Posts Tagged ‘keser’

Kurtuluş Savaşı Destanı Şiiri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Kurtuluş Savaşı Destanı Şiiri
Kurtuluş Savaşı Destanı
Kurtuluş Savaşı Destanı şiir

Kurtuluş Savaşı Destanı

Altmışındaydı Asiye Teyze,
Kocasını kaybedeli yıllar olmuştu.
Oğlu Çanakkale savaşında şehitti,
Torunu daha on beşinde,
Bıyıkları yeni terlemiş Yahya
Şimdi sırtını vermiştir Kocatepe’ye.
Böyle durmak olmaz, dedi
Yurt toprağı giderken elden.
Çekti kara öküzü kağnıya,
Yükledi ne varsa yiyecek içecek evde.
Düştü yola öğle sıcağında.
Gündüzleri çöl sıcağı
Geceleri Sibirya soğuğu olurdu
Buralar bu mevsimde.
Ama dinler mi Asiye Teyze.
Yürü der kara öküze
Kocasından kalan tek yadigârdır kendisine.
Yürü der de!
Yaşlanmıştır artık kendisi gibi kara öküz de
Yürü der Asiye Teyze.
İnat ve inanç dolu içindeki ateşle
Yürü bre kara öküz yürü be!
Kağnının her yeri yıkık dökük,
Tekerleri patlak üstelik.
Bu kara öküz bu kağnıyı taşıyamaz
Emir Dağının yokuşu, bu halde aşılmaz.
Etrafına bakınır Asiye Teyze çaresiz,
Yardım edecek kimseler bulunmaz.
Ne yapsam der Asiye Teyze,
Ne yapsam da aşsam şu Emir Dağını,
İletsem şunları Kocatepe’ye.
Sonra çıkarmaya başlar üzerinde ne varsa
Yırtık pırtık fistanını, yazmasını, göyneğini
Ama utanır mahremiyeti ortadadır.
Ya beni böyle bir gören olsa ne yaparım, der.
Namus denilen şey nedir?
Diye sorar kendi kendine.
Altmışında bir kadının mahremi mi?
Şuracıkta ölsem beni böyle çıplak,
Yıkayıp kefensiz koyacaklar toprağa.
Çıplaklığımdan utanamayacağım belki;
Ama bu yurt toprağı alacak mı beni koynuna?
Vurmayacak mı yüzüme,
Ezilirken düşman ayağı altında?
Utanmayacak mıyım o zaman?
İşte namus; vatan işgal altındaysa
Atmaktır düşmanı yurttan, deyip
Doldurur kağnının tekerine
Tüm elbiselerini.
Ve geçer karşısına kara öküzün
Asıl der asıl kağnıyı
Asıl da aşalım yıkılası Emir Dağını.
Güneş kızgın demir gibi vurur,
Asiye Teyzenin saf beyaz tenine.
Bir yandan dikenler dolar,
Taşlar keser miadı dolmuş ayaklarını.
Diğer yandan keskin bir kılıç olur güneş,
Parça parça yarar her yanını.
Aldırır mı Asiye Teyze hiç,
Yürü der gurban olduğum
Yürü tek yadigârım!
Ve çaresiz Emir Dağı yıkılır,
Asiye Teyze’nin kanlı ayakları altında.
Aşılmıştır Emir Dağı aşılmasına da
Karanlık çökmüş gece yarısı olmuş
Buza keser şimdi yarılan her yer.
Gözlerinden yaşlar gelir,
Daha kirpiklerinde donar.
Sıcağa dayanan soğuğa da dayanır, der.
Yürü der kara öküze
Yürü Yahya’mın olduğu
Ulu Mustafa Kemal’in olduğu Afyon’a!
Yürü gün doğumuyla düşelim Kocatepe’ye!
Ve yürür kara öküzün yanında Asiye Teyze.
Kanlar akarken bedeninden
Donan yerlerini kurtuluş ateşiyle dağlar,
Yürüdüğü yollar bir kahramana tanıktır.
Kocatepe’deki tüfek seslerine,
Çanakkale Türküsü karışır.
Ve Yahya Tanır bu sesi,
Babası şehit olduktan sonra
Nenesi her gün söylerdi:
“Çanakkale içinde vurdular beni
Kimimiz nişanlı………………….”
Ses gittikçe kayboluyordu
Bir şahin gibi fırladı yerinden Yahya,
Sanki bir adımda vardı kağnının yanına.
Bir yana yığılmış kalmış kara öküz,
Asiye Teyzenin beyaz teni mosmor,
Üzerinde kıpkırmızı kan lekeleri,
Düşmüş öbür tarafa dirençsiz.
Yahya’nın verdiği suyu içmez,
Oğul der “Bu su cephedeki kahramanların
Bu su bağımsızlığa susamış yiğit evlatların”
Götür der beni “Sarı Saçlı Mavi Gözlü Dev’e”
Örter üstünü Asiye Teyzenin Yahya,
Çeker kağnıyı Kocatepe’ye…

Ağustos 2008
Yenisu Köyü / Silifke
Vedat Akdeniz

alıntı

Kırgızistan Atasözleri

Pazar, Haziran 17th, 2012

Kırgızistan Atasözleri

Tugbam sitesinde en güzel Kırgızistan Atasözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Kırgızistan Atasözleri
Kırgızistan Atasözleri
Kırgız Türklerine Ait Atasözleri

Evinin zenginliğini göçerken bilirsin.

Halkını özlemeyen yiğit olmaz, yerini özlemeyen hayvan olmaz.

Herkes her biri üçün, Her biri, herkes üçün.

Vatanına bağlanmayan halk olmaz, halkını sevmeyen yiğit olmaz.

Bahadır ölse, bir ölür, Korkak ölse, bin ölür.

Yiğit ölse adı kalır, korkak ölse nesi kalır.

Yiğit evde doğar, savaşta ölür.

Az kaygıyı aş bastırır, çok kaygıyı dost bastırır.

Yüz dost az, bir düşman çok.

Kaygı ömür bitirir, yalan bahtı bitirir.

İşi yürüyenin köpeği ot yer, işi yürümeyenin gelini hırsızlık yapar.

Kötü insan kendi kızkına kendi tükürür.

Su içtiğin kuyuya tükürme.

Doğru söz demiri keser, keskin söz kılıcı keser.

Sabrın sonu sarı altın.

Yedi defa ölçüp, bir defa kes.

Hakikat eğilir fakat kırılmaz.

Yiğit babasız olmaz, insan hatasız olmaz.

Sarhoşun gücü dilinde.

Kendi başındaki deveyi görmeyen, başkasının başındaki çöpü görür.

Aç gözlüden ayran istesen, paran var mı, der.

Danışılarak kesilen parmak ağrımaz.

Yedi milletin dilini bil, yedi türlü bilim bil.

İlmin padişahı, akıl; sözün padişahı atasözü.

Kavak gibi boy vereceğine, iğne gibi akıl versin.

Sağlam vücudun, ruhu da sağlam.

Kurnaz tilki, parasız kalmaz.

Zenginlik gaye değil, fakirlik ayıp değil.

Sofu soğan yemez, yiyince de kabuğunu bile bırakmaz.

Komşu iyi olursa, kör kız koca bulur.

Çağrılmamış konuk, süpürülmemiş yere oturur.

Çıktığın dağ yüksek ise, attığın taş uzağa gider.

Ecel gelince demir sandık giysi değil.

Tembele iş bulsan, kendine akıl öğretir.

Yağmur ile yer yeşerir, emek ile millet gelişir.

Kapısını görüp baş köşeye geç, anasını görüp kızını al.

Suyun girdabı, ihtiyarın bedduası tehlikelidir.

Şapka altında kurt yok deme, çene altında düşman yok deme.

Atına saygı gösteren, yaya gitmez.

Kurt yavrusu, köpek olmaz.

Bayram günü kadın alma, yağmurlu gün at koşturma.

İnsan istese taştan su, balçıktan gül çıkarır.

Güneş bekleyen soğuktan donar, zengin bekleyen açlıktan ölür.

İnsan demirden sert, gülden nazik.