu, şakalarinizi, size takılan lakapları… v.b. gibi daha bir çok şeyi elde etmis oluyor (Tabi bu zaman içerisinde sizin ve arkadaşlarınızın arasında geçen site üstünden yapılan haberleşme trafiğinizle ve neyi ne kadar paylastiginiz ile orantili).

Ülkemizin malum durumu nedeniyle bu tür konularda hassas olmanizi, Ülke ve Kisisel güvenliginiz (siz ve arkadas, akraba çevreniz) için buna azami dikkat etmenizi rica ediyorum.

Güvenlik olarak Ülkemiz sınırları içinde olmayan bir server ( internet sunucusu )’da ve yabancı bir şirket tarafından hizmet verildiği bilinciyle ; Facebook da 2 ayrı hesap açmanızı birinin sanal kişilik ve kişisel bilgi belge olmayan diğerinin ise kendi isim ve istediğiniz ölçüde bilgi ile donatılmış hesaplar olmasına dikkat ediniz.(Burda IP nizin değişmiş olması gerekliliğini unutmayınız) Kısaca facebook gerçek kişisel bilgiler ile girilecek pek güvenli bir site değildir.

Kişisel Kredi Kartı olan kişilerin zaten ABD merkezli uluslar arası veri bankası nedeniyle hesap hareketliliğiniz, bütçeniz, ev iş adresiniz v.b gibi bilgiler Veribankasında bulunmaktadır. Bu profilinizde yapmış olduğunuz detaylı bilgi girişi, (Arkadaş, Dost çevre, etnik köken, din, politik inançlarınız v.b gibi) bilgiler pekiştirildiğinde mükemel gönüllü bir “kisisel” istihbarati ABD ve bagli Hükümet yada gizli servislere vermis olursunuz. Bu komplo degil ; çünkü ABD, KANADA, INGILTERE v.b gibi ülkeler ulusal güvenlik yada bolgesel operasyonlar geregi bu bilgileri adi gecen merkez yada kuruluşlardan , ülkelerinde/etki alanlarında hizmet veren vebsitelerinden alabilmektedir. Ve bu ülkelerin Türkiye Cumhuriyetini ve Vatandaşlarını nezaman ve ne koşulda düşman ilan edeceği, yada bu bilgi ve belgeleri bölücü yada yardakçıları ile paylaşmayacakları nın garantisi yoktur. 911 den sonra ABD yönetimi 50 Milyar Dolar dan fazla bir bütçeyi Dünyayı dinleme, izleme ve yeni anti terör çalışmaları ve soğuk savaşlarda kullanmak üzere senato onayı ile elinde bulundurmaktadir. Bu hazir altyapı ve teknolojiyi yeri geldiğinde, olası bir çıkar çatışması/çatışma v.b gibi bize karşı yürütebileceği operasyonlarda da kullanacağı açıktır.

Yonja, Hi5 v.b gibi sitelerde de aynı önlemleri almanızı şiddetle tavsiye ederiz. Ayrica Yesil Kart (Green Card) uygulaması da pek farkli degildir. Yesil Kartda da Kültür sömürüsü sonucu gelisen : daha iyi bir hayat seviyesi balonu, yada Türkiye ye olan sevgisizlik, çevresel olumsuzluk, politik anlayisi v.b gibi nedenlerle bir baska Ülkenin kapisina gidip Göçmenlik basvurusu yapan vede büyük bir çogunlugu, bu hakki kazanamayan ; “zayif halka” olarak ABD göçmen bürosu veri bankasinda detayli bilgileri ile birlikte arsivlenmekte / fislenmektedirler.

2006’da kurulan sosyalleşme ağı Facebook, bugünlerde Türkiye’de de oldukça popüler. Evde, işyerinde, okulda çok sayıda insan önemli bir zamanını Facebook’ta profil güncelleyerek, sağa sola pençe atarak geçiriyor. Ancak bazı noktalara dikkat edilmezse Facebook ileride canınızı sıkabilir.
Şunu unutmayın, patron için Facebook’tan daha mükemmel bir radar olamaz. Dünyada Facebook’taki eylemleri yüzünden işinden olan insanlar var; birçok işyeri, okul ve kuruluşsa öğrencilerinin, çalışanlarının veya üyelerinin Facebook’a girmesini yasakladı.
Facebook üyesi binlerce kişi de ”privacy-gizlilik” seçeneğini topyekün göz ardı ettikleri için sıkıntılı anlar yaşadı, başlarını belaya bile soktu… İş aramak gibi profesyonel amaçlarla da kullanılan Facebook, saf anlamda sosyalleşmeyi sağlayan son yılların en önemli internet araçlarından biri. Ancak Facebook kullanmaya yeni başlayanların, yabancıların kendilerine ait bilgileri ne ölçüde görebileceklerini tayin eden gizlilik ayarlarına önemsemeden bodoslama dalması rahatsız edici sonuçlara neden oluyor.

İlişki düzeyini belirleyin:
Bir kişiyi tanıyıp tanımadığınızı tayin eden 3 pozisyon var. Facebook’a girdiğinizde size göre herkes yabancıdır; ”network” yani ağ, bir bölge, yer, okul veya şirket sakinlerinin oluşturduğu gruptur. Arkadaşlarınızsa karşılıklı olarak birbirinizi tanıdığınızı onayladığınız kişilerdir. Facebook’ta profilinize arkadaşlarınız gibi erişebilecek ”o benim ‘arkadaşımın arkadaşı ama arkadaşım değil” seçeneği yok.

Gizlilik ayarlarını değiştirin:
”Privacy” birçoğunun Facebook kariyerine başladığında umursamadığı bir seçenektir. Ancak başlangıç ayarlarına göre ağınızda (network) olan herkes, size ait olan her şeyi görebilir. Türkiye’den yola çıkalım; Türk kullanıcıların büyük çoğunluğunun ”kafadan” Türkiye ağına üye olduğunu düşünürsek, bu ağdaki herkes, size ait olanları arkadaşlarınız kadar görebilir. Bir ağın mensubu değilseniz, bilgilerinizi sadece arkadaşlarınız görebilir. Ama ben mesela Türkiye ağına üyeyim, o halde yapmam gereken Privacy başlığı altındaki Profile’e girip, çıkan ekranda ”profile: only my friends-yalnızca arkadaşlarım” şıkkını seçmektir. Bu ekrandan e-posta adresinizi yalnızca arkadaşlarınızın görebileceği şekilde düzenlemeniz hatta ”Profile” başlığı altındaki birçok maddeyi arkadaşlarınıza özel olacak şekilde ayarlamanız menfaatiniz icabınadır.

Facebook’da geçirdiğiniz zamanı kimse bilmesin:
”Privacy” başlığı altındaki ”Newsfeed and mini feed”e mutlaka uğrayın çünkü, bu seçeneğin başlangıç ayarları, sizin Facebook’ta yaptığınız her eylemi yayımlıyor. Bu kadar küresel olmaya, Facebook başında sabahladığınızı başkalarının bilmesine gerek yok. Bu sosyalleşme ortamının, yaptığınız her şeyi herkesin görebileceği seyir defteri diye tanımlanabilecek ”mini feed” adında bir özelliği var. Yani sizin mesai saatinizde Facebook’ta ne zaman, ne kadar zaman geçirdiğiniz tespit edilebilir. Şimdilik bizim buralarda tutatanak tutacak siber işyeri polisleri yok gibi, ancak yine de temkinli olmakta fayda var. Bu yüzden en azından işteyken önce ”privacy”, ardından ”news feed and mini feed”e girerek ”show times in my mini feed” seçeneğini iptal edip yaptığınız eylemlerin zamanının görünmesini engelleyin.

Arkadaşlarınız için gizlilik:
Başlangıç ayarlarında herkes arkadaşlarınızın listesini görebilir. Bu durum ”Poke, Message and Friend Request” ayarları kısmında ”Friends-arkadaşlar” seçeneğinden vazgeçerek ortadan kaldırılabilir.

Bir profesyonel, bir de kişisel profiliniz olsun:
Facebook arkadaşlarınızla şakalaşıp eğlenebileceğiniz bir ortam olduğu kadar, profesyonel/mesleki amaçlara da hizmet edebilir. Her ne kadar Facebook kurallarına aykırı olsa da iki profiliniz olsun, profesyonel profilde tam ad, mesleki durum, eğitim ve yalnızca sektörel bağlantılar olsun. Bu profil altında iş ve okul ağlarınıza takılın. Sulu değil profesyonel bir fotonuzu ekleyin ya da hiç eklemeyin. Kişisel ve özel profilinizdeyse isim, takma isim kullanabilrisiniz; soyadınaysa gerek yok ya da tek bir harfle ifade edin. Bu profille okul ve işyeri, meslek ağlarına bağlanmayın. Mesleki deneyiminizi paylaşmayın. İş e-posta adresinizi kullanmayın. Ve istediğiniz her şeyi yapın. Ancak iş ve özel arkadaşlarınızı birbirine karıştırmayın.

Herkesle arkadaş olmayın:
Şu kısacık Facebook kariyerimde en çok dikkatimi çeken şey, birçok insanın bir zombi açlığıyla arkadaş listelerini şişirme çabası oldu. Arkadaşlığa onay verdiğiniz kişilerin sizin arkadaşlarınızın bilgilerine erişebileceğini unutmayın.

Kimlik hırsızlığı:
Hakkınızdaki bilgileri kamulaştırmanın, kaba kimlik bilgilerinizin başkaları tarafından kullanılabilmesi riskini doğruyor ki bu bir başkasının ”sizin adınıza” başka bir sosyalleşme ortamında faaliyet göstermesi riskini doğuruyor.

Facebook gizlilik politikası:
Facebook ile yaptığınız anlaşma gereği, bu oluşum size ait bilgileri diğer şirketlerle paylaşabilir ya da satabilir, bunu unutmayın.

Paranoyakların dikkat etmesi gereken 5 nokta

Facebook’ta size yönelik 5 erişim seviyesi bulunuyor; arkadaş, sınırlı, ağ, yabancı veya bloke…

Gizlilik ayarları oldukça karmaşık; arkadaşlarınız dışında rahatsız edilmek istemiyorsanız hiçbir ağa üye olmayın.

Duvarlara yazmak yerine özel mesaj gönderin. En kibar ifadesiyle duvar yazıları ileride size karşı delil olarak kullanılabilir.

Geçirdiğiniz zamanı ve hatta olduğunuzu kimse bilmesin…

Görülebilir seyir defterinize (mini feed) ince ayar çekin.

Facebookda Gizlilik Ayarı

‘Privacy’ birçoğunun Facebook kariyerine başladığında umursamadığı bir seçenektir. Ancak başlangıç ayarlarına göre ağınızda (network) olan herkes, size ait olan her şeyi görebilir. Türkiye’den yola çıkalım; Türk kullanıcıların büyük çoğunluğunun ‘kafadan’ Türkiye ağına üye olduğunu düşünürsek, bu ağdaki herkes, size ait olanları arkadaşlarınız kadar görebilir. Bir ağın mensubu değilseniz, bilgilerinizi sadece arkadaşlarınız görebilir. Ama ben mesela Türkiye ağına üyeyim, o halde yapmam gereken Privacy başlığı altındaki Profile’e girip, çıkan ekranda ‘profile: only my friends-yalnızca arkadaşlarım’ şıkkını seçmektir. Bu ekrandan e-posta adresinizi yalnızca arkadaşlarınızın görebileceği şekilde düzenlemeniz hatta ‘Profile’ başlığı altındaki birçok maddeyi arkadaşlarınıza özel olacak şekilde ayarlamanız menfaatiniz icabınadır.

Facebook Güvenlik Tavsiyeleri

Facebook Güvenlik Tavsiyeleri

Aşağıda Facebook altında güvenlik tavsiyeleri yer almaktadır. Yararlı olması dileğiyle.

Facebookta herkesle arkadaş olmayın:

Arkadaş listenize kabul ettiğiniz her kişi sizin profilinizi görebilir ve bu ölçüde özel bilgilerinizi arkadaş listenizin büyüklüğüyle doğru orantılı olarak sunmuş olursunuz. Arkadaş listenizi mümkün olduğunca sınırlı tutmanız ilerideki muhtemel “bu kimdi yahu?” karmaşasının önüne geçecektir.

Arkadaş listenizi herkes görmesin

Başlangıç ayarlarında herkes arkadaşlarınızın listesini görebilir. Bu durum ‘Poke, Message and Friend Request’ ayarları kısmında ‘Friends-arkadaşlar’ seçeneğinden vazgeçerek ortadan kaldırılabilir.

Facebook’ta geçirdiğiniz zamanı kimse bilmesin:

ailenizden birinin, patronunuzun yada sevgilinizin ilgilisini çekerse sonu bir facia olabilir ve gazetelerin 3. sayfasına haber olabilirsiniz. ‘Privacy’ başlığı altındaki ‘Newsfeed and mini feed’e mutlaka uğrayın çünkü, bu seçeneğin başlangıç ayarları, sizin Facebook’ta yaptığınız her eylemi yayımlıyor.Yani sizin mesai saatinizde Facebook’ta ne zaman, ne kadar zaman geçirdiğiniz tespit edilebilir. Şimdilik bizim buralarda tutatanak tutacak siber işyeri polisleri yok gibi, ancak yine de temkinli olmakta fayda var. Bu yüzden en azından işteyken önce ‘privacy’, ardından ‘news feed and mini feed’e girerek ‘show times in my mini feed’ seçeneğini iptal edip yaptığınız eylemlerin zamanının görünmesini engelleyin.


İstemediğiniz kişiler size ulaşabilir:

Başlangıç ayarlarına göre ağınızda (network) olan herkes, size ait olan her şeyi görebilir. Türk kullanıcıların büyük çoğunluğunun Türkiye ağına üye olduğunu düşünürsek, bu ağdaki herkes, size ait olanları arkadaşlarınız kadar görebilir. Bir ağın mensubu değilseniz, bilgilerinizi sadece arkadaşlarınız görebilir. Ama ben mesela Türkiye ağına üyeyim, o halde yapmam gereken Privacy başlığı altındaki Profile’e girip, çıkan ekranda ‘profile: only my friends-yalnızca arkadaşlarım’ şıkkını seçmektir. Bu ekrandan e-posta adresinizi yalnızca arkadaşlarınızın görebileceği şekilde düzenlemeniz hatta ‘Profile’ başlığı altındaki birçok maddeyi arkadaşlarınıza özel olacak şekilde ayarlamanız menfaatiniz icabınadır.

Facebook uygulamaları:

Facebook’ta her önünüze gelen Facebook uygulamasını yüklemeyin. Facebook altında parolalarınız aynen MSN şifrelerinin akıbetine uğrayabilir. Facebook uygulamaları o kadar da güvenli olmayabilir.. Yani Facebook parolalarını ‘hack’layanlar mevcut. Facebook’ta genelde gerçek bilgiler verildiğinden durumun önemi daha da açık

gel unuttur

^^^^arkadaslar daha önce paylaşılmamıstır ümidiyle yazıyorum^^

Ve gittin…
Öncesini düşünmek istemedigim sonrası ise meçhul bir aşktı yaşadığımız…
Ve aşk bitti…
Giderken geride bıraktığın,içinden seni de almayı unttuğun bir kalp…
Biraz hasarlı,ürkek,bi o kadar da beceriksiz…
Seni unutmayı bile beceremedi bu kalp…
Aşk bitti…
Sensiz uyuyamadığım geceler,karanlıktan korktuğumda çevirdigim numara,sabah kalktıgımda huzur verici sesin yok,gözlerin yok…
Dedim ya gittin…
Sen gittin gideli bu ilk ve son mektubum sana…
Artık seninleyken yazdığım şiir ve mektupları düzeltiyorum ve düzeltecegim…
Seni seviyorumları ‘seni ne cok sevdim’ yaptım,meğer ne çok seni seviyorum yazmışım,seni öpüyorumları ‘seni özlüyorum ‘ yaptım…
Yaptım da bir ‘seni unuttum’ yapamadım…
Seni seviyorumları ‘seni ne cok sevdim’ yaptım,meğer ne çok seni seviyorum yazmışım,seni öpüyorumları ‘seni özlüyorum ‘ yaptım…
Yaptım da bir ‘seni unuttum’ yapamadı
Sadece bitti dedin…
Fazlasına gerek yoktu zaten…
Herkes anlamak istediğini anlardı degil mi…???
Ama inan hiçbir şey anlamıyorum…
Sana lanetlermi yağdırmalıyım,yoksa yolun açık olsun mu demeliyim…???
Yok bu çok fazla,dilerim Allah’tan bensiz gittiğin hiç bir yol açık olmasın…!!!
Sensiz aldığım nefes nefes değilken,bensiz aldığın nefes nefes olmasın…
Yok bu da çok fazla…
Ben kıyamam ki sana…
Ben sadece geride bıraktıgın bu beceriksiz kalp için yalvarıyorum…
GEL UNUTTUR BANA SENİ…

Bilmem Neden

Bilmem Neden Bilmem neden böyle oldu
Gül olmadan goncalar soldu
Deniz gözlerine hüzün doldu
Bilmem neden böyle oldu

Bahar gelmeden kış geldi
Ayrılık hasreti yüreğimi deldi
Tek isteğim sevgiyle uzanan bir eldi
Bilmem neden bana hüzün geldi

Yeşili soldu doğanın kalmadı rengi
Bulamadım bir türlü gönlüme dengi
Ben başlatmadım kalbimdeki bu cengi
Bilmem neden gelmez gönlümün dengi

Ne güneşim kaldı ne de ayım
Tükendi sevdadan yana payım
Başladı ömrümde geri sayım
Bilmem neden boşa geçti günüm ayım

Ne dağlar dayandı, ne de yollar
Birbir geçip gitti yıllar
Ağardı bak işte saçlar
Bilmem neden dökülür gözümden yaşlar

Artık ne desem, nere gitsem
Ömrü tutup geri çeksem
Hüzün bağlarına umut eksem
Bilmem neden boşa beklesem

Bilmem neden tükendi gelecek
Kimbilir, kim bilecek
Gün gelecek ağlayan da gülecek
Bilmem neden bu can ölecek
Bunu herkes bildi, kimse bilmeyecek

Herkes Öldürür Sevdiğini

Herkes Öldürür Sevdiğini – Oscar Wilde

Herkes Öldürür Sevdiğini!
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

Oscar Wilde

Çay Sohbetleri

Ülkemizde çay çok sevildiği için çaya şiir bile yazılmış. Benim hoşuma gitti paylaşayım dedim,sizinde seveceğinizi umarak.

Çay Sohbetleri

Porselen demlikte güzel demlenir,
Rengi kıpkırmızı gören imrenir,
Herkes sohbetlerde ilim öğrenir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Önemini bilen sohbete gider,
Maksat ilim, çayı bahane eder,
Sohbetlerin feyzi bırakmaz keder,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Cam bardaklar sıra sıra dizilir,
Çöpü düşmez, bir cam gibi süzülür,
İşi olup içemeyen üzülür,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Memba sularıyla yapılanına,
İçmeyen çıkarsa, değsin canına,
Rengi benzetilir tavşan kanına,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Çay ikram edeni, ehli unutmaz,
Uykusu geleni hemen uyutmaz,
Ihlamur, çayların yerini tutmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Rize’mizin nefis olur çayları,
İçilir, yaz, bahar ve kış ayları,
Zinde tutar bayanları bayları,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Tozları elenir, sonra demlenir,
Bardak boşaldıkça, çay tazelenir,
Çayların yanında nevale yenir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Garipler, dervişler çaya bayılır,
Çay, evliya içeceği sayılır,
Çay kokusu her tarafa yayılır,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Kimisi, çay içer, nargile çeker,
Bazen teker teker kırılır şeker,
Çünkü kimileri kıtlama içer,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Çay sohbeti dile destan bir olay,
Her molada getirilir taze çay,
İtiraz edilmez, herkes der hay hay,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Sohbetlere edep ile girilir,
Uykusu gelenler içip dirilir,
Boşalınca tazelenip verilir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Kimi üç bardağın adını anmaz,
Beş bardak olsa da, çay içtim sanmaz,
Dokuz bardak içer yine de kanmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Göz alıcı renge kimler vurulmaz,
Taze demlenmişse, geri durulmaz,
Filiz varken başka çaylar sorulmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Gönül ne çay ister, ne de çayhane,
Gönül sohbet ister, çaysa bahane,
Bu çaylı sohbetler olur şahane,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Mehmet Ali Demirbaş

Tut Yüreğimden Ustam ..

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.

Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne

Müthişşşş yaaaaaaa
SERKAN UÇAR

Gözlerimden Çok Yaramı Sevdim…

Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri… Yeryüzüne gönül indiremez onlar… Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar…Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez…Gönüllü sürgündür onlar…Gizliden gizliye hissederler bunu…Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere…Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir…Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri…Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden…Yorulur kendisini anlatamamaktan…Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir…Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır…O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır…İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır…İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer…Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık…Kaybolmuşluğa çok yakındır…Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır…Daha az acı çekiyordur artık…Ama daha mutsuzdur eskisinden….Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden…
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü…Kaybolmuşluğa yakındım…İçimdeki acı hızla eksiliyordu…Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi…Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi…Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi…Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı…
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil….Gerçekten değil…Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor….Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor…
Konuşmaya susamıştık…Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye…Oysa böyle bir şey yoktu…Hep buradaydık…Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde…O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde…Hep o soluksuz kaldığımız yerde…Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde…
Belki aynı gece,belki yıllar boyunca konuştuğumuz yerden bana geldik…susuz ve yorgun…Yaşamaya köpekler gibi aç,ama ölüme dünden razı…
Bana geldik…Belki içimizdeki acıyı avutur,koptuğumuz ışığı ikna eder,biraz olsun hiç yaşamamış,hiçbir şey bilmiyormuş gibi yapar,içimizden bir ömür çalar,yitirdiğimiz ve anlayamadığımız ne varsa uzakta bırakır,buradan,bu hayattan yolumuza devam ederiz,sanmaya geldik…
İçtik,şımardık,ağladık,hayatı özledik,çığlık attık;ardımızda bıraktığımız ve bir kez olsun sahiden dönüp bakmadığımız onca kırıl kalp,onca vazgeçiş,onca erteleyiş,onca unutuş bir gecede bağışlanır sandık…
Ama olmadı…Bunu ilk ve son kez sevişirken anladık…Birbirimizin çıplak bedenlerine dokunduğumuzda…Aynı anda,belki de peş peşe,derinden,çok derinden öksüz kalan bir çocuk gibi kesik kesik ağlamaya başladık…Engel olmaya çalışsak da,yine de kahredici bir hoşluğu vardı bu ağlayışın içimizde…Bu hayatta sevgili olarak birlikte gidecek bir yerimiz yoktu…Geçmişimiz bizi geri çağırıyordu…Gidecek bir yerimiz yoktu,ama kaybolmamıştık…Bu yüzden kahredici bir boşluğu vardı göz yaşlarımızın…
Sonra sabah oldu…Sonra acı ve özlemin yerini utangaç bir boşluk aldı…Bütün o eksik hazların yerini derin bir suçluluk duygusu aldı…
Sonra o gitti,yaramda hiç unutamayacağım bir ürperti bırakarak gitti…Yaram ki,kimse onun kadar beni anlayamaz,yaram ki onun kadar kimse beni sevemez…Gözlerimden çok içimdeki yaramı sevdim ben…Çünkü ondan başka kimse bana beni gösteremedi…Herkese,ama herkese yalan söyledim,ama bir tek o biliyordu hepsini…Bir tek o gördü beni kendimi aldatırken…Onu unutmaya çok çalıştım…Yok saymaya…Hayat diye içine girmediğim akvaryum kalmadı…Her mevsim mutluluk modaydı…O akvaryumların içinde mutluymuşum gibi yaptım…Yaramı unutup herkes ne yapıyorsa onu yapmaya çalıştım…Akvaryumun içinde,herkes gibi camların dışında bir yeri özledim…Bana ait olmayan bir hayatta,hiçbir ortak yanım olmayan insanlarla akvaryumun dışını özledim…Yaramı unutup,neyi özlediklerini bilmeyen insanların özleyişlerini sevdim…Bilmiyorum,belki bunu da kendi yaramı unutmak içim yaptım hep…Anladım ki,nereye gitsem sonunda yarama dönüyorum…Ne yapsam,ne etsem döndüğüm tek yer yine o eski kalbim…Bütün o oyunlardan bana kalan o eski yadigar…Ne kadar sevse de insan,tükenip,yorulduğu bir saat var…Herkesin bencil bir ömrü var…İşte en çok o zaman hatırlarım o eski kalbimi,onca insana kendimden öç alırcasına dağıttığım kalbimi,çok sevdiğim bir yabancı gibi hatırlarım…Mahcup bir özlemle çağırırım onu dağıttığım yerlerden;hayatlardan,yorgun ve bencil sevgilerden… Utanarak…Sanki kendi kalbimi geri çağırmak bir suçmuş gibi çağırırım…Güzellik ve soyluluk saklıdır o kalpte…Kalbimdeki kimsesiz kalmış güzelliğe ve soyluluğa vurgunumdur ben…Onu her arzulayışımda karşıma Tanrı çıkar…Beni böyle eksik,böyle yarım,böyle susuz,böyle bir başına O bırakmıştır…Tanrı vardır ve benim bu sonsuz susuzluğum ondandır…
Bu susuzluğu hissettiğim andan beridir hayattan korkmamayı öğrendim…Kime dokunsam Tanrı’ya sonsuz bir yakarış;kime dokunsam o büyük kopuşun sancısıydı;kime dokunsam kendimdeki ilk ağrıya dokunuş gibiydi…Kime dokunsam eksik,ve yanlış bir Tanrı’ya dokunmak gibiydi…
Tanrı’yı unutmak,içimdeki aşkı unutmak gibidir bazen…Böyle zamanlarda kalkıp giden her şeyin peşine takılırım…Bütün zamanların,bütün trenlerin,bütün vaatlerin ve hızların arkasından giderim…Farklı olmak adına,kendim olmak adına,herkes gibi olmak adına koşarım giden her şeyin ardından…İçimdeki Tanrı’yı,içimdeki aşkı soluksuz,kimsesiz bırakarak koşarak giderim her şeyin ardından…Kendimi hatırlamamak için her anımı,her dakikamı tıka basa bu hayatla doldururum…içimdeki aşkı,içimdeki susuzluğu unutabilmek için bir projeye,bir yaz boz tahtasına dönüştürürüm kendimi…Her yerde ve herkesle olmak için kendimi boşlukta bir yerde yeniden yaratmaya çalışırım…Herkesle ve her yerde olmak için,beni her yere bir an önce yetişmek için,kendime bana ait olmayan bir kalp,bir yüz alıp kimsenin bilmediği,uğramadığı bir boşluğa yerleşirim…Herkes ve her şey olmaz için,beni çağırdıkları her yerde olmak için bu boşlukta yaşadım kimsesiz,bu boşlukta yüzüme çarpan kapılar,bu boşlukta hızlandıkça geciktiğim,bu boşlukta çırpındıkça yitirdiğim her şey bana aşksız geçen yıllarımı hatırlatır…Bana Tanrı’sız ömrümü,yüzümden yoksun geçen anlarımı hatırlatır…Böyle zamanlarda defalarca çiğneyip geçerim kendimi…Verdiğim sözleri,ettiğim yeminleri…Atarım kendimi herkesin ortasına…Gizlerimi atarım hoyrat gözlerin önüne…Önce ben başlarım kendimi yağmalamaya…O güvenmediğim hayatı ve zamanı yanıma alarak gizlediğim ne varsa ortaya dökerek…Öç alırcasına kendimden…Dökerim her şeyi ortaya…Herkesin kendinden kurtulmak için kışkırttığı yurtsuz ve kimsesiz bir gece için…
Böylesi gecelerde herkes o eski yarasına haksızlık etmiştir;böylesi gecelerin sabahında herkes ezbere ve çabuk çabuk konuşur ve kimse kimsenin gözlerine korkusuzca bakmaz…Herkes bir an önce,eksik ve yanlış da olsa bir gece önceki ömrüne dönmek ister…Herkes susuz bıraktığı o eski kalbine dönmek ister…
Bunları bilince,bunları hissederek yaşayınca kimseye kızamıyor insan…Öfke dönüp dolaşıp geliyor yine içte patlıyor…İçimde patlıyor…Çünkü kime kızıp,kimi lanetlesem en sonunda onu içimde buluyorum…Suçladığım herkeste biraz ben varım…Kimi yargılasam elimde kanı var…Kime bağlansam onda haksızlık ettiğim ömrüm ,susuz bıraktığım Tanrı’m var…Kime koşup sarılsam onda kolları bağlı erdemim var…Başkalarını yargıladıkça kendini tutsak eden,başkalarını küçümsedikçe küçülen sevgim var…Oysa ne yapsam o yurtsuz gecem,susuz bıraktığım aşkım beni hiç unutmaz…Sorar hesabını…Defalarca gidip gelerek ömrümden,kimlerdi,diye sorar o kanayan yüz bana,kimdi bütün gece onda yargıladıkların…İtildiğim ve sığındığım yüzümden tek bir yanıt çıkar,tek bir ses…O ses der ki,bütün gece yargıladıkların aslında sensin…Bilirsin ki o ıssız gecede bunu sana söyleyen senin sesindir…Sahibini ancak bu ıssız gecede bulmuştur…İçinde soluksuz bıraktığın Tanrı’nın sesi,içinde öyle kimsesiz,öyle kanlar içinde bıraktığın sahipsiz yüzünün sesidir…Ne olur sus ve öfkelenme der bu ses bana…Boyun eğ bu sese…Kabullen onu…Bir kez olsun kendi sesinin önünde eğil der…Bir kez olsun kulak ver ona…Kulak ver ona,onun neleri yitirdiğini,neleri sonsuza dek kaybettiğini bir kez olsun anların ağzından duy…Yüzünden akan kanı bir kez olsun öp…Sadece gözyaşı değil onlar…Dokun onlara,dokun kendi kanına,yitirdiğin ve özlemini çektiğin her şeyi kendi kanında bulacaksın…Orada bütün yargıladıkların var…Orada reddettiğin bütün ömrün var…Bu hayattan tiksinip lanetlediğin ne varsa,hepsi kanında saklı…Seni terk edip ihmal edenler,seni bir türlü anlamak istemeyenler,seni yargılayıp dışarıda bırakanlar orada…Orada,seni deliler gibi sevenler ve senin içine bir türlü giremeyenler…Ne olur bir kes olsun onca insana dağıttığın kendini geriye çağır…Ne olur bir kez olsun anla,ömründen daha uzağa gidemezsin…Onca yıl susuz bıraktığın Tanrı’ndan daha uzağa gidemezsin…Ne olur anla,onca yıl kimsesiz bıraktığın yüzünden daha uzağa gidemezsin…Ne olur bir kez olsun anla,yarını yok sayarak hiçbir yere gidemezsin…
Yaşamak ne ki,hem kendini,hem sevdiklerini durmaksızın kimsesiz bırakmak değil?..Yaşamak yüzünü onca yemine rağmen ortada bırakmak değil mi?Yaşamak her gittiğin yerde bıraktığın yüzleri kanayarak özlemek değil mi?..
Yaşamak,içindeki o sonsuz ve tesellisiz acının tesellisini bu hayatta aramak değil mi?..
Bu hayatın ne yengisi,ne yenilgisi teselli etti beni…Ne zaman kazandım,ne zaman,artık kurtuldum,desem,daha derin bir boşluk açıldı önüme…Bu hayatın kurallarıyla ne zaman çıksam yola,kazandıkça kaybettim,yükseldikçe alçaldım…Ne aklımdan kurtuldum,ne delirdim…
İçimdeki erdem öylesine soluksuz kalmıştı ki,ne zaman aşkın bir güzellik görsem ertelediğim hayatım gelirdi aklıma…İçimdeki erdemi suç ve günahla sınamaya geç başlamıştım çünkü…
Çünkü ne zaman yasadışı bir gece yaşasam anlamsızca ve kimsesiz bir ağlayış gelirdi içimden…
Ne zaman beni bana hissettiren birine sarılsam;çok uzaktan,çok eski bir duygu bana rağmen,bana inat yanımdan geçip giderdi…Kimi sevsem hiç olmadığı kadar yalnızlaşırdı…Kimi sevsem bütün o yanlış hayatım gizlendiği yerden çıkıp gelirdi…Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpardı yüzüme…Kime elimi uzatsam o unutulmuş ömrümle karşılaşırdım…
Kendimi daha fazla ne kadar tüketebilirdim…Kime sarılsam verip de tutamadığım sözler çıkardı karşıma…
İnsan her sabah doğan güneşten utanır…İnsan er ya da geç gelen mevsimlerden utanır…
İnsan onca yıl susuz bıraktığı Tanrı’sından utanır…
İnsan bunca işarete,bunca özleme rağmen bir türlü gidemediği yerden utanır…
İnsan yalan bir hayattan onca yıl bir kurtuluş beklediğine utanır…

Cezmi Ersöz

Evlilik ile ilgili şiir şiirler

Evlilikle İlgili Şiir,Evlilik şiirleri,en güzel Evlilik şiirleri,Evlilik ile ilgili şiirler

Evlilik Yıldönümü

Seni tanımadan önce
Yoktu bilmece
Sabah kalkar akşam yatardım
Uyur uyanırdım
Aya bakmazdım
Ellerimi yakmazdım

Ne olduysa, gözlerim
Gözlerinle buluşunca oldu.
Bütün boşluklar doldu.
Anlam kazandı yaşam
Çözüldü bilmece

Kader seni bana yazdı
Gece beyazdı
Mevsim yazdı
Kader beni sana yazdı

Yazıldık çizildik
Ezildik büzüldük
Büyüdükçe büyüdük
Ceylan gibi koştu
Kaplumbağa gibi yürüdü yıllar

İki idik üç olduk
Üç idik dört olduk
Keder olduk dert olduk
Sevinç olduk neşe olduk

Seni tanıdım ya
Çözüldü bilmece

Şimdi her an, her gece
Dilimde hece hece
Sevgin var, aşkın var

Seni seviyorum, seveceğim
Son nefesime kadar.
Cemal Yaman

Evlilik
Dinle beni arkadaş
Hiç sevmemek delilik
Sevdiğinle bir savaş
Vermek değil evlilik

Ya zayıftır ya şişman
Herkes halinden pişman
Birbirinizi düşman
Görmek değil evlilik

Düşsen de bir batağa
Arzun kalkar atağa
Beraberce yatağa
Girmek değil evlilik

Bitince aşk oyunu
Cüce dersin boyunu
Nerdeyse tüm huyunu
Yermek değil evlilik

Görünce bir dilberi
Boşa dökme o teri
İmzalanan defteri
Dürmek değil evlilik

Söndürsen de korunu
Görmelisin torunu
Göz önüne sorunu
Sermek değil evlilik

Başlayınca bir döküm
Azalır mı hiç yüküm
Kral gibi bir hüküm
Sürmek değil evlilik

Muammer Baydere

Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri

Mehmet Akif Ersoy şiirleri
Mehmet Akif Ersoy güzel şiirleri
en güzel Mehmet Akif Ersoy şiirleri


Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir’
Davransana Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana Sen böyle değildin
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver Kalma yolundan
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez
En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,
Hüsrâna rıza verme Çalış Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş
Sesler de: ‘Vatan tehlikedeymiş Batıyormuş! ‘
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var
Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
‘İş bitti Sebâtın sonu yoktur! ‘ deme, yılma
Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma

14 Mart 1913

Mehmet Akif Ersoy

Nazım Hikmet Ran Şiirleri

Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Nazım Hikmet Ran Şiirleri isimleri


Açlık Ordusu Yürüyor

Asya – Afrika Yazarlarına

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Bence Sen De Şimdi Herkes Gibisin

Benerci Kendini Neden Öldürdü ?

Berkley

Beş Satırla

Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü

Bir Acayip Duygu

Bir Ayrılış Hikayesi

Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları

Bir Gemici Türküsü

Bir Hazin Hürriyet

Bir Küvet Hikâyesi

Bu Vatana Nasıl Kıydılar

Bulutlar Adam Öldürmesin

Büyük İnsanlık

Cevap Dört Numara

Ceviz Ağacı

Ceviz Ağacı İle Topal Yunus’un Hikâyesi

Çankırı Hapisanesinden Mektuplar

Çarlık Rusyasının Ölümü

Çocuklarımıza Nasihat

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan İle Rahibin Macerası

Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime

Gazete Fotoğrafları Üstüne

Gece Gelen Telgraf

Gelmiş Dünyanın Dört Bir Ucundan

Gerileyen Türkiye Yahut Adnan Menderes’e Öğütler

Giden

Giderayak

Gömlek, Pantolon, Kasket Ve Fötre Dair

Gövdemdeki Kurt

Gözlerin

Güneşi İçenlerin Türküsü

Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü

Güz

Haber

Hasret

Hasret

Herkes Gibi

Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye

Hiçbir Ağaç Böyle Harikulade Bir Yemiş Vermemiştir

Hoş Geldin

Hürriyet Kavgası

İsimsiz Şiirler

İstanbul’da, Tevkifane Avlusunda

İyimser Adam

İyimserlik

Japon Balıkçısı

Kadınlarımızın Yüzleri

Kalbim

Karlı Kayın Ormanında

Kemal Tahir’e Mektup

Kerem Gibi

Kırkıncı Yılımız

Kışlık Saray

Kıyamet Sureleri

Kız Çocuğu

Kore’de Ölen Bir Yedek Subayımızın Menderes’e Söyledikleri

Kuvâyi Milliye – Altıncı Bap

Kuvâyi Milliye – Başlangıç – Onlar

Kuvâyi Milliye – Beşinci Bap

Kuvâyi Milliye – Birinci Bap

Kuvâyi Milliye – Dördüncü Bap

Kuvâyi Milliye – İkinci Bap

Kuvâyi Milliye – Sekizinci Bap

Kuvâyi Milliye – Üçüncü Bap

Kuvâyi Milliye – Yedinci Bap

Lodos

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın Ve Hanımelleri

Memleketimden İnsan Manzaraları – İkinci Bölüm

Memleketimi Seviyorum

Merhaba Çocuklar

Mor Menekşe, Aç Dostlar Ve Altın Gözlü Çocuk

Mukaddes Karın

Münevver’in Doğum Günü

Nerden Gelip Nereye Gidiyoruz?

Nikbinlik

Niyazalant Sömürgesi

O Ve Aksakallılar

Onun Doğuşu Ve Demirhane Bacası

Orada Tanıdıklarım – I

Orada Tanıdıklarım – Iı

Orkestra

Otobiyografi

Ölçü

Ölüme Dair

Piraye İçin Yazılmış : Saat 21-22 Şiirleri

Portatif Karyola

Rubailer

Salkımsöğüt

Saman Sarısı

Sen

Ses

Sesler Geliyor…..

Sevgilim

Silâhsız İnsanlar

Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı

Şaban Oğlu Selim İle Kitabı

Şair

Şarkılarımız

Şehitler

Tahirle Zühre Meselesi

Teftiş

Türk Köylüsü

Türkiye İşçi Sınıfına Selâm

Üç Selvi

Vasiyet

Vatan Haini

Veda

Yaşamaya Dair

Yine İyimserlik Üstüne

Yine Memleketim Üstüne Söylenmiştir

Yine Ölüme Dair

Yirminci Asra Dair

Yolculuk

Yürümek

Zafere Dair

Affetmek İle İlgili Şiirler

Affetmek İle İlgili Şiirler Kısa,

Affetmek Üzerine Şiirler,

Bilemedim

Seni tanıdıktan sonra
Dönüp baktım yalancı maziye
Yaşamamış, yaşanmamış yılları saydım
Ve yandım…
Senin gözlerin kadar
Mazinin boşluğu da yakıyordu içimi
Üç-dört ay geçmişti 19’umu bitireli
Hevestir geçer diyordu
Çevremizin tecrübelileri
Ama geçmiyordu…
Bilmiyordum sonbaharın güzelliğini
Sanki ilk defa yaşıyordum mevsimleri
Yağmur olup yağıyordum yerlere
Işık olup açıyordum gecenin rengini
Ve sen doğuyordun içime güneş gibi
Ayrılık dağının ardından gülüyor
Mutluluk çiçeğini koparıyor
Üstelik pişman olmuyordun
Her ayrılık vakti güldüğün için
Önceleri seni affetmek istemedim
Benim ki aşk mı, yoksa tutku mu
Bunu bir türlü çözemedim
Senin ki dalga mı, avuntu mu
Bir de bunu, bunu bilemedim…

Beni Affet Bebek

Beni affet bebek
Doğuşundan ölümüne kadar karar verdim haksız
Koşup eğlenme hakkını aldım elinden
Belkide öperek uyandıracaktın beni
Affet ne olur, kefensiz oldu ölümün

Beni affet bebek
Baba diyemedin, anne diyemediğin gibi
Nasıl kıydınız diye sorma ne olur
Rüyalarımada gelme yalvarırım
Seni görüp isyan etmekten çok korkuyorum

Beni affet bebek
Ben istemedim gitmeni ama evet dedim
Kime benziyordun acaba annene mi yoksa banamı
Kafamda milyon soru ve gözümde yaş var şimdi
Affetmek zorunda değilsin ama ne olur affet

Affetmek

Yeter artık durup düşündüğün,
İnsan sabrı bir yere kadar!
Nedir yüzünde o gördüğüm?
Nefret bile olamaz o kadar…

İstrsen yalvar ama,
Şunu asla unutma!
Affetmek bana değil,
Yalnız Allah’a mahsustur…

Acımasız!

İnsanlar acımasız,
Hayat acımasız,
Sevdiklerimiz acımasız,
Herkes acımasız…

Affetmek unutuldu,
Kendi derdimize yandık.
Hep biz dedik durmadan.
Akıp giden zamanda…

Hep biz doyalım dedik
Kardeş kavramını unuttuk
Herkes acımasız…
İnsanlar acımasız…

Halide Edip Adıvar Ölüm Şiiri

Halide Edip Adıvar ın Ölüm Şiiri

Ölüm Şiiri Halide Edip Adıvar

ÖLÜM
Yapraklar üşürken dökülür;
Ağaçlar kışa soyunurken ölür.
Nedir acelesi ecelin?
Daha bitmeden yaşama sevincim.

Neden bu kadar soğuk ellerim?
Gözlerim aynı noktada donuk.
Nedir bu sonsuz karanlık?
Ve bu bitmeyen yalnızlık.

Nereden çıktı bu tabut?
Ne işim var benim içinde?
Ve bu kalabalık.
Yüzler; bu yüzler hep tanıdık.

Herkes birakıp gitmiş.
Geceye sessizlik çökmüş.
Gözlerim hala açık,
Ve bitmeyen yalnızlık.

Halide Edip Adıvar

Doğa ilgili şiir şiirler

Doğa şiirleri,doğa ile ilgili şiirleri, doğa hakkında şiirler, tabiat şiirleri, en güzel doğa şiirleri,doğa konulu şiirler

Doğa Şiiri

Doğa, şarkısını söylemeye başladı
Yeşillere büründü ormanlar
Mavi elbisesini giydi sevgili deniz

Doğa, ilahisini dilllendirmeye başladı
Çeşit çeşit türde hayvan
Renkli renkli yerde bitki

Doğa, kavuşmak için açtı bağrını
Sevdiğini barındırdı yüzyıllarca
Sevmediğini ezdi geçti bir çırpıda

Doğa, verilen gucleri sahiplendi
Kabul edeni yaşattı sorunsuzca
Resti çekenin, bakmadı gözyaşına

Doğa, sevda yüklü analar gibiydi.
Yeri geldi, merhametini gösterdi
Yeri geldi, kırdı, yıktı, geçirdi.

Doğa, İlah’ın kurduğu eşsiz mekan
Milyonlarca yıldır devam eden hazine
Kim yaşadı, kim yaşıyor, kim yaşayacak?

Abdülhamit Aydın

Dağlar

Daglari sevelim
Tepesinde gezelim
Deresinde yüzelim
En büyük hayalim

Daglari asalim
Üzerinde kosalim
Ormanina dalalim
Bulutlari tutalim

Huzur verir insana
Dag basina cikinca
Temiz hava alinca
Kalmak ister hayatinca

Okuyunca bunu her an
Besir demir yazardan
Güven buluyor o an
Daga cikinca insan

Yıldızları Seyrettim

Tek başına göçebe, mehtaplı bir gecede,
Efsunlu bir şekilde, bir ardıcın dibinde,
Oturdum saatlerce, hayal sessizliğinde,
Meçhul bir sevgiliyi bekleyen, aşık gibi

Ateş böcekleriyle, kurbağaların sesi,
En güzel orkestradan, daha güzel ahenkli,
Akan dere kadar gür, huzur sardı içimi,
Bir başka gezegende, bir başka biri gibi

Anıların içinde, kendimce geziyordum,
Aradığını bulmuş, şimdi nasıl mutluydum,
Yer ve zaman seçmeden, özgürce uçuyordum,
Boşlukta yuvarlanan, bir tüy gibi, ruh gibi

Bütün ışıklar söndü, vakit gece yarısı,
Saçlarım diken diken, yüzüm ayva sarısı,
Bin kapılı sarayın, kapanmış her kapısı,
Süleyman’ın Mühürü açmaz, birini gibi

Yeryüzüne uzandım, kulağımı dayadım,
Arzın kalp atışını, ilk bu gece dinledim
Kendimi alamadım, heyacana bulandım,
Yıldızları seyrettim, uykusuz derviş gibi

AĞAÇLAR AZALIYOR

Bütün ağaçlar yıkılıyor,
Yerine evler yapılıyor
Oksijenler azalıyor,
Hastalıklar çoğalıyor

Ne oluyor bu ağaçlara?
Ormanlar tükeniyor
Kalemler olmuyor
yazı yazılmıyor

Baharın İlk Sabahları

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum
Derim ki: “Sıkıntılar duradursun!”
Şairliğimle yetinir,
Avunurum

Orhan Veli Kanık

DOĞAYA..

Doğaya bakarsam aşık olurum
Doğayı seversem maşuk olurum
Doğayı korursam ışık olurum
Aşık maşuk ışık doğa değil mi

Doğaya kulak as biraz sevgi ver
Aşkın çilesini çektiğimiz yer
Nefes aldığımız verdiğimiz yer
Bizim için nefes doğa değil mi

Doğaya zulmeden kendine eder
Yaşam kaynağını dibinden budar
Kendisi yok olup ortadan gider
Her zaman kalıcı doğa değil mi

Doğa verir sana ekmek aşını
Üstünde görürsün her bir işini
Zulmeden belaya sokar başını
Doğayla barışan güler değil mi

Doğa da kurala uyan kazanır
Çok mutlu yaşayıp ömrü uzanır
Herkes kendisini çok güçlü sanır
Doğa hepimizden güçlü değil mi

Yeri göğü insan kirletmiş neden
Ozon tabakası delinmiş birden
Buna sebep olmuş uzaya giden
Dünya da sıcaklık artar değil mi

Kuzey de sıcaktan buzul eridi
Eskiden doğal bir düzen varidi
Ozon tabakası delinmiş miydi
Fazla ışın kanser yapar değil mi

Herkes ne yaparsa kendine yapar
İnsanlar yolundan ne çabuk sapar
Şu kara toprak da çok insan yatar
Doğa çok güçlüdür doğru değil mi

Erol Duran

Oscar Wilde Şiirleri

Oscar Wilde En Güzel Şiirleri

Oscar Wilde’nin Şiirleri

Her İnsan Öldürür Gene De Sevdigini

Her insan öldürür gene de sevdigini
Bu böyle bilinsin herkes tarafindan,
Kiminin ters bakisindan gelir ölüm,
Kiminin iltifatindan,
Korkagin öpücügünden,
Cesurun kilicindan!

Kimisi askini gençlikte öldürür,
Yasini basini almisken kimi;
Biri sehvet’in elleriyle bogazlar,
Birinin altindir elleri,
Yumusak kalpli biçak kullanir
Çünkü ceset sogur hemen.

Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müsteridir, digeri satici;
Kimi vardir, gözyaslariyla bitirir isi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdigini,
Gene de ölmez insan.
Oscar Wilde

Readıng Zindanı Baladı’ndan
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

Yasaların yargısı doğru mudur
Ya da yanlış mıdır bunu bilemem;
Bildiğim tek şey bu hapishanede
Demir gibi sağlamdır tüm duvarlar,
Bir yıl kadar uzundur her geçen gün
Yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar.

Kabil’in Habil’i öldürdüğü
Günden beri hiç dinmedi acılar
Çünkü insanların insanlar için
Koymuş olduğu bütün yasalar
Tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi
Taneyi eleyip samanı tutar.

Bildiğim başka bir şey daha var
-Ki bilmeli benim gibi herkes de-
İnsanın kardeşlerine ettiğini
İsa Efendimiz görmesin diye
Utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla
Örüldü yapılan her hapishane.

Parmaklıklar güneşi engelledi,
Kararttılar tatlı ay ışığını,
Cehennemi böyle ört bas ettiler
Yaptıkları bütün iğrenç şeyleri
İnsanoğlundan, tanrının oğlundan
Gizlemeyi ustaca başardılar.

Zehirli otlar gibi kötülükler
Büyür hapishanenin havasında,
Yok olur burada harcanıp gider
İyi olan ne varsa insanda:
Kapıyı tutar soluk bir keder
Umutsuzluk bekçiliğini yapar.

Yet Each Man Kills The Thing He Loves
Yet each man kills the thing he loves
By each let this be heard,
Some do it with a bitter look,
Some with a flattering word,
The coward does it with a kiss,
The brave man with a sword!

Some kill their love when they are young,
And some when they are old;
Some strangle with the hands of Lust,
Some with the hands of Gold:
The kindest use a knife, because
The dead so soon grow cold.

Some love too little, some too long,
Some sell, and others buy;
Some do the deed with many tears,
And some without a sigh:
For each man kills the thing he loves,
Yet each man does not die.

Oscar Wilde

Yararlı Sözler

Yararlı Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Yararlı Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Yararlı Sözler

Yararlı Faydalı Sözler

İnsanların başına ne geldiği değil,O durumda ne yaptıkları önemli.

Ne kadar küçük dilimlersen dilimle,Her işin iki yüzü var.


Olmak istediğim insan olabilmem çok zaman alıyor.

Karşılık vermek düşünmekten çok daha basit.

Sevdiklerinle iyi ayrılman gerek.Bittim’’ dediğin andan itibaren, daha pilinin bitmesine çok var.

Sen tepkilerini kontrol edemezsen,Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlardır.

Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir, Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

İki kişinin darıldıktan sonra, birbirlerinin ayıplarını ortaya çıkarması, münafıklık alametidir.

Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz

Aşk köprü kurmaktır İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar

Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez

Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır

Karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme, dokunmasın bana kimse,kimse ulaşmasın artık tenimin incinen yerlerine

Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz

İnsanlardaki önyargıyı parçalamak,benim atomu parçalamamdan çok daha zor

Konuştum sıkıntı çektim, sustum rahat ettim

Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz

Gerçeği aramak onu elde etmekten daha kıymetlidir

Ne olursa olsun hayatını durdurma!Durup hayata bakmaya başladığın zaman yaşamak zordur

Gerçek arkadaş:Bendeki iyi yönleri bulandır

Sanat;Gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır

İstemek,istiyorum demek değil,harekete geçmektir

Düşmanın zayıf noktalarını hedef alırsanız ilerlerken direnişle karşılaşmazsınızDüşmandan çabukçanız düşman takibinden kurtulursunuz”

İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir

Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz

Hayat,size verilmiş boş bir filmdirHer karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın

Para her sey değildir. Mastercard ve Visa da vardır.

Su tasarrufu icin kiz arkadasinla beraber dus al

Her erkek evlenmelidir. Mutluluk hayattaki tek sey degildir.

Akrabalarımızı bize Tanrı verdi. Tanriya şükür arkadaslarımızı seçebiliyoruz.

Ogrendikce daha cok bilirsin, bildikce daha cok unutursun, unuttukca daha az bilirsin. O zaman ogrenmeye hic gerek yok


2 kişi münakaşa ediyorlarsa Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.


Her problem kendi içinde bir fırsat saklar Ve problem fırsatın yanında cüce kalır.

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,Pişmanlığı uzun yıllar sürüyor…Farkında mıyız acaba

Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Güveni geliştirmek yıllar alıyor Yıkmak 1 dakika.

Hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli.

Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Kendini en iyiyle kıyaslamak değil,Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.