Leyla gibi düşünüyorum, Başbakan çözer

Melik Duvaklı / Salih Bilici’nin haberi

Kürt siyasetinin sembol isimlerinden Leyla Zana’nın “Bu işi ancak Başbakan Erdoğan çözer” sözleri bugünlerde birçok önemli Kürt siyasetçisi ve aydını tarafından da dile getiriliyor. Kürt siyasetçiler deyim yerindeyse umudu Erdoğan’a bağlamış durumda. PKK’ya ise sert eleştiriler yöneltiyorlar. Örgütün eylemleriyle barış sürecini sabote ettiğini düşünüyorlar. Kürtler ana dil, anayasal haklar gibi taleplerine artık silahların sustuğu, siyasetin konuştuğu bir zeminde kavuşmak istiyor.

ÇÖZÜM İSTEMEYENLER VAR

Dizimizin üçüncü bölümü için görüşlerine başvurduğumuz Ünlü edebiyatçı ve yazar Kemal Burkay, şunları dile getirdi: “Leyla Zana’nın, Erdoğan’ın güçlü bir hükümetin başında olduğuna ve isterse Kürt sorununu çözebileceğine dair görüşüne katılıyorum. Erdoğan ve partisi gerçekten de son dönemde darbe girişimlerini savuşturmayı ve askerî vesayeti geriletmeyi başardı, askerî ve sivil bürokrasiyi denetleyebilecek duruma geldi. Bu, güç dengesinde hükümetten yana önemli bir değişimdir. Böyle bir hükümet ‘eğer isterse’ Kürt sorununu çözebilir. Hükümet bu yolda gerekli köklü ve cesur adımları atarsa elbet sevinirim. Kürt sorununu PKK’dan ayırmak ve Kürt halkının tüm meşru, temel haklarını tanıyarak, yani adil biçimde, eşitlik temelinde çözmek gerekir. Bu olduğu zaman zaten PKK gibi çözüm için şiddet yöntemlerine gerek duyan örgütlerin varoluş nedeni kalmaz. Ülkeye barış ve demokrasi gelir, siyaset normalleşir.”

Barış sürecinde “PKK’nın iyi bir sınav verebileceğini sanmıyorum” diyen Burkay, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü yönetim planında parçalı durumda. Birinin yaptığını öteki bozuyor. Örneğin seçimden sonra, ‘Hükümetle anlaştık, artık savaşa gerek yok’ diyen Öcalan baypas edildi. PKK’nın içinde, Ergenekon’unki dahil, çok el var. Belli ki içerde ve dışarıda Kürt sorununun çözümünü istemeyen, bu çatışmadan yarar uman kesimler var ve bunlar çözümü engellemek, gerginlik ve istikrarsızlık  için ellerinden geleni yapacaklar.”

ÖRGÜT SİLAHLARI ÇEKMELİ

Hak ve Özgürlükler Partisi eski Genel Başkanı Sertaç Bucak da sürecin barış ortamında devam etmesi için PKK’nın mutlaka elini tetikten çekmesi gerektiğini söyledi. Bucak, şu görüşleri dile getirdi: “Selahattin Demirtaş ‘Başbakan bu savaşı durdursun’ diyor. Tamam, güzel söylüyor ama örgütün de adım atması lazım. Çünkü barışı istemeyen karanlık güçler her zaman için çözüm girişimlerini engellerler. Örgüt ‘Ben bu sorunun çözülmesini istiyorum ve başlatılan sürecin sürdürülmesini istiyorum. Bunun için provokasyonları engellemek için elimi silahlardan çekiyorum’ demelidir. Bu açıklamadan sonra silahların bırakılması bir paket halinde gerçekleştirilir. Önemli olan şu anda çatışma ortamının durdurulmasıdır. Eğer çatışma ortamı yok edilirse provokasyon yapmak isteyen güçlerin bir gerekçe bulması lazım. Yoksa inişli çıkışlı bir süreç olur. Gene insanlar ölür ve biz hiçbir sonuca ulaşamayız.”

EKİNCİ: Haklar verilirse sorun çözülür
 
“Kürtler Türk toplumu içerisinde Türk toplumuna entegre olmak, Türkiye’de eşit haklı vatandaş olmak istiyor” diyen Kürt siyasetçi Tarık Ziya Ekinci, sorunun çözümeyle ilgili şunları söyledi: “Ben 87 yaşındayım, ana dilim Kürtçe’dir ama ben Kürtçe okur-yazar değilim. Bu benim için çok büyük bir acıdır. Bugün insanlar doğal olarak kendi ana dillerinde okuyup yazma hakkını elde etmek istiyor. Bunun gerçekleşebilmesi için yerel yönetimlerin özerkleşmesinin çok büyük önemi var. Üçüncüsü de; Türkiye’nin demokratikleşmesi çok önemli. Türkiye AB’ye yöneldi, ama son birkaç yıldır sekteye uğradı. Bu perspektife bağlı kalmasını temenni ediyorum. Yeni bir anayasa olmadan olmaz. Kürt kimliğinin tanınması ve kültürel haklarının verilmesi ile büyük oranda çözülür. “

GÜNSİAD BAŞKANI: Kuzey Irak’ın da çehresi değişecek

Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Kuzey Irak’taki ekonomik refahın bölgeyi derinden etkileceğini söyledi. Refahın artmasıyla terörün zayıflayacağını belirten Bedirhanoğlu, şunları söylüyor: “Irak yaptığımız 7 milyar dolarlık ticaretin 4-5 milyar doları Kuzey Irak ile yapılıyor. Irak’ın petrol gelirlerinin yüzde 17’si bölgesel Kuzey Irak yönetimine geliyor. Bu paranın önemli bir kısmı Türkiye’ye geliyor. Şu an tek sorun Habur kapısı artık kafi gelmiyor, ciddi sıkıntılara, kuyrukların oluşmasına neden oluyor. Hükümet iki kapının açılmasına daha karar verdi. Bunlar hep iyi gelişmeler.”

DİTAM BAŞKANI: KCK mağduruyum, devlet ölçüyü kaçırdı

Nisan 2009’da başlayan KCK operasyonları açılım süreciyle paralel gelişti. Bir yanda Kürt meselesine dair önemli adımlar atılırken, peş peşe operasyonlar gerçekleştirildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası üyesi ve Dicle Araştırmaları Merkezi  (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya aynı zamanda bir KCK mağduru. Ancak Mehmet Kaya buna rağmen KCK operasyonlarında ölçünün kaçtığını savunuyor: “KCK’nın en mağdurlarından biriyim. Ticaret Odası seçimlerinde KCK beni hedef alarak politika yaptı. Tehdit etti. Sandıktan yine ben çıktım. İnsanlar KCK’nın tehdidine rağmen oylarını bana verdi. Şimdi burada şunu söylemek istiyorum. KCK’nın içinde mutlaka şiddeti kullanmak isteyenler var. Burada duygusallığı ikinci plana atıp gerçek anlamda şiddete bulaşmamış insanları ayırmak lazım. Ve toplumda mağduriyet oluşturan bazı adımlardan geri adım atacaksınız. Diyarbakır’da benim sayabileceğim 10 masum insanı tutukladılar. Bu 10 kişiyi almamalıydılar. 10 kişi mağduriyet oluşturuyorsa bunları almamalıydılar. Toplumsal baskı oluşturan insanlar tutuklanmamalıydı. Ama sen gidip Fırat Anlı’yı, Muharrem Erbey’i tutukladığın zaman bunun neyini izah ediyorsun. Bugün BDP’lilere karşı yürütülen KCK operasyonu gerçek anlamda yürütülse biz de destek veririz.”

Türkiye Gazetesi

Leyla gibi düşünüyorum, Başbakan çözer

Melik Duvaklı / Salih Bilici’nin haberi

Kürt siyasetinin sembol isimlerinden Leyla Zana’nın “Bu işi ancak Başbakan Erdoğan çözer” sözleri bugünlerde birçok önemli Kürt siyasetçisi ve aydını tarafından da dile getiriliyor. Kürt siyasetçiler deyim yerindeyse umudu Erdoğan’a bağlamış durumda. PKK’ya ise sert eleştiriler yöneltiyorlar. Örgütün eylemleriyle barış sürecini sabote ettiğini düşünüyorlar. Kürtler ana dil, anayasal haklar gibi taleplerine artık silahların sustuğu, siyasetin konuştuğu bir zeminde kavuşmak istiyor.

ÇÖZÜM İSTEMEYENLER VAR

Dizimizin üçüncü bölümü için görüşlerine başvurduğumuz Ünlü edebiyatçı ve yazar Kemal Burkay, şunları dile getirdi: “Leyla Zana’nın, Erdoğan’ın güçlü bir hükümetin başında olduğuna ve isterse Kürt sorununu çözebileceğine dair görüşüne katılıyorum. Erdoğan ve partisi gerçekten de son dönemde darbe girişimlerini savuşturmayı ve askerî vesayeti geriletmeyi başardı, askerî ve sivil bürokrasiyi denetleyebilecek duruma geldi. Bu, güç dengesinde hükümetten yana önemli bir değişimdir. Böyle bir hükümet ‘eğer isterse’ Kürt sorununu çözebilir. Hükümet bu yolda gerekli köklü ve cesur adımları atarsa elbet sevinirim. Kürt sorununu PKK’dan ayırmak ve Kürt halkının tüm meşru, temel haklarını tanıyarak, yani adil biçimde, eşitlik temelinde çözmek gerekir. Bu olduğu zaman zaten PKK gibi çözüm için şiddet yöntemlerine gerek duyan örgütlerin varoluş nedeni kalmaz. Ülkeye barış ve demokrasi gelir, siyaset normalleşir.”

Barış sürecinde “PKK’nın iyi bir sınav verebileceğini sanmıyorum” diyen Burkay, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü yönetim planında parçalı durumda. Birinin yaptığını öteki bozuyor. Örneğin seçimden sonra, ‘Hükümetle anlaştık, artık savaşa gerek yok’ diyen Öcalan baypas edildi. PKK’nın içinde, Ergenekon’unki dahil, çok el var. Belli ki içerde ve dışarıda Kürt sorununun çözümünü istemeyen, bu çatışmadan yarar uman kesimler var ve bunlar çözümü engellemek, gerginlik ve istikrarsızlık  için ellerinden geleni yapacaklar.”

ÖRGÜT SİLAHLARI ÇEKMELİ

Hak ve Özgürlükler Partisi eski Genel Başkanı Sertaç Bucak da sürecin barış ortamında devam etmesi için PKK’nın mutlaka elini tetikten çekmesi gerektiğini söyledi. Bucak, şu görüşleri dile getirdi: “Selahattin Demirtaş ‘Başbakan bu savaşı durdursun’ diyor. Tamam, güzel söylüyor ama örgütün de adım atması lazım. Çünkü barışı istemeyen karanlık güçler her zaman için çözüm girişimlerini engellerler. Örgüt ‘Ben bu sorunun çözülmesini istiyorum ve başlatılan sürecin sürdürülmesini istiyorum. Bunun için provokasyonları engellemek için elimi silahlardan çekiyorum’ demelidir. Bu açıklamadan sonra silahların bırakılması bir paket halinde gerçekleştirilir. Önemli olan şu anda çatışma ortamının durdurulmasıdır. Eğer çatışma ortamı yok edilirse provokasyon yapmak isteyen güçlerin bir gerekçe bulması lazım. Yoksa inişli çıkışlı bir süreç olur. Gene insanlar ölür ve biz hiçbir sonuca ulaşamayız.”

EKİNCİ: Haklar verilirse sorun çözülür
 
“Kürtler Türk toplumu içerisinde Türk toplumuna entegre olmak, Türkiye’de eşit haklı vatandaş olmak istiyor” diyen Kürt siyasetçi Tarık Ziya Ekinci, sorunun çözümeyle ilgili şunları söyledi: “Ben 87 yaşındayım, ana dilim Kürtçe’dir ama ben Kürtçe okur-yazar değilim. Bu benim için çok büyük bir acıdır. Bugün insanlar doğal olarak kendi ana dillerinde okuyup yazma hakkını elde etmek istiyor. Bunun gerçekleşebilmesi için yerel yönetimlerin özerkleşmesinin çok büyük önemi var. Üçüncüsü de; Türkiye’nin demokratikleşmesi çok önemli. Türkiye AB’ye yöneldi, ama son birkaç yıldır sekteye uğradı. Bu perspektife bağlı kalmasını temenni ediyorum. Yeni bir anayasa olmadan olmaz. Kürt kimliğinin tanınması ve kültürel haklarının verilmesi ile büyük oranda çözülür. “

GÜNSİAD BAŞKANI: Kuzey Irak’ın da çehresi değişecek

Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Kuzey Irak’taki ekonomik refahın bölgeyi derinden etkileceğini söyledi. Refahın artmasıyla terörün zayıflayacağını belirten Bedirhanoğlu, şunları söylüyor: “Irak yaptığımız 7 milyar dolarlık ticaretin 4-5 milyar doları Kuzey Irak ile yapılıyor. Irak’ın petrol gelirlerinin yüzde 17’si bölgesel Kuzey Irak yönetimine geliyor. Bu paranın önemli bir kısmı Türkiye’ye geliyor. Şu an tek sorun Habur kapısı artık kafi gelmiyor, ciddi sıkıntılara, kuyrukların oluşmasına neden oluyor. Hükümet iki kapının açılmasına daha karar verdi. Bunlar hep iyi gelişmeler.”

DİTAM BAŞKANI: KCK mağduruyum, devlet ölçüyü kaçırdı

Nisan 2009’da başlayan KCK operasyonları açılım süreciyle paralel gelişti. Bir yanda Kürt meselesine dair önemli adımlar atılırken, peş peşe operasyonlar gerçekleştirildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası üyesi ve Dicle Araştırmaları Merkezi  (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya aynı zamanda bir KCK mağduru. Ancak Mehmet Kaya buna rağmen KCK operasyonlarında ölçünün kaçtığını savunuyor: “KCK’nın en mağdurlarından biriyim. Ticaret Odası seçimlerinde KCK beni hedef alarak politika yaptı. Tehdit etti. Sandıktan yine ben çıktım. İnsanlar KCK’nın tehdidine rağmen oylarını bana verdi. Şimdi burada şunu söylemek istiyorum. KCK’nın içinde mutlaka şiddeti kullanmak isteyenler var. Burada duygusallığı ikinci plana atıp gerçek anlamda şiddete bulaşmamış insanları ayırmak lazım. Ve toplumda mağduriyet oluşturan bazı adımlardan geri adım atacaksınız. Diyarbakır’da benim sayabileceğim 10 masum insanı tutukladılar. Bu 10 kişiyi almamalıydılar. 10 kişi mağduriyet oluşturuyorsa bunları almamalıydılar. Toplumsal baskı oluşturan insanlar tutuklanmamalıydı. Ama sen gidip Fırat Anlı’yı, Muharrem Erbey’i tutukladığın zaman bunun neyini izah ediyorsun. Bugün BDP’lilere karşı yürütülen KCK operasyonu gerçek anlamda yürütülse biz de destek veririz.”

Türkiye Gazetesi

Leyla gibi düşünüyorum, Başbakan çözer

Melik Duvaklı / Salih Bilici’nin haberi

Kürt siyasetinin sembol isimlerinden Leyla Zana’nın “Bu işi ancak Başbakan Erdoğan çözer” sözleri bugünlerde birçok önemli Kürt siyasetçisi ve aydını tarafından da dile getiriliyor. Kürt siyasetçiler deyim yerindeyse umudu Erdoğan’a bağlamış durumda. PKK’ya ise sert eleştiriler yöneltiyorlar. Örgütün eylemleriyle barış sürecini sabote ettiğini düşünüyorlar. Kürtler ana dil, anayasal haklar gibi taleplerine artık silahların sustuğu, siyasetin konuştuğu bir zeminde kavuşmak istiyor.

ÇÖZÜM İSTEMEYENLER VAR

Dizimizin üçüncü bölümü için görüşlerine başvurduğumuz Ünlü edebiyatçı ve yazar Kemal Burkay, şunları dile getirdi: “Leyla Zana’nın, Erdoğan’ın güçlü bir hükümetin başında olduğuna ve isterse Kürt sorununu çözebileceğine dair görüşüne katılıyorum. Erdoğan ve partisi gerçekten de son dönemde darbe girişimlerini savuşturmayı ve askerî vesayeti geriletmeyi başardı, askerî ve sivil bürokrasiyi denetleyebilecek duruma geldi. Bu, güç dengesinde hükümetten yana önemli bir değişimdir. Böyle bir hükümet ‘eğer isterse’ Kürt sorununu çözebilir. Hükümet bu yolda gerekli köklü ve cesur adımları atarsa elbet sevinirim. Kürt sorununu PKK’dan ayırmak ve Kürt halkının tüm meşru, temel haklarını tanıyarak, yani adil biçimde, eşitlik temelinde çözmek gerekir. Bu olduğu zaman zaten PKK gibi çözüm için şiddet yöntemlerine gerek duyan örgütlerin varoluş nedeni kalmaz. Ülkeye barış ve demokrasi gelir, siyaset normalleşir.”

Barış sürecinde “PKK’nın iyi bir sınav verebileceğini sanmıyorum” diyen Burkay, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü yönetim planında parçalı durumda. Birinin yaptığını öteki bozuyor. Örneğin seçimden sonra, ‘Hükümetle anlaştık, artık savaşa gerek yok’ diyen Öcalan baypas edildi. PKK’nın içinde, Ergenekon’unki dahil, çok el var. Belli ki içerde ve dışarıda Kürt sorununun çözümünü istemeyen, bu çatışmadan yarar uman kesimler var ve bunlar çözümü engellemek, gerginlik ve istikrarsızlık  için ellerinden geleni yapacaklar.”

ÖRGÜT SİLAHLARI ÇEKMELİ

Hak ve Özgürlükler Partisi eski Genel Başkanı Sertaç Bucak da sürecin barış ortamında devam etmesi için PKK’nın mutlaka elini tetikten çekmesi gerektiğini söyledi. Bucak, şu görüşleri dile getirdi: “Selahattin Demirtaş ‘Başbakan bu savaşı durdursun’ diyor. Tamam, güzel söylüyor ama örgütün de adım atması lazım. Çünkü barışı istemeyen karanlık güçler her zaman için çözüm girişimlerini engellerler. Örgüt ‘Ben bu sorunun çözülmesini istiyorum ve başlatılan sürecin sürdürülmesini istiyorum. Bunun için provokasyonları engellemek için elimi silahlardan çekiyorum’ demelidir. Bu açıklamadan sonra silahların bırakılması bir paket halinde gerçekleştirilir. Önemli olan şu anda çatışma ortamının durdurulmasıdır. Eğer çatışma ortamı yok edilirse provokasyon yapmak isteyen güçlerin bir gerekçe bulması lazım. Yoksa inişli çıkışlı bir süreç olur. Gene insanlar ölür ve biz hiçbir sonuca ulaşamayız.”

EKİNCİ: Haklar verilirse sorun çözülür
 
“Kürtler Türk toplumu içerisinde Türk toplumuna entegre olmak, Türkiye’de eşit haklı vatandaş olmak istiyor” diyen Kürt siyasetçi Tarık Ziya Ekinci, sorunun çözümeyle ilgili şunları söyledi: “Ben 87 yaşındayım, ana dilim Kürtçe’dir ama ben Kürtçe okur-yazar değilim. Bu benim için çok büyük bir acıdır. Bugün insanlar doğal olarak kendi ana dillerinde okuyup yazma hakkını elde etmek istiyor. Bunun gerçekleşebilmesi için yerel yönetimlerin özerkleşmesinin çok büyük önemi var. Üçüncüsü de; Türkiye’nin demokratikleşmesi çok önemli. Türkiye AB’ye yöneldi, ama son birkaç yıldır sekteye uğradı. Bu perspektife bağlı kalmasını temenni ediyorum. Yeni bir anayasa olmadan olmaz. Kürt kimliğinin tanınması ve kültürel haklarının verilmesi ile büyük oranda çözülür. “

GÜNSİAD BAŞKANI: Kuzey Irak’ın da çehresi değişecek

Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Kuzey Irak’taki ekonomik refahın bölgeyi derinden etkileceğini söyledi. Refahın artmasıyla terörün zayıflayacağını belirten Bedirhanoğlu, şunları söylüyor: “Irak yaptığımız 7 milyar dolarlık ticaretin 4-5 milyar doları Kuzey Irak ile yapılıyor. Irak’ın petrol gelirlerinin yüzde 17’si bölgesel Kuzey Irak yönetimine geliyor. Bu paranın önemli bir kısmı Türkiye’ye geliyor. Şu an tek sorun Habur kapısı artık kafi gelmiyor, ciddi sıkıntılara, kuyrukların oluşmasına neden oluyor. Hükümet iki kapının açılmasına daha karar verdi. Bunlar hep iyi gelişmeler.”

DİTAM BAŞKANI: KCK mağduruyum, devlet ölçüyü kaçırdı

Nisan 2009’da başlayan KCK operasyonları açılım süreciyle paralel gelişti. Bir yanda Kürt meselesine dair önemli adımlar atılırken, peş peşe operasyonlar gerçekleştirildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası üyesi ve Dicle Araştırmaları Merkezi  (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya aynı zamanda bir KCK mağduru. Ancak Mehmet Kaya buna rağmen KCK operasyonlarında ölçünün kaçtığını savunuyor: “KCK’nın en mağdurlarından biriyim. Ticaret Odası seçimlerinde KCK beni hedef alarak politika yaptı. Tehdit etti. Sandıktan yine ben çıktım. İnsanlar KCK’nın tehdidine rağmen oylarını bana verdi. Şimdi burada şunu söylemek istiyorum. KCK’nın içinde mutlaka şiddeti kullanmak isteyenler var. Burada duygusallığı ikinci plana atıp gerçek anlamda şiddete bulaşmamış insanları ayırmak lazım. Ve toplumda mağduriyet oluşturan bazı adımlardan geri adım atacaksınız. Diyarbakır’da benim sayabileceğim 10 masum insanı tutukladılar. Bu 10 kişiyi almamalıydılar. 10 kişi mağduriyet oluşturuyorsa bunları almamalıydılar. Toplumsal baskı oluşturan insanlar tutuklanmamalıydı. Ama sen gidip Fırat Anlı’yı, Muharrem Erbey’i tutukladığın zaman bunun neyini izah ediyorsun. Bugün BDP’lilere karşı yürütülen KCK operasyonu gerçek anlamda yürütülse biz de destek veririz.”

Türkiye Gazetesi