Ölüm Şiirleri Kısa

Kısa Ölüm Şiirleri,
Ölüm ile ilgili Şiirler Kısa,
Ölüm Hakkında Kısa Şiirler

Sanatkârın Ölümü Şiiri

Gitti gelmez bahar yeli;
Şarkılar yarıda kaldı.
Bütün bahçeler kilitli;
Anahtar Tanrıda kaldı.

Geldi çattı en son ölmek.
Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
Yanıyor güneşte petek;
Bütün bal arıda kaldı.

Cahit Sıtkı Tarancı

Korktuğum Şey

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.

Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmayan ejderha?

Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyorum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha.

Cahit Sıtkı Tarancı

Fâni Dünya

İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
Her sabah başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.
Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

Cahit Sıtkı Tarancı

Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
– Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı Tarancı

Ölü

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada ölecegim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarim, saçlarim ve her seyim.

Ölüler namina, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balik;
Müslüman degil miyim, hasa,
Fakat istemiyorum, kalabalik.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sizlamasin karanligim havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayim,
Ki bütün azalarim hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzakligimi.
Yikamasinlar vücudumu, yikamasinlar,
Çilginca seviyorum sicakligimi…

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Son beklediğim

SON BEKLEDİĞİM

Ufkumda bulutlar kümelerken kara bahtım,
Ben her gönül ufkunda doğan sabahtım.
Devran herkese taslarla zehir sundu da birden
Ben herkese bir neşe yarattım o zehirden.
Bir köprü kurup, zulmetin ardında, seherle,
Bildim gülüp eğlenmeyi ömrümce kederle.
Alnımdaki her çizgi beyaz bir gece saklar,
Bir başka şafaktır saçımın gördüğü aklar.
Farkım ne, emel kaynağı bir körpe çocuktan,
Mademki henüz gelmedi son yolcum ufuktan?
Ömrümce neden yılları zincir gibi çektim,
Mademki bir aşk uğruna can vermeyecektim?
Bir müjde taşır her gün uzaktan bana rüzgar;
Elbet gelecek, gelmedi, bir beklediğim var!

Son beklediğim gelmeden, ölsem de yüzünde,
Devran bulacak yar ile ağyarı hüzünde.
İsmim gezecek pembe dudaklarda elemle,
Gözler dolacak bir çocuk ölmüş gibi nemle,
Bir günde doğup can veren altın kelebekler,
Bizden daha genç bir şair öldü diyecekler!

Faruk Nafiz Çamlıbel

Bİr gÜn baksam kİ gelmİŞsİn

Bir gün baksam ki gelmişsin…
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar…

Bir gün baksam ki gelmişsin…
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar…

Bir gün baksam ki gelmişsin…
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin…
Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar…

Yavuz Bülent BAKİLER

En Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Ayrılık Şiirleri


Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Ayrılık

Sessiz köşelerin arkadaşı ayrılık
Karanlık gecelerin sırdaşı ayrılık
Umutsuz kişilerin yoldaşı ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Anlamsız cümlelerin öznesi ayrılık
Zamansız bitişlerin gözdesi ayrılık
Oransız sevmelerin yüzdesi ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Zamansız ölüm kadar yakındır ayrılık
Hücum sözüyle kalbe akındır ayrılık
Kaşındıkça kanayan acındır ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Doğduğun gün yazılan kaderdir ayrılık
Nöbetini bekleyen askerdir ayrılık
En beterinden bile beterdir ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Muhterem Aslan

Ayrılık Ayrılık

Kaderin prangası değil mi ayrılık,
Gözünde ki o yaşlar zaten ayrılık,
Baharını kışa çevirir ayrılık ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık.

Gözlerinin dalıp gitmesidir ayrılık,
Yârin, selamı salıp gitmesi ayrılık,
Sıradağlarla yollar değilmi ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık.

Bacadan tüten, değilmidir ayrılık,
Gözünde tüten, değilmidir ayrılık,
Eriyip biten biten değil mi ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık….

Yusuf Önder Bahçeci

Ayrılık iki sevgiliye

Ayrılık afet gönüllere
Ayrılık hasret gözlere
Ayrılık uzak diyarların nağmesi
Ayrılık sevgililere bir ceza
Ayrılık başa düşen ateş
Ayrılık bir fırtına limanda
Ayrılık çıkmaz sokaklar
Ayrılık ağlayan bir iç dünya
Ayrılık erezyon iki sevgiliye
Ayrılık muhabbete felaket
Ayrılık bir kılıç duygulara
Ayrılık bekleyiş iki sevgiliye
Ayrılık dinmeyen yara iki sevgiliye

Durdu mehmet güneş

AYRILIK

Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

Sevda üstüne türküler hayal etmek
Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane
Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık

Eline kalem alıp şairlere özenmek
Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

Mehmet Akif Çeçen

Ayrılık

Ayrılık Derdinin Dermanı Nedir
Uğrum sıra giden Boz Atlı Hızır
Ayrılık derdinin dermanı nedir
Şu iki aleme olmuşsun nazır
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Sığanmıştır ağca kolda bilekler
Hak katında kabul olsun dilekler
Arş yüzünde secde kılan melekler
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Küseyim de ben yarime küseyim
Siyah zülfün mah yüzüne asayım
Kerbela’da yatan İmam Hüseyin
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Hani şu dünyanın toprağı taşı
Akıttım gözümden kan ile yaşı
Urum illerimin Hacı Bektaş’ı
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Ak saya giyinmiş incedir beli
Ben pirimi gördüm tatlıdır dili
Tanrı’nın arslanı Hazret-i Ali
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Gıcılar da dağlar başı gıcılar
Çıkmaz oldu içerimden acılar
Arafat Dağı’ndan gelen hacılar
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Dünyayı sorarsan bir dipsiz anbar
Ali’nin yoldaşı Zülfikar Kanber
Kabe’yi yaptıran Halil Peygamber
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Deryanın yüzünde dönen üç gemi
Yiyelim içelim sürelim demi
Geminin sahibi ol Hızır Nebi
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Pir Sultan Abdal’ım içtim cür’adan
Okudum ağını bilmem karadan
Yeri göğü cüml’alemi Yaradan
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Pir Sultan Abdal

SENSİZLİK ÇOK ACI

Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana.

Ayrılık

Ayrılık kıskançlığın ta kendisidir
Ayrılık güvensizlikten kaynaklanır
Ayrılık savaşın en büyük göstergesidir
Ayrılık ölümdür, ölüme kucak açmaktır
Ayrılık gururdandır, onurdandır
Ayrılık sevimsizdir
Ayrılık göreslemektir
Ayrılık düşünmektir
Ayrılık yolculuktur
Ayrılık gitmektir
Ayrılık şaşkınlık yaratır
Ayrılık en değersiz unsurdur
Ayrılık kavgayla başlar
Ayrılık umuda kaçmaktır
Ayrılık dört duvar arasındadır
Ayrılık aykırılıktır
Ayrılık bedeninden kopmasıdır insanın
Ayrılık deniz milidir, insanın pusulasıdır
Ayrılık zamandır
Ayrılık üzülmektir
Ayrılık şımartılmıştır
Ayrılık iki ipin ucuna tutunamamasıdır
Ayrılık sevdadan başlar
Ayrılık bir ezgiden başlar
Ayrılık bir anlamda doğruluktur
Ayrılık yanlışa neden olur
Ayrılık bir öyküde, bir şiirde, bir kitapta başlar
Ayrılık dağların tomurcuklarındadır
Ayrılık çiçek açtırmaz
Ayrılık yitirmektir
Ayrılık gece olunca başlar
Ayrılık gündüzün konuşmalarıdır
Ayrılık tutuklu kelimelerin imgesidir
Ayrılık şairlerin başını yakar
Ayrılık edebi yolculuğa çıkarır insanı
Ayrılık kimsesizliktir
Ayrılık beyazdan kararır
Ayrılık mutluluğa yol açacağını düşünür
Ayrılık kendini kandırmasıdır insanın
Ayrılık yabancılaştırılmıştır
Ayrılık eser, estirir
Ayrılık çözümsüzlüğü bitirir
Ayrılık ihtiyaç duyarsın
Ayrılık değişimdir
Ayrılık insanın elini şaraba uzatır
Ayrılık gözetmeksizin…
Ayrılık ilktir
Ayrılık hiç düşünmediğin yerde karşına çıkar
Ayrılık pazarlıktır
Ayrılık öfkeden başlar
Ayrılık mektuptadır
Ayrılık cesarettir
Ayrılık yasalara karşı değildir, içindedir
Ayrılık kanundur
Ayrılık insanın insana verdiği cezadır
Ayrılık gözyaşıdır
Ayrılık gül değil, gülün dikenidir
Ayrılık inanmaktır
Ayrılık yalnızlaştırmaktır
Ayrılık inadınadır, inadına…
Ayrılık küfürdür, küfürden başlar
Ayrılık insanı hasta eder, ilaçlaştırır
Ayrılık kültablasının içine sığınmasıdır insanın
Ayrılık yazmaktır
Ayrılık bu şiir gibi saçmalıktır

Erdal eksert

Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirleri

Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirler


Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiir

Yalan Dünya

İlk günden alıştığımız emektar dünya,
Anne yüzünde dost yüzünde evlat yüzünde.
Her sabah yeniden başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.

Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer.
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz.
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

Esmer Güzeli Yarim

Bu meltemli geceler,
Su sesi, ayışığı,
Uzayan türküleri
Cırcır böceklerinin,
Bu cümbüş, bu muhabbet
Bu tatlı uykusuzluk,
Hep senin şerefine,
Esmer güzeli yarim.

Aşk İle

Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
Unut diyor o güzel günleri unut
Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
Çok gerilerde kalmış çıktığım liman
Yok görünürde sığınacak bir ada

Baktım ki musibet gün gelip çatmış
Yolcusunda tayfasında şafak atmış
Ne yelken kâr eder ne kürek ne istim
Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
Aşk ile koskoca dağları düz ettim
Avladım sonunda o civân kekliği

Can Yoldaşı

Can yoldaşın olmazsa olmasın
Yalnızım diye hayıflanmayasın,
Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
Bir anne şefkatine musavi.
Üç adım ötede deniz
Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
Ağac yaprak verir, sır vermez rüzgara
Ve kış yaz,
Dalda kuş eksik olmaz
Dağ başında duman
Yalnızlık nedir göreceksin
olduğun zaman.

Bir Güzel

Bir güzel bilirim, bir daha bilmem
Onda gör cilve nedir, eda nedir
Öyle satar kendini dirhem dirhem
Ondan bu gönül deli divanedir

Nerden çattım böylesi bir güzele
Netsem, neylesem o kız geçmez ele
Kaptırdım kendimi bir kere sele
Bana sor dalga nedir, kaya nedir

Gündüz işimde beni şaşkın eder
Gece düşümde beni çılgın eder
Ayrılığı başımdan aşkın eder
Bir sevda ki yanmaktan başka nedir?

Gündüz

Ey sâkin suları karıştıran el,
Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
Arasında keskin parlayan kılıç.

Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
Geceden geceye uçan yarasa.

Bir Lahzam

Aynadaki aksim, gölgem, bir de ben.
Var mıdır, yok mudur onlar sahiden?
Aşina değiller çektiklerime;
İçlerinden biri gelse yerime.

Ben bir gölge olsam, yahut bir hayal,
Onlar gibi hissiz, onlar gibi lal.
Olsa bütün ömre bedel bir lahzam;
Var görünsem, onlar gibi yok olsam!

Kar Ve Ben

Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!

Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;

Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

Akıllı Sözler 2012

Akıllı Sözler 2012

Tugbam sitesinde en güzel Akıllı Sözler 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Akıllı Sözler 2012
Akıllı Sözler 2012
2012 Akıllı Sözler

– Bir kadın size soru soruyorsa doğruyu söyleyin çünkü muhtemelen cevabı biliyordur.

– Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.

– Çektiğin acı kadar olgunlaşırsın diyorlar. Olgunlaşa olgunlaşa çürüdük, bilmiyorlar.

– Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini.

– Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.

– Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları da biraz çok olur.

– Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.

– Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.

– Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeye çalışmak faydasızdır.

– Köprüleri atma, aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacağına şaşıracaksın.

alıntı