Tunus’ta Merkez Bankası krizi

Haziran 28th, 2012

Cumhurbaşkanlığı Resmi Sözcüsü Adnan Musır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”Merkez Bankası’nın izlediği para politikasının ülkenin içinde bulunduğu ekonomik gerçeklerle uyuşmadığı” gerekçesiyle bu kararın alındığını belirtti.

Bu arada, görevden alınan Merkez Bankası Başkanı Nabili, geçici yönetim düzenlemesine göre, Cumhurbaşkanı Marzuki’nin kendisini azletme yetkisinin olmadığını öne sürdü.

Bangladeş’deki yağışlar 91 can aldı

Haziran 28th, 2012

Yetkililer, çoğu toprak kaymalarında olmak üzere Cox’s Bazar’da 37, komşusu Bandarban’da 33, Chittagong’da ise 21 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin kayıp olduğunu belirtti.

Afet Yönetimi Bakanlığı yetkilileri, toprak kaymalarının çoğunlukla yolu kötü uzak köylerde meydana geldiğini, kurtarma faaliyetlerini sürdürmenin çok zor olduğunu, kayıpları arama çalışmalarına askerlerin de katıldığını ifade etti.

Yetkililer, Banbardan’da 11 yaşındaki erkek çocuğunun, bir ailenin toprak kaymasından kurtulan tek bireyi olduğunu kaydetti.

5 ton kaçak fildişini imha edildi

Haziran 28th, 2012

Fildişlerini yakan Devlet Başkanı Ali Bongo, ülkesinin kaçak fildişi avcılığına sıfır tolerans gösterdiğini söyledi.

İmha edilen 5 ton fildişinin bin 293 parçasının işlenmemiş, 17 bin 730 parçasının ise işlenmiş olduğu ve 850 filin öldürülmesinden elde edildiği belirtiliyor.

BM’ce yayımlanan bir raporda, 2011’in Afrika’da kaçak fil avcılığı açısından en kötü yıl olduğu, rekor sayıda filin avlandığı kaydedilmişti.

Afrika’da her yıl onbinlerce fil Asyalı tüketicilerin taleplerini karşılamak üzere dişleri için öldürülüyor.

Merkel ile Hollande Elysee’de buluştu

Haziran 28th, 2012

 Almanya Başbakanı Angela Merkel, “Güçlü ve istikrarlı bir Avrupa istiyoruz” dedi.

Yarın Brüksel’de başlayacak ve Avro Bölgesi borç krizinin ele alınacağı AB liderleri zirvesi öncesi Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Elysee Sarayı’ndaki çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Ekonomik büyümenin canlandırılması için yatırımların artırılmasına öncelik verilmesi gerektiğini savunan Hollande ile mali bütçe disiplininin sağlanması için harcamaların kısıtlanmasını savunan Merkel’in görüşmesinde bu iki anlaşmazlık arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmesi öngörülüyor.

Görüşme öncesi Hollande ile birlikte kısa bir açıklamada bulunan Merkel, “Yarınki zirve, Avrupa’nın geleceğini belirleyecek zirvelerden biridir. Avrupa’yı ilgilendiren ciddi bir durum söz konusudur. Ancak bizler güçlü ve istikrarlı bir Avrupa istiyoruz” diye konuştu.

Finansal istikrar için alınan tedbirlerin bilinçli olduğunun altını çizen Hollande ise, “Almanya ve Fransa’nın, Avrupa’da ekonomik ve parasal birliği derinleştirmesi gerekmektedir” dedi.

Obama üç önemli eyalette öne geçti

Haziran 28th, 2012

Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre Obama, Ohio eyaletinde 9 puanla; Pennsylvania eyaletinde 6 puanla; Florida eyaletinde de 4 puanla önde. Aynı eyaletlerde geçen ay yapılan araştırmada adayların büyük ölçüde berabere olduğu görülmüştü.

Quinnipiac Üniversitesi Kamuoyu Yoklamaları Enstitüsü başkan yardımcısı Peter Brown, Obama’nın bu üç eyalette liderliği koruması durumunda Kasım ayında yapılacak genel seçimi rahatça kazanabileceğini söyledi.

Obama’nın destek oranlarındaki artış göçmenlik konusunda attığı adımlar atmasını izliyor. Obama, Amerika’ya yasadışı yollarla giriş yaptıklarında çocuk olan yetişkinlerin sınır dışı edilmelerini önleyecek bir kararname imzaladı. Quinnipiac, bu üç eyalette yaşayan seçmenlerin Obama’nın kararını desteklediğini ve Romney’e kıyasla göçmenlik konusunda başkanın daha etkili olduğunu düşündüğünü bildiriyor.

Cezayir’de blog yazarına 8 ay hapis cezası

Haziran 28th, 2012

Başkentte bulunan Ceza Mahkemesi, sosyal paylaşım sitelerinde seçimleri boykot etmek için videolar yayınladığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Tarık Mameri’yi(23), ”Kamu malına zarar vermek”, ”Grupları kışkırtmak” ve ”Seçim kampanyası afişlerinin dağıtılmasını engellemek” suçlarından 8 ay hapis ve 100 bin Cezayir Dinarı (1200 dolar) ödeme cezasına çarptırdı.

Mameri’nin avukatı Emin Seydhim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mahkemenin hukuki değeri olmayan siyasi bir karar aldığını dile getirerek, ”Müvekkilim kendi siyasi görüşlerini ifade etmiştir. Dolayısıyla suç unsuru taşımadığı gerekçesiyle davayı temyiz edeceğiz” dedi.

Cezayir’de başsavcılık, 12 Haziran’daki oturumda Mameri’nin 3 yıl hapse mahkum edilmesini talep etmiş ancak Cezayir Ceza Mahkemesi bu süreyi 8 aya indirmişti.

Mahkemenin bir önceki oturumunda hakkındaki iddiaları reddeden Mameri, ”Hükümetin yayın organları görüşlerimi ifade etmeme izin vermiyordu. Bu sebeple sosyal medya aracılığıyla cumhurbaşkanına bir mesaj iletmek istedim” diyerek kentini savunmuştu.

Bu arada, Cezayir’deki İnsan Hakları Örgütü, Mameri’nin mahkum edilmesini insan hakları aktivistlerine karşı bir baskı girişimi olarak nitelendirdi. .

Geçen mayıs ayında yapılan ve muhalefetin hile karıştırıldığı iddiasında bulunduğu parlamento seçimlerini iktidardaki Milli Kurtuluş Cephesi(NLP) kazanmıştı.

Ürdün’e 200 bin Suriye’li sığındı

Haziran 28th, 2012

AA muhabirinin Ürdün insani yardım kuruluşlarından edindiği bilgiye göre, Suriye’deki olayların başlamasından bu yana Ürdün’e kaçan sığınmacı sayısı 200 bine ulaştı. Sığınmacı sayısındaki bu artışın, 21 milyar dolardan fazla borcu bulunan ve kaynak sıkıntısı çeken Ürdün için sorun teşkil ettiği belirtildi.

Ürdün Hükümeti’nce Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamakla görevlendirilen Yazarlar Birliği’nin başkanı Zaid Hammad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki sığınmacı sayısının daha önce görülmemiş şekilde artış gösterdiğini belirtti.

Ülkenin kuzeyindeki köy ve şehirlere yerleşen mültecilerin yiyecek, giyecek ve barınak ihtiyacının Yazarlar Birliği tarafından karşılandığına değinen Hammad, ”Daha fazla mülteciye kucak açmak istiyoruz. Fakat tek başımıza bunun altından kalkamayız” dedi.

Körfez ülkeleri tarafından finanse edilen Birliğin, sığınmacıları barındırmak üzere er-Rimsa şehrinde konteyner kent kurmakla sorumlu olduğuna dikkati çeken Hammad, ”Ürdün’de ev kiralarının yüksek olması Suriyelilere yardım eden hayır kurumlarını zora sokuyor” diye konuştu.

Hammad ayrıca ”Suriye ordusunun, Ürdün’e geçişleri sırasında sığınmacılara ateş açtığı ve onlarca sığınmacının geçen ay hayatını kaybettiğini” iddia etti.

Ürdün Enformasyon Bakanı ve Resmi Hükümet Sözcüsü Semih el-Muayita ise ”Ülkede Suriyelilerin varlığı büyük bir külfettir. Ürdün Hükümeti, sayıları her geçen gün artan sığınmacıları barındırma hususunda sıkıntı yaşamaktadır. Bu artış özellikle su yetmezliği, eğitim, sağlık ve altyapıyla ilgili birçok probleme neden olmaktadır” ifadesini kullandı.

Nadir mahkemeye Thatcher mektubunu sundu

Haziran 28th, 2012

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün ilk kez sanık koltuğuna oturarak, ifade vermeye başlayan Nadir, Özal’dan Thatcher’a gönderilen 1990 yılının Eylül ayına ait söz konusu mektubu 12 kişilik jüriye sundu.

Nadir, ifadesinde, şirketi Polly Peck iflas etmeden önce Turgut Özal ile iki kez bir araya geldiğini söyledi.

Mahkemeye sunulan 12 Eylül 1990 tarihli mektupta Özal’ın, “İngiliz yetkililerin Poly Peck’le ilgili adil davranacağı konusunda güveninin tam olduğunu, ancak son altı haftadır Rum basınına bakıldığında, bu olayın arkasında ne olabileceğiyle ilgili güçlü bir fikir edinilebileceğini” yazdığı görüldü

Özal’ın mektubunda ayrıca Nadir’in şirketi Poly Peck’in, “Kıbrıs Türk ekonomisi ve Türkiye’nin çıkarlarını baltalamak isteyenlerin kurbanı olduğunu” bildirdiği kaydedildi.

Nadir, ifadesinde, Özal’ın mektubunun ardından, Thatcher’ın Dışişleri Bakanı Douglas Hurd’den bir “ültimatom” verildiğini söyledi.

Asil Nadir, “Turgut Özal’a verilen bir ültimatom vardı. Bu, Douglas Hurd’den gelen bir mesajdı. Bir cumartesi günüydü. Ültimatom, ‘Eğer pazartesi günü öğlene kadar 100 milyon sterlin burada olmazsa, herşey sona erer’ şeklindeydi” diye konuştu.

“Türkiye, şirketimi kurtarmak için her ne gerekiyorsa yaptı”

Nadir, dönemin Maliye Bakanı Güneş Taner’in, Polly Peck’i desteklemek ve iflas etmesini engellemek için fonlar önerdiğini, “Türkiye’nin şirketini kurtarmak için her ne gerekiyorsa yaptığını” ifade etti.

Paranın bulunmasına karşın, şirketin yönetim kurulunun “çok geç” olduğu gerekçesiyle ve oybirliğiyle firmanın kayyuma devredilmesine karar verdiğini iddia eden Nadir, dünkü ifadesinde de “şirketinin 1990’da kayyuma gitmemesi için Özal’ın da yönlendirmesiyle, üç büyük Türk bankasının 70 milyon sterlin vermeyi önerdiğini” söylemişti.

Polly Peck adlı şirketin sahibiyken, şirketin iflas etmesi üzerine zimmetine para geçirmekle ve 1987-1990 yıllarında 13 farklı dolandırıcılık suçuyla suçlanan 71 yaşındaki Nadir, 2010 yılının Ağustos ayında KKTC’den İngiltere’ye dönmüştü.

Asil Nadir, 1993 yılında, Polly Peck şirketinin iflas etmesi ve hakkındaki yolsuzluk suçlamalarının ardından, İngiltere’den KKTC’ye kaçmıştı. Polly Peck şirketi 1990 yılında 550 milyon sterlin borçla kayyuma devredilmişti.

Takoz Recep’in hayali gerçek oldu

Haziran 28th, 2012

Nuset Odabaş’ın haberi

Recep Çetin. Nam-ı diğer Takoz Recep.  Beşiktaş’ın efsane kaptanı Recep Çetin. Gordon Milne döneminde Beşiktaş’ın Metin, Ali, Feyaz üçlüsüyle fırtına gibi estiği, şampiyonluklar yaşadığı dönemde savunmanın bel kemiği Recep.  Malmö maçında kendi kalesine attığı golden sonra dönemin Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba’nın İsveç’te ‘onu bırakın’ dediği Recep Çetin. Beşiktaş’ın 13 yıl formasını giyen ve Milli takımda da 2 numarayla özdeşleşen Recep Çetin…

Beşiktaş’ın efsane ismi Recep Çetin’in büyük hayali gerçek oldu. Recep Beşiktaş’a yıllar sonra geri dönmenin sevincini paylaştı. Beşiktaş’tan uzak olduğu dönemde sık sık görüştüğümüz Recep Çetin duygularını dobra dobra açıkladı…

Kaptan yıllar sonra, futbolu bıraktıktan sonra yeniden Beşiktaş. Düşüncelerin neler?

Bugünlerde benden mutlusu yok. Dile kolay tam 13 yıl. Beşiktaş’tan öncesi de vardı ama ben Beşiktaş’la özdeşleşen bir futbolcuyum. Ben Beşiktaş deyince akla gelen futbolcular arasındayım. O yüzden Beşiktaş’a çok şey borçluyum. Bizler unutulmuştuk. Futbolu bıraktıktan sonra geriye dönüp sadece bakabiliyorsunuz. Eski şaşalı günlerini sadece hatırlayabiliyorsunuz. Ama artık ben yuvama geri döndüm. Uzun bir kamp döneminden sonra eve dönersiniz ya, ben artık Beşiktaş’la beraberim ve yuvamdayım. Çok mutluyum…

Bu mutlu günlerinde senin canını sıkmak istemem ama Beşiktaş zor durumda. Taşın altına elinizi soktunuz…

Evet. Taşın altına elimizi soktuk. Neden soktuk biliyor musun? Beşiktaş’ın bize ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaç karşısında duyarsız kalamazdık. Aslında önceki yıllarda da bunun için hazır olsanız bile bu bir ekip çalışması olduğu için bu döneme denk geldi. Biz ekip olarak bu görevi kabul ettik ve harıl harıl çalışacağız. Biliyorum başka soruların da olacak…

Evet. Beşiktaş’ın sorunlarını herkes biliyor. Malum maddi sıkıntılar. Bunların yanında transfer yapamama durumu da var. Taraftar siz eski Beşiktaşlılardan başarı da bekliyor. Teknik Direktör Samet Aybaba ve Teknik heyetinin çalışmalarından bize anlatır mısın?

Samet Aybaba Ulvi ve ben Beşiktaş’ın tüm sorunlarını masaya yatırdık. Yönetimle her gün istişare altındayız zaten. Şimdi herkes Beşiktaş’ı sorunlu kulüp diye görüyor ama Beşiktaş sorunları aşabilecek büyük bir kulüp, büyük bir camiadır. Bizler Beşiktaş için ne gerekiyorsa yapacağız ve bu sıkıntılı dönemde takımımızı diri tutacağız. Samet Aybaba kampa götüreceği 13 gençin ismini açıkladı. Bu gençlerden kullanacağımız isimler olacak. Mevcut kadromuzdan oynatacağımız isimler olacak. Yabancılarla ilgili tasarruflarımız olacak. Hepsinin kararını verip sağlıklı bir şekilde yola çıkacağız…

Peki Recep Beşiktaş Avrupa’da yok ve Siyah Beyazlı takımın akıbeti 5 Temmuz’da CAS kararından sonra belli olacak?

Biz sanki Avrupa’ya gidecekmiş gibi hazırlanıyoruz. Bak 29 Haziran’da başlayacak kampı Avrupa kupaları için 25 Haziran’a geri çektik. 5 gün önceden başlayacağız. Sıkıntılı dönemde doğru adımlar atarak, doğru temelleri oluşturarak yola devam edeceğiz.

Kaptan heyecanlı mısın?

Heyecanlı olmaz mıyım? Müthiş heyecanlıyım. Kulübe her gün çok mutlu geliyorum. Ailemle yaşadığım evden çıkıyorum, yine ailem kadar sevdiğim, yuvama geliyorum. Beşiktaş benim yuvam. Bu yuvada çok mutlu anlarım oldu. 5 Kez şampiyonluk yaşadım. Burada yeniden başarılı olmak çok istiyorum antrenör olarak…

Recep Çetin’in Beşiktaş taraftarına bir mesajı olacak mı?

Sadece büyük Beşiktaş taraftarına şunu söyleyeceğim beklesinler ve görsünler. Başka bir şey demeyeceğim. Haber7’den Beşiktaş taraftarına saygılarımı sunuyorum..

Teşekkürler kaptan…

Haziran 28th, 2012

 

Türkiye’deki taşıma alışkanlığının dünyadaki taşıma alışkanlığından farklı olduğunu ifade eden Yıldırım, bugüne kadar deniz yolunun ve demir yolunun kullanılmadığını, kara yoluna yoğunlaşıldığını söyledi. Küresel rekabet için taşıma maliyetinin aşağı çekilmesinin zorunlu olduğunu belirten Yıldırım, taşıma alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Demir yollarına yapılan yatırımları da aktaran Yıldırım, 2019 yılına kadar demir yollarının taşıyacağı yük miktarının en az 10 kat artacağını bildirdi. Bugün demir yolunda yapılan taşıma miktarının 25 milyon ton olduğunu, bu rakamın demir yolu tarihinin rekoru olduğunu ifade eden Yıldırım, AK Parti’nin hükümeti devraldığında bu rakamın 13 milyon olduğunu hatırlattı. Deniz yolu ve demir yolu taşımacılığının payının artırılması halinde kara yolu taşımacılığının payının yüzde 70’in altına düşeceğini dile getiren Yıldırım, kara yolu taşımacılığının taşımacılıktaki payının kendi dönemlerinde yüzde 92’den yüzde 89’a düşürüldüğünü belirtti.

 En pahalı taşımacılığın sırasıyla hava yolu, kara yolu, demir yolu ve deniz yolunda yapıldığını ifade eden Yıldırım, birinciyle sonuncu arasındaki farkın 7 kat olduğunu bildirdi. Demir yollarında 9 yılda yaptıkları yatırımlarla artık demir yollarının serbestleşmeye hazır hale geldiğini söyleyen Yıldırım, pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na bu konuda bir sunum yaptıklarının, düzenlemenin bu sene kanunlaşacağını, önümüzdeki yıl ise uygulamaya başlayabileceklerini kaydetti.

 Türk Hava Yolları’ndaki grevle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Yıldırım, grevle ilgili mağduriyetin sadece çalışan için olmadığını, o gün gitmeleri gereken yerlere gidemeyen 110 bin yolcunun da mağdur olduğunu belirtti. Yıldırım, “Çalışanlara hiçbir zaman duyarsız olunmaz ama keyfiyet hiçbir yerde kabul edilemez. Bu sorumsuz davranışı azmettirenin, inanıp işe gelmeyenin hakkı hukuku konuşuluyor” dedi.

Ankara’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı önünde bir kişinin hayatını kaybettiği göçükle ilgili de konuşan Yıldırım, bunun talihsiz bir olay olduğunu ifade ederek, “Bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu projeler risklidir. Hiçbir zaman kaza olmasını, kimsenin hayatını kaybetmesini istemeyiz. Bunun için gerekli tedbirler alınıyor ama bu işlerin riski çok yüksektir. Yer altına çalışıyorsunuz. Görmediğimiz bir sürü olay oluyor. Sıvılaşmış oradaki toprak. Dışarıdan yorum yapması çok kolay. Hiçbir zaman öyle biri olamadım. İyi ki olmadım. İşin içine giren bilir. Bu yönde açıklamalar yapınca gazeteler, ‘Bakan, kazalar olur dedi’ diye yazdı. Tedbirimizi alacağız ama bir yandan da hayat devam ediyor. İnsanlar trafikte eziyet çekiyor. Yolu kapatıyorsun, ‘Niye kapattın?’, metroyu yapmıyorsun, ‘Niye yapmıyorsun?’ diyorlar. Biz ikisini de aynı anda yapmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımız gece gündüz oradalar. O göçükten önce bizim arkadaşlarımız oradaydı, daha büyük şeyler de olabilirdi. Her türlü tedbire rağmen öyle ihtimaller vardır. Bunu tamamen ortadan kaldırma imkanı yoktur. Felaket tellallığı yapma niyetimiz yok. Bu konuda daha dikkatli davranılacak. Tatsızlık yaşanmaması için elimizden geleni çabayı göstereceğiz” diye konuştu.

 Metro çalışmalarının projeye göre oldukça hızlı gittiğini, kendilerini zamanlama açısından zorlayacak tek şeyin metro araçları olabileceğini ifade eden Yıldırım, bu araçların ihalesinin tamamlandığını ancak Kamu İhale Kurumu’nda bir itiraz bulunduğunu, bunun sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.

Meclis toplantısında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir ise, Suriye’nin Türk savaş uçağını düşürmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye’nin uluslararası hava sahasında Türk uçağını düşürmesini kınayan Özdebir, haince saldırıların tekrarlanmamasını dilediğini söyledi.

 Yıldırım’dan bazı isteklerinin olduğunu dile getiren Özdebir, öncelikle K2 belgeleriyle ilgili düzenleme yapılmasını istediklerini ifade etti.Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) demir yolu yükleme boşaltma yeri yaptıklarını anlatan Özdebir, vagon bulmakta zorlandıklarını, fiyatların da çok yüksek olduğunu, bu konuya bir çözüm bulunmasını talep ettiklerini kaydetti.Özdebir, Temelli’deki 5 OSB’yi şehre bağlayacak ve oradaki sanayicilerin ulaşımını kolaylaştıracak yolun da bir an önce tamamlanmasını istediklerini sözlerine ekledi.

Trafik Müdürü ‘radara’ yakalandı

Haziran 28th, 2012

 

Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Bölge Trafik Şube Müdürü Aşkın Kızık’a hız sınırını aştığı gerekçesiyle 140 lira ceza yazıldı.

Antalya Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Şube Müdürü Aşkın Kızık, 07 ACK 18 plakalı otomobiliyle Sakarya Bulvarı’nda seyir halindeyken 85 kilometre hızla radara yakalandı. Normalde 70 kilometre hızla gitmesi gereken yolda hız sınırını ihlal eden Kızık’a meslektaşları tarafından 140 lira ceza yazıldı. Kendisini tanıyan meslektaşlarının yazdığı cezaya hiçbir itirazda bulunmayan Kızık, cezayı aynı gün içinde ödediğini söyledi.

Kızık, hız sınırını aştığının farkında olmadığını ancak cezayı yedikten sonra hız sınırına daha fazla dikkat ettiğini söyledi.

Hakkari’da 300 kilo patlayıcı ele geçirildi

Haziran 28th, 2012

Hakkari’nin Çukurca ilçesinde, güvenlik güçleri tarafından yapılan çalışmalarda, 3 ayrı yerde toplam 300 kiloluk patlayıcı bulundu. Patlayıcılar, güvenlik güçleri tarafından bulundukları yerde imha edildi.

Hakkari Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, bölücü terör örgütü mensuplarınca, 19 Haziran günü Yeşiltaş Üs Bölgesi’ne yapılan saldırının ardından karayolu ile yapılacak takviye kuvvetlerini durdurmak, güvenlik güçlerine zayiat verdirmek ve insani yardıma engel olmak için yol güzergahına teröristlerce patlayıcı yerleştirildiğinin anlaşıldığı belirtildi.

Açıklamada, iki adet uzaktan kumandalı ve bir adet tuzaklı patlayıcı düzeneğin güvenlik güçlerince yerinde imha edildiği kaydedildi. İmha edilen yerlerde, yaklaşık 4 metre derinliğinde, 6 metre çapında patlama çukuru oluştuğu belirtilen açıklamada, büyük bir facianın önüne geçildiği dile getirildi.

CİHAN

Karadeniz’de füze denemeleri sürüyor

Haziran 28th, 2012

Milli Savunma Bakanlığı’na devri yapılan eski radar üssünde kısa süre önce yapım çalışmalarına başlanan füze test atış alanının tamamlanmasının ardından ilk test atışı 30 Mayıs tarihinde yapılmıştı.

Üç gün sürecek olan ikinci test atışı kapsamında Sahil Güvenlik tarafından balıkçılar ve gezi tekneleri uyarılarak saat 11.00 ila 17.00’ye kadar denize açılmamaları istendi. Atışların yapıldığı saatlerde bölgeye giriş ve çıkışlar polis tarafından kapatıldı.

Bugün gerçekleştirilen test atışları kapsamında üç füze ateşlendi. Füzelerin Karadeniz üzerinde konuşlandırılan hedefleri başarıyla vurduğu öğrenildi.Atışlar, soğuk savaş yıllarında ABD tarafından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) karşı dinleme amaçlı kurulan ve 1992 yılında kaldırılan Sülükgölü mevkisindeki eski radar üssünde, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın yüzde 35.5 ile en büyük hissedarı olduğu Roket Sanayi ve Ticaret A.Ş.(ROKETSAN) tarafından yapılıyor.

Muş’taki çatışmada 2 PKK’lı öldürüldü

Haziran 28th, 2012

Edinilen bilgiye göre, olay ilçeye bağlı Beşdam köyü kırsalında meydana geldi. Bölgede arama tarama faaliyeti sürdüren güvenlik güçleri, bir grup PKK’lı ile karşılaştı.

Askerlerin ‘Dur!’ ihtarına ateşle karşılık verilmesi üzerine çıkan çatışmada 2 terörist ölü, biri de sağ ele geçirildi. Bölgede operasyonların devam ettiği belirtildi.

Şehit Yıldız son yolculuğuna uğurlandı

Haziran 28th, 2012

Askeri helikopterle Şehit Üsteğmen Mustafa Solak Kışlası’na getirilen şehidin cenazesi, burada askeri cenaze aracına alınarak Merkez Camisi’ne getirildi.

Şehit Yıldız için düzenlenen cenaze törenine, Vali Vekili Mahmuthan Arslan, Vali Yardımcısı Özkan Demirel, Ağrı Belediye Başkanı Hasan Arslan, İl Emniyet Müdürü Halil Karataş, 4. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Asım Kocaoğlu, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ömer Kaptan ile diğer yetkililer ve vatandaşlar katıldı.

İl Müftüsü İzani Turan, burada yaptığı konuşmada, ”Şehitlerin elbisesi kefendir, dünyada ahirette şehitler bizim şahitlerimiz olacaktır. Cenabıhak, milletimize ülkemize huzur versin. Kim ki ülkemizin birliğine, beraberliğine kastediyorsa Allah onlara fırsat vermesin” dedi.

İl Müftüsü Turan’ın kıldırdığı cenaze törenin ardından, şehidin naaşı cenaze aracıyla Abdi köyündeki baba ocağına götürüldü.

Bu arada anne Ayfer Yıldız ile yakınları, şehidin tabutuna sarılarak gözyaşı döktü. Yıldız’ın cenazesi daha sonra köy mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.

4. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Kocaoğlu baba Nesim Yıldız’a şehidin beratını ve Türk bayrağı verdi.

Bu arada, köye gelen AK Parti Ağrı Milletvekilleri Mehmet Kerim Yıldız ve Ekrem Çelebi, şehit ailesine taziyelerini iletti.

Suriye sınırında askeri hareketlilik

Haziran 28th, 2012

İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugayı Şehit Ahmet Tor Kışlası’ndan saat 16.45 sıralarında Suriye sınırına askeri araç sevkıyatı yapıldı. 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Burhanettin Aktı’nın da içerisinde bulunduğu araçlar ile top ve füze rampaları, kent merkezinden geçip, uluslararası E91 Karayolundan sınıra doğru yola çıktı. Askeri sevkıyat sırasında trafik polisleri de güvelik tedbiri aldı.

Kentsel dönüşümü fay hatları belirleyecek

Haziran 28th, 2012

Deniz altına kurulacak 5 gözlem istasyonu ve Türkiye’de ilk kez uygulanacak deniz altındaki GPS ölçümleri sayesinde Marmara Denizi’ndeki fay hareketleri en ufak detaylarına kadar tespit edilecek. Elde edilecek detaylı veriler, İstanbul’un son dönemdeki önemli gündem maddelerinden kentsel dönüşüm çalışmalarına önemli veri girdisi sağlayacak.

Japon-Türk Deprem Araştırmaları Projesi (JTDAP) hakkında Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’nde düzenlenen basın toplantısında bilgi verildi. Toplantıda konuşan JTDAP proje yürütücüsü ve Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Gülen, proje çerçevesinde benzer felaketlere maruz kalan ülkelerin bireylerinin Japon ve Türk bilim adamları ile birlikte Marmara bölgesinde deprem sonucu oluşacak can ve mal kaybını minimuma indirebilmek amacıyla en modern teknolojileri kullanarak Marmara Denizi’nde denizaltı gözlem istasyonları kuracağını, bilimsel araştırmalar yapılacağını aktardı. Gülen, “Japon-Türk Deprem Araştırmaları Projesi (JTDAP) çerçevesinde Türkiye’den ve Japonya’dan toplamda 22 üniversite, araştırma enstitüsü ve kamu kurumları işbirliği ile oluşturulan konsorsiyum kapsamında her iki ülkeden de alanlarında uzman bilim adamları ekibinin katılımı ile Marmara Denizi’nde en modern ölçüm teknolojisine sahip deniz altı deprem istasyonları, deniz altı elektromanyetik istasyonları ve ilk kez denizaltı GPS istasyonları kurularak 5 yıl boyunca ölçümler yapılacak ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içersindeki kollarının depremselliğinin belirlenmesine yönelik detaylı bir bilimsel çalışma Türk ve Japon bilim adamları tarafından gerçekleştirilecektir.” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN HARİTASINI BELİRLEYECEK

Projeden elde edilecek ölçüm sonuçlarının kullanılarak muhtemel bir Marmara depreminin oluşturacağı deprem ve tsunami hasar ve tehlike haritasının güncelleneceğini aktaran Gülen şöyle konuştu: “Bahsedilen bilimsel çalışmalardan elde edilecek sonuçlar görselleştirilerek Afet eğitiminde kullanılacak ve deprem gerçeğinin daha iyi anlaşılacağı bir toplumsal bilinç oluşturulması hedeflenmektedir. Ayrıca bu proje deprem ve tsunami erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, sistem çıktılarının medya, internet ve telefon şebekeleri ile en hızlı bir şekilde geniş kitlelere ulaştırılması ve bu sistemlerin kurulmasına yönelik altyapı çalışmalarına destek sağlayacaktır.”

Projeden elde edilen veriler ve sonuçlarının Türkiye’nin son günlerde gündemini meşgul eden kentsel dönüşüm projelerine önemli bir veri sağlayacağını bildiren Prof. Dr. Gülen, “Projeden genel olarak beklenen sonuç, bilimsel araştırmaya dayanılarak elde edilecek sonuçların afet eğitiminde kullanılıp, kısa, orta ve uzun dönemde depreme hazırlık seviyesinin arttırılarak deprem zararlarının ve can kaybının azaltıldığı bir Türkiye yaratmaktır.” diye konuştu.

Proje ile elde edilen veriler ile muhtemel İstanbul depreminde hangi bölgenin ne şekilde etkileneceği bilgisinin ortaya koyulmasının hedeflendiğini ifade eden Gülen, “Hem deprem hem de tsunami simülasyonlarını gerçekleştireceğiz bu proje sayesinde. Bunlar çok önemli veriler.” ifadesini kullandı.

‘GPS ÖLÇÜMLERİ BİLİMSEL TARTIŞMALARA SON VERECEK’

Proje ile ilk kez Marmara Denizi’nin altıda GPS ölçümleri yapacaklarını vurgulayan Levent Gülen, aynı zamanda denizin altında elektro manyetik ölçümler yapılacağını aktardı. Marmara Denizi’nin içindeki fayların kolları ve dağılımları konusunda birden fazla teori olduğunu ve karışlıklı olarak bilim adamlarınca tartışıldığını anlatan Gülen, “Bizim bu yapacağımız deniz altı ölçümleriyle bu tartışmalar bir son vereceğiz. Bizzat denizin altında ne oynuyor, ne oynamıyor ölçeceğiz.” dedi.

Proje ile Marmara Denizinin altındaki deprem istasyonları sayısının 5’ten 10’a çıkarılmasının hedeflendiğini belirten Gülen, “Çok hassas olarak en küçük depremleri bile fay hattının dibinde denizin altında saptayabileceğiz. Bunları araştırıp inceleyebileceğiz.” şeklinde konuştu.

ERKEN UYARI SİSTEMİ İGDAŞ’TAN SONRA MARMARAY’DA DA KULLANILACAK

Gazetelerde yer alan İstanbul’da depremin 10 saniye önce öğrenilebildiği ve bu bilginin İGDAŞ’a gönderildiğini bilgisinin sorulması üzerine Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, İstanbul Proje Koordinasyon Birimi tarafından yürütülen İstanbul’daki Acil Bilgi Sistemi’nin geliştirilmesi projesi kapsamında çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. Acil müdahale sistemi kapsamında kullanılan 100 cihazın 200’e çıkarılacağını, aynı zamanda tüm donanım ve yazılımların yenileneceğini ifade eden Erdik, projenin en büyük kullanıcılarının İGDAŞ olacağını aktardı. İGDAŞ’ın kendi bölge regülatörlerine koymak için alacağı cihazlarla birlikte bu sayının 5-6 yıl içinde 500-600 cihaza kadar yükseleceğini ifade eden Erdik, “Dünyanın belki de en iyi enstrümante edilmiş bir kenti olacak İstanbul. Bu konuda büyük atılımlar içindeyiz. Şu anda iki tane de tünelimiz var bunları kullanacak. Bir tanesi Marmaray tüp tüneli, öteki de Marmaray’ın güneyinden geçen lastik tekerlekli araçlar için yapılan tünel olacak. Her iki tünelde de herhangi bir deprem anında trafiğin durdurulması erken uyarı sistemiyle yapılacak.” dedi.

Depremin yeri ve merkeze yakınlığına göre erken uyarı sisteminin 4 saniye ile 15 saniye arasında bilgi vereceğini anlatan Erdik, şu anda İGDAŞ tarafından kullanılan erken uyarı sisteminin, talep etmesi halinde fabrikalar ve otomasyonla çalışan büyük işletmelere de verilebileceğini bildirdi. Erdik sistem sayesinde herhangi bir deprem halinde doğalgazdan meydana gelen yangın olaylarının yaşanmayacağını sözlerine ekledi.

Sünnet yasağına DİTİB’ten cevap

Haziran 28th, 2012

DİTİB açıklamasında, ”Köln Eyalet Mahkemesi’nin dini emir, gelenek veya ebeveynin isteği ile erkek çocukların sünnet edilmesini ”adam yaralamak” suçu olarak değerlendirmesi ne inanca ve dini geleneğe saygı duyan hukuk mantığı, ne de toplumsal sağduyu ile izah etmek mümkündür. Verilen bu kararın bir dizi gereksiz tartışmaları, huzursuzlukları ve riskleri beraberinde getireceğinden endişe duymaktayız” denildi.

Adaletin hakim kılınmasının, bireyin ve onun haklarının korunmasının, bireyin biyolojik olduğu kadar, düşünce, inanç, ibadet, karar verme gibi zihin, duygu ve algı dünyasının bütünlüğünün muhafaza edilmesinin, toplumun gelenek ve değerlerine saygı duyarak toplumu huzur içerisinde bir arada tutmanın, hukuk felsefesinin önde gelen ilkeleri arasında bulunduğuna işaret edilen açıklamada, ”Bugünün interdisipliner anlayışı bize, hangi alanda olursa olsun bir konunun indirgemeci bir yaklaşımla dar açıdan değil, bilakis geniş açı ve farklı boyutların bütünlüğü içinde ele almasını öğretmektedir. İster dini isterse kültürel olsun, erkeklerin sünnet olması başta bir gelenek olmak üzere dünyada yüzlerce yıldır yapılan bir uygulamadır. Bugüne kadar milyonlarca insan, yüzlerce toplum ve hukuk geleneği erkeklerin sünnet olmasını ‘adam yaralama’ olarak tanımlamamıştır. İslam, insanın değil, dirisinin, ölüsünün bile vücut bütünlüğüne saygı duymakta, onu her türlü yaralama ve eziyet karşısında korumaktadır” ifadesine yer verildi.

İslam ve Müslüman kimlik açısından değerlendirildiğinde, erkeklerin sünnet olmasının, dinin bir hükmü, toplumsal bir kabulün ve geleneğin bir parçası olduğu ifade edilen açıklamada, ”Hukukun, bireyi ve toplumu inancıyla, geleneği ve kimlik unsurları ile bir bütün halinde değerlendirmesi, toplumsal gelenek ve örfü bile hukuka bir kaynak olarak görmesi gerekirken, garip bir tarzda gündeme düşen bu mahkeme kararı merkezli tartışmanın, bir an önce insanı bedeni ve manevi bütünlüğü içinde ele alan ‘inanç özgürlüğü garantisini hukukun tali değil, temel bir normu olarak gören bir anlayışla’ sonlandırılmasını istiyoruz” değerlendirmesine yer verildi.

TBMM Başkanlık Konutu yenileniyor

Haziran 28th, 2012

TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Haydar Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mevcut binanın ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek, tadilatla eksikliklerinin giderilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Hangi yılda yapıldığı belli olmayan binanın oturulacak durumda bulunmadığını dile getiren Çiftçi, ”Yapılan incelemenin ardından tadilat yerine yıkılıp yeniden yapılmasına karar verildi. Yeni bina Türk mimarisine uygun olarak inşa edilecek. İhalesi 12 Temmuz 2012 tarihinde yapılacak. Yeni konut, 23 Nisan 2013 yılında hizmete girecek. Yeni bina TBMM’ye yakışır olacak. TBMM Başkanı, yabancı konuklarını burada ağırlayabilecek” diye konuştu.

TBMM Başkanlık Konutu’nun mimari tanıtım projesinde, ”(TBMM’nin duvarında Hakimiyet Milletindir) anlamında ‘Egemenlik Ulusundur’ yazar. Millet yahut ulus da Türk milletidir. Bu nedenle TBMM Başkanlık Konutu Projesi’nin teması, Türk Mimarisi’dir. Cephelerde ve ana mahallerde kullanılan tezyinatlar, geniş saçaklar, cumbalar bu temayı oluşturan ana unsurlardır. Geçmişten geleceğe haber veren çağın tanığı bir bina hedeflenmiştir” ifadelerine yer verildi.

TBMM Başkanlık Konutu, 1. bodrum kat, 2. bodrum kat, zemin kat ve üst kat olmak üzere 4 kattan oluşacak.

Giriş holünden dairesel çift merdivenle üst kata ulaşılacak. Birinci katta özel alanlar yer alacak. Meclis Başkanı’nın çalışma odası da bu katta bulunacak.

Başkanlık Konutu’nun duvarlarında süslemelere de yer verilecek. Giriş holündeki süslemede, Kaşgarlı Mahmut’un ”Divanü Lugati’t Türk” kitabının içinde yer alan dünya haritası ile Matrakçı Nasuh’un eserine yer verilecek.

Japon uzmandan 7.3’e hazır olun’ uyarısı

Haziran 28th, 2012

JAPON deprem uzmanı Yoshinor Morikawi, Akdeniz’de son günlerde yaşanan deprem hareketliliğinin normal olmadığını belirterek, bölgede gelecek 5-10 yıl içinde Dichter ölçeğine göre 7.2 ve ya 7.3 büyüklüğünde bir depremin meydana gelebileceğini söyledi.

Antalya Afet Acil Durum İl Müdürlüğü tarafından ‘Deprem afetine hazır mıyız?’ başlığıyla düzenlenen toplantı, 112 Acil Çağrı Merkezi’nde gerçekleştirildi. Vali Ahmet Altıparmak’ın da hazır bulunduğu toplantıya kaymakamlar, ilçe belediyeleri, kamu kurumlarının il yöneticileri katıldı. Toplantıda, Japon deprem uzmanı ve yüksek mimar Yoshinor Morikawi katılımcılara deprem konusunda bilgi verip, tavsiyelerde bulundu. Aynı zamanda Japonya Yurtdışı İnşaat Şirketleri Derneği Genel Sekreteri de olan Yoshinor Morikawi’ye, Sezer Proje Mimarlık Mühendislik Müşavirlik firmasından inşaat yüksek mühendisi Bora Sezer eşlik etti.

Japonya’daki tsunami felaketinde Türkiye’nin çok ciddi yardımlarını gördüklerini ve Van depreminde de aynı hassasiyetle Türkiye’nin yanında olmaya çalıştıklarını belirten Morikawi, Türkiye’de özellikle okullar başta olmak üzere birçok ilde deprem öncesi, anı ve sonrasına ilişkin neler yapılması gerektiği konularında Japonya’nın tecrübelerini de içine alan eğitim çalışmaları yürütüklerini açıkladı.

55 İLDE DEPREM RİSKİ

20 yıldır Türkiye’de yaşadığını anlatan Yoshinor Morikawi, Türkiye’nin 81 ilinden 55’inin deprem riski açısından birinci sınıf tehlikeli bölgede olduğunu, buralarda 18 milyonu aşan inşaat varsa yüzde 67’sinin kaçak olduğunu söyledi. Marmara, İzmir- Denizli, Fethiye- Antalya, Erzincan- Erzurum- Van bölgelerinin başlıca risk taşıdığına değinen Yoshinor Morikawi, hem Japonya hem Türkiye’nin her an deprem olabilir düşüncesiyle hareket ederek her an hazır olmaları gerektiğine dikkat çekti.

Antalya’da Kemer, Kumluca, Finike, Demre, Kaş’tan oluşan batı bölgesinin deprem açısından daha çok risk taşıyan alanlar olduğunu dile getiren Yoshinor Morikawi, bölgedeki büyük depremlerin aralıklarına bakıldığında 284 yıl arayla olduğunun görüldüğünü, en son 1743’te büyük deprem yaşayan bölgenin 2027’ye kadar yine büyük bir deprem yaşabileceğini anlattı. Yakın tarihte bir depremin sözkonusu olabileceğini kaydeden Yoshinor Morikawi, “Tabii tam bilmek mümkün değil ama hazır olunsa iyi olur” dedi.

DEPREM YARIN DA OLABİLİR

Akdeniz’de son günlerde sık aralıklarla yaşanan depremlerin de sorulduğu Yoshinor Morikawi, net bir tarih söylemenin mükün olamayacağını, ancak gelecek 5-10 yıl içinde 7.2 ve ya 7.3 gibi büyüklükte bir deprem yaşanabileceğini söyledi. Morikawi, “Yarın da olabilir” dedi.

Depremlerin büyüklükleri ve binaların yapı içeriklerine göre karşılaştırmalı hasar oranlarını da anlatan Yoshinor Morikawi, Türkiye’deki binalarda en önemli hatalardan birinin giriş kısmındaki kolonların yeteri derecede güçlü oluşturulamaması olduğunu belirterek, bu yüzden yaşanmış birçok depremde de görüldüğü üzere, binaların alttan çökmesi ya da alt kısmı çökmüş ancak üst kısımlarında hasarsızlık gibi yüzlerce örnek olduğunu dile getirdi.

YAŞAM ÜÇGENİ

Morikawi, deprem anında yaşam üçgeni olarak adlandırdığı sistemi de anlattı; yatak, dolap gibi büyük eşyanın daha çok duvar kenarları yerine ortada olması gerektiğini, bu eşyanın yıkılan duvar ile arada yaşam alanları bırakabileceğini söyledi. Morikawi, su şişesi, deprem çantası ve toz maskesinin de hazır bulundurulması gerektiğinin önemine değindi