Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Özlem Kumrular

Cuma, Haziran 29th, 2012

Özlem Kumrular, 1974’te İstanbul’da doğdu. Lisansını Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde, yüksek lisansını aynı üniversitenin tarih bölümünde, doktorasını ise İspanya’da Salamanca Üniversitesi’nde yaptı.

XVI. yüzyıl Avrupa-Osmanlı ve Akdeniz tarihi, İspanyol ve İtalyan paleografisi, imgebilim, dini ve sosyal çatışmalar, marjinal sosyal gruplar, pikaresk roman üzerine çalıştı.

“Türk İmgesi, Türkler ve Deniz” ve “Muhteşem Kanuni” kitaplarının editörlüğünü yaptı. Yayımlanmış çok sayıda kitabı bulunan Kumrular, halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyesi.


Özlem KumrularTürk Korkusu
Avrupa’da Türk Düşmanlığının Kökeni

Kuşatan, kapıya dayanan, ele geçiren, muzaffer, hükmedici, kibirli ve mağrur… Akıllı, muhteşem, disiplinli, kararlı, acımasız ve hoşgörülü…

Tüm bu kavramların, Avrupa’da aynı ortak düşman için, yani Türkler için telaffuz edildiğini ve “korku”yla örülü bir “literatür” oluşturulduğunu düşünürsek, tarihi amneziye diren, kolay kolay silinemeyecek, bir korku türü çıkıyor karşımıza: Türk korkusu!

Kitap, klasik “yabancı korkusu”nun çok ötesine geçen bir ruhsal-siyasi durumun, XVI. yüzyıl Avrupası’nda nasıl yaratıldığını, hangi araçlarla yayıldığını ve popülerleştirildiğini inceleyen, kısacası Avrupa’da hüküm süren/sürmekte olan çok özel bir korku türünü hikâye eden bir çalışma.

Üstelik, bizzat korkuyu yaşayanların, “korkanların” ağzından… kaleminden…

Prof. Dr.Sadık Erdem

Cuma, Haziran 29th, 2012

11 Nisan 1955 tarihinde Denizli Çivril’de doğdu.

Lisans Türk Dili ve Edebiyatı İstanbul Üniversitesi 1981
Doktora Türk Dili ve Edebiyatı İstanbul Üniversitesi 1987

Akademik unvanlar
Yardımcı Doçent Türk Dili ve Edebiyatı Süleyman Demirel Üniversitesi 1993-1996
Doçent Türk Dili ve Edebiyatı Süleyman Demirel Üniversitesi 1996-2002
Profesör Türk Dili ve Edebiyatı Süleyman Demirel Üniversitesi 2002-2005
Profesör Türk Dili ve Edebiyatı Balıkesir Üniversitesi 2005-

1. Sadık ERDEM, Mir’ât-ı Mühendis-hâne-i Berrî-i Hümâyûn (İstanbul Teknik Üniversitesi Tarihçesi), İ.T.Ü. yayını, 1986, VI+324 s.
2. Sadık ERDEM, Sâî Çelebi Tezkiretü’l-bünyân, İstanbul, 1988, 93 s.
3. Sadık ERDEM, Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını Sayı : 79, Şuarâ Tezkireleri Dizisi Sayı : 1, Ankara Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1994, XLVIII+401 s.
4. Sadık ERDEM, Osmanlıca Metinler, Isparta, 1997, IV+143 s.
5. Sadık ERDEM, Subhî-zâde Azîz ve Dîvân’ı İnceleme-Metin-Sözlük, Isparta, 2001, 469 s.
6. Sadık ERDEM, Neyyir ve Dîvân’ı İnceleme-Tenkidli Metin-Sözlük, Isparta, 2002, 324 s.
7. Sadık ERDEM, İki Bayraklı-zâde Nesîb ve Dîvân’ı İnceleme-Tenkidli Metin-Sözlük, Isparta, 2002, 186 s.
8. Sadık ERDEM, Neylî ve Dîvân’ı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını : 321, Ankara, 2005, XIII+393 s.

Rif’at Bilge

Cuma, Haziran 29th, 2012

Türkoloji dünyasının tanınmış ve önde gelen isimlerinden biri olan kilis’in yetiştirdiği büyük Türk bilgini Kilisli Muallim Rifat Bilge Türk diline hizmet etmiş ilim adamlarımızdandır.

1874 yılında Kilis’in Cedit mahallesinde doğmuştur. Zabtıyye çavuşlarından Abdülkerim Bey’in oğludur.

Muallim Rif’at Bilge, babasını küçük yaşta kaybetti. Kerim çavuş oğlu Ahmet Rif’at, dayılarının yardımıyla ilk ve rüşdiyye öğrenimini Kilis’te yaptı.

Daha sonra, 18 yaşında İstanbul’a geldi ve 1898 yılında İstanbul Darü’l-Muallimin’in yüksek kısmını birincilikle bitirdi. Çok sevdiği öğretmenlik mesleğine böylece atılmış oldu.

Rif’at Bey önceleri rüşdiyye ve i’dadiler’de, sonraları liselerde Türkçe, Arapça, Farsça, Tarih ve Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Medresetü’l –Kuzat’da Ceza Kanunu, İmam Hatip Mektebinde  ise felsefe derslerini vermiştir.Ayrıca, İstanbul Üniversitesi İlahiyat ve Edebiyat Fakültelerinde Arap Dil ve Edebiyatı derslerini okuttu. Bu arada İstanbul Hukuk Mektebinden de pek iyi derece ile mezun oldu.

Adının hep “ kilisli” sözcüğünü kullanan Türkoloji dünyasının bu ünlü bilgini “Muallim” lakabıyla da anılmıştır. Bu nedenle Ahmet Rıf’at Bilge’ye “Kilisli Muallim Rif’at” denirdi. Türk diline unutulmaz hizmetler vermiş ve şöhreti yurt sınırları aşmış olan Kilisli Muallim Rif’at’ı Avrupa’da tanıyordu.

Türk dilinin birinci derecede önemli eski anıtlarından birçoğunun  ilk yayımlarını yapmak, resmi ve hususi kütüphanelerini araştırarak bazı anıtları bizzat  kendisi ortaya  ortaya çıkarmak, Kilisli Muallim Rif’at’ın Türk Filolojisine yapmış olduğu en büyük hizmetlerdir. XI. Yüzyıl Hakaniye Türkçesinin şaheserlerini, en eski Oğuzca metinleri, XIV- XV Yüzyıl Kıpçak Türkçesi yadigarlarını bizlere tanıtan odur.

Son zamanlarda doktorların kendisine istirahat tavsiye etmesine rağmen, çalışmalarına hiç ara vermeyen Türkoloji dünyasının bu ünlü bilgini Kilisli Muallim Rif’at Bilge  22 Şubat 1953 Pazar günü, Ankara Maltepe’deki evinde geçirmiş olduğu kalp krizi sonucu 79 yaşında hayata gözlerini kapamıştır. Kilis’in  yetiştirdiği bu büyük Türk Dil Bilgini, Ankara Cebeci Asri Mezarlığına gömüldü.

Türk dil tarihinin tanınmış simalarından biri olan Kilisli Muallim Rif’at çok değerli bir Türkçeci idi. O her zaman sade bir Türkçe’yi savundu ve dilimizin yabancı kelimelerden  arınması için çalıştı.

Muallim Rif’at Bilge’nin gerçek doğum Tarihi 1874’dür Nüfusunda iki yaş küçük yazılmıştır. Rahmetli sağlığında kızlarına vasiyet etmiş ve öldüğü zaman mezar taşına doğumu 1874 olarak yazılmıştır.

Kilisli Muallim Rif’at’ın Eserleri :

1- Kitab-ı Dede Korkut (Ala Lisan-ı Ta’ife-i Oğuzan, Dresden yazmasından, 1914)

2- Divanu Lugati’t-Türk (3. cilt 1. ve 2.cilt 1915. 3. cilt 1917, İstanbul Matbaa-i Amire)

3- İdni Mühenna Lugati (İstanbul, müze Kitaplığından, 1919)

4- Ferheng-Name-i Sa’di Tercümesi (Ali Emiri Efendi kitaplığından, 1924)

5- İbni Mühenna’nın ( El-Kavaninü’l – Külliye Li-zağlil Lügatı- Türkiye) sinin istinsah ve tashihi, (Sait Ali Paşa Kitaplığından 1928)
     
6- Sultan Veled’in Divan-ı Türki’si (Veled Çelebi (izbudak) ile birlikte, 1925

7- Astarabadi’nin Kadı Burhaneddin tarihi olan Bezm-u Rezm (Farsça metin, 1928)

8- Ebu Hayyan’ül Endülisi’nin Kitabü’l-idrak Li-Lisani’l Etrak’ine yazılmış olan 1531 kelimelik Haşiye (Veled Çelebi ( İzbudak ) ile birlikte 1936

9- Maniler (1928)

10- Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin (7. ve 8.ciltlerinin Türkçeye çevrilmesi, 1928 )

11- Şeyh Sa’diden Gülistan ve Bostan Tercümeleri (1943)

12- Keşf-üz Zunun ile Zeyl’in basım ve yayımı (Şerafeddin Yaltkaya ile birlikte, 1.11.1941, 1945)

13- Suyolcuzade Mehmet Necib’in Devha-tül-küt-tab’ının tertip ve tashihi, (Güzel Sanatlar Akademisi Neşriyatından No: 16 İ stanbul 1942)

14- Esma-i Müellifin, I (İbnü’l- Emin Mahmud Kemal İnal ile birlikte, 1952)

15- Salaheddin-i Safeddi’nin El-Vafi Fi’l- Vefetat’ı (H.Ritter ile birlikte)

16- İmam Hasan’ın Ahkam-ı Kur’an’ı Celal-i Devvani’nin Arznamesi ayrıca da Yeni Sarfı Arabi, gibi eserler tarafından istinsah ve tashih olunmuştur.

17- ( Kutbi Mekki’nin ) İstanbul Seyahatnamesi, ile ( Utu’nin ) Sultan Mahmut Gaznevi  ile babasına ait tarihini tercüme etmiştir.

Ayrıca Kilisli Muallim Rif’at Bey, Bir çok Arap ve İran klasiklerini de Türkçeye çevirmiştir.


Rif'at Bilge'yi Anma Konferansı afişi3 Mayıs 2003 tarihinde Kilisli Muallim Rif’at Bilge’nin ölümünün 50. yılı dolayısıyla Türk Dil Kurumu konferans salonunda geniş katılımlı bir anma toplantısı düzenlenmiştir. 

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın‘ın toplantıda yaptığı konuşmada Kilisli Muallim Rifat Bilge’nin Dede Korkut Destanı‘nın ve Divanü Lügat-it Türk‘ün derleyicisi ve ilk yayımcısı olduğunu söyledi. 

 

Prof. Dr.Osman Horata

Cuma, Haziran 29th, 2012

22 Şubat 1961 tarihinde Denizli’de doğdu.Evli ve iki çocuk babasıdır.

Askerliğini 15 Ekim- 15 Aralık 1993 / 58. Top. Er. Eğt. Tug. BURDUR’da yaptı. 

Eğitim Durumu
1966-1971 :  Ressam İ. Çallı İlk Okulu / DENİZLİ
1971-1978 :  Orta okul – Lise / DENİZLİ
1979-1983 :  Lisans – Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü / KONYA
1983-1984 :  Lisans-üstü İngilizce hazırlık – Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü / ANKARA
1984-1986 :  Yüksek lisans – Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı / ANKARA
1986-1990 :  Doktora – Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı / ANKARA

Akademik Hayatı
26. 09. 1983 : Türk dili okutmanı – Hacettepe Üniversitesi / ANKARA
28. 12. 1985 : Araştırma görevlisi – Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı / ANKARA
1990 (Kasım) : Doçentlik yabancı dil sınavı başarı belgesi.
27. 11. 1990 : Yard. Doç.- Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı / ANKARA
20.11. 1997 : Doçent – Gazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi / ANKARA
06.05.1998 : Doçent kadrosuna atanma – Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı / ANKARA
02.04.2002 : Profesör- Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı / ANKARA

İdari Görevler ve Görevlendirmeler
1991-1994 : Bölüm Başkan Yardımcısı – Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü / ANKARA
23. 01.1995 – 04. 09. 1996: Üniversitatea Ovidius, Facultatea de Litere, Catedra de Limba Turca, CONSTANTA / ROMANIA (Bakanlıklar Arası Ortak Kültür Komisyonun 20.08.1993 tarih ve 36 sayılı kararıyla).
1997-2002 : Bölüm Başkan Yardımcısı- Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, ANKARA
1999- : Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Projesi (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi) yürütme kurulu üyesi.
01.02. 2003- : Yayın Yönetmeni – bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi
22.04.2002 – 02.04.2003 : Yönetim Kurulu Üyesi – Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi

Eğitim-Öğretim Konusundaki Deneyimi
Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü:

Lisans
TDE-115-116 Eski Türk Edebiyatına Giriş I, II
TDE-315-316 Eski Türk Edebiyatı III-IV
TDE-415-416 Eski Türk Edebiyatı V-VI
TDE 125-126 Osmanlıca
Lisans-üstü
TDE-623-624 Eski Türk Edebiyatında Nazım I, II
TDE-625-626 Edebiyat Bilgi ve Teorileri I, II
TDE-723-724 Divan Şiiri I,II
TDE-726 Mesnevi Türünün Tarihi Gelişimi
TDE- Klâsik Osmanlı Türkçesi Metinleri

1991-1992 : Kara Harp Okulu – ANKARA
Türkçe – Kompozisyon

Üniversitatea Ovidius (1995-1996) CONSTANTA / ROMANIA
Uygulamalı Türkçe II, III, IV
Türk Edebiyatı III-IV
Kompozisyon IV

Başkent Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (2002-2003)
TDE 307-308 Eski Türk Edebiyatı
TDE 407-408 Eski Türk Edebiyatı

Yönettiği Tezler
l. YAĞMUR, Bahri (1998), Hilâlî Divanı, İnceleme-Metin, HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 192 s.
2. GÜN, Salih (1998), Çakerî Dîvanı, İnceleme-Metin, HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 250 s.
3. KÖKSAL, Fatih (2001), Edirneli Nazmî, Mecma’ü’n-Nezâir (İnceleme-Tenkitli Metin), HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Doktora Tezi, 3 cilt, 3043 s.
4. YILDIZ, Serhat (2002), Sermed Dîvânı, İnceleme-Metin, HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 260 s.
5. AYAN, Elif (2002), Sürurî ve Hezliyyât’ı (İnceleme- Tenkitli Metin- Sözlük), HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim DalıYüksek Lisans Tezi, 322 s.
6. KURTOĞLU, Orhan, Lebîb Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin-Sözlük), HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Doktora Tezi (devam ediyor)
7. MUM, Cafer, Halepli Edîb Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin- Sözlük), HÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Doktora Tezi (devam ediyor)

Bilimsel Çalışmalar

A. Tezler
1. Yüksek Lisans (M.A.) : HORATA, Osman (1986), Nedîm-i Kadîm Dîvançesi Üzerinde Bir İnceleme, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı, 286 s.
2. Doktora (Ph. D.) : HORATA, Osman (1990), Cemalî, Hümâ vü Hümâyûn (Gülşen-i Uşşâk), İnceleme-Tenkitli Metin, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı, 697 s.

B. Kitaplar
1. HORATA, Osman (1987), Nedîm-i Kadîm Dîvançesi, (İnceleme-Tenkitli Basım), Ankara: Kültür ve Turizm Bak. Yay., 216 s.
2. GÜNAY, Umay – HORATA, Osman (1994), Yunus Emre, Risâletü’n-Nushıyye, Ankara: TDV Yay., Türk Halk Klâsikleri Serisi: 2, 198 s.
3. HORATA, Osman (1998), Esrar Dede, Hayatı, Eserleri, Şiir Dünyası ve Divanı, Ankara: Kültür ve Turizm Bak. Yay., Sanat/Edebiyat Dizisi:169/34, XI+666s.
4. İSEN, M. – M. MACİT, O. HORATA, F. KILIÇ, İ.H. AKSOYAK (2002), Eski Türk Edebiyatı El Kitabı, Ankara: Grafiker Yay., 412 s.

C. Kitap Bölümü

1. HORATA, Osman (1999), “Romanya Yazılı Türk Edebiyatı”, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 12: Romanya ve Gagavuz Türk Edebiyatı, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., Türk Edebiyatı Dizisi, s.13-20; 94-167.
2. HORATA, Osman (2003), “Son Klâsik Dönem (18.Yüzyıl)- Nazım”, Türk Dünyası Edebiyat Tarihi, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yay., (baskıda).
3. HORATA, Osman (2003), “Son Klâsik Dönem (18.Yüzyıl)- Nazım” (Antoloji), Türk Dünyası Edebiyat Metinleri Antolojisi, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yay., (baskıda).

D. Makaleler

1. HORATA, Osman (1985), “Eski Şiirin Rüzgârıyla ve Klâsik Şiir Geleneğimiz”, Milli Eğitim Dergisi, Yahya Kemal Özel Sayısı, s. 48-55.
2. HORATA, Osman (1987), “Nedîm-i Kadîm, Hayatı, Sanatı ve Eserleri”, Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi , Mehmet Akif Ersoy Özel Sayısı, c. 5, sayı: 1, s.120-152.
3. HORATA, Osman (1991), “XV.Yüzyıl Şairlerinden Cemalî’nin Hayatı ve Eserleri”, Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi, c. 8, sayı: 1, 2, s. 51-82.
4. HORATA, Osman (1993), “Yunus Emre’nin Risaletü’n-Nushıyye Mesnevisi”, Türk Kültürü Araştırmaları, Prof.Dr. Şükrü Elçin Armağanı, c. XXIX/L-2 (1991), s. 172-203.
5. HORATA, Osman (1993), Cemalî’nin Hümâ vü Hümâyun Mesnevisi”, Marmara Üniversitesi, Türklük Araştırmaları Dergisi, Prof. Dr. Amil Çelebioğlu Armağanı, sayı: 7 (1991-92), s.281-306.
6. HORATA, Osman (1996), “Romanya’daki Türkoloji Çalışmaları”, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı: 2, s.338-398.
7. HORATA, Osman (1997), “Esrar Dede’nin Şiirlerinde Tahkiye I”, Türk Dili, Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı: 544, s. 423-433; “Esrar Dede’nin Şiirlerinde Tahkiye II”, Türk Dili, Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı, 546, s. 593-599.
8. HORATA, Osman (1997), “Romanya Türkleri”, Yeni Türkiye, Türk Dünyası Özel Sayısı II, yıl:3,sayı: l6 (Mayıs-Haziran), s. l859-l866.
9. HORATA, Osman (1997), “Esrar Dede, Hayatı ve Eserleri”, Hacettepe Üniversitesi’nin Emel Doğramcı’ya Armağanı, s.169-184.
10. HORATA, Osman (1998), “Romanya Türkleri Edebiyatı”, Türk Dünyası El Kitabı, Dördüncü Cilt: Edebiyat (Türkiye Dışı Türk Edebiyatları), Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yay, 3. Baskı, s.65-96.
11. HORATA, Osman (1998), “Sound and Meaning Unity and Gazels with Pun”, Dil Dergisi (Language Journal), sayı.71, s.47-55; Türkçesi: HORATA, Osman (1998), “Ses, Anlam Bütünlüğü ve Gazel-i Tecnisler”, Doğu Akdeniz, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dergisi, yıl:1 (1998), sayı:1, Gazimağusa – KKTC, s.65-76.
12. HORATA, Osman (1998), “Necati Bey’den Bâkî’ye ‘Döne Döne’ ”, Bilig,Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, sayı: 7/Güz-1998, s.44-66.
13. HORATA, Osman (1999), “Mevlâna ve Divan Şairleri”, Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi, Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı Özel Sayısı, s.43-56.
14. HORATA, Osman (2000), “Hâcû-yı Kirmanî ve Cemalî’nin Hümâ vü Hümâyûn Mesnevîlerinin Karşılaştırılması, Journal of Turkish Studies, In Memoriam Agâh Sırrı Levend , Published at the Department of Near Eastern Languages and Civiizations Harvard University, vol:24/1:121-135.
15. HORATA, Osman (2000), “Esrar Dede’nin Lügat-i Talyan Tercümesi”, Türkbilig, Türkoloji Araştırmaları, HÜ, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dergisi, sayı: 2000/1, s.73-80.
16. HORATA, Osman (2000), “Cem Şairleri: Bir Kader Birliğinin Anatomisi”, Bilig,Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, sayı: 15 /Güz- 2000, s. 91-110.
17. HORATA, Osman (2001), “Vâkıât-ı Sultan Cem’de Batı Kültürü Hakkında Bazı Egzotik Dikkatler”, Millî Folklor, Kışı 52, s. 72-78.
18. HORATA, Osman (2002), “Zihniyet Çözülüşünden Edebî Çözülüşe: Lâle Devri’nden Tanzimat’a Türk Edebiyatı”, Türkler, Ankara: Yeni Türkiye Yay., c.11, s.573-592.
19. HORATA, Osman (2002), “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Manzum Kısımlar”, Türkbilig, Türkoloji Araştırmaları, HÜ, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dergisi, sayı:2002/3, s.34-44.
20. HORATA, Osman (2002), “The Turkish Literature from The Tulip Era to Tanzimat”, The Turks, Yeni Türkiye Publications, v.3, pp.893-906.
21. HORATA, Osman (2002), “Esrar Dede’nin Terkib-bent Şeklinde Bir Devriyyesi”, Millî Folklor, Kış 56, s.95-99.
22. HORATA, Osman (2003), “Kuzey ve Batı Türklüğünün Kesişme Noktasında Küçük Bir Türk Topluluğu: Romanya Türkleri”, Balkan Türkleri, Balkanlarda Türk Varlığı, Asam Yay., Ankara 2003, s. 151-167
23. HORATA, Osman (2003), “Mevlâna an Mawlawitism in Turkish Cultural Life”, International Journal of Turcology,SOTA, Haarlem/NETHERLANDS, vol.1, pp. 97-105 (baskıda)
24. HORATA, Osman (2003), “Lâle Devri’nde Bir Safevî Elçisi: Murtaza Kulu Han (Namî) ve Ona Yazılan Nazireler”, Journal of Turkish Studies, In Memoriam Agâh Sırrı Levend , Published at the Department of Near Eastern Languages and Civiizations Harvard University, vol: (baskıda)

D. Bildiriler / Konferanslar

1. HORATA, Osman (1992), “Klâsik Edebiyatımıza Ait Metinlerin Neşrinde Karşılaşılan İmlâ İle İlgili Bazı Problemler”, I.Eski Türk Edebiyatı Kollogyumu, İLESAM, 17-18 Ocak 1992, ANKARA
2. HORATA, Osman (1995), “Mehmet Niyazi’nin Düşündürdükleri”, Tatar Türklerinin Adet ve Gelenekleri Sempozyumu, 9.12.1995-CONSTANTA/ROMANIA ; Karadeniz, Aylık Gazete (Constanta), yıl: 5, sayı: 37(3), 1996, s. 6.
3. HORATA, Osman (1997), “Necatî Bey’den Bakî’ye ‘Döne Döne’”, Karşılaştırmalı Edebiyat Araştırmaları Sempozyumu III, 30.05.1997 – 01.06.1997, Onsekiz Mart Üniversitesi, ÇANAKKALE
4. HORATA, Osman (1997), “Ses-Anlam Bütünlüğü ve Gazel-i Tecnîsler”, IX. Millî Türkoloji Kongresi, İstanbul Ünv., l5-l9 Eylül l997-İSTANBUL
5.HORATA, Osman (1999), “Cem Şairleri: Bir Kader Birliğinin Anatomisi”, Osmanlı Dünyasında Şiir Uluslar Arası Sempozyumu, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 18-22 Kasım 1999, İSTANBUL
6. HORATA, Osman (2000),“Türk Kültür Hayatında Mevlâna ve Mevlevîlik”, Mevlâna: Evrensel Mesaj, Panel, 16.12. 2000, saat:14.00, TTK, ANKARA
7. HORATA, Osman (2001), “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Manzum Kısımlar”, Uluslararası Evliya Çelebi Sempozyumu, Doğu Akdeniz Üniversitesi, 8-9 Kasım 2001, Gazimağusa/ KKTC
8. HORATA, Osman (2001), “Romanya Türklerinin Edebiyatı Üzerine Düşünceler” , Kıbatek, Öykü Sempozyumu, 26.11.2001, H.Ü. Edebiyat Fakültesi, ANKARA

E. Tanıtma Yazıları

1. HORATA, Osman (1992), “Bir Kitap veya Bir Tezadın Tashihine Dair”, Sosyal Bilimlerde Araştırma, yıl: 1, sayı: 4, s. 23-25.
2.HORATA, Osman (1996), “Renkler”, Bilge (Tanıtım, Tahlil, Eleştiri), Nevruz 1996 (Bahar) 8, s. 105-108.
3. HORATA, Osman (1996), “Mustafa İsen, Ötelerden Bir Ses”, Bilge (Tanıtım, Tahlil, Eleştiri), sayı:18 (Güz), s.47-55.
4. HORATA, Osman (1999), “Türkoloji Dünyasına Açılan Yeni Bir Pencere: Doğu Akdeniz”, Bilge (Tanıtım, Tahlil, Eleştiri), sayı:21 (Yaz), s. 152-153.
5. HORATA, Osman (1999), “Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi “, Bilge (Tanıtım, Tahlil, Eleştiri), sayı: sayı:21 (Yaz), s. 49.
6. HORATA, Osman (2003), “Türk Dünyasının Kültürel Ufukları: Türk Dünyası Ortak Edebiyatı”, Bilig,Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, sayı:25/Bahar, s. 207-211.

F. Ansiklopedi Maddeleri

1. HORATA, Osman (2000), “Abdula, Gülten (1946- )”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.1, s. 40-41.
2. HORATA, Osman (2000), “Acıamet, Cemal (1943- )”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.1, s. 114-115.
3. HORATA, Osman (2001), “Cem (Şehzade) (1459-1495)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 420-422.
4. HORATA, Osman (2001), “Cemâl (ö. 1845/46)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 425.
5. HORATA, Osman (2001), “Cemâl Nâ-bedîd)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s.427.
6. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (1410/12-1510/12?)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 429-432.
7. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (ö.1550)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 432.
8. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (ö.1583)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay.,c.2, s. 433.
9. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (16.yy.)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 433.
10. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (ö.1674-75)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 433.
11. HORATA, Osman (2001), “Cemalî (ö.1750)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.2, s. 433-434.
12. HORATA, Osman (2001), “Akd ü hâl”, Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, Ankara: AKM Yay., c.1, s. 88.
13. HORATA, Osman (2001), “Aks-i müfred”, Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, Ankara: AKM Yay., c.1, s. 98.
14. HORATA, Osman (2003), “Dürrî”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.3, s. 225-226.
15. HORATA, Osman (2003), “Esrâr (ö.1797)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.3, s. 2440-442.
16. HORATA, Osman (2003), “Emin, Atilla (1933-1946)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Ankara: AKM Yay., c.3, s. 321.
17. HORATA, Osman (2003), “Emin, Emel (1938-)”, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi Ankara: AKM Yay., c.3, s.321-322.

Yusuf Has Hâcib

Cuma, Haziran 29th, 2012

11. yüzyılın başlarında Balasagun’da doğmuş olan Yusuf Has Hâcib asil bir aileye mensuptur. Balasagun’da yazmaya başladığı Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi) adlı yapıtını 1069 yılında Kaşgar’da tamamlayarak Karahanlı hakanlarından Ebû Ali Hasan ibn Süleyman Arslan Hakan’a sunmuştur.

Kutadgu Bilig, her iki Dünya’da da mutluluğa kavuşmak için gidilmesi gereken yolu göstermek maksadıyla yazılmıştır. Yusuf Has Hâcib’e göre, öteki Dünya’yı kazanmak için bu Dünya’dan el etek çekerek yalnızca ibadetle vakit geçirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir insanın ne kendisine ne de toplumuna bir yararı vardır; oysa başkalarına yararlı olmayanlar ölülere benzer; bir insanın erdemi, ancak başka insanlar arasındayken belli olur. Asıl din yolu, kötüleri iyileştirmek, cefaya karşı vefa göstermek ve yanlışları bağışlamaktan geçer. İnsanlara hizmet etmek suretiyle faydalı olmak, bir kimseyi, hem bu Dünya’da hem de öteki Dünya’da mutlu kılacaktır.

Yusuf Has Hâcib bu yapıtında bilimin değerini de tartışır. Ona göre, alimlerin ilmi, halkın yolunu aydınlatır; ilim, bir meşale gibidir; geceleri yanar ve insanlığa doğru yolu gösterir. Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir. Eğer dikkat edilirse, bir alimin ilminin diğerinin ilminden farklı olduğu görülür. Mesela hekimler hastaları tedavi ederler; astronomlar ise yılların, ayların ve günlerin hesabını tutarlar. Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır. Alimler, koyun sürüsünün önündeki koç gibidirler; başa geçip sürüyü doğru yola sürerler.

Yusuf Has Hâcib, astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin, önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söyler. Aritmetik ve cebir, insanı kemâle ulaştırır; toplama, çıkarma, çarpma, bölme, bir sayının iki katını, yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen, yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.

Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib’in ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Platon’un devlet ve toplum anlayışı çok iyi bilinmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Bilimin ve bilginlerin değeri anlaşılmıştır; bilim, güvenilir bir rehber olarak düşünülmektedir.

Erbay Kücet

Cuma, Haziran 29th, 2012

Erbay Kücet 1955 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Eskişehir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü (1980) ve Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı (1988) mezunu.

1975’den beri Hergün, Millet, Ortadoğu, Genç Öğretmen, Çaylak, Töre, Mavera, Aylık Dergi, Yenidevir, Millî Gazete, Vahdet, Cıngar, Belde, Gençlik, Kıvılcım, Tırpan, Çerağ, Yeni Dönem, Seğmen, Akit ve Yeni Şafak gibi gazete ve dergilerde yazdı.

Türkiye Kültür ve Sanat Yıllıkları’nda bölüm yazarlığının yanı sıra Başbakanlık Türk Aile Ansiklopedisi’nin yayın kadrosunda da görev yaptı.

Yenidevir gazetesinin 1983 yılında açtığı “Hikaye Yarışması”nda mansiyon alan, Kücet, Gençlik Dergisi okurlarınca 1996 yılının “Mizah Yazarı” seçildi.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin düzenlediği “Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şölenleri”nde (Türkiye/Bursa-1992; Kazakistan/Almatı-1993; Ukrayna/Simperofol-2005) tertip komitesinde görev yaptı.

Türkiye Yazarlar Birliği’nde Genel Mali Sekreter (1991-1993) ve Denetleme Kurulu Başkanı (2001-2006); Eğitim-Bir Sendikası’nda Genel Eğitim Sekreter Yardımcısı (1995-1997); Çocuk Edebiyatçıları Birliği’nde Genel Başkan Yardımcısı (1998-1999); M.Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’nda Mütevelli Heyet Üyesi (1999-2004) görevlerinde bulunan yazar, halen Türkiye Bilardo Federasyonu’nda As Başkan olarak görev yapmaktadır.

ESERLERİ
1. İlerliyelim Beyler Mizah Hikayeleri, 1993
2. Gençlik Kültür Ansiklopedisi R.Kaymaz ve S.Er’le birlikte, 1996
3. Fıkır Fıkır Fıkralar Çocuklar için Fıkralar, 1996
4. Şirin Şiirler Çocuk Şiirleri Seçkisi, 1996
5. Kendi Kiliseni Kendin Yap Mizah Hikayeleri, 1997
6. Yakalatan Şapka Çocuk Hikayesi, 2000

Yrd. Doç. Dr.Güzin Tural

Cuma, Haziran 29th, 2012

27 Şubat 1957’de Adana‘da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Adana’da yaptıktan sonra 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü‘ne girdi. 1979’da Şerafeddin Ali Yezdi’nin “Zafername” isimli eseri tezi ile mezun oldu, 1980-1985 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1985 yılında Nevayi’nin “Mahbübül-Kulüb” isimli eserini yüksek lisans tezi olarak hazırladı.

1986 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü Türk Dili Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi oldu.

1993’de Nevayi’nin “Seb’a-ı Seyyare” isimli eserini doktora tezi olarak hazırladı. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Eski Türk Dili Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçent olarak göreve başladı. Bu görevi devam eden Güzin Tural 18.11.1997 tarihinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Şeref Üyeliği‘ne seçildi.

Evli ve bir çocuk annesi olan Tural, 12 Kasım 2006 tarihinde vefat etti.

Çeşitli makale ve tebliğleri yayınlanan Dr. Tural Millî Eğitim Bakanlığı ve Gazi Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan lise Dil Bilgisi kitaplarının yazımında görev almış olup hâlen Türk Dil Kurumu‘nun Türk Dünyası, Türk Şiveleri Mukayeseli Grameri ve Sözlüğü ile Atatürk Kültür Merkezi‘nin Türk Dünyası Edebiyat Tarihi projelerinde çalışmaktadır.


Yayınları

Ali Şir Nevâî Mahbûbü’l-Kulüb, Gazi Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1986

Ali Şir Nevâî Seba’a-i Seyyâre, Gazi Üniversitesi, Doktora Tezi, Ankara, 1993

Çora Batır Destanı’nın Kırım Varyantları ile Manas Destanı Arasındaki Benzerlikler, Manas Destanı ve Etkileri Uluslar Arası Bilgi Şöleni, s.241-268, Ankara 1995.

Ali Şîr Nevâyî’nin Eserlerinde Oğuzca Unsurlar, Üçüncü Uluslararası Türk Dili Kurultayı-1996, 23-27 Eylül 1996, Ankara

Manas Destanı’nda ve Türkiye Türkçesi’nde Kullanılan Ortak Kelimeler, Manas-1000 Bişkek Bildirileri, s.231-241, Ankara 1997

Manas Destanı ile İlgili Türkiye’deki Yayınlar Bibliyografyası (Naciye Yıldız ile birlikte), Manas 1000 Bişkek Bildirileri, s.231-241, Ankara 1997

Dede Korkut Hikayelerinde Zarf – Fiiller, Uluslararası Dede Korkut Bilgi Şöleni Bildirileri, s.335-337, Ankara 2000

Mahbûbü’l-Kulûb’da Kişi Ad ve Unvanları, V.Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri II, 20-26 Eylül 2004, Türk Dil Kurumu Yayınları: 855/II, Ankara 2004, s.2947-2952

Ayaz İshakî ve Türk Dili, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu ( 11-13 Mayıs 2005 Ankara)’na sunulan tebliğ

Ali Şîr Nevayî’yi Yetiştiren Çevre ve Dönem, Türk Kültürü, S.360, s.232-235, Ankara 1993

Gramer Terimleri Sözlüğü, Şükrü Elçin Armağanı, Ankara, 1993

Doğu Türkistan’da Alfabe ve İmla Meseleleri, Türk Ocakları, Prof. Dr. Necmeddin Hacıeminoğlu Türk Dünyasında Dil ve Edebiyat Hareketleri Bilgi Şöleni, 26 Haziran 1999, Ankara

Türk Dilinin Dünya Dilleri İçindeki Yeri ve Tarihi Gelişimi, Türk Dünyası Edebiyat Tarihi, c.1, s. XXIII – LXIX, Ankara 2002

Kaşgarlı Mahmut

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kaşgarlı Mahmut İslamiyet’in kabulünden sonraki Türk milliyetçiliğinin ilk temsilcisidir. Türk dilinin, Türk milliyetçiliğinin en büyük sözcüsü Kâşgar’da doğdu.

Saciye ve Hamidiye Medreseleri’nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili incelemelerine adamıştır. Bu amaçla Orta Asya’yı boydan boya kat ederek Anadolu’ya oradan da Bağdat’a gitmiştir. 1072-1073 yılları arasında hazırladığı meşhur kitabını (Divan-ı lügat-it Türk) Abbasi halifesine armağan etmiştir. Kitabın asıl nüshası bugün Ayasofya Müzesi’nde muhafaza ediliyor. Kitabın Uygurca çevirisi ancak 1978’de yapılabilmiştir.

Kaşgarlı Mahmud’un “Türk Dillerinin Gramatik İncelemesi” başlıklı başka bir kitabının daha olduğu söylenir. Divanı Lügatit Türk’ün 3. cildinde bu kitabına atıfta bulunurmuş. Ne yazık ki, bu kitabın ne aslı ne de kopyaları bugüne dek bulunamamış. Türklerin yaşadığı şehirleri, köyleri, obaları bir bir dolaşarak hazırladığı sözlük, İslâmiyet’ten önceki sözlü edebiyatımızı aydınlatan dev bireserdir. Yazılış amacı, Araplara Türkçe’yi öğretmekten çok, Türkçe’nin Arapça ile koşu atları gibi yarış edebileceğini, Türk dilinin zenginliğini, her duygu ve düşünceyi anlatmaya elverişli olduğunu ispat etmektir.
Kâşgarlı Mahmut, iyi silâh kullanan bir asker olmakla beraber, dilimizi, ulusal kültürümüzü, yurt sevgisini her şeyin üstünde gören ilk büyük dil bilginimizdir. Kitabının önsözünde şu ilgi çekici tümceleri okumaktayız :
“Türk’ün, Türkmen’in, Oğuz’un, Çigil’in, Yagma’ın, Kırgız’ın lisanlarını ve kafiyelerini tamimiyle zihnimde nakşettim. Bu hususta o kadar ileri gittim ki, her taifenin lehçesi bence en mükemmel surette elde edilmiş oldu… Türk dili ile Arab dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye…”

“Türk Sözlüğünün Divanı” anlamına gelen Kâşgarlı’nın bu eseri, yalnız bir sözlük değil; İslâmiyet öncesi Türk edebiyatını, tarihini, coğrafyasını, folklorunu, mitolojisini aydınlatan ansiklopedik bir eserdir. Bilindiği üzere, XI. yüzyıl hemen bütün İslâm ülkelerinde Türklerin egemen olduğu bir dönemdir. Karahanlılar devletinin, özellikle Büyük Selçuk İmparatorluğu’nun askerlikçe ve uygarlıkça en parlak zamanı bu dönem içerisindedir. O tarihlerde Türklerin egemenliğindeki uluslar Türk dilini öğrenmek ihtiyacını duyuyorlardı. Divan-ı Lügat-it-Türk işte bu maksatla, yani yabancılara Türkçe’yi öğretmek amacıyla 1073 -1077 tarihleri arasında Bağdat’ta yazılmış bir sözlüktür. Eser, Türk dilini Araplara tanıtmak maksadıyla yazıldığından, Arapça olarak kaleme alınmıştır. İçinde pek çok Türkçe deyim, şiir, atasözü yer almaktadır. Türk sözcüğünün kuvvet, güç, kudret anlamı taşıdığını bize ilk bildiren Kaşgârlı Mahmut’tur .

Divan-ı Lügat-it-Türk’teki sözcüklerin anlamları Arapça olarak yazılmıştır. Türkçe 7500 sözcüğün Arapça karşılığı verilirken, sav denilen âtasözleri, sagu denilen ağıtlar, koşuk denilen şiirler ve destan parçaları alınmıştır. Sözcüklerle ilgili bol bol seci, mesel, hikmet, şiir, efsane; tarih, coğrafya; halk edebiyatı folklor bilgi ve örnekleri verilmiş; dilbilgisi kuralları ortaya konulmuş; Türkoloji’nin sağlam temelleri atılmıştır. Türkologların görüşü : “Göktürk Yazıtları ile Divan-ı Lügat-it-Türk’ün bulunuşu Türklük için tasavvur edilemeyecek kadar büyük kazanç olmuştur.”
Divân-ı Lügati’t Türk, Türkçe’nin neden öğrenilmesi gerektiğini şöyle anlatır:
“Ant içerek söylüyorum, ben Buhara’nın, sözüne güvenilir imamlarının birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim. İkisi de senetleri ile bildiriyorlar ki, Yalvacımız (Peygamber), kıyamet belgelerine, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır buyurmuştu. Bu söz (hadis) doğru ise sorguları kendilerinin üzerine olsun Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur. Bu doğru değil ise akıl bunu emreder. Tanrı, Türk burçlarını yükseltmiş ve onların mülkleri üzerinde felekleri döndürmüştür. Tanrı onlara Türk adını vermiş ve yeryüzüne ilbay kılmış, hakanları onlardan çıkartmıştır. Dünya uluslarının yularların onlar eline vermiş, herkese üstün kılmıştır. Onlarla birlikte çalışanları aziz kılmış ve Türkler onları her dileklerine ulaştırmış, kötülerin şerrinden korumuştur. Onlara hedef olmaktan korunabilmek için, aklı olana düşen şey, onların yolunu tutmak, derdini dinletebilmek gönüllerini alabilmek için dilleriyle konuşmaktır.”

Görüldüğü gibi Kaşgarlı Mahmud, vatansever, Türklere hayran, yaptığı işe yürekten inanan bir bilim adamıdır. Divân daha sonraları pekçok bilim adamı tarafından kullanılmıştı. Antepli Aynî diye bilinen Bedreddin Mahmud, İkdü’l-Cumân fî Tarihi Ehli’z-Zamân’da ve Katip Çelebi Keşfü’z-Zûnun’da Divân’dan söz ederler. Ancak sonradan yıllarca unutulmuş, neden sonra İstanbul’da Ali Emiri’nin (1857-1923) eline geçen Sâvî’nin nushası Sadrazam Tal’at Paşa’nın (1874-1921) aracılığı ile Kilisli Rıfat Bilge’nin (1873-1953) gözetiminde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiştir.
Divân Batıda ilgi uyandırmış, 1928 yılında C. Brochkelmann Kaşgarlı üzerinde araştırmalar yapmıştır. Dankoff ‘un Divânü Lugât-it Türk çevirisi ile James Kelly’nin makaleleri de son çalışmalar olarak sözkonusu edilmesi gerekir.

Divani Lugat-it Türk’ün bilinen tek nüshası İstanbul’dadır.

Divandan (Türkiye Türkçe’siyle)

Atasözleri:
Beş parmak düz olmaz.
Arpasız at koşamaz/ Arkasız kahraman çeriyi bozamaz
Alplarla vuruşma/Beylerle duruşma.

Şiir:
Türlü çiçekler açıldı
Sanki ipekten döşeğim serildi
Cennet yeri belirdi
Soğuk tekrar gelecek değildir.

Kuş, kurt hepsi canlandı
Dişi, erkek hep toplandı
Bölük olup dağıldılar
Artık ine girecek değiller.

Onbirinci Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un Çizdiği Dünya Haritası Türklerin bulunduğu bölgeleri göstermek amacıyla çizilmiştir. Daire şeklinde olan haritanın çevresinde Doğu, Batı, Kuzey, Güney yönleri belirtilmiş, bazı deniz ve ırmaklar gösterilmiştir. Batıda işaret edilen yerler İtil boylarına, yani Kıpçakların ve Frenklerin oturdukları bölgelere kadar uzanır. Güney-Batıda Habeşistan’a , Güneyde Hint, Sint, Doğuda Çin ve Japonya’ya işaret edilmiştir. Ortada Yarkent, Kaşgar, Barsgan, Balasagun, Yifruç, İkiöküz, Asbuâli, Kumri, Talas v.s. gibi daha birçok Türk kentleri yer almıştır. Yukarda görüldüğü gibi, ilk Japon haritası bir Türk tarafından 14.yüzyılda çizilmiş, bir Dünya haritasında yer alması ise,15.yüzyılda olmuştur. Bütün bu bilgilerin ışığı altında, bir plan biçiminde de olsa, yanlışlarla dolu da olsa ilk Japon haritasının 11.yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından çizildiği bir gerçektir.

Mirza Feth Ali Ahunzade

Cuma, Haziran 29th, 2012

Mirza Feth Ali Ahundzade, 1812’de Şeki’de doğdu. Ailesindeki huzursuzluk nedeni ile çocukluğunda annesi tarafından Güney Azerbaycan’daki Erdebil şehrine, Ahund Hacı Alesger’in yanına götürüldü. Alesger, Feth Ali’yi evlatlığa kabul etti. 1825 yılına kadar Erdebil’de yaşadı, ailesiyle önce Gence şehrine oradan 1826’da doğduğu yer olan Şeki’ye yerleşti.

Güney Azerbaycan’da başladığı eğitimini burada tamamdı. 1834’de Alesger’in yardımıyla Tiflis’e gitti ve şark dilleri tercümanı görevine başladı. Ölümüne kadar Tiflis’te yaşayan Feth Ali, Azeri Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Rus, Fars ve Arap dillerini çok iyi öğrendi. Rusya’nın doğu siyasetinin belirlenmesinde etkili olan Mirza Ali Fethi sanat hayatına, Azeri Türkçesi ve Farsça şiirler yazarak başladı. Eserlerinin büyük bir kısmını çağdaşları olan sanatçılara yazdığı manzum mektuplar oluşturur. 1850-1855 yılları arasında drama yazmaya başladı ve Türk dünyasının ilk örnekleri olan altı komediyi bu dönemde kaleme aldı. Döneminin Azerbaycan hayatını usta bir dil ile yansıtan Feth Ali, 1857’de alfabe üzerinde çalışmaya başladı. Arap alfabesinin ıslahı ve alfabe reformu için projeler hazırladı. İlk proje Arap alfabesi, sonrakiler Latin alfabesi üzerine hazırlandı. 1864’te “Kemalütdövle Mektupları” adlı eserini bitirdi ancak yayınlatmadı. 1878’de Tiflis’de vefat etti.

FİKİRLERİ VE KİŞİLİĞİ

1863 yılında İstanbul’a gelen ve alfabe üzerine yaptığı çalışmalarını dönemin sadrazamına sunan Feth Ali’nin kullandığı dil, halka ve yüksek tabakaya, köylüye ve şehirliye rahatlıkla hitab etmiştir. Eserlerinde dilde Türkçülüğü yaşatan Feth Ali, Ziya Gökalp‘e göre, Gaspıralı İsmail Bey kadar iyi bir Türkçüdür. Türk fikir ve edebiyatı alanındaki en önemli faaliyeti Türkçe tiyatroyu ilk yazan kişi olmasıdır.

Prof. Dr.Kazım Mirşan

Cuma, Haziran 29th, 2012

Doğu Türkistan’ın İli Nehri üzerindeki Kulca Kentinde, 4 Temmuz 1919’da dünyaya geldi. 1932’de öğrenimine İstanbul’da devam etti. Almanya’da Berlin Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat yüksek mühendisliği okudu.

Almanca, Rusça, İngilizce, ve Türk lehçeleri (Tatarca, Özbekçe, Başkurtça, Tarançıca, Kaşkarlıkça (yani Uygurca), Kazakça, Kırgızca, Azerice, Türkiye Türkçesi ile kendi ana lehçesi olan, Tümenlikçe) dışında Yunanca, Latince, İtalyancayı meslek araştırmalarına yarayacak kadar bilen Mirşan, hayatının büyük bir kısmını Türk tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya atarak büyük tartışmalara yol açtı.

Etrüsk Yazısını dünyada ilk defa okuyan Mirşan, Orhon-Selene Yazıtları üzerinde de incelemelerde bulundu. Atlantis olarak bilinen mitolojik uygarlığa ilişkin yeni iddialar ortaya attı. Bunun yanında Türk tarihiyle ilgili tartışma yaratacak yeni teoriler öne sürdü.

Tadeusz Reichstein

Cuma, Haziran 29th, 2012

20 Temmuz 1897 yılı Polonya’da doğan Biyokimyacı Tadensz Reichstein’in babası Ukrayna’ daki Kiev kentinde çalışan bir mühendisti. Zürih Teknik Üniversitesine devam ederek 23 yaşında mezun oldu. İki yıl H. Standinger’in gözetiminde çalışarak doktorasını tamamladı.

Bir süre özel sektörde çalıştıktan sonra fakülteye dönerek biyokimya dersleri vermeye başladı. 44 yaşına geldiğinde Ruzicka’ya yardımcı atandı. Troit bezinin salgıladığı tiroksin hormonunu ayırmış ve böbreküstü bezi hormonları, özellikle kortizon ile ilgili araştırmalar yapmış olmasıyla tanınır. 1950 Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülünü aldı.

Dijitalis gibi bitki glikozitleri üzerinde çalışarak kalp atışlarını düzenleyen önemli bir madde  bulmuş oldu. Uzun yıllar Farmokoloji Kurumu başkanlığını yürüttü. 73 yaşında emekli olmasına rağmen genç kuşakla ilgisini kesmedi ve onların yaptığı araştırma çalışmalarında önemli bir yol gösterici oldu.

01 Ağustos 1996 yılında İsviçre’de hayata veda etti.

Thomas Henry Huxley

Cuma, Haziran 29th, 2012

4 Mayıs 1825 yılında İngiltere’de doğdu.

Kuşların bu gün hala geçerli olan sınıflandırmasını yapmış, jeolojik devirler boyunca dünyada yaşamış canlılar üzerine araştırmalar yapmıştır.

Charles Darwin’in de yakın arkadaşı ve evrim teorisi savunucusudur. Charles Darwin’in genellikle tartışmalardan kaçınmasına karşın Thomas Huxley evrimin ateşli bir savunucusu olmuştur. Bununla birlikte agnostizm (bilinemezcilik) kelimesini ilk kullananda Huxley olmuştur.

Babası bir matematik öğretmeni olan Huxley Londra yakınlarındaki Ealing’de doğdu. Londra Üniversitesi’nde tıp öğretimi gördükten sonra İngiliz donanmasında dört yıl cerrahlık yaptı. Donanmasında çalışırken , Avustralya ile Yeni Gine arasındaki bölgeye gittiğinde, deniz anası ve başka deniz canlılarını toplamaya ve incelemeye başladı.

31 yıl süreyle Kraliyet Madencilik Okulu’nda ders verdi ve bilimsel araştırmalarla uğraştı. Karşılaştırmalı anatomi ve mikroskop kullanma tekniği konusunda uzmanlaştı. Biyoloji öğretimine laboratuar yöntemini getirdi.

Bunun yanı sıra Thomas Huxley Huxley ailesinin en büyük bireyidir. Thomas Huxley’in büyük oğlu Leonard Huxley eğitim, edebiyat ve bilimle ilgili yazılar yazan bir bilgin, onun oğlu Julian Sorell, UNESCO’ya iki yıl başkanlık yapmış olan bir biyolog, Julian’nın küçük kardeşi Aldous Huxley geçtiğimiz yüzyılın önemli edebiyat ve eleştirmenlerinden ve Aldous Huxley’in üvey kardeşi Andrew Fielding 1963’te Nobel ödülünü kazanmış bir biyologtur.

Prof. Dr.Arif Amirov

Cuma, Haziran 29th, 2012

26 Ocak 1952’de Azerbaycan’ın Kusar şehrinde dünyaya geldi. 1969 yılında Bakü Fen Lisesi, 1974’de Azerbaycan Devlet Üniversitesi Mekanik Matematik Fakültesinden mezun oldu. 1978 yılında SSCB Bilimler Akademisinin Sibirya Bölümü Hesaplama Merkezi’nde fizik matematik bilimleri alanında ilk doktorasını yaptı. 1978-1987 yıllarında SSCB Bilimler Akademisi Sibirya Bölümü Hesaplama Merkezi’nde, 1987-1990 yıllarında da aynı bölümün matematik enstitüsünde bilim adamı olarak çalıştı.
1989 yılında ikinci doktorasını tamamladı, 1990-1993 yıllarında Bakü Devlet Üniversitesi’nde profesör olarak görev yaptı. 1993’te TÜBİTAK’ın davetlisi olarak Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’ne misafir profesör olarak geldi.
1994-1995 yıllarında Kocatepe Üniversitesi’nde sözleşmeli profesörlük, 1995’ten 2002’ye kadar da ZKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nde öğretim üyeliği yaptı.

Amirov, 2002’den bugüne kadar da matematik bölümü başkanlığı görevini yürüttü.
Uluslararası dergilerde yayınlanmış 100’ün aşkın makalesi ve İngilizce basılmış kitabı bulunan, birçok uluslararası dergide editörlük ve hakemlik görevlerini üstlenen Amirov, 2007 yılında dünya bilim insanları arasında ilk bine girerek ‘Outstahding Scientist’ unvanını aldı.

Prof. Dr. Amirov’un Emine, Medine ve Sevil isimlerinde 3 kızı bulunuyor.

Theodore William Richards

Cuma, Haziran 29th, 2012

Amerikalı kimyacı, 1914 Nobel Kimya Ödülü sahibi.

Harvard’da profesör oldu, Amerika Sanatlar ve Bilimler Akademisi’nin başkanlığını yaptı (1919).

Özellikle elektrokimya, sıcaklıkölçüm ve kimyasal termodinamik konularında çalıştı. 1905’te, ısı miktarlarının kesin çözümü için adiyabatik ısıölçeri icat etti.

Özellikle, atom kütleleri üzerine araştırmalarıyla ün kazandı; radyoaktiflikle uranyumdan türeyen kurşunun atom kütlesini saptadı ve bu değerin, olağan kurşunun atom kütlesinden farklı olduğunu buldu.

Wilhelm Conrad Röntgen

Cuma, Haziran 29th, 2012

Wilhelm Conrad Röntgen

Alman asıllı, Nobel Fizik Ödülü sahibi fizikçi. Röntgen ışınlarını bulması ile tanınır.

Röntgen Prusya’nın Lennep şehrinde doğdu. Çocukluğu ve ilköğretim yılları Hollanda’da ve İsviçre’de geçti.1865 yılında girdiği Zürih Politeknik’te üniversite eğitimi gördü ve 1868 yılında makine mühendisi olarak mezun oldu.

1869 yılında Zürich Üniversitesi’nden doktorasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1876’da Strazbur’da, 1879’da Giessen ve 1888’de Würzburg Julius-Maximilians-Üniversitesi’nde fizik profesörü olarak öğretim görevi yaptı. 1900’de Münih Üniversitesi Fizik kürsüsüne ve yeni Fizik Enstitüsünün yöneticiliğine getirildi.

Karısının ölümünden dört yıl sonra 1923 yılında,I. Dünya Savaşı’nın yarattığı yüksek enflasyon ekonomisi ortamında maddi sıkıntılar içinde Münih’te öldü.

Öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırmalar da yapmaktaydı. 1885 yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiğini açıkladı.

 1890’lı yılların ortalarında çoğu araştırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluşan lüminesans olayını incelemekteydi. “Crookes tüpü” adı verilen içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen iki elektrotdan (anot ve katot) oluşan bir deney düzeneği ile çalışıyordu.

 Katottan kopan elektronlar anoda ulaşamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz değiştirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliğini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı.

Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kağıtta bir parlama farketti. Deneyi tekrarladı ve her defasında aynı olayı gözlemledi. Bunu mat yüzeyden geçebilen yeni bir ışın olarak tanımladı ve cebirde bilinmeyeni simgeleyen X harfini kullanarak “X ışını” ismini verdi. Daha sonraları bu ışınlar, “Röntgen ışınları” olarak anılmaya başlanmıştır.

Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu.

Olayın fiziksel açıklaması 1912 yılına kadar net olarak yapılamasa da, buluş fizik ve tıp alanında büyük heyecan ile karşılandı.

Çoğu bilim adamı bu buluşu modern fizik|modern fiziğin başlangıcı saydı. Amerikalı mucit Pasteur 1898 yılında tıpta fizik tedavide kullanılmak üzere X ışınları üreten bir aygıt geliştirdi.Ama çok miktarda X ışınına maruz kalındığında meydana gelebilecek sağlık sorunlarını kimse farketmedi.

Prof. Dr.Seyyid Hüseyin Nasr

Cuma, Haziran 29th, 2012

Seyyid Hüseyin Nasr, 7 Nisan 1933 yılında Tahran’da doğdu. Yüksek öğrenimini ABD’de Massachusette Institute of Technology’de fizik dalında yaptı. Harvard Üniversitesi’nde jeoloji ve jeofizik alanında yüksek lisans, bilim tarihi alanında da doktora yaptıktan sonra 1958 yılında İran’a döndü. Bir süre Tahran Üniversitesi’nde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğünde bulundu. 1962-1965 yılları arasında Harvard’da bilim tarihi dersleri verdi.

1972 yılında Tahran Üniversitesi rektörlüğüne getirildi. Dünyanın birçok yerinde İslâm, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre bunalımı gibi konular üzerine konferanslar verdi. Gifford Lectures (1981), The Cadbury Lectures (1994), Burke Lecture (1995) ve Paul Watson Lecture (1995), Batı üniversitelerinde verdiği önemli ve ünlü konferanslardır. Doğu ve Batı dillerinde 250 civarında makalesi bulunan Nasr, halen ABD’de George Washington Üniversitesi’nde İslâm araştırmaları profesörü olarak görev yapmaktadır.

Nureddin Batruci

Cuma, Haziran 29th, 2012

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kurtuba’nın kuzeyinde, Pedroches şehrinde doğduğu tahmin edilmektedir. İspanya’daki İşbil’de (bugünkü adıyla Seville) yaşadığı için, El-İşbili lakabıyla meşhur oldu. Meşhur tabiplerden İbn-i Tufeyl’in talebeliğini yaptı.

Hayatı hakkında daha fazla bilgiye kaynaklarda rastlanamamıştır. 1217 yılına kadar yaşadığı bilinmektedir.

El-Batruci, İslam ve Latin dünyasının astronomi sahasında büyük bir alimi olarak tanınmıştır. Avrupalı bilim adamları üzerindeki tesiri çok olduğundan, Batı dünyası onun ismini; Latince olarak, Alpetrazius şeklinde değiştirdi ve bu isimle tanıdı.

El-Batruci’nin tek bilinen kitabı Kitab fi’l-hey’e (Astronomi Prensipleri) olup, Arapçadır. Eserini, 1185 yılından kısa bir süre sonra bitirdi. Tesiri asırlarca devam eden bu kitap, Hıristiyan ve Yahudilerce kaynak kabul edildi.

Johannes Kepler

Cuma, Haziran 29th, 2012

27 Aralık 1571 yılında Almanya’nın güneyinde bulunan Weil’da doğdu. Tübingen Üniversitesi’ne girdi ve öğrenim gördü. 1591’de yüksek lisans derecesi aldı. Graz’da matematik profesörlüğü yaptı. Bu dönemde yazdığı Mysterium cosmographicum (Evrenin Gizleri, 1596) adlı yapıtında açıkladığı gezegen sistemiyle ünlü astronomlar arasına katıldı.

Kopernik ve Galileo ile birlikte Rönesans’ın en büyük gökbilimcileri arasında yer alan Kepler, döneminin toplumsal sorunlarıyla boğuştu, kilisenin doktrinlerine ve yerleşik bilimsel inançlara karşı çıkarak “anıtsal” keşifler yaptı.

Kepler, çocuklukta geçirdiği ve görme konusunda sıkıntılar yaşamasına neden olan hastalık sonucunda gözle ilgili çalışmalara da yöneldi ve göz yapısının incelenmesi konusuna önem kazandıran çalışmalara, göz sağlığıyla ilgili optik araştırmalara  ön ayak oldu. Gözbebeğinden geçen ışınların nasıl kırıldıklarını ilk açıklayan kişi olan Kepler, görme sorunu yaşayan kişilerin, görüntünün, retinanın önüne ya da arkasına düşmesi şeklinde optik bir bozukluğa sahip olduğunu da öne süren ilk bilimadamıdır.  Teleskopu da yakından inceleyerek, merceklerde görüntünün nasıl büyütüldüğünü daha net biçimde anlatmış ve kendisinden sonra üretilen teleskopların daha da geliştirilebilmesine olanak vermiştir.

 Danimarkalı astronom Tycho Brahe’nin çağrısıyla Prag’a yerleşen Johannes Kepler,  Tycho’nun ölümü üzerine İmparator II. Rudolf tarafından onun yerine atandı. Tycho Brahe’nin derlediği değerli astronomik gözlemlerden yararlandı. Mars’ın yörüngesini incelerken kendi adıyla anılan yasaların ilk ikisini buldu. II. Rudolf’un yerine geçen kardeşi, Kepler’i Yukarı Avusturya devletleri matematikçisi olarak atadı. Linz’de kaldığı 14 yıl içinde iki kitap yazan Kepler, burada üçüncü yasasını keşfetti. 1. yasası: Bütün gezegenler, odaklarından birinde Güneş’in bulunduğu elips biçimli yörüngeler üzerinde hareket eder. 2. yasası: Bir gezegeni Güneş’e bağlayan doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar. 3. yasası: Gezengenlerin dolanım sürelerinin karesi ile Güneş’e olan uzaklıklarının küpünün oranı tüm gezegenler için aynıdır.

Johannes Kepler, 1629 yılında  Silezya’ya çağrıldı. Orada bir yıl çalıştıktan sonra, 15 Kasım 1630 yılında Almanya’nın Regensburg kentinde öldü.

Arnaldus de Villa Nova

Cuma, Haziran 29th, 2012

Katalonyalı bir aileden geldiği düşünülen simyacı, gök bilimci ve fizikçidir. Bu bilim dallarının yanında kimya, tıp ve Arap felsefesi de okumuştur.

Bir süre Aragon’da yaşadıktan sonra Paris’e gitti ve orada yaşamaya başladı. Savunduğu tezler nedeniyle kilisenin şiddetli baskısına maruz kaldı ve bulunduğu yerden kaçmak zorunda kaldı, Sicilya’ya sığındı.

1313 yılında Papa V. Clement’in durumunu duyması üzerine, Papa tarafından Avignon’a davet edildi. Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.
Thesaurus Thesaurorum ya da Rosarius Philosophorum, Novum Lumen ve Flos Florum gibi simya ile ilgili kitapların onun yazdığı düşünülmektedir.

Ancak bu konuda kesin bir kanıt yoktur. Bilim dünyasına en bilinen katkısı ise korbonmonoksit ve saf alkolü bulmasıdır.

Şarap üretimi, korunması ve bozulmaya başlayan şarapları kurtarmaya yönelik yardımcı bilgiler verdiği kitabı üzerine Liber de Vinis o dönemde büyük ilgi görmüştür.

David Levy

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kanadalı astronomdur. Shömaker-Levy 9 adlı kuyruklu yıldızın kaşifidir. Astronomi üzerine kitapları mevcuttur.