Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Sever Can

Cuma, Haziran 29th, 2012

15.11.1977’de Bulgaristan’ın Tırgovişte (Eski Cuma) şehrinde doğdu. Anne tarafı Karamanlı (17.yy) Davutoğulları sülalesi, baba tarafı ise Sofya kökenlidir. İlkokulu burada bitirdikten sonra, ailesi ile birlikte 1989 yılında zorunlu göçe tabii tutulan Bulgaristan Türkleri olarak Türkiye’ye göç etti. Orta okulu ve liseyi Ankara Kocatepe Mimar Kemal Lisesinde okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü kazandı (1996).

Hacettepe günleri sırasında ‘Inka’ isimli müzik grubunun kuruluşunda, gitar çalıp vokal yapara, yer aldı. Grubunun 1998 yılı içerisinde Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinde konserleri oldu.

Lisans eğitimini tamamladıktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)’nde Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümünde yüksek lisans programına başladı (2002).

Çimentonun basma dayanımın yapay zeka teknikleri kullanarak modellenmesi konusunda çalıştı ve yine bu konuda Doç.Dr. Sedat Akkurt ve Doç.Dr. Gökmen Tayfur ile birlikte ‘Cement and Concrete Research’ dergisinde makalesi yayımlandı (2004). 2004 yılında Yüksek lisans öğrenimini tamamlayıp askerlik hizmetini Hava Kuvvetlerinde kısa dönem er olarak tamamladı.

Su ile ısınan gıda ısıtıcı tabletleri, Yapay zeka (ANN ve Fuzzy Logic) metodlarını kullanarak modelleme, ‘Chemical Vapor deposition’ başlıca araştırma alanlarıdır. Sever Can, yine kendisi gibi Kimya Mühendisi olan okul arkadaşı Pınar Hanım ile evlendi ve İzmir’e yerleşti.

Prof. Dr.Ekrem EKİNCİ

Cuma, Haziran 29th, 2012

1949 yılında Karaman’da doğan Ekrem Ekinci, Konya Koleji’nde okuduktan sonra liseyi Belfast Area High School, Maine-ABD’de bitirdi. Robert Koleji Yüksek Okulu Kimya Mühendisliği Bölümü’nden 1971 yılında lisans derecesini alan Ekinci, Newcastle Upon Tyne Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde sırasıyla 1972 ve 1976 yıllarında yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. 1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak giren Ekinci, 1981 yılında doçent, 1988 yılında profesör oldu. 1984-1987 yılları arasında İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Başkan Yardımcılığı ve 1988-2000 yılları arasında Bölüm Başkanlığı görevinde bulunan Ekinci, 2000-2002 yılları arasında İTÜ Gıda Mühendisliği Kurucu Başkanlığını yürüttü. 1997-2000 arasında İTÜ Kimya Metalurji Fakültesi Dekanlığı, 2000-2002 yılları arasında araştırma endüstriyel ilişkiler ve döner sermayeden sorumlu İTÜ Rektör Yardımcılığı görevinde bulunan Ekinci halen, İTÜ Senato Akreditasyon Komisyonu Başkanlığı görevini sürdürmektedir.

TÜBİTAK’ta çeşitli görevlerde bulunan, 1983-1985 yıllarında Makina ve Enerji Sistemleri Bölümü’ne akışkan yataklı yakma sistemleri konusunda danışmanlık yapan, 2001 yılında MAM Kimya Mühendisliği Araştırma Bölümü’ne danışman olan Ekinci, aynı bölümde 2002-2004 yılları arasında Bölüm Başkanlığı yaptı. 1998-2000 yıları arasında MAM Yönetim Kurulu üyeliği yapan Ekinci, 2000 yılından bu yana MAM Yönetim Kurulu Başkanlığı, TÜSSİDE Yönetim Kurulu’nda da 2002 yılından bu yana üyelik yapmaktadır. Ekinci, Çimento Müstahsiller Birliği Kalite ve Çevre Kurulu Başkanlığını 1997 yılındaki kuruluşundan itibaren sürdürmektedir.

“Middle East Forum” dergisi editörlüğü, “Fuel” ve “Fuel Processing Technology” dergileri yayın kurulu üyeliği, “Arı Bulletin of the İstanbul Technical University” editörler kurulu üyeliği, “İTÜ Dergisi” yayın kurulu üyeliği, “Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi” alan editörlüğü, “Anadolu Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi” danışman editörler kurulu üyeliği görevlerini sürdüren Ekinci’nin hakemli uluslararası dergilerde 75, uluslararası kongrelerde 90’ın üzerinde yayını mevcuttur. 4 mesleki kitabın yazarları arasında yer alan, 13 kitap için bölüm yazan Ekinci, hepsi bor konusunda olmak üzere, diğerleri ile birlikte 6 adet Türk patenti sahibidir.

“Institute of Energy” üyesi, “Türk Katı Atık Kontrol ve Arıtım Milli Komitesi” ve “Hava Kirliliği Türk Milli Komitesi” kurucu üyelerinden olan Ekinci, Eylül 2001 yılı “Isı Bilimi ve Tekniği Derneği Bilim Ödülü” sahibidir. Ekinci, evli ve iki çocuk babasıdır.

Prof. Dr. Ekrem EKİNCİ, Eylül 1997’den bu yana TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesidir.

Prof. Dr.Nüket Yetiş

Cuma, Haziran 29th, 2012

1950 yılında Eskişehir’de doğan Prof. Dr. Nüket Yetiş, 1973’te Boğaziçi Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği lisans, 1975’te İşletme yüksek lisans derecelerini aldı. Endüstri Mühendisliği doktora derecesini 1982’de İstanbul Teknik Üniversitesi’nden alan Yetiş, 1988’de Doçent, 1993’te Profesör unvanını kazandı. 1985-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesi’nde çeşitli akademik görevlerde bulunduktan sonra en son dekanlık yapan Yetiş, daha sonra da Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü’nün (TÜSSİDE) başkanlığını üstlendi.

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Mühendislik Yönetimi Yüksek Lisans ve Doktora programlarını kuran Yetiş, fakültenin ”Eğitimde Sürekli Kalite Geliştirme” çalışmalarına, kuruluşundan 2000 yılı Ekim ayına kadar liderlik yaptı. Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 2000 yılında Avrupa Kalite Ödülü finalisti olma başarısını gösterdi. Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 1994-2000 yılları arasında sürdürdüğü çalışmalarla Avrupa Genelinde AK֒ne başvuran ilk yüksek öğretim kurumu olma özelliğini halen taşımaktadır.

Kurumsal Yönetimin Geliştirilmesi, Yeniden Yapılandırma, Liderlik ve Değişim Yönetimi, Stratejik Yönetim, Süreç Yönetimi, Performans Yönetimi, Üretim Yönetimi, Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi, Toplam Kalite Yönetimi gibi konularda yurtiçinde ve yurtdışına çok sayıda teorik çalışma yayınlayan Yetiş, pratik alanda da önemli görevler üstlendi. 2000 yılından bu yana Kurumsal Yönetimin Geliştirilmesi ve Yeniden Yapılanma alanlarında Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SSK Başkanlığı gibi 75’ten fazla özel ve kamu kurum ve kuruluşuyla ortak çalışmalar yaptı.

TÜBİTAK Başkan Vekili olarak atanan Prof. Dr. Nüket Yetiş, evli ve iki çocuk annesidir.

Prof. Dr.Erdoğan Alper

Cuma, Haziran 29th, 2012

Uşaklı bir aileden gelen Prof. Dr. Erdoğan Alper, 1947 yılında Uşak’ta doğdu.  Kurtuluş İlkokulu  ile Uşak Lisesi orta kısmında okudu. Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak okuduğu Kütahya Lisesi‘ni 1963 yılında birincilikle bitirdi.

Kimya Mühendisliği alanında yurtdışı öğrenim bursu kazanarak Devlet tarafından İngiltere’ye gönderildi ve 1968 yılında Birmingham Üniversitesini birincilikle bitirdi. Doktora derecesini ise 1971 yılında Cambridge Üniversitesi’nden elde etti ve bu ünlü üniversitenin Kimya Mühendisliği Bölümünde eğitim gören ilk Türk oldu.

1972 yılında Türkiye’ye döndü ve sırasıyla Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinde çalıştı. 1976’da doçent, 1981 yılında profesör oldu. 1978-79 yıllarında Alexander von Humboldt Vakfı misafir öğretim üyesi olarak Hannover Teknik Üniversitesi’nde çalıştı.

1983-88 yılları arasında Kral Fahd Petrol ve Mineral Univesitesinde (KFUPM, S.Arabistan) çalıştı ve projeleri petrol şirketi ARAMCO tarafından  desteklenip, uygulamaya konuldu. 1988-90, 1992-95 ve 1998-99 yıllarında Kuveyt Üniversitesinde çalıştı  ve Kuveyt Bilimsel Araştırma Enstitüsü (KISR) danışmanı oldu. Bu kapsamda Kuveyt Petrol Rafinerileri Şirketinin (KNPC) innovatif yöntemlerle modernleştirmesi ve petrokimya tesislerinin planlaması gibi kapsamlı  projelerde görev aldı.

1990-93 yıllarında TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya Mühendisliği Bölümü Başkanlığı yaptı ve Çevre Mühendisliği Bölümü’nü kurdu. 1990-92 yıllarında PETKİM Petrokimya Holding A.Ş. yönetim kurulu üyeliği yaptı bu şirkette köklü bir araştırma kültürü oluşmasını sağladı.

Önemli bir kısmı uluslararası kuruluşlarca desteklenen çok sayıda araştırma projesi yürüttü ve NATO tarafından desteklenen yaz okulu direktörlüğünü yaptı. Mesleğiyle ilgili ingilizce olarak yazdığı iki kitabı Hollanda’da basıldı ve 100 civarında çoğu “Uluslararası Atıflar İndeksi” (SCI)  kapsamında makaleleri yayınlandı. Bu nedenle TÜBİTAK ödülü aldı.

1996 yılından itibaren yeniden Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde çalışmaya başladı ve halen Bölüm Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

Dimitri İvanoviç Mendeleev

Cuma, Haziran 29th, 2012

On yedi kardeşin en küçüğü olan Mendeleev,Sibirya’nın Tobolska şehrinde doğmuştur (1834). Babası bir lise müdürü, büyük babası ise Sibirya’nın ilk gazetesinin yayımcısı idi. Dimitri ilk tahsilini sürgünde iken yaptı. Babasının ölümünden sonra annesi onun daha iyi bir eğitim alması için St. Petersburg’a göç etti.

Dimitri, St. Petesburg Üniversitesinde kendini tanıttı. Tezini “alkol ve suyun birleşmesi” konusu üzerine yaptı (1856). Fransa ve Almanya’da, Bunsen ve bir çok Avrupalı bilim adamıyla buluşup, çalışan Mendeleev, 1858 yılında Almanya’daki Karlsruhe (Kalzrue) konferansına katıldı. Bu konferansta “Avogadro hipotezi” üzerine şiddetli tartışmalar olmuştu. Daha sonra ilk petrol kuyularını görmek üzere Pensilvanya’daki petrol sahalarını gezdi. Rusya’ya dönüşünden sonra yeni bir ticari damıtma usulü geliştirdi. 32 yaşında St. Petersburg Üniversitesinin inorganik kimya kürsüsünde profesör oldu.

Elementlerin fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki düzenlilikten yola çıkarak elde ettiği periyodik tablo, onun en büyük çalışması idi. Bu düzenleme esnasında,o güne kadar bulunamamış bazı elementlerin varlığını ve özelliklerini tahmin etti (1869). Bir kaç yıl içinde varlığını haber verdiği elementlerin keşfedilmesi Mendeleev’i kısa sürede dünya çapında ünlü bir kimyacı hâline getirdi.

Periyodik tablo, Mendeleev’in mükemmel yorumculuğu ve üretici zekasının çarpıcı bir ürünüdür. Mendeleev’in 25 büyük kitaptan oluşan diğer çalışmaları da oldukça ilginçtir. O’nun İzomorfizm hakkındaki bilgileri organize etmesi, jeokimyanın gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca, kritik kaynama noktasını bulup, çözeltilerin hidrat teorisini geliştirmesi onun büyük bir fizikokimyacı olarak anılmasına sebep olmuştur. Mendeleev, 70 kadar akademi ve ilim topluluğunun üyesi idi. Kendi deyimiyle onun birinci hizmeti ilmi araştırmaları, ikincisi ise öğretmenlikti. St. Petersburg’un bir çok okulunda öğretmenlik yapmıştır. 1907 yılında zatürreden ölmüştür.

Mendeleev, periyodik tabloyu ilk defa bastırdığı zaman bilinen 63 element vardı. Ölümünden bir yıl sonra ise bilinen elementlerin sayısı 86’ya yükselmişti. Bu kadar hızlı artış, kimyanın en önemli genelleştirmesi olan elementlerin periyodik tablosu sayesinde sağlanmıştı. Mendeleev hiç bir yeni element keşfedememiş olmasına rağmen, bilim dünyasına yaptığı hizmetten dolayı, 1955 yılında G.T.Seaborg başkanlığındaki Amerikalı fizikçiler tarafından sentezlenen 101 atom numaralı elemente, Dimitri Mendeleev onuruna “mendelevyum” adı verilmiştir.

Kaynak: Büyük Ansiklopedi

Fritz Henkel

Cuma, Haziran 29th, 2012

Alman girişimci Henkel ürettiği Persil’le “kendi kendine” çamaşırı yıkayan ilk deterjanı piyasaya sürerek, Henkel firmasının dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri haline gelmesi için temel taşı koymuş oldu.

Henkel bir ilkokul öğretmeninin oğlu olarak Vöhl/Hessen’de dünyaya geldi. Okula devam ettiği yıllarda bile ilgisini en çok çeken ders kimya idi. 17 yaşına geldiğinde, Batı Almanya’nın gelişmekte olan endüstri bölgesi sayılan Elberfeld’e gitti. Gessert Kardeşlerin Boya ve Lake Fabrikasında çıraklık eğitimini tamamladıktan sonra, burada asli eleman olarak işe alındı ve aradan kısa bir zaman geçtikten sonra şirketin imza yetkili müdürlüğüne yükselmeyi başardı. 1873’te evlendiği Edith Steinen ile dört çocuk sahibi oldu (karısı 1904’te öldü).

Henkel, 1874’te işinden istifa etti ve Aachen’de bir kimyasal madde ve boya toptancısına ortak oldu. İki yıl sonra potas silikatı ile soda karışımından geliştirdiği çamaşır tozunu piyasaya sürmeyi düşündü. Gerekli parasal olanaklara sahip olmadığı için iki ortak buldu ve 1876’da Henkel & Cie adlı çamaşır tozu fabrikasını kurdu. Aachen’de bir evde kurulan bu işletmeye alınan üç eleman hemen bu “Universal-Waschmittels”in üretimine başladılar. Henkel, piyasaya atılır atılmaz, gazete ve dergilerde ürününün reklamını yapmaya başladı. Önceki adı, kendi düşüncesine göre bir kişiliğe sahip bulunduğundan, çamaşır tozuna kısa bir süre sonra “Henkel’in Ağartıcı Sodası” adını verdi.

Henkel firmasını 1878’de daha iyi trafik bağlantısı bulunan Düsseldorf’a taşıdı. Ağartıcı Soda ile yaptığı işler hızla ilerleyince, durmak dinlenmek bilmeyen girişimci Henkel, yeni ürünlere eğilebildi. 1880’li yıllarda hammadde ve kimyasal madde ticareti ile uğraştı ve çay işine girdi. Öncelikle sömürge ürünleri satıcılarından oluşan rakip şirketlere karşı, reklam ve yeni ambalajlama biçimiyle savaşmaya çalıştı. “Henkel Thee” çayını, yalnız aromayı korumakla kalmayıp, ayrıca reklam alanı olarak da kullanabildiği, bir teneke kutu içinde satışa sundu. Henkel’in yıllık cirosu 1899’da ilk kez milyonu aştı. Aynı yıl içinde Düsseldorf-Holthausen’de 55.000 metre karelik devasa bir fabrika arazisi satın aldı. Önceleri bu alanın onda birini bile kullanamadı. 1905’te sayıları 100’ü aşan çalışanlarına aralarında şirketin sağladığı yaşlılık sigortası da bulunmak üzere, Henkel örnek olacak sosyal avantajlar sağladı.

Henkel KG’nin Önemli İş Alanları

• Organ kimya (plastik, laklar, boyalar)

• İnce kimya (kozmetik ve farmakolojik kimya için ürünler)

• Kimyasal-teknik marka ürünleri (yapıştıncı ve tutkallar)

• Kozmetik, vücut bakım ürünleri sabun, deodorant, krem, parfüm, ağız hijyeni, saç bakım ürünleri)

• Yıkama/temizlik ürünleri (deterjan,bulaşık deterjanı, WC-temizleyici ürünler, ayakkabı bakım ürünleri, bitki köruyucu ürünler)

Henkel 1907 yılının Haziran ayında gazetelere verdiği küçük ilanlarla müşterilerini “bir- seferlik kaynatma ile, zahmetsizce, çitilemeden bembeyaz pırıl pırıl çamaşır” sağlayan yeni bir çamaşır tozu hazırladı. İçerdiği en önemli bileşikleri olan Perborat ve Silikat’tan adını alan PERSIL. O zamanlara göre muazzam sayılan 1 milyon markı bulan reklam bütçesiyle Henkel, kendi kendine çamaşırı yıkayan dünyadaki ilk deterjanın piyasada tutunmasını sağlayabildi. Böylelikle Almanya’nın günlük bir gazetesinde tam sayfa bir ilan verdi ve beyaz güneş şemsiyeleriyle bembeyaz giysiler içinde büyük kentlerin kalabalık caddelerinde dolaşan adamlardan bir ekip kurdu. Bu kampanya çok başarılı oldu.

Cirosu altı yıl içinde 50 misli artarak 30 milyon markı buldu. Bu çamaşır tozu Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkelerinde “Persil bleibt Persil” (Persil, her zaman Persil’dir) reklam sloganıyla satılmaktaydı. Henkel Avrupa kıtasının en büyük deterjan üreticisi olma payesine erişmişti. 1926 yılında 78 yaşına gelen Henkel, şirket sermayesinin ölümünden sonra çocuklarına geçmesini karar altına aldı. Henkel, dört yıl sonra halefi Fritz Henkel jr.’un ölümünden birkaç ay sonra 1930’da Düsseldorf’ta öldü.

Râzî

Cuma, Haziran 29th, 2012

Tam adı Ebu Bekir Muhammed İbn Zekeriya El Râzî’dir. Râzî 864 yılında İran’ın Ray şehrinde doğdu. Yerleşik inançları sorgulayan felsefî düşünceleriyle tanınmış olan Râzî (öl. 925), bilimle de ilgilenmiş ve kimya ve tıp gibi alanlarda yapmış olduğu çalışmalarla bilim tarihinde seçkin bir yer edinmiştir.

Kimya biliminde Câbir’in açmış olduğu yoldan giderek yapısal dönüşüm kuramını benimsemiştir; ancak Câbir gibi Aristotelesçi değildir; maddenin oluşumunu dört unsurun birleşmesiyle değil, atomların birleşmesiyle açıklama eğilimindedir. Câbir gibi, bir dizi deney yaparak saf elementi elde etmeye çalışmış ve bu işlemin, maddenin erimesi, çözülmesi, parçalanması, ortaya çıkan parçaların farklı parçalarla birleşmesi ve oluşan ürünün çökelmesi gibi 5 ayrı süreçten geçtiğini belirtmiştir.

Çalışmaları sırasında yeni kimyevî maddeler, yeni yöntemler ve yeni aletler geliştiren Râzî’nin en önemli başarılarından birisi, farklı organik maddeleri damıtmak suretiyle çeşitli yağlar, tuzlar ve boyalar elde etmiş olmasıdır; ayrıca, demir gibi zor eriyen metallerin ergitme işlemleri ile ilgili araştırmalar da yapmıştır.

Razi’nin kimya alanındaki çalışmalarının yanı sıra, tıp alanındaki çalışmaları da çok önemlidir. Rey’deki bir hastanede doktor olarak görev yapmıştır. Bilimsel bir tutum sergileyerek yerleşik otoriteleri önemsememiş, daha çok kendi gözlem ve deneylerine öncelik tanımıştır. Kendisine daha çok Hippokrates’i örnek alan Râzî, Hippokrates gibi, iyi bir klinisyendir; hastalarını tedavi süresince dikkatle gözlemiş ve teşhis ve tedavisini bu gözlemler sırasında elde etmiş olduğu bilgiler ışığında yönlendirmiştir. Teşhis sırasında özellikle nabız, idrar, yüz rengi ve terleme gibi gibi göstergeleri göz önünde bulundurmuştur.

Râzî ilk defa Ortadoğu ülkelerinin çoğunda yaygın olarak görülen çocuk hastalıklarından çiçek ve kızamığın tanılarını vermiş ve bunlar arasındaki farkları belirlemiştir.

Râzî’nin hastalıklara ilişkin incelemelerini içeren küçük boyutlu yapıtlarının yanı sıra, Hâvî (Bütün Bilgiler) adlı kapsamlı bir yapıtı daha vardır. Burada, baştan ayağa doğru bütün beden hastalıklarını sıralayarak, bunlara ilişkin derleyebildiği bütün bilgileri sunmuştur. Yapıtın en önemli yönlerinden birisi, daha önce yaşamış olan hekimlerin görüşlerini de içermesidir; bu nedenle, tıp bilgisinin gelişim sürecini araştıran tarihçiler için bulunmaz bir kaynak niteliğindedir.

Bu yapıttan edinmiş olduğumuz izlenime göre, Râzî hastalıkların tedavisinde, ilaçla tedavi yöntemini tercih etmiştir. Böbrek taşlarının ve mesane taşlarının çıkarılması gibi, genellikle cerrâhî müdâhalenin beklendiği durumlarda bile, ilaçla tedaviyi yeğlediği görülmektedir; hatta bu konu ile ilgili olarak kaleme almış olduğu müstakil bir eserde de aynı şekilde ilaçla tedavi öngörülmüştür.

Prof. Dr.Oktay Sinanoğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

1935’te doğan Sinanoğlu, 1953’te Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi.

1957’de Massachusetts Institute of Technology’yi (MIT) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu.

1960’ta Yale Üniversitesinde “asistant professor” (yardımcı doçent ) olarak çalışmaya başladı. 26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile “associate professor” (doçent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve “full professor” (profesör) ünvanını aldı.

Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu. 1964’te ODTÜ’ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson ve Crick sarmal modelindeki dna sarmalının çözelti içinde o halde nasıl durduğunu keşfeden adam – solvofobik kuvvet ) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu.

İki defa Nobel’ e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel’e adaylar gösterdi.

Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi. 26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesinde Moleküler biyoloji ve kimya olmak üzere iki kürsüde profesör ve son 7 senedir görev yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesinde ise Kimya dalında olmak üzere bir kürsüde Profesör olarak görevini sürdürüyor.

Sanatçı Esin Afşar‘ın ağabeyidir.

Amerigo Vespucci

Cuma, Haziran 29th, 2012

Amerika Kıtası’na adını veren İtalyan denizci Amerigo Vespucci, Mart 1454’te Floransa’da doğdu. Coğrafya ve kozmolojiye küçük yaşta ilgi duyan Vespucci, bu alandaki bilgilerini amcası Giorgio Antonio’dan aldığı derslerle derinleştirdi. 1479’da Medici ailesinin temsilcisi olarak Fransa’ya gitti. Ülkesine dönüşünde Lorenzo de Medici’nin bankasında çalışmaya başladı. 1491’de Medici’nin İspanya’da Sevilla’da bulunan gemicilik şirketinde görevlendirildi.

Bu görevi sırasında üçüncü seferine çıkmak üzere Kristof Kolomb ile tanıştı. Mayıs 1499’da Alonso de Ojeda komutasındaki bir filoyla bilinen ilk keşif gezisine çıktı. Bu gezisi sırasında Brezilya kıyılarını dolaştıktan sonra Amazon Nehri’nin denize döküldüğü noktaya ulaştı. Dönüş yolculuğunda Trinidad ve Haiti Adası’nı dolaşan Vespucci, kendisinden önce bu bölgeyi dolaşan Kolomb gibi yeni bulunan toprakların, Asya Kıtası’nın parçaları olduğunu düşünüyordu. Yeni bir sefer düzenleme yolundaki isteğinin İspanya Krallığı tarafından reddedilmesi üzerine, 1500’de Portekiz’in hizmetine girdi.

Brezilya kıyılarının İspanyollar tarafından bulunan topraklar ile bir ilişkisi olup olmadığının araştırılması için görevlendirilen Vespucci, Mayıs 1501’de ikinci keşif gezisine çıktı. Cabo de Santo Agostinho’ya ulaştıktan sonra Rio de Janeiro Körfezi’ni keşfetti. Ardından, güneye yönelerek Rio de la Plata’ya indi ve Patagonya kıyılarını dolaştıktan sonra Temmuz 1502’de Lizbon’a geri döndü. Bu gezi sırasında bulunan toprakların Asya Kıtası’nın parçaları olmadığını farkeden Vespucci, daha sonra mektuplarında bu topraklardan (Yeni Dünya) adıyla söz etmiştir.

1503’te üçüncü bir keşif gezisine çıkan Vespucci, yolda fırtınaya tutuldu ve bir sonuç elde edemeden ertesi yıl geri döndü. 1505 yılında yeniden İspanya’nın hizmetine girdi ve Sevilla’ya yerleşti. 1508’de baş kılavuzluğa (piloto mayor) atanan Vespucci, yeni bulunan bölgelerin haritalarının yapılmasına ve denizcilerin yetişmesine katkıda bulundu. İlk kez, 1507’de Martin Waldseemüller tarafından Fransa’da yayımlanan bir coğrafya kitabında, Yeni Dünya (bugünkü Güney Amerika) bu toprakların bağımsız bir kıta olduğunu kanıtlayan Amerigo Vespucci’nin adıyla anılmıştır

Amerigo Vespucci, 22 Şubat 1512’de İspanya’da öldü.

Kristof Kolomb

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kristof Kolomb (1451 Cenova, İtalya – 20 Mayıs 1506 Valladolid, İspanya)

Cenovalı denizci ve kaşiftir. 1492’de Atlantik Okyanusu’nu aşarak Kuzey Amerika’ya ulaşan ilk Avrupalıdır. Bu yolculuğunu İspanyol bayrağı altında yapmıştır.

Amerika’yı keşfetmeden önce, Osmanlı Devleti dahil, tüm güçlü devletlerden yardım istemiştir fakat kimse destek vermek istememiştir. Sonunda İspanya, Kolomb’a yardım etmeyi kabul etmiştir.

Kristof Kolomb, Amerika kıtasının bulunmasına ve Avrupa’ya açılmasına öncülük etti. Bununla birlikte yeni kıta adını Kolomb’la aynı dönemde yaşamış ve 1497 ya da 1499’da Güney Amerika’ya ulaşmış olan Amerigo Vespucci adında bir İtalyandan aldı.

Daha 11. yüzyılda Norveçli Leif Eriksson Kuzey Amerika kıyılarını dolaşmıştı, ama tarihte Amerika’nın keşfedilmesinin onuru Kolomb’a aittir. Ne var ki, Kolomb yepyeni bir kıta keşfetmiş olduğunun farkına varamamıştı. Onun amacı doğudaki baharat ve ipek gibi değerli malların batıya getirilebileceği güvenli bir ticaret yolu bulmaktı. 12 Ekim 1492’de Bahama adalarından birine çıktığında da bu düşüncesini gerçekleştirmiş olduğunu sandı. Amerika kıtasını bulan Kristof Kolomb,yepyeni bir kıta keşfettiğinin farkına varamamıştı.

Kristof Kolomb İtalya’nın Cenova limanında yaşayan yoksul bir dokumacının oğlu olarak dünyaya geldi. Avrupa’nın en işlek limanlarından biri olan Cenova’da tüccarlar çeşitli ülkelerle ticaret yapıyor, karayoluyla Hindistan’dan ve Uzakdoğu’dan gelen pamuk, kumaş ve baharattan başka İngiltere açıklarında avlanan balıkları da kurutulmuş ve tuzlanmış olarak satın alıyorlardı. Kristof Kolomb büyük bir olasılıkla Marko Polo’nun Çin gezisi anılarını okumuş, Leif Eriksson’un yüzyıllar önce yaptığı gizemli deniz yolculuğunun öyküsünü dinlemişti.

Gençliğinde Akdeniz’in doğusuna bir deniz yolculuğuna çıkan Kolomb,baharat ve ipek ticaretinin nasıl yapıldığını öğrenme olanağı bulmuştu. Daha sonra 1476’da kuzeyde İngiltere’ye ve İzlanda’ya kadar gittiği sanılmaktadır. Bu yolculuktan dönüşünde Portekiz’in başkenti Lizbon’a taşındı. O çağda bile hala Dünya’nın dümdüz olduğuna inanan birçok insan vardı.Kolomb ise Dünya’nın küre biçiminde olduğu düşüncesindeydi. Kolomb çeşitli Dünya haritalarının çizimine yardımcı oldu. Bu harita ve çizimlerde Dünya gerçekte olduğundan çok daha küçük, Asya ise çok daha büyük gösteriliyordu. Kolomb Asya’nın doğuya doğru çok fazla uzandığını, bu yüzden de İspanya’dan yola çıkıp batıya doğru yol alarak oldukça kısa bir zamanda Hindistan’a varabileceğini düşündü. Hindistan’ın uzaklığını da hesapladı; Hindistan’ın bulunduğunu sandığı yer aşağı yukarı Amerika’nın bulunduğu yere denk geliyordu.

Böyle bir yolculuğu tasarlayan ilk insan Kolomb değildi, ne var ki, o zamanki gemilerin küçüklüğü ve yeterli donanıma sahip olmayışı yüzünden böylesine uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmayı kimse göze alamıyordu. 1480’de artık deneyimli ve kendine güvenli bir denizci olan Kolomb ise Hindistan’a kısa sürede ulaşabileceğini kanıtlayacak bir keşif gezisine önderlik edebileceğine inanıyordu.

Bu yolculuk için gerekli gemileri ve parayı ancak İspanya ve Portekiz hükümdarları sağlayabilirdi. Kolomb ilk önce Portekiz Kralı 2 Joao’ya başvurduysa da önerisi reddedildi. İspanya’nın önemli bir bölümü Magripliler’in altındayken tahta çıkan Fernando ve Isabella ise Kolomb’u içtenlikle kabul ettilerse de, ülkenin içinde bulunduğu kargaşa yüzünden ona yardımcı olamadılar.

Kolomb haritacılık yapan kardeşi Bartolomeo’yla birlikte İngiltere ve Fransa krallarına başvurdu. Ama bu iki kraldan da yardım alamadı. Sonunda ilk başvurudan yedi yıl sonra İspanya kraliçesi Isabella, Kolomb’a yardım edeceğini bildirerek ona amiral ünvanı verdi.


Not: Amerika’da Ekim ayının ikinci Pazartesi günü, 1492 yılında Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’u anmak amacıyla Columbus Günü olarak kutlanır.

Asım Aykan

Cuma, Haziran 29th, 2012

1953 yılında Trabzon merkeze bağlı Dolaylı Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Daha sonra Karma Ortaokulu ve Trabzon Lisesi’nden mezun oldu.

1974 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden (K.T.Ü.) mezun olduktan sonra, Maden Tetkik Araştırma (M.T.A.) enstitüsünde 3 yıl jeoloji mühendisi olarak (Antakya, Artvin, Rize ve Trabzon’da) çalıştı. Kısa bir özel sektör hayatından sonra İzmir’de 18 ay ulaştırma olarak askerlik yaptı.

1980’den sonra ticaret hayatına başlayan Aykan 1987 yılına kadar, özellikle yüksek öğrenim gören gençlerin hizmetinde bulundu. 1987-1994 yılları arasında R.P. Trabzon İl Başkanlığı’nı yürüttü. Sonrasında 27 Mart 1994 Mahalli Seçimlerinde Trabzon Belediye Başkanlığı’na seçilen Aykan aynı göreve 18 Nisan 1999 yılında tekrar getirildi. 8 Ağustos 2002 tarihinde 22. dönem milletvekilliği genel seçiminde Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi’nden aday adayı olmak üzere Trabzon Belediye Başkanlığı görevinden istifa etmiştir. Aykan evli ve 4 çocuk babasıdır.

Ahmet Mete Işıkara

Cuma, Haziran 29th, 2012

Işıkara, 1941 yılında Mersin’de doğdu. 17 Ağustos 1999’da Marmara bölgesinde yaşanan ve büyük yıkımlar ile ölümlerin olduğu Mw 7.4 büyüklüğündeki deprem sonrası yaptığı toplumu bilinçlendirme çabaları nedeniyle özellikle dönemin çocuklarının bilincine deprem dede, deprem amca gibi isimlerle de yerleşti.

Ahmet Mete Işıkara AHDER (Afete Hazırlık ve Deprem Eğitim Derneği)’in yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır.

Tarihlerle hayatı

1965 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Bölümü’nü bitirdi ve aynı bölüme asistan oldu.

1969 yılında Necmi Rıza Ahıska’nın kızı Aysel Ahıska ile evlendi.

1973 – 1974 yılları arasında askerlik görevini Harita Genel Komutanlığı’nda yaptı .

1976 – 1983 yılları arasında Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği Ulusal Jeomagnetizma ve Aeronomi Komisyonu Başkanlığı yaptı.

1979 – 1982 yılları arasında Avrupa Depremlerin Önceden Belirlenmesi Çalışma Grubu’nda koordinatör

1980 – 1983 yılları arasında Türkiye adına Avrupa Konseyi Deprem Uzmanları Komitesi’nde temsilcilik yaptı.

1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde göreve başladı.

1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’nde müdür yardımcısı oldu.

1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’nde müdür oldu.

Okan Murat Öztürk

Cuma, Haziran 29th, 2012

Anadolu geleneksel müziğinin ve bu müziğin vazgeçilmez çalgısı bağlamanın önemli temsilcilerinden biri olan Okan Murat Öztürk, 1967 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Jeoloji mühendisli bölümünden mezun olan Öztürk, geleneksel müziği ve bağlama çalma tekniklerini, otantik kaynakları (Muharrem Ertaş. Ramazan Güngör Neşet Ertaş, Feyzullah Çınar, vb) ve usta sanatçıları (Mehmet Erenler, Musa Eroğlu,Talip Özkan, Arif Sağ, vb) dinleyerek öğrendi. C. Güla ve M. Aktan gibi hocalarla da doğrudan çalışma olanağı oldu. “Kültür Bakanlığı Ankara DTHM Korosun’da ve ‘TRT’de bağlama sanatçısı olarak görev yaptı.

1984’ten başlayarak, yurtiçi ve dışında, çeşitli düzeylerde bağlama eğiticiliği yaptı. Öztürk, 1988’de Türkiye’de ilk kez, bağlama ailesi çalgıları ve Anadolu müziğini tanıtma amacını taşıyan “Bengi Bağlama Topluluğu”nu kurdu. Bu toplulukla birlikte, aralarında Ankara Uluslararası Müzik Festivali ve Houston Uluslararası Festivali gibi önemli festivallerin de bulunduğu çok sayıda organizasyonda yer aldı. 1990’dan itibaren, bağlama ailesi çalgıların (cura, bağlama, tanbura, divan) armonik çalınış olanakları üzerine, Türkiye’nin önde gelen besteci ve eğiticilennden, Ertuğrul Bayraktar’la çalışmalar yaptı. Türk müziği ve özellikle de Anadolu makamlarına özgü bir çok seslendirme yöntemi olan, “Kemal İlerici (dörtlü armoni) Sistemi “ne dayanan bu çalışmalar sonucunda, özgün bir repertuarın geliştirilmesini sağladı.

Öztürk, yurt içinde katıldığı konser, festival ve sempozyumların yanısıra, Amerika, Almanya, isviçre, Küba ve Tacikistan’da konserler verdi. E.Oğur (perdesiz gitar), A.Kanneci (klasik gitar), Hasan Yükselir (bariton), Tolga Çandar (bariton), Ömer Yılmaz (tenor) gibi sanatçılarla birlikte, stüdyo çalışmaları, tv-radyo programları ve konserler gerçekleştirdi. Sanatçı ayrıca, geleneksel çalgılardaki transpoze akort ve pozisyon sorunlarını çözmek amacıyla, “dört telli saz” ve “bas bağlama” gibi yeni çalgıların tasarım ve terası üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

Bugüne dek yayınlanmış albümleri; “Hiç” (1999-Erkan Oğur ile birlikte), “Güneş Bahçesinden Ezgiler” (1999-Bengi Bağlama Üçlüsü’yle birlikte), “Eski Havalar” (1998-solo) ve “Turkish Authentic Saz” (1997-solo).

Prof. Dr.Arman Kırım

Cuma, Haziran 29th, 2012

İlköğretimini Söke Kemalpaşa ve 6 Eylül İlkokullarında gördü. Orta ve liseyi Bornova’da, dönemin adıyla İzmir Koleji’nde (Bugünkü ismi BAL) yatılı olarak okudu (1965-1972). 1976 yılında ODTÜ İşletme bölümünü, 1978 yılında İngiltere’de Leeds University Ekonomi bölümünde yüksek lisans (MA) çalışmasını bitirdi. 1981-1984 yılları arasında İngiltere’de University of East Anglia’da gelişme ekonomisi alanında doktora (PhD) yaptı.

Doktorasını bitirdiği yıl İngiltere’nin Coventry kentindeki Warwick University’de öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1986 yılında ODTÜ İşletme bölümünde Yardımcı Doçent olarak göreve başladı. Bir yıl sonra, Kasım 1987’de Doçent oldu. 1992 yılında üniversiteden istifa etti.

Fed Training/DC Gardner isimli, Türkiye’nin ilk bankacılık ve yöneticilik eğitim şirketini kurdu. Bu şirketin başarısından dolayı, aynı zamanda da profesyonel eğitim sektörü gibi ülkemizde yeni bir sektörün kuruluşuna öncülük etmesi nedeniyle kendisine 1995 yılında Jaycees ve Hürriyet Gazetesi tarafından “Yılın En Başarılı Genç Girişimcisi” ödülü verildi.

Yurtdışı ve yurtiçi bilimsel dergilerde çok sayıda makalesi yayınlandı. 2003 yılında yayınladığı ‘Mor İneğin Akıllısı’ isimli iş kitabı, Türkiye’de tüm zamanların en çok satan iş kitabı oldu. Çoğu çok satanlar listesine giren 17 kitap yayınladı. 2007 yılında yazdığı ‘Türkiye Nasıl Zenginleşir’ isimli kitapla Türkiye için dört başı mamur bir kalkınma ve sanayileşme stratejisi oluşturdu. Bu kitapta geliştirilen stratejiyi tamamlayıcı olarak, 2010 yılında, yenilikçi girişimciliğe dayalı bir ulusal kalkınma modeli öneren ‘Yeni Girişimcilik: İşsizliğin ve Ekonomik Büyümenin Çaresi’ kitabını yayınladı.

Radikal Gazetesi’nin ilk çıktığı yıl bu gazetede haftalık strateji yazıları yazdı. Daha sonra strateji ve pazarlama konulu yazılarını Milliyet Gazetesi’nde sürdürdü. TV8 kanalında kendi hazırlayıp sunduğu ‘Girişimci’ isimli bir program yaptı. 2006 başında aylık ekonomi dergisi Turkishtime’da ‘Prof.Arman Kırım’la Strateji ve İnnovasyon’ isimli bir bölüm yazmaya başladı. Ekim 2009’da Türkiye gazetesinde “Prof. Arman Kırım’la BUSINESS” isimli, Türkiye iş dünyasını bilgilendirip geliştirme amaçlı haftalık bir sayfa hazırlamaya başladı.

Kırım, 2004-2010 yıllları arasında Hürriyet Gazetesi’nde, hobisi olan yemek üzerine bir sayfa hazırlama görevini üstlendi. Hürriyet Pazar’da yayınlanan bu tam sayfa yazılarla Türkiye’nin zengin yeme-içme kültürüne yeni bir bakış açısı getirmeyi hedefledi. Türk mutfağının modernleşmesi ve yaratıcı bir Türk mutfağı geliştirilmesi gerektiği tezini yazılarında sürekli olarak savundu ve yol gösterici olması arzusuyla, kendi tasarladığı modern Türk yemeklerinin tariflerini ardı ardına yayınladı. Yemek yazılarında aynı zamanda mutfak tekniklerini anlatmaya özen gösterdi ve mutfakta başarının iyi teknik bilmekle, kaliteli malzemeye dayandığı tezini savundu. Yemek yazılarıyla okurlarına mutfak konusuna çok farklı ve evrensel bir bakış açısı kazandırmaya çalıştı.

İş ve ekonomiyle ilgili kitaplarında ortaya koyduğu tezler Türkiye iş dünyasında her zaman yankı gördü. Türk iş dünyasına ‘farklılaşma’ ve ‘innovasyon’ gibi çok önemli kavramları benimseten kişi olarak tanındı. Kırım aynı zamanda Türkiye ekonomisinin kalkınması ve işsizliğin önlenmesine yönelik alternatif ve sıradışı tezler içeren kitaplar yazdı. ‘Türkiye Nasıl Zenginleşir’ ve ‘Yeni Girişimcilik’ isimli kitapları, Türkiye ekonomisinin hızlı büyümesi ve yeni istihdam alanları yaratılabilmesi amaçlarıyla çok sıradışı ve daha önce konuşulmayan farklı büyüme modelleri ortaya koydu, ayrıntılarıyla bu büyüme stratejilerinin adımlarını açıkladı. Akademisyen, öğretmen, girişimci/iş adamı, iş kitabı yazarı, konuşmacı, şirket danışmanı, aşçı ve yemek yazarı olarak çok yönlü bir yaşam sürmeye çalıştı.

Doç. Dr.Nezir Köse

Cuma, Haziran 29th, 2012

1963 yılı Ankara doğumlu olan Nezir Köse ilk,orta  ve lise tahsilini Ankara’da tamamladıktan sonra 1989 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İstatistik  Bölümünden mezun oldu.

Gazi Üniversitesi Sosyal  Bilimler  Enstitüsü Ekonometri Bölümünden 1992 yılında yüksek lisans,1998 yılında ise doktora eğitimini tamamladı.Gazi Üniversitesi  İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünde 1990 yılında Araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Nezir Köse,2001 yılında yrd.doçent,2006 yılında  doçent unvanlarını aldı.

2001-2004 yılları arasında Gazi Üniversitesi  İİBF.Dekan yardımcılığı görevini yaptı.2008 yılında  Fakülte Kurulu ,2010 yılında Fakülte Yönetim Kurulu  üyeliğine doçent temsilcisi olarak seçilmiş olup bu görevlerini halan devam ettirmektedir.

Uygulamalı  ekonometri ve zaman serileri analizi alanlarında çok sayıda yayımlanmış çalışması bulunmaktadır.Halen Gazi Üniversitesi İktisadı ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünden  öğretim  üyesi olarak  çalışmaya devam eden Nezir Köse evli ve iki çocuk babasıdır.

Mahmut Demir

Cuma, Haziran 29th, 2012

1974 yılında Gaziantep’te doğdu. 1985-1991 yılları arasında Nizip İmam-Hatip Lisesi’nde okuyanDemir, 1992 yılında Gaziantep Ömer Özmimar İmam-Hatip Lisesi’nden mezun oldu. 1997’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olan Demir, 1998-2006 yılları arasında Adıyaman’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı.

2007 yılında Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlığına atanan Demir, son üç yıldır da Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen Konulu Hadis Projesinde görev yapıyor.

2001 yılında “Hadis Edebiyatında Terğîb-Terhîb Rivayetlerinin Değerlendirilmesi” isimli çalışmasıyla yükseklisansınıtamamlayan Demir 2010 yılında “Fezâilu’s-Sahâbe Rivayetleri Bağlamında Şiî-Sünnî İhtilafının Hadis Rivayetine Yansımaları” başlı ğ ıaltında yaptığı çalışmasıyla da Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Hadis Anabilim Dalında doktorasını tamamladı.

Cemil Paslı

Cuma, Haziran 29th, 2012

1969 yılında Tokat İli Zile İlçesi Çeltek köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Zile’de Alparslan Ortaokulunda okudu. Kırklareli 60. yıl Sağlık Meslek Lisesinde 1.ve 2. sınıfı, Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesinde 3 ve 4. sınıfı yatılı okuyarak 1987 yılında Sağlık Memuru oldu. Yozgat’ta 1 yıl Sağlık memurluğu yaptı. 1988’de girdiği Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini 1993’de bitirdi. Aynı yıl ikinci Yüksek Okulu Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’e başladı ve 1996 da mezun oldu. Sağlık Meslek Lisesi Öğretmeni olarak memuriyetine devam etti. 1997’de Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans yaptı.

Seminer tezi olan “Aleviliğin Ortaya Çıkışı” çalışmasını genişleterek “Türk Aleviliği“ ismiyle Gündönümü yayınlarından 2006 yılında bastırdı. 2007 yılında “Tarihi, Kültürel, Foklorik Açıdan Alevilik“ gündemli Abant Platformunun düzenlediği toplantıya katıldı. Alevilikle ilgili bir çok çalışmaya katıldı.

1997 yılında Shçek Erkek Yetiştirme Yurdunda Öğretmen olarak göreve başladı ve 2004 yılına kadar bu göreve devam etti.2004 yılında Konya Huzurevi YBRM de Müdür Yardımcılığı görevinde 2004-2006 yılları arası görev yaptı. 2006 yılında Konya Shçek İl Müdür Yardımcılığı görevine, 2007 de Aile Danışma Merkezi Müdür V. görevine atandı. Halen  aynı görevlerine devam ediyor.

Yeni Konya, Belge gibi gazetelerde, bazı web sitelerinde köşe yazarlığı sürekli, çeşitli dergi ve gazetelerde bazen makaleleri yayınlanmaktadır.

Askerliği 2000 yılında Bedelli olarak Karabük’te yaptı. Konya Yazarlar Birliği Üyesi. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

İngilizce ve Arapça bilmektedir.

İbrahim Eken (Hoca Efendi)

Cuma, Haziran 29th, 2012

1927 yılında Kayseri’de doğan Eken, ilk-orta ve lise tahsilini Kayseri’de tamamladı. Liseden mezun olduktan sonra babasının isteği üzerine İstanbul Teknik Üniversitesine kaydolan Eken, asıl okumak istediği İlahiyat Fakültesi 1949 yılında Ankara Üniversitesi bünyesinde açılınca 1950-51 öğretim yılında İlahiyat Fakültesine kaydoldu.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenimini sürdürürken Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı vaizlik-müftülük sınavına katılan Eken, kazandığı bu sınavla Ankara Merkez vaizliği görevi ile memuriyet hayatına başladı.

1954 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden me-zun olan Eken, Kayseri’de ve Ankara’da dönemin âlimlerinden olan Hasan Hüsnü Erdem, Ahmet Hamdi Akseki, HasanFehmi Başoğlu ve Ali Himmet Berki gibi önemli hocalardan özellikle “usul” konusunda özel dersler aldı. İhtisas yapmak için iki yıl Bağdat’a giden Eken, ihtisasını tamamladıktansonra tekrar yurda dönerek buradaki görevini sürdürdü.

Diyanet İşleri Başkanlığında vaizlikle göreve başlayan Eken, sırasıyla Ankara, İstanbul ve Kayseri Vaizliği, Teftiş Heyeti Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

Kaleme aldığı çok sayıda yayınlanmış makalelerinin yanı sıra, “Din Psikolojisi, Kader, Cennet Bahçeleri ve Kulluk” isimli neşredilmiş eserleri de bulunan Eken Hoca Efendi, uzun yıllar gerek kürsülerde, gerek televizyonlarda ve gerekse deverdiği konferanslarda kendisini İslam’ı anlatmaya vakfeden gönüleri birisi olarak biliniyordu.

17 Temmuz 2010 tarihinde Kayseri’de Hakkın rahmetine kavuşan İbrahim Eken Hoca Efendi, çok sayıda eş, dost ve sevenlerinin katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından Kayseri’de defnedildi.

Camii Kebir”de Cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazına, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Emniyet Müdürü Cuma Ali Aydın, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, hacılar Belediye Başkanı Ahmet Herdem, Kızılay Kayseri Şube Başkanı Ayhan Uzandaç ile İbrahim Eken Hoca Efendi”nin yakınları ve sevenleri katıldı.

Cenaze namazını kıldıran İl Müftüsü Şaban İşlek, İbrahim Eken Hoca Efendi”nin örnek bir insan olduğunu ve bir çok talebe yetiştirdiğini belirterek, “Kayseri”den bir yıldız daha kaydı. Değerli bir insanı daha kaybettik. Allah rahmet eylesin” dedi.

İbrahim Eken Hoca Efendi”nin cenazesi şehir mezarlığında gözyaşları içerisinde toprağa verildi.

Bahriye Üçok

Cuma, Haziran 29th, 2012

1919’da Trabzon’da doğan Üçok, İstanbul Kandilli Kız Lisesini bitirdi. Yüksek öğrenimini Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Türk-İslam Tarihi Bölümü’nden alırken, aynı zamanda Devlet Konservatuarı Opera bölümüne de devam etti ve bu bölümü de bitirdi. Samsun ve Ankara’da on bir yıl süren lise öğretmenliğinden sonra, 1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Öğretim Üyesi oldu. Aynı zamanda bu fakültenin ilk kadın öğretim üyesidir Bahriye Üçok.

1954 yılında “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlarla” adlı tezinde başarılı bulunarak doçentliğe yükseldi. Farsça ve Arapça’yı iyi bilen Üçok, Kur-an’ı Kerim’e bağlı kalarak İslâm dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960’lı yıllardan itibaren tehditler almaya başladı ve kendini güvencede hissetmediği için akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.

1971 yılında kontenjandan senatör oldu ve bu gelişmeyle birlikte aktif siyasi yaşama da başlamış oldu. Siyasi tercihini CHP’den yana kullanan Üçok, 1977’de CHP’ye katıldı. 12 Eylül’den sonra açılan Halkçı Partinin 1983’de kurucu üyesi oldu. Daha sonra 1984 seçimlerinde de bu partiden Ordu Milletvekili olarak T.B.M.M.’ne girdi. 1986’dan itibaren SHP üyesi oldu ve 1990 Eylülünde bu partinin parti meclisi üyesi seçildi.

1989’da televizyonda yapılan bir açık oturumda, “İslâm’da Örtünmenin Zorun Olmadığını” açıklamasından sonra, “İslami Hareket” adlı örgütün yoğun tehditlerini almaya başladı. Tehditlerin ardından, 6 Ekim 1990 günü evine gönderilen kitap paketini kapısının önünde açmaya çalışırken içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi.

“İslâm’dan Dönenler ve Yalancı Peygamberler”, “İslâm Devletinde Kadın Hükümdarlar”, “İslam Tarihi”, “Emeviler – Abbasiler ve Atatürk’ün İzinde Bir Arpa Boyu” adlı yapıtları bulunan Üçok, birçok makale ve araştırma yazısı kaleme aldı. Aly Mazahéri’nin “Ortaçağda Müslümanların Günlük Yaşayışları” adlı yapıtını da Türkçe’ye kazandırdı.

Prof. Dr.Mustafa Sait Yazıcıoğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

Türkiye Cumhuriyetinin 14. Diyanet İşleri Başkanı olan Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı. Aynı yıl girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 1971 yılında mezun oldu.

Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştıktan sonra 1972 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi. 1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı. 1977 yılında Doktorasını tamamlayarak yurda döndü. Aynı yıl Dr.Asistan olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne intisab etti. 1983 yılında Doçent, 1988 yılında Profesör oldu.

17 Haziran 1987 3 Ocak 1992 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı. 14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı. 21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı. 10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Evli ve iki çocuk babasıdır.