Ahmet Ümit 1960’da Gaziantep’te doğdu.1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi. 1985-1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisinde eğitim gördü. Sokağın Zulası 1989’da, Çıplak Ayaklıydı Gece 1992’de, Bir Ses Böler Geceyi 1994’te, Masal Masal İçinde 1995’te, 1996’da Sis ve Gece, 1998’de Kar Kokusu, 1999’da Agatha’nın Anahtarı adlı polisiye öykü kitabı, 2000’de Patasana ve 2002’de Kukla romanı yayımlandı. Şeytan Ayrıntıda Gizlidir yazarın üçüncü öykü kitabıdır.
Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category
Ahmet Ümit
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Nesrin Özyaycı
Cumartesi, Haziran 30th, 20121955 Gaziantep doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Dil Bilimi Bölümü’nden mezun oldu. ODTÜ’de Öğretim görevlisi olarak çalıştı. ODTÜ bursuyla İngiltere’de eğitimini sürdürdü. YÖK’ten hemen sonra ODTÜ’deki görevinden istifa etti. Gaziantep’te, BIEM (Bilgisayar İngilizce Eğitim Merkezi) kurslarının müdürü, yöneticisi ve öğretmeni olarak çalışmaktadır.
Mayıs 2002 tarihinde “IŞIK” şiir kitabı, Temmuz 2003’te “KANKA” anı kitabı, Şubat 2005 yılında “ALLEBEN’DE BOĞULMAK” adlı öykü kitabı yayınlanmıştır. Mayıs 2007 tarihinde “IŞIK II” şiir kitabı Amerika’da Infinity Yayınevi tarafından Türkçe olarak yayınlandı.
Eylül 2008 tarihinde “…ölmeseydi” öykü kitabı Almanya da Türkçe olarak yayınlandı.
Ekim 2006 yılında, Türkiye Edebiyat Kültür ve Bilim Adamları ansiklopedisinde biyografisi ve “Kuşlar” öyküsü yayınlanmıştır. Yerel, ulusal, evrensel edebiyat dergilerinde, antolojilerde, gazetelerde yazıları, yazıları ile ilgili eleştiriler, bireyin, toplumun sosyo-kültürel değişimleri ile ilgili, şiir, deneme, öykü yazıları yayınlanmaktadır.
Hulki Aktunç
Cumartesi, Haziran 30th, 20121949 yılında İstanbul’da doğdu. Günümüz şair ve yazarı. Askeri okullardaki orta ve lise yıllarından sonra İ.Ü. Hukuk Fakültesi’ne girdi. Yükseköğrenimi sürdürmedi. Yazı yaşamı, dönemin önemli dergilerinden Yeni Ufuklar’da başladı (1968). İlk kitabı Gidenler Dönmeyenler ile TDK Öykü Ödülü’nü (1977), Bir Çağ Yangını romanı ile Abdi İpekçi Ödülü’nü (1981), Bir Yer Göstericinin Hayatı ile Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü (1990) kazandı. 1976 sonrasında şiire özel bir ağırlık verdi. İnsan Aşklarının Külüdür ile Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü (1994), Istıraplar Ansiklopedisi ile de Cemal Süreya Ödülü’nü aldı (1995). On yılı aşan bir çalışmanın ürünü olan Büyük Argo Sözlüğü (1990) gerek Türkiye’de, gerek yurtdışı Türkoloji çevrelerinde yoğun ilgi gördü. 1998, öyküye dönüş yılı oldu (Güz Her Şeyi Bilir).
Aktunç, kendisine özgü bir üslup geliştirdiği öykülerinde ve romanlarında, bir yandan ülkemiz düzyazı/anlatı geleneklerini günümüze doğru değerlendirirken, bir yandan da öncü anlatım denemelerine girişir. Aktunç’un şiiri de bugünün insanında aradığı ‘kendiliğinden-şiirsel-bakış’ın araştırılması ve saptanmasının peşindedir; şiirimizin henüz tükenmemiş olanaklarını sınaya sınaya gelişir ve yeni bir ‘şiirsel blok’ yaratmaya yönelir. Denemeleri (Erotologya?, 2000), içinde bulunduğumuz coğrafyanın kendisine özgü erotizmini çözümlemeye çalışan ilk yapıt sayılır. İki öyküsü, filme dönüştürülmüştür: “Aşka Kimse Yok” (yönetmen Osman Sınav), “Bir Yer Göstericinin Hayatı” (yönetmen Tülay Eratalay).
Yapıtları:
Şiir: Sır Kâtibi (1989), Islıkla Tarihçe (1989), Adresim Aynalar (1991), Şarkılar (1992), İnsan Aşklarının Külüdür (1993), Istıraplar Ansiklopedisi (1994), (Şiirlerinden bir seçme, şairin de katıldığı kolektif çeviri çalışmalarında, Theo Dorgan, Tony Curtis ve Orhan Koçak tarafından İngilizceye çevrildi: Twelfth Song, On İkinci Şarkı (1998), Bir Şeyin Varoluşu (1999), Firak (Toplu Şiirler, 2000).
Öykü: Gidenler Dönmeyenler (1976), Kurtarılmış Haziran (1977), Ten ve Gölge (1985), Bir Yer Göstericinin Hayatı (1989), Güz Her Şeyi Bilir (1998).
Roman: Bir Çağ Yangını (1981), Son İki Eylül (1987).
Deneme: Erotologya? (2000), Aforistika (2001).
Söyleşi: Yoldaşım 40 Yıl 2008 (Hulki Aktunç & Rıza Kıraç)
Sözlük: Büyük Argo Sözlüğü (1990).
Ferhat Kalender
Cumartesi, Haziran 30th, 20121966 yılında Trabzon/ Vakfıkebir’de doğdu. İlköğretim ve liseyi Samsun’da Tamamladı. 1992 yılında, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi.
Diyarbakır, Elazığ ve Samsun’da değişik liselerde görev yaptı. Üniversite döneminde ulusal çapta yayınlanan Gelecek Dergisi’nin yayın danışmanlığını yürüttü. “Taş Çocukları” adıyla üniversite gençlik dergisini çıkarttı. Halen Samsun’da yayınlanan ve ulusal yayın olan kültür dergisi Yolcu’nun genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. Samsun’da kente özgü yayın yapan “Kent Kültürü” Dergisi’nin editörlüğünü yürütmektedir.
Bir çok ulusal dergide alanıyla ilgili makale çalışmaları, öykü ve denemeleri yayınlandı. “Morgun Son Delikanlısı” isimli öykü ve denemeler içeren bir kitabı bulunmakta olup ” Yalanım yok Ben Bir Öyküyüm” isimli öykü kitabı üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Afet Muhteremoğlu Ilgaz
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Afet Muhteremoğlu Ilgaz, 2 Ocak 1937 tarihinde Çanakkale/Ezine’de doğdu. İlköğretmen Okulu’nu, Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Klasik Diller Bölümü’nü bitirdi. İzmit’te başladığı Türkçe öğretmenliğini kısa bir süre İstanbul’da sürdürdü. Sahibi olduğu bir ana okulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı, ilk soyadını taşıyan bir kitabevi açtı.
Sanat hayatına, İstanbul dergisinde yayımlanan (1956) hikayeleriyle başlayan Afet Ilgaz, 1959’da ilk romanı olan Eşiktekiler’le Yeni İstanbul gazetesi ve TDK’nın ortaklaşa verdiği Törehan Sanat Ödülü’nü, Başörtülüler başlıklı hikaye kitabıyla ise 1965 TDK Hikaye Ödülü’nü kazandı. Yol başlıklı romanı ise 1993 yılında Ankara Yazarlar Birliği tarafından Yılın Romanı seçildi.
“Her yazarın içinde bir okur ve her okurun içinde de bir yazar olduğuna inanırım. Ben yazma eylemiyle deruni bir şölen yaşarım…” diyen yazar, eserleriyle bizi de bu şölene davet ediyor…
Hikaye Kitapları: Bedriye (1963), Başörtülüler (1965), Toprak (1968; “Toprak İnsanları” adıyla 1971), Halk Hikâyeleri (1972), Çeribaşı Abdullah ile İdamlık İsmail (1974), Ölü Bir Kadın Yazar (1983), Kazdağı Öyküleri (2000)
Romanları: Eşiktekiler (1961), Aşamalar (1977), Bir Feministin Doğruya Yakın Portresi (1987), Garip Bir Dava (1987), Sendika (1987), Ad Semud Medyen (1991), Yol (1993), Yolcu (1994), Menekşelendi Sular (1997), Ermiş (2000)
Deneme Kitapları: İtalya Mektupları (1961), İbnü’l-Vakt (2000), Ateş Denizinde Yol Alan Gemi (2001), Statükocu Dana (2005)
Çocuk Romanları: Annem Annem (1974), Değişen Sevgiler (1976; “Yaz Göçebeleri” adıyla 1992), Çocuklar da Savaştı (1979), Karadaylak (1992), Filiz Büyüyor (1992)
Çeviri: En Güzel İtalya Hikayeleri (1962)
Abdülhak Şinasi Hisar
Cumartesi, Haziran 30th, 20121883’te İstanbul’da doğdu. 3 Mayıs 1963’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Türkiye’de ilk edebiyat dergilerinden 1882-1883’te yayınlanan Hazine-i Evrak’ın yayıncısı, öykü ve eleştiri yazarı Mahmud Celaleddin Bey’in oğlu.
Babası ona hayranlık duyduğu iki şair Şinasi ile Abdülhak Hamit Tarhan’ın adlarını verdi. Çocukluğu Rumelihisarı, Büyükada ve Çamlıca’daki konaklarda geçti. Mürebbiyelerinden Fransızca öğrendi. Tevfik Fikret’ten Türkçe dersleri aldı.
1905’te Mekteb-i Sultani’yi (Galatasaray Lisesi) bitirdi. 1905-1908 arasında Paris’te Siyasal Bilgiler Yüksekokulu’nda öğrenim gördü. Jön Türk hareketine katıldı. 2’nci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. 1909’da bir Fransız şirketine memur olarak girdi. 1924’te Reji İdaresi’nde çalışmaya başladı.
Balkan Birliği Cemiyeti Genel Sekreterliği yaptı. 1945’te Uluslararası Barış Kongresi’ne katılmak üzere ABD’ye gitti. 1984’ten sonra ölümüne değin sürekli İstanbul’da kaldı. 1921’den sonra “Dergâh” dergisinde “Kitaplar ve Muharrirler” başlığıyla yazdığı eleştirilerle adını duyurdu.
Yarın, İleri ve Medeniyet dergilerinde şiirleri, eleştirileri yayınlandı. Cumhuriyet’ten sonra Ağaç, Türk Yurdu, Ülkü ve Varlık dergileriyle, Milliyet ve Dünya gazetelerinde yazdı. İlk romanı “Fahim Bey ve Biz” 1942 Cumhuriyet Halk Partisi yarışmasında üçüncülük ödülü aldı. Bu eser eleştirmenler tarafından “akıcı bir dil ve yetkin bir üslupla kaleme alınmış” diye değerlendirildi.
Romanlarında Rumelihisarı, Büyükada, Çamlıca üçgeninde varlıklı, gününü gün eden, sorunsuz insanların yaşamlarını yansıttı. Bu çevrelerin dışındaki yaşamı basit ve aşağı buldu. Fransız edebiyatçılardan etkilendi. Kahramanlarının hepsini dengesiz, gariplikleri olan, içine kapanık, başarısız ve hayalleriyle avunan kişiler olarak kurguladı. Olaylardan çok kahramanlarının duygu ve düşüncelerine öncelik verdi. Şiirsel bir dil ve özgün bir teknik kullandı.
ESERLERİ
ROMAN:
Fahim Bey ve Biz (1941)
Çamlıca’daki Eniştemiz (1944)
Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952)
ANI VE DENEME:
Boğaziçi Mehtapları (1943)
Boğaziçi Yalıları (1954)
Geçmiş Zaman Köşkleri (1956)
İNCELEME-ANTOLOJİ:
İstanbul ve Pierre Loti (1958)
Yahya Kemal’e Veda (1959)
Ahmet Haşim’in Şiiri ve Hayatı (1963)
Aşk İmiş Her Ne Var Alemde (1955, antoloji)
Geçmiş Zaman Fıkraları (1958, antoloji)
Ceyhun Atuf Kansu
Cumartesi, Haziran 30th, 20121919 yılında İstanbul’da doğdu, 17 Mart 1978’de Ankara’da öldü. Eğitimci ve politikacı Nafi Atuf Kansu’nun oğlu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Babasıyla birlikte 1921’de Ankara’ya gitti. Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Numune Hastanesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı oldu. Turhal Şeker Fabrikası, Ankara Şeker Fabrikası ve Etimesgut Şeker Fabrikası’nda hekimlik yaptı.
İlk şiiri lise öğrencisiyken okul dergisinde yayınlandı. Ardından şiirleri İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Yücel, Millet, İstanbul gibi dergilerde yer buldu. Olgunlaşmış bir şiirle kuşağının önde gelen temsilcileri arasında yerini aldı. Bu dönemdeki şiirlerinde toplumsal sorunlara ağırlık verdi.
Halk dilinden, halk söyleyişlerinden geniş biçimde yararlanarak, halkın özlemlerini, sevinçlerini, acılarını ve yaşama savaşımını coşkulu bir söyleyişle dile getirdi. Şiirlerinin kaynağını hoşgörü, insanlık sevgisi, ulusal bağımsızlık ve doğa oluşturdu. “Çocuk” dergisinde masalları, Vakit ve Ulus gazeteleri ile Varlık, ve Seçilmiş Hikayeler dergilerinde öyküleri de yayınlandı. 1986’dan başlayarak adına bir şiir ödülü kondu.
ESERLERİ
ŞİİR:
Bir Çocuk Bahçesinde (1941)
Bağbozumu Sofrası (1944)
Çocuklar Gemisi (1946)
Yanık Hava (1951)
Haziran Defteri (1955)
Yurdumdan (1960)
Bağımsızlık Gülü (1965)
Sakarya Meydan Savaşı (1970)
Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü (1970)
Tüm Şiirleri (iki cilt ölümünden sonra, 1978)
MAKALE VE DENEMELER:
Devrimcinin Takvimi (1962)
Ya Bağımsızlık Ya Ölüm (1964)
Köy Öğretmenine Mektuplar (1964)
Atatürkçü Olmak (1966)
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı (1969)
Balım Kız Dalım Oğul (1971)
Halk Önderi Atatürk (1972)
Cumhuriyet Ağacı (1973)
Sevgi Elması 1972
ÖDÜLLERİ:
1965 Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü Köy Öğretmenine Mektuplar ile
1966 Yeditepe Şiir Armağanı
1970 Behçet Kemal Çağlar Ödülü Sakarya Meydan Savaşı ile
Necati Cumalı
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Necati Cumalı edebiyata yalın şiirlerle ve güçlü Sabahattin Ali etkileri taşıyan hikayelerle girmiş, giderek özgün bir soluk oluşturmuş usta bir Türk edebiyatçısıdır.
1921 yılında bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan o dönemin Rumeli Vilayet-i Celilesine(Manasdır’a) bağlı ve Cuma beyleriyle meşhur olan Cuma’kazasında doğmuş, ailesi 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında Türkiye’ye göç ederek İzmir’in Urla ilçesine yerleşmiştir. Ortaöğrenimini İzmir Atatürk Lisesi’nde (1938), yüksek öğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde (1941) tamamlamıştır. Ankara’da Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (1941-1942), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde (1945) çalışmıştır. Askerlik sonrası Urla ve İzmir’de avukatlık ve memurluk yapmıştır (1945-1957). 1957-1959 yıllarında Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Basın Ataşeliği’nde çalışmıştır. 1959 – 1963 yıllarında İstanbul Radyosu’nda redaktörlük yapan Cumalı, sonraki yıllarda yaşamını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürdü. 10 Ocak 2001 tarihinde yakalandığı karaciğer kanserinden kurtulamayarak İstanbul’da hayata veda etti.
1940’lardan itibaren Varlık, Servet-i Fünun – Uyanış, Yeni İnsanlık gibi dergilerde şiirler yayımlamıştır. İlk kitabı “Kızılçullu Yolu” 1943 tarihlidir. İkinci kitabı askerliği esnasında terhisine yakın geçirdiği “zehirli sıtma” hastalığı yüzünden gönderildiği hava değişikliğinde yazılmış olan Harbe Gidenin Şarkıları’dır (1945). 1945 yılından itibaren şiir, öykü, roman ve tiyatro türlerinin hepsinde birden ürün veren Necati Cumalı, zaman zaman deneme alanına da el atmıştır.
Eserleri
Şiirleri
1943 Kızılçullu Yolu,
1945 Harbe Gidenin Şarkıları,
1947 Mayıs Ayı Notları,
1951 Güzel Aydınlık,
1954 Denizin İlk Yükselişi (İlk üç kitabı ve yeni şiirleri),
1955 İmbatla Gelen,
1957 Güneş Çizgisi,
1968 Yağmurlu Deniz (Son iki kitabı ile yeni şiirler),
1970 Başaklar Gebe,
1974 Ceylan Ağıdı,
1980 Aç Güneş,
1981 Bozkırda Bir Atlı,
1982 Yarasın Beyler.
Hikayeleri
1955 Yalnız Kadın,
1956 Değişik Gözle,
1962 Susuz Yaz, (Kitaba adını veren ilk öykü Metin Erksan tarafından 1963’de beyaz perdeye aktarılmış ve büyük başarı kazanmıştır, ayrıca oyunlaştırılarak İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye konulmuştur (1968).
1969 Ay Büyürken Uyuyamam,
1976 Viran Dağlar: Makedonya 1900,
1976 Kente İnen Kaplanlar.
Romanları
1959 Tütün Zamanı (Zeliş adıyla 1971),
1973 Yağmurlar ve Topraklar,
1974 Acı Tütün,
1975 Aşk da Gezer,
… Susuz Yaz.
Oyunları
1959 Mine,
1959 Oyunlar I (Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri),
1969 Oyunlar II (Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar),
1969 Oyunlar III (Nalınlar, Masallar, Kaynana Ciğeri),
1969 Oyunlar IV (Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol),
1973 Oyunlar V (Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb’un Yumurtası),
1981 Oyunlar VI (Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte, Yaralı Geyik).
Denemeleri
1971 Niçin Aşk,
1976 Senin İçin Ey Demokrasi,
1982 Etiler Mektupları.
Günce
1987 Yeşil Bir At Sırtında
Ödülleri
1957 Sait Faik Hikaye Armağanı (Değişik Gözle adlı kitabıyla)
1969 Türk Dili Kurumu Şiir Ödülü (Yağmurlu Deniz adlı kitabıyla)
1984 Yeditepe Şiir Ödülü (Bütün Şiirleri I ile)
İsmet Özel
Cumartesi, Haziran 30th, 2012İsmet Özel 1944’de, Sökeli bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri’de dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara’da tamamlar. Öncelikle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde okuduysa da mezun olacağı okul Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı olacaktır. On sekiz yıl Devlet Konservatuarı’nda Fransızca okutmanlığı yapar, ilk şiiri 1963’de Yelken Dergisi’nde yayınlanır. Bu tarihle birlikte; edebiyat, düşünce ve sanat dünyasındaki serüvenine başlamıştır.
İlk kitabı Geceleyin Bir Koşu’yu 1966 yılında, büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet, İsyan’ı ise 1969 yılında yayımlar. 1970’de yakın arkadaşı Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkarır. 1974 yılına gelindiğinde ise, o zamana dek içerisinde bulunduğu ve savunduğu sosyalist düşünce çizgisini geride bırakarak fikri ve ruhi bir değişim yaşayacaktır. Bu tarihten sonra yazı ve sanat hayatına, İslami düşünce çerçevesinde devam eder. Bu düşünce yapısı aynı zamanda ona yeni sorumluluklar da yüklemiştir. Bu sorumluluk bilinci ile 1977’de Yeni Devir gazetesinde günlük fıkralar yazar, yine aynı gazetede Abdullah Çıdamlı müstear ismi ile çeviriler yapar, Pazar günlerine özel kültür sayfaları hazırlar.
1985 yılında Milli Gazete’de Cuma Mektupları’na, 1997 yılında Yeni Şafak Gazetesi’ndeki günlük fıkralarına başlar. Yazdığı deneme kitabı Taşları Yemek Yasak ile Türkiye Yazarlar Birliği Deneme ve 2005’de üstün hizmet ödülünü kazanır. 1995’de Şilili Ozan Gabriela Mistral nişanı alır. Siyasi yazıları 2003 yılına dek kısmi aralıklarla çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmıştır. Halen İstiklal Marşı Derneği’nin genel başkanlık görevini yerine getirmektedir.
Evli ve dört çocuk babası, iki çocuk dedesi İsmet Özel, Çengelköy’deki evinde düşünce ve sanat hayatına devam etmektedir.
ESERLERİ
Şiir:
Geceleyin Bir Koşu (1966),
Evet İsyan (1969),
Cinayetler Kitabı (1975),
Şiirler (1980),
Şiir Kitabı (1982),
Cellâdıma Gülümserken (1984),
Erbain (1987),
Bir Yusuf Masalı (2000).
Of Not Being A Jew (2005)
Deneme, Söyleşi, Mektup:
Üç Mesele (1978),
Şiir Okuma Kılavuzu (1980),
Zor Zamanda Konuşmak(1984),
Taşları Yemek Yasak (1985),
Bakanlar ve Görenler (1985),
Faydasız Yazılar (1986),
İrtica Elden Gidiyor (1986),
Surat Asmak Hakkımız (1987),
Tehdit Değil Teklif (1987),
Waldo Sen Neden Burada Değilsin? (1988),
Sorulunca Söylenen
Cuma Mektupları (1-10)(1995-2004),
Tahrir Vazifeleri
Neyi Kaybettiğini Hatırla(1994)
Ve’l-Asr,
Bilinç Bile İlginç,
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (1995),
Tavşanın Randevusu(1996)
Kırk Hadis(2004)
Henry Sen Neden Buradasın? (2004)
Kalın Türk (2006)
Çenebazlık (2006)
Çeviri:
Siyasi Felsefenin Büyük Düşünürleri – William Ebenstein
Gariplerin Kitabı – Ian Dallas
Osmanlı İmparatorluğu ve İslami Gelenek – Norman Itzkowitz
Bilim Kutsal Bir İnektir – Anthony Standen
Cihad- Bir Temel Tasarım – Abdülkadir Es-Sufi
Hasan Akçay
Cumartesi, Haziran 30th, 20121963 yılında Trabzon ili, Arsin ilçesi, Çubuklu Köyünde doğdu. İlköğrenimini köyünde, Ortaöğrenimini Arsin’de tamamladı. 1987 yılında girdiği Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden 1991 yılında mezun oldu.
1991-1996 yılları arasında Millî Eğitim bünyesinde öğretmen olarak çalıştı. 1996 yılından itibaren Harran Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak görevini sürdüren Akçay, Yüksek Lisansını aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında tamamladı
Akademik çalışmaları yanında özel çalışmalarını da sürdüren Hasan Akçay’ın, şiir, öykü, deneme türü eserleri, Türk Edebiyatı, Tutku, Akademik Bakış, Köprü, Dolunay, Uzunsokak, İlkyaz, Güneysu, Karçiçeği, Kardelen, Erguvan, Mina, Gülpınar, Yunus, Şahika, Karadeniz-Sanat gibi dergilerde ve çeşitli şiir antolojilerinde yayınlandı. Yurt genelinde düzenlenen çeşitli yarışmalardan sekiz ödül alan Akçay, Türkiye Yazarlar Birliği ve Karadeniz Yazarlar Birliği üyesidir.
Çocuklar için yazdığı çeşitli öykü ve şiirler çocuk dergilerinde yer aldı. “Çocuklar Ağlamasın” isimli şiiri 1988’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan İlköğretim Türkçe ders kitabına alındı.
1997 yılında akademisyen arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Akademik Bakış isimli eğitim, kültür, sanat dergisinin yazı işleri sorumluluğunu yürüttü.
Yayınlar:
Kitap
1. Eylül Yorgunu, Mina Yay., Erz., 1991
2. Gül Şafaklı Bir Özlem, Birey Yay., İst., 2000
Abdullah Rıza Ergüven
Cumartesi, Haziran 30th, 20121925 Avanos’ta doğdu, 16 Ağustos 2001 İsveç’te öldü, ozan, yazar, denemeci, eleştirmen ve düşünbilimcidi. 1952’de İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümü’nü bitirdi. Resmi bir kurumda çalışırken çeşitli baskı ve yıldırılar karşısında görevini bırakmak zorunda kaldı. 1967’de İsveç’e gitti. Wennergrens Center’de (1968-1971) İsveççe ve yazını öğrenimi yaptı. Bir süre çevirmenlik (1972-1977) yaptı. 1978-1990’da Stockholm Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, türkolog ve araştırıcı olarak çalıştı. 1990’da emekliye ayrıldı.
Çeşitli dergi ve gazetelerde şiir, çeviri, inceleme-araştırma, eleştiri, deneme ve düşünbilimsel yazılarını yayımladı. Yapıtlarının sayısı 80’i geçer. Yasak Tümceler romanında dine hakaret gerekçesiyle mahkum oldu. Abdullah Rıza Ergüven, 2001’de öldü.
Eserlerinin bazıları
Acı Sıcak, ISBN 9757354929
Açlık ve Savaş, ISBN 9753600275
Ağaca Tırmanan Adam, ISBN 9753600224
Anamız Ağlamış Bizim
Anı Dahi Anda Asmışlar
Başka Dünyalar, ISBN 9753600089
Dinlerin Kökeni ve İslam’da Reform, ISBN 975735437-6
Evren ve Yaratı
Evrenbilim ve Tanrı Kavramı, ISBN 9757354937
Gece de Güneş Doğar, ISBN 9789757354635
Huluppu Ağacı, ISBN 9753432658
Huriler ve Gılmanlar, ISBN 9753600062
Işığa Bir Adım, ISBN 9753600259
Kuyuya Düşen Ay, ISBN 9757354422
Mağaradaki İnsan, ISBN 9753167148
Milyonlar Kalkacak Ayağa
Sanat ve Erotizm, ISBN 9756680490
Sonsuz Değişim
Şarabı Tanrılarla Yudumladık, ISBN 975668013-X
Şiirin Gerçeği Toplumdaki Yeri, ISBN 9756680369
Tabancamın İpek Bağı, ISBN 9757354198
Tanrılar Neyi Yarattı, ISBN 9757354201
Tanrıları Nasıl Yarattık / Tanrıların Ölümü!, ISBN 9757354716
Tarih Boyunca Gök Nesneleri Ufo, ISBN 975735452X
Üniversa-Kozmik Çorba
Yarınları Beklerken
Yaşamak Uğruna
Yasak Tümceler, ISBN 9757354147
Yunus Emre, ISBN 9756680091
Mehmet Mümtaz Tuzcu
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Mehmet Mümtaz Tuzcu 5 Ocak 1950’de İzmir’de doğdu. Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu4nda, Saint Joseph Fransız Erkek Ortaokulu’nda, İzmir Atatürk Lisesi’nde okudu. Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans Bölümü’nü bitirdi. 1976’dan beri Ege Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Yazmaya öyküyle başladı (1965). Sinema eleştirileri, denemeler yazdı.
Yayımlanan ilk ürünü: karikatür.
Şiir kitapları: Yalan Yazın Yelleri (1985); Bulvar Resimleri (1986; 1987 Halil Kocagöz Şiir Ödülü); Sevda Adıyla (1996; 1997 Cemal Süreya Şiir Ödülü).
Gece Raporu adlı şiir dosyasıyla 1995 Sabri Altınel Şiir Üçüncülük Ödülü’nü kazandı.
Victor Hugo’dan seçilmiş şiir çevirilerini Yürek’le Bakmak’ta (1998) biraraya getirdi.
YKY’DEKİ KİTAPLARI
Yazöte / Toplu Siirler 1971-1998
Yalgın
Kızgın bir çığlık gibi yitmişse yalgın
Dirilen bir sevdanın kanıyla çılgın
İner çıkar bir kürek boşluğunda
Yürek gibi çepçevre bağlıysa kayık
Kayalık kıyıda çırpınan özlem
Salgı bir sayrılık döker sulara
Esirgenen bir yüzdür ayrılık
Çünkü ağırdır çapa çeker zinciri
Yer incecik silmezse saçlarındaki kiri
Öylece durur paslı, kargınmış
Suya bir karış kala
Gökyüzüyle denizin kan durağında
Çıkar iner bir kürek boşluğunda
Bitmemiş bir aşkın anısıyla dalgın
Yürek gibi esrikse, taş gibi ayrık
Kayalarda bir su parlar her gece
Yarıp dudaklarında yorgun o eski ıslık
(Yalan Yazın Yelleri’nden)
Acuze
İster uzat buse aç – öder meyse ederi
Yollanan o yal mintan, tan kaçkını güderi
Pınarları kurumuş iki yaşlı sahtekâr
Issız bir damlarında güz yaşı döküyorlar
Tertemiz yürekleri sekiz bölmeli kireç
Tek üfleçte kilitli zap zap o öksüz mavi
En kavi korunakta somutsuz semirmez mi
Azaldıkça azıtıp kükremez mi gül kıza
Dişiyse takma dişi! bertik moru, porselen…
Rahim bu, cıdağ’delen! Tez alınmış sürüngen
Kim kocasız kocar ki! Burun sürttük o kadar
Kıstak ki kaç batnımız can çekiği uğrular
Tuz vardı engelimde kırk olçum liste başı
Tuz uzaktı hep benden, piç kandil hiç kırmızı
Sevenim soranım çok! tıkız iffet, kız ismet
Düşkün de ne? Nezaket! Orda uzaktan hısım
Et kızarmaz ki kızım! Deme! Ondan mı yasak
Çelik çektik çatıya! dibi natır soyacak
Gündüz sırçam güdüklü, geçmedi yüzüklerim
Terim çocukluğumdu. Damlamadı gençken de.
Dar keseye tepilmiş üç dokuz aklı kısa
Biz ayazı yazlandık, buz çekti kasıklarım
İşitmez kulakçıktan akmış karıncağ’zıma
Üşendim ateşlere! Kavruk alın yarısı
Sekiz kireç kaç oda karkış karın içersi
Yaş kurutan yaşımda nensiz emsiz elaltı
Miskin çilingir gelse tırkaz taksa menfeze
Atmığım, abus tazım! kafes sardın nefese
Seve seve bin eza bocaladın aşıma
Son suyumdan taşıma taşmasa kaldırayak
Dün serveti süründüm, gönörgüm şimdi toprak
Gam timsahı, kuz damak! İmsak taamı tuzsuz
“Zirvesin, kimesnen yok!” der ya şu aycıl Yunus
çok morukta kor doruk bir gün kusur etmedi
Tuz gibiydi göçtüğü, sorulmamış aç deri!
(Varlık 1137,Haziran)
Bilge Karasu
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Öykücü, romancı ve denemeci Bilge Karasu 1930’da İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Ankara radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa’dan dönerek çevirmenliğe başladı. Ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı.
1950 kuşağı öykücüleri arasında, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını derinlemesine işleyen bir yazar olarak öne çıktı. Sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi kavram ve temalardan hareketle çağrışımlara yaslanan, eğretileme ve simgelerden bolca yararlanan bir dil aracılığıyla kendine özgü bir dil geliştirdi. Gerek sözdiziminde denediği yeni olanaklar, gerekse dilin yapısı yönündeki araştırma ve önerileriyle anlatımın sınırlarını zorladı. “Metin” olarak adlandırdığı kimi ürünlerinde resim ve müziğin açılımlarını düzyazıya taşıdı. Edebiyatla felsefenin belirli bir denge içinde rahatlıkla kaynaştığı kitaplarında Türk edebiyatının özgün örneklerini verdiği kabul edildi.
İlk öyküleri “Seçilmiş Hikayeler” dergisinde 1950’de yayınlayan Karasu, öykülerinden derlediği ilk kitabını da 1963’de yayınladı. Lawrence’den çevirdiği “Ölen Adam”la kazandığı TDK çeviri ödülü de aynı tarihe rastlar. 14 Temmuz 1995’de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi’nde yaşama veda etti. Vasiyeti üzerine bütün yapıtlarını yayımlayan Metis yayınları tarafından kitaplarının gelirinden elde edilen parayla adına Edebiyat Bursu veriliyor.
Ödülleri:
1963 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü D. H. Lawrence’den çevirdiği Ölen Adam’la
1970 Sait Faik Hikaye Armağanı Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ile
1991 Pegasus Ödülü Gece ile
1994 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü Ne Kitapsız Ne Kedisiz ile.
Tomris Uyar
Cumartesi, Haziran 30th, 2012İstanbul’da 1941 yılında doğan Uyar, ilkokulu Taksim’deki Yeni Kolej’de, ortaokulu İngiliz High School’da, liseyi Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde tamamladıktan sonra, 1963’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. 1969 yılında evlendiği Turgut Uyar’dan bir çocuğu bulunan Tomris Uyar’ın, Tagore’den ”Şekerden Bebek” adlı ilk çevirisi 1962’de Varlık, ”Kristin” adlı ilk öyküsü de 1965’te Türk Dili’nden çıktı.
Tomris Uyar’ın, öykü, deneme, eleştiri, günlük ve çevirileri, Varlık, Dost, Papirüs, Yeni Dergi, Soyut, Yeni Edebiyat, Yeni Düşün, Gösteri, Gergedan, Argos, Adam Öykü gibi belli başlı dergilerde yayınlandı. Özellikle 1966’dan sonra Papirüs’te yayınladığı eserleriyle adını duyuran ve 1969 yılına kadar ”R. Tomris” imzasını kullanan Uyar, 1970’ten sonra gelişen yeni Türk öykücülüğünün önde gelen isimleri arasında yer aldı.
Tomris Uyar’ın yapıtları arasında ”İpek ve Bakır”, ”Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi”, ”Diz Boyu Papatyalar”, ”Yürekte Bukağı”, ”Yaz Düşleri/Düş Kışları”, ”Gece Gezen Kızlar”, ”Rus Ruleti/Dön Geri Bak”, ” Yaza Yolculuk”, ”Sekizinci Günah”, ”Otuzların Kadını”, ”İki Yaka İki Uç”, ”Aramızdaki Şey” ve ”Güzel Yazı Defteri” bulunuyor.
Adalet Ağaoğlu
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Adalet Ağaoğlu, 1929´da doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi´nde tamamladı. Ankara Üniversitesi DTC Fakültesi´nin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü´nü bitirdi (1950). Açılan bir sınavla Ankara Radyosu´na girdi; burada ve kuruluşundan sonra TRT´de çeşitli görevlerde bulundu (1951-70). TRT Radyo Dairesi Başkanlığı´ndan, kurumun özerkliğine el konulması sonucu istifa etti.
Öğrencilik yıllarında başladığı yazarlığını 1970´ten sonra başka hiçbir işle paylaşmadı. Radyo ve sahne oyunlarını romanları, öykü, anı, deneme kitapları izledi. Bu çalışmalarında hayatın değişim ve dönüşümlerine duyarlı yaklaşımlarıyla dikkat çekti. Doğa, toplum, zaman ilişkilerinin insanın iç dünyasındaki yansımalarını düşünce üretebilecek boyutlarda irdeledi. Değişimler karşısında edebiyatın yapısal durumu bakımından da arayışçı davrandı; kendine özgü anlatım biçimleri geliştirdi.
Ödülleri: Üç Oyun, 1974 Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü; Yüksek Gerilim, 1975 Sait Faik Hikâye Armağanı; Bir Düğün Gecesi, 1979 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, 1980 Orhan Kemal Roman Armağanı, 1980 Madaralı Roman Ödülü; Çok Uzak-Fazla Yakın, 1992 Türkiye İş Bankası Edebiyat Büyük Ödülü (Tiyatro); ROMANTİK Bir Viyana Yazı, 1997 Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü, 1995 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat (Edebiyat) Büyük Ödülü.
Unvanlar: TÜYAP Onur Yazarı (1994), Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fahri Doktora Unvanı (1998), ABD OSU (Ohio State University, Humane Letters) Edebiyat Fahri Doktora Unvanı (1998).
Çalışmaları
Çok Uzak Fazla Yakın
Hayır
Mektuplaşmalar
Ruh Üşümesi
Sessizliğin İlk Sesi
Halit Ziya Uşaklıgil
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Halit Ziya’nın ailesi, Uşak’ta helvacılıkla uğraşırken, İzmir’e göçerek “Uşşakizadeler” diye anılmaya başlayan zengin bir ailedir. Bu aile, işleri çok gelişince İstanbul’a da bir şube açtı ve bu şubeyi sermayesiyle birlikte oğul Hacı Halil Efendi’ye verdi. Halit Ziya, Hacı Halil Efendi’nin üçüncü çocuğu olarak 1866’da İstanbul’da doğdu.
İstanbul’da Askeri Rüştiye’ye giden Halit Ziya, babasının işleri kötü gitmeye başlayınca, annesiyle birlikte İzmir’e dedesinin yanına gönderildi. Öğrenimini İzmir Rüşdiyesi’nde sürdürdü (1878). Bu arada babasının işlerini düzene koyup İzmir’e gelişi ve yeni bir işyeri açışıyla sığıntı olma düşüncesini de zihninden atan Halit Ziya, ikinci bir okula hazırlık için Frenk Mahallesi’nin Alioti bölümündeki Auguste de Jaba adlı avukatın emrine verildi.
Halit Ziya, babasının kâtibi olarak işe başladı, bu iş edebiyat merakıyla pek bağdaşmadığından yeni iş tavsiyelerini dikkate aldı, ancak İstanbul’da hariciyeci olmak için yaptığı başvuru sonuçsuz kaldı.
İzmir’e dönüşünde rüştiye öğretmenliğine başladı ve akabinde Osmanlı Bankası’na girdi. İstanbul’da Reji Genel Müdürlüğü’nün başkâtiplik teklifini kabul ederek İzmir’den ayrıldı (1893). Reji’deki çalışma günlerinde Servet-i Fünun’a da katılarak edebi faaliyetlerini yoğunlaştıran Halit Ziya, Meşrutiyet’ten sonra bir süre Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde Batı Edebiyatı okuttu. Sonra Mabeyn Başkâtibi oldu (1909).
Buradan ayrıldıktan sonra memuriyete dönmeyen ve tüm zamanlarını edebiyata veren Halit Ziya, 23 Mayıs 1945 tarihinde İstanbul’da öldü.
Eserleri
Nemide Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası, Bir Yazın Tarihi, Onu Beklerken, Sanata Dair Kırk Yıl, Bir Ölünün Defteri, Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Solgun Demet, Aşka Dair, Bir Acı Hikaye Ferdi ve Şürekası, Nâkıl Bir Şi’r-i Hayal, İhtiyar Dost, Saray ve Ötesi Mai ve Siyah, Bu Muydu?, Sepette Bulunmuş Kadın Pençesi
Kırık Hayatlar, Heyhat, Bir Hikâye-i Sevda İzmir Hikâyesi, Aşk-ı Memnu, Küçük Fıkralar, Hepsinden Acı
Samiha Ayverdi
Cumartesi, Haziran 30th, 20121906 yılında İstanbul’da doğan Ayverdi, çocukluğunu o dönemin en renkli semtlerinden olan Şehzadebaşı’da geçirmiş, resmi öğrenimini Süleymaniye Kız Numune Mektebi’nde yapmıştır (1921). Bu eğitimden sonra özel öğrenim görmüş, kültürlü bir aile çevresinde kendisini yetiştirmiştir. Baba evine dönemin okumuş yazmış insanlarının geldiğini belirten Ayverdi, “o devirlerde evlerine edebiyat sever kişilerin yanı sıra Ali Rıza Bey, Sami Bey, Reşid Bey gibi asker ressamların da geldiğini” yazmaktadır.
Ayverdi’nin ilk gençliği, “bu durmuş oturmuş, okumuş yazmış kimseler arasında geçen konuşmaları bütün ile takip edemiyordum” demesine rağmen, işte böyle bir çevre içinde geçmiş ve onu yazarlığını biçimlendirecek olan şu soruya bağlamıştır: “kaybolan veya kaybolmaya mahkum bulunan neydi?”
Ramazanoğulları”ndan olduğunu söyleyen, “bir ceddim yeniçeri, bir ceddim Macar ellerinde yatan Gül Baba” diyen Ayverdi, dindar bir çevre içinde yetişmiş, Osmanlı-İslam uygarlığına derinden bağlanmıştır. Ayverdi’nin “silsilesi Cüneyd Bağdadi’ye varan Rıfaiyye tarikatine bağlı olduğu” belirtilmektedir.
Romanları yanısıra çeşitli inceleme yapıtları da veren Samiha Ayverdi’nin, dünya görüşü açısından muhafazakar bir yazar olduğunu belirtmek gerekir. “Tanzimat’ı Hakanî ve zorlama bir inkılap” olarak niteleyen, “Meşrutiyetin de memleket realitelerinin icbârı ile yapılmadığını” söyleyen ve nihayet, “Cumhuriyetin, Türklüğü bütünüyle Greko-Latin” medeniyeti camiasına mal etmenin seferberliğini açtığını öne süren Ayverdi’nin çağdaş kurumlarla derin bir uzlaşmazlık içinde bulunduğu görülmektedir.
ALDIĞI ÖDÜLLER
Ayverdi, hizmetlerinden dolayı, 1978de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı ile taltif edilmiş; 1984te kendisine, Millî Kültür Vakfı Tarafından Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı takdim edilmiş, 1985de Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri münasebetiyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü verilmiş; 26 Nisan 1986da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından Millî Sanata Hizmetlerinden ötürü bir plaket sunulmuştur.
Bunların yanısıra, Türk Edebiyat Dergisinin 127inci sayısında (1984), Sâmiha Ayverdi için özel bir bölüm ayrılmıştır. Yazı hayatının 50inci yılı dolayısıyla, Aydınlar Ocağı Genel Merkezinde 5 Mart 1988 tarihinde kendisine plaket verilmiş, aynı münasebetle Kubbealtı Akademi Mecmuası Ekim 1988 Sayısını kendisine ayırmıştır. Türk Edebiyatı Dergisinin Ekim 1988 tarihli 180. sayısının bir bölümü de Sâmiha Ayverdinin 50. Sanat yılına ayrıldı.
1988 yılında yayınlanan Hey Gidi Günler Hey isimli eseri üzerine, Türkiye Yazarlar Birliğince kendisine Yılın Dil Ödülü verildi.
13 Mayıs 1990 tarihinde, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, bir şükran beratı ile teşekkürlerini bildirdi.
1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliğince (İLESAM), kendisine Üstün Hizmet Ödülü verildi.
Ayverdi son olarak, kurucu üyeliğini yaptığı Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi tarafından, 28 Şubat 1992 günü Minnet ve Şükranlarının ifadesi olan bir plaket sunuldu.
Sâmiha Ayverdi, 22 Mart 1993 günü vefat etti.
Nurullah Ataç
Cumartesi, Haziran 30th, 201221 Ağustos 1898 tarihinde İstanbulda doğdu. İlkokuldan sonra dört yıl kadar Galatasaray Sultanisine, sonra da bir süre Edebiyat Fakültesi ne (1922) gittiyse de Fransızca öğrenmesi ve yetişmesi okullarda değil, kendi kendine ve özeldir. 1921 de Nişantaşı Lisesinde Fransızca okutarak başladığı öğretmenlik hayatı, 1925-26 arası Ticaret Vekaletindeki görevi bir yana hep Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak İstanbul, Adana ve Ankarada 31 Mayıs 1945e kadar sürdü, sonra Cunhurbaşkanlığı Mütercimliğine geçerek emekliye ayrılıncaya kadar ( 7 Şubat 1951 ) bu görevde çalıştı. 17 Mayıs 1957 tarihinde öldü.
Edebiyat dünyasında ilkin Dergah dergisinde yayımladığı şiirleri (1921-22, 6 şiir), makale ve tiyatro eleştirileriyle görünen Ataç, Cumhuriyet devrinde, yalnız deneme, eleştiri yazdı ve çeviriler yaptı. Yeni Şiir in, başta Cumhuriyet devri şairleri, genç sanatçıların tanınmasında öncülük etti. Türkçe nin özleşmesi, arınması için yılmadan savaştı, bu uğurda yazdığı yazılarda hiçbir yabancı söz kullanmadığı oldu, kendine özgü, devrik cümleleri çoğunlukta; yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı, genç yazarların çoğu onun etkisinde kaldılar. Kabul edilmiş değerleri yeniden ele alarak tartışmalara yol açması onun arayıcı olumlu yönlerinden biri oldu.
Lev Troçki
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Asıl adı Leon Davidoviç Bronstein olan Troçki, 7 Kasım 1879’da Güney Ukrayna’nın Yenovka köyünde doğdu. 1896’da Nikolayev’de sosyalist düşüncelerle tanıştı. 1897’de Rusya İşçi Birliği adlı gizli örgütü kurdu. Çar polisince tutuklanıp Sibirya’ya sürgüne gönderildi.
1902 yılında Troçki takma adını kullandığı sahte pasaportla Viyana’ya, oradan da Londra’ya kaçtı. 1905 devriminde St. Petersburg’a dönüp İşçi Sovyeti başkanlığına seçildi. Devrimin yenilgiye uğramasıyla tutuklanıp 1907’de Doğu Sibirya’ya sürüldü. Londra’ya kaçtı.
1917 devriminde Rusya’ya döndü. Dışişleri Komiserliği, ardından da Savaş Komiserliği’ni üstlenip Başkumandan sıfatıyla Kızıl Ordu’yu kurdu. 1924’te Lenin’in ölümünden sonra Stalin’le giriştiği iktidar mücadelesini kaybetti.
1926’da Politbüro’dan çıkartıldı. 1928’de Alma Ata’ya, bir yıl sonra da Türkiye’ye sürüldü. 1933’te Fransa’ya, sonra Oslo’ya geçti. 1937’de Mexico City’ye yerleşti.
1940’ta bir İspanyol komünisti olan Ramon Mercader tarafından başına kazmayla vurularak öldürüldü.
Berthold Brecht
Cumartesi, Haziran 30th, 2012Burgen Berthold Friedrich Brecht, 1898 Augsburgda bir kağıt fabrikası müdürünün oğlu olarak dünyaya geldi. Brecht, Koniglisches Realgymnasium’a gitti, ilk şiirleri 1914’te yayınlandı; edebiyata ve tiyatroya ilgi duymasına karşın, Münih’te Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı. 1918’de askere alındı, gezici askeri hastanede çalıştı; 1918’de Bavyera’daki Baal’i yazdı. 1919 yılında itibaren siyasetle uğraşmaya başlayan Berthold Brecht, Münih’te Bağımsız Sosyal Demokrat Parti’ye girdi. Bu dönemde Augsburger Volkwille’ye tiyatro eleştirileri yazdı; tıp öğrenimini bırakarak, Müncher Kammerspiele’ye girdi; ikinci oyunu olan Trommeln in der Nacht (1918-20, Gecede Trampetler) burada sahnelendi ve Kleist Ödülü’nü kazandı. Münih sanat çevresine katıldı, Bavyera halk güldürüsünün temsilcisi olan Karl Valentin’le dostluk kurdu.
1924’te Berlin’e geçti, Deutsches Theatre’da Max Reinhardt’ın yanında yönetmenlik yaptı; 1924’te Marlowe’dan serbest bir uyarlama olan Leben Eduards des Zweiten vom England’ı (İngiliz Kralı II. Edward’ın Yaşamı) sahnelendi; Haşek’in Aslan Asker Şvayk’ını uyarlaması için Erwin Piscator’a yardım etti (1923); epik tiyatro üstüne görüşlerinin etkisi altında kaldığı Piscator’la işbirliği sonucunda Mann ist Mann’ı (1927, Adam Adamdır) yazdı. Eşi, oyuncu Maianne Üç Kuruşluk Opera’dan bir manzara; Tara Hugo ve Tom Hollander, Brecht’in Donmar Tiyatrosunda sahnelenen Üç Kuruşluk Opera’sındaki sahneleri Zoff’tan ayrıldıktan bir yıl sonra, ömür boyu birlikte çalışacakları Helena Weigel’la evlendi; yakın işbirliği yapacakları besteci Kurt Weill’la tanıştı; Die Dreigroschenoper (1928, Üç Kuruşluk Opera) adlı ilk epik operası, bu işbirliğinin verimli ürünü oldu.
NAZİ İKTİDARI VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILIŞ
Naziler’in yönetime geçmesiyle birlikte, Brecht’in oyunlarını sahneleme imkanı da kalktı; 1933’te Reichstag yangınından bir gün sonra Prag Üzerinden Viyana’ya kaçtı; Die sieben Todsünden der Kleinbürger (1933, Küçük Burjuvanın Yedi Günahı) oyununun Paris’te oynanışından sonra, Kurt Weill’la işbirliği sona erdi. 1933 yılı sonunda Danimarka’ya geçti; 1933’te Üç Kuruşluk Opera’ya dayanan Der Dreigroschennovel (Üç Kuruşluk Roman) Hollanda’da yayınlandı; 1935’te Nazi Yönetimince Alman vatandaşlığından çıkarıldı; o yıl New York’ta sahnelenen, Gorki’nin aynı adlı romanına dayanarak yazdığı Die mutter (Ana) adlı oyununu izlemek üzere ABD’ye gitti.
Nazi yönetimine karşı etkinlikler arasında, Moskova’da yayınlanan Des Wort (Söz) adlı derginin yabancı ülke editörü oldu; bu yıllarda Nazi yönetimini hedef alan Furcht und Elend des Dritten Reiches (1935/38, Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti) gibi oyunlar ile 1938’de uranyum atomunun ilk kez parçalanması üzerine bilim adamının sorumluluğunu işleyen Leben des Galilei(1938/39, Galile’in Yaşamı) adlı oyunu yazdı. 1939’da Hitler’in Danimarka’ya girmesi üzerine İsveç’e, 1940’da da Finlandiya’ya geçti; 1941’de Helsinki Birleşik Devletler Konsolosluğu’ndan vize alarak Sovyetler Birliği üzerinden ABD’ye (Santa Monica) gitti.
Hollywood için senaryolar yazarak geçimini sağlamaya çalıştıysa da, ancak bir senaryosu filme alındı ( Hangman Also Dies, 1942, Cellat da Ölür); burada müzikçi H. Eisler ve Paul Dessau’la yönetmen Piscator ve yazar Heinrich Mann’la buluştu; Charles Kaughton’la ve Joseph Losey’le birlikte Galile’nin Yaşamı’nı yeniden düzenleyerek İngilizceye çevirdi ve sahneye koydu (1947), Charlie Chaplin’le ve kendi düşüncelerinin bir savunucusu olan yazar Eric Bentley’le dostluk kurdu; 1947’de Komünist Parti’siyle ilişkileri konusunda Amerikanca Olmayan Etkinlikler Kurulu karşısına çıktı, Hanns Eisler’in kendisinin 1930’da partiye girmiş olduğu yolundaki ifadesini yalanladı ve Kurul’un sorularını yanıtlamadı; ertesi hafta, Gelileo’nun New York temsilini beklemeden İsviçre’ye kaçtı. 2. Dünya Savaşı sırasında Brecht’in üç oyununu sahnelemiş olan Zürich Shauspielhaus kendisine yardımcı oldu ve burada kendi Antigone (1948) uyarlamasını sahneledi, Augsburg günlerinden dostu sahne
Bertolt Brecht’in Cronet Tiyatrosundaki, Galileo oyunundan bir manzara – Charles Laughton, Galileo rolünde, yardımcısı Eda Reisse Merin tarafından hizmet edilirken tasarımcısı Caspar Neher’le birlikte çalışmalar yaptı.
1948’de Doğu Almanya’dan gelen öneri üzerine Doğu Berlin’e geçti, orada karısı Helena Weigel’le birlikte Berliner Ensemble’ı kurdu (1949); topluluk, 12 Kasım’da Herr Puntila und sein Knecht Matti (Bay Puntila ile Uşağı Matti) oyunuyla sanat yaşamına girdi. Berliner Ensemble’ın dramaturg ve yönetmeni olarak görev alan Brecht, Berliner Ensemble’ı “epik tiyatro okulu” ve dünyanın en iyi tiyatrolarından biri yaptı; peş peşe sahnelediği oyunlarıyla, Berliner Ensemble, epik tiyatro pratiği ve estetiğinin merkezi oldu. 1950’de gezi özgürlüğüne kavuşabilmek için karısıyla birlikte Avusturya vatandaşlığına Geçen Brecht, 1953’te PEN Kulüp Başkanı oldu; Die Tage der Commune’den (1949, Komün Günleri) sonra oyun yazmayı bıraktı; 1939’da yazmış olduğu Paul Dessau’nun müziklerini yaptığı Das Verhör des Lukullus (Lukullus Duruşması) adlı operası Berlin Devlet Operası’nda bir temsil yaptıktan sonra kaldırıldı; 1951’de Doğu Alman Devlet Ödülü’nü aldı; 1953’teki komünizm karşıtı ayaklanma üzerine hükümete uyarıcı bir mektup yazdı; 1954’te, Berliner Ensemble, Schiffbauerdamm’daki kendi yerine yerleşti; açılış oyunu, Der Kaukasische Kreidekreis (1943/45, Kafkas Tebeşir Dairesi)
Juliet Stevenson, Kafkas Tebeşir Çemberi’nde çocuğu tutarken; Simon McBurney, Kafkas Tebeşir Çemberi oyunundaki repliğini konuşurken Juliet Stevenson, çocuğu tutuyor. Royal National Tiyatrosu
, basında yer almadı; 1955’te Moskova’ya giderek (Üç Kuruşluk Opera dışında hiçbir oyunu Sovyetler Birliği’nde sahnelenmemiş olduğu halde) Stalin Ödülü’nü ve Paris uluslar arası Tiyatro Şenliği’nde (Berliner Ensemble’la) !. Ödülü’nü aldı. Kendi tiyatrosunda (Farquhar, Hauptmann, Lenz ve Shakespeare’den) oyunlar koymayı sürdürdü; 1956’da kalp yetmezliğinden yaşamını yitirdi.
