Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Ali Kemal

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

İstanbul’un işgal altında bulunduğu yıllarda Kuva-yı Milliye karşıtı ve işgal güçleri lehine yazdığı yazılarla tanınan ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük mandacı yazarıdır. Paris’teki JönTürkleri Abdülhamit’e ihbar etme, Mustafa Kemal’in ordudan azlini sağlama gibi icraatlarla işgal kuvvetleri sömürgeci devletlerin gözüne girmeyi başaran Ali Kemal, Sabah gazetesinde yazdığı yazılarla ismini duyurmuştur.

Ali Kemal’den alıntılar:
“Milli Hareketin foyası nasıl meydana çıktı. Bize teselli veren Anadolu halkının bunlara (Mustafa Kemal ve arkadaşları) arka çıkmamasıdır”
13 Eylül 1919
Peyami Sabah

“Teşkilatı Milliye sergerdeleri, bu mahluklar kadar başları ezilmek ister yılanlar tasavvur edilemez. Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir”
23 Nisan 1920
Peyami Sabah

“Düveli muazzama ile eski dostluğumuzu devam ettirseydik, değil İzmir’den hiçbir taraftan mahrum kalmayacaktık. İtilaf devletlerinin itibarını mütarekeden beri cidden kazansaydık, artık bu topraklarda ittihatçı olmadığını ispat edebilseydik, daha uygun sulh şartları elde edecektik”
19 Şubat 1920
Peyami Sabah

İhsan Barutçu

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

08 Nisan 1959 tarihinde Malatya Hekimhan’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimi Malatya – Hekimhan’da tamamladıktan sonra 1988’de Gaziantep Lisesi’nden mezun oldu. Fransızca ve İngilizce bilen Barutçu, 1991 yılında aktif siyasete başladı.

MHP İstanbul İl Başkanı olarak görev yapan Barutçu evli ve 4 çocuk babasıdır.

Sırasıyla;
– Fatih Ülkü Ocakları Başkanlığı
– Fatih İlçe Başkanlığı
– 1999–2001 MHP İstanbul İl Teşkilat Başkanı
– 2001–2009 MHP İstanbul İl Başkanı

Zeynel Yeşilay

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Şanlıurfa’da 1950 yılında doğdu. Ankara Gazi Üniversitesi Yabancı Diller, Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Fotoğraf tutkusu ortaokul döneminde satın aldığı ve halen arşivinde sakladığı “Kodak” kutu makine ile başladı.

1970 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’na girdi. 1982 yılına kadar çalıştığı Bakanlıkta, Türkiye’yi birkaç kez dolaşma imkanı buldu. Fransız fotoğraf sanatçıları Roland ve Sabrina Michaud ile Anadolu’nun her yöresini dolaştı. Onların fotoğraf çekim tekniği ve görüşlerinden yararlandı. 1978 yılında Doğubayazıt, İshak Paşa Sarayı fotoğrafı, Bakanlık tarafından afiş olarak basıldı. Fotoğrafları yurtiçi ve yurtdışında pek çok kitap ve yayında kullanıldı. KKTC’ye 1975 yılında görevli olarak gitti ve orada çektiği fotoğraflar bu ülkenin ilk afiş ve broşürlerinde kullanıldı.

Türkiye’de ilk defa 1981 yılında Türk, Fransız ve Belçika ortak yapımı olarak gerçekleştirilen “ATATÜRK” filminin fotoğraflarını çekti. Yurt içinde yapılan çeşitli yarışmalarda 10’un üzerinde ödül kazandı. Karma ve kişisel sergiler açan sanatçının, Türk Tanıtma Vakfı’nda (TÜTAV) çalıştığı dönemde, fotoğraf danışmanlığını da yaptığı aylık “Image of Turkey” dergisinde pek çok fotoğrafı yayınlandı. Multivizyon programları yaptı. Türk El Sanatları Uzmanı Güran Erbek’in başkanlığında oluşturulan (AVARC) Anadolu El Sanatları Araştırma Merkezi’nde değerli araştırmacılar ve uzmanlar ile çalışarak, pek çok fotoğraf çekimi, multivizyon, sergi ve yayın gerçekleştirdi. Sami Güner ve Sıtkı Fırat gibi Türkiye’nin önde gelen fotoğraf ustaları ile çalıştı.

Şair, şarkı sözü yazarı İlter Yeşilay ile evli olan sanatçının, Volkan isimli bir oğlu vardır.

Kemal Burkay

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Kürt yazar ve politikacı Kemal Burkay, 1937’de Tunceli’nin Mazgirt İlçesi’nde dünyaya geldi.

Burkay, eğitimine Tunceli’de başladı. Ankara’da Hukuk Fakültesi’ni okudu. 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne katıldı ve partinin Elazığ, Bingöl, Tunceli ve Erzincan gibi Kürt nüfusunun çok olduğu şehirlerdeki organizasyonlarında yer aldı. 1966 yılında yayınlandığı bir makaleden dolayı hapis yattı. 1969 ve 1971 yıllarında da tutuklanan Burkay, Lübnan üzerinden Türkiye’yi terk etti. 1974 yılında genel aftan yararlanarak Türkiye’ye geri döndü. Bu dönemlerde Türkiye’de Kürdistan Sosyalist Partisi’ni kurdu. 2003 yılında ise kurduğu ve genel sekreterliğini yaptığı partiden kendi kararıyla ayrıldı.

Burkay, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere çeşitli yazılar alanlarda yazılar yazdı ve eserler çıkardı. Sezen Aksu’nun 1991 yılında çıkan albümüne adını veren ‘Gülümse’ adlı şarkı, Burkay’ın bir şiirinden bestelenmiştir.

Prof. Dr.Taciser Onuk

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Akademik Ünvanlar
Yardımcı Doçent Mesleki Eğitim Fakültesi 1986
Doçent Mesleki Eğitim Fakültesi 1987
Profesör Mesleki Eğitim Fakültesi 1992-2003

YAYINLAR
7.1. Uluslar arası Bilimsel Toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında Basılan Bildiriler.
Onuk, Taciser: “Türk Halk Edebiyatında Anadolu “Oyaları” VI. Uluslar arası Türk Halk Edebiyatı Kongresi Kıbrıs Lefkoşe: 1993
Onuk, Taciser. Türk Halk Sanatlarının Sosyo-Kültürel Açıdan Değerlendirilmesi” Yüzyılın Sosyolojisi Kongresi Fransa Sorbonne: 1993
Onuk, Taciser. “Güney Anadolu Yayla Çadır Kültürü ve Sanatından Örnekler” Uluslar arası Türk Kültür Kongresi Ankara: 1993
Onuk, Taciser. “Osmanlı Dönemi Ordu ve Saray Çadırlarından 17. yüzyıla ait bir otağ’ın süsleme örneği. Romanya-Köstence Türk Kültür ve Sanatının İzleri Kongresi: 1994
Onuk, Taciser, “Osmanlı Döneminde Ordu ve Saray Çadırları ve 19. yy. ait bir sayeban’ın çadır süsleme örneği. “II.C.I.E.D.O Kongresi 1994
Onuk, Taciser. “Anadolu ve Gagauz Çeyiz Geleneğinde Dokuma, İşleme Örgü ve Oya sanatından Örnekler” Türk Gagauz Kültür İlişkileri Kongresi.
Moldova-Komrat: 1994
Onuk, Taciser .”Türkiye-Makedonya El Sanatları” Türkiye-Makedonya Dostluk Derneği Paneli 1995
Onuk, Taciser. “Anadolu Halk Sanatları” Romanya Sibiu Uluslar arası Halk Kültürü Kongresi. 1995
Onuk, Taciser. “Anadolu Halk Sanatı ve İğne Oyaları” Halk Kültürü Araştırma Sempozyumu Çin-Pekin, 1996
Onuk, Taciser “Gagauz Kültürü” Uluslar arası Sempozyum Edirne, 1996
Onuk, Taciser “Türk Süsleme Sanatları İçinde İznik Çinilerinin Yeri ve Önemi” Uluslar arası Sempozyum İznik 1996
Onuk, Taciser. “Osmanlı Dönemi Çadır Sanatı” Macaristan Budapeşte ICANAS: 1997
Onuk, Taciser, “Çamlıyayla İğne Oyalarının Plastik Açıdan Değerlendirilmesi” Halk Kültür Kongresi Ankara. 1998
Onuk, Taciser. “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti El Sanatlarının (Lefkora İsi) Sosyo Kültürel ve Ekonomik Açıdan Yeri ve Önemi” Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi II.Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Kıbrıs, 1998
Onuk, Taciser ” 19 YY.Sonu Osmanlı Dönemi İçel Bez Dokumaları”, ” Balkanlarda Kültürel Etkileşim ve Türk Mimarisi Uluslar arası Sempozyumu” Bulgaristan, Şumnu-2000
Onuk, Taciser- Feriha Akpınarlı “Bulgaristan Türklerinde Çeyiz Geleneği” Bulgaristan Türk Folkloru II.Uluslararası Halk Kültür Kongresi Edirne. 2001.
Onuk, Taciser-Feriha Akpınarlı “Türk Makedon Kültüründe Geleneksel Giyim ve Süsleme Sanatlarının Ortak Özellikleri” XI.Hıdırelle Bahar Şenlikleri Makedonya Valandova, 2002

7.2. Ulusal Bilimsel Toplantılarda Sunulan ve Bildiri Kitabında Basılan Bildiriler
Onuk, Taciser. “İçel (Ardıç) Kenzin Köyünde Zahide Öztürk ve Adana’da Derlenen Ağıtlar” Milli Türk Halk Edebiyatı ve Folkloru Kongresi Konya:1993
Onuk, Taciser. “Türk-Romen Halk Sanatlarına Genel Bakış” Gazi Üniversitesi Ankara: 1994
Onuk, Taciser. “Osmanlı Dönemi Ordu ve Saray Çadırlarından 19.Yüzyıla ait bir Otağ’ın Süsleme Örneği” Sanat Tarihi Kongresi İstanbul: 1994
Onuk, Taciser. “Güney Anadolu Boncuk Oyaları” I.Türk Halk Kültürü Araştırma Sonuçları Sempozyumu Kültür Bakanlığı Ankara 1994
Onuk, Taciser. “Tarsus-İçel Kına Geceleri” Halk Kültür Sempozyumu Afyon 1995
Onuk, Taciser. “Yaygın Eğitim ve Elsanatları” 9 Eylül Üniversitesi Elsanatları Sempozyumu-İzmir 1995
Onuk, Taciser. “Osmanlı Çadır Sistemleri” III.Uluslararası Eşme Kültür ve Sanat Festivali 1996
Onuk, Taciser.-F.Akpınarlı “Güneydoğu Anadolu Karakeçili Türkmen Kilimleri” Türk Soslu Halkların Halı, Cicim Sanatı Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildiriler.Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı 1998
Onuk, Taciser-F.Akpınarlı “Karakeçili Türkmen Kilimleri ile Eşme Kilimlerinin Ortak Özellikleri III.Uluslararası Eşme Kültür ve Sanat Festivali, 1996
Onuk, Taciser-Feriha Akpınarlı “Sındırgı Önlük Dokumacılığı, I.Halk Bilim Bilgi Şöleni, Balıkesir 1997.
Onuk, Taciser “Karakeçili Elsanatlarının Yaşatılması” Uluslar arası Karakeçili Sempozyumu Şanlıurfa, 1999
Onuk, Taciser-Feriha Akpınarlı. “Cumhuriyetten Günümüze Elsanatlarının Doğuşu Gelişimi ve Sosyo Kültürel Eğitim ve Ekonomi İlişkileri Bakımlarından Bugünkü Durumu ve Geleceği V.Türk Kültür Kongresi Ankara, 2002
Onuk Taciser-Feriha Akpınarlı, S.Ortaç “Halk Bilim Müzesinde Bulunması Gereken Elsanatları Ürünleri ve Özellikleri” Türkiye’de Halk Bilim Müzeciliği ve Sorunları Sempozyumu Ankara, 2000
7.3. Yazılan Uluslar arası Kitaplar veya Kitaplardan Bölümler
7.3.1- Yazılan Ulusal Kitaplar
Onuk,Taciser. “İğne Oyaları-Needleworks” 2. Baskı, İş Bankası Yayınları-Ankara: 1981-1988
Onuk, Taciser. “17-18. yüzyıl Osmanlı Çadır Süslerinde Çağdaş Tasarımlar.” Turizm Geliştirme Vakfı Yayınları Ankara. 1997
Onuk, Taciser, H.Feriha Akpınarlı, H.Serpil Ortaç, K.Özlem Alp. “Tarsus El Sanatları” Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara. 1998
Onuk, Taciser, H.Feriha Akpınarlı, H.Serpil Ortaç, K.Özlem Alp. “İçel El Sanatları” Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara. 1998
Onuk, Taciser. “Osmanlı Çadır Sanatı” T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara: 1998 (Türkçe-İngilizce)
Onuk, Taciser .”Osmanlı’dan Günümüze Oyalar” T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara: 2000 (Türkçe-İngilizce)
7.6. Diğer Yayınlar
7.6.1. Makaleler
Onuk. Taciser -F.Akpınarlı “Şanlıurfa Karakeçiliden Kırıkkale Karakeçili El Sanatları Ürünleri” ECDAT Kültürü Ankara, 1995
Onuk. Taciser -F.Akpınarlı “Şanlıurfa Karakeçiliden Kırıkkale Karakeçili El Sanatları Ortak Değerleri” KİKTAV Dergisi Kırıkkale, 1995
Onuk. Taciser-F.Akpınarlı “Karakeçili Türkmen Oyaları” Mozaik Dergisi Yıl 2 Sayı 16 İstanbul, 1996
Onuk. Taciser-F.Akpınarlı “Karakeçili Türkmen Çorapları” Kültür Sanat Dergisi 9,33 Ankara, 1997
Onuk. Taciser-F.Akpınarlı “İçel Çamlıyayla (namrur) Geleneksel Oyalarının Çağdaş Kültür ve Ekonomideki Yeri ve Önemi” KOZALAK Orman Bakanlığı 1,2 S.5 1998
Onuk. Taciser-F.Akpınarlı “Şanlıurfa Karakeçiliden Kırıkkale Karakeçili’ye Ortak Kültür Değerleri Projesi” EDESSA Kültür Dergisi 3, 1, Şanlıurfa, 1998
7.6.3. Ulusal Konferans-Panel
“Kadın Eğitimi” DSİ Konferans Salonu Şanlıurfa: 1994
“Yörük Kültürü ve Sanatı” Erdemli-İçel
“Sanat ve Toplum İlişkileri” Ağrı, 1999
“El Sanatlarının ve Kadının Toplumsal Kalkınmadaki Yeri ve Önemi” Muğla: 2000
“Kırıkkale Karakeçili El Sanatları, Şanlıurfa Karakeçili El Sanatları Üretim, Araştırma ve Pazarlama Projesinin Yerel Kalkınmadaki Yeri ve Önemi” Panel Kırıkkale-Karakeçili ilçesi 2000
“Mehmet Önder’in Türk Müzeciliğine ve El Sanatlarına Hizmeti” Mehmet Önder’in 75. Doğum Yıldönümü Ankara, 2002
“Türk Kültüründe Nevruz” I.Uluslararası Bilgi Şöleni Diyarbakır, Mersin 2002
“19 Mayıstan Cumhuriyetimize Giden Yol” Kahramanmaraş, 2002
“2003 Yılı Nevruz Etkinlikleri” Van, Diyarbakır 2003-05-08
7.6.3.1. Uluslar arası Konferans, Panel
“Türk Kültürü, Yor don Yokov’un Hayatı ve Eserleri” Bulgaristan 2002
7.6.4. T.V. Radyo Konuşmaları
1987 ANKARA, “Kervan” Dizisi, Kaybolmakta Olan Kültür Değerlerimiz
1988 ZONGULDAK, “El Sanatlarımız”. TV. Programı
1988 ESKİŞEHİR, “Yunus Emre Haftası”. TV. Programı
1989 MERSİN, “Kaybolmakta Olan Kültür Varlıklarımız” Radyo Konuşması
1989 İZMİR, “İğne Oyaları”, Radyo Konuşması
1991 ANKARA, “Kadınlarımız”, “Eli Öpülesi Kadınlar” serisinde röportaj
1991 ANKARA, “Bizbize” TV. Programı “Süsleme Sanatlarımız”
1995 “Dört Mevsim Kadın” TV. Program Danışmanlığı, TRT, TRT GAP, INT, AVRASYA 15 günde bir olmak üzere canlı yayın. Kadın-Eğitim-Sanat-Toplum Konulu Program.
1996-1997 Anadolu, Kadın ve Aileye Yönelik Proje çalışmalarıyla ilgili
1998-1999 TRT TV. Programları devam etmektedir.

Ankara İçi Toplantılar :
02.01.2002, “Mehmet Önder’in 75. Doğum yıl dönümü toplantısı”
Mehmet Önder’in “Türk Müzeciliğine ve Sanatlarına Hizmetleri”
15.06.2002, Yordon Yovkov’un Ölümünün 65. Yıl Dönümü Münasebetiyle “Bulgaristan’da
Türk Kültürü-Yordon Yokov’un Hayatı ve Eserleri” (Panel)

Ankara Dışı Toplantılar:
15-16.03.2002, “Türk Kültüründe Nevruz V. Uluslar arası Bilgi Şöleni” Diyarbakır
20.03.2002, “Türk Kültüründe Nevruz V. Uluslar arası konulu Konferans” Mersin
16 Mayıs 2002, Prof. Dr. Taciser ONUK, “19 Mayıs’tan Cumhuriyetimize Giden Yol”
Sütçü İmam Üniv. Kahramanmaraş
25-26 Mayıs 2002, Prof. Dr. Taciser ONUK, “Karakeçili Şenlikleri” Şanlıurfa
07-09 Haziran 2002, “Kültür Hayatımızda Yerel Dergiler ve Yerel Dergi yayımcılığı
Bilgi Şöleni” Bolu
17 Mart 2003 Prof. Dr. Taciser Onuk “2003 Yılı Nevruz Etkinlikleri” (Panel) Van
20 Mart 2003 Prof. Dr. Taciser Onuk ” 2003 Yılı Nevruz Etkinlikleri” (Panel) Diyarbakır

Yurt Dışı Toplantılar :

06-14 Temmuz 2002, Prof. Dr. Taciser ONUK, CIEPO “V. Uluslar Arası Osmanlı
Öncesi ve Osmanlı Çalışmaları Sempozyumu” İngiltere

03-06 Eylül 2002, Prof. Dr. Taciser ONUK, “II. Uluslar Arası Balkan Türkoloji Sempozyumu Bosna-Hersek Mostar

24-27.Ekim.2002, Prof. Dr. Taciser ONUK, “Yüzyıllar Boyunca Shkoder”
Shkoder/Arnavutluk
17-21 Aralık 2002,”V. Türk Kültürü Kongresi” (Cumhuriyetten Günümüze Türk Kültürünün Dünü, Bugünü ve Geleceği) konulu kongre
16-22 Şubat 2003, Prof. Dr. Taciser Onuk Türkmenistan Devletinin Bayrak Bayramı ve Sayın Saparmırad Türkmenbaşı’nın doğum günü kutlamaları Türkmenistan
7.6.5. Sanatsal Etkinlikler
7.6.5.1. Defileler
“El Örgüsü Yelekler Defilesi” İlk adım lisans kulübünün düzenlediği sokak çocukları kokteyli Pakistan Büyükelçiliği, Ankara: 1997 (11 Nisan)
“İçel El Dokumalarında Tasarımlar” İçel Kültür Merkezi İçel: 1997 (3 Ocak)
“İçel ProjeTanıtımı” G.Ü.Mesleki Eğitim Fakültesi Salonu “İçel Dokumaları ile örgülerden hazırlanan tasarım” defilesi Ankara 1.4.1998
IV. Uluslar arası Karakeçili Kültür Festivali programı çerçevesinde “Yöresel Kumaş ve Dantellerde çağdaş tasarımlar” defilesi 9-10 Mayıs Şanlıurfa: 2000
Afyon Karahisar’da düzenlenen I.Yörük Şenliğinde program çerçevesinde “El Dokuma ve Örgülerden Oluşan Tasarımlar ve Yöresel Başlıklar” defilesine katıldı. 2001 (30 Haziran, Hıdırlık Anfi Tiyatro)
Afyon Karahisar’da düzenlenen 10. Ayran Şenliği program çerçevesinde “El Dokuma Örgülerinden Oluşan Tasarımlar ve Yöresel Başlıklar” defilesine katıldı. (1 Temmuz 2001)
Kadın ve Gençlik Platformu Derneğinin düzenlediği “Yaza Merhaba Panayırında” “El Dokuma ve Örgülerinden Tasarımlar” konulu defileye katıldı. 23 Haziran Ticaret ve Sanayi Odası Ankara: 2001
7.6.5.2. Ulusal Sergiler
“Resim” Karma Sergisi İş Sanat Galerisi Ankara: 1981
“Oya Kolleksiyonu” İş Sanat Galerisi Ankara: 1984
“El Sanatlarından Örnekler” T.B.M.M. Sergi Salonu Ankara: 1985
“Kültür Değerlerimizi Tanıyalım” sergisi 1.Milli Kongresi Kavaklıdere Lions Kulübü Ankara: 1987
“İğne Oyaları” Yunus Emre Haftası Eskişehir: 1988
“İğne Oyaları” III. Malatya Halk Kültürü Semineri Malatya: 1988
“İğne Oyaları” Akbank Sanat Galerisi Ankara: 1989
“İğne Oyaları” Şanlıurfa Sanat Galerisi 1994
“Karakeçili El Sanatı” Şanlıurfa Sanat Galerisi 1996
“İğne Oyaları” Kültür Sarayı Çankırı 1996
“İğne Oyaları ve Çorap Sergisi” Silifke Uluslar arası Festivali 1996
“İğne Oyaları” Türk Amerikan Derneği 2000
7.6.5.3 Uluslar arası Sergiler
“El Sanatları-İğne Oyaları ve Türk Süsleme Sanatları” sergi ve sanat gösterisi Folkstone İngiltere: 1982
“İğne Oyaları” Kıbrıs-Lefkoşe Kültür Merkezi: 1993
“İğne Oyaları-El Sanatları Sergisi” Türk Kültür Haftası Amsterdam-Hollanda: 1994
“Anadolu Halk Sanatı ve İğne Oyaları” Pekin, Çin, 1996
“İğne Oyaları” 27. Uluslar arası Silifke Kültür Haftası Silifke 2000
“Oyalar” 28. Uluslar arası Silifke Kültür Haftası Silifke 2001
“Anadolu Oyaları” I.Yörük Türkmen Şenliği Afyon 2001
“Oyalar” XI. Uluslar arası Hıdırellez Bahar Festivali Valandova Makedonya 2002 “Anadolu Oyaları” 8. Global Fest ABD İndiana Eyaleti Laufayet, 2002
8.Projeler
“Şanlıurfa Karakeçiliden Kırıkkale Keçiliye Ortak Kültürel Özellikler” projesi Şanlıurfa Siverek-Suruc ilçeleri ve Kırıkkale Karakeçili ilçelerinde uygulandı.
“İçel El Sanatları Ürünlerini Araştırma Geliştirme, Üretim, Pazarlama ve Eğitim Projesi (İçel ili ilçeleri ve köyleri) 1996-1997
“Ulusal Eğitime Destek Projesi Kapsamında Ankara İli El Sanatlarını Araştırma, Geliştirme, Üretim, Tanıtım ve Beslenme Alışkanlıklarının Değerlendirme Projesi 2002-2003
9-İdari Görevler
El Sanatları Eğitimi Bölüm Başkan Vekilliği G.Ü. Mesleki Eğt. Fak. 1986
Giyim Eğitimi Bölüm Başkanlığı G.Ü. Mesleki Eğt. Fak. 1987
Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Böl. Bşk. G.Ü. Mesleki Eğt. Fak. 1988
Dekan Yardımcılığı G.Ü. Mesleki Eğt. Fak. 1994
Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanlığı G.Ü. Mesleki Eğt. Fak. 1995-2000
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Görevi 2001’den beri devam etmektedir.
10.Bilimsel Kuruluşlara Üyelik
– Üniversiteli Kadınlar Derneği
-“İÇEV” Vakfı Kurucu Üyesi
– Ankara Üniversitesi Mezunlar Derneği
– Gazi Üniversitesi Kalkındırma-Güçlendirme Derneği
– Folklor Araştırma Kurumu (Yönetim Kurulu Üyesi)
– Türk-Irak Dostluk Derneği
– Türk Polonya Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi II.Başkanı
– Türk Romen Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
– Türk-Makedon Dostluk Derneği Onur Başkanı
– Türkiye-Pakistan Dostluk Derneği II.Başkanı
– Türk Alman Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
– Türk-Moldova Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
– ERVAK Danışma Kurulu ve Onur Kurulu Üyesi
– CEM Vakfı Bilim Kurulu Üyesi
12. Son İki Yılda Verilen Lisans Düzeyinde Dersler
Başbakanlık Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanı olarak görevli olması nedeniyle derse giremiyor.
12.1. Yüksek Lisans Dersleri
-Türk Süsleme motifleri Terminilojisi Türk Süsleme Sanatları.
Doktora- Osmanlı Dönemi Süsleme Sanatları

DANIŞMANLIKLAR VE DİĞERLERİ

1989 ANKARA, Turizm ve Kültür Bakan Danışmanı.
1991 ANKARA, TRT GAP, AVRANSYA INT. “Kadınlarımız”Programının
Danışmanı.
1994 ANKARA, TRT Genel Müdürlüğü Kadın ve Aile Konulu “Güldeste”
Programı Danışmanı.
1995 Kırıkkale Karakeçili’den Şanlıurfa Karakeçili’ye Ortak Kültür Değerler
Projesi.
1995-1996 ANKARA, TRT Kültür Yayınları “Dört Mevsim Kadın” Program Danışmanı (Sanat ve Eğitim)
1996-1997 İçel El Sanatları Projesi” Koordinatör. (Kadın ve Aileye Yönelik Kültür Sanat-Sosyal ve Ekonomik Kalkınma Projesi)
1996-1997 UNESCO Milli Kültür Komisyon Üyesi
1997 ICANAS “İnternational Cougres Of Asian and North African Studies” “Executive Comite Üyesi”
2002 UNESCO Milli Kültür Komisyonu Başkanı

ÖDÜLLER

1992 ANKARA, “İhsan Hıncer” Türk Folklörüne Hizmet Ödülü
1995-1996 Yurtiçi ve Yurtdışı Sergi ve Konferanslarda plaket ve teşekkür belgeleri.
2000 Ankara Altınpark Konferans Salonunda düzenlenen törende Türkiye
Kazakistan Dostluk Derneğince “Dostluk Ödülü ve Fahri Üyelik” ünvanı
ödülü verilmiştir.

Korkud Çelebi

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Korkud Çelebi 1470 yılında Amasya’da doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid’dir. Yavuz Sultan Selim’in ağabeyidir. Dedesi Fatih Sultan Mehmed’in yanında sarayda eğitim gördü ve Arapça, Farsça gibi dilleri öğrendi. Fatih Sultan Mehmed’in 3 Mayıs 1481 günü ölümü üzerine, babası Amasya’dan İstanbul’a gelinceye kadar, saltanat naipliği yaptı. 30 Aralık 1483’te Saruhan (Manisa) sancakbeyliğine atandı. 1501 Ekim ayında Midilli’yi kuşatan Hıristiyan donanmasına karşı asker gönderdi. Kardeşi Şehzade Ahmed’in etkisi ile Antalya sancakbeyliğine gönderildi. Yeniden eski sancağına dönmek istediyse de, bu dileği reddedildi. Nisan 1509’da, hacca gitmek gerekçesi ile Antalya’dan İskenderiye’ye gitti. Memluk Sultanınca dostça karşılandı. Mısır’da bir yıldan fazla kalan Korkud, babasınca affedilerek Antalya’ya döndü.

Korkud Çelebi, kardeşi Şehzade Selim’in (Yavuz Sultan Selim), 1511’de Trabzon’dan Kırım’a gitmesinin yarattığı karışıklıktan yararlanarak, İstanbul’a daha yakın olan Manisa’ya taşındı. Mart 1512’de, Şehzade Selim ile Şehzade Ahmed arasındaki mücadelenin doruğa çıktığı günlerde, İstanbul’a gitti. Yeniçerilerden kendisini desteklemelerini istediyse de, Şehzade Selim yanlısı olan yeniçeriler bu öneriyi reddettiler. Sultan İkinci Bayezid’in 24 Nisan 1512’de Şehzade Selim lehine tahttan çekilmesi üzerine, kardeşinin padişahlığını tanıdığını açıkladı.

Yeniden Manisa’ya gönderilen Korkud, bazı devlet adamlarının ağzından yazılan ve padişah olmasını isteyen mektuplara olumlu cevap verince, Yavuz Sultan Selim, 1513’te Manisa’ya geldi. Korkud Çelebi kaçmak istediyse de, Bergama yakınlarında yakalanarak Bursa’ya getirildi ve burada boğularak öldürüldü.

Sancakbeyliği sırasında Ege’de ve Akdeniz’de denizciliğin gelişmesi için çalışan Korkud Çelebi, aralarında Hızır Reis (Barbaros) ailesinin de bulunduğu birçok denizciyi koruması altına almıştı. Aynı zamanda bilim ve müzikle ilgilenmiş olan Korkud Çelebi, çeşitli yapıtlar vermiş, Harimi mahlasıyla şiirler yazmıştır.

Musa Çelebi

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Musa Çelebi, dördüncü Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’in oğullarından biridir. Babasının sağlığında Rumeli’de akıncı beyi oldu. Ankara Savaşı’na kardeşleri ile birlikte katıldı ancak babası Yıldırım Bayezid ile beraber Timur’a esir düştü. Timur bir süre sonra Musa’ya, Bursa ve bölgesi emirliğini verdi. Musa Çelebi, Akşehir’de ölen babasının cenazesini Bursa’ya götürdükten sonra, İsa Çelebi ile savaştı. Yapılan ikinci savaşta İsa Çelebiye karşı yenilen Musa Celebi, önce Germiyanoğlu Yakup Bey’in, bir süre sonra da Karamanoğullarının yanına çekildi.

Buradayken kardeşi Mehmed Çelebi ile Süleyman Çelebiye karşı anlaştı. Candaroğlu İsfendiyar Bey’in yardımı ile Eflak’a geçti. Eflak, Sırp ve Bulgar kuvvetlerinin yardımlarını alarak Rumeli Beylerbeyini Yanbolu’da yendi. Bu olay üzerine kardeşi Musa Çelebi’nin üzerine yürüyen Süleyman Çelebi, onu Haliç’te Hasköy yakınlarında yendi. Musa Çelebi Eflak’a çekildi. Bir süre burada kalan Musa Çelebi, Sırp Kralı Lazar’ı yenerek Edirne’ye girdi ve İstanbul’a kaçmaya çalışan kardeşi Süleyman Çelebi’yi öldürttü.

Rumeli’deki Osmanlı eyaletlerinin tek hakimi olarak Edirne’de tahta geçti. Kendi adına para bastıran Musa Çelebi, Çandarlızade İbrahim Paşa’yı vezir, Simavna Kadısı oğlu Şeyh Bedreddin Mahmud’u kazasker, Mihail oğlu Mehmed Bey’i beylerbeyi yaparak, Rumeli’nin yönetimini eline aldı. Venedik ile yapılan eski bir antlaşmayı yeniledi. Sırp Despotu Stefan Lazaroeviç’in üstüne yürüyerek Nova Brado’yu aldı. Vidin’de isyan eden Bulgar prensini yendi ve Selanik’i kuşattı.

Kardeşi Mehmed Çelebi ile ilişki kuran Çandarlı İbrahim Paşa, Bizans imparatoru Manuel’i Musa Çelebi aleyhine kışkırttı. İstanbul’u karadan ve denizden kuşatan Musa Çelebi, Çatalca ve İstanbul önlerinde kardeşi Mehmed Çelebi ile yaptığı savaşı kaybetti. Meriç Irmağı boyunca geri çekilmeye başladı. Sofya’nın güneyinde yapılan savaşı da kaybeden Musa Çelebi, yakalanarak Mehmed Çelebi’ye götürüldü ve 5 Temmuz 1413’te öldürüldü.

Balı Paşa

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Balı Paşa, 16. Yüzyıl başlarında yaşamış Türk kahramanlarındandır. Macaristan Savaşlarında Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte savaşmış ve pek çok yararlılık göstermiştir. Belgrad’ın fethinden sonra oraya muhafız olmuştur. Daha sonra Budin valisi olan Balı Paşa, 1543 yılında Budin’de ölmüştür.

Canbirdi Gazali

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Canbirdi Gazali çerkez asıllıdır. 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim’in padişahlığı döneminde Şam valisi oldu. Yavuz Sultan Selim’in ölümüne kadar Şam vilayetinde asi aşiretlerin isyanı ile uğraşan ve hac yollarının emniyetini sağlamaya çalışan Canbirdi Gazali’nin tutumu, 1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta çıkmasıyla değişti. Amacı, Şam ve civarını ele geçirmek, ardından da hakimiyetini Mısır’a kadar uzatıp Memlük Sultanlığını yeniden canlandırmaktı.

Etrafına Osmanlı idaresinden memnun olmayan Memlük beylerini ve Arapları toplayarak büyük bir ordu kurdu. Şam’daki Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğrattıktan sonra Şam’da tam bir hakimiyet kurdu. Beyrut, Trablusşam gibi kıyı şeridindeki yerleri ele geçirdi. Halep’i kuşattı. Osmanlı kuvvetlerinin baskısı sonucu kuşatmayı kaldırdı ve Şam’a çekildi. Canbirdi Gazali 1521 yılında, Ferhad Paşa ve Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından yakalanarak idam edildi.

Prof. Dr.Numan Kurtulmuş

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Amentü Şerhi Yazarı Merhum Binbaşı Numan Kurtuluş’un torunu, şuurlu gençliğin yetişmesinde bir çok kuruluşta hayırlı çalışmalara imza atmış Merhum Tabip İsmail Niyazi Kurtulmuş’un oğlu olarak 1959’da Ünye’de doğan Numan Kurtulmuş, İstanbul İmam Hatip Lisesi’ndeki eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 1982 yılında mezun oldu.

1984 yılında, yine aynı Fakülte’de yüksek lisansını tamamladı. 1988-1989 öğretim yılında ABD’de Temple University School of Business & Management’da lisansüstü çalışmalarını sürdürdü. Kasım 1990 ile Haziran 1993 tarihleri arasında ABD’de Cornell University New York State School of Industrial & Labor Relations’nda Misafir Öğretim Üyesi olarak bulundu.

Yazarın, sosyal siyaset, işçi-yönetim ilişkileri, yönetim ve organizasyon, sendikalar ve sendikacılıkta yeni trendler ve insan kaynakları yönetimi konularında yayınlanmış makaleleri vardır. Ayrıca çeşitli uluslararası ve yerli kuruluşların sempozyum ve seminerlerinde tebliğler sundu.

“Stok Yönetiminin Data Base Yaklaşımıyla Entegre Edilmesi” ve “Model İnsan Tipi Açısından Endüstri İlişkilerindeki Değişim” konularında yüksek lisans ve doktora tezleri ile “Post-Endüstriyel Dönüşüm” ve “Japon Sisteminde İşçi-Yönetim İlişkileri” isimli doçentlik çalışmaları mevcuttur. 1992 yılında İktisat Doktoru, 1994 yılında Çalışma Ekonomisi Anabilim dalında Doçentlik unvanını aldı. Sanayi Ötesi Dönüşüm adlı eseri yayınladı.

Bir ara İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Kurtulmuş, Önder İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği yönetim kurulu üyeliği ve Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevini yaptı. FP’nin Anayasa Mahkemesi’nce 22 Haziran 2001’de kapatılmasından sonra kurulan Saadet Partisi’nin GİK’inde görev aldı.

Daha sonra Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini birlikte yürüttü.

2004 yılında profesör olan Kurtulmuş, akademik çalışmalarını İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak sürdürmektedir.

Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş’la evli olan Numan Kurtulmuş üç çocuk sahibi.

Yusuf İzzeddin

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Yusuf İzzeddin, 1857 yılında İstanbul’da doğdu. Sultan Abdülaziz’in oğludur. Babası Sultan Abdülaziz’in intihar ederek ölmesinin geniş ölçüde etkisinde kaldı. Kendisinin de, intihar ederek öleceği düşüncesine kapılmıştı.

1 Şubat 1916’da Zincirlikuyu’daki köşkünün harem dairesinde ustura ile kol damarlarını keserek intihar etti. Sultan Mahmud türbesine gömüldü. Ölümü üzerine veliahtlık, Mehmed Vahidüddin’e geçti.

Raşid

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Raşid (Ali), 1858 yılında Kandiye’de doğdu. Rüştiye’de okudu. Sonra özel olarak Buhari-i Şerif, aruz, beyan, coğrafya, geometri ve logaritma öğrendi. 1872’de Kandiye Hukuk Mahkemesinde, daha sonraları tahrirat kalemlerinde bulundu. 1883’te, Trabzon Mektubi kalemi mümeyyizliğine, 1900’de Konya Mektupçuluğuna getirildi. İkinci Meşrutiyetten sonra dahiliye mektupçusu oldu. 1918 yılında vefat eden Raşid’in, Terkib-i Bend, Safaül Kulub, Numune-i Hikmet gibi eserleri mevcuttur.

Olli Rehn

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

AB Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi
 
Olli Rehn, 1962’de Finlandiya’nın doğusunda doğmuştur. Oxford Üniveristesi Felsefe bölümü mezunudur ve bir Felsefe Doktorudur. Politik kariyeri 1988’de Finlandiya Merkez Partisi’ne başkan yardımcısı olmasıyla başlamıştır.

1991-1995 döneminde milletvekili olarak görev yapan Rehn, ayrıca Finlandiya Başbakanı’na 1992-1993 yılları arasında özel danışmanlık yapmıştır. 1995-1996 döneminde Avrupa Parlamentosu’nda görev almıştır.

2002-2003 döneminde Helsinki Üniversitesi Politik Bilimler bölümünde Profesörlük yapmıştır. Finlandiya Başbakanı’na ekonomi danışmanlığını da içeren çeşitli görevlerde bulunan Rehn, Komisyon’daki yeni görevinden önce Avrupa Komisyonu’nun ‘teşebbüs ve enformasyondan’ sorumlu üyesiydi.

Hazırlayan : Esra DOĞAN

Süleyman Şah

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Süleyman Şah, 1363 yılında Germiyanoğulları beyliğinin başına geçti. Karamanoğlu Alaeddin Bey’in saldırısına uğrayan Hamidoğlu Hüsameddin İlyas Bey’e yardım etti. Karamanoğullarının saldırılarından korunmak için kızını Osmanlı hükümdarı Sultan Murad Hüdavendigar’ın oğlu, Şehzade Bayezid’e (Yıldırım Bayezid) verdi. Kızının çeyizi olarak Kütahya, Tavşanlı, Simav, Eğrigöz (Emet) bölgelerini Osmanlılara terk etti ve kendisi Kula’ya çekildi (1378).

Süleyman Şah, beyliği süresince bilim adamlarını korudu. Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa, Süleyman Şah’ın emriyle Merzbanname adlı Farşça eseri Türkçeye çevirdi. Ahmedi, İskendername adlı eserini onun adına yazdı. Kula’daki Gürhane adlı medrese Süleyman Şah tarafından yaptırıldı. 1388 yılında Kula’da öldü.

Hacım Muhittin Çarıklı

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Milli mücadele kahramanı ve devlet adamı. 1881 yılında Uşak’ta doğdu. İzmir Mülkiye İdadisi’ni ve İstanbul Mülkiye Mektebi’ni bitirdi (1904). 15 Mayıs 1919’da Yunan askerleri İzmir’e çıktığında Hacim Muhittin Bey Balıkesir’de mutasarrıftı. Düşmanın İzmir’de kalmayacağı, içerilere doğru ilerleyeceği besbelliydi. Hacim Muhittin Bey bölgenin faal ve yurtsever olarak tanınmış kişilerinden Vasıf (Çınar), Vehbi (Bolak), Hulüsi (Darblı), Hamdi Köprülü beylerle temasa geçerek Balıkesir’de bir milli kongrenin toplanmasına ön ayak oldu. Balıkesir Kongresi bazı konularda Erzurum kongresinden de atak görünüyordu. Burada alınan kararların uygulanmasına hemen geçildi. Hacim Muhittin Bey, Ağustos başında Nazilli’de toplanan ikinci ve ağustosun 16’sı ile 25’si arasında Alaşehir’de toplanan üçüncü kongreye de öncülük etti. Böylelikle de bölgede Kuvayı Milliye’nin önderliğini yapmış oldu.

Kurduğu örgütün mücadeleyi sürdürdüğü günlerde Hacim Muhittin Bey Meclisi Mebusan’a katılmak üzere İstanbul’a gitti. Ancak bu görevi uzun sürmedi ve işgal kuvvetlerinin yasama organını dağıtmasından sonra Ankara’ya geçerek orada açılan birinci TBMM’de çalışmaya başladı. Bursa düşman eline geçtiği günlerde oranın valisiydi. Hacim Muhittin Bey Meclis’teki yerini 1920’den başlayarak 1950’ye kadar korudu ve bu arada 4 sayılı Konya ve Şark İstiklal Mahkemelerine başkanlık etti (1922-1926). 1950’den sonra siyasi hayattan çekildi. 1965 yılında İzmir’de öldü.

Şehzade Süleyman Paşa

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Süleyman Paşa’nın doğum tarihi kesin değildir ancak 1316 yılında doğduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Orhan Gazi’nin oğludur. Annesi Nilüfer Hatun’dur.

İlk görevine Gerede’de yöneticilikle başladı. 1330’da İznik’in, 1337’de İzmit’in fethine katıldı. Babası tarafından İzmit ve çevresi tımar olarak kendisine verildi. 1345’te Karesioğulları topraklarının fethinde bulundu. Edincik, Biga, Lapseki ve çevresini de alarak, Karesi (Balıkesir) sancakbeyliğine atandı. 1346’da Orhan Gazi tarafından Bizans İmaparatoru Kantakuzinos’un yardımına gönderilerek iki kez Rumeli’ye geçti.

Selanik’in kurtarılmasında Bizans donanmasına yardım etti. 1352’de Sırpları ve Bulgarları Dimetoka’da yenerek Kantakuzinos’un Edirne’ye girmesinde rol oynadı. 1353’te Anadolu’ya dönerken, yardımlarına karşılık kendisine bırakılan Gelibolu’da Çimbi kalesine asker yerleştirdi. 1354’te Rumeli’nin fethi amacıyla Gelibolu’ya geçerek Bolayır’dan Rodosto’ya (Tekirdağ) değin uzanan Marmara kıyılarını Osmanlı topraklarına kattı.

Biga’dan göç ettirdiği Türkmenleri buralara yerleştirdi. Bursa’ya döndükten sonra aynı yıl Ankara’nın alınmasıyla sonuçlanan seferde komutanlık yaptı. 1356’da yeniden Rumeli’ye geçerek Akçaliman, Eksalimiye, Ayasoloniya kalelerini aldı. Bolayır’ı üs yaparak, akınlarını Gelibolu ve Keşan yönünde yoğunlaştırdı. Askeri başarılarının doruğundayken bir av sırasında uğradığı kaza sonucu öldü (1357).

Çağlar Mesut Bozoğlu

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

1972 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Çağlar Mesut Bozoğlu, liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimi için İngiltere’ye giden Bozoğlu, Londra’da ACL Üniversitesi İşletme Bölümü’nden (Business Management) mezun oldu. Eşi Berna hanım ile aynı okulda tanışıp evlendi.

İsviçre ve Fransa’da Fransızca Lisan Sertifikası alan Bozoğlu, ardından Türkiye’ye dönerek iş hayatına atıldı. Türkiye’de inşaat, sanayi ve ticaret alanında çalışmalarını sürdüren Bozoğlu, Çağ Yapı Ticaret A.Ş ve U.Ç.B Savunma Sanayii ve Ticaret A.Ş’de Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Bozoğlu İnşaat Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şirketi’nde ise Yönetim Kurul Başkan Yardımcılığı yapmaktadır.

Çağlar Mesut Bozoğlu, Türkiye Genç İş Adamları Derneği (TÜGİAD) üyesi, Türkiye Mühendisler Birliği Şeref üyesi ve Atlı Spor Klubü Üyesi’dir. Aynı zamanda lisanslı binici olan Bozoğlu, kayak, yüzme ve futbolla ilgilenmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde AK Parti Çankaya Belediye Başkan adayı olan Bozoğlu, %36,49 oy alarak seçimi kaybetti.

Fatih Çavuşoğlu

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Fatih Çavuşoğlu 30 Haziran 1983, İzmir doğumlu. ilk, orta ve lise eğitimini yine İzmir’de tamamlamıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 2006’da mezun olan Çavuşoğlu, şu an halen Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset Ana Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans yapmaktadır.

“Türkiye’de Azınlıkların Oy Verme Davranışı ve Siyasi Partilerin Azınlık Politikaları” konulu bir teze devam eden Çavuşoğlu’nun “Seçim Kazanamayan Anamuhalefet”, “1980 Sonrası Süreçte Depolitizasyon”, “Türkiye’de Siyasal Yozlaşma ve Siyasi Ahlak”, “Müslüman Demokrasi”, “Merkez Sağ’da Yeniden Yapılanma” isimli yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.

2001 yılında DYP Konak İlçe Gençlik Kolları’nda siyasete başlayan Fatih Çavuşoğlu, gençlik kollarında çeşitli görevler aldıktan sonra Mayıs 2004’te Gençlik Kolları İzmir İl Başkanlığı’na atanmış ve bu görevi Temmuz 2005’e kadar sürdürmüştür. Çavuşoğlu, İl Başkanlığı ile eş anlı olarak bir süre de Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği görevini üstlenmiştir. 2006 yılında yapılan kongre ile Konak İlçe Başkan Yardımcılığı’na seçilen Çavuşoğlu, 22 Temmuz Seçimleri’nde İzmir 1. Bölge’nin Seçim Koordinatörlüğü görevini üstlenmiştir.

Fatih Çavuşoğlu; 6 Ocak 2008’de toplanan olağanüstü kongrede Demokrat Parti liderliğine seçilen Süleyman Soylu’nun isteği üzerine Mart 2008’de DP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı’na atanmıştır. Kişiliği ve konuşma üslubuyla 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e benzetilen ve parti içinde Küçük Demirel olarak anılan Çavuşoğlu aynı zamanda çok sayıda sivil toplum örgütü ve sosyal sorumluluk projesinde yer almaktadır.

Fatih Çavuşoğlu Klasik Türk Müziği ile yakından ilgilidir. Udi ve notist olan Çavuşoğlu, geniş bir Türk Müziği arşivine sahiptir.

Fatih Çavuşoğlu 1999’da İngiltere’nin başkenti Londra’da üç ay süren bir dil eğitimi almıştır ve İngilizce bilmektedir.

Tonyukuk

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Adı bilinen ilk Türk yazar ve tarihçisidir. Göktürk Devleti’nin kurucusu İlteriş Kutlug Kağan başta olmak üzere Kapağan Kağan ve Bilge Kağan’a danışmanlık yapmış, meclis başkanlıklarını yürütmüştür.

Tonyukuk’un, kendi adına diktirdiği kitabesinden; Göktürkler, Juan Juan Devleti’nin elinde esir iken doğduğu anlaşılıyor. Esaretten Kutlug Kağan ile birlikte kurtulmuş ve Göktürk Devleti’nin kuruluşunda görev almıştır.

Bilge Kağan’a vezirlik yapmanın yanı sıra, ona kızını vererek kayınpederi de oldu.

İyi bir stratejist ve taktik ustası olmasından ötürü, batılı Türkologlar onun için “Türkler’in Bismarc’ı” ifadesini kullanır.

Doğum tarihi bilinmese de, Tonyukuk’un ölümü 726 yılına rastlar. Tonyukuk’un hatırası, ölümünden sonra Bilge Kağan tarafından Bain-Cokto adlı mevkide yaşatıldı.


TONYUKUK YAZITI

BİRİNCİ TAŞ (Batı Cephesi)
Ben Bilge Tonyukuk’um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin’de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin’den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin’e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. Türk milleti öldü, bitti, yok oldu. Türk Sır milletinin yerinde boy kalmadı.

Ormanda, dışarıda kalmış olanlar toplanıp yedi yüz er oldular. İki bölüğü atlı idi, bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi idare edenlerin büyüğü şad idi; danışman ol dedi, danışmanı ben oldum, Bilge Tonyukuk. (Şadı) kağan mı yapayım diye düşündüm. Arık boğa ile semiz boğa arkada oldukça; semiz boğa mı, arık boğa mı bilinmezmiş diye düşündüm. Bunun üzerine, Tanrı akıl verdiği için onu ben kağan yaptım.

İlteriş Kağan olunca, Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile İlteriş, güneyde Çinli’yi, doğuda Kıtay’ı, kuzeyde Oğuz’u pek çok öldürdüler. Danışmanı, yardımcısı ben idim.

Çogay’ın kuzeyi ile Kara Kum’da oturuyorduk.

 

BİRİNCİ TAŞ (Güney Cephesi)
Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin karnı tok idi. Düşmanımız çevremizde ocak gibi idi, biz ateş idik.

Böyle otururken Oğuz’dan casus geldi. Casusun sözü şöyle idi: Dokuz Oğuz boyu üzerine kağan oturmuş; Çin’e Kunı Sengün’ü göndermiş; Kıtay’a Tongra Esim’i göndermiş. Şu haberi göndermiş: Azıcık Türk (Köktürk) boyu var; fakat kağanı yiğit, danışmanı bilgili. Bu iki kişi var oldukça seni, Çinliyi öldürecek, diyorum; doğuda Kıtay’ı öldürecek, diyorum; beni, Oğuz’u mutlaka öldürecek diyorum. Çinli, sen güney yönünden saldır; Kıtay, sen doğu yönünden saldır; ben de kuzey yönünden saldırayım; Türk Sır boyunun yerinde hiç kimse kalmasın; mümkünse hepsini yok edelim, diyorum.

Bu haberi işitince gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi. Bunun üzerine kağanıma arza çıktım. Şunu arz ettim: Çinli, Oğuz, Kıtay… bu üçü birleşirse biz kalırız. Dıştan sarılmış gibiyiz. Yufka iken delmek kolay imiş, ince iken koparmak kolay. Yufka kalın olsa delmek zor imiş, ince yoğun olsa koparmak zor. Doğuda Kıtay’dan, güneyde Çin’den, batıda batılılardan, kuzeyde Oğuz’dan gelecek iki üç bin askerimiz var mı acaba? Böyle arz ettim.

Kağanım, ben Bilge Tonyukuk’un arzını işitti, gönlünce idare et dedi. Kök Öng’ü çiğneyerek Ötüke ormanına doğru orduyu sevkettim. İnek ve yük arabalarıyla Togla’da Oğuz geldi. Üç bin askeri varmış. Biz iki bin idik. Savaştık. Tanrı yarlığadı, yendik. Irmağa döküldüler. Pek çoğu da dağıttığımız yerde öldü.

Ondan sonra Oğuz tamamıyla geldi. Türk milletini Ötüken yerine, beni, Bilge Tonyukuk’u Ötüken yerine yerleşmiş diye işiten güneydeki millet; batıdaki, kuzeydeki, doğudaki millet geldi.

 

BİRİNCİ TAŞ (Doğu Cephesi)
İki bin idik. İki ordumuz oldu. Türk milleti yaratılalı, Türk kağanı tahta oturalı Şantung şehrine, denize ulaşmış olan yok imiş. Kağanıma arz edip ordu gönderdim. Şantung şehrine, denize ulaştırdım. Yirmi üç şehir zaptettiler. Uykularını burada bırakıp seferde yatıp kalktılar.

Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Kırgızların güçlü kağanı da düşmanımız oldu. Bu üç kağan anlaşıp Altun ormanında birleşelim demişler. Şöyle anlaşmışlar: Doğuda Türk kağanına doğru sefere çıkalım demişler. Eğer biz üzerine yürümezsek, eninde sonunda o bizi, kağanı yiğit, danışmanı bilgili olduğu için, eninde sonunda o bizi mutlaka öldürecektir. Üçümüz birleşip üzerine yürüyelim, hepsini yok edelim demişler. Türgiş kağanı şöyle demiş: Benim milletim oradadır demiş, Türk (Kök-türk) boyu yine karışıklık içindedir, Oğuz’u yine dardadır demiş.

Bu sözleri işitince gece yine uyuyasım gelmiyordu, gündüz yine oturasım gelmiyordu. 0 zaman düşündüm. İlkin Kırgız üzerine yürüsek daha iyi olur dedim. Kögmen yolu tek imiş; kapanmış diye işitip bu yoldan yürümek olmaz dedim. Kılavuz istedim. Çöllü Az eri buldum. Az ülke (sinde), Anı bel (inde bir yol var) mış; bir at yolu imiş, onunla gitmiş. Onunla konuşup bir atlının gitmiş olduğunu öğrenince bu yolla gitmek mümkün dedim. Düşündüm ve kağanıma;…

 

BİRİNCİ TAŞ (Kuzey Cephesi)
…arz ettim.

Ordu yürüttüm. At in dedim. Ak Termil’i geçince at bindirdim. At üzerine bindirip karı söktürdüm. Sonra atları yedeğe aldırıp yaya olarak ve ağaçlara tutuna tutuna yukarı çıkarttım. Öndeki eri çapraz yürüterek ağaç olan tepeyi aştık. Yuvarlanarak indik. On gecede yandaki engeli dolaşarak gittik. Kılavuz yeri şaşırıp boğazlandı. Bunalıp “kağan, yetiş” demiş. Anı suyuna vardık. O sudan aşağı gittik. Yemek için attan iniyor, atı ağaca bağlıyorduk. Gece gündüz dört nala gittik. Kırgızları uykuda bastık. Uykularını mızrakla açtık. Hanı, ordusunu topladı; savaştık ve yendik. Hanlarını öldürdük. Kırgız boyu kağana teslim oldu, baş eğdi. Geri döndük, Kögmen ormanını dolaşarak geldik.

Kırgız’dan döner dönmez Türgiş kağanından casus geldi. Haberi şöyle idi: Doğudan kağana sefer edelim. Biz yürümezsek onlar bizi, kağanı yiğit, danışmanı bilgili olduğu için eninde sonunda onlar bizi mutlaka öldürecek, demiş. Casus, türgiş kağanı çıkmış dedi, On Ok boyu eksiksiz çıkmış dedi: Çin ordusu da varmış.

Bu haberi işittiğimiz sırada katun (kraliçe) vefat etmişti. Kağanım, ben eve ineyim, onun yoğ törenini yapayım dedi. Orduya “gidin Altun ormanında oturun” dedi. “Ordunun başında İni İl Kağan, Tarduş şadı gitsin” dedi. Bilge Tonyukuk’a, bana şunları söyledi : “Bu orduyu ilet” dedi, “ben sana ne söyleyeyim. Kararı istediğin gibi ver” dedi; “gelirse göreceği var, gelmezse haberciyi ve haberi alarak otur” dedi.

Altun ormanında oturduk. Üç casus geldi. Haberleri bir: Kağan orduyu çıkardı. On Ok eksiksiz çıktı. Yarış ovasında toplanalım demişler. Bu haberi işitince haberi kağana yolladım. Handan haber geldi: “Oturun, öncüyü ve nöbetçiyi iyice düzenleyin, baskın yapmayın” demiş. Bögü Kağan bana böyle haber yollamış. Apa Tarkan’a ise gizli haber göndermiş. Bilge Tonyukuk kötüdür, kindardır; yanılır; orduyu yürütelim diyecek; kabul etmeyin.

Bu haberi işitince ordu yürüttüm. Altun ormanını yol olmaksızın aştık. İrtiş ırmağını geçit olmaksızın geçtik. Gece de yol aldık ve Bolçu’ya şafak sökerken ulaştık.”

 

İKİNCİ TAŞ (Batı Cephesi)
“Haberciyi getirdiler. Sözü şöyle idi: Yarış ovasında yüz bin asker toplandı dedi. Bu sözü işitince beğler, hepbirlikte geri dönelim, zayıfın utancı daha iyidir dediler. Ben şöyle dedim; ben, Bilge Tonyukuk: Altun Ormanını aşarak geldik, İrtiş ırmağını geçerek geldik. Gelenler yiğit dediler duymadılar; tanrı, Umay, mukaddes yer su üzerine çöküverdi. Niçin kaçıyoruz? Çok diye niçin korkuyoruz? Azız diye niçin kendimizi küçümsüyoruz? Hücum edelim dedim. Hücum ettik ve yağmaladık.

İkinci gün ateş gibi kızıp geldiler. Savaştık. Bizden iki ucu, yarısı fazla idi. Tanrı yarlığadığı için çok diye korkmadık ve savaştık. Tarduş şadına kadar kovalayıp dağıttık. Kağanını tuttuk; yabgusunu, şadını orada öldürdük. Elli kadar er yakaladık. Hem o gece halkına haber gönderdik. O haberi işitip On Ok beğleri, halkı hep geldi, baş eğdi. Halkın birazı kaçmıştı. Gelen beğleri ve halkı düzenleyip toplayarak, On Ok ordusunu yürüttüm. Biz de yürüdük. Anı’yı geçtik. İnci ırmağını geçerek Tinsi oğlu denen ebedi Ek dağını aşırdım.”

 

İKİNCİ TAŞ (Güney Cephesi)
Demir Kapı’ya kadar gittik. Oradan geri döndük. İni İl Kağan’a… Tacikler, Toharlar… ondan berideki Suk başlı Soğdak kavmi hep gelip baş eğdi.

Türk milletinin Demir Kapı’ya , Tinsi Oğlu denen dağa ulaştığı hiç vâki değildi. O yere, ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için sarı altın, beyaz gümüş, kızıl yak öküzü, eğri deve, mal sıkıntısızca getirdik.

İlteriş kağan, bilgisinden dolayı, yiğitliğinden dolayı Çin ile on yedi defa savaştı. Kıtaylarla yedi defa savaştı. Oğuzlarla beş defa savaştı. Bu savaşlarda da danışmanı hep ben idim. Kumandanı da yine ben idim. İlteriş Kağan’a, Türk’ün hakim kağanına, Türk’ün bilgili kağanına.”

 

İKİNCİ TAŞ (Doğu Cephesi)
Kapgan Kağan… Gece uyumadı, gündüz oturmadı. Kızıl kanımı dökerek, kara terimi akıtarak işimi gücümü hep ona verdim. Öncüleri yine uzaklara gönderdim; hisarları, gözcüleri çoğalttım; basılan düşmanı getirdim; kağanım ile seferlere çıktık. Tanrı korusun, bu Türk milletinin içinde silahlı düşman dolaştırmadım, damgalı at koşturtmadım. İlteriş Kağan kazanmasaydı, onun ardından ben kazanmasaydım il yine, millet yine yok olacaktı. O kazandığı için, ardından ben kazandığım için il yine il oldu, millet yine millet oldu.

Ben artık yaşlandım, kocadım. Her hangi bir yerdeki kağan sahibi bir millete benim gibisi olsa ne sıkıntıları olabilir?

Türk Bilge Kağan ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.”

Ahmet Rıza

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Osmanlı siyaset adamı. Meşveret gazetesini çıkararak, Jön Türk hareketinde etkili bir rol oynamış, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önderleri arasında yer almıştır. Genç yaşta Batı kültürüyle tanıştı. Mekteb-i Sultani’yi (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra, Hariciye Nezareti Tercüme Kaleminde bir süre katiplik yaptı. 1884’te tarım öğrenimi için Fransa’ya gitti.

Çeşitli siyasal ve kültürel hareketleri izledi. Pozitivizme ilgi duymaya başladı. Bursa Mülki İdadisi müdürü, ardından Bursa Maarif Müdürü oldu. Nilüfer dergisinde şiirler yazdı. Pozitivistlerin yayın organı olan La Revue Occidentale’a İslamiyet ile ilgili yazılar yazdı. Osmanlı İmparatorluğu hakkında çıkan yazılara yanıt verdi. II. Abdülhamid’e eğitim sisteminde köklü değişimler öneren mektuplar yazdı. Doğu kültürünü, Batıdan alınacak bilim ve kültürle yoğurmayı ve halkın eğitim düzeyini yükseltmeyi öne çıkaran bir program yayımladı.

23 Eylül 1897’de Meşveret’i yeniden merkez yayın organı olarak yayımlamaya başladı ve Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, Kanun-i Esasi’nin uygulanması gibi konulara giderek daha önem verdi. Jön Türk hareketinin dönüm noktalarında, ilkelerine bağlı tutumuyla, mücadeleci ve çetin bir kişilik gösteren Ahmed Rıza, bazı dönemlerdeki kopmalara karşın, hareketin sürekliliğini temsil eden toparlayıcı bir simge olmuştur. 1930 Şubat’ında İstanbul’da öldü.