Archive for the ‘Kimdir Biyografi’ Category

Lütfi Müfit Özdeş

Cuma, Haziran 29th, 2012

Asker ve siyaset adamı. 1874 yılında Kırşehir’de doğdu. Harp Akademisi’ndeyken çöküşe hızla yaklaşan Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini değiştirmenin yollarını arayan genç subaylar arasında idi. Hürriyetçi görüşleri benimsemiş olan Mustafa Kemal ve Ali Fuat Cebesoy gibi subaylarla yakın ilişkiler kurdu. Bu arkadaşları ile birlikte gizli bir gazete çıkarma çabası içine girdi.

Girişimin cezası korktuğundan hafif oldu ve rütbesinin geri alınmasını beklerken, sürgün niteliğinde bir atanma emri aldı. Mustafa Kemal ile birlikte Şam’a gönderildi.

İstanbul’da başlayan dostluk Şam’da daha koyulaştı. Mustafa Kemal ile hemen her vakit beraber idiler. Çok geçmeden sürgünde tanıştıkları, tıp öğrencisi Mustafa Efendi, düşüncelerine yeni unsurlar ekledi. Aslında o da siyasetle ilgilendiği için İstanbul’dan uzaklaştırılmıştı.

Çok geçmeden bu üç arkadaş düşüncelerini gerçekleştirmek için bir örgüt meydana getirmeye karar verdiler ve Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurudular. Gizli cemiyetin karargahı tıp öğrencisi Mustafa Efendinin dükkanıydı. Lütfi Müfit, Milli Mücadelenin başından itibaren eski arkadaşı Mustafa Kemal’in yanında yer aldı.

Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar cephelerde savaştı. Savaşın sonunda Binbaşılıktan emekliye ayrılarak Meclise girdi (1923). 1939’a kadar Milletvekilliği yaptı. Bu süre içinde bir ara Şehremaneti müfettişliği yapan Lütfi Müfit 1940’da İstanbul’da öldü.

Şeref Tunca

Cuma, Haziran 29th, 2012

E. Öğretmen Kıdemli Albay Şeref Tunca 01 Temmuz 1923 tarihinde AMASYA’da doğdu. İlköğretimini tamamlamayı müteakip Erzincan Askeri Ortaokulu’na girdi. Spor sevgisi ve spor yapma alışkanlığını askeri öğrencilik yıllarında kazandı. Maltepe Askeri Lisesi’nde öğrenciliği sırasında çeşitli spor dalları ile meşgul olması öğretmenlerinin dikkatini çekerek Okul Atletizm Takımına alındı.

1941 yılında İSTANBUL Fenerbahçe Stadında yapılan Yıldızlar Türkiye Uzun Atlama müsabakalarında 6 metre 31 santimetre atlayarak Türkiye Rekoru’nu kırdı  ve Türkiye Birincisi oldu. Kara Harp Okulu Öğrenciliği döneminde Atletizm Federasyonu tarafından düzenlenen müsabakalarda uzun atlama, üç adım atlama ve 100 metre dallarında çeşitli birincilikler elde etti.

1944 yılında Kara Harp Okulu’ndan piyade subayı olarak mezun oldu.

1945:1947 yıllarında Teğmen olarak görev yaptığı Kahramanmaraş ilinde dönemin Atletizm Federasyonu Başkanı Nail MORALI’nın isteği üzerine Atletizm İl Temsilcisi oldu ve bölgede düzenlenen Kros yarışmalarında atletlerin başarılı sonuçlar almalarında  büyük katkı sağladı.

1951 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Yüksek Beden Eğitimi Okulunu bitirerek Beden Eğitimi Öğretmeni oldu ve 1951 yılında Konya Astsubay Hazırlama Okulu’na  tayin olduğunda Konya ilinde ilk resmi voleybol müsabakalarının başlamasına öncülük ederek ilk müsabakaların hakemliğini yaptı. 1956 yılına kadar Konya Astsubay Hazırlama Okulu’nda  görev yaptıktan sonra 1956 yılında ANKARA’ya Kara Harp Okulu’na öğretmen olarak atandı ve 1972 yılına kadar aralıksız 16 yıl öğretmenlik yaptı.

Bu süre  içerisinde bilahare TSK Spor Okulu ile İngiltere Kraliyet Ordu Spor  Okulu ve Akademisini bitirdi.

Yurtdışında; İtalya’da  atletizm, İngiltere’de Judo ve Jimnastik,  yurt  içinde ise; Futbol, Voleybol, Basketbol ve Hentbol Antrenörlük kurslarını gördü.

Lisanslı olarak;
–    Uluslararası Atletizm Hakemliği,
–    Uluslararası Yüzme Hakemliği,
–    Milli Futbol Hakemliği,
–    Milli Voleybol Hakemliği,
–    Milli Basketbol Hakemliği,
–    Milli Hentbol Hakemliği,
–    Atıcılık,Güreş ve Bisiklet Bölge Hakemliği yaptı.

1972:1976 yılları arasında Genelkurmay  Harekat Başkanlığı Eğitim Dairesi Beden Eğitimi ve Spor Şube Müdürü olarak görev yaptı ve bu görevden  kendi isteği ile emekli oldu.

Yaşamı boyunca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile  Federasyonlarda aşağıdaki görevlerde bulundu;
– Merkez Danışma Kurulu Üyeliği,
– 1971 İzmir Akdeniz Oyunları Merasim ve Seremoni Müdürlüğü,
– Hentbol Federasyonu Başkanlığı (En uzun süre görev yapan başkan olarak kayıtlara geçti),
– Atletizm Federasyonu Üyeliği,
– Voleybol Federasyonu Üyeliği,
– Güreş Federasyonu As Başkanlığı,
– Eskrim Federasyonu Üyeliği,
– Okçuluk Federasyonu üyeliği.

Emekli olmayı  müteakip; Kara Harp Okulunda, Harita Genel Komutanlığında ve TSK Spor Okulunda 2007 yılına kadar fahri olarak öğretmenlik yaptı.

2003 yılında Üç Genelkurmay Başkanı yetiştiren tek öğretmen olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından kendisine Onur Plaketi verildi.

Geçirdiği rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde tüm tıbbi müdahalelere rağmen 11 Ocak 2008 tarihinde vefat ederek Karşıyaka Aile Mezarlığına defnedildi.

İngilizce ve Fransızca bilen Emekli Öğretmen Albay Şeref TUNCA’nın 1 erkek ve 2 kız olmak üzere üç çocuğu bulunmaktadır.

TümgeneralSalih Güloğlu

Cuma, Haziran 29th, 2012

(E) Tümgeneral Salih Güloğlu 1948 yılında Gölcük’te doğdu. 1959 yılında Selimiye Askeri Orta Okuluna girdi, 1966 yılında Erzincan Askeri Lisesini bitirdi.

1968 yılında Kara Harp Okulundan topçu subayı olarak mezun oldu, Harp Akademisini bitirdi, Muhtelif Birliklerde görev yaptı.

Ulaştırma Okul Komutanlığı yaptı. 2007 yılında emekliye ayrıldı. 03 Mart 2008 – 30 Kasım 2008 tarihleri arasında TSK Dayanışma Vakfı Genel Müdürü olarak görev yaptı.

01 Aralık 2008 tarihinde TSK Mehmetçik Vakfı genel müdürü olarak görevlendirildi.

Kurban Yolsuzluğu…
Kurban bağışı kesim ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla 20 Aralık 2009 günü 8 ilde başlatılan operasyonlarda Salih Güloğlu da gözaltına alındı. Gözaltına alınan 63 kişiden 21 kişi tutuklandı. Mahkemece serbest bırakılan, ardından haklarında yakalama kararı çıkarılan 11 kişiden 5’i Ankara Adliyesi’ne gelerek nöbetçi savcılığa teslim oldu. Aralarında Mehmetçik Vakfı Genel Başkanı (E) Tümgeneral Salih Güloğlu’nun da bulunduğu 4 kişi daha sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcıları Hüseyin Kocabey ve Mehmet Tamöz’ün mahkemeye sevk ettiği  Mehmetçik Vakfı Başkanı Emekli Tümgeneral Salih Güloğlu, Emekli Kurmay Albay Cengiz Baştuğhan, Akif Emre Yalçınkaya ve Arif Uzun’un tutuklanmasına karar verildi.

MEHMETÇİK Vakfı Başkanı Salih Güloğlu, adliye çıkışında gazetecilere, “Kendimin ve ailemin yüzünü kızartacak hiçbir şey yapmadım. Böyle bir olaya adımızın karışmasından üzgünüz” diye seslendi.

Mehmetçik Vakfı Başkanı Salih Güloğlu’nun da aralarında bulunduğu kişiler “ihaleye fesat karıştırmak”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “sahtecilik” suçlarından mahkemeye sevk edilerek tutuklandı.

15 Ocak 2010 tarihinde Av. Mustafa Bir’in mahkemeye yaptığı itiraz üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

22 Mayıs 2010 tarihinde ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tamamladığı, kurban yolsuzluğu iddianamesinde, kesilmeyen her kurban için ayrı ceza talep edince, “nitelikli dolandırıcılık”la suçlanan Mehmetçik Vakfı Başkanı Salih Güloğlu hakkında istenen ceza 1 milyon 100 yıl hapise ulaştı.

Üsteğmen Zahit Güngör

Cuma, Haziran 29th, 2012

Çanakkale Savaşlarında kahramanlık gösteren pek çok jandarma personelinden biri de Üsteğmen Zahit’tir. Üsteğmen Zahit, Gümüşhane’nin Şiran içerisinden Yetimoğlu Mustafa’nın oğludur.

1882 yılında doğmuş, 29 Temmuz 1903’ te jandarma eri olarak Silahlı Kuvvetlere katılmıştır. Yedi yıl çeşitli hizmetlerde bulunarak amirlerinin takdirlerini kazanmış ve subay olması için İstanbul Jandarma Subay Okuluna gönderilmiştir. Bu okulun iki yıllık eğitimini başarı ile tamamladıktan sonra, 25 Mart 1912’de teğmen olarak okuldan mezun olmuştur. Atandığı Sivas İl Jandarma Alay Komutanlığına bağlı birliklerde başarılı görevler yapmış, bu görevler sonunda birçok ödül ve takdirname almıştır.

Teğmen Zahit, Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ankara Seyyar Jandarma Alayı emrine atanmıştır. Bir süre sonra İzmir’e giden Alay, burada Enver Paşa ve Mareşal von der Goltz tarafından denetlenmiş, savaş yapabilecek durumda olduğu görüşünce, 62’nci Piyade Alayı adıyla 20’nci Tümenin kuruluşunda yer alarak, Çanakkale Savaşlarına katılmıştır.

62’nci Alay, Çanakkale Cephesinin güney kesimindeki en kanlı muharebelerin yapıldığı Kerevizdere de bulunuyordu. Bu alayın 1. Taburunun 3. Bölüğü, Kerevizdere’nin Şehitler Tepesi’nde çok kanlı, çetin muharebeler yapmak zorunda kalmıştı. İki tarafın siperleri arasındaki mesafe en fazla 30 metre idi. Bazı yerlerde bu mesafe 3-4 metreye kadar iniyordu. Her iki taraf da toprağa iyice gömülmüşlerdi. Fırsat buldukça siperlerini geliştirmek, sığınakları ıslah etmek için canlarını dişlerine takarak çalışıyorlardı. Mevzilerinin yakınlığı nedeniyle taraflar birbirlerinin adeta soluk alıp verişini hissediyorlar, birbirlerinin çabalarını etkisiz hale getirmek için gece gündüz demeden uğraş veriyorlardı. Bir siperden atılıp karşı tarafın siperleri içine düşen el bombası birkaç kişiyi öldürüyor veya yaralıyordu. Karşılıklı süngüleşme ve baskınlar yapılıyor. Göğüs göğse acımasız bir savaş, aralıksız sürüp gidiyordu. Teknik bakımdan üstün olan İngilizler, Kara Kedi adı verilen bombalarla bize büyük kayıplar verdiriyorlar, mevzilerimizde büyük yıkıntılara neden oluyorlardı. İşte bu kanlı muharebelerin birinde 62.Alay 4.Tabur Bölük Komutanlarından biri şehit olunca, daha önce Şehitler Tepesi’ndeki çatışmalarda büyük başarılar gösterdiğinden dolayı 14 Eylül 1915’te üsteğmenliğe yükseltilen 3’üncü Bölük Takım subaylarından Zahit, bu bölüğün komutanlığına atandı.

Zahit; uzun boylu, sarışın ve yakışıklı bir subaydı. Komutanlığına atandığı yeni bölükte, durup dinlenmeden, tükenmek bilmeyen bir enerji ile çalışarak, düşmanın yıktığı siperleri kendisi de erleriyle birlikte çalışarak bir gecede tamir ediyor, yeniden düzene sokuyordu. Fakat düşman, gece yapılan, onarılan bu siperleri ertesi gün tekrar yıkıyordu. Üsteğmen Zahit ve yiğit erleri, gece canlarını dişlerine takarak bu siperleri yeniden onarıyorlardı. Böylece günler ve aylar akıp gidiyordu.

Üsteğmen Zahit, gene böyle bir gün yıkılan mevzileri onarmakla uğraşırken Alay Komutanı Binbaşı Nazmi (sonraları Vali, Genel Müfettiş, Milletvekili Nazmi Toker) onun bölüğüne de gelerek çalışmaları yakından izledi. Üsteğmen Zahit, onardığı siperleri komutanına gösterdi. 3-4 metre ötede korkunç bir yılan gibi uzanıp giden düşman hatları hakkında komutanına bilgi verdi ve silahların nerelerde mevzilenmiş olduklarını gösterdi. Uzayıp giden siperler içinden komuta yerine dönmekte olan Alay Komutanı, en tehlikeli bölgede düşmanın öldürücü ateşleri altında günlerdir duran bu kahraman subayı hiç olmazsa birkaç gün nasıl dinlendirebileceğini düşünüyordu. Alay Komutanı, Tabur Komutanına Zahit in bölüğünün başka bir bölükle değiştirilmesinin uygun olacağını bildirdi. Bunu öğrenen yiğit subay, Tabur Komutanını;
“Komutanım, ben bu bölgeye alıştım, girdisini çıktısını öğrendim. Bizim yerimize gelecek bölük alışıncaya kadar çok sıkıntı çekecektir. Alay Komutanımın ellerinden öperim ve beni değiştirmemesini istirham ederim. Bölüğümle burada çok iyi işler görebilirim. Eğer buradan alınırsam çok üzülürüm,” diyerek yerinin değiştirilmemesini istedi.
Onun, bu içten gelen isteği komutanlarınca kabul edildi. Aradan geçen günler, Zahit in hakli olduğunu ortaya koydu. Her geçen gün ona yeni bir başarı kazandırıyor ve arkadaşları arasındaki ününü artırıyordu.

1915 yılı Ağustos ayında aldığı yeni takviyelerle giriştiği taarruzlarda da başarı kazanmayan ve Türk askerinin vatan aşkı ile dolu çelik göğsünü aşarak İstanbul’u almaktan ümidini kesen düşman, 1915 yılı sonlarına doğru cepheyi boşaltmaya karar vermişti. Düşmanın bazı hazırlıklar yaptığı gözleniyordu. Bu hazırlıkları öğrenmek için geceleri küçük kuvvetlerle yapılan baskınlardan birine düşmanın alışagelenden çok daha fazla ateşle karşılık vermesi üzerine Üsteğmen Zahit, bunun bir çekilme hareketini gizlemek amacıyla yapılmakta olduğundan kuşkulanarak 8-9 Ocak 1916 da bütün bölüğüyle birlikte saldırıya geçti. Şimdi gecenin zifiri karanlığı içinde cehennemi andıran bir boğuşma başlamıştı. İşaret fişekleri gecenin bağrında kanayan bir yara gibi yanıp sönüyor, aydınlatma mermileri karanlık denen devi yere yıkarak bölgeyi kısa bir süre için gündüze çeviriyordu. Bu arada vatanlarını kurtarmak için en aziz varlıkları olan canlarını fedada en ufak bir duraksamada bulunmayan yiğitlerle, her türlü modern ve öldürücü silah ve gereçlere sahip bir ordunun çok üstün kuvvetleri arasında, amansız bir boğuşma sürüp gidiyordu. Süngü şakırtıları ile Allah Allah sesleri ve Hurra nidaları birbirine karışıyordu. Türk askeri, kükremiş bir aslan gibi saldırıyor, İleri, İleri haykırışlarıyla birbirini yüreklendiriyordu. Üsteğmen Zahit, adeta masal kahramanları gibiydi. Kalpağı başından düştüğünden dolayı rüzgarın etkisiyle dalgalanan sarı saçları, alev alev yanan gözleriyle, bölüğün en önünde ilerliyor ve bir an evvel denize ulaşmaya çalışıyordu. Bu arada yakınında patlayan bir mayın onu yere serdi. Yüzü, gözü toprak, üstü başı kan içinde idi. Yarasının ağırlığı hemen belli oluyordu. Biraz evvel başında koştuğu bölüğünü şimdi ancak bakışlarıyla izliyordu. Az sonra ruhunu teslim ederken, dudaklarından ebedi saadete erenlerde görülen bir gülümseme vardı.

Üsteğmen Zahit, Çanakkale Savaşının son şehitlerindendir. Cesedini gömmeden evvel ceplerinde yapılan aramada karısına yazılmış, fakat gönderilme imkanı bulunamamış bir vasiyetname çıktı. Üsteğmen Zahit’in bugün elimizde ne bir fotoğrafı, ne de mezarı vardır. Çanakkale Savaşında can veren binlerce yiğit Türk evladıyla beraber gönüllerimizde yaşamaktadır. Aziz hatırasına hürmet olmak üzere de, Kara Hüseyin tarafından çevrilen vasiyetnamesi aşağıya alınmıştır:

“Aziziye (Pınarbaşı) İlçesinin Kılıç Mehmet Bey Köyünden Ahmet Efendi kızı eşim Hanife Hanıma.

1. İşte bugün seferberlik ilan edildi. Ben hem kendim, hem mesleğim itibariyle tam bir asker, hem şerefli bir askerim.
2. Asker olmam nedeniyle, sevgili vatanımı savunmaya gidiyorum. Gidip gelmemek, gelip bıraktıklarımı bulmamak da olabilir. Bu gibi durumların insanlık aleminde meydana geleceği imkar olunamaz.
3. Böyle olmakla beraber şu vasiyetnameyi yazmak hemen ölmek demek değildir.
4. Ulu Tanrı ve İlahi mukadderat ben seni, seni beni tanımadığımız ve bilmediğimiz halde, uzak bir memleketten bizi birbirimize nasip etti. Allah’ın emrine ve Peygamberin kavline uygun olarak nikahımız kıyıldı. Yaşadığımız sürece geçimimizi sağlamaya çalıştım. Fakat, bizi toparlayıp bir araya getiren devletimizi harp ilan eder ve ben de Vatanım uğruna şehit olursam, Ulu Tanrı elbet ruhlarımızı birbirine kavuşturur. Vatan uğruna şehit olursam bana ne mutlu. Böyle bir hal olduğunda mevcut olan eşyam ve taşınabilir mallarımdan mihri müeccelinizi almanız için sizi vekil olarak görevlendiriyorum. Eğer bunlar yetmezse hakkınızı helal edeceğinize ve beni borçlu yatırmayacağınıza eminim.
5. Birbirimize verdiğimiz sözlerden dönmemenizi ister ve umarım. Ruhuma bir mevlit okutmak vicdanınıza kalmıştır. Kendim için başka bir şey istemiyorum. Şehitlik bana yeter.
6. Altı maddeden ibaret bu vasiyetnamemi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”

Bu mektubun içinde kırmızı kurdeleye bağlı bir de altın gibi sapsarı bir demet saç bulunmuştur. Bu saçlar, aziz şehit’in biricik yavrusu Nadide’ye aitti.

Kaynak:
Em. Tümg. Hüseyin IŞIK
Silahlı Kuvvetler Dergisinin 265. sayısından alınmıştır.
(MART 1978)


Gümüşhane’nin Şiran ilçesinden Çanakkale şehidi 20. piyade tümeni 62. Alaydan Üsteğmen Zahid Gümüşhane’nin Şiran İlçesinde düzenlenen bir törenle adına İlçe girişinde anıt yapıldı. Şehit Üsteğmenin adı Şiran İlçesindeki giriş caddesine verildi.

Şehit Üsteğmen Zahit anıtın açılışı için düzenlenen törene dönemin Gümüşhane Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Keser, Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı M.Cihan Kısa, Emniyet Müdürü Ali Tom, Gümüşhane eski Milletvekili Bedri Yaşar, Şehit Üsteğmenin yakınları vatandaşlar ve öğrenciler katıldılar.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından sunuculuk görevini öğretmen Tuğba Yıldırım Şehit Üsteğmen Zahit’in öz geçmişini ve vasiyetini okumak için kürsüye geldi.Üsteğmen Zahid ile ilgili vasiyeti okurken çok duygulanan Öğretmen Tuğba Yıldırım yerini öğretmen arkadaşı Yasin Atmaca’ya bırakmak zorunda kaldı. Protokol sıralarında oturan Şehit Üsteğmenin yeğeni Yemliha Kıran ise gözyaşlarını tutamadı.

Gümüşhane İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Keser, geçen yıl haziran ayında Jandarma Dergisinde yayınlanan ‘Kahraman Asker’ başlıklı makaleyi okuduğunu ve Şehit Üsteğmen Zahit’in Şiranlı olduğunu öğrendiğini belirterek” Bu nedenledir ki bu şehidimizin Şiran İlçemize adına bir anıt yapmayı planladık. Anıtın yapılmasında eski Parlamenterimiz Bedri Yaşar’ın, ilçe kaymakamının, belediye başkanlarımızın, Şiranlıların büyük desteğini gördük. Çanakkale’de yapılan meçhul asker anıtı dışında belki de ülkemizde ilk defa bir Çanakkale Şehidimiz için bir ilçeye anıt yapılmış oldu. Bu da bizlere nasip oldu” dedi

HER ZAMAN HAZIRIZ
Kıdemli Albay Mehmet Keser Çanakkale Zaferinin Üsteğmen Zahitlerin, Mehmetlerin, Ahmetlerin, Hasanların zaferi olduğunu belirterek “Günümüzde de ülkemizi bölmek isteyen iç ve dış mihraklara karşı aynı mücadele azmiyle dopdoluyuz. Şehit olmaya hazırız. Bu vatanı böldürmeyeceğiz. Bu Milletin birliğini bozdurmayacağız.Bu Ülke sonsuza dek yaşayacak, bu Bayrak sonsuza dek dalgalanacaktır.

VATAN SINIRLARI KANLA, CANLA ÇİZİLİR
Gümüşhane Valisi Hasan Basri Güzeloğlu ise vatanın birliği ve bütünlüğü doğrultusunda canını seve seve veren şehitlerle dolu bir millet olduğumuzu belirterek” Vatan, onun uğruna canını seve seve veren bir milletle bütünleşirse vatan olur. Vatan, sınırları o milletin kanıyla, canıyla çizilirse yurt olur. Bin yıllık Anadolu tarihi her dönemde iç ve dış tehditlere, düşmanlara, devletin birlik ve bütünlüğüne dönük saldırılara karşı net ve açık olarak milli duruşunu her dönemde sergilemiştir.Vatanı için bir gül bahçesine girercesine canını seve seve vermiştir. Çanakkale Savaşları tahmin edilemeyen bir mücadeleye sahne olmuştur. Nice askerlerimiz çoluğunu, çocuğunu, bırakarak yurt savunması için cepheye koşmuştur. İşte bu ülke böyle kahramanlar çıkardığı için bahtiyardır. Şiran böyle bir kahraman çıkardığı için mutludur. Bu ülke şehitleriyle bir bütündür.Tüm şehitlerimizin huzurunda saygı ile eğiliyorum.” dedi.

Yapılan konuşmalardan sonra Şehit Üsteğmen Zahit Güngör’ün adının verildiği sokağa Vali Güzeloğlu, Albay Keser ve Şehit Üsteğmenin yakınları ile birlikte tabela dikildi ve Üsteğmen için yapılan anıtı örten Türk Bayrağı kaldırılarak Şehit Üsteğmen Zahit Güngör adına yapılan anıt açıldı. 2004

İbrahim Artuç

Cuma, Haziran 29th, 2012

1926’da dünyaya geldi. 1946’da topçu subayı olarak Kara Harp Okulu’ndan, 1956’da kurmay yüzbaşı olarak Kara Harp Akademisi’nden mezun oldu. ABD Harp Akademisi’ni okuduktan sonra Türk Kara Harp Akademisi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yaptı. Orduda değişik hizmetlerde bulundu ve 1972’de albay rütbesiyle emekli olduktan sonra bir yayınevinde çevirmenlik ve metin yazarlığı yaparken “Çöl Tilkisi Rommel”, “Avrupa Cephesi”, Hitler’in Harika Komandoları” adlı eserleri çevirdi. Sonra ikinci telif eser olarak “Hitler ve İkinci Dünya Harbi’Nin Kaderi”ni yazdı.

Yazar son dönemlerde Türkiye’nin yakın tarihini yakından ilgilendiren olaylar hakkında bir çok telif esere imza attı.

TuğgeneralBahtiyar Aydın

Cuma, Haziran 29th, 2012

Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN, 1946 yılında Giresun ili Piraziz İlçesi Nefs-i Piraziz Köyü`nde doğdu. İlkokul eğitimini aynı köyde tamamladı. Ortaokul ve Lise öğrenimini Bulancak İlçesi’nde tamamlayarak 1963 yılında girdiği Kara Harp Okulu’ndan 30 Ağustos 1965 tarihinde Jandarma Asteğmen olarak mezun oldu. 1966 yılında Piyade Subay Temel Kursu’nu, 1967 yılında Jandarma Subay Temel Kursu`nu başarıyla tamamladı.

1967 – 1976 yılları arasında sırası ile Van – Bitlis – Yalova – İstanbul ve Samandağ’da çeşitli birliklerde Bölük Komutanlığı görevinde bulundu.

1976 – 1978 yılları arasında Kara Harp Akademisi’nde öğrenimini tamamlayarak Jandarma Kurmay Binbaşılığı’na terfi etti. Kurmay Subay olarak Çanakkale ve Mardin’de Kurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Harekat Şube Müdürlüğü ile Şırnak’ta 119. Jandarma Sınır Alay Komutanlığı görevinde bulundu. Ardından Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı ve Jandarma Okullar Komutanlığı Öğrenci ve Kurslar Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

30 Ağustos 1992’de Tuğgeneral’liğe yükselerek Jandarma Okullar Komutanlığı görevine atandı.

1993 yılında Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı’na atandı.

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde hain bir terörist kurşununun isabet etmesiyle şehit oldu.

22 Ekim 1993’te görevi başında şehit edilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın Paşa’mız evli ve 2 çocuk babasıydı.

S. D. isimli terör örgütü itirafçısı örgütten kaçmış, teslim olmuş ve sonra, 3.5 yıl PKK’lı olarak dağlarda yaşadıklarını yazmış. S. D. kitabında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şehit düşmesi olayına da özetle şöyle değiniyor: “PKK, 22 Ekim 1993’te Diyarbakır’ın Lice ilçesini bastı. Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komando Komutanlığı, Kaymakamlık ve diğer kamu binaları ateşe tutuldu. Saldırı üzerine Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın helikopterle Lice’ye geldi ve Jandarma Bölük Komutanlığı`nın bahçesine indi. Tuğgeneral Aydın, komutanlık binasına ilerlerken beraberindekilere yaylım ateşi açıldı. Kendisi dürbünlü suikast tüfeği ile şehit edildi…”

Şehit Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ı rahmetle yad ediyoruz. Ruhu şad olsun.

Mehmet Ergun Sapmaz

Cuma, Haziran 29th, 2012

10 Aralık 1952 tarihinde Denizli’de doğdu. 1966 -1969  Kuleli Askeri Lisesi, 1969 -1972  Kara Harp Okulu, 1972 -1973 Topçu ve Füze Okulu’nda eğitim gördü.

1973 – 2003 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde Alay Komutanlığı, Garnizon Komutanlığı, Genelkurmay Karargâhında Seferberlik Şube Müdürlüğü, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinde Danışmanlık, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde Başkan Yardımcılığı gibi Komutanlık ve Karargah Görevlerinde bulundu. 

E.Topçu Kıdemli Albay Mehmet Ergun Sapmaz Ocak 2003 – 01 Aralık 2008 tarihleri arasında TSK Mehmetçik Vakfı Genel Sekreteri olarak görev yapmıştır. Mehmetçik On-line Projesinin hayata geçirilmesi için önemli çalışmalar yapmış ve Mehmetçik Vakfı bu projeyle 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği yarışmada Yılın En İyi Projesi ödülünü almıştır.

Bekir Sami Günsav

Cuma, Haziran 29th, 2012

1879 yılında Bandırma’da doğdu. 1902’de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek kurmay yüzbaşı oldu. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’na katıldı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra 56. Tümen komutanlığına atandı. Kısa bir süre 17. Kolordu komutan vekilliği görevi yaptı. Batı Anadolu’da ulusal direnişin örgütlenmesinde önemli rol oynadı.

Kula’da 27 Haziran 1919’da 56. tümen komutanı olarak Bursa’ya gitti. 3 Ekim 1919’da Kürt Mustafa Paşa’yı Bursa vali vekilliği görevinden uzaklaştırdı.

11 Nisan 1920’de Mustafa Kemal tarafından askerî ve mülkî yöneticileri görevden alma, tutuklama ve idam cezası uygulama da dahil olağanüstü yetkilerle donatıldı.

Bursa yöresinde Yunan birliklerine karşı direndiyse de 8 Temmuz 1920’de kentten ayrılmak zorunda kaldı. Mustafa Kemal’in kenti boşaltma emrini bir hükümet kararı olarak kendisine verdiğini söylese de Bursa’yı Yunanlara teslim etmekle suçlandı ve 14 Temmuz 1920’de görevinden alındı.

31 Temmuz 1920’de Bekir Sami Bey, Bursa Valisi Hacim Muhittin Bey ve Aşir Bey hakkında gensoru önergesi verildi. Bu gelişmeler yüzünden konumu sarsılan Bekir Sami Bey, Kasım 1920’de Antalya ve Muğla yöresi komutanlığına daha sonra kendi isteğiyle Kuzey Kafkasya askeri temsilciliğine atandı. Temmuz 1922’de açığa alındıktan sonra hiçbir görev üstlenmedi.

Kurtuluş Savaşı anılarını kitaplaştırdı ve 9 Eylül 1934’te İstanbul’da vefat etti.

Şeref Tunca

Cuma, Haziran 29th, 2012

1923’te Tokat’ta doğan Tunca, 1944 yılında Kara Harp Okulu’nu 1950’de Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü’nü bitirdi. 1961’de İngiltere Kraliyet Ordu Spor Akademisi’nde öğrenim gördü. CISM’de Genelkurmay Başkanı Adına Türkiye’yi temsil etti. Atletizm, voleybol, güreş, eskrim, federasyonlarında yönetim kurulu üyesi, Hentbol Federasyonu’nda başkanlık görevi yaptı.

TuğgeneralŞadi Öner

Cuma, Haziran 29th, 2012

Siirt’te doğdu. Tank Alb. Şadi Öner Yüksek Askeri Şûra Kararı ile 30 Ağustos 1997 tarihinden geçerli olmak üzere Tuğgeneralliğe terfi etti. 2001 yılı Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında görev süresi uzatıldı.

Tuğgeneral Şadi Öner Gelibolu 2. Kolordu’ya bağlı, 18. Zırhlı Tugay Komutanı olarak görev yaptı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Tuğgeneral olarak emekli oldu.

E. Tuğg. Şadi ÖNER Anıtkabir Derneği Yönetim Kurulu Başkanı’dır.

TuğgeneralTemel Cingöz

Cuma, Haziran 29th, 2012

Tuğgeneral Temel Cingöz, 1941 yılında Seferihisar’da doğdu. Kara Harp Okulu’ndan 1960’ta, Piyade Okulu’ndan 1961’de, Jandarma Subay Okulu’ndan 1964’te mezun oldu.

Batman, Mardin, Hakkari, Elazığ ve Bitlis’te uzun yıllar görev yaptı.

1988 – 1990 yılları arasında Siirt’te Jandarma Alay Komutanlığı görevini üstlendi.

Güneydoğu sorununa yaklaşımı sert olarak bilinen Cingöz’ün koruculuğun yaygınlaşması için kullandığı yöntemler eleştirildi.

İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Zübeyir Aydar, Siirt’ten sürgüne gönderildiği sırada Cingöz’ün kendisini ölümle tehdit ettiğini öne sürdü.

Adana Bölge Jandarma Komutanı olan Cingöz, 23 Mayıs 1991 Perşembe günü Yeni Baraj Mahallesi’ndeki evinden otomobiliyle göreve giderken silahlı dört kişi tarafından çapraz ateşe alınarak şehit edildi.

Aynı gün Ankara’da da Emekli Korgeneral İsmail Selen de bir suikast sonucu şehit oldu.

Halil (Kut) Paşa

Cuma, Haziran 29th, 2012

Halil (Kut) Paşa (1882 – 1957) Enver Paşa’nın ondan iki yaş büyük amcası. “Kut’ül Amare Kahramanı” olarak bilinir.

1882’de İstanbul’da doğdu. Harp Akademisi’nde Mustafa Kemal ile aynı sınıfta okudu. İttihat ve Terakki Fırkası’na girdi. I. Dünya Savaşı’nda Kut’ül Amere cephesinde General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetlerini esir aldı. Ardından Irak askerî valiliğine getirildi. Goltz Paşa’nın ölümü üzerine 6. Ordu komutanlığına atandı.

Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Diğer İttihaçılarla birlikte Bekirağa Bölüğü’ne kapatıldıysa da Yahya Kaptan tarafından kaçırıldı. Sivas’a giderek Heyet-i Temsiliye başkanı Mustafa Kemal ile görüştü. Buradan Azerbaycan’a giderek Enver Paşa ve kardeşi Nuri Paşa ile buluştu. Kurdukları İslam Ordusu’yla Ermeniler’e karşı savaştı. Bu arada Ankara Hükümeti adına Moskova yönetimi ile görüştü. Sovyetler’in Ankara Hükümetine gönderdiği külçe altınları getirdi.

Ankara Hükümeti’nin Türkiye’de oturmasına izin vermemesi üzerine Moskova’ya döndü.(1921)

Enver Paşa, Türkistan’da Sovyet yönetimine karşı savaş başlatınca, Halil Paşa Rusya’yı terk ederek Almanya’ya gitti(1922). Kurtuluş Savaşı’ndan sonra hükümetin izniyle İstanbul’a yerleşti.

1957’de İstanbul’da vefat etti. Anıları, “Kut’ül Amare Kahramanı Halil Paşa’nın Anıları: Bitmeyen Savaş” adıyla 1972’de yayımlandı.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Dicle ve Fırat boyunda 1915-1916 yıllarında yapılan çetin mücadelelerin ardından 29 Nisan 1916’da Kutü’l-Ammare zaferinin kazanılmasında vatan müdafaası için her türlü sıkıntı ve yokluklara göğüs gererek canlarını veren kahraman Türk askerlerini bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun!…


KUTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)

11 Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, jeopolitik ve stratejik bakımdan önem arz eden Dicle-Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezine kadar uzanır.

24 Kasım 1914’te Basra’yı işgal eden İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Türk birlikleri Bağdat’ın hemen güneyindeki Selmanpâk mevziine çekilmişlerdir. İngilizler 21-22 Kasım 1915’te Selmanpâk mevziine taarruza başlamışlardır. 23 Kasım 1915’de 51 nci Türk Tümeninin kuzeyden yaptığı karşı taarruz üzerine İngiliz kuvvetleri, 4.000 kişi zayiat vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Geri çekilen İngiliz Kuvvetleri teması keserek 3 Aralık sabahı Kutü’-l Ammare’ye ulaşmışlardır. General Townshend Kutü’l-Ammare’ye kapanarak burayı bir kale gibi savunmaya karar vermiştir. Türk kuvvetleri takviye birliklerinin gelmesiyle 5 Aralık günü Kutü’l-Ammare’ye taarruz etmişlerdir. Irak Ordusu Komutanlığı, 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e gönderdiği mesajda, direnmemesi ve Türk kuvvetlerine teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak Townshend’dan olumsuz cevap gelmesi üzerine 14 Aralık 1915 tarihinde birliklerine taarruz emrini vermiştir. 15 Aralık günü de devam eden taarruzda bir sonuç alınamamış ve taarruza son verilmiştir. Ancak kuşatmanın daha şiddetli devamı kararlaştırılmıştır. İngilizler, Kutü’l-Ammare’de mahsur kalan General Townshend’i kurtarmak için bundan sonra Aralık 1915-Nisan 1916 tarihleri arasında pek çok girişimde bulunmuşlar, ancak sonuç alamamışlardır. Bu başarısız girişimler üzerine İngiliz Kolordu Komutanı bütün ümidini kaybetmiştir. İngiliz makamlarınca deniz ve kara yoluyla Kutü’l-Ammare’ye yardım gönderme girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bundan sonra Türk makamlarıyla yapılan görüşmelerde teslim şartlarının müzakeresine başlanmış ve General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmuştur. Türkler, Kutü’l-Ammare’de İngilizlerden başta İngiliz Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere bir tümeni esir almışlardır.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Kut Şehitliği
1920 yılında Bağdat’a 180 km uzaklıkta Kutü’l-Ammare’de inşa edilen şehitlik, etrafı duvarlarla çevrili büyük bir anıt şeklindedir. Burada 7 subay ve 43 er olmak üzere 50 şehidimizin mezarı bulunmaktadır.

Sonuç olarak; Kutü’l-Ammare Muharebesi; Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra İngilizlere karşı kazandığı ve bir tümeni bütün personeli ile birlikte esir aldığı eşsiz bir zaferdir.

Korg.Şükrü Naili Gökberk

Cuma, Haziran 29th, 2012

Bursa, Eskişehir ve İstanbul‘un düşman işgalinden kurtuluşu sırasında Türk ordusunun başında şehre giren Kurtuluş Savaşı kahramanıdır.

1876’da Selanik’te doğdu. 1899’da Harp Okulu’nu 1902’de Harp Akademisi’ni bitirdi ve Genelkurmay yüzbaşı olarak Selanik’te görev aldı.

14. Tümen kurmay başkanıyken Balkan Savaşı’na katıldı. 1920’de 49. Tümenle Kırklareli bölgesinde Yunanlılara karşı savaşan Şükrü Nail daha sonra Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçti. 15. Tümen komutanıyken Eskişehir ve Sakarya savaşlarına 3. Kolordu komutanı olarak da Başkomutanlık Meydan Muharebesine katıldı.

1922’de Tümgeneral oldu. Eskişehir ve Bursa’yı düşmandan temizledikten sonra Bandırma’yı da geri alan Naili Paşa, Lozan Barış Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra Kolordusuyla birlikte İstanbul’a girdiğinde sevinç gösterileriyle karşılandı.

1926’da Korgeneralliğe yükseldi. 1934’te kolordu komutanıyken emekliye ayrılan Gökberk, 1935’te İstanbul‘dan milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. 26 Ekim 1936’da Edirne’de hayatını kaybetti. Mezarı, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’ndadır.

Şükrü Naili Bey’in Nazire Hanım ile evliliğinden Turgut, Macit (Prof. Dr.) ve Saadet adlı üç çocuğu olmuştur.

Prof. Dr.İbrahim Şevki Atasagun

Cuma, Haziran 29th, 2012

1899’da İstanbul’da doğdu. 1921’de Askeri Tıbbiye’yi bitirdi. Kurtuluş Savaşına katıldı. Savaştan sonra iç hastalıkları uzmanlığını tamamladı ve İstanbul Tıp Fakültesinde öğretim üyesi oldu.

Profesörlüğe yükseltildi. Bir süre sonra tekrar ordu hizmetine geçti. Çeşitli askeri hastanelerde başhekimlik yaptı.

1957’de Tümgeneral iken emekliye ayrıldı.

1958-1960 arasında Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığında bulundu.

1961 seçimlerine katılarak Nevşehir senatörü seçildi. Cumhuriyet Senatosu başkanlığını yürütürken hasta olan cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e uzun süre vekalet etmiştir.

Senatörlük görevi bittikten sonra (1977), siyasetten çekildi.  Tıp alanında çeşitli eserleri vardır. 1984 yılında vefat etti.

TümgeneralMelih Tunca

Cuma, Haziran 29th, 2012

08 Şubat 1950 tarihinde doğdu.

E. Tümgeneral Melih Tunca 2003 yılında başladığı TSK Mehmetçik Vakfı Genel Müdürlüğü görevinden 5 yıllık hizmet süresinin dolması sebebiyle 01 Aralık 2008 tarihinde ayrılmıştır.

2005 – 2008 yılları arasında TÜRKTRUST A.Ş yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır.

7 Nisan 2010 günü yapılan Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) 14. Olağan Genel Kurulu’nda, genel başkanlığa Emekli Tümgeneral Melih Tunca seçildi. Tunca, genel kurula katılan 129 delegeden 107’sinin oyunu aldı.

Bayan Gülçin Tunca ile evli olan Melih Tunca’nın 2 kız çocuğu vardır. İngilizce bilmektedir.

Ahmet Tuncer

Cuma, Haziran 29th, 2012

Topçu Kurmay Alb. Ahmet TUNCER 1962 yılında Sivas’ta doğdu. 1983 yılında Kara Harp Okulundan Topçu Teğmen olarak mezun oldu.

1984 yılında Topçu Okulundan mezun olduktan sonra ilk olarak 1984-1986 yılları arasında 28. Tugaya Takım Komutanı olarak atandı. 1986-1988 yılları arasında 6. Kolordu Topçu Alayında ve 1988-1990 yılarında 8. Kolordu Topçu Alayında Batarya Komutanlığı yaptı. 1990-1992 yılları arasında 4. Mekanize Topçu Alayında Karargah Bölük ve 92-95 yılları arasında 2. Kolordu Hava Savunma Tb.’nda Karargah Bölük Komutanlıkları yaptı. Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademilerinden mezun olduktan sonra 1998-2000 yılları arasında 1. Mekanize Tüm. ve Siirt 3. Komando Tug. karargahlarında Hrk. Ve Eğt.Ş.Md. olarak görev yaptı. 2002-2003’te 54ncü Mknz.Tuğ. Tank Tabur K.lığı yaptı.

2003-2006 yıllarında Milli Askeri Temsil Başkan Yardımcısı olarak SHAPE Kh.’ndaki görevini tamamlayarak 2006 yılında Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi K.lığı görevine atandı.

Alb.TUNCER evli ve bir kız çocuk sahibi olup iyi düzeyde ingilizce bilmektedir.

İlyas Bozkurt

Cuma, Haziran 29th, 2012

Kurmay Albay, BİOEM Komutanı

Kur.Alb. İlyas BOZKURT 1964 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Kara Harp Okulu’ndan Topçu Teğmen olarak mezun oldu. 1991 Yılına kadar çeşitli Hava Savunma birliklerinde takım ve batarya komutanlığı yaptı. 1991 yılında Topçu ve Füze Okulu’na Hava Savunma Öğretmeni olarak atandı.

1992-1994 yılları arasında Kara Harp Akademisinde öğrenim gören Alb.BOZKURT, 1994 yılında Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra 2 nci P.Tug. da bir yıl süreyle Loj.Ş.Md.lüğü yaptı. 1995 yılında Gnkur.Tatb.Ş.Pl.Sb.lığına atandı. Bu görevi yürütürken Pakistan Komuta Kurmay Kolejine seçildi ve bir yıl bu ülkede eğitim gördü. 1998 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi eğitimini müteakip, 4 ncü Mknz.P.Tug. 2 nci Tnk.Tb.K.lığına atandı.

1999 yılında yurt dışı sürekli göreve seçilen Alb.BOZKURT, sırasıyla Brüksel’de bulunan; Batı Avrupa Birliği As.Kh., Avrupa Birliği Askeri Temsilciliği ve NATO Askeri Temsilciliğinde birer yıl Plan Subaylığı yaptı. 2002-2004 yılları arasında Dağ ve Komando Tugayında Kurmay Başkanlığı yaptı. 2004 yılında K.K. Hrk. Bşk. lığına   Pl. Ş. Md. olarak atandı ve bu görevde bir yıl kaldı.

2005 yılı genel atamalarında TSK BİOEM (Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezi) K. lığı görevine atanan Kur. Alb. İlyas BOZKURT halen bu görevi sürdürmektedir. İngilizce bilen Kur. Alb. İlyas BOZKURT evli ve üç çocuk babasıdır.

TümgeneralNecdet Sezginer

Cuma, Haziran 29th, 2012

Tümgeneral Necdet SEZGİNER 1954 yılında Kastamonu’da doğmuştur. 1974 yılında Kara Harp Okulundan, 1975 yılında Zırhlı Birlikler Okulundan mezun olmuştur.

2002 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiştir. Bu rütbe ile 4 yıl süreyle 5 nci Zırhlı Tugay Komutanlığı görevinde bulunmuştur.

2006 yılı Yüksek Askeri Şura kararıyla, Tümgeneralliğe terfi ederek Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı görevine atanmıştır.

Tümgeneral Necdet SEZGİNER, evli ve iki çocuk babasıdır.

Hüsrev Gerede

Cuma, Haziran 29th, 2012

Hüsrev Gerede, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihininin önemli isimlerinden olan Türk asker, politikacı ve diplomattır. Kurtuluş Savaşı sırasında iç isyanların bastırılmasında rol oynadı. Savaştan sonra Büyükelçi ve milletvekili olarak görev yaptı.

1886 yılında Edirne’de doğdu. Rıdvanbeyoğlu ailesinden Ferik (Korgeneral) Mehmet Ali Paşa ile Mah-I Nur Hanım’ın oğludur. 1908 yılında Harp Akademisi’ni kurmay yüzbaşı olarak bitirdi. I. Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde görev aldı.

Mustafa Kemal ile Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatan 18 kişiden birisidir. 19 Mayıs 1919’dan itibaren Mustafa Kemal Paşa’nın kurmay heyetinde istihbarat ve siyasi şube müdürlüğü yaptı. Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara’daki tüm mili mücadele hareketlerine katıldı. katıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı ‘nda Trabzon milletvekili olarak bulundu. İstanbul’un işgali üzerine Ankara’ya geçti, Trabzon milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışmalarına katıldı.

Bolu İsyanı sırasında, Gerede Olayı’nda gösterdiği başarıdan dolayı Atatürk daha sonra kendisine Gerede soyadını verdi.

Cumhuriyet döneminde askerlikten ayrılarak, Budapeşte, Sofya, Tahran, Tokyo, Berlin ve Rio de Janeiro Büyükelçiliklerinde bulundu, elçiliği sırasında Türk-Japon ve Türk-Alman dostluğunun güçlenmesine çalıştı. 1934 yılında Rıza Pehlevi’nin Ankara’ya gelmesini ve Türk-İran dostluğunu güçlendirilmesini sağladı.

Gerede, 1949’a kadar milletvekilinde çeşitli illerin temsilciliğini yapmayı da sürdürdü. 1934-1936 yılları arasında Urfa, 1942-1947 yıllarında Sivas milletvekiliydi.

Gerede’nin Japonya ve Almanya üzerine kitapları vardır. Atatürk ile ilgili anılarını yayımlamıştır.

İstanbul, Şişli’de, uzun yıllar yaşadığı caddeye Hüsrev Gerede anısına bir anıt dikilmiştir.

OrgeneralOrhan Yöney

Cuma, Haziran 29th, 2012

Orgeneral Orhan Yöney, 1942 yılında Bursa’da doğdu. 1962’de Kara Harp Okulu’ndan, 1963’te Topçu Okulu’ndan mezun oldu.

1972 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı çeşitli birliklerde takım komutanlığı ve bölük komutanlığı yapan, 1974 yılında Kara Harp Akademisi’nden mezun olan Orgeneral Yöney, ardından kurmay subay olarak 4. Piyade Tümen Komutanlığı emrinde Plan Subaylığı, Harp Akademileri Komutanlığı’nda öğretim üyeliği, Brüksel/Belçika’da Shape Karargahı’nda Kuvvet Geliştirme Proje Subaylığı ve Plan Prensipler Daire Prensipler Şube Kısım Amirliği, Genelkurmay Strateji ve Plan Daire Strateji Şube Proje Subaylığı, Avrupa Grubu ve Nükleer Şube Plan Kısım Amirliği ve Şube Müdürlüğü, Genelkurmay Antlaşmalar Dairesi Antlaşmalar Şube Müdürlüğü, 9. Piyade Tümen Topçu Alay Komutanlığı, 3. Ordu Harekat Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1990 yılında tuğgeneralliğe terfi eden Yöney, bu rütbe ile Genelkurmay Strateji ve Kuvvet Plan Daire Başkanlığı,
Brüksel/Belçika’da IMS Plan ve Prensipler Daire Başkan Yardımcılığı ve 19. Piyade Tugay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1994 yılında tümgeneralliğe terfi eden Orgeneral Yöney, bu rütbe ile Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanlığı, Genelkurmay Strateji ve Kuvvet Plan Daire Başkanlığı, Genelkurmay Strateji Daire Başkanlığı, 4. Kolordu Komutan Yardımcılığı ve 1. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, Milli Güvenlik Akademisi Komutanlığı görevlerini yürüttü.

1999 yılında korgeneralliğe terfi ederek 6. Kolordu Komutanlığı ve Brüksel / Belçika’da Türk Askeri Temsil Heyeti (TMR) Başkanlığı görevinde bulunan Orgeneral Yöney, 2003 yılında orgeneralliğe terfi etmiştir. Orgeneral rütbesi ile NATO Güneydoğu Avrupa Müşterek Komutanlığı ve 3. Ordu Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 30 Ağustos 2006 tarihinden geçerli olarak Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı görevine atanmıştır.

Emel Yöney ile evli olan Orgeneral Orhan Yöney’in, 2 çocuğu bulunuyor. Orgeneral Yöney, İngilizce biliyor.