Futbolda yeni 58.Madde

Futbolda 58.madde değişikliği

58.Maddenin son hali

Futbol fedarasyonu yeni Disiplin Talimatına göre yeni 58. maddeleri şöyle

MADDE 58 – MÜSABAKA SONUCUNU ETKİLEME

(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.

a) Yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren kişilere sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir,

b) Yukarıda belirtilen ihlallerin kulüp yöneticileri tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda ilgili kulüplere bir alt lige düşürme cezası verilir.

c) İhlalde sorumluluğu bulunan kişilere ayrıca para cezası verilebilir.

(2) 1. fıkrada belirtilen ihlallere teşebbüs etmek yasaktır.

a) Teşebbüs halinde, ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verilir.

b) Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir. İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir ancak eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir.

(3) İhlal veya ihlale teşebbüsün hakemler tarafından meydana getirilmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.

Ülkemizde Yaşanan Doğal Afetlerle İlgili Gazete Haberleri

Türkiyede Yaşanan Doğal Afetlerle İlgili Gazete Haberleri
Afetlerle ilgili Gazete Haberleri
Türkiyedeki Afetlerle ilgili Gazete Haberleri

Türkiye’de Sel, Depremin Ardından 2. Doğal Afet
– Türkiye’yi Tehdit Eden Doğal Afetler Arasında Sel, Depremlerin Ardından 2. Sırada Geliyor.
– Türkiye’yi tehdit eden doğal afetler arasında sel, depremlerin ardından 2. sırada geliyor. AA muhabirinin, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nden aldığı bilgiye göre, Türkiye’de su baskınları, ”doğal afetler içerisinde en sık karşılaşılan ve ekonomik kayıpları hayli yüksek olan olaylar arasında” yer alıyor. Depremlerden sonra en çok can ve mal kayıpları, su baskınları, bunlardan hemen sonra gelişen çamur akmaları nedeniyle meydana geliyor.

Yerel iklim değişiklikleri ve çevresel bozulmalarla yakından ilgili olan su baskınlarının büyüklüğü ve sıklığı bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Kurak bölgelerdeki yetersiz bitki örtüsü ve dik meyiller, ani su baskınlarının hızını artırıyor. Erozyon ve çarpık kentleşme de en önemli faktörler arasında yer alıyor.

Özellikle şehir planlaması aşamasında arazinin yanlış kullanımı, yetersiz yağmur suyu drenaj sistemleri, son yıllarda İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Gaziantep, Hatay, Mersin gibi büyük illerde yaşanan ve önceden tahmin edilemeyen, ani su baskınları riskinin sürekli artmasına yol açıyor.

Kırsal alanlardan, kentlere göçün halen yoğun olarak devam etmesi ve kentleşme hızlarının sürekli artması nedeniyle şehirsel alanlardaki su baskınlarının, tekrarlanma süreleri doğru tahmin edilemiyor.

Su baskınlarına ilişkin Devlet Su İşleri’nin hazırladığı istatistiklere göre, 1955-2002 yılları arasında 1308 sel meydana geldi. Bu olaylarda 1.235 kişi hayatını kaybetti, 61 bin konut yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi.

1955-1969 yılları arasında, ortalama yıllık su baskını sayısı 80 oldu. Ancak ”taşkın önleme ve kontrol programı” çerçevesinde bu rakam, 1970-2000 yılları arasında 24’e düşürüldü.
1955-2002 yıllarına ilişkin sel tehlike ve ekonomik kayıp haritasına göre, İzmir, Bartın, Hatay, Gaziantep ve Trabzon’da, 100 milyon Dolar üzerinde kayıp meydana geldi.
Son günlerde selin vurduğu illerin başında gelen Diyarbakır ve Şırnak’ın aralarında bulunduğu 17 ilde ise bu dönemde sellerden kaynaklı 1-4 milyon Dolar arasında ekonomik kayıp oldu.

Şanlıurfa, Mardin, Elazığ ve Batman’ın yeraldığı 24 ilde 5-9 milyon Dolar, Mersin ve İstanbul’un içinde bulunduğu 27 ilde de 10-100 milyon Dolar arasında ekonomik kayıp hesaplandı.

Uluslararası Afet Veri Tabanı EM-DAT verilerine göre, 1903 ile 2006’nın Haziran ayı arasında Türkiye’de 32 büyük sel felaketi meydana geldi. Bu olaylarda 1.272 kişi yaşamını yitirdi, 99 bin kişi evsiz kaldı.

(Anadolu Ajansı)

alıntı

Tsunami Gazete Haberleri

Tsunami ile ilgili Gazete Haberleri
Tsunami Haberleri

Tsunamiye kapıldı, ABD’de kıyıya vurdu
Japonya’da 11 Mart’taki 9 büyüklüğündeki depremin ardından meydana gelen tsunaminin etkisiyle California’da oluşan tsunami dalgalarına kapılan bir kişinin cesedi, yaklaşık 480 kilometre uzaktaki Oregon kıyısına vurdu.

25 yaşındaki Dustin Douglas Weber, tsunami dalgalarının fotoğrafını çekiyordu ve aniden sulara kapılarak kayboldu. 2 Nisan’da Oregon eyaletindeki Warrenton şehri yakınında bulunan sahilde yürüyüş yapan bir kişi tarafından cesedi buldu.

Birkaç haftadır suda kaldığı anlaşılan ve çok bozulmuş olan cesedin kimlik tespiti diş kayıtlarından yapılabildi. Gazeteport’un haberine göre; Weber’ın ölüm sebebi boğulma olarak açıklandı.

Yetkililer, olağandışı olan tek şeyin cesedin bulunduğu yerle Weber’ın dalgalara kapıldığı yer arasındaki mesafe olduğunu belirtiyorlar. Uzmanlar bu tür vakalarda cesedin genelde suya girilen yere daha yakın mesafede bulunduğuna dikkat çekiyor.

11 Mart günü California’da Japonya’daki dev tsunaminin tetiklemesiyle oluşan dalgalara kapılan Weber’in Oregon doğumlu olduğu ve olaydan sadece iki hafta önce California’ya taşındığı ortaya çıktı. Olay sırasında Klamath Nehri’nin ağzında tsunami dalgalarının fotoğrafını çekiyordu.

Weber’in acı içindeki annesi Lori Davis, “Harika bir çocuktu. Onu hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim. Çok mutluydu” diye konuştu.

Japonya’yı Tsunami Vurdu

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu USGS, Japonya’nın kuzeydoğu kıyıları açıklarında meydana gelen depremin 8,9 olduğunu bildirdi.

Japonya Meteoroloji kurumundan yapılan ilk açıklamada depremin büyüklüğü 7,9 olarak kaydedilmişti.

Japonya’da son 7 yılın en büyük depreminin ardından büyük tsunami uyarısı yapıldı.

Japonya’da meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 32’ya yükseldi.

Japon medyası, başkent Tokyo’da 67 yaşındaki bir kişinin çöken duvarın, yaşlı bir kadının da çöken çatının altında ezilerek can verdiğini duyurdu. Başkentin kuzeyindeki İbaraki bölgesinde de bir evin çökmesi sonucu 3 kişinin öldüğü belirtildi.

Farklı bölgelerden de ölü, yaralı ve kayıp haberleri geliyor.

Japon medyası, daha önce deprem ve depremin yol açtığı dev dalgalarda 19 kişinin öldüğünü duyurmuştu.

Malatya’da 3.8 şiddetinde deprem

Malatya da deprem
Saat 16.42’de Malatya merkezde de ciddi şekilde hissedilen bir deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 6 saniye süren depremin merkez üssünü Battalgazi ilçesi Yarımcahan Köyü olarak saptadı ve büyüklüğünü de 3.8 olarak ölçtü.
Yer yüzeyinden 2.6 km. aşağıdaki tabakada meydana geldiği belirtilen, bu nedenle il merkezinde özellikle yüksek katlı binalarda şiddetli bir şekilde hissedilen deprem nedeniyle, yüksek katlı binalarda oturanlar cadde ve sokaklara kendilerini attılar.
Depremin şehir merkezine yakın olması ve yüzeyden 2,6 km gibi fazla derin olmayan bir mesafeden olması şiddetini daha fazla hissettirdi. Depremde herhangi bir hasar olmadığı bildirildi.

Kandilli: Artçılar devam edebilir

Kandilli: Artçılar devam edebilir

Kandilli’den Açıklama:

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, Muğa Ölüdeniz’de meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklama yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (UDİM), Muğla Ölüdeniz’de meydana gelen depremin, daha çok Girit-Oniki Adalar Bölgesi’nde hakim olan sıkışma rejiminin bölgede etkili olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabileceğini, depremin hemen akabinde meydana gelen yaklaşık 7 artçı depremin de sismolojik açıdan olumlu olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

UDİM’Den yapılan yazılı açıklamada, Akdeniz’de bugün saat 15.44’te aletsel büyüklüğü 6,0 olan şiddetli bir deprem meydana geldiği ve merkez üssünün Fethiye-Ölüdeniz açıkları olduğu hatırlatıldı.

Fethiye merkeze uzaklığı yaklaşık 30 kilometre olan depremin, odak derinliğinin de 19 kilomatre civarında olduğu belirtilen açıklamada, sarsıntının Güneybatı Anadolu ve Akdeniz kıyılarında kuvvetli olarak hissedildiği ifade edildi.

Depremin ardından artçı sarsıntıların da başladığı vurgulanan açıklamada, bölgede Afrika plakasının kuzeye doğru hareketi ve Ege’deki açılma rejimi sonucu Ege Adalar Yayı ve Kıbrıs Yayı adı verilen yitim zonları (dalma-batma) bulunduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

”Bölge, bu tektonik yapısı itibarıyla yoğun deprem etkinliği gösteren aktif bir zon içerisinde yer alır. Aletsel dönemde meydana gelmiş en şiddetli deprem 1957 yılında ve 6,8 şiddetindeki Fethiye Körfezi-Rodos depremidir.

Depremin merkez üstündeki şiddeti 6 olup, Fethiye’de 5 şiddetinde hissedilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde ise deprem daha çok Girit-Oniki Adalar Bölgesi’nde hakim olan sıkışma rejiminin bölgede etkili olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Nitekim depremin hemen akabinde meydana gelen yaklaşık 7 artçı deprem, sismolojik açıdan olumlu olarak değerlendirilmelidir. Artçı depremlerin birkaç gün daha sıklıkları ve büyüklükleri azalarak bir müddet daha devam etmesi beklenmelidir.

Birinci derece deprem bölgesi olması açısından bölgede yaşayan vatandaşlarımızın her zaman depreme karşı hazırlıklı olmaları, yapısal olmayan hasarlara karşı önlem alınması ve depreme dayanıklı konutlarda ikamet etmeleri gerekmektedir.”

AA

İnsanın Evrendeki Yeri

İnsanın Evrendeki Yeri nedir
İnsanın Evrendeki Yeri ve önemi

Bilinci itibariyle insanın, Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle, evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı, varsa ne şekilde?
Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Oysa, bilinç için ne mekansal, ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. Yani, bilinç, fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki, bilince göre evren, yani bilincin kendi evreni, gözün evreniyle, gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil. O halde önce, evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. Nedir, evren, gerçekte?

Hemen hatırlayalım. Aslında bizim, evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı, sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız, duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. Örneğin gözün algılayabildiği, gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan dalgaboyları, gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. Öyle ki, gözün tespit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler, aslında, evrende varolan sayısız dalgaboyları, sayısız imajlar içerisinde, çölde bir kum tanesi misali kadardır.

Oysa, 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle, bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda, görüyoruz ki evren, gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki, gözünüze göre, sizinle, şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de, gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da, ekran da, sizin bedeniniz de, aradaki hava da, sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır, bir ayrılık yoktur…
Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak, karşılaşacağımız sonuç, bölünüp, parçalanması sözkonusu olmayan, salt bir enerji kütlesi olacaktır…
Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki, evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. O halde düşünelim: Varolan herşey, bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre, içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen, bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir. Yani, bu evrensel enerji de, aynı zamanda, varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir…
Evrenimizde varolan herşey, her an, her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu, enerjiden oluşmuştur…
İnsan bilincine gelince… Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre, hiçbir insanın, hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci, bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Dolayısıyla insandaki bilinç, orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O’dur.
Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini, zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. Çünkü, evreni meydana getiren O’na giden yegane yol, insanın kendi özünden geçmektedir…
Demek ki insan, evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan, bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil; gerçekte, Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜÇ’ün varlığıyla oluşmuş, tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. Evren, bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orijinlidir.
Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle, kaçınılmaz bir biçimde insan, kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği, dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir.
Bilinç, eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse, sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. İnsan için en büyük felaket ise, beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle, kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir…
Sonsuzluğu yaşamak üzere varken, toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle, yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır. Eğer ifade etmek istediğimiz değer, zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa, onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Aksi halde, şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış, bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken, bireysel, geçici dünya değerleri için “sonsuz,” veya “evrensel” gibi tanımlamaları kullanmakla, sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz…

alıntı

Kalp Ağrısı

Kalp Ağrısı hakkında bilgi
Kalp Ağrısı nedir
Kalp Ağrısı nedenleri

Angina pedoris yani kalp ağrısı koroner arter hastalığının en önemli belirtisidir. Koroner arterlerdeki daraltıcı hastalık sonucu kalp kasındaki beslenme bozukluğunu gösterir. Kalp kasındaki beslenme bozukluğu sonucu ortaya çıkan bazı maddeler sinirleri uyararak ağrının hissedilmesine sebep olurlar.
Kalp ağrısı genellikle tipik olarak % 80-90 vakada göğsün ortasında göğüs kemiğinin üzerinde veya solda kalp bölgesindedir. Ayrıca:
– her iki omuzda,
– her iki kolda (daha çok sol omuz ve sol kolda),
– sırtta her iki kürekkemiği arasındaki kısımda veya sol kürekkemiği altında,
– boyunda,
– çenede ve dişlerde,
– mide bölgesinde,
– sağ göğüs ve kolda olabilir.
Ağrı baskı tarzında sıkıştırıcı özelliktedir. Hasta göğsünde veya omuzlarında çok ağır bir yük hisseder. Beraberindeki korku hissi, endişe ve huzursuzluk vardır. Kunt ve sıkıştırma tarzında bir ağrıdır. Bıçak saplanır tarzda veya iğnelenme tarzında, anî, keskin, gelip geçici bir ağrı değildir.
Eforla ve yorulmayla ortaya çıkar. Efor sırasında ortaya çıkan ağrı istirahatle geçer. Efora devam etmekle geçmez, aksine şiddeti artar. Efora devam edilemez. Eforun derecesi damardaki darlık derecesiyle orantılıdır. Bazı hastalar 2-3 kat merdiven çıkmakla ağrı hisseder. Diğer bazı hastalardaysa çok kısa yürümekle en ufak eforla bile ağrı meydana gelebilir. Hastalığın ilerlediği durumlarda, istirahatte sırasında da ağrı görülür. Egzersiz sırasında olabildiği gibi heyecanlanma, sinirlenmeyle kan basıncının yükselmesi ve yemek sonrası ortaya çıkabilir. Anî soğuk havayla temasta, rüzgâra karşı yüründüğünde meydana gelebilir.
Koroner yetersizliğinden kaynaklanan ağrı damar genişletici Tirinitrine ve İsordil gibi ilaçlarla kısa sürede geçer. Ağrı genellikle 3-5 dakikadır. Ancak 15-20 dakikada sürebilir. 30 dakikayı aşan ağrılarda enfarktüs olabilir. Efor veya egzersiz sonucunda çıkmaz. Yani bir kimse gün boyu yaptığı fizik egzersizden sonra evde dinlenirken prtaya çıkan ağrı, kalp ağrısı değildir. Bu tip ağrılar, kas ağrılarıdır. Genellikle hanımlarda gün boyu yapılan temizliklerden sonra görülen, göğüs yerinde ve sırtta duyulan, günlerce süren ağrılar da «angina pectoris» değildir.

Kalp ağrısı (angina pectoris) nefes alıp vermekle geçmez veya artmaz. Derin nefes almakla artan veya derin nefes almayı engelleyen bir ağrı değildir. Ağrı, sağ ve sola yatmakla göğsün ve sol veya sağa, öne ve arkaya yapılan hareketlerinde ortaya çıkmaz. Bu hareketlerde artmaz.
Göğsün ortasında ve sol tarafta sırtta duyalan ağrıların hepsi «angina pectoris» değildir. Bu ağrıların bir kısmında göğüs boşluğundaki ve göğüs duvarındaki organlar sorumlu olabilir (mesela: kalp ve akciğer zarı, iltihaplanarı kaburgalar, sırt kemiklerindeki kireçlenmeler). Bu ağrılar genellikle batıcı ve keskindir. Devamlıdırlar, nefes alıp vermekle artarlar. Mide ağrıları, yemekborusu spazmları da kalp ağrısıyla karışabilir. Bu ağrıların süresi daha uzundur. Yemek yemek veya süt içmekle, mide asidini gideren ilaçlarla geçerler.
Boyun ve sırt eklemleriyle ilişkili ağrılar da saatlerce sürer, ancak ağrı giderici ilaçlarla geçerler. Hareketlerle artarlar.
Koroner arter hastalıklarının diğer belirtileri. Koroner arter hastalığı genellikle eforla gelen tipik ağrılarla başlar. Bazen anî olarak enfarktüs meydana gelir. Çoğunlukla enfarktüsten önce birtakım belirtiler olabilir. Ancak hasta bunları önemsemez ve enfarktüs durumda hastaneye müracaat eder. İlk belirti çarpıntı olabilir.
Hasta, eforla veya istirahatle gelen çarpıntı hissedebilir ve doktora müracaat edebilir. Bunların dışında eforla nefes darlığı, nadiren yorgunluk hissi de başlangıç belirtileri olabilir.
Hastalığın ilerlediği devrelerde kalp yetmezliğini gösteren belirtiler vardır. Nefes darlığı belirginleşir. Hem eforda hem de istirahatte olabilir. Vücutta, karında ve bacaklarda şişmeler meydana gelebilir.
Koroner arter hastalığı uzman hekimlerce hastanın şikâyetinin dinlenmesi, muayene ve uygulanan testler sonucunda teşhis edilebilir. Hastalığın tedavisi ise yine uzman hekimlerce verilecek ilaçlarla veya cerrahî olarak yapılır.

Alıntı

Spor Yaparken Vücudumuzda Meydana Gelen Değişiklikler nelerdir

Sporun vücuda etkileri
Spor yapmanın vücutta oluşturduğu değişiklikler

1. Sağlığınızın değerini anlamanıza yardımcı olur.

2. Yaşam kalitenizi arttırmanıza ve geliştirmenize yardımcı olur.

3. Fiziksel performansınızı geliştirir.

4. Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.

5. Maksimum oksijen kapasitenizi arttırır.

6. Yüksek tansiyon riskini veya ilerlemesini azaltır.

7. Yüksek tansiyonu olanların, tansiyonu kontrol altında tutmasına yardımcı olur.

8. Kandaki Triglycerid seviyesinin azaltır.

9. Kandaki iyi kolestrolu (HDL) artırır.

10. Dinlenme kalp atımını düşürür.

11. Kalp – damar dolaşımını geliştirir.

12. Anaerobik eşiği arttırır, bu da çabuk yorulmayı ve dolayısıyla kanda laktik asit birikiminin erken oluşmasını engeller.

13. Kalp rezervini artırır.

14. Kalbinizin bir atımda vücuda pompaladığı kan miktarını artırır.

15. Vücut ısınızı soğutma için, deri yüzeyine gerekli kan akış kabiliyetini artırır.

16. Akciğer kapasitenizi arttırarak, oksijenin akciğerlerden kana geçebilme kabiliyetini arttırır.

17. Kalp krizi geçirdikten sonra, hayatta kalma şansınızı arttırır.

18. Koronerde kan pıhtılaşma hassasiyetini düşürür.

19. Kandaki yoğunlaşmayı azaltır

20. Kalbinizin daha verimli pompalama işlevini yapmasını sağlar

21. Kanınızın kan plazma hacmini genişletir.

22. Orta seviyeli egzersizler sırasında, kalp atım sayısını düşürür.

23. Anormal nabız atım incinmelerini azaltır.

24. Kaslarınızın kandan oksijen çıkarma kabiliyetini artırır.

25. Çarpıntı riskini azaltır.

26. Çok çeşitli sebeplere bağlı baş ağrılarından kurtulmanızı sağlar.

27. Hamilelikte karşılaşılan birçok rahatsızlıklardan (ör. kabızlık, belağrısı, mide ekşimesi gibi) kurtulmanızı sağlar.

28. Sıcaklığa karşı tahammülünüzü artırır.

29. Endişe ve kuruntularınızı azaltır.

30. Streslerden korunmaya ve kurtulmaya yardımcı olur.

31. Vücudun üst solunum yolları enfeksiyonuna karşı direncini artırır.

32. Şeker hastalığınızın gelişme riskini azaltır.

33. Şeker toleransınızın gelişmesini sağlar.

34. Prostat kanserinin gelişme riskini azaltır.

35. Sigarayı bırakmanıza yardımcı olur.

36. Bağırsak kanserinin gelişme riskini azaltır.

37. Göğüs kanserinin gelişme riskini azaltır.

38. Eklem rahatsızlıklarından dolayı, eklemlerin bozulma oranını yavaşlatır.

39. Kan şekerinin kontrol altında tutulması için gerekli insulin miktarının düşürülmesine yardımcı olur.

40. Yüksek tansiyona bağlı ciddi komplikasyonlara maruz kalma oranını azaltır.

41. Yaralanmalara karşı korunmayı sağlar.

42. Eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunu arttırır.

43. Stresle başa çıkmanıza yardımcı olur.

44. Bağışıklık sisteminizin iyi şekilde çalışmasını geliştirir.

45. Kabızlıktan kurtulmanıza yardımcı olur.

46. Depresyonun hafifletilmesine ve atlatılmasına yardımcı olur.

47. Soğuk ortamlara çabuk adapte olma kabiliyetinizi artırır.

48. Bel ağrılarının hafiflemesine ve kurtulmanıza yardımcı olur.

49. Bel ağrılarından doğan sıkıntıların azalmasını sağlar.

50. İnsuline karşı,doku duyarlılığını artırarak, kan şekerinin daha iyi kontrol edilmesine
yardımcı olur.

51. Yüksek tansiyonu kontrol için alınan ilaçların, yan etkilerine karşı koymaya
yardımcı olur.

52. Eklem esnekliğini korur ve gelişmesine yardımcı olur.

53. Eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bunu kontrol etmek için aldığınız ilaç ihtiyacını 20 – 30 % azaltır.

54. Kemik erimesi hastalığı riskinin gelişmesini azaltır.

55. Zihinsel uyanıklılığınızı artırır.

56. Yaşa bağlı olarak oluşan kemik bozulmalarının yavaşlamasına yardımcı olur.

57. Endometriyoya karşı riski azaltır.

58. Eklem rahatsızlıklarından doğan acılara karşı koyma toleransınızın artmasını sağlar.

59. Kilonuzu korumanıza veya kilo kaybetmenize yardımcı olur. Sadece diyet yaparak değil.

60. Yaratıcılık gücünüzün artmasına yardımcı olur.

61. Yağsız vücut dokularınızın korunmasına yardımcı olur.

62. Sağlık harcamalarının ve ilaç kullanımının azalmasına yardımcı olur.

63. Yabancı madde kullanımı ile mücadeleye yardımcı olur.

64. Fazla kalorilerin yakılmasına yardımcı olur.

65. Yüksek oranda gıda tüketmenizi sağlar, fakat buna rağmen, kalori dengenizin
aynı kalmasına yardımcı olur.

66. Ağır ilerleyen şişmanlığa karşı korur.

67. Denge ve koordinasyonunuzun gelişmesine yardımcı olur.

68. İştahınızın kısa süreli etkilerle azaltılmasına yardımcı olur.

69. Ani kabarmaların üstesinden gelmeye yardımcı olur.

70. Yaşlı bireylerdeki kısa süreli belleklerin gelişmesine yardımcı olur.

71. Adet kanamalarından doğan belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.

72. Genel ruhsal durumunuzun gelişmesini sağlar.

73. Kolay ve iyi uyumanıza yardımcı olur.

74. Kilo kaybına, özellikle vücuttaki yağdan kaybetmenize yardımcı olur.

75. Kemiklerinizin kırılmalara karşı direncini ve yoğunluğunu artırır.

76. Dinlenme durumundaki ****bolik seviyeyi korumanıza yardımcı olur.

77. Kassal güç seviyenizi arttırır.

78. Kassal dayanıklılık seviyenizi artırır.

79. Egzersizden sonra çabuk toparlanabilme kabiliyetinizi artırır.

80. Uygun kas dengenizi korumanıza yardımcı olur.

81. Cinsel hayatınızın istenen doyumda ve düzeyde artmasını sağlar.

82. Vücudunuzun dik durmasının gelişmesini sağlar.

83. Egzersiz sırasında vücudun enerji elde etmede yağ kullanabilme kabiliyetini arttırır.

84. Solunum sistemindeki kasların gücünün ve dayanıklılığın artmasını sağlar.

85. İyi bir fiziksel görünüş sağlar.

86. Kendinize olan güven duygunuzu arttırır.

87. Rahat olmanıza yardımcı olur.

88. Kısa süreli bilgileri hafızanızda tutma kabiliyetini geliştirir.

89. İşveriminizi arttırır.

90. Bol enerji verir. Günlük hayatınızda acil durumlarda ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar
ve sonradan ihtiyaç olabilecek daha fazla enerjinizi korumanıza yardımcı olur.

91. Hastalıklara bağlı olarak iş günü kaybınızı azaltır.

92. Bağımsız hayat tarzını korumanıza yardımcı olur.

93. Yeni insanlarla karşılaşmanıza ve yeni arkadaşlar edinmenize yardımcı olur.

94. Fiziksel zindeliğinizi geliştirerek, hayata daha yaratıcı olarak adapte olmanızı sağlar.

95. Aktiviteler, kemiklerin güç depolamasına ve orta şiddetli egzersizler sırasında daha fazla baskı yaparak hem daha çok güç depolamasına hem de kemik yoğunluğunun artmasını yardımcı olur.

96. Egzersiz, bağ ve bağ dokularını kuvvetlendirerek, yaşa bağlı olarak oluşabilecek sakatlıkları azaltır.

97. Önceden hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerin, yorgunluğa karşı direncini artırır ve dinçlik hissinin oluşmasını sağlar.

98. Hatta kalp hastaları bile, kalp ve solunum sistemlerini çalıştırıcı egzersizler yaparak, hastalığının üstesinden gelmek için gayret sarfederek, korkularından kurtulmalarına ve normal yaşamlarına dönmelerine yardımcı olur.

99. Spor yapmak, sıkıntılarınızın azalmasına, eğlenme ve neşelenmenize, kısaca hayattan zevk almanıza yardımcı olur.

Kitaplardan alıntı sözler

Kitaplardan alıntı sözler

Tugbam sitesinde en güzel Kitaplardan alıntı sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Kitaplardan alıntı sözler
kitaplardan alıntı sözler
kitaplardan güzel sözler

-“Çalışmak,üç büyük eksikliği uzaklaştırır; can sıkıntısını,kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu…”-Kandid ya da İyimserlik-Voltaire

-“Şeytanın yarattığı bir gökkuşağı gibidir kıskançlık…Kendini tutsak,kıskandığını özgür görürsün.” Kristal Denizaltı-Ahmet Altan

-“Hayır” demesini bilmeyen kişi güçsüz kişidir.”Hayır” demesini bilmeyen kişinin “evet”inin de anlamı yoktur.”SAVAŞÇI-D.Cüceloğlu

-“En büyük iyilik,”İyilik ya da Kötülük yapma özgürlüğüdür” ve evlatlarına bu iyiliği vermek için Tanrı aralarından bazılarının bunu kötüye kullanmalarını kabullenmek zorundadır…” BAUDOLİNO-Umberto Eco

-“Kurtlar kuzunun bol olduğu yeri değil,sahipsiz kaldığı yeri severler.”Salkım Hanımın Taneleri-Yılmaz Karakoyunlu

-“Hazineleri seller toprağın altından çıkartırlar,ama yine seller toprağın altına gömerler.”-Simyacı-Paulo Coelho

-“Cinayetin dili yoktur,ama en umulmadık yerden kendisi meydana vurur.”HAMLET-W.Shakespeare

-“Büyük düşünceler büyük bir zekadan çok,büyük bir kalpten doğarlar.”Kadın Budalası-Dostoyevski

-“Ne zaman ki ulaşılmaz istekler tüm yaşamımıza egemen olur,o zaman aileye,dostlara,dine bazen de psikoterapistlere yöneliriz.”AŞKIN CELLADI-IRWIN D.YALOM

-“Öyle kolay sanat değildir uyumak,onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerek..”Böyle Buyurdu Zerdüşt-F.Nietzsche