Sen benim hüzün yanımsın

Hüzün
Sen benim hüzün yanımsın.
Hüzün Yanımsın sen

Sen benim hüzün yanımsın. Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım. Kimselerin bilmediği kendime sakladığım. En çok ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım, alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın. En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın. Sardıkça kanayan kanadıkça sardığımsın…

Sen benim hüzün yanımsın. Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın. “Olmadı olmayacak” dedirten hain düşmanımsın. “Ah çıksa gelse şimdi…” diyecek kadar kendimi kaptırdığım saflığımsın. “Çıksa ve gelse, alsa ve götürse…” diye çırpan kanadımsın. Ve her defasında kendime kırk kez söyleyip kırk kez yanıldığımsın.

Sen benim hüzün yanımsın. Söküp atamadığım umut çiçeklerini gömdüğüm toprağımsın. Bahar gelir yeşerir diye yağmur, çamur, kar kış demeden suladığımsın. Olur da bir gün açarsın diye beklediğim sevdamsın. Sevda çiçekleri açar mı bilinmez ama umuduna umudumu bağladığımsın.

Sen benim hüzün yanımsın. Dar vakitte bulup tez zamandaki kaybımsın. “Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın. “Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın. Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran arafımsın. Sahi sen benim soldan soldan vuran yanımsın.

Sen benim hüzün yanımsın. Sensizken anlamını yitirdiğim hayatımsın. Bütün kelimelerime yüklediğim anlamsın. “Sen” diye başlayıp da bitiremediğim üç noktamsın. “Sen, sen ille de sen” diye durup durup nefes aldığımsın. “Sen varsan ben varım” dedirtecek kadar kendimi hiçe saydığımsın. Kaderi kaderime yazılsın diye her gün Yaratıcıya yalvardığımsın. Aklımda, yüreğimde ve duamda olansın.

Sen benim hüzün yanımsın. Bakışına hasret kaldığım, sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazsımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok da kanatansın… Sen tarifi imkansız aşkımsın. Cansın… Candasın…

alıntı

Kitap İle İlgili Yazı

Kitap Hakkında Yazı
Kitap ile ilgili Yazılar

Okuma Kitaplarım

Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.
Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman gelece*ğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler … Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parça*yı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünür*düm.
Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilik*ten başka bir şey düşünmezlerdi.
«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?

Ziya Osman SABA

Bana Kitaplarımı Verin!

Okumak hayatın en zor işi belki de…

Kitaplar; keşfedilmeyi bekleyen bir umman, sevgi iklimiyle yoğrulmuş, buram buram kokan, rengarenk çiçeklerle bezeli bir cennet bahçesi…

Gönlümüze nazlı bir sevgili edasıyla akacak karşı konulmaz bir cazibe, yalnızlığımızı paylaştığımız vefakar bir arkadaş, dara düştüğümüzde başvurabileceğimiz kadim bir dost…

Dost edindim her birini kendime ben. Şiirleri, öyküleri, dün akşam okuduğum kitaptaki Ayşe’yi, Sefer’i, Dursun Dayıyı, figür olsun diye konmuş pek iyi tanımadığım üçüncü şahısları…

Bazen dostluklarını düşlerime davet etmekten korkarım. Karanlık, kapkaranlık bir hayaldir bu bendeki. Bazen onlarla birlikte bir katille arkadaşlık ederim; bazen bir sevgili, bazen de kıskanç bir aşık olurum. Herhalde en çok bu yönünü seviyorum kitapların. Her kitapta bambaşka biri oluyorum. Yeniden doğuyorum hayata…

Hayatta hiç yaşamadığım, belki de hiç yaşayamayacağım hayallerimi yaşatırlar bana. Zaten onlar olmasa hayallerim de olmaz.

Bir an olsun uzaklaşırım onların ikliminde dünyanın gamından, kederinden… Bazen göz bebeklerimde asılı kalan garip bir sızıyı, bazen yüreğime ümit tomurcukları serpen serin bir rüzgarı, bazen de rahmetin ufuklarında çiseleyen, kuraktan çatlamış gönlümü sulayan bir bahar yağmurunu barındırır kitaplar.

Bir hikaye bitti az önce… Gönlümdeki gazel seni söylüyor, seni heceliyor şiirin her mısrası. Senden bahsediyor kuşlar, ağaçlar, yer, gök… ve sana yöneliyorum ruhumun her zerresiyle, sana bağlanıyorum her kelimede anbe an, seni solukluyorum kelimelerin nefeslerinde, buram buram kokuyor gül-i reyhan nefesin sayfayı her çevirişimde, seni sayıklıyorum kitabım göğsümün üzerinde uyuyakaldığım her gecenin seherinde, boncuk boncuk terliyorum sabahlara dek…

Biliyor musun, sayfalara sinmiş senin kokun.
Biliyor musun, sana bağlanmışım her cümlede…

Geçenlerde okuduğum şiirin bir dizesi geldi aklıma. Aklımı taktım kafiyeyi oluşturan yumuşak “g” nin çengeline zülüflerine taktığım gibi. Bana senden haber verir mi diye bekledim. “h” dinlenmek için otak oldu bana, “u” ile susuzluğumu giderdim.
Nedense “s” den haber çıkmadı. Komşusu “ş” ye gittim, seni sordum. Güler yüzle karşıladı beni her ne kadar sert olsa da. Teskin etti.

Kendimi buluyorum her zerrede. Memleketimin sisli havalarına bağladığım umutlarımı, ayrılıklarımı, heyecanlarımı, amansız bir hastalığa yenik düşen annemi, babamı, hiç usanmadan anlattığı hikayelerini dinlediğimiz dedemi, kuyruğuna teneke bağladığımız can havliyle sokak sokak kaçan kedileri, başbaşa verip ayazlı gecenin kutup yıldızına dilek bağladığımız zamanları, akşama kadar patlak bir topun peşinde koştuğumuz ilkokul günlerini, tebeşire benzeyen bir taşla tahtayı karaladığım günleri, gönlümü kaptırdığım; ama bir türlü açılamadığım…

Bundan da ötesi seni buluyorum çevirdiğim her sayfada, beni buluyorum…
Şâir, hükmünü kağıda söyler. Gönlünün fermanıdır her kelam. Kalem erbabı kendi dünyasını oluşturur hayal alemlerinde. Malzemesi; sevgi, şefkat, gözyaşı, kelimeler ve el değmemiş hayalleridir. Hayallerini kelime tuğlalarıyla inşa eder sevgiyle, şefkatle… Emek işidir kelimelerle hayal dünyasını inşa etmek. Gelişigüzel bir sıralanış değildir kelimelerdeki ahenk. Tek tek, yavaş yavaş şekillenir kelimeler arasındaki samimiyet. Duvar ustasının tuğlayı dizmesine benzemez bu. Emek ister, sevgi ister, fedakarlık ister, şefkat, samimiyet ister…

Ben şimdi o emeği solukluyorum kitabımın büyülü ikliminde. Sana bırakıyorum dünyanın debdebesini, gamını, kederini… Sana bırakıyorum her şeyi. Bana kitaplarımı verin, dostlarımı, arkadaşlarımı. Ben onlarda buluyorum kendimi, ümitlerimi, hayallerimi… Onlarla inşa ediyorum kıskanç gözlerin dokunmadığı dünyamı. Yarınları sana bırakıyorum.
Ben kendimi aldım, bir de kitaplarımı.
Gidiyorum…
Hayallerimi yaşamak için!..

Eşref YILMAZ / Kumru – 2002

facebook aşk mesajları

Resimli facebook aşk mesajları,facebook aşk sözleri,facebook aşk yazıları,

Gül bahçesinde geçse de ömrüm ,
Senin üstüne gül koklamam gülüm!
Seni koklamak olsa da ölüm ,
İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm

Ne zaman tutsam ellerini,
Gözlerimin önünden mevsimler geçer.
Ne zaman gözlerin gözlerime değse
Samanyolundan bir yıldız düşer…

Dünya unutursa dönmeyi,
Rüzgar unutursa esmeyi,
Aşıklar unutursa sevmeyi,
Belki o zaman unuturum seni

Aşka burun kıvırmayin o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir.
O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için,
Her bitkinin sürekli bakıma ihtiyaci olduğunu unutmayın.

Eğer öldüysen, şu anda yıldızlara uzanırsan,
yıldızların ışıklarını topla.
Taç şeklinde saçlarının arasında sonsuza dek parlasın.

Seni seviyorum diyebiliyorsam
Bu sende bütün insanlığı ,
Bir anlamda bütün canlı olan herşeyi,
Ve yine sende kendimi seviyorum demektir.

Sağlık Şiirleri Kısa

Kısa Sağlık Şiirleri,
Kısa Sağlık ile ilgili şiir,
Sağlık Şiirleri Kısa

Sağlıklı sanıyordum kendimi

Sağlıklı sanıyordum kendimi
Neden buralardayım şimdi?
İyice hasta olmadıysam eğer
Bu garip yatakta işim ne?

Ortalıkta koşuşturanlar
Neden toplandılar başıma?
Karşımda dikilerek
Neden dik dik bakmaktalar?

Sağlık şiiri

Ne apartman,hamamlar,nede hanlar,
Sağlığı en büyük nimet bilelim,
Hani nerde krallar,nerde hakanlar,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Kanuniydi saltanat sürerdi,
Krallar önünde tir tir titrerdi,
Bir nefes sıhhate dünyayı verdi,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Strese girme,herşeyi etme tasa,
Mirasçın sevinsin doluysa kasa,
Dünya çok güzeldir,hayatsa kısa,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Dert düşürür yatağa,süründürür,
AYDIN`i sözlerin çok düşündürür,
Ağacı kurt,insanı dert öldürür,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Sağlik

mevsime göre giyin,
Hiç üşütme kendini.
Zamanında aşı ol,
Sık sık yıka elini.
Yüreğini rahat tut,
Her şeyi dert edinme.
Olumsuzluğu unut,
Önemlidir beslenme.
Kızartma,yağlı,acı,
Sağlığı bozmaktadır.
Sebze,meyve baş tacı
Süt en doğal gıdadır.


YEŞİLAY

İçme sigarayı,
Kullanma uyuşturucuyu
Dokunma alkola
Gel sende katıl yeşilaya.

Zararlıdır bunlar,
Alışkanlık yapar,
Bir kere içsen
Bir daha iç diye zorlar.

Sakın kullanma bu maddeleri
Bunlar sağlığını bozar,
Katıl sende yeşilaya
Veda et sigaraya, uyuşturucuya…

sağlık öğütleri

Seviyorsan canını
Vücuduna iyi bak
Kuvvetlendir kanını
İstersen çok yaşamak

Sen yaşarsan
Bu vatan
Ancak yaşar yükselir
Bunu bil böyle inan sağlık varlıktan gelir

Seni Seviyorum

Seni seviyorum,

çünkü her sabah kalktigimda bir günü daha seninle geçirecek olmanin mutlulugunu yasatiyorsun bana. Ben güne seninle basliyorum ve her gün hayati yeniden kesfediyorum.

Seni seviyorum,
çünkü gökkusaginin her tonunu gölgede birakan en parlak renksin sen. Hersey senin rengini tasiyor ve benim için ancak o zaman anlamli oluyor.

Seni seviyorum,
çünkü soguk günlerde içimi isitan meltemsin. Sicak günlerde ise ferahlik veren kuzey rüzgari. Iliklerime isleyerek esiyorsun.

Seni seviyorum,
çünkü herseyde sen varsin. Nasil olmayacaksin ki? Sanki sen dogdugumdan beri içimdeydin. Yüregimin en derin kösesindeydin. Sanki ortaya çikmak için beni bekliyordun. Ve ben orada oldugunu fark edince hakettigin yere çikardim seni.

Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasin. Gördügüm her yüz aslinda sensin.

Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yildiz, gecenin karanligini delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yildizlara bakiyor gibi hissediyorum. O yildizlarin parlakliginda kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamasiyor ama sikayetçi degilim aydinligindan. Günes dogmasa, yildizlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki günesim de sen olacaksin gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydinlik çikacaksin karsima.

Seni seviyorum,
çünkü saçlarin ellerimin arasinda kayip giderken , dünyadaki cenneti bulmus gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararliyim.

Seni seviyorum,
çünkü her gülümseyisin içime yeniden yasama sevinci dolduruyor. Her gülümseyisin, karamsarligi yikiyor, umutsuzlugu parçaliyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayi.

Çiçek dedim ya, bir çiçek adi verseydim sana papatya olurdun. Açisiyla dünyaya, insanlara baharin geldigini müjdeleyen papatya. Iddiasiz ama güzel. Güzel ama kibirsiz.

Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayi, seni dinlemeyi, sana bakmayi, seni koklamayi, seninle paylasmayi seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onlari da seviyorum.
Seni sevdigimi anlatmaya çalisirken ne kadar çaresiz oldugumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düsünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye.

Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamis olacagim.
Sözcüklerin bittigi yerde gözlerime bak.
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktir sana…

Kırıldım Aşka Ama Onun Haberi Yok

Kırıldım Aşka Ama Onun Haberi Yok

Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konuşuyorum… Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum… Cümlelerimi kısalttım,
kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda…

Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
ama umutlu hasretine… Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor… Bir çocuk gibi
isteklerimi bastıramıyorum… Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum… Bende olan seni,
hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum…

İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı…
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
anılarım dışında… Isınabilmek için onlara sarılıyorum…
Anlamsız ve cevapsız sorular hıhzırca sırıtıyor, ben görmemeye
çalışıyorum… Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı…

Belki de görmeyi istemek gerekiyordu… Gözlerini aç desem kapatacaksın
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
falıma… Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
itiraf etti sonunda… Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil…
Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslında… Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum…

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
gibi geliyor… Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana…
Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
gecede, uykumda… Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi…
Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana…

Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım… Ayak uyduramadım
yorgunluğuna… Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım…

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın;
dokunuşlarında kendini bulan… Ama! En çok da imkânsızın oldum…

Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum… İnanamadığın, Yenemediğin,
üzerinden atlayamadığın korkuların oldum… Ağladığın, bağırdığın ya da
sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum…
Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
bir anı oldum… Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
belki de hiçbir şeyin oldum… Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim…
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
ama bir ömür gibi gelen aşk… Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum… Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum…
Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
sonunda olması acıtıyor içimi… Suskunluğun en büyük silahındı,
suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak…

Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor …

Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor… Görüyorsun işte, aşk’a ve sana ihanet etmiyorum
benim kırgınlığım aşk’a… Sen üstüne alındın…

Pelin Onay

sessiz kalp

kaybettim kendimi
sevdim birisini
değişmem dünyaları sana
seni ne çok sevdiğimi anlasana

sarsan kollarına beni
severim dünyalardan çok seni
bu kalp çok sessiz
çünkü dayanamıyor sensin

bu şiiri ben yazdım.umarım güzel olmuştur.daha 14 yaşındayım umarım beğenmişsinizdir
kafiyeyi tutturayım derken biraz garip oldu sanki

yitirişlerim bitti artık..aşkı da kirlettik..

İçimde Bi burukluk var bu aralar..
Yoklugunun buruklugu belki.. Geçer Diyorum hep geçer…
Kim Ölmüş ki Aşktan ben öleyim diye avutuyorum kendimi.
Gerçekten ölmem dimi diye affallıyorum sonra.
Ölüm korkusu sarıyor herbir yanımı
İçim dahada burkuluyo,yaralarım gene kanıyo
Düşünüyorumda Ölüm kadar acı degil ya yoklugun..

Yitirişlerim bitti artık..
Yitirecek birseyim olmadıgından degil,Bedenimin yorgunlugundan..
Seni yitirmemin sebebide bu degilmiydi aslında.
Kalbimin yenikligi,Duygularımın Acizliği degilmiydi..

Bazen gözlerimi kapatıyorum annem geliyo aklıma
“Yapma kızım ! Ağlama..” diyor.
Peki anne diyecek oluyorum hıçkırıklarım durduyo beni.
Elim telefona gidiyor annemin sesini duymak istiyorum omzunda ağlamak istiyorum..
Sonra asıl sözleri geliyor aklıma
“Askı bu kadar iğrençlestirdiniz “diyor bana
O an ne gülümsemesi kalıyor hayalimde nede varlıgı
Yerin dibine giresim Geliyor..
Midem bulanıyo.. Kalbim sancıyo
Dahada vuruyorum içkiye kendimi..
İçmek… İçmek.. İçmek istiyorum..
Ben yapmadım anne,aska zararım dokunmadı sadece sevdim
Nasıl anlatacagımı bilemedikçe içiyorum içiyorum içiyorum..
Hiçbirşey uyuşturmuyo beynimi
Artık midem beni bile kaldırmıyo

İçimdeki burukluk bir kez daha sancıyo..
Bizim yaptıklarımız hem seni, hem beni…
… Hemde askı kirletmiş simdi anlıyorum…

</3 </3 </3

Gözyaşı Dökmek..

“Kentin sokaklarında sevgilim var benim.

Nereye gittiği önemli değil bölünmüş zamanın içinde.

Artık sevgilim değil, herkes onunla konuşabilir.

Artık anımsamıyor, gerçekte kim sevmişti onu ve kim aydınlatıyor uzaktan, düşmesin diye.”

René Char

Yalnız benim, değil ki:İnsanların sevgisi, hep bencilcedir.Ve her sevgi, karşılık beklentisi yaratır, ister istemez. ‘anne sevgisi’ dâhil..Belki de, asıl o!..

***

“hep kendini düşünüyorsun!..” demesi, gözümün önünde:Üzerinde siyah yağmurluğu -incecik olanı-; yüzü asık, hafif ağlamaklı sanki:Öfkeden mi, belli değil.. saçları, normalin aksine dağınık; bu görüntüsü, gerilimi arttırıyor.Sâkinliğimi koruyorum.Kulağımda çınlıyor bağırışı..

***

İki isimli kadınlarda, bu hep vardır:Kullanmayı tercih ettiği isim, daha ‘modern’dir; diğeri ise, büyükannesinin falandır: ‘eski’ bir isimdir hâliyle; kadın, onu kullanmak istemez.Ama, kişiliğine etkisi de kesin olmuştur: Genelde ‘olgundur’, iki isimli kadınlar:Hırçınlıkları ‘yoğun’ ama örtülüdür..

***

Bir keresinde, benzer bir şekilde tartışmıştık.Birbirimize çok kızmıştık.Ben de, onun kadar sinirliydim ama sâkin durabiliyordum.O, ne yapacağını bilemiyor gibiydi.

Bir kadın, sinirinden yumruğunu sıkıyorsa, seyretmeye değerdir:Bacağını da, şiddetle yere vurmalı ardından. Erkeğin ‘zaferi’ ise, bu kadardır ancak.

Ben gidince de, arkamdan ağlar şimdi, diyordum içimden; hem git der, hem de gidince ağlar:Hâlbuki, ağlayan kadınlara inanmayalı, çok oldu.Bunu, zaten biliyor olmalı..

***

Eve döndüğümde, uyuyamadım. o gün, içkiye tövbe ettim.Yatakta dönüp, durdum; kalan ömrümden ödünç aldığım uykuyu daha verimli kullanmalıydım:Ertesi gün, erken kalkacaktım.

***

Gözlerine baktım: tam, ağzımı açacakken, susmaya karar verdim; konuşursam, mağlup olurdum: karşımda bir kadın vardı.Susmayı sürdürdüm, kendimi galip sanıyordum.Neredeyse gülecektim; zaferimi kutlamak istiyordum:Tuzağına düşmemiş, saçma feryatlarına cevap verme gereği bile duymamıştım.Kendimden emindim.Kendimden eminken, karşımdakini daha çok seviyorum: rekabet yok oluyor:Mutlak galip benim. yanıldığımı fark ettim:Karşımda bir kadın olduğunu unutmuşum; kendi kendime söylendim:Saçma teorilerini erkeklere sakla!..

***

Gidiyordu.Sokak lambası, tam tepemizdeydi: gölgesini, ayaklarımın dibine düşürmüştü; kendi gölgemin olmadığını düşünüyordum.Başımı eğmiş, dinliyordum:Yüzüne bakamadım.Gidişini, gölgesinden izledim.

Konuşamadım: söyleyecek sözüm yoktu; gidişini kabullenmek istiyordum. kabullenmiş gibi yapıyordum: Yapmak zorundaydım.

***

Bilmediğim bir sokaktayım: yürüyorum; eve gitmem gerekiyor: yanına koşmam, artık anlamsız: yabancıyız: Birkaç saat geçti sadece; ama, ben onun hiçbir şeyi değilim şimdi.

Kendime kızdım. artık yoktu: onu kaybetmiştim. yağmur aradım, yağmadı.

***

Her zaman yürüdüğüm, kalabalık yol.

Eve ulaşmak istiyorum.

Bugün ne ben, eski benim; ne de bu yol, o bildiğim yol..

***

Keşke, ağlayabilseydim..

Arkadaşım Badem Ağacı (Aziz Nesin)

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Acarsın çiçeklerini ..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü…
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koş desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiç bir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya

Ophelia..Shakespeare..

Nasıl ayırdederim bir bakışta
Seveni sevmeyenden?
Külahından, tozlu çarıklarından,
Elindeki değnekten.
Öldü, güzel sultanım çoktan öldü.
Öldü, gömüldü bile.
Başında yemyeşil otlar büyüdü,
Taşı dikildi bile.
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz,
Sarıldı çiçeklere.
Arar arar sevdiğini bulamaz,
Ağlayanlar içinde.

Hamlet /Shakespeare

Gözlerimden Çok Yaramı Sevdim…

Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri… Yeryüzüne gönül indiremez onlar… Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar…Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez…Gönüllü sürgündür onlar…Gizliden gizliye hissederler bunu…Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere…Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir…Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri…Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden…Yorulur kendisini anlatamamaktan…Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir…Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır…O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır…İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır…İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer…Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık…Kaybolmuşluğa çok yakındır…Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır…Daha az acı çekiyordur artık…Ama daha mutsuzdur eskisinden….Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden…
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü…Kaybolmuşluğa yakındım…İçimdeki acı hızla eksiliyordu…Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi…Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi…Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi…Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı…
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil….Gerçekten değil…Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor….Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor…
Konuşmaya susamıştık…Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye…Oysa böyle bir şey yoktu…Hep buradaydık…Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde…O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde…Hep o soluksuz kaldığımız yerde…Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde…
Belki aynı gece,belki yıllar boyunca konuştuğumuz yerden bana geldik…susuz ve yorgun…Yaşamaya köpekler gibi aç,ama ölüme dünden razı…
Bana geldik…Belki içimizdeki acıyı avutur,koptuğumuz ışığı ikna eder,biraz olsun hiç yaşamamış,hiçbir şey bilmiyormuş gibi yapar,içimizden bir ömür çalar,yitirdiğimiz ve anlayamadığımız ne varsa uzakta bırakır,buradan,bu hayattan yolumuza devam ederiz,sanmaya geldik…
İçtik,şımardık,ağladık,hayatı özledik,çığlık attık;ardımızda bıraktığımız ve bir kez olsun sahiden dönüp bakmadığımız onca kırıl kalp,onca vazgeçiş,onca erteleyiş,onca unutuş bir gecede bağışlanır sandık…
Ama olmadı…Bunu ilk ve son kez sevişirken anladık…Birbirimizin çıplak bedenlerine dokunduğumuzda…Aynı anda,belki de peş peşe,derinden,çok derinden öksüz kalan bir çocuk gibi kesik kesik ağlamaya başladık…Engel olmaya çalışsak da,yine de kahredici bir hoşluğu vardı bu ağlayışın içimizde…Bu hayatta sevgili olarak birlikte gidecek bir yerimiz yoktu…Geçmişimiz bizi geri çağırıyordu…Gidecek bir yerimiz yoktu,ama kaybolmamıştık…Bu yüzden kahredici bir boşluğu vardı göz yaşlarımızın…
Sonra sabah oldu…Sonra acı ve özlemin yerini utangaç bir boşluk aldı…Bütün o eksik hazların yerini derin bir suçluluk duygusu aldı…
Sonra o gitti,yaramda hiç unutamayacağım bir ürperti bırakarak gitti…Yaram ki,kimse onun kadar beni anlayamaz,yaram ki onun kadar kimse beni sevemez…Gözlerimden çok içimdeki yaramı sevdim ben…Çünkü ondan başka kimse bana beni gösteremedi…Herkese,ama herkese yalan söyledim,ama bir tek o biliyordu hepsini…Bir tek o gördü beni kendimi aldatırken…Onu unutmaya çok çalıştım…Yok saymaya…Hayat diye içine girmediğim akvaryum kalmadı…Her mevsim mutluluk modaydı…O akvaryumların içinde mutluymuşum gibi yaptım…Yaramı unutup herkes ne yapıyorsa onu yapmaya çalıştım…Akvaryumun içinde,herkes gibi camların dışında bir yeri özledim…Bana ait olmayan bir hayatta,hiçbir ortak yanım olmayan insanlarla akvaryumun dışını özledim…Yaramı unutup,neyi özlediklerini bilmeyen insanların özleyişlerini sevdim…Bilmiyorum,belki bunu da kendi yaramı unutmak içim yaptım hep…Anladım ki,nereye gitsem sonunda yarama dönüyorum…Ne yapsam,ne etsem döndüğüm tek yer yine o eski kalbim…Bütün o oyunlardan bana kalan o eski yadigar…Ne kadar sevse de insan,tükenip,yorulduğu bir saat var…Herkesin bencil bir ömrü var…İşte en çok o zaman hatırlarım o eski kalbimi,onca insana kendimden öç alırcasına dağıttığım kalbimi,çok sevdiğim bir yabancı gibi hatırlarım…Mahcup bir özlemle çağırırım onu dağıttığım yerlerden;hayatlardan,yorgun ve bencil sevgilerden… Utanarak…Sanki kendi kalbimi geri çağırmak bir suçmuş gibi çağırırım…Güzellik ve soyluluk saklıdır o kalpte…Kalbimdeki kimsesiz kalmış güzelliğe ve soyluluğa vurgunumdur ben…Onu her arzulayışımda karşıma Tanrı çıkar…Beni böyle eksik,böyle yarım,böyle susuz,böyle bir başına O bırakmıştır…Tanrı vardır ve benim bu sonsuz susuzluğum ondandır…
Bu susuzluğu hissettiğim andan beridir hayattan korkmamayı öğrendim…Kime dokunsam Tanrı’ya sonsuz bir yakarış;kime dokunsam o büyük kopuşun sancısıydı;kime dokunsam kendimdeki ilk ağrıya dokunuş gibiydi…Kime dokunsam eksik,ve yanlış bir Tanrı’ya dokunmak gibiydi…
Tanrı’yı unutmak,içimdeki aşkı unutmak gibidir bazen…Böyle zamanlarda kalkıp giden her şeyin peşine takılırım…Bütün zamanların,bütün trenlerin,bütün vaatlerin ve hızların arkasından giderim…Farklı olmak adına,kendim olmak adına,herkes gibi olmak adına koşarım giden her şeyin ardından…İçimdeki Tanrı’yı,içimdeki aşkı soluksuz,kimsesiz bırakarak koşarak giderim her şeyin ardından…Kendimi hatırlamamak için her anımı,her dakikamı tıka basa bu hayatla doldururum…içimdeki aşkı,içimdeki susuzluğu unutabilmek için bir projeye,bir yaz boz tahtasına dönüştürürüm kendimi…Her yerde ve herkesle olmak için kendimi boşlukta bir yerde yeniden yaratmaya çalışırım…Herkesle ve her yerde olmak için,beni her yere bir an önce yetişmek için,kendime bana ait olmayan bir kalp,bir yüz alıp kimsenin bilmediği,uğramadığı bir boşluğa yerleşirim…Herkes ve her şey olmaz için,beni çağırdıkları her yerde olmak için bu boşlukta yaşadım kimsesiz,bu boşlukta yüzüme çarpan kapılar,bu boşlukta hızlandıkça geciktiğim,bu boşlukta çırpındıkça yitirdiğim her şey bana aşksız geçen yıllarımı hatırlatır…Bana Tanrı’sız ömrümü,yüzümden yoksun geçen anlarımı hatırlatır…Böyle zamanlarda defalarca çiğneyip geçerim kendimi…Verdiğim sözleri,ettiğim yeminleri…Atarım kendimi herkesin ortasına…Gizlerimi atarım hoyrat gözlerin önüne…Önce ben başlarım kendimi yağmalamaya…O güvenmediğim hayatı ve zamanı yanıma alarak gizlediğim ne varsa ortaya dökerek…Öç alırcasına kendimden…Dökerim her şeyi ortaya…Herkesin kendinden kurtulmak için kışkırttığı yurtsuz ve kimsesiz bir gece için…
Böylesi gecelerde herkes o eski yarasına haksızlık etmiştir;böylesi gecelerin sabahında herkes ezbere ve çabuk çabuk konuşur ve kimse kimsenin gözlerine korkusuzca bakmaz…Herkes bir an önce,eksik ve yanlış da olsa bir gece önceki ömrüne dönmek ister…Herkes susuz bıraktığı o eski kalbine dönmek ister…
Bunları bilince,bunları hissederek yaşayınca kimseye kızamıyor insan…Öfke dönüp dolaşıp geliyor yine içte patlıyor…İçimde patlıyor…Çünkü kime kızıp,kimi lanetlesem en sonunda onu içimde buluyorum…Suçladığım herkeste biraz ben varım…Kimi yargılasam elimde kanı var…Kime bağlansam onda haksızlık ettiğim ömrüm ,susuz bıraktığım Tanrı’m var…Kime koşup sarılsam onda kolları bağlı erdemim var…Başkalarını yargıladıkça kendini tutsak eden,başkalarını küçümsedikçe küçülen sevgim var…Oysa ne yapsam o yurtsuz gecem,susuz bıraktığım aşkım beni hiç unutmaz…Sorar hesabını…Defalarca gidip gelerek ömrümden,kimlerdi,diye sorar o kanayan yüz bana,kimdi bütün gece onda yargıladıkların…İtildiğim ve sığındığım yüzümden tek bir yanıt çıkar,tek bir ses…O ses der ki,bütün gece yargıladıkların aslında sensin…Bilirsin ki o ıssız gecede bunu sana söyleyen senin sesindir…Sahibini ancak bu ıssız gecede bulmuştur…İçinde soluksuz bıraktığın Tanrı’nın sesi,içinde öyle kimsesiz,öyle kanlar içinde bıraktığın sahipsiz yüzünün sesidir…Ne olur sus ve öfkelenme der bu ses bana…Boyun eğ bu sese…Kabullen onu…Bir kez olsun kendi sesinin önünde eğil der…Bir kez olsun kulak ver ona…Kulak ver ona,onun neleri yitirdiğini,neleri sonsuza dek kaybettiğini bir kez olsun anların ağzından duy…Yüzünden akan kanı bir kez olsun öp…Sadece gözyaşı değil onlar…Dokun onlara,dokun kendi kanına,yitirdiğin ve özlemini çektiğin her şeyi kendi kanında bulacaksın…Orada bütün yargıladıkların var…Orada reddettiğin bütün ömrün var…Bu hayattan tiksinip lanetlediğin ne varsa,hepsi kanında saklı…Seni terk edip ihmal edenler,seni bir türlü anlamak istemeyenler,seni yargılayıp dışarıda bırakanlar orada…Orada,seni deliler gibi sevenler ve senin içine bir türlü giremeyenler…Ne olur bir kes olsun onca insana dağıttığın kendini geriye çağır…Ne olur bir kez olsun anla,ömründen daha uzağa gidemezsin…Onca yıl susuz bıraktığın Tanrı’ndan daha uzağa gidemezsin…Ne olur anla,onca yıl kimsesiz bıraktığın yüzünden daha uzağa gidemezsin…Ne olur bir kez olsun anla,yarını yok sayarak hiçbir yere gidemezsin…
Yaşamak ne ki,hem kendini,hem sevdiklerini durmaksızın kimsesiz bırakmak değil?..Yaşamak yüzünü onca yemine rağmen ortada bırakmak değil mi?Yaşamak her gittiğin yerde bıraktığın yüzleri kanayarak özlemek değil mi?..
Yaşamak,içindeki o sonsuz ve tesellisiz acının tesellisini bu hayatta aramak değil mi?..
Bu hayatın ne yengisi,ne yenilgisi teselli etti beni…Ne zaman kazandım,ne zaman,artık kurtuldum,desem,daha derin bir boşluk açıldı önüme…Bu hayatın kurallarıyla ne zaman çıksam yola,kazandıkça kaybettim,yükseldikçe alçaldım…Ne aklımdan kurtuldum,ne delirdim…
İçimdeki erdem öylesine soluksuz kalmıştı ki,ne zaman aşkın bir güzellik görsem ertelediğim hayatım gelirdi aklıma…İçimdeki erdemi suç ve günahla sınamaya geç başlamıştım çünkü…
Çünkü ne zaman yasadışı bir gece yaşasam anlamsızca ve kimsesiz bir ağlayış gelirdi içimden…
Ne zaman beni bana hissettiren birine sarılsam;çok uzaktan,çok eski bir duygu bana rağmen,bana inat yanımdan geçip giderdi…Kimi sevsem hiç olmadığı kadar yalnızlaşırdı…Kimi sevsem bütün o yanlış hayatım gizlendiği yerden çıkıp gelirdi…Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpardı yüzüme…Kime elimi uzatsam o unutulmuş ömrümle karşılaşırdım…
Kendimi daha fazla ne kadar tüketebilirdim…Kime sarılsam verip de tutamadığım sözler çıkardı karşıma…
İnsan her sabah doğan güneşten utanır…İnsan er ya da geç gelen mevsimlerden utanır…
İnsan onca yıl susuz bıraktığı Tanrı’sından utanır…
İnsan bunca işarete,bunca özleme rağmen bir türlü gidemediği yerden utanır…
İnsan yalan bir hayattan onca yıl bir kurtuluş beklediğine utanır…

Cezmi Ersöz

Özdemir Asaf Şiirleri

Özdemir Asaf Aşk Şiirleri,özdemir Asaf Şiir,Özdemir Asaf Şiirleri Oku,Özdemir Asaf Şiirleri Aşk,Özdemir Asaf şiirler,özdemir Asaf şiiri,Özdemir Asaf şiirleri masal


Özdemir Asaf Şiirleri


Aşk

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf


Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

1957
Özdemir Asaf

Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.

Özdemir Asaf

AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça…
Sen evreninde sana seni aratacağım.

Özdemir Asaf


AN

Gülüş bir yanaşım’dır bir öbür bir kişiye;
Bir’den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Özdemir Asaf

2=1

Kim o, deme boşuna…
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan başa sen.

Özdemir Asaf

Af Dileme Sözleri 2012

Af Dileme Sözleri 2012

Tugbam sitesinde en güzel Af Dileme Sözleri 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Af Dileme Sözleri 2012
Af Dileme Sözleri yeni
2012 Af Dileme Sözleri kısa

Kırık bir kalp bıraktım sana biliyorum, beni affetmeni istiyorum, yüzüm kızarık içim bulanık senden sevgi dileniyorum affet beni diyorum lütfen affet.

Hazin Bir Son istemiyorum Bu Dünyada Ellerimi Açtım Huzurunda Af Diliyorum Gör Artık Senin için Ağlayan Gözlerimi Ne olur Sevdiğim..

Sevgilim özür dilerim Senin Hak etmeyeceğin bir duruma getirdim ama affet beni seviyorum seni özür diliyorum bebeğim

Kırılan Kalbini Almak istiyorum Ellerime yeniden Başlamak istiyorum o öLümsüz Sevgimize Ne Olur Bir kelime Söyle Affettim Seni De Başlayalım Yıkılmayacak Aşkımıza.

gemileri Yaktın Gittin Benide Gemilerle yakmaya Çalıştın Ama Sana Olan Sevgim herzaman Gerçekçiydi Ufak hatalar Yüzünden Bitirme Bu ilişkiyi Affet beni.

Sanıyormusunki üzülmüyorum gülüyorum Bu Boş Odada, Senin için Ağlıyorum kendimi Affetmiyorum Bari Sen Affet beni Belki gülerim.

Kalmadımı Sevgin bana Bittimi herşey Bir Anda? Seviyorum Seni Dinlemiyorsun beni Affet beni Desemde Duymamazlıktan geliyorsun beni…

Kimse için ağlamadı bu gözler senin için bir ilk oldu gözyaşlarım, kimseye söylenmedi bu sözler senin için içimden geldi söylüyorum affet beni senden özür diliyorum aşkım…

Yapılan hataları Olgunlukla Karşılayıp Ona göre Değer vermek gerekir Affetmeni Diliyorum Senden Onay bekliyorum Hadi Bırak Şu inadı Kırma Yarınlarımı..

Gitme Bırakma Ellerimi Af Diliyorum Ağlatma Şu yüreğimi Sözlerinle Vur Dayanırım Ama Giderek Vurma yaşayamam Sensiz Gitme Ne olur özür dilerim affet beni affetmesende gitme hayatımı bitirme.

umutlarımı geleceğime bağladım hayaller kurdum şimdi sen bunları silmek istiyorsun nekadar Af Dilesemde duymamazlıktan geliyorsun.. Bitirmekmi iStiyorsun bendeki beni ve Seni?

ben yaşamak için Seni Sevmişim Ama Sen Beni Yaşamak için değil Zaman geçirmek için Eğlenmişsin Afedersin…!!!

Yaşama Hakkımı Sana Devrediyorum Sen yaşa benim yerimede Zaten Affetmiyorsun Yaşamanın Değeri Kalmıyor Artık benim için tek değer sensin sende ne yapsam geri dönmezsin! Af Dilesemde gelmezsin Vicdansız Sevgilim..

Bılirsın bır karıncayı bıle ıncıtmem… Senı de incıtmek ıstemedım, ınan kı ıstemeden oldu. Coooook ama cooooooooooooook özur dılıyorum senden.

af diliyorum kapında ne olur geri çevirme kırma kalbimi al canimi ama affetim de sonunda seviyorum seni ne olursa olsun bu kalb senin af diliyorum huzurunda….!

Yasananları bir çırpıda silerek atmak nekadar doğru senin için söyle insafsız sevgili senden bir af diliyorum bin ah çekiyorum…

Hayalleri Yıkılmış Bir insanım Bu Hayatta Seni Sevmekle Buldum kendimi Hayatta Şimdi Beni Bırakıp Gitme, Ne Olur Affet Bu Sana Asık Olan garibanı…..!

Bir mum ışığı gibi gözlerin buğulu ve ateşli bakıyor bana, atesli gözlerin seviyorumu yoksa nefretmi ediyor bilmiyorum ama affedersen herşey daha güzel olcak biliyorum…..!

Af diliyorum, Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip, ne de kimse sana rakipti. Çünkü sen benim için daima tektin!

Beni affet, hatalarım için sana yaptıklarım için hiç affetmedim kendimi. İnan bana hala sızın içimde ağlarım düşündükçe hiç affetmedim kendimi..

Özür dilerim seni aramadığım için, özür dilerim sensiz gitmek zorunda olduğum için, özür dilerim seni orada beklettiğim için, yaptığım her yanlış için.. Lütfen beni affet.

Sözlerinden belli, kırmışım seni bilmeden.. Bir öpücük versem, sarılsam, özür dilesem.. Affeder misin beni?

Sana olan mahcubiyetimi nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum, gerçekten çok özür dilerim.

Ben bu özür işlerinde hiçbir zaman iyi olamadım ancak seni o kadar seviyorum ki.. Onun için? Özür dilerim canım!

Yaptığım bir hatadır, aklım bunu bana anlatır, özrün arkasına saklanmak istemem ama senden tek dileğim; bir ‘AF’TIR.

Özür dilerim tüm olanlar için. Gerçekten çok üzgünüm, ne olur beni son kez af diliyorum.

Senden özür dilemek için bana bir fırsat daha vermeni istesem ne dersin? Buluşmak ve konuşmak isteğimi söylesem bana bu şansı tanır mısın?

Ben hatalarım için sana yaptıklarım için hiç affetmedim kendimi. İnan bana hala ağlarım düşündükçe hiç affetmedim kendimi.. Beni Affet.

Yaptığım tüm hatalara ve saçmalıklara rağmen beni affedebilmen büyük incelikti. Tekrar özür dilerim.

Ağır Sözler 2012

Ağır Sözler 2012

Tugbam sitesinde en güzel Ağır Sözler 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Ağır Sözler 2012
Ağır abi sözleri 2012
2012 Kısa Ağır Sözler ,
Kısa Ağır sözler 2012,

Ağır Sözler 2012

Bize Rajon Kesecegine Git ilk önce Tavuk kesmeyi Öğren Aslanım..

Boşuna Hava Yapma Burada, Rüzgarın Esmez Bizim Mekanda, Alırım hayatını 3 Kuruşa.

Boş Sokakların Çılgın Bekçisiyim, Adam gibi Adamım, Yanlış yapanı Oyarım.

Koçum Dansöz Gibi Oynama, Para Takacam Bir tarafına.

Adam olanı Yanıma Alırım, Kız Gibi Davrananı Dansöz Diye Oynatırım.

Çakmak Çakmak Gözlerine, Çakarım Yumruğu beni Fitil Etme.

Sinirlendirme Beni, Şimdi Vesikalık Fotoğrafını Çıkartıcam Duvara..

Koçum, Kurban Bayramına Az Kaldı kesicem Bir tarafını Ayık Ol..

Üzersen beni Süzerim Seni, üzme beni Süzmiyim Seni.

Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur !

Ölümün bizi nerde bekledigi belli degil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim!!!…

Yufka yüreğini herkese açarsan , kol böreği yapıp yedirirler sana !!!

İnsan kendi kabuğuna çekilmişse, içinde fırtınalar kopuyordur!!!…

Zindanlar Karanlık Olsada Umutlar Her Zaman Aydınlıktır Hayat Ne Kadar Acımasız Olsada Acıyı Unutturan Sevdiklerinin Varlığıdır…

Uzaklarda Sanıyordum hayatı. Kendimi kendi içimde arıyordum.. Bulunmazmış sanıyordum. Oysaki sevgi hep içimdeymiş.

Yüz Kişinin İçinde Aşık, Gökte Yıldızlar Arasında Parıldayan Ay Gibi Belli Olur…
[Hz. Mevlana]

İnsanlarla Yüzyüze Konuşarak Her Sorunu Halledebilirsin Ama Bazı Insanlar Gelir Önüne, Hangi Yüzüne Konuşacağını Bilemezsin!!!..

Azrail Kadar ii Olmasakta Onuda Aratmayız Düşmanın Arkasından Laf Atmayız Direk Yüzüne Kafa Atarız

Şiir sözleri

Şiir sözleri

Tugbam sitesinde en güzel Şiir sözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Şiir sözleri
*Duymak nedir bilir misin?
Duymak, ama anlatamamak
Çemberini kıramamak kelimelerin.
Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
“Seviyorum” diyememek
Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

*Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye
Biliyorum
Sen de bir daha dünyaya gelsen
Yine beni sevmezdin
Kahrımdan öleyim diye

*Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar…

*Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren birşey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin…

*denize düştüğün için boğulmazsın
denizden çıkamadığın için boğulursun

*Çaldı mı…?
Davullar yetmemişti kalbinin sesini bastırmaya,
Sazlar yetişmemişti öykünü anlatmaya…
Ve kanunlar ağlamıştı henüz yapamadıklarına
Gürültüde kendinden geçenler
Sessizlikte korkup kaçtı mı?Bir ses verin ne olur
Ecel kapıyı çaldı mı?

*yanımda sanırım bakarım düştür,
güldüm zannederken gözlerim yaştır,
umduğum ne varsa hepside boştur
yinede bekliyor onu gözlerim…

*sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

*Ne zaman sen gelsen aklıma,
Kaldıramayacağım bir ağırlık
Çöküyor yapraklarıma.
Umutlara taş basıyor yokluğun,
Kar düşüyor
Henüz tomurcuk umutlarıma…

*”Gönlüm uçma isterken semavi ülkelere,
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere…”

*Seni senden de yakın yalnız ben tanıyorum
Sana seni en sıcak ben anlatıyorum
Kimse varamaz senin ben kadar yanına
Çoğu zaman kendimi sanki sen sanıyorum
Sana seni anlatsam,anlatırım kendimi…

*Eflatun esintiler içinde titredi incecik
Aynı içten kokuyla iki ayrı erguvan
Birisi bir küçük evin içedönük bahçesinde
Süsledi sevgisini iki pembe avucun
Öbürü bir mezar başında öksüz
döktü rengini sessizce.

Kutlama Mesajları

Kutlama Mesajları

Tugbam sitesinde en güzel Kutlama Mesajları sizler için hazırlandı
. Buyurun Kutlama Mesajları

Yeni Yaşında yeni Bir hayat iLe yeni Maceralar yeni Aşklar Yeni Acılar iLe Doğum Gününü en içten dileklerim Kutlarım Arkadaşım!

Sınavında Başarılı Olduğunu öğredim seni Kutlarım Canım Umarım herzaman Bu Güzellikleri Kutlarız

Başarıların gerçekten beni Mutlu Etti Başarılarının Devamını Diler içten dileklerimle seni kutlarım

Yeni Hayatında Eşin ve sana ömür boyu mutluluklar dilerim Ve Birlikteliğinizi Kutlarım

Yeni iŞ Hayatında Sana Mutluluklar dilerim ve İş Hayatındaki Başarılarını Kutlarım Arkadaşım

Canım Karıcım Bugünde iLk tanıştığımız kadar özel ve güzel bir gün Evlilik Yıl Dönümümüz Kutlu Olsun..

Nice Bayramlarda Bayramların En Samimi içtenliği iLe Bu mesajı Size Dualarımla Yolluyorum Bayramınız Kutlu Olsun.

Bütün Çocukların Bayramını Çocuk Kutlarım

Hayatımızdaki Acı tatLı Her Olayın üstesinden gelip Bu Zamana Kadar Bu Hayata Meydan Okuduğumuz için herkezin Hayatını Kutlarım!

Biraz Acı Olsada hayatımız Seninle Birlikte Çok Engel Atladık Seni Bulduğum için kendimi Kutluyorum Aşkım.

her Sevgi Mutluluğu yaşatmaz Her Sevgi Acıyıda yaşatmaz benimle Acılarla Tatlılarla 1 ömür paylaştığın için tşk ederim Sevgililer Günün Kutlu Olsun Canım!

Kısa Ama Anlamlı özlü Değil ama FaydaLı oLan Herşey Hayatında Olsun Doğum Gününü Kutlarım Canım!

Bütün Okul Arkadaşlarımın Şimdiden Hayat Sınavını Kutlarım Umarım öss de herkez istediği yere gelir Saygılar..

Hüzünlü Sözler

Hüzünlü Sözler tugbam sitesinde en güzel Hüzünlü Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Hüzünlü Sözler

SENİ SENLE SEVERKEN ANİDEN GİTTİN.KALA KALDIM ORTADA YAPAYALNIZ. ACI VERSEDE YOKLUGUN ALIŞTIM HERŞEYE.ZALİM OLAN SEN DEGİLMİŞSİN MEGERSE KAYBOLAN SENİ BU HALE GETİREN YILLARMIŞ.BİRBİRİMİZİ UNUTAMASAKTA,YAŞIYORUZ YOLLARA İNAT.BENİM ELA GÖZLÜM,YAZIM KIŞIM HERŞEYİM.UNUTTUM SENİ UNUTTUM.YA KENDİMİ YA SENİ….

Birgün beni nasıl paslı bir makasla nasıl da derinden budayıp gittiğini farkettim.Yeni bir filiz veremiycek kadar derindi kesip attıkların.Sensizlikle oluşmuş hastaluğıma senin bile çare olamayacağını benim için artık çok gecikildiğini anladım…

hiç kimse görmesn tanımasın beni..bu gece çekemem boş muhabbetleri..dokunmayın bırakın kendi halime ..rüsgar nerden eserse hesap kitap yok bu gece

ay değil mevsim değil bir ömür geçti sensiz,keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz

NedeN??? NedeN… sevmediN beNi???? seNi ölümüne sevdiM ama seNi sevdimde Ne oldu beN öldüM ( bu sözlerimi yazdıgımda ben ölmüş olcam nejdet seni gercekten sevdim halada sevicem ölmüş olsam bilee….

Gözlerimden akan her damla yaş kalbimden akan bir damla kan gibi ölememi istiyorsan durma ağla bu canım sana feda…

insan sandım seni yüreğimi verdim yetmedi duygularımı hayallerimi sevdamı verdim.ama ne yaptın sen anlamadın.var olan herşeyi kirlettin adam sanmıştım seni.bitti sana itimadım kayboldu duygularım çıkma karşıma bir tekmede ben atarım kurtuluş sana bu sözler

insan sandım seni yüreğimi verdim yetmedi duygularımı hayallerimi sevdamı verdim.ama ne yaptın sen anlamadın.var olan herşeyi kirlettin adam sanmıştım seni.bitti sana itimadım kayboldu duygularım çıkma karşıma bir tekmede ben atarım kurtuluş sana bu sözler

inSaNLArın UmUdUnU KıRmA BeLkidE TeK SaHiP OlDuGu SeY OdUr…:((

ANSIZIN GELDİN İÇİMİ TİTRETTİN SEN BENİ SEVMEDİN GİT DEDİN GİTTİM!!!

Yagmur Islatmak ıcın Yagıyorsa Aldırmıyorum Eger Maksat Beni Aglatmaksa Ben Seni Düşündüğüm Her Zaman AĞLIYORUMM !!

Sensiz Yaşamak Yanmaktanda Beter be gülüm….

Hüzünler Buldum kendimi, Sensizliğin içinde Tarumar Oldum gezerim Sokaklarda Serseri, Beni Bıraktın Ya Hüzünlerimin Sözleri Sana Be güzelim..

Bu gece Hüzün Bastı odama üzüntülerim dert ortağım oldu masamda, bir silah bir sözlerin yanımda, ya çekip vurucam kendimi, yada üzütü dolu sözlerimle ölürüm Sensiz Gecemde..

Ne Hüzün Bitirdi Beni Nede üzüntün bitirdi içimdeki sevgiyi, Aldatılmak varmış kaderimde OLmayan Aşkmış SahtêkârlıklarLa Süslemişsin Sen hayatını..

Kral sözler

Kral sözler tugbam sitesinde en güzel Kral sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kral sözler


Kral sözler

Kral Sözler
Dün yaşadım Sevdim Seni, Bugünü Yaşıyorum Seviyorum Seni…

Biz Ne Sevgiler Gördük Gülüm Seni Seviyorum Derken Sahtekârların Dünyasını Ezberledik Gülüm…

Kral Olmak Varsa Alemde Seviyoruz Bizde, Kalp Taşıyorsak Bu bedende Aşkımız Vardır beLLi…

Seven Unuturmu Sence? ben Sevdim Halimi gördünmü geLipte, içiyorum Sensiz Her gece Kasetler bitti Artık şarkılar Bile Dayanamıyor Halime..

Zaman Nasıl geçiyor Seni Düşünerek bir bilsen Dakika Saniye ile yarışıyor Akrep ise seni düşünmeme izin vermiyor..

Biz 3 kuruşluk adma değiliz dostum bize 5 kuruşluk şekil yapma…

Yaparım Bu Alemde Şeklimi Gördünmü Geldim Merkeze Söyledim kelimeleri Senin gibi Adamlar Arkamdan gelemez Koçum yavaş yavaş ilerle daha toysun dostum..

Biz Kaşarlanmış Sevdaların Arasında Tost Makinası Olmadık Güzelim…

Cezaevi Oldu Yuvamız Sevdalıyız Aşkımız için Yatarız…

Alkol Damarlarımda Gezerken Sigara Ciğrelerimi inletirken, Yalnızca Sevdanın Acısını Çektim içimde…

Delikanlı Gibi Seven Adama Yoktur Kural da Kral da , Light Gibi Seven Adama Vardır Kural da Kral da…

Biz Sokaklarda Koşmayı Öğrendik Gülüm, Ekmek Parası için Savaşmayı Öğrendik, Sevgimiz için Cinayetleri Ezberledik…

Biz Hayatı tesbih taşlarının Arasında Elimizden geçirdik Gülüm, Bize Koymaz EN Kral öLüm…!!!

Gözlerine Bakınca Gördüm Kendimi, Kendime Bakınca Gördüm Gözlerindeki Sevgiyi…

Seni Dün Gece Rüyaralarımda Gördüm Bu Gece iSe hayallerimde yaşatacağım…

Siyahım Matemine Kapılsada hayatım, Siyahlıklar içinde Benim hayatım…

Biz Sevdikmi Namusumuz Gibi Severiz Şerefimiz Gibi Koruruz…

Bizim Sevgilerimiz Yalan Değildir Sevdikmi Kral Gibi Severiz, Sevdiğimiz için öLürsek Şiirlerimizke Gömülürüz…

Sevdiğimin Yanında Bulurum Kendimi, Aşkım için Olurm Deli, Ne Kral Dinlerim Ne Deli, Hepsi Seyir eder Sevgimi…

Biz yere Düşen Sevgilerimizi Topladık yeniden Sevmek istedik, Bu Alemde En Kral Sevgi Bizimdir Aşmkımız hep Ebedi…

Sevgilere Yüreğimi Kapadım Artık Gönlüm Olmuş Tarumar Ben Olmuşum Derbeder, Sevmemki Artık kimseyi O benden Gitti Gideli..

Sevgiler insanı mutluda eder mutsuzda, her sokakta bir anım olsada son sözüm sana elveda…

Biz Kral Sevgilerin Önünden Gittik Biz Kral Sözler Yazıp Aşıklara Verdik Ve Biz En Kral Aşkları Yaşayıp Kralların Koltuğunda Efsane Olduk..