Uğurlu sözler

Sen Benim uğurumsun Sen benim Şanssız Hayatımdaki uğur böceğimsin bebeğim..

Hatalarla geçmiş ömrümün en sonunda uğurlu bir insanı bulması beni çok mutlu ediyor iyiki varsın uğurlum benim..

Senin Adın Gibi Hayatıma uğur veriyorsun Kalbim Adınla Uğurlu Şimdi Hayatımda Senin Sayende Süper Aşkım benim uğurum..

Uğurlar Olsun Sevgilim uğurlar Olsun Sana Sen benim tej uğurumsun inan buna.

iLk Önce Yaradanıma Şükrediyorum bana Senin gibi Hayırlı Bir insanı Çıkarttığı için karşıma, Ve Şansıma Dua Ediyorum Bozulmasın uğurunla Hayatta Kalmak istiyorum bebeğim.

sen benim umudumsun sen benim ugurumsun seni bırakıp gidemem ben sende doğdum sende biterim bebeğim.

karamsar hayatımda bir ışıksın sen uğur böceğimsin sen benim ışık saçıyorsun ufacık dünyama büyük ışıklar veriyorsun bebeğim.

Bugün Dua Ediyorum ikimiz için Seni Seviyorum ve Dualarımı uğurumun bozulmaması için Şükrediyorum ALLAHıma…

Bir renk Seçtim ikimiz için Beyaz! ikimizin rengi Olsun Kalbin Ve Duyguların Gibi Saf beyaz Ve Sadece benim uğurum..

Seni Düşünüyorum herzaman, Kötü Zamanlarımda Seni Düşünüp İşlerimi yoluna Sokuyorum herzaman Sen benim gerçekten Uğurumsun Aşkım..

Atamam Hayatıma Bilinmeyen bir gelecege sen olursan düşünmem giderim ölüme bile zaten hayatım senin sayende gülüyor bana sen benim tek uğurumsun bu dünyada.

Sen tek Değilsin Bunu biL herzaman benimlesin! Sen Şanssız Değilsin Sen Benim uğurumsun…

Seninle gülüp ağlamayı seviyorum seninle şanssızlıklara küsüp yeni şanslar aramayı seviyorum sen benim uğurlumsun…

hayata inancım kalmamışken Buldum Seni geleceğe Dair Sözlerinle hayel kurdum Dünyamda Şimdi Yaşıyorum nefes Alıyorum Adınla Sen Benim uğurumsun bunu unutma…

Çok Değil Az Zaman önce Şansımı kaybettim kaldım Dünyada Kör Talihimle Şimdi Buldum Seni kaybetmek istemiyorum uğurum Ol istiyorum..

Dualarım ALLAHIMA Sevgim Herzaman Sana Olucak ALLAHIM dualarımı kabul etsin Seninde Sevgin Bana Karşı Hiç Bitmesin Birtanem uğurum benim..

Okadar şanslıyımki Seni buldum ya Artık gerisi yalan bana Bu hayatta Sen Bana Şans uğur getiriyorsun yanımda Olduğun zamanlarda birtanem.

negatif Enerjiyi Atıyorum üzerimden Seninle Pozitif Bir Hayata Başlıyorum güzel ve uğurlu günler bizi bekliyor aşkım..

Çapkınlar için Sözler

Çapkınlar için Sözler
Erkek: Bana isminizi bağışlarmısınız?
Kadin: Neden? Sizin yok mu?

Erkek: Size bir içki ısmarlayabilirmiyim?
Kadin: Aslinda içkinin parasını direk alsam daha iyi olur.

Erkek: Ben bir fotoğraçıyım ve ne zamandir sizinki gibi bir yüz ariyordum.
Kadin: Ben de estetik cerrahim ve ne zamandir sizinki gibi bir yüz ariyordum.

Erkek: Sanirim sizinle daha önce bir kez çıkmıştık ya da iki kez
Kadin: Sadece bir kez çıkmış olabiliriz, çünkü ayni hatayi ikinci kez yapmam.

Erkek: Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsunuz?
Kadin: Sanirim doğarken sizin payinizi da ben almışım

Erkek: Bu cumartesi benimle çikarmısınız?
Kadin: Üzgünüm, bu cumartesi başım ağrıyor.

Erkek: Birçok erkeğin basini döndürüyor olmalısınız?
Kadin: Siz de birçok kadinin midesini bulandiriyor olmalisiniz.

Erkek: Sizi çok mutlu edebilirim.
Kadin: Nasıl gidiyormusunuz?

Erkek: Size evlenme teklif etsem, ne cevap verirdiniz?
Kadin: Bir sey diyemezdim muhtemelen, çünkü gülerken konusamam.

Erkek: Sizi sinemaya davet edebilir miyim?
Kadin: Ben o filmi gördüm.

Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadin: Sizden saklaniyordum.

Erkek: Hayatim boyunca neredeydiniz?
Kadin: Hayatinizin geri kalaninda da olacağım yer rüyalarınızdır.

Erkek: Sizi daha önce bir yerde görmüş gibiyim?
Kadin: Evet, o yüzden artik oraya gitmiyorum.

Erkek: Bu koltuk bos mu?
Kadin: Evet, ama oturursaniz bu boşalacak.

Erkek: Ne ile mesgulsünüz?
Kadin: Kadin taklidi yapiyorum.

Erkek: Sizi çıplak görebilseydim çok mutlu ölürdüm herhalde.
Kadin: Ben sizi çıplak görseydim gülmekten ölürdüm herhalde

RampaLarın UstasIyIm Gözlerinin HastasıyIm…

Bir Sana Bakarım Bir Hayaline Dalarım Güzelim…

Seni Bugun Gördüm Bugün Hayata Döndüm…

Takarım Senin Gibi Hatunu Koluma Çıkarım Caddeye Olurum 10 Numara..

Facebook’ta şok ayrılık

Kurucu ortaklardan Dustin Moskovitz Facebook’tan ayrılıyor. Hedefinde yeni bir sosyal ağ kurmak var.

Facebook’un kurucu ortaklarından biri olan ve aynı zamanda mühendislik eğitimi alan Dustin Moskovitz, dünyanın büyük ilgi gösterdiği ve adeta günümüzde artık bir fenomen halini alan Facebook’u bırakmaya karar verdi.

Moskovitz’in Facebook’tan ayrılmasının nedeni net olarak bilinmezken, bazı kaynaklar Moskovitz’in yeni bir sosyal ağ üzerinde çalışma yürüteceğini iddia ediyor.

Moskovitz, bilindiği gibi Mark Zuckberg ile birlikte Harvard Üniversitesi’nde öğrenci oldukları dönemde Facebook ağını kurmuştu. Facebook’tan tek başına ayrılmayacak olan Moskovitz, daha önce Google’dan Facebook’a transfer olan şirketin mühendislik yöneticisi Justin Rosenstein ile birlikte yaklaşık bir ay içinde Facebook’la yollarını ayıracak.

Facebook’tan ayrılacak olmanın kendisini üzdüğünü belirten Rosenstein, yeni hedefleri için bu ayrılığın gerekli olduğunun altını çizdi.

Facebook hesabım çalındı ne yapmalıyım?

Facebook hesabımın şifresi kırıldı,
Facebook Hesabım şifresi çalındı,
Facebook hesabım hacklendi,
facebook Hesabım ele geçirildi,
ne yapmalıyım diyorsanız bu yazıyı okuyunuz.

Eğer Facebook hesabınıza giriş yapamıyorsanız önce giriş sayfasındaki “Şifreni mi Unuttun” bağlantısına tıklayın. Hesabınıza giriş yaparken kullandığınız e-posta adresine bir e-posta gönderilecektir. Eğer bu e-posta gelmiyorsa, e-postanızın “Gereksiz”/ İstenmeyen mesajlar / Spam vs. dosyasını veya filtresine iyice bir göz attın, zira bazı e-posta hizmetleri bu mesajları yanlışlıkla ayıklayabiliyor.

Ama e-postam da çalındı?

Bu sıkça görülen bir senaryo. Öncelikle bir endişe ile alakasız e-posta adreslerine e-postalar atmanızın sorunun çözümlenmesini geciktireceğini unutmayın ve şu adımları takip edin.

1) İletişim güvenliğini sağlayın

Herşeyden önce şunu hatırlayın: Hesaplarınız çalındıysa ya birisi şifrelerinizi veya e-postanızın güvenlik sorusunu tahmin etmiştir, ya da bilgisayarınıza kötü amaçlı bir yazılım (virüs, truva atı, keylogger vs.) yüklenmiştir. Bu nedenle ya önce detaylı bir anti-virus programı çalıştırın, ya da bu yapılırken iletişim için başka bir bilgisayar kullanın.

2) İletişim için size ait yeni bir e-posta edinin

Facebook güvenlik nedenleriyle onlarla sadece size ait bir e-posta hesabından şahsen iletişime geçmenizi isteyecektir. Arkadaşlarınıza ait bir e-postadan iletişim kurmanız durumun çözülmesini geciktirecektir.

Hotmail, Yahoo, Gmail gibi hizmetlerden birinden yeni bir e-posta adresi alın.

3) İlgili iletişim forumunu dikkatlice doldurun

Öncelikle başka bir hesapla Facebook’a giriş yaptıysanız, çıkış yaptığınızdan emin olun.
Sonra bu konuyla ilgili iletişim formunu doldurun (buraya tıklayarak erişebilirsiniz).
Lütfen şu örnek doldurulmuş forma göz attığınızdan emin olun.

Treasure Isle Oyunu Nasıl Oynanır?

Facebook Treasure Isle Oyunu
Facebook Treasure Isle Nasıl Oynanır?
Facebook Treasure Isle Oyunu Nasıl Oynanır?

Facebook oyunlarından Treasure Isle Oyunu nasıl oynanır?

Treasure Isle Oyununundan az bahsedecek olursak Treasure Isle hazine adasıdır.Oyun bir hazine adasında geçiyor.Sizde hazine adasında definecisiniz.Adayı sizler dekore ediyorsunuz.Kayıp hazineleri,değerli eşyaları,barınman için gerekli olan şeyleri keşfet,kur,tasarla. En maceracı hazineci sen ol.Komşu adalara da yelken ile gidebilirsin.Ada da bilinmeyen ve daha önce hiç keşfedilmemiş yerleri sen keşfet ve maceraya tam gaz devam et.Adanı da kafana göre dekore et…

Aşka Dair_şiir

DUA

Senin ak alnından gök gözlerinden
Önce dallar sonra yapraklar öpsün.
Eğilsin yıldızlar tutsun elinden
Gecelerden sonra şafaklar öpsün.

Aşk diyorlar en mukaddes hayale
Ve sen de düşesin o sonsuz hale
Hazdan dudakların olsun bir lale
Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim
Yaşamanın öz suyusun bir içim
Olanca suların sağlığı için
Seni her gün göller, ırmaklar öpsün.

Kumral saçlarında nisan yağmuru
Yazın ak yüzünden gölgenin moru
Ağzından en serin, hem de en duru
Kayalardan akan kaynaklar öpsün.

Çimenler okşasın ayaklarını
Çiçekler koklasın parmaklarını
Ben öpmeden önce yanaklarını
Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün.

Kıskançlık çakılı kazıktır serde
Bölünsün bu rüya en tatlı yerde
Seni canlı kullar öpmesinler de
Kefenler sarılsın, topraklar öpsün.
A.Karakoç


Atilla İlhan Sana Ne Yaptılar…

sana ne yaptılar

sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin

Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında

Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin

Seni görür görmez özgürlüğümden utandım

Söyle ne içersin, çay mı kahve mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Saçların uzundu, omuzlarına akardı

Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından

Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın

Gülerdin, içimize aylar doğardı

Görünmez dağların arkasından

Eski gülümsemeni beyhude aradım

O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Bir çay içer misin, yoksa kahve mi

Kibritim yok, demek cigaraya başladın

Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var

Böyle bir kız değildin sen eskiden

Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?

Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

atilla ilhan(üstad)

Bulutlar Ağlamış

Elma şekeri tadında sevdalarım
Önce ağzına değer
Hafif boğazın yanar
Aama çok hoşuna gider
Tıpkı benim seni sevmem gibi
Önce yanarsın
Sonra bakarsın
Ama durmadan ağlarsın
Söylediği her söze eksiksiz kanarsın
Tıpkı elma şekeri gibi
Ağzında ve kalbinde iz bırakır

alntı

can dündar’dan

İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu,
ateşin yaktığını…
Sevgisizliğin insanın canını acıttığını…
Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor.
Her şey ona çok büyük görünüyor:
Ev, masa, anne, baba…
10´una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla
öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda
kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.
15´inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden,
değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor.
Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği
odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını
hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her
türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor. Yine de seviyor;
ille seviyor, inadına seviyor.
20´sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor. Her şey ona küçük
görünüyor:
Ev, masa, anne, baba…
“Dünya küçükmüş; büyük olan benim” efelenmeleri başlıyor. Lakin dünya bunu
bilmiyor.
25´inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor.
Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp
grileşiyor.
Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden
vurularak evleniyor genelde… 5 yıl önce uzak bir ülke olan “istikbal”,
daha yakına geliyor. “Bir denizde yangın çıkarma” hayali erteleniyor.
“Dünya zor”laşıyor.30´unda muhasebeye başlıyor insan:
“Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum”
dönemi…
Mevcut bilgilerin sorgu yeri…
Kuşkunun beyliği…Tehlikeli yaşlar: “Bunun nesine hayran oldum ki ben”
pişmanlıkları, “Hakkımı yediler” sızlanmaları, sırta saplanan hançerler,
çelmeler, dost kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyor insanı…
35, yolun yarısı…
Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda
uyanmadan 20´sine gelenler için gecikmiş telafi çağları…
Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan
yaşlar… Olgunluğun karasuları…
40´ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri yaşlanıp
ölmeye başladığında bocalıyor insan…
Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor, erkekleri araba galerilerine; ve
ikisini birden yeni sevda hayallerine…
Yiten gençliğe, boyalı saçlarla, içe çekilen karınlarla, kırmızı arabalarla
çare aranıyor.
45´inde “istikbal” denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan…
Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor. Eski
dostlar, hatıralar kıymete biniyor.
Didişmenin yerini sükûnet, böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini
merhamet alıyor. “Keşke”ler “iyi ki”lerle, hırslar hazlarla yer
değiştiriyor.
Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten
vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara sıra…
Genellenemez tabii; bunlar benim yaşlarım.
Sonrasını bilmiyorum henüz; öğrendikçe yazarım.

Can DÜNDAR

Aşık Olmadan Önce Bir Düşün

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark
edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Yasamak güzel.” “Bos ver, her şey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin… Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler
başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin… Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,
kaçacaksın… Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için
direneceksin… Hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek
isteyeceksin. Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana
sarılmak isteyeceksin Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark
edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla… Yüreğin burkulacak…
Canin yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret
edeceksin… Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir aninin olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…

Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karsılaşmak umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…

Gel gitler içinde yasayacaksın…
Buna yasamak denirse…
Razı mısın bütün bunlara…
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…

O Halde Aşık Olabilirsin

Can DÜNDAR …

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.

18.02.1945

Nazım Hikmet Ran

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Seçtiğim şiirlerden diğeri.. Bakalım beğencek misiniz? Kulak tıkayabilirsiniz..

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

Nazım Hikmet

Temizlik şiirleri temizlik şiirler

temizlik ile ilgili şiir,temizlik konulu şiirler, temizlikle ilgili şiir, temizlik hakkında şiirler

Temiz Olmak Şiir

Sabah erken kalkalım
Tertemiz el yüz yıkayalım
Temiz olmak çok güzel
Bunun tadına varalım.

Alışalım her zaman buna
Yemekten önce ve sonra yıkamaya
Temizlik huzur verir insana
Temiz olup tadına varalım.


Adnan KIZILTOPRAK

TEMİZLİK ŞİİR

Yüzü gözü karışık,
Kire pasa alışık,
Hem pasaklı, yılışık
Çocukları sevemem.

Böyle işe gelemem!
Çocuk olur temiz pak,
Çirkindir gözde apak,
Bir kerecik bana bak;

Türk çocuğu temizdir.
Vazoda bir filizdir,
Onun için bendeniz
Pek temizim, pek temiz.

Aka GÜNDÜZ

MİKROP

Pis yerleri seversin,
Temizlikten kaçarsın,
İnsanların başına
Ne hastalık açarsın.

Seni yok etmek için,
İçeriz çok çok ilaç,
İşin yoksa bizlere
Sen durmadan korku saç.

DİŞLER

Her sabah uyanınca,
Ben bilirim işlerimi,
Yüzümü sabunlarım
Fırçalarım dişlerimi.

Hiç ağrı çürük yok,
İnci gibi dişlerim,
Boş yere ceplerimde,
Beklemez yemişlerim.

Galip Naşit ARI

YIKANMA

Leğene girdi mi Mine
Kendini ördek sanır
Annesi verir süngeri eline
Hiç ağlamadan yıkanır.

Her yıkanışında Mine
Biraz daha küçülür leğen
Leğen mi küçülür dersiniz
Yoksa Mine mi büyür?

Rıfat ILGAZ

Mikrop

Ne mikrop şeysin sen mikrop…

Hangi yerde olduğuna bakmadan
küçücüksün diye önem vermedim
ellerimi yıkamadan yemek yedim
sen bunu fırsat bildin
Bedenime giriverdin.

Bundan böyle ellerimi
yemekten önce de sonra da
iyicene yıkarsam…

dişlerimi fırçalar
sık sık banyo yaparsam…

aşıdan iğneden kaçmaz
ilacımı alırsam…

Saçlarımı tarayıp
tırnağımı kesersem
olurum şen ve esen.

İşte o zaman canım
gününü görürsen sen!

Fevzi Günenç

Vatan sevgisi şiirleri

vatan sevgisi şiirleri kısa,
vatan sevgisi hakkında şiirler,
vatan sevgisini anlatan şiirler

Vatan Sevgisi

Bu vatan sevgisi var ya, vatan sevgisi,
Hiçbir şeye benzemiyor.
Bazen ana oluyor Anadolu’da
Bazen baba oluyor ata yurdunda.

Ah bu vatan sevgisi,
Hep ileride hep önde,
Bir bakarsınız bir yetimin,
Bir bakarsınız şehidin gözlerinde.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Kan olup dolaşıyor damarlarımda.
Bazen fatiha oluyor dudaklarımda
Bazen bir hilâl, ay yıldızlı bayrağımda.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Ana kuzusu gibi, kınalı kuzular,
Bu yüzden ki, Sakarya’da Çanakkale’de
Yedi düvele karşı koydular.

Ah bu vatan sevgisi,
Sevgilerin en iyisi,
Can içinde can,
Önce Vatan, önce Vatan.

cihan bozoklu

BU VATAN BİZİMDİR

Şehitler yurdu’dur cennet Vatanım,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak
Korkma sönmez dilimdeki destanım,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Tarih’in içinden gelen ses benim,
Gel deyip çağıran şu nefes benim,
Uğrunda şehitlik var heves benim,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Candan bağlanmışız Şahlar Şahına,
Doğuştan neferiz karargâhına,
Dönmeyiz baş koyduk güzergâhına,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Vatan dedik namus dedik ar dedik,
Ana dedik, bacı dedik yâr dedik,
Şerefle ölmeği cana kâr dedik,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

ALLAH nidasıyla oluşan ahenk,
Yükseldi sesimiz yerden arşa dek,
Cihanda bulunmaz Vatanıma denk,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak

Her zerre toprakta ecdat izi var,
Bayrağa kan verdik renkte özü var,
Ereninin daha nice sözü var,
Bu Vatan bizimdir bizim kalacak
Mehmet EREN

ÖNCE VATAN

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum,
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Bir elimde silah birinde kuran,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Gözümü kırparda durursam beri,
Korkarda bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olurmu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum

Sedat KOCABEY

vatan sevgisi ile ilgili şiir

Vatan şiiri
Vatan sevgisi şiiri
Vatan sevgisiyle ilgili şiirler

ÖNCE VATAN

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum,
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Bir elimde silah birinde kuran,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Gözümü kırparda durursam beri,
Korkarda bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olurmu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Sedat KOCABEY

VATAN SEVGİSİ
Bu vatan sevgisi var ya, vatan sevgisi,
Hiçbir şeye benzemiyor.
Bazen ana oluyor Anadolu’da
Bazen baba oluyor ata yurdunda.

Ah bu vatan sevgisi,
Hep ileride hep önde,
Bir bakarsınız bir yetimin,
Bir bakarsınız şehidin gözlerinde.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Kan olup dolaşıyor damarlarımda.
Bazen fatiha oluyor dudaklarımda
Bazen bir hilâl, ay yıldızlı bayrağımda.

Bu vatan sevgisi var ya vatan sevgisi,
Ana kuzusu gibi, kınalı kuzular,
Bu yüzden ki, Sakarya’da Çanakkale’de
Yedi düvele karşı koydular.

Ah bu vatan sevgisi,
Sevgilerin en iyisi,
Can içinde can,
Önce Vatan, önce Vatan.
Mehmet Şükrü Baş

BU vatan BİZİMDİR

Şehitler yurdu’dur cennet Vatanım,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.
Korkma sönmez dilimdeki destanım,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Tarih’in içinden gelen ses benim,
Gel deyip çağıran şu nefes benim,
Uğrunda şehitlik var heves benim,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Candan bağlanmışız Şahlar Şahına,
Doğuştan neferiz karargâhına,
Dönmeyiz baş koyduk güzergâhına,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Vatan dedik namus dedik ar dedik,
Ana dedik, bacı dedik yâr dedik,
Şerefle ölmeği cana kâr dedik,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

ALLAH nidasıyla oluşan ahenk,
Yükseldi sesimiz yerden arşa dek,
Cihanda bulunmaz Vatanıma denk,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.

Her zerre toprakta ecdat izi var,
Bayrağa kan verdik renkte özü var,
Ereninin daha nice sözü var,
Bu vatan bizimdir bizim kalacak.
Mehmet EREN

BEN BU vatan İÇİN ŞEHİT OLDUM ANA

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Basma ne olur yüreğine mezar taşlarını
Ağlayıp ta güldürme düşmanlarımı
Yolma sakın o ak düşmüş saçlarını

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Yurdumda gezdirmesinler diye kirli ellerini
Kirletmesinler benim vatanımı
Gerçekleştirmesinler düşmanlarım emellerini

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Bizim için şehit olanlar gibi, Sakarya da
Benim gibi, canı pahasına direnenler
Destan yazmadı mı Çanakkale de, Kütahya da

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Almadı düşmanımın bin kurşunu bedenimden canımı
Yurduma ihanet edenin değerse bir kurşunu
Akıtıverir o zaman bu yaramdan kanımı

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Şu yurdumun her karış toprağında
Tomurcuk tomurcuk sevgi gülleri açsın diye
Kelebekler uçsun konsun diye her bir yaprağında

Hasan YÜKSEL

küresel ısınma ile ilgili şiir

Küresel Isınma Hakkında Şiirler
Küresel Isınma Konulu Şiir
Küresel Isınmayla İlgili Şiir

KÜRESEL ISINMA

Elleriyle soğutup dondurduğu ruhuna
Medet beklediği şu ısınan küreyi de
Bu hâle getirendir kaprisleri uğruna…
İnsanın beyni gibi bencildir yüreği de…

Yarattığın ejderden bu ne korku,bu telaş?
Atomun patlayacak,küren seni yakacak…
Sen sanal dünyalara bilgisayarla ulaş…
İnsanlık ilk ânını tekrardan yaşayacak…

Alper Kürük

KÜRESEL ISINMA

Küresel ısınmayla,
Başımız dertte.
Dünya’yı bir daha,
Göreceğimiz belli değil.

Sular tükeniyor,
Buzullar eriyor.
Penguenler yok oluyor,
Küresel ısınmayla başımız dertte.

Ne zaman su görsem,
İçim acıyor.
Bu sular nasıl tükeniyor?
Küresel ısınmayla başımız dertte.

Bu suları,
Biz tüketiyoruz.
Biz bitiriyoruz.
Küresel ısınmayla başımız dertte…

Aylin ATEŞ.

Küresel ısınma

Ne gönüllerde ilham, ne gözler de gözyaşı
Kuruttun dünyâmızı, âh küresel ısınma!
Yağmurumuz kesildi, göllerimiz kurudu…
Önce hormon, sonra sen; vâh küresel ısınma!

Aslında sebep biziz; dâvet ettik âdetâ…
Defol git diyebilsek, dêh küresel ısınma!
Kurumadık bir sevgi… kırıntı içimizde
Dönersek insanlığa; yôk küresel ısınma!

Çekil git dünyâmızdan, dostlarınla beraber!
Seni şutlayacağız… top… küresel ısınma
Yeter artık ettiğin, sıcaklardan kavrulduk
Sana diyorum sana, hôp küresel ısınma!

Hasbi Tanrıverdi

Türk Dil Bayramı Şiirleri

Türk diliyle ilgili şiirler, Türk Dil Bayramıyla ilgili şiirler, Türk Dil Bayramı şiiri

TÜRKÇEMİZ

Çok küçük yaştan beri
Bir dil konuşuyoruz,
Bu dil bizim varımız
Onu çok seviyoruz.

Çağlar boyu ne oldu
Dilimiz unutuldu,
Atatürk’ün emriyle
Güzel Türkçe kuruldu.

Annemiz bize güldü
Bu dilin gücü ile
Acımız sevincimiz
Anlam buldu bu dille.

Atıldı dilimizden
Güzel olmayan sözler,
Yeni alfabemizle
Tüm ulus okuryazar.

Türkçeyi sevmeliyiz
Anadilimizdir o,
Güzel kullanmalıyız
Bizi biz yapandır o.

Sait KIRKGÖZLÜ

Türkçe konuşalım türkçe!

Oynanmasın lisanımla
Oynanmasın insanımla
Gece gündüz her anım la
Meşgalemdir gündüz gece
Her kelime hece hece
Türkçe konuşalım Türkçe

İki dil iki insanmış
Bazıları böyle sanmış
Biri Hans biri Hasanmış
Biri cüce biri yüce
Adam gibi Türk ol önce
Türkçe konuşalım Türkçe

Türkçe benim anadilim
Yok olmasın dilim dilim
Canım,cananım, sevgilim
Hem manaca hem şekilce
Denebilir hangi dilce?
Türkçe konuşalım Türkçe

Türkçe benim anadilim
Sahip çıktım sana dilim
Gönlüm senden yana dilim
Dinle, kültürüm iç ice
Kayıp eden hâli nice
Türkçe konuşalım Türkçe

Mikdat der ki sanat dilim
Din, kültüre kanat dilim
Bir çoğuna inat dilim
Önce Türkçe, sonra Türkçe
Savunurum seni Türkçe
Türkçe konuşalım Türkçe!

Mikdat Bal

LİSAN

Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize,
İstanbul konuşması,
En saf , en ince bize.

Lisanda sayılır öz,
Herkesin bildiği söz,
Manası anlaşılan,
Lügate* atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş Türkçedir,
Eski köke tapmayız.

Açık sözle kalmalı,
Fikre ışık salmalı,
Müteradif* sözlerden,
Türkçesini almalı.

Yeni sözler gerekse,
Bunda uy herkese,
Halkın söz yaratmada,
Yollarını benimse.

Türklüğün vicdanı bir,
Dini bir, vatanı bir,
Fakat hepsi ayrılır,
Olmasa lisanı bir…

Ziya Gökalp

GÜZEL TÜRKÇEM

Düşünceyi, duyguyu
Anlayan, duyan sensin.
Sevgileri, saygıyı
Kalplere yayan sensin.

Her gerçeği öğreten
Öğretmensin bize sen.
Acıları söyleten
Dertleri sayan sensin.

Emirleri buyuran,
Sevinçleri duyuran,
Medeniyetler kuran,
Meydana koyan sensin.

Sözün kılınçtan keskin,
Gücün şimşekten çetin,
Dile gelir nefret, kin,
En açık beyan sensin.

Tarihimi nakleden,
Zafere uçup giden,
Millete yol gösteren,
Ruhuma uyan sensin.

İ.Hakkı TALAS

Efe’nin Öldüğünde okuduğu şiir

kavak yelleri 153.bölümde efenin okuduğu şiir, efenin öldüğünde okuduğu şiir

Kavak Yellerinde Efe’nin öldüğü sahnede okuduğu bir şiir vardı. Şiir Nazım Hikmet Ran’a ait.

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

Ölüm Şiirleri Ünlü Şairler

Ünlü Şairlerin Ölüm Şiirleri
ünlülerin ölüm şiirleri
şairlerden ölüm şiirleri

Ölümün sırrı

Ölümün sırrını sordum bir gence
Güldü de bu ani suale önce
Ölüm dedi, ölüm bir hiçtir bence
Gençliğimi yalnız aşk ile ördüm

Rast geldim ak saçlı bir ihtiyara
Lanetler ederdi bir eski yare
Sorunca ölümü dedi bir çare
Çünkü rüya gibi bir hayat sürdüm

Bu sırrı sormağa karar verdim ben
Hayatı hicranla dolu ölüden
Baktı boş gözlerle ayet okurken
Dedi ben hayatı ölümde gördüm

Nazım Hikmet

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM…

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun:
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak:
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey:
belki diyor.
18 ŞUBAT 1945
PİRAYE NAZIM HİKMET.

Ölüm ve Oğlum
Ne yaman çiğköfteymiş ki bu ölüm
Şalgam suları iniyor şakaklarımdan
ben hala susuyorum
Gözlerimle taşlarcasına bir kör kuyuyu…
Nerde kaldı bire saka kuşu
Su gibi bildiğin o su kasidesi?
Ve dudaklarımı sevsinler
bir barut bulutuyla sanki
ortadan biçilmiş bir güneş
Aynı çığlığı mı ezberleyecek dersin
akşamcılar akşama tövbe edinceye dek

Düzayaktı Attar A’met Efendiden Kartal Baba Tekkesine
Bu seferki yolum ise
ardımdan gelen kolun
ölüsıra yürüyen
kilden, kirloz bir bayrak
epiy de yokuş üstelik
ve giderayak
Sırtına vurmuş yada
buruşuk bir şipka biberini
Meyvahoşa koşturuyor
mork çizmeleriyle bir kırkayak
Nasıl koşturduysa tulumbacılar eskiden
yeşil karga tulumbalarını yangına
Yandım diye böğürmüşüm
Böğrüm yiyince böğrümden
o çiğköfteyi
YANDIM

Öylebi kuşaktık ki biz oğlum
yine de sen ölüyorsun
boynuna sarılınca ben
Ve o domuz var ya İncildeki
cümle günahı yüklenip
uçuruma atlayan domuz
Biz öyle bilem olamıyoruz…
Meşksiz aşklarla senlerin
başına tacettiğimiz
o güzelim elmayı
Utanmadan o ulusal
akbabamıza sunuyoruz
kellerinizle birlikte
Bu gidişle korkarım
bi tek ses kalacak bizden
tıkırtısı farenin
Kendi tahta kuyruğunu kemiren

Cama vurulmuş güneş kırıldı
Nar daneleri döküldü suya
Yandım diye böğürüyorum
Ama bu kırkayak oynunda
Öyle yakın ki ölümle oğlum
Uyak oluvermişler adeta
Ben ne demeye hala
Sözümona bir inci gibi
Acının yanardağ bardağında
Kendi kendime eriyim?
Oysa bu dünya denen ağacın
Türkiye denen çatağında
Öyle bir oğul var ki oğul
Ölüme değil, ölüme
Yaşanmaya bi ölüm bal

Cama vurulmuş güneş kırıldı
Nar daneleri döküldü suya
Gayrı adam oldu diye babam
Oğlum beni sevse ya

CAN YÜCEL

Baharla Ölüm Konuşmaları – Can YÜCEL

I

Memelerim koparıyor

Yüzyıl süren bir yalnızlık

dile gelmişçesine

Nasıl nasıl bir sevinç yarabbi!

Ve ağrıya

ağrıya tabi,

ağraya

ağraya ağbi

Nakkaş Tepe de ancak

bezmimize böyle gelmiştir

Gelincikleri ve Nazım Hikmet’leriyle

Yerbilimsel bir hapisten sonra

II

İçimdeki karanlığı patlatacağım

Zifiri bir Su akacak

kamışımdan toprağa

Bir kedi yavrulayacak

köpek dişli bir kedi

Ve böğürtlenler köpürecek ağzından

Yedikçe

kendi

kendini

mayhoş

Ya da Posta Nazırı dedemden kalma

Mors’un en morundan bir karga

Konacak karşıki direğin doruğuna

Düşmanlarım öyle doldurmuşlar ki onu

Ne kadar taşlasan boş

oynamıyor yerinden

Ben kargadan korkmam ama

bunun gözleri baykuş

Ve tüyleri güngörmedik deniz dipleri kadar ıslak

can dündar

Ölünün Odası
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
Sütbeyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
Artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi…
Yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
Üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm

Necip Fazıl Kısakürek

Özdemir Asaf Şiirleri

Özdemir Asaf Aşk Şiirleri,özdemir Asaf Şiir,Özdemir Asaf Şiirleri Oku,Özdemir Asaf Şiirleri Aşk,Özdemir Asaf şiirler,özdemir Asaf şiiri,Özdemir Asaf şiirleri masal


Özdemir Asaf Şiirleri


Aşk

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf


Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

1957
Özdemir Asaf

Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.

Özdemir Asaf

AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça…
Sen evreninde sana seni aratacağım.

Özdemir Asaf


AN

Gülüş bir yanaşım’dır bir öbür bir kişiye;
Bir’den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Özdemir Asaf

2=1

Kim o, deme boşuna…
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan başa sen.

Özdemir Asaf