Taksim’i yayalaştırma projesine protesto

Haziran 28th, 2012

Taksim Meydanı’nda, ”Betonlaştırma, insansızlaştırma, kimliksizleştirme projesine karşı Taksim Dayanışması” pankartının arkasında toplanan protestocu grup adına, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Akif Burak Atlar bir açıklama yaptı.

Atlar, kentlerin kültürel kimliğini ve toplumsal belleğini oluşturan, koruma altına alınmış kamusal alanların ortadan kaldırılmasını öngören projelerin hayata geçirildiğini savundu.

Projeyle, Taksim’in merkezindeki park alanlarının betonlaşacağını iddia eden Atlar, durumun düzeltilmesi için Taksim Dayanışması Platformu ve semt sakinlerince Büyükşehir Belediyesi’ne çok sayıda itiraz dilekçesi iletildiğini belirtti.

Taksim’in, koruma altına alınmış bir tarih ve kültür varlığı olduğunu ifade eden Atlar, ”Hepimize açık, hepimizin hakkı olan, şehrimizin merkezindeki yegane park alanı, depremde sığındığımız Gezi Parkı elimizden alınmakta, ağaçlar yürüme, buluşma ve dinlenme alanları yine betonlaşmaya kurban edilmeye çalışılmaktadır” dedi.

Atlar, Büyükşehir Belediyesi’nin, yarın Taksim Meydanı’nı yayalaştırma projesini ihaleye çıkartacağını söyleyerek, ”Demokrasi meydanımıza sahip çıkalım. Herkesi, yarın ihalenin yapılacağı Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplanmaya davet ediyorum” diye konuştu.

Vatandaşlara, üzerinde ”Taksim hepimizin” yazan temsili tapu senetleri dağıtan gruptakilerden bazıları, Taksim Meydanı’nda oturma eylemi başlattı.

Yayalaştırma projesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin, 16 Eylül 2011’de oy birliğiyle kabul ettiği proje kapsamında, trafik tamamen yer altına alınarak Taksim Meydanı’nın Gezi Parkı ile bütünleşmesi sağlanacak. Meydanın ortasında kalan metro ve füniküler çıkışı da yanlara alınarak yayaların İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’na kesintisiz erişimi gerçekleşecek.

Meydana çıkan bütün trafik tamamen yer altına alınarak, Taksim Meydanı ve çevresinde parçalı şekilde bulunan yaya alanları birbirine kesintisiz bağlanacak. Ulaşımda zaman zaman yaşanan trafik de ortadan kalkacak.

Proje kapsamında, Tarlabaşı ve Cumhuriyet bulvarları araç trafiği, AKM önü ve Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı çevresinde bulunan araç yolları yer altına alınarak, bu alanlar yayalara bırakılacak. ”Oteller Bölgesi” olarak bilinen Talimhane’den İstiklal Caddesi’ne erişim trafiğe takılmadan kesintisiz şekilde sağlanacak. Projeyle 98 bin metrekarelik bir alan yayalaştırılmış olacak.

Ş.Urfa ve Hatay’a askeri araç sevkiyatı

Haziran 28th, 2012

Araçların sınır hattında konuşlandırılacağı öğrenildi.

-Hatay-

Hatay’da ise İskenderun ilçesindeki 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na ait bir grup askeri araç, sınırdaki ilçelere sevk edildi.

AA muhabirlerinin edindiği bilgiye göre, İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugayı Şehit Ahmet Tor Kışlası’ndan çıkan yaklaşık 30 araçlık konvoy ilçe merkezinden geçerek E-91 karayolundan sınıra doğru hareket etti.

Askeri araçlar, güvenlik önlemleri altında Yayladağı ilçesine geldi. Aralarında bir askeri ambulansın da bulunduğu araçların Yayladağı Garnizon Komutanlığı’na giriş yaptığı görüldü.

Konvoydaki askeri araçlardan bazıları da Reyhanlı ilçesine bağlı 3. Piyade Hudut Birliği’ne geldi. Birliğe gelen araçlara polis ve jandarma ekipleri eskortluk yaptı. 

Taksim Meydanı’nda ‘yayalaştırma’ tepkisi

Haziran 28th, 2012

Taksim Meydanı’nda, ”Betonlaştırma, insansızlaştırma, kimliksizleştirme projesine karşı Taksim Dayanışması” pankartının arkasında toplanan protestocu grup adına, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Akif Burak Atlar bir açıklama yaptı.

Atlar, kentlerin kültürel kimliğini ve toplumsal belleğini oluşturan, koruma altına alınmış kamusal alanların ortadan kaldırılmasını öngören projelerin hayata geçirildiğini savundu.

Projeyle, Taksim’in merkezindeki park alanlarının betonlaşacağını iddia eden Atlar, durumun düzeltilmesi için Taksim Dayanışması Platformu ve semt sakinlerince Büyükşehir Belediyesi’ne çok sayıda itiraz dilekçesi iletildiğini belirtti.

Taksim’in, koruma altına alınmış bir tarih ve kültür varlığı olduğunu ifade eden Atlar, ”Hepimize açık, hepimizin hakkı olan, şehrimizin merkezindeki yegane park alanı, depremde sığındığımız Gezi Parkı elimizden alınmakta, ağaçlar yürüme, buluşma ve dinlenme alanları yine betonlaşmaya kurban edilmeye çalışılmaktadır” dedi.

Atlar, Büyükşehir Belediyesi’nin, yarın Taksim Meydanı’nı yayalaştırma projesini ihaleye çıkartacağını söyleyerek, ”Demokrasi meydanımıza sahip çıkalım. Herkesi, yarın ihalenin yapılacağı Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplanmaya davet ediyorum” diye konuştu. 

Vatandaşlara, üzerinde ”Taksim hepimizin” yazan temsili tapu senetleri dağıtan gruptakilerden bazıları, Taksim Meydanı’nda oturma eylemi başlattı. 

-Yayalaştırma projesi-

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin, 16 Eylül 2011’de oy birliğiyle kabul ettiği proje kapsamında, trafik tamamen yer altına alınarak Taksim Meydanı’nın Gezi Parkı ile bütünleşmesi sağlanacak. Meydanın ortasında kalan metro ve füniküler çıkışı da yanlara alınarak yayaların İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’na kesintisiz erişimi gerçekleşecek.

Meydana çıkan bütün trafik tamamen yer altına alınarak, Taksim Meydanı ve çevresinde parçalı şekilde bulunan yaya alanları birbirine kesintisiz bağlanacak. Ulaşımda zaman zaman yaşanan trafik de ortadan kalkacak.

Proje kapsamında, Tarlabaşı ve Cumhuriyet bulvarları araç trafiği, AKM önü ve Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı çevresinde bulunan araç yolları yer altına alınarak, bu alanlar yayalara bırakılacak. ”Oteller Bölgesi” olarak bilinen Talimhane’den İstiklal Caddesi’ne erişim trafiğe takılmadan kesintisiz şekilde sağlanacak. Projeyle 98 bin metrekarelik bir alan yayalaştırılmış olacak.

AB’deki Müslüman Kadınlarla ilgili rapor

Haziran 28th, 2012

Rapora ilişkin görüş raporu hazırlayan AK Parti Bursa Milletvekili Kara: -”Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman kadınların en büyük sorunlarının başında vatandaşlık ve yasal oturma izni alınamaması geliyor ve bu da entegrasyonda sorunlara yol açıyor

Kara, Avrupa’daki Müslüman kadınlar konusundaki görüş raporunu konuya 5 farklı açıdan hazırladığı rapor:

1.Vatandaşlık kazanımı ve yasal yollardan yerleşim hakkı kazanamamanın sonuçları:

Avrupa’daki Müslüman kadınların Avrupa toplumunun bütünleyici bir unsuru olduğunun altını çizmek gerekiyor. Avrupa ülkelerindeki göçmenlerin birçoğu bulundukları ülkelerde uzun yıllardan beri yaşıyor olmalarına karşın içlerinden çok az bir bölümü bulundukları ülkede vatandaşlık hakkı kazanmıştır. Bu durum, üye ülkelerde son yıllarda gözlemlenen göçmenler ve göçmen ailelerinin vatandaşlık hakkını kısıtlamaya yönelik eğilimin bir örneğidir. Göç Komisyonu, geçmiş çalışmalarında Avrupa Konseyi üye devletlerindeki uygulamalarda, kadın göçüne yönelik özel durumların yeterince dikkate alınmadığını, aksine, aile göçü konusunda daha katı yasaların yürürlüğe konulduğunu belirtmiştir.

2.Göçmenlerin ve özellikle İslam dininin imajı sebebiyle Müslüman kadınların maruz kaldığı sıkıntılar:

Özellikle 11 Eylül’den beri İslam dinini bağnaz bir dil olarak yorumlayıp tanıtmaya yönelik eğilimin yaygınlaşması Müslüman kadınların bu olumsuz tasvirden giderek daha çok etkilenmesine sebep olmaktadır. Basın özellikle siyasi tartışma programlarında türban, erken evlilikler, çok eşlilik, namus cinayetleri gibi ikincil nitelikteki konulara yoğunlaştığı için, Müslüman olmayan Avrupalılarda önyargı ve çekinceler doğmaktadır. Göçmenler ve özellikle Müslüman kadınlar hakkında gerçeğe daha uygun bir algı oluşturulmalı ve İslam’ın daha doğru anlaşılabilmesi sağlanmalıdır.

3.Türban sorununun ve Müslüman kadınların maruz kaldığı dramatik konuların indirgemeci bir yaklaşımla ön plana çıkarılmasından ziyade onların karşı karşıya kaldığı gerçek sorunların farkına varılması:

Türban konusu gibi faydasız tartışmalar bir yana bırakılmalı ve bu tartışmaların gölgede bıraktığı siyasi ve sosyal dönüşüm, işsizlik, toplumsal dışlanma, ırkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçi şiddet, nesiller arası çatışmalar ve fırsat eşitsizliği gibi gerçek sorunlara odaklanılmalıdır. Avrupa’daki Müslüman kadınların farklılıklar barındıran bir toplum olduğu ve Avrupa toplumuna katılımları ve katkıları daha iyi anlaşılmalıdır.

4.Müslüman kadınların güçlendirilmesi / özerk hale gelmesi:

Entegrasyonun karşılıklı bir çabanın ürünü olduğu düşünülecek olursa, Müslüman kadınların bağımsızlaşma/güçlenme süreci aktif bir katılım gerektirmektedir. Avrupa’daki Müslüman kadınların bağımsızlaşma/güçlenme ve entegrasyon  sürecini kolaylaştıracak anahtar faktörlerden biri eğitim ve iş imkanlarına ayrımcılığa maruz kalmadan eşit erişim olanaklarının sağlanmasıdır. Vatandaşlık ve çifte vatandaşlık özendirilmeli, vatandaşlık talep edenler haksız, abartılı ve keyfi uygulamalara ve oturma izni veya diğer hakların geri alınması gibi durumlara karşı korunmalıdır.

5.Müslüman kadınların uyum ve özerkleşme sürecinde karşılaştığı engeller:

Avrupa’daki Müslüman kadınlar ve genel olarak göçmenler günlük yaşamda, okulda, işte ve sokakta; ırkçılık, sözlü ve fiziksel sataşmalar ve damgalamaya maruz kalmaktadırlar. Bu tip olayların, Müslüman kadınların kendilerine olan güvenlerin zedeleyerek bağımsızlaşma ve güçlenme sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Bu bağlamda, 2011 tarihli 1846 no’lu karar Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin dine veya inançlara dayalı her tür ayrımcılık ve şiddete karşı mücadele etmesi gerektiğinin altını çizmiştir.

Soros’a göre Merkel yanlış yönlendiriyor

Haziran 28th, 2012

ABD’li ünlü yatırımcı George Soros, Almanya’nın Euro Bölgesi’nde yaşanan krize karşı ayak diremeye son verip, mali sektör ve bankacılıkta konsoldiasyona öncülük etmesi gerektiğini, yoksa Almanya’nın Euro Bölgesi’nin çöküşünden sorumlu bir imparatorluğun merkezi olmakla yetineceğini söyledi.

Soros, İngiliz gazetesi Financial Times’a yazdığı makalede, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kriz konusundaki tutumunu eleştirdi.

Merkel’in, İspanya ve İtalya üzerindeki piyasa baskısını azaltacak tüm önerileri geri çevirdiğini belirten Soros bu haftaki Avrupa Birliği zirvesinin fiyaskoyla sonuçlanabileceğini kaydetti. 

Yunanistan’ın euro’dan olası bir çıkışı için Euro Bölgesi’nin yeterince koruma altında olmadığını yazan Soros, “Bu durum Almanya’nın küçük çıkarlarına hizmet edebilir ama açık Avrupa toplumundan çok daha farklı bir ortam yaratacak. Almanya ‘imparatorluğun merkezi’ olacak ama çevre sürekli mahkum bir pozisyonda kalacak” yorumunda bulundu.

‘Yanlış yönlendiriyor’

Soros, Merkel’in güçlü bir lider olduğunu ancak Avrupa’yı yanlış tarafa yönlendirdiğini ifade etti. Angela Merkel’in mali birlik olmadan Euro tahvil ihracına karşı olmasını da eleştiren Soros, mali birlik ve banka birliğinin birlikte, adım adım oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Soros ayrıca çekirdek Avrupa ile sorunlu Avrupa ülkelerinin arasındaki ayrışmanın artabileceğini, bunun sonucunda sorunlu ülkelerin eski rekabet güçlerine erişemeyebileceğini söyledi.

 

İspanyol bankaları varını yoğunu satıyor

Haziran 28th, 2012

İspanya’ın finans kültüründe büyük bir değişiklik yaratacak satışın ülkenin telekom sektörü lideri Telefonica, petrol devi Pepsol ve enerji şirketi Iberdrola’yı da etkileyecek. İsviçre bankası UBS İspanyol bankaların sahibi olduğu şirket hisselerinin 22 milyar euro’luk kısmının satılacağını hesaplıyor.

Örneğin 19 milyar euro’luk bir kurtarmaya ihtiyaç duyan Bankia, teknoloji firması Indria’nın yüzde 20’sini, havacılık şirketi International Airlines’ın yüzde 12’sini, Iberdrola’nın yüzde 5.3’ünü satacak.

‘Avrupa devi’ mezata çıktı

Kriz nedeniyle zor duruma düşen İspanyol bankaları ‘varını – yokunu’ satmaya hazırlanıyor

Avrupa Birliği’nden 100 milyar euro’luk yardım almaya hazırlanan İspanyol bankacılık sektörü ülkenin dev şirketlerindeki paylarını da satışa çıkaracak.

İspanya’ın finans kültüründe büyük bir değişiklik yaratacak satışın ülkenin telekom sektörü lideri Telefonica, petrol devi Pepsol ve enerji şirketi Iberdrola’yı da etkileyecek. İsviçre bankasıUBS İspanyol bankaların sahibi olduğu şirket hisselerinin 22 milyar euro’luk kısmının satılacağını hesaplıyor.

Örneğin 19 milyar euro’luk bir kurtarmaya ihtiyaç duyan Bankia, teknoloji firması Indria’nın yüzde 20’sini, havacılık şirketi International Airlines’ın yüzde 12’sini, Iberdrola’nın yüzde 5.3’ünü satacak.

Reuters’a bilgi veren bankacılara göre Bankia, otel zinciri NH Hoteles hisselerini de satmak zorunda kalacak.

Yardım talep etmese de bir diğer İspanyol bankası La Caixa’nın da elindeki değerli hisselerin bir kısmını satması bekleniyor. La Caixa doğalgaz devi Gas Natural’in yüzde 37’sine, otoyolişletmecisi Abertis’in yüzde 28’ine, Repsol’ün yüzde 12.8’ine ve Telefonica’nın yüzde 5.1’ine sahip.

Moody’s’ten Bankalara tırpan

İspanya Ekonomi Bakanı Luis De Guindos, İspanyol bankalarının yeniden sermayelendirilmesi için Avrupa fonlarından istenen dış yardımla ilgili olarak “Yardım alacak bankalar, yeniden yapılanma planlarını ve bilançolarındaki toksik varlıkları ayırma önlemlerini sunmak zorunda kalacaklar” dedi.

Bu arada kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, 28 İspanyol bankasının kredi notunu düşürdüğünü açıkladı. Öte yandan İspanya Hazinesi, dün düzenlediği 3 ve 6 ay vadeli bonoihalesinde 3 milyar 77 milyon euro borçlanırken, kısa vadeli bono ihalelerinde faiz oranı 1 ay öncesine göre üçe katlandı.

Üç ay vadeli bono ihalesinde faiz oranı yüzde 2.5 ile geçtiğimiz kasım ayından bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Bir ay önce faiz yüzde 0.879’du

Hazine arazileri Torba Yasa’ya girdi

Haziran 28th, 2012

İçinde bütçe kanunlarının sadeleştirilmesinin de yer aldığı 20 maddelik tasarı dün TBMM’ye sunuldu. Tasarının 18’inci maddesi ile Tapu Kanunu’na geçici 4’üncü madde eklendi. Buna göre Hazine’ye ait taşınmazların, özel kanunlar kapsamında kalanlarının, hangi kanun kapsamında kaldıkları ve tabi oldukları kısıtlamalar en geç 1 yıl içinde ilgili tapu müdürlüklerine bildirilecek ve tapu kütüklerine gerekli şerhler belirtilecek.

Sözkonusu taşınmazlara ilişkin tasarruflarda, ilgili idarelerden görüş alınması yerine doğrudan tapu kütüklerindeki bilgiler esas alınarak işlem yapılacak. Aynı torba yasa ile birlikte Maliye Bakanlığı’nın görevlerini düzenleyen 178 sayılı KHK’nın Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün görevleriyle ilgili maddesine bir ekleme yapıldı. Dünya Gazetesi’nin haberine göre; bu eklemeyle birlikte Milli Emlak’ın görevleri arasına, “Gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan, kamu kurumları için ihtiyaç duyulanların Hazine’ye ait taşınmazlarla trampa işlemlerini yapma” da eklendi.

BÜTÇE KANUNU’NDA MADDE SAYISI AZALIYOR

Tasarının gerekçe kısmında yer alan bilgilere göre bütçe kanunlarının özellikle kamuya taşıt alımıyla ilgili maddeleri ilgili kanunlara eklendi.

Böylece 2012 yılı bütçesinde 30 olan madde sayısı 2013 bütçesinde 15’e düşmüş olacak. Tasarının 8’inci maddesiyle, Özelleştirme Kanunu’nun Özelleştirme Fonu’ndaki nakit fazlasının değerlendirilmesiyle ilgili hükümlerinde Bütçe Kanunu’nda yer alan düzenleme ilgili yasaya taşındı. Buna göre halen Hazine’nin iç ve dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilen nakit fazlası, Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarına aktarılacak. Bu para genel bütçenin b işaretli cetveline gelir kaydedilecek. Aynı düzenleme halen Bütçe Kanunu’nun 28’inci maddesi olarak yer alıyor.

Tasarının 19’uncu maddesi ile bazı özel özelleştirme gelirlerinin bütçeye intikaliyle ilgili düzenleme yapıldı. Buna göre Özelleştirme Fonu’nun nakit fazlasının bir kısmının genel bütçeye gelir kaydedilmesini öngören 4046 sayılı Özelleştirme Yasası’nın geçici 23 ve 24’üncü maddeleri yürürlükten kaldırılıyor. 23’üncü madde, 2008 yılından başlamak üzere 2012 yılı sonuna kadar bütçeye aktarılan özelleştirme gelirlerinde GAP yatırımlarında kullanılmak üzere para aktarılmasına olanak tanıyordu. Yürürlükten kaldırılan geçici 24’üncü madde ise TCDD limanlarının özelleştirilmesinden elde edilecek gelirlerin karayolu, demiryolu yapımı, bakım ve onarımı gibi hizmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere TCDD’nin sermayesini artırma konusunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınıyordu.

Aynı madde ile Elektrik üretim AŞ’nin müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının özelleştirilmesinden elde edilen gelirlerin genel bütçeye özel gelir ve özel ödenek kaydedilmesini öngören 4628 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin 5’inci fıkrası da yürürlükten kaldırılıyor.

 

MÜSİAD heyti, Babacan’ı ziyaret etti

Haziran 28th, 2012

Babacan, heyeti Hazine Müsteşarlığı’nda bulunan makamında kabul etti.

Olpak, Babacan’a ”2012 Türkiye Ekonomisi Raporu”nu sundu.

Toplantıya MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Ali Reis Topçu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Yamankaradeniz, Fuat Tosyalı ve İzmir, Ankara, Samsun ve Sivas Şube Başkanları da katıldı.

Toplantı basına kapalı devam etti.

Vizesiz Türkiye-ABD girişimi

Haziran 28th, 2012

ABD-Türkiye Ekonomik ve Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesi’nin (ETSİÇ) İkinci Bakanlar Toplantısı, Türkiye tarafından Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ABD tarafından ise ABD Ticaret Temsilcisi Ron Kirk ve ABD Ticaret Bakan Vekili Rebecca Blank’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

ABD Ticaret Temsilcisi Ron Kirk, Türkiye ve ABD’nin tarihi, sarsılmaz çok yakın bir dostluğu bulunduğunu belirtti.

Kirk, birçok ABD kurumu ile birlikte çalıştıklarını ve bu kurumlara, özellikle Türkiye ile ticari, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için birlikte çalışmanın önemini dile getirdiklerini söyledi.

”Gelişen ve olgun bir ilişki olmasını bekliyoruz” diyen Kirk, önemli olanın zorlukların nasıl aşılacağı, ortaklık, işbirliği ruhunun yansıtılması olduğunu söyledi. Kirk, ”Bence, gerçekten geleceğimiz çok çok parlak olacak” dedi.

Başbakan Yardımcısı Babacan, bir soru üzerine, vize konusunun gündem maddelerinden bir tanesi olduğunu ve uzunca bir süredir AB ile süren bir vize muafiyet süreci bulunduğunu hatırlatarak, süreçte hayli ilerlendiğini kaydetti. Babacan, ”ABD ile benzer bir süreç gerekli, bunlar uzun zaman isteyen konular. Bir an önce bu sürece başlamanın mesafe katetmenin önemli olacağını kendilerine ilettik” dedi.

Kirk de toplantıda, vize için gün sayısının azaltılmasından bahsedildiğini söyledi.

İç piyasada canlanma yaz sonuna kaldı!

Haziran 28th, 2012

Ekonomik ve Strateji Danışmanlık Hizmetleri’nin (ESDH) GYİAD için hazırladığı haziran ayı Ekonomik Durum Raporu’nu açıklayan Akdarı, ekonomideki yavaşlamanın sanayi üretimindeki büyümeyi de yavaşlattığına dikkati çekti.

Enflasyonda haziran ayında yıllık bazda bir artışın beklenmediğini belirten Akdarı, kalıcı düşüşün önümüzdeki aylarda olacağını ifade etti.

Burcu Akdarı, şunları kaydetti:

”Merkez Bankası enflasyon gelişmelerini yakından izliyor. Ancak mayıs ayındaki gerilemeye rağmen sıkı para politikasında bir gevşeme işareti verilmedi. Ekonomideki yavaşlama ile birlikte ithalattaki durağanlık ve ihracatta sağlanan artış cari açıktaki iyileşmenin ana unsurları arasında yer alıyor. Gerileyen petrol ve emtia fiyatları da bu duruma yardımcı oluyor.

İzleyen aylarda yıllık bazda cari açık gerilemesini sürdürecek. Cari açık finansmanında ise sıkıntı yaşanmıyor. Merkez Bankası enflasyon ve cari açıkta kalıcı iyileşme için sıkı para politikasını bir süre daha devam ettirecek. Buna bağlı olarak ikinci çeyreğin ardından iç piyasada canlanma yaz sonuna ötelendi.”

Dünya ekonomisindeki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini ifade eden Akdarı, ”Yunanistan’da yapılan ikinci seçimler sonrası ortaya çıkan tablo bir siyasi kaosu en azından şimdilik önledi. İspanya’nın bankacılık sistemi ile borç sorunu endişeleri sürüyor. Sorunun İspanya’dan İtalya’ya sıçraması tehlikenin önemli bir göstergesi. Bu noktada Almanya’nın tutumu belirleyici olacak. ABD ekonomisinden gelen ekonomik veriler toparlanmanın yavaşlamakta olduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Akdarı, Avrupa’da yaşanan sorunlar ve Çin’deki ekonomik yavaşlamaya bağlı emtia fiyatlarının gerilediğine dikkati çekerek, tüm bu gelişmeler çerçevesinde doların diğer para birimleri karşısında gücünü koruyacağını kaydetti.

Altın Pusula Halkla İlişkiler ödülleri dağıtıldı

Haziran 28th, 2012

Altın Pusula Büyük Ödülüne, Coca-Cola  ”Hayata Artı vakfı gençlik programı” layık görülürken, bu sene ilk kez verilen Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) özel ödüllerini Turkcell ”Global Bilgi Erzurum Çağrı Merkezi Ekonomik Etki Turkcell Değerlendirme çalışması” projesiyle ve Koç Holding ”Ülkem için” projesiyle kazandı.

Törende konuşan TUHİD başkanı Figen Toksü, Altın Pusula Yarışması’nın Türkiye’de halkla ilişkiler projelerinin ödüllendirildiği tek platform olduğunu vurgulayarak, ”Bu yıl 11.’sini gerçekleştiriyoruz, bunun için de gerçekten çok büyük bir gururu yaşıyoruz. Bugün iş dünyası iletişimin sırrını keşfetmiş durumda. Kuruluşların geleceğinin tasarlanmasını da iletişim unsurlarının ve faaliyetlerinin büyük önemi var. Bu nedenle biz iletişimciler halkla ilişkileri bir yönetim fonksiyonu olarak ifade ediyoruz. Bu yıl ayrıca TUHİD’in 40. yılında derneğimiz kurucusu Alaattin Aslan hocamıza şükranlarımızı sunarken bizim mesleğimizin önemini de bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi.

”İletişim kuruluşların geleceğini tasarlıyor’ diyoruz. Kabul edilen yasayla birlikte gündeme gelen yönetim kurulu bağımsız üyeliğine iletişim sektörünün talip olduğunu belirtmek istiyorum” diyen Toksü, ”Kuruluşların gelecek tasarımını gerçekleştiren  bir meslek dalının temsilcilerinin artık kuruluşların yönetim kurullarında da olmalılar. Yönetim kurulları sadece mali hukuki yönetim uzmanlıklarını içermemeli” değerlendirmelerinde bulundu.

Bu sene bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirten Toksü, ”TUHİD’in 40. yılında  Altın Pusula’ya uluslararası bir anlam kazandırmak istedik, UNDP özel ödülünü başlattık. Altın Pusula’nın 11. yılında yeni bir ödül kategorimiz oldu. ”İstanbul markasının dijital ve sosyal ortamlarda iletişimin yönetilmesi” konulu Genç iletişimciler kategorisi ile  Altın Pusula ve UNDP Ödülü olarak 3 ana kategorimiz oluştu” dedi.

Altın Pusula Halkla İlişkiler yarışmasına bu sene kamu kuruluşlarından 163 proje, genç iletişimcilerden 30 proje, UNDP Özel kriterlerini taşıyan 10 proje ayrıca değerlendirildi. Altın Pusula içinde 240 seçici kurul görev aldı, 39 iletişim fakültesinden 300 projeyle 1200’e yakın öğrenci ile gelecek tasarımı yapıldı. Özel, kamu ve sivil toplum kuruluşlarından başvuran proje sayısı 1080 olarak gerçekleşti.

Ödüller

Gecede ödüle değer görülen diğer proje ve sahipleri ise şöyle:

Altın Pusula Jüri Özel Ödülü:
—————————–

-Malatyalı İş Adamları Derneği ”Malatya eğitim bursu platformu projesi”  

-Şekerbank ”Yeni Medya Sanatları Galerisi Açık Ekran Şekerbank Dijital İletişim

Gücü ile Sanatı Anadolu’ya açıyor”

-Garanti Bankası ”Öğretmen Akademisi vakfı/öğretmenin sınırı ”

-Türkiye İş Bankası ”81 ilde 81 orman”

Genç Girişimciler Kategorisi:
——————————-

-Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ”Life İstanbul”  

-Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ”İstanbul’unu yaşa”

-Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ”İn İstanbul”

-Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi ”Kıtalararası Yolculuk”

Seçici Kurul Teşvik Ödülü:
—————————

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi ”Likeİstan”

Törende, aralarında Türk Ekonomi Bankası (TEB), TAV İstanbul terminal işletmeciliği, Akbank, Turkcell, Karabağlar Belediyesi, Alternatif Yaşam Derneği, Doğal Afet Sigortalar Kurumu, Garanti Bankası, Ak Sigorta, P&G ve Finansbank’ın bulunduğu çeşitli şirket ve kuruluşlar ise çeşitli kategorilerde ödüllerin sahibi oldu.

Hürkuş hayali 82 yıl sonra gerçek oldu

Haziran 28th, 2012

Pilot Vecihi Hürkuş’un 1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkanını kiralayarak ilk Türk sivil uçağını yapmasıyla başlayan Türkiye’nin havacılık serüveni, TUSAŞ’ın Temel Eğitim Uçağı ”Hürkuş”u üretilmesiyle bir kilometre taşını daha geride bıraktı. İnsansız hava aracı ANKA ve yerli savaş helikopteri ATAK’ı üreten Türkiye, ”Hürkuş” ile de havacılık alanındaki önemli bir başarıya da imza atmış oldu.

Türkiye’nin yerli uçak imalatı isteği ve bunu gerçekleştirmesi Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor. Birinci Dünya Savaşı ve daha sonrasındaki Kurtuluş Savaşı süresince Türkiye’de uçak sanayisinin bulunmayışı, sadece uçak imalatı değil, bakım ve onarım açısından da büyük sıkıntılara neden oldu.

Bu durumu bizzat yaşayan Büyük Önder Atatürk, savunma ve harp sanayi konusundaki son teknolojiyi temsil eden havacılık sanayisinin kurulması için Cumhuriyet’in ilanından sonra direktif verdi.

Tarihi kayıtlara göre, uçak imal edecek fabrikanın kuruluşu için çalışmalara başlanırken, bu süreçte geniş çaplı bir araştırma yapılarak, konuyla ilgili yurt dışındaki firmalara teklifler götürüldü.

Almanlar’a fazla maaş fabrikanın sonu oldu

Bütün bu çalışmaların sonucunda, Türk Tayyare Cemiyeti ile Alman uçak üreticisi Junkers Flugzeugwerke A.G. arasında 15 Ağustos 1925 tarihinde yapılan anlaşma gereğince, Türkiye’de uçak ve motorlarını imal etmek amacıyla Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ) kuruldu.

Merkezi Ankara’da olan şirket ilk olarak Eskişehir’de küçük bir tesis kurarak Hava Kuvvetleri’nde bulunan Junkers uçaklarının küçük onarım işlerini yapmaya başladı.

Kayseri’de 6 Ekim 1926’da açılan fabrika, fabrikada çalışan Almanlar’a verilen yüksek ücretlerin bakım ve onarım maliyetlerini artırması, Alman ve Türk personel arasında huzursuzluğa yol açan ücret farkı, anlaşma gereği yükümlülüklerinden bazılarının yerine getirilmemesi gibi sebeplerden dolayı çıkan anlaşmazlıklarla sonucunda 28 Haziran 1928 tarihinde kapatıldı.

Daha sonra, Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’nda görev alan pilot Vecihi Hürkuş, 1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkanını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını inşa etti. 1954 yılında Türkiye’nin ilk sivil havayolu şirketi Hürkuş Havayolları’nı kuran Vecihi Hürkuş, İstiklal Madalyası’nın yanında TBMM tarafından üç kez takdirnameye layık görülme başarısının da sahibi oldu.

Tayyare Fabrikası ile çalışmalar tekrar başladı

1932 yılında ”Tayyare Fabrikası” için ilk adım atıldı. 1935 yılında 3 ayrı tipte toplam 50 adet planör, Türkkuşu adına imal edildi.

Türkiye’nin ilk uçak fabrikası, 1936 yılında tam anlamıyla faaliyete başladı. 1936’da Alman uçak üreticisi Gothear Waggoi Fabrik A.G. ile lisans anlaşması yapılarak 1937 yılından itibaren Gotha 145 uçaklarının, üretimine başlandı ve bu uçaklardan toplam 45 adet imal edildi.

Yine 1936 yılında Polonya’nın Panstwowe Zaklady I.onicze firması ile lisans anlaşması yapılarak 1937 yılından itibaren PZL- 24A -24C uçaklarının imalatına başlandı ve bu uçaklardan da toplam 24 adet üretildi.

1940 yılında ise İngiliz Philhips And Powis Aircraft Ltd. firmasıyla lisans anlaşması yapılarak Magister imalatına başlandı ve bu uçaktan toplam 24 adet imal edildi. 10 yıl içerisinde 5 farklı tipte toplam 134 uçak üretildi.

1950 yılından itibaren Tayyare Fabrikası’nın adı kaldırılarak ”Hava İkmal Merkezi”ne dönüştürüldü. Tesis, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait pervaneli uçakların onarım ve revizyonlarını üstlendi.

Savaşın başlamasıyla Türkiye’ye sığınan Alman ve Polonyalı uçak mühendisi ve teknisyenlerinin de girişimiyle THK, Etimesgut’ta daha önce kurulmuş olan atölyelerin genişletilmesiyle Uçak Fabrikası projesini 1942 yılında gerçekleştirdi. 8 milyon liralık bir yatırım olan Etimesgut Uçak Fabrikası’nda bin 200 işçi ve Türkler’in yanında Polonyalı mühendis ve teknisyenler de görev aldı.

1945 yılında, uçak fabrikasına paralel olarak uçak motor fabrikası da projelendirildi. Türkiye’nin uçak üretmekten vazgeçtiği 1950’li yıllarda THK-16 kodlu ve ”Mehmetçik” isminde eğitime yönelik bir jet tasarımının THK tarafından geliştirilmekte olduğu belirtiliyor.

Demirağ’dan 12 uçaklık filoyla gövde gösterisi

Türk Havacılık tarihinde önem bir isim olan Nuri Demirağ, 1936 yılında havacılık sanayisinin ilk temellerini attı.

İlk iş olarak 10 yıllık devreyi kapsayan program hazırlattı. Bu program gereği, Beşiktaş Barbaros Hayrettin İskelesi’nin yanında Tayyare Etüd Atölyesi’ni kurdu.

Bu tayyare atölyesi kısa sürede dev bir fabrika haline geldi. Yeşilköy’de Elmas Paşa çiftliğini tayyare meydanı yapmak için satın aldı. 1000X1300 metre boyutlarında düz bir tayyare alanı yaptırdı. Bunun bir örneği de o sıralar Avrupa’nın en modern havaalanı olan Amsterdam’da bulunuyordu.

1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu, 10 okul uçağı ve 65 planör siparişinde bulundu. İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, 1941 yılı Ağustosunda Nuri Demirağ’ın doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip geldi.

Nuri Demirağ, 12 uçaklık filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak, Türkiye’nin kendi göklerini, kendi uçaklarıyla koruyabileceği mesajını verdi.

Nu.D.38 tipi yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçak olarak tarif ediliyor. 6 kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası bulunuyor. Saatte 325 kilometre hız yapabilen Nu.D.38 uçağı, bin kilometre uçuş menziline de sahip bir uçaktı.

Türk Hava Kurumu, daha sonra Nuri Demirağ’ın fabrikalarına sipariş vermiş olduğu bu uçakları almaktan vazgeçti ve bu süreç daha sonra uçak üretiminin durdurulmasıyla sonuçlandı.

Bu gelişmelerin üzerine 1952’de uçak fabrikası, 1954’de de uçak motoru fabrikası, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna (MKEK) devredildi. MKEK bir süre eski tasarımları geliştirerek uçak üretimine devam etti.

Motor fabrikası 1955’te traktör imalatına geçerek bugünkü Türk Traktör Fabrikası haline getirilirken, uçak fabrikasında ise 1959’da üretim durduruldu ve 1963’den sonra traktör üretimine başlandı.

Türk Havacılık Sanayii, 1970’li yıllarda yeni bir döneme girdi ve Aselsan, TAI ve TEI’nin kurulmasıyla yeni ivme kazandı. Uzmanlara göre, Türkiye’nin F-16 seçimi, uçak yapımındaki bilgi birikimi açısından, bu süreçte önemli bir teknolojik bilgi birikim sağladı.

Abu Dabi’deki dev ihaleyi TAV kazandı

Haziran 28th, 2012

TAV İnşaat açıklamasında, TAV İnşaat liderliğindeki TAV-CCC-ARABTEC Ortak Girişimi, 3 milyar doların üzerinde kontrat bedeline sahip yeni terminal binası inşaatının 49 ayda tamamlanacağı ve toplam 702 bin metrekare alana sahip olacak yeni terminal binası yılda 27 milyon yolcuya hizmet vereceği belirtildi.

TAV Grubu CEO’su Sani Şener konuya ilşikin yaptığı açıklamada, şu anda Katar, Umman ve Tripoli havalimanı inşaatlarını yaptıklarını belirterek, Suudi Arabistan’da Medine ve Cidde’de yeni kazandıkları ihaleler ve bunların ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nde de Abu Dabi havalimanı ihalesini kazanmış olmalarının ve bu büyük başarıyı elde etmelerinin ve 3 milyar dolarlık bu mega projeyi portföylerine katmalarının kendilerini ve tüm ekibini çok mutlu ettiğini söyledi.

Şener şu değerlendirmede bulundu: ”Dünyada havalimanı sektöründeki markamızı, uyum yeteneğimiz ve esnek yönetimimiz sayesinde tescil ettirdik. İyi bir ülke temsilciliği yaptığımıza inanıyoruz. Yeni dünya ekonomisine uyum sağlamamız aslında hep havalimanı işinde kalarak ölçek ve kapsam ekonomisini çok iyi kullanıyor olmamızın bir sonucudur. TAV İnşaat’ın iş hacmi 10 yıldan kısa bir sürede 11 milyar dolara ulaştı. Bu hızlı ve dengeli büyümenin ardında işçilerimizden mühendislerimize tüm çalışanlarımızın emeği ve her koşulda iş yapma becerisine sahip, ortaklıklarla büyümeyi sağlayabilen yönetim modelimiz yatıyor. Ortaklarımızla birlikte gerçekleştireceğimiz bu mega projeyle dünyanın en etkileyici terminallerinden birisi ortaya çıkacak.

Çağlayan teşviği verdi vatani hizmet istedi

Haziran 28th, 2012

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’ya yapılacak her bir yatırım ve istihdamın, teröre yönelecek her insanı ülkeye kazandırma imkanı getireceğini belirterek, ”Yani olayın hem ekonomik hem de sosyal ve terör boyutu var. Bir vatan görevi olarak buraya hizmeti bekliyorum” dedi.

Çağlayan, Şanlıurfa’da DSİ Konferans salonunda düzenlenen ”Yeni Yatırım Teşvik Sistemi Tanıtım Toplantısı”nda konuşmasına Arapça ve Kürtçe selam vererek başladı.

Yeni teşvik sisteminin çok büyük fırsatlar sunduğunu ve geçmişte böyle teşvik sistemlerinin olmadığını ifade eden Çağlayan, Cumhuriyetin 100. yıl hedefleri arasında Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmesinin bulunduğunu belirtti.

Bakan Çağlayan, 500 milyar dolar mal ihracatı ve 150 milyar dolar da hizmet ihracatı yapmayı hedeflediklerini vurgulayarak, ”Kişi başına mili geliri 25 bin dolara çıkartalım diyoruz. 2023’e gidecek yolda Doğu ve Batı arasındaki farkı nasıl ortadan kaldırmalıyız? İşte bu teşvik sistemiyle 15 ilimize pozitif ayrımcılık yaparak, yatırım ve cazibe merkezi haline getirmek istedik. Bölgeler arası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılması için bu ayrımcılığı yaptık” şeklinde konuştu.

Zafer Çağlayan konuyla ilgili olarak, geçen yıl Temmuz ayında çalışmaya başladıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

”800 faklı kurumdan görüş aldık ve önce yatırım indirimi istendi. Sistemin içini özel sektör doldurdu. Biz onlar ne istediyse kaynaklarımız doğrultusunda isteneni yaptık. Cumhuriyet tarihinde Türkiye böyle cömert bir teşvik sistemi görmedi. Türkiye’de en fazla işsizliğin olduğu bu bölgelerde nitelikli  elaman yetiştirme işlemini valilikler üstlenecek. Sigorta ve bankacılık sektörüyle yaptığım toplantılarda ‘Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’ya farklı bir açıyla, bir şaşı bakışla bakmayın, böyle bir davranış içine girmeyin’ dedik. 

Eğer banka ve sigorta şirketlerinden farklı yaklaşım gelirse çıkıp onlarına adlarını vermekten de çekinmeyeceğim. Bankacılığın ve sigortacılığın görevi neyse bunu bekliyoruz. Misakı Milli sınırları içinde her yer bizim ülkemizdir ve herkes bu yaklaşım içinde olmalıdır. Herkesin Türkiye’nin  Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesine fazlasıyla hassas ve duyarlı olması gerekir. Bu bölgede yapılacak her bir yatırım ve istihdam, teröre yönelecek her insanı ülkemize kazandırma imkanı getirecektir. Yani olayın hem ekonomik hem de sosyal ve terör boyutu var. Bir vatan görevi olarak buraya hizmeti bekliyorum.”

”Yeter ki bu bölgeye yatırım yapılsın, en cömert teşviki sunuyoruz”

Çağlayan, ilk defa işçi sigorta primi desteği ve gelir vergisi stopajını 10 yıllığına kaldırdıklarına dikkati çekerek, ”Yatırım indirimi devletin yatırımcıya sağladığı ciddi bir fırsattır. Yatırımın yüzde 50’sine kadar vergi indirimi yapıyoruz. Bu sektörler başımızın tacıdır. Bu kadar yatırım yapılan sektör gözden çıkarılır mı? Sadece tekstil ve konfeksiyonda yeni bir yapılanmaya gidiliyor. 6. Bölgede olacak yatırımlara pozitif ayrımcılık yaptık. İplik ve dokuma yatırımları bölgesel teşvikten faydalanacak çünkü biz 6. Bölgeye çok cömert davrandık. Yeter ki bu bölgeye yatırım yapılsın biz en cömert teşviki sunuyoruz” şeklinde konuştu.

Şanlıurfa’nın potansiyeline dikkati çeken Çağlayan, ”Şanlıurfa 2002’de sadece 6,9 milyon dolar ihracat yaparken 2011 yılında 21 katına çıkararak, 147,3 milyon dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı. 2002’de sadece 41 ihracatçı firma varken bu sayı 2011’in sonunda 152’ye yükseldi. 2012’de 32 ülkeye ihracat yapan Şanlıurfa, 2011’in sonunda 50 ülkeye ihracat yaptı. İhracatta 39. sırada yer alıyor. İnşallah yeni sistem bu bölgeye yapılacak yatırımı patlatacaktır” dedi. 

Kuyumcular sahte altın uyarısı yaptı

Haziran 28th, 2012

Evlenecek çiftleri ve ailelerini sahte döviz ve altına karşı uyaran Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Rıza Ulusoy, vatandaşların güvendikleri yerden altın alması tavsiyesinde bulundu.

Tüketicinin ilk planda sahte ve gramajı düşük altınları ayırmasının zor olduğunu belirten Ulusoy, bu aylarda en çok taklit ve sahte altına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ulusoy, “Vatandaşlarımız bildiği, güvendiği esnaftan altın almaya özen göstersin. Şüpheye düştüğünüz ürünü kesinlikle almayın. Değerinin altında satılan ürünlere de şüpheyle yaklaşın. Altın alındığında mutlaka fiş veya fatura istenmesi gerekir. Böylelikle belgeli olduğu zaman altını satan kuyumcuya geri dönülebilir ve telafisi mümkün olabilir.” dedi.

Emniyet Müdürlüğü tarafından sahte döviz ve altının takibinin sıkı bir şekilde yapıldığını ifade eden Ulusoy, “Kırıkkaleli vatandaşlarımız ilimizde bulunan sarraflarımızdan gönül rahatlığı ile altın alabilirler. Halkımız dışarıda satılan ya da güvenmedikleri yerlerden altın alışverişi yapmasın. Altın genelde kötü gün dostudur. Özellikle kadınlar altına yönelir. Hem yatırım aracı hem takı olarak kullanırlar. Türk milleti olarak da altını seviyoruz. Son zamanlarda altının kazandırdığını hiçbir yatırım aracı kazandırmıyor.” ifadesinde bulundu.

Hollanda Senatosu ESM’ye yeşil ışık yaktı

Haziran 28th, 2012

Senatoda yapılan görüşmede, geçici azınlık koalisyonu  ortakları Liberal Parti;yle (VVD) Hristiyan Demokratlar Birliği;nin (CDA) yanısıra, ana muhalefetteki İşçi Partisi (PvdA), Yeşil Sol (GL) ve Demokratlar 66 (D66) partilerinden oluşan çoğunluk, ülkenin ESM;ye katılımına yeşil ışık yaktı.  

Geçen ay Hollanda meclisinde çoğunluğun kabul ettiği katılım kararıyla ilgili senato oylaması, önümüzdeki hafta yapılacak.

Hollanda, daha önce açıklandığı gibi Avrupa İstikrar Mekanizması’na yaklaşık 5 milyar avroluk katkı yapacak, 35 milyar avro için de garanti verecek.

Ülkede siyasi tartışmalara yol açan ESM;ye katılım kararı, aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders tarafından yargıya da taşınmıştı. Ancak mahkeme, Wilders;ın katılım kararını erteleme talebiyle açtığı davayı, mahkemenin yasaların oluşum sürecine müdahalede bulunamayacağı gerekçesiyle reddetmişti.

Euro Bölgesi’ndeki borçlu ülkelere kredi sağlamak amacıyla kurulan Avrupa Finansal İstikrar Fonu;nun (EFSF) yerini alacak olan ESM;nin 1 Temmuz;dan itibaren devreye girmesi bekleniyor. 

Altın Borsası’nda internetten işlem yapılacak

Haziran 28th, 2012

İAB yayınladığı genel mektupta, borsa üyelerinin internet erişimi olan her yerden kesintisiz olarak piyasa işlemlerini gerçekleştirebilmeleri, müşteri adına işlem ve saklama yapabilmeleri ve piyasaları izleyebilmelerini sağlamak amacıyla, Elektronik Borsa Sistemi yazılımının Mayıs ayında üye testlerine açıldığı hatırlatıldı.

Sistemin, üyelerden gelen görüşlerle yeniden tasarlandığı belirtilen mektupta, Elektronik Borsa Sistemi yazılı üzerinden işlemlerin yakın bir zamanda yapılacak duyuru ile başlayacağı kaydedildi.

Mektupta, ayrıca 2-13 Temmuz tarihleri arasında her gün 16.30 – 18.00 saatleri arasında eğitimler palanlandığı ve işlem yetkililerinin, bu eğitimlere istedikleri gün ve zamanda katılabilecekleri de ifade edildi.

Borsa ralli yaptı banka hisseleri rekor kırdı

Haziran 28th, 2012

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) banka hisselerindeki hızlı yükselişlerle günü önceki kapanışa göre 1.057,79 puanlık yükselişle 61.184,33 puandan kapattı.

İMKB’de hisse senetleri ortalama yüzde 1,76 oranında değer kazanırken, banka hisselerindeki yüzde 5’leri aşan yükselişler dikkat çekti.

İMKB’de toplam işlem hacmi ise 2,7 milyar lira ile 26 Nisan tarihinden bu güne gerçekleşen en yüksek işlem hacmi oldu.

İMKB 100 Endeksinin 61.000 direncini yüksek işlem hacmi ile kırması, analistlerde boğa piyasasının devam edeceğine yönelik beklentileri artırdı.

Yarın başlayacak AB liderler zirvesinden gelecek haber ve açıklamaların piyasalar tarafından takip edileceği belirtiliyor.

Borsada en çok değer kazanan ve kaybeden hisseler

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında bugün günlük bazda en çok değer kazanan ve en çok değer yitiren on hisse senedi ile değişim oranları şöyle:

      HİSSE ADI DEĞİŞİM 01 – CEYLN 18,18 02 – CEYLNY 16,16 03 – SELGD 11,32 04 – GUSGR 9,69 05 – HALKS 9,52 06 – YKSGR 9,43 07 – TBORG 8,64 08 – ISBTR 7,67 09 – BRKSN 7,04 10 – BRISA 6,97     HİSSE ADI DEĞİŞİM 01 – OSTIM -7,01 02 – SODSN -6,35 03 – EPLAS -4,55 04 – MRGYO -3,57 05 – ATSYO -3,40 06 – ERSU -3,16 07 – VKGYO -2,88 08 – ESCOM -2,76 09 – KPHOL -2,61 10 – ASYO -2,02

Döviz

İstanbul ve Ankara serbest piyasalarında alınıp satılan döviz türlerinin, dün ve bugün itibariyle alış, satış fiyatları şöyle:   SALI ÇARŞAMBA   Alış Satış Alış Satış ABD Doları 1,8130 1,8160 1,8120 1,8150 Avro 2,2630 2,2680 2,2560 2,2610 Sterlin

2,8000

2,8700

2,8000

2,8700 İsviçre Frangı 1,8700 1,9200 1,8700 1,9200 ANKARA         ABD Doları 1,8090 1,8190 1,8070 1,8170 Avro 2,2580 2,2730 2,2530 2,2680 Sterlin

2,8100

2,8550

2,8020

2,8550

Altın

İstanbul Kapalıçarşı’da alınıp satılan altın türlerinin, dün ve bugün itibariyle kapanış fiyatları (TL) şöyle:   SALI ÇARŞAMBA   Alış Satış Alış Satış 24 Ayar Külçe Altın(Gr.) 91,95 92,30 91,65 92,00 Cumhuriyet Ata Lira 610,00 620,00 608,00 618,00 22 Ayar Bilezik(Gr.) 83,70 90,00 83,40 90,00 Vakıf Altını(5Gr.) 457,36 461,58 455,81 459,92 Vakıf Altını(100 Gr.) 9.147,21 9.231,70 9.116,26 9.198,35 Lira Ziynet 595,00 610,00 593,00 608,00 Yarım Ziynet 296,00 306,00 294,00 304,00 Çeyrek Ziynet 148,00 153,00 147,00 152,00

Yapı Kredi Sigorta hisseleri gelen açıklama ile tavan oldu

Yapı Kredi’den yapılan, sahibi olduğu sigorta ve emeklilik şirketlerinin hisselerinin satışı için çalışmalara başlandığı haberinin ardından Yapı Kredi Sigorta (YKSGR) yüzde 9,43 oranında yükselerek tavan oldu.

Yapı Kredi’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada bugün yapılan yönetim kurulu toplantısında; Grubun sigorta alanındaki faaliyetlerinin yeniden organize edilmesi amacıyla, bankanın bağlı ortaklıkları Yapı Kredi Sigorta AŞ ve Yapı Kredi Emeklilik AŞ hisselerinin elden çıkarılmasına ilişkin seçeneklerin değerlendirilmesine ve bu kapsamda uzun vadeli banka sigortacılığı (bankassurance) konusunda anlaşmaya girilmesi ile ilgili çalışmalara başlanmasına karar verildiği bildirildi.

Açıklamanın ardından hareketlenen grup hisselerinden Yapı Kredi Sigorta (YKSGR) önceki gün kapanışına göre yüzde 9,43 oranında yükselerek tavan olurken, Yapı Kredi Bankası (YKBNK) hisseleri bu dakikalarda yüzde 4,29, Yapı Kredi Koray GMYO (YKGYO) hisseleri ise yüzde 3,64 oranında yükseldi.

Yapı Kredi Sigorta’nın piyasa değeri açıklanan haberden sonra cari fiyatlarla 1 milyar 391 milyon lirayı aştı.

Merkez Bankası’nın yarın için açıkladığı geçici rezerv 3 milyar lira ekside

Merkez Bankası’nın yarın için açıkladığı geçici rezerv rakamı 2 milyar 998,7 milyon lira ekside bulunuyor. Bankanın 29 Haziran için açıkladığı geçici rezerv ise 10 milyar 47,2 milyon lira ekside.

New York borsası yükselişle açıldı

New York borsası güne yükselişle başladı. Borsanın açılışında, önceki kapanışa göre Dow Jones Sanayi Endeksi 32,40 puan (yüzde 0,26) artarak 12.567,07 puana yükseldi. Açılışta Standard & Poor’s 500 Endeksi 4,15 puan (yüzde 0,31) değer kazanarak 1.324,14 puan, Nasdaq Teknoloji Endeksi ise 11,63 puan (yüzde 0,41) artışla 2.865,69 puan oldu.

İspanya’da faizler yükselişe geçti

İspanya 10 yıllık tahvil faizleri yükselmeye devam ederek tekrar yüzde 7 seviyelerine yöneldi.

Güne yüzde 6,90 seviyelerinden başlayan faizler 6,8230’a kadar geriledikten sonra günün ikinci yarısında tekrar yükselişe geçti ve bu dakikalarda yüzde 6,9440 seviyesine ulaştı.

Avro/dolar paritesi de uluslararası piyasada kritik destek seviyesine doğru düşüşe geçerek 1,2455’e kadar geriledi. Paritenin bu dakikalarda 1,2450 desteğinden gelen tepki alımlarıyla 1,2470 seviyelerinde dengelendiği görülüyor.

Hollanda Senatosu, Avrupa İstikrar Mekanizması’na katılıma yeşil ışık yaktı

Hollanda Senatosu;nun, Avrupa;nın borç krizine çözüm bulmak amacıyla oluşturulan Avrupa İstikrar Mekanizması;na (ESM) katılım kararını desteklediği bildirildi.

Senatoda yapılan görüşmede, geçici azınlık koalisyonu  ortakları Liberal Parti;yle (VVD) Hristiyan Demokratlar Birliği;nin (CDA) yanısıra, ana muhalefetteki İşçi Partisi (PvdA), Yeşil Sol (GL) ve Demokratlar 66 (D66) partilerinden oluşan çoğunluk, ülkenin ESM;ye katılımına yeşil ışık yaktı.

Geçen ay Hollanda meclisinde çoğunluğun kabul ettiği katılım kararıyla ilgili senato oylaması, önümüzdeki hafta yapılacak.

Hollanda, daha önce açıklandığı gibi Avrupa İstikrar Mekanizması’na yaklaşık 5 milyar avroluk katkı yapacak, 35 milyar avro için de garanti verecek.

Ülkede siyasi tartışmalara yol açan ESM;ye katılım kararı, aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders tarafından yargıya da taşınmıştı. Ancak mahkeme, Wilders;ın katılım kararını erteleme talebiyle açtığı davayı, mahkemenin yasaların oluşum sürecine müdahalede bulunamayacağı gerekçesiyle reddetmişti.

Euro Bölgesi’ndeki borçlu ülkelere kredi sağlamak amacıyla kurulan Avrupa Finansal İstikrar Fonu;nun (EFSF) yerini alacak olan ESM;nin 1 Temmuz;dan itibaren devreye girmesi bekleniyor.

İspanya’da faizler yükselişe geçti

İspanya 10 yıllık tahvil faizleri yükselmeye devam ederek tekrar yüzde 7 seviyelerine yöneldi.

Güne yüzde 6,90 seviyelerinden başlayan faizler 6,8230’a kadar geriledikten sonra günün ikinci yarısında tekrar yükselişe geçti ve bu dakikalarda yüzde 6,9440 seviyesine ulaştı.

Avro/dolar paritesi de uluslararası piyasada kritik destek seviyesine doğru düşüşe geçerek 1,2455’e kadar geriledi. Paritenin bu dakikalarda 1,2450 desteğinden gelen tepki alımlarıyla 1,2470 seviyelerinde dengelendiği görülüyor.

İSO Başkanı’ndan AB için karamsar tablo

Haziran 28th, 2012

İSO Haziran 2012 meclis toplantısında ”Yılın İlk Yarısını Geride Bırakırken, Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmelerin ve Sanayimizdeki Son Durumun Değerlendirilmesi” konulu bir konuşma yapan Küçük, yılın ilk yarısını geride bırakırken, içerde ve dışarda oldukça yoğun ve sıcak bir gündemle karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Yıllardır devam eden terör olaylarını, ”Türkiye’nin kanayan yarasına” benzeten Küçük, Türkiye’nin bu soruna mutlaka çözüm üretebilmesi gerektiğini söyledi.

Küçük, ”Dağlıca’daki saldırının üzüntüsünü yaşarken, 22 Haziran’da, Suriye’nin Akdeniz’de uçağımızı düşürmesi, gündemi çok farklı bir noktaya taşıdı. İki pilotumuzun akibeti henüz net değil. Geçen günlerle birlikte, giderek azalsa da hala, pilotlarımızın sağ salim bulunacağı ümidini korumak istiyoruz” diye konuştu.   

Suriye’de bir yılı aşkın zamandır devam eden iç çatışmanın bir şekilde Türkiye’ye de yansıdığını dile getiren Küçük, bu olayların Güney Doğu Anadolu ekonomisini çok olumsuz etkilediğini ifade etti. 

-”İtalya ve İspanya yüksek bütçe açıkları ile risk yaratmaya devam ediyor”-

Avrupa’daki ekonomik krize değinen Küçük, ”İtalya ve İspanya yüksek bütçe açıkları ile risk yaratmaya devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası, yeterince hızlı davranamıyor ve Avrupa’da sorunlar uzayıp gideceğe benziyor” dedi.

Küçük, Avrupa başta olmak üzere küresel ekonomideki sıkıntıların, Meksika’da gerçekleştirilen G-20 toplantısının önemli gündem maddelerinden birisi olduğunu, kaynaklarını artırmak isteyen IMF’nin üye ülkelerden söz aldığını anımsattı.

Türkiye’nin, ihtiyaç duyulduğu takdirde IMF’ye 5 milyar dolar kredi verebileceğini taahhüt ettiğini anlatan Küçük, ”Dünya’daki bu kriz ortamında, Türkiye’nin, IMF’den borç isteyen değil, gerektiğinde borç verebileceğini taahhüt eden bir ülke konumunda olması memnuniyet verici bir durumdur” dedi. 

-”Türk ekonomisinde 9 çeyrek üstüste parlak sonuçlar alındı”-

Türkiye ekonomisinin ise 2009 yılının son çeyreğinden bu yana dokuz çeyrektir aralıksız büyüdüğünü ve üstüste parlak sonuçlar alındığını vurgulayan Küçük, şunları kaydetti:

”Bu iki parlak yılı takiben, 2012’ye büyümede yavaşlama beklentisi ile girmiştik. Çeyrekler itibariyle baktığımızda, büyüme hızında, kademeli bir iniş eğilimi zaten söz konusu idi. 2012’ye girerken öngöremediğimiz, ne kadar yavaşlayacağımız idi. 2012’nin ilk üç ayında, büyümenin lokomotifi konumundaki sanayi üretiminde yüzde 2,8’lik ortalama artış gerçekleşti. Sanayi üretimindeki bu tabloya bakarak, 2012’nin ilk çeyreğinde elde edilecek büyüme oranının, yılın tamamı için öngörülen yüzde 4’ün altında kalmasının kuvvetle muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. 

İkinci çeyreğe gelince, ikinci çeyreğin ilk ayı Nisan’da, sanayi üretimi sadece yüzde 1,8 oranında arttı. Dolayısıyla, üretimde, yılın ikinci çeyreğine de mütevazı bir başlangıç yapmış bulunuyoruz. Her ne kadar, kapasite kullanım oranı ile üretim arasında her zaman tam bir paralellikten söz edemesek de, Nisan ayında yüzde 74,7 olan kapasite kullanım oranının, Mayıs ayında yine yüzde 74,7 ve Haziran’da da yüzde 74,6 olarak gerçekleşmesi, ikinci çeyreğin diğer iki ayında da, üretime yönelik beklentilerin mutevazı kalmasına yol açıyor.”

-”İthalattaki azalma eğilimi devam ediyor”-

Küçük, sanayi üretimi yanında ekonomik büyümede muhtemel seyre ilişkin ipuçlarından birinin de ithalat olduğunu söyledi.

Özellikle son dönemde, ithalat artış hızı ile büyüme hızının neredeyse birebir denecek ölçüde paralel seyrettiğini vurgulayan Küçük, ”Rakamlar, ithalat artış hızımızın 2011 Eylül’ünden bu yana azalma eğiliminde olduğuna işaret ediyor” dedi.

Küçük, ”İthalattaki azalmaya paralel olarak, yine Ocak-Nisan aylarında, dahilde alınan KDV, ÖTV ve ithalat vergilerinin artış hızlarındaki azalmalar da, Mayıs ayındaki küçük hareketlenmeye rağmen ekonomide çarkların oldukça yavaş döndüğünü teyit etmektedir. İthalatımız azalırken, ihracatımızda ise, yılın ilk dört ayı nispeten olumlu bir seyir içindedir” dedi.

-”Yavaşlama kabul edilebilir düzeylerin ötesine geçmemeli”-

Ekonomide, şimdiye kadar ki yavaşlamayı, öngörülen, kontrollü ve yumuşak bir inişin, tezahürü olarak yorumlama eğiliminde olduklarını belirten Küçük, yavaşlamanın bundan sonraki aşamaları için, biraz daha dikkatli ve teyakkuz içinde olunması gerektiğini söyledi.

Küçük, ”Yavaşlama kabul edilebilir düzeylerin ötesine geçmemelidir. Yılın ilk yarısında göstergeler iç talepte durgunluğa işaret etmektedir. Buna karşın ihracat nispeten olumlu bir seyir içindedir. Ancak, ihracatımızdaki bu nispi olumlu gidiş de sanayi üretimi ve istihdamı tetiklemekte yeterince etkili olamamıştır” dedi.

Sanayi üretiminin, 2009 Aralık ayından bu yana süren 29 aylık kesintisiz artış döneminin en düşük oranlarıyla yoluna devam ettiğini söyeleyen Küçük, ”İşsizlikteki iyileşme eğilimi de yavaşlamıştır. Beklentimiz, ihracattaki nispi olumlu gidişin bozulmadan devam etmesi ve buna iç talepte hareketlenmenin de eklenmesiyle, yılın ikinci yarısında ekonominin biraz daha hızlanarak yoluna devam edebilmesidir. Kredilerdeki yıllık artış hızının, Nisan-Mayıs aylarında bir miktar hareketlenmesi, bu anlamda olumlu bir işaret sayılabilir. Ancak, bu hareketin üretime yansıması biraz zaman alacaktır” yorumunda bulundu.

-”Yüzde 4 yetersiz, daha yüksek büyüme hedeflemeliyiz”-

Bölgede beklenmedik gelişmeler ortaya çıkmaması, Avrupa’da ekonomik krizin daha da derinleşmemesi halinde yıl sonu itibariyle öngörülen yüzde 4’lük büyümenin gerçekleşmesinin mümkün olabileceğine dikkati çeken Küçük, ”Yüzde 4 büyüme, ekonomik ve sosyal sorunlarımızın çözümü adına yetersiz bir büyüme oranıdır. Daha yüksek oranlarda büyüme hedeflemeliyiz. Ancak, yüksek büyümeye eşlik eden yüksek cari açık sorununu çözemediğimiz sürece, sağlam zeminde olamayacak ve geçtiğimiz günlerde, The Economist Dergisi’nde yer alan türden, ‘ince bir buz tabakasıyla kaplı göl üzerinde kayan ve sürekli olarak buzun kırılması korkusu içindeki patenci’ benzetmelerinden kurtulamayacağız” şeklinde konuştu.

Ekonomideki yavaşlama yanında, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüşün de, cari açıktaki azalmaya yardımcı olduğunu anlatan Küçük, ”Ancak bu konjonktürel bir durumdur ve her zaman altını ısrarla çizdiğimiz üzere, cari açığı azaltmanın yöntemi ve bedeli, büyümeden taviz vermek olmamalıdır” dedi.

Küçük, ekonomik sorunlarla mücadelede kalıcı ve yapısal tedbirlerin büyük önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Bilim Sanayi Bakanı Ergün: Teşvik şok etti

Haziran 28th, 2012

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, yurt dışı ziyaretlerinde Yeni Teşvik Sistemi’ne ilişkin detayları yabancı firma yöneticilerine veya devlet adamlarına anlattıklarını belirterek, ”Bunları anlattığımızda bazen inanmakta zorluk çekiyorlar. ‘Hadi ya, olur mu böyle? Var mi hakikaten?’ diyorlar. Evet, var” dedi. 

Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan 20 fabrikanın toplu açılışını yapan Ergün, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 10 yılda hayatın her alanında büyük gelişim ve değişimler yaşadığını söyledi.

Türkiye’nin her bölgesinin daha fazla üretmeye başladığını ve tüm şehirlerin başka bir çehreye kavuştuğunu dile getiren Ergün, başkent Ankara’nın da bu değişimden nasibini aldığını vurguladı.

Ankara’nın bu dönemde ciddi bir sanayi kenti ağırlığı kazandığını dile getiren Ergün, ”Eskiden Ankara’dan bahsedenler genelde kamu binalarından ve kamu görevlilerden bahsederdi ama şimdi sanayisinden bahsediyor. Bunda OSB’lerin büyük katkıları var” dedi.

Ergün, açılışı yapılan 20 tesisin makine, metal gibi önemli sektörlerde yer almasının, Başkent OSB’nin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından önemli olduğunu belirterek, şu an Başkent OSB’de 100 fabrikanın üretim yaptığını, 59 fabrikanın da inşaat ve proje aşamasında bulunduğunu ifade etti.

Bakanlık olarak sanayi tesislerini hem nitelik hem de sayıca artırma gayreti içinde olduklarını vurgulayan Ergün, şöyle devam etti:

”Ülkemizde 1962 yılından 2002 yılının sonuna kadar 70 OSB tamamlanmıştı, bunlara son 10 yıl içinde 77 OSB daha ilave oldu. Yine 50 yılda tamamlanan bu OSB’lerde 11 bin 395 parselde üretime geçilmişken son 10 yılda tam 30 bin 168 parselde üretime geçildi. Biz daha nitelikli OSB’lerin daha nitelikli üretime dönüşeceğine inanıyoruz. Başkent OSB’nin de her geçen gün yeni yatırımlarla geliştiğini görmekten, daha çok insana istihdam sağlamasından büyük mutluluk duyuyoruz.” 

-”Sürekli pedal çevirmek mecburiyetindesiniz”- 

Ergün, Ankara’da ilk kez bir yenilikçilik merkezinin Başkent OSB’de kurulmasını çok önemsediklerine değinerek, bu tür önemli gelişmeleri destekledikleri ve desteklemeye devam edeceklerini söyledi. 

Kendini yenileyemeyenin ayakta kalma şansının olmadığına işaret eden Ergün, ”Bisiklete binmek gibi. Pedal çevirmeye, sürekli ilerlemeye mecburuz. Durursanız düşersiniz. Ancak cambaz olursanız düşmezsiniz. Siz de cambaz değil, sanayici olduğunuza göre sürekli pedal çevirmek mecburiyetindesiniz” diye konuştu.

-”Muhalefetten bazı arkadaşlar, Avrupa’ya şikayete gidiyor”- 

Sanayicilerin üniversitelere, üniversite hocalarının da sanayi bölgelerine gitmesi gerektiğini vurgulayan Ergün, bu sayede üniversite-sanayi işbirliğinin ortaya çıkacağını bildirdi.

Bakan Nihat Ergün, sanayicilerin ayrıca TÜBİTAK ve KOSGEB’le de daha yakın ilişki içinde olması gerektiğine dikkati çekerek, böylece sanayicilerin bu iki kurumun verdiği desteklerden daha fazla haberdar olacağını ifade etti.

Türkiye ekonomisinin, dünyadaki birçok sıkıntıya rağmen büyümeye devam ettiğini belirten Ergün, şöyle konuştu:

”Birçok ülkenin kredi notu azaltılırken, Türkiye’nin kredi notu istikrar ve bütçe dengelerine dikkati çekerek artırıldı. Biz bu tür not artırımlarını çok önemsemiyor değiliz. Yetersiz ve geç kalmış bir girişim olarak gördüğümüz için çok da büyütmüyoruz ama geç de olsa bunlara dikkatin çekilmiş olması önemli. Biz hesabımızı yaparken, dünyada yaşanabilecek muhtemel olumsuzlukları dikkate alarak yapıyoruz. Makul ama motive edici hedefler koyuyoruz. Hiçbir zaman milleti karamsarlığa düşürecek yaklaşımlar içinde olunmasını istemiyoruz. 

Bazıları bağırıyor her gün. Muhalefetten bazı arkadaşlar, ‘Bizim memlekette işler kötü’ diye Avrupa’ya şikayete gidiyorlar ama Avrupa’dan veya başka ülkelerden de ‘Siz bu ekonomiyi nasıl düzelttiniz, ekonominiz nasıl büyüyor? Bunu nasıl başardınız?’ denilince bizimkiler şaşırıyor bu sefer. Pişman oluyorlar, geri dönüyorlar. Kötülemeleri yanına kalıyor. Kötülemenin kime ne faydası var ki? Hasta ziyaretine gittiğinizde hiç ‘Seni hiç iyi görmedim, sabaha kalmaz ölürsün’ denir mi? Bizimkiler öyle diyor. Türkiye o kadar kötü ki sabaha kalmaz ölürsünüz diyorlar. İnsan iyileşeceği varsa da iyileşemez bu ortamda. Tabii ki problemimiz varsa bunu ortaya koyacağız ama karamsarlığa sevk etmenin de kimseye faydası yok.”

-”Yabancılar inanmakta zorluk çekiyor”-

Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ve Yeni Teşvik Sistemi’ne de değinen Ergün, sanayicilere sistemden nasıl yararlanabileceklerine dair bilgi verdi. 

Ergün, yeni sistemde katma değeri yüksek, ithalatı fazla, ülkede üretimi olmayan stratejik sektörlerin de daha fazla teşvik edildiğini belirterek, şunları kaydetti: 

”Yurt dışı ziyaretlerimizde bu teşvik sistemine ilişkin detayları yabancı firma yöneticilerine veya devlet adamlarına anlattığımızda bazen inanmakta zorluk çekiyorlar. ‘Hadi ya, olur mu böyle? Var mi hakikaten?’ diyorlar. Evet, var. Onlar ilk etapta bir tercüme hatası yapıldığını zannediyorlar ama öyle olmadığını somut verilerle önlerine koyduğumuzda gerçeği görüyorlar. Onun için Başkent OSB’nin de bu yatırımlara ev sahipliği yapacağına inanıyorum.” 

-20 fabrikanın açılışı yapıldı- 

Başkent OSB Yönetim Kurulu Başkanı Şadi Türk de kendilerine bugüne kadar verdiği desteklerden dolayı Bakan Ergün’e teşekkür etti. 

Bölgelerinde sanayicilerin yatırımlara devam ettiğini vurgulayan Türk, ”Sizin göreve gelmenizle devletin finans gücüyle tanışan Başkent OSB, sayenizde ikinci etap yatırımlarını da bitirmek üzere” dedi. 

Türk, kendileri için kalifiye personelin çok önemli olduğunu dile getirerek, bu kapsamda özellikle son zamanlarda kıt imkanlarla eğitim ve öğretime yatırım yapmaya çalıştıklarını söyledi. 

Açılışı yapılan 20 fabrikada yaklaşık 2 bin kişinin istihdam edildiğine dikkati çeken Türk, fabrikaların 42 milyon dolar civarında ihracat kapasitesine sahip olduğunu kaydetti. 

Konuşmaların ardından Bakan Ergün ve işadamları, 20 fabrikanın toplu açılışını, temsili olarak toplantının gerçekleştiği salondaki kurdeleyi keserek yaptı.