Orhan Veli Kanık / İstanbul’u Dinliyorum


İstanbul’u Dinliyorum

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık

Ankara Şiiri Yılmaz Erdoğan

Yılmaz Erdoğan Ankara Şiiri
Ankara İle İlgili Şiir
Yılmaz Erdoğan Ankara

Ankara

Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar…
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar…
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat’ın büyük elleri
ararat’ın kız yelleri
cilo’nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara’ ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara’da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa’da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara’ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara’yı sevdiğini anlamadan
ankara’da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar…
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş’ ı hem bülent ersoy’ u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen…
memurlar…….
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar…
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık…
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar….
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara’ yı
O’nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara…..
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar…
asfaltlar ışıldar…
yalanlar…
şimdi ve sonra ne zaman ankara’ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

Anne

farkında olmalı ınsan..bir damlacık sudan nasıl yaratıldıgını farketmelı..anne karnınasıgarken
dünyaya neden sıgamadıgını v en sonunda bi metrekaralık yere nasıl sıgmak zorunda kalacagını
farketmeli..henuz bebekken dunya benım dercesıne avuclarının sımdıkı kapalı oldugunu,ölürken de
aynı avucların herseyı bırakıp gidiyorum işte dercesıne apacık kaldıgını farketmeli…..

Yalnızlık Şiirleri Orhan Veli

Orhan Veli Yalnızlık Şiirleri,
Yalnızlık Şiiri Orhan Veli Kanık

Yalnizlik Şiiri Orhan Veli

Bilmezler yalniz yaşamayanlar,
Nasil korku verir sessizlik insana;
Insan nasil konuşur kendisiyle;
Nasil koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

*****************

Gerin bedenim gerin
Doğan güne karşı
Duyur duyurabilirsen
Elinin kolunun gücünü
Ele güne karşı.

Bak!Dünya renkler içinde!
Bu güzel dünya içinde
Sevin sevinebilirsen;
İnsanlığın haline karşı.

Durmadan işleyen saatlerde
Dişli dişliye karşı
Dişlilerin arasında
Güçsüz güçlüye karşı
Herkes bir şeye karşı
Küçük hanım yatağında uykuda
Rüyalarına karşı

Gerin bedenim gerin
Doğan güne karşı…

Orhan Veli Kanık

ISTANBUL’U DINLIYORUM

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Once hafiften bir ruzgar esiyor;
Yavas yavas sallaniyor
Yapraklar, agaclarda;
Uzaklarda, cok uzaklarda,
Sucularin hic durmayan cingiraklari;
Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali.

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Kuslar geciyor, derken;
Yukseklerden, suru suru, ciglik ciglik.
Aglar cekiliyor dalyanlarda;
Bir kadinin suya degiyor ayaklari;
Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Serin serin Kapali Carsi;
Civil civil Mahmutpasa;
Guvercin dolu avlular.
Cekic sesleri geliyor doklardan;
Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Basinda eski alemlerin sarhoslugu,
Los kayikhaneleriyle bir yali;
Dinmis lodoslarin ugultusu icinde
Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Bir yosma geciyor kaldirimdan;
Kufurler, sarkilar, turkuler, laf atmalar.
Bir sey dusuyor elinden yere;
Bir gul olmali;
Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;

Istanbul’u dinliyorum, gozlerim kapali;
Bir kus cirpiniyor eteklerinde;
Alnin sicak mi degil mi, biliyorum;
Dudaklarin islak mi degil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doguyor fistiklarin arkasindan
Kalbinin vurusundan anliyorum;
Istanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık

Eğlenceli Şiirler

Eğlenceli ve Komik Şiirler
Eğlence Şiirleri

BUYRUN

Babamı dinliyorum gözlerim kapalı
Önce bir yumruk hissediyorum hafiften
Ardından tekmeler geliyor kafama
Uçuyorum havalarda
Uzaklarda, çok uzaklarda
Annemin hiç durmayan çığlıkları
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı

Bu dönem sınıfı geçeceğim derken
Geliyor sürü sürü kırıklar
Ahlar çekiyorum odamda
Gözümün önüne geliyor müdürün bakışları
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı

Seri eller dolaşıyor suratımda
Cıvıl cıvıl kardeşlerim odada
Hepsi almış takdiri teşekkürü
Sırıtıyorum acı acı
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı

————————————–

BENİM GÜZEL VİŞNELİM

Sevdim seni birkere
Kırdın beni bin kere
Bendeki kalp değil şişe
Doldur sevgini içine…

Okumazsan şiirimi
Kırarım ben o şişeyi
Seni nekadar sevdiğimi
Bilemezsinki vişneli…

Sende meyve suyu yaparım
Tüm millete satarım
Saçılan o sevgiyi
Denizlere bırakırım…

—————————————-

KİMYADA AŞK

Çarpıyor kalbim hızla
Belki de kükürt gazla
Seviyorum seni ben
Sülfürik asitten fazla

Sana olan aşkımda
Reaksiyon var benim
Gerekirse uğrunda
Elektron veririm

Sende istersen eğer
İyonik bağ kurarız
Olumsuz aşkımızı
Atomlarla noktalarız

—————————————–

CEMİLEM

Saçları mısır püskülü gibi
Gözleri sucuklu yumurta gibi
Ağladımı anasını kaybetmiş sıpa gibi
Böğürürsün Cemilem

Hatırlarmısın kuru pilav günlerini
Tuvalete girdin mi başlardı bir senfoni
Vücudun tam bir koni
Mozart gibisin Cemilem

Ayağın çöp bidonu gibi
Ağzın Amerikan tuvaleti
Göbeğin Çin seddi
Birleşmiş milletler gibisin Cemilem

Arabası yepyeni
Bindimi iner tekerleri
Geç artık birinci vitesi
5 kişiliksin Cemilem

Unuttun mu sumak soğan yiyişimi
Unuttun mu toynaklarını silişimi
Unuttun mu burnuna soktuğum elimi
Balık hafızalısın Cemilem
Geri zekalısın Cemilem

Kapalı Alan Fobisi

Kapalı Alan Fobisi hakkında bilgi
Kapalı Alan Fobisi nedir

Klostrofobi, kapalı yerde kalma fobisinin tıptaki ismidir. Klostrofobisi olan kişiler asansör gibi küçük ve kapalı yerlerde panik atak geçirebilir veya bu tip yerlerde panik atak geçirmekten, nefes alamamaktan, boğulmaktan korkabilir. Çocukken yaşanan travmatik bir olay klostrofobiye sebep olabilir.Bu kişiler ayrıca bir yerde kilitli kalmaktan da korkarlar.Bu yüzden bu kişilerin bu tür yerlerde kalmaması gerekir.

Tüp Bebek Kimlere Uygulanır

Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanır

Kimlere Tüp Bebek Tedavisi Uygulanır

Tüp bebek yönteminin, kadının tüplerinin kapalı olması, yumurtlama bozuklukları, endometriyozis gibi durumlarda, rahim içi aşılama ile sonuç alınamayan hastalarda, azo spermi olan kişilerde, açıklanamayan kısırlık tanısında ve genetik hastalıkların tespiti halinde uygulanması gerektiğini bildirdi.


alıntı

İzmir Kültürpark-İzmir Fuarı

İzmir Kültürpark nerede
İzmir Fuarı hakkında bilgi
İzmir Fuarı resimleri
İzmir Kültürpark ne zaman kurulmuştur
İzmir Fuarı tarihi

İzmir Kültürpark (İzmir’de Fuar alanı olarakta anılır) Behçet Uz öncülüğünde 1 Ocak 1936 yılında kurulmuştur. Çoğu zaman İzmir Enternasyonal Fuarı ile anılsada her yıl giyimden, sanayi ürünlerine, kitaptan, süs bitkilerine kadar çeşitli fuarlara ve sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Kültürpark’ın kurulmasındaki amaç, Atatürk’ün isteği doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer devletlerle olan ekonomik bağlantısını sağlamaktı.

Toplam 420.000 m2 alan üzerinde kurulmuş olan Kültürpark’ın içinde 14 kapalı sergi salonu, 4 konferans salonu, Atatürk Açıkhava Tiyatrosu, İsmet İnönü Sanat Merkezi, İzmir Sanat, Fuar Evlendirme Dairesi, Celal Atik Spor Salonu, lunapark, Hayvanat Bahçesi, Paraşüt Kulesi, Gençlik Tiyatrosu, Resim-Heykel Müzesi, Tarih ve Sanat Müzesi gibi sanat ve eğlence mekanlarının yanı sıra koşu yolu (1850 metrelik tartan pist koşu parkuru), yüzme havuzu, kapalı spor salonu, tenis kortları, halı saha gibi spor etkinliklerine imkân sağlayan mekanlarda bulunmaktadır.

Kültürparkta 8000’den fazla ağaç bulnmaktadır. Ağaçlar ve bitki örtüsünün künyesi çıkarılmış ayrıca ağaçlar sigortalanmıştır