Cuma Namazı En Az Kaç Kişiyle Kılınır

Cuma Namazı En Az Kaç Kişiyle Olur,

Cuma Namazı En Az Kaç Kişiyle Kılınmalıdır,

Cuma namazı için cemaatın en az Kişi Sayısı, imamdan başka üç kişidir. İmam Ebû Yusuf’a göre, imamdan başka iki kişidir. (İmam Malik’den bir rivayete göre otuz, İmam Şafiî ile İmam-ı Ahmed’in mezheblerine göre de kırk kişidir.) Cemaatın aklı yerinde ve erkek olması ve en az bu üç kişinin birinci secdeye kadar hazır bulunması da İmam Azam’a göre şarttır.

Buna göre yalnız kadınların veya çocukların cemaatiyle veya birinci secdeden önce dağılıp da azınlıkta kalan cemaatle cuma namazı kılınamaz. Cemaatın huzuru, iki İmama göre tahrimeye kadar şarttır. İmam Züfer’e göre, hiç olmazsa ka’dede teşehhüd miktarı duruncaya kadar cemaatın hazır bulunması şarttır. Cemaat bundan önce dağılacak olsa, geriye kalan bir veya iki kişinin öğle namazını kılması gerekir. Cemaatın mukim veya hür olmaları şart değildir. Öyle ki, misafir veya köle olan bir müslüman cuma namazını kıldırabilir.

Lee Dong Wook Dizileri 2011

Lee Dong Wook Dizisi 2011

2011 Lee Dong Wook Dizileri

Lee Dong Wook Scent of a Woman Kadın Kokusu 2011 yılındaki Dizisi

Askerden dönüşü hasretle beklenen Lee Dong Wook döndükten sonraki ilk dizisi olmuştu.Askerden dönüşü hasretle beklenen Lee Dong Wook döndükten sonraki ilk dizisiydi…

Yönetmen: Park Hyeong Gi

Senarist: No Ji Seol yayın Tarihi: 23 Temmuz 2011

Yayın Günleri: Cumartesi, Pazar 21:50

Dizinin Konusu

Doktorların dediğine göre Lee Yeon Hee’nin az bir ömrü kalmıştır. Yeon Hee geri kalan ömrünü en güzel şekilde geçirmek için işini bırakır ve en iyi seyahat acentasıyla bir tatile çıkar .

Dizinin Oyuncuları

Kim Seon Ah
Lee Dong Wook
Eom Gi-joon
Seo Hyo-rim

İnsanın Evrendeki Yeri

İnsanın Evrendeki Yeri nedir
İnsanın Evrendeki Yeri ve önemi

Bilinci itibariyle insanın, Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle, evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı, varsa ne şekilde?
Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Oysa, bilinç için ne mekansal, ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. Yani, bilinç, fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki, bilince göre evren, yani bilincin kendi evreni, gözün evreniyle, gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil. O halde önce, evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. Nedir, evren, gerçekte?

Hemen hatırlayalım. Aslında bizim, evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı, sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız, duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. Örneğin gözün algılayabildiği, gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan dalgaboyları, gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. Öyle ki, gözün tespit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler, aslında, evrende varolan sayısız dalgaboyları, sayısız imajlar içerisinde, çölde bir kum tanesi misali kadardır.

Oysa, 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle, bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda, görüyoruz ki evren, gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki, gözünüze göre, sizinle, şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de, gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da, ekran da, sizin bedeniniz de, aradaki hava da, sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır, bir ayrılık yoktur…
Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak, karşılaşacağımız sonuç, bölünüp, parçalanması sözkonusu olmayan, salt bir enerji kütlesi olacaktır…
Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki, evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. O halde düşünelim: Varolan herşey, bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre, içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen, bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir. Yani, bu evrensel enerji de, aynı zamanda, varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir…
Evrenimizde varolan herşey, her an, her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu, enerjiden oluşmuştur…
İnsan bilincine gelince… Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre, hiçbir insanın, hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci, bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Dolayısıyla insandaki bilinç, orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O’dur.
Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini, zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. Çünkü, evreni meydana getiren O’na giden yegane yol, insanın kendi özünden geçmektedir…
Demek ki insan, evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan, bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil; gerçekte, Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜÇ’ün varlığıyla oluşmuş, tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. Evren, bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orijinlidir.
Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle, kaçınılmaz bir biçimde insan, kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği, dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir.
Bilinç, eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse, sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. İnsan için en büyük felaket ise, beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle, kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir…
Sonsuzluğu yaşamak üzere varken, toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle, yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır. Eğer ifade etmek istediğimiz değer, zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa, onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Aksi halde, şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış, bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken, bireysel, geçici dünya değerleri için “sonsuz,” veya “evrensel” gibi tanımlamaları kullanmakla, sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz…

alıntı

Facebook’tan mesaj atmak mı? E-posta göndermek mi?

Yapılan araştırmalar sonucu,e-postanın popülerliğini farklı bir mecraya devrettiğini söylüyor. E-postanın yerini almaya başlayan iletişim yöntemi ne olabilir?

Sosyal ağlar günümüzün büyüyen akımı olabilir.Fakat bu kadar ileri gidebileceklerini kimse düşünmüyordu. Yapılan araştırmalara göre Facebook, Orkut ve benzeri sosyal ağ uygulamaları kullanıcılara daha hızlı ve pratik bir iletişim imkanı sağladığı için, nispeten hantal ve zahmetli kalan e-postanın yerini almaya başlıyor.

Oranlar Çok Yakın

İngiltere’de yapılan araştırmada çıkan oranlar, kullanıcıların %65,1’inin e-posta kullandığını ama sosyal ağlar üzerinden iletişim kuranların ise %66,8 oranında olduğunu gösteriyor.Peki Facebook’tan mesaj atmak mı daha etkili yoksa e-posta göndermek mi?

Facebook Anlamlı Sözler

Anlamlı Sözler Facebook
Facebook Anlamlı Yazılar
Facebook Anlamlı Aşk Sözleri

Tıpkı sevilmeyen bir öğretmen gibiydi kalbim. Parmak kaldıranlara inat, hep dersten anlamayanları seçti. Sunay Akın

Sevmek için “Yürek”, Sürdürmek için “Emek” gerekir…

İnsanların gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.(Crow kabilesi)

İnsan uçurumun kenarına varmadan kanatlanmaz. KAZANCAKIS

Vicdani tertemizdi, cünkü onu hiç kullanmamıştı. S.LEC

Bildigimizi zannetmemiz ögrenmemizin en büyük düşmanıdır. DR.C.BERNARD

Küçük şeylere fazla önem verenler ellerinden büyük şeyler gelmeyenlerdir. EFLATUN

Insan ancak anladığı şeyleri duyar. GOETHE

Iki tür insan daima açtır. Biri bilimi arayan, diğeri de parayı. CAT STEVENS

Hepimizde baskalarına katlanacak güç vardır. LA ROCHEFONCAULD

Temiz elleri olan insanların da kirli düşünceleri vardır. S.LEC

Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz. LUKIANOS

Çevrelerine uymak icin kendilerini yontanlar, tükenip giderler R.HULL

Ölümün bizi nerde bekledigi belli degil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim.MONTAIGNE

En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir NIETZSCHE

Dünyada kusursuz iki insan vardır.biri ölmüştür,biride doğmamıştır(anonim)

Geç kalan adalet,adaletsizliktir.(walter savage londor)

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur(peterf.drucker)

Düşünmeden öğrenmek zaman kaybetmektir(ovidius)

Evrenin en anlaşılmaz özelliği,anlaşılabilir olmasıdır(albert einstein)

Savaşırken ölenler kahraman yapan,ölümleri değil;ölümlerininin sebepleridir(napolyon)

Doğru düşünün; düşünceler dünyadaki açlığı doyuracaktır.

Hayal etmek herşey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön göstergesidir.Albert Einstein

Çevremize hatta kendi bedenlerimize baktığımızda gördüğümüz şey; sadece buzdağının tepesidir

Yapabileceğini de düşünsen, yapamayacağını da düşünsen; her iki durumda da sen haklısın Henry Ford

Tanrı’nın değirmeni ağır ama iyi öğütür. GEORGE HERBERT

En Anlamlı Şiirler Kısa

Anlamlı Kısa Şiirler

Kısa ve Anlamlı Şiirler

Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Sussun bütün şarkılar,
Son bulsun hepsi,
Seni hatırlatan ne varsa,
Ne kaldıysa geriye,
Neyle yetinmişsem bu güne,
Yaşamımla birlikte son bulsun,
Yeter ki

Günü gece olsun diye yaşıyorum,
Çünkü gece hayallerime geliyorsun,
Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin,
Hayallerimde ve kalbimdesin

Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.

Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde…

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sevdiğine söylenen her söz yürekten gelir
Yüreği sevgi dolu, sevgisi süreklidir
Kalmazki gönlünde hiçbir şeyin korkusu
Aşk yine aşk sevenin ömrüne hayat verir

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Azat et beni hayat

“Bir savaştı yıllardır seninle yaşanan
Ey hayat sen galipsin eğdin başımı…”

Azat et beni hayat
Ateş saçan şimşeklerden ürkerek
kuytu saçak altlarına sığınan serçeler misali
bezdim yorgun günlere ilticalardan.
Ben inatçı bir dalgaydım
umut sahiline vurmaya çalışan
sense acımasız dalgakıran…

Azat et beni hayat
Büyüdü yüreğim
masallarına kanmam.
Senin ömür dediğin gücenmişlikti
kirpiğimin ucunda tutunup kalan.
Sevda dediğin yaralı bir gül,
hercâi bülbülün nağmeleriyle avunan…

Azat et beni hayat
Bir mânâsı yok artık nedâmetlerin.
Sararan yapraklar yeniden yeşermez
çırp beni dallarından.
En yazık yerinden vur avazımı
Nâmerdim eğer karşı koyarsam…

Alıntı

Dedi falcı! Oğlum dinle

Dedi sana falcı kadın, bunun huyu güzel diye.
Dedi para yoktur bunda, hamurunda mutluluk var.
Dedi sana dünya güzel, varsa da yüzlerce el.
Sevgisinde şüpheler yok, seni sever senden de çok.

Yazma dedin artık bana, kadın dedi yazıl ona.
Dedim küsmüş dargın bana, dedi dertli harlı içi.
Dedim ana nedir derdi, evlat bekler bugün yarın.
Dedi bana üzülme sen, o da seni candan sever.

Dedi kadın sabır size, bekleyin hep metanetle.
Okuması yazması yok, aklı senden benden de çok.
Gül’ü verdi elimize, oturun der hep diz dize.
El âlemden sizlere ne, fayda varsa sizden size.

Torba değil büzesin ki, gözyaşların süzülmesin.
Hayat bize dersler verir, falcı dedi sonuncu ders.
Dedim falcı kader nedir, dedi senin yanındadır.
Dedim falcı alev sarar, dedi bana gönlündedir.

Dedim falcı çare nerde, dedi bana esmerdedir.
Dedim falcı esmer nerde, dedi yazan alevdedir.
Dedim falcı köz ola ben, söyleyesin kınalıya.
Nazım geçer sana sade, sorar ise nazlı yâre.

Dedi falcı, oğlum kör sen; dedim falcı her yer siyah.
Dedi baksan dışı siyah, ama dedi içi beyaz.
Dedi nazdır kadın evi, mutlu olur düğün günü.
Bilemezsin adetleri, hadi dedi önden yürü.

Dedi ona be hey kadın, anla artık yas da adam.
Görüntüsü bitmiş ama gönlü gençtir yaşlı adam.
Yaşamının tecrübesi, yoktur artık hevesleri.
Sever seni deli gönül, yaşayın der kalan ömür.

Falcı ana!

Nerde diye sorar belki, taşı tarif olsun işin.
Kalan gülle işaretle, beyaz olsun goncaları.
Yazan biri garip adam, çok görmesin Fatiha’yı.
Sevdi içi yanaraktan, sulasın göz damlaları.

15 ağustos 2011
Beyas-çorlu
YILMAZ BARITLI

Uzaktan Uzaktan

Hasbahçesinde ömrün yakın olmaz bana gül
Bîzârım ümidime kurulan her tuzaktan
Tutuştu o lâcivert hayâle düşen kâkûl
Bakanlar baktı sana; ben uzaktan uzaktan

Yandı birden korkuyla gözlerine uçan kuş
Bulutlar aynalara seni sordu ıraktan
Deniz sanki isyankâr bir rüyada boğulmuş
Nehirlar aktı sana; ben uzaktan uzaktan

Peşimde her âşığın gölgesini taşırım
Alırım esrârını her devin bir dudaktan
Dağda haramilerle, kurtlarla ağlaşırım
Gökler sıcaktı sana; ben uzaktan uzaktan

Nerede bu çileyi çekenlerin tarihi
Kalbimin enkazına kan akıyor duvaktan
Çölde kalan ruhların bile döndü talihi
Türküler yaktı sana; ben uzaktan uzaktan

En kâvi diken dahi murâd alır bağında
Bırakıp derde beni, kurtulursun firâktan
Gece- gündüz esridin bir kaktüs yaprağında
Gelmem yasaktı sana; ben uzaktan uzaktan

Simsiyah bir kıyamet tohumu filizlenir
Mezarıma isminle atacağın topraktan
Acılar sanki neden bu sevdada gizlenir
İçim tutsaktı sana; ben uzaktan uzaktan

Nurullah Genç

Şiir Kısa

Kısa şiirler
Şiir Kısa


Bir damla yagmur

Bir damla yagmur düstü bugün avucuma gökten.
Onu tuttum, sikica kapattim avucumu.
Tuttum cunku, bir daha düsmesin avucuma istedim.
Bu damla bana gözümden akittigim damlalari hatirlatti.
Onlarda avucuma akardi.
Hissederdim gözyaslarimin sicakligini.
O gözyaslarimda bir seyler gizliydi.
Gözyaslarimin sicakligi kadar yaniyordu icim.
Keske gözyaslarimi tutan biri olsaydi.
Ama olmadi, bulamadim onlari tutacak birini.
Bulamadim cunku gözyaslarimin sayisini tutamiyordum,
onlari tutacak birini bulamak okadar kolay miydi?

En güzel tarafı imkansızlığın

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

büyük aşkımız

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız

En Çok Okunan Şiirler

Çok Okunan Şiirler


En Çok Okunan Şiirler Neler


HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kada…Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

Can Yücel

Zindandan Mehmet’e Mektup

Zindan iki hece Mehmed’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’ im!
Kavuşmak mı? … Belki… Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli…
Git vegel… yüz adım… Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru i…Zindan iki hece Mehmed’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’ im!
Kavuşmak mı? … Belki… Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli…
Git vegel… yüz adım… Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru içinde!
Akıl olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu,,?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, Bir kaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler bu gün ‘maruzat’!
Çatık kaş… hükümet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem…
Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, Bir yırtıcı zil;
Sayım var, Maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemiyet
Urbalarla kemik, Mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccademin yüzünde şevkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni anlımdan, Sen öp seccadem!

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, Duman duman erisin!

Peykeler duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
kanla dolu sünger… beynimi içtin!

sükut… kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
Yerinde mi acep ölü ve mezar
yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir elden kader bu emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünya ya kapalı, Allah’a açık.

Dua dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…
Bir soluk, Bir tütsü Bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zahir şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş…
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

Mehmed’im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Necip Fazıl Kısakürek

İMKANSIZ AŞK

Falcı kadın yalan söylüyor yalan

Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız

Nasıl mümkün değilse

Yıldızları toplamak gökyüzünden

Öylesine imkansız bir şey aşkımız

Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar

Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı

Sadece hatıralarda ebedi olan

Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız

Onlar bile bize yar olmadı

Unut benden kalan ne varsa

Unutmak tesellidir ya…Falcı kadın yalan söylüyor yalan

Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız

Nasıl mümkün değilse

Yıldızları toplamak gökyüzünden

Öylesine imkansız bir şey aşkımız

Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar

Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı

Sadece hatıralarda ebedi olan

Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız

Onlar bile bize yar olmadı

Unut benden kalan ne varsa

Unutmak tesellidir yalnızlığın

Güneşi bir kadeh şarap gibi içip

Delicesine sarhoş olmak

En güzel tarafı imkansızlığın

Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında

Bir hurda teknedir şimdi

Dalgalar dünden daha zalim

Rüzgar daha hoyrat

Ne bulut var ufuklarda ne gemi

Mevsimler toz pembe değil

Gündüzler gecedir, geceler zindan

Güneşin doğmasını beklemek boşuna

Boşuna artık medet ummak

Taş kalpli zamandan

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi

Paramparça, kırık dökük aşkımız

Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü

Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü

Büyük aşkımız

Ümit Yaşar Oğuzcan

YALNIZLIK ŞİİRİ

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

AŞK DERSI

Yabancı bir televizyon görüncesinde
Bitkilerin nasıl çiftleştiğin seyrederken ağlıyorum
Derken aklıma geliyor Güler’le ilk seviştiğimiz
Orda da ağladığımı gülerek hatırlıyorum

YOKLUĞUNDAKİ SEN
Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden

SENI SEVIYORDUM

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi…

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte…

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı…

Ne güzeldiler sen bilmiyordun…

BEN SENİ SEVİYORDUM…

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalıyordu

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk…

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller…

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun…

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni…

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zaman ki gibi…

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi…

BİRGÜN ANLARSIN

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına…
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

Uludağa Nasıl Çıkılır

Uludağa Nasıl gidilir
Uludağ’a Ulaşım

Uludağa Nasıl Çıkılır

Uludağ’a hem karayolu ile hem de teleferik ile ulaşmak mümkündür ve ulaşım açısından sezonun çoğu zamanında uygun koşullara sahiptir.

Bursa’dan Uludağ’a özelliklede kış aylarında günün her saatinde karadan araç bulmak mümkündür. Şehir merkezinden taksi, dolmuş ve minibüsler hareket eder. Yol koşullarına da bağlı olarak aşağı yukarı 25-45 dakika gibi bir sürede Uludağ Kayak Merkezi Oteller Bölgesine ulaşabilirsiniz.

Uludağ’a teleferik ile ulaşmak için Teleferik semtine gelmeniz gerekir. Ancak unutmamanız gereken bir nokta var. Kayak takımlarınızı yanınızda taşımanıza izin verilmeyecektir. Buradan başlayan teleferik yolculuğu Sarı Alan’a kadar devam eder. Oradan da Uludağ Kayak Merkezi Oteller Bölgesine kalan mesafe 7 km. civarındadır. Kalan yola dolmuş seferleri ile devam edebilirsiniz.

alıntı

Bayrak Şiiri

Bayrak Şiiri
Bayrak Şiirleri

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

BAYRAK NÂMUS DEMEKTİR

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
toprak; eğer uğruna ölen varsa vatandır!”

“Bayrağı yırtan, yakan; hain, namussuz alçak
daha adi olanlar ülkesini satandır!”

Bayrağıma uzanan hâin el kırılmalı
Milletimin yaralı yüreği sarılmalı
Şan, şeref kirlenmeden huzura varılmalı

Bayrak haysiyet, herkes saygı ile eğilsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Şehitlerin kanından, rengi gülden kırmızı
İlahi bir armağan üstünde ay yıldızı
Sevdâlı yüreklerden silinmeyecek yazı

Dalgalansın göklerde; ülke, millet sevinsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Ancak gâfil, bir hâin bu ihâneti yapar
Hâinin kafasını bulduğun yerde kopar
Vatanı seven buna nasıl gözünü kapar?

Dalgalan göklerde hür, aslâ yalnız değilsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Aşk Sözleri Anlamlı Sözler

Aşk Sözleri Anlamlı Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Aşk Sözleri Anlamlı Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Aşk Sözleri Anlamlı Sözler
Aşk Sözleri Anlamlı Aşk Sözler


Aşk Sözleri Anlamlı Güzel Sözler

Aristo:
Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur

François Bacon:
Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz

Balzac:
Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar

Basta:
Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever

Jeremy Bentham:
Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur

Bulor:
Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır

Antoine Bret:
Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur

Jacob Boehme:
İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur

La Cordaire:
Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur

Aristo:
Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur

Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz

Bailey:
Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır

Balzac:
Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar

Basta:
Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever

Jeremy Bentham:
Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur

Bulor:
Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır

Antoine Bret:
Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur

Jacob Boehme:
İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur

La Cordaire:
Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur

Eugene Delacroix:

Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister

Descartes:
Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı aşk duyarız.

Duclos:

Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan … hayır

Epiktet:
Hareket etmenin nedeni ‘istek’ ve ‘sevmektir’, bu ise düşünmektir. Aşk
tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir

Epikür:
Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz… Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır.

Douglas Ferrola:
Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer

J. J. Rousseau:

Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?

Shakespeare:
Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir… Aşk gözle değil ruhla görülür.

Madame De Scudery:
İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar.

Schiller:
Ey aşk, güzel ve kısasın… Aşk insanı birliğe, bencillik yalnızlığa götürür.

Seneca:
Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir.

Stendal:
Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar

Cenap Şehabettin:
Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır.

Mark Twain:
Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz.

Voltaire:
Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı kadınları
erkekleri evcilleştirmek için yarattı.

Oscar Wilde:
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak ister.

Faulkner:
Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde
yaşayamayacaktı.

Fenelon:
Sevmeden yaşamak yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir.

Freud:
Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır

Geraldy:
Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır

Geothe:
Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir

Değişik Sözler

Değişik Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Değişik Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Değişik Sözler
*Değişik Mesajlar

*Para Konuşur Aşk Biter, Para Biter Aşk Konuşur..

*Para, Aşdan Daha KudretLidir.

*Pişmiş Aşka Su Katılmaz.

Yavaş Yavaş Tırmandım Aşkın Merdivenlerini Çünki Asansör Yoktur kalbimde.

*Cinsellik iki bedeni Birleştirir, Aşk ise 2 ruhu birleştirir.

*Seversin, Kavuşamazsan Aşk Olur.

*Karşılıksız Aşk Bir çeşit “Kendin Pişir Kendin Ye” dir.

*Kimse Aşkın Zirvesine Elleri Cebinde iken ULaşamaz.

*Krallar Yönetim Kuralları Koyar, Aşkı Bozan Kurallar Koyamaz.

*Kumarda Kazanan Aşkda kaybedeceğini Bilen kadınlar, Neden Kumarda Kazanan Erkeğe Kene Gibi yapışırlar.?

*Ya Aşk Olur Yada Hırgür..

*Unutma ki Aşkın oLayları Değil, Kişileri Tarih Olur.

*3 Gram Proteine Sattın Aşkımızı Bari O kasapla Mutlumusun?

*Sevmek 2 Kişinin Birbirinden Saklanması, Aşk ise Saklanmamasıdır.

*Şarap Sadece Çölde kalanlaramı Mahsustur?

*Sevgi Susuzluğu Çekenler de aşk denilen bir serap Göremezlermi?

*Sevgi Aşkın Geçmişidir.

*Ona aşık Olduğunda Kimseye Söyleme, Onlarda aşık Olabilir.

2012 Damar Sözler

2012 Damar Sözler

Tugbam sitesinde en güzel 2012 Damar Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa 2012 Damar Sözler
2012 Damar Sözler
2012 Damar aşk Sözleri

2012 Damar Sözler

Seni Özlemek Acı Çekmekse O Acıyı Severek Çekiyorum, Seni Sevmek Günahsa Hiç Çekinmeden Günaha Giriyorum, Sana tutkun Olmak Ölmekse Al Sana Canımı Veriyorum.

Duyuyorum sana dokunamamanin ezikligini yasiyorum askin rezilligini,inan bitanem yanimdayken çekiyorum en çok hasretini..

Kötü günümde katkısı olmayanın iyi günümde hissesi yoktur.

Şişeyi elime alınca gelir dost bildiklerin, şise dibine vurunca gider dost bildiklerin.

Biz hiç bir gemiyi kaçırmadık. Onlar eksik gittiler.

Yönetmen benim istediğime rol veririm istediğime yol!

Kaybedilen Her Bi Öz!Sarfedilen Her bi Söz!Ağlamaklı Her bi Göz!Bir Kördüğüm Oldu..Çözebilirsen Hadi Çöz..

Beni Tanımıyorsunuz Ahkam Kesmeyin Arkanıza Gölge,İçinize Korku,Mezarınıza Konu Olurum…

Bu garip bi veda oLcak çünkü asLında hep içimdesin Ne kadar uzağa gitsemde , gittiğim her yerde benimLesin.

İnsanın en büyük hatası sevmek değil, sevmeye layık olmayan birinden sevilmeyi beklemektir!

DAMARINA mıı bastımm sevgilii eğerr öyleysee çekmiyorum elimi hatta daha derinlere iniyorumki sende iliklerinde hisset bensizliği

Geride kalan tek şey yüreğim Sahip bile çıkamıyorum artık ona! Baksana almış başını gitmiş sana…

Eskiden hayallerimiz vardı, gerçekleştirmeyi umduğumuz Şimdi bırakın gerçekleştirmeyi, umabilmek en büyük hayalimiz oldu…

Bir gün aglamayı düşünursen sakın yapma çünkü bir yerlerde senin tek gülüşün için yaşayan biri var…

ASK INSANIN HEM DOSTU HEM DUSMANIDIR . INSANI ONUN GIBI YIKAN. ONUN GIBI SEVINDIREN BR SEY YOKTUR HAYATTA!

YASAMIN EN ILGINC YANLARINDAN BIRIDE EN IYININ DISINDA BIRSEY KABUL ETMEYENLERE GENELLIKLE EN IYIYI VERMESIDIR…

ISIGI ONUNE AL, YURU. GOLGEN ARKANDAN ISTER GELSIN, ISTER GELMESIN…

BES SEY GERI GELMEZ SOYLENEN SOZ KACIRDIGINIZ FIRSAT ATILAN OK GECEN ZAMAN GIDEN GENCLIK…

ALLAH GUCU ERKEGE, GUZELLIGI KADINA VERMIS. NE VARKI HERSEYI YENEN GUC GUZELLIGE YENILMIS.

ALDIGIMI VERDIGIMI DEGIL BENDE KALANI ARAMAK VE BULMAK BUTUN MESELE, DUNDEN BUGUNE KALAN, BUGUN YASAMIN TA KENDISI, YARIN HERSEYIN HEPSI YALAN, BI SEVGIDEN OTESI.

INSANLAR SEVILDIKLERINI OGRENINCE, SEVDIKLERI KISIYE EZIYET ETMEKDEN BUYUK ZEVK ALIYORLAR.

INSAN ONCE OZGUR OLMALI KI OZGURCE SEVEBILMELI YADA SEVMEYI TAM MANASIYLA OGRENMELIKI SEVGISI UGRUNA OZGURLUK ICIN SAVASABILMELI.