Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Mehmet Tevfik Bıyıkoğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

Harp Okulu’ndan topçu subayı olarak mezun olduktan sonra Erkân-ı Harbiye’yi bitirerek orduya katıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında Batı Cephesi’nde görev yaptı. Lozan Barış Konferansı‘na katılan heyette, askeri danışman olarak görev aldı.

1924’te Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği‘ne getirildi. 1928’de Moskova Büyükelçiliği’ne atanması nedeniyle bu görevine bir yıl ara verdi. Adı daha sonra Türk Tarih Kurumu olarak değiştirilen Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin ilk başkanı olan Mehmet Tevfik Bıyıkoğlu, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi’nde, harp tarihi uzmanı olarak çalıştı ve okullarda devrim tarihi dersi verdi.

Dr.Nihat Ali Özcan

Cuma, Haziran 29th, 2012

Dr.Nihat Ali Özcan 1958 yılında Trabzon, Şalpazarı doğumlu olup, evli ve bir çocukludur.

1979 yılında Kara Harp Okulundan teğmen olarak mezun olmuştur. Mezuniyetinden sonra orduda değişik yerlerde ve rutbelerde görev almıştır.

Subay olarak görev aldığı dönemde İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesini bitirmiştir. Dokuz eylül Üniversitesinde “1919-1922 Yılları arasında Türkiye’de Milli Ordu, konulu tezi ile 1994 yılında yüksek lisans eğitimini bitirmiştir. Özcan; 1998 yılında keni isteği ile ordudan emekli olmuştur Ayni Üniversiteden 1999 yılında doktora derecesini almıştır. Doktora tezi, Terör Örgütü PKK konusunda yapılan ilk akademik çalışmadır. Doktora tezi daha sonra (PKK (Kürdistan İşçi Partisi) Tarihi, İdeolojisi ve Yöntemi) ismiyle yayınlanmıştır.

Bir süre serbest avukatlık yapmış, 1999-2002 arasında ulusalcı askeri çevrelere yakınlığıyla tanınan ASAM‘da (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) terörizm konusunda çalışmıştır. Dokuz Eylül, Hacettepe, Kara Harp Okulu ile Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde dersler vermiştir. Halen Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)‘da araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Halil Nuri Yurdakul

Cuma, Haziran 29th, 2012

Halil Nuri Yurdakul Mazlumoğulları’ndan Kolağası Halil Efendi’nin oğludur. 1898 yılında Bor’da doğmuş, 1918’de harbiyeyi bitirmiştir. Mondros Mütarekesi yapıldığı sırada teğmen rütbesinde idi. Vatanın tehlikede olduğu o dönemde Milli Mücedele gizli teşkilatına girdi. Yakalanma tehlikesi karşısında maiyeti ile birlikte Anadolu’ya geçti.

Yunan kuvvetleri 22 Haziran 1920 tarihinde Ayvalık-Aydın hattında genel bir taarruza geçmişti. Beş tümen kadar olan bu kuvvet karşısında direnebilmek çok güçtü. Nitekim kısa zamanda Bursa’yı ele geçirdiler. Milli güçler mahalli erattan meydana geliyordu. Onlar da düşmanın zulmünden çoluk çocuğunu daha içerilere kaçırma telaşına düştüler. Bu bölgede henüz güvenilir kuvvetler yoktu. Gayret genç subay­lara düşüyordu. O tarihte XX. Kolordu Komutanı olan Ali Fuat Cebesoy “Milli Mücadele Hatıraları” isimli kitabında şöyle yazıyor:

“Bozüyük’ten Bursa’ya kadar bölgeyi gözetleyecek gücümüz kalmamıştı. İlk icraat olarak Geyve’de bulunan 70. Alay’ın Karaköy’e getirilmesini ve Karaköy Boğazı’nın müdafaa vaziyetine konulmasını düşünmüştüm. 70. Alay gelinceye kadar, müdafaa mevziinin keşfi için erkân-ı harp binbaşısı Halis Bey’i oraya göndermiştim. Bu işler tamamlanıncaya kadar birkaç gün geçecekti. Bu esnada düşmanla nasıl temas edilecek ve hangi kuvvetle zaman kazanılacaktı?”

“70. Alay kumandanı Halit Bey, emir almak için Geyve’den yanıma gelmiş­ti. Fakat Bursa’dan ilerleyecek düşmanla meşgul olmak onun işi değildi. Mutla­ka o saatte bir kuvvet bulmak lâzımdı. Bu sırada karargahıma mülazım-ı sani (teğmen) Halil Nuri Efendi adında genç bir zabit müracaat ederek Bozüyük’ten toplayacağı 20-30 tüfekli ile Pazarcık’a gidebileceğini, oradaki Müdafaa-i Hu­kuk Cemiyeti Reisi Yetimoğlu’nun yardımını evvelce sağladığını söyledi. Halil Nuri Efendi, bir taraftan düşmanla temas edinceye kadar İnegöl istikametinde gi­deceğini diğer taraftan düşmanı Nazif Paşa mevkiinde oyalamak için de kafi miktarda kuvvet toplayabileceğini ileri sürüyordu. Bu genç ve cesur zabiti Bo-züyüklüler de seviyordu. Muvafakat ettim. Derhal faaliyete geçti. Ufak bir müf­reze yaptı. Eğer kafi miktar silah bulmuş olsaydı müfrezenin mevcudu belki yü­zü bulurdu. Halil Nuri Efendi aldığı emri tamamiyle ifa etti. Bir taraftan Nazif Paşa’daki müfrezesini Bozüyük ve Pazarcık’tan gelen müfrezelerle kuvvetlendi­rirken, diğer taraftan kendisi de İnegöl’e kadar ilerlemişti. Yunanlılar’in İnegöl’ü işgal edecekleri güne kadar orada kalmıştı. Bundan sonra da Nazif Paşa’daki müfrezesinin başına geçti.”

Halil Nuri’nin düşmanı durdurduğunu öğrenen ve umumi vaziyeti bildiren ra­porunu dikkatle dinleyen Mustafa Kemal Paşa, yaveri Muzaffer Kılıç Bey’e dö­nerek, “Çocuk bir sigara ver. Bu çocuk vaziyeti kurtardı” demiş ve hemen Anka­ra’ya dönmüştür. Bu fedakârane hizmet meclis kürsüsünden de dile getirilmiştir.

Harp tarihinde önemli yeri olan Halil Nuri, Sakarya’da yaralanmış ve savaş­tan sonra harbiyeye öğretmen olarak tayin edilmiştir. Bundan sonra muhtelif as­keri görevleri sırasında çeşitli kültür hizmetleri ifa etmiştir.

Tasavvurlarını gerçekleştirmek için 1932 senesi sonlarına doğru Niğde’de bulanan 41. Alay’a yüzbaşı rütbesi ile tayinini yaptırır. Talebelik yıllarından be­ri Bor’da bir kütüphane kurmayı düşünmekte idi. Uzun müddettir topladığı ki­taplarını kamyonlarla Bor’a getirtir. Belediye Meclis Salonu’na 5000 ciltlik ilk kütüphaneyi açar. Bununla kalmaz Altunhisar, Çukurkuyu, Kemerhisar ve Ulukış­la’da da okuma odaları tesis eder.

Boş zamanlarında kar-kış demeden Bor’a koşar. Bir kaynaşma, bir uyanış sağlamak üzere konferanslar verdirir, spor kulübü, atış poligonu, arkeoloji müzesi, çocuk bahçesi ve köycülük bürosu kurar. Okullara trampetler temin eder. Haftada bir gün milli oyunlar tertip eder. Bor gençlik marşı için yarışma açar. Birinci gelen Talat Gün’ ün şiiri bestelenir.

Halil Nuri Yurdakul yalnız memleketine hizmet vermemiş, Erciş, Zincidere, Pozantı, Dörtyol’da da kitaplık, müze, yol açma, cami inşası gibi birçok işlere ön ayak olmuştur.

1950 seçimlerinde Niğde Milletvekili olarak meclise girer. 1954 yılında Emekli Sandığı İdare Heyeti’ne getirilir.

Halil Nuri Yurdakul 28 Şubat 1970 tarihinde hayata veda etmiştir. Acıgöl Mezarlığı’nda metfundur.

MareşalYedi Sekiz Hasan Paşa

Cuma, Haziran 29th, 2012

Yedi Sekiz Hasan Paşa (1831 – 1902) Türk mareşal.

Osmanlı Ordusu’nda erlikten mareşalliğe kadar yükselebilen nadir isimlerdendir. 1831’de Çorum’da doğdu. Askerliğine kadar demirci ustası olan babasının yanında çalışıp, askerlik vazifesiyle İstanbul’a gelmiştir. Kırım savaşı’na katılıp ve büyük yararlılıklar göstermiştir. İstanbul’a dönüşünde çavuş olur. Gözüpekliğiyle, daha çok Arnavut ve Çerkeslerin tekelinde olan muhafız alaylarında kendine yer edinir. Muhafız olarak katıldığı bir hac seferi sonrası içinde bulunduğu gemiyi batmaktan kurtarınca, Abdülmecit tarafından mülazımlık (teğmen) payesi verilir.

Abdülaziz’in saltanatında Ağa payesiyle Beşiktaş karakol komutanı olur. Ramazanda yemek yiyip, içki içenleri dövüp sonra Allah ıslah etsin ! diye bıraktığı rivayet edilir. II. Abdülhamit’i devirmek için Çırağan baskınını gerçekleştiren Ali Suavi‘yi bir sopayla kafasına vurarak öldüren Hasan Ağa’ya bu olaydan sonra paşalık (mareşallik) ünvanı verilmiştir. Osmanlı-Rus savaşında Kafkas cephesinde büyük yararlılıklar göstermiştir.

Yedi Sekiz Hasan Paşa’nın adı yakın türk tarihi bağlamında çok tartışılmakla birlikte. Bu ismin okuma yazma bilmediği için verildiğini iddia edenler olmakla birlikte bu gerçeği yansıtmamaktadır, Çorum yerel tarihi bağlamında yapılan araştırmalarda bunun doğru olmadığı kanıtlanmış olup çocukluğunda medrese eğitimi aldığı ortaya çıkarılmıştır. Ancak imzasını Arapça yedi ile sekiz rakamlarını yazıp bu sayıyı bir çizgiyle birleştirdiği doğrudur. Paşa, II. Abdülhamit’in en güvendiği adamlardan (Diğeri Fehim Paşa) olması nedeniyle bu yakıştırmanın yapıldığı düşünülür.

Hasan Paşa 1902’de vefat etti. Geride meşhur namıyla beraber, memleketi Çorum’da, 1894 yılında yaptırttığı 27.5 metre yüksekliğindeki saat kulesi kalmıştır.

İdari anlamda Çorum ve bölgesine etkisi de günümüzde İskilip, Osmancık, Sungurlu gibi yerlerin Çorum Sancağına doğrudan bağlanmasını 1890 yılında sağlaması olmuştur. Ki bu gücün nüfuzunu anlama açısından bilgi vermek gerekirse; İskilip’in nüfusu Çorum’dan daha fazladır o yıllarda.

Hasan Paşa’nın biri yaşlı biri genç iki hanımı varmış. Yaşlı olan eşi Hacı Hatice hanım, genç ve güzel Çerkez eş Hatice Gülnaz’ı, evladı gibi gözetirmiş.

Bugün, Beşiktaş semtindeki tanınmış bir ekmek ve kurabiye fırının adı Yedi Sekiz Hasan Paşa Fırınıdır.

Sait Halim Paşa

Cuma, Haziran 29th, 2012

Sait Halim Paşa (1863-1921), 11 Haziran 1913 – 14 Şubat 1917 tarihleri arasında, fiili gücün İttihat ve Terakki ve özellikle de Talat PaşaEnver PaşaCemal Paşa üçlüsü elinde olduğu bir dönemde sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

1863 yılında Kahire‘de doğmuştur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa‘nın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşa‘nın oğludur. Sait Halim Paşa ilk ve orta tahsilini Kahire’de özel olarak yapmış, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Daha sonra İsviçre’de beş yıl siyasal bilgiler öğrenimi görmüştür.

1888’de Mîr-i Mîran rütbesi ile ve Mecîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) âzâsı olmuştur. Kendisine, 1889’da II. ve 1892’de I. rütbe Osmânî ve 1899’da murassa Mecîdî nişanı, 1900’de de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir. 1908’de ise bulunduğu Şûrâ-yı Devlet âzâlığından kadro dışı bırakılmış, ancak aynı dönemde Belediye genel seçimlerinde Yeniköy Belediye Dairesi Reisliğine tayin olunmuştur. Daha sonra ise Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği, 1908’de de Âyân Meclisi âzâlığı yapmıştır. 1912’de Şûrâ-yı Devlet reisliği de kendisine verilmiştir.

Sait Halim Paşa 1912’de reislikten çekilmiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin genel sekreterliğine seçilmiş, Mahmut Şevket Paşa‘nın sadrazamlığı sırasında 1913’de de 2. defa Şûrâ-yı Devlet reisliğine ve üç gün sonra Hariciye Nezareti‘ne (Dışişleri Bakanlığı’na) atanmıştır. Mahmut Şevket Paşa’nın şehit edilmesinden sonra 1913’de Sadrazamlığa (Başbakanlığa) ile getirilmiştir.

Sait Halim Paşa, 1913 Eylülünde, Bulgarlarla Edirne’nin Osmanlı devletinde kalması ve Meriç nehri hudut olmak üzere sulh imzalanması hizmeti sebebi ile Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırılmıştır.

Osmanlı Devleti 1914 yılında tarafsızlığının ihlal edilmesi nedeni ile I. Dünya Savaşına katıldı. Bu süreçte Almanya sefiri Baron Wangenheim ile Yeniköy’de Sait Halim Paşa Yalısında ittifak anlaşması imza edilmiştir. 1915’te Hariciye Nazırlığından, 1917’de Sadrazamlıktan çekilmiştir (yerine Talat Paşa geçmiştir).

1919 Mart ayında harp ilanı sırasındaki bazı kabine azaları ve Sait Halim Paşa tutuklanmış, Paşa, diğer milletvekilleri ile beraber tahliye olunduktan sonra Roma’ya gitmiştir. 6 Aralık 1921’de bir Salı günü akşamı araba ile evinin kapısına geldiği sırada Ermeni komitacısının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Na’şı İstanbul’a getirilmiş ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköy’deki yalısından alınarak büyük törenle Sultan Mahmut türbesinin bahçesine defnedilmiştir.

Dr.Mustafa Aydın

Cuma, Haziran 29th, 2012

1975 yılında katıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki çeşitli yurt içi görevlerinden sonra sahasında ülkemizi temsilen 1983 yılından itibaren yurt dışı görevlere atandı. Yurtdışı görevini tamamlayarak 1986 yılında yurtiçi görevine döndü. 1995 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olarak İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine başladı.

1994 yılında çekirdeğini kardeşleri; Nöroşirürjiyen Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN, K.B.B. Uzmanı Op. Dr. Ömer AYDIN, Sosyal Bilimci Doç. Dr. İbrahim AYDIN, İletişimci ve Yapımcı Süleyman AYDIN’ın oluşturduğu ve evrenselliğin erdemi ve bilimsel eğitimi önemseyen 30’u aşkın akademisyen ve iş adamının birlikteliği ile iş dünyasına atılan Dr. Mustafa AYDIN ;
Güçlü, dinamik, yenilikçi ve üretken yönetimi, çağdaş, bilginin ve aklın egemenliğine inanan felsefesi, bilimsel ve teknolojik çalışmaları, profesyonel kadrosu ve Uluslararası Kalite Güvence Sistemi ISO 9001 ile başlayan hizmet yolculuğuna…

• BİL Holding A.Ş
• BİL Kültür ve Eğitim A.Ş.
• BİL Eksen Kağıtçılık Ltd. Şti.
• BİL Form Matbaacılık Ltd. Şti.
• BİL Derajans Reklamcılık Ltd. Şti.
• EK-BİL Matbaacılık A.Ş.
• BİL Akademi Yurtdışı Eğitim Ltd. Şti.
• BİL Bilişim A.Ş.
• BİL Lojistik Ltd. Şti.
• BİL Yayıncılık A.Ş.’yi kurarak devam etmiştir.

Yazılı, görsel ve sesli medya alanında ise Media Team bünyesinde yer alan;
MMC TV
Radyo Mega
Radyo Artı’nın kuruluş çalışmalarını tamamlayarak en kaliteli hizmeti sunmaya devam etmektedir.

2003 yılında Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttüğü Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı (AKEV) ile ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştirmeyi hedefleyen ve Türkiye’nin ilk vakıf meslek yüksekokulu olma özelliğini taşıyan Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu’nu kurdu.

Farklı ve ayrıcalıklı eğitim felsefesi, modern fiziki yapısı, teknolojik donanımı, alanında uzman eğitim kadrosu, istihdam yaratacak çözüm ortakları, yurt dışı eğitim imkânları, gelişim merkezleri, sosyal ve kültürel alanlarıyla mesleki eğitime farklı bir bakış açısı kazandıracak Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu BİL Holding’in maddi ve manevi desteği ile kuruluş çalışmalarını tamamlamıştır.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev yapan Dr. Mustafa AYDIN;

• AKEV Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı – Mütevelli Heyeti & Kurucu Yön. Kur. Başkanı
• SSD Sigarayla Savaşanlar Derneği – Genel Başkanı
• UFRAD Ulusal Franchise Derneği – Genel Başkanı
• KAGED Kaynarca Köyleri Derneği – Kurucu & Genel Başkanı
• BTD Bahçelievler Trabzonlular Derneği – Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı
• YKV Yücel Kültür Vakfı – Başkan Vekili
• İÇK İstanbul Çevre Konseyi Federasyonu – I. Başkanı
• TKV Türk Kalp Vakfı – Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Üyesi
• TDB Trabzon Dernekler Birliği – Üst Danışma Kurulu Üyesi

olarak çalışmalarını yürütmektedir. Bunu yanı sıra;

• SSV ( Sigarayla Savaşanlar Vakfı )
• TEMA ( Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı )
• BNV ( Beyaz Nokta Vakfı )
• TEGV ( Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı )
• AÇEV ( Anne – Çocuk Eğitim Vakfı )
• KALDER ( Kalite Derneği )
• BİLGİDER ( Bilgi Çağı Özel Öğretim Kurumları Derneği )

örgütlerinde ise aktif olarak çeşitli görevlerde bulunmaktadır.

Değişik kurumlardan ödüller alan Dr. Mustafa AYDIN;
• İnsanlığın Gerçek Dostu Ödülü – Sigarayla Savaşanlar Vakfı
• Türkiye Çocuk Mankenleri Teşvik Ödülü – Correct
• TEMA Destek Ödülü – 9. Cumhurbaşkanımız Sn. Süleyman DEMİREL
• İstanbul’u Ağaçlandırma Ödülü – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
• Uyuşturucuyla Mücadele Ödülü – İstanbul Emniyet Müdürlüğü
• Eğitime Destek Ödülü – Milli Eğitim Bakanlığı
• Kültür Değerlerine Destek Ödülü – Devlet Bakanı Sn. Metin GÜRDERE
• Sigarayla Savaşta 10. Yıl Büyük Ödülü – Sigarayla Savaşanlar Derneği
• Sağlıklı Yaşama Destek Ödülü – Beşiktaş Belediye Başkanlığı
• Şefkat Ödülü – Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı
• Bilişim Ödülü – İstanbul Üniversitesi
• Çağdaş Vakıfçılık Ödülü – Vakıflar Genel Müdürlüğü
• Deprem Bilinçlendirme Ödülü – Güngören Belediye Başkanlığı
• KASDAV Spor Ödülü – Kadıköy Belediye Başkanlığı
• Eğitim Ödülü – Kabataş Erkek Lisesi
• Yılın Eğitimcisi Ödülü – Tuncay Azaphan İletişim Lisesi
• KASDAV Müzik Ödülleri – Kadıköy Belediye Başkanlığı
• Basın ve Yayın Ödülü – TÜRDAV
• Dostluk Spor Ödülü – Galleria Bowling

Çevre Ödülleri
• Büyükşehir Belediye Başkanlığı
• Bağcılar Belediye Başkanlığı
• Beşiktaş Belediye Başkanlığı
• Bahçelievler Belediye Başkanlığı
• Bakırköy Belediye Başkanlığı
• Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı
• Pendik Belediye Başkanlığı
• Tuzla Belediye Başkanlığı
• Sarıyer Belediye Başkanlığı aldığı ödüllerden bazılarıdır.

İki dil bilen, 4 eseri ve çeşitli gazete, ansiklopedi ve dergilerde yazıları yayınlanan, yurt içinde ve yurt dışında sayısız konferanslar veren Dr. Mustafa AYDIN; evli, 3 çocuk babasıdır.

Hasan Cemil Çambel

Cuma, Haziran 29th, 2012

1879’da İstanbul’da doğdu. 1896’da Harp Okulunu, 1900’de Harp Akademisini bitirdi. Kurmay Yüzbaşı olarak Almanya’ya gönderilerek Prusya Harp Akademisinde öğrenimini tamamladı (1902). Bir süre Karlsruhe’de General Hindenburg’un Karargâhında çalıştı.

Yurda dönüşünde Selânik’te Rumeli Genel Müfettişliği ve Jandarma Islahat Müfettişliğinde görevlendirildi. Balkan Savaşında Genel Karargâh harekât şubesi müdürlüğü yaptı. 1913’de Berlin Büyükelçiliği Askeri Ataşesi oldu. 1915’de Irak cephesinde 51. tümen komutanlığına atanmasıyla tümeni ile Felâhiye Savaşı’na katıldı. 1917’de yeniden Berlin Askeri Ataşeliğine gönderildi. Mütarekeden sonra Kurmay Albay rütbesinden emekliye ayrıldı.

Bir aralık Haliç Vapurları İşletmesi Müdürlüğünü yaptı. 1928′ de Bolu’dan milletvekili seçilerek T.B.M.M. üyesi oldu. VIII. dönem sonuna (1950) kadar milletvekilliğini sürdürdü. Türk Tarih Kurumu‘nun kurucu üyelerinden olup 1935’de Yusuf Akçura‘nın ölümü üzerine Atatürk tarafından Kurum Başkanlığına getirildi (23.3.1935 – 17.12.1941). Bu arada Berlin’deki Alman Arkeoloji Enstitüsünün onur üyeliğine seçildi (1939). 88 yaşında İstanbul’da öldü.

ESERLERİ

1) Telif Eserleri:
“Millî Terbiyemizin Hedefleri”, 1927.
“Jüpiter” (Atatürk’ün bir portresi), 1929.
“Yeni Ruh” (Fikrî bir eser), 1929.
“Türk Gençliği Nasıl Yetiştirilmelidir?, 1932.
“İstanbul’un Fethi”, 1947.
“Attila’dan Atatürk’e”, 1948.
“Türkler, Dilleri ve Kaderleri”, 1949.
“Makaleler, Hatıralar”, T.T.K. Yayını: Dizi-XVI. Sayı: 5.

2) Çevirileri:
CANEA (Hannibal’in Romalılara karşı zaferi M.Ö. 216) – Alman genel kurmay başkanlarından General Schlieffen’in eseri
“Alman milletine hitabeler” – Fichte’den (Napoleon’un istibdadına karşı konuşmalar) 1927.
“Haydutlar” Schiller’den
“Iphigenie Aulis’te” Goethe’den
“Zarathustra böyle konuştu”, Nietsche’den
“Dorian Gray’in portresi” Oscar Wilde’den
“Hikâyeler” Oscar Wilde’den
“Hikâyeler” Strindberg’ten
“Hikâyeler” Selma Lagerlöf’ten
Napoleon” Gundolf’tan. “Şairler ve Kahramanlar” Gundolf’tan.
Alman filozofu Dilthey’in felsefe üzerine 3 üncü cildi.
“Türk Yurdu”, Yeni Adam dergilerinde Hakimiyeti Milliye (Ulus) Dünya ve Cumhuriyet gazetelerinde, edebiyat, felsefe ve tarih ile ilgili yazıları.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, (1769- 1848) Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır Valisi

Kavalalı Mehmet Ali Paşa bugünkü Yunanistan’ın Kavala kentinde dünyaya geldi. Napolyon’un Mısır’ı işgaline karşı Osmanlı tarafından Mısır’a gönderilen orduda görev aldı ve kısa zamanda komutanlığa yükseldi. Vali Hüsrev Paşa’ya karşı düzenlenen ayaklanmadan yararlanarak 1805’te Mısır valisi oldu.

Mısır’ın kalkınması için çeşitli ıslahatlar yaptı. Avrupa’dan getirttiği hocalarla kendine güçlü bir ordu kurdu. Vehhabi ayaklanmasını bastırdı. Mora’da patlak veren isyanı bastırmakta güçlük çeken Osmanlı Devleti Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Bu başarısına karşılık Mora ve Girit valilikleri söz verildi. İsyan bastırıldı ama 1829’daki Edirne Antlaşması’yla Mora, Yunanistan’a verilince Kavalalı Mehmet Ali Paşa bu sefer de Suriye valiliğini istedi. Ancak Mehmet Ali Paşa’nın genişleme siyasetinden çekinen İstanbul Hükümeti Mehmet Ali Paşa’nın bu isteğini reddetti.

Bunun üzerine Mehmet Ali Paşa Filistin’e yürüdü ve Akka Kalesi’ni ele geçirdi. İstanbul Kavalalı’nın üstüne ordu gönderdiyse de Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı. Mısır Kuvvetleri Halep, Şam ve Adana’yı ele geçirdiler. Konya’da Sadrazam Reşit Paşa’nın kuvvetlerini de yenip Kütahya’ya kadar ilerlediler.

Bunun üzerine II. Mahmut İngiltere ve Fransa’dan yardım istedi. Ne var ki Fransa’nın Mehmet Ali Paşa’yı desteklemesi, İngiltere’nin de Osmanlı’nın içişlerine karışmak istememesi üzerine beklediği yardımı alamadı ve Rusya’dan yardım istemek zorunda kaldı. Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması yapıldı ve Rus donanması İstanbul’a demirledi.

Boğazların Rusya’nın eline geçmesinden endişe eden İngiltere ve Fransa’nın araya girmesiyle Kütahya Antlaşması (1833) imzalandı. Antlaşmaya göre Mısır, Suriye ve Girit valilikleri Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya, Cidde ve Adana valilikleri de oğlu İbrahim Paşa‘ya verildi.

Antlaşmadan her iki tarafta hoşnut olmadı. II. Mahmut Mısır valisini ortadan kaldırmak ve kaybettiği toprakları geri almak istiyordu. Osmanlı ordusu ile Mısır ordusu Nizip’te karşılaştı. Osmanlı ordusu tekrar bozguna uğrayınca Rusya’nın soruna el atmasından ve Kavalalı’nın güçlenmesinden çekinen Avrupa Devletleri konuyu görüşmek için Londra’da konferans düzenledi.

Londra’da imzalanan antlaşmaya göre Suriye, Girit ve Adana Osmanlı Devletine geri verildi, Mısır ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve soyundan gelenlere bırakıldı. Kavalalı Mehmet Ali Paşa baştan antlaşmayı kabul etmese bile üzerine gönderilen kuvvetlere karşı başarılı olamayınca antlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. 1845’te İstanbul’a gelip padişaha bağlılığını bildirdi. 1848’de Kahire’de öldü.

Alparslan Türkeş

Cuma, Haziran 29th, 2012

Alparslan Türkeş 1917 Lefkoşe’de doğdu, 4 Nisan 1997’de Ankara’da vefat etti. Türk asker ve siyaset adamı.

Ülkücülerin başbuğu olarak adlandırılan Türkeş, aynı dönem Türk siyaset yaşamını etkileyen liderlerden biriydi. Türkeş Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nu bitirdikten sonra 1944’te yüzbaşı rütbesindeyken “Turancılık” davasından yargılandı. Dava sonunda aldığı ceza 1 yıldan az olduğu için orduya tekrar dönebildi. 1948’de Harp Akademisi’ni bitirdi. 1959’da albaylığa yükseldi. 27 Mayıs 1960 harekatının bildirisini radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. Bu dönemde Milli Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 14 üye ile birlikte emekliye ayrıldı. Bir süre sonra Hindistan’a büyükelçi müşaviri olarak gönderilen Türkeş, 1963’te yurda dönerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) girdi.

1965’te bu partinin başkanı oldu ve aynı yıl milletvekili seçildi. CKMP programını ünlü kitabı 9 Işık’taki görüşler doğrultusunda değiştirdi ve 1969’da partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yaptı. 1975’ten sonra koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunan Türkeş 12 Eylül darbesi’nden sonra 4,5 yıl tutuklu kaldı. 1987’de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi’ne (MÇP) girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde RP ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş yeniden parlamentoya girdi. Ancak, daha sonra MHP adını alan partisi 1995 genel seçimlerinde Türkiye barajını aşamadığı için Türkeş de parlamento dışında kaldı.

Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara’da vefat etti.

Eserleri
Milli Doktirin 9 Işık; Alparslan TürkeşKamer Yayınları; İstanbul , 1997;
Dokuz Işık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
9 Işık; Hamle Yayınevi; İstanbul;
Dokuz Işık ve Türkiye;Hamle Yayınevi; İstanbul;
Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1995;
12 Eylül Adaleti (!) : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994;
1944 Milliyetçilik Olayı; Hamle Yayınevi;
Modern Türkiye ; İstanbul,
Milliyetçilik Olayları; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs ve Gerçekler; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler; İstanbul, 1996;
Ahlakçılık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu; Kamer Yayınları;
Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı-Günce-Mektup;
İstanbul, 1994; 
Bunalımdan Çıkış Yolu; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Dış Meselemiz; Berikan Elektronik Basım Yayım;
İlimcilik; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Kahramanlık Ruhu; İstanbul, 1996;
Temel Görüşler; Kamer Yayınları;
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1994;
Türkiye’nin Meseleleri; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Yeni Ufuklara Doğru; Kamer Yayınları;
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995.


(Aşağıdaki bilgiler MHP resmi sitesinden alınmıştır.)

Milletimizin yetiştirdiği son Başbuğ’un hayat hikayesinin başlangıcında da göç var.

Yıl 1860 Orta Anadolu’da, Kayseri’nin, Pınarbaşı ilçesi’nin Yukarı Köşkerli Köyünde meskun Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.

Yıl 1917 ve Kasım’ın 25’i, öğle vakti.. yer, Lefkoşe. Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı mütevazi evde, Kıbrıs’a yerleşen Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve esi Fatma Zehra Hanimin Ali Arslan adini verdikleri oğulları dünyaya gelir.

Yıl 1921 ve 4 yıl 4 ay 4 günlük Ali Arslan, annesi tarafından yıkanır, yeni elbiseler giydirilir ve devrin âdetince fesi mücevherler ile süslenerek Sarayönü ilkokul’una (Sıbyan Mektebi) gönderilir. Sarıklı ve mübarek bir Osmanlı Uleması olan Hoca Efendi’nin dizi dibine çöken Ali Arslan’ın ağzından çıkan ilk söz bir euzü besmeledir. Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım, annem beni yetiştirdi bu mektebe yolladı, okuyup yetişip, milletime hizmet etmek istiyorum dermişçesine bir besmeledir, Ali Arslan’ın ağzından dökülen..

Birbirinin ardısıra gelen ilkokul ve Rüştiye yılları ve her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş birer hançer olan hocalarından feyz alır. Onlar Ona müfredatın yanısıra Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını Devlet-i âli Osman bakiyesi hür ve müstakil Türkiye’nin yanısıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Dahası Osman Zeki Bey Ali Arslan’ın adini adeta senin adin “Alparslan olsun” ve Sultan Alpaslan’a denk bir yiğit Türk ol, diyerek değiştirir.

Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale Pasa yadigârı Kıbrıs, sevgili Yeşilada’mızın tamamı İngiliz işgali altındadır ve Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından başlayarak siner. O her gece Türkiye’ye gidip asker olmayı ve gelip ata-baba ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.

Yıl 1933 ve Alparslan’ın artik işgal altında, esaret altında yasamaya dayanacak gücü kalmamıştır. Babası Ahmet Hamdi Bey’i ve Annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları Alparslan ve kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların, Türk’ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların, anavatanın, Türkiye’nin yoluna düşerler; Viyana vapuru ve.. ver elini İstanbul…

Ailesi İstanbul’a yerleşince Alparslan’ın ilk isi Kuleli Askeri Lisesi’ne kayıt olmak olur. Artık O yüreğinin Onu çağırdığı yerde ve düşlerinin peşindedir. O düşlerini düşleyen başkaları da vardır İstanbul’da… Derlenip toparlanmışlar, Türklük, Türkçülük ülküsünün O bir daha hiç inmeyecek olan bayrağını açmışlardır. O Yüce Dilek, O aziz Ülkü, O muhteşem düşler, özellikle, bir Ülkü devi olan Atsız Hoca’nın can evinde, ocağında pişer ve sohbetlerle, şiirlerle, dergilerle, romanlarla mektuplarla Türk aydınlarının gönlüne cemre cemre düşmekte ve yayılmaktadır. Onlarla tanışır, buluşur, Alparslan Türkeş.

Yıl 1936 Kuleli Askeri Lisesi’ni pekiyi derece ile asteğmen olarak bitirince Ankara ve Harp Akademisi yılları baslar. 1938’de Harbiye’den mezun olur, artik O Türk Ordusu’nun genç bir teğmenidir ve Türk Milleti’nin emrindedir.

Yıl 1940 Isparta’da gönlünü Muzaffer Ana’ya kaptırır ve evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adli çocuklarla çiçeklenir bu evlilik ve bozkurtların Muzaffer Ana’sının 1974 yılında elim kaybından sonra 1976 yılında, Sevâl Hanım’la yaptığı ikinci evliliğinde de Tanrı Onu Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adli iki evlât daha vererek sevindirecektir.

Yıl 1944 3 Mayıs.. Ankara’da eski tabirle bir nümayiş yani gösteri veya yürüyüş vardır. Türk’ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen Türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem dosta hem düşmana… hem devlet hizmetindeki gafillere hem de yurda sızmaya çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

Şâirin öz yurdunda garipsin, özyurdunda parya dediğince tutuklanır Türkçüler… Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı Türkçülük-Turancılık Davası baslar. Türkçüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Türkiye’de Türk Milliyetçisi olmanın bedelidir bu… Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş’te bunlar arasındadır. 20 Ekim 1944’te kendisini “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulayan mesnetsiz Savcıya “Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanimi severim.” diye haykırır. Ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve bir yıldır hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen cezada daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur ve 2. numaralı mahkemede beraat eder. Bu onun Türk Milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atilisidir ve son olmayacaktır. Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. O da Türklük Ülküsü için zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin ve yakınmaksızın, çekmiş ve çile çekmeyi şeref bilmiştir.

Yıl 1947 Alparslan Türkeş ve 15 diğer Türk subayı, A.B.D. Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada ülkemizden Kars ve Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler Birliği’nin Komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski ve değişmez “Moskofluğu” ayan beyan ortaya çıkar. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu ve Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında Kurmaylık sınavını kazanır ve 1955 yılında Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olur.

Yıl 1955 dış görev için açılan sınavı kazanarak A.B.D. Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanır. Bu arada … Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi eğitimi görür. 1957 yılında Türkiye’ye döner.

1959 yılında Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderilir ve bu okulu basarıyla bitirir. O artik bir Kurmay Albaydır.

Yıl 1960, tarih 27 Mayıs öteden beri örgütlenen ve memlekette kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan kişi ve “ihtilâl’in kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurar.

Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13Kasim 1960’ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite’nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edilirler ve zorla evlerinden alınıp yurtdışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

1961-62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in Türkiye’ye dönmesine müsaade edilmez.

Yıl 1963 tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner.

Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adli bir dernek kurar.

Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar, yargılanır ve beraat eder.

Tarih 31 Mart 1965 saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katılır.

Tarih 1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçilir. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçilir.

Yıl 1969 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçilir.

İlki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ve ikincisi de 1 Ağustos – 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yapar.

Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki örgütlenmeler baslar.

1968 Yılından itibaren Marksist ve bölücü gençlik hareketleri üniversitelerde yuvalanır ve üniversite özerkliğinden istifade ederek buraları silah, cephane deposu haline getirerek “Komünist Devrim” için üs haline koyarlar. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin’in Stalin’in Mao’nun resimleri ve komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri “şehir gerillası” mı “kır gerillası” mi tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi olanlardan başka hiç kimseye hayat hakkı tanımamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu, Türk Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeye başlarlar. Doktriner Türk Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Türk Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında toplanırlar.

Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük ve Türkçülük düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde, kentte, dağda her yerde ama her yerde karşı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket’e karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980’e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit ederler. Devlet’in zaaf içinde olduğu düşünülen “zinde güçlerdi bir şeylerin yani ihtilâlin şartlarının “olgunlaşması” için daha fazla kanın akmasını beklemektedirler.

Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları bir çoğunu bizzat kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının Komünist çetelerce katledildiğini gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla bir iç savaşı önlediği ızdırap dolu yıllardır.

12 Eylül 1980 sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar. Başbuğ Alparslan Türkeş ve Türkiye’nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar ve C5’ler bu sürecin şekillendiği mekanlardır.

Başbuğ 12 Eylül’den üç gün sonra teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay Uzunada’da daha sonrada Ankara Askeri Dil Okulu’nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastahanesi’nde 4,5 yıl hapis yatar. O ve 218 Ülkücünün idamı istenir, 9 Nisan 1985’de tahliye olur ve beraat eder.

Tarih 6 Eylül 1987.. Yapılan referandum neticesi diğer siyasilerle birlikte Başbuğ’a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar ve Başbuğ Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.

Tarih 4 Ekim 1987.. Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.

Tarih 20 Ekim 1991.. Genel seçimlerde MÇP’nin RP ve IDP ile yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez T.B.M.M.dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre karşı en etkili mücadeleyi O gerçekleştirir.

Tarih 27 Aralık 1992.. Oniks Eylül’ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP’nin son kurultay delegeleri, MHP’nin isim ve amblemini MÇP’nin kullanabilmesine karar verirler.

Tarih 24 Ocak 1992 MÇP’nin 4. Olağanüstü kurultayı toplanır ve partinin adini MHP amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.

Yıl 1997… tarih 4 Nisan…

TümamiralAlper Ç. Tezeren

Cuma, Haziran 29th, 2012

1944 yılında Gebze’de doğan (E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN,  1958 yılında Deniz Lisesi’ne girmiş, 1963 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen olarak mezun olmuş, Deniz Harp Okulu’nda iki yıl da subay olarak öğrenimine devamla 4 yıllık Deniz Harp Okulu tahsilini tamamladıktan sonra 1965 yılında Donanma’ya katılmıştır.
 
Donanmada TCG ÇARŞAMBA’da II. Çarkçılık, TCG ATMACA’da  II. Komutanlık, TCG MARTI ve TCG PELİKAN’da Komutanlık, TCG ADATEPE’de II. Komutanlık, 1983-1985 yıllarında TCG YÜCETEPE’de Komutanlık ve 1989-1990 yıllarında I.Hücumbot Filotillası Komodorluğu görevlerini deruhte etmiştir.

1974 yılında Deniz Harp Akademisi’nden, 1979 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden ve 1986 yılında Milli Güvenlik Akademisi’nden mezun olmuştur.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, AFSOUTH, Deniz Harp Okulu ve Donanma Komutanlığı Karargahlarında muhtelif karargah görevlerinde bulunmuştur. 1974-1978 yıllarında Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı Plan ve Yönetim Şube Müdürü, 1980-1983 yılarında Napoli AFSOUTH Karargahı İstihbarat Başkanlığı’nda Eğitim Subayı, 1985-1987 yıllarında Deniz Harp Okulu Öğretim Başkanı, 1987-1989 yıllarında Deniz Kuvvetleri Genel Sekreteri ve 1989-1990 yıllarında Donanma Komutanlığı Harekat Grup Başkanı olarak görev yapmıştır.

30 Ağustos 1991 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden (E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN,  1991-1992 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 1992-1994 yıllarında Brüksel’deki NATO, Askeri Komite Karargahında İstihbarat Başkanı görevinde iken 30 Ağustos 1995 tarihinde Tümamiralliğe terfi etmiş ve Deniz Harp Okulu K.lığına atanmıştır. 1995-1996 yılları arasında Deniz Harp Ok.K.lığı görevini deruhte eden (E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN 14 Ağustos 1996 tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı’na atanmıştır.

14 Ağustos 1996-19 Ağustos 1998 tarihleri arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı görevini deruhte eden (E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN, 1998-1999  yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 1999-2000 yıllarında Dz.K.K.lığı Dent.ve Değ.Bşk.lığı görevlerini müteakip 30 Ağustos 2000 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

(E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN, Bayan Gönül TEZEREN ile evli olup, Bahar isminde bir kızı vardır. (E) Tümamiral Alper Ç. TEZEREN İngilizce bilmektedir.

TümamiralEngin Heper

Cuma, Haziran 29th, 2012

1945 yılında İstanbul’da doğan (E) Tümamiral Engin HEPER, 1961 yılında Deniz Lisesi’ne girmiş, 1966 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen olarak mezun olmuş, Deniz Harp Okulu’nda iki yıl da subay olarak öğrenimine devamla 4 yıllık Deniz Harp Okulu tahsilini tamamladıktan sonra 1968 yılında Donanmaya katılmıştır.
 
Donanmada TCG AVCIBOTU-25’te II.Komutanlık ve Başçarkçılık, TCG GEMLİK ve TCG ZAFER’de Denizaltı Savunma Harbi Subaylığı, TCG İSKENDERUN, TCG İÇEL ve TCG PİYALEPAŞA’da Seyir Harekat Subaylığı, TCG ANITTEPE’de II.Komutanlık, 1988-1989 yıllarında  TCG SOKULLU MEHMETPAŞA’da Komutanlık ve 1993-1994 yıllarında  II.Çıkarma Gemileri Filotilla Komodorluğu görevini deruhte etmiştir.

1978 yılında Deniz Harp Akademisi’nden, 1982 yılında A.B.D. Deniz Akademisi’nden (NCS), 1984 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden ve 1992 yılında Milli Güvenlik Akademisi’nden mezun olmuştur.

1981-1983 ve 1991-1992 yıllarında Deniz Harp Akademisi’nde, 1984-1985 yıllarında ise Milli Güvenlik ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nde öğretim üyeliği görevlerinde bulunmuştur.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Donanma Komutanlığı ile Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı Karargahlarında muhtelif karargah görevlerinde bulunmuştur. 1985-1988 yıllarında NATO Karargahı Güney Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı (AFSOUTH) ENF Deniz Proje Subayı, 1989-1990 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreteri, 1990-1991 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı Eğitim Değerlendirme ve Yönlendirme Şube Müdürü, 1992-1993 yılında Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı Eğitim Öğretim Başkanı, 1994-1995 yılında Donanma Komutanlığı Harekat Başkanı ve 1995-1996 yılında Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak görev yapmıştır.

30 Ağustos 1996 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden (E) Tümamiral Engin HEPER, 1996-1997 tarihleri arasında Güney Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 1997-1998 tarihleri arasında ise Ege Deniz Bölge Komutanlığı, 1998-1999 yılları arasında Dz.K.K.lığı MEBS Başkanlığı,       1999-2001 yılları arasında Gölcük Deniz Üs Komutanlığı görevlerini deruhte etmiştir.

30 Ağustos 2001 tarihinde Tümamiralliğe terfi eden (E) Tümamiral HEPER, 2001-2002 yılları arasında Deniz Harp Akademisi Komutanlığı görevini deruhte etmiş, 03 Ağustos 2002 tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı’na atanmıştır.

14 Ağustos 2002-12 Ağustos 2005 tarihleri arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı görevini deruhte eden (E) Tümamiral Engin HEPER, 30 Ağustos 2005 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

(E) Tümamiral Engin HEPER, Bayan Serap HEPER ile evli olup Gözde ve Berat isimlerinde bir kızı ve bir oğlu vardır. (E) Tümamiral Engin HEPER İngilizce bilmektedir.

TümamiralYalçın Ertuna

Cuma, Haziran 29th, 2012

1942 yılında İstanbul’da doğan (E) Tümamiral  Yalçın ERTUNA 1958 yılında Deniz Lisesi’ne girmiş, 1963 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen rütbesi ile mezun olmuş ve Elektrik/Elektronik kursunu müteakip Teğmen rütbesi ile Donanmaya katılmıştır.
 
1968 yılında Denizaltı Subay Özel İhtisas kursunu bitirerek 1974 yılına kadar çeşitli denizaltı gemilerinde branş subaylığı ve bölüm amirliği yapmıştır. Daha sonra sırasıyla Denizaltı II.Komutanlığı ve Komutanlık görevlerinde bulunmuştur.

1983-1985 yılları arasında Genelkurmay Lojistik Başkanlığı’nda Plan Subaylığı, 1985-1988 yılları arasında Tokyo Kıdemli Askeri Ataşeliği,   1988-1990 yılları arasında 3. Denizaltı Filotillası Komodorluğu, 1990-1992 yılları arasında Deniz Astsubay Hazırlama Okulu Komutanlığı ve Deniz Lisesi Komutanlığı görevlerini ifa etmiştir.

30 Ağustos 1992 yılında Tuğamiralliğe terfi eden  (E)Tümamiral Yalçın ERTUNA, 1992-1993 yıllarında Milli Savunma Bakanlığı Plan ve Prensipler Dairesi Başkanlığı, 1993-1995 yıllarında Denizaltı Filosu Komutanlığı, 1995-1997 yılları arasında Gölcük Deniz Ana Üs  Komutanlığı, 1997-1998 yıllarında Çanakkale Boğaz Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur. Tuğamiral Yalçın ERTUNA, 30 Ağustos 1998 yılında Tümamiralliğe terfi etmiş ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na atanmıştır.

19 Ağustos 1998-14 Ağustos 2002 tarihleri arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı görevini deruhte eden (E) Tümamiral Yalçın ERTUNA, 30 Ağustos 2002 tarihinde emekliye ayrılmıştır.       

(E) Tümamiral Yalçın ERTUNA, bayan Tülay ERTUNA ile evli olup, Dilay isminde bir kızı ve Baturay isminde bir oğlu vardır. (E) Tümamiral Yalçın ERTUNA, İngilizce bilmektedir.

KoramiralEkmel Totrakan

Cuma, Haziran 29th, 2012

1939 yılında Karşıyaka/İzmir’de doğan (E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN, 1953 yılında Deniz Lisesi’ne girmiş ve 1958 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen olarak mezun olmuş, Deniz Harp Okulu’nda iki yıl da subay olarak öğrenime devamla 4 yıllık Deniz Harp Okulu tahsilini tamamladıktan sonra 1960 yılında Donanma’ya katılmıştır.
 
Donanma’da TCG ALANYA, TCG ALPASLAN, TCG GÖLCÜK, TCG ANTALYA, TCG ÇANDARLI ve TCG EREĞLİ’de muhtelif branş subaylığı ve bölüm amirliği görevlerini takiben II.Komutanlık yapmış, sonra Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu Komutanlıklarında sınıf subaylığı ve Bölük Komutanlığı daha sonra TCG NUSRET II.Çarkçılığı, TCG İZMİT ve TCG ZAFER II.Komutanlığı, TCG AKHİSAR ve TCG MUAVENET Komutanlığı görevlerini deruhte etmiştir.

(E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN 1969 yılında eğitime başladığı Deniz Harp Akademisi’nden 1971 yılında mezun olmuştur.

1975-1977 yılları arasında Napoli’de Güney Avrupa Müttefik Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Güney Vurucu Kuvvet Komutanlığı Karargahlarında Proje Subayı olarak bulunmuş, bunu takiben 1977-1979 yıllarında Deniz Harp Akademisi Komutanlığı’nda Öğretim Üyeliği, 1979-1981 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği, 1981-1983 yıllarında III.Muhrip Filotillası Komodorluğu ve 1983-1984 yılları arasında Denizcilik Yüksek Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1984 yılında Tuğamiralliğe terfi eden (E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN, Akdeniz Bölge Komutanlığı, Gölcük Ana Üs Komutanlığı, 1986 – 1988 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı, 1988-1989 yılları arasında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 30 Ağustos 1989 tarihinde Tümamiralliğe terfi etmiştir.

Tümamiral olarak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda 1989-1990 yılları arasında Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı, 1990-1992 yılları arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı ve 1992-1993 yılları arasında Harp Filosu Komutanlığı görevlerini deruhte etmiş, 30 Ağustos 1993 tarihinde Koramiralliğe yükselmiştir.

Koramiralliğe terfiinden sonra 1993-1995 yılları arasında Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri başkanlığı görevini yapan (E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN, 1995-1997 tarihleri arasında Güney Deniz Saha Komutanlığı görevini deruhte etmiştir.

1997 yılında emekliye ayrılan (E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN, bayan Öznur TOTRAKAN ile evli olup, iki kız ve bir erkek çocuğu vardır. (E) Koramiral Ekmel TOTRAKAN, İngilizce bilmektedir.

TümamiralAydın Canel

Cuma, Haziran 29th, 2012

1942 yılında Heybeliada/İstanbul’da doğan (E) Tümamiral Aydın CANEL, 1957 yılında başladığı Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu’nu 1961 yılında bitirmeyi müteakiben, dört yıl süre ile Avcıbotları’nda Başçarkçılık, II.Komutanlık ve Komutanlık görevlerinde bulunmuş, bilahare 1967-1971 yılları arasında, Üsteğmen rütbesi ile TCG SAMSUN’un II. Komutanlık ve Yüzbaşı rütbesi ile TCG SİNOP’un Komutanlık görevini deruhte etmiştir.
 
1973 yılında, Deniz Harp Akademisi’nden mezun olan (E) Tümamiral Aydın CANEL, bir yıl süre ile Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı emrinde görev yapmış, müteakiben TCG DENİZKUŞU Komutanlığı ve Binbaşı rütbesi ile II.Hücumbot Grup Komutanlığı görevinde bulunmuştur.

1976-1978 yılları arasında, TCG İZMİT II. Komutanlığı, TCG SİVRİHİSAR Komutanlığı ve Deniz Harp Akademisi Öğretim Üyeliği/Plan Kısım Amirliği görevlerini takiben, 1978-1980 periyodunda Roma Deniz Ataşesi olan (E) Tümamiral Aydın CANEL, bilahare Yarbay rütbesi ile TCG İSKENDERUN Komutanlığı yapmış, 1981 yılında Albaylığa terfi ederek sırasıyla, Deniz Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığı, III.Hücumbot Filotillası Komodorluğu ve Donanma Komutanlığı Harekat Grup Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1988 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden ve aynı yıl COMNAVSOUTH Plan Prensipler Başkanı olan (E) Tümamiral Aydın CANEL, 1990 yılında Deniz Harp Okulu Komutanı olmuştur.

30 Ağustos 1992’de Tümamiral’liğe terfi eden (E) Tümamiral Aydın CANEL, 1992-1994 yılları arasında Çıkarma Filosu Komutanlığı yapmıştır. 1994 yılında Sahil Güvenlik Komutanlığı’na atanmış olan (E) Tümamiral Aydın CANEL, 1994-1996 yılları arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı görevini deruhte etmiş ve 1996 yılında emekliye ayrılmıştır.

(E) Tümamiral Aydın CANEL, Bayan Samra CANEL ile evli olup, bir erkek çocuk sahibidir. (E) Tümamiral Aydın CANEL  İngilizce ve İtalyanca bilmektedir.

KoramiralMustafa Turunçoğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

1932 yılında Afyon’da doğan (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU 1954 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olmuştur.

Donama’da çeşitli  Gemilerde branş subaylığı ve  bölüm amirliği görevlerinde bulunmuştur.
 
1967 yılında TCG SAPANCA, 1970-1971 yıllarında TCG GELİBOLU, 1971-1972 yıllarında TCG ADATEPE, 1975-1976 yıllarında II.Muhrip Filotillası Komodorluğu görevlerini deruhte etmiştir.

1967 yılında Deniz Harp Akademisinden mezun olan (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU sırasıyla; 1969-1970 yıllarında Donanma K.lığı Hrk.Grp.Tşk.Ş.Md., 1972-1974 yıllarında Dz.K.K.lığı Genel Sekreterliği, 1976-1977 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1978 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU, 1978-1981 yıllarında Deniz Harp Okulu K.lığı, 1981-1982 yıllarında Mayın Filosu K.lığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1982 tarihinde Tümamiralliğe terfi eden (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU bu rütbede de sırasıyla; 1982-1984 yıllarında Sahil Güvenlik Komutanlığı, 1984-1985 yıllarında Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı, 1985-1987 yıllarında Harp Filosu Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1987 tarihinde Koramiralliğe terfi eden (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU bu rütbede iken sırasıyla 1987-1990 yıllarında Dz.K.K.Kur.Bşk.lığı, 1990-1992 yıllarında Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevlerini deruhte etmiştir. 30 Ağustos 1992 yılında bu görevde iken emekliye ayrılmıştır.

(E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU, Bayan Özcan TURUNÇOĞLU ile evli olup, 2 çocuk babasıdır. (E) Koramiral Mustafa TURUNÇOĞLU İngilizce ve Almanca bilmektedir.

TümamiralNiyazi Ulusoy

Cuma, Haziran 29th, 2012

1939 yılında Kırklareli’nde doğan (E) Tümamiral Niyazi ULUSOY  1958 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olmuştur.
 
Donama’da Denizaltı İhtisas Kursunu müteakip çeşitli Denizaltı Gemilerinde branş subaylığı ve  bölüm amirliği görevlerinde bulunmuştur. 1973 yılında TCG PİRİREİS, 1973-1974 yıllarında TCG DUMLUPINAR’da Komutanlık, 1979-1981 yıllarında II.Denizaltı Filotillası Komodorluğu görevlerini deruhte etmiştir.

1971 yılında Deniz Harp Akademisinden mezun olan (E) Tümamiral Niyazi ULUSOY sırasıyla; 1974-1976 yıllarında Napoli/İtalya’da NATO Karargahında Plan Subaylığı, 1977-1978 yıllarında Deniz Harp Akademisi’nde  öğretim üyeliği, 1978-1979 yılları arasında Deniz Harp Okulu Öğretim  Başkanlığı, 1981-1982 yıllarında Denizaltı Filosu Kurmay  Başkanlığı, 1982-1983 yıllarında Dz.K.K.Loj.Pl.D.Bşk.lığı, 1983-1984 yıllarında Kz.Dz.Sh.K.lığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1984 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden (E) Tümamiral Niyazi ULUSOY, 1984-1986 yıllarında Dz.K.K.Loj.Pl.D.Bşk.lığı, 1986-1987 yıllarında Dz.K.K.Loj.Bşk.lığı, 1987-1988 yıllarında Denizaltı Filosu Komutanlığı, 1988 yılında üç ay süreyle Washington Slh.Kuv.Atş.İd.İşl.ve Şifre Grp.Bşk.lığı, 1988-1989 yıllarında Denizaltı Filosu Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.

30 Ağustos 1989 tarihinde Tümamiralliğe terfi eden (E) Tümamiral Niyazi ULUSOY bu rütbede iken sırasıyla 1989-1991 yıllarında Dz.K.K.Loj.Bşk.lığı, 1991-1992 yıllarında Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı, 1992-1994 yıllarında da Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlerini deruhte etmiştir. 30 Ağustos 1994 yılında bu görevde iken emekliye ayrılmıştır.

(E) Tümamiral Niyazi ULUSOY, Bayan Hilal ULUSOY ile evli olup, 2 çocuk babasıdır. (E) Tümamiral Niyazi ULUSOY İngilizce bilmektedir.

Henri Eugene Gouraud

Cuma, Haziran 29th, 2012

Fransız Generali. 1867 yılında Paris’te doğdu. 1888 yılında Saint Cry’den piyade subayı olarak çıktı. Sömürgelerde görev aldı, özellikle Sudan’da başarı gösterdi. 1898’de Senegal’da Samory şehrinin ele geçirilmesi sırasında ün kazandı. 1907’de albaylığa yükseldi. 1910’da Yüksek Askeri Öğrenim merkezinde staj gördü. Lyautey onu yardımcı olarak Fas’a çağırdı. 1912’den 1914’e kadar ayaklanmaları bastırdı. I. Dünya Savaşı patlak verince Fransa’da (Argonne) sömürge ordusunun bir tümenine, sonra Champagne’de bir sömürge kolordusuna kumanda etti. 1915’te tümgeneralliğe yükseldi.

Çanakkale Seferi Kuvvetler kumandanlığına getirildi. Bu savaşta ağır yaralandı ve kolunu kaybetti. Fransa’ya dönünce IV. Ordu kumandanlığına tayin edildi. 1917’de Fas Genel Valiliğinde bulundu. Bu görev dışında hep IV. Ordu kumandanlığında kaldı. Temmuz 1918’de Almanların taarruza geçen birliklerini bozguna uğrattı. 1919’dan 1923’e kadar Suriye Yüksek Komiserliği görevinde bulundu. Türkiye ile savaşın devam ettiği bu bölgede Fransa birliklerine kumanda etti. 1923’te Paris askeri valiliğine tayin edildi. Yüksek Harp konseyi üyesi oldu. 1937’ye kadar bu görevde kaldı. 1946’da öldü ve Champagne’daki Navarin Çiftliği Anıtında askerlerinin arasına gömüldü.

Nihat Anılmış

Cuma, Haziran 29th, 2012

Parlamenter, siyaset adamı, asker Nihat Anılmış Filibe’de doğdu. 1896 Harp Okulu’nu ve 1900 Harp Akademisi’ni tamamladı. Çeşitli birliklerde kumandanlık ve Manastır Harp Okulunda öğretmenlik yaptı. Balkan, I. Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşlarına katıldı. Son savaşta Elcezire Cephesi Komutanlığı ve Adana Valiliği yaptı. 1922’de Askeri Yargıtay Başkanlığına atandı. Korgeneralliğe yükseldikten sonra emekli oldu. 1943 – 1950 yılları arasında, CHP listesinden Ankara Milletvekilliğini kazanarak meclise girdi. Aynı yıl yapılan seçimleri kaybettiği için siyasi hayattan çekildi.

OrgeneralSabri Yirmibeşoğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

1928 yılında İzmir Foça’da doğdu. Foça’nın küçük bir köyü olan Bağarası’nda dünyaya gelen Sabri Yirmibeşoğlu, kısa bir süre sonra Foça’ya ailesi ile beraber yerleşir.

Askerlik mesleğine karşı ilgisi daha çocuk yaşlarında başlar. Bunda biraz da öğretmenlerinin etkisi vardır. Öğretmenlerinin her öğrencisi ile yakından ilgilenmeleri, öğrencilerinin ilgi sahalarını keşfetmeleri onun bu özelliğinin açığa çıkmasında muhakkak etkisi olmuştur. Bu ilgi ve isteğini ortaokul ikinci sınıfta iken uygulamaya geçirmiş. Bunun için Foça’daki alayın alay komutanı da elinden gelebilecek imkanları kendisinden esirgememiştir. Bin bir güçlükle o hep hayalini kurduğu askerlik mesleğine ulaşabilmek için 13 yaşında tek başına Konya’da bulunan Kuleli Askeri Lisesi’ne gider. Uygulanan imtihanın her türlü aşamasından birincilikle geçer.

Çocuklarını okutabilmek ve iyi bir eğitim aldırabilmek için askeri okullar dar gelirli aileler tarafından tercih edilmektedir. Askeri ortaokulun bitimini müteakip eğitim ve öğrenimine devam edebilmek için Bursa Işıklar Lisesi’ne katılır. 

1946 senesinde askeri liseden mezun olmuş ve Ankara Kara Harp Okuluna başlamıştı. Genel Kurmay Başkanı Org. Kazım ORBAY Harp Okulunu 3 yıla çıkarttırırken Eğt. kalitesi de aynı şekilde yükseltilmiştir.

30 Ağustos 1950 senesinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Kıt’asında ilk görevine başlar. 1950-1957 yılları arasında, önce Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı (ve Anıtkabir’de,) sonrasında da, kurmay olabilmek için Kasım 1955’ten itibaren Harp Akademileri Komutanlığı’nda görev yapmıştır.

NATO eğitimi için Napoli şehrine gitmiştir. Dönüşte Kıbrıs’a tayin oldu. Bir sonraki tayini, yine 1964’de Güney Doğü Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı, İzmir’dir. Daha sonra Belçika’da bulunan NATO karargâhında Nükleer Silahlar Şubesi’nde görev yapan Yirmibeşoğlu Belçika dönüşünde (1971), atandığı Özel Harp Dairesi Kurmay Başkanlığı görevinde kısa bir süre bulunup, Tuğgeneralliğe terfi ederek aynı kurumun Başkanlığına atanmıştır. 1974 Kıbrıs Harekâtının en kilit görevini bu kurumun Başkanı olarak icra etmiştir. Özel Harp Dairesi’nin “Kıbrıs’ta sivil direnişi örgütleyen lideri” olarak tanınmıştır.

Ecevit 1974 yılında Özel Harp Dairesi hakkında brifing talep etmiştir.

NATO İstihbarat Başkanlığı görevine getirildi ve 1978 yılına kadar görevini sürdürdü.

Türkiye’ye dönüşünde Tümgeneral olarak Sarıkamış’a atanan Yirmibeşoğlu’nun yolu Ecevit ile orada bir kez daha kesişti. 1978’de Ecevit başbakan olarak Sarıkamış’ı ziyaret ettiğinde Tümg. Yirmibeşoğlu Orduevi’nde kendisine ve eşine yemek verdi. Ecevit, Yirmibeşoğlu’ndan Özel Harp Dairesi hakkında bilgi almaya çalıştı. “Daire”ye bağlı sivil örgütte görev alanlardan bazılarının olaylarda yer aldığından şüphe duyuyordu. Yirmibeşoğlu’ndan “Kuşkularınız yersiz” cevabını alınca Ecevit, “Farz-ı muhal, buradaki MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantısındaki gizli elemanlardan biri olamaz mı?” sorusunu sormuş; Yirmibeşoğlu bunu doğrulamış ve “Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır.” demiştir.

Yirmibeşoğlu, 12 Eylül döneminde Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanlığı, 1982-1983 yıllarında Milli Savunma Bakanlığı’nda Müsteşar Yardımcılığı, 1983’te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1984’te Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığı 1986’da Erzincan’daki 3. Ordu Komutanlığına terfi etti.

Orgeneral rütbesiyle 22.08.1988 – 30.08.1990 tarihleri arasında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri olarak görev yaptı.

Yirmibeşoğlu bir yıl sonra Cumhurbaşkanı Özal tarafından emekliye sevk edildi.

1999 yılında Askeri Ve Siyasi Anılarım isimli kitabı Kastaş Yayınevi tarafından yayınlandı.

———–
‘Özal suikastının ardında Yirmibeşoğlu vardı’
8. Cumhurbaşkanı Özal’ın oğlu Ahmet Özal, 1988 yılında gerçekleşen suikastın arkasında dönemin MGK Sekreteri Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’nun bulunduğunu söyledi. Ahmet Özal, Yirmibeşoğlu’nun savcıya konunun üzerine fazla gitme dediğini de aktardı.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, babasına yönelik 1988’de düzenlenen başarısız suikastın arkasındaki isimlerin çok kısa sürede tespit edildiğini açıkladı.

Habertürk gazetesine konuşan Ahmet Özal, “Babam ülke karışmasın diye bu isimleri açıklamadı. Bunlardan biri de dönemin MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu’ydu. Bu isimlerin hepsi Emniyet ve MİT’in arşivlerinde var. Arşivler açılsın” dedi.

Amcası Korkut Özal’ın Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili Ergenekon’u işaret etmesine de değinen Ahmet Özal, “Ölümüyle ilgili değil ama eğer arşivler açılırsa babama suikast olayı ile Ergenekon bağlantıları görülecektir. Ölümüyle suikastın birlikte araştırılması gerekir. Çünkü Kartal Demirağ diye bir adamı çıkıyor ve 2 sene hapis yiyor, kayboluyor. Babam öldüğü gün Kartal Demirağ gelip dua edip ağladı” diye konuştu.

NTVMSNBC
Röportajdan öne çıkan sorular ve yanıtları şöyle:

Suikast girişimi bireysel değidi yani diyorsunuz?
Arkası çok kalabalık bir olaydı. Hatta araştırıldı, babam bunu açıklamak istemedi. “Bu arşivlerde var, bunun zamanı değil. Türkiye’nin karışmasını istemiyorum. Benim suikastımdan daha önemli olan Türkiye’dir. Türkiye’nin kalkınması daha önemli” dedi.

Birtakım isimlere mi ulaştı?
Tabi canım, ulaştı hepsine. Hatta İsviçre’de para hareketlerine kadar buldular, kimden nerelere gelmiş.

Kimmiş onlar?
Bilmiyorum, açıklamak istemedi.

Ama size isimleri söylemiş?
Ben birkaç isim biliyorum, hepsini biliyorum.

Neye dayanarak Ergenekon olduğunu düşünüyorsunuz?
Kendilerinde yasal olarak güç vehmeden bazı ordu mensuplarının o zaman da aktif olduğunu biliyorum. Yani TSK’nın içinde bahsedilen JİTEM, derin devlet hikayeleri o zaman yoğundu.

Kimdi onlar?
Ordunun içinde kendini bilmezler. bugün Ergenekon dediğimiz hadiseler o zaman da vardı. Bunlar TSK’yı temsil etmez, bu adamlardan dolayı TSK’nın yıpratılmasına, yara almasına karşıyım.

Ergenekon parmağı olduğunu söylüyorsunuz. Peki sizce babanızı neden öldürmek istediler?
Yıllardır şunu söylemeye çalışıyorum. Özal’ın suikast araştırnmasının sonuçları isimlerle beraber devletin arşivlerinde var. Eğer birisi bu arişvleri açıp oradaki isimleri çıkarırsa bunların hepsi birbiriyle örtüşecek. Ama nedense hiçbir hükümet o arşivleri açmıyor.

Tespit edilen isimler arasında Yirmibeşoğlu var mı?
Evet, Sabri Yirmibeşoğlu da o isimlerden biri. Arşivlerin açılması lazım. Açılınca isimler çıkar ortaya. MGK Genel sekreteri, eski JİTEM Başkanı’dır aynı zamanda.

Soruşturma nasıl sonuçlandı?
O zaman savcı Uğur Tönük, soruşturmayı yaptı. Yıllar önce savcıyla görüştüm. Bana suikast soruşturmasıyla ilgili Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu’nun kendisine bu konunun üzerine fazla gitme dediğini söyledi.

Peki savcı neden böyle bir şey istiyorsunuz dememiş mi ona?
O zamanki orduyu temsil eden insanların gücü bugünden çok farklıydı. 1980’li yıllarda daha Milli Güvenlik Konseyi iş başındaydı. Kenan Evren Cumhurbaşkanı’ydı. Konsey orada 4 paşayla oturuyordu. Bugünkü Türkiye değil o günkü Türkiye, aradan geçmiş 30 sene.

Savcı nasıl ifade etti?
Soruşturma bittikten sonra söyledi, dosya kapandıktan sonra. Demirağ ceza yedi ve dosya kapandı.

Dosya kapandıysa arşivlerde ne bulunacak?
Mahkeme dosyası kapandı ama MİT ve Emniyet’in yaptığı dosya ayrı bir dosya. Onlar ayrı bir araştırma yaptılar ve 5-6 ayda çözdüler. Ama babam açıklama yapmak istemedi.

Babanız size kaç isim söyledi?
İki üç tane, fazla değil. Önemli birkaç isim söyledi, şaşkınlık ifadeleriyle. Bunlar Emniyet ve MİT dosyalarında var. Enteresandır, suikast olayından sonra bir gazete patronu gazetesini satıp Türkiye’den gitti. Babamın suikastıyla ilgili olabilir, arşivler açılırsa bu isimler ortaya çıkar.

Yirmibeşoğlu hakkında ne yapıldı?
Sabri Yirmibeşoğlu o dönemden sonra emekli edildi.

Nazmi Solok

Cuma, Haziran 29th, 2012

1898 yılında Harbiye’yi bitirdi. Mücadele sırasında değişik tümenlere komuta etti. 1. Süvari tümeniyle Demirci Efe Ayaklanması’nı bastırdı. 2. Süvari Tümeni komutanı olarak İnönü savaşlarına, 6. Tümen komutanı olarak Kütahya ve Sakarya savaşlarına katıldı. Büyük Taarruz’da aynı tümenle sol kanatta taarruz ve takip harekatına katılarak başarı kazandı.