Posts Tagged ‘mektup’

Blaise Pascal Eserleri Nelerdir

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Blaise Pascal Eserleri Nelerdir

Blaise Pascal Çalışmaları Nelerdir

Clermont-Ferrand’da, kültürlü bir yüksek kentsoylu ailede doğan Pascal çok küçük yaşta bilime merak sardı. 16 yaşındayken önemli geometri ve fizik kitapları yazdı, sonra da bir hesap makinesi icat etti.

Bilimsel incelemeler: Koniler Üzerine Deneme, Boşluğun İncelemesi, Çevrime İlişkin Değirmi Mektup.

Dinsel ve felsefî eserler: Aşkın ihtirasları Üzerine Konuşma, Anılar, Tanrı İnayeti Üzerine Yazılar, Hıristiyan Dininin Savunması (ölümünden sonra “Düşünceler” adıyla yayımlandı).

Sevgilime En Güzel Mektup

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sevgiliye Güzel Mektuplar
Sevgiliye Aşk Mektubu

Sevgilime Mektup
Her gün gözlerinde yeniden dogmak icin avuc iclerine bir bebek gibi kivrilip soluklarina gömülüyorum yine. Kirpiklerine yaslanmis rüzgarlarin kanatlarina uzanip gözlerinin huzurunu soluyorum. Yalnizlik anbarindan bir dirhem sevgini dudaklarima degdirip sana geliyorum. Topraga mevzilenmis günese seni anlatip sonsuzluga ciziyorum güllerin gözyaslarinda yikanmis ismini.

Ben gözlerine kangren acilari sermeye degil; yüzünün cografyasinda cicek acmis gülüsleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum. Yasadigim sehrin tüm isiklarini söndürüp yüreginin aydinliginda karanliklarimi ezmeye geliyorum. Haydi gözyaslarinla sil terli yüregimi, gülüslerinle öp seni kirpiklerinden kiskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarimin kurak topraklarina.

Bir yudum mutlulugun hazzinda vur beni. Gözlerim, gözlerinden baska yurt bilmesin. Dizlerim, yüregin gölgesinde topraga sarilip son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine. Saclarindan örülmüs daragacindaki urganim olsun parmaklarin. Zehir olup dolassin damarlarimda keskin bakislarin. Simdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve sah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarina. Bal diye kana kana icsin damarlarim ölümün zehrini. Ne olur üzülme hicranim. Ölüm, senin kollarindan gelmeli. Cünkü; sen benim yüregimin satirlarina örülmüs ölümsüzlügümsün….

SEVGİLİM

Sen…Yüzümdeki gülüşlerin,ellerimdeki terlemenin,yüreğimdeki deli atışın sebebi…Her gece uykum,her sabah güneşim.Yıldızım,ay’ım,akan kanım.Bitmeyen masalım.Bahçedeki çiçeğim,çiçekteki rengim.Gökyüzüm,denizim,mavim sen…
Sevdamın adresi,aşkımızın menzili,içkimdeki tat,yaşadığım hayat sen…Sebebim,niyetim,geleceği m,geçmişim,bilinmezl iğim,belirsizliğim,kararlılığı m,kararsızlığım sen…Bitmez yolculuğum,sonsuzluğum.Sen,göz üm,elim,yüreğim.Bebe ğim sen…
Hani gidecek olsan,yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.Üzülecek olsan,içim erir,kalırım öyle.SENİ ÜZEN BİŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.Kırıyorsam seni,bu benim dengesizliğimdendir,şaşırmışlı ğımdandır.Kendimle kavgalıyım ben.Bir yanım sana tutkun,bir yanım çok bencil.Kayboluşlara vuruyorum kendimi,seni üzdüğümü bilmeden.Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum.Ah ben,nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen…Bakma bana birtanem,içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.Seviyorum diyorsam seni,öyle.Gereğinden fazla ‘erkeğim’bazen,bağışla…
Seni bilirim ben,bir tek seni.Seni söylerim,seni duyarım her yerde ve her zaman.Sensiz olmaya gücüm yok artık,sensizliğe katlanmak benim harcım değil.Seni her şeyinle,ay parçası yüzünle,duruşunla,gülüşünle,ba kışınla,konuşmanla,ç ocukluğunla,olgunluğunla,kızgı nlığınla,şaşkınlığın la,güçlülüğünle,zayıflığınla kabul etmişim bi kere.NE DEĞİŞ,NE DE DEĞİŞTİR BENİ.Biz ***** sevdik birbirimizi.Seni sen yapan ne varsa kabulümdür hepsi.
Seni özlemek diye bir şey de var bu hayatta ve bu bazen öylesine dayanılmaz oluyor ki…YOKLUĞUNU YAŞAMAYI BECEREMİYORUM,ÜZGÜNÜM.İçimdeki o ‘fazla erkek’yokluğunda çekiliyor bir köşeye ve ben güçsüzlüğümle başbaşa kalıyorum.Katlanamıyorum anla,sensizliği ‘yok’ hükmünde sayıyorum.Sensizlik diye bir şey yok,öyleyse sensiz kalmak da yok.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan,hangi göğün altındaysan önce o sonsuz maviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlara bak.Aşkımı,yüreğimi,içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum,tut onu.Tut ve bırakma…Ben maviyi sende buldum,beni BAŞKA RENKLERLE KANDIRMA…

Sevgilime Mektup

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sevgiliye Mektup
aşkıma mektup 2012

Sevgilim,

Dışarıdaki soğuğa inat yüreğim o denli sıcak ki senin sayende. İçimde sürekli canlı kalan bir ateş, beni yakıp kavuran aşk alevi ve gözlerinde kaybolacağım anı beklemenin heyecanı ile günlerim geçiyor. 1 aralıktan beri kalp atışımın ne denli hızlı, gözlerimin içindeki parıltının ne kadar ışıltılı olduğunu, ruhumdaki fırtınanın keyiften delirmişçesine tüm bedenimi ele geçirdiğini nasıl anlatacağımı inan bilemiyorum.

Güne senin varlığını bilerek başlamak nasıl bir keyif veriyor bana bir bilebilsen. Kendini benim gözümle görüp, o sıcacık yüreğine benim gibi şefkatle sen de dokunabilsen, ne kadar şanslı bir kul olduğunu sen de anlardın. İşte ben her gün bunun için şükrediyorum gamzelim. Senin o bal gibi tatlı yüreğine sahip olduğum, gözlerinin baktığı yerde var olduğum ve nefesini tenimde hissedebildiğim için şükrediyorum.

Senden uzak geçen günlerim de oluyor elbet; tüm ruhumu yaralayan, beni karanlık dehlizlere hiç acımadan fırlatıp atan ve pusulasını kaybetmiş bir gezginin çaresizce sağa sola koşturuşunu anımsatan günler… İşte o anlarda bedenim ruhuma ağır geliyor sevdiğim. Bir hançerle kalbimi deşseler ya da bir anda boğazıma ip geçirseler belki de bu kadar acıtmaz benliğimi. Gözüm saatte, ruhum ateşlerde, bedenim çilelerde bekliyorum gelişini… Halbuki biliyorum emin ellerde olduğunu, halbuki biliyorum mecburi seyahatlerde olduğunu ama olmuyor işte gamzelim. Ne beynime, ne kalbime ne de kendini sana adayan ruhuma söz geçiremiyorum ki… Hep seni yanında istiyor artık bu kadın. Gecesini, gündüzünü, ömrünü, yaşamını sana adamak için bekliyor.

Geceleri senden uzakta uyumanın acısını biliyor musun peki sen gamzelim? Güne senden uzakta başlamanın yakıcılığını? Peki ya tüm gün gözlerinden, teninden ve sevgi ile dökülen kelimelerinden uzak olmanın yıkıcılığını? Ben tüm bunları istemesem de tadıyor ve hiç istemediğim bir leke gibi üstümde taşıyorum. Sevmiyorum… Hem de hiç sevmiyorum…

Yıllarca bu denli büyük bir sevgi ile sana koşan bir kadının oldu mu hiç? Günün her dakikası seni düşünen, kendinden çok seni önemseyen, sen uyurken yüzünün tüm hatlarını ezber edecek kadar saatlerce yüzünü izleyen ve akşam olup da gün geceye dönerken sırf sana sarılmak için tüm gün dualarla seni bekleyen bir kadının oldu mu?

İşte bu kadın seni senden daha çok sevip, sana senden daha çok değer veriyor. İşte bu kadın “seni seviyorum” demekten asla çekinmeyip bunu her söylediğinde yüreğinde anaforlar yaşıyor. İşte bu kadın, senin kadının olmakla gurur duyarken geleceğe dair planlar yapıyor. Ve işte bu kadın, seni canından daha çok seviyor …

Hep kollarımda ve yanı başımda ol sevgili …

alıntı

Sevgi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

SEVGİ
çiçeklerin büyümesini izlemektir

mektup yazmaktır

hep O’nu düşünmektir

birlikte vakit geçirmektir

dalgaların sesidir SEVGİ

kuşların kırıntıları yiyişini izlemektir

birlikte AYNI yöne bakmaktır

eşit olmaktır

vahşi dalgalara yelken açmaktır

yağmura aldırmadan yürümektir

uçurmaktır sevdiğini

piknik yapmaktır

yanağını okşamaktır

ve küçük bir busedir

Öyle İçimdesin Ki

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Öyle İçimdesin Ki

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

“Yine zamansız yağmurlar” dedim, “Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları” dedim, “Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?” dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

Sevdiğime Mektup

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sevdiğime Mektup şiiri, Sevdiğime Mektup şiir

Sevdiğim;
Sevmediğim uzaklarda olmasaydın,
Bu kadar ölmezdim.
“Çıkmaz yollardan çktım senin için”
Desem nafile.
Gittiğin yerden dönülmez bilirim.
Ama yokluğunda;
“Sevda kokan gözlerini çok özledim”
Desem yine nafile;
Gittiğin yer uzaktır bilirim.
Sevdiğim;
Sevemediğim uzaklarda olmasaydın,
İnan bana hiç ölmezdim.
“Siyah gözlerinin beni süzdüğü yerde
Siyah yalnızlarım var” desem,
Ne kadar nafiledir?
Gittiğin yer azab mıdır?
Ölmekten de uzak mıdır?
Siyah gözlerin neleri süzüyor?
Hallerinden kimler anlıyor?
Yokluğunu sevdiğim kadar,
Varlığını kimler seviyor?

Yazan:HALİL KORKUT

Geri Gelen Mektup

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Geri Gelen Mektup

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…

Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse…

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh’ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler…
Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma “Kaabil”;
İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!

Hüseyin Nihal Adsız

Atatürkten son mektup şiiri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Atatürkten son mektup şiiri oku
Atatürk’ten son mektup

Atatürk’ten Son Mektup
Siz beni halâ anlayamadınız.
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş ‘Yıl 1919, Mayıs’ın 19’u’ diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemâl’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemâl’i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl’in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemâl’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl’i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız;
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemâl’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemâl’i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemâl’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil…

Halim Yağcıoğlu

Akarsuya Bırakılan Mektup Sözleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Akarsuya Bırakılan Mektup şiiri
Akarsuya Bırakılan Mektup şiirinin Sözleri
Akarsuya Bırakılan Mektup Hasan Hüseyin Korkmazgil

Akarsuya Bırakılan Mektup

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu-

gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az öceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Akarsuya Bırakılan Mektup Şiiri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

akarsuya bırakılan mektup hasan hüseyin korkmazgil
akarsuya bırakılan mektup sözleri
Hasan Hüseyin Korkmazgil Akarsuya Bırakılan Mektup şiiri

Akarsuya Bırakılan Mektup

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Necip Fazıl Kısakürek Anneme Mektup

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Necip Fazıl Kısakürek Anneme Mektup şiiri

Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.

Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.

Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim

Necip Fazıl Kisakürek

Mektup Mesajları

Salı, Haziran 19th, 2012

Mektup Mesajları

Tugbam sitesinde en güzel Mektup Mesajları sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Mektup Mesajları
Mektup Sözleri

en güzel Mektup Mesajları

Ne telefon ne e-mail nede diğer elekronik cihazlar mektuplarındaki yazılar kadar heyecanlı olmadı şuanki gibi birtanem…

mektuplarını okurken yanımda hissediyorum seni yazılarda gözlerini görüyorum heycanlanıyorum okurken sesini duyuyorum hayal ediyorum seni.

Kimse Bilmez Bendeki Derdi kederi Mektuplarımda Sakli hepsi, Sevdim Seni Birkere mektuplarım sende hüzünlü bir parça oldu benden.

Ayrılıksa sevgin çekerim nazlanıyorsa kalbin gülerim senin gibi güzel için ben mektuplari dile getiririm.

Mektuplar Aşkın resmidir Anıların bekçisi Gurbetin Temsilcisidir, O Bir Mektup dur!

Uzakta Olsan Bu mektubum Sana gecenin Kör Karanlığında Gurbetin Kucağında Ama Sevginin Yanımda Olduğu Saatte Yazıyorum Seni Çok Seviyorum Aşkım.

Ne yasaklar Dinler Seni Ne Engeller geçer önüne Kalbim içinde Hadi Git Sevgilime Mektup’um

Yolları Aşarak geldi Sevgin Hasret Çeken Gönlüm Yazılarınla Kokunla mutlu oldu seviyorum Seni Sevdiğim gibi Mektuplarını

her Mektubunda Adın geçiyor Sevgimiz Yazıyor Aşkımızın böLünemeyeceğini gösteriyor okuyor okuyor ve okuyorum her seferinde özlemin içimde bir ateş birtanem..

uzakta Olsan Bu mektubum Sana gecenin Kör Karanlığında Gurbetin Kucağında Ama Sevginin Yanımda Olduğu Saatte Yazıyorum Seni Çok Seviyorum Aşkım.

Uzakta Olsan Bu mektubum Sana gecenin Kör Karanlığında Gurbetin Kucağında Ama Sevginin Yanımda Olduğu Saatte Yazıyorum Seni Çok Seviyorum Aşkım.

Ne yasaklar Dinler Seni Ne Engeller geçer önüne Kalbim içinde Hadi Git Sevgilime Mektup’um…

Yolları Aşarak geldi Sevgin Hasret Çeken Gönlüm Yazılarınla Kokunla mutlu Oldu Seviyorum Seni Sevdiğim gibi Mektuplarını.

Mektup Sözleri

Salı, Haziran 19th, 2012

Mektup Sözleri

Tugbam sitesinde en güzel Mektup Sözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Mektup Sözleri

Kısa Mektup Sözleri

– Bu mektuplar tarihimiz sanmaki ölmeyeceğiz biz öldüğümüzde torunlarımıza aşkımızı öğreteceğiz

– Her yazına Başlamadan önce Seni Seviyorum Yazışını özledim beyaz Sayfadaki teninin Kokusunu Özledim Birtanem Bir mektubunu bekler bu isyankar aşık!

– Ne telefon ne e-mail ne de diğer elekronik cihazlar mektuplarındaki yazılar kadar heyecanlı olmadı şu anki gibi bitanem.Mektuplar Aşkın resmidir Anıların bekçisi Gurbetin Temsilcisidir, O Bir Mektupdur!

– Uzakta Olsan Bu mektubum Sana gecenin Kör Karanlığında Gurbetin Kucağında Ama Sevginin Yanımda Olduğu Saatte Yazıyorum Seni Çok Seviyorum Aşkım.

– Ne yasaklar Dinler Seni Ne Engeller geçer önüne Kalbim içinde Hadi Git Sevgilime Mektup’um…

– Bu da çok bir mektubun başlangıcındaki sözler gülmekten kendinizi alamayabilirsiniz.

– Mektuplarını okurken yanımda hissediyorum seni yazılarda gözlerini görüyorum heycanlanıyorum okurken sesini duyuyorum hayaL ediyorum seni.

– Kimse Bilmez Bendeki Derdi kederi Mektuplarımda Sakli hepsi, Sevdim Seni Birkere mektuplarım sende hüzünlü bir parça oldu benden.

– Ayrılıksa sevgin çekerim nazlanıyorsa kalbin gülerim senin gibi güzel için ben mektuplari dile getiririm.

– Mesafe Ne kadar Uzun Olursa Olsun mektup insanı Bazen Sevdiğinin yanına Götürür Getirir..

– En güzel Mekup iyi kelimeler içeren mektuptur.

– Her Mektubunda Adın geçiyor Sevgimiz Yazıyor Aşkımızın böLünemeyeceğini gösteriyor okuyor okuyor ve okuyorum her seferinde özlemin içimde bir ateş bitanem.

– Yolları Aşarak geldi Sevgin Hasret Çeken Gönlüm Yazılarınla Kokunla mutlu Oldu Seviyorum Seni Sevdiğim gibi Mektuplarını

alıntı

Mezuniyet Yıllık Yazıları

Pazar, Haziran 17th, 2012

Mezuniyet Yıllık Yazıları

Tugbam sitesinde en güzel Mezuniyet Yıllık Yazıları sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Mezuniyet Yıllık Yazıları

Mezuniyet Yıllık Yazıları
Yıllık Yazıları
Yıllık İçin Yazılar

Eksantrik(!)şarkı sözlerin,gitar çalmaya çalışma merakın(!) en çok da insanların suratına şişe atma (bilhassa benim)merakın… Ah ah kısacası bol ünlemli, ara sıra parantezli, fizikçinin deyimiyle tuhafiyeci olma potansiyeline sahip ama gönüllerde uzayı fethetmeye talip bir kişiliksin.seni tanıdık(zor olsa da)sevdik şimdi sıra başkalarında hadi kibsss

ELİF ÖZDEMİR(Sarı olan)

Uzunum sana ne yazayım bilemiyorum ama gündelik saçmalıklarından mı yoksa sakarlıklarından mı valla karar veremedim. Ama her ne kadar sakar ve beceriksiz olsan da sen şu okulda karşıma çıkan en temiz yürekli insanlardansın. Ama şunu inkar etmemem gerek ki gitar çalma isteğini bende sen uyandırdın. Cidden gitarı hiç fena çalmıyorsun üniversitede kızları takacan peşine anlaşılan. Neyse ben çok konuştum herhalde. Sana hayatta sağlık, mutluluk, ve başarı dilerim

ADEM GÜNDÜZ

Okula başladığım ilk günden beri(ilkokul) arkadaşımsın diyorum hep, ama sen yedi yılcık oldu tanışalı diyorsun. Öyle olsun. Zaman çok da önemli değil aslında sadece seni tanımak çok güzel. Hayatında elini attığın hiçbir işi batırmaman dileğiyleJ. Önümüzdeki en az bir yedi yılJ daha görüşelim. Her şey istediğin gibi olsun canım.

Hayatı ve felsefeyi başından sonuna kadar yaşayabileceğiniz bu üniversiteden mezun oluyoruz artık. Şimdi de başkalarının düşüncelerini okuyalım hep birlikte benim ve senin hakkında. Zafer ve başarı hep yanında olsun. Murat DUMAN

UĞUR KAYA
ahmet karizma lider yaw.kulüp başkanı.sapcı olmaktan son anda dönmüş bir nefer o da 🙂 her zaman sınıfın en çakal saman altından su yürüten bireyleri olur ya işte o da aynen öyle birisi 🙂 her türlü organizasyonun ve de etkinliğin mimarı:) junior vedat 🙂 kendisini çalışmaya adamış çok kaliteli bir bilgisayar mühendisi tabiki bir de.gelecekte de çok iyi yerlere geleceğini düşündüğüm bir insan.ömür boyu başarılı olman dileğiyle..

TURGUT ÖZTÜRK
Adam aktif, adam yonetici, adam coder,adam reis, adam … :)) bir zamanlar kulüp başkanlığı da yapmıştır ve ustesinden de fevkalade gelmiştir.Bizler için yapmadığı fedakarlık yoktur Ahmet’in.Gezilerde bile dostlar sağolsun ben yemesemde olur diyerek mangalın başında durmuş gibi gözüksede partinin büyüğünü kendisi götümüştür:)). Kalbinin temizliği yüzüne yansımış Ahmetcim.Sevdiklerinle birlikte mutlu ve başarılı bir ömür diliyorum

Sıra arkadaşım için yazdığım:
İnsanların hayatında, bir zaman sonra yüreğinin sisli bir köşesinde hayal meyal hatırlayacağı, öyle güzel anlar vardık ki yaşanmış, her günü sevgiyle dolu. Bir an inanamazsın yaşadıklarına… Ve zaman geçer, herşey geçmişte kalır. Geriye dönüp, tebessümle hatırlayacağın o günlere tutunmak istersin ama o yer ve o insanlar değişmiştir artık. Yıllar sonra tozlu kapaklarını aralayıp çevirirken sayfalarını bu yıllığın, işte o zaman çarpar yüzüne geçmişin, okul sıralarının sıcaklığı. Canım kardeşim, Barış Can’ın yanındaki çocuk.:) Yepyeni bir hayat başlıyor bizim için, yeni bir dünya, sabrımızın ödülü… Beni unutmaman umuduyla.

mezun oluyoruz ama bu bir ayrılık değil aksine bir ömür boyu sürecek dostluğumuzun başlangıcı,umarım liseyle beraber dostlugumuz da bitmez,,8inci sınıfta başlayan arkadaşlığımız, sınıfımızın bilmemnecilerinden olan osman, okulun en çılgın grubuyduk(hava atılmazsa olmaz), bugüne kadar hep mezun olmanın hayalini kurduk şimdi gururluyuz, ünivin en güzel kızına, şimdi ise o gün geldi çattı, esprileriyle dikkatleri çeken, şunu yapmıştık hatırlar mısın?, şu barın da müdavimi olmuştuk hani ,ünivden mezun olunca seni şurda burda müdür görmek dileğiyle

Matematikcinin Aşkı
(Sevgiliye mektup)

Türev tanem, bir tanem, bir sigma işareti kadar kıvrak bir Pi sayısı kadar sonsuzsun sevgilim. Sana olan sevgim limitlerin sonsuzluğuna ulaşıyor. Bir bakışın kalbimde matris kadar derin etkiler yapıyor. Kalem gibi kaşların, trigonametri gibi karışık saçların, tebeşir kokusu gibi burnumda tütüyor. Çarpanlara ayrılmayan denklemler gibi nazlanma. Senden mektup almak inan integral almaktan daha zor. Bilinmeyenlerimiz farklı olsa bile polinomlar gibiyiz. Eğer böyle devam ederse seni keşfedilmemiş dizi kuralları ile izleyeceğim.
Seninle bir daire olalım. Merkezde ben, etrafımda eşit uzaklıklarda sen. Nereye bakarsam seni göreyim. Üzüntülerimiz teğet, sevinçlerimiz kiriş olsun. Birbirimize o kadar yakın olalım ki, yarıçaplarımızın limiti sıfıra yaklaşsın. Şu anda y=ax+bx+c parabolünün iki ayrı kolu isek de bir gün tepe noktasında buluşacağız. Sana bir sinx eğrisi gibi sürekli “k” sabiti kadar bağlıyım. Hiçbir parantez bizi ayıramaz.