Burcu Kara Dolandırıldı

Burcu Kara İtalyada Dolandırıldı


Burcu Kara İtalya gezisinde dolandırıldı

Buğra Gülsoy ile olan evliliği sona eren Burcu Kara gittiği İtalya tatilinde dolandırıldı.Burcu Kara, çok beğendiği bir yağlıboya tabloyu İtalya’da sokak atıcılarından satın aldı.Orjinal bir tablo satın aldığı için çok sevinen Kara, paketi açtığı zaman ise şok oldu. Güzel oyuncu, orjinal yağlıboya tablo yerine karşısında boş bir karton gördü.İtalyan satıcının oyununa gelen Burcu Kara herhangi bir idari işlem yaptırmadı.

Dünyada İnsanların yediği En Garip Yiyecekler

Yabancı bir ülkede bir köşe başı pazarına yada bir bakkala yolunuz düştüğünde aşağıdakiler gibi yiyeceklere rastlarsanız hiç şaşırmayın. Dünyanın bazı bölgelerinde garip yiyeceklerin tüketildiğini biliyorsunuzdur. Bakalım aşağıdakilerin hepsini duymuşmuydunuz.

Ton Balığı Gözü (Japonya, Çin)

Kara Böcek ve Akrepler (Çin)

Böcekler ( Chicago, Amerika)

Kurtçuk Peyniri ( Sardinia,İtalya)

Tavuk Kıkırdağı (Asya’nın Değişik Bölgeleri)

Domuz Yağı (Güney Afrika)

Morina Balığı Spermi (Asya’nın Değişik Bölgeleri)

Timsah (Çin)

Google+ komik sözler

Google plus komik sözler
google komik sözler
google plus için komik sözler

AqLarsa aNam aqLaR qeRisi pLayback Yapar.

Iki sevgili dönercinin önünden geçiyorlarmış… -kız : aşkım döner ne güzel koktu. -erkek : hadi gel o zaman bi daha geçelim

Beni çekemeyenler anten taksin

NO manita NO dirdir

‎”Happy Miss Car The She’s” hzLi oku

lafa geldimi sedat peker içrata geldimi pamuk şeker

Usta fatmagul geldi sıkaym mı kafasna “yok mematı önce öğren bakalım suçu neymiş

‎_Büyümek istemiyorum annem babam yaslanır_

Düşünüyorum öyleyse varım. Üşeniyorum öyleyse yarın

BeLaLiYim BeLaLi Bu GöNüL SaNa SeVDaLi EgeR SaNa BirSeY oLuRSa YaKaRim Bu DünYaYı

SeNi SeVeRim, SeNi SeVeNide SeVeRim, SeNi BeNiM KaDaR SeVeNiDe KuRsUnA DiZeRim

SaNa GüLüM DeSeM SoLaR GiDerSin, SaNa MeLeGim DeSeM UçAr GiDeRsiN, aCaBa SeNi SeViYoRuM DeSeM Ne DerSin?

Very Happy In The ParK’ta Gezerken, Cigarettiyi Icerken My Father Gördü Suc Üstü,I am Düstü Kiç Üstü Very Happy

salatada bile seni arıyorum soyle bir hiyarın yokluğu bu kadarmı belli olur

Herkez dertten içiyo ben şişeden

zayıflama bisikletine ters binsem acaba kilo alır mıyım

Elektriği edison buldu faturayı biz ödüyoruz

TaKıL bAnA hAyAtIn ReNkLeNsİn FaZlA tAkIlMa GöKKuŞaNa DöNeRsİn

ağlarsa anam ağlar, gerisi vokal yapar

zenci bir kadin nerede güzeldir gecenin karanliginda..tabii görebilirsen

Tencere dibi kara seninki benden kara… ben ölünceye kadar yaşarım emolara sasarim hayat fani alt+f4 cek bari..

kimi yer kimi bakar bakan aç kalır

Seni Seviyorum…

Kimsenin kucaklayamayacagı kadar kucakladım seni
Bazen bir umut olmalıyım yureginde
Güzel yarinlarda gercekleşmeyi bekleyen

Sonra bir hayal düşüncelerinde
Seni başka alemlere getiren
Karanlık düşüncelerindeki son yapak olmalıyım ben
Hic solmayan bir yaprak

Seni yaşamalıyım duygularda
Seni hissetmeliyim her nefes alışımda
Yagmur olup üzerine yagmaliyim
Her damla benim sana olan sevgimdir

Islanmalısın sevgi yagmurlarıyla
Aydınlıgın olmalıyım sonra
Bugday sarısı güneşimle
Kar’a kartanesi’ne ne dersin
Bembeyaz saf aşklar yaşamak için

Ben senin vazgecmediğin gökyüzün olmaliyim
Ne sen beni unutmalısın
Nede ben sensiz evreni kucaklamalıyım

Seni seviyorum demek hiç bu kadar güzel olmamıştı
Hiç böylesine sevip sevilmemişti bu yürek
Şimdi ben o güzelligi seninle yaşıyorum
Ve seni cok seviyorum

Alıntı

Zilan


ZİLAN

Bu kara yazgıdır Zilan;
Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin
Sensiz de olmak kara yazgıdır kurban…
Bilisen
Kaç gece kaç gündüz adını sayıklamışam
İçimden atamamışam
Köçelerde yolunu gözlemişem
El etmişem, işmar etmişem
Sen gülmüş geçmişsen Zilan…
Ne zaman büyümüşsen farketmemişem
Ne zaman ellerin büyümüş
Ne zaman gözlerin büyümüş
Ne zaman bürünmüşsen kara çarşafa
Bir gözlerin görmüşem ceylan kimin vurulmuşam.
Sen gülmüş geçmişsen Zilan…
Daracık köçelere sığmamış sevdam
Seni Halilrahman’da sormuşam Anzılha’da
Urfa kalasında Nemrut köşküne adını kazımışam
Sen gülmüş geçmişsen Zilan…
Şimdi gelin olisen telli duvaklı
Yine gülü misen biye?
Kara Şar’dan gelen deli oğlan deyi misen?
Sevdanı içime gömdüm bilesen
Bu kentin hampara taşlarına sır sakladım.
Üç kuruşluk başlık parasına değer miydi Zilan…
Bilirem dahlin yoktur bu işde.
Töreler böyle demiş, yazgılar böyle çizmiş.
Kim karşı gelmiş ki sen de gelesen.
Atalar boynumuz kıldan incedir demiş…

Her şafak seninle sökerdi Zilan.
Sıcak yaz geceleri seninle eserdi.
Ben siye şiirler okurdum.
Sen biye Urfa türkülerini…
Yediveren gülleri kimin açılırdın baharla
Karakoyun deresinden çiçekler getirirdin.
Önceleri inanmamıştım sevdiğine.
Fakat anladım zamanla.
Seni yitirmek kor kimin yaktı yüreğimi;
Acımı anla…
Kar ender yağardı Urfa’ya
Sevdamız yağan kar kimin aktı.
Hatırlı misen bir de tutkumuz
Yağmurda “çömçe gelin” oynamaktı…
Şimdi sen mi gelin olisen Zilan?
Sevgin bir yanda Töreler diğer yanda
Duydum ki “KUMA” olmişsen
Akar suda saman çöpü gibi çaresiz
Ve de köle kimin itaatkar, sessiz gidisen
Oldu mu ya?…
Kaçıncı asrını yaşamakta Harran’da toprak?
Bu kenti terkediyem Zilan.
Anzılha’da kutsal balıklar şahidim olsun ki,
Bu kenti terkediyem…
Yasak mayın tarlalarını,
Kaçakda kol verenleri,
Can verenleri terkediyem…
Efsunlu akrepleri, çıyanları
Urfa kalasında kenetlenen efsane şahmaranı
Kümbetlerde barınan sahipsiz insanları, terkediyem.
Körpecik bedenine uzanan hoyrat elleri itmediğin için
Yıllardır söylenen ninniyi yazgı bellidiğin için
Bu kenti terkediyem…
Bu sana son satırlarım Zilan…
Biliyem unutacaksan beni.
“Unutmam” deme biye
Davullar uranda unutmalısan.
Yoksa nasıl yaşayabilir insan…

Hani ağaçları çiçek açardı ya
Hani Urfa divanı çalınırdı sıra gecelerinde.
İşte ben
Her çiçek açanda nar ağaçları
Ve söylenende Urfatürküleri
Seni ve gülüşünü hatırlayacağam…
Bundan böyle cigaramda dumansın
Kaçak tütünden sarılmış…
Her içime çekişde ağun yakacak beni.
Kendini düşünmedin, beni düşünmedin
Sevdanı düşünmedin, çocuklarını düşün.
Seni tutsak, beni esrik eden töreler;
Çocuklarını da yakacak bir gün…
Bu kara yazgı değildir ZİLAN…
Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin
Sensiz olmak da kara yazgı değildir kurban…
Bu çağlar boyu insanları kul eden
Bağnazlıktır ki, yıkılacak.
Bilisen ZİLAN.
Sen görmesen de
Ben görmesem de
Ceylan gözlü çocukların görecek ZİLAN…

Celal Ülgen

Aşk sendin…

Bir balıkçının oltasına takılan umuttu aşk.
Gökkuşağının pembesiydi.
Belki bir martının kanadında…
Belki bir çileğin kırmızısında…
Küçük bir çocuğun dondurmasıydı aşk.
Aceleyle yazılmış hasret kokan bir mektuptu.
Bazen bir damla göz yaşında, bazen dudaklardaki bir gülümsemede gizlenen duygu seliydi.
Sırılsıklam olmaktı aşk yağmurda.
Bir şampanyayı yudumlamaktı ay ışığında.
Bir kahkahaydı aşk.
Gülümsemekti acılara.
Ve bir öpücüğü paylaşmaktı yiten günün ardından sevgiliye verilen bir ince kır çiçeğiydi aşk…
Bir çift kara gözdü…
Her gün yenilenmekti aşk aslında hiç değişmeden.
Bir melodiydi sevgilinin sesinden sonsuzluğa uzayan.
Aynı rüyayı görmekti.
Yağmurun kokusuydu aşk…
Yosun kokan beyaz köpüklerin türküsüydü.
Bir hayali paylaşmaktı ve yaşatmaktı o hayali.
Hayata sarılmaktı sevgilinin siluetinde.
Aşk bir heyecandı kaçamak bakışlarda sobelenen.
Özlemekti aşk…
Seni özlemekti…
Aşk sendin…

gєℓ αşк’ı уαя єуℓє∂ιğιм

Duyabildigin tüm sesle
Haykırabildigim kadarıyla
Cevaplayabildigim her soru.

Gecenin lakırtısı hala kulaklarımda.
Zaman ise sensizliğin sınırsızlıgında.
Ve bensizligin ilk demleri kaplanıyor ..

Ankara da karsı pencerede yagıyordu kar.
Görebildigim tek buydu
Bugulu bir kırmızıydı gök.

Sana yazdıgım harfleri
Birlestirip cizgi yapsam
Ne kadar uzak olsan
Sana gelirdi biliyorum ..

Karmakarısık sanmalar içinde her geleni O zannederdim.

Tabi gidenleride ..

Beni görmeye gel!

Gittigim geldi aklima.
Karşı bir yoldan
Bir trene binipte.
Arkamda aglayan iki göz ..

Aglardım..
Süzülürdü yanaklarımdan.
Buz çiçek olurdu ..
Aglardım.
Toprak yeşerir. Gonca çıkartr.
Aglardım.
Deniz maviş gök laciverte dönerdi.
Gözlerim yanardı maviye bakamazdim.
Her şey senden yana
Ben yalnızdım.
Kapatırdım sayfaları kilit vururdum.
Deniz kara gök siyah olurdu.

Ben hala aglardım ..

Aşk Komutu


Sağım sensin , solum sen .
Her adımımı sana doğru atar ,
Sana doğru koşarım her marş marşta .
Her selam verişimde karşımdadır hayalin .
Gözlerim gözlerinde ,
Dudağından çıkacak emri bekler kulağım .
İsterim ki gel diyesin ;
Kaç gel , her ne cezası varsa .
Zaten , cezanın en ağırını çekiyorum ,
Senden ayrı kalmakla .

Bir boru sesi yoklar yüreğimi .
Bir perde iner gözlerime , bulut bulut ;
Sana yollarım ,
Benim için ağlasın diye .

Bir kalem alır , hançerlerim yüreğimi .
Bir kurşunda beynim param parça ,
Bir dalışta gözlerim kör ,
Kulaklarım sağır olur ;
Sen can verirsin bana .

İstemem omuzlarım dolusu yıldızı .
İstemem , saman yolu bile benim olsa .
Güneşe hükmetsem , istemem .
Denizleri kara , karaları deniz yapsam ,
Geceyi gündüz , gündüzü gece kılsam ,
Irmakların akışını değiştirsem ,
Tüm dağları düzlesem , istemem .
Yeter ki sen gelip kon omuzlarıma
Ve
Şarkılar fısılda kulaklarıma .
Güzelliğini yalnız ben göreyim .
Yeter ki
Sen ver tüm komutlarımı ;
Ö l de
Ö l e y i m .

Abidin Tatar

Taş duvarlar…

Taş Duvarlar…

Ismarlama aşklara tahammülüm yok artık
Ya beni adam gibi sev ya da çek git yolumdan.

Bir gülüş bir salınışsa tek verebildiğin, istemez.
Tutku isterim ve delice sevmek!
Bi coştumu dur durak bilmez bu yürek.
Yüreğini isterim, yürek ister benle sevişmek
Ya adam gibi ya da çek git!

Her gün biraz daha zorlaşarak çıldırtmaksa niyetin
Ama seviyorsan yeter ki; ki zaten yüreği ortaya koyduk,
Tamam o zaman.

Ben bi deli çocuk, ama ısmarlama aşklara tahammülüm yok artık.
Ya adam gibi ya da çek git…

Taş duvarlar, kara hüzün ağrılı kalbim,
Dile gelse zalım toprak söylese derdin.
Dile gelse zalım toprak söylese derdin.
Zerda yare bir sevdam var yolunu şaşmış
Şaşmış ama deli olmamış yalan olmamış
Şaşmış ama deli olmamış yalan olmamış

Deli öfken, kara sevdan; hangisi galip?
Nerde gerçek, nerde yalan bilen söylesin..
Yalan diyen yalan olsun, yüzü gülmesin
Zerda’m yerin yanım olsun, kimse bilmesin

Kıraç Dönmez

Eğer..

Eğer
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de

Can Yücel

Vergi Haftası İle İlgili Şiirler

Vergi Haftası Şiirleri
Vergi Konulu Şiirler
Vergi Haftası Şiir

Vergi Borcu

Hükümetler verir ayar
Beni yaktı vergi borcu
Kanun çıkmış ceza koyar
Beni yaktı vergi borcu

Ödüyorum yetmez para
İçimdeki derin yara
Düşünürüm kara kara
Beni yaktı vergi borcu

Memur gelir laf anlamaz
Ceza keser hiç dinlemez
Derdi olmayan inlemez
Beni yaktı vergi borcu

Borcum borçtur, ceza büyük
Sırtımda var ağır bir yük
Bağrım, başım oyuk oyuk
Beni yaktı vergi borcu

Vatandaş hâlini sorun
Kangren olmuş yara, görün
Bu işe bir çözüm verin
Beni yaktı vergi borcu

Çobanoğlu sabır deyip
Dükkân gitti, işim kayıp
Böyle vergi almak ayıp
Beni yaktı vergi borcu

Şevki Çobanoğlu

************************************************** ****

Vergi verin

Derman olmaz laf yerine
Vergi verin, kaçırmayın
Hedef bulmaz gaf yerine
Vergi verin, kaçırmayın

Dış borçları silmek için
Yarınlara gülmek için
Aşı helal bilmek için
Vergi verin, kaçırmayın

Ele muhtaç işsizleri
Eve mahkum güçsüzleri
Düşünerek öksüzleri
Vergi verin, kaçırmayın

Vicdanları durdurmadan
Oyun,düzen kurdurmadan
Mazeretler uydurmadan
Vergi verin, kaçırmayın

Gelin canlar bir olalım
Malımızdan kir alalım
Cennetlere kurulalım
Vergi verin, kaçırmayın

Kral yoksa,taç neylesin
İman yoksa,hac neylesin
Malın çoksa, aç neylesin
Vergi verin, kaçırmayın

Yükü azalt ey devletim
Rahatlasın oy! milletim
Gürsel kapansın zilletim
Vergi verin, kaçırmayın

Gürsel Güveloğlu

************************************************** **

Dağa Taşa Vergi

Sayın Başbakan getirdi
Dağa vergi taşa vergi
Vatandaşını bitirdi
Sıra uçan kuşa vergi

Helal sana bakan ağa
Haber saldı sola sağa
Margarine zeytinyağa
Yemeklere aşa vergi

Hükümete doğdu güneş
Her şey hazır her şey beleş
İşçi kardeş memur kardeş
Öde paşa paşa vergi

Örtünme hiç yorganını
Tak boynuna urganını
Bağışlama organını
Ciğerlere başa vergi

Ne olur hiç sorma soru
Varsın olsun benzin sarı
Makyaj yapma sakın karı
Göz üstünde kaşa vergi

Bebeklerin mamasına
Gelinlerin kınasına
Şehitlerin anasına
Gözden akan yaşa vergi

Yanlış yola hiç sapmayın
Karınıza göz kırpmayın
Sakın ola seks yapmayın
Banyo ile duşa vergi

Saçlarımız kırlaşıyor
Bütçemiz çok darlaşıyor
Evlenmek de zorlaşıyor
Karı koca eşe vergi

Hayal oldu artık murat
Hiç kimsede gülmez surat
Sazını hiç çalma üstat
Piyanoda tuşa vergi

Hayat çok zor imiş meğer
İnsana hiç yokmuş değer
Nefes alacaksan eğer
Ağzındaki dişe vergi

Ülke düzelecek güya
Ne yapalım umut buya
Sakın görme gece rüya
Hayallere düşe vergi

Vergi vermek bizlere farz
Bunlar yetmez bir daha yaz
Elektik, su, doğalgaz
Yaza vergi kışa vergi

ALİ der; bu resmen çile
Bu bir kazık bu bir hile
Tuvalete gitmek bile
Ikınmaya çişe vergi.

Ali Dilki

Atatürk’ü Anma İle ilgili Şiir

Atatürk’ü Anma ile İlgili şiir
Atatürk Şiirleri
10 Kasım şiirleri
10 Kasım ile ilgili Şiir


ATAM

Atam’ın gözleri kapalı,
Yatıyor mezarında.

Şiirleri okuduk ağlaya,ağlaya
O adam o adam vatanımızı kurtaran

Hayatteyken her yerde barışı sağlayan

Şimdi yatıyor mezarında o büyük kahraman
onsuz kalbimize hançer saplanız
bizi bu acıdan ölüm kurtarı


10 KASIM

Ben hiç 10 Kasım’a
“Günaydın” demem ki
Ben sensiz 23 Nisan’a
Hoş geldin diyemem ki

Seni özlesek bile
Elden ne gelir ki
Bir daha senin gibi
Gelecek mi ne belli

Bak 10 Kasım yine geldi
Gözlerde yaşlar tükendi
Aradan 78 yıl geçse bile
Senin hatıran hiç bitmedi

Sabahlar her zaman güzeldir
Seni hatırlatmadıkça
Günaydın denir ama


10 kasım

yine geldi 10 kasım
mutluklar ve üzüntüler
yine gelir buraya
atatürk ü anarız

ah şu atatürk
hiç unutulurmu
bize hayat verdi
10Kasımı gönderdi

ne güzel sabah var
ne güzel bayram var
keşke hiç bitmese
10 kasım

atatürk ölmeseydi
herkes onu karşılayacaktı.
onu sevecekti
ama öldü


10 kasım

on kasım sabahında
kuşlar bile ötmüyor
seni tarif etmeye
kelimeler yetmiyor

seni kaybettiğinde
millet kara bağlandı
bütün yurt hatta düya
sana içten ağladı

tarihi karıştırırsın
bilmeyen ibret alsın
dileğimiz ALLAH’DAN
mekanın cennet olsun


10 kasım

Yıl otuzsekiz, on kasım perşembe
Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar
Sarsılıyor İstanbul yedi tepe
Yaman geçmiş Dolmabahçe/de rüzgar

Gerçek olamaz olsa bile bir düş
Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş
Böyle toptan bir yas nerde görülmüş
Berabar ağlıyoruz kurtlar, kuşlar

Bu memlekete en çok hizmet eden
Bu aşk ile dağlara gücü yeten
On sekiz milyonun omuzunda giden
Atam Ankara sırtlarında yatar.


10 kasım

Saat 9′5 geçe
Atam dolma bahçedei
Gözlerini kapamış,
bütün dünya ağlamış.

Doktor,doktor kalksana
Lambalarını yaksana
Atam elden gidiyor
Çağresine baksana

Uzun,uzun kavaklar,
Dökülüyor yapraklar
Ben atama doymadım
Doysun kara topraklar


10 Kasım Türküsü

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
Bozkır ovalarına, Erciyes’e, Ağrı’ya
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız
Dere tepe bucak köy
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, senin gittiğince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale’de, Sakarya’da, Çankaya’da, al al
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca

Ben Mustafa Kemal’im

BEN MUSTAFA KEMAL’İM

Ben Mustafa Kemal’im,
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hala en hakiki mürşit değilse ilim,
Kurusun damağım dilim,
Özür dilerim,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer,
Pırangalı kalsın diyorsanız köleler,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yetmediyse acısı şiddetin, savaşın,
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın,
Eğer varsa ödülü
Silahlanmayla yarışın,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özlediyseniz fesi peçeyi,
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi,
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten,
Şifa buluyorsanız
Muskadan, üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Eşit olmasın diyorsanız
Kadınla erkek,
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek,
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Fazla geldiyse size
Hürriyet, Cumhuriyet,
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın, sultanın,
Hala önemini anlamadıysanız
Millet olmanın,
Kul olun ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın.

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Süleyman Apaydın

Atatürk Cumhuriyet şiiri

Atatürk ve Cumhuriyetle ilgili şiir
Atatürk olmasa şiiri
Cumhuriyet olmasa şiiri

Atatürk Ve Cumhuriyet Olmasa
Bilemezdik özgürlüğün tadını
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa
Hiç söyleyemezdik Türklük adını
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Bağnaz düşünceyi atamaz idik
Yaşantıya dize katamaz idik
Hiç huzur içinde yatamaz idik
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Yok olur giderdi Türklüğün çağı
Kemiğin çürürdü erirdi yağın
Gül gülüşten ile dolmazdı bağın
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Açamazdık çağdaşlık kapısını
Kıramazdık örf adetin yapısını
Bize vermezlerdi yurdun tapusunu
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Özümüzü kaybederdik şaşardık
Yalın ayak çok karlı dağ aşardık
Bugün hala taş devrini yaşardık
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Gönüllerde dert sıkıntı bitmezdi
Medeniyet bize hitap etmezdi
Kara çarşaf başımızdan gitmezdi
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Bayramlarda meşaleler yakmazdık
Kadınla erkeğe eşit bakmazdık
Karanlıktan aydınlığa çıkmazdık
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Sefil ERÖKSÜZ‘ün olmadı ünü
Örnek alamazdık yarını dünü
İlim dünyasına dönmezdik yönü
Atatürk ve Cumhuriyet olmasa

Tutum yatırım ve türk malları haftası şiirleri

tutum yatırım ve türk malları haftası ile ilgili şiir
tutum yatırım ve türk malları haftası şiirleri,
tutum yatırım ve türk malları haftası ile ilgili şiirler


Tutumlu Çocuk

Damla damla akan sudan,
Koca göller dolup taşar.
Tutumsuzlar kalır yolda,
Tutumlular dağlar aşar.

Biz tutumlu çocuklarız,
Para dolu kumbaramız.

İnsanlar kara günde,
Kimseye el açmamalı.
Çalışmalı, kazanmalı,
Hiçbir işten kaçmamalı.

Biz tutumlu çocuklarız,
Para dolu kumbaramız.

Hakkı SUNAT

Ben Tutumlu Çocuğum

Ben tutumlu çocuğum.
Bana öğretti anam.
Ben tutumlu çocuğum.
Fazla para harcamam.

Budur tutum usulü,
Koşmalı yerlilere.
Yurdun yerli ürünü
Yakışmalı herkese.

Her gün bilgi atarız,
Kafamız kumbaradır.
Yarın bilgi satarız,
Bu bilgiler paradır.

Bugün derse çalışan,
Sonra para kazanır.
Çalışmaya alışan,
Yarınını kazanır.

Sağlıksız pis olanın,
İyi olmaz yarası.
Böyle başta olanın,
Yoktur ilaç parası.

Sağlıklı, sağlam olmak,
Tutumluluk demektir.
Tutumlu çocuk olmak,
Vatanını sevmektir.

Celal Sıtkı GÜRLER

Tutum

Para kazanmak kolay değil
Harcamaksa zor değil
Geldiği zaman tutmazsan
Sonrası hayal değil

Ağlamak zordur
Gülmek kolay
Yarını düşünmezsen
Gelir başına türlü olay

Hikmet Güner

Tasarruf

Ak akçe kara, gün içinmiş
gelecekte düşersem dara
işime yarar
kazanıp biriktirdiğim para.

Fevzi GÜNENÇ

Kumbara

Kumbara, kumbara, güzel kumbara,
Atarım içine her gün ben para.

Dağıtmam elime geçen parayı,
Parayla doldururum bu kumbarayı.

Birike birike her gün çok olur,
Başım sıkılınca ön ayak olur.

En büyük bir dosttur bana kumbara,
Kumbaram var iken hiç düşmem dara.

K.Nizam BİGALI

Atatürk haftası ile şiir

Atatürk haftası ile şiirler,
Atatürk haftasıyla ilgili şiir,şiirler

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Biz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz, düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklıyamadı sevincini.

Baktı ki gençsiniz, bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca.

Baktı ki karışmış aramıza,
Çiziyorsunuz yolu,
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.

Anlaşılan bütün yaz.
Atatürk gözünü kırpmamış,
Çünkü boşmuş sıralar,
Çünkü harf okunmamış.

Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine.
Bora gibi, fırtına gibi Atatürk’üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.

Ama baktı ki gün doğmuş,
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar,
Bir iştah, kızda oğlanda.

Baktı ki zil çalmış,
Sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş.

Derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde.
Baktı ki Türkiye’si Türkiye’miz
Aydın ufuklarda yürüyor hızla.

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle.
Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince.

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.

Talat TEKİN

O BİR IŞIKTIR

O bir ışıktır,
Sönmedi,
Sönmeyecek.

Türk gençliği
İzinden,
Dönmeyecek.

Kimse kesemez,
İçimizdeki
Büyük hızı…

Bizler yaşadıkça
Yaşatacağız,
Ata’mızı.

Öğrenci Behlü ZEREN

ATATÜRK

Düşmanların elinden
Bizi kurtaran sensin.
Bu toprağı yeniden
Özenle kuran sensin.

Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran sensin.
Gündüz gün, gece aya
Benzer kahraman sensin.

Adını büyük, küçük
Anıyoruz her zaman,
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı kahraman.

Nabzımızda atansın
Ey ! ölmeyen atamız.
Gönlümüzde yatansın
Seni unutamayız.

Mehmet Necati ÖNGAY

Yangından Korunma Haftası İle İlgili Şiirler

yangından korunma şiirleri, yangın konulu şiirler, yangın haftası şiirleri

YANGIN

Ateşle oynamışlar,
İki kardeş bir ara.
Odalarını sarmış,
Dumanlar kara kara.

İtfaiye gelmiş de,
Söndürmüş bu yangını.
Tutuşan yuvaları
Olmadan kül yığını.

Bütün oyuncakları,
Birer birer yanmışlar.
Yavrucaklar korkudan,
Düşünüp hastalanmışlar.

Doktor ikisine de,
Yetiştirmiş ilacı.
Yangınlar ölüm gibi.
Pek acıdır, pek acı.

Tevfik ÖZBEN

Orman Yangını

İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı
Evlerimizden uzakta geçirdiğimiz
Kamp günlerinde.
Üşüdüğümüz anlarda ısınmak,
Karanlıktan kurtulmak,
Acıkınca yemeklerimizi ısıtmak için..
İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı…
Sen yakmasan belki ben yakacaktım..
Sen yaktın diye ben odun atmasa mıydım?
Amaç ateş yakmaktı sadece
İhtiyaca binaen…
Amacımız Beyoğlu sokaklarındaki gibi
Tarihi evleri kundaklayıp
Yerine beton binalar dikmek değildi ki?
Sadece ateşe ihtiyacımız vardı..
Sadece rüzgarın çıkacağını kestiremedik
Rüzgarın çıkıp alevleri dağıtacağını,
Masum bir ateşi yangına çevireceğini,
Etrafa korku saçacağını kestiremedik.
Bilemedik her tarafa uzanıp, her şeyi yakacağını
Bilemedik ormana sıçrayıp önünün alınamayacağını.
Bir şeyler yapmalıyız, söndürmeliyiz bu yangını
Engellemeliyiz memleket faciasına dönüşmeden…
Yanacak olan sadece sen ve ben değiliz
Kuru ağaçlar da yanacak, yaşlar da…
Yıllanmışlar da yanacak, yeni filizlenenler de.
Geçmiş yanacak, bugün yanacak,
Daha da kötüsü yarınlarımız yanacak.

YANGIN

Korkuludur ateş aman
Sıçratmayın hiç bir zaman,
Gözler bile görmez olur
Kaplayınca kara duman

Dikkatsizlik bunun başı
Bırakmıyor dağı taşı
Önlemezsem yakar geçer
Hem kuruyu hem de yaşı.

Kurtulmanın çıkar yolu
Kovalarım suyla dolu
İtfaiye çabuk gelir
İşletirsem telefonu.

A. AYAYDIN

Yangın

Telefon yokken kentlerde,
Yangın çıkınca bir yerde,
Dumanı, ilk gören adam
Seçerek yüksek bir dam:
“Yangın vaar!” diye inlerdi
O, ne korkulu günlerdi
Çoluk, çocuk, hoca, hacı,
Bir o kadar tulumbacı,
Takır takım koşarak,
Yangın yerine giderdi
Çoğu kez onlar gelmeden,
Yangın evi kül ederdi
İtfaiye kuruldu da
Yangın derdi sona erdi

Mehmet Necati ÖNGAY

Kızılay Haftası İle İlgili Şiir

Kızılayla ilgili şiirler, Kızılay haftası şiirleri, Kızılay konulu şiirler, Kızılay Şiirler

Kızılay

Yangında, depremde, selde
Dağlar aşarsın Kızılay
Şehir, ilçe, köy ve belde
Bize koşarsın Kızılay.

İlacısın sen dertlerin
Hızır’ısın afetlerin
Güçlü ol ki hizmetlerin
Her yanı sarsın Kızılay.

Kutlu görev her insana
Yardım etmeliyiz sana
Sen bir baba, sen bir ana
Sen sadık yârsin Kızılay.

Gün olur senden giyeriz
Gün olur seninle yeriz
Sana teşekkür ederiz
İyi ki varsın Kızılay.

Kızılay

Karagün dostu Kızılay’ım ben
İyiliği yardımı düşürmem elden.
Düşenin dostu olmaz derler
Fakirin, düşkünün dostuyum ben.

Nerede bir kara haber duysam
Hemencik oraya koşarım ben.
Fakire, düşküne yardım ettikçe
Mutluluk duyar, coşarım ben.

Yararın çoktur yurda Kızılay
Nerde bir felaket, orda Kızılay,
Savaşta, yangında, depremde, selde
İlaçtır bilumum derde Kızılay.

Hepimiz Kızılay pulu alalım
Kızılay’ın gücüne güç katalım.
Kızılay sarsın yaralarımızı
Dinsin bu güzel yurtta sızı.

Mustafa Uzelli

Kızılay’ım

Giyindirmek, barındırmak,
Kızılay’ın görevidir.
Onun için Kızılay’ım,
Yoksulların bir evidir.

Savaşlarda yaralıya,
Yardım için el uzatır.
Fakirlere kimsesize,
Ocağında “aş” kaynatır.

Deprem, yangın, su baskını,
Evler yakar, evler yıkar.
Felaketler çok olsa da,
Kızılay’ım hemen bakar.

Yardım edip Kızılay’a,
Biz de, biraz güç katalım.
Yarınını anlatarak
Kızılay’ı yaşatalım.

Hasan ŞEN

Yetiş Kızılay

çaresizlere, yoksullara
Yetimelre, dullara
Felâketteki kullara
Yetiş Kızılay.

Deprem, sel, yangında
Evsizi barındır çadırında
Bugün de, yarın da
Yetiş Kızılay.

Lâyıksın sevilmeye
Seni yanımızda bilmeye
Sayende gülmeye
Yetiş Kızılay.

Herkese yiyecek, içecek
Kara günler böyle geçecek
Gözler yollarda bekleyecek.
Yetiş Kızılay!

Göksel Kurum

ilköğretim haftası şiirleri

ilköğretim haftası şiirler,ilköğretim haftası şiirleri kısa,ilköğretim haftası şiirleri uzun,ilköğretim şiirleri

OKULUMUZ ŞİİRİ

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul,
Neşe, bilgi yuvası.

Güzel kitaplar burada,
Bir çok arkadaş burada,
İnsan nasıl sevinmez,
Böyle yerde okur da ?

Senin çatın altına
Girmez kötü duygular,
Bilgi giren yerlerde
Kalmaz artık kaygılar.

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul
Neşe, bilgi yuvası


Atatürk Gülümsedi

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Siz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini

Baktı ki gençsiniz bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca

Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu

Anlaşılan bütün yaz
Atatürk gözünü kırpmamış
Çünkü boşmuş sıralar
Çünkü harf okunmamış

Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine
Bora gibi fırtına gibi Atatürk’üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe

Ama baktı ki gün doğmuş
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar
Bir iştah kızda oğlanda

Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde

Baktı ki Türkiyesi Türkiyemiz
Aydın ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizimle

Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.


İLKÖĞRETİM HAFTASI

Hani oyun oynardım geçen yıl sokaklarda.
Şimdi okullu oldum, karşımda kara tahta.
Öğretmenim anlattı, okumak çok güzelmiş.
Bu sayede bu millet, tarihini öğrenmiş.

İlk günden ben ant içtim, çalışıp başarmaya.
Küçüğümü severek büyüğümü saymaya.
Türk’üm dedim, sonunda, gururla bağırarak
Sanki uçtum o anda ne güzelmiş okumak.

Babam da söylüyordu, heyecan duymamıştım.
Okulun verdiği şevk evden daha yüceymiş.
Şimdi titredi tenim, kendimle barışığım.
Arkadaşlar, ben şimdi okumaya aşığım.

Hakkı ÇEBİ

Kış Ezgileri Cenap Şahabettin

Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri
Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri oku
cenap şahabettin elhanı şita şiiri


Kış Ezgileri (Günümüz Türkçesiyle)

Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
Geçen ilkbahar günlerini arar…
Ey kalplerin çılgın ezgileri
Ey güvercinlerin marşları,
O baharın işte yarını bu:
Kapladı derin bir sessizliğe yeri karlar
Ki sessizce sürekli ağlarlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz melek kanadının saçağı gibi kar
Seni solgun bahçelerde arar;
Sen açarken çiçek üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpaze gibi,
Naaşın üstünce şimdi ey ölü
Başladı parça parça uçmaya karlar
Ki gökten düşer düşer, ağlar!

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar!
Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar
Sizi dallarda, yuvalarda arar.
Gittiniz, gittiniz ey kuşlar!
Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar;
Yuvalarda -feryatsız yetim gibi!-
Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar
Ki havada uçar uçar, ağlar!

Ey kış günlerinin seması! Elinde yığın yığındır
Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu…
Dök ey sema -tabiatın ruhu uykudadır;-
Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler!

Yapraksız ve çiçeksiz olan her ağaçlık şimdi
Bir gölgeler, siahlıklar ve ümitsizlikler yığınıdır.
ey kış semasının eli, durma, durma çek
Her ağacın üzerine bir beyaz örtü.

Göklerden emeller gibi yağıyor kar,
Her tarafta hayalim gibi koşuyor kar.
Sessiz bir rüzgarın saf kanadında uyuklarmış gibi
Bir aralık durur, sonra uçarlar.

Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmedeler.
Karlar sükût ilahilerinin ezgileridir,
Karlar melekler âleminin bahçelerinin çiçekleridir.

Ey semanın eli, kara toprak üzerine dök.
Ey semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli dök;
Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı,
Kuşların ezgilerinin yerine ümit sessizliğini!

Cenap Şehabettin
Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri)