Ayla Akat Ata Kimdir Kısaca

Ayla Akat Ata Kimdir ,

Ayla Akat Ata Kimdir Kısaca Hayatı,

Ayla Akat Ata

Ayla Akat Ata ,1976′da Diyarbakır’da doğdu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Serbest avukat olarak çalıştı. İHD Diyarbakır Şubesi ve Genel Merkez yöneticiliği görevi yaptı. TOHAV ve Göç-Der üyesi. Diyarbakır Kadın Platformu kurucuları arasında yer aldı. PKK’nin hapisteki lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları arasında yer aldı. 2003′te Mardin’de aralarında rütbeli subayların da bulunduğu 405 askere açılan tecavüz davasında müşteki avukatlarındandı.

Diyarbakır’da düzenledikleri oturma eylemi sonrası gözaltına alınarak tutuklanan 24 barış annesinin 31 Mart 2006′da Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmasında avukat olarak yerini aldı. 22 Temmuz 2007′de bağımsız aday olarak girdiği seçimlerde Batman milletvekili oldu. DTP grubuna katıldı. DTP’nin Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmasının ardından BDP’ye geçti. Şubat 2010′da Bengi Yıldız ile birlikte BDP grup başkanvekilliği görevine seçildi.

Facebook’tan mesaj atmak mı? E-posta göndermek mi?

Yapılan araştırmalar sonucu,e-postanın popülerliğini farklı bir mecraya devrettiğini söylüyor. E-postanın yerini almaya başlayan iletişim yöntemi ne olabilir?

Sosyal ağlar günümüzün büyüyen akımı olabilir.Fakat bu kadar ileri gidebileceklerini kimse düşünmüyordu. Yapılan araştırmalara göre Facebook, Orkut ve benzeri sosyal ağ uygulamaları kullanıcılara daha hızlı ve pratik bir iletişim imkanı sağladığı için, nispeten hantal ve zahmetli kalan e-postanın yerini almaya başlıyor.

Oranlar Çok Yakın

İngiltere’de yapılan araştırmada çıkan oranlar, kullanıcıların %65,1’inin e-posta kullandığını ama sosyal ağlar üzerinden iletişim kuranların ise %66,8 oranında olduğunu gösteriyor.Peki Facebook’tan mesaj atmak mı daha etkili yoksa e-posta göndermek mi?

FarmVille Eşyaların Yerini Değiştirme

FarmVillede Hayvanların Yerini Değiştirme
FarmVillede Hayvanların Rengini Değiştirme

Farmville oynarken aldığınız evlerin,çitlerin,hayvanların ağaçların (ekim yaptığınız toprak hariç) herşeyin yerini ve yönünü değiştirebilirsiniz. Bunun İçin yerini değiştirmek istediğiniz şeyin üzerine gelip maus sol tuşuna tıklayıp move demeniz yeterli . Move dedikten sonra çiftliğinizde uygun olan heryerine taşıyabilirsiniz.

Alıntı

can dündar’dan

İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu,
ateşin yaktığını…
Sevgisizliğin insanın canını acıttığını…
Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor.
Her şey ona çok büyük görünüyor:
Ev, masa, anne, baba…
10´una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla
öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda
kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.
15´inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden,
değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor.
Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği
odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını
hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her
türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor. Yine de seviyor;
ille seviyor, inadına seviyor.
20´sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor. Her şey ona küçük
görünüyor:
Ev, masa, anne, baba…
“Dünya küçükmüş; büyük olan benim” efelenmeleri başlıyor. Lakin dünya bunu
bilmiyor.
25´inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor.
Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp
grileşiyor.
Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden
vurularak evleniyor genelde… 5 yıl önce uzak bir ülke olan “istikbal”,
daha yakına geliyor. “Bir denizde yangın çıkarma” hayali erteleniyor.
“Dünya zor”laşıyor.30´unda muhasebeye başlıyor insan:
“Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum”
dönemi…
Mevcut bilgilerin sorgu yeri…
Kuşkunun beyliği…Tehlikeli yaşlar: “Bunun nesine hayran oldum ki ben”
pişmanlıkları, “Hakkımı yediler” sızlanmaları, sırta saplanan hançerler,
çelmeler, dost kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyor insanı…
35, yolun yarısı…
Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda
uyanmadan 20´sine gelenler için gecikmiş telafi çağları…
Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan
yaşlar… Olgunluğun karasuları…
40´ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri yaşlanıp
ölmeye başladığında bocalıyor insan…
Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor, erkekleri araba galerilerine; ve
ikisini birden yeni sevda hayallerine…
Yiten gençliğe, boyalı saçlarla, içe çekilen karınlarla, kırmızı arabalarla
çare aranıyor.
45´inde “istikbal” denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan…
Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor. Eski
dostlar, hatıralar kıymete biniyor.
Didişmenin yerini sükûnet, böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini
merhamet alıyor. “Keşke”ler “iyi ki”lerle, hırslar hazlarla yer
değiştiriyor.
Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten
vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara sıra…
Genellenemez tabii; bunlar benim yaşlarım.
Sonrasını bilmiyorum henüz; öğrendikçe yazarım.

Can DÜNDAR

Kasem..

Çağırma beni ..
O ruhumu delen bakışlarını salma geceye
Gel deme n’olur…
Karanlığın orta yerine mührünü koyan tüm muskasız yüreklere andolsun, ve andolsun o yüreklerin sahibine ki, bu kalp itaatsizliği maharet bilmedi..

Geceydi.. Pusluydu..
Su uyur düşman uyumazdı.
Beklerdi kaotik bir kabusu korkak dişlerini sıkarak yürekler. Sen uykunun kollarında bulurdun bebeksi kokunu, ben sağır yamaçların intihar bekçisi .. Fakat kalp hep bir umuda gebeydi.

Gecenin karanlığı sindi mi zemheriye, dağ taş sen kokardı. Yolların sapasına saklanırdı aşk. Kaç çapraz ateş, kaç kumpas aşmak gerekirdi ona varmak için? Ve ulaşıldıktan sonra aşk ne kadar aşktı?
Bu acizin dualarında sabahlayan, aklına her gelişinde saklı bir tebessüme yerini bırakan, bir tel saçına dokunmaktan gayrısı değildi.
Şehre inişler bayram vakitleriydi o zamanlar. Kokunun sindiği kaldırımlara kıvrılıp, pencerenden sızan ışıkla ısınmak geceleri. Oralarda olduğunu bilmekti mutluluk. Görebilmeyi değil, görebileceğini bilmeyi umut etmekti ..

Ama benim postallarım hiç yakışmadı şehrin ışıltılı sokaklarına. Yüzümdeki taşralı ifade, alnımdaki bin yıllık yazı ve ensemde soluğunu hissettiğim o ölümcül melek peşimi hiç bırakmadı.
Beni dost dualarla uğurladığın her vakit yüzüm caddeye, kanım geceye akardı. Ne senin sevdana benim adım yazılmıştı, ne benim kaderime bir sevgili busesi. düşlemenin bile yasak olduğu senli sabahları yedeğime azık diye aldım ben can .. devriyelerin, apoletlerin, tel örgünün, yumruğun olduğu yere senin adın yakışmazdı.

Pusulası bir kez bile beni göstermeyecek gözlerini gözlerime, tercümesi bir ömür bana susmak olan iki ucu keskin hançer sözlerini yüreğime kazıdım. Yokluğuma rabtettiğim varlığına inat, sonu baştan uçurum bir sevdanın adı “yazık”a çıkmış zavallısı olduğumu kabul etmek için damarlarımdaki bütün seni boşaltmam gerekti. Haklıydın, benim yolum yâre çıkmazdı. Ve asla yüzünü güneşe dönemezdi kan çiçekleri..

Yürüdüm..
Bütün “e” hallerimi “den” haline çevirinceye dek yürüdüm..
Sana uzanan niyetlerimin külleri düştü gözbebeklerime.. her adımda biraz daha karanlık bulaştı sessizliğime. Her adımda biraz daha kan yürüdü parmak izime.

….

Ve şimdi sen bunca birikmişliğime ve kusulası kötücüllüğüme rağmen yaralarımı sarmaya çağırıyorsun.
Çağırma can.
Gel deme ..
Sana düşmek kavgadan, senden düşmek hayattan düşmektir, biliyorsun ..

Canım yanıyor sevgili ..
Aklıma düşende hasret kuşanıyorum her hazan. Gözlerim çakmaklanıyor yolların imkansızlığına .. Sana kavuşamadan kavuşuyor ruhum seni yaradana, O’ na seni sormak için sabırsızlanıyorum ..
Ve dualar yeminlere bırakıyor yerini. Kan kusuyorum vakit daraldıkça. Yine de, ben de bir kalp sahibiyim. Umutlarımı kardelenlere emanet ediyorum ..

Can..
Karanlığın orta yerine mührünü koyan tüm muskasız yüreklere andolsun ve andolsun o yüreklerin sahibine ki, bu kalp ebedi yolun herhangi bir yerinde kalbine ulaştığı günü bekleyecek, ve bende sana kavuşamayan ne varsa sonsuza dek senin olarak yüreğine gömülecek ..
Andolsun …

AYŞEGÜL MOR

Hayat İle İlgili Sözler

Hayat İle İlgili Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Hayat İle İlgili Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Hayat İle İlgili Sözler
Hayat İle İlgili En Güzel Sözler

Hayat İle İlgili Kısa Sözler

Unutmaya çalıştıklarımız asla unutamadıklarımızdır.

İnsan hayatının dörtte üçünü yapacağı şeyleri istemekle geçirir.

Olmak istediğin insan, yapmak üzere olduğun şeyleri nasıl yapardı? (Jim Catcart)

Hayat; bir oyun sahnesidir,neyi oynarsan onu yaşadığın,bu yüzdendir ki; rolleri seçerken iyice düşünmek gerekiyor.

Hayat; yaşadıklarımızla henüz öğrenmediklerimizin toplamıdır.

Hayat; silgi kullanmadan resim çizme sanatına denir.

Bu hayatta Sorumluluklarını Görevlerini Yapki Diğer Dünyada Rahat Edesin.

Hayat Mucizelerle Doludur “Bugün Varız Yarın Yokuz” Gibi…

Hayat Kumar Gibidir Sonuna Kadar Gitmek için Cesaret Göstermelisin Yaşadığın Her Saniye.

Akıllı olupta dünyanın kahrını çekeceğine;deli ol da dünya senin
kahrını çeksin.

Gök yüzündeki yıldızların hepsini isteyemezsin.(İstesen bile elde etmen zaten imkansız)

İnsanda hayallerin yerini anılar almaya başlamışsa, yaşlılık başlamış demektir. (James Brewer)

Hayat; kotu dedikce kotuye giden meret.

Hayat; sevdiğimiz şeyleri yapabilmek için sevmediğimiz şeyleri yapmak zorunda kaldığımız süreç.

Hayat; kulağınıza ezan okunması ile namazınızın kılınması arasında geçen süre.

Hayat; sahnesi ve perdesi olmayan bir oyundur.

Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyiyorlar.

Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok. (Mevlana)

Hayat; kendisine dair planlar yaparken başınıza gelenlerdir.

Hayata Dair Şeyler Sevgiyle Başlar Nefretle ölür…

Hayatı Sonuna Kadar Yaşamak istiyorsan önce Yaşamayı Hak Ediceksin.

Hiç Bir Canlı kalıcı Değildir Bu hayatta..

alıntı

Nefret Sözleri

Nefret Sözleri

Tugbam sitesinde en güzel Nefret Sözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Nefret Sözleri
Nefret Sözleri
Kısa Nefret Sözleri

_ Gözlerine her bakışım da ihanetin aynası gibi hep o iğrenç yüzünü gösterir oldu, bakakalır oldum uçup giden zamanın ardındaki toz yığını olan kalbine.

_ Nefretimin adı sen oldun kalleşliğin adı sevgin oldu. Artık seni nefret ve kalleşlikle anacağım, beddualarımla vicdanını ağlatacağım…

– Nefreti nefret yapan sana karşı olan sevgim! Ne istedin insafsız benden sevgimi sana verdim. Sen ise beni her seferinde başkaları ile ektin…

_ Nefret sana olan sevgimi sonunda bitirdi. Şimdi git kendine bez bebekler bul, yeni aşklar ama unutmaki, ne bez bebeklerin ne de yeni aşkların nefretimden kurtulacak…

_ Aldatılmak ve nefret organizedir, aldatılan nefret eder gider, aldatan ise yeni sevgilerde ne nefretler arar…

_ Nefrete sevgiden daha çok güveniyorum çünkü nefretin sahtesi olmaz!

_ Yazık oldu bütün emeklerime değermiydi senin gibi kalpsize…

_ Ölümüne değil nefretimle seviyorum seni…

_ Hayata karşı durmak isterdim seninle, ama sen hayata karşı ezdin hep beni. Nefret ediyorum senden…

_ İçimdeki nefretin ihanetisin sen, zaten benim hep hayallerimdeki yalancıydın sen…

_ Güzel günler aklıma geldikçe gülücüklerin yerini gözyaşlarım, sevgimin yerini nefretin alıyor…

_ Ben seni hayatıma hayat katasın diye severken sen hep nefretimi kazanmak istedin.

*alıntı*

Özlem Mesajları

Özlem Mesajları

Tugbam sitesinde en güzel Özlem Mesajları sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Özlem Mesajları
Özlem Mesajları Sözleri
En Yeni Özlem Mesajları
Güzel Özlem Mesajları


Hayat Sensiz Sürdükçe Ne Hasretim biter ne de çilem sevgilim, sensin benim tek sebebim…

Beklemek güzeldir güzelim Dönecekse eger beklenen…. Özlemek güzeldir güzelim Özlüyorsa eger özlenen..

Herzaman duyamadigimiz o toprak kokusu bu zamanda aranan gerçek sevgiler gibi yagmur arkasinda sakli olan toprak kokusu gibi ortaya çiksa keske…

Yaşadıkca değil paylaşdıkca özlemin ateşini söndürebiliriz birtanem.

Bütün Mutluluklar sevinçler bedenime yüklensede içimdeki özlemini bitirmez sevgilim…

Gurbetin getirdiği hasret şarkılarına tek armağanım, içimdeki aşkındır ceylanım…

Seni Sevmek getirecekse içime hasret rüzgarlarını, aldırmam sevgilim, ben seni böylede severim!!!

Sensizliğin Adını, Hasretin Soğuk Duvarlarına Yazdım, her Adını yazdığımda Gözyaşlarımı tutamadım seni ne kadar çok sevdiğimi gurbet ellere düşünce anladım canım sevgilim.

Gurbetin Boş Sokaklarında, Adına Şarkılar Yaptım Aşkımı Gökyüzüne Haykırdım, yazdığım hasret şiirlerine gözyaşlarımı harcadım sevgilim…

Özledigim ne sensin ne de bir baskasi… özledigim gerçekten hissetmeden bana “seni seviyorum” demeyecek biri..

Hani insan aglamak ister, Gözlerinden yas gelmez ! Hani gülmek ister,yürekten gülmez! Hani birini bekler o hiç gelmez! Iste o zaman ölmek isterde ECEL gelmez!

Gözlerimi kapattigim an gözümün önünde konusmaya basladigimda ismin agzimda sanki benim gölgem gibisin peki ya ben senin için neyim söylermisin ?

Yaşanan Her Adımda Adın Var, Yaşayacağım Her Zamanda da Adın ve Aşkın Olacak içimde Özlem Ve Hasretle Sevgilim…

içtiğim Sigarada buluyorum Bazen Seni Dumanı Öyle Sert Çekiyorum ki içime, Cigerlerimden kalbime Kadar ulaşıyor Hayal Ettiğim Duman Hasretin içinde Bebeğim..

Seni Hayal ettikçe içimdeki özlem’e inat seni ne kadar sevdiğimi gösteriyorum hayata bebeğim…

Seni Sensiz yaşamak Acıların En Büyüğü Olsa gerek, Hasretin içimde Sözlerin beynimde Yankılanır Gündüz Gece Sevgilim Seviyorum Seni Bebeğim.

Özlem bence ne bir seye duyulan hasret nede ulu bir arzulayis. O bence içten içe aglayis yada senden ayri yasayis…

Yasamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgide sensiz olmaz… Unutma sevmek daima beraber olmak degildir. Sen yokken bile seni yürekte yasatabilmektir…

Ilik bir rüzgar esti buradan, nereden estigini bilemedim nereye gidiyorsun dedim özlenen heryere dedi aklima sen geldin cünki özlenen sendin. birtanem Ya onu kaybedersin, ya da kendini mahvedersin.

Sensiz, Geceler soğuk, sensiz günlerim huzursuz, bakarım uzaklara dönersin belki, içimdeki aşkın sürecek ebedi sevgilim.

Gurbetin Soğuk ve karanlık günlerini, resimlerine baktıkça aydınlatıyorum, Gülüşün güneş gibi aydınlatıyor içimi birtanem seviyorum seni.

Baliklarin sevgisini bilirmisin birbirlerine dokunamazlar ama sevgilerini hep yüreklerinde hissederler bende simdi sana dokunamiyorum çünkü sen hep yüregimdesin.

Bir gün bir sevda çalar kapinizi… Sasirirsiniz, beklemiyorsunuzdur… Bu güne kadar gelen sevgilere hep misafir olarak bakmissinizdir… Ancak, bu sevgi asktan öte olarak yerini alir gözlerinizden kalbinize !

Her Geçen Saniye Seni Daha Çok özlüyorum, Artık Zaman Düşmanım Oldu Sevgilim Hayatımdaki yerini kimse dolduramaz bebeğim özledim seni özledim gözlerini…

Biraz buruk bir duygu yüklenirse yüregine gözlerin zaman zaman takilirsa uzaklara kulaklarin ansizin çinlarsa bilki bir yerlerde delice özleniyorsun.