Arşavir Saakyan (Artur Aseyan)

Haziran 29th, 2012

Çarlık istihbarat raporlarında Osmanlı’ya çalışan Ermeni bir ajan: Arşavir Saakyan

Adı Arşavir Saakyan, takma adı Artur Aseyan. Yozgat kökenli olan Saakyan, Türk hükümeti adına istihbarat faaliyeti yürütmektedir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde, 1914’ün başında Kafkasya’ya geleceği haberi Çarlık istihbaratını harekete geçirir. “Artur”un görevi Türkiye Ermenilerinin Rus hükümetiyle olan bağını araştırmak, Rusya’nın resmi olarak talep ettiği Ermeni reformları haricinde genel olarak Türkiye ve özellikle de Ermenilerin yaşadığı bölgelere yönelik ne tür planları olduğunu öğrenmektir.

Artur askeri istihbarat faaliyeti de yürütecektir. Bunun yanında Hınçakların Kafkaslar’daki Türkiye karşıtı örgütlenmeleriyle ilgili bilgi toplayacaktır.

Ölüm emri verildi,
Yüzlerce resmi dağıtıldı “Artur”un peşinde sadece Çarlık polisi yoktur. Hınçak Partisi’nin merkez organı da onun hakkında arama kararı çıkartmış ve bulunduğunda mümkünse öldürülmesi, aksi takdirde bağlı bulundukları şehrin bilgilendirilmesi emrini vermiştir. Bunun yanında ölüm emrini infaz etmek üzere bir kişi de görevlendirilmiştir. Hatta partinin Kahire’deki organının gönderdiği, “Artur”un profilden ve önden çekilmiş fotoğraflarından yüzlerce basılarak halka dağıtılması istenmiştir. Fotoğraflar, üstünde Saakyan’ın kullandığı takma adlar da yazılı olmak üzere özellikle Hınçak ve Taşnak üyelerine verilmiş, ayrıca Avrupa, Asya, Amerika ve Afrika’da Ermenilerin yaşadığı birçok yere gönderilmiştir. Diğer taraftan Taşnaksutyun Partisi de Saakyan’ın gelişinden haberdar olmuş ve Kafkaslar’daki örgütleri bu konuda önlemler almaya başlamıştır.

“Artur”un Kafkaslar’a gelişinden Çarlık polisi ise esas olarak Hınçakların iç yazışmaları dolayısıyla haberdar olmuştur. İstihbarat faaliyeti sonucunda gizlice ele geçirdikleri bu iç yazışmaların ardından önlemler alınmış, özellikle Tiflis ve Kutaisi bölgeleri Jandarma İdareleri tarafından özel takip ve araştırma ağı oluşturulmuştur.

Çarlık Rusya’sı Türkiye İstihbarat Müdürü’nün İstanbul’dan yazdığı 26 Nisan 1914 tarihli rapordan, Türkiye’deki yetkililerin Saakyan’ın varlığını çok önceden bildikleri anlaşılmaktadır. Ancak Türkiye’ye karşı faaliyet yürüten bir Ermeni örgütüyle ilgili gizli istihbarat faaliyeti yapmasını Rusya’nın çıkarlarına zarar verecek bir durum olarak görmemişler, bu sebeple daha önceden Saakyan hakkında merkeze bir rapor göndermemişlerdir. Fakat “Artur”un Rusya’ya geleceğine dair Tiflis’teki polis departmanından bilgi almaları üzerine ayrıntılı bir çalışma yürütmeye başlamışlardır.

Rusya Federasyonu Devlet Arşivi’nde (GARF)1 yer alan, Çarlık yetkililerinin
ve Ermeni örgütlerinin “gizli” veya “çok gizli” ibareli yazışmalarında Arşavir Saakyan’ın geçmişiyle ilgili de birçok bilgi yer almaktadır.

Eski bir taşnak üyesi
Çarlık polisi Saakyan’ın bir dönem Taşnaklar içinde yer aldığını tespit ederken, Taşnaksutyun Partisi’nin Doğu Bürosu’nun Kurucu Bölge Toplantısı’nın zabıtlarında da izini bulmuştur. Aralık 1907-Ocak 1908 tarihlerine ait tutanakların parti içi yargılamalarla ilgili bölümlerinde şu bilgiler yer almaktadır: Artur ve Cohok isimli parti üyeleri, Nitra isimli bir yöneticiyi Bakû (Voskanapat) Merkez Komitesi’nin faaliyetlerinden dolayı suçlamışlardır. Merkez Komitesi tarafından kurulan komisyonun soruşturmasından sonra a) Bakû Merkez Komitesi’nin 1904-1906 yılları arasında parti program ve tüzüğüne aykırı hareket etmediğine, dönemin koşulları ve partiye hâkim olan hava çerçevesinde faaliyet yürütüldüğüne;2 b) Nitra’ya yönelik suçlamaların doğru olmadığına; c) Artur’a yargılamanın sonucunun iletilmesine ve Artur’un Taşnaksutyun’un düşmanlarına
inanmasından, onların açıklamalarına önem vererek Bakû Merkez Komitesi’ni ve Nitra’yı suçlamasından dolayı kınanmasına; d) Cohok’a ise bütün suçlamalarının asılsız ve çarpıtmadan ibaret olduğunun bildirilmesine karar verilmiştir.

İstanbul Polis Müdürü Azmi Bey’e bağlı
Arşavir Saakyan, daha sonra doğrudan İstanbul Polis Müdürü Azmi Bey’in altında çalışmaya başlar. Ermeni örgütlerinin faaliyetlerinin takibinde görev alır. İttihatçıların önemli simalarından Azmi Bey, Saakyan’la ilgili Rus istihbarat raporlarında, Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın katili Kavaklı Mustafa’yı bir Rus gemisinden gizlice kaçırmasıyla anılmaktadır.

Raporlara göre, Azmi Bey Kavaklı Mustafa’yı kaçırdıktan sonra cezalandırarak öldürmüş, ancak intihar ettiği söylentisi yayılmıştır. Daha sonra Rus elçiliğinin talebi üzerine Azmi Bey görevinden uzaklaştırılmış ve bir daha bu tür görevlere getirilmeyeceği konusunda anlaşılmıştır.

Fakat Azmi Bey kısa bir süre sonra Adana valisi olacaktır. Rusya’nın talebi üzerine bu görevinden de alınmıştır. Rus istihbaratının sahip olduğu bilgiler, “Artur”un Kafkasya’ya gönderildiği dönemde Azmi Bey’in Mısır’da olduğunu göstermektedir. Azmi Bey, Mısır’daki Türk yönetiminde önemli bir yere sahiptir ve farklı alanlarda verilen istihbarat görevlerini yerine getirmektedir.

kod adı no. 50
Azmi Bey’le çok yakın çalışma içerisinde olan Arşavir Saakyan, farklı zamanlarda Artur Aseyan dışında birçok takma ad kullanmıştır. Hınçak yetkililerinin tespit ettiği adlar şunlardır:
Meher A. Megmuni, Filos Alis, Mok, Targat, Markiz, Alis Aştuni. Sivas, Kayseri ve Bursa’da bu isimlerle tanınan Saakyan’ın ismi, polis müdürü Azmi Bey’in listesinde İngilizce olarak “Rudolfston” ve “Maclad”, Türkçe olaraksa “Lurfi” olarak geçmektedir. İstanbul polisinin listelerinde ayrıca “Paul” ve “No. 50” adıyla da kayıtlıdır.

Pogos Nubar Paşa ve Sabah-Gülyan’a suikast girişimleri
Rus istihbaratının rapor ettiği üzere, daha öncesinden “Artur”a, o dönemde Paris’te bulunan ve görevini henüz bitirmiş olan Tüm Ermeniler Katolikosu’nun oluşturduğu Ermeni Milli Heyeti’nin başkanı Pogos Nubar Paşa’nın3 öldürülmesi görevi de verilmiştir. Bu suikastın örgütleyicisi de Ruslara göre Azmi Bey’dir. “Artur” daha sonra Mısır’a gelecek, 1914 Mart’ının ortalarına kadar orada kalacaktır. Mısır’da bulunduğu süre içerisinde Hınçak Partisi’nin liderlerinden Sabah-Gülyan hakkında bilgi toplar ve düzenli olarak İstanbul’a rapor gönderir. Rus istihbaratına göre “Artur”, Sabah-Gülyan’a karşı suikast girişiminde de doğrudan yer almıştır. Amaç, Hınçakların Türkiye’de yasa dışı faaliyet yürütme kararı aldığı, 1913 Eylül’ünde gerçekleştirilen 7. Parti Kongresi’ne karşılık vermektir. Kongre, Sabah-Gülyan’ın başkanlığında toplanmıştır. Raporlarda Sabah-Gülyan’ın Semen ve Sarkis Kürekyan isimini de kullandığı, gerçek adının da Stepan Ter-Danielov olduğu kaydedilmiştir. Erivan vilayeti, Nahcivan kazası, Cagrı köyündendir.

Kafkasya’ya ulaştığına dair bilgi yok “Artur”, 1914 Mart’ının sonunda Kahire’den İstanbul’a gelir. Muhtemelen İzmir, Bursa, Adapazarı yolunu takip etmiştir. Düzenli olarak İstanbul polisiyle irtibat halindedir. “Artur”un Rusya’daki görevi için Samsun ve Trabzon’dan geçerek Batum ya da Poti üzerinden Tiflis ve Bakû’ya gelmesi beklenmektedir. Diğer bir rivayete göre ise İskenderiye’den (Mısır) yola çıkıp doğrudan Batum’a gidecektir. Hınçaklar, “Artur”un yakalanmasının suya düşmemesi için çok dikkatli davranılması gerektiği emrini vermiştir. “Artur” 4 Nisan 1914 tarihli, Tiflis’te yazılan erişebildiğimiz son rapora göre hâlâ Kafkasya’ya varmamıştır. Daha sonra da geldiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Eugen Heydrich

Haziran 29th, 2012

Tam adı Reinhard Tristan Eugen Heydrich’tir. 1904’ta kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, ailesi Kaiser Wilhelm sadakatle bağlıydı. Öyle ki 1918’te Kaiser tahttan inip yönetimi sosyal demokratlar ele geçirince babası buna çok büyük tepki göstermiştir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’ya hakim olan kaos ortamı Heydrich düşüncelerini çok derinden etkiledi. Komünist ve Sosyalistlere karşı savaşmaya karar verdi. Halle’de pan germen alman nasyonel gençlik birliğine katıldı. Ancak buradaki ortam onu hayal kırıklığına uğrattı. Bu sokak siyaseti onun gibi iyi eğitim almış genç bir adama göre değildi. Bunun üzerine 1922’de deniz kuvvetlerine katıldı, 1928’de deniz üst teğmeni oldu. Kadınlara olan düşkünlüğü 1931’de deniz kuvvetlerinden ayrılmasına neden oldu.

1929’te NSDAP üyesi olan nişanlısı Lina onuda parti üyesi olmaya ikna etti. Himmler’le mülakatı sırasında Himmler ona şöyle dedi: “SS için bir istihbarat servisi kurmak istiyorum ve buna uygun bir adama ihtiyacım var. Eğer bu işi yapabileceğinizi düşünüyorsanız. 20 dakika içinde bunu nasıl yapardınız yazınız. ” Heydrich’in hazırladığı plan Himmler’i büyülemişti. Böylece Heydrich SD’sini kurmak için işe koyuldu. Heydrich resmen 22 Nisan 1934’te SD’nin başına getirildi. Sürekli terfi eden Heydrich RSHA (Reich Güvenlik Merkezi) nin başına geldi.

Çekoslavakya’nın işgalinden sonra 27 Eylül 1941 tarihinde Çekoslavakya Protektoru oldu. Çok iyi bir strateji güderek yerel halkın desteğini aldı, üretimi arttırdı. Öyle ki sürgündeki Çekoslavak hükümeti ve İngilizler bu Alman-Çek ittifakını bozmak için bir operasyon düzenlediler. Heydrich, kendisine karşı girişilen suikastten sağ kurtulmayı başardıysa da ihtirasına yenilip suikastçilere silahını çekip saldırmış ve bu sırada yakınında patlayan el bombası yüzünden ağır yaralanmış, 1 hafta sonra hastanede ölmüştür. (27 Mayıs 1942 suikast günü, 4 Haziran 1942 öldüğü gün)

Joseph Fouche

Haziran 29th, 2012

1759 yılında dünyaya gelen Joseph Fouche, Fransız İhtilali döneminin en bilinen casuslarından birisiydi. İhtilal boyunca halkın arasına adam sızdırarak yönetime bilgi veren Fouche ilkin Napolyon tarafından polis yöneticisi yapılmıştı. Ve Napolyon‘un 1815’te iktidardan düşüşüne kadar ajan ağının ve double casusların iyi bir yöneticisiydi. Louis XVIII yönetimi altında tekrar polis bakanı olan Fouche 1820 yılında öldü.

SirFrancis Walsingham

Haziran 29th, 2012

1530 yılında protestan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Walsingham, Kraliçe I. Elizabet’in isteği üzerine oluşturulan Kraliyet istihbarat sisteminin kuran kişidir. Cambridge üniversitesinde hukuk eğitimi alan Walsingham, daha sonra İngiltere’nin bir çok ülke ile ilişkilerin yönlendirmiştir.

Modern anlamda ajanlık sistemini de o geliştirmişti. Dönemin şartlarına göre İspanya üzerinde kurduğu bir istihbarat sistemiyle çok başarılı sonuçlar elde etti. Zira o dönemde Kıta Avrupası’nda, İngiltere’nin en büyük rakibi İspanya idi.

AJANLARI YÖNLENDİREN BİR AVUKAT

Francis Walsingham Ajan yöneticiliği görevini yürütürken aynı zamanda Kraliçe I. Elizabeth’in yazman diplomatlığını da yapıyordu. 1577’de şövalye unvanını aldı. Ona kraliçeye karşı Katolik entrikalarını ortaya çıkarması görevi de verildi. Avrupa’da büyük bir ajan ağı kurdu. İspanya’nın, Fransa’nın ve İtalya’nın pekçok bölgesine ajan yerleştirdi. Bu ajanlar sayesinde İspanyol donanmasının operasyonları haber alındı. Böylece İngiliz donanmasının İspanyollar’la denizde zamanında karşı karşıya gelmesi sağlanmış oldu.

Sir Francis Walsingham 1590 yılında öldü.

Benedict Arnold

Haziran 29th, 2012

Benedict Arnold 1741’de doğdu. Katıksız bir vatansever olan Arnold’un ailesi ticaretle uğraşıyordu. Arnold, Amerikan davası için çalışan ve bu uğurda iki kez ağır yaralanan bir isim olarak tarihe yazıldı. Ancak Amerikan Kongresi onu onore etmediği gibi savaş uğruna harcadığı paraları da geri vermedi. Böylece Arnold için melankoli dönemi başladı ve İngiliz ajanlarının tatlı sözleriyle onlara yaklaştı. Hemen ardından Amerikalılar’a göre hayatındaki en kötü kararı aldı. Tarafını değiştirdi. İngiltere’de 60 yaşında (1801) iken öldü ve herhangi bir askeri onur notu olmaksızın gömüldü. Son yılı acı ve mutsuzlukla doluydu. Ölümünden sonra hakkında önemli bir kitap yazıldı. Willard Sterne Randall’ın kaleme aldığı kitabın adı son derece ilginçti: Patriot Traitor (Yurtsever Vatan Haini)

Tina Moditti

Haziran 29th, 2012

20. Yüzyılın En İyi Fotoğrafçılarından Biri: Tina Modotti

Meksika’lı kadın fotoğrafçılar, insanları ve onların Meksika’lılığını gösterdiği için uluslararası platformda en çok ilgiyi görmeyi başarmıştır. Bunlar, Tina Modotti’nin 1920’lerde, Lola Alvarez Bravo’nun 1920’lerden 1990’lara kadar ve Graciela Iturbide’in son 20 yılda çektiği fotoğraflarıdır. Bu fotoğrafların ortak yanları, başkalığı, egzotik tadların yanısıra Meksika’nın açlığını fotoğraflamış olmalarıdır.

20. Yüzyılın en iyi fotoğrafçılarından biri olan Tina Modotti, bilinçli ve dikkatli bir şekilde objektifiyle Meksikalı fakirlere ve özellikle fakir kadınlara odaklandı. Lola Alvarez Bravo ve Graciela Iturbide uzak ve fotoğraflaması kolay olmayan görüntüleri tercih ettiler. Onlar insanları başrol oyuncusu yaparak onların trajedisini ve gizini ortaya çıkardı. Daha doğru tanımlamak gerekirse, onlar Sebastiao Salgado’nun kadın eşitleridir.

Bu fotoğrafçılar, ayrıca, portre de çektiler. Modotti’nin en tanınmış portresi, ortağı Julio Antonio Mella’nın muhteşem güzellikteki görüntüsüdür. Modotti aynı zamanda pek çok kadının da portresini çekmiştir (örneğin, kız kardeşi Yolanda, Dolores del Rio ve Anita Brenner gibi kültürel figürler). Onun fotoğraflarından biri olan Benita Galeana’nın portresi (Pankartlı Kadın olarak bilinir), portrenin neyi içerdiği hakkında pek çok soruyu akla getirir. Bu sadece portre değildir; önemli olan Meksika’daki sosyal hareket sırasında yaptıklarından dolayı Benita Galeana’nın tarihi bir figür olmasıdır. Fakat, son bilgilere göre onun Galeana olup olmadığı tartışılmaktadır. Bazıları fotoğraftaki kadının Modotti ve Edward Weston’ın favori modeli Luz Jimenez olduğunu savunmaktadır. Model kim olursa olsun gerçek, bu görüntünün asla bir kişinin adıyla doğmadığı ve modelin kişiliği hakkında bir şüphenin olmadığıdır.

İlk Yıllar

Asıl adı Assunta Adelaine Luigia Modotti Mondini olan Tina, 17 Ağustos 1896’da Kuzey İtalya’da bir kasabada doğdu. Mali güçlükler yüzünden önce Avusturya’ya taşınmak zorunda kalan aile, daha sonra da makine mühendisi olan baba Guiseppe Modotti’nin 1905’de Amerika’ya gitmesiyle yeni bir bocalama içine girdi. Tina henüz 12 yaşında iken beş küçük kardeşinin bakımına katkıda bulunabilmek için bir ipek fabrikasında çalışmaya başladı.

1913’te Tina, babasının ve ablasının yanına New York’a gitti. New York’ta İtalyan göçmenlerin yaşadığı Küçük İtalya tabir edilen muhit, çalkantılara gebe yapısıyla entelektüellerin ve sanatçıların uğrak yeri durumuna gelmişti. Çalışıyor olmasına rağmen Tina, zamanının büyük bölümünü tiyatro ve operaya ayırıyordu.

Sanatçılık Yolunda Atılan Adımlar

1915’teki “Panama-Pasifik Sergisi”, Tina’nın yaşamında bir dönüm noktası oldu. Sergilenen sanat eserleri, Tina’ya kendisininkinden bambaşka bir dünyanın varlığını göstermişti. Sergide tanıştığı Amerikalı şair ve ressam Roubaix de I’Abrie Richey ise genç kadının açısından içe dönük İtalyan cemaatinin ötesindeki dünyaya yolculuk için bir pasaport niteliği taşımaktaydı. Bu sırada 17 yaşını bitiren Tina, yerel tiyatro prodüksiyonlarında çeşitli roller için seçmelere katılmaya başlamıştı. Çeşitli rolleri oldukça başarılı biçimde oynamasının ardından da küçük çaplı bir şöhret edindi. 1918’e gelindiğinde yeni arayışlara girecek kadar kendine güveni artmıştı ve Robo ile birlikte Holywood’a gitmek üzere yola çıktılar.

1919’un ortalarında, “Tiger’s Coat-Kaplanın Postu” adlı filmde oynadığı başrol, aktrislik yaşamının tepe noktalarından biri konumundaydı. Ancak Tina, kısa süre sonra sinemanın kendisine sunduğu kısıtlı olanaklardan sıkıldı. İlgisini çeken pek çok şey vardı: Edgar Allen Poe’nun, Oscar Wilde’ın, Freud’un ve Nietzsche’nin yapıtlarını büyük bir açlıkla okumaktaydı. Sürgündeki ressam Rafael Vera de Cordova, şair ve çevirmen Ricardo Gomez Robelo gibi pek çok entelektüel ve sanatçı ile aynı çevrelerde bulunmaktaydı. Bu çevredekilerin yolları, daha sonra, içlerinde ünlü Amerika’lı fotoğraf sanatçısı Edward Weston’un da bulunduğu Los Angeles’tan bir başka grupla kesişti.

Robo ve Tina, ateşli entelektüel tartışmalara sahne olan, son derece hareketli ve bir o kadar da eğlenceli geceler düzenliyorlardı. Tina kaçınılmaz biçimde bu gecelerin odak noktasına yerleşiyordu. Weston da dahil pek çok erkek, Tina’ya çılgınlar gibi aşıktı. Edward Weston ile duygusal bir ilişkiye girmesinin kısa bir süre sonrasında Tina, Meksika’ya gitmiş olan kocası Robo’nun bir hastalık sonucu öldüğünü öğrendi.

Meksika’ya Gidiş ve İlk Siyaset Kıvılcımları

1923’e gelindiğinde Weston’un da desteği ve cesaretlendirmesi sonucu Tina ciddi anlamda fotoğrafla ilgilenmeye başladı. İkisi birlikte Meksika’ya gittiler. Meksika’da o sırada sanatsal ve politik etkinlik açısından oldukça hareketli bir dönem yaşanmaktaydı. Tina ve Weston, verdikleri ve sanatçıların ve devrimcilerin de katıldığı çılgın partilerle isimlerini duyurdular. Bu partilerde en büyük çılgınlıkları yine Tina ve Weston yapıyorlardı. Tina jean giyiyor, sigara içiyor; Weston ise Tina’nın elbiseleri ile dolaşıyordu. Ancak böylesine bir sosyallik bile her ikisinin de çalışmalarını son derece verimli biçimde sürdürmelerini engellemiyordu. Tina, fotoğraf sanatçılığında kendi üslubunu oluşturmak için çok çaba harcıyor ve Weston’la birlikte açtıkları ilk sergide bu konuda başarıya ulaşıyordu.

Duygusal birlikteliklerinin bitmesinin ardından her ikisi de devrimci siyasetin içine dahil oldular. Ancak her ikisinin siyasetle iştigali oldukça farklı rotalardaydı. Tina, Meksika’daki siyasi durumla özdeşleşir ve sanatının bu tür bir sorumluluk duygusuyla giderek daha az örtüşür duruma geldiğini hissederken Weston, son derece açık biçimde komünist karşıtı bir tutum sergilemekteydi. Tina, fotoğraflarındaki özneleri toplumsal bağlam içine oturtuyordu. El Machete gibi oldukça radikal bir yayının ve Uluslararası İşçi Yardımı ve Anti-Imperialist League gibi uluslararası örgütlerin bünyesinde yer almaya başlamıştı. Bu sırada Kominist Parti üyesi Xavier Guerrero ile ilişkisi dolayısıyla fotoğraflarındaki siyasi yan daha da belirgin biçimde algılanır olmuştu.

Hapsedilişin Ardından Vidali İle Moskova’ya Yolculuk

Tina’nın siyasi uyanışı oldukça şiddetli olmuştu ve bu dönemden sonra da siyasetin dışında hiç kalmadı. 1927’de katıldığı Meksika Komünist Partisi’nde yaşamında çok önemli rol oynayacak olan iki kişiyle tanıştı. Bunlardan ilki ateşli bir faşist karşıtı ve sokak savaşçısı olan ve Meksika’ya Komünist Parti’nin öncü konumdaki örgütlerini yeniden yapılandırması için gönderilen Vittorio Vidali idi. İkinci önemli kişi ise henüz 25 yaşında olmasına karşın Küba’da Gerado Machado’nun diktatörlüğünde gönderildiği hapishanede başlattığı ayaklanmayla adı Sol’un Adonis’i olarak duyulan devrimci Julio Antonino idi. Bu dönemde El Machette’teki etkinliğini arttıran Tina, dergi için fotoğraf çekmeye de başladı.

Birliktelik yaşadığı Guerrero’nun 10 Ocak 1929’da öldürülmesinden sorumlu tutularak tutuklandı. Tina böylelikle Komünist Parti’nin aşağılanması için kullanılacak günah keçisi oldu. Tina’nın hafifmeşrep bir kadın ve tehlikeli bir katil olduğu yolunda acımasız bir kampanya başlatıldı. 1930’da da Başkan Pascaul Ortiz Rubio’ya yönelik gerçekleştirilen suikast girişiminden sorumlu tutularak önce hapsedildi daha sonra da Meksika’dan sürüldü ve Berlin’e gitti. Berlin, belgesel ve sanat fotoğrafçılığı konularında avantgarde konumdaydı. Ancak Tina, makinelerinin yetersizliği ve etraftaki fotoğrafçı bolluğu dolayısıyla ruhsal çöküntüye uğradı. 6 ay içinde kendisiyle Berlin’e de gelmiş olan Vittorio Vidali ile birlikte Moskova’ya geçti.

Fotoğrafçılığa Veda ve Ajanlık Yılları

Moskova, Tina’nın yaşamında yepyeni bir dönemin başladığı yer oldu. Burada fotoğraf makinesini bir daha eline almamak üzere bırakarak kendini tümüyle siyasal etkinliklere verdi. Vidali vasıtasıyla Lenin’in baş kalemi ve International Red Aid’in başındaki Yelena Stassova ile tanıştı. Stassova’nın kısa sürede güvenini kazanmasının ardından çeviri işlerinden faşist Avrupa’ya yönelik gizli görevlere terfi ettirildi. Komünist ajanlar, yakalanmaları durumunda hemen ölüm cezasına çarptırılıyorlardı. Ancak Tina en tehlikeli durumlardaki serinkanlılığıyla hatırı sayılır derecede ün yaptı ve siyasi tutukluların savunulması için kullanılacak fonları teslim etmek üzere pek çok kez İtalya ve İspanya’ya gizli görevle gönderildi. Tina’nın ünü ve yetkisi Moskova’da giderek arttı. 1933’de Red Aid Örgütü’nün Yönetim Komitesi’nde göreve getirildi.

İspanya’daki iç savaş döneminde de aktif rol aldı. Bu arada Ayuda adlı haftalık gazetede yazıları yayımlandı. 1939’da İspanya’dan ayrılmak zorunda kalınca New York’a gitmek istedi ancak ABD’ye girişi kabul edilmeyince Meksika’ya geçmek zorunda kaldı. Burada uzun çabaların sonunda 1930’daki sürgün kararını geçersiz kılmayı başardı. Meksika’da büyük bir değişim yaşanıyordu. Devrim rüzgarları durulmuştu ve Nazi-Sovyet saldırmazlık anlaşması Tina’nın Komünist Parti’ye olan inancını oldukça sarstı. Vidali ile süren beraberliğine karşın gerek güvenliği açısından gerekse ideolojik nedenlerle eski arkadaşlarının çoğundan uzak durmayı seçti. Siyasi etkinliklerine ise çeşitli kurumlar aracılığıyla Meksikalı sürgünlere yardım etmek suretiyle sürdürdü.

Kalp Krizinin Ardından Gelen Ölüm

Tina’yı Avrupa’ya gitmesinin öncesinde tanıyanlar döndüğünde daha önceki Tina’nın ancak bir gölgesi olduğu görüşündeydiler. Bu sırada Vidali’nin Meksika polisi tarafından tutuklanarak sorgulanmaya götürülmesi Tina’yı son derece olumsuz etkiledi. Vidali’nin serbest bırakılmasının hemen ardından da şiddetli bir depresyona girdi. Tina, 5 Ocak 1942’de arkadaşlarıyla gittiği bir akşam yemeğinin dönüşünde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Ölümü bile kendisi için huzurlu bir ortam yaratmadı. Eski hikayeler ve iddialar yeniden gündeme getirilerek adı yıpratılmaya çalışıldı. Stalinizm’den uzak durması nedeniyle Komünist Parti tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddiaları yaygın bir kesime ulaştı. Tina Modotti’nin yaşamı gibi ölümü de olaylı oldu.

Ölümünden yıllar sonra, bugün Tina Modotti’nin fotoğraf sanatçısı olarak konumu artık sorgulanmıyor. Nisan 1991’de Roses-Güller adını verdiği fotoğrafı, bir müzayedede 165.000 $’a satıldığında sanatçının adı yeniden gündeme gelmiş oluyordu.

Reinhard Gehlen

Haziran 29th, 2012

Reinhard Gehlen 1902 yılında dünyaya geldi. Nazi Almanyası’nda casusluk uygulamalarını başlatan teorisyen ve pratisyen olarak ün yaptı ve giderek bütün zamanların en büyük espiyonaj ustalarından biri olarak anılmaya başlandı. Gehlen’in bazı Türk casus yöneticilerini de etkilediği ileri sürüldü. Gehlen’in en önemli özelliklerinden biri o dönemde pek kapalı bir yapıya sahip olan Sovyetler hakkında önemli bilgiler toplaması ve bunları Amerikalılar’a vermesi oldu.

Aslında Gehlen, 1955-68 yılları arasında Batı Alman gizli servisinin yöneticisi olana kadar Amerikalılar’a da çalıştı. 1942’de Dış Doğu Orduları Komutanlığı’na atandığında Sovyet savaş suçlularına ve sivillerine karşı acımasız bir tutum takındı. 17 Temmuz 1944’de Loringhoven birliği Gehlen’e Stauffenberg’in Hitler’e suikast yapmak üzere plan yaptığını bildirdi. Nazi yönetimi bu başkaldırıdan sıyrıldı. Gehlen Aralık 1944’de tümgeneralliğe terfi etti. Nisan 1945’te Hitler düştü. Böylece Gehlen de ordu komutanlığından ayrıldı. Mart ayında Gehlen ve ajanları pekçok gizli Sovyet dokümanının mikrofilmini çekti ve bunları Avusturya Alpleri’nde çelik davulların içinde sakladı. Gehlen, Mayıs ayında bu bilgileri Amerikan ordusundaki meslektaşlarına teslim etti. O zaman Sovyetler’le ilgili fazla bilgiye sahip olmayan Amerikalılar bu bilgilerden ötürü Gehlen’e minnettar kaldılar.

GEHLEN ÖRGÜTÜ

Bu aşamadan sonra OSS (Office of Strategic Services-Amerikan Stratejik Hizmetler Bürosu) ve CIA’in kontrolü altında Gehlen bir istihbarat örgütü kurdu. İlk kadroda 350 eski Alman ordu istihbarat ajanı bulunuyordu. Ve Gehlen örgütü giderek CIA’in Doğu Avrupa ile Sovyetler Birliği’ndeki gözü kulağı oldu. 1956 yılında Gehlen örgütü şimdiki yapısını aldı. Bu, aynı zamanda kısa adı BND olan Federal Almanya Gizli Servisi Bundesnachrichtendienst’ın doğumuydu. Gehlen bu örgütün başına getirildi.

Gehlen, Nisan 1968’de Alman gizli servisinde çalışırken KGB adına casusluk yapan Heinz Felfe’in kimliğinin deşifre edildiği operasyondan sonra istifa etti. Bu, Gehlen için eksi bir puandı ama Felfe skandalına rağmen Gehlen 1979’da ölene dek istihbarat tarihinin efsane isimleri arasında anıldı. Öldükten sonra da bu sıfatını korudu.

Mata Hari

Haziran 29th, 2012

1876’da Hollanda’da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mata Hari’nin gerçek ismi Margareta Zelle’dir. Ailesi tarafından rahibe okuluna gönderilen Mata Hari belli bir süre buruda okuduktan sonra bir İskoç kaptana âşık oldu ve onunla evlendi. Doğu Hint Adaları’na kocasıyla birlikte giden Zelle, daha sonra ondan boşandı. Gizemli Doğu Hint danslarını kullanarak Mata Hari (Cava dilinde ‘Şafağın Gözü’ anlamına geliyordu) olarak anılmasına yol açan ünü elde etti. Pekçok hükümet yetkilisi onun danslarını izliyor ve o da bu sayede önemli isimlerle ilişki kuruyordu.

I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar onu kadrolarına aldılar. Fransa karşı casusluk teşkilatı bir süre sonra onun Almanlar hesabına çalıştığını anladı. Fransızlar Zelle’ye iki taraflı çalışması teklifinde bulundular. Zelle de bunu kabul etmiş göründü, ancak Fransızlar ona güvenmiyordu. Bu yüzden Mata Hari’yi denemek için Belçika’ya altı Fransız ajanla ilişki kurması için gönderdiler. On beş gün içinde bu altı ajanın tamamı da Almanlar tarafından yakalandı ve kurşuna dizildi. Bu olay, altı ajanın hayatına malolsa da hiçbir zaman Mata Hari’ye güvenilmeyeceğini göstermesi bakımından önemliydi.

Hari, Almanlar tarafından da artık benimsenmediği için Fransa’ya dönmek zorunda kaldı. Fransızlar cephelerdeki yenilgilerini bu kadının üzerine attılar. Oysa Zelle’nin daha sonra kendisini dünyanın en ünlü casuslarından biri haline getirecek kadar önemli biri olmadığı söyleniyordu. Fransızlar propagandalarından vazgeçmediler ve 1917 yılında Hari’yi kurşuna dizdiler.

Meltem Koca

Haziran 29th, 2012

1969 Konya doğumludur. 1992 yılında ODTÜ Fizik bölümünden mezun olmuş ve 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. eğitimde teknolojik liderlik, teknoloji-müfredat entegrasyonu, teknoloji konusunda öğretmenlerin profesyonel gelişimi alanlarında çalışmalarını yoğunlaştırmış olup bu konularda yayınları vardır.
 
Anadolu lisesinde fizik öğretmeni olarak başlayan kariyerine ODTÜ kolejinde bilişim teknolojileri zümre sorumlusu olarak devam etmektedir. Halen Bilkent Üniversitesi ve ODTÜ de yardımcı öğretim görevlisi olarak da çalışmaktadır.
 
İngilizce bilen Meltem Koca, Livcon International Certified Coach ve Proje Yöneticiliği sertifikalarına sahip olup, yelken, rüzgar sürfü, dalgıçlık, fotoğrafçılık, kayak konuları ile ilgilenmektedir.

Sabahattin Sakman

Haziran 29th, 2012

1949 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlkokul sonrası bütün eğitimini askeri okullarda yaptı, 1960 yılında Selimiye Askeri Orta Okuluna girdi, Tüm Okulları en iyi derecelerle bitirdi. 1968 yılında Kara Harb Okulundan  Topcu Subayı olarak mezun oldu. 1972 Yılında ordu’dan resen emekliye ayrıldı.

Sivil yaşamına Bilgisayar programcısı olarak adım attı, Koç Şirketi Demir Döküm Fabrikalarında Bilgi işlem Müdürlüğü yaptı. 1978 yılında  İşletme İktisadi Enstitüsü’ gece bölümü’nden mezun oldu. Aynı dönemde Boğaziçi Üniversitesi’nde Bilgisayar programlama dersleri verdi.

1979 – 1987 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nde Bilgi İşlem Yöneticiliği ve Danışmanlığı yaptı. Bu arada “Rasyonel İnsanın Felsefesi” adlı kitabı’nı yazdı. Amerika’da halen kullanılmakta olan bazı “bilgisayar programı yazan programlar’ın üreticisi ve sahibidir. 1995 yılında Türkiye’ye döndü, TV  Yorumcusu olarak çalıştı, çeşitli dergilerde makaleler yazdı.

Bu arada , bir dönem Liberal Parti Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu ,Yapı Kredi Bankası’da 1996 – 2001 yıllarında   proje danışmanlığı ve yazılım üretimi yaptı.

Halen Amerika’da Bilişim Danışmanlığı yapmaktadır. Evlidir , altı çocuğu vardır.

Dr.Tolga Tüfekçi

Haziran 29th, 2012

Tolga Tüfekçi 1969 yılında doğdu. 1987 yılında Ankara Fen Lisesinden mezun oldu. 1991 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümünde lisans, 1993 ve 1998 yıllarında yüksek lisans ve doktora dereceleri aldı. 1998-2004 arasında, TÜBİTAK BİLTEN’nde bilgi güvenliği ve yazılım alanlarında çalışmalar yürüten grubun koordinatörü olarak görev yaptı.

2004 yılında teknik müdür olarak göreve başladığı ülkemizin yetkili elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarından biri olan ve e-imza alanında faaliyet gösteren TÜRKTRUST’ta 2005 yılında teknik işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı ve 2007 yılında da ilk genel müdür Yüksel Samast’tan sonra genel müdür oldu.

İnnova A.Ş’de yönetici olarak görev yapmakta olan Özgür Tüfekçi ile evli ve bir kız çocuğu babasıdır. İngilizce bilmektedir.

Günay Faruk Özer

Haziran 29th, 2012

1972 yılında Ankara’da doğan Özer, 1989 yılında Ankara Fen Lisesi, 1994 yılında da Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü’nden 2003 yılında yüksek lisans diplomasını aldı. 1997–1998 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde The Wharton School, University of Pennsylvania’da MBA derslerinden oluşan Finans Eğitim Programından sertifika aldı. 1995 yılından beri Sermaye Piyasası Kurulunda çalışıyor. Son 5 yıldır yine bu kurumda yönetici olarak görev almaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu Bilişim Alt Yapısının yeniden yapılandırılması, Türk Sermaye Piyasası BT planlarının oluşturulması, yine Türk Sermaye Piyasasında BT düzenlemelerinin yapılması, Avrupa Birliği çerçevesinde projelendirme, elektronik imzanın sermaye piyasasında uygulanması konularında çalışmalarda bulunmuştur. Sermaye piyasaları, entegre bilgi sistemleri, yönetim bilgi sistemleri, uzman sistemler, proje yönetimi, yazılım mühendisliği konularında uzmandır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Nihat Yurt

Haziran 29th, 2012

1971 yılında Ankara’da doğan Yurt, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur. Sağlık Bakanlığında çalışmaktadır.Sağlık Bakanlığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri stratejisini geliştirmiştir. Türkiye Sağlık Bilgi Sistemi çalışmalarını başlatmış ve koordinasyonunu gerçekleştirmiştir. Sağlık Bakanlığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri organizasyon yapısının geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. e-Avrupa+, e-Türkiye ve e-Dönüşüm Türkiye Projesinde aktif yer almıştır/almaktadır. e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı hazırlık çalışmalarında yer almıştır.

e-Sağlık Çalışma Grubunun koordinasyonunu gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin e-Sağlık Projesi teklifini hazırlamıştır. Proje ITU (International Telecommunication Union) tarafından kabul edilmiştir. Sağlık Bakanlığı adına projenin koordinasyonunu yürütmektedir. e-Devlet, e-Sağlık ve Bilgi Toplumu Teknolojileri alanında çeşitli yurtiçi ve yurtdışı konferans ve toplantılara katılmış, seminerler vermiştir. Türkiye Bilişim Derneği üyesidir. Türkiye Bilişim Derneği Kamu-BİB çalışmaları çerçevesinde e-Kurum çalışma grubunun koordinasyonunu gerçekleştirmiştir. Kamu-BİB yürütme kurulu üyesidir.

Serdar Bilecen

Haziran 29th, 2012

1965 yılında Ankara’da doğan Bilecen, Liseyi TED Ankara Kolejinde tamamladı. 1987 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü, 1994 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Yazılım geliştirme, donanım mühendisliği konularında değişik firmalarda teknik görevlerde bulunduktan sonra, 1989 yılında Koç-Unisys / KoçSistem’de teknik hizmetler bölümünde Elektronik Mühendisi olarak göreve başladı. 1990 yılında bu firmanın satış bölümüne geçti, Satış Yöneticiliği görevini yaptı. 1998 yılında Compaq Computer firmasında Ankara Bölge Müdürü oldu. 2001 yılında Keys Danışmanlık ve Eğitim Ltd. Şirketi’ni kurdu. Bu tarihten sonra değişik kurum ve kuruluşlara Bilişim Danışmanlığı hizmetlerinin yanı sıra Satış, İhale ve İletişim gibi konularda eğitim verdi. İki ayrı dönemde TBD Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.

Atilla Yardımcı

Haziran 29th, 2012

1968 yılında Ankara’da doğan Yardımcı, 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümünden mezun oldu. Master ve doktorasını yine aynı bölümde tamamladı. 1989 yılında mezun olduğu bölümde altı yıl araştırma görevlisi olarak çalıştı. Daha sonraları sırasıyla, TOBB’de Bilgi Hizmetleri Uzmanı, Likom Proje ve Danışmanlık A.Ş.’de Çözümleyici Programcı, Semor A.Ş.‘de Danışmanlık Bölümü Sorumlusu, Başkent Üniversitesi İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Halen TOBB’da Veritabanları ve Bilgi Erişim Müdürlüğü görevini sürdürmektedir. TOBB bünyesindeki Sanayi Veritabanının Internet ortamına açılması, Ticaret Borsaları Bilgi Sisteminin tasarlanması ve geliştirilmesi çalışmalarını yapmıştır. TOBB-Net koordinasyon kurulu üyesidir. TBD’ne 1995 yılında üye olmuştur. 2003 yılında TBD Bilişim Haftası Etkinlik Yürütme Kurulunda görev almıştır. e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı çerçevesindeki hazırlık çalışmalarında yer almıştır. Bilgi sistemleri, yazılım geliştirme, istatistiksel modelleme, benzetim teknikleri konularında uzmandır. Bilimsel dergilerde yayınlanmış çalışmaları bulunmaktadır.

Lütfi Varoğlu

Haziran 29th, 2012

1967 yılında Aydın’da doğan Varoğlu, Hacettepe Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünü bitirdi. ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünde Kontrol Sistemleri Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans Programına devam etti. ABD, Çin, Fransa kampüslerindeki çalışmalarının ardından 1999 yılında Thunderbird Graduate School’dan Uluslararası İşletme (MBA/MIM) derecesini aldı. 1991 yılından bu yana M.S.B. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda birçok projede mühendis ve program yöneticisi olarak görev yapmıştır.

Temmuz 2000’den itibaren Elektronik Harp, Radar, Komuta Kontrol, Haberleşme (C4I) ve Bilgi Yönetim Sistemleri Projelerinde sorumlu olarak görevlendirilen Varoğlu, Türkiye, ABD, Fransa, İsrail, İngiltere’de çeşitli ülkelerde proje çalışmalarını sürdürmüştür. Halen Elektronik Sistemler Projelerinden sorumlu Şube Müdürü olarak görevini sürdüren Varoğlu Türk Savunma Sanayinde Yazılım Yetenek Değerlendirmesi çalışmalarını 2001 yılından itibaren koordine etmiştir. Ulusal ve uluslararası periyodiklerde ve kongrelerde yayınlanmış çalışmaları bulunan Varoğlu Ankara Caz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Proje Yönetim Enstitüsü (PMI), Uluslararası Elektrik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE), Bilişim Derneği ve Elektrik Mühendisleri Odası üyesidir.

Önder Özdemir

Haziran 29th, 2012

1958 Bolu Doğumlu, 1979 yılında Kara Harp Okulu İşletme Yönetimi Bölümünden mezun olmuştur. 1983-1984 yıllarında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği bölümünde eğitim alarak OBİ kadrosuna geçmiş ve 16 yıl Genelkurmay Başkanlığında Bilgi İşlem Subayı olarak önemli yazılım projelerinde görev almış, yönetmiş ve projelendirilmesini sağlamıştır.

1992-1993 yıllarında NATO Teknik merkezinde –Hollanda çalışmış, 1997 – 2000 yıllarında 3 yıl süreyle NATO’nun en yaygın bir bilgi sisteminin Bilişim Güvenliği Onay Kurulu Başkanlığını yürütmüştür. 1997 yılında Genelkurmay Yazılım Geliştirme Şube Müdürlüğüne atanmış, Y2K Ulusal Teknik komitesinde savunma temsilcisi olarak görev almıştır. 2000 yılında emekliye ayrılmıştır.

TBD’ye 2000 yılında üye olmuş ve bu tarihten itibaren TBD çatısı altında Bilişim güvenliği Çalışma Grubu Başkanlığı, Sosyal Etkinlikler Komitesi Başkanlığı, Kamu-Net Teknik kurulu üyeliği, Bilişim standartları ve yazılım kalitesi, e-devlet ve e-Türkiye çalışmaları ile Bilişim Şuralarında aktif rol almış, BİMY yürütme kurulları ve Kamu-BİB çalışmalarına katılmış, Ulusal Bilişim Kurultayı etkinlik yürütme kurullarında yer almıştır. Inet-Tr, BİMY, İnterpro Güvenlik Forumu ve sektörel etkinliklere konuşmacı ve panelist olarak katkı sağlamış ve sağlamaktadır.

Deniz Şahin

Haziran 29th, 2012

ODTÜ, Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Şahin, akabinde aynı bölümde Yüksek Lisans Programını tamamladı. İnşaat sektöründe proje müdürlüğü ve danışmanlık süreçlerinde yer aldı. Toplam 5 yıllık kamu hizmetine, Turizm Bakanlığında, Dünya Bankası destekli projelerde başlayıp, Ankara Büyükşehir Belediyesinin dış kaynaklı projelerinde şantiye müdürü olarak devam etti. Kamudan istifasını takiben, süreç içerisinde TSE standart hazırlama komitesinde görev alıp, Asya Kalkınma Bankası süreli projelerinde yer aldı. ODTÜ, İşletme MBA programını tamamlayıp, Gantek Teknoloji Ankara bölge’de bilişim sektörüne katıldı ve 7 yıl sonra , şirketin Ankara satış müdürlüğünden istifa etti. Hal-i hazırda sektörde, ortağı olduğu ALTO BİLİŞİM de çalışmaktadır. TBD yanısıra ilgi alanı olan diğer dernek üyelikleri mevcuttur.

Uğur Akkuş

Haziran 29th, 2012

Türkiye Bilişim Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Uğur Akkuş, 29 Eylül 1983’te Aydın-Nazilli’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Nazilli’de tamamlayan Uğur Akkuş, eğitiminin yanı sıra, 1996-1999 yılları arasında Ege bölgesindeki birçok yerel ve ulusal gazetede muhabirlik yaptı; 1998 yılında, Aydın Gazeteciler Cemiyeti tarafından “En Genç Başarılı Gazeteci” ödülüne layık görüldü. Akkuş, 1999 yılında da Naz TV’de yayınlanan bir kültür-sanat programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi.

1999-2001 yılları arasında, Nazilli merkezli olup Ege bölgesinin geneline hizmet veren Uğur Reklam’ı kurdu. Uğur Akkuş daha sonra 2001 yılında üniversite eğitimi için Eskişehir’e gitti. Aynı yıl Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğü’nde görsel yönetmen olarak çalışmaya başladı; bu görevini halen sürdürmektedir. Yine 2001 yılında Türkiye Bilişim Şurası’nda görev aldı; ayrıca E-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı çerçevesinde, Osmangazi Üniversitesi’ni temsil etti. Akkuş halen Osmangazi Üniversitesi’nde kimya bölümü son sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam etmektedir.

Uğur Akkuş, 2002 yılında Türkiye Bilişim Derneği’ne üye oldu ve dernek bünyesinde aktif rol oynadı. 2004 yılında TBD Eskişehir Şubesi’ni kuran Akkuş, halen şubenin başkanlığını yürütmektedir. Akkuş, derneğin kurulduğu 2004 yılından bu yana, ekibiyle birlikte birçok projeye imza attı. Bu süreçte, 15 Şubat 2005’te 1. Kobiler ve Bilişim Zirvesi düzenlendi; zirveye KOBİ’lerin temsilcilerinin yanı sıra, Sanayi Bakanı Ali Coşkun, Devlet Bakanı Güldal Akşit, AK Parti Eskişehir Milletvekili Murat Mercan, CHP Milletvekili Mehmet Ali Arıkan, AKP Milletvekili Muharrem Tozçöken gibi siyasi temsilcilerle Türkiye’nin önde gelen kurum ve kuruluşlarından üst düzey yöneticiler katıldı.

Uğur Akkuş başkanlığındaki TBD Eskişehir Şubesi, kenti Türkiye’nin ve Avrupa’nın bilişim merkezi haline getirme hedefi doğrultusunda Eskişehir Valiliği ve KOSGEB ile birlikte Eskişehir Yazılım Üssü’nün kurulması için ön protokol imzaladı. Türkiye’ye ilk kez risk sermayesi desteğini de Eskişehir Yazılım Üssü’ne getirmeyi başaran Akkuş, aynı zamanda Eskişehir Yazılım Üssü’nü Türkiye’nin Silikon Vadisi olması yolunda International Science Parks Association ve International University Research Parks Association ile birlikte global düzeyde çalışmalara başarılara imza atmaktadır.

Eskişehir’de sadece yazılım Ar-Ge ve ihracatına yönelik faaliyet göstermek isteyen KOBİ’ler, genç girişimciler ve yatırımcı firmalara hizmet verecek olan bu yazılım üssü, Almanya’da düzenlenen CeBIT fuarında da tanıtıldı.

Uğur Akkuş ayrıca, 10-12 Haziran tarihleri arasında Eskişehir’de düzenlenecek olan BİLTEK 2005’in de altyapı çalışmalarını gerçekleştirdi. BİLTEK 2005, Türkiye’nin, Avrupa Komisyonu tarafından onaylanan ve ana teması yazılım olan ilk uluslararası kongresidir. CeBIT fuarında bu etkinliğin de uluslararası alanda tanıtımı yapıldı.

Uğur Akkuş, Eskişehir Valiliği ile “Kağıtsız Valilik Projesi”ne de imza attı. Bu proje, Eskişehir’in e-imza kullanımında model il olmasını öngörmektedir. TBD Eskişehir Şubesi’nin diğer faaliyetleri arasında, KOSGEB, Türk Telekom ve TBD işbirliğiyle gerçekleştirilen ve ülke genelindeki 44.000 KOBİ’nin e-learning yoluyla eğitimi ve sertifikalandırılmasını hedefleyen ECDL (Europan Computer Driving Licence) Seferberliği Projesi; Gençlik Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve Litvanya, İtalya, Malta ve Türkiye’den 40 genci bir hafta süre ile Eskişehir’de bir araya getirecek olan “Gençler Avrupa’da Bilişimin Geleceğini Tartışıyor” adlı AB Gençlik Projesi; İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yürütülen Sanal Okul projesi yer almaktadır. Gençlik Çalışma Grubu ayrıca, 2 Mart 2005 tarihinde Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi öğrencilerini bir bilişim konferansında bir araya getirmiştir.

Ebru Çapa

Haziran 29th, 2012

16 yaşındayken kazandığı Fullbright kursuyla Amerika’ya gitti. Her ülkeden sadece bir öğrencinin katılabildiği özel oluşuma katıldı.

Lise eğitimine Armand Hammer United World Koleji’nde devam etti. Ekonomi ve yüksek matematik eğitimleri aldı. Mağaracılık, dağcılık gibi outdoor sporlarla ilgilendi. Bridgeport Üniversitesi’nde uluslararası işletme ve ekonomi olmak üzere iki dalda uzmanlaştı. Üniversiteyi ikincilikle bitirdi, 23 yaşında Türkiye’ye döndü.

Üniversite yıllarında farklı sektörlerde staj yaptı. Pazarlama dalında uzmanlaşmayı hedefledi. Procter&Gamble’da ürün müdürü olarak çalıştı.

1991-93 yılları arasında Trans Teknik Holding’in reklam ve halkla ilişkiler koordinatörü oldu.

Daha sonra Digital Equipment Türkiye’de (DEK) pazarlama iletişim uzmanı olarak göreve başladı. 1997’de Microsoft’a transfer oldu. Microsoft Türkiye Pazarlama Direktörü görevini altı yıldır yürütüyor.

Evli ve Lal isminde bir kız çocuğu annesi.