Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Prof. Dr.Werner Sombart

Cuma, Haziran 29th, 2012

Alman iktisatçı Sombart tarihsel-toplumsal temellere dayanan bir ekonomi biliminin savunucusuydu. Çalışmalarında sosyalizmi araştıran Sombart, erken dönem, zirve dönemi ve geç dönem olarak ayırdığı kapitalizmin analizini yaptı.

Ermsleben/Harz’da dünyaya gelen Sombart’ın babası Prusya Parlamentosu, ardından da Reichstag Meclisi üyesiydi. Siyasal açıdan sola yakındı ve tarımsal reformların yapılmasına taraftardı. Werner Sombart ekonomi, hukuk, tarih ve felsefe eğitimi gördü. Sosyal reformculardan Adolph Wagner ve Gustav von Schmoller’in öğrencisi olarak genç yaşta Tarih Ekolü denilen düşünce tarzıyla temas etti. Bu öğretinin temsilcileri ekonomik sorunları ve bunlardan çıkan sonuçları tarihsel tecrübeye bağlayıp sosyal reformların yapılmasına taraftardılar.

Sombart Berlin Üniversitesi’nde 1888’de “Roma Campagna’sı” konusunda sosyo-ekonomik bir araştırmayla doktorasını verdi. Güncel sorunları tarihsel nedenlere bağladığından (örneğin köylülerin eski büyük mülk sahipleri yüzünden borçlandırılması gibi) bu çalışmasıyla sosyal bir reformcu olduğunu kanıtladı.

Sombart aynı yıl içinde Bremen ticaret odası hukuk danışmanlığına atandı. Bundan iki yıl sonra da Schmoller’in tavsiyesi üzerine Breslau Üniversitesi’ne ordinaryüs profesör adayı olarak atandı. Sombart’ın amaçladığı bilimsel kariyer yavaş yavaş ve kademe kademe oluştu. Bunun nedeni, Sombart’ın Marksist düşünceleri temsil etmesi yüzünden, çalışmalarının kuşkuyla karşılanması ve ekonomistlerin çoğu tarafından reddedilmesiydi.

Ekonomi, Sombart için, düşünsel, maddesel, doğal ve geleneksel kökenli olgulardan kaynaklanmaktaydı. Aralarına inşanın eğitimini de kattığı kültürel koşullara özellikle önem veriyordu.

1902’de yayınlanan Der Moderne Kapitalismus (Modem Kapitalizm) adlı iki ciltlik yapıtı şiddetli tartışmalara yol açtı. Sombart tarih araştırmalarını genel iktisat bilgileriyle birleştirerek, kendi düşüncesine göre kapitalizmin zaman içinde ne şekilde geliştiğini ve önüne geçilemez bir biçimde kendini kabul ettirdiğini gösterdi. Bununla kapitalizmi dönemlere ayırdı ve bu kavramın iktisat bilgisine girmesini sağladı: Orta çağda görülen kapitalizm öncesi ekonomiyi Avrupa’daki erken dönem ve zirve dönemi kapitalizmi izlemişti. Sombart bu dönemin Sanayi Devriminin başından 1914’e kadar sürdüğünü saptıyordu.

Refah devletinin başlangıcını ve kartellerin oluşmasını ise bir yaşlanma işareti olarak görüyordu ve bunu tanımlamak için geç kapitalizm kavramını ortaya attı. Analizindeki doğa yasalarına bağlı olaylar kuramı Marksist düşüncelere tamamen uyuyordu. Sombart bu yüzden o dönemde çoğunlukla muhafazakâr olan iktisatçıların eleştirilerine katlanmak zorunda kaldı.

Bütün tartışmalara karşın Sombart, 1906’da Berlin Ticaret Akademisi’nde kürsü sahibi olduysa da kendisine burada ders vermemesi şart koşuldu. Bundan oniki yıl sonra, çoktandır özlemini çektiği profesörlüğe Berlin Üniversitesi’nde kavuştu. Sombart 20’li yıllarda giderek Marksist düşüncelerden uzaklaştı. Nitekim 1896’da ilk kez yayınlanan Sozialismus und Soziale Bewegung (Sosyalizm ve Sosyal Hareket) adlı yapıtının onuncu ve son baskısında aşırı bir Marksizm karşıtlığı göze çarpmaktadır.

1930’larda patlak veren yöntemler kavgasında Sombart, Max Weber ile birlikte eski hocası Schmoller’in karşısına geçti. Sombart değer yargılarının bilimsel olarak kanıtlanamayacakları ve dolayısıyla objektif bilimle bağdaştırılamayacakları düşüncesindeydi. Buna karşılık Schmoller ve yandaşları değer yargılarından vazgeçmenin, ekonomik ve sosyal politiğin bir bilim olarak kabul edilmesinden genelde vazgeçmek anlamına geldiğini ileri sürüyorlardı.

1934’te yayınlanan Deutscher Sozialismus (Alman Sosyalizmi) adlı yön gösterici yazısında Sombart, 30’lu yılların ekonomik krizinin aşılması için önerilerde bulunuyordu. Kapitalist ekonomi sisteminin sona erdiğine inanıyor ve bunun yerine dayanışma temelinde bir merkezi yönetim ekonomisi fikrini yaymaya çalışıyordu.

Sombart’ın Nasyonal Sosyalistler karşısındaki tutumu oldukça çelişkiliydi. Önceleri Nasyonal Sosyalist harekete ve bu hareketin ideolojisine hizmet vermeye çalıştı. Ne var ki ekonomik önerileri beğenilmeyince Sombart, arasını tamamen açmadan, Nasyonal Sosyalistlere sırt çevirdi. 1941’de 78 yaşında Berlin’de öldü.

Vilfredo Pareto

Cuma, Haziran 29th, 2012

İtalyan iktisatçı ve sosyolog Pareto, herkes için olabildiğince yüksek bir refah düzeyinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli koşullan gösteren modern refah teorisinin temellerini ortaya koydu. “Seçkinlerin dolaşımı”na ilişkin kuramı faşist hareketi etkiledi.

Paris’te dünyaya gelen Pareto, Cenovalı soylu bir aileye mensuptu. Cumhuriyetçi olan babası, başarısızlıkla sonuçlanan bir suikast girişiminden sonra, Fransa’ya sürgüne kaçmıştı. Adı önce Fritz Wilfried olarak konulan ve sonradan İtalyanca Vilfredo’ya çevrilen çocuk, onbir yaşına geldiğinde, ailesi genel aftan yararlanarak İtalya’ya döndü. Pareto Torino Politeknik Lisesi’nden mezun olduktan sonra 21 yaşında mühendislik sınavını verdi. Bundan beş yıl sonra Floransa yakınlarında bir demirhaneyi yönetiyordu.

Pareto boş zamanlarında genel ekonomik ve toplumsal sorunlar üzerinde araştırmalar yapıyor ve konferanslar veriyordu. 1882’de parlamento seçimlerine liberallerden aday oldu, fakat kazanamadı. Bir yıl sonra mesleğini bıraktı ve İsviçre’ye yerleşti. Hayatını “Giornale degli Economisti”ye köşe yazarlığı yaparak kazanıyordu. Bu ekonomi gazetesinde İtalyan devletinin korumacı ticaret politikasına karşı geldi ve iğneleyici yazılar yazarak tekrar tekrar etkili “kahvehane politikacıları”na saldırdı.

Pareto 1891’de tanıştığı Fransız iktisatçı Leon Walras’ın Lozan Üniversitesi’ndeki kürsüsünü devraldı. Kedilere çok düşkün olan Pareto, 1900 yılında kendisine bir amcasından miras kalan parayla Cenevre ilinde bir ev satın aldı. Buradaki yalnızlık yüzünden, 1889’da evlendiği Rus eşi Alessandra Bakunin, Pareto’yu 1901’de aşçısıyla beraber terketti.

Pareto yüzyılın başında, o zamana kadar bilinen marjinal fayda bilgisini genişletmeye başladı. Bu ekolün temsilcileri yarardan satın almaya doğru (bir ürünün faydası hakkında akıllıca bir tartma yapıldıktan sonra, ürün satın alınır) bir hareket olduğuna inandıkları halde, Pareto satın alma hareketinin kendisinde yararı görüyordu, yani tüketici bir malı kendisi için yararlı olduğu için satın almaya karar verir.

Ayrı fertler için bir ürünün yararını sayılabilir birimlere ya da niceliklere ayırma problemini Pareto Seçim Teorisi’yle halletmeye çalıştı. Bu kuramda “yazar” kavramının yerine “tercih çizelgesi” kavramını koydu. Buna göre, her ne kadar satın alan kişi ayrı ayrı ürünlerin kendisi için yararlarının büyüklüğünü tam olarak belirtemiyorsa da, kararını verirken o anda hangi ürünün kendisi için en yararlısı olduğunu bilmektedir. Bunun sonucu olarak, yararın derecesini saptayabilmek için satın almadaki davranışı gözlemlemek yeterlidir.

Pareto bir ulusun ekonomisinde olası olan denge durumlarını araştırırken, adını kendisinden alan optimum’u buldu. Matematiksel yöntemlerle kanıtladığı ekonomik duruma göre, bu duruma ulaşılması halinde insanların yararlı mallara ve hizmetlere olan gereksinimleri, en iyi biçimde tatmin edilmiş olur. Bununla modern refah teorisinin temellerini kurmuş oldu. Genel refah düzeyi ancak, başka bir kişinin yararını azaltmadan en az bir kişinin sağladığı yararda bir artış sağlanabildiği zaman yükseltilebilir.

Pareto bundan sonraki çalışmalarında ekonomiyi sosyolojik yönden ele aldı. 1916’da yayınlanan Trattato di sociologia generale (Genel Sosyolojinin Temelleri) adlı yapıtında rasyonel hareket eden tüketici kavramına karşı geldi. Kendi tezi: insanların çoğu objektif olarak bakıldığında mantıklı hareket etmekle birlikte, hareketlerine mantıksal bir görünüm vermeye çalışır.

Pareto bu modeliyle hakimiyet sistemlerinin, köklerini tarihten alan, seçkinlerin rekabetçi, anlamsız iktidar kavgasından kaynaklandığını anlatmaktadır. İdealist hedefleri olan bir grup (aslanlar) iktidarı ele alır, ama bu grup iktidarı sürekli olarak elinde tutabilmek için muhalefete (tilkilere) esas idealleriyle bağdaştırılamayacak ödünler vermek zorundadır. Esnek tilkiler bu şekilde etkilerini artırırlar ve sonunda iktidarı ele geçirirler.

Pareto tartışmak formülasyonlarla yeni filizlenmekte olan faşizme, kendini ideolojisinde haklı çıkaracak silahı vermiş oldu. Buna göre “İktidarı elinde tutan sınıf, kendilerini koltuklarından edecek yetenekte olan bireyleri yok etmekle kendini savunabilir”. İktisatçı Pareto ile sonraki Duçe Benito Mussolini arasındaki ilişki günümüzde bile tartışmalara açıktır. Kendinden 31 yaş küçük hayat arkadaşı Jeanne Regis ile birlikte her türlü konfordan uzak yaşayan Pareto, 70 yaşında bilim dünyasından çekildi. Bundan beş yıl sonra Cenevre yakınlarında Celigny’de bulunan evinde hayata gözlerini kapadı.

Prof. Dr.Ahmet Kılıçbay

Cuma, Haziran 29th, 2012

Prof. Dr. Ahmet Kılıçbay, İstanbul’da 12 Şubat 2007 günü vefat etti.

Prof. Dr. Ahmet Kılıçbay’ın oğlu Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçbay, AA’ya yaptığı açıklamada, babasının bugün saat 19.00 sıralarında yaklaşık 2 buçuk yıldır tedavi gördüğü Balıklı Rum Hastanesinde akciğer enfeksiyonu nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçbay, babasının geçen hafta geriatri bölümünden dahiliye bölümüne nakledildiğini kaydetti.

Ankara’da 1920 yılında doğan Ahmet Kılıçbay, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde eğitim gördü. London Schools of Economics ve Harvard üniversitesinde de eğitim gören Prof. Dr. Ahmet Kılıçbay, “Ekonometriyi Türkiye’ye getiren kişi” olarak biliniyordu.

Eski cumhurbaşkanları Kenan Evren ile Turgut Özal’ın dönemlerinde 1985-1989 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanlığı görevini yapan Prof Dr. Kılıçbay’ın 20’nin üzerinde kitabı ile çok sayıda makalesi bulunuyor.

Ord. Prof.Johan G. Knut Wicksell

Cuma, Haziran 29th, 2012

İsveçli iktisatçı para, sermaye ve faiz teorisi alanlarında araştırmalar yaparak Eugen Böhm-Bawerk ve Carl Menger çevresindeki Viyana Ekolünün ortaya attığı Marjinal Fayda Teorisini belirleyici bir biçimde geliştirdi.

Stockholm’de bir bakkalın oğlu olarak dünyaya gelen Wicksell 1869’dan sonra Uppsala Üniversitesi’nde matematik, Latince, Yunanca ve fizik eğitimi almaya başladı. 1880 sıralarında iktisat konusuna ilgi duymaya başladı. Alkol karşıtı bir konferansta alkolikliğin nedenini nüfus fazlasına bağlayacak kadar ileri gitti. Devletin doğum kontrolü uygulamasını ve iki çocuklu ailelerin oluşturulmasını talep ediyordu. Sözleriyle skandala neden olduğu gibi, iktisat tarihini bilmemekle de suçlandı.

Wicksell 1884’te matematik fakültesinden mezun olduktan sonra bunu izleyen beş yıl boyunca İngiltere, Fransa, Almanya ve Avusturya’da iktisat okudu. 1889’da Paris’te evlendiği Anna Bugge, sonradan İsveç Kadın Hakları Hareketinde liderlik rolünü üstlendi. İlk büyük çalışması olan Über Wert, Kapital und Rente’de Değer, Sermaye ve Rant Üzerine) Wicksell, Carl Menger ve Eugen BöhmBawerk çevresindeki Avusturyalı Marjinal Fayda Teorisi ekolünün öğretisini matematiksel olarak ele aldı. Yaptığı denklemlerle malların değiş tokuş (takas) değeri ile üretim faktörlerinin (işçilik ücreti, toprak rantı, sermaye) ödenmesi arasında lojik bir bağlantı kurdu.

Wicksell hukuk dalında devlet bitirme sınavını veremediği için, Lund Üniversitesi çalışmasını 1893’te doktora tezi olarak kabul etmedi. Oysa doktor ünvanını kazanması için bu şarttı. Bundan iki yıl sonra özel bir izinle felsefe dalında doktorasını yapabildi. “Faiz Olayı Öğretisi” adlı yazısında “Değer, Sermaye ve Rant” kitabındaki kuramsal düşünceleri kullandı.

1896’da “Para-Kuramsal Araştırmalar” adlı yapıtını iki yıl sonra çıkardığı Geldzins und Güterpreise (Faiz ve Fiyatlar) adlı yazısı izledi. Para faizi (piyasa faizi) ile doğal faiz (bir yatırımdan sağlanan net kazanç) arasındaki bağlantı fiyat düzeyi ve para değerinin dalgalanmaları açısından belirleyici bir önem taşımaktadır (Borçlu ve Alacaklı Faizleri Arasındaki Marja İlişkin Teorem). Wicksell’e göre bankalar doğal faizle para faizi arasındaki farkları olabildiğince çabuk düzenlemek ve bir denge sağlamakla yükümlüdürler. İktisatçı Wicksell bu bağlamda para kurumlarının hatalı planlarını (ödeme ayarlamalarını) konjonktür dalgalanmalarından sorumlu tutuyordu.

Dikkatleri çeken çalışmalarına karşın Wicksell önceleri doçent olamadı. 48 yaşındaki bilim adamı ancak hukuk tahsilini tamamladıktan sonra, 1899’da Lund Üniversitesi’ne iktisat ve para hukuku dersleri vermek üzere öğretim üyesi olarak atandı. Çoktandır beklediği profesörlüğe bir yıl sonra atanan Wicksell,1903’te ordinaryüs profesör oldu.

1901’den başlayarak sürekli olarak gözden geçirip yeni baskılarını yayınladığı “Ekonomi Dersleri” kısa zamanda bir ders kitabı niteliğini kazandı. Bu kitapta “Faiz ve Fiyatlar” adlı yazısındaki düşüncelere yeniden yer verdi. Ekonominin periyodik konjonktür ve krizlerini tanımlaması Wicksell Süreci olarak bilinmektedir. 1916’da emekliliğini isteyen Wicksell, 1926’da ölünceye kadar İsveç’in merkezi Stockholm’de yaşadı.

Prof. Dr.John Kenneth Galbraith

Cuma, Haziran 29th, 2012

Amerikalı Galbraith İkinci Dünya Savaşı sonrasının en etkili iktisatçıları arasında yer almaktadır. Çevreye zararlı sonuçlarıyla önü alınmayan ekonomik büyümeyi ve tekel oluşumuna ilişkin eleştirilerini dile getirdiği kitapları bestseller (en iyi satan kitap) listesine girdiler.

Kendilerine Kanada’da yeni bir yaşam kurmuş olan İskoçyalı göçmen bir çiftçi ailesinin oğlu olarak Ontario’da doğdu. Galbraith çocukken bile tarlalarda büyüklerine yardım ediyordu. 1926’da ailesinin parasal desteğiyle Kaliforniya Guelph’de bulunan tarım yüksek okulunda eğitim almaya başladı. Akademik eğitimini Toronto (Kanada) Üniversitesi’nde iktisat bilimleri okuyarak tamamladı ve buradan 1931’de üstün bir dereceyle mezun oldu. Ardından Berkeley’de bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden bir araştırma bursu aldı ve buradan 1934’te “Arıcıların Durumlarını Düzeltmeye İlişkin Olanaklar” adlı teziyle doktora derecesini aldı.

Önceden amaçladığı akademik kariyer, Galbraith’i Cambridge/Massachusetts üzerinden Princeton/New Jersey’e götürdü. Öğretim üyeliği yanı sıra politikayla da uğraştı. Başkanın nutuklarını yazanlar arasında bulunan Galbraith, 1941’de başkan Franklin D.Roosevelt tarafından Fiyat Politikaları ve Kamu Gereksinimleri (OPA) Bürösunun Fiyat Bölümü’ne müdür olarak atandı. Bu dairenin, İkinci Dünya Savaşı sonucu olarak ortaya çıkan enflasyonu, fiyat ve rekabeti sınırlandırmak yoluyla, geriletmesi öngörülmüştü.

Önceleri sadece 20 kişiyle birlikte çalışan Galbraith, iki yıl sonra 64.000 memurun şefi oldu. Endüstri için popüler olmayan önlemleriyle (örneğin fiyatları malın kalitesine bağlamak istedi) 2.04 metre boyundaki bu iktisatçı, ABD ekonomisinin “en çok nefret edilen adamı” oldu. Endüstrinin baskısı üzerine Roosevelt, Galbraith’i 1943’te bu görevden aldı.

Konservatif bir ekonomi dergisi olan “Fortune”da bir süre redaktörlük yaptıktan sonra liberal sol iktisatçı Galbraith,1946’da Dışişleri Bakanlığı tarafından, Japonya ve Almanya’da savaş yıkımlarının yol açtığı ekonomik sonuçlarla uğraşan bir komisyonun başına getirildi. Galbraith 1949’da akademik kariyerini sürdürmeye karar verdi ve Harvard Üniversitesi’nde iktisat bilimleri kürsüsüne profesör olarak atandı.

Sürekli büyümeye yönelik ekonomik politik hedefi eleştirmesi, Galbraith’in 1958’de dünya çapında tanınmasını sağladı. Egemen olan iktisat teorisinin aksine, Galbraith üretimdeki sürekli artışın tüketicide oluşan doyumu dikkate almadığı ve insanın temel gereksinimlerine gerekli önemi vermediği düşüncesindeydi. Bestseller listesine girmiş olan The Afjluent Sociery (Bolluk Toplumu) adlı yapıtındaki esas soru şöyleydi: “İnsana ve doğaya zarar verdikten sonra, üretimin artması anlam taşır mı?”

Galbraith’e göre modern endüstri toplumu halkın öncelikli gereksinimlerini karşılamaktadır. Ürünler için yapılan reklam, Galbraith için, tüketicinin aslında gereksiz olan yeni ürünleri satın almak için ikna edilmesi gerektiğinin kanıtıdır. Diğer taraftan, işsizlik ve fakirleşme tehdidiyle karşı karşıya kalmamak için, üretimin artması gerekmektedir. Galbraith bu yüzden üretimi teşvik etmek ve bu yolla yeni iş yerleri yaratmak için, ücret ve fiyatların ve düşük kredi faizlerinin devlet tarafından ayarlanmasını savundu.

Sosyal harcamaların azaltılmasını kabul etmiyordu. Konjonktür gerilemesi dönemlerinde işsizlik parasının ortalama bir ücret düzeyine getirilmesini ve ekonomik kalkınma dönemlerinde paranın hissedilir oranda kısılmasını talep ediyordu.

1960’da Demokratların başkan adayı John F.Kennedy’ye danışmanlık yapan Galbraith, Kennedy seçimlerden galip çıkınca, Hindistan’a büyükelçi olarak atandı. 1963’te Harvard’a dönen Galbraith sonraki beş yıl içinde The New Industrial State (Yeni Endüstri Devleti) adlı yapıtını tamamladı. Bu kitabında giderek yoğunlaşan şirket sayısı ve büyük kuruluşların devlete bağımlılıklannı inceledi. Bu gibi şirketlerde uzmanlardan oluşan ekipler (Teknostrüktür) en önemli kararları vermektedir. Bunların bu kararları verirken amaçladıkları, kârın maksimum dereceye çıkarılmasından çok, hata yapmamak ve kendi güçlerini sağlamlaştırmaktır. Bu da serbest rekabetin sonu ve Batılı ile sosyalist ekonomi sistemlerinin birbirine yaklaşması anlamına gelmektedir.

Galbraith 1975’te emekliliğini istedi. Bunun ardından, özellikle sosyal harcamaları kısan Margaret Thatcher (İngiltere) ile Ronald Reagan’ın (ABD) ekonomi politikasını sert bir biçimde sorguladığı konferans gezileriyle çok aranan bir iktisatçı oldu. Devletin insanları ve doğayı korumak üzere üretimi yönetmesine ilişkin talepleriyle şiddetli eleştirilere hedef oldu.

Prof. Dr.Joseph Alois Schumpeter

Cuma, Haziran 29th, 2012

Avusturya asıllı Amerikalı iktisatçı, kapitalizmdeki konjonktür dalgalanmalarını (kötü hasat ve doğal afetler gibi) dış faktörlerle açıklamayıp, teknolojik yeniliklere ve işadamlarının girişimlerine bağlıyordu. Schumpeter için endüstriyel gelişmeyi hareket ettiren güç sermaye idi.

Schumpeter, Avusturya’nın bir taşra kasabası olan Triesch (bugünkü Trest) Moravya’da bir kumaş fabrikatörünün oğlu olarak dünyaya geldi. Schumpeter dört yaşına gelince, babası öldü. Annesinin sonradan evlendiği İmparatorluk ve Krallık ordusuna mensup bir subay olan üvey babası, çocuğu seçkinlerin devam ettiği Viyana’daki Theresianum Lisesi’ne gönderdi. Schumpeter 1901’den sonra Viyana Üniversitesi’nde hukuk ve ekonomi tahsil etti. 1906’da hukuk doktoru ünvanını aldı. İngiltere’ye yaptığı bir seyahatte tanıştığı, bir din adamının kızı olan 24 yaşındaki Gladys Ricarde Seaver ile bir yıl sonra evlendi. Ne var ki, evlendikten kısa bir süre sonra genç evliler boşandılar (1920).

Schumpeter 1907’de hukukçu sıfatıyla Uluslararası Tahkim Heyeti’nde görevli olarak Mısır’a gitti. 1908’de kendisini bilim çevrelerine tanıtan Kuramsal Ekonominin Özellikleri ve Ana İçeriği adlı kitabını burada yazdı. Schumpeter, hesapları kapitalizmin gelişmesine ve dalgalanmalarına yol açan nedenleri içermediği gerekçesiyle Fransız iktisatçı Leon Walras’ın matematiksel yöntemlerini eleştirdi.

Schumpeter 26 yaşında Avusturya İmparatorluğu’nun doğusunda bulunan Çernovtsi Üniversitesi’nde bir kürsü sahibi oldu. Bundan iki yıl sonra Steiermark eyaletinde Graz Üniversitesi’ne ekonomi profesörü olarak atandı. Burada 1912 yılında Theorie der wirtschafdichen Entwicklung (Ekonomik Gelişme Kuramı) adlı kitabını yayınladı. Schumpeter burada kapitalizmin kendi içinden kaynaklanan dinamiklerini açıkladı ve bununla çok takdir ettiği Karl Marx’ın izinden gitti.

Schumpeter’in çalışmalarındaki çekirdek kavram “Yenilik”ti; bununla mal sağlanmasında akla gelebilecek her türlü değişikliği (yeni ürünler, üretim yöntemleri, satış yöntemleri, satış piyasaları) tanımlıyordu. Kendisi için yenilik yalnız yeni ürünlerden oluşmayıp, değişik üretim yöntemleri ve yeni satış piyasaları da bu kavrama girmekteydi. Böyle yenilikler ancak piyasada kendilerini kabul ettirdikleri ve rakip firmaları buna bağlı olarak yenilikler yapmaya teşvik ettikleri (örneğin motorun icadı motorlu tahrikten yararlanan çok sayıda ürünün ortaya çıkmasına neden oldu) ve böylelikle ekonomiyi ileri götürdükleri zaman tam olarak ekonomiktirler. Fakat yenilikler yalnız düzensiz aralıklarla ortaya çıktıklarından yenilik ile durgunluk arasında karşılıklı bir etkileşim ortaya çıkmaktadır. Konjonktürdeki bu devri dönüşümler Schumpeter’e göre kapitalizmin doğasında vardır.

Yenilik kavramı onun girişimci anlayışını da belirler. Girişimci, ancak yaratıcı bir güce sahip bulunduğu ve yenilikleriyle yeni alanlar açtığı zaman girişimci adına hak kazanmaktadır. Yalnız şirket sahibi ya da yönetici olan kimseleri Schumpeter küçük görerek sadece “Mal Sahibi” olarak nitelendiriyordu.

Avusturya’nın Sosyal Demokrat başbakanı Karl Renner, Schumpeter’i 1919’da maliye bakanı olarak atadı. Schumpeter hükümetin bir devletleştirme projesini engellediği için görevini, başladıktan yedi ay sonra bırakmak zorunda kaldı. 1921’de yöneticiliğini üstlendiği Viyana’daki Biedermeier Bankası, üç yıl sonra iflas etti. 1925’te evlendiği ikinci karısı Annie Resinger ile birlikte taşındıkları Bonn’da, Schumpeter maliye bilimleri profesörü olarak görev yaptı.

Schumpeter, 1932’de ABD’ye yerleşti. Cambridge’deki Harvard Üniversitesi’ne profesör olarak atanan Schumpeter, burada konjonktür teorisini genişletti. On yıl sonra Kapitalizm Sosyalizm ve Demokrasi adlı yapıtını yayınladı. Bu kitabında kapitalizmin giderek bürokrasiye daha fazla yer vereceğini ve planlı ekonomili sosyalizme geçişin kaçınılmaz olduğunu savundu. Dayanakları: Büyük tröstlerin yenilikçilerin rolünü üstlenmeleri ve küçük girişimcileri ortadan kaldırmaları, maaşla tutulmuş yöneticilerin yalnız satış plânlamasına dayanarak yol gösterici kararlar alması.

Schumpeter gösterdiği bilimsel yararlılıklara karşın ABD’de yalnız bir adamdı. Bunun nedeni Yahudilerle Slav ırkına mensup olanlar hakkında söylediği uygunsuz sözlerdi. Hitler Almanyasının 1945’te savaşı kaybedip teslim olmasını “Yahudilerin zaferi” olarak niteliyordu. Morgenthau Plânını kabul etmemesi, Schumpeter’in Amerikan kamuoyu tarafından tümüyle reddedilmesine neden oldu. Antik çağdan başlayarak ekonomik düşüncenin bir bilançosu olan History of Economic Analysis (İktisadi Analizin Tarihi) adlı son yapıtını tamamlayamadı. 67 yaşında Taconic/Connecticut’ta beyin sektesinden öldü.

Paul Anthony Samuelson

Cuma, Haziran 29th, 2012

Amerikalı Samuelson, 20. yüzyılın en etkili iktisatçılarından biri olarak kabul edilmektedir. Ekonomiye matematiksel yöntemler getirdi ve statik ve dinamik teorileri birbirlerine bağladı. 1948 yılında yayınladığı İktisat adlı kitabı ekonomideki klâsik kitaplardan biri sayılmaktadır.

Samuelson, Gary/Indiana’da Yahudi bir eczacının oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz okul sıralarında olağanüstü matematiksel yetenekleriyle dikkatleri çekmeye başladı. 30’lu yılların başında ortaya çıkan ekonomik buhran Samuelson’un ekonomik sorunlara karşı ilgisini uyandırınca, delikanlı Chicago’da geçen High-School yılları sırasında iktisadi bilimlere yöneldi. Liseyi bitirdikten sonra devam ettiği Chicago Üniversitesi’nde, Sosyal Bilimler Araştırma Kurulu tarafından her yıl en iyi sekiz ekonomi mezununa verilen bursu kazanarak Cambridge’deki Harvard Üniversitesi’ne geçti ve burada Alvin Hansen’in öğrencisi oldu.

Ukalalığıyla tanınan Samuelson, 1938’de dış ticaret kuramı alanındaki ilk önemli çalışmasını yayınladı. Bu çalışmasının odak noktasında uluslararası mal alışverişindeki olanaklar ve limitler yer almaktadır. 25 yaşına bastığında, Cambridge’de bulunan Institute of Technology, Samuelson’u ayartarak kendisine profesör yardımcısı olarak çalışması için öneride bulundu. 1941’de Foundations of Econoic Analysis (İktisadi Analizin Temelleri) adını verdiği ve önemini klâsik teorik fiziğin kurucusu Isaac Newton’un çalışmalarıyla karşılaştırdığı çalışmasıyla, doktor ünvanını aldı. Samuelson, matematiksel yöntemleri entegre etmekle, ekonominin bir bilim disiplini olarak kabul edilmesine katkıda bulundu. Bununla beraber ekonominin hiçbir şekilde fizik gibi pozitif bir bilim olmadığı fikrindeydi.

Samuelson 1945-1952 yılları arasında Amerikan Ekonomi Bakanlığına danışmanlık yaptı. Doktora çalışmasını 1947’de yeniden yayınlamakla, dikkatleri büyük ölçüde üzerine çeken Samuelson, bir yıl sonra Economics: An Introductory Analysis (İktisat) adlı kitabıyla milyoner oldu. Okurun ilgisini çekecek biçimde kaleme aldığı bu bestseller’de inanmış bir piyasa ekonomisti olan Samuelson, iktisat olayının ve istikrarın yalnız piyasa gücünü serbest bırakmakla sağlanabileceğini savunan klâsik teori karşısındaki çekincelerini dile getirdi.

33 yaşındaki iktisatçı ekonomiyi zamana ve zamanın getirdiği yeni şartlara bağlı bir süreç olarak görüyordu. Tıpkı insanların ve kurumların davranış biçimlerinin, ve bununla birlikte ekonomi yasalarının da değiştikleri gibi, iktisat teorisi de değişmek zorundaydı. Samuelson bu yüzden teorisinde statik (belirli bir zamana bağlı) ve dinamik (zamanın akışını dikkate alan) elemanları birbirleriyle bağlamaya çalıştı ve bunun için uygunluk teorisini geliştirdi. Samuelson metod açısından, savaştan sonraki ilk yıllarda John Maynard Keynes’in etkisiyle oluşan genel ekonomik görüşün karşısında yer aldı. Bu görüşün aksine, Samuelson matematiksel yöntemler yardımıyla ayrı ayrı ekonomik olayları ve süreçleri çözümledi.

Samuelson temel araştırmaları yanı sıra iktisadın özel alanlarına da eğildi ve bir toplumun en optimal biçimde ne şekilde mal edinebileceğine ve insanların gereksinimlerini karşılayabileceğine ilişkin “Kamu Malları Teorisi”ni kurdu.

Samuelson meslektaşlarının çoğu gibi çeşitli danışmanlıklarda bulundu. 1953 ve 1961’de başkan Dwight D.Eisenhower’in ve John F.Kennedy’nin çağrılarına uyarak ekonomik danışmanlıklarını yaptı. Ayrıca ABD Maliye Bakanlığı (1945-52 / 1961-86), Savaş Üretimi Planlama Dairesi (1965-86) ve NATO için çalıştı. 1970’de, yaptığı çalışmalar için Nobel Ödülü’nü aldı. Ondan bir yıl sonra üstün başarılı bilim adamlarına verilen AlbertEinstein (Anı) Ödülü’nü kazandı. Samuelson 1986’da 71 yaşına geldiğinde emekliliğini istedi. İlk evliliğini Marion E. Crawford’la yapan ve ondan dört oğul sahibi olan Samuelson, ikinci eşi Risha Eckaus ile birlikte Cambridge’de yaşamaktadır.

Prof. Dr.Cahit Talas

Cuma, Haziran 29th, 2012

Trabzon‘da 1917 yılında doğan Talas, ilk ve orta öğrenimini Trabzon ve Ordu’da tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesini 1938 yılında bitiren Talas, doktora derecesine İsviçre‘de “La Legislation du Travail Industriel en Turquie” başlıklı çalışmasıyla 1947’de hak kazandı.

Bir süre Maliye ve Çalışma bakanlıklarında çalışan Talas, Siyasal Bilgiler Fakültesinde göreve başladığı 1953 yılında “Sosyal Güvenlik ve Türkiye’de İşçi Sigortaları” adlı çalışmasıyla doçent, 1958 yılında ise profesör oldu.

1960-1961 yılları arasında Çalışma Bakanlığı, iki dönem de Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı yapan Talas, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından 1983’te emekliye ayrıldı.

Türkçe ve Fransızca yayınlanmış çok sayıda kitabı ve incelemeleri ile çevirileri bulunan Talas, Türkiye’de sosyal politika bölümlerinin kurulmasına da öncülük etti. Bu bölümler, daha sonra Yükseköğretim Kurulu kararıyla “Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri” adını aldı.

Talas, Ankara’daki evinde kalp yetmezliği nedeniyle 14 Ekim 2006 Cumartesi günü vefat etti.


Bulunduğu Başlıca Görevler:
– 1938 Maliye Bakanlığı memuriyeti
– 1948 Çalışma Bakanlığı Araştırma Kurulu Rapörtörü
– 1952-1983 Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi
– 1954-1960 Prof. Fadıl Hakkı Sur ile birlikte Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Muhabir Üyeliği.
– 1960-1965 Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Muhabir Üyeliği
– 1960-61 dönemi kabinelerinde Çalışma Bakanlığı
– 1961-66 Merkez Bankası İdare Meclisi Üyeliği
– 1966-68 Ankara Üniversitesi Öğretim Üyeleri Sendikası Başkanlığı
– Sosyal Demokrat Parti kuruculuğu
– 1950-1983 Birleşmiş Milletler Türk Derneği başkanlığı ve sonrasında onursal başkanlığı
– Birinci İnsan Hakları Derneği başkanlığı
– Türk Kooperatifçilik Derneği yönetim kurulu üyeliği
– Türk Ekonomi Kurumu yönetim kurulu üyeliği
– Türkiye Sendikacılık Koleji Üyesi
– Mülkiyeliler Birliği Derneği üyesi
– Türk Hukuk Kurumu Üyesi
– İnsan Hakları Derneği ve Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu üyesi
– Cumhuriyet Halk Partisi üyesi

YAYINLAR

Kitaplar

La législation du travail indusriel en Turquie (préface par Antony Babel), Imprimerie centrale, Genéve. 1948 (272s.)

Tam Çalıştırmayı Sağlamaya Matuf Milli ve Milletlerarası Tedbirler (çeviri), Ankara, 1952.

Sosyal Güvenlik ve Türk İşçi Sigortaları, Ankara, 1953.

İşsizlikle Mücadele (çeviri) İş ve İşçi Bulma Kurumu Yayınları, No:14, Ankara, 1953.

Avrupa Memleketlerinde Kira Politikası (çeviri), AÜSBF Yayını, No:43-25, Ankara, 1954.

İçtimai İktisat Dersleri, AÜSBF Yayını, No:46-28,Ankara,1955,(431s.).

Yeni Zamanların İktisat Tarihi(1890-1939) (Çeviri), AÜSBF Yayını, No:56-68,Ankara,1956(286s.).

İş Müfettişlerine Rehber (Çeviri), Çalışma Bakanlığı Yayını No:1, Ankara,1956(112s.).

Sendika Hürriyeti, AÜSBF Yayını, No:72-54,Ankara, 1957(54s.).

Türkiye Cumhuriyetinde Sosyal Politika Meseleleri (1920-1960), Türk İktisadi Geliştirmesi Araştırma Projesi, No:1, SBF Maliye Enstitüsü, Ankara, Mayıs 1960(48s.).

İçtimai İktisat, Gözden Geçirilmiş ve Yenilenmiş İkinci Baskı, AÜSBF Yayını, No: 40, Ankara, 1961(541s.).

Türkiye’de Sendikacılık Hareketi ve Toplu Sözleşme (İktisadi Yönleriyle)(Sait Dilik ve Alpaslan Işıklı ile birlikte), Türk İktisadi Gelişmesi Araştırma Projesi, No: 18, SBF Maliye Enstitüsü, Ankara, 1965(192s.).

Sosyal Politika, Birinci Kitap: Sosyal Politikaya Giriş ve Tarihsel Gelişim, Yenilenmiş Üçüncü Bası, Ankara, 1967(247s.).

Sosyal Ekonomi (İşçilerin Geliri, İşsizlik, İşçi ve İşveren İlişkileri, Sosyal Güvenlik, Yönetime Katılma), Gözden Geçirilmiş ve Yenilenerek Genişletilmiş Dördüncü Bası, S Yayını, No:5, Ankara, 1976(728s.).

Ekonomik Sistemler, Doğan Yayınevi, Gözden Geçirilmiş 3. Bası, Ankara, 1977(423s.).

Toplumsal Politikaya Giriş, S Yayınları, Ankara, 1981.

Bir Toplumsal Politika Belgesinin Yorumu. Toplumsal Anlaşma. AÜSBF Yayını, No: 488, Ankara, 1982,(51s.).

Sosyal Ekonomi (İşçilerin Geliri, İşsizlik, İşçi ve İşveren İlişkileri, Sosyal Güvenlik, Yönetime Katılma), Gözden Geçirilmiş Altıncı Bası, S Yayını, No:5, Ankara, 1983 (462s.).

Toplumsal Politika, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 1990(224s.).

Toplumsal Ekonomi: Çalışma Ekonomisi, İmge Kitabevi Yayınları Ankara, 1997(557s.).

MAKALELER – İNCELEMELER                                                              

“Verimliliğin Artırılmasında Psikolojik Faktörlerin Rolü”, AÜSBF Dergisi, Cilt VII, Sayı: 1-4, 1952, s.45-51.

“Kollektif İş İtilafını Halletmekle Görevli Tahkim Sistemimiz Hakkında Bazı Düşünceler”, AÜSBF Dergisi, Cilt VIII, Sayı: 1-4, 1953, s.11-21.

“Otuzyedinci Milletlerarası Çalışma Konferansı ve Kollektivist Bir Ekonomiye Sahip Üye Devletlerin İşçi ve İşveren Delegeleri Meseleleri”, AÜSBF Dergisi, Cilt IX, Sayı 3, 1954, s.1-20.

“Türk Sendikalizminin Bugünkü Durumu ve Gelişme Şartları”, AÜSBF Dergisi, Cilt IX, sayı 4, Aralık 1954, s.1-16.

“Mesken Davamız”, AÜSBF Dergisi, Cilt X, Sayı 1, Mart 1955, s.1-14.

“Sendika Hürriyeti ve Bizim Sendikalarımız”, Forum, Cilt VI, Sayı 16, Ekim 1956.

“Türkiye’de Sosyal Sigortaların Gelişme Temayülleri”, AÜSBF Dergisi, Cilt XII, sayı 2, 1957.

“Sendika Hürriyeti, Bizde ve Başka Memleketlerde”. Forum,, Cilt VI, 15 Ocak 1957.

“Taft-Harley Kanunu ve Çalışma Hakkı”, AÜSBF Dergisi, Cilt XIV, No:1, s. 1-20, Mart 1959.

“Türk Sendikacılığı”, Yüzüncü Yıl Armağanı, AÜSBF Yayını, No:97-79, Ankara, 1959, s.223-244.

“Avrupa İktisadi Camiası İçinde Sosyal Politikamızın Muhtemel Gelişme İstikametleri”, AÜSBF Yayını, No:104-86, Ankara, 1960 (25s.).

“Türkiye Cumhuriyetinde Sosyal Politika Meseleleri (1920-1960)”, SBF Maliye Enstitüsü (teksir), 1960, (48s.).

“Ortak Pazar Karşısında Türk Sendikacılığının Durumu ve Tutumu”, AÜSBF Dergisi, Cilt XVII, No:2, Haziran 1962, s.1-7.

“Kalkınmamızda Sistem Münakaşaları”, Tebliğler, Eskişehir İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi Yayınları, No19, Eskişehir, 1963.

“Çeşitli İktisadi Sistemler ve Siyasi Rejimler İçinde Toplu İş Sözleşmeleri”, Toplu İş Sözleşmeleri Konferansları, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1964.

“Çeşitli İktisadi Sistemler ve Siyasi Rejimler İçinde Toplu İş Sözleşmeleri- Toplu İş Sözleşmeleinin İktisadi Fonksiyonları-İktisadi Gelişme veGrev Hakkı” Toplu İş Sözleşmeleri Konferansları, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1964 No:43, (45s.).

“İnsan Gücü Planlaması Üzerinde İstihdam Hedefleri ve Mesleki Eğitim”, AÜSBF Dergisi, Cilt XIX, No:2, Haziran 1964, s.1-9.

“Başbakan İsmet İnönü ve Sosyal Politika”, AÜSBF Dergisi, cilt XX, No:1, Mart 1965, s.341-358.

“Ücret Politikaları”, AÜSBF Dergisi, Cilt XX, No:2, Haziran 1965, s.17-38.

“Grev Hakkı Üzerine Düşünceler”, AÜSBF Dergisi, Cilt XX, No:2, Haziran 1965, s. 39-42.

“Kamu Personeli Sendikaları Kanunu”, AÜSBF Dergisi, Cilt XX, No:2, Haziran 1965, s.867-872.

“Petrol Davamız” AÜSBF Dergisi, Cilt XXI No:1 Mart 1966, s.1-19.

“Üniversite, Toplum ve Politika” AÜSBF Dergisi, , No:3, 1967, s.1-13.

“Sendikacılığımızın, Dünü, Bugünü ve Politikası”, Abadan’a Armağan, AÜSBF Yayını, No:280, Ankara 1969, s.365-656.

“Türkiye’de Sosyal ve Ekonomik Haklar”, AÜHF Kamu Hukuku ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayıları, Ankar 1970, s.218-244.

“Değiştirilen Sendikalar Kanunu (274 Sayılı), Uluslararası Bağlantılarımız ve Anayasamız” AÜSBF Dergisi, Cilt XXV, No:4, Aralık 1970, s.161-188.

“Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cahit Talas’ın 4 Aralık 1970 Günü Fakültenin 111. Kuruluş Yıldönümü Dolayısıyla Yaptığı Konuşma”, AÜSBF Dergisi, No:2, Aralık, 1970,s.2-4.

“Endüstriyel Demokrasi ve Türkiye’de Uygulama Olanakları”, AÜSBF Dergisi, Cilt XXV, No:2, Haziran 1970, s.191-234.

“Türkiye’de Kentleşme” (Ortak Yayın), Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara, 1971, 8160s.).

“Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında Sosyal Düşünce”, Prof. Dr. Tahsin Bekir Balta’ya Armağan, AÜSBF Yayını, Ankara, 1974, s.505-535.

“La Participation des travailleurs aux décisions dans l’entreprise En Turquie”, AÜSBF Dergisi, No:1-2, Mart Haziran 1975, s. 37-42.

“Sendikacılık ve Toplum”, AÜSBF Dergisi, Cilt XXX, No:1-4, Mart-Aralık 1975, s.1-23.

“İşçilerimizin Göçü”, Prof.Dr. Mahmut Koloğlu’ya 70. Yaş Armağanı, AÜHF Yayını, No:367, Ankara, 1975, s.1-17.

“Türkiye’de ve Dünyada Devlet Memur İlişkileri”, Yıllık 1974-1976, AÜSBF Basın Yayın Yüksek Okulu, Ankara.

“Cumhuriyet Döneminde Sosyal Politika” Cumhuriyetin 50. Yılında Türkiye’de Sanayileşme ve Sorunları Semineri, SBF Yayını, Ankara, 1975, s.835-868.

“Türkiye’de Sosyal Güvenlik ve Karşılaşılan Sorunlar”, AÜSBF Dergisi, Cilt XXXVI, No:1-4, Mart-Aralık 1976, s.1-27.

“Türkiye’de İşçi ve İşveren İlişkilerinin Bugünkü Durumu ve Sosyal Barış”, Onar Armağanı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, No:530, İstanbul, 1977.

“Uluslararası Belgelerde Toplumsal İnsan Haklarının Evrimi ve Yeni Boyutları”, İnsan Hakları Armağanı (XXX. Yıl), Birleşmiş Milletler Türk Derneği, Ankara, 1978, s.35-78.

“Örgütlenme Özgürlüğü Sempozyumu”, Tüm -Person-Kon, Özel Sayı: 5-6, 16 Aralık, Ankara, 1978.

“Bir İnsan Hakkı Olarak Sendika Hakkı ve Uluslararsı Belgelerde Yeri ve Önemi”, İnsan Hakları Yıllığı, Yıl 1, 1979, s.36-63.

“Avrupa’da Göçmen İşçiler ve İnsan Hakları”, İnsan Hakları Yıllığı, Yıl 2, 1980, s.95-110.

“Birleşmiş Milletler Dernekleri ve Birleşmiş Milleler Türk Derneği”, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yıllığı, Ankara, 1980, s.107-124.

“Un probléme de droit de l’homme: les travailleurs migrants”, Turkish Yearbook of Human Rights, vol.2, 1980, s.79-88.

“Çocuk, Çocuk Haklarının Evrimi ve Ülkemizdeki Durumu”, Prof.Dr. Ahmet Şükrü Esmer’e Armağan, AÜSBF Yayını, No:468, 1981, s.317-335.

“Atatürk ve Toplumsal Politika, Bir Yorum”, Atatürk’e Armağan, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1982, s.31-53.

“Sosyal Haklar ve Türk Anayasalarında Sosyal Hakların Evrimi”, İnsan Hakları Yıllığı/Turkish Yearbook of Human Rights, Vol.3-4, 1981-1982, s.38-75.

“Türkiye’de İşsizlik”, Prof.Fehmi Yavuz’a Armağan, AÜSBF Yayını, No:528, Ankara, 1983, s.251-264.

“Federal Almanya’daki Türk İşçileri ve Durumları”, Prof. Dr. Fadıl H. Sur’un Anısına Armağan, AÜSBF Yayını, No:522, Ankara, 1983, s.601-634.

“Fadıl Hakkı Hoca”, Prof. Dr. Fadıl H. Sur’un Anısına Armağan, AÜSBF Yayını, No:522, Ankara, 1983, s.13-15.

“Evrensel Bildirgenin 35. Yılına Girerken İnsan Hakları Üzerine Düşünceler”, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin XXXV. Yılı için Armağan, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1985, s.1-13.

“Yaşarken Görmek Hakkı”, Hukuk Devleti ve Velidedeoğlu, Türk Hukuk Kurumu Yayını, Ankara, 1985.

“Özgür Sendikal Düzen için Demokrasi”, Otomobil-İş Dergisi, Sayı:9, İstanbul 1985.

“39. Kuruluş Yıldönümünde Birleşmiş Milletler Üzerine Bazı Düşünceler”, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yıllığı, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1985, s.21-28.

“Türkiye’de İşsizlik ve Yoksulluk”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Sayı78, Mayıs 1985.

“İşsizlik Büyük Sorun”, Bilim ve Sanat, Sayı:49, Ocak 1985.

“Kırkıncı Yılında Birleşmiş Milletler Üzerine Düşünceler”, Birleşmiş Milletler Örgütünün 40. Yıldönümü 24 Ekim 1985, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1985, s.35-43.

“İktidardan İşçilerden Yana Politikalar Beklemek Saflık Olur”, Otomobil-İş Dergisi, No:5, İstanbul 1985.

“Kırkıncı Yılında Birleşmiş Milletler”, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yıllığı 1985, Birleşmiş Milletler 40. Yıl Armağanı, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1986, s.1-9.

Türkiye’de Sosyal Haklar ve Özgürlükler ve Uluslararası Çalışma Örgütünün Normları”, Birleşmiş Milletler Türk Derneği- Atatürk ve 1986 Dünya Barış Yılı, Birleşmiş Milletler Türk Derneği Yayını, Ankara, 1987, s.229-260.

“Demokrasilerde İşçi Sendikalarının İşlevleri ve Hakları”, BANKS, Sayı 14, İstanbul, 1987.

“Sendikal Özgürlükler ve Uluslararası Çalışma Örgütü”, BANKS, Sayı 16, İstanbul, 1987.

“Anayasa Değişikliğine Öneriler, Ekonomik ve Sosyal Haklar”, Bahri Savcı’ya Armağan, Mülkiyeliler Birliği Yayını, Ankara, 1988, s.460-470.

“Prof.Dr. Cahit Talas ile Söyleşi”, Harb-İş Dergisi, Kasım 1988, s.34.

“Grev Hakkı”, Bilim ve Sanat, Sayı 94, Aralık 1988.

“Evrensel Bildirgenin 40. Yılında İnsan Hakları”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Sayı 102, Aralık 1988.

“Avrupa Toplumsal Temel Yasası ve Türkiye”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Sayı 110, Ağustos 1989, s.49-56.

Nikalai Dimitriyeviç Kondraçev

Cuma, Haziran 29th, 2012

Rus iktisatçı Kondraçev, SSCB’de piyasa ekonomisine yönelik eğilimleri savundu. Kapitalizmde uzun süreli iktisadi dalgalanma kuramıyla tanınmaktadır.

Kondraçev, Orta Rusya’nın Kostroma (Ivanovo) eyaletinin Galuyevskaya köyünde dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra Sen Petersburg Üniversitesi’nde 1910 yılında hukuk okumaya başladı. Ne var ki, aradan çok geçmeden ilgi alanı ekonomik sorunlara yöneldi ve Kondraçev iktisat fakültesine geçti.

1915’te “Kostroma eyaletinin Kineşma ilçesindeki ekonomik gelişimi”ne ilişkin çalışmasıyla diplomasını almaya hak kazandı.

Kondraçev 1916’da Petersburg Bölgesi İstatistik ve Ekonomi Dairesi’nde çalışmaya başladı. Kurucu (anayasa koyucu) meclise seçildi ve Ekim İhtilali’nden kısa bir süre önce, geçici hükümet tarafından besin maddeleri bakan yardımcılığına getirildi. Çar devrildikten sonra 1918’de Kondraçev Rusya Köylü Temsilcileri Kurulu’nun hazırlık çalışmalarına katıldı. Bilimsel makale ve analizlerle besin maddeleri sağlama konusunu işledi ve tarımla ilgili problemlerin çözülmesi için önerilerde bulundu. Bolşevikler kurucu meclisi fesh ettikten sonra, Kondraçev Moskova’ya taşındı ve burada 1920’de yeni kurulan İktisadi Etkinlikleri Araştırma Enstitüsü’ne yönetici olarak atandı. Aynı zamanda Moskova Üniversitesi’nde doçent olarak görev yaptı.

1922’de yayınladığı “Savaş ve İhtilal Sırasında Hububat Piyasası ve Düzenlenmesi” adlı makalesiyle Kondraçey, Sovyetler Birliği’nin tarımsal sorunları üzerinde durdu. Sovyetler Birliği’nin modern ve verimli bir devlet olarak gelişebilmesi için, Kondraçev bir iktisatçı olarak, piyasa ekonomisine önem verilmesi gerektiğini savunuyordu. Buna uygun olarak Lenin tarafından ilan edilen Yeni Ekonomi Politikasını destekledi ve piyasa yasalarına uymayan her türlü plânlı ekonomi eğilimine karşı koydu. 1923’ten sonra beş yıllık tarım planının hazırlanmasında sorumlu bir rol üstlendi. Dış ülkelerden sermaye toplamaya çalıştı ve uluslararası bir işbölümü yapılmasına talep etti. Küçük çiftçilerin kooperatiflerle bir araya toplanmasına taraftar olmakla beraber, daha büyük ve verimli çalışabilen büyük tarım işletmelerini destekledi. Kondraçev bu önlemleriyle büyük çiftçilerin bir sınıf olarak tasfiye edilmesini (Kulak=büyük toprak ağası olarak kovuşturulmasını) talep eden Stalin’in gözünden düştü.

1921’de Lenin tarafından başlatılan ekonomi programı, serbest iç ticarete yeniden izin verdi. Çiftçilerin artık ürünlerini (yani talep edilen miktarın üzerindeki ürünlerini) serbest piyasada satmalarına izin verildi. Özel kişilere, öncelikle yabancılara, talepleri halinde şirket kurmaları için devlet tarafından izin veriliyordu.

Konjonktür (piyasa dalgalanmaları) araştırmalarının sonuçları ile de Kondraçev iktidardakilerin takdirlerini kazanamadı. 1925’te yayınladığı bir makalesinde, kapitalist ekonominin uzun kalkınma ve gerileme (iniş) dönemlerinin etkisinde bulunduğu tezini savundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden toplanmış istatistiksel malzemenin analizi, Kondraçev’i ekonomik gelişmenin üç büyük kalkınma ve gerileme dalgasının etkisiyle oluştuğu sonucuna götürdü. Kondraçev adını kendisinden alan dönemlerin dış faktörlere bağlı olmayıp, üretken güçlerin ve toplumsal kurumların devrimsel değişikliklerine bağlı olduklarını ileri sürdü.

1929’da patlak veren dünya ekonomi krizi, Kondraçev’in bir konjonktür kriziyle karşı karşıya kalınacağına ilişkin tahminlerini doğruladı. Bununla beraber Marksistler 1914’teki gerileme döneminin “kapitalizmin genel çöküş ve batış dönemini” başlattığına inanıyorlardı. Kondraçev 1930’da, bir köylü partisi kurma girişiminde bulunduğuna ilişkin bir suçlamayla tutuklandı. Sekiz yıl sonra çıkarıldığı askerî mahkeme 46 yaşındaki iktisatçıyı ölüm cezasına çarptırdı ve Kondraçev hükmün kendisine okunduğu gün kurşuna dizildi.

Kondraçev’in itibarı taksit taksit iade edildi. 1962’de kendisine verilen ölüm cezasının hükümsüz olduğu bildirilirken, 1987’de tutuklanmasının da yasalara aykırı olduğu ilân edildi. Bu tarihe kadar tahminlerinin çoğu gerçekleşmişti. 30’lu yılların ekonomik depresyonu kapitalizmin çökmesine neden omadığı gibi yeni bir yükselişi (kalkınmayı) başlattı. Plânlı ekonominin, Batının sanayi uluslarıyla uluslararası rekabette yeterli olmadığı görüldü.

Prof. Dr.Karl Gunnar Myrdal

Cuma, Haziran 29th, 2012

İsveçli iktisatçı İsveç Sosyal Demokratlarının en etkili ekonomi danışmanlarından biridir. Özverili bir barış savaşçısı olan Myrdal dünyanın birçok bölgesindeki yoksulluğu dünya ekonomik sistemindeki eşitsizliklere bağlıyordu.

Dalekarlien’de Gustafs adlı küçük bir köyde bir demiryolu inşaatçısının oğlu olarak dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra hukuk okudu. Stockholm Üniversitesi’nde tanıştığı sosyoloji öğrencisi Alva ile 1924’te evlendi ve üç çocuk babası oldu. Eşi kendisini ayrıca siyasal ekonomi, sosyoloji ve mali bilimler tahsili yapması için teşvik etti.

Myrdal 1927’de doktora tezinde Karl Marx’ın Çalışma Değeri Teorisi’ni (kapital ve toprak değil yalnız insan emeğinin değeri vardır) eleştirel bir biçimde ele aldı. Aynı yıl içinde Stockholm Üniversitesi’ne iktisat doçenti olarak atandı. Ekonomiye ahlâksal bir bilim statüsü kazandırmak için çalıştı. 1930’da ekonomik yaşamı herkesin refah derecesini maksimum düzeye çıkartmak yönünden inceleyen refah ekonomisini, modası geçmiş diye eleştirdi. Bu gibi modellerin dünya ekonomisi için plânlama örneği olarak elverişli olmadığını ileri sürdü.

İnanmış bir sosyalist olan Myrdal 30’lu yılların başında Sosyal Demokrat Parti’ye girdi ve partinin en etkili ekonomi danışmanı oldu. Akademik ve politik kariyerleri birbirine paralel olarak gelişti. 1933’ten itibaren Stockholm Yüksek Ticaret Okulu’nda iktisat ve maliye profesörü olan Myrdal, 1936’da İsveç Senatosu’na seçildi, çeşitli hükümet komisyonlarında çalıştı ve İsveç Bankası Müdürlüğü’ne getirildi.

Carnegie Vakfı’nın çağrısı üzerine ABD’deki ırksal sorunlar konusunda ilk kez empirik bir çalışma hazırladı (“An American Dilemma” – Bir Amerikan İkilemi, 1944). Başbakan Hanson, Myrdal’ı 1945’te ticaret bakanı olarak atadı. Fakat şansı yaver gitmeyen Myrdal, bu bakanlık koltuğunu iki yıl sonra kaybetti. Aynı yıl içinde Avrupa Ekonomi Komisyonu yöneticiliğine getirildi ve bu görevini 1954’e kadar sürdürdü. Bu görevde, Doğu Bloku Devletlerini de içine alacak, birleşmiş bir Avrupa’nın oluşması için olanca gücüyle çalıştı.

Ekonominin devlet tarafından planlanması ve yönetilmesini savunan Myrdal 1960’da yeniden bilimsel çalışmalara yoğunlaştı ve Stockholm Üniversitesi’nde Uluslararası İktisat profesörü olarak çalışmaya başladı. 1966’da açılan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucuları arasında bulunan Myrdal, bu kuruluşa başkan seçildi. İki yıl sonra Asian Drama: An Inyuiry Into to Poyerty of Nations (Asya Dramı: Ulusların Yoksulluğu Konusunda Bir Araştırma) adlı kitabıyla dikkatleri çekti. 2.000 sayfalık bu kitabın ana tezi “kümülatif nedensellik kuramı” idi. Buna göre, dünya ekonomisinde düzenli olmayan işlemler giderek eşitsizliğe yol açar.

Myrdal’ın çalışmalarını yürüten itici güç, dünya barışının sağlanabilmesi için temel olarak gördüğü daha fazla eşitlik koşullarını aramasıydı. Yoksul ülkelerdeki uygunsuz gelişmeye neden olan faktörlerden çoğunun gözden kaçırılmasından önyargıları, diplomatik yalancılığı ve istatistiksel basitleştirmeyi sorumlu tutuyordu.

72 yaşındaki Myrdal 1969’da yayınladığı “Siyasal Manifesto”sunda kalkınma yardımı sistemiyle hesaplaştı. Borçlu ülkeler kısa zamanda o kadar büyük bir borç yükü altına gireceklerdi ki bu borç ödemeleri bütün dış satım kazançlarına yiyip bitirecekti. Myrdal Batı uygarlıklarına anayasalarını ciddiye almaları ve yoksul ülkelerde eşit haklı ilişkilere girmeleri için çağrıda bulundu.

1970’de karısıyla birlikte Frankfurt Kitap Fuarı’nın Barış Ödülü’nü kazandı. Bundan dört yıl sonra Avusturya’lı Friedrich von Hayek ile birlikte Nobel Ekonomi Ödülü’nü aldı. 70’li yılların sonuna kadar ekonomi konusunda eleştirel denemeleriyle sık sık dikkatleri üzerine çekti. 1987’de 88 yaşında Stockholm’de öldü.

Prof. Dr.Irving Fisher

Cuma, Haziran 29th, 2012

Amerikalı iktisatçı Fisher Marjinal Fayda Kuramının matematikleştirilmesine önemli katkılarda bulundu. Piyasa değeri denklemi bugün de para kuramına ilişkin çok sayıda çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Saugerties/New York’ta dünyaya gelen Fisher zor koşullar altında büyüdü. Tarikat kilisesinde papaz olan babası, iki kardeşi gibi, erken öldü. Her ne kadar Fisher New Haven’de Yale Üniversitesi’nde okumayı başardıysa da, ayrıca özel ders vererek ailesinin geçimine katkıda bulunmak zorunda kaldı. Olağanüstü başarıları sayesinde 1888’de bir burs kazanarak matematik, felsefe ve sosyal bilimlerle ekonomi bilimleri dallarında eğitim görebildi. Fisher 25 yaşındayken Yale Üniversitesi’nde ekonomi dalında salt kuramsal olan ilk doktora tezini verdi. Adı “Paranın Satın Alma Gücü” idi. Başkaları yanı sıra Carl Menger ve Ikon Walras tarafından kurulmuş olan Marjinal Fayda Kuramı (Grenznutzentheorie) ve bu kurama dayanan fiyat kuramına, yani piyasada bir fiyatın ne şekilde ve ne yükseklikte oluştuğuna ilişkin tümüyle matematiksel açıklamasını gözler önüne serdi. Fisher bir yıl sonra varlıklı bir aileden gelen Margaret Hazard ile evlendi. 31 yaşında Yale Üniversitesi’nde Ekonomi kürsüsüne atandı. Ne var ki, buraya atandıktan kısa bir süre sonra tüberküloza yakalandı ve üç yılı aşkın bir süreyi çeşitli sanatoryumlarda geçirmek zorunda kaldı. Ancak 1901 yılında profesör olarak çalışmaya başladı. Fisher’in üniversite dışı aktivitelerine bundan böyle hastalığının damgası vuruldu. İnanmış bir vejetaryen olan Fisher nerdeyse dinsel bir hevesle gerçek sağlık bilimini kurmak istiyordu. 1907’de bir devlet sağlık bakanlığı tesis etmek amacıyla bir komite kurdu. Bir hükümet komisyonunun üyesi olarak iki yıl sonra “Ulusal Sağlığa İlişkin Rapor”u yayınladı. Fisher’in bilimsel çalışmalarında, tekrar tekrar gözlemlediği konjonktür (piyasa hareketleri) dalgalanmalarında merkezi bir anlam tanıdığı paranın değeri konusu, ağırlık noktasını oluşturmaktaydı. Buna göre paranın değeri sık sık dalgalanan satın alma gücüyle kendini belli etmektedir. Tüketici, (kâğıt ya da madeni paranın üzerinde yazılı) nominal değer ile paranın reel değeri(satın alma gücü) arasında bir ayırım yapamadığı için, bunu çoğu zaman anlamamaktadır. Fisher 1911’de yayınladığı “The Purchasing Power of Money” (Paranın Satın Alma Gücü) adlı yapıtında para miktarının artırılmasının fiyatları etkileyeceğine ve ekonomik dengeyi bozacağına ilişkin düşüncelerini savundu. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan fazla ödemeler fiyat artışına ve dolayısıyla satın alma gücünün azalmasına neden olacaktır. Fisher paranın piyasa değerine ilişkin denkleminde bu bağlantıları çok basit matematiksel bir formülle açıkladı. Bilimsel çalışmaları ve sağlık alanındaki uğraşları yanı sıra Fisher’in 1915’te yayınladığı “How To Live” (Nasıl Yaşamalı) adlı kitabı en iyi satan kitaplar listesinde başa geçerek yarım milyondan fazla satış yaptı. Fisher’in ayrıca buluşları vardır. Bir hava odası ve bir güneş saati geliştirdi. Ayrıca yazdığı makalelerle içki yasağının tutunması için çalıştı ve 1923’te dünya barışının güvence altına alınabilmesi için önerilerini sundu. Aynı yıl içinde kurduğu Endeks Sayıları Enstitüsü paranın satın alma gücünü kaydetmek üzere haftada bir, bir toptan fiyat endeksi çıkarttı. 1929’da ortaya çıkan dünya ekonomi buhranı, Fisher’in yeni bir ekonomik döneme ilişkin inancını aniden yok etti. Bir yıl sonra konjonktür dalgalanmalarına ve ekonomik depresyona ilişkin tepkilerini “The Stockmarket Crash and After” (Borsada Hisselerin Aniden Düşmesi ve Sonrası) adlı kitabında dile getirdi. Yine 1930’da, daha önceden 1907’de yazdığı “The Rate of Interest’ (Faiz Oranları) adlı kitabının tekrar gözden geçirilmiş baskısı olan “The Theory of Interest’ (Faiz Kuramı) adlı kitabını yayınladı. Bu yapıtında işadamının (varlığını maksimuma çıkartan) ve tüketicinin (yararını azami dereceye çıkartan) hedefleri arasındaki ilişkinin aynı hedefe yönelik olduğunu açıkladı. Adını kendisinden alan denkleminde aynı çalışmanın sonucu olarak faiz oranının karmaşık bir ekonomideki rolünü anlattı. Buna göre nominal ve reel faiz oranı arasındaki fark beklenmekte olan enflasyon oranına işaret etmektedir. 1935’te emekliye ayrılan Fisher, yayınlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürdü. 1942’de yayınladığı bir makalede vergi sisteminin kökten bir biçimde değiştirilmesini istedi. Bundan beş yıl sonra 80 yaşında New York’ta öldü.

Adam Smith

Cuma, Haziran 29th, 2012

İskoçyalı ekonomist ve filozof olan Adam Smith, Glasgow ve Oxford Üniversitelerinde öğrenim görmüş ve daha sonra Glasgow Üniversitesi’nde ahlak felsefesi profesörü olmuştur. Çok geniş sahaya yayılan çeşitli yazıları vardır. Ekonomi, bunlar arasında en önemlisidir.

Ekonomi örgütü hakkındaki görüşlerini etkileyen, doğal hukuka ilişkin inancıdır. Doğal olaylarda bir düzen mevcuttur; bunu gözlem ve ahlâk hissi ile tespit etmek mümkündür. Sosyal örgüt ve pozitif hukuk, bu düzene karşı çıkacağına, ona uymalıdır.

Smith’in 1776 yılında yayınladığı “Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations” adlı kitabı, üretim ve gelir dağılımı teorisini içermekte ve bu prensiplerin ışığında geçmişi değerlendirmektedir. Politika uygulamalarına da yer verdiği bu kitapta üzerinde önemle durduğu konu ekonomik büyümedir.

Büyümenin itici gücünü, işbölümü oluşturmaktadır. İşbölümü, üretim artışına, teknik ilerlemeye ve sermaye birikimine yol açmaktadır. İşbölümü, mübadele gerektirmekte ve piyasanın büyüklüğü tarafından sınırlanmaktadır. Her insan başkalarının elindeki malları arzu ettiği, çıkarlarına göre hareket ettiği için mübadele meydana gelmektedir. Büyümeyi sağlayan diğer bir unsur sermaye birikimidir. Büyümenin başarılı olması için toplumsal, kurumsal ve hukuksal çerçevenin doğru yapıda olması gerekmektedir.

Simith’e göre doğal hürriyet sisteminde her insan kendi çıkarlarını izlerken, istemeden toplumun çıkarını da sağlamaktadır. Aslında Smith, tam rekabet sistemine güvenmekte ve bu sistemin, kaynakların optimum dağılımına yol açacağına inanmaktadır. Laissez-faire sistemini savunmasına rağmen, devlet müdahalesinin gereğine de yer vermekte, yeni kurulan sanayilerin gümrük tarifesiyle himayesine ve devletin üç ana fonksiyonu olan emniyet, adalet ve altyapı yatırımlarına ağırlık vermektedir.

Büyümenin dışında Smith, mikroekonomik sorunlar üzerinde de durmuştur. Ona göne fiyatları tayin eden üretim maliyetidir. Rant, fiyatı tayin etmemekte, rant fiyat tarafından tayin edilmektedir.

Smith, ücretleri açıklamak için çeşitli teoriler öne sürmüştür. Ücretlerin asgari geçim düzeyinde oluşması bunlardan biridir. Smith’e göre kâr, zamanla rekabet ve kârlı işler bulma güçlüğü sonucunda düşecektir.

Merkantilist ve fizyokrat düşünce sistemlerine karşı çıkan ve dış ticareti savunan Smith’in en önemli teorik katkısı, tam rekabet altında kaynakların optimal etkin dağılımı hakkında ilk analizi geliştirmiş olmasıdır.

Ural Aküzüm

Cuma, Haziran 29th, 2012

İstanbul doğumludur. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Fransa’da Montpellier Üniversitesi’nde “Siyasi ve Idari Bilimler” eğitimi görmüştür. Ardından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş, Avrupa Birliği’nin desteğiyle sürdürülen “Herkes Için Insan Hakları” projesinde yöneticilik yapmıştır. Anayasa Hukuku alanında doktora çalışmalarını sürdürmekte olup kurucusu olduğu Kural Hukuk Bürosu’nda yerli ve yabancı şirketlere, üniversitelere ve muhtelif kişi ve kuruluşlara hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

2007 yılından beri Türk Gençliğine yeni bir gönüllülük bilinci kazandırmaya çalışan, katılımcı demokrasiyi teşvik eden ve geleceğin toplum liderlerini yetiştirmeyi hedefleyen ARI Hareketi’nin (www.ari.org.tr) başkanlığını, 2009 yılından beri de toplumsal hayatın her alanında ve işdünyasında etik değerleri hakim kılmayı hedefleyen Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı (TEDMER) başkanlığını sürdürmektedir. Siyaset bilimi, uluslararası Ilişkiler ve hukuk alanlarında değişik üniversite ve okullarda ders anlatmıştır. Çeşitli yayınlarda editör, yazar olarak çalışmış muhtelif gazete ve dergilerde politik, hukuki analizleri yayınlanmıştır. Türkiye Genç İşadamları Derneği yayın organı Elegans Dergisi’nde Siyasi Vizyon köşesini yazmaktadır.

Fransızca, Ingilizce bilen H. Ural Aküzüm halen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kurucu vakfı olan Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi, Azerbaycan Türkiye Tarih Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Türk ve Avrupa Kamuoyunun birbirini anlaması için kurulmuş olan Avrupa ile Diyalog Derneği’nin de başkan yardımcısıdır.

İstanbul Barosu Üyesi (2003), CMK Uygulama Avukatı (2004), Marka ve Patent Vekili (2004), Noterlik Belgesi (2005);

Eğitim: İstanbul Kültür Üniversitesi (Kamu Hukuku Doktora öğrencisi, tez aşamasında) Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (2003), Université de Montpellier, Diplome Universitaire de Sciences Politiques et Administrative (D.U. 2000) Galatasaray Lisesi (1998)

Uzmanlık Alanları: Birleşme Devralmalar, Sözleşmeler Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, İdare Hukuku, İcra İflas Hukuku, Ceza Hukuku Yabancı Dil: İngilizce, Fransızca, Türkçe, İngilizce ve Fransızca Yeminli Tercüman

Prof. Dr.Mesut Bedri Eryılmaz

Cuma, Haziran 29th, 2012

25 MAYIS 1966, Fethiye doğumludur.  İlk ve orta öğrenimini Milas’ta, lise öğrenimini İzmir’de tamamlamıştır.  Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur.  Master ve doktorasını, 1989-1995 yılları arasında bulunduğu, İngiltere, Leicester Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yapmıştır.

Master tezi, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İngiltere’deki Statüsü ve Gelecekteki Durum”, doktora tezi ise, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Işığında Türk Ve İngiliz Hukukunda ve Uygulamasında Yakalama Ve Gözaltına Alma” başlığını taşımaktadır.

Uzmanlık alanı, Ceza Hukuku olan ERYILMAZ’ın ilgi alanları ise, polis ve insan hakları hukukudur.

1995’den bu yana, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi ve Enstitüsünde, Ceza Genel Hukuku, Ceza Özel Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku, İnsan Hakları Hukuku, Hukuk Başlangıcı, Kolluk Hukuku ve Suçla Mücadele ve Kişi Hak ve Özgürlükleri derslerini vermiştir. 2000-2007 yılları arasında Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, misafir öğretim üyesi olarak, Ceza Özel Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku dersleri de vermiştir.

Halen, Polis Akademisinde, Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenlik Bilimleri Enstitüsü müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır.

Ceza Hukuku, Polis Hukuku ve İnsan Hakları Hukuku alanında çok sayıda yayınlanmış kitabı ve makalesi bulunmaktadır. Ayrıca, bir çok ulusal ve uluslararası projede görev almıştır.

Kırdar Özsoylu

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kırdar Özsoylu, 16 Kasım 1955’de Gaziantep’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden 1978 yılında mezun olan Özsoylu, 27 Şubat 1979’da Danıştay Yardımcısı unvanıyla mesleğe başladı. 14 Mayıs 1981’de görev unvanı Danıştay Tetkik Hakimi olarak değişen Özsoylu, Diyarbakır İdare Mahkemesi Üyeliği, Samsun ve Ankara İdare Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulundu.

10 Şubat 2004’te Danıştay üyeliğine seçilen Özsoylu, 17 Ocak 2007’de Yüksek Seçim Kurulu üyeliğine seçildi.

Danıştay 5. Daire Üyesi olan Özsoylu 28 Ocak 2010 tarihinde yapılan seçimde Yüksek Seçim Kurulu Başkanvekili olarak seçildi.

Özsoylu, evli ve iki çocuk babası.

Mehmet Taştan

Cuma, Haziran 29th, 2012

1984’te Erzurum Lisesi’ni bitirdi. 1988’de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1989’da avukatlık stajını tamamladı.

1991’de Sütçüler Askerlik Şubesi Başkanlığı yaptı. 2 yıllık kurs ve stajlarını tamamlayarak Cumhuriyet Savcısı olarak atandı. Sırasıyla Tunceli (1993-1996), Yusufeli, Artvin (1996-1997), Yıldızeli, Sivas (1998-2001), Adana (2001-2006)’da görev yaptı. Halen Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görevini sürdürmektedir.
Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazmaya 12-13 yaşlarında başladı. Lise son sınıftayken Erzurum ili genelinde açılan liseler arası “Çanakkale Zaferi” konulu şiir yarışmasında birinci seçilmesi, bundan üç yıl sonra da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen “tabiat” konulu şiir yarışmasında birinci gelmesi onu şiire bağladı. İnsan Boşluğu adlı ilk şiir kitabı 1988’de yayınlandı. Mehmet Taştan, şiiri “draje söz, kültür kombinezonuna eklenen son halka” olarak şairi “içinde yaşadığı toplumun kültürel değerleriyle beslenen, ondan aldığını farklı ve estetik kılarak ona iade edebilen bir aydın” olarak tanımlamaktadır.

Ömer İzgi

Cuma, Haziran 29th, 2012

1940 yılında Doğanhisar, Konya’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı fakültede Medeni Hukuk alanında yüksek lisans yaptı. Başbakanlık Başuzmanlığı görevinde bulunan ve bir süre serbest avukatlık yapan Ömer İzgi, 1983’de kurulan Muhafazakâr Parti’de kurucu üye oldu. MP, 30 Kasım 1985’de Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) adını aldı ve Ömer İzgi, MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi.

24 Ocak 1993’te yapılan Olağanüstü Kongreyle MÇP, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) adını aldı. İzgi, MHP Ankara İl Başkanlığı, daha sonra MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

18 Nisan 1999 Genel Seçimlerinde MHP’den Konya Milletvekili olarak Parlamento’ya giren Ömer İzgi, MHP Grup Başkanvekilliği görevini de yürüttü. 21. Dönem’de 2000 – 2002 yılları arasında TBMM’nin 22. Başkanı oldu. Ömer İzgi evli ve dört çocuk babasıdır.

Ali Em

Cuma, Haziran 29th, 2012

Ali Em, 11 Kasım 1950’de Ordu-Aybastı’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1976 yılında mezun olan Em, Ordu ve Ünye hakim adayı olarak mesleğe başladı. Em, sırasıyla Göle, Fındıklı, Haymana Hakimliği, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimliği, Kanunlar Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı ve Kanunlar Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

21 Ekim 2002’de Yargıtay Üyeliğine seçilen Ali Em, 17 Ocak 2007’de Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılan seçim sonucunda Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyeliğine seçildi.

YSK Başkanı Muammer Aydın ve Başkanvekili Ahmet Başpınar’ın görev sürelerinin sona ermesi üzerine boşalan Başkanlık ve Başkanvekilliği için 28 Ocak 2010 günü seçim yapıldı. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Üyesi Ali Em, YSK’nın yeni üyelerinin de katıldığı bu seçimde Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’na getirildi.

Em, evli ve iki çocuk babası.

Prof. Dr.Hakan Hakeri

Cuma, Haziran 29th, 2012

1966 Elazığ doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara ve Diyarbakır’da yaptı. 1987 yılında istanbul üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi.

1990’da “haksız yakalanan ve tutuklananlara tazminat verilmesi” konulu yüksek lisans teziyle mastır; 1996’da “die türkischen Strafbestimmungen zum Schutz des Lebens der Person im Vergleich mit dem deutschen Recht”konulu doktora teziyle Almanya’nın Köln Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.

1997 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yrd. doç. olarak atandı.
2002’de “ihmali suçlar” adlı çalışmasıyla doçent, 2007’de de “tıp hukuku” çalışmasıyla profesör oldu.
 
1.06.2005’te Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne atandı. Hala aynı fakültede görev yapmaktadır.
 
Ceza hukuku ve tıp hukuku uzmanı. Halen ABD Houston Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ilaç hukuku alanında araştırma yapıyor.

İyi derecede Almanca ve orta derecede İngilizce biliyor. Evli ve iki çocuk sahibi.

Romano Prodi

Cuma, Haziran 29th, 2012

9 Ağustos 1939′ da, İtalya’da Scandiano (Reggio Emilia) doğan Romano Prodi, evli ve 2 erkek çocuk sahibidir. Prodi, Milan Katolik Üniversitesin’de hukuk eğitimi gördükten sonra, Londra Üniversitesinde iktisat alanında yüksek lisans yapmıştır. 1963-1971 yıllarında Bologna Üniversitesinde Siyasal İktisat alanında asistanlık yapan Prodi, 1971-1999 yıllarında Bologna Üniversitesinde Endüstriyel Organizasyon ve Endüstriyel Politika alanlarında Profesörlük, 1963-1964 yıllarında Lombard Enstitüsünde Ekonomik ve Sosyal Çalışmalar (ILSES) alanında araştırmacılık, 1968′ de Stanford Araştırma Enstitüsünde Araştırmacılık, 1973-1974 yıllarında Trento Free Üniversitesinde İktisat ve Endüstriyel Politika Alanlarında Profesörlük, 1974′ de Harward Üniversitesinde Misafir Profesörlük görevlerinde bulunmuştur.

Politik kariyerine 1978-1979 yıllarında Endüstri Bakanlığı ile başlayan Prodi, 1982-1989 yıllarında Endüstiriyel Yeniden Yapılanma Enstitüsünün (IRI) Başkanlığını, (1993-1994′ de aynı), 1995′ de Sol Koalisyonun Merkezi Ulivo’nun Başkanlığını, 1996-1999′ da Parlamento üyeliği, 1996-1998′ de İtalya Cumhuriyeti Bakanlar Kuruluna Başkanlığını yapmıştır.

Eylül 1999′ da Avrupa Komisyonuna Başkan olarak atanan Prodi, 2004 yılına kadar bu görevini sürdürdü.

İtalya’da 2006 Nisan ayında yapılan genel seçimde Romano Prodi’nin merkez sol koalisyonu, kıl payı da olsa hem meclis hem de senato başkanlıklarını ele geçirmeyi başardı.