Duanın Önemi Nedir

Duanın Önemi ,

Duanın Önemi ve Fazileti,

Duâ, Vesile-i Rahmettir İnsanı maddi ve mânevi sıkıntılardan kurtarır Yunus’ (AS)’u balığın karnından en sıkışık ve sıkıntılı olduğu bir durumdan kurtarmaya vesile olan duâsını ruhumuzun sıkıldığı, içinden çıkamadığımız sıkıntılara düştüğümüz anlarda biz de tekrar edelim ve Allah’ın kudret ve rahmetini celb edelim: “Lâ ilâhe illa ente sübhaneke inni küntü minez’zalimin…”

Bilindiği gibi Hz Eyyub (as) sabır ve metaneti ile dillere destan olmuştu Bir rivayete göre o meşhur hastalığını on sekiz sene çekmişti Hiçbir zaman isyan etmeyen Hz Eyyub (AS)’e hanımı bir gün şöyle sorar:

“ Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi için Cenab-ı Hakk’a duâ etsen olmaz mı? der

Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman ise daha bu süreye ulaşmamıştır“ Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet 80 yıldır Bu durumda ben Allah’tan utanırım Ona (cc) bu halin üzerimden gitmesi için nasıl duâ ederim ki?

Bütün Peygamber ve nebilerin tek silahı olan duâ, günümüz insanı için de aynı görevi görmektedir Ve kıyamete kadar da görecektir Peygamber Efendimiz (SAV) buyurmaktadır ki: “Duâ Mü’min’in silahıdır”Yine sevgili Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmaktadır: “İki duâ reddolunmaz, yahut nadir olarak reddolunur: (Biri) Ezan okunurken yapılan duâ, diğeri de savaş şiddetlendiği zaman harp esnasında süngü süngüye yapılan duâdır”

Duâ’nın amaçlarını ve hedeflerini şöyle sıralamak da mümkün:

Duâ, mü’min’in silahıdır
Duâ, ibadetin aslı ve özüdür
Duâ, ömrün bereketini artırır
Duâ, dinin temel ilkelerindendir
Duâ, Allah katında duâdan makbul bir şey yoktur
Duâ, kısaca istemektir İstemesini de bilmektir

Duâ ve zikirlerin ana kaynağına bakıldığı zaman, sevgili Peygamberimiz vardır Ana kaynak Hadis-i Şerifler olup günümüze kadar gelebilmiş ve kıyamete kadar da gidecektir Bir söz vardır: “Yer gök duâ üzerine durmaktadır” evet, bunu gören göz, duyan kulak, anlayan kalp, zikreden dil daha iyi görmektedir

Hem size kim diyor ki yan gelip yattın? Asıl insan Yaradanına muhtaçtırAkıl derki; geriye iyi bakmak gerekir Hani dünya malı için koşan, şan şöhret sahibi kişiler nerede? Herkesin gideceği yer belli değil mi? Madem belli! O halde neden bu dünyalık için telaş? “Muhannete muhtaç mı olalım?” diye bir deyim akla hakim olabilir Kimsenin muhannete muhtaç olması söz konusu değil Gayrisi palavradır “Yattığımız yerde rızk ayağa gelmiyor ki?”denilebilir; elbette gelmeyecek İnsana düşen şudur ki; çalışacak, tevekkül edecek, hamd edecek, şükredecek, yarın azığım yetmez telaşına düşmeyecek “ çünkü yarına çıkmaya kimsenin senedi yoktur” haram yemeyecek, başkasının rızkına-namusuna göz dikmeyecek, hayat çizgisini yaratanın istediği doğrultuda çizerse, hiçbir zaman dünya korkusu olmaz İnsan kendisini yaratana teslim olup, O’na sığındığı zaman korkmasına gerek yoktur Ki, bu dünyaya imtihan için geldik, eğlenmeye, mal-mülk yığmaya değil!

Varlıkta bir imtihan şekli, yokluk da bir imtihan şeklidir Sağlık da bir imtihan şekli, hastalıkta Bunu böyle bilip, buna göre yaşamak zorundadır insan

İnsanoğlu biraz nankörleşerek “ bunun sebebi de daha fazla kazanmak hırsıdır” kainatın, yaşadığı ortamın düzenini bozabilir Bu da yine kendisine ve başka canlılara zarar verecektir Muhtaç olan sadece ve sadece insandırKâinatı yaratan Allah’û Zü’l-Celal hiçbir şeye muhtaç değildir İnsan harici iki mahlukatın birbirine zarar vermesine insanın hayıflanması bile gerekmez, asıl onda hikmet araması gerekir Çünkü akıl sadece insana verilmiştir Diğer canlıların yaptıkları sadece insana ibret vermesi içindir Madem ki yüce Allah’a inanıyoruz, haşa, kuşku duymak neden? Başka canlılar arasındaki yok oluşa sadece ibret ve hikmet aşkı için bakmalıyız Kainatta bir zerre dahi, Rabbim’den habersiz hareket imkanı bulamazken, cüzi akıl ve olanak ile insan buna engel olma imkanı asla bulamaz ve verilmemiştir de Başka canlıların helakı ise, kendi sonunu hazırlayacaktır
İnsan, hayatta bir imtihan için vardır İşte bu nedenle başına gelen bir musibet karşısında hiddetlenmeyip, en büyük silahı olan duaya sarılarak, kendisinin ve kâinatın sahibi olan Allah’a duâ etmek, yalvarmak olmalıdır Bir başka canlıdan medet ummak yerine, kendisini yaratandan istemek zorundadır Bu da halis ibadet ve halisane duâ ile olur Gayrisi nafiledir

İnsanlar görür diye ameli bırakmak riyadır ve insanlar görsün diye amel etmek ise şirktirDuâ, yapacağınız zaman, abdestli olmaya dikkat etmeli, birileri görsün diye değil, sadece durumunuzu Allah’a havale etmelisiniz Öyle ise bunlardan uzak durarak, yalnız siz ve Allah olmalı duâ esnasında Duâ ederken bir aracı koymaya da gerek yoktur Eğer bir aracı konulmak istenmişse, Allah’ın sevgililer mertebesindeki kullar hürmetine demek, duâyı daha da güzelleştirir Bunu söylemekte bir beis yoktur Duâ içten ve samimi olmalıdır Riya ve şirk asla bulaşmamalıdır Duanız sizin verdiğiniz, zikriniz kabul oluncaya kadar devam edin Ta ki, kanınızın her damlası bunu kabul etmiş olsun Siz dille söylemezken, vücut diliniz zikretsin Yolda yürürken , bir iş yaparken hatta uyurken bile vücut diliniz devam edebilsin Bu o kadar zor bir şey değil İnanarak, samimi bir şekilde yapılan duâ, siz isteseniz de istemeseniz de vücudunuzdaki tüylerin ayaklanmasına vesile olacaktır!
İşte duanın doruk noktası da burasıdır Bu noktaya erişebildiğiniz zaman, ağzınızdan hep hayırlı söz çıkar, çevrenizde hayranlık uyandırırsınız ..

Atilla Olgaç Kimdir, Resimleri

Atilla Olgaç Resmi


Atilla Olgaç Biyografisi

Atilla Olgaç 28 Temmuz 1944 İstanbul doğumludur.Atilla Olgaç Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü mezunu.Atilla Olgaç Kıbrıs Barış Harekatına katılmıştır. Gazi ünvanı olan tek sanatçıdır.

Atilla Olgaç Televizyon dizisi Kurtlar Vadisi’nde Kılıç rolü ile yer almıştır.

Atilla Olgaç Yaptığı On Rum’u öldürdüm açıklamasıyla gündeme bomba gibi düşmüş ve rumların büyük tepkisine neden olmuştur. Ayrıca bu açıklaması ile bazı türk mizah dergilerine de kapak olmuştur. Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, söylediği sözlerle ilgili olarak Atilla Olgaç’la ilgili soruşturma başlattı. Sözleri tepki toplayınca sözlerini geri almıştır. Ve espri yaptığını söylemiştir.

Atilla Olgaç Resimleri


27 Nisan internet neden kesildi

27 Nisan TTnet internet neden kesildi?
internet neden çöktü 27 nisan 2012
27 Nisan 22:30 sularında Türkiye geneli bir internet bağlantısı kesintisi yaşanıyor. Kesintinin kaynağını ve sorunun neden kaynaklandığı hakkında bilgi yok.
İnternet sorunun TTNET hatlarında yaşandığı ve TTNET hatlarının çöktüğü yönünde tahminler var

TTNET Müşteri Hizmetleri hattı kilitlenmiş durumda Kesintinin Özellikle İstanbul İzmir Ankara gibi büyükşehirlerde etkili olduğu belirtiliyor.

TTNET’den yapılan resmi açıklama

“TTNET, çalışmalarını yenilikçi teknolojilerle müşterilerinin internet deneyimini zenginleştirmek ve onlara en iyi hizmeti sunmak hedefiyle sürdürmektedir.

27 Nisan Cuma gecesi Türk Telekom altyapısında teknik ekipman kurulumları sırasında yaşanan teknik aksaklık nedeniyle bazı bölgelerde internet erişiminde
sorun yaşanmıştır. Türk Telekom altyapısını kullanan internet servis sağlayıcısı şirketleri etkileyen sorundan TTNET aboneleri de etkilenmiştir. Ancak Türk
Telekom’un müdahalesi doğrultusunda sistemsel çözüm hızla sağlanmıştır. Türk Telekom, konuyla ilgili olarak dün bir basın açıklaması yapmıştır.

Sorun nedeniyle TTNET çağrı merkezine gelen çağrıların sayısında artış gözlemlenmiştir. Çağrı merkezi çalışanlarımız, oluşan yoğunluğa rağmen tüm müşterilerimizle tek tek ilgilenerek arızalara müdahale etmeye kesintisiz devam etmektedir.”

Gürsel Tekin neden istifa etti

CHP Genel Başkan Yardımcısı neden istifa etti?

Gürsel Tekin istifası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in dün sabah saatlerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun masasına “İstifa” dilekçesini koyduğu CHP kulislerine düştü.

örüşmede Tekin’in MYK’daki bazı isimler ile son dönemde il kongrelerinde ismi geçen bazı partililere yönelik eleştirilerde bulunarak “Ben onlarla aynı MYK’da bulunmayı, aynı yönetim anlayışıyla hareket etmeyi kabullenemiyorum” diyerek istifa dilekçesini Kılıçdaroğlu’na sunduğu ileri sürüldü. Kılıçdaroğlu’nun ise istifayı kabul etmediği belirtiliyor.

çevre kirliliği kısa yazı

çevre kirliliği kısaca nedir,
çevre kirliliği kısa bilgi

Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır.Yani “Ekosistem” olarak tanımlanabilir.
Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir

Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına “Çevre Kirliliği” adı verilmektedir.

Gelişen teknolojinin yaşamıma getirdiği rahatlık yanında, bu gelişmenin tabiata ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bu gelişmelerin, gerek kırsal, gerek kentsel alanlarda olsun, doğal kaynakları bozduğu su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına zarar verdiği son yıllarda inkar edilemez bir gerçek haline dönüşmüştür.

Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır .

Sağlık Şiirleri Kısa

Kısa Sağlık Şiirleri,
Kısa Sağlık ile ilgili şiir,
Sağlık Şiirleri Kısa

Sağlıklı sanıyordum kendimi

Sağlıklı sanıyordum kendimi
Neden buralardayım şimdi?
İyice hasta olmadıysam eğer
Bu garip yatakta işim ne?

Ortalıkta koşuşturanlar
Neden toplandılar başıma?
Karşımda dikilerek
Neden dik dik bakmaktalar?

Sağlık şiiri

Ne apartman,hamamlar,nede hanlar,
Sağlığı en büyük nimet bilelim,
Hani nerde krallar,nerde hakanlar,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Kanuniydi saltanat sürerdi,
Krallar önünde tir tir titrerdi,
Bir nefes sıhhate dünyayı verdi,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Strese girme,herşeyi etme tasa,
Mirasçın sevinsin doluysa kasa,
Dünya çok güzeldir,hayatsa kısa,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Dert düşürür yatağa,süründürür,
AYDIN`i sözlerin çok düşündürür,
Ağacı kurt,insanı dert öldürür,
Sağlığı en büyük nimet bilelim.

Sağlik

mevsime göre giyin,
Hiç üşütme kendini.
Zamanında aşı ol,
Sık sık yıka elini.
Yüreğini rahat tut,
Her şeyi dert edinme.
Olumsuzluğu unut,
Önemlidir beslenme.
Kızartma,yağlı,acı,
Sağlığı bozmaktadır.
Sebze,meyve baş tacı
Süt en doğal gıdadır.


YEŞİLAY

İçme sigarayı,
Kullanma uyuşturucuyu
Dokunma alkola
Gel sende katıl yeşilaya.

Zararlıdır bunlar,
Alışkanlık yapar,
Bir kere içsen
Bir daha iç diye zorlar.

Sakın kullanma bu maddeleri
Bunlar sağlığını bozar,
Katıl sende yeşilaya
Veda et sigaraya, uyuşturucuya…

sağlık öğütleri

Seviyorsan canını
Vücuduna iyi bak
Kuvvetlendir kanını
İstersen çok yaşamak

Sen yaşarsan
Bu vatan
Ancak yaşar yükselir
Bunu bil böyle inan sağlık varlıktan gelir

AtatÜrk-cumhurİyet

Bir gün sordum babama
Atatürk neden büyük?
Çocuğum dedi bana
Onu seviyor her Türk

Çok kötü bir zamandı
Uçurumdaydı vatan
O’büyük kahramandı
Yurdumuzu kurtaran

O’nu biz değil yalnız
Üstün tanır her millet
En büyük eseridir
Kurduğu Cumhuriyet

Kalbimiz sevgi dolu
Yol gösteren o Türk’e
Yolumuz onun yolu
Bağlıyız Atatürk’e

İ. HAKKI TALAS

2 Kıtalık Baba Şiirleri

Baba Şiirleri 2 kıtalık


2 Kıtalık Baba İle İlgili Şiirler

Baba

sığmazsın bilirim bir kaç mısraya,
anlatmak isterim seni dünyaya,
acelen neydiki uçtun semaya,
mezarının başında ağlarım baba,

gururu sevgiyi senden öğrendim,
mis gibi kokunu özledim baba,
bu kadar genç yaşda ölmemeliydin,
hasretin ciğerimi deliyor baba,


Babama Mektup

Yine bu gece de rüyamda gördüm
Tatlı tebessümünle seslendin baba
Dünya ahvalinden haberler verdim
Büsbütün rüyamı süsledin baba

Canım baba.. Altı evlat büyüttün
Talim verdin,yol gösterdin eğittin
Merhem oldun,canımıza can kattın
Bizi kuş sütüyle besledin baba

BİR BABANIN DİLİNDEN

Baba olmak, dağ gibi
Baba olmak, gönlü saray gibi
Baba olmak, her derde şifa gibi
Baba olmak, bir rüya gibi

Baba olmak, değildir cismi
Baba olmak, değildir resmi
Duyulunca, evde ismi
Kucağına atlamal,ı çocukların her birisi

*****

Baba

Sendin
Doğduğum gün
Bana ezan okuyan

Boyun kocaman
Kolların güçlü
Bir hamlede kaldırıyorsun
Üçümüzü

****

Baba

Sakın ha aldırma çileye derde,
Bunları çok çabuk aşarsın Baba
Ağzından kötüsöz çıkmaz biryerde
Sen hep şerefinle yaşarsın Baba.

Şefkatle kol kanat açarken bize,
Ciğerde hastalığa almışsın vize
Yer yoktur kalbinde karabir ize
Sen hep şerefinle yaşarsın Baba.

*****

Baba

Baba rahmet
Baba merhamet
Baba aş, baba ekmek
Babaya düşer, çile çekmek

Baba koruyucu
Baba kollayıcı
Baba dert, baba acı
Baba tüm dertlerin tek ilacı


BABA

Sevgisiz çıkarsan hayat yoluna
Dünyada tek başına kalırsın baba
Unutma ki bizler hep biriz
Birlikten güç doğarmış baba

Karanlık yüreğinin efendisi olmuş
Bizi karanlığa neden sokarsın baba
Yüreğin korkuyla beslenir olmuş
Bizi neden korkutursun baba


OY BABA

Gezerim yalın ayak
Oy baba fakir baba
Yoksulluk biz ne yapak
Vay baba garip baba

Çorap, lastik parası yok
Oy baba işsiz baba
Metelikle arası yok
Ağzında dişsiz baba


BABAYA

Bir baba babayı toprağa verir
Her baba yüreği babaya erir
Bir baba babayı her yerden görür
Bir baba babayı bekler boşuna

Baba gider baba kalır ardında
Baba ağlar garip kalan yurdunda
Her bir baba evladının derdinde
Baba derdi derde ekler boşuna

Baba diye yüreklere köz düşer
Babadan oğula güzel söz düşer
Yaralı yürekler yere tez düşer
Acıdan babalar tekler boşuna

anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde
anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını
anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı
kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla
gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek
değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime
koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ”git”
dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, Git
dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp
bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu
olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni
affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş…


Can Yücel

Ağla Yüreğim

Ağla Yüreğim

Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde…

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner…

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil….

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim…..

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

Melih Baki

Bir Demet Hüzün Bıraktı Bende…

Bir Demet Hüzün Bıraktı Bende

Bana her bakışın aşk bulaştırdı üzerime,
Senin için umutlar büyüttüm çocuksu düşlerimde,
Sana gelirken yüreğimde umut vardı.
Şimdi bir demet hüzün bıraktın bende…

İlk yıkılışım değil bu,
İlk hayal kırıklığı,
İlk kaybediş değil.
Mavi bir göğü olmadı hayallerimin,
Sen yüreğimi çaldın hırsız gözlerinle.
Bana kaldı hayat denilen intihar,
Bir demet hüzün bıraktın yüreğimde…

Oysa ben avuç avuç sevgi topladım yürüdüğün yollardan.
Görmedin sana titreyen dalı,
Yollarına serdiğim gençliğimin üzerine basıp geçtin…


Sen mahrem düşlerimi çaldın benim.
Dar günlere saklanmış umutlarımı,


El gün için biriktirilmiş tebessümlerimi,
Biliyorsun,

Herkesin saklanmış bir yarası vardır hayatta..
Sen bütün yaralarımı sattın çarşı-pazar,
Zaten yaralıydı yüreğimde, bir de sen…
Bir demet hüzün bıraktın bende…

Söyle neden?

Neden beni katladın üçe dörde?
Yüze beşyüze neden böldün beni?
Bir han gibi kilit vurdun yüreğime,
Neden bir demet hüzün bıraktın bende…?


Belki de ucuz kahramanlar gerek sana,
Ben yüreğimi bir kartvizit gibi yakamda taşımam ki…
Cebimde bozuk para değildir ki aşk…
Bir yanım çocuk masumluğudur bu yüzden,
Bir yanım baba merhameti…

Ben seni gerekçesiz ve neticesiz sevdim.
Ve nasıl sevmişsem seni,
Böyle dolu dizgin,
Ulu orta,
Öylece hüzne belenmişim işte!
Bir demet hüzün oldun bende…


Sen çocuksu düşlerimin katili,
Başı sonu belli bir cinayetin meçhul maktülü.
Üşüttün beni ateşlerde,
Yağmurlarda yaktın.
Hüzün oldun…

Bundan sonra ihlal ediyorum yürek yasalarını
ve ilan ediyorum.
Gülüm.
Sen bir demet hüzünsün yüreğimde büyüttüğüm…

Bak senin için şiir doldu gözlerim,
Şairce ağlayacağım.
madem ki; söndürdün lambaları,
O zaman yakma!

Karanlığına alışacağım…

-Alıntı-

Sevgi Şiirleri Can Yücel

Can Yücel Sevgi Şiirleri,
Aşk Şiirleri Can Yücel,
Can Yücel’in Sevgi Şiirleri


Can Yücel den Sevgi Şiirleri

Sevgi Duvarı

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can Yücel

SEN SENİ

sen seni seveni
görmeyecek kadar
körsen seni
seven seni
sevdiğini söyleyecek
kadar gururludur
Can Yücel

ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda
anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat okuyarak dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş
Çok acıttığında anladım..
Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil gerçeği gizlememekmiş marifet
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş
Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
CAN YUCEL

KÖRÜKÖRÜNE YAŞAMAK

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini..
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa,
kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları..
Mesela Kuzey Yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…
Can Yücel

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını Kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin
Can YüCEL

BOŞVER BE YAŞI BAŞI

Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver!
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver!
Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
Sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
Büyü, büyü..
Bak ellerin, ayakların kocaman,
aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı,
aşk var mı aşk, sen ondan haber ver!

Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere.
O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
öl gitsin..
Parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin..
Boş ver be yaşı başı,
kim tutar seni kim,
kendi yüreğinden başka kim?
Aklını al da öyle git,
ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna..
Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa..

Yaş 70′e gelse bile, hayat daha bitmemiş,
sen mi biteceksin?
Çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
Can Yücel

Yıldırım Aşkı Şiirleri

Yıldırım Aşkı Şiirleri
Yıldırım Aşkı
Yıldırımlar Aşkı Şiir

Yıldırım Aşk

yıldırım düştü dedin kalbime.
ne biçim yaktı seni, söylesene.
böyle bir sevgi de hiç görmedim.
ne hale geldiğini gördüm söylemedim.
sevgi sözcükleri düşmez oldu ağzından.
ne biçim yıldırımmış
birşeyler aldı hayatından.
yıldırım aşkı diyorlar buna,
seni fena çarptı.
sarhoş gibiydin fena kapıldın bu aşka.
aşk güzeldir birlikte yaşandığında.
bence bu yıldırım aşkı at içinden.
seni yıpratmasına izin verme
hiçbirzaman.
heyecan önce, insana mutluluk verir.
daha sonra da aşkın, acıya dönüşür.
ateş düştüğü yeri yakar derler.
sende ki ateş ise,
yalnız seni yakar.
bence yıldırımlar dan koru kendini.
yakmasın bir daha senin içini.
ne biçim aşkmış bu,
anlayamadım.
bir türlü çözüm bulamadım.
adına yıldırım aşk diyorlar.
insanı elektrikten fena çarpıyor.
çarpılmak istemiyorsan eğer.
sen de vazgeç bu sevda dan.
kendine gel kaç bu aşktan.

Menekşe Gülay

Yıldırım Aşkı

İlk görüşte içim tuhaflaştı birden,
Ben de anlayamadım acaba neden,
Galiba yıldırım aşkı bu gelen,
Çarptı beni aniden.

Artık hayatımdaydın sen,
Hayallerimde sen, rüyalarımda hep sen,
Halâ kendime gelemedim ben,
Ne oluyor bana nedir bu acayip neden?

Halâ tanışamadık seninle,
Sen de olmak istemez misin benimle,
Ama biliyorum bütün hata bende,
Cesaretim yok tanışmaya seninle.

Seni başkasıyla görünce,
Veda ediyorum içimdeki sevince,
Bir gün anlayacaksın sen de,
Sevmek nasıl bir işkence.

Cem BEYAZ

Düşen Bir Çocuksa, Tutan Neden Hayat Değildir?

Keşfedilmemiş bir şiirin son kıtasındayım…/..Bulunmaya varmıyor dilim…

…..merak etmiyorum da,
giderken üşüdün mü bende(n)?
hiç düşündün mü?

oysa ben d/okuyorum şimdi
seni
tenime,
enine, boyuna,
yazıyorum
düşünmeden../..düş(ü)me!

sense çıplaksın
kelimelerini kaybetmiş bir şair kadar
terli şimdi bütün hatırlamaların…
unuttuk (mu) susmayı?
oysa yalnızız
içimiz de
ikimiz de

ki kaybolmuşluğun sesin kadar
ve bulunulmuşluğun kadar suskunluğun…
şimdi
susacak kadar kayıbız
bulunamayacak kadar vurgun….

II

bıraktım çocukluğu(mu)…/..tutulmaya gidiyorum
tut(mayın)!

yerine yenisi alınmasa da bir yüreğin?
siz yine de;
vurun umudun yelkenlisini!..
’yalnız’
ağlamayacağıma söz veremem
bağışlayın!

Aşk verirdi gidişlerin,
nefes alır
gül dikerdi her gece kapıma
dikenini batırır…
alınma sakın!
ben en çok dikenlerini sevdim
susuşlarının…

bu unuttuklarına mı direnişin?
dışına rehin bıraktığın ben miyim?
yoksa kendin mi?
bu içinden çıkan
hangi güçsüzlüğünün kavi?
Bu ne girdap!
bu ne duvar?
bu hangi rahvan gidişin bahçemde salınan?

III

…divit kokusundasın sen…/..yazmadan dağılansa ben!

mealimi kendime bıraktım…
açıklamamı sana
yağmurum!
beni tercüme edebilir misin ayrılıklara?

kaçıngan bir susuş benimkisi..
düne ufak bir bugün kaçamağı…
ağlayışlarım biraz kadınımsı…
ve sen şimdi biraz kağıdımsı…
içine damlıyorum aralıksız…
sus(a) bana!

IV

bazen söylerdin;
’düşe kalka büyürüz çocuk, hayat böyledir’
düşen bir çocuksa şimdi ’sevgili’,
tutan neden hayat değildir?

Hatice Menteş

Bilmem Neden

Bilmem Neden Bilmem neden böyle oldu
Gül olmadan goncalar soldu
Deniz gözlerine hüzün doldu
Bilmem neden böyle oldu

Bahar gelmeden kış geldi
Ayrılık hasreti yüreğimi deldi
Tek isteğim sevgiyle uzanan bir eldi
Bilmem neden bana hüzün geldi

Yeşili soldu doğanın kalmadı rengi
Bulamadım bir türlü gönlüme dengi
Ben başlatmadım kalbimdeki bu cengi
Bilmem neden gelmez gönlümün dengi

Ne güneşim kaldı ne de ayım
Tükendi sevdadan yana payım
Başladı ömrümde geri sayım
Bilmem neden boşa geçti günüm ayım

Ne dağlar dayandı, ne de yollar
Birbir geçip gitti yıllar
Ağardı bak işte saçlar
Bilmem neden dökülür gözümden yaşlar

Artık ne desem, nere gitsem
Ömrü tutup geri çeksem
Hüzün bağlarına umut eksem
Bilmem neden boşa beklesem

Bilmem neden tükendi gelecek
Kimbilir, kim bilecek
Gün gelecek ağlayan da gülecek
Bilmem neden bu can ölecek
Bunu herkes bildi, kimse bilmeyecek

Güneşimi Vurdular

dalgalar sırılsıklam, dökülmüş elleri kolları
yorgun argın, güneşi kıyıya sürüklüyorlar
kıran kırana vuruşuyor hüzün mavisi ışıkları
ıskalayan tüm kurşunlar onda karar kıldılar
çoktan gelmiş olmalıydı göğün ak kanatlıları
beni alıp götürmedi, neden bu sabah sular
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

denize düşerken gördüm aldırmıyordu insanlar
bulutların arasından yuvarlandı koya
önce burna çarptı çığlık çığlığa kayalıklar
sonra can havliyle devrildi suya
ah…bayram etti cümle balıklar
ama bir gariplik var, hiç ağlamazdı kuşlar
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

ışıktan öpücük konduruyor sahile sular
ellerim hatırassı, güneş bulaşıığı ellerim
abdest organlarımda hâlâ izi var
şafağın bitmesini boşuna beklemişim
gözlerime ne oldu, neden bir tuhaf oldular
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

ne geceler atardım önüne, hepsini de yerdi
ayrılığı felaket, yanımdayken burnuma tüterdi
eyvah ki yalnız beni değil yıldızları da kırdılar
onlarsız yapamaz, bilirim, hep koynunda yatardı
geç oldu, hâlâ anlayamadım, saati niçin sordular?
Sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular

tam alır yerinden yemiş kurşunu güneş
melekler her ahından bir cehennem yontarlar
güneş ki masum kadınların iffetine eş
göklerin maksadı ne ki kırılıyor gerdanlar
neden beni okşayan melekler uykudalar
sahi,
unutmuşum,
güneşimi vurdular.

1992-96

Mustafa İslamoğlu

müzeler haftası ile ilgili şiir

müzeler haftası ile ilgili şiirler

Müzeler

Ayasofya, Topkapı
Bir hazine, bir servet,
Dolmabahçe Sarayı
Dolaşılmalı elbet.

Soluruz nefes nefes
Geçmişi, geleceği,
Daha neler neler var
İnsanın göreceği.

Tarihi öğreniriz
Ne hoş olur gezmesi,
Sanata doyuruyor
Resim Heykel Müzesi.

İsmail Malatya

Müzelik Şiir

* Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben
* Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben
* Fikren işkencedeyim, ruhen cezadayım ben

* Korkaklığın sükûtu kol geziyor her yerde
* Sanki tek başımayım, tek kişilik mahşerde.

* Putların gölgesinde dans eder akbabalar
* Söz sokakta dolaşır, öz zindanda çabalar
* Atılan ucuz safra selâmlar, merhabalar

* En temiz topraklara gül eksem mantar biter
* Yollar sırat köprüsü, durmak düşmekten beter.

* Kaybettim mesafeyi, zamandan uzaklaştım
* Sevgi diye sarıldım, isyanla kucaklaştım
* Ne kendimden kurtuldum, ne kendime yaklaştım

* Toprağın üstü mezar, zevke dalmış ölüler
* Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler.

* Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar
* Çamur evlât doğurur taş yürekli analar
* Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar

* Koşanlar, yarışanlar.. dehşet ötesi dehşet
* Akıl karaya vurdu, gırtlağı geçti vahşet.

* Meydanlar tıklım tıklım, caddeler salkım-saçak
* Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak
* Elli tane hokkabaz, elli milyon oyuncak

* Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri
* Aferine çalışır düzenin bekçileri.

* Mülkü kazanan ayrı, tasarruf eden ayrı
* Hisseler neden farklı, hak, hukuk neden ayrı?
* Hasta yaşar deniyor, baş ile beden ayrı

* Mantık yürütmek yasak, itiraz eylemek suç
* Neşe-eğlence cinnet.. yatıp uyumak korkunç.

* Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî
* Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî
* Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî

* Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor
* Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.

* Figüran heykeller var kül tablası boyunda
* Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda
* İşlenen her günaha kurtta ortak, koyun da

* Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım
* Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.

(Abdurrahim Karakoç)

Antik Eserler
Bütün antik eserler,
Toplamdar müzede.
Tüm turistler gezerde,
Döviz kalır bize de.

Türkiye’m bu yönüyle,
Her yeri bir şaheser.
Seyreder beğeniyle,
Gezen bütün turistler.

Kıymetini bilmeli,
Tarihi eserlerin.
Gezilip görülmeli,
Her yeri müzelerin.

Tarihi eserleri,
Müzelere verelim.
Ülkeyi gezenleri,
Müzeye götürelim.

Tarih, kültür ve sanat,
Hepsi onda toplanır.
Hazine onlar fakat,
Müzelerde saklanır.

Kasım KAPLAN

Hazinedir Müzeler
Bir hazinedir müze,
Bilgiler verir bize.
Tarihi aydınlatır,
Gerçekleri anlatır.

Nice antik eserler,
Heykeller ve resimler.
Hepsi müzede yatar,
Geçmişe ışık tutar.

Çok şehirde müze var,
Tarihi eser arar.
Bulununca eserler
Onları incelerler

Kayıtları tutulur
Müzelere koyulur.
Tarihi belirtilir,
Orda teşhis edilir.

Ülkeler tarihiyle,
Eski eserleriyle.
Kazanır değer, kıymet,
İşte bu medeniyet..

Kasım KAPLAN

Müze
Tarih, sanat, kültürün,hazinesidir müze.
En gerçek bilgileri,o verir hepimize.

Onunla aydınlanır,en eski uygarlıklar.
Orada sergilenir,çok değerli varlıklar.

Müzeleri gezmeyi,hiç ihmal etmeyelim.
Bilgimize yepyeni, bilgiler ekleyelim.

Antik eser bulursak, verelim müzelere.
Tarihi hazinemiz, ün salsın ülkelere.

Tarihi eserleri,özenle koruyalım.
Turisti çektiğini, her an hatırlayalım.

Her turist, yurdumuzun,döviz, reklam kaynağı.
Onu hoşnut tutalım,gezsin denizi, dağı.

Böylece, hem tanınır,hem de gelir sağlarız;
Dünyayı ülkemize,sevgilerle bağlarız.

Naim YALNIZ

Müzeci
Her ulusun tarihi
Müzelerinde yatar
Çok yaşasın o güzelim
Müzeleri oluşturanlar.

Oralarda sergilenenlere
Sadece bakmak değil erek
Baktıklarımızı görebilmemiz gerek.

Müzelerdir geçmişimizi sergileyen
Unutmayalım
Geçmişi olmayanın
Geleceği de olamaz.
Bizim geçmişimiz de
Geleceğimiz de var
Geleceğimiz gençlerimizin
Ellerinde büyüyor.

Fevzi Günenç

Babalar İle İlgili Şiir

Babalar İle İlgili Şiir
Babalar İle İlgili Şiirler
Baba Şiirleri

Bir Babanın Dilinden

Baba olmak, dağ gibi
Baba olmak, gönlü saray gibi
Baba olmak, her derde şifa gibi
Baba olmak, bir rüya gibi

Baba olmak, değildir cismi
Baba olmak, değildir resmi
Duyulunca, evde ismi
Kucağına atlamal,ı çocukların her birisi

Baba rahmet
Baba merhamet
Baba aş, baba ekmek
Babaya düşer, çile çekmek

Baba koruyucu
Baba kollayıcı
Baba dert, baba acı
Baba tüm dertlerin tek ilacı

Baba huzur
Baba bereket
Baba eli nasırlı
Babanın kalbi yumuşak

Hikmet Baba

Hikmet baba Hikmet baba
Bu ne hiddet himmet baba
Yıllardır bu can feda sana
Böyle gitmez Hikmet baba
Hikmet baba himmet baba

Sen konuştun ben hep sustum
Yedin içtin hep kan kustun
Sen vurdukça ben hep pustum
Böyle gitmez Hikmet baba
Hikmet baba himmet baba

Kemer sıktım inandım sana
Katık; bir bardak çay bir sigara
Sabrım taştı taşacak ha
Böyle gitmez Hikmet baba
Hikmet baba himmet baba

Bu düşmanlık neden bana
Kafirlik mi var soyunda
Bıçak kemiğe dayandı ha
Böyle gitmez Hikmet baba
Hikmet baba himmet baba

Kutsal saydım memleketi
Hem vatanı hem milleti
Düşünmedim ihaneti
Böyle gitmez Hikmet baba
Hikmet baba himmet baba


Baba

Sevgisiz çıkarsan hayat yoluna
Dünyada tek başına kalırsın baba
Unutma ki bizler hep biriz
Birlikten güç doğarmış baba

Karanlık yüreğinin efendisi olmuş
Bizi karanlığa neden sokarsın baba
Yüreğin korkuyla beslenir olmuş
Bizi neden korkutursun baba

Neden bu şiddet bu celal
Biz sana ne yaptık ki baba
Her zaman kanımız sana helal
Bizi neden yaraladın ki baba

Bunca yıl umutla bekledik
Umutlarımız acıyla söndü baba
Ufacık gülüşüne bile sevinirdik
Artık bize gülmez oldun baba

Baba şefkati nedir bilmez misin
Bunu neden bize çok görürsün baba
Dayanışma nedir bilmez misin
Neden hiç yanımızda değilsin baba

Baba olmaya hiç çalışmadın
Aldırış bile etmedin baba
Sende alıp başını gidersen bir gün
Kin nefret ayırmasın bizi baba

Hastahane içinde

Hastahane içinde
Cadı kazanı.
Kaynar ha baba
Kaynar ha baba
Kaynar ha baba.

Hastahane içinde
Hasret ocağı
Tüter ha baba,
Tüter ha baba,
Tüter ha baba.

Hastahane içinde
Acı çomağı,
Batar ha baba,
Batar ha baba,
Batar ha baba.

Hastahane içinde
Bir günah yumağı,
Allah de baba
Allah de baba
Allah de baba.

Hastahane içinde
Sabır duası, şükür duası
Dile ha baba,
Dile ha baba,
Dile ha baba.

Hastahane içinde
Sen benden dertli, ben senden dertli
Dert çok ha baba,
Dert çok ha baba
Dert çok ha baba.

Hastahane içinde
Bir kimsesizlik, bir yokluk
Tövbe de baba,
Tövbe de baba
Tövbe de baba.

Hastahane içinde
Gözyaşları acı bir çeşme,
Akar ha baba,
Akar ha baba,
Akar ha baba.

Hastahane içinde
Çok deli dumrul eli sopalı.
Sallar ha baba
Sallar ha baba
Sallar ha baba.

Hastahane içinde
Kutlu Ozan’da kalem
Yazar ha baba
Yazar ha baba
Yazar ha baba.

Baba tut elimden
Beni çocukluğuma götür hadi…

O küçük kıza götür beni baba
Götür bir daha gelmeyeyim…

Tut ellerimden baba tut
Uçurumun kenarındayım…
İtildim, düştüm düşeceğim!

Baba yüreğim alazlarda
Yandı! yanıyor!

Sevda çöl dedin… dikkat et dedin
Bir an için unuttum bana, sevdim
Şimdi çöl ortasında yalnızlığımla susuyorum mutluluğa

Baba tut elimden
Beni çocukluğuma götür hadi…

Acılar şımartmasın beni artık
Sen şımart!

Uzaktaki hayaller…

İhanet ile ilgili şiir şiirler

İhanet Şiirleri
İhanetle İlgili Şiirler
İhanet Konulu Şiirler

İhanet

Sırtıma saplanan bu kanlı hançer
Bedenden ziyade cana ihanet
Sanma hiç acısı gün gelir geçer
Var olduğum her bir âna ihanet

Cümle anıların boynu hep bükük
Candan çok sevene reva mı bu yük?
Ettiğin kötülük o kadar büyük
Bugüne yarına düne ihanet

Şiirlerle ettim her iltifatı
Vefasız vicdanın ne kadar katı
Adının önünde hain sıfatı
İhanet derim ben buna ihanet

Senden bu boynumu büken karanlık
Gözümden bunca yaş döken karanlık
Sayende bahtıma çöken karanlık
Ufuktan doğacak güne ihanet

Hasan’a cezadır seninle cennet
Aklımı yitirip geçirsem cinnet
Sen gibi kalleşe eylemem mihnet
İhanet ettin sen bana ihanet

Hasan Hüseyin Yılmaz

İHANETİN YÜZÜ

Yapamıyorum ne sensiz bu şehirde
Nede seninle olamıyorum
Dar gelir oldu her yer
Duvarlar üstüme üstüme geliyor
Korkunç bir rüya sonrası kaçar olmuşum herkesten
Seni yüz üstü bırakıp gitmek istemezdim
Elimde değil seni sevsem de
Seninle olamam…
Nedenler girdi araya bir kere
Çünküler le başlayan cümleler
Ne kadar aşk olsa da bu sevdanın adı
Yaşananlar aşk olmadıktan sonra
Yürüyemez oldum aramızdaki ince çizgiden sonra
Her adım ihanet kokuyordu
Güller bile kırgındı bana
Neden? Diyordu her seferinde
Bazen yüreğim hesap soruyordu
Her şey hesapsızdı
Birden bire oluverdi
Seni sevmem gibi
İhanetimde birden bire oluverdi
Gözlerine bakıp artık seni seviyorum diyemem
Bile bile hayallerinle oynayamam
Bu aşk için tek kurtuluş ayrılık
Neden diye sorma
Çünkü,cevap verecek cesarete sahip değilim
İhanetin diğer yüzünü
Anlatamam

Akarsuya Bırakılan Mektup Sözleri

Akarsuya Bırakılan Mektup şiiri
Akarsuya Bırakılan Mektup şiirinin Sözleri
Akarsuya Bırakılan Mektup Hasan Hüseyin Korkmazgil

Akarsuya Bırakılan Mektup

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu-

gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az öceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil