Fransız devlet adamı, asker ve yazar, Fransa’da Beşinci Cumhuriyet’in mimarı. Askeri Akademi’yi bitirdikten sonra orduya katıldı ve I. Dünya Savaşı’nda Almanya’ya esir düştü. Savaş sonrasında 1925’te Yüksek Savaş Konseyi üyeliğine getirildi. Çeşitli Fransız kolonilerinde görev yaptıktan sonra Konsey Sekreterliği üyeliğine kabul edildi. II. Dünya Savaşı’nın başlaması ile tuğgenerallığa yükselen Gaulle, Almanya ile ateşkesin imzalanması üzerine İngiltere’ye gitti. Onun gelişigüzel bir araya toplanmış bir avuç siyasal yandaşında ve ilerde Özgür Fransa Kuvvetlerini oluşturacak gönüllülerden başka destekçisi yoktu. Londra’da İngiliz hükümetiyle ilişkilerini yürütmekte güçlüklerle karşılaşan de Gaulle, alınganlığı ve yanlış yargılarıyla sık sık gerginliğin daha da artmasına neden oldu. 1943’te karargahı, Cezayir’e taşıdı ve Fransız Ulusal Kurtuluş Komitesi’nin başına geçti. Eylül 1944’te kurduğu gölge kabine ile birlikte Paris’e döndükten sonra birbirini izleyen iki geçici hükümetin başkanlığına getirildi. Ama koalisyon partileri ile arasındaki sürtüşmeler sonucu Ocak 1946’da ansızın başbakanlıktan istifa etti.
Sonraları 1958’e kadar de Gaulle’ün siyasal yaşama dönmesi için çeşitli istekler ve görüşler ortaya çıktı. Mayıs 1958’de, Cezayir’deki Fransız birliklerinin Dördüncü Cumhuriyet yönetime karşı başlattıkları ayaklanmanın ülkeyi iç savaşa doğru sürüklemesi sonucunda göreve çağırılan de Gaulle Aralık 1958’de Cumhurbaşkanlığına seçildi. De Gaulle, yurttaşların kendisini ancak bir bunalım döneminde kabul edebileceğini bildiği için kamuoyunun desteğini sürekli kılmak amacıyla Parlamento’daki “partiler sistemi”nin gücünü kırmak zorunda olduğuna inanıyordu. Bu durumda önce, Cumhurbaşkanının hükümet politikalarını denetleme yetkisini kabul ettirme sonra da seçimler ya da referandumlar aracılığıyla bu denetimi sürekli kılma taktiği uyguladı.
De Gaulle, dış politikada genellikle A.B.D. karşıtı olarak nitelenen tutumlar aldı. 1966’da Fransa’nın NATO’nun askeri kanadından ayrıldığına ilan etti. Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerle ilişkiler geliştirerek 1964’te Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıdı.
1969’da yapılan bu referandumda başarısızlığa uğrayan de Gaulle Cumhurbaşkanlığından istifa etti. De Gaulle’ün Türkçeye’de çevrilmiş askerlik ve siyaset hakkında kitapları vardı.
*Beşinci Cumhuriyet: 1958 yılında De Gaulle öncülüğünde başlatılan anayasa değişikliğinin adıdır. Bu uygulama Fransa’nın 1950’lerde kaybetmeye başladığı sömürgelerinin olutturduğu küçülme döneminden de etkilenen siyasal bunalımın bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Dördüncü Cumhuriyet’in istikrarsız hükümetlerinin ve güçlü fakat çok partili yasama organının Fransa’nın yönetilmesini zorlaştırdığı düşüncesiyle hareket ederek, bir ulusal askeri kahraman olan General Charles de Gaulle’ün liderliğinde istikrarlı hükümet uygulamasını yerleştirmek üzere yarı-başkanlık rejimi kurulmuştur (Hayward, 1983: 14-17; Pickles, 1962: 26). Bu rejim doğrudan doğruya de Gaulle’ün istek ve direktifleri esas alınarak yapılan bir anayasaya dayanmaktadır. Özellikle 1962 değişikliğinden sonraki Fransız Anayasası halk tarafından yedi yıllığına seçilen bir başkan, halk oyuyla seçilen bir Millet Meclisi ve Senato’dan ibaret çift meclisli bir yasama organı, başkanın atadığı ve yasama organına karşı güvenoyu ile sorumlu, fakat başkan tarafından azledilebilen bir başbakan ve bakanlar kurulu ve bağımsız yargıyı öngörmektedir. İki turlu çoğunluk ve dar bölge esasına göre yapılan seçimlerle nisbi temsil korunurken, başkanlık kurumunun olağanüstü yetkilerle donatıldığı görülmektedir (Pierce, 1968: 48-67; Hayward, 1993: 36-75)
Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon’da bitirdi. Şubat 1949’da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik İşleri Etüd İdaresi’ nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra 1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nde barajlar, sulama ve elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı. 1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde su mühendisliği konusunda dersler verdi. Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964 tarihinde bu partiye genel başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965 tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 10 Ekim 1965’de yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu. Bu seçimlerde Isparta Milletvekili olarak Parlamento’ya girdi ve Türkiye’nin 12. Başbakanı olarak hükûmeti kurdu. Bu hükûmet 4 yıl sürdü. 10 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de Adalet Partisi yine tek başına iktidar oldu. Böylece, 31. T.C. Hükûmeti’ni kurdu. Daha sonra, parti içi bir kriz dolayısı ile, 32. T.C. Hükûmeti’ni kurmak durumunda kaldı. 12 Mart 1971 muhtırası üzerine, başbakanlık görevini bıraktı. 1971 ile 1980 arasında, 1975, 1977 ve 1979’da 3 defa daha hükûmet kurdu. 12 Eylül 1980 müdahalesi üzerine görevi bıraktı ve 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması ile yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987 tarihinde, Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi. 29 Kasım 1987’de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM’ne girdi. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında, DYP ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin biraraya gelerek kurduğu 49. T.C. Hükûmeti’nde Başbakan olarak görev aldı. 30 yaşında genel müdür, 40 yaşında önce parti genel başkanı, sonra başbakan olmuş; 12 seneye yaklaşan başbakanlık görevinde, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesine büyük hizmetlerde bulunmuştur. Türkiye’nin en genç genel müdürü, en genç başbakanı ve İsmet İnönü’den sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisidir. 6 dönem Isparta Milletvekilliği yapmış, 7 sene yasaklı kalmış, 6 defa hükûmetten gitmiş, 7 defa hükûmet kurmuştur. 16 Mayıs 1993 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Demirel bu görevi 16 Mayıs 2000 tarihine kadar sürdürdü.
1899 yılında Aydında doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim Ethem Bey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadelerden Tevfika Hanımdır.Anne ve babasını küçük yaşta kaybetti. O’nu anneannesi büyüttü. Tahsil hayatına İzmir İttihat ve Terakki Mektebinde başlayan Adnan Menderes, Kızılçulu Amerikan Kolejinde okurken misyonerlerle başı derde girdiği için, çeşitli makamlara müracaat etti. Müracaat ettiği makamların birinin başında Celal Bayar vardı. Bayarla böyle tanışmış oldu.
Ankara Hukuk Fakültesini bitiren Adnan Menderes, Birinci Dünya Savaşı sırasında yedeksubay olarak askerliğini yaptı. Aydında bazı arkadaşlarıyla birlikte Ayyıldız Çetesini kurdu. Daha sonra Sökede Piyade Alay Yaveri olarak savaşa katıldı. Savaştan sonra İstiklal Madalyası aldı.
Ali Fethi Okyar tarafından 1930 senesinde kurulan ancak kısa sürede kapatılan Serbest Fırkanın Aydın Teşkilatı’nı kurarak başkanı oldu. Bu parti kapatılınca CHPye girdi ve 1931 yılında bu partiden Aydın Milletvekili seçildi.
1945 senesine kadar TBMMde komisyon raportörlüğü yapan Adnan Menderes, o yıl Saracoğlu Hükümetinin getirdiği Toprak Kanunu Tasarısı’nı şiddetle reddederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte CHP Disiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945te ihraç edildiler.
Celal Bayar da hem partiden hem de milletvekilliğinden istifa etti. Bu hareketler Demokrat Partinin 7 Ocak 1946da kurulmasına sebep oldu. 1946 seçimlerinde Demokrat Partiden Kütahya Milletvekili olarak meclise girdi. Celal Bayardan sonra ikinci adam durumuna geldi.
14 mayıs 1950 seçimlerinde DP oyların 53,5ini alarak iktidar oldu. 10 senelik DP iktidarının tek başbakanı oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında 5 hükümet kurdu. Bu 10 senelik zaman içinde Türkiyenin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme ve şehirleşme hamlesi başladı, köye makine girdi, ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınma kavramıyla tanıştı.
27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri darbeyle iktidardan indirildi. Yassıadaya hapsedildi. Milli Birlik Komitesi tarafından kurulan Yüksek Adalet Divanınca idama mahkum edildi. Yassıada’da tutuklu bulunduğu sırada çeşitli işkencelere maruz kaldığı söylenir.
ATATÜRK’ÜN SÖZÜ VE CHP MACERASI
Türk demokrasi tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Adnan Menderes 1930 yılında Serbest Fırka’ya katıldı. Serbest Cumhuriyet Fıkrası feshedildikten sonra, Celal Bayar’la görüşerek, Cumhuriyet Halk Partisine girdi, en sonunda da Mustafa Kemal’in “Bugün konuştuğum genç, elbette burada bizim parti mutemetleri ile çalışamaz. Şayan-ı dikkat bir gençtir” cümlesi ile beğenisini kazanmıştı ve 1931 yılında CHF Aydın Milletvekili seçildi, 1945 yılına kadar CHF Milletvekilliğini sürdürmüştür.
Adnan Menderes o dönemi şöyle anlatıyor:
“Atatürk zamanında ben, Aydın’da Serbest Fırka’nın reisiydim. Fethi Bey bizzat Aydın’a gelerek, Serbest Fırka ile meşgul oldu. Aydın’daki belediye seçimlerini kazandım. Gayet dürüst bir mücadeleye giriştim. Halk Fırkası ileri gelenleri ile tanışıyordum. Ama Halk Partisi’ne, onların rica ve ısrarına rağmen girmemiştim… Fethi Bey’in partisi, malum şartlar altında feshedildi. Memlekete derin bir teessür hakim oldu. Halk Partisi kendisini toparlamak istedi. Vilayetlere heyetler gönderildi. Bu arada Izmir ve Aydın’a da, Celal Bayar riyasetinde bir heyet geldi…Ben gelen heyetle bir hafta temas etmedim. Nihayet, Celal Bayar tanıdığım ve hürmet ettiğim bir zattı. Vasıf Çınar Ittihat ve Terakki mektebinden hocamdı… Ve temas temin edildi. Bu muhterem zatların ibram ve ısrarı üzerine, Halk Partisine girerek, fikirlerimizi parti içinde müdafaa etmek muvafık olacaktı. O zamana kadar ve benimle beraber Halk Partisi’ne karşı çekingen tanınan arkadaşlarla, Halk Partisi’ne girdik.” (Bilgin Çelik, ” Toplumsal Tarih Aralık 2000″, “Aydın’da Serbest Fırka ve Belediye Seçimleri )
1945 senesine kadar TBMM’de komisyon raportörlüğü yapan Adnan Menderes, o yıl Saracoğlu Hükümeti’nin getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle eleştirerek komisyondan istifa etti.Partide yaptıkları muhalefetten dolayı bir süre sonra Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte CHP Disiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945’te ihraç edildiler.
27 MAYIS DARBESİ
Sabah saat 04:36’da Ankara Radyosu’ndan yapılan bir anons nefesini tutan insanları bir anda heyecanlandırdı. Tek haberleşme aracı olan devlet radyosundan evlere ulaşan anonsta, ”Bugün, demokrasimizin içine düştüğü buhran ve en son müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini eline almıştır” deniliyordu ve Türk halkı ihtilalle ilk defa tanışmış oldu.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar Çankaya Köşkü’nde; Başbakan Adnan Menderes Kütahya’da gözetim altına alınıyordu. Bakanlar Kurulu ve Tahkikat Komisyonu üyeleriyle DP milletvekilleri de bulundukları mekanlardan toplanarak Harp Okuluna gönderildiler.
Demokrat Parti iktidarı ile iyi ilişkiler içinde bulunan dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun başta olmak üzere üst rütbeli asker ve bürokratlar cezaevlerine konuldu. Ülkede ilan edilen sıkıyönetim sonucu tüm Demokrat Partili milletvekilleri, üst derecedeki bürokratlar, polis şefleri tek tek evlerinden alındı. Tüm siyasiler yargılanmak üzere Yassıada’ya gönderildiler.
DARBE HAKKINDA BİR YAZI
BÜYÜK GÜN(Çetin Altan-27 Mayıs 1960-Milliyet )
BÜTÜN Türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı içindedirler.
Çürümüş, sufli politik tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin medeni bir şekilde devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir akibetten kurtarmaları, tarihimizin büyüklüğüne yakışan mutlu bir hareket olarak, Milletimize hür ve insan haklarına uygun yeni ufuklar açmaktadır.
Kara ve şüpheli günler selamete ermiş ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin şahsında mukedderatına hakim olmuştur.
Silahlı Kuvvetlerimizi tam zamanında ve üstün bir anlayışla, Milletin kaderini, gitmekte olduğu kötü yoldan bir anda aydınlığa çıkarmıştır.
Her türlü yalan, baskı ve küçük oyunlardan uzak olarak, Kurucu Meclis’in koyacağı demokratik prensipler çerçevesinde, yakında serbest seçimlere gidilecektir.
Vatandaşların vakur bir anlayışla aynı milletin çocukları olduklarını hatırlamaları, Hukuk ve İnsan Haklarının koyduğu esaslar içinde, hür bir memlekette yaşayabilmek için birbirlerine kardeşce davranmaları bugün her zamandan ziyade milli bir vazife olmuştur.
Artık hiçbir partinin rozeti kanun dışı bir imtiyazın sembolü olmayacaktır. Güzel vatanımızda eşit ve hür olarak insanca yaşamanın saadetini paylaşacağımız dakikalar yakındır.
Kinsiz, baskısız ve zindansız kardeşce bir sevginin memleket üzerinde esas saadetini duyuyor ve bu büyük günü candan alkışlıyoruz.
Nefretlerin, kıskançlıkların ve ahlaksızlıkların uğursuz bulutları dağılmaktadır. Bütün vatandaşların bu yeni devrin kapısından bir tek vücut halinde girmeleri ve her türlü şahsi duyguların üzerinde, memleket menfaatlerini düşünmeleri en kutsal vazife olmuştur.
Hakiki hürriyetin saati çalmıştır. Atatürk’ün inkilaplarına bağlı olarak demokratik bir memlekette Türklüğün şerefine yakışan bir nizamın temelleri atılmaktadır.
Yaşasın Türk milleti yaşasın Türk Ordusu…
BEBEK DAVASI
“Adnan Menderes’in gayri meşru çocuğu, Dr. Mükerrem Sarol tarafından alınarak öldürüldü.” Gazetelerin kullandığı bu haberler Yassıada Savcılarınca delil telakki edilerek, Adnan Menderes hakkında tarihte Bebek Davası olarak anılan dava açıldı. bunun yanında Başbakanlık kasasından çıktığını iddia edilen kadın iç çamaşırı ve bir kutu da çıplak kadın fotoğrafı da delin olarak kullanıldı. Menderes ise bu tutum karşısında gönül ilişkisini yalanlamadığı gibi özür de dilemedi; çocuğun öldürülmediğini, doğum anında öldüğünü söyledi. Adnan Menderes’in gönül ilişkisine girdiği Ayhan Aydan, gerçekten de Menderes’ten hamile kalmış ancak bebekten kurtulmayı kesinlikle istemediği gibi, doğurmayı çok arzulamıştı. Doğuma giren Dr. Fahri Atabey de, “bebeğin boynunu saran kordon yüzünden ölü doğduğunu” saptamıştı.
Türk siyasi tarihinde, kaçamağı göze alan, evliyken yaşadığı bir ilişki yüzünden kendini kamuoyu önünde savunmak durumunda kalan tek başbakan Adnan Menderes oldu.
Ayhan Aydan ise, Yassıada duruşmalarında tanık olarak dinlendiği kürsüde şunları söylüyordu:
“Adnan Menderes’i 1951’de tanıdım. Evli olmasına rağmen büyük bir aşkla sevdim. Bütün emelim ondan bir çocuk sahibi olmaktı. Bunu başaramadım. Ancak hangi vicdansız ana, üzerine titrediği bebeğinin öldürülmesine razı olabilir?” Mahkeme başkanı tarafından sevgilisini kurtarmaya çalışmakla suçlansa da, kamuoyu düşüncesini değiştirmeye, bu yasak ilişkideki masumiyete inanmaya, hatta sempati duymaya başladı. Tarihe “bebek davası” olarak geçen bu duruşmaların sonunda Adnan Menderes beraat etti. Menderes’in beraat ettiği tek dava da buydu. Fakat “devletin yüksek menfaatlerine ve istihbarat işlerine sarfedilmek üzere emrine tahsis edilen paraların bir kısmıyla opera sanatçısı Aydan Ayhan’a ev aldığı” iddiasıyla açılan davada suçlu bulundu.
MENDERES’İN SON DAKİKALARI
İmralı’ya gelindiğinde, memleket içinde ve dış basında sıhhi durumu türlü spekülasyonlara yol açan Menderes, iskeleden konulduğu misafir salonuna kadar çiçek tarhları arasındaki 100 metrelik yolu hiç kimsenin yardımı olmadan rahatça yürüdü. Ayrıca misafir salonu ile darağacının bulunduğu yer arasındaki 80 metrelik yolu da, gene aynı rahatlıkla katetti.
İmralı Adasının etrafında ve içinde Örfi İdare Kumandanlığınca sıkı emniyet tedbirleri alınmıştı. İmralı Adasının etrafında donanmamıza mensup tekneler, içinde de deniz, kara ve hava askerleri görülmekteydi.
Yassıada’dan bir enstantane
…. birden önümdeki sırada sağda Bayarın başını tanıdım. Yanında oturanı seçemedim önce. Yalnız çok ince bir boyun, gevşek beyaz yaka ve sarı saçlar gözüme çarptı. Bir ara başını çevirdi, o zaman Bayarın yanında oturanın Adnan Bey olduğunu hayretle gördüm. Yarabbi ne hale gelmişti! Zayıflamış, zayıflamıştı. Yüzünde benek benek çiller. Sanki uzun bir hastalıktan yeni kalkmıştı… Samet Ağaoğlu, Arkadaşım Menderes 1967 Baha Matbaası syf:176
Menderes’e M.B.K.’nin tasdik kararı, kendisine tahsis olunan misafir salonunda tefhim edilmiştir. Cumartesiyi pazara bağlıyan gece saat 01.30’da Zorlu ve Polatkan için yapılan formaliteler, Menderes için tekrarlandı.
Menderes Egesel’i dinlerken Polatkan derecesinde olmamakla beraber gene korku ile sarsıldı. Fakat zamanla kendisini toparladı. Oturduğu yerde kamburunu çıkararak daha da küçülmüş ve son arzusu sorulduğu zaman bir sigara istedi.
Verilen Yenice sigarasını içerken şunları söyledi:
– Dünyadan ayrıldığım şu anda, ailemi ve çocuklarımı şefkatle andığımı kendilerine bildirin. Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın.
Menderes, sabaha karşı saat 02.31’de Zorlu’nun ipe çekildiği darağacında asılmak suretiyle idam edildi. Menderes’in de, Zorlu ve Polatkan gibi darağacına götürülürken, usule uygun olarak bilekleri arkasına bağlanmıştı.
61 NOLU TEBLİĞ
M.B. Komitesi İrtibat Bürosunun (61) numaralı tebliğidir:
1- Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat, Amiral Bristol Hastahanesi Dahiliye Servisi Şefi Dr. Nevzat Yeginsu ve Yassıada Garnizon Hastahanesi tabiplerinden Dr. Galip Bozalioğlu, Dr. Ahmet Karahaliloğlu, Dr. Zeki Kebapçıoğlu ve Dr. Sedat Yürütgen’den müteşekkil heyet tarafından düşük Başvekil Adnan Menderes’in sıhhi muayenesi yapılmış sıhhi durumunun tamamen normale döndüğü raporla tesbit edilmiştir.
2- Yüksek Adalet Divanınca verilen ve Milli Birlik Komitesince tasdik edilen idam cezası hükmü infaz edilmiştir. Tebliğ olunur.
İstanbul’da 1930 yılında doğan Yıldırım Aktuna, İzmir Karşıyaka Lisesi’ni 1948’de bitirdikten sonra aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki öğrenimini askeri öğrenci olarak tamamlayarak, 1954 yılında tabip teğmen rütbesiyle mezun oldu.
İlk kıta hizmetini 66. Tümen 26. Piyade Alayı Baştabibi ve Sıhhiye Bölük Komutanı olarak yapan Aktuna, Ankara Ordu Dil Okulu’nda 1 yıl İngilizce öğrenimi gördü.
Aktuna, 1958-1959 yılları arasında ABD’ye giderek, San Antonio’daki Brook Army Hastanesi’nde genel sağlık konularında eğitim yaptı.
Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde 1959 yılında nöropsikiyatri ihtisasına başlayan ve 1962 yılında bu dalın uzmanı olan Aktuna, Silahlı Kuvvetler’in çeşitli kademelerinde ve yurdun çeşitli yörelerinde hekimlik görevini sürdürdü.
Aktuna, 1967-1969 yıllarında Afganistan’daki Kabil Askeri Hastanesi’nde 2 yıl öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Kendi isteğiyle 1970 yılında yarbay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekliye ayrılan Aktuna, Sağlık Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak, Şişli Etfal Hastanesi Nöroloji Kliniği’ne önce şef muavini, ardından da klinik şefi oldu.
Aktuna, 1972-1973 yılları arasında Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’nde 1 yıl süreyle nörolojideki gelişmelerle ilgili incelemeler ve EEG üzerinde ileri çalışmalar yaptı.
BAKIRKÖY’DE BAŞHEKİMLİK YAPTI Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliği’ne ve aynı hastanenin nöroloji kliniği şefliğine 28 Kasım 1979’da atanan Aktuna, bundan sonraki mesaisini, hastanenin çağdaş duruma getirilmesine, halkın ruh sağlığı alanında bilinçlendirilmesine ve çağdaş bir ruh sağlığı politikası oluşturulmasına katkıda bulunmaya yöneltti.
Aktuna, 1983 yılında hastane bünyesinde, Türkiye’de ilk olan “Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi”ni kurdu.
Uyuşturucu tehlikesini önleme konusunda gösterdiği çabalardan dolayı 1986 yılında Türkiye Halk Sağlığı Derneği Hizmet Ödülü’nü kazanan Aktuna, 14 Mart 1987’de Türk tıbbına yaptığı hizmetlerden ötürü İstanbul Tabip Odası Hizmet Ödülü ile İstanbul Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğü Üstün Hizmet Ödülü’ne, ayrıca İstanbul Valiliği Başarı ve Hizmet Takdirnamesi’ne layık görüldü.
Aktuna, 1973-1987 tarihleri arasında bilimsel ve sosyal içerikli sayısız panel, seminer, kongre ve toplantıya katılarak, halk sağlığıyla ilgili konferanslar verdi.
BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN MİLLETVEKİLLİĞİNE Aktuna, 30 Aralık 1988’de görevinden ayrılarak SHP’ye girdi ve 26 Mart 1989’da Bakırköy Belediye Başkanı seçildi.
2.5 yıl süren Bakırköy Belediye Başkanlığı’ndan sonra 27 Ağustos 1991’de görevinden ayrılarak DYP’ye katılan Aktuna, 20 Ekim seçimlerinde 1. bölgeden İstanbul Milletvekili seçildi.
49. hükümette Sağlık Bakanı olarak görev alan Aktuna, bakanlığı döneminde sağlık reformu çerçevesinde 1. ve 2. Ulusal Sağlık Kurultaylarını topladı.
Sağlık Reformu Programı’nı hazırlayarak TBMM’ye sunan Aktuna, yine bakanlığı döneminde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne aktif desteğini sürdürdü. Aktuna; Bakırköy İnme, Araştırma ve Tedavi Merkezi projesinin yaşama geçmesi için maddi ve manevi destek sağladı.
50. hükümette Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev yapan Aktuna, 7 Mart 1996’da 53. hükümetin Sağlık Bakanı olarak atandı ve 54. hükümette de aynı görevi sürdürdü.
SİYASETTE SON DURAĞI LDP OLMUŞTU Mensubu bulunduğu DYP’den 30 Mayıs 1996’da ayrılan Aktuna, yasama görevine kısa bir süre İstanbul Bağımsız Milletvekili olarak devam etti.
Aktuna, 1 Temmuz 1997’de Demokrat Türkiye Partisi’ne katılarak genel başkan yardımcılığına getirildi.
55. hükümette de Devlet Bakanı olarak görev alan Aktuna, 24 Kasım 2001’de yeniden DYP’ye döndü.
Liberal Demokrat Parti’ye 2003 yılında katılan Aktuna, bu partide de genel başkan yardımcısı olarak görev yaptı.
Bir süredir pankreas kanseri tedavisi gören eski Sağlık Bakanı Dr. Yıldırım Aktuna, 29 Eylül 2007 günü akşamı Alman Hastanesi’nde 77 yaşında hayatını kaybetti.
Yıldırım Aktuna, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliği görevinde de bulunmuş ve halkın ruh sağlığı alanında bilinçlendirilmesine yönelik önemli çalışmalara imza atmıştı.
11 Eylül 1947de Karsta doğdu. İlköğrenimini Ankara Bozkurt İlkokulunda tamamladıktan sonra, 1961 yılında Türk Eğitim Derneği (TED) Ankara Kolejinde ortaöğrenimine başladı. 1973 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler (AİTİ) Akademisi Dış Ticaret ve Turizm Bölümünde öğrenim hayatını tamamladı.
Askerlik görevini Antalya Askerlik Şubesinde 18 aylık sürede Asteğmen ve Üsteğmen olarak tamamladı. Askerlik görevinin ardından Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Türk Standartları Enstitüsünde (TSE) çeşitli görevlerde bulundu. 1978-1983 yılları arasında serbest ticaretle uğraştı.
1983-1991 yılları arasında iki dönem (17 ve 18. dönem) Anavatan Partisinden Kars Milletvekili seçildi. Turgut Özal ve Yıldırım Akbulutun başbakanlığındaki hükümetlerde Turizm Bakanı, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümette ise Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı yaptı. 1991-1995 yıllarında serbest ticaret ve danışmanlık görevlerinde bulundu. 20. dönemde ise Ankara milletvekili olarak Meclisteki yerini aldı.
Evli ve bir çocuk babası olan İlhan Aküzüm, İngilizce bilmektedir.
İlk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Yüksek öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde yaptı. İlk kamu görevine 1976 yılında Gaziantep’te Birleşmiş Milletler Projesi çerçevesinde kurulan Küçük Sanayi Geliştirme Projesi (KÜSGEM)’de yönetci olarak başladı.
1977 – 1980 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gaziantep Kampüsü’nde Genel Müdür Yardımcılığı, 1980 – 1983 yılları arasında DPT Müsteşarlığı’nda Daire Başkanlığı görevinde bulundu. 20 Mayıs 1983 tarihinde, Anavatan Partisi’nin kurucuları arasında yer alarak, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. 8 Haziran 1983 yılında Anavatan Partisi Genel Sekreteri olan Mustafa Taşar, 6 Kasım 1983’de 17. Dönem Gaziantep Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
Avrupa Ekonomik Topluluğu Karma Parlamento Grubu Üyeliği, Türk-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanlığı görevlerinde bulundu. 24 Haziran 1987’de Anavatan Partisi Genel Sekreterliği’nden istifa etti. 13 Haziran 1988 tarihine kadar ANAP Genel Başkan Danışmanlığı yaptı. 18. Dönem Ankara Milletvekili olarak Parlamento’da bulundu. 47. Ve 48. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinde Devlet Bakanı olarak görev aldı. Bakanlık göreviyle birlikte, ANAP Genel Sekreterliği görevini yürüttü.
20. Dönemde Gaziantep Milletvekili olara Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren Mustafa Taşar, 53. Hükümet’te Çevre Bakanı, 55. Hükümet’te Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 21. Dönemde tekrar Gaziantep Milletvekili olarak TBMM’ye giren Mustafa Taşar, ANAP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla, partinin Siyasi İşler ve Koordinasyon Başkanlığı ve Genel Başkanvekili görevini yürüttü. 57. Cumhuriyet Hükümeti’nde Turizm Bakanı olarak görev aldı.
Mustafa Taşar’ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış makale ve incelemelerinin yanı sıra, “1983’den 2000’li Yıllara Anavatan”, “Siyasi Nükteler”, “Refah Partisi Gerçeği”, “Taşar Davası”, “Milliyetçilik Muhafazakarlık Demokrasi” ve “Türkiye’nin Düşünce Gündemi” adlı 6 kitabı bulunmaktadır.
3 Ocak 2007 tarihinde Afyonkarahisar – Ankara karayolunda geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Mustafa Taşar, evli ve iki çocuk babasıydı.
Sadettin DOĞANYİĞİT, 1966 yılında Gerede’de (Bolu) doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Çaycuma’da (Zonguldak) tamamladı. 1988 yılında Erciyes Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat Bölümü’nü bitirdi. Bir süre özel sektörde çalıştı. 1990 yılında Sayıştay’da denetçi yardımcısı olarak göreve başladı. 1992 yılında Sayıştay Denetçisi kadrosuna atandı.
1996 yılında, Fransa’da (Paris) OECD ve UNESCO Daimi Temsilciliklerinde mesleki konularda inceleme ve araştırmalarda bulundu. 1997 yılında Pakistan’da uluslararası düzeyde organize edilen Audit of Procurement, Inventory & Contract Management kursunu başarı ile tamamlayarak ‘Auditor General of Pakistan Performance Audit Wing’ sertifikasını almaya hak kazandı. 2000 Yılında YMM unvanını aldı. 1998 yılında Sayıştay Baş Denetçililiği; 2004 yılında Sayıştay Uzman Denetçiliği görevlerine getirildi. Sayıştay bünyesinde üniversite, il özel idareleri ve belediyeler denetim birimlerinde görev yaptı.
Sayıştay Dergisi, Maliye ve Sigorta Yorumları, Yaklaşım Dergisi, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Belediye Dergisi, Yerel Dergi, Belediye Magazin vb. gibi süreli yayınlar ile çeşitli gazetelerde başta ihale işlemleri olmak üzere üç yüzü aşkın mali ve iktisadi konularda kaleme alınmış inceleme-araştırma yazıları ile makaleleri yayımlandı; 19. Türkiye Maliye Sempozyumunda bir tebliğ sundu; çeşitli kamu kurum ve kuruluşu, ticaret oda ve derneklerinde belediye mevzuatı, hakediş ve ihale işlemleri konularında pek çok konferans ve seminerler verdi. Yerel Yönetimlerin Yeniden Yapılandırılması’na ilişkin oluşturulan komisyonlarda iki kez görev aldı.
Seçkin Yayıncılık A.Ş. yayınları arasında kitaplaşan Belediye Sorunları Rehberi, Açıklamalı Sorun Çözümlü Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu, Açıklamalı Uygulamalı Sorun Çözümlü Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İhalelerine Teklif Hazırlama ve Değerlendirme Rehberi, Mal Alım İhalelerine Teklif Hazırlama ve Değerlendirme Rehberi adlı eserleri bulunmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olup İngilizce bilen yazar, halen Sayıştay’da Uzman Denetçi olarak görev yapmaktadır.
1942 yılında Trabzon Beşikdüzünde dünyaya geldi. İlk öğrenimini Kilimli İlkokulunda, orta ve lise öğrenimini Zonguldak Ticaret Lisesi’nde tamamladı. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Türkiye Milli Talebe Federasyonu Başkanlığı, Türkiye Kızılay Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde Daire Başkanlığı görevinde bulundu.
1977 yılında Zonguldaktan milletvekili seçildi. Siyasi yasaklar sonrasında, tekrar Doğru Yol Partisi’nden milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. 1987 yılından günümüze kadar Zonguldak milletvekilliği görevini sürdürüyor. 1991de, 49. hükümette (Güney Doğu Anadolu Projesi ) GAPtan, 1995 tarihinde 51. hükümette Köy Hizmetlerinden, yine aynı yıl 52. hükümette Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevlerinde bulundu. 1996 yılında 53. hükümette Ulaştırma Bakanlığı ve 54. hükümette de yeniden Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu.
Yirmi yılı aşkın bir süreyle AEG’nin (Allgemeine Elektrizitaets-Gesellschaft) yönetim kurulunda görev yapan Alman sanayici Rathenau, kendisine öncelikle politikada bir isim yaptı. Almanya dışişleri bakanı olarak Sovyetler Birliği’yle Rapallo Antlaşması’nı imzaladı.
Berlin’de dünyaya gelen Rathenau, varlıklı Yahudi bir sanayici ailenin oğluydu. 1885’te Berlin ve Strassburg’da doğa bilimleri konusunda yüksek eğitimini tamamladı. Bundan dört yıl sonra ışığın metaller içerisindeki emilmesine ilişkin teziyle fizik dalında doktora yaptı. Ardından Münih Üniversitesi’nde makine mühendisliği ve elektrokimya okudu. 1890/91 yıllarında yaptığı askerlik hizmeti sıralarında, muazzaf subay olmak konusundaki isteği, Alman ordusunun Yahudi düşmanlığı karşısında gerçekleşemedi. 24 yaşındaki genç bunun üzerine, babası tarafından kurulan AEG şirketinin bir şubesi olan Neuhausen/İsviçre’deki AluminiumIndustrie AG’ye girdi.
Bağımlı bir pozisyon olan teknik danışmanlıktan kısa bir süre sonra sıkılan Rathenau, 1893’te AEG tarafından Bitterfeld’deki linyit kömürü bölgesinde kurulmuş bulunan Elektrochemischen Werke GmbH’ye yönetici olarak geçti. Rathenau burada tesisat inşaatını denetlediği gibi, başkaları yanı sıra sodyum ve magnezyum elde etmek için çok sayıda elektrokimyasal yöntem geliştirdi. Bu şirket yüzyılın sonuna doğru parasal güçlükleri yüzünden başkalarına kiralanmak zorunda kalınca, Rathenau bir süre iş dünyasından uzaklaşmayı düşündü.
1899’da AEG’nin yönetim kurulu üyeliğine getirildi. Ne var ki, başka şirketlerle birleşme politikası konusundaki anlaşmazlıkları yüzünden üç yıl sonra şirketten ayrıldı. AEG’nin bankacılık konsorsiyumunun başında bulunan Berliner Handels-Gesellschaft’a ortak olarak girdi. Babasının şirketindeki çalışma hayatı boyunca Rathenau 1910’a kadar AImanya içinde 86 ve Almanya dışında 21 şirketin yönetim kurulunda görev yaptı. Basın bu yüzden kendisine “Aufsichtsrathenau” adım takmıştı. Sanayici Rathenau’un özel ilgi alanı, elektrik üretiminin rasyonelleştirilmesine yönelikti.
1911 yılında bir devlet elektrik tekelinin kurulması için önayak oldu. Bundan bir yıl sonra AEG yönetim kurulu başkanlığını üstlenerek şirketin yoğunlaşma politikası üzerinde etkili oldu. Bu çalışmaları yanı sıra, plânlama ekonomisine ilişkin düşüncelerini de açıkladığı, çağı ve kültürü eleştiren denemeler yazmaya vakit bulabildi. Zur Kritik der Zeit (Çağın Eleştirisi) (1912) adlı yapıtında sanayileşmenin düşünsel yaşama yaptığı etkileri tanımladı (Çekirdek tezi: yaşam mekanikleştirildi) ve bununla dikkatleri geniş çapta çekti.
AEG’nin İlk Yılları
Bu şirket, 1887’de, dört yıl önce Emil Rathenau tarafından uygulamalı elektrik konusunda kurulmuş olan Deutschen Edison-Gesellschaft (DEG) şirketinin devamı olarak kuruldu. Başlangıçta sadece ampul üreten firma kısa bir süre sonra çok çeşitli ev aletleri üretimine geçti. Kuvvetli akım tekniğinin benimsenmesi üzerinde çok belirgin bir rolü olan AEG’ye, başkaları yanı sıra bankalar, madencilik şirketleri, metal ve kimya işletmeleri ve elektrik ve gaz (havagazı) fabrikaları bağlı bulunmaktaydı.
Prusyalı savaş bakanı Erich von Falkenhayn, Rathenau’u Birinci Dünya Savaşı patladıktan sonra, Savaş Hammadde Dairesi’nin yöneticiliğine getirdi. Böyle bir dairenin kurulmasını bir yazıyla teşvik etmiş olan Rathenau, devlet tarafından denetlenen kartellerden oluşan savaş ekonomisi şirketleri kurdu. Sekiz ay içinde etkili bir biçimde çalışan bu daireyi kurduktan sonra, görevinden ayrıldı. 1915’in ortasında ölen babasının yerine geçtiyse de, babası gibi genel müdür olmayıp “AEG’nin başkanı” adını aldı.
Savaş bittikten ve krallık yıkıldıktan sonra, Rathenau Weimar Cumhuriyeti’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. Alman Demokratik Partisi’nin (DDP) üyesi olan Rathenau, 1919′ dan sonra Alman hükümetine savaş tazminatı konusunda danışmanlık yaptı. Başbakan Joseph Wirth tarafından imar (yeniden yapılanma) bakanı olarak atanan Rathenau, işletmelerindeki görevlerinin tümünden ayrıldı.
1922 Ocak ayında dışişleri bakanlığına getirilen Rathenau öncelikle savaş tazminatlarıyla ilgili politikaya eğildi. Almanya ‘nın savaş tazminatlarını, bu yükümlülüğün yerine getirilmesindeki olanaksızlığı kanıtlamak üzere ödemesi konusundaki talebi yüzünden Rathenau milliyetçi propagandanın eleştirilerine hedef oldu. Yahudi olması, aşırı sağcılara Yahudi karşıtı kışkırtma sloganları için iyi bir bahane oldu.
Almanya’yı ilk kez Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki politik izolasyonundan kurtaran, Cenova Konferansı çerçevesinde imzalanan Rapallo Antlaşması, Rathenau’un dış politika alanındaki en büyük başarısını oluşturmaktadır. Konferans dönüşü Rathenau, 54 yaşında, aşırı sağcı bir örgüt olan Consul’e bağlı fanatiklerin suikastine kurban gitti.
10 Mart 1943 tarihinde Karaman, Kargara’da doğdu. İlk öğrenimini Güneyyurt İlk Okulu’nda yaptı.1963-64’te Ereğli İvriz İlköğretmen Okulu, 1966-67’de Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu.
Kayseri Mimar Sinan İlköğretim İlkokulu, Konya Maarif Koleji ve Dumlupınar Ortaokulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.
1974-1975 yıllarında Konya Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı, 1978-1979 yıllarında Bülent Ecevit Hükümeti döneminde Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ve Bakan Müşavirliği görevlerinde bulundu.
1983 yılında Devlet Memurluğundan istifa ederek politikaya atıldı. SODEP ve SHP ‘de (10 yıla yakın) Parti Meclisi Üyeliği, Genel Sekreter Yardımcılığı ve Genel Saymanlık yaptı. 1991 seçimlerinden sonra Başbakan Başdanışmanı olarak görev aldı ve bu görevi 1995 Milletvekilliği seçimlerine kadar sürdürdü. 1995 ve 18 Nisan 1999 tarihlerinde yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Demokratik Sol Parti’den (DSP) Karaman Milletvekili olarak parlamentoya girdi.
Bülent Ecevit’in Başbakanlığında kurulan 57. Hükümette , Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürüttü.
1939 Artvin Şavşat doğumlu olan Hasan Ekinci, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi mezunu. Uzun yıllar Orman İşletmesi’nde çalıştıktan sonra 1977’de siyasete atıldı ve Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’nden (AP) Artvin milletvekili seçildi. 1979’dan 12 Eylül 1980 darbesine kadar süren Demirel’in 43.hükümetinde Orman Bakanlığı yaptı.
80 sonrası AP’nin devamı Doğru Yol Partisi’nden üst üste 4 dönem (1987-2002) yine Artvin’den milletvekili oldu. Tansu Çiller’in başbakanlığında kurulan 50, 51 ve 52’nci hükümetlerde de (1993-1996) Orman Bakanlığı yaptı.
Daha sonra Doğruyol Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.
Evli ve 3 çocuk babası olan Ekinci, Fransızca, İngilizce (Az) ve Gürcüce bilmektedir.
İmzasının Bulunduğu Kanun Tekliflerinin Bazıları
23/06/1999 Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun İle 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi.
07/07/1999 Kuzey Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı Kuruluşu Hakkında Kanun Teklifi.
27/08/1999 Marmara Bölgesi Depremi Kanunu Teklifi
24/11/1999 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi
15/02/2000 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi
13/04/2000 Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
04/10/2001 Esnaflarımızın, T.C. Halk Bankasına, Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatiflerine; Çiftçilerimizin, T.C. Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye Zirai Donatım Kurumu ve Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne Olan Borçlarının Taksitlendirilmesi, Faiz ve Gecikme Cezalarının Yarısının Silinmesi, 1999, 2000, 2001 Yıllarında Borçlarını Ödeyenlere Ödedikleri Faiz ve Gecikme Cezalarının Yüzde Otuzbeşinin İadesi, İdari ve İcra Takiplerinin Durdurulmasına Dair Kanun Teklifi
Akılda Kalan Sözü… Bu hükümet hem kel hem fodül üstelik… Üstelik… Hem kel hem fodul üstelik… (ıııı)… Efendim şey… (mmm)… Buna ben daha sevdiğim o terim… Farklı bir terim. [kağıtları karıştırır] Evet! (ııı) Değerli basın mensupları Bu hükümet hem kel, hem fodul, üstelik eblehh.
1942 yılında Bafra’da doğdu. Orta öğretimini Sinop Lisesinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Ankara Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışmaya başladı. Serbest Avukat ve Hukuk Danışmanı olarak çalıştı. Bir süre Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Enstitüsü ve Gazi Üniversitesi İşletme Fakültesinde, İş Hukuku ve Hukuka Giriş derslerini okuttu.
XX ve XXI’inci dönem Sinop Milletvekili seçildi. TBMM Partiler arası Uyum Komisyonu ve Anayasa Komistonu üyeliği yaptı. TBMM DSP Grup Başkanvekilliği görevini de yürüten Bostancıoğlu Bülent Ecevit Başbakanlığında kurulan 56 ve 57’inci hükümetlerde Milli Eğitim Bakanı olarak görev aldı.
Devlet ve siyaset adamı Şükrü Kaya 1883 İstanköy’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini doğduğu yerde yaptı. Midilli İdadisi’ni bitirdi. İstanbul’a giderek Galatasaray Sultanisi‘ne girdi, burada okurken aynı zamanda Hukuk Mektebine devam etti.
1908 yılında Hukuk Mektebi‘ni bitirince Paris’e gitti, burada Hukuk Fakültesini bitirdi. Türkiye’ye dönünce Hariciye Nezaretinde katiplikle devlet hizmetine başladı. Mülkiye müfettişi oldu. Aşair ve Muhacirin (Aşiretler ve göçmenler) Genel Müdürü oldu. Mülkiye Müfettişi olarak Anadolu’da ve Irak’ta bulundu. Sonra görevinden ayrılarak İzmir’e gitti. Buca Sultanisinde bir süre öğretmenlik yaptı. Mondros Mütarekesinden sonra İzmir Müdafaai Hukuk Cemiyetine girerek dış ilişkiler bölümünde çalıştı. Milli mücadele için yaptığı çalışmalar yüzünden tutuklanarak İstanbul’daki Bekirağa bölüğüne gönderildi.
İstanbul’un işgalinden sonra Malta‘ya sürüldü. Maltadan kaçarak Avrupa’ya gitti. Bir süre İtalya ve Almanya‘da kaldıktan sonra Anadolu’ya geldi ve Milli Mücadeleye katıldı. Birinci Lozan Konferansı‘na giden heyette danışman olarak çalıştı. Konferansta bulunduğu sırada İzmir Belediye Başkanlığı‘na seçildi. 1923 yılında Menteşe Milletvekili olarak TBMM’ye seçildi ve 1924 yılında İsmet Paşa (İnönü) Hükümetinde Tarım Bakanlığı yaptı. Fethi Bey kabinesinde Dışişleri Bakanlığı‘na getirildi. Hükümetin istifasıyla bu görevden ayrıldı.
çüncü dönemde Muğla milletvekili olan Şükrü Kaya, dördüncü İsmet Paşa kabinesinde İçişleri Bakanlığı‘nda bulundu. Bundan sonra Atatürk‘ün ölümüne kadar kurulan bütün hükümetlerde aynı görevi sürdürdü. Bu arada C.H.P. Genel Sekreterliği‘ne getirildi ve 11 Kasım 1938’de bakanlık görevinden ayrıldı.
Siyasetin yanı sıra yazarlık yapan Şükrü Kaya, Daniel De Foe’dan Robinson Crouse(1923) , Henri Berau’dan Şişko (1924), Charles Rist ve Charles Gide’den Günümüze kadar iktisadi Mezhepler Tarihi (1927), Bukley’den Eski Yunan Masalları ve Mathiez’den Fransız İhtilali (1950) adlı eserleri dilimize çevirdi. Cumhuriyet Gazetesi‘nde makaleler yazan Şükrü Kaya’nın 1927-1937 yılları arasındaki konuşmaları ve yazıları da kitap olarak yayımlandı. Ayrıca 1935-1938 yıllarındaki söylevlerinin bir bölümü, Türkçe ve Fransızca broşür olarak çıktı. Şükrü Kaya 1959 yılında İstanbul’da öldü.
1940 doğumlu olan Yusuf Bozkurt Özal, 1957 yılında PTT bursuyla İngiltere’ye gitti. Liverpool Üniversitesi ‘nde elektronik ve telekominikasyon dalında mühendislik eğitimi, Londra Üniverstisi’nde doktora yaptı. 1979-1984 yılları arasında Dünya Bankası’nda çalıştı.
1984 yılında DPT Müsteşarlığı’ne atandı. 1987 yılına kadar Ekonomik işler Yüksek Koordinasyon Kurulu, Yüksek Planlama Kurulu, Para Kredi Kurulu üyelikleri ve İslam Bankası’nın icra direktörlüğü yaptı. Ağabeyi Turgut Özal‘ın ısrarıyla politikaya girdi ve 1987 yılında ANAP Malatya milletvekili seçildi.
1987-1989 yılları arasında devlet bakanlığı yaptı. 1989-1991 yıllarında ise TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev aldı. 1991’de yeniden Malatya milletvekili seçildi. ANAP’ın 30 Kasım 1992 yılındaki olağanüstü kongresinden sonra partisinden istifa etti. 7 Ekim 1993 yılında ‘Yeni Parti’ (YP) adıyla bir parti kurdu.
Bu partinin genel başkanlığını yürütürken beyninde meydana gelen rahatsızlık sonucu ABD’de bir süre tedavi gören Özal, daha sonra YP ile ağabeyi Korkut Özal’ın partisi DP’nin birleşmesinin ardından siyaseti bıraktı.
9 Ocak 2001’de Yusuf Bozkurt Özal, kansere yenik düşerek hayatını kaybetti.
1928 yılında Safranboluda doğmuştur. Babası A.Hilmi Bey, annesi Pakize Hanımdır. Babasının öğretmen olması nedeniyle ilk ve ortaokulu değişik kazalarda (Kurucaşile ve Bartın) tamamlamıştır. Lise ve yüksek tahsilini İstanbulda kamu kuruluşu hesabına parasız yatılı olarak okumuştur. İstanbul İktisadi ve İlimler Akademisi mezunudur.
1952-1961 yılları arasında T.Şeker Fab.A.Ş.nde sırasıyla memur, şef, müdür yardımcısı vee müdürlük görevlerinde bulunmuştur. Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğünde 1961-1966 yılları arasında uzman, Hazine Genel Müdür Yardımcısı, 1966-1969 yıllarında Londra Büyükelçiliği Ekonomi Müşavirliği, 1969-1973 yıllarında Hazine Genel Md.Baş Yrd., Hazine Genel Müdürlüğü, 1973-1976 yıllarında Londra Büyükelçiliği Maliye ve Ekonomi Baş Müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 1976 yılında vekaleten Hazine Genel Sekreteri, 1977 yılında Sosyal Sigortalar Genel Müdürü, 1978-1980 yılları arasında Hazine Genel Sekreteri, 1980-1982 yılları arasında ise Maliye Bakanı olarak görev yapmıştır.
1959-1966 yılları arasında Ekişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde profesör yetkisi ile ek görev yapmıştır. İktisadi Devlet Teşekkülleri Mevzuatı , Maliyet Muhasebesi ile ilgili Üniversite Ders Teksirleri gibi eserleri bulunmaktadır.
26.03.1943 tarihinde Kütahyanın Tavşanlı ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Tavşanlıda, liseyi Eskişehirde bitirdi. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi ve 1967 yılında mezun oldu.
1967-1968 yıllarında Sosyal Sigortalar Kurumu Tunçbilek Hastanesi Hekimi olarak görev yaptı. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji kürsüsünde Asistanlığa başladı ve 1972 yılında ise Üroloji uzmanı oldu. Aynı yıl askere gitti. Ankara 800 yataklı Askeri Mevkii Hastanesinde Üroloji şefi olarak görev yaptı.1974 yılında terhis oldu ve Ankara Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği Başasistanlığına başladı.
1976-1978 yılları arasında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Ankara Acil Yardım ve Trafik Hastanesi kuruluş çalışmalarına katıldı ve Başhekim Muavinliği görevini yaptı. Tekrar Ankara Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği Başasistanlığına döndü. 1978 yılında Hamburg Üniversitesi Eppendorf Hastanesinde Androloji ve Böbrek Nakli konusunda özel çalışmalar yaptı. Aynı yılın Nisan ayında Ankara Üniversitesi Doçenti oldu. (28.04.1978) 19 Eylül 1979-5 Ocak 1982 tarihleri arasında Antalya Tıp Fakültesi kuruluşunda görev aldı. Aynı fakültenin Üroloji Kürsüsü Başkanı ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 5 Ocak 1982-Haziran 1983 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumu Tavşanlı Hastanesi Kurucu Başhekimi olarak görev yaptı. Haziran 1983-25 Temmuz 1983 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumu İzmir-Buca Hastanesi Üroloji Kliniği Şefliği görevinde bulundu.
6 Kasım 1983 Genel Seçimlerine katılarak Kütahyadan Milletvekili seçildi. 13 Aralık 1983 tarihinde Çalışma Bakanlığı, 14 Aralık 1983 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına atandı. 17.10.1986 tarihine kadar bu görevde bulundu. 17.10.1986 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına atandı ve 21.12.1987 tarihine kadar görev yaptı. 29 Kasım 1987 Genel Milletvekili seçimlerinde tekrar Kütahya Milletvekili seçildi ve 21.12.1987 tarihinde kurulan Hükümette İçişleri Bakanlığına atandı. 31 Mart 1989 tarihine kadar bu görevi yürüttü. İçişleri bakanlığından ayrıldıktan sonra TBMM üyesi olarak AT Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyesi , daha sonra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Parlamento Grubu Üyesi olarak görev yaptı. TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi ve Başkanvekilliğini yürüttü.
24 Haziran 1991 tarihinde kurulan Mesut Yılmaz Hükümetinde ikinci kere İçişleri Bakanlığına, 26 Ağustos 1991 tarihinde yeni kurulan Orman Bakanlığına atandı. 12.11.1991-23.08.1993 tarihleri arasında ANAP GRUP Başkanvekilliği yaptı. Mesleği ile ilgili muhtelif kitapları vardır.
1942 yılında İzmir‘de doğdu. ilk öğrenimini Buca Umurbey ilkokulu’nda, orta öğrenimini Buca Ortaokulu’nda yapan Çakmur, Namık Kemal Lisesi’nden sonra, 1969 yılında İzmir İktisadi Ticari BilimlerYüksek Okulu‘nu bitirdi.
Askerlik hizmetini 1969-1970 yıllarında Ulaştırma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda yaptıktan sonra, İzmir İhracatçı Birlikleri’nde raportör olarak çalışmaya başladı. 1971 yılında Cumhuriyet Halk Partisi‘nden, Buca Belediye Başkanlığı‘na seçilen ve bu görevini 1973 yılına kadar sürdürdü. 1973 ve 1977 genel seçimlerinde de İzmir’den milletvekili seçildi.
Bakanlar Kurulu’nda iki kez Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev aldı. Çakmur, Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemlerinde, gençlere iş ve çalışma ortamı hazırlayan, boş zamanlarını değerlendirmelerine olanak tanıyan “Gençlik Kampanyaları” uygulamasını başlattı. İzmir’in hemen hemen tüm ilçelerine spor salonları, sahalar, yüzme havuzları, semt sahaları yaptırdı. Üniversite bulunan tüm illerde yurt açılmasını sağladı.
26 Mart 1989 yerel seçiminde de, Başkan Burhan Özfatura‘ya karşı kazanıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Başkanlığı, Özfatura’ya karşı kaybettiği 1994 yerel seçimlerine kadar sürdürdü.
Belediye Başkanlığı döneminde de, Bayraklı’daki ilkel mezbahayı yıktırıp Buca Kaynaklar’daki entegre et tesislerini kurdu.1600 otobüs alımını gerçekleştirdi. İzmir Körfezi’nde yolcu taşımacılığını başlattı. Metro ihalesine ilk imzayı attı. Büyük Kanal Projesi ve TANSAŞ’ı geliştirdi.
Kente çeşitli dinlenme tesisleri kazandırdı. Tarihi Asansörü restore ettirip çağdaş kafe ve gazinolarla donattı.
En dikkat çekici hizmetlerinden biri de, şehir içindeki minibüs-dolmuşlarla, seyyar satıcıları kaldırtması oldu. Sinyalizasyon sistemini yeniledi. Karşıyaka Sahil Yolu Projesi’ni hayata geçirdi. Mustafa Kemal Sahil Yolu onun döneminde yenilendi. İZFAŞ’ı kurdurarak fuarcılık anlayışına yeni bir boyut kazandırmaya çalıştı.
Çakmur, evli ve bir çocuk babası. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 8 Ocak 2004 tarihinde yaptığı basın toplantısında, partisinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayının Yüksel Çakmur olacağını açıkladı ancak Yüksel Çakmur, ‘Aday olmayacağım’ dedi.
“Tüm çabalarına rağmen İzmir’i kucaklayan birliktelik sağlanamadığından, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmayacağını bildirdi. Laik demokratik cumhuriyetin ciddi tehditlerle karşılaştığı bir dönemden geçildiğini öne süren Çakmur, böyle bir süreçte koltuk mücadelesi yapmanın yanlış olduğunu vurguladı”
TBMM’nin sivil kökenli ilk başkanı olan Abdülhalik Renda 29 Kasım 1881’de Yanya’da doğdu. İstanbul’daki Mülkiye Mektebini (Siyasal Bilgiler Fakültesini) 1903 yılında bitirdi. İlk görevi Rodos İdadisinde öğretmenliktir. Bir yıl sonra yöneticilik mesleğine Ege Adaları ve Yanya ili maiyet memurluğu ile başladı. Çeşitli Balkan ilçelerinde kaymakamlık, Siirt’te mutasarrıflık, Bitlis, Kastamonu ve Halep’te valilik yaptı.
1917’de kısa bir süre Dahiliye Nezareti (İçişleri bakanlığı) müsteşarlığına getirildi. Ardından gene Halep valiliğine gitti. 1918 yılında Bursa valiliğine atandı ise de oraya varamadan görevinden alındı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı bitmişti. Malta’ya sürüldü. 1921’de Malta’dan dõndükten sonra İktisat ve Dahiliye Nezaretlerinin müsteşarlığına getirildi. İkinci TBMM’ne Çankırı Milletvekili seçildiğinde son yöneticilik görevi olan İzmir Valiliğini yürütüyordu. Abdülhalik Renda 2 Ocak 1924 – 3 Mart 1926; 13 Temmuz 1926 – 31 Ekim 1927 ve 25 Aralık 1930 – 3 Şubat 1934 tarihleri arasında Maliye, 2 Kasım 1927 – 25 Aralık 1930 tarihleri arasında da Milli Savunma bakanlıklarında bulundu.
2 Kasım 1927 -16 Ocak 1928 sırasında da Bahriye Vekaleti vekilliğini yerine getirdi.1934’te Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu başkanlığı gõrevini üzerine aldı. Kazım Õzalp’ın Milli Savunma bakanlığına getirilmesiyle 1 Mart 1935’te TBMM başkanlığına seçildi. 5 Ağustos 1946’ya kadar bu gõrevde bulundu. Atatürk’ün ölümü üzerine bir gün için cumhurbaşkanı vekili olmuştur. Abdülhalik Renda TBMM başkanlığından ayrıldıktan sonra Hasan Saka kabinesinde devlet bakanlığına getirilmiş, 1948’de ise görevden ayrılarak siyasetten çekilmiştir.
1878 yılında Afyon’da doğdu. Harp Okulu’nu bitirdiği sıralar Balkanlar’da sürekli çete savaşları alıp yürümüştü. Onun için, Çetinkaya’nın ilk görevi Arnavutluk sınırında karakol komutanlığı oldu. Bunu, çeşitli cephelerdeki görevler izledi. 1911’de Derne’de Mustafa Kemal ile birlikte İtalyanlar’a karşı çarpıştı. Daha Trablusgarp’taki savaş bitmeden Irak Cephesi’ne gönderildi. Ardından Kafkasya Cephesi’nde ateş hattına gitti. Çok geçmeden tekrar Makedonya’da görevlendirildi. Bu sıralar rütbesi yarbaylığa yükseldi. Yunan ordusunun İzmir’e çıktığı günlerde ise Ayvalık Cephesi’nde bulunuyordu. Orada düşmana ilk kurşunu atan Çetinkaya’nın askerleri oldu ve Yunan birlikleri bölgeden çekilmek zorunda kaldı.
Ali Çetinkaya’nın siyaset hayatı, İttihat ve Terraki Cemiyeti’ne girişi ile başlar. Kurtuluş Savaşı’nın başlarında Meclisi Mebusan’a seçilen subaylar arasında Çetinkaya da vardı. Fakat bu deneme kısa sürdü ve Malta sürgünleri listesinde Türkiye’den uzaklaştırıldı. Dönüşünde yine Meclis’e girdi ve Müdafaa-i Hukuk Grubu yönetim kurulunda görev aldı. 1934’te Bayındırlık Bakanı oldu. Ankara’daki resmi dairelerin çoğu, Çetinkaya’nın beş yıl süren bakanlığı sırasında yapıldı. 1939-1940 yıllarında bir süre de Ulaştırma Bakanlığı yaptı. 1949 yılında İstanbul’da öldü.
1939 yılında Isparta’da dünyaya gelen Hikmet Uluğbay, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra University of Southern California’da master yaptı. Maliye Bakanlığı Tokyo Büyükelçiliği ve NATO Nezdinde Daimi Temsilciliği görevlerinde bulunan Uluğbay, Maliye ve Ekonomi Müşavirliği görevi de yaptı.
OECD Nezdinde Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalışan Uluğbay, daha sonra Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri, Hazine Genel Müdürlüğü, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyeliği yaptı.
20. dönemde DSP’den Ankara milletvekili seçilerek Meclis’e girdi. Evli ve 2 çocuk babası olan Uluğbay; 55.hükümette Milli Eğitim Bakanlığı, 56. hükümette Başbakan yardımcılığı yaptı. 57. hükümette Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevi sırasında teşebbüs ettiği intihar girişimiyle siyaset dünyasını şok etti.
ŞOK EDEN GECE
6 Temmuz 1999 gecesi Hikmet Uluğbay’ın çalışma odasındaki girişiminden sonra polis şu açıklamayı yapıyordu: “IMF heyetinin Türkiye ziyareti sırasında yaşanan ekonomik olayların odak noktasında olan Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay, dün gece 00.45 sıralarında intihar teşebbüsünde bulundu.
Bakan Uluğbay’ın odasında silah sesi gelince, evin önünde nöbet tutan Hassas Bölgeleri Koruma Müdürlüğü polis memuru, Bakan’ın eşine ve oğluna yardım etmeye çalıştı. Görevli polis memuru, Bakan Uluğbay’ın durumunu görünce hemen Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bilgi verip ambulans çağırdı.
Komşuları tarafından Başkent Hastanesi’ne getirilen Uluğbay, hemen ameliyata alındı. İlk müdahaleden sonra Uluğbay’ın çeneden giren ve burnundan çıkan bir mermiyle yaralandığı belirlendi. Bakan için yapılan kan anonslarından sonra emniyet görevlilerinden altı ünite kan alındı.
Nöbetçi savcı Tayfun Sağıroğlu, Uluğbay’ın jandarma bölgesindeki evinde inceleme yaparken olay başkentte bomba etkisi yarattı. Devlet Bakanı’nın taşıma ruhsatlı Smith Wesson marka silahıyla kendisini vurduğu ortaya çıktı. Başbakan Bülent Ecevit, hastaneye gelerek doktorlardan bilgi aldı. Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender de, Bakan’ın beyninde bir hasar olmadığını bildirdi.
Bakanlar hastanede Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay’ın intihara teşebbüs ettiği haberini duyan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Devlet Bakanı Yüksel Yalova, Emniyet Genel Müdür Vekili Turan Genç de hastaneye geldi. Bakanlar, olayla ilgili yetkililerden bilgi aldı..
Uluğbay intihar girişiminden sonra, sağlık nedeniyle bakanlık görevine dönmeme isteğini Başbakan Bülent Ecevit‘e “yazılı ve sözlü” olarak iletti. Uluğbay’ın istifasından sonra Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine DSP Bursa Milletvekili Recep Önal getirildi.
NİÇİN ÖLMEK İSTEDİ?
Hikmet Uluğbay, yaşadığı zorlu süreçle gelen intihar olayı ile ilgili şunları söyledi: “Karşılaştığım sıkıntıları ve sorunları kabine ve mesai arkadaşlarımla paylaşmak yerine, çoğu kez kendime saklamayı tercih etmem nedeni ile yıpranma sürecimin hızlandığını sanıyorum. Bu yorucu çalışma ortamı içerisinde beslenme, dinleme ve uyku düzenimde de aksamalar oldu.
İçinde bulunduğum bu ortam, faydalı hizmet üretebilme umudumu olumsuz yönde etkilemeye başlamıştı. Bu yöndeki düşüncelerim son günlerde yoğunluk kazanmıştı ve 6 Temmuz gecesi doruğa ulaştığı için o gece yaşamıma son verme kararı aldım ve uyguladım. Ancak Allah bir lütfu olarak girişimim başarısızlıkla sona erdi.”
NEDEN İSTİFA ETMEDİM
Uluğbay sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşamıma son verme girişimi yerine niçin istifa etme yolunu tercih etmediğim sorusu akla gelebilir. Ancak Başbakan’ın bana duyduğu güven nedeni ile istifamı kabul etmesini olası görmüyordum.
Geriye dönüp baktığımda aldığım ve uyguladığım kararın akılcı olduğunu savunabilmem mümkün değil. Ancak, gerilimin doruğa ulaştığı anlarda rasyonelliği ön plana çıkarabilmek demek ki her zaman mümkün olamıyormuş.”
Hikmet Uluğbay, intihar girişiminin kendisine hayata dair önemli dersler verdiğini belirttiği konuşmasında şöyle dedi: “Bu olay, bana en azından bazı şeyleri öğretti; birincisi çalışma kadar dinlenmeyi bilmenin de sağlıklı yaşam için vazgeçilmez bir kural olduğunu gösterdi.
İkincisi, sorunları kendi iç dünyamızda biriktirme yerine paylaşarak çözüm üretmenin gerçekçiliğini ve üçüncü ve en önemlisi ise insanların fikirlerini ifade ederken sözcüklerini büyük özenle seçmesi gerektiğini anladım.”
BİR SORUNUM KALMADI
İntihar girişiminden sonra eski günlerine yeniden dönen Hikmet Uluğbay “Sağlığımla ilgili bir sorunum kalmadı. Yaşamıma son verme girişimim nedeni ile hayal kırıklığına uğrattığım aile bireylerim, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, siyaset arkadaşlarım ve seçmenlerimden özür dilemeyi bir görev bilirim.
Yaşamımın bundan sonraki bölümünde onları yeni bir hayal kırıklığına uğratmamak üzere çalışmalarımı kararlı bir biçimde sürdüreceğime güvenmelerini diliyor ve en içten saygılarımı sunuyorum” açıklamasını yaptı.