Posts Tagged ‘Galatasaray’

Tugay: Terim beni sahaya indirmedi

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Futbol hayatına son noktayı koyduktan sonra Manchester City ve Galatasaray’da idareci ve antrenör olarak önemli görevler üstlenen Tugay Kerimoğlu yıllar süren suskunluğuna son verdi.

GİTMEYİ KENDİM İSTEDİM – Tugay Kerimoğlu, efsane G.Saray takımının en önemli parçalarından biri iken neden Glasgow Rangers’a gitti?

Avrupa’ya gitmeyi her zaman istemiştim. Bu, en büyük hedeflerimden biriydi. İnsanlar en çok sezon ortasında gitmiş olmana şaşırdı ve bunun üzerine çeşitli yorumlar, spekalüsyonlar yapıldı…Sezon ortası olması önemli değildi. Bu tamamen kendi tercihimdi. Bu konuda G.Saray camiasından da büyük destek gördüm. Gittim, 11 sene kaldım ve döndüm.

– Peki bu kesin dönüş mü? İngiltere’ye tekrar gitme ihtimaliniz var mı?

Geri dönmem zor. İki yıldır buradayım. Bütün ailem burada, yeni bir düzen kurdum. Bu saatten sonra düzeni bozmak zor.

HOCA OLMAYI REDDETTİM –

G.Saray’da antrenör ve yönetici olarak çalıştığın dönemle ilgili çok spekülasyon yapıldı. Bu konuyu en başından anlatır mısın?

Ben Frank Rijkaard zamanında Altyapı Koordinatörü olarak işe başladım. Rijkaard’dan sonra teknik direktörlüğe getirilen Hagi, yardımcı antrenör olmamı istedi. Ben de seve seve kabul ettim. Bazı şeyleri iyi yaptık, bazılarını yapamadık. Ama sonuçta o dönemin oyuncu portföyündeki bazı sıkıntılardan dolayı şampiyon olamadık. Hagi’den sonra yönetim benim teknik direktör olmamı istedi, ama kabul etmedim.

– Neden istemediniz?

İstemedim çünkü doğru zaman değildi. Aslında teknik direktörlüğe hazırım. O konuda kendime güveniyorum. Ama zamanın o zaman olduğuna inanmadım. Ben hayır deyince, Bülent Korkmaz’ı düşündüklerini söylediler. Ben ona da seve seve yardımcı olacağımı bildirdim. Ama o zaman benim Altyapı Koordinatörlüğüm bitmişti. Ben A takıma çıktıktan sonra Altyapı Koordinatörlüğü görevi boş kaldı.

İSTEDİLER, DOĞRU ZAMAN OLMADIĞI İÇİN REDDETTİM

– Ondan sonra yeni bir yönetim ve Fatih Terim hoca geldi. Fatih Hoca kendi grubunu kurdu. Ben de A Takım Oyuncu İzleme Komitesi’nin başına getirildim. Bir sene boyunca bu görevi yaptım ve şimdi buradayım!

– A Takım Oyuncu İzleme Komitesi Başkanlığı pasif bir görev. Neden böyle oldu? Fatih Terim ile aranızda bir sorun mu vardı?

Yoo, kendisine, ‘Hocam ben saha görevi istiyorum. Eğer benimle ilgili böyle bir düşünceniz yoksa, bu işi başka bir kulüpte yapmak istiyorum’ dedim. Olay bu. Ben A takımda yardımcı antrenör olarak da çalışabilirdim. Fakat Fatih Hoca böyle karar verdi. Aramızda ne bir problem, ne bir sıkıntı, hiçbir şey yoktu. Aksine ben, kendisine de yardımcıları Hasan Şaş ve Ümit Davala’ya gereken her türlü yardımı yaptım.

– Fatih Terim’in gelişinden sonra sana teklif edilen, ‘Maaşını 70 bin liradan 20 bin liraya indir’ teklifini kabul ettiğin basında yazıldı çizildi. Bu iddia doğru muydu?

Doğru… O zamanın şartları öyle gerektiyordu. Doğru bildiğim için kabul ettim.

2000’LER TEKRAR GELMEZ –

1996-2000 yılları arasındaki G.Saray gibi bir takımı yeniden kurmak mümkün mü?

Olabilir tabii ama her takım kendi devrinde değerlendirilmeli. O dönem yaşandı ve bitti. O zamanın başarılarını yakalamak zor çünkü o takımın altyapısında Ümit Milli Takım vardı. O dönem Akdeniz Oyunları’nda başarılı olan ve birbirlerini çok iyi tanıyan kadro tamamen G.Saray’a geldi. O ekibe Hagi, Popescu, Filipescu gibi dünyaca ünlü futbolcular da eklenince ortaya çok enteresan bir grup çıktı.

– Örnek aldığın futbolcu var mıydı?

Ben her zaman Guardiola’yı örnek almışımdır. Onun çok videosunu seyrettim.

İÇİMDEN KABLO GEÇMİYOR! –

 Tugay Kerimoğlu deyince ilk akla gelen şeylerden biri ‘düzgün aile hayatınız.’ İnsanlar sizin bu yönünüzü çok takdir ediyor… Allah’a şükürler olsun ki öyle. Şunu söyleyeyim ben de yeri geldiğinde geziyorum, eğleniyorum, deşarj oluyorum. Benim içimden kablo geçmiyor! Damarlarım var, kanım var. Ha tabii bunun bir dozajı var tabii ki. Ve inanın insanlar beni dışarıda eğlenirken görürse de hiç umrumda olmaz. Çünkü ben haddimi ve dozajımı bilirim.

– G.Saray’a ilk gelişini anlatır mısın?

Ben Trabzonspor altyapısında oynuyordum. O dönem G.Saray’ın masörü Uğur Duru’yu milli takım kampında ziyarete gitmiştim. Babam ona, ‘Eti senin kemiği benim’ dedi. Böylelikle G.Saray’a gittim,

– G.Saray altyapısına girmeden önce de G.Saray taraftarı mıydın?

– Profesyonellİk anlamında diyorsanız; Trabzonsporlu idim çünkü o kulüpte oynuyordum. Sonra G.Saray’a geldim G.Saraylı oldum. Ben G.Saray’ın her şeyini çok iyi biliyorum. Kültürünü aldım, marşlarını ve Gül Baba’yı öğrendim.

Ben ilk defa bir G.Saraylı futbolcunun gül bahçesinden söz ettiğini duydum. Gül Baba’yı çok iyi bilirim. Bütün bunları bize rahmetli Salih Bulguroğlu öğretti.

– Selçuk İnan’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sana göre nasıl bir futbolcu?

Selçuk çok kaliteli ve özellikli bir futbolcu. Ben onu çok severim. Çok ayrıcalıklı bir oyuncu. Selçuk bu kafa yapısını Avrupa mantalitesine dönüştürebilirse G.Saray’da duramaz, gider.

– Nereye gidebilir mesela.? Real Madrid, Barcelona? Selçuk öyle büyük kulüplerde de oynayabilir mi?

O kalitedeki futbolcular her yerde oynayabilir. Hiçbir sıkıntı da çekmez.

– Türk futbolculara Avrupa’da oynamalarını tavsiye eder misiniz?

Avrupa’dan teklif alan bütün Türk futbolcuları kabul edip gitmeli. Özellikle de İngiltere’den gelirse, hiç kaçırmasınlar. Her Türk futbolcusunun orada oynaması gerekir. Benim yaşadıklarımı onların da yaşamalarını isterim. Takımın küçüğünü, büyüğünü ayırt etmemeli. F.Bahçeli Gökhan Gönül’e teklif geldi ama o gitmedi. Kararına saygı duymak gerekir. Ancak gitseydi kendisini daha da geliştirme imkanı bulurdu. Sonuçta Gökhan yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil edebilecek karakterde ve yetenekte bir oyuncu.

– Blackburn Rovers’taki bu kadar başarılı olmanızın sırrı neydi?

Her şeyden önce keyif almak, keyif vermek… İnsanlar çok saygılı, kulüp bütün taahhütlerini yerine getiriyor. E tabii ortam böyle olunca, siz de elinizden gelen her türlü çabayı gösteriyorsunuz. Bakın sizinle şunu paylaşayım; ben Blackburn’e ilk gittiğimde Souness bana, ‘Futbolculuk yıllarımda Liverpool, Sampdoria gibi büyük kulüplerde oynadım. Ben sende kendimi görüyorum. Senden bir tek ricam var; bu ülkede basit oynayacaksın. Diğer futbolcular senin için koşacak. Ben bunu sağlayacağım. Bu takımda her şey senin üzerine kurulu olacak. Ama mutlaka dikine oynayacaksın’ dedi. Diğer futbolculara da, ‘Top Tugay’a gelince herkes hareket edecek’ diyordu.

– Blackburn Rovers’a gittikten sonra başka İngiliz kulüplerinden transfer teklifleri aldınız mı?

Çok teklif geldi. İlk sezonumda, yani 32 yaşında iken Arsenal’den teklif aldım ama Souness vermedi.

– Eğer bir gün teknik direktör olursanız, hedefleriniz neler olur?

Ben gerek Türkiye’de edindiğim tecrübe, gerekse İngiltere’de öğrendiğim bilgilerin ışığında bu işi en iyi şekilde yapacağıma inanıyorum. Ama 10 sene yapıp bırakmayı düşünüyorum. Bazı şeyleri tadında bırakacaksın. Ben futbolu da tadında bıraktım. 40 yaşında idim, Blackburn’den 2 senelik kontrat teklif ettiler ama ben, ‘Hayır’ dedim…

Kerimoğlu’nun İNGİLTERE’Sİ!.. –

 İngiltere’de hiçbir menajer sezon içinde, transfer mevsimi dışında oyuncularla konuşamaz. Yasaktır. – İngiltere’deki bütün teknik direktörlerle aram iyidir. Alex Ferguson’la arada bir telefonla görüşürüm. – İngiltere Futbol Federasyonu, ülke futboluna katkılarımdan dolayı bana Teşekkür Mektubu gönderdi. – İngiltere’de futbolcular deplasman yolculuklarında ya kitap okur ya müzik dinler. Hem futbol hem de yaşam alanında entellektüel bir nesil yetiştirmeliyiz biz de…

– Memleketinizin takımı Trabzonspor’dan hiç transfer teklif geldi mi?

Geldi… Oyuncu iken de geldi, antrenör iken de… Souness’la beraber gelecektik. Souness bana, ‘Trabzonspor’dan teklif geldi. Hem yardımcım hem de oyuncum olarak benimle gelir misin’ dedi. Ben de, ‘Tabii ki’ dedim. Fakat sonra Souness bazı konularda anlaşamayınca gelmekten vazgeçtik.

– Futbolculuk yıllarında F.Bahçe’den teklif aldığını biliyoruz, neden gitmediniz?

O dönemde F.Bahçe’nin başkanı Ali Şen’di. Beni Kemalettin Şentürk ile takas etmek istiyordu. Ama ben kabul etmedim. ‘Sana şu kadar para veririm’ falan dedi. Kendisine, ‘Ali Baba yapma bunu’ dedim.

– O dönem Beşiktaş’tan da teklifler aldınız, onlara da ‘hayır’ dediniz. Eğer gitseydiniz daha fazla para kazanabilirdiniz…

Fazla para kazanmak neyi kazandırır.

– Melo ile aynı sahada çalışan çocuktan Manchester City’nin akademisinde çalıştınız. İki ülkenin altyapıları arasında karşılaştırma yapabilir misiniz?

Altyapıda esas mesele; yetiştirdiğiniz oyuncuya iyi bir yerlere gelmenin ne kadar zor olduğunu ve işine saygıyı öğretmektir. Şimdi altyapıdaki oyuncuya diyorsunuz ki; buradan çık oraya gel. Ama çocuk o iki yer arasındaki mesafeyi bilmiyor. Türkiye’de bana teknik direktörlük teklifi getiren bir kulübe sordum; ‘A takım ile A2 takımının dışındaki futbolcuların başka bir yerde çalışma şansı var mı?’ ‘Var’ dediler. Tamam o zaman A takım ile A2’ler aynı yerde kalsın. A2’ler benden yarım saat önce başlasın idmana, ki gerek duyduğumda oradan oyuncu alayım. Aynı zamanda A2 futbolcusu da iyi çalışırsa hemen yan sahadaki A takıma geçecebileceğini bilsin. Altyapı oyuncuları da, A2 ve A takımın ayrıcalıklı olduğunu bilmeli. ‘Ben iyi olursam, gelecekte A takımın yanında idmana çıkacağım, oradan da A takıma geçebilirim’ diye düşünmeli. İngiltere’de her kulübün altyapısı böyledir. A ve A2 takım aynı yerde, altyapı takımları başka yerde çalışır. Altyapıda oynayan çocuklar A takım tesislerinin kapısından bile giremez.

– Bizde böyle bir kulüp var mı?

Yok. Bütün kulüpler tesislerini bir yerde topluyor. Böyle olunca da çocuk diyor ki; ben nasıl olsa Melo ile yan yanayım. Bu yetiyor ona. Böyle futbolcu yetiştirilmez…

– İnsanlar senin futbol kariyerini 2 bölüme ayırıyor. Birinci bölümde, Türkiye’de iken topla çok oynayan ve yan pas yapan Tugay; ikinci bölümde ise tek top ve dikine oynayan Tugay… Bu değişimin sırrı neydi?
Kafa rahatlığı… Sebep buydu. Şimdi diyeceksin ki, ‘sen 14 sene bu ülkede top oynadın, o zaman kafan rahat değil miydi?’ Ne yazık ki ülkemizde insanların birinci önceliği başarı. Türkiye’de sabır yok. Burası ile orası arasındaki fark şu; yapmış olduğunuz işte keyif almak, o keyfi sizi izleyenlere de yaşatmak.

– İskoçya’da ya da İngiltere liglerinde; maç kaybettiğiniz zaman ne olur?

Hayat devam eder. Size şöyle bir örnek vereyim; biz Blackburn’de oynarken kendi sahamızda üst üste 10 maç kaybettik. Taraftarın en ağır tepkisi, ‘Şanssızdınız’ demek olurdu.

– Kerimoğlu ailesi olarak futbolla iç içesiniz. Babanız Özkan Kerimoğlu, Trabzon İdmanocağı Kulübü’nün en önemli futbolcularından biriymiş. Ağabeyiniz Tolgay Kerimoğlu da halen Van Belediyespor takımının teknik direktörlüğünü yapıyor… Evet, geçen sene Van’daki depremden sonra Van Belediyespor takımı Futbol Federasyonu’nun Riva’daki tesislerine getirildi. Ben de o arada ağabeyimin yanına çok gittim. Hatta takımla defalarca antrenmana çıktım, futbolculara moral olsun diye. Oradaki futbolcu arkadaşların böyle şeylere çok ihtiyacı vardı. Çünkü depremde maddi manevi çok büyük zarar gördüler…

AVRUPALILAR CESUR

– Van Belediyespor’da defalarca idmana çıktığınızı söylediniz; alt ligdekiler ile sizin ayarınızdaki futbolcular arasında çok mu fark var?

Çok… Bir kere Türkiye’deki futbol eğitimi çok düşük seviyede. Ben Rangers’ta da, Blackburn’de de şunu gördüm; altyapıya A takımdan daha çok önem veriyorlar. Aşağısı onlar için çok önemli bir kaynak. Yetenekli gördükleri gençleri oynatmaktan hiçbir zaman çekinmezler.

Bizde yatak odası moda! – 139 defa milli takımlara çağrıldınız. Bu sayıyı pekala 150-160’a çıkarabilirdin ama siz bir ara kendi isteğinizle milli takımı bıraktınız..

O dönemlere girmek istemiyorum. Hiç bahsetmeyelim…

– Bunun bir sebebi olsa gerek?

Çünkü çok haksızlığa uğradım. Bizim ülkemizde yatak odasına girmek moda olduğu için, karşıdakine hep vuruyorlar. Ama ben hiç konuşmadım, cevabımı sahada verdim.

 

Tugay: Terim beni sahaya indirmedi

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Futbol hayatına son noktayı koyduktan sonra Manchester City ve Galatasaray’da idareci ve antrenör olarak önemli görevler üstlenen Tugay Kerimoğlu yıllar süren suskunluğuna son verdi.

GİTMEYİ KENDİM İSTEDİM – Tugay Kerimoğlu, efsane G.Saray takımının en önemli parçalarından biri iken neden Glasgow Rangers’a gitti?

Avrupa’ya gitmeyi her zaman istemiştim. Bu, en büyük hedeflerimden biriydi. İnsanlar en çok sezon ortasında gitmiş olmana şaşırdı ve bunun üzerine çeşitli yorumlar, spekalüsyonlar yapıldı…Sezon ortası olması önemli değildi. Bu tamamen kendi tercihimdi. Bu konuda G.Saray camiasından da büyük destek gördüm. Gittim, 11 sene kaldım ve döndüm.

– Peki bu kesin dönüş mü? İngiltere’ye tekrar gitme ihtimaliniz var mı?

Geri dönmem zor. İki yıldır buradayım. Bütün ailem burada, yeni bir düzen kurdum. Bu saatten sonra düzeni bozmak zor.

HOCA OLMAYI REDDETTİM –

G.Saray’da antrenör ve yönetici olarak çalıştığın dönemle ilgili çok spekülasyon yapıldı. Bu konuyu en başından anlatır mısın?

Ben Frank Rijkaard zamanında Altyapı Koordinatörü olarak işe başladım. Rijkaard’dan sonra teknik direktörlüğe getirilen Hagi, yardımcı antrenör olmamı istedi. Ben de seve seve kabul ettim. Bazı şeyleri iyi yaptık, bazılarını yapamadık. Ama sonuçta o dönemin oyuncu portföyündeki bazı sıkıntılardan dolayı şampiyon olamadık. Hagi’den sonra yönetim benim teknik direktör olmamı istedi, ama kabul etmedim.

– Neden istemediniz?

İstemedim çünkü doğru zaman değildi. Aslında teknik direktörlüğe hazırım. O konuda kendime güveniyorum. Ama zamanın o zaman olduğuna inanmadım. Ben hayır deyince, Bülent Korkmaz’ı düşündüklerini söylediler. Ben ona da seve seve yardımcı olacağımı bildirdim. Ama o zaman benim Altyapı Koordinatörlüğüm bitmişti. Ben A takıma çıktıktan sonra Altyapı Koordinatörlüğü görevi boş kaldı.

İSTEDİLER, DOĞRU ZAMAN OLMADIĞI İÇİN REDDETTİM

– Ondan sonra yeni bir yönetim ve Fatih Terim hoca geldi. Fatih Hoca kendi grubunu kurdu. Ben de A Takım Oyuncu İzleme Komitesi’nin başına getirildim. Bir sene boyunca bu görevi yaptım ve şimdi buradayım!

– A Takım Oyuncu İzleme Komitesi Başkanlığı pasif bir görev. Neden böyle oldu? Fatih Terim ile aranızda bir sorun mu vardı?

Yoo, kendisine, ‘Hocam ben saha görevi istiyorum. Eğer benimle ilgili böyle bir düşünceniz yoksa, bu işi başka bir kulüpte yapmak istiyorum’ dedim. Olay bu. Ben A takımda yardımcı antrenör olarak da çalışabilirdim. Fakat Fatih Hoca böyle karar verdi. Aramızda ne bir problem, ne bir sıkıntı, hiçbir şey yoktu. Aksine ben, kendisine de yardımcıları Hasan Şaş ve Ümit Davala’ya gereken her türlü yardımı yaptım.

– Fatih Terim’in gelişinden sonra sana teklif edilen, ‘Maaşını 70 bin liradan 20 bin liraya indir’ teklifini kabul ettiğin basında yazıldı çizildi. Bu iddia doğru muydu?

Doğru… O zamanın şartları öyle gerektiyordu. Doğru bildiğim için kabul ettim.

2000’LER TEKRAR GELMEZ –

1996-2000 yılları arasındaki G.Saray gibi bir takımı yeniden kurmak mümkün mü?

Olabilir tabii ama her takım kendi devrinde değerlendirilmeli. O dönem yaşandı ve bitti. O zamanın başarılarını yakalamak zor çünkü o takımın altyapısında Ümit Milli Takım vardı. O dönem Akdeniz Oyunları’nda başarılı olan ve birbirlerini çok iyi tanıyan kadro tamamen G.Saray’a geldi. O ekibe Hagi, Popescu, Filipescu gibi dünyaca ünlü futbolcular da eklenince ortaya çok enteresan bir grup çıktı.

– Örnek aldığın futbolcu var mıydı?

Ben her zaman Guardiola’yı örnek almışımdır. Onun çok videosunu seyrettim.

İÇİMDEN KABLO GEÇMİYOR! –

 Tugay Kerimoğlu deyince ilk akla gelen şeylerden biri ‘düzgün aile hayatınız.’ İnsanlar sizin bu yönünüzü çok takdir ediyor… Allah’a şükürler olsun ki öyle. Şunu söyleyeyim ben de yeri geldiğinde geziyorum, eğleniyorum, deşarj oluyorum. Benim içimden kablo geçmiyor! Damarlarım var, kanım var. Ha tabii bunun bir dozajı var tabii ki. Ve inanın insanlar beni dışarıda eğlenirken görürse de hiç umrumda olmaz. Çünkü ben haddimi ve dozajımı bilirim.

– G.Saray’a ilk gelişini anlatır mısın?

Ben Trabzonspor altyapısında oynuyordum. O dönem G.Saray’ın masörü Uğur Duru’yu milli takım kampında ziyarete gitmiştim. Babam ona, ‘Eti senin kemiği benim’ dedi. Böylelikle G.Saray’a gittim,

– G.Saray altyapısına girmeden önce de G.Saray taraftarı mıydın?

– Profesyonellİk anlamında diyorsanız; Trabzonsporlu idim çünkü o kulüpte oynuyordum. Sonra G.Saray’a geldim G.Saraylı oldum. Ben G.Saray’ın her şeyini çok iyi biliyorum. Kültürünü aldım, marşlarını ve Gül Baba’yı öğrendim.

Ben ilk defa bir G.Saraylı futbolcunun gül bahçesinden söz ettiğini duydum. Gül Baba’yı çok iyi bilirim. Bütün bunları bize rahmetli Salih Bulguroğlu öğretti.

– Selçuk İnan’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sana göre nasıl bir futbolcu?

Selçuk çok kaliteli ve özellikli bir futbolcu. Ben onu çok severim. Çok ayrıcalıklı bir oyuncu. Selçuk bu kafa yapısını Avrupa mantalitesine dönüştürebilirse G.Saray’da duramaz, gider.

– Nereye gidebilir mesela.? Real Madrid, Barcelona? Selçuk öyle büyük kulüplerde de oynayabilir mi?

O kalitedeki futbolcular her yerde oynayabilir. Hiçbir sıkıntı da çekmez.

– Türk futbolculara Avrupa’da oynamalarını tavsiye eder misiniz?

Avrupa’dan teklif alan bütün Türk futbolcuları kabul edip gitmeli. Özellikle de İngiltere’den gelirse, hiç kaçırmasınlar. Her Türk futbolcusunun orada oynaması gerekir. Benim yaşadıklarımı onların da yaşamalarını isterim. Takımın küçüğünü, büyüğünü ayırt etmemeli. F.Bahçeli Gökhan Gönül’e teklif geldi ama o gitmedi. Kararına saygı duymak gerekir. Ancak gitseydi kendisini daha da geliştirme imkanı bulurdu. Sonuçta Gökhan yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil edebilecek karakterde ve yetenekte bir oyuncu.

– Blackburn Rovers’taki bu kadar başarılı olmanızın sırrı neydi?

Her şeyden önce keyif almak, keyif vermek… İnsanlar çok saygılı, kulüp bütün taahhütlerini yerine getiriyor. E tabii ortam böyle olunca, siz de elinizden gelen her türlü çabayı gösteriyorsunuz. Bakın sizinle şunu paylaşayım; ben Blackburn’e ilk gittiğimde Souness bana, ‘Futbolculuk yıllarımda Liverpool, Sampdoria gibi büyük kulüplerde oynadım. Ben sende kendimi görüyorum. Senden bir tek ricam var; bu ülkede basit oynayacaksın. Diğer futbolcular senin için koşacak. Ben bunu sağlayacağım. Bu takımda her şey senin üzerine kurulu olacak. Ama mutlaka dikine oynayacaksın’ dedi. Diğer futbolculara da, ‘Top Tugay’a gelince herkes hareket edecek’ diyordu.

– Blackburn Rovers’a gittikten sonra başka İngiliz kulüplerinden transfer teklifleri aldınız mı?

Çok teklif geldi. İlk sezonumda, yani 32 yaşında iken Arsenal’den teklif aldım ama Souness vermedi.

– Eğer bir gün teknik direktör olursanız, hedefleriniz neler olur?

Ben gerek Türkiye’de edindiğim tecrübe, gerekse İngiltere’de öğrendiğim bilgilerin ışığında bu işi en iyi şekilde yapacağıma inanıyorum. Ama 10 sene yapıp bırakmayı düşünüyorum. Bazı şeyleri tadında bırakacaksın. Ben futbolu da tadında bıraktım. 40 yaşında idim, Blackburn’den 2 senelik kontrat teklif ettiler ama ben, ‘Hayır’ dedim…

Kerimoğlu’nun İNGİLTERE’Sİ!.. –

 İngiltere’de hiçbir menajer sezon içinde, transfer mevsimi dışında oyuncularla konuşamaz. Yasaktır. – İngiltere’deki bütün teknik direktörlerle aram iyidir. Alex Ferguson’la arada bir telefonla görüşürüm. – İngiltere Futbol Federasyonu, ülke futboluna katkılarımdan dolayı bana Teşekkür Mektubu gönderdi. – İngiltere’de futbolcular deplasman yolculuklarında ya kitap okur ya müzik dinler. Hem futbol hem de yaşam alanında entellektüel bir nesil yetiştirmeliyiz biz de…

– Memleketinizin takımı Trabzonspor’dan hiç transfer teklif geldi mi?

Geldi… Oyuncu iken de geldi, antrenör iken de… Souness’la beraber gelecektik. Souness bana, ‘Trabzonspor’dan teklif geldi. Hem yardımcım hem de oyuncum olarak benimle gelir misin’ dedi. Ben de, ‘Tabii ki’ dedim. Fakat sonra Souness bazı konularda anlaşamayınca gelmekten vazgeçtik.

– Futbolculuk yıllarında F.Bahçe’den teklif aldığını biliyoruz, neden gitmediniz?

O dönemde F.Bahçe’nin başkanı Ali Şen’di. Beni Kemalettin Şentürk ile takas etmek istiyordu. Ama ben kabul etmedim. ‘Sana şu kadar para veririm’ falan dedi. Kendisine, ‘Ali Baba yapma bunu’ dedim.

– O dönem Beşiktaş’tan da teklifler aldınız, onlara da ‘hayır’ dediniz. Eğer gitseydiniz daha fazla para kazanabilirdiniz…

Fazla para kazanmak neyi kazandırır.

– Melo ile aynı sahada çalışan çocuktan Manchester City’nin akademisinde çalıştınız. İki ülkenin altyapıları arasında karşılaştırma yapabilir misiniz?

Altyapıda esas mesele; yetiştirdiğiniz oyuncuya iyi bir yerlere gelmenin ne kadar zor olduğunu ve işine saygıyı öğretmektir. Şimdi altyapıdaki oyuncuya diyorsunuz ki; buradan çık oraya gel. Ama çocuk o iki yer arasındaki mesafeyi bilmiyor. Türkiye’de bana teknik direktörlük teklifi getiren bir kulübe sordum; ‘A takım ile A2 takımının dışındaki futbolcuların başka bir yerde çalışma şansı var mı?’ ‘Var’ dediler. Tamam o zaman A takım ile A2’ler aynı yerde kalsın. A2’ler benden yarım saat önce başlasın idmana, ki gerek duyduğumda oradan oyuncu alayım. Aynı zamanda A2 futbolcusu da iyi çalışırsa hemen yan sahadaki A takıma geçecebileceğini bilsin. Altyapı oyuncuları da, A2 ve A takımın ayrıcalıklı olduğunu bilmeli. ‘Ben iyi olursam, gelecekte A takımın yanında idmana çıkacağım, oradan da A takıma geçebilirim’ diye düşünmeli. İngiltere’de her kulübün altyapısı böyledir. A ve A2 takım aynı yerde, altyapı takımları başka yerde çalışır. Altyapıda oynayan çocuklar A takım tesislerinin kapısından bile giremez.

– Bizde böyle bir kulüp var mı?

Yok. Bütün kulüpler tesislerini bir yerde topluyor. Böyle olunca da çocuk diyor ki; ben nasıl olsa Melo ile yan yanayım. Bu yetiyor ona. Böyle futbolcu yetiştirilmez…

– İnsanlar senin futbol kariyerini 2 bölüme ayırıyor. Birinci bölümde, Türkiye’de iken topla çok oynayan ve yan pas yapan Tugay; ikinci bölümde ise tek top ve dikine oynayan Tugay… Bu değişimin sırrı neydi?
Kafa rahatlığı… Sebep buydu. Şimdi diyeceksin ki, ‘sen 14 sene bu ülkede top oynadın, o zaman kafan rahat değil miydi?’ Ne yazık ki ülkemizde insanların birinci önceliği başarı. Türkiye’de sabır yok. Burası ile orası arasındaki fark şu; yapmış olduğunuz işte keyif almak, o keyfi sizi izleyenlere de yaşatmak.

– İskoçya’da ya da İngiltere liglerinde; maç kaybettiğiniz zaman ne olur?

Hayat devam eder. Size şöyle bir örnek vereyim; biz Blackburn’de oynarken kendi sahamızda üst üste 10 maç kaybettik. Taraftarın en ağır tepkisi, ‘Şanssızdınız’ demek olurdu.

– Kerimoğlu ailesi olarak futbolla iç içesiniz. Babanız Özkan Kerimoğlu, Trabzon İdmanocağı Kulübü’nün en önemli futbolcularından biriymiş. Ağabeyiniz Tolgay Kerimoğlu da halen Van Belediyespor takımının teknik direktörlüğünü yapıyor… Evet, geçen sene Van’daki depremden sonra Van Belediyespor takımı Futbol Federasyonu’nun Riva’daki tesislerine getirildi. Ben de o arada ağabeyimin yanına çok gittim. Hatta takımla defalarca antrenmana çıktım, futbolculara moral olsun diye. Oradaki futbolcu arkadaşların böyle şeylere çok ihtiyacı vardı. Çünkü depremde maddi manevi çok büyük zarar gördüler…

AVRUPALILAR CESUR

– Van Belediyespor’da defalarca idmana çıktığınızı söylediniz; alt ligdekiler ile sizin ayarınızdaki futbolcular arasında çok mu fark var?

Çok… Bir kere Türkiye’deki futbol eğitimi çok düşük seviyede. Ben Rangers’ta da, Blackburn’de de şunu gördüm; altyapıya A takımdan daha çok önem veriyorlar. Aşağısı onlar için çok önemli bir kaynak. Yetenekli gördükleri gençleri oynatmaktan hiçbir zaman çekinmezler.

Bizde yatak odası moda! – 139 defa milli takımlara çağrıldınız. Bu sayıyı pekala 150-160’a çıkarabilirdin ama siz bir ara kendi isteğinizle milli takımı bıraktınız..

O dönemlere girmek istemiyorum. Hiç bahsetmeyelim…

– Bunun bir sebebi olsa gerek?

Çünkü çok haksızlığa uğradım. Bizim ülkemizde yatak odasına girmek moda olduğu için, karşıdakine hep vuruyorlar. Ama ben hiç konuşmadım, cevabımı sahada verdim.

 

Tugay: Terim beni sahaya indirmedi

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Futbol hayatına son noktayı koyduktan sonra Manchester City ve Galatasaray’da idareci ve antrenör olarak önemli görevler üstlenen Tugay Kerimoğlu yıllar süren suskunluğuna son verdi.

GİTMEYİ KENDİM İSTEDİM – Tugay Kerimoğlu, efsane G.Saray takımının en önemli parçalarından biri iken neden Glasgow Rangers’a gitti?

Avrupa’ya gitmeyi her zaman istemiştim. Bu, en büyük hedeflerimden biriydi. İnsanlar en çok sezon ortasında gitmiş olmana şaşırdı ve bunun üzerine çeşitli yorumlar, spekalüsyonlar yapıldı…Sezon ortası olması önemli değildi. Bu tamamen kendi tercihimdi. Bu konuda G.Saray camiasından da büyük destek gördüm. Gittim, 11 sene kaldım ve döndüm.

– Peki bu kesin dönüş mü? İngiltere’ye tekrar gitme ihtimaliniz var mı?

Geri dönmem zor. İki yıldır buradayım. Bütün ailem burada, yeni bir düzen kurdum. Bu saatten sonra düzeni bozmak zor.

HOCA OLMAYI REDDETTİM –

G.Saray’da antrenör ve yönetici olarak çalıştığın dönemle ilgili çok spekülasyon yapıldı. Bu konuyu en başından anlatır mısın?

Ben Frank Rijkaard zamanında Altyapı Koordinatörü olarak işe başladım. Rijkaard’dan sonra teknik direktörlüğe getirilen Hagi, yardımcı antrenör olmamı istedi. Ben de seve seve kabul ettim. Bazı şeyleri iyi yaptık, bazılarını yapamadık. Ama sonuçta o dönemin oyuncu portföyündeki bazı sıkıntılardan dolayı şampiyon olamadık. Hagi’den sonra yönetim benim teknik direktör olmamı istedi, ama kabul etmedim.

– Neden istemediniz?

İstemedim çünkü doğru zaman değildi. Aslında teknik direktörlüğe hazırım. O konuda kendime güveniyorum. Ama zamanın o zaman olduğuna inanmadım. Ben hayır deyince, Bülent Korkmaz’ı düşündüklerini söylediler. Ben ona da seve seve yardımcı olacağımı bildirdim. Ama o zaman benim Altyapı Koordinatörlüğüm bitmişti. Ben A takıma çıktıktan sonra Altyapı Koordinatörlüğü görevi boş kaldı.

İSTEDİLER, DOĞRU ZAMAN OLMADIĞI İÇİN REDDETTİM

– Ondan sonra yeni bir yönetim ve Fatih Terim hoca geldi. Fatih Hoca kendi grubunu kurdu. Ben de A Takım Oyuncu İzleme Komitesi’nin başına getirildim. Bir sene boyunca bu görevi yaptım ve şimdi buradayım!

– A Takım Oyuncu İzleme Komitesi Başkanlığı pasif bir görev. Neden böyle oldu? Fatih Terim ile aranızda bir sorun mu vardı?

Yoo, kendisine, ‘Hocam ben saha görevi istiyorum. Eğer benimle ilgili böyle bir düşünceniz yoksa, bu işi başka bir kulüpte yapmak istiyorum’ dedim. Olay bu. Ben A takımda yardımcı antrenör olarak da çalışabilirdim. Fakat Fatih Hoca böyle karar verdi. Aramızda ne bir problem, ne bir sıkıntı, hiçbir şey yoktu. Aksine ben, kendisine de yardımcıları Hasan Şaş ve Ümit Davala’ya gereken her türlü yardımı yaptım.

– Fatih Terim’in gelişinden sonra sana teklif edilen, ‘Maaşını 70 bin liradan 20 bin liraya indir’ teklifini kabul ettiğin basında yazıldı çizildi. Bu iddia doğru muydu?

Doğru… O zamanın şartları öyle gerektiyordu. Doğru bildiğim için kabul ettim.

2000’LER TEKRAR GELMEZ –

1996-2000 yılları arasındaki G.Saray gibi bir takımı yeniden kurmak mümkün mü?

Olabilir tabii ama her takım kendi devrinde değerlendirilmeli. O dönem yaşandı ve bitti. O zamanın başarılarını yakalamak zor çünkü o takımın altyapısında Ümit Milli Takım vardı. O dönem Akdeniz Oyunları’nda başarılı olan ve birbirlerini çok iyi tanıyan kadro tamamen G.Saray’a geldi. O ekibe Hagi, Popescu, Filipescu gibi dünyaca ünlü futbolcular da eklenince ortaya çok enteresan bir grup çıktı.

– Örnek aldığın futbolcu var mıydı?

Ben her zaman Guardiola’yı örnek almışımdır. Onun çok videosunu seyrettim.

İÇİMDEN KABLO GEÇMİYOR! –

 Tugay Kerimoğlu deyince ilk akla gelen şeylerden biri ‘düzgün aile hayatınız.’ İnsanlar sizin bu yönünüzü çok takdir ediyor… Allah’a şükürler olsun ki öyle. Şunu söyleyeyim ben de yeri geldiğinde geziyorum, eğleniyorum, deşarj oluyorum. Benim içimden kablo geçmiyor! Damarlarım var, kanım var. Ha tabii bunun bir dozajı var tabii ki. Ve inanın insanlar beni dışarıda eğlenirken görürse de hiç umrumda olmaz. Çünkü ben haddimi ve dozajımı bilirim.

– G.Saray’a ilk gelişini anlatır mısın?

Ben Trabzonspor altyapısında oynuyordum. O dönem G.Saray’ın masörü Uğur Duru’yu milli takım kampında ziyarete gitmiştim. Babam ona, ‘Eti senin kemiği benim’ dedi. Böylelikle G.Saray’a gittim,

– G.Saray altyapısına girmeden önce de G.Saray taraftarı mıydın?

– Profesyonellİk anlamında diyorsanız; Trabzonsporlu idim çünkü o kulüpte oynuyordum. Sonra G.Saray’a geldim G.Saraylı oldum. Ben G.Saray’ın her şeyini çok iyi biliyorum. Kültürünü aldım, marşlarını ve Gül Baba’yı öğrendim.

Ben ilk defa bir G.Saraylı futbolcunun gül bahçesinden söz ettiğini duydum. Gül Baba’yı çok iyi bilirim. Bütün bunları bize rahmetli Salih Bulguroğlu öğretti.

– Selçuk İnan’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sana göre nasıl bir futbolcu?

Selçuk çok kaliteli ve özellikli bir futbolcu. Ben onu çok severim. Çok ayrıcalıklı bir oyuncu. Selçuk bu kafa yapısını Avrupa mantalitesine dönüştürebilirse G.Saray’da duramaz, gider.

– Nereye gidebilir mesela.? Real Madrid, Barcelona? Selçuk öyle büyük kulüplerde de oynayabilir mi?

O kalitedeki futbolcular her yerde oynayabilir. Hiçbir sıkıntı da çekmez.

– Türk futbolculara Avrupa’da oynamalarını tavsiye eder misiniz?

Avrupa’dan teklif alan bütün Türk futbolcuları kabul edip gitmeli. Özellikle de İngiltere’den gelirse, hiç kaçırmasınlar. Her Türk futbolcusunun orada oynaması gerekir. Benim yaşadıklarımı onların da yaşamalarını isterim. Takımın küçüğünü, büyüğünü ayırt etmemeli. F.Bahçeli Gökhan Gönül’e teklif geldi ama o gitmedi. Kararına saygı duymak gerekir. Ancak gitseydi kendisini daha da geliştirme imkanı bulurdu. Sonuçta Gökhan yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil edebilecek karakterde ve yetenekte bir oyuncu.

– Blackburn Rovers’taki bu kadar başarılı olmanızın sırrı neydi?

Her şeyden önce keyif almak, keyif vermek… İnsanlar çok saygılı, kulüp bütün taahhütlerini yerine getiriyor. E tabii ortam böyle olunca, siz de elinizden gelen her türlü çabayı gösteriyorsunuz. Bakın sizinle şunu paylaşayım; ben Blackburn’e ilk gittiğimde Souness bana, ‘Futbolculuk yıllarımda Liverpool, Sampdoria gibi büyük kulüplerde oynadım. Ben sende kendimi görüyorum. Senden bir tek ricam var; bu ülkede basit oynayacaksın. Diğer futbolcular senin için koşacak. Ben bunu sağlayacağım. Bu takımda her şey senin üzerine kurulu olacak. Ama mutlaka dikine oynayacaksın’ dedi. Diğer futbolculara da, ‘Top Tugay’a gelince herkes hareket edecek’ diyordu.

– Blackburn Rovers’a gittikten sonra başka İngiliz kulüplerinden transfer teklifleri aldınız mı?

Çok teklif geldi. İlk sezonumda, yani 32 yaşında iken Arsenal’den teklif aldım ama Souness vermedi.

– Eğer bir gün teknik direktör olursanız, hedefleriniz neler olur?

Ben gerek Türkiye’de edindiğim tecrübe, gerekse İngiltere’de öğrendiğim bilgilerin ışığında bu işi en iyi şekilde yapacağıma inanıyorum. Ama 10 sene yapıp bırakmayı düşünüyorum. Bazı şeyleri tadında bırakacaksın. Ben futbolu da tadında bıraktım. 40 yaşında idim, Blackburn’den 2 senelik kontrat teklif ettiler ama ben, ‘Hayır’ dedim…

Kerimoğlu’nun İNGİLTERE’Sİ!.. –

 İngiltere’de hiçbir menajer sezon içinde, transfer mevsimi dışında oyuncularla konuşamaz. Yasaktır. – İngiltere’deki bütün teknik direktörlerle aram iyidir. Alex Ferguson’la arada bir telefonla görüşürüm. – İngiltere Futbol Federasyonu, ülke futboluna katkılarımdan dolayı bana Teşekkür Mektubu gönderdi. – İngiltere’de futbolcular deplasman yolculuklarında ya kitap okur ya müzik dinler. Hem futbol hem de yaşam alanında entellektüel bir nesil yetiştirmeliyiz biz de…

– Memleketinizin takımı Trabzonspor’dan hiç transfer teklif geldi mi?

Geldi… Oyuncu iken de geldi, antrenör iken de… Souness’la beraber gelecektik. Souness bana, ‘Trabzonspor’dan teklif geldi. Hem yardımcım hem de oyuncum olarak benimle gelir misin’ dedi. Ben de, ‘Tabii ki’ dedim. Fakat sonra Souness bazı konularda anlaşamayınca gelmekten vazgeçtik.

– Futbolculuk yıllarında F.Bahçe’den teklif aldığını biliyoruz, neden gitmediniz?

O dönemde F.Bahçe’nin başkanı Ali Şen’di. Beni Kemalettin Şentürk ile takas etmek istiyordu. Ama ben kabul etmedim. ‘Sana şu kadar para veririm’ falan dedi. Kendisine, ‘Ali Baba yapma bunu’ dedim.

– O dönem Beşiktaş’tan da teklifler aldınız, onlara da ‘hayır’ dediniz. Eğer gitseydiniz daha fazla para kazanabilirdiniz…

Fazla para kazanmak neyi kazandırır.

– Melo ile aynı sahada çalışan çocuktan Manchester City’nin akademisinde çalıştınız. İki ülkenin altyapıları arasında karşılaştırma yapabilir misiniz?

Altyapıda esas mesele; yetiştirdiğiniz oyuncuya iyi bir yerlere gelmenin ne kadar zor olduğunu ve işine saygıyı öğretmektir. Şimdi altyapıdaki oyuncuya diyorsunuz ki; buradan çık oraya gel. Ama çocuk o iki yer arasındaki mesafeyi bilmiyor. Türkiye’de bana teknik direktörlük teklifi getiren bir kulübe sordum; ‘A takım ile A2 takımının dışındaki futbolcuların başka bir yerde çalışma şansı var mı?’ ‘Var’ dediler. Tamam o zaman A takım ile A2’ler aynı yerde kalsın. A2’ler benden yarım saat önce başlasın idmana, ki gerek duyduğumda oradan oyuncu alayım. Aynı zamanda A2 futbolcusu da iyi çalışırsa hemen yan sahadaki A takıma geçecebileceğini bilsin. Altyapı oyuncuları da, A2 ve A takımın ayrıcalıklı olduğunu bilmeli. ‘Ben iyi olursam, gelecekte A takımın yanında idmana çıkacağım, oradan da A takıma geçebilirim’ diye düşünmeli. İngiltere’de her kulübün altyapısı böyledir. A ve A2 takım aynı yerde, altyapı takımları başka yerde çalışır. Altyapıda oynayan çocuklar A takım tesislerinin kapısından bile giremez.

– Bizde böyle bir kulüp var mı?

Yok. Bütün kulüpler tesislerini bir yerde topluyor. Böyle olunca da çocuk diyor ki; ben nasıl olsa Melo ile yan yanayım. Bu yetiyor ona. Böyle futbolcu yetiştirilmez…

– İnsanlar senin futbol kariyerini 2 bölüme ayırıyor. Birinci bölümde, Türkiye’de iken topla çok oynayan ve yan pas yapan Tugay; ikinci bölümde ise tek top ve dikine oynayan Tugay… Bu değişimin sırrı neydi?
Kafa rahatlığı… Sebep buydu. Şimdi diyeceksin ki, ‘sen 14 sene bu ülkede top oynadın, o zaman kafan rahat değil miydi?’ Ne yazık ki ülkemizde insanların birinci önceliği başarı. Türkiye’de sabır yok. Burası ile orası arasındaki fark şu; yapmış olduğunuz işte keyif almak, o keyfi sizi izleyenlere de yaşatmak.

– İskoçya’da ya da İngiltere liglerinde; maç kaybettiğiniz zaman ne olur?

Hayat devam eder. Size şöyle bir örnek vereyim; biz Blackburn’de oynarken kendi sahamızda üst üste 10 maç kaybettik. Taraftarın en ağır tepkisi, ‘Şanssızdınız’ demek olurdu.

– Kerimoğlu ailesi olarak futbolla iç içesiniz. Babanız Özkan Kerimoğlu, Trabzon İdmanocağı Kulübü’nün en önemli futbolcularından biriymiş. Ağabeyiniz Tolgay Kerimoğlu da halen Van Belediyespor takımının teknik direktörlüğünü yapıyor… Evet, geçen sene Van’daki depremden sonra Van Belediyespor takımı Futbol Federasyonu’nun Riva’daki tesislerine getirildi. Ben de o arada ağabeyimin yanına çok gittim. Hatta takımla defalarca antrenmana çıktım, futbolculara moral olsun diye. Oradaki futbolcu arkadaşların böyle şeylere çok ihtiyacı vardı. Çünkü depremde maddi manevi çok büyük zarar gördüler…

AVRUPALILAR CESUR

– Van Belediyespor’da defalarca idmana çıktığınızı söylediniz; alt ligdekiler ile sizin ayarınızdaki futbolcular arasında çok mu fark var?

Çok… Bir kere Türkiye’deki futbol eğitimi çok düşük seviyede. Ben Rangers’ta da, Blackburn’de de şunu gördüm; altyapıya A takımdan daha çok önem veriyorlar. Aşağısı onlar için çok önemli bir kaynak. Yetenekli gördükleri gençleri oynatmaktan hiçbir zaman çekinmezler.

Bizde yatak odası moda! – 139 defa milli takımlara çağrıldınız. Bu sayıyı pekala 150-160’a çıkarabilirdin ama siz bir ara kendi isteğinizle milli takımı bıraktınız..

O dönemlere girmek istemiyorum. Hiç bahsetmeyelim…

– Bunun bir sebebi olsa gerek?

Çünkü çok haksızlığa uğradım. Bizim ülkemizde yatak odasına girmek moda olduğu için, karşıdakine hep vuruyorlar. Ama ben hiç konuşmadım, cevabımı sahada verdim.

 

Real’de Hamit Altıntop satış listesinde mi?

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

G.Saray’a Hamit Altıntop müjdesi. Fatih Terim’in en çok istediği isimler arasında yer alan milli yıldız, Real Madrid tarafından gözden çıkarıldı. Yeni sezonda A takımda yer almayacak isimlere tebligatları yapan İspanyol ekibinin hocası Jose Mourinho’nun, Hamit Altıntop’u telefonla arayarak, “Seni yeni sezonda kadroda düşünmüyorum” dediği belirtildi. Marca, Hamit’in 15 Temmuz’daki sezon açılışında yer almayacağını duyurdu.

YENİDEN GÖRÜŞECEKLER

Marca gazetesi, haberinde Real’in Hamit’le birlikte Gago, Carvalho ve Lassana Diarra’yı satış listesine koyacağını yazdı. Real Madrid kapısının kapanması ile Hamit’in Galatasaray’a transferinin önü açıldı. Daha önce sarı- kırmızılı takımın yıllık 2.5 milyon euro önerisini kabul etmeyen tecrübeli oyuncunun, daha iyi bir teklif olmazsa Cimbom’a ‘evet’ demesi bekleniyor. Aslan’ın Hamit’le bu hafta tekrar görüşüp transferi sonuçlandıracağı ifade ediliyor.

(fotomaç)

 

Real’de Hamit Altıntop satış listesinde mi?

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

G.Saray’a Hamit Altıntop müjdesi. Fatih Terim’in en çok istediği isimler arasında yer alan milli yıldız, Real Madrid tarafından gözden çıkarıldı. Yeni sezonda A takımda yer almayacak isimlere tebligatları yapan İspanyol ekibinin hocası Jose Mourinho’nun, Hamit Altıntop’u telefonla arayarak, “Seni yeni sezonda kadroda düşünmüyorum” dediği belirtildi. Marca, Hamit’in 15 Temmuz’daki sezon açılışında yer almayacağını duyurdu.

YENİDEN GÖRÜŞECEKLER

Marca gazetesi, haberinde Real’in Hamit’le birlikte Gago, Carvalho ve Lassana Diarra’yı satış listesine koyacağını yazdı. Real Madrid kapısının kapanması ile Hamit’in Galatasaray’a transferinin önü açıldı. Daha önce sarı- kırmızılı takımın yıllık 2.5 milyon euro önerisini kabul etmeyen tecrübeli oyuncunun, daha iyi bir teklif olmazsa Cimbom’a ‘evet’ demesi bekleniyor. Aslan’ın Hamit’le bu hafta tekrar görüşüp transferi sonuçlandıracağı ifade ediliyor.

(fotomaç)

 

Real’de Hamit Altıntop satış listesinde mi?

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

G.Saray’a Hamit Altıntop müjdesi. Fatih Terim’in en çok istediği isimler arasında yer alan milli yıldız, Real Madrid tarafından gözden çıkarıldı. Yeni sezonda A takımda yer almayacak isimlere tebligatları yapan İspanyol ekibinin hocası Jose Mourinho’nun, Hamit Altıntop’u telefonla arayarak, “Seni yeni sezonda kadroda düşünmüyorum” dediği belirtildi. Marca, Hamit’in 15 Temmuz’daki sezon açılışında yer almayacağını duyurdu.

YENİDEN GÖRÜŞECEKLER

Marca gazetesi, haberinde Real’in Hamit’le birlikte Gago, Carvalho ve Lassana Diarra’yı satış listesine koyacağını yazdı. Real Madrid kapısının kapanması ile Hamit’in Galatasaray’a transferinin önü açıldı. Daha önce sarı- kırmızılı takımın yıllık 2.5 milyon euro önerisini kabul etmeyen tecrübeli oyuncunun, daha iyi bir teklif olmazsa Cimbom’a ‘evet’ demesi bekleniyor. Aslan’ın Hamit’le bu hafta tekrar görüşüp transferi sonuçlandıracağı ifade ediliyor.

(fotomaç)

 

Cimbom onun için devlerle kapışıyor

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Tottenham’ın ardından Sevilla’nın da Uruguaylı futbolcu için devreye girdiği öğrenildi. Galatasaray da senelik 3 milyon Euro’yu kabul etmesi halinde transferini bitirmeyi düşündüğü 33 yaşındaki futbolcuyu Muslera’nın ikna etmesini bekliyor. Ancak rekabetin fazla olması, Forlan’ın yıllık ücret beklentisini de yükseltiyor.

(Fanatik)

Cimbom onun için devlerle kapışıyor

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Tottenham’ın ardından Sevilla’nın da Uruguaylı futbolcu için devreye girdiği öğrenildi. Galatasaray da senelik 3 milyon Euro’yu kabul etmesi halinde transferini bitirmeyi düşündüğü 33 yaşındaki futbolcuyu Muslera’nın ikna etmesini bekliyor. Ancak rekabetin fazla olması, Forlan’ın yıllık ücret beklentisini de yükseltiyor.

(Fanatik)

Pino’dan mesaj geldi

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Geçtiğimiz sezonu Suudi Arabistan’ın Al Nassr takımında kiralık olarak geçiren, sonrasında yaşadığı sakatlığın ardından bu takımdan ayrılan Pino, twitter’ında Galatasaray taraftarları ile olan sohbetinde şu ifadeleri kullandı: “Sezon öncesi çalışmalarında elimden geleni yapacağıma ve sıkı çalışacağıma söz veriyorum. Amacım takımda kalmak ve Terim’in gözüne girmek.”

(milliyet)

Galatasaray’dan 3 yıldız harekatı

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Galatasaray Metin Oktay Tesisleri’ni geçen cumartesi günü sürpriz bir konuğun ziyaret ettiği ortaya çıktı. Söz konusu konuk, Milan’da forma giyen Ganalı orta saha oyuncusu Kevin-Prince Boateng, Dinamo Moskova’da oynayan Brezilya doğumlu Alman forvet Kevin Kuranyi ve Beşiktaş’ın panzeri Fabian Ernst’in menajeri Roger Wittmann’dan başkası değildi.

Wittmann’ın, üç oyuncuyu da Cimbom’a önerdiği öğrenildi. Almanya forması giyen Jerome Boateng’in babadan bir kardeşi olan Kevin-Prince Boeteng’in yeni sezonda Milan’da oynamasının zor olacağını söyleyen Wittman’ın, “Kevin, G.Saray’a gelmeye hazır” dediği kaydedilirken, Alman menajerin, Boateng için yıllık 2.5 milyon euro+ maç başına 35 bin euro istediği belirlendi.

Wittmann’ın, Kuranyi’nin de Rusya’dan ayrılacağını, 5 milyon euro bonservis bedeli ve yıllık 2 milyon euro maliyetle G.Saray’a gelebileceğini söylediği vurgulandı. Beşiktaş’ta istenmeyen Ernst için de bir görüşme yaptığı belirlenen Wittmann’a olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmediği, kendisiyle bu hafta içi bir görüşme daha yapılacağı ifade edildi.

(fotomaç)

 

Ya çilek ya Elmander!

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Galatasaray taraftarı, Başkan Ünal Aysal’ın “Pastanın üzerindeki çilek gibi olacak” dediği süper golcünün yolunu gözlerken, sarı-kırmızılı takımda bu transfer gerçekleşirse Elmander’in onbirde forma giymesi tehlikeye girecek. Kalede Muslera, defans hattında Eboue ve Ujfalusi ve orta sahada Melo’nun forması garanti. İmzasına kesin gözüyle bakılan Assaidi ile birlikte sahadaki yabancısı beşe yükselecek olan Fatih Terim’in takımında ileri ikilide forma giyecek bir futbolcunun Türk olması gerekiyor. Pres özelliği ve hava toplarındaki üstünlüğüyle Elmander ile benzer özellikler taşıyan Umut Bulut’un da kadroya katılması, “Çilek golcü” transferi sonrasında Elmander’in forma şansını zayıflatacak. Gaziantepspor’dan alınan Dany’nin Ujfalusi ile değişmeli olarak forma giyeceği Galatasaray onbirinde geçen sezon kazanılan şampiyonluğun mimarlarından biri olan ve oyun karakteriyle taraftarın sevgilisi haline gelen Elmander takımdaki ilk günlerini de yedek kulübesinde geçirmişti.

(sabah)

Assaidi tamam, sıra Zarate’de!

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Yeni sezon hazırlıklarına 4 Temmuz’da başlayacak olan Galatasaray, transferde yeniden atağa kalktı. Gaziantepspor’dan Dany ve Fransız ekibi Toulouse’den Umut Bulut’la anlaşan Sarı-Kırmızılılar, bu hafta içinde de Oussama Assaidi ile Arjantinli forvet Mauro Zarate’de mutlu sona ulaşmayı hedefliyor.

Kayserispor’un, Amrabat için 15 milyon Euro’luk yüksek bir bonservis bedeli istemesinin ardından Faslı yıldızdan vazgeçen Cim-Bom, Hollanda temsilcisi Heerenveen’in sağ ve sol kanadında forma giyen 24 yaşındaki Faslı Oussama Assaidi’yi renklerine bağlamaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Başkan Ünal Aysal’ın danışmanı Bülent Tulun’un İstanbul’a getirdiği yetenekli isim, babasının vefatı sebebiyle ülkesine gitmişti. Genç futbolcuyla yıllık 1,1 milyon Euro karşılığında söz kesilmişti. Yönetimin Assaidi’nin bonservisi için kulübüyle 3 milyon Euro karşılığında anlaştığı öğrenildi. Gelişmeyi Hollanda basını da doğruladı. Yeni hocası Van Basten yönetiminde ilk idmanına çıkan Heerenveen’den ayrılması gündemde olan başarılı futbolcu, takımının dünkü antrenmanına da katılmadı. Marco Van Basten, “Şu anda bizimle olmayan bazı arkadaşlarımızın önümüzdeki dönemde bizimle olmasının zor olduğunu düşünüyorum.” ifadeleriyle Oussama Assaidi’nin gideceğinin sinyalini verdi.

Uzun süredir forvet arayan Galatasaray’ın listesine bu kez İtalyan devi İnter’in Arjantinlisi Mauro Zarate’yi aldığı iddia edildi. İtalya’nın yüksek tirajlı spor gazetesi La Gazzetta dello Sport, Aslan’ın geçtiğimiz sezon İnter’de kiralık oynayan 25 yaşındaki oyuncuyla ilgilendiğini gündeme getirdi. Galatasaray’ın Uruguaylı file bekçisi Fernando Muslera’nın Lazio’dan takım arkadaşı olan Zarate için olumlu referans verdiği ifade edildi. Menajeri Renzo Contratto ise Zarate’nin Inter’den ayrılacağını ima etti; ancak kulüp ismi vermekten kaçındı. Contratto, “Mauro geleceğiyle ilgili kesin kararını verdi ve aklındaki şeyi yapmakta kararlı. Önümüzdeki günlerde neler olup bittiğini hep birlikte göreceğiz.” dedi.

 

‘Edin Dzeko’nun Galatasaray’a gelmesi imkansız’

Manchester City’de top koşturan golcü futbolcu Edin Dzeko’nun menajeri Irfan Redzepagic, son günlerde bazı basın organlarında çıkan ‘Dzeko, Galatasaray’a geliyor’ şeklindeki haberleri yalanladı. Dzeko’nun Galatasaray’a transfer olmasının söz konusu olmadığını belirten Redzepagic, 26 yaşındaki yıldız oyuncunun bonservis bedelinin 30 milyon Euro olduğuna dikkat çekti. Boşnak menajer, Juventus’un da transfer listesinde bulunan Dzeko’ya şu ana kadar resmi bir teklif gelmediğini de sözlerine ekledi.

Assaidi tamam, sıra Zarate’de!

Pazartesi, Temmuz 2nd, 2012

Yeni sezon hazırlıklarına 4 Temmuz’da başlayacak olan Galatasaray, transferde yeniden atağa kalktı. Gaziantepspor’dan Dany ve Fransız ekibi Toulouse’den Umut Bulut’la anlaşan Sarı-Kırmızılılar, bu hafta içinde de Oussama Assaidi ile Arjantinli forvet Mauro Zarate’de mutlu sona ulaşmayı hedefliyor.

Kayserispor’un, Amrabat için 15 milyon Euro’luk yüksek bir bonservis bedeli istemesinin ardından Faslı yıldızdan vazgeçen Cim-Bom, Hollanda temsilcisi Heerenveen’in sağ ve sol kanadında forma giyen 24 yaşındaki Faslı Oussama Assaidi’yi renklerine bağlamaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Başkan Ünal Aysal’ın danışmanı Bülent Tulun’un İstanbul’a getirdiği yetenekli isim, babasının vefatı sebebiyle ülkesine gitmişti. Genç futbolcuyla yıllık 1,1 milyon Euro karşılığında söz kesilmişti. Yönetimin Assaidi’nin bonservisi için kulübüyle 3 milyon Euro karşılığında anlaştığı öğrenildi. Gelişmeyi Hollanda basını da doğruladı. Yeni hocası Van Basten yönetiminde ilk idmanına çıkan Heerenveen’den ayrılması gündemde olan başarılı futbolcu, takımının dünkü antrenmanına da katılmadı. Marco Van Basten, “Şu anda bizimle olmayan bazı arkadaşlarımızın önümüzdeki dönemde bizimle olmasının zor olduğunu düşünüyorum.” ifadeleriyle Oussama Assaidi’nin gideceğinin sinyalini verdi.

Uzun süredir forvet arayan Galatasaray’ın listesine bu kez İtalyan devi İnter’in Arjantinlisi Mauro Zarate’yi aldığı iddia edildi. İtalya’nın yüksek tirajlı spor gazetesi La Gazzetta dello Sport, Aslan’ın geçtiğimiz sezon İnter’de kiralık oynayan 25 yaşındaki oyuncuyla ilgilendiğini gündeme getirdi. Galatasaray’ın Uruguaylı file bekçisi Fernando Muslera’nın Lazio’dan takım arkadaşı olan Zarate için olumlu referans verdiği ifade edildi. Menajeri Renzo Contratto ise Zarate’nin Inter’den ayrılacağını ima etti; ancak kulüp ismi vermekten kaçındı. Contratto, “Mauro geleceğiyle ilgili kesin kararını verdi ve aklındaki şeyi yapmakta kararlı. Önümüzdeki günlerde neler olup bittiğini hep birlikte göreceğiz.” dedi.

 

‘Edin Dzeko’nun Galatasaray’a gelmesi imkansız’

Manchester City’de top koşturan golcü futbolcu Edin Dzeko’nun menajeri Irfan Redzepagic, son günlerde bazı basın organlarında çıkan ‘Dzeko, Galatasaray’a geliyor’ şeklindeki haberleri yalanladı. Dzeko’nun Galatasaray’a transfer olmasının söz konusu olmadığını belirten Redzepagic, 26 yaşındaki yıldız oyuncunun bonservis bedelinin 30 milyon Euro olduğuna dikkat çekti. Boşnak menajer, Juventus’un da transfer listesinde bulunan Dzeko’ya şu ana kadar resmi bir teklif gelmediğini de sözlerine ekledi.

Galatasaray, şampiyon kürekçilerini kutladı

Pazar, Temmuz 1st, 2012

Yönetim kurulu, kulübün internet sitesinden yaptığı açıklamada, şampiyon kürekçileri tebrik etti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

”Sakarya, Kırkpınar’da düzenlenen Büyükler Türkiye Kürek Şampiyonası’nda özverili bir mücadele göstererek büyük A erkekler, büyük A bayanlar, hafif kilo büyük A erkekler olmak üzere üç dalda birden şampiyon olan kürek takımımızı tebrik eder, başta sporcularımız, antrenörlerimiz ve şube idarecilerimiz olmak üzere takımımızı zafere taşıyan herkese üstün başarılarından dolayı teşekkür ederiz.”

AA

Galatasaray’da Quaresma sesleri!

Pazar, Temmuz 1st, 2012

Samet Aybaba’nın “Beşiktaş’ta artık onu görmek istemiyorum” dediği Ricardo Quaresma, Galatasaray’a “Beni alın” dedi. Teklif, Q7 adına menajer Ahmet Bulut tarafından sarı-kırmızılıların ikinci başkanı Ali Dürüst’e resmen iletildi. Şimdi top Terim’de

Beşiktaş’ın ‘trivela’ vuruşlarıyla ünlü yıldızı Ricardo Quaresma’nın, Galatasaray’a gitmek için menajerini devreye soktuğu iddia edildi. Bu iddia dün kulaktan kulağa yayıldı. Yıllık ücretinde indirime yanaşmaması nedeniyle Beşiktaş’ın gözden çıkardığı Portekizli oyuncu için Jorge Mendes; Napoli, Lille, Genoa, Sporting Lizbon, La Coruna, Zaragoza, Atletico Madrid takımları ile görüşürken, menajer Ahmet Bulut’un da Galatasaray’la temasa geçtiği ileri sürüldü. Bulut’un sarı-kırmızılıların ikinci başkanı Ali Dürüst’ü arayarak, “Beşiktaş, Quaresma’yı gözden çıkardı. Avrupa’dan birçok talibi var ama o İstanbul’da yaşamaktan memnun. İsterseniz Galatasaray’da oynar” dediği öğrenildi.

5 MİLYON EURO’YA VEREBİLİR

Dürüst’ün Bulut’a olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermediği, konuyu teknik direktör Fatih Terim’e ve başkan Ünal Aysal’a açacağını söylemekle yetindiği belirlendi. Sarı-kırmızılı yönetimin, Terim’in onayı halinde Q7 için Beşiktaş’la temasa geçeceği ifade edildi. Ağır borç yükü nedeniyle yıldız futbolcularını satarak nefes almak isteyen Beşiktaş, yıllık 3.5 milyon euro alan Quaresma’dan indirim istemiş ancak Portekizli yıldız bunu kabul etmemişti. Siyah-beyazlı ekibin teknik direktörü Samet Aybaba ise uzlaşmaya yanaşmayan Q7’yi takımda görmek istemediğini resmen açıklamıştı. Beşiktaş’ın, Quaresma için 5 milyon euro civarında bir bonservis bedeline razı olacağı belirtiliyor.

(fotomaç)

 

Galatasaray’da Quaresma sesleri!

Pazar, Temmuz 1st, 2012

Samet Aybaba’nın “Beşiktaş’ta artık onu görmek istemiyorum” dediği Ricardo Quaresma, Galatasaray’a “Beni alın” dedi. Teklif, Q7 adına menajer Ahmet Bulut tarafından sarı-kırmızılıların ikinci başkanı Ali Dürüst’e resmen iletildi. Şimdi top Terim’de

Beşiktaş’ın ‘trivela’ vuruşlarıyla ünlü yıldızı Ricardo Quaresma’nın, Galatasaray’a gitmek için menajerini devreye soktuğu iddia edildi. Bu iddia dün kulaktan kulağa yayıldı. Yıllık ücretinde indirime yanaşmaması nedeniyle Beşiktaş’ın gözden çıkardığı Portekizli oyuncu için Jorge Mendes; Napoli, Lille, Genoa, Sporting Lizbon, La Coruna, Zaragoza, Atletico Madrid takımları ile görüşürken, menajer Ahmet Bulut’un da Galatasaray’la temasa geçtiği ileri sürüldü. Bulut’un sarı-kırmızılıların ikinci başkanı Ali Dürüst’ü arayarak, “Beşiktaş, Quaresma’yı gözden çıkardı. Avrupa’dan birçok talibi var ama o İstanbul’da yaşamaktan memnun. İsterseniz Galatasaray’da oynar” dediği öğrenildi.

5 MİLYON EURO’YA VEREBİLİR

Dürüst’ün Bulut’a olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermediği, konuyu teknik direktör Fatih Terim’e ve başkan Ünal Aysal’a açacağını söylemekle yetindiği belirlendi. Sarı-kırmızılı yönetimin, Terim’in onayı halinde Q7 için Beşiktaş’la temasa geçeceği ifade edildi. Ağır borç yükü nedeniyle yıldız futbolcularını satarak nefes almak isteyen Beşiktaş, yıllık 3.5 milyon euro alan Quaresma’dan indirim istemiş ancak Portekizli yıldız bunu kabul etmemişti. Siyah-beyazlı ekibin teknik direktörü Samet Aybaba ise uzlaşmaya yanaşmayan Q7’yi takımda görmek istemediğini resmen açıklamıştı. Beşiktaş’ın, Quaresma için 5 milyon euro civarında bir bonservis bedeline razı olacağı belirtiliyor.

(fotomaç)

 

Galatasaray’da Falipe Melo’da mutlu son

Pazar, Temmuz 1st, 2012

Cim-Bom’da Felipe Melo krizi mutlu sonla noktalandı.  Galatasaray’da kalıp kalmayacağı yılan hikayesine dönen Brezilyalı’da yaşanan gelişmeler sarı-kırmızılıları sevindirdi. Geçen sezon başında Juventus’tan kiralanan, gösterdiği üstün performansa karşın aldığı 3.3 milyon euro garanti para ve maç başı ödenen 30 bin euro ile yüksek maliyeti bulunan futbolcuyla uzlaşma sağlandı.  Cim-Bom, garanti ücretini 2.3 milyon euroya indirmek istediği futbolcudan olumsuz yanıt alınca, yapılan teklifte artırıma gidip, 2.7 milyon euro garanti ve maç başı olarak da 20 bin euro önermişti.

ABD’de tatilde bulunan sambacı sonunda geri adım atarak, Galatasaray’ın şartlarını kabul ettiğini bildirdi. Bu gelişme, 4 Temmuz’da topbaşı yapacak olan sarı-kırmızılılarda heyecanla karşılandı. Teknik Direktör Fatih Terim’in ücretinde indirim yapması şartıyla kalmasını istediği Melo’nun, fedakârlık yapmaya hazır olması mennuniyet yaratırken, Juventus’la görüşmelerin de olumlu sonuçlanmak üzere olduğu bildirildi.

Cim-Bom, İtalyan ekibiyle yaptığı pazarlık sonrası Melo’nun bonservisini 11.5 milyon eurodan 7.5 milyon euroya kadar indirmişti. Galatasaray’da Eskişehirspor’un satmaktan vazgeçtiği Alper Potuk defteri kapanırken, Hamit Altıntop’un da bir türlü indirime gitmemesi nedeniyle transferi askıya alındı. Sarı-kırmızılılar, Necati’den sonra boş mukaveleye imza atacağını bildiren Sabri Sarıoğlu’na da imza attırmayı planlıyor.

(milliyet)

Lazio kapıda Galatasaray pusuda

Pazar, Temmuz 1st, 2012

LAZİO’ya transferi, bonservisi için verilecek 5 milyon Euro’nun transfer taksitlerindeki anlaşmazlığa takılan Burak Yılmaz için İtalyan kulübü başkanı Claudio Lotito, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’den randevu istedi. Şener’i telefonla arayan Lotito, transferi yüz yüze görüşmeyle bitirmek istiyor. Burak’ı çok isteyen Galatasaray’ın gözü de bu transferde olacak. Sarı kırmızılılar, Lotito-Şener görüşmesinin anlaşmazlıkla sonuçlanmasını umut ediyor. Böyle bir durumda Galatasaray yönetimi Trabzonspor’a yaptığı 6 milyon Euro’luk teklifini yineleyecek.

Şener’den G.Saray’a ‘Hayır’

Sadri Şener Burak ile ilgili sorumuzu yanıtlarken şöyle konuştu: “Evet, Lazio Kulubü Başkanı ile Burak’ın transferi için önümüzdeki hafta bir araya geleceğiz. Bu görüşmeden ne çıkar, ne olur, bakıp göreceğiz. G.Saray kısmına gelince Burak bana G.Saray’a gitmeyeceğine dair söz verdi. G.Saray Kulübü de ‘Sadri Şener onay vermeden Burak’ı almayacağız’ dedi. Daha fazla konuşmaya gerek yok.”

(hürriyet)

Serdar Bilgili: Biz stadı verdik gelmediler

Pazar, Temmuz 1st, 2012

Beşiktaş ile G.Saray arasında ilk olarak 2003’te yaşandığı iddia edilen stat krizine SA BAH ışık tuttu. Beşiktaş’ın, İnönü Stadı yenilenene kadar TT Arena’da oynama isteğine, “Beşiktaş, 2003’te Özhan Canaydın döneminde bize İnönü’yü vermedi. Şimdi de biz vermek istemiyoruz” diyerek itiraz eden G.Saraylılar’a dönemin Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili ve İkinci Başkanı Hüsnü Güreli cevap verdi. Bilgili ve Güreli, talebi reddetmediklerini, kiralama bedelini ödemek şartıyla kullanımlarına izin verdiklerini açıkladı. Serdar Bilgili: “G.Saraylı yöneticilerin ‘Ali Sami Yen’i yıkacağız. Olimpiyat Stadı hazır değil. Maçlarımızı İnönü’de oynamak istiyoruz. Bize stadınızın kapılarını açar mısınız’diye talepleri oldu. Galatasaray’la da o zaman 100 yıla yaklaşan rekabetimiz ve dostluğumuz var. ‘Memnuniyetle veririz. Buyrun oynayın, bundan mutluluk duyarız’ dedik.

GERÇEKLER BİLİNMELİ

 Sonra İnönü’nün kiralama bedelinin konuşulmasına geçildi. Ödeyecekleri kira bedeli konusunda karşılıklı görüşmeler yapılırken başka bir değişikliği gittiler. Bir süre daha Ali Sami Yen’de oynama formülü üzerinde çalışacaklarını söylediler. Biz de ‘Takdir sizin’ dedik. İnönü Stadı’nı G.Saray’a vermediğimiz hatta engellediğimiz bilgisi deformasyondur. Gerçeklerin bilinmesinde fayda var. O dönem Galatasaray yönetimindeki arkadaşlar doğruyu söyleyecektir.”

(sabah)

 

Milan’da Robinho satışa çıkarıldı

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

İtalyan medyasında çıkan haberlere göre takımda revizyona gitmeye hazırlanan Kırmızı-Siyahlılar, Robinho’ya gelen teklifleri değerlendirecek.

(fanatik)