250 bin çalışanın toplu iş sözleşmesi tehlikede

Saadettin Orhan’ın haberi

40 sendikanın sözleşme yetkisini kaybetmesi gündemde. Şişirme üye listeleriyle yetki alan sendikalar, SGK rakamlarının esas alınmasıyla yüzde 10 üye şartının altına düştü. Bakanlık yetkili sendikaları SGK verilerine göre ilan ederse 40 sendika ve 250 bin işçi toplu sözleşme yetkisini kaybedecek.

178 bin işçi sözleşme yapamadı

Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan, yasa çıkmadığı için iş hayatının kilitlendiğini belirtti. “1 Şubat’tan bu yana 178 bin işçi sözleşmesiz kaldı. Eylüle kadar 500 bini bulacak” diye konuştu.

250 bin işçi sendikasız kalabilir

Yasama yılının son haftasını soluk soluğa tamamlayan TBMM, artık tatile girmek üzere.

Ne var ki yargı paketi ve torba kanun tartışmaları arasında çok önemli bir düzenleme kaynamış oldu; Toplu İş İlişkileri Kanunu (TİİK). Evet, 11 milyon çalışanı ve sendikaları yakından ilgilendiren bu tasarı gelecek yasama yılına kaldı. “Geç olsun da güç olmasın” diyebilirsiniz fakat sorun sadece bir yasanın gecikmesi değil.
Hatırlarsanız toplu sözleşme yapmaya yetkili sendikaların tespitinde 2009 yılına kadar Çalışma Bakanlığı verileri esas alınıyordu. Bakanlığa bildirilen listelerde ölmüş, işten çıkarılmış veya emekli olmuş işçilerin de yer aldığı görülünce, yetki tespitinde SGK verilerinin esas alınması kararlaştırıldı. Ancak SGK rakamları esas alındığında neredeyse yetkili bir tek sendika kalmıyordu. Zira şişirme rakamlar yerine gerçek rakamlar dikkate alınınca sendikalar ülke genelinde %10 üye şartının altına düşüyordu. Hal böyle olunca, sendikaları yetkisiz bırakmamak için SGK verilerinin geçerli sayılması şartı 2011 sonuna kadar ertelendi.

Bundan sonra ne olacak?

Erteleme yapılırken TİİK’İn geçtiğimiz aylarda yasalaşacağı varsayılıyordu. Fakat bu arada tasarı yasalaşmadığı gibi, yetki tespitinde SGK verilerinin esas alınması hükmü de ertelenmedi. Şimdi yasa gereği bu ay sonuna kadar Çalışma Bakanlığı tarafından SGK verileri esas alınarak yetkili sendikaların ilan edilmesi gerekiyor. Bunun da Türk-İş, Hak-İş ve DİSK bünyesinde yetkili sendikanın hemen hemen kalmaması anlamına geliyor.
Tablodan da görüleceği üzere iş kollarından yarıdan fazlasında SGK verilerinin esas alınmasıyla sendikal faaliyet son bulmuş olacak. Bunun anlamı da yaklaşık 40 sendikanın ve 250 bin çalışanın toplu sözleşme yetkisini kaybetmesi demek. Geçtiğimiz ocak ayında Bakanlık, istatistikleri yayınlamayarak fiili bir çözüm üretmişti. Fakat yine aynı yola başvurulması halinde, işverenlerin itirazlarıyla sendikaların yetkisiz hale gelmesi söz konusu olabilecek. Örneğin ağaç ve kâğıt iş kolundaki bir sendika işverenle masaya oturmak istediğinde, işveren yetkisizlik itirazında bulunabilir ve yasa gereği bunda haklı da sayılır. Hâsılı, bu yaz sendikalar için daha sıcak geçecek gibi.

BUGÜN

250 bin çalışanın toplu iş sözleşmesi tehlikede

Saadettin Orhan’ın haberi

40 sendikanın sözleşme yetkisini kaybetmesi gündemde. Şişirme üye listeleriyle yetki alan sendikalar, SGK rakamlarının esas alınmasıyla yüzde 10 üye şartının altına düştü. Bakanlık yetkili sendikaları SGK verilerine göre ilan ederse 40 sendika ve 250 bin işçi toplu sözleşme yetkisini kaybedecek.

178 bin işçi sözleşme yapamadı

Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan, yasa çıkmadığı için iş hayatının kilitlendiğini belirtti. “1 Şubat’tan bu yana 178 bin işçi sözleşmesiz kaldı. Eylüle kadar 500 bini bulacak” diye konuştu.

250 bin işçi sendikasız kalabilir

Yasama yılının son haftasını soluk soluğa tamamlayan TBMM, artık tatile girmek üzere.

Ne var ki yargı paketi ve torba kanun tartışmaları arasında çok önemli bir düzenleme kaynamış oldu; Toplu İş İlişkileri Kanunu (TİİK). Evet, 11 milyon çalışanı ve sendikaları yakından ilgilendiren bu tasarı gelecek yasama yılına kaldı. “Geç olsun da güç olmasın” diyebilirsiniz fakat sorun sadece bir yasanın gecikmesi değil.
Hatırlarsanız toplu sözleşme yapmaya yetkili sendikaların tespitinde 2009 yılına kadar Çalışma Bakanlığı verileri esas alınıyordu. Bakanlığa bildirilen listelerde ölmüş, işten çıkarılmış veya emekli olmuş işçilerin de yer aldığı görülünce, yetki tespitinde SGK verilerinin esas alınması kararlaştırıldı. Ancak SGK rakamları esas alındığında neredeyse yetkili bir tek sendika kalmıyordu. Zira şişirme rakamlar yerine gerçek rakamlar dikkate alınınca sendikalar ülke genelinde %10 üye şartının altına düşüyordu. Hal böyle olunca, sendikaları yetkisiz bırakmamak için SGK verilerinin geçerli sayılması şartı 2011 sonuna kadar ertelendi.

Bundan sonra ne olacak?

Erteleme yapılırken TİİK’İn geçtiğimiz aylarda yasalaşacağı varsayılıyordu. Fakat bu arada tasarı yasalaşmadığı gibi, yetki tespitinde SGK verilerinin esas alınması hükmü de ertelenmedi. Şimdi yasa gereği bu ay sonuna kadar Çalışma Bakanlığı tarafından SGK verileri esas alınarak yetkili sendikaların ilan edilmesi gerekiyor. Bunun da Türk-İş, Hak-İş ve DİSK bünyesinde yetkili sendikanın hemen hemen kalmaması anlamına geliyor.
Tablodan da görüleceği üzere iş kollarından yarıdan fazlasında SGK verilerinin esas alınmasıyla sendikal faaliyet son bulmuş olacak. Bunun anlamı da yaklaşık 40 sendikanın ve 250 bin çalışanın toplu sözleşme yetkisini kaybetmesi demek. Geçtiğimiz ocak ayında Bakanlık, istatistikleri yayınlamayarak fiili bir çözüm üretmişti. Fakat yine aynı yola başvurulması halinde, işverenlerin itirazlarıyla sendikaların yetkisiz hale gelmesi söz konusu olabilecek. Örneğin ağaç ve kâğıt iş kolundaki bir sendika işverenle masaya oturmak istediğinde, işveren yetkisizlik itirazında bulunabilir ve yasa gereği bunda haklı da sayılır. Hâsılı, bu yaz sendikalar için daha sıcak geçecek gibi.

BUGÜN

Kaplan: Operasyon etnik bir operasyondur

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, KCK soruşturması kapsamında KESK ve bağlı sendikalara yönelik yapılan operasyonun etnik bir operasyon olduğunu savundu.

KESK genel merkezini ziyaret ederek yetkililerden bilgi alan Kaplan, çıkışta bir açıklama yaptı. Yaptığı kısa inceleme ve görüşme sonucunda dehşet verici bir durumla karşı karşıya kaldıklarını aktaran Kaplan, “AK Parti hükümeti yasal, demokratik emek alanındaki sendika ve konfederasyonlarda etnik bir operasyon, Kürt avı başlatmıştır.” dedi.

Özel yetkili mahkemelere bakınca bu ülkede Kürt olmanın hükümete göre suç olduğunu gördüklerini belirten Milletvekili Kaplan, KESK’in eğitimden sağlığa her alandaki en temel hak ve hürriyetlerine darbe dönemlerinde dahi böyle bir saldırı yapılmadığını söyledi.

Operasyonların rutine bağlandığını savunan Hasip Kaplan, “Genellikle de Suriye’nin uçak düşürdüğü kamu gündeminin başka bir noktaya odaklandığı dönemlerde bu operasyonların yapılması da tesadüfî değildir.” şeklinde konuştu.

Kamu emekçilerinin yanında olduklarını ve göz altı işlemlerini kınadığını sözlerine ekleyen Kaplan, ülkede etnik operasyon yapanları ırkçı olarak ilan ettiklerini ifade etti.