Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Suat Suna

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

26 Mayıs 1975 yılında İstanbul’da doğan başarılı sanatçı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Keman Bölümü’nden mezun oldu.  Çok küçük yaşlarda keman çalmaya başlayan Suna, 1984 yılında TRT 1’de çocuk saati programında oyunculuğa başladı ve daha sonraki yıllarda yarışmalara katılarak birçok dereceler elde etti. 1991 yılından itibaren 3 sene boyunca okul adına Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmalarda birincilik elde etti. 1992 senesinde katıldığı İstanbul Beyaz Güvercin Şarkı Yarışmasında bestesiyle ikincilik elde eden başarılı sanatçı, 1993 yılında ise “Pop Show” adlı müzik yarışmasında birinci oldu. Yarışmanın ardından birçok firmadan kaset teklifi aldı ve Ali Kocatepe ile ilk kaseti olan “Ansızın Çektin Gittin” kasetini çıkardı. Bu kasetle profesyonel müzik yaşamına da başlamış oldu Suat Suna.

Ve sonra sırasıyla “Sözüne Kanmam”, “Hasret Fenerleri”, “Rüyam ve Sen”, “Yapamam Sensiz”, “Yolun Açık Olsun” adlı kasetlerini piyasaya çıkardı. Kasetlerindeki bestelerinin bir çoğunun kendisine ait olmasıyla beraber, diğer bestelerini de sanatçı arkadaşlarıyla paylaştı. Bunlardan bazıları; Fatih Erkoç, Zeynep, Hülya Avşar, Pınar Eliçe, Asya, Aşkın Nur Yengi, Meriç, Emrah Dinçer, Yıldız Tilbe.

Besteci kimliği, söz yazarlığı ve de yorumuyla sevilen Suat Suna, altıncı albümü “Yolun Açık Olsun”u Prestij Group Kuruluşlarından olan Orjin Müzik etiketiyle müzikseverlere sundu. Sanatçı bu albümde; Pop Müzik, Alaturka, Rock ve günümüz popüler müzik soundlarını da içinde bulunduran seçkin örnekler sundu dinleyenlerine. Altıncı albümden sonra iki yıl ara veren sanatçı, iki yılın sonunda yedinci albümü olan “Sabret”i sundu piyasaya. Albümde yer alan on parçaya imzasını atan Suna, bu çalışmasını kendi stüdyosu S&Ç’de (Suat Suna-Çağrı Kodamanoğlu) hazırladı. Suat Suna, ayrıca albümdeki tüm düzenlemeleri ve müzik yönetmenliğini de kendisi üstlendi.

Suat Suna, son olarak “Su Damlası” adlı sekizinci albümüyle çıktı müzikseverlerin karşısına.

Emel Müftüoğlu

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

1961 yılında İzmir’de doğan Emel Müftüoğlu, babasının asker olması nedeniyle ilk ve orta öğrenimini farklı şehirlerde tamamladı. İstanbul Devlet Konservatuarı Şan Bölümü’nü bitirdi. Profesyonel müzik hayatına 1985 yılında Güneş Gazetesinin açtığı müzik yarışmasında birincilik alarak başladı. Aynı yarışmada ikincilik alan Erdal Çelik’le bir ikili oluşturma kararı aldı. Emel- Erdal ikilisi, Atilla Özdemiroğlu’nun kurduğu ART’den “Sevmek Öyle Bir Şey” ve “Alaturka Benim Canım” isimli iki albüm çıkardı.

Emel’in Erdal ile müzikal ortaklığına son vererek solo kariyerine geçiş yapması 1989 yılında gerçekleşti. Şahin Özer Plak’la anlaştı ve 1990 yılında bu müzuk yapım firmasından yayınlanan “Karlar Düşer” isimli albümü ile iyi bir satış rakamını yakalaeı.

1992 yılında çıkan ikinci albümü “Faka Bastın”ı iki yıl sonra “Emel’ce” isimli çalışması izledi. Üçüncü albümü “Ruhun Duymaz”da Sezen Aksu’nun on şarkısı yer aldı. Daha sonra yaptığı “Bana Özel..” albümü 1998’de yayınlandı.

Emel Müftüoğlu’nun son albümü “Mucize” 2000 yılında Şahin Özer Palk’tan çıktı. “Mucize”nin farklı yanlarından biri, Türkiye’de internet erişimi yüklenerek promosyonu yapılan ilk CD olması. Ayrıca, 2000 yılında Emel, sadece yorumcu kimliği ile değil, Şahin Özer Plak’ın pop müzik sanatçılarının art direktörü olarak da çalışmalarına devam ediyor.

Adile Naşit

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

17 Haziran 1930’da Istanbul’da doğan Adile Naşit’in asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım biraktı. 1944 yılında Istanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. “Herşeyden Biraz” oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nin tiyatrosuna girdi. 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurduklari toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında “Lüküs Hayat” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatorcu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada sahne aldı. 1961’de, eşi Ziya Keskiner ve abisi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak sahnelerde boy gösterdi. Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da “İşte Hayat” adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandı. Bu, Türk sinemasında, ‘star’ olmayan bir başoyuncunun kazandığı ilk ödüldü. Rıfat Ilgaz’ın eserlerinden sinemaya aktarılan Hababam Sinıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi. Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de Istanbul’da öldü.

Ajda Pekkan

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Tam adı Ayşe Ajda Pekkan olan sanatçı, 12 Şubat 1946’da İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Rıdvan Pekkan deniz binbaşısı, annesi Nevin Dobruca ev hanımıydı. Babasının görevi dolayısıyla çocukluğu Gölcük’te, Amerikan askerlerinin ailelerinin arasında geçti. Modern bir ortamda ancak ailevi sorunlar arasında geçirilen çocukluk, Ajda Pekkan’ın gençliğini etkileyen önemli bir dönem oldu.

Şarkıcı olmak için büyük heves taşıyan Çamlıca Kız Lisesi öğrencisi Ajda Pekkan, kardeşi Semiramis’in de desteğiyle 1962 yılında dönemin en popüler gece klubü Çatı’nın sahibi olan İlham Gencer’e ulaştı. İlk olarak seslendirdiği Mina’nın “Il Cielo In Una Stanza” şarkısıyla kendini kabul ettirdiği Çatı gece klubünde Los Çatikos topluluğu eşliğinde bir müddet sahne çalışması yaptı. 1963 yılında bir aile dostlarının teşvikiyle Ses dergisinin, sinemaya yeni yüzler kazandırmak amacıyla açtığı kapak yıldızı yarışmasına katıldı. Ediz Hun’un erkekler dalında birinci, Hülya Koçyiğit’in bayanlar dalında ikinci olduğu yarışmada, birinci seçilen Ajda Pekkan’ın profesyonel kariyeri böylece başlamış oldu.

Avrupai görünümü ve cüretkar tavırlarıyla Yeşilçam’ın gözde sanatçılarından biri olan Ajda Pekkan, beyaz perdeden gelen teklifleri değerlendirmeye başladı ve 1963 yılında “Adanalı Tayfur” ile ilk kez çıktığı kamera karşısında, 1967 yılındaki son filmi olan “Harun Reşit’in Gözdesi”ne kadar baş rollerini Ayhan Işık, Cüneyt Arkın ve Tamer Yiğit gibi sanatçılarla paylaştığı 47 film çevirdi. Ses kabiliyeti rol aldığı filmlerdeki yapımcıların da dikkatinden kaçmadı ve pek çok filminde şarkıcı rolü üstlendi ve çeşitli şarkılar seslendirdi. İlk filmi “Adanalı Tayfur”da seslendirdiği “Göz Göz Değdi Bana” şarkısı, arka yüzünde Öztürk Serengil’in seslendirdiği “Abidik Gubidik” şarkısıyla birlikte 45’lik plak olarak yayınlandı.

Sinemaya başlamadan önce tanışıp şarkıcılık yapabilmesi için yardım istediği ve kabiliyetine ikna ettiği Fecri Ebcioğlu, sinema yıllarında da Ajda Pekkan’la irtibatını hiç koparmadı ve 1965 yılında kendine ait ilk plağı olan “Her Yerde Kar Var / 17 Yaşında” piyasaya sürüldü. Fecri Ebcioğlu’nun yabancı şarkılar üzerine Türkçe sözler yazarak ülkemize benimsettiği “aranjman” tarzının en büyük starı, Adamo’nun ünlü şarkısını yine Adamo gibi Fransız aksanıyla söyleyerek, yavaş yavaş ismini duyurmaya başladı. Sahnelerden sinemaya geçen sanatçıların aksine, sinemadan sahneye geçen Ajda Pekkan, birkaç plak denemesinden sonra, 1968 yılında çıkardığı “İki Yabancı” 45’liği ile aranjman dalında onbinlerce plak satarak satış rekoru kırdı. “Dünya Dönüyor”, “Saklanbaç” ve “Üç Kalp” gibi üstüste çok başarılı plaklar yaptı.

Bu yükselen trendin neticesinde yurtdışından davetler aldı ve Atina’daki Uluslarası Apollonia Müzik Festivali’nde 1968 yılında “Özleyiş” ve 1969 yılında “Perhaps One Day” şarkıları ile üstüste iki kere dördüncü olarak müzik piyasasındaki yerini sağlamlaştırdı. Barcelona’daki Akdeniz Şarkıları Festivali’nde “Ve Ben Şimdi” şarkısı ile Türkiye’yi temsil etmesi ve şarkılarının pek çok filmde fon müziği olarak kullanılması, Ajda Pekkan’ı tüm ülkede tanınır hale getirdiği gibi, ilk olarak Zeki Müren’in alt kadrosunda yer aldığı gazino sahnelerinin de aranan isimlerinden biri oldu.

Her ülkenin starlarını bünyesinde barındırmaya özen gösteren Philips firması, Türkiye’den seçtiği Ajda Pekkan’ı kanatlarının altına aldı ve kayıtları Fransa’daki stüdyolarda gerçekleştirilen, Fikret Şeneş’in sözlerini yazdığı şarkılarla, Ajda Pekkan’ın diğer şarkıcılardan bir adım öne fırladığı yıllar başladı. Üstüste gelen hit plaklarla Ajda Pekkan’ın sesi tüm ülkede keyifle dinlendiği gibi, şık giyimi, sürekli kendini yenileyen görünümü ve değişime açık tavrıyla sadece müzikte değil moda konusunda da hayranlarını sürükleyen bir ikon haline geldi.

“Sensiz Yıllarda”, “Yalnızlıktan Bezdim” gibi şarkılarla fırtına gibi girdiği 70’lerin ortalarında seslendirdiği “Tanrı Misafiri”, “Kimler Geldi Kimler Geçti”, “Hoşgör Sen”, “Sana Ne Kime Ne” gibi ileride birer Ajda Pekkan klasiği haline gelecek şarkılarıyla Türkiye sınırlarını zorlamaya başladı. Bu üstün performansının sonucunda 1976 yılında Paris’in ünlü Olympia müzikholünde, pek çok şarkısının Türkçe versiyonlarını seslendirdiği, dönemin ünlü Cezayir asıllı Fransız şarkıcısı Enrico Macias’la seri konserler verdi.

Bir dost toplantısında Hürriyet Gazetesi sahibi Erol Simavi’nin “Ajda Pekkan’a Star demek yetmez, ancak Süperstar dersek yerini bulur.” sözüyle birlikte önce sanat çevrelerinde, sonra hayranlarının arasında, daha sonra da tüm ülkede “Süperstar” ünvanıyla anılır oldu. 1977 yılında bu ünvanını ilk kez resmileştiren, o güne kadar benzeri görülmemiş bir kapak dizaynı ve prodüksiyonla piyasaya sunulan, “Kim Ne Derse Desin”, “Hancı” gibi şarkıların yer aldığı albümü “Süperstar”ı hazırladı.

Aynı yıl Tokyo’daki Yamaha Müzik Festivali’nde “A Mes Amours” şarkısıyla elde ettiği başarılı netice, -70’lerin başında yurtdışında ilk olarak bir Almanca ve daha sonra birkaç Fransızca plağı satışa sunulan- Ajda Pekkan’ın 1977 ve 1978 yıllarında Fransa’da ses getiren 45’lik çalışmaları yapmasına ve sonunda “Pour Lui” isimli Fransızca albümünü hazırlamasına ön ayak oldu.

Halk konserleri, sahne çalışmaları ve konuk sanatçı olarak katıldığı uluslararası organizasyonlar ile başarısını pekiştiren Ajda Pekkan, 1979 yılında “Bambaşka Biri”, “Haykıracak Nefesim” gibi şarkıların yer aldığı Süperstar serisinin ikinci albümü “Süperstar 2″de kariyerinin doruğuna çıktı. 70’li yıllarda defalarca yılın sanatçısı seçildiği gibi şarkıları da liste başlarından inmedi, çeşitli ödüller kazandı.

O seneye kadar, Türkiye’yi temsil etme görevinin, eleme usulüyle belirlendiği Eurovision şarkı yarışmasına 1980 yılında atama yoluyla Ajda Pekkan seçildi. İlk önce tespit edilen 5 bestecinin şarkılarının jüri tarafından 3’e düşürülmesiyle, “Bir Dünya Ver Bana”, “Olsam” ve “Pet’r oil” ile Tv ekranlarında boy gösterdi. “Pet’r oil”ın Türkiye’yi temsil etmesine karar verilen gece sonunda, ülkemizde hiç olmamış birşey oldu ve henüz plağı satışa sunulmamış bir şarkı tüm halk tarafından ezbere söylenir oldu. Kulis faaliyetlerinin yetersizliği, şarkının siyasi hicivli yapısı ve yarışma gecesindeki organizasyon bozuklukları neticesinde Ajda Pekkan bu yarışmada hayal kırıklığı yaratan bir derece aldı. Süperstar’ı bir hayli küstüren bu yarışmadan sonra bir süre dinlenme kararı alıp A.B.D.’ye yerleşti.

70’lerin sona ermesiyle birlikte pop müziğin cazibesini yitirip, alaturka ve arabeske yönelindiği yıllarda “Sen Mutlu Ol” ve “Sevdim Seni” isminde hafif müzik ve alaturka sentezi iki albüm yaptı. Ancak Süperstar’ın bir türlü içine sinmeyen ve kendi isteği doğrultusunda gerçekleşmeyen, ısmarlama olarak hazırlanan bu albümler Ajda Pekkan hayranlarının beklediği renkten ve kıvamdan uzaktı. Yerli bestecilerle çalışmaktan beklediği verimi alamayan Ajda Pekkan, 70’lerde kendi önderliğinde yükselen aranjman akımına geri döndü. “Süperstar 83 Show”uyla sahnelerde fırtına gibi eserken, en başarılı çalışmalarında yanında olan Fikret Şeneş’le birlikte çalıştığı “Uykusuz Her Gece”, “Son Yolcu” gibi şarkıların yer aldığı “Süperstar 83” albümüyle yeniden gönülleri fethetti.

Reklam filmleri, Tv programları, sahne çalışmalarıyla ikinci baharını yaşayan Süperstar, 1984 yılının sonlarında yapımcılarının ve yakın çevresinin ısrarıyla dönemin popüler gruplarından Beş Yıl Önce 10 Yıl Sonra ile bir albüm hazırladı. “O Benim Dünyam” şarkısıyla yeniden çıkış yakalayan Ajda Pekkan, şarkı yorumlarındaki üstün bir performansına rağmen şarkıların özensizliği ve zorlama bir albüm olmasından dolayı, yeni ekibiyle beklediği sükseyi yapamadı. 1987 yılında Ülkü Aker ve Fikret Şeneş’in sözlerini yazdığı “Kim Olsa Anlatır”, “Yalnızlık Yolcusu” gibi şarkılarla, özel hayranları için eşsiz olarak nitelenen ancak hit şarkı eksikliği nedeniyle, fazla tutulmayan “Süperstar 4” albümünü hazırladı. Sonrasında yaptığı evlilik nedeniyle aldığı müziği bırakma kararı tüm müzik severleri üzse de, müzikten ayrı geçen günlerinde yaşadığı boşluk hissi neticesinde yeniden müziğe dönüş kararı verdiği sıralarda evliliği de sona erdi.

1989 yılının son günlerinde “Ajda ’90” albümünü piyasaya sürdü. Pop müziğin çıkmaza girdiği, hatta unutulduğu günlerde “Yaz Yaz Yaz” ile ortalığı kasıp kavurdu. Yarısı yerli beste, yarısı aranjman olan bu  albüm, Ajda Pekkan’ın muhteşem dönüşünün bir işaretiydi adeta. Peşi sıra başlayan Rumelihisarı konserleriyle Süperstar, sevenlerini kaldığı yerden büyülemeye devam etti. 1991, 1993 ve 1996 yıllarında çoğunlukla yerli bestecilerle çalıştığı albümleri, sivrilen bir kaç şarkı dışında beklenen ilgiyi görmedi. 90’ların ortalarına kadarki 30 senelik müzikal kariyerinde hiç toplama albüm yapmayan Ajda Pekkan’ın, hayranlarını çok memnun etse de kendi rızası dışında yayınlanan “Hoş Görsen” ve “Unutulmayanlar” albümleri piyasaya çıktı.

Çeşitli sahne çalışmalarına devam ederken 1998 yılında eski şarkılarının yeni düzenlemelerini seslendirdiği “Best Of” albümü müzik marketlerdeki yerini aldı. Yüksek satış grafiği yakalayan bu albümün devamı niteliğinde, 2000 yılında 2 CD’den oluşan “Diva” albümü piyasaya çıktı. Bu albümde Ajda Pekkan’ın eski şarkılarının yeni yorumlarının yanı sıra, “Mutlu Bütün Şarkılar” ve “Aşka İnanma” gibi iki yeni şarkı ve kardeşi Semiramis Pekkan’ın eski şarkılarından “Dert Ortağım” ile “Bu Ne Biçim Hayat”ın da Ajda Pekkan yorumları yer aldı.

Büyük başarı elde eden bu albümün şarkılarından “Bir Günah Gibi”, dünyaca ünlü DJ Claude Challe’nin “Buddha Bar” serisinde yer aldı. 2000 yılında Monaco’da Monte Carlo Sporting D’été müzikholü’nde dünyaca ünlü sanatçılarla birlikte sahne alan Süperstar, bir de “Prestige de la Turquie avec Ajda Pekkan” isminde videoklip hazırladı.

60, 70 ve 80’li yıllarda pek çok filmde fon müziği olarak kullanılan Ajda Pekkan şarkılarından sonra Ajda Pekkan’ın sesi, 2001 yılı içerisinde sinemalarda gösterime giren “Cahil Periler” filminde “Bambaşka Biri” ve Meksika’da yayınlanan bir pembe dizide de “Bir Günah Gibi” şarkıları ile yer aldığı filmlere renk kattı.

Monica Zetterlund

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

İsveçli caz şarkıcısı ve aktris Monica Zetterlund, İlk çıkışını, İsveç yapımı ‘Walking my Baby Back Home’ filmiyle yapan, asıl adı Monica Nilsson olan 1937 doğumlu sanatçı, daha sonra caz şarkıcısı olarak dünya çapında asıl ününü elde etti.

İskandinav film yıldızları Liv Ullman ve Max von Sydow ile birlikte rol adığı 1972 yapımı ‘Göçmenler’ dahil bir dizi filmde de oynayan Zetterlund, müzik hayatına 1999 yılında son verdi.

Tekin Akmansoy

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Denizli’nin Sarayköy ilçesinde doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. Sinemaya senarist, oyuncu, yönetmen ve yapımcı olarak katkıda bulundu. TRT’de çok uzun süre yayınlanan “Kaynanalar” dizisini yaptı.1998 yılında “Devlet Sanatçısı” seçildi.
Uzun yıllar çeşitli tiyatrolarda görev alan Tekin Akmansoy, meddah geleneğinin sürdürücülerinden biri olmuştur.

1974 yılında başlayan Kaynanalar dizisinde Kayserili uyanık işadamı Nuri Kantar tiplemesi ile Esas olarak ön plana çıkmaştır. Bu karakteri yıllarca süren dizinin yanı sıra kaynanalar ve nöri kantar ailesi adlı sinema filmlerinde de canlandırmıştır.

1990’lı yıllarda kızı Arzu Akmansoy‘un yönetmenliğini yaptığı Kaynanalar’ın yeni bölümleri yanı sıra Sonradan Göremeler gibi dizilerle uzun süre sonra televizyona geri döndü.

 

Filmleri:
1951 Mezarımı Taştan Oyun
1951 Kanlı Feryat
1953 Kaderin Mahkumları
1967 501 Numaralı Hücre
1974 Köyden İndim Şehire
1974 Kanlı Deniz
1975 Nöri Gantar Ailesi
1975 Kaynanalar

TV Dizileri:
Kaynanalar
Emret Muhtarım
Beybaba
Sonradan Görmeler

Erkan Can

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Erkan Can, 1 Ocak 1958 tarihinde Bursa‘da doğdu. 1974 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu, Ahmed Vefik Paşa Sahnesi’ndeki kurslara giderek tiyatro hayatına başladı. Demirtaş Endüstri Meslek Lisesi‘nden mezun oldu. 1982-1984 yılları arasında askerliğini yaptı. 1985 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü‘ne girdi. 1990 yılında Bakırköy Belediye Tiyatroları’na girdi.

1992 yılından itibaren sevilen dizi ‘Mahallenin Muhtarları‘nda rol aldı. 1998 yılında “Gemide” adlı filmde başrol oynadı ve büyük bir hayran kitlesi oluştu.

1998 yılında 35. Antalya Film Şenliği’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldı. Aynı film ile 1999’de Ankara Film Festivali’nde ve Orhan Arıburnu Ödülleri’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldı. 2000 yılında “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” ve yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak ile Yılmaz Erdoğan’nın yaptığı “Vizontele” adlı sinema filmlerinde rol aldı. 2003 yılında “Yazı Tura” adlı filmde Firuz karakterini canlandırdı. 2004 yılında Yazı Tura filmdeki oyunculuğu ile Siyad Türk Sineması Ödülleri’nde “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.

2003 yılında “Büyükannenin Konağı” adlı televizyon dizisinde, 2004 yılında ise “Anlat İstanbul” adlı filmde rol aldı. 2005’de “O Şimdi Mahkum” adlı filmde rol aldı. Aynı yıl “Pamuk Prenses II” adlı kısa filmde bir mafya babasını canlandırdı. 2006 yılında yönetmenliğini Özer Kızıltan’nın yaptığı “Takva” adlı filmde Muharrem adında bir tarikat mensubunu canlandırdı. Film gerek konusu gerek sanatçının oyunculuğu ile büyük yankı uyandırdı. Erkan Can bu filmdeki üstün oyunculuk performansı ile Antalya Film Şenliği’nde ve Siyad Türk Sineması Ödülleri’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldı.

2006 yılından sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan “Fırtına” isimli dizide Oflu Hoca karakterini oynadı.

2007 yılında Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Vildan Atasever, Melisa Sözen’in rol aldığı Bıçak Sırtı isimli dizide yardımcı erkek oyuncu olarak yer aldı.

…::: Filmleri ve Dizileri  :::…

2007 Bıçak Sırtı
2006 Kader
2006 Takva
2006 Fırtına
2005 Pamuk Prenses 2 (kısa film)
2005 Kapıları Açmak
2005 O Şimdi Mahkum
2005 Anlat İstanbul
2004 Yazı Tura
2003 Büyükannenin Konağı : Uşak Burhan
2002 Azad
2001 Vizontele
2000 Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
1998 Gemide
1998 Bana Old and Wise’ı Çal (kısa film)
1997 Bir Demet Tiyatro
1995 Sokaktaki Adam
1993 Yalancı
1992 Mahallenin Muhtarları
1986 Davacı

…::: Ödülleri :::…

Takva

43. Antalya Altın Portakal Film Festivali, 2006 – En İyi Erkek Oyuncu
28. SİYAD Türk Sineması Ödülleri, 2006 – En İyi Erkek Oyuncu
26. İstanbul Film Festivali, 2007 – En İyi Erkek Oyuncu
12. Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, 2007 – En İyi Erkek Oyuncu

Yazı Tura

26. SİYAD Türk Sineması Ödülleri, 2004 – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Gemide

11. Ankara Film Festivali, 1999 – En İyi Erkek Oyuncu
10. Orhan Arıburnu Ödülleri, 1999 – En İyi Erkek Oyuncu
35. Antalya Altın Portakal Film Festivali, 1998 – En İyi Erkek Oyuncu…

Şerif Gören

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

1944 yılında İskeçe’de doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 

Filmleri
Oyuncu (1 Film)
Sen Türkülerini Söyle  1986
 
Yönetmen (42 Film)
Kırık Ayna 2003
Serseri Aşıklar 2003
Bana Babamı Anlat 2000
Amerikalı 1993
Abuk Sabuk Bir Film 1990
Fanatik 1990
Polizei 1988
Katırcılar 1987
On Kadın 1987
Sen De Yüreğinde Sevgiye Yer Aç 1987
Sen Türkülerini Söyle 1986
Umut Sokağı 1986
Adem İle Havva 1986
Beyoğlu’nun Arka Sokakları 1986
Kan 1985
Kurbağalar 1985
Yılanların Öcü 1985
Firar 1984
Gizli Duygular 1984
Güneş Doğarken 1984
Derman 1983
Güneşin Tutulduğu Gün 1983
Tomruk 1982
Alişan 1982
Yol 1981
Feryada Gücüm Yok 1981
Herhangi Bir Kadın 1981
Kır Gönlünün Zincirini 1980
Almanya Acı Vatan 1979
Aşkı Ben Mi Yarattım 1979
Derdim Dünyadan Büyük 1978
Derviş Bey 1978
Evlidir Ne Yapsa Yeridir 1978
Gelincik 1978
Nehir 1977
İstasyon 1977
Taksi Şoförü 1976
Deprem 1976
İki Arkadaş 1976
Köprü 1975
Endişe 1974
Piyade Osman 1970 
 
Yapımcı (4 Film)
Amerikalı 1993
Polizei 1988
Badi 1983
Tomruk 1982
 
Senaryo (9 Film)
Kırık Ayna 2003
Amerikalı 1993
Sen Türkülerini Söyle 1986
Kan 1985
Firar 1984
Feryada Gücüm Yok 1981
Taksi Şoförü 1976
Umut 1970
Koreli Kemal 1970
 
Kurgu
Dönüş 1972
Çifte Tabancalı Kabadayı 1969
Hakanlar Savaşı 1968
Ömrümce Ağladım 1967
 
Yardımcı Yönetmen
Umut 1970
 
Ödülleri
12.Antalya Film Şenliği, 1975 
En İyi Yönetmen Endişe
36.Antalya Film Şenliği, 1999 
Yaşam Boyu Onur Ödülü

Bruce Willis

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

19 Mart 1955 tarihinde Amerikalı bir baba ve Alman bir annenin çocuğu olarak Almanya‘nın Idar-Oberstein kentinde dünyaya geldi. Gerçek adı Walter Bruce Willis’dir. 1957’de ailesi Amerika’ya geri döndü. Çok başarılı bir öğrencilik hayatı geçirmeyen Willis için gençliğinde tiyatro, blues, mızıka çalmak hayattaki en önemli şeylerdi. Pek çok kez okuldan ayrıldı, tekrar döndü, pek çok işe girip çıktı ve en sonunda kendisinin oyuncu olmak istediğinde karar kıldı. Çocukluk yıllarını New Jersey’de geçirmiş, daha sonra New York’a yerleşmiştir. Tiyatro sahnesinde az biraz toz yutmasının ve Levi’S reklamlarında gözükmesinin ardından 3000 adayın başvurduğu rolü kaptı ve ABC’nin ünlü dizisi Mavi Ay‘ın David Addison’ı oldu.

Bruce Willis

Amerikalı sinema sanatçısı Bruce Willis, “Moonlighting” (Mavi Ay) (1985–1989) isimli televizyon dizisindeki David Addison rolüyle üne kavuşmuştur. 1986/87’de Emmy En İyi Erkek Başrol Oyuncusu (Moonlighting) ödülü almıştır.

Yayınlandığı tüm ülkelerde bağımlılık yaratan bu dizideki başarısına karşın hem dizi çekimlerinin yoğunluğu hem de uygun fırsatların ortaya çıkmamasından ötürü uzun süre sinemaya geçiş yapamadı. 1987’de Demi Moore ile tanıştı ve bu güzel aktris ile evlendi.

Bruce WillisEvlilik ona uğurlu geldi ve bir yıl sonra John McTiernan’ın bol patlamalı, heyecan dolu aksiyon filmi Die Hard/Zor Ölüm‘de başrolü kaptı. Bu film Willis’i bir anda aksiyon yıldızı yaptı ve dizi günlerini geride bırakıp sinemadaki kariyerini geliştirmesine olanak tanıdı. Hemen ardından filmin daha büyük bütçeli devamında da başroldeydi Willis. 95’te 3.’sünde de o olacaktı. Mavi Ay ve Die Hard’ların kariyerini ateşlediği Willis kısa sürede Hollywood’un en çok kazanan aktörlerinden biri oldu.

Pulp Fiction, 12 Monkeys, Breakfast of Champions gibi usta yönetmenlerin yapımlarında oyunculuk gücünü kanıtladığı gibi büyük maliyetleri olan Hollywood filmlerinde de oynadı. Armageddon, Jackal, Gecenin Rengi gibi. Luc Besson’la 5th Element‘da beraber çalıştı.

Karakteristik sesi dolayısıyla pek çok animasyon yapımda seslendirme de yapan Willis Demi Moore‘dan haziran 1998’de boşandı. Birkaç müzik albümü de var. Planet Holywood restaurant zincirinin ortaklarından.
 
Babası: David,
Annesi: Marlene,
Kardeşi: David, yapımcı
Kardeşi: Robert
Kızkardeşi: Flo
Kızı: Rumer Glenn
Kızı: Scout LaRue
Kızı: Tallulah Belle

Bruce Willis   Bruce Willis

..:: Tüm Filmleri ::..

Solace (2006)
16 Blocks (2006)
Die Hard 4.0 (2006)
Over the Hedge (2006) (seslendirme)
Alpha Dog (2005)
Lucky Number Slevin (2005)
Sin City (2005)
Hostage (2005)
Whole Ten Yards, The (2004)
Charlie’s Angels: Full Throttle (2003)
Rugrats Go Wild! (2003)
Tears of the Sun (2003)
Grand Champion (2002)
Hart’s War (2002)
Bandits (2001)
Unbreakable (2000)
Disney’s The Kid (2000)
The Whole Nine Yards (2000)
The Story of Us (1999)
Breakfast of Champions (1999)
The Sixth Sense (1999)
Mercury Rising (1998)
Armageddon (1998)
The Siege (1998)
The Fifth Element (1997)
The Jackal (1997)
Last Man Standing (1996) 
12 Monkeys (1995)
Die Hard With a Vengeance (1995)
Four Rooms (1995)
Nobody’s Fool (1994)
Pulp Fiction (1994)
Color of Night (1994)
Striking Distance (1993)
Death Becomes Her (1992)
The Player (1992)
Billy Bathgate (1991)
Mortal Thoughts (1991)
Hudson Hawk (1991)
The Last Boy Scout (1991)
The Bonfire of the Vanities (1990)
Look Who’s Talking Too (1990)
Die Hard 2: Die Harder (1990)
In Country (1989)
That’s Adequate (1989)
Look Who’s Talking (1989)
Die Hard (1988)
Sunset (1988)
Blind Date (1987)
Moonlighting (1985)
The Verdict (1982)
The First Deadly Sin (1980)

..:: Meraklısına ::..

– O bir solak.
– Okulda öğrenci birliği başkanıydı.
– İspanyol model “Maria Bravo Rosado” ile birlikte.
– Empire dergisinin “Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı” listesinde 22. sırayı aldı (Ekim 97)
– Bir Cumhuriyetçi.
– Seagram’ın sözcülüğünü yaptığı sıralarda sarhoş olarak araç kullandığı için tutuklandı ve bu yüzden işinden atıldı.
Demi Moore‘un Striptease filminin reklamını yapmak için katıldığı David Letterman şovunda striptiz yaptı.
– Bir video oyununda ilk kez oyunculuk yapan aktör oldu. O zamana kadar hiç bir aktör, seslendirme dışında oyuna dijital olarak eklenen fiziksel hareketleri için kullanılmamıştı.
– Kısa süre önce, bundan sonra bir “şiddet” filmi ya da “dünyayı kurtarma” filmi yapmayacağını açıkladı.
– Sol omzundaki yara gibi görünen şey aslında bir yara değil. Lise zamanlarında ilgilendiği güreş sporu nedeniyle zorladığı omzu bu hale gelmiş. Kalın bir boyna sahip olmasını da güreşe borçlu.
– Saatini bileğinin iç tarafına gelecek şekilde takıyor. Bu bir çok filminde de görülüyor.

Cem Özer

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

5 Ekim 1959 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni yarım bırakan sanatçı, daha sonra Dostlar Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı. Televizyonda Laf Lafı Açıyor adlı programın sunuculuğuyla tanındı. Çeşitli sinema filmlerinde rol aldı. Sanatçı Nurgül Yeşilçay’la evlidir.

Eserleri

Yastıkaltı Hikayeleri, Neden Kitap Yayınları
A! Cem’i Yazılar, Parantez Yayınları, Mart 1997
Yirmidört Saat (Film senaryosu), 1976

Filmografisi

Adem’in Trenleri – 2007
Bir İhtimal Daha Var – 2006
Sen Ne Dilersen – 2005
Masum Değiliz – 2005
3. Tür – 2004
Melekler Adası – 2004
Neredesin Firuze – 2003
Şıh Senem – 2003
90-60-90 – 2001
Ölüm Peşimizde 2000
Aşkın Dağlarda Gezer – 1999
Asansör 1999
Karışık Pizza – 1998
Usta Beni Öldürsene – 1996
Berlin in Berlin – 1993
Varyemez – 1991
Anılar – 1989
Zirvenin Bedeli – 1989
Hanım – 1988
Umutların Ötesi – 1988
Vurmayın – 1987
Menekşeler Mavidir – 1987
Güldürme Beni – 1986
Dayak Cennetten Çıkma – 1986
Hababam Sınıfı Güle Güle – 1981
Yirmidört Saat – 1976

Sami Hazinses

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

1925 yılında Diyarbakır’da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul’a geldi. 1953 yılında Mahir Canova’nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur’un oynadıkları “Kara Davut” filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.

Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları yaptı. Sanatçının, “Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm” adlı eserini Zeki Müren seslendirmişti.

23 Ağustos 2002’de vefat etti.

Mahir Günşiray

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Sinema Sanatçısı Orhan Günşiray‘ın oğlu olan Mahir Günşiray 10 Ağustos 1960 tarihinde İstanbulda Doğdu.

Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü mezunudur. Leeds Universitesi, The Workshop Theatre’da yüksek lisans yapıp, Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü’nde sanatta yeterlik yapmıştır.

Bursa Devlet Tiyatrosu, İstanbul Devlet Tiyatrosu, Tiyatro Stüdyosu, Theatre an der Ruhr (Almanya), Tiyatro Ti ve Tiyatro Oyunevi‘nde çalışan sanatçı, ayrıca sinema ve dizi filmlerde de rol almış, Samuel Beckett’in “Film” adlı video filmini yönetmiştir (1985).

1987’den bu yana çeşitli üniversite ve özel eğitim kurumlarında (özel tiyatrolar) eğitmenlik yapmakta, halen kurucularından olduğu Tiyatro Oyunevi’nde çalışmaktadır.

Rol aldığı bazı oyunlar
Yalnızlıklar
Tol
Döne Döne
Gavara
Evlenme
Unutmak
Efrasiyabın Hikayeleri
Osnalı Dram Kumpanyası
Ceza Kolonisinde
Hikaye-i Don Kişot
Hizmetçiler
Kan Kardeşler
Adam Adamdır
Getto
Bernarda alba’nın Evi
Cimri

Filmografisi
Bıçak Sırtı – 2008
Mahşer- 2007
Gitmek – 2007
Kaybolan Yıllar – 2006
Sağır Oda – 2006
Seni Çok Özledim – 2005
Ayışığı Neredesin – 2004
Çaylak – 2003
Parçalanma – 1998
Yer Çekimli Aşklar – 1995
Avrenos’un Müşterileri – 1995
Metamorfoz – 1992
Sarı Tebessüm – 1992
Seni Seviyorum Rosa – 1992
Kaldırım Serçesi – 1989
Ayaşlı ve Kiracıları – 1989
Baharın Bittiği Yer – 1989
Dudaktan Kalbe – 1988
Bebek – 1979
Oğlum Oğlum – 1965

Kerem Fırtına (Eren Eylül)

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Kerem Fırtına 1981 yılında İstanbul Çiçekçi’de doğdu, orada büyüdü. Ailesiyle birlikte yaşıyor.  İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi mezunu. Ama yapmak istediği meslek bu değil. Şahika Tekant’ta 2 yıl oyunculuk eğitimi aldı. Aynı zamanda Pana Film‘de cast direktörü asistanı olarak çalışıyor.

2000 yılında TRT’de Martılar ve İstanbul adlı televizyon filminde oynadı, aynı zamanda o filmin senaryo asistanlığını da yaptı. Onun dışında Üvey Baba adlı dizinin son bölümlerinde de rol aldı. Bir süre de radyo tiyatrosu yaptı. 

Kurtlar Vadisi‘ne başlaması aslında tamamen bir tesadüftü. Bir gün okuldayken bir sınıf arkadaşının Sinegraf’a görüşmeye gidecek olması, karşıya geçerken kendisini de götürmesi için rica etmesi. Gittiklerinde O’da içeri girdi. Orada biraz sohbet edildi, Kerem Fırtına’yı kameraya çektiler. Aradan 2 ay geçti. Bir gece, arayıp sete çağırdılar. Raci Şaşmaz‘la ve Osman Sınav‘la tanıştırdılar. Yaklaşık beş dakika süzdüler. Yanına Özgü Namal geldi. Kolunu boynuna dolayarak “Kardeşim bana bu kadar benzemiyor” dedi. Sonuçta, Eren olarak dizide rol almaya başladı. Sette ve şirkette eğitime devam ediyor.

Evde olduğunda kitap okuyor. İki aydır da Go oynamayı öğrenmeye çalışıyor. 

“Bence Eren önceleri özenti bir karakterdi, mafya olma hevesi vardı. Ama cezaevine girdikten sonra Eren’de çok büyük değişiklikler oldu. Cezaevine girmeden önce altyapısı sağlam değildi, hedeflediği noktayla ilgili de bir şey bilmiyordu. Ama cezaevine girdikten sonra mafya nedir, mafya olunca ne olur bunları gördü, aslında bunun çok da düzgün bir hayat olmadığına dair pek çok şey gördü bence. Hala akıllı uslu laflar etmiyor ama cezaevine girmeden önce Erdal’ın yanında çalışırkenki haliyle çıktıktan sonraki hali arasında çok fark var. Ama Eren’in, temelde ne olursa olsun ablasına ve annesine sahip çıkma, onları kollama adına bir şeyler yapmasını seviyorum.”

Eren Eylül Kimdir?
Elif Eylül’ün kardeşidir.

Filmografi
Kurtlar vadisi, 2004-2005, Eren Eylül
Martılar ve İstanbul, 2000
Üvey Baba, 2000

Selçuk Yöntem

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

1953 yılında İstanbul’da doğan Yöntem, 1975 ve 1976 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nden mezun oldu. 1977 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı. 1994’te İrfan Yalçın’ın “Aşağıdakiler” adlı oyununu, 1995’te Savaş Dİnçel’in “Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye” adlı oyununu yönetti. Bu oyunla “Özgüye Değer Yönetmen” ödülünü aldı. 1997-98 sezonunda Haldun Taner’in “Ay Işığında Şamata” adlı oyununu yönetti. 1986-87 sezonunda “Dört Mevsim” adlı oyunla “Özgüye Değer Erkek Oyuncu” ödülünü, 1988-1989 sezonunda “Peynirli Yumurta” adlı oyunla “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü, 1990-91 sezonunda “Deli Dumrul”daki rolü ile “Ulvi Uraz En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.

Televizyon ve sinema için film çalışmaları yaptı, “C Blok” adlı filmle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü aldı. Yöntem, “Deliyürek” adlı dizi ve sinema filmindeki “Bozo” tiplemesinden sonra, 2003 yılındaki “Kurtlar Vadisi” adlı dizide de “Şef” karakterini canlandırdı.

Müjde Ar

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

21 Haziran 1954 tarihinde İstanbul’da doğdu. Gerçek adı Kamile Suat Ebrem’dir. Bir süre tiyatro oyunculuğu ve mankenlik yaptı. İlk kez TV için çekilen Aşk-ı Memnu adlı dizide oynadı (1974). Ve Babacan adlı filmle de sinemaya geçti (1975). Daha sonraları özellikle de kadın sorunlarını işleyen filmlerde oynayarak dikkati çekti.

NTV’de Haydi Gel Bizimle Ol adlı programın sunucularından biridir.

Bazı filmleri:
Ah Güzel İstanbul (Ömer Kavur), Adı Vasfiye (Atıf Yılmaz), Asılacak Kadın (Başar Sabuncu), Aaahh Belinda (Atıf Yılmaz), Afife Jale (Şahin Kaygun).

Birliktelikleri:  
Ercan Karakaş: siyasetçi
Atilla Özdemiroğlu: 95’te ayrıldılar
Ertem Eğilmez: 70’lerde birlikte oldular.
Samim Değer: İlk Eşi

Ailesi:  
Annesi: Aysel Gürel, şarkı sözü yazarı, tiyatro oyuncusu
Babası: Vedat Akın, gazete muhabiri
Kızkardeşi: Mehtap Ar, şarkıcı
Söz adında bir çocuğu var.

Ödüllerinden Bazıları:  
2004: İstanbul Film Festivali, Sinema Onur Ödülü

Meraklısına…
– Annesi ile Babası Müjde Ar bebekken ayrılmışlardı
– Bir süre tiyatro oyunculuğu ve mankenlik yaptı, daha sonra TRT için çekilen Aşk-ı Memnu dizisinde rol aldı, Babacan (1975) filmiyle de sinemaya geçiş yaptı.
– Ertem Eğilmez vefat ettikten sonra bir yıl kimseyle birlikte olmayan Ar, Sezen Aksu sayesinde tanıştığı Atilla Özdemiroğlu’yla hayata yeniden bağlanmıştı. – Ağır Roman filminde oyunculuğun yanı sıra filmin yapımcılığını da üstlenmişti.
– 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Müjde Ar’a Sinema Onur Ödülü verildi, Özellikle kadın filmleri akımında önde gelen temsilci olması nedeniyle ödüle layık görülen Müjde Ar’a festival töreninde ödülünü Tarık Akan vermişti (2004)

Hale Soygazi

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

İstanbul’da doğdu. Üniversitede Fransız Filolojisi ikinci sınıftan ayrılarak İsviçre’ye gitti. Orada mankenlik kursu gören sanatçı Türkiye’ dönüp manken ve fotomodel olarak çalıştı.

1973’de Saklambaç Gazetesi’nin açtığı Türkiye Güzellik Yarışması‘na katıldı ve birinci oldu. Daha sonra “Avrupa Güzeli” seçildi. İlk filmi olan “Kara Murat“ı 1972’de çevirdi. 1978’de “Maden” filmindeki rolünden dolayı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 1984 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Bir Yudum Sevgi’ ile En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Sinema oyunculuğunun yanında sahneye çıktı. 2001 yılında ilk kez ‘Küçük Prens’ oyunuyla tiyatro sahnesiyle tanıştı ve 2006’da ikinci tiyatro oyunu olan ‘Özel Bir Gün’de rol aldı. 2004 yılında 41. Antalya Altın Portakal Film Festivali’inde, ‘Yaşam Boyu Onur Ödülleri’ Hale Soygazi ile Şener Şen’e verildi.

Yönetmen Atıf Yılmaz ile yaptığı kadını konu alan: ‘Bir Yudum Sevgi’ (1984) , ‘Kadının Adı Yok’, ‘Bekle Dedim Gölgeye’ gibi filmlerle başkaldıran kadın tiplemesi içinde anılır.

Hale Soygazi; 1973 yılında, başrolünü Ahmet Özhan‘ın sinemada ilk filmi olan “Çocuğumu İstiyorum” ile tanıştığı ve devamında beraber oynadıkları filmler ile oyuncu ile arkadaş olup 1976 yılında evlendi ve bu evlilik kısa sürdü. Daha sonraki dönemlerinde evlilik yerine birlikte yaşamayı tercih ettiği isimlerden bazıları; Barış Pirhasan, günümüzde halen Murat Belge ile birlikte yaşamaktadır.

Oyunculuk Kariyeri
2004 – Sil Baştan
1997 – Bir Umut
1996 – Usta Beni Öldürsene
1995 – Aşk Üzerine Söylenmemiş Herşey
1992 – Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri
1990 – Bekle Dedim Gölgeye 1990
1989 – Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal
1989 – Cahide
1987 – Kadının Adı Yok Işık
1985 – Bir Avuç Cennet Emine 1985
1984 – Bir Yudum Sevgi Aygül 1984
1978 – Maden 1978
1977 – Kördüğüm 1977
1977 – Sevgili Dayım 1977
1976 – Süt Kardeşler Bihter 1976
1975 – Nereden Çıktı Bu Velet 1975
1975 – Adamını Bul 1975
1975 – Gece Kuşu Zehra 1975
1975 – Bak Yeşil Yeşil Neşe 1975
1975 – Küçük Bey Hülya 1975
1974 – Mirasyediler 1974
1974 – Kanlı Deniz Meryem 1974
1974 – Unutma Beni 1974
1974 – Ceza Alev 1974
1974 – Unutama Beni 1974
1974 – Gariban 1974
1973 – Aşk Mahkumu 1973
1973 – Kabadayının Sonu 1973
1973 – Ölüme Koşanlar
1973 – Şüphe
1973 – Tatlım
1973 – Aşkımla Oynama
1973 – Bataklık Bülbülü
1973 – Arap Abdo
1973 – Vurun Kahpeye Aliye
1973 – Oh Olsun
1973 – Sevilmek İstiyorum Hale
1973 – Bir Demet Menekşe Nesrin
1973 – Çocuğumu İstiyorum Selma
1973 – Mahkum
1972 – Bir Garip Yolcu
1972 – Kara Murat: Fatih’ın Fedaisi Angela-Zeynep
1972 – Kahbe / Bir Kız Böyle Düştü Ayşe
1972 – İtham Ediyorum Selma

Türkan Şoray

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

28 Haziran 1945’de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı.

1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız’la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray’ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir.

Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar)
Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..

1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur.

İlk Önemli Aşama
“Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir.

1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.

Hayatına Yön Veren Adam
Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir.

İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır.

Sultan
Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar.

Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır.

Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film….gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur.

Şoray Kanunları
1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.
2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir.
3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır.
4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır.
5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir.
6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz.
7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır.
8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz.
9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.
10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır.
11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır.
12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.
13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir.
14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.
15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.
16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir.
17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır.
18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır.

Şoray’ın Sinemamızdaki Yeri
1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, “acul”, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı.

Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti.

Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz.

Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir.

1970’ler, Şoray, Sinema ve Toplum
Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasıl Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, Halit Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez.

70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı birşey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz.

70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da o uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktır. 76’da 3. Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir.

1980’ler ve Sonrası Şoray, Toplum ve Sinema
Bu hızlı dönemden sonra Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (ve 80’li –90’lı yıllar boyunca Şoray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 80’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir.

1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır.

80’li yıllar Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Şoray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 87’de çift ayrılır. 90’lı yılları da birkaç filmle kapatır Şoray. 94’te babasını, 95’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır.Ayrıca Türkan şoray Türkiye eğitiminede katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul’un Hisarüstü semtinde yer almaktadır.

Aldığı Ödüller
– 1964 I. Antalya Film Festivali. “Acı Hayat”la “en başarılı kadın oyuncu.” (Altın Portakal)
– 1968 5. Antalya Film Festivali: “Vesikalı Yarim”le “en başarılı kadın oyuncu”. (Altın Portakal)
– 1969 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”
– 1971 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”.
– 1973 5. Adana Film Festivali: “Mahpus”la “en başarılı kadın oyuncu”. (altın Koza)
– Moskova Film Şenliği (Rusya): “Dönüş”le “özel ödül”.
– Ankara Gazeticiler Cemiyeti: “Yılın Artisti”
– Kelebek Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın sanatçısı”.
– Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti: “Yılın Sanatçısı”
– Tercüman Gazetesi: Halk oyu ile “en iyi sanatçı”
– İzmir Kadınlar Birliği: “Dönüş”le “en iyi kadın oyuncu”.
– 1978 Taşkent Film Şenliği: “Selvi Boylum Al Yazmalım”la Uluslarası Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü.
– 1987 27. Antalya Film Festivali: “Hayallerim, Aşkın ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portkal)
– 1990 2. İzmir Film Festiali: “Altın Artemis onur ödülü.”
– 1992 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festiali “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”.
– 1994 6. Ankara Film Festivali: “Emek ödülü”.
– 31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portakal)
– 1996 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali: Sinema onur ödülü
– Magazin Gazeticiler Derneği 4. Altın Objektif Ödülü, Onur Ödülü.
– 1999 Roma Film Festiali: Büyük Ödül
– 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali: Kadın yönetmen ödülü.
– 2000 Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi: Zirvedekiler 2000 ödülü
– 31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu.” (Altın Portakal)
– 2001 Sakıp Sabancı Türk Kalp Vakfı: “İkinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”.
– 2001 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi-Tekofaks Panasonic: “İkinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yılının başarılı iletişimci ödülü.”
– Akademi İstanbul: “Yılın en başarılı sanatçısı ödülü”.

Filmografisi
1960: Köyde Bir Kız Sevdim, Aşk Rüzgarı, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam
1961: Afacan, Aşk ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatırla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardeş Uğruna, Melekler Şahidimdir, Otobüs Yolcuları, Sevimli Haydut, Siyah Melek
1962: Acı Hayat, Allah Seviniz Dedi, Aşk Yarışı, Bardaktaki Adam, Billur Köşk, Bizde Arkadaş mıyız, DikmenYıldızı, Kırmızı Karanfiller, Lekeli Kadın, Ne Şeker Şey, Ümitler Kırılınca, Zorlu Damat
1963: Acı Aşk, Ayşecik Canımın İçi, Badem Şekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalınan Aşk, Çapkın Kız, Dağlar Kralı, Genç Kızlar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti, Sayın Bayan
1964: Adanalı Tayfur Kardeşler, Anasının Kuzusu, Bomba Gibi Kız, Bücür, Fıstık Gibi Maşallah, Gençlik Rüzgarı, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapıyı Çaldı, Kızgın delikanlı, Macera Kadını, Mualla, Öksüz Kız, Yılların Ardından
1965: Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Garip Bir İzdivaç, Hayatımın Kadını, Komşunun Tavuğu, Sana Layık değilim, Seven Kadın Unutmaz, Siyah Gözler, Sürtük, Vahşi Gelin, Veda Busesi
1966: Akşam Güneşi, Altın Küpeler, Anaların Günahı, Çalıkuşu, Çamaşırcı Güzeli, Düğün Gecesi, El Kızı, Eli Maşalı, Günahkar Kadın, Karanfilli Kadın, Kenarın Dilberi, Meleklerin İntikamı, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül
1967: Ağlayan Kadın, ana, Ayrılsak da Beraberiz, Bir Dağ Masalı, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvaklı Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadın, Sinekli Bakkal, Tapılacak Kadın
1968: Abbase Sultan, Ağla Gözlerim, Artı Sevmeyeceğim, aşk Eski Bir Yalan, Ayşem, Dünyanın En Güzel Kadını, Kadın Değil Baş Belası, Kadın intikamı, Kadın Severse, Kahveci Güzeli, Vesikalı Yarim
1969: Aşk Mabudesi, Ateşli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Acı, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayım, Sana Dönmeyeceğim, Seninle Ölmek İstiyorum, Son Bahar Rüzgarları
1970: Ağlayan Melek, Arım Balım Peteğim, Birleşen Yollar, Buğulu Gözler, Bülbül Yuvası, Hayatım Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Mağrur Kadın, Mazi Kalbimde Yaradır, Merhamet, Tatlı Meleğim
1971: Ateş Parçası, Bir Genç Kızın Romanı, Bir Kadın Kayboldu, Gelin Çiçeği, Gülüm Dalım Çiçeğim, Güllü, Mavi Eşarp, Melek mi, Şeytan mı, Sevmek ve Ölmek Zamanı, Unutulan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz
1972: Cemo, Çile, Dönüş, Sisli Hatıralar, Vukat Var, Zulüm
1973: Asiye Nasıl Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadın, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalancı
1974: Açlık, Bal Kız-Şenlik Var, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var
1975: Acele Koca Aranıyor
1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı
1977: Baraj, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım
1978: Bir Aşk Masalı, Cevriyem, Sultan, Tatlı Nigar
1979: Hazal, Küskün çiçek
1981: Yılanı Öldürseler
1982: Mine, Seni Kalbime Gömdüm
1983: Metres, Seni Seviyorum
1984: Bir Sevgi İstiyorum
1985: Bir Kadın Bir Hayat, Körebe
1987: Gramafon Avrat, Hayallerim Aşkım ve Sen, On Kadın, Rumuz Gonca Gül
1988: Ada
1989: ölü Bir Deniz
1990: Berdel, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Ciseliyordu
1993: Şahmaran
1995: Yerçekimli Aşklar
1997: Nihavent Mucize
2003: Gönderilmemiş Mektuplar
2004: Mürüvvetsiz Mürüvvet

Diziler
1993 Tatlı Betüş
1996 Bir Aşk Uğruna
2000 Gözlerinde Son Gece
2000 İkinci Bahar
2002 Tatlı Hayat
2006 Cemile

Film Afişlerinin bazıları
  
  
  
  
  
  
  
  

James Whitmore

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

James Whitmore 1 Ekim 1921 tarihinde ABD’de doğdu.

Harry Truman, Will Rogers ve Theodore Roosevelt hakkındaki tek kişilik şovlarıyla ün kazanan ve özellikle tiyatroda, bunun yanı sıra sinema ve televizyonda başarılı bir performans sergileyen karakter oyuncusu Whitmore, Tony ve Emmy ödülleri kazanmış, Oscar’a da aday gösterilmişti.

Oğlu Steve Whitmore, kasım ayında akciğer kanseri teşhisi koyulan babasının, 06 Şubat 2009 günü öğleden sonra Malibu’daki evinde hayata gözlerini yumduğunu açıkladı.

Hulki Saner

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

İstanbul’da 1921 yılında doğan Saner, Kimya Fakültesi’nden mezun olmasının ardından 1944’de ABD’ye giderek kimya ve müzik eğitimi aldı. 1952’de İstanbul Operası’na giren ve bas-bariton olarak “Tosca” operasıyla başrole çıkan Saner, İstanbul Radyosu’nda “Melodi Kervanı” adlı programı hazırladı.

Saner, “Caz Topluluğu” adıyla bir ekip oluşturdu ve 1956 yılında fon müzikleri hazırlayarak sinemaya girdi. Aynı yıl kendi adına film şirketi kurup yapımcılığa, 1958 yılında ise yönetmenliğe başlayan Saner, Sadri Alışık’ın başrolünde oynadığı “Turist Ömer” dizisiyle ün yaptı. Emel Sayın, Erol Büyükburç gibi şarkıcıların başrol oynadığı filmlere de yönetmen olarak imza atan Saner, bir süre plak yapımcılığı ve besteler yaptı, şarkı sözü yazdı. 1990’lı yıllarda TV dizileri için müzik hazırlayan Saner, SESAM’ın başkanlığı görevini de icra etti.

21 Temmuz 2005 günü gecesi vefat etti. Yaklaşık 3 yıl önce felç geçiren ve solunum yetmezliği olan Saner 84 yaşındaydı. Saner’in cenazesi, 22 Temmuz 2005 günü Bebek Camii’nde öğleyin kılınan namazın ardından Sahrayıcedid Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Hulki Saner’in yönettiği bazı filmler şöyle: Sevmek Günah mı?, Taş Bebek, Bir Demet Yasemen, Ayşecik, Turist Ömer, Cibali Karakolu, Bir Damat Aranıyor, Avare Aşık, Kavanoz Dipli Dünya, Damdaki Kemancı, Gülüzar, Çam Sakızı, Aptal Şampiyon, Yeşil Yeşil, Hababam Taburu.

Orhan Günşıray

Cumartesi, Haziran 30th, 2012

Orhan Günşiray 1929’da İstanbul’da doğdu. Tophane Sanat Okulu mezunu olan Günşiray ticaretle uğraşırken, 1950’de “Adalar Erkek Güzeli” seçildi. 1959’da “Lejyon Dönüşü” filmiyle sinemaya geçti. İki yıl sonra “Fosforlu Cevriye” filmiyle şöhrete kavuştu.

Oyunculuğunun yanı sıra yönetmen Atıf Yılmaz ile birlikte “Yerli Film”i kurarak yapımcılık yaptı ve “Dolandırıcılar Şahı” ile “Sırat Köprüsü” filmlerini çevirdi.

1959-1966 arası macera filmlerinin en tipik oyuncusu oldu. Bir sinema klasiği olan James Bond tipini sinemamızda ilk kez canlandırdı. 1970’ten sonra şarkıcılık ve gazinoculuk yaptı. Ancak sinemadan kopamadı ve birçok filmde rol aldı.

Günşiray 2002’de bir gazeteye verdiği röportajda yıllar önce MİT için de çalıştığını itiraf etmişti. 

8 kez evlenen Orhan Günşıray, kendisi gibi sinema sanatçısı Mahir Günşiray’ın da babasıydı…

Yeşilçam’ın önemli isimlerinden Türk sinemasının emektar oyuncusu Orhan Günşiray 27 Ağustos 2008 günü Akciğer kanseri tedavisi gördüğü İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Günşiray 46 yıllık sinema oyunculuğu sırasında yüzlerce filmde başrol oynadı.

Orhan Günşiray’ın cenazesi 30 Ağustosta İstanbul’da toprağa verildi.
Günşiray için ilk tören Beyoğlu’ndaki Atlas Sinemasında düzenlendi. Günşiray’ın cenazesi, Teşvikiye Camisi’nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Günşiray için Atlas Sinemasında düzenlenen törende koltukların oldukça boş olması dikkat çekti. Salonda yaklaşık 30 kişi yer aldı. Törene katılan Ediz Hun sinema dünyasını vefasızlıkla suçladı. Hun, Yeşilçam’a sitem ederek “Dizi yapımcıları nerede. En azından son yolcuğuna uğurlamak için gelmeliydiler. Türk halkı vefalı ancak sinema dünyası vefasız” dedi. 


NTV
Türk sinemasının James Bond’u Orhan Günşıray vefat etti Haberini izlemek için tıklayınız


Filmografisi
İlk Aşk – 2006
Ayışığı Neredesin – 2004
Yaralı Kurt – 2000
Kerem – 1999
Marziye – 1998
Ay Işığında Saklıdır – 1996
Yağ Yağmur – 1990
Paramparça – 1985
Ölüm Savaşçısı – 1984
Gizli Kuvvet – 1983
Son Savaşçı – 1982
Üç Kardeştiler – 1981
Şaka Yapma – 1981
Unutulmayanlar – 1981
Su – 1981
İki Tatlı Serseri – 1975
Keloğlan İz Peşinde – 1975
Karateciler İstanbul’da – 1974
Yankesici – 1974
Kırık Merdiven – 1972
Ölüme Köprü – 1972
Vurguncular – 1971
İbret – 1971
Dişi Hedef – 1971
Şeytan Kayaları – 1970
Selahattin Eyyubi – 1970
Gizli Emir – 1969
Şeytan Kafesi – 1968
Tek Kurşun – 1968
Gariban – 1966
Sırat Köprüsü – 1966
Beleş Osman – 1965
Gizli Emir – 1965
Kadın Okşanmak İster – 1965
Kanlı Meydan – 1965
Bekri Mustafa – 1965
Oğlum Oğlum – 1965
Dağ Başını Duman Almış – 1964
Şeytanın Uşakları – 1964
Hizmetçi Dediğin Böyle Olur – 1964
Manyaklar Köşkü – 1964
Dullar Tercih Edilir – 1964
Erkek Sözü – 1964
On Güzel Bacak – 1964
Şu Kızların Elinden – 1964
Uçurumdaki Kadın – 1964
Şehrazat – 1964
Yankesici Kız – 1964
İki Gemi Yanyana – 1963
Yarın Bizimdir – 1963
Çapraz Delikanlı – 1963
Hop Dedik – 1963
Üç Çapkın Gelin – 1963
Bir Hizmetçi Kızın Hatıra Defteri – 1963
Zoraki Milyoner – 1963
Baş Belası – 1963
Bazıları Dayak Sever – 1963
Yabancı Kız – 1963
Sıralardaki Heyecanlar – 1963
Çiçeksiz Bahçe – 1963
Kadınlar Hep Aynıdır – 1963
Azrailin Habercisi – 1963
Cengiz Han’ın Hazineleri – 1962
Çam Sakızı – 1962
Geçti Buranın Pazarı – 1962
Leyla – 1962
İkimize Bir Dünya – 1962
Kadın Ve Tabanca – 1962
Aşka Kinim Var – 1962
Erkeklik Öldü mü – 1962
Fosforlu Oyuna Gelmez – 1962
Bir Çiçek Üç Böcek – 1962
Bir Gecelik Gelin – 1962
Sahte Nikah – 1962
Külhan Aşkı – 1962
Siyah Melek – 1961
Allah Cezanı Versin – 1961
Aşk Ve Yumruk – 1961
Çapkınlar – 1961
Dikenli Gül – 1961
Mahalleye Gelen Gelin – 1961
Oy Farfara Farfara – 1961
Ölüm Film Çekiyor – 1961
Seviştiğimiz Günler – 1961
Tatlı Bela – 1961
Aslan Yavrusu – 1960
Dolandırıcılar Şahı – 1960
Ölüm Perdesi – 1960
Cici Katibem – 1960
Dostluklar Yaşadıkça – 1960
Civanmert – 1960
Vatan Ve Namus – 1960
Binnaz – 1959
Felaket Yolu – 1959
Erkek Fatma – 1959
Fosforlu Cevriye – 1959
Ninno – 1959
Kıtipiyoz’a Tuzak – 1959
Kederli Yıllar – 1958
Hayat Cehennemi – 1958
İstanbul Macerası – 1958
Murat Çeşmesi – 1957
Lejyon Dönüşü – 1957