Nevra Eker Okçuoğlu

Nevra Eker 1976 yılında Bursa‘da doğdu. Babası Altan Eker, annesi Aygen Eker‘dir. İlköğretimini Bursa’da yaptıktan sonra, ortaokul ve lise eğitimini İstanbul Özel Amerikan Robert Lisesi‘nde tamamladı. 1994-1998 yılları arasında Amerika’da Duke Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde Uluslararası İlişkiler dalında lisans eğitimi aldı. 1996 yılının Eylül – Aralık aylarında Hollanda’da Leiden Üniversitesinde üniversiteler arası değişim programına katıldı. Çok iyi derecede İngilizce ve orta derecede Fransızca bilmekte.

1998 Haziran ayında Eker Süt Ürünleri bünyesinde Pazarlama Koordinatörü olarak çalışmaya başladı. Nevra EKER şu an Eker Süt Ürünlerinde Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmakmaktadır.


SÖYLEŞİ: NEVRA EKER

EKER’DE ÇALIŞMAK YÜZME BİLMEDEN DENİZ DALMAK GİBİ OLDU

Rekabetçi ve mücadeleci bir kişiliği olduğu için hep sınırları zorladığını belirten Eker Süt Ürünleri Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı  Nevra Eker, “Benim açımdan Eker’de çalışmak yüzme bilmeden deniz atlamak gibi oldu. Gördüm ki başarmak istediğimde, önümde gerçek bir engel kalmıyor, yeter ki o mücadeleye hazır hissedeyim kendimi. Dolayısıyla en önemli prensibim mevcutla yetinmemek ve hep daha iyisini istemek” dedi.

Eker Süt’ün kuruluş öyküsünü ve faaliyet alanını kısaca anlatır mısınız?

1977 yılında Bursa’da Eker Çiftliği içinde ufak bir imalathanede yoğurt ve ayran
üretimine başlandı. Önceleri küçük çapta üretim yapan işletmemiz, 1981 yılında sanayileşerek, modern bir fabrikada, Eker Süt Ürünleri olarak faaliyete geçti. 1983 yılında İzmir’de, 1985 yılında İstanbul’da ve son olarak da 1997 yılında Ankara’da Bölge Müdürlükleri kurarak, ayrıca Marmara Bölgesi’ndeki bayiliklerinin dışında Adana, Antalya, Düzce, Marmaris, Muğla, Bodrum, Kayseri ve Gaziantep’te de yeni bayilikler açarak dağıtım ağımızı genişlettik.

Şirketinizin bugün sektördeki konumu nedir?

Kurulduğunda günlük 10 tonluk süt işleme kapasitesine sahip olan firmamızın bugün günlük süt işleme kapasitesi 200 tondur. Ana ürün grupları içinde ayran, yoğurt, tereyağı, kaymak, beyaz peynir, kaşar peyniri yer alan Eker Süt Ürünleri, Temmuz 2005’te bu ürün grubuna Kefir’i de ekleyerek ürün portföyünü genişletmiştir. 2005 yılı ciromuz 53 trilyon. Ayranda Türkiye’de yüzde 10’a yakın bir pazar payına sahibiz. Merkezimiz Bursa’da süt ve süt ürünlerinde ise yüzde 25’e yakın pazar payımız var.

Eker Süt önümüzdeki yıllara dönük olarak neler planlıyor?

Önümüzdeki yıllarda da yeni yatırımlarla kapasitemizi, kalitemizi, ürün çeşitliliğimizi, dağıtım ağımızı iyileştirmeye ve genişletmeye devam edeceğiz. Her yıl yaklaşık 2-3 milyon dolarlık yatırım yapıyoruz. Bunun temel nedeni hem pazardaki talep artışına cevap verebilmek hem de üretim teknolojimizi yenileyebilmek. Süt endüstrisi sürekli gelişiyor ve otomatizasyona geçiyor, dolayısıyla biz de Eker olarak bu yenilikleri kendi işletmemize adapte ediyoruz. Önümüzdeki üç sene içerisinde de yeni bir fabrika yatırımı için proje çalışmalarımız başladı. Yeni fabrikaya geçerek hem kapasitemizi genişleteceğiz, hem de son teknolojiyle donatılmış makinelerle üretim yapmaya başlayacağız.

Yatırım kararlarınızı hangi etkenlere göre belirliyorsunuz, nelere dikkat ediyorsunuz?
 
Yatırım kararı alırken dikkat ettiğimiz en önemli husus, yatırımın belirli bir süre içinde kendini karşılıyor olması. Tabii yatırım için doğru finansman kaynağını da belirlemek önemli bir konu. Türkiye’nin genel ekonomik koşulları ve gelecek ile ilgili beklentileri de göz önünde bulundurmak ve planlamalarımız buna göre yapmak zorundayız. 
 
Şimdiye kadar hedeflediğiniz projelerinizi gerçekleştirebildiniz mi?
 
Şu an için hedeflerimin sadece bir kısmını gerçekleştirebildim. Daha gerçekleştirmek istediğim o kadar çok proje var ki. Tabii her geçen gün hedeflerim ve bunların ölçeği büyüyor. Her zaman daha iyisini ve daha fazlasını yapmak isterim. Sanırım bunun sebebi de biraz rekabetçi, mücadeleci ve mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip olmam. Kısacası hedeflerimin tamamını gerçekleştirebilmek için daha çok çalışmam gerektiğini düşünüyorum.

Firmanız Ar-Ge çalışması yapıyor mu? Bu açıdan da Eker Süt Ürünleri’nden biraz bahseder misiniz?

Eker Süt Ürünleri A.Ş. olarak kurulduğu günden beri kaliteye, lezzete ve doğallığa önem veren bir bakış açısıyla sektörde var olduk. 1996 yılında kurucularından olan babam Altan Eker’ in vefatıyla yönetimi 2. kuşak olan, ağabeyim Ahmet Eker ve ben ele aldık. İkinci kuşağın yönetime geçmesiyle farklı ve yenilikçi bakış açısıyla birlikte araştırma ve geliştirme çalışmalarına da büyük önem verilmeye başlandı. Türkiye’de ilk defa cam şişede litrelik ayranı biz çıkardık. Ayrıca yine yenilikçi yaklaşımla dayanıklı kaymak ürününü de Eker piyasaya sundu. 2002 yılında pastörize günlük sütü, 21. yüzyılın ambalajı olan, dost, çevreci “Ecolean” ambalajla piyasaya sunduk. En son olarak da Temmuz 2005’ten itibaren doğal süt içeceği Kefir’i tüketiciyle buluşturduk. Şu anda Eker Kefir’in piyasada sade, çilekli ve meyveli çeşitleri bulunuyor. İlerleyen günlerde yeni ürünlerimizle, farklı lezzetlerimizle de pazardaki yerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.

Nevra Hanım, iş yaşamınızda dönüm noktası olarak gördüğünüz bir olay var mı?

Uluslararası ilişkiler okurken daha çok uluslararası organizasyonlarda çalışmaya yönelik bir kariyer planlıyordum. Aynı zamanda da akademik kariyer yapmayı da çok düşündüm. Ama hiç Türkiye’ye dönüp aile şirketimizde çalışmayı ve iş hayatına atılmayı düşünmedim. Hatta Türkiye’de olduğum zamanlarda bile fabrikaya sadece ayran içmek ve babamı ziyaret etmek amacıyla giderdim. Ancak ilk defa 1996’da babamın vefatıyla Eker’de çalışma fikrini değerlendirdim. O durumda bile 3-5 sene ağabeyime destek olur, o askerliğini bitirinceye kadar şirkette çalışır sonra kendi ideallerime dönerim diye düşündüm. Ancak Eker’de çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra önümde ne kadar uzun ve ilginç dönemeçlerle dolu bir yol olduğunu, böyle bir şirkette başarı peşinde koşmanın ne kadar keyifli olacağını gördüm. Tüm bu süreçte dönüm noktası 2001 krizi sürecidir. O dönemde ağabeyim askerdeydi ve ben de krizin şirketimizde yarattığı sarsıntıyla mücadele etmekteydim. Hep şunu düşündüm, biz bu krizi atlatabilirsek, Türkiye’nin büyüme sürecine girdiği dönemde Eker’i çok farklı yerlere taşıyabiliriz. Ben bunu yaşamak ve gerçekleştirmek istiyorum.  

İş hayatında kadın olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?
 
Günümüzde kadınlar, iş yaşamının birçok alanında etkin kademelerde rol alıyor. Kadın olarak çalışmanın birçok zorlukları var. Öncelikle evdeki sorumluluklarınız da erkeklere göre daha fazla, ancak iş ortamında erkek ve kadından beklenilen performans aynı düzeyde. Bir de tabii geleneksel olarak Türk kültüründe kadının iş hayatında varlığı çok yeni olduğundan, erkeklerin bu durumu yadırgaması ve güvensizlik yaşanması söz konusu olabiliyor. Fakat bu negatif etkileri bazen avantaja da dönüştürmek mümkün. Kadın olduğumuzda ticari ilişkiler daha mesafeli ve profesyonelce yürütülebiliyor. Kadınlar iş yaşamında daha sorumluluk sahibi, daha dikkatli ve daha titiz davranabiliyorlar. Bu da bence iş ortamında kadınların başarıyla yükselmelerinde önemli bir etken.   

Sizce Türk iş dünyasında kadınların etkinliği yeterli bir hızda artıyor mu?
 
Biraz önce de değindiğim gibi kadınlar artık dünyanın her yerinde yöneticilik kademelerinde daha fazla yer alıyorlar. Türkiye’de de bu konuda olumlu yönde bir artış olduğu kanısındayım. Ancak yeterli mi diye soracak olursanız bence henüz değil. Öncelikle kadınların mevcut paradigmalarını değiştirmeleri ve önyargılarından kurtulması gerekiyor. Kadın olarak ben bir erkekten daha başarılı olabilirim, girişimci olabilirim, daha üst konumlara yükselebilirim; tüm bunlara inanması gerekir kadınlarımız. Tabii bunun için kadınların da şartlarını zorlamaları gerekiyor, evdeki ek sorumluluklar ve toplumun beklentilerine rağmen önce başarılı olmayı istemeli ve kendimize güvenmeliyiz. Türk kadını olarak mücadeleci bir yapıya sahibiz. Bu yüzden doğru eğitildiğimiz takdirde altından kalkamayacağımız bir iş olmadığı kanısındayım.

İş hayatınızda asla taviz vermediğiniz prensipleriniz var mı?

Eker’i bir yerlere getirmek, zor bir sektörde güçlü rakipler karşısında mücadele etmeyi gerektiriyor. Rekabetçi ve mücadeleci bir kişiliğim olduğu için Eker’de hep sınırları zorladım. Daha kaliteli ürün üretmek, daha iyi hizmet vermek, daha yaygınlaşmak, daha fazla müşteri edinmek, hep hedeflerimi yüksek tuttum. Sanırım benim Eker’e en büyük katkım, tüm ekibimize aslında düşündüğümüzden de daha iyisini yapabilecek kapasite ve beceriye sahip olduğumuzu göstermektir. Benim açımdan Eker’de çalışmak yüzme bilmeden deniz atlamak gibi bir şey oldu. Ama şunu gördüm ki başarmak istediğimde önümde gerçek bir engel kalmıyor, yeter ki o mücadeleye hazır hissedeyim kendimi.  Dolayısıyla en önemli prensibim mevcutla yetinmemek ve hep daha iyisini istemek.

Kendinize ait zamanı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yoğun temponun içinde fırsat buldukça spor yaparak yorgunluğumu atmaya çalışıyorum. Kışları hafta sonları fırsat buldukça Uludağ’da kayak yapıyorum, yaz aylarında da yelken yapmayı seviyorum.

(Söyleşinin daha önce yayınlandığı yer: Bursa Ekonomi Dergisi Sayı : 220, Haziran 2006 (Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Aylık Yayını)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir