Cuma Namazı İle İlgili Şiirler

Cuma Namazı İle İlgili Şiirler

Cuma Namazı Şiirleri

Cuma Namazı
Alış verişi kesin,bırakın ticareti
Size tevdi edilen,yüklenin emaneti
Cumaya çağırıyor,müezzinin daveti
Bil ki seni kurtarmaz,bu dünyanın serveti
Müdrik olan mü’mine mübarek olsun Cuma
Gel sen de idrak eyle Cumadan gafil olma

Önem verir elbette İslam dini şuraya
Teşvik eder ümmeti,gelmeye bir araya
Her hafta Cuma günü davet eder duaya
Bilin Cuma namazı asla kalmaz kazaya
Müdrik olan mü’mine mübarek olsun Cuma
Gel sen de idrak eyle Cumadan gafil olma

Gelin birlik olalım Cumada buluşalım
Cumayı idrak için Allaha yalvaralım
İki farz sekiz sünnet rekatları kılalım
Yalnızca Allah için secdeye kapanalım
Müdrik olan mü’mine mübarek olsun Cuma
Gel sen de idrak eyle Cumadan gafil olma

Sinan Karakaş

Cuma Namazı
Önce niyet et yıka ellerini,
Niyet ettim abdest almak için dedinmi,
Tamam olay başladı,
Sonra ağzını çalkala üç kere,
Bir kere de geçerli ama, sünnet üçleme
Burun üç,
Yüz üç,
Kollar üç, önce sağdan başla, dirseklerde bitir,
Sonra başa mesh edilir, Islat başını sağ elle,
Sonra her iki elle kulaklarını yıka,
Ve de enseyi değil boynun iki yanını
Elinin tersi ile ıslat,
Sağ ayak küçük parmaktan itibaren yıka, sol el ile,
Daha sonra sol ayak, baş parmaktan serçe parmağa
İşte bitti, abdest aldın,
Hayrını gör, namaza hazırlandın
Şimdi gidebilirsin cumaya hoca kıldıracak,
İki rekat farzdır, her müslüman yetişkin erkeğe
Hava soğuk veya sıcak
Hayta çocuk ahreti düşün, bana ne deme,
Sünnetleri sonra öğrenirsin önce farzı yap,
Allah’ına ibadet et, topla toplayabildiğin kadar çok sevap

Mehmet Akif Tiryaki

Yaptığın İhanet -Resimli Şiirler

Yaptığın İhanet şiiri,Yaptığın İhanet ,ihanet ve aldatılma şiirleri

Yaptığın İhanet

Bakmadan sevmiştim o gül yüzüne
Gönlümü vermiştim senin özüne
İnanmıştım senin tatlı sözüne
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Söylediğin sözler yalanmış meğer
Boşuna vermişim ben sana değer
Gelme mezarıma ölsem de eğer
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Gönlümde açtın onarılmaz yaralar
Tabip yoktur yaralarım saralar
Adını unuttum ben bu sıralar
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Bir gün sende ihanete gelesin
Yanına kar kalmaz bunu bilesin
Bir tutam sevgiye muhtaç olasın
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Latifiyim duramam ben yerimde
Kanıyor yaralarım çok derinde
Garibin biriydim kendi halimde
Yaptığın ihanet öldürdü beni

anneler günü ile ilgili resimli şiirler

anneler günü resimli şiirler,anneler günü resimli güzel şiirler‎ ,resimli anneler günü şiirleri

Doğum Günü Resimli Şiirler

Resimli Doğum Günü Şiirleri
Doğum Günü Şiir E Kartları
Resimli Şiir Doğum Günü Kutlama








Ömer Seyfettin Yeni Lisan Makalesi

Ömer Seyfettin Yeni Lisan Makalesi
Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan Makalesi

Ömer Seyfeddin, Yeni Lisan makalesinin, “Eski Lisan” başlığı altındaki ilk kısmında; Asya’dan garbe, Anadolu’ya hicret ettiğimizi, din ve edebiyatın bize Arabî, Fârisî öğrettiğini söyler. Yazara göre, hicretin ilk asırlarında Arabî’den ve Fârisî’den lisânımıza birçok kelimeler girmiştir. Edebiyat, sanat ve süsleme fikri Arabî ve Fârisî kaideler de getirmiştir. Türkçe böylelikle sun’î bir hal almış, fakat aslını, esâsı olan fiilleri ve sigaları da istiklâlini muhafaza etmiştir. Bu istiklâl Ömer Seyfeddin’e ve milli edebiyatçılara Türkçe’yi tekrar eski sâfiyet ve tabiiliğine ircâ etmek ümidini vermiştir.

Edebiyatımız iki devre ayrılır:

I- Şarka doğru: İran’a,

II- Garbe doğru: Fransa’ya.

Eski edebiyatın son mümessili Muallim Naci’dir. Ondan sonra, Akif Paşa’dan beri teşkiline başlanan Avrupa mektebi meydana çıkar.

Servet-i Fünuncular’dan Tevfik Fikret ve Cenab Şehabeddin, milliyetimize, hissimize, zevkimize muhâlif, fakat güzel şiirler, Fransız tarzı şiirler vücûda getirmişlerdir. Servet-i Fünuncular’dan hiçbirisi esaslı ve mühim bir yenilik göstermiş sayılamazlar. Onlarda öyle mısralara rastlanır ki, içinde hiç Türkçe kelime yoktur. Eski nazım şekillerini değiştirip, sonnet’leri almış ve bir salon edebiyatı vücûda getirmişlerdir.

Fecr-i Aticiler de Servet-i Fünûncuları tekrar etmişlerdir. Servet-i Fünuncular’dan tek ayrıldıkları nokta, onların en kullanılmayan kelimeleri kamuslardan bulmalarına mukabil, Fecr-i Ati mensuplarının bunu yapmamasıdır.

Fecr-i Aticiler gençtirler, zekidirler, vatanın ümidi onlardadır. Onlar çalışacak, okuyacak, tekamül edeceklerdir. Bizi milli bir edebiyattan mahrum bırakan eski ve sun’i lisanı terk edeceklerdir. Dünküleri taklid etmekten vazgeçtikleri gün hakiki bir fecir olacak, onların sayesinde yeni bir lisanla terennüm olunan milli bir edebiyat doğacaktır.

Ömer Seyfeddin’e göre, şimdi yeni bir hayata, bir intibak devresine giren Türkler’e tabii bir lisan, kendi lisanları lazımdır. Milli bir edebiyat vücûda getirmek için, önce milli dil gerekir. Eski lisan hastadır. Hastalıkları bilhassa içindeki yabancı kaidelerdedir.

Artık hareket zamanı gelmiş, hatta geçmiştir. Bize geniş, muntazam ve mazbut bir dil lazımdır. Türkçe dünyanın en mükemmel, sade ve tabii gramerine sahiptir. Onun içinden ecnebi kaideleri; Arabi ve Farisi terkipleri, edatları çıkarır ve şimdilik edebi ve fenni ıstılahlara dokunmazsak dilimiz, ileride bunları da Türkçeleştirmek şartıyla, milli ve mükemmel bir dil olabilir.

Yazıldığı tarihten bu yana Türk dili ve edebiyatı tarihi üzerinde yapılan araştırmalar dolayısıyla birçok noktaları tenkid edilebilir

durumda bulunan Yeni Lisan makalesinin bugün halâ doğru sayılabilecek diğer bölümleri de şunlardır:

“I. Arabi ve Farisi kaideleriyle yapılan bütün terkipler terk olunacak. Tekrar edelim: Fevkalâde, hıfzıssıhha, darbımesel, sevkitabii gibi klişe olmuş şeyler müstesnâ…

II. Türkçe cem edatından başka kat’iyyen ecnebi cem edatları kullanılmayacak: İhtimâlât, mekâtip, memurin, hastegân yazacak yerde ihtimaller, mektepler, memurlar, hastalar yazacaksınız. Tabii kâinat, inşaat, ahlâk, Müslüman gibi klişe hâline gelmişler müstesna…

III. Diğer Arabi ve Farisi edatları da atacaksınız! Eyâ, ecil, ez, men, an, ender, ba, beray, bi, na, ter, çi, çent, zi, âlâ, fi, gâh, gin, âza, veş, ver, nâk… gibi edatlar terkolunacak; ancak tekellüme girmiş tamamıyle Türkçeleşmiş olan, ama, şayet, şey, keşki, lâkin, nâşi, hemen, hem, henüz, yâni… gibileri kullanılacak. Unutmayalım ki, terkolunmasını arzu ettiğimiz bu edatlar kullanılsa bile terkip kâideleri gibi lisanın tekellümüne giren, “san’atkâr gibi kelimeleri serbestçe söyler ve yazabiliriz.

alıntı

ilköğretim haftası kısa şiirler

kısa ilköğretim haftası şiirleri,ilköğretim haftası ile ilgili kısa şiirler,ilköğretim haftasıyla ilgili kısa şiirler,ilköğretim şiirleri kısa

İLKÖĞRETİM HAFTASI ŞİİRİ

İlköğretim haftasını
Kutlayalım hep birlikte.
Çalışmanın arkasını
Bırakmayalım derslikte.

Çalışırsak kazanırız,
Bilgilerle bezeniriz.
Kenetlenmiş bir toplumsak
Sağlam olur düzenimiz.

Bakın açıldı okullar
Cıvıl cıvıl bütün yollar.
Yarınını düşünenler
Çocuğunu okuturlar.

İbrahim ŞİMŞEK

AÇILDI OKULUMUZ

Hazırlandı çantamız,
Kalemle defterimiz,
Artık öğrenci olduk,
Açıldı okulumuz.

Neşe dolu içimiz,
Sevinçliyiz hepimiz,
Çıktık aydınlık yola,
Açıldı okulumuz.

Göklerde bayrağımız,
Dudaklarda marşımız,
Andımız söyleniyor,
Açıldı okulumuz.

Fethi BOLAYIR


YAŞASIN OKULUMUZ

Daha dün annemizin
Kollarında yaşarken,
Çiçekli bahçemizin
Yollarında koşarken.

Şimdi okullu olduk,
Sınıfları doldurduk.
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz !

Okul yurt güneşidir.
Bize bilgiler saçar.
Annemizin eşidir,
Severek kucak açar.

Okul insanlık yolu,
Her yanı şeref dolu.
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz !

İLKÖĞRETİM HAFTASI

Okulları açıyor,
Bize neşe saçıyor,
Hafta sonu kaçıyor,
İlköğretim Haftası.

Yaşın yediyse tamam,
Okul çağın gelmiş tam,
Bize en büyük bayram,
İlköğretim Haftası.

Çocuklar seni ister,
Bilgi yolunu göster,
Bütün yurda ışık ver,
İlköğretim Haftası.

Fahrünissa ELMALI

SINIFTA

Sınıf kendi evimiz,
Tertemiz tutmalıyız.
Çamurlanmasın yerler,
Sonra bize ne derler.
Açık kalsın pencere,
Kağıt atmayın yere,
Ya öğretmen girerse,
Ne ayıp size derse ?
Tahtayı kirletmeyin,
Duvarı pisletmeyin,
Herkes bizi kıskansın,
Üçüncü sınıf sansın.
Çocuklar uslu durun,
Rahat rahat oturun,
Kimse sevmez haşarı
Kavgacı çocukları!…

İlhami Bekir TEZ

OKULUMUZ

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul,
Neşe, bilgi yuvası.

Güzel kitaplar burada,
Bir çok arkadaş burada,
İnsan nasıl sevinmez,
Böyle yerde okur da ?

Senin çatın altında
Girmez kötü duygular,
Bilgi giren yerlerde
Kalmaz artık kaygılar.

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul
Neşe, bilgi yuvası !

Fethi BOLAYIR

Çanakkale Savaşı İle İlgili Kısa Şiirler

Çanakkale Savaşı İle İlgili Şiirler
Çanakkale Savaşı Kısa Şiirleri
Çanakkale Şiirleri

18 mart

Bu gün 18 mart
Her kez savaşta
Her yerde bomba
Çanakkale geçilmez

Her kez bomba taşıyor
Her kez öldü
Ne oldu bu dünya
Çanakkale geçilmez

18 mart çanakkale

18 mart Çanakkale
doğdu insanlar Çanakkalede
Çanakkalede doğanlar
Çok şanslı bir insanlar

18 mart Çanakkale
Oldü Askerler Çanakkalede
Çanakkalede ölenler
Çok şanslı insalar

çanakkalede doganlar
çanakkalede ölenler
çanakkalede yaşıyanlar
çok şanslı bir insanlar

ÇANAKKALE

1915’de kurtuldu çanakkale
atatürk gitti kurtuldu çanakkale
bu güzel yurdu kurtardı çanakkale
istiklali kazandı çanakkale

bir değil bin şehit var burada
bağımsızlığı bekleyen bin şehit
çanakkaleyi kurtardı
yunanlılara düşman oldu
bu güzel çanakkale

çanakkale korkmadı
bayrağına sarıldı
bu vatanı kurtardı
teşekkürler çanakkale

Çanakkale Geçilmez

Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni,
Ah gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı,
Ah gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde bir uzun selvi,
Kimimiz nişanlı,kimimiz evli,
Ah gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar,babalar ümidi kesti,
Ah gençliğim eyvah

Çanakkale Denince

Denizlerde dalga oldu
Gülyarim eller soldu
Çanakkale denince
Gözlerim sel oldu

Denizlerde dalga olur
Dalga kıyıda bulunur
Düşmanlar belasını
Çanakkalede bulur

Zaman çabuk geçince
Çanakkale içinde
Omuzundaki tüfekle
Asker bakar denize

ÇANAKKALE İÇİNDE

çanakkaler içinde vurdular beni
ölmeden mezara koydular beni
ooofff gençliğim eyvah..

çanakkele içinde aynalı çarşı
ana ben gidiyom düşmana karşı
ooofff gençliğim eyvah..

çanakkale içinde bir dolu testi
analar babalar umudu kesti
ooofff gençliğim eyvah..

çanakkale içinde bir uzun selvi
kimimiz nişanlı kimimiz evli
ooofff gençliğim eyvah

çanakkale zaferi ile ilgili kısa şiirler

çanakkale zaferi kısa şiirler,
18 Mart Çanakkale Zaferi kısa şiirler,
çanakkale zaferi ile ilgili kısa şiirler

ÇANAKKALE ZAFERİ

Gülmeyiniz Ey Düşmanlar,
Çanakkale Geçilmez,
Bekler Nice Kahramanlar,
ÇANAKKALE GEÇEÇİLMEZ.

Filo Filoya dayansa,
Yerler Bombayla Dayansa,
Siperler Kana Boyansa,
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.

Çanakkale

Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Şefik Aydemir

Çanakkale geçilmez

Çanakkale bizimdir
Kimseye vermeyiz
Hakkımızla savaşırız
Çanakkale’yi geçirmeyiz

Toprağımızı vermeyiz
Çanakkale’yi geçirmeyiz
Çanakkale geçilmez
Türk oğlu yenilmez

Bayrağımızı koruruz
Nice çocuklar için
Rahat olsun çocuğumuz
Çankkale’yi geçirmeyiz

Nice düşman yeneriz
Çanakkale’yi geçirmeyiz
Kırmızı beyaz bayrağımız
İçin canımızı veririz

Naime DEMİREL

18 Mart Çanakkale

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

Ali Osman Yılmaz

Ölüm Şiirleri Kısa

Kısa Ölüm Şiirleri,
Ölüm ile ilgili Şiirler Kısa,
Ölüm Hakkında Kısa Şiirler

Sanatkârın Ölümü Şiiri

Gitti gelmez bahar yeli;
Şarkılar yarıda kaldı.
Bütün bahçeler kilitli;
Anahtar Tanrıda kaldı.

Geldi çattı en son ölmek.
Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
Yanıyor güneşte petek;
Bütün bal arıda kaldı.

Cahit Sıtkı Tarancı

Korktuğum Şey

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.

Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmayan ejderha?

Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyorum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha.

Cahit Sıtkı Tarancı

Fâni Dünya

İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
Her sabah başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.
Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

Cahit Sıtkı Tarancı

Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
– Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı Tarancı

Ölü

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada ölecegim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarim, saçlarim ve her seyim.

Ölüler namina, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balik;
Müslüman degil miyim, hasa,
Fakat istemiyorum, kalabalik.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sizlamasin karanligim havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayim,
Ki bütün azalarim hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzakligimi.
Yikamasinlar vücudumu, yikamasinlar,
Çilginca seviyorum sicakligimi…

Fazıl Hüsnü Dağlarca

İstanbul şiirleri kısa

kısa istanbul şiirleri,istanbul kısa şiirler,istanbul hakkında kısa şiirler,istanbul şiirleri kısa,istanbul konulu şiir kısa

İstanbul Şiiri

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan

10 kasım ile ilgili kısa şiirler

10 kasım şiirleri , 10 kasımla ilgili şiirler, on kasım ile ilgili şiirler, kısa 10 kasım şiirleri, 10 kasım ile ilgili kısa şiirler

Atatürk’ü Yitirmedik

Yıllar
Üst üste katlandıkça
Acımasız uzadıkça
Çelik mavisi gözlerinde
Her geçen gün
Işığını çoğalttıkça
Güzel vatanımızı
Kurtardığın anıldıkça
Seni yitirmedik ki
Dün olduğu gibi
Bugün de aramızdasın her an
Buna inan Ata’m
Yüzyıllar da geçse aradan
Sen her zaman anılan
Kutsal bir kahramansın.

Süleyman APAYDIN


Atatürk Yazar

Sordum seni;
Dağına, taşına Türkiye’min,
Herkes kendinden emin,
Yükseldi gür sesler;
Umutlar, sevgiler:
O biziz, O bizleriz.
Hepimiz bir parçayız
Atatürk’ten,
Bütün doğa,
Atatürk’ü anar,
Atatürk’ü şaşar.
Herşeydir OTürkiyem’de.
Göller, ırmaklar, ormanlar.
İmza imza Atatürk yazar.

M. Vasfi Saral


10 KASIM TÜRKÜSÜ

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes’e Ağrı’ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız,
Dere tepe bucak köy,
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, Senin gittigince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale’de, Sakarya’da, Çankaya’da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

F. Hüsnü DAĞLARCA

Hayata Dair Kısa Şiirler

Kısa Hayata Dair Şiirler,
Hayata Dair Şiirler kısa,
Kısa Şiirler Hayata Dair,

HAYATA DAİR ŞİİRLER

Bu dünyada kimse kimseyi anlamıyor
Yapılan iyilikleri yapılmamış sayıyor
Dostum deyip acımadan sırtından vuruyor
Bu yaşanan kötülükler niye hayat neden böyle

Bir evlat anasını babasını terk ediyor
Kardeş kardeşi gün geliyor tanımıyor
Aile kavramı gün geçtikçe tükeniyor
Anlayamıyorum hayat neden böyle

Savaşlar her gün sebebsizce çoğalıyor
Binlerce masum yetim bırakılıyor
Anne karnındaki bebeğin bile canı alınıyor
Ben bu yaşananları hiç anlamıyorum hayat neden böyle

Coşkunun hükmettiği yerdeysen kıpırdama sakın
Yaşa
Öyle ki
Bir daha ele geçmeyebilir bu anların

Düşün
Hep geçmişte aranmaz mı mutlu anlar
Güzel zamanlar
Sanki çetelesini tutmuşuzdur gibi her anın
Oysa
Hoş olsa da olmasa da yaşananlar

Dememeli günahtır
Dememeli ayıp haa
Bil ki yaşanmayan her an
Her zaman kayıp olandır

Öyle bir yerdeyim ki hayatın
Öyle bir yerindeyim ki
Adımımı atsam
Derin, sessiz ve korkunç bir uçurum
Yutacak beni…
Geriye dönüp baksam
Farklı mı sanki?
Öyle bir yerindeyim ki hayatın
O kadar hassas bir yerindeyim ki
Kayboluyorum zaman zaman kendi içimde
Boğuşuyorum sürekli keşkelerimle
Sen yoksun yanımda sonra
Neden bıraktın ellerimi
Neden sevmiyorsun artık beni
Neden, neden, neden?
Cevabını bulamadığım
Binlerce soru var şimdi aklımda
Ben neden diye sorarken sana
Ne olur sen de susma, cevapla
Gözlerime bakıp söyle
Sevmiyorum de, istemiyorum artık seni
Kabulümdür yeter ki susma…
Öyle bir yerdeyim ki hayatın içinde
Bende bilmiyorum tam olarak
Nerede olduğumu artık
Dolaşıyorum sürekli, etrafıma bakıyorum
Bulamıyorum sevdiğimi
Bulamıyorum sevdiklerimi…
Kayboldum gelinde kurtarın beni bu yalnızlıktan
Kayboldum gelinde bulun artık beni…

Gözler ne sabaha açık, ne geceye kapalı

Zaman aşka ayarlı bela…

Mevsimler beşe çıktı,beşinci ağır

Zerrede damla..

Bir ben bilirim, sen bile değil

Gitmek nasıl da ağır aslında…

Bazen bir kuşun kanadındayım
Bazende okyanusta bir istiridyenin içinde
Bazen çam ağacında bir kozalak
Bazende çiçekte çiğ tanesi
Bazen kalbimde mutluluk notaları
Bazende umutsuz sessiz çığlıklar
Bazen karanlıkta bir gölgeyim
Bazende denizde yakamoz
Bazen bir atın yelesindeyim
Bazende bir kozalağın içinde
Bazen bir bütünüm
Bazende bir yanım eksik
Bazen yükseklerdeyim
Bazende alçaklarda
Bazen yeni bedende bir nefes
Bazende toprak altında bir yitik…

alıntı..

En Anlamlı Kısa Şiirler

Kısa Anlamlı Şiirler

En Güzel Kısa Şiirler

Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

Beni çağırdığını bir defa duyabilsem
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Sussun bütün şarkılar,
Son bulsun hepsi,
Seni hatırlatan ne varsa,
Ne kaldıysa geriye,
Neyle yetinmişsem bu güne,
Yaşamımla birlikte son bulsun,
Yeter ki

Günü gece olsun diye yaşıyorum,
Çünkü gece hayallerime geliyorsun,
Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin,
Hayallerimde ve kalbimdesin

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kııysındaymış gibi en sakin denizlerin…

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sevdiğine söylenen her söz yürekten gelir
Yüreği sevgi dolu, sevgisi süreklidir
Kalmazki gönlünde hiçbir şeyin korkusu
Aşk yine aşk sevenin ömrüne hayat verir

Şarkıdaki melodi, doğadaki bahar.
Kalbimdeki yara, hepsi senin için.
Çoğu kez duygular anlaşılmaz ifadeler tutuk.
Eğer söyleseydin sevdiğini benim olurdu mutluluk

Düşlerin kanarsa benden sonra
Çocuk haylazlığımı al sen koynuna
Şarkıların rengine yağmur yağarsa
Salma gözlerini uçurumlara

En Anlamlı Şiirler Kısa

Anlamlı Kısa Şiirler

Kısa ve Anlamlı Şiirler

Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Sussun bütün şarkılar,
Son bulsun hepsi,
Seni hatırlatan ne varsa,
Ne kaldıysa geriye,
Neyle yetinmişsem bu güne,
Yaşamımla birlikte son bulsun,
Yeter ki

Günü gece olsun diye yaşıyorum,
Çünkü gece hayallerime geliyorsun,
Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin,
Hayallerimde ve kalbimdesin

Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.

Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde…

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sevdiğine söylenen her söz yürekten gelir
Yüreği sevgi dolu, sevgisi süreklidir
Kalmazki gönlünde hiçbir şeyin korkusu
Aşk yine aşk sevenin ömrüne hayat verir

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Kopardin

KOPARDIN
Bir hicran çölüne bıraktın beni
Kalbine girdiğim yolu kopardın
Yaydın üzerime yalan gölgeni
Adını andığım dili kopardın

İçimden boşluğa savruldu külüm
Hüznün ateşiyle yandı kakülüm
Yıllardır ruhumda öten bülbülün
Her seher konduğu dalı kopardın

Uzattıkça sana boş ellerimi
Birer birer yıktın hayallerimi
Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi
Saçımdan simsiyah teli kopardın

Gönlümde aşkınla her gün yeşeren
Göğü yıldız yıldız önüme seren
O güzel, bembeyaz gülü kopardın
Nurullah GENÇ

PaTR10kan Aşk Şiirleri Bölümü (şiirler alıntıdır)

Ben bu gönül tezgahinda
Ask dokudum, ask okudum
Erenlerin dergahinda
Ask okudum, ask dokudum

Her güçlügü bile bile
Göznuruyla, sabir ile
Yumak, yumak, çile çile
Ask dokudum, ask okudum

……….
……….

Ümit Yaşar Oğuzcan

imkansız aşklar

İMKANSIZ AŞKLAR

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiç beni bu kadar üzmedi…

Ben ne çocukça acılar gördüm,
top oynarken düştüğümde;
hiçbiri bu kadar kanamadı,
acıtmadı canımı…

Ben ne kutsal yalnızlıklar gördüm;
senin varlığında
benim suskunluğumdu onlar…
Ben hiç bu kadar eksilmedim,
azalmadım yalnızlığımdan.

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiçbiri unutturmadı bana sevmeyi,
sevgiyi…

Aslında hiçbiri imkansız değildiler,
sebepsiz nedenlerin,
sebepsiz zulmünü çekiyordu onlar.
Hiçbir aşk imkansız değildi inan,
imkansız zamanların,
gereksiz yalnızlıkların devamıydı onlar…

Anıl Özatalay

Sevgililer Günü İle İlgili Şiirler

Sevgililer Günü Şiirleri

O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum.
Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum.
Dolanıp sarmak geliyor içimden, saramıyorum.
Öylesine bağlanmışım ki, sensiz duramıyorum.

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden,
Geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten,
Hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın!
Seni çok seviyorum.

Sevgiler günümüz kutlu olsun aşkım!

Sevgililer Günü 14 Şubat

Bu gün bütün işleri bir tarafa bırak,
Önce sevdiğine bir sms ya da mail at,
Sonra gül alıp koş sevdiğinin yanına,
Çünki, bugün sevgililer günü 14 Şubat…

Ayrılmasın sevenler yettikçe hayat,
Ona bir yüzük al, fark etmez kaç karat,
Onu ne kadar sevdiğini bir daha anlat,
Çünki, bugün sevgililer günü 14 Şubat…

Ahhh şu sevilenler, sevenlerin değerini bir anlasa…
Niyazi Şentürk

Sevgililer Günü İçin Şiir

Sevgi, el ele tutuşmaktır,
Sevgi, göz göze bakışmaktır.
Sevgi, bir kelebek,
Sevgi, bazen de bir çiçek.
Sevgi, hırlaşmak değil paylaşmak,
Sevgi, kavga değil aşkla yaklaşmak.
Sevgi, yürekte duyulan kıpırtı,
Sevgi, gözde görülen pırıltı.
Sevgi, yuva sıcağı,
Sevgi, ana kucaşı.
Sevgi, esirgemek, kollamak,
Sevgi, bir yetim saçı okşamak.
Sevgi, goncadır, gül olup açılan,
Sevgi, şekerdir, dillerden saçılan.
Sevgi, çevredir, yeşildir daldır,
Sevgi, sohbettir, muhabbettir baldır.
Sevgi, gönlü hoş tutan hece,
Sevgi, aydınlık, pırıl pırıl gece.
Sevgi, var ile yok arası,
Sevgi, iki kaşın arası.
Sevgi, nimet, aş ekmek,
Sevgi, bir türkü, bir gayde çekmek.
Sevgi, var olmak, var olanı bilmek,
Sevgi, haddini bilmek, kendine gelmek.
Sevgi, kul olmak, kulluk etmek,
Sevgi, Yaradan’a şükretmek.
Sevgililer Günü, bizim için hergün.


Sevgililer Günü Şiiri

Sen sevdiğimsin her anımda aklımda olansın
En değerli varlığımsın en başta aşkımsın
Varlığımın sebebisin ::
Gülüşlerin bana yeter gülüm
İkazsızca seviyorum diye biliyorum işte;;;
Leyla’yı andırdın bana mecnun misaliyim,,
Ey deli yüreğimin dermanı, devası
Resimlerin ağlatıyor aşkını ben de

Güller sıralandı aralarında ki tek güzel sen idin
Üstüne aşkım yazılı
Ne güzelsin sen
Üzülme sevdiğimsin sevgilim sevgililer günün kutlu ve benimle olsun…

Sevgililer Günü şiiri

Gözlerin nehir,
Kirpiklerin köprü olsa,
Ben üzerinden geçerken ipler kopsa,
ve düştüğüm yer dudakların olsa,
Sevgililer Gününde bir öpücük borçlusun bana…

14 Şubat Sevgililer Günü Şiiri

Bugün 14 Şubat bazıları için bir büyük heyecan,
Bazıları için hüsran.
Kimi için sevdiklerine sevgisini paylaşmak için çok,
Anlamlı bir gün.
Kimi için keşkelerle ya da hayallerle hüzünlü,
Anlamsız bir gün.
Birde tabiki yeni ayrılanlar ya da bir sene önceki,
14 Şubat’ı arıyanlar ya da sevdiklerine kavuşamayanlar,
Belki kalplerinden bir kırmızı gül,
Belki sadece gözlerinin içine bakıp: Seni Seviyorum
demek isteyenler…
Acaba Sen hangisindensin?

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun

Gönülden sevene günler bitermi,
Kutlu olsun Sevgililer gününüz
Sevip sevilene, bir gün yetermi,
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

En güzel hediye seviyorum demek,
Sevgi yollarında harcanan emek.
Gönülden gönüle sevgiyi vermek
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Sevgisizde insan yaşamaz idi,
Mecnun Leylasına koşamaz idi.
Ferhatda dağları aşamaz idi,
Kutlu osun sevgililer gününüz.

Sevene sevgili candan yar ise,
Her sevene bir sevgili var ise.
Seven, sevilende bahtiyar ise
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Özdemir de sevdi, sevecek daha,
Sevgiyle coşarak kalkalım şaha.
Dünyada sevgiye biçilmez paha,
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Aşk İle İlgili Şiirler

Aşkla İlgili Şiirler

En güzel Aşk İle İlgili Şiirler

AŞK

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf


AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

AŞKIM GÖZLERİNDE KALDI!!!

Bir gelişin vardı, sanki kalbimi durduracaktı
Geldiğin an, sana sarılmak istedim
Ama önümde mezarım vardı olmadı
Aşkım gözlerinde kaldı

Gidişinden anlamadım gittiğini
Kokun yoktu artık tenimde
Dikkat et önündeki çukura düşme
Mezarımdır orası benim
Sen gitti
Aşkım gözlerinde kaldı

Bir gidişin vardı, yüreğimide götürdü
Sanki depremdi kalbimin en derinlerinde
Sağ elime bak…

SONBAHARDA AŞK

bir sonbahar mevsimimde
yaprakların dallarından
ellerin birbirinden ayrıldıgı
yalnızların agladıgı tanışmıştık seninle
yalmızikimiz vardık sanki

ikimiz yaşıyorduk yer yüzünde
sanki buharlasıp bulut olduk gök yüzünde
saatlerce sen benim gözüme baktın
ben senin gözüne
gözlerimle konuşmuştuk adeta

umut dolu sevgi dolu yaklaşmıştık birbirimize
ayrılan sevgililer misali
boş ümitler vaadetmedik
konuşmadan sessizce
sadece sevgi sevgi istedik
sonbahar da aşıklar gibi

BİR AŞK SAYFASI
Şimdi hatırımda iri,mavi ama sıcaklıktan yoksun bakışları
Kulaklarımda aşkımın ruhumu günaha çağıran ağrı akışları

O şimdi yeni başka bir aşka koşmaya başlar
Akıtacak gözyaşım artık kalmadı arkadaşlar

Ben her gün her gece arınık bir sevgi büyütürken ona
O’ysa sebepsiz boş yere bir ayrılık sundu aniden bana

Hicran yaşama sevincimi alıp götüren bir sel oldu
Sevdiğim ’n’olur gel’ diyeceğim anda bana el oldu

Ansızın ocakta ayrıldı anılar ruhuma sarıldı
Mutluluklar ona, acı burukluklar bana kaldı

BU AŞKIN ADI HASRET OLDU
Yokluğun özlemini biledi bir bıçak gibi
Yollarda dolaştım kimsesiz gibi
Özlemin büyüdü bir çığ gibi
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu

Keşke demicem bu sefer diyemicem
Ne keşke diyecek bi sewgiydi bu
Nede sen bir keşkeye sığabilirdin
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu

Yol ayrımı bu yaşadığımız şimdilerde
Yalnızız artık bu koskoca ewrende
Mutluluk ayrılmasın yanından ömrünce
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu
Sen gittin ya
Ben yarım kaldım…

AŞK
Süzülerek akar boş yüreğime,
Işıklı gözlerin nur bakışları.
Kanatlanır uçar hoş dileğime,
Sineme saplanan yar bakışları.

Yeşeren gönlümde ateş közledim.
İçimdekileri elden gizledim.
Görmedim rüyada nasıl özledim?
Dantele işledim zar nakışları.

Ağaç gövdesine ismini kazdım.
Kıyıda kumsala resmini çizdim.
Adına şiirler ezgiler yazdım.
Gene çare olmaz var akışları.

Ben bir onu sevdim başka bilmedim.
Ağladım yaşımı açık silmedim.
Kader böyle imiş çok da gülmedim.
Eritti bitirdi nar yakışları.

Öznur Karaman

Seni Düşünmek
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum…

Nazım Hikmet Ran

Birisi

Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda

Nahit Ulvi Akgün

AŞK BENİM MABEDİMDİ..

Aşk sağ yanımdı
Aşk bir omuzdu yaslandığım
Aşk yanında ağladığım
Gittin bitti…

Aşk küçük çocuktu içimde
Aşk aldığım soluktu
Aşksız ellerim soğuktu
Gittin bitti…

Aşk gözyaşımdı
Aşk senle doğmam

AŞK ŞARKISI

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.
Özdemir Asaf

SAÇLARIN
Saçların omuzlarından aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

Necip fazıl kısakürek

Aşk İki Kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..

Attila İlhan

Sevgilime Güzel Şiirler 2012

2012 Sevgilime Güzel Şiirler kısa
2012 Sevgilime Güzel Şiirler facebook

Can yücel

Özledim seni

özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
‘git artık’ demek
‘beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa’
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….

————————————————————-

Nazım hikmet

Seni düşünmek

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

———————————————————-
Özdemir asaf

Aşk

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

———————————————————-

Nazım hikmet

Ne güzel şey hatırlamak seni

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

—————————————–

Atilla ilhan

Yalnızlık şiiri

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?

———————————————-

Can yücel

Buluşmak üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım