Facebook Grup Sayfası

Facebook Grup -Hayran Sayfası Açmak Resimli Anlatım

Öncelikle facebook’a giriş yapıyoruz ve daha sonra şu linke tıklıyoruz

Sayfa Oluştur | Facebook

Grup sayfamızın yani hayran sayfamızın içerik ve ismini seçip sayfayı oluştur diyoruz.

Daha sonra sayfamızın resmini,logosunu ekliyoruz.

Detaylı bilgilerini girip grup sayfamızı bitiriyoruz. Önce kendi kendimize hayran oluyor ve hayranlarımızı bekliyoruz

forumdas.net hayran sayfamıza bekleriz

Kalbindeki Sıcaklığa Düşür Beni

Bu gece
Yüreğime aralıksız batan sözlerinin acısıyla ,
öfkenin kuşatmasında yazıyorum ,sahipsiz kırılganlıklarımı…
Beni Dinle/me…
Ne öncesini,ne de söyleyeceklerimi ,bu defa dinle/me…

Sana doğru attığım her adımda,
üstüme yıkılan duvarın altında kalmaktan,
(ç)atışma içinde geçen dakikaların,
gece boyu sinirini taşımaktan ,yoruldu ruhum…
Oysa bu değildi ,içimde başlattığım seni kazanma savaşının sonu…
Böyle olmamalıydı..

Ümitleri tükenmeye yüz tutmuş ses boğumlarından ,
çıkamıyor nefesim…
İnadına zorluyorum onca haykırılmış sözlerin sonrasında tenimi…

Oysa özgürlük vaad etmiştim sana,kendimi atarak zındanlara..
Zaman kıskaçlarını açmış yengeç gibi gelirken üstüme üstüme,
Kekremsi bir rüyanın yorgun tadını yutkunuyorum,
buruşturarak yüzümü…

Sessizliğin çığlıklarına düştüm…Ne yana baksam sen bakıyorsun Kirpiklerimin penceresinden…
Şimdi hangi kuytunda susar avazım…
yoruldum…
Hiçbir hikayenin kahramanı olamayacak kadar uykum var…
Başımı koyduğum yastıkta ,
yokluğundan olma koca boşluklara düşüyorum hızla…

Gecenin yarısında ;
Yine bağdaş kurmuş oturuyorsun kançanağı gözlerime…
Kapak resminde idam ilmeği olan ,
yeşilimsi bir kitabın hüzün sarısı sayfalarında arıyorum,
yankısı (ç)alınmış sesimi…
Öykünüp ustama “sus(may)acak var “ diyorum,yakılmış sesimle…
Sussam içimde (k)anarım seni…

Yine de sargısı boldur yaralarımın…
Uzak şehir özlemleri sürtse de bedenimi,
İnadına bekliyorum geleceğimi(zi)…
Dört duvarımda yankılanan tüm acılarımı
ve küflenmiş alışkanlıklarımı tek hamlede
infaz edeceğim o gün…Bunu bil…

Yeter ki sen toplama valizini ve gitme…
Bırak inadına dağınık kalsın kızıl saçların…
Üzerine sinen ağırlıklarımla bu gece yarısı ,
Çatkapı arala acılarımı…
Döndür beni yaşam(ın)a…Bak öl(m)üyorum işte…

İçimdeki sevinçlerin senli sebeplerini desteliyorum yüreğimde…
Aşk’a beş kala sancılanıyorum yine,doğumsuz coğrafyalarda…
Yüreğimdeki amansız savaşın,
tenimde açtığı yaraları görmezden gelme..

”Kalbindeki sıcaklığa düşür beni”

(D)üşüyorum…

~~Alıntı~~

Sen Nerdesin Bende Biliyormusun?

SEN NERDESİN BENDE BİLİYORMUSUN?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Her sabah uyandığım günışığında
Küçük dünyama sızan aydınlığın kendisindesin
Geldiğin de, apaydınlık kaplanan gözlerimde
Gittiğin vakit en koyu karanlıklara düşerim biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Gün boyu yaşadığım her dakikayı gösteren
Sol yanımda taşıdığım saatimin akrebindesin
Her gösterdiği anda seni özlerim
Her saniye geçişinde,sensizliği çekerim
Bu, ne zordur sana atan yüreğime biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Kalemimin ucundan damlayan şiir tadıyla
Her boş kağıda yazılan en güzel kelimelerdesin
Ne kalemim yazabilir, ne cümleler anlatabilir
İfade zorluğu çektiğim en yoğun sevgimdesin
Bendeki seni anlatmak ne kadar zor biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Her gece dalmak istediğim uykulara inat
Beynimin her hücresini kaplayan düşüncemdesin
Sen olmasan da gördüğüm, uyumaya çalıştığım en pembe düşlerimdesin
Sensiz yaşadığım rüya aleminin her defasının
Benim için bir kabus gibi olduğunu biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Yaktığım sigaramın son nefesine kadar
Ağır ağır içime çektiğim düşüncemdesin
Bunu böyle bilipte, aldığım nefesi boşluğa üfleme zorunluluğu
Ne demek biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Gözlerimde, ellerimde, yaşadığım her saniyemde
Bugünüm de, belki, belki yarınımda, hele akşamlarım da
Yalnız odamı kaplayan duvarların yankısında…
Sana hissettiklerimi, bir kağıtlara şiir gibi
Bir de o duvarlara her gece haykırdığımı biliyormusun?

Sen, sen nerdesin bende şimdi anlıyormusun?

REFİK KESTEM

Seni Seviyorum…

Kimsenin kucaklayamayacagı kadar kucakladım seni
Bazen bir umut olmalıyım yureginde
Güzel yarinlarda gercekleşmeyi bekleyen

Sonra bir hayal düşüncelerinde
Seni başka alemlere getiren
Karanlık düşüncelerindeki son yapak olmalıyım ben
Hic solmayan bir yaprak

Seni yaşamalıyım duygularda
Seni hissetmeliyim her nefes alışımda
Yagmur olup üzerine yagmaliyim
Her damla benim sana olan sevgimdir

Islanmalısın sevgi yagmurlarıyla
Aydınlıgın olmalıyım sonra
Bugday sarısı güneşimle
Kar’a kartanesi’ne ne dersin
Bembeyaz saf aşklar yaşamak için

Ben senin vazgecmediğin gökyüzün olmaliyim
Ne sen beni unutmalısın
Nede ben sensiz evreni kucaklamalıyım

Seni seviyorum demek hiç bu kadar güzel olmamıştı
Hiç böylesine sevip sevilmemişti bu yürek
Şimdi ben o güzelligi seninle yaşıyorum
Ve seni cok seviyorum

Alıntı

Cevdet bağca / Bilesin

Bilesin
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdandır bilesin

Dağlarını yol edip yürüdüysen,
Tuzunu yarama melhem bildiysem
Yollarıma milyon kere öldüysem
Sana olan sevdamdandır bilesin

Yar diye koynuma seni aldıysam
Seninle tutuşup senle yandıysam
Günü gelip bir başıma kaldıysam
Sana olan sevdamdandır bilesin

Cevdet Bağca / Bilesin

Mavi Bir Ölüm

Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Senin kim olduğunu en çok bilerek
İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Sarı bir hüzün kızıl bir gurur
Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana
Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim
Gülün dikeninden değil
Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım
Topraktan söz açacağım
Akan su gelmeyecek kelimelerime
Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim
Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Bilmek istemeden
Alaattin’in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi
Ve ne dilersem dilememi isteseydi
Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim
Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece
Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi
Bedeli her şeyim olsa bile
Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim
Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçtiğimi
Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki
Tek geride kalmış hesap benim için
Bu dünyadaki tek yük
Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek
Kürek mahkumu için kürek neyse
Benim için de sana seslenmek o
Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu
Öbür yandan bileklerimden sızan kanların
Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu
Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim
Atalarım bana kadınlara gökyüzünü
Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler
Sen kürekleri yağlı urganları
Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun
Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak
Göstermek istedim
Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri
Ama senin vaktin yoktu
Ben bunu hiç anlayamadım
Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki
Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok
Siyah apletleri sevebileceğini

Sana sesleniyorum
Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına
Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor
Kürekleri bırakamıyorum
Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için
Kalemi bir an elimden düşürmüyorum
Ankara Kalesi’nin önünde
Sana sesleniyorum
Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin
Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm
Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı
Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim
Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun
Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık
Seviyorum seni ama dedin
Hoşçakal diye ekledin
Şimdi gitmeye mecburum
Belki yine gelirim, umarım gelirim
Son söz oldu

Cennet ve cehennemin dillerini
Savaş naralarını ve aşk şiirlerini
Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım
Senin sözlerinin anlamını öğretmediler
Hiçbir şey söylemeden gittin
Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim
Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana
Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın
Yine yeniden sadece sana sesleneceğim
Müebbet bir aşk dışında
Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim
Sana sesleneceğim yine
Seni sadece kuru bir sevgiyle değil
Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla
Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun
Mütevazi bir sevgiyle değil
Küstah bir aşkla sevdim seni
Ben Osmanlı gibi
Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken
Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı
Kışın üşümemek için şal yaptın kendine
Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde
Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa
Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de
Sana inanırım bilirsin
Zamanla unutursun demiştim
Niye daha derinleşiyor öyleyse
Derinleşiyor özlemin
Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları
Coşturuyor ayrılık sözlerin
Öfkelerimin kararlılığını
Aşka katık ederek konuşacağım
Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

Öyle sanıyorum ki
Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için
Benden uzun yaşayacaksın
Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne
Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin
Küstah bir aşkla seveceğim seni
Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan
Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim
Ömrün geri kalınında
Sana sesleneceğim yine
Ben seni beyrut gibi sevdim ama
Sana ne Mağribi ne de Manhatten’i anlatamadım
Bağdat ve Şam’ı işgale yeltenmişken
Venedik! ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı
Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Senin kim olduğunu en çok bilerek
Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim
Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün
Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım
Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar
Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznün beni aşan taşkınlığını
Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
Anlayabilseydin
Anlatabilirdim sana
Seninle yaşanan bir aşktan sonra
Ayrılığın ölüm bile olsa
Mavi bir ölüm olacağını

Ömer ÇELİK

Beni Sevmek Yürek İster

Ne akılı gördüm deliden de beter
Ne deli gördüm akıllı geçinen
Bana bakma öyle şaşkın şaşkın
Beni sevmek yürek ister

Bazen dalar giderim uzaklara
Bazen kendimi bırakırım
Rüzğarın kolarına
Aklım terketmiş beni kaçarım
Kaçarım gerçek sevgiden
Sorarım sana
Varmı sende benim gibi delilik
Sever durursun umutsuzca

Ağız tadım perişan
Sigara üstüne sigara yakarım
Özlemi hasreti çekerim
her seferinde
Kendimle hesabım
Bilemedin sevginin kıymetini
Eğer istersen sende benden sevgimi
Beni sevmek yürek ister
Beni seveceksen eğer ki
Cehennemde yanmayı göze alman gerek

Şu yazdığım gerçek
Sana deli saçmalığı gelecek
Sanmaki hayat yanlız çekilir
Sıcak çorbaya hasret gidersin
Kendine lanet edersin
Kör olduğun aşk yüzünden
Doğru bir karar veremezsin

Şimdi gel desen
Bugünüm yarınım ol desen
Koşa koşa
sana gelebilir miyim
Sevgimle duygularımla
O büyük aşkımla kadınlığımla

Ben gelmek istesem de
Kök salmışım cehenneme

Ben ben olabilmek için yürek ister
Beni bende bulmak için emek ister
Beni sevmek için cesaret gerek
Beni sevmişsen eğer ki

Cehennemde yanmayı göze almışsın Cehennemde yanmayı göze almışsın demek…

avuçlarımda hala sıcaklığın var

Avuçlarımda hala sıcaklığın sıcaklığın
Sıcaklığın var inan
Unuttum dese dilim yalan billahi yalan
Yalan yalan billahi yalan

Hasretindir içimde hep alev hep alev
Hep alev alev yanan
Unuttum dese dilim yalan yalan
Yalan billahi yalan

Söz – Müzik : Yusuf Nalkesen

Tutkuda titrek bir Mumdu

Tutkuda titrek bir mumdu,
Alevli düşlere bir ışık sundu.

Y(aklaş)tırırken gecenin koynuna bedenini,
Y(anılmadı) yandı.
Zamanın yalanına,
Önce kendisi aldandı.

Öylesi bir andı,
Yalnızca kendisi yandı.
Artık inandı,
Tutkuda titrek,
Üstelik bilerek
Erimek

Dudaktan dudağa geçen tümcelerde,
Aşkı,
Tutkuyu,
Sevdanın koynuna bırakandı.

Alev b(akışlara)
Alev,
Bedenine sıcak,
Erimelere erimelerini katandı.

Onu yalnızca,
Sevmeyi, bakmayı ve paylaşmayı bilenler andı.
Sizlerde biliyorsunuz o bir kahramandı…..

Seni İstiyorummm

Hic bir duygumu ertelemedim ben,
Yapacagim hicbir seyi sonraya birakmadim,,
Sonra diye bir seyin olmadigini biliyorum cünkü..
Hep yarina dair hayaller kurmak,
Gelmesi mümkün olmayacak zamanlari beklemek benim isim degil…

Ask zamana meydan okur, ama sen karsi koyamazsin ona!
Orada durup öylece bekleyemezsin gelecegi,,
Bir adim atmalisin, bir el uzatmalisin aska dogru..
Askin anahtari cesaret degil mi bitanem?
Cesur olmak gerekmez mi..
Bir sevdayi yasamak,
Bir sevdayi büyütmek icin?
kac gece yanliz gecti hesaplasana!
Kac gece sonraki günü düsünerek gecti?
Neler yapabilirdik, neler yasayabilirdik düsünsene!

Her sabahi birlikte karsilamak vardi seninle..
Sensizlikten yorgun düsmüs yüregimi..
Seninle yeni bir güne hazirlayabilirdim!
Gözünü acar acmaz ilk gördügün sey ben olurdum
Ve sen benim yüzümde mutlulugu görürdün.

Bu kentin her yerinde, herkesin icinde el ele dolasabilirdik!
Girmedigimiz sokak kalmazdi,
Bakislara aldirmadan sokagin ortasinda sarilip öperdim seni!
Bir sarkinin sözlerini bilmesek bile..bagira cagira söyleyebilirdik.
Sonra bir filme gider,bir kitap okur,denize bakar,
bir martinin bir lokma simit koparabilmek icin,
Vapurlarin pesinden bikmadan ucusunu izleyebilirdik..!
Paylastigimiz her an beynimize, bir daha cikmamak üzere kazinirdi..

Özlerdik birbirimizi delicesine,,
Bir saati yanliz gecirsek,bir sonraki saati iki saatlik yasardik,
yasamadigimiz o bir saatin acisini cikarmak icin.
Peki biz ne yaptik?Aski bir bekleyisin sirtina yükleyip,
Ona sadece uzaktan bakmakla yetindik.
Her an aski yasamak varken, hergün birbirimizi yeniden kesfetmek varken,
bu yolda birer kasif olmak varken,
Sürgünleri yasamaya mahkum ettik birbirimize..!

Bu sürgünlüge son vermenin zamani geldi artik!
Sana huzur vaad etmiyorum..Askta huzur arayan yanilir!
Ben tutkunum, en koyu, en deli sevdanin sözcüsüyüm!
Onlar adina konusuyorum.
Yarini olmayan zamanlarda,
hicbir seyi düsünmeden erimek adina konusuyorum!

Gözlerinin icine bakip,”Seni Seviyorum” demek istiyorum!
Askin akisina kapilip, hicbir kaygi duymadan,
gidebildigi yere kadar gitmek istiyorum,,
Kokunu icime cekmek,
Sesinin sicakliginla irkilmek istiyorum.
Yasama senin adinla anlam katmak, mutlulugu bulmak
ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum…

Yarın

Öbür gün,

Öbür hafta,

Öbür ay,

Öbür yil degil..!

ŞİMDİ…

iki gülücükk

Ne gidecek kadar cesur,

Ne kalacak kadar güçlü

Kendi kendime yabancı

Bir masal yolcusuyum…”

Şahdamarımın atışında bir aşk bu…Bir masal perisinin sihirli değneğinin

ucundaki ışıltılı yıldız..”.Hayır” diyemez insan bu parlak coşkuya…Sonra bir

gün gelir yeniliverir kahraman, yüreğini kötülüğün bürüdüğü devin

hoyratlığına…Al ipekli, gümüş sicimlerle sardım sarmaladım seni bir kuytu

köşede, ellerin uzanamayacağı bir saraya…Hapsoldun sevdama çarpışan iki gözün

yarattığı bir zindanda…Gönüllü tutsağın oldum, esaretinde seni yalnız

bırakmamak adına!

“Alazlanan bir yüreğin

Çatlak sesi kulaklarımda

Özünü eritip akıtmış

Yangınımın en alevli yerine.”

Emanetin; yüreğin, gözyaşların sımsıkı tutundu sevdalı gecelerime. Korkma

birtanem, hiç üzer miyim kanımla adını yazdığım, alt tarafı bir yumruk

büyüklüğündeki parçamı…Kanatır mıyım sanıyorsun? Boğar mıyım gözyaşlarını

kanımla…Kutsal tüm bedenim. Dudaklarınla mühürledin

“Ben sende saklı,

Sen kaderime büyük harflerle yazgılı

Yenilmeyen bir de AŞK var

Yaman mı yaman bir deli savaşçı”

Zamanın acımasız hükümdarlığına yenilir bu aşk dediler. Kilometrelerin koca

kuyusunun içinde yitip gider…Gözden ırak olan gönülden de ırak olur diye

kandırmaya çalıştılar…Birbirimizin yapraklarına dolanan iki sarmaşık olduk.

Mesafeler uzayınca, yeşillerimiz yeni filizler verdi. Denizler ayırmaya kalksa,

sarmaşıklar yüzmeyi öğreniverdi! Yoklukları, barındırdığı o deli tutkuyla

varlığa çevirdi. Ve asla yenilmedi…

“Gözbebeğinle seviştim ben ilkin,

Kalbimi öptü gülen bir çift kahve çekirdeği

Belki bu yüzden hiç silinmedi bedenimden

İki gülücüğün kırmızı izi”…

Acının “sen” hali


Acının “Sen” hali

acının rahmine düştü sevdam
çoğaldıkça, kan kustu dünya üstüme
zehirledim adını hatırlatan her yağmuru ….
toprak utandı…..
gelmiş geçmiş en büyük yalandı senin söylediğin
yalan kendinden şüphe etti,
gece ağladı, şarkılar ağladı, şiirler yasta
zaman şimdi en sancılı vaktinde…..
derin derin işliyor içime…

bütün aynalar, yüzsüzlüğüne kırıldı
her parçada, kestiğin söz battı gözlerime
kafiyesi kalmadı ağlamanın….
canını acıttım, adını hatırlatan her yağmurun..
tenim çürüdü, elleri titredi gecenin…..

/….susmalardan geçtim,
avazım çıktığı kadar koynundayım kelimelerin…./

kaç hali var ki bunu anlatmanın?
“sen” hali sırtımda bıçak yarası gibi

Seni Seviyorum

SENİ SEVİYORUM

sevmek; bakmak değil görmekse eğer,
sevmek; yanındayken başını
omuzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM….

sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM

sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM..

sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM

Divaneydim



DİVANEYDİM

Divaneydim, viraneydim senden evvel.
Taşım deprem, başım yangın, yaşımsa sel.
Ey ömre bedel, seni sevmek ne güzel!
Şimdi dünyamı yeniden kurmaya gel…

Sen bir gül, ağlamaya utanır bulut
Sen yeter ki sev; güneş, dağıtır umut
Bugün aşkı sıcak tut, gerçeği unut
İmkansızı tek kurşunla vurmaya gel…

Bitti hazânlar, şimdi baharda gönül
Dilimizde lale, elimizde sümbül
Sev ki kıskansın Mecnun, çatlasın bülbül
Aşk ateşinle gülü kavurmaya gel…

Tutul dünya, tutulmuşum ben ya; aşk hür!
Sevgi özgür, nefreti uzaklara sür.
Vuslatı sula, ayrılığa vur mühür.
Senden kalan gülleri savurmaya gel

O Sen …

O Sen

O Sen, O Sen, O Sen Sen;
suda gölge,
Gölgede ışık,
Işıkta ateş gibisin…

Ve başımda bulut,
Bulutta suyum,
Gökte yağmurum,
Aşk ateşimi söndüren,
Serinliğimsin…
Ve sen yaşama gerekli her şeyde,
Ve yaşanan her yerde; bereket gibisin…

Sen kara sevdam,
Sen gözyaşım,
Sen sevincim,
Sen, emsalsiz bir memleket gibisin…

Sen açlara tokluk,
Sen, kıtlıkları bitiren bolluk,
Sen çokluk,
Sen sayısızlıksın…

Sen;
Gönül yaralarına derman,
Sevdalara ferman,
Sen vazgeçilmezim,
Ve sen uyuyamadığım, hep özlediğim,
Ve uyumak istediğim en derin uykum…

Sen,
Aşkım,
Dünyam,
Rüyam,
Yorgunluklarımın bitimi,
Varmak istediğim son nokta…

Sen; rüyamsın, o en çok görmek istediğim,
Sen; hülyamsın, dalmakla bitiremediğim,
Sen yaşamımsın,
Ve hayatta kalmamın tek nedeni,
Kısacası,
Aldığım nefes gibisin..

Alıntı

Seni Seviyorum

Seni Seviyorum

Sen benim aşkım olduğun günden beri
Ben hayatımı sana endekslemişim
Sen vazgeçilmez tutkum olduğun günden beri
Yaşam gâyesini sana bağlamışım
Kaptırdım kendimi fenâ bir şekilde
İçimdeki coşkuların, duyguların esiri olmuşum

Seni düşünmek mi diyorsun?
Güldürme!..
Acaba aklımdan çıkarıyor muyum?
Dalıyorum öyle derinlere
Şaşkınlık denilen kelimeyle arkadaş olmuşum
Sükûnet, yaa işte o sükûnet
Varlığınla erişebilecegim bir hal olsa gerek…
Kalbe önlenemez çarpıntı veren, hasret ve özlem
Bir de yüzümdeki acı tebessüm
Mırıldanıyorum sessizce
İki dudağımdan dökülen iki kelime
Seni seviyorum…

Çoğu zaman haykırmak istiyorum bunu
Lâkin olmuyor…
Duyuramıyorum kimselere
Gülüm, nâzenin yârim…
Çün ki sen yoksun yanımda
Ama olsun
En azından içimde kopan fırtınalara
Fâsıla bulmayan şiddetli kasırgalara
Kucak açıp, yüklenen kâğıdım var önümde
Bir de sırdaşım, özümün tercümânı kalemim

Âh bir bilsen;
Sensiz geçen dakikalarda, saatlerde, günlerde
Neler yazıyoruz kalemimle…
Ne hayaller kuruyoruz kavuşmak uğruna
Tabi sen bunların hepsinden habersizsin

Yalnız şu var ki;
Bence kalemimi dâhi kıskanır dereceye getiriyor bu duygu yükü
Bazen de üzüyor kanaatimce
Ve her şeye rağmen, o şaşmaz gerçek çıkıyor ortaya
Gönlümün sultânı, biliyor musun?
Ben var ya ben,
Seni çok seviyorum be gülüm…

Gerçekten Sevmek

O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman için
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan bir şeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık saçan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşayan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin için
Her şeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermeyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için her şeyi,
Ama her şeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşısında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hiç sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gerçek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile….

Ümit Yaşar OĞUZCAN

imkansız aşklar

İMKANSIZ AŞKLAR

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiç beni bu kadar üzmedi…

Ben ne çocukça acılar gördüm,
top oynarken düştüğümde;
hiçbiri bu kadar kanamadı,
acıtmadı canımı…

Ben ne kutsal yalnızlıklar gördüm;
senin varlığında
benim suskunluğumdu onlar…
Ben hiç bu kadar eksilmedim,
azalmadım yalnızlığımdan.

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiçbiri unutturmadı bana sevmeyi,
sevgiyi…

Aslında hiçbiri imkansız değildiler,
sebepsiz nedenlerin,
sebepsiz zulmünü çekiyordu onlar.
Hiçbir aşk imkansız değildi inan,
imkansız zamanların,
gereksiz yalnızlıkların devamıydı onlar…

Anıl Özatalay

Ertelenmiş sözcükler

ERTELENMİŞ SÖZCÜKLER
Ertelenmiş sözler var dilimde
Buruşmuş bir kağıdın içinde duygularım.
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kağıtta
Hiç bir şey için geç değil belki
Belki, şimdi tam zamanı.
Bir de yürek sözden anlasa…

Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
Sorular döner beynimin içinde
Beynin içinde satır satır işlenir duygular
Bir gün sonraya ertelenir hergün.

Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
Bir şelale gibi olsam
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.

Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
Kendimin kendimle savaşı bu
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
Korkularımızın esiri olmuşuz
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
Ertelemiş sevdalar yaşarız
Ertelenmiş dostluklar
Ertelenmiş kendini buluşlar.

En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
Sevsek hesapsızca,
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
Sözcükler aksa billur bir su gibi
Ertelemesek yaşamımızı.

Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
Bir umut ışığı yanar yürekte
Umudu erteleriz bu sefer
Umudu erteleriz bir sonraki güne.
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.

Alıntıdır