Bakan Kılıç, Bekaroğlu’ndan 3 bin TL kazandı

Haziran 27th, 2012

Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Kılıç’ın avukatı Muammer Cemaloğlu ile Bekaroğlu’nun avukatı Emirhan Turan katıldı.

Avukat Cemaloğlu davanın kabulünü, Turan ise reddini talep etti.

Hakim Selahattin Şimşek, davayı kısmen kabul ederek HAS Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Bekaroğlu’nun Bakan Kılıç’a 3 bin TL tazminat ödemesine hükmetti.

Dava dilekçesinde, Bekaroğlu’nun, Bakan Kılıç’ın, 24 Kasım 2011’de Kayseri Kaski Spor ile İsrail’in Maccabi Bnot takımları arasında oylanan Euro Cup kadınlar basket müsabakasında ”Kahrolsun İsrail” sloganı atan grup hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu iddia ettiği kaydedildi.

Bekaroğlu’nun gerçek dışı iddialarını Twitter üzerinden de sürdürdüğü ifade edilen dilekçede, ”Bakan Kılıç’ın kişilik haklarına saldırıldığı” gerekçesiyle 25 bin TL tazminat talep edilmişti.

Öte yandan, Mehmet Bekaroğlu’nun Bakan Kılıç’ın Twitter’daki ifadeleri nedeniyle açtığı 25 bin TL’lik manevi tazminat davası ise aynı mahkemece reddedildi.

DSP’de kurultay için yeterli imza toplanamadı

Haziran 27th, 2012

DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, tüzük uyarınca bu başvurunun işleme konulmadığını bildirdi. Erçelebi, yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“DSP’de olağanüstü kurultayın toplanması için 4 Nisan 2012 tarihinden bugüne kadar noter aracılığıyla gönderilen imza sayısı toplam 61’de kalmıştır. Bu imzalar, birbirinden farklı tarihlerde geldiği ve yeterli sayıda olmadığı, ayrıca parti tüzüğümüzün 20. Maddesi’ne aykırı olduğu için yasal çerçevede geçersiz kaldığından işleme konulmamıştır. Bu durum, imza sahiplerine bildirilmiştir.”

Çin, savunma harcamalarını artırıyor

Haziran 27th, 2012

Çin Maliye Bakanı Xie Xuren, bugün Pekin’de yaptığı açıklamada, ülkesinin savunma harcamalarının 2011 yılında 583 milyar yuana (yaklaşık 90 milyar dolar) yaklaştığını söyledi. Xie’nin, 11. Çin Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi’nin 27. toplantısına sunduğu 2011 merkezi bütçe raporuna göre, merkezi bütçede savunma harcamalarının payı geçen yıla oranla yüzde 12,6 artarak, 65 milyar 300 milyon yuan (yaklaşık 10 milyon dolar) yükseldi.

Çin Uluslararası Radyosu’nun haberinde, raporda ayrıca eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi halkın yaşam koşullarını doğrudan ilgilendiren harcama kalemlerinin de yüzde 30,7 genişleyerek, 1 trilyon 166 milyar yuana (yaklaşık 160 milyar dolar) çıktığı kaydedildi.

Suriye’de hükümet yanlısı kanala saldırı

Haziran 27th, 2012

Suriye devlet televizyonu, hükümet yanlısı El İhbariye televizyonunun başkent Şam’daki ana merkezinin bugün saldırıya uğradığını duyurdu. Silahlı grubun 3 çalışanı ve 4 güvenlik görevlisini öldürdüğü ve binaya patlayıcı yerleştirdiği kaydedildi. El yapımı bombaların patlaması sonucu binada büyük hasar oluştu. Suriye devlet televizyonu, “Teröristler, El İhbariye televizyonunu alt üst ettikten sonra binaya patlayıcı yerleştirdi. Patlamada kanalın haber stüdyosu tamamen harap oldu.” açıklamasına yer verdi.

El İhbariye, saldırıdan kısa bir süre sonra yayınlarına devam etti. Bu arada Suriye devlet televizyonu, saldırı sonucu kullanılmaz hale gelen televizyonun binası ve stüdyolarının görüntülerini yayınladı.

Öte yandan Suriye Enformasyon Bakanı Umran Zubi, El İhbariye televizyonuna yapılan saldırıyı basın ve medyaya yapılmış en çirkin saldırı olarak nitelendirdi.

Pınar Saka, yarı finale yükseldi

Haziran 27th, 2012

Türkiye rekortmeni milli atlet Pınar Saka, Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda bayanlar 400 metrede yarı finale yükseldi.

Helsinki Olimpiyat Stadyumu’nda devam eden Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda akşam seansı, bayanlar 400 metre elemeleriyle başladı. Bu dalda milli atletler Birsen Engin, Meliz Redif ve Pınar Saka piste çıktı. Dört seriden oluşan elemelerde, serilerini ilk 3 sırada bitiren ve en iyi 4 dereceyi elde eden atletler yarı finale yükseldi. 

Pınar Saka, üçüncü seriyi 53.13’lük derecesiyle üçüncü tamamladı ve yarı finale yükselmeyi başardı. İlk seride yarışan Birsen Engin ise 55.82’lik derecesiyle yarışı son sırada tamamlayabildi ve yarı final şansını kaybetti. İkinci seride mücadele eden Meliz Redif de 53.99’luk zamanıyla yarışı son sırada bitirdi ve elemeleri geçemedi. 

Pınar Saka, yarın TSİ 17.15’te bayanlar 400 metre yarı finalinde yarışacak.

Türk atletlerin akşam seansı, bayanlarda Nimet Karakuş’un 100 metre yarı final mücadelesiyle devam edecek. Erkeklerde ise Tarık Langat Akdağ, Halil Akkaş ve Hakan Duvar 3000 metre engellide finale çıkmak için mücadele edecek. Polat Kemboi Arıkan’ın 5000 metrede direkt final koşacağı akşam seansında, Fatih Avan cirit atma elemelerinde ter dökecek.

Mandzukic Bayern Münih’te!

Haziran 27th, 2012

Alman Birinci Ligi (Bundesliga) takımlarından Bayern Münih, VfL Wolfsburg’da forma giyen Hırvat milli oyuncu Mario Mandzukic’i renklerine bağladı.

Bayern Münih’in internet sitesinden yapılan açıklamada, Mandzukic’in gelecek günlerde sağlık muayenesinden geçmek için Münih’e geleceği, ardından da 30 Haziran’a kadar imza atacağı belirtildi.

Kulübün sportif direktörü Christian Nerlinger, 2012 Avrupa Şampiyonası’nda golcü olarak kalitesini ispatlayan Bundesliga’nın iyi forvetlerinden birini transfer ettikleri için mutlu olduğunu belirterek, Mandzukic’in kadroyu güçlendireceğini kaydetti.

Dinamo Zagreb’den VfL Wolfsburg’a 2010’da transfer olan Mandzukic, Bundesliga’da forma giydiği 56 maçta 20 gol attı.

Japonya olimpiyat umudunu sürdürdü

Haziran 27th, 2012

Japonya: 79 – Porto Riko: 70  

Salon: Ankara

Hakemler: Srdan Dosai (Hırvatistan), Elias Koromilas (Yunanistan), Mendoza Hodelin (Küba) 

Japonya: Takada 7, Mamiya 29, Fujiwara, Yoshida 6, Oga 17, Oba, Tanaka 7, Kibayashi, Yano 13 ,Kudeken

Porto Riko: Sepulveda 24, Cortijo 17, Morales, Placido 5, Vargas 4, Stephanie Rosado 2, Pamela Rosado 6, O’Neil 4, Escalera 4, Garcia 4

1. periyot: 19-11

Devre: 30-28

3. periyot: 52-43

Basketbolda FIBA Kadınlar Olimpiyat Elemeleri (A) Grubu’nda Japonya, Porto Riko’yu 79-70 yendi.

Japonya, grubu ikinci tamamlayarak Londra Olimpiyatları’na gitme şansını devam ettirdi. Porto Riko ise ikinci mağlubiyetini alarak elendi.

Aziz Yıldırım: İftira atıyorsunuz

Haziran 27th, 2012

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin davada esas hakkındaki savunmasını yapan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, ”Önemli bir dava bu. Burada yazılan her şey tarihe yazılacak. İnsanlar 40 sene sonra okuyacak burada yazılanları. Ama burada kul hakkı yiyorsunuz. Olmayan şeylerden suçluyorsunuz. İftira atıyorsunuz. Burada böyle şey olmaz” dedi.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanık avukatlarının mütalaaya karşı söyleyeceklerini tamamlamasının ardından, söz, esas hakkındaki savunmasını yapması için tutuklu sanık Aziz Yıldırım’a verildi.

Sözlerine başlamadan önce, ”Olgun bey, silahlı örgüt başkanlığından istifa ediyor, hepsini bana veriyor” diye espri yapan Yıldırım’a, Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci, ”Örgüte üye olmak için örgüt liderinin izni gerekmez” yanıtını verdi.

-”Telefonlar bana ait değil”-

Savunmasına başlayan Yıldırım, polis fezlekesinde 1080 telefon tapesi olduğunu, iddianamede ise 130’una yer verildiğini belirterek, bunların içinde çok zaman önce kullandığı ev telefonunun da dinlenilmiş olduğunu ve iddia edildiği gibi kendisine ait 40 telefon bulunmadığını savundu.

”Ben bunu dava dosyasından çıkardım. Söyleyeyim size” diyen Ekinci, söz konusu telefon numaralarını saydıktan sonra, ”Biz, farklı telefonlarla konuştunuz mu, konuşmadınız mı, bunu sorduk” dedi.

Yıldırım da Fenerbahçe Spor Kulübü’nde 30, şirkette ise 50 telefon hattı bulunduğunu kaydederek, kulüp ve şirketteki telefonların kendi üzerine kayıtlı olmadığını, kendi telefonlarına ulaşılamadığı durumlarda bu telefonların arandığını, oradaki telefonlarla herkesin konuşma yaptığını ve kendi üzerine kayıtlı sadece 2 telefon bulunduğunu söyledi.

-”Bizi dinleyen esasında derin devlet”-

Daha önce, telefon konuşmalarının dinlenildiğine dair Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe sunarak şikayetçi olduğunu söyleyen Yıldırım, bu şikayet dilekçesini okuyarak mahkeme heyetine sundu.

Yıldırım, ”Savcılık bana, ‘dinleme yok’ diye cevap verdi. Ben dinleme derken, devletin dinlemesinden bahsetmiyorum. Derin devletten bahsediyorum. Devlet dinlesin sorun yok, ama bizi dinleyen esasında derin devlet. Çünkü konuştuğumuz şey, hangisi olduğu bilinir, o gazetelerde ertesi gün manşet oluyordu” diye konuştu.

Soruşturma sonucunda tutuklandıktan sonra avukatlarının kendisini Metris Cezaevi’nde ziyaret ettiklerini ve ”dava konusu tapelerin suç unsuru olarak kullanılamayacağını” söylediklerini anlatan Yıldırım, ”Ben şunu düşündüm. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü’nü temsil ediyoruz. Fenerbahçe’ye gönülden bağlı çok sayıda taraftar var. Tapelerin suçlanmamıza konu olmayacağını bildiğimiz halde, suçsuz olduğumuzu anlatmak için açıklamalar yaptık” ifadesini kullandı.

-”Spordan anlamayan kişiler bu kanunu çıkardı”-

6222 sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’la ilgili de konuşan Yıldırım, ”İlk olarak, bizim hazırladığımız kanunda şike ve teşvik yoktu. İki toplantıda da söz konusu edilmedi. Maalesef spordan anlamayan kişiler bu kanunu çıkarmışlardır. Bu kanun sayesinde, fikir beyanı suç olarak kabul edilir hale gelmiştir” dedi.

Kanunun çıkarılması için hukuktan anlamayan kişilerle birçok yetkilinin bir araya geldiğini ve kanunun böylece çıkarıldığını öne süren Yıldırım, ”Bu kanun çıkarılırken, sporun gerçek sahibi olan kişiler, bizler yoktuk. Emniyet ve jandarma çıkarmıştı. Cezaevinde bizzat bana haber yollayıp bu kanunun değişeceğini söylüyorlar. Buradan söylüyorum, bu kanun değişecektir. UEFA’nın son kararıyla birlikte bu kanunun hiçbir özelliği kalmamıştır” diye konuştu.

-Cruyff’un kitabını hediye etti-

Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci’ye, Hollandalı eski futbolcu Johan Cruyff’un bir kitabını hediye etmek istediğini söyleyen Yıldırım, Cruyff’un bu kitabında, ”maçtan sonra hakemin odasına giderek bir kol saati hediye ettiğini” yazdığını ve kitabın, taktik de barındıran güzel bir spor kitabı olduğunu ifade etti.

Yıldırım’ın, ”Cruyff, kitapta hediyenin suç olmadığını söylüyor” diyerek kitabı sunduğu Ekinci de ”Yazın okurum” dedi.

”Suçlanmak önemli değil. Doğru suçlanmak önemli. 20 yıldır sporun içindeyiz. Spordan almak için değil, spora vermek için geldik. Spordaki durumumuza göre suçlama yapılmaması lazım” ifadesini kullanan Yıldırım, polis fezlekesinde, ”Aziz Yıldırım tarafından İlhan Ekşioğlu vasıtasıyla futbolcu İbrahim Akın’a teslim edilmek üzere İbrahim İşcan’a 100 bin dolar verildiği” iddiasının yer aldığını ve bu iddiaya çok üzüldüğünü anlattı.

-”Kul hakkı yiyor, iftira atıyorsunuz”-

Hakkında fezlekede yalan yanlış şeyler yazıldığını ve ilgisinin olmadığı suçlamalarla suçlandığını öne süren Yıldırım, şöyle konuştu:

”Suçluysam, suçumu çeker yatarım, problem değil. Önemli bir dava bu. Burada yazılan her şey tarihe yazılacak. İnsanlar, 40 sene sonra okuyacak burada yazılanları. Ama burada kul hakkı yiyorsunuz. Olmayan şeylerden suçluyorsunuz. İftira atıyorsunuz. Burada böyle şey olmaz. 60 yaşından sonra bizde adalete güvenme-güvenmeme meselesi oluşuyor. Ben Türk adaletine güvenmek istiyorum. ‘1 Mayıs 2011 günü İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile oynanan maçta Aziz Yıldırım’ın İlhan Ekşioğlu aracılığıyla İbrahim İşcan’a talimat verdiği, İşcan’ın Ahmet Çelebi’ye ulaştığı ve Çelebi’nin de İbrahim Akın’a 100 bin avro verdiği anlaşılmıştır..’ deniliyor. Bir kere, İbrahim Akın 100 bin avro almadığını söyledi. ’50 bin dolar aldım’ dedi. Bari bunları doğru yazın. Eğer biz bu suçları işlediysek, zaten telefonlarımız dinleniliyor. Suçlu olanlar bu konuşmaları tekrar yaparlar.”

-”Bizi suçlarken ciddi suçlayın”-

Mütalaayı yazan savcının vicdanının bunu kabul edip etmediğini soran Yıldırım, ”Bu iddialar doğrulanırsa kendimi Boğaz Köprüsü’nden aşağı atarım dedim. Doğrulanmazsa onlar istifa etsinler” dedi.

”Bu davanın içinde İlhan Ekşioğlu’nun ne işi var?”  diye soran Yıldırım, söz konusu tarihte Yusuf Turanlı’yı tanımadığını ve iddia edildiği gibi Turanlı ile hiçbir ilgisi olmadığını savundu.

Yıldırım, ”Bizi suçlarken ciddi suçlayın. Karar veriyorsunuz ama hiç ciddiyet yok. Ben mi bunu ispat etmeye mecburum, yoksa mahkeme mi yapmalı? Mahkeme benim lehime niye kullanmıyor? İlla beni mahkum mu edeceksiniz?” şeklinde konuştu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Ekinci de Yıldırım’a kızarak, ”Ne diyorsun Aziz Bey? Böyle savunma olmaz. Düzgün yapacaksın savunmanı. Karar vermeden hakkımızda karar vermişsin. Biz her sanığın ne düşündüğünü düşünürsek karar veremeyiz” ifadesini kullandı.

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin davanın tutuklu sanıklarından Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, savunmasında hakimlere, ”Sizler benim örgüt kurmadığımı, bu insanların örgüt üyesi olmadıklarını çok iyi biliyorsunuz” diyerek, beraatini talep etti.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada verilen aranın ardından Aziz Yıldırım savunmasına devam etti.

3 Temmuz sabahı, ”silahlı örgüt kurdukları” iddiasıyla gözaltına alındıklarını hatırlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Aziz Yıldırım ve arkadaşları, Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için silahlı suç örgütü kurmuştu. Evlerimizi aramadılar, bahçelerimizi de kazmadılar. Bu örgütün silahlarını kimse aramadı, sormadı… Sonradan anladık ki amaç ‘bir yerlerden bir örgüt bulmak ve bizleri oraya katmaktı ve öyle de oldu. Tam silahlı suç örgütü suçlamasına alışmıştık ki, sorgular başladı. Gördük ki 6222 sayılı yasa uyarınca ‘şike’ yapmışız. Herhalde ‘şike’ yapmak için ‘silahlı suç örgütü’ kurduk diye düşündük. Tutuklama müzekkerelerinde gördük ki, sadece ‘şikeden’ tutuklanmışız. Yine anladık ki, hakkımızda hüküm verenler şike suçunun cezasının daha ağır olduğunu anlayınca, sağ olsunlar bizleri silahlı suç örgütünden çıkartıp, şike maddesine sokmuşlar ve tabii ki tutuklandık. Bugün anlamaktayım ki, Aziz Yıldırım’ın aslında en özgür olduğu günlerinin başlangıç tarihiymiş 3 Temmuz.”

-”Televizyonlarda kendilerinden menkul adamlar türedi” –

Bu süreçte hakkında itibarsızlaştırma ve toplum önünde küçük düşürmeye dönük planların hayata geçirildiğini ileri süren Yıldırım, şöyle konuştu:

”Televizyonlarda, gazetelerde kendinden menkul adamlar türedi. Bizlere her gün küfreden, özel resim ve haberlerimizi yayınlayan, bizleri hedef alan, iki lafı bir araya getiremeyen bu şahısların birçok ortak noktaları vardı. Savcı ve polis onlarındı. Bizlerse karşıt güçler. Hep aynı ağızdan konuşuyorlardı, aynı yere bağlı olduklarını söylüyorlardı. Sözde bu haberciler savcıdan ve polisten, gizlilik kararı olan dosyadan bilgiler alıp basına sızdırma yarışına girmişlerdi. Aslında buna en güzel cevabı Savcı Mehmet Berk vermişti. Medyada ve basında konuşulanların yüzde 90’ının yalan olduğunu açıkça ifade eden savcımız, bu yalanlarla bir yıl boyunca kişiliklerimize tecavüz edilmesine de izin vermiştir. Gerçi aynı Mehmet Berk, ‘Sivas maçının sonucu böyle olmasaydı bu davayı açmayacaktım’ demek suretiyle davadaki ciddiyetini ve bakış açısını ortaya koymuştu; ancak biz anlamamıştık.”

Yıldırım, Futbolda Şike ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da yapılan değişikliğin de ”Aziz Yıldırım” yasası olarak lanse edilmesine karşın bu yasadan tek bir Fenerbahçeli’nin yararlanamadığını ileri sürdü.

– ”İddialar komikti” –

İddianame açıklanınca rahatladıklarını ifade eden Yıldırım, ”Çünkü iddialar yetersizdi. Hukuka açıkça aykırı şekilde toplanan deliller bizleri suçlamaya yetmezdi. İddialar gerekçesizdi, komikti. Tıpkı savcının huzurda verdiği iddianamenin diğer sureti olan mütalaa gibi. Ama iddianamede bir şey değişmiş, değiştirilmişti. Bizler bu sefer de ‘haksız ve ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü’ olmuştuk. Kısacası silahlı suç örgütünden soruşturulup, şikeden tutuklanıp, haksız ve ekonomik çıkar amaçlı suç örgütünden yargılanacaktık. Bu kadar telaşa, böylesine önemli makamları sırf bizleri buralarda yargılamak için bu durumlara düşürmeye ne gerek vardı. İstenilse bizler burada, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmak için dilekçe dahi verebilirdik. En azından devletin ciddiyetine gölge düşürülmemiş olurdu diye düşündük” şeklinde konuştu.

Yargılama başlayınca hak ettikleri saygıyı gördüklerini ve bu konuda müteşekkir olduklarını dile getiren Yıldırım, ”Yargılama tarafınızdan hızlı bir şekilde yapılıyordu. Yine tutukluyduk ancak daha da özgürdük. Tam bir şeylerin değişmeye, bazı oyunların bozulmaya başladığını düşünmeye başladık, bu sefer de ‘hızlı bir şekilde ceza vermek için yargılama yapıldığı’ dedikoduları çıktı karşımıza. Şu anda bu dedikodular ve sizlerle baş başayım” dedi.

– ”Örgüt kurmadığımı çok iyi biliyorsunuz” –

Hakimlere hitaben, ”Sizler benim örgüt kurmadığımı, bu insanların örgüt üyesi olmadıklarını çok iyi biliyorsunuz” diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kenan Yaralı’ya şike parası yollamadığımı, İbrahim Akın’a hiçbir Fenerbahçeli yöneticiden para gitmediğini, bu paralar tespit dahi edilmeden suçlandığımızı, kulübüyle sözleşmesi devam eden bir oyuncuya ‘transfer şikesi’ teklif edilemeyeceğini, Sivas’taki çantanın içinde şike parası değil, biletler olduğunu, Ümit Karan’a, Bülent Uygun’a, Sezer Öztürk’e, Emenike’ye şike veya teşvik teklifinde bulunmadığımızı konuşmalardan açıkça anlıyor, biliyorsunuz. Üç tarlanın şike söylemi olduğuna kendisi bile inanmayan savcı gibi sizler de eminsiniz. Bu tür söylemlerle bizlere ceza verilmemesi gerektiğini… Biz de herkes kadar temiziz derken, diğer takım ve yöneticilerin tapelerini çok iyi biliyorsunuz ve bin 300 tapeden tarafıma ait 103 tapeden bir tanesinin bile bu nitelikte olmadığını biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti ve Fenerbahçe’den başka aşkımız ve zayıf noktamız olmadığını, Fenerbahçe’ye ve bizlere yaşatılanları hak etmediğimizi biliyorsunuz. Bu ülkeyi, bu vatanı bölmeye çalışanlara övgü ve ayrımcılık yarışında olanların, konu biz olunca nasıl acımasız olduklarını görüyorsunuz.”

Hakimlerin bildiklerini okumaktan vazgeçmemelerini isteyen Yıldırım, ”Çünkü Aziz Yıldırım’ın bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bildiği ve inandığı yolda yürüyeceğini tüm kamuoyuna ilan ederim. Vereceğiniz karar sadece Aziz Yıldırım’ın bağımsızlık kararı olmayacaktır. Bu karar, aynı zamanda Türk yargısının bağımsızlığına dair olacaktır. Bilinmelidir ki, adaletsizliği engelleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir ancak mücadele etmediğimiz hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır” şeklinde konuştu.

-UEFA’nın verdiği karar-

Aziz Yıldırım, savunmasında, UEFA’nın, Fenerbahçe’nin Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceğine dair kararına da yer verdi.

Yargılamanın özel yetkili mahkeme yerine spor mahkemesinde görülmemesine anlam veremediklerini kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Spor hukukuna ait bir ihtilafın neden spor hukuku düzenlemeleri tahtında çözümlenmediğini defalarca sorduk, söyledik. Bu sırada bunu birileri daha söyledi. UEFA… Evet, Fenerbahçe üzerinden oynanan oyunların bittiği bu günlerde UEFA, ders niteliğinde bir karar verdi bizlere, hepimize. Aslında bu kararda önemli olan kararın kendisi ya da sonuçları değildi. Karar, sadece spor hukuku yargı organlarının yaptığı yargılamayı esas alıyor, özel yetkili organize ve özel yetkili savcılığın hiçbir işlemi ve tasarrufunun adı dahi anılmıyordu kararda. Bizlerin haklıyken peşinen haksızlığı seçeceğimiz yegane durum; Türkiye Cumhuriyeti menfaatleridir. Bu kararınız Fenerbahçe’den öte Türk futbolunun geleceği ile, itibarı ile ilgilidir. UEFA kararı göstermiştir ki, yapmış olduğunuz bu yargılama, spor hukuku hükümleri itibarı ile tanınmamakta; hatta UEFA’da aleyhe durum ve delil olarak dahi değerlendirmeye tabi tutulmamaktadır.

Uluslararası kurum ve kuralların Türk ve dünya futbolu üzerindeki hakimiyeti kamuoyunun malumudur. Bu nedenle sizlerin sırf soruşturmayı yapan polis ve savcıları incitmemek, kamuoyunun bazı kesimlerini tatmin etmek ya da belki de Aziz Yıldırım’ın tasfiyesini sağlamak için sadece vicdanen vereceğiniz karar, inanın Türk futbolunun sonu olacak ve futbolda Türkiye’nin her platformda lekelenmiş, damgalanmış 3. dünya ülkesi muamelesi görmemiz sonucunu doğuracaktır. Unutulmamalı ve şu sıralar sıklıkça hissedilmektedir ki, Türkiye her geçen gün damarlarındaki asil kanın farkına biraz daha varmak zorundadır.”

Aziz Yıldırım, sözlerini, ”Sayın makamınız tahtında tüm Türk yargısına olan inancımı yineler, son sözümüzün ‘Bu sevda bitmez’ ve ‘Her koşulda Fenerbahçe’ olduğunu dosta, düşmana ilan ederim. Bununla birlikte mütalaada yer alan itham ve iddiaların asılsızlığı yapılan savunmalarımızla açıkça ortaya konulmuştur. Hiçbir maçta şike ve teşvik yoktur. Şike teşebbüsünde bulunulmamıştır; teşvik primi verilmemiştir. Tüm kamuoyunun malumu olduğu üzere, tüm hesaplarımız resen atanan bilirkişi ve Dernekler Masası tarafından incelenmiş ve hiçbir hukuka aykırı tasarrufa ya da usulsüzlüğe tesadüf edilmemiştir. Bu gerçeğin sayın mahkemece tespit edileceğine dair olan inancım tamdır. İş bu açıklamalar ve tespitler tahtında tahliye ve beraat yönünde karar vermenizi talep ederim” diyerek tamamladı.

Yıldırım, hakimin sorusu üzerine, ceza verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünden yararlanmak istemediğini de tekrar etti.

Fenerbahçe’nin kamp programında değişiklik

Haziran 27th, 2012

Fenerbahçe’nin yeni sezon öncesi Almanya’da yapmayı planladığı kamp çalışmaları Avusturya’ya alındı.

Fenerbahçe Kulübü’nden yapılan açıklamada, profesyonel futbol takımının yeni sezon hazırlıkları çerçevesinde gerçekleştirmeyi planladığı Avrupa hazırlık maçı kamp programına ilişkin çalışmaların devam ettiği belirtilerek, ”Bu çerçevede yapılan temaslar neticesinde; Belçika’nın Charleroi, Almanya’nın St. Pauli, İspanya’nın Real Mallorca ve Getafe takımlarıyla birer hazırlık maçı yapma konusunda karşılıklı mutabakat sağlanmıştır” ifadesine yer verildi.

Yapılan açıklamada, işbirliği içinde bulunulan UEFA lisanslı maç organizatörlerinin, bu maçların oynanacağı Almanya’nın Köln ve Krefeld şehirlerinin stat yetkilileriyle gereken planlamaları sağladığı, ancak Alman Futbol Federasyonu’nun, dün söz konusu statlara gönderdiği bir yazıyla, bu statlarda maç oynanmasına izin vermeyeceği; buna gerekçe olarak da daha önce Türk takımlarının Almanya’da yaptığı hazırlık maçlarında meydana gelen tribün olaylarını gösterdiği kaydedildi.

Fenerbahçe Kulübü, bu nedenle Almanya’da yapılması planlanan hazırlık maçlarının, Alman Futbol Federasyonu’nun bu kararıyla son dakikada iptal olduğunu ve bu çerçevede hazırlık maçı kamp programı organizasyonun 16-26 Temmuz dönemi için Avusturya bölgesine yönlendirildiğini açıkladı.

Şike davasında karar günü belli oldu

Haziran 27th, 2012

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, 4 tutuklu sanık ile 11 tutuksuz sanığın esas hakkındaki savunmalarının alınmasının ardından Başkan Ekinci, duruşmaya son verdiğini söyledi.

Duruşmayı 29 Haziran Cuma gününe bıraktığını bildiren Ekinci, ”O gün, geriye kalan sanıkların savunmalarını alacağız. Müdahillerin diyeceklerini soracağız. Sonra sanıkların son sözlerini alacağız. Bir aksilik olmazsa Cuma günü karar vermeyi planlıyoruz. O gün biraz uzun sürebilir duruşma. Olmazsa, Pazartesi gününe de duruşma tarihi verebiliriz” diye konuştu.

İlk finalist belli oluyor

Haziran 27th, 2012

PORTEKİZ-İSPANYA
SAAT: 21.45
STAT: Donbass Arena
HAKEM: Cüneyt Çakır

PORTEKİZ: Rui Patricio, Pereira, Pepe, Alves, Coentrao, Moutinho, Veloso, Meireles, Nani, Almeida, Ronaldo
TEKNİK DİREKTÖR: Paulo Bento

İSPANYA: Casillas, Arbeloa, Ramos, Pique, Alba, Busquets, Alonso, Silva, Xavi, Iniesta, Torres
TEKNİK DİREKTÖR: Vicente Del Bosque

Erzincan’da üst sınıf altın çıkarılıyor

Haziran 27th, 2012

Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Altın Madeni Şirketi tarafından yürütülen altın arama çalışmalarında üst sınıf altın çıkarıldığı belirtildi.

        İliç ilçesine 16 derslikli, 480 öğrenci kapasiteli okul yapımı için çalışma başlatan Alacer Anagold Yönetim Kurulu Başkanı David F. Quinlivan, altın madeninin çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler köyünde faaliyetine başladıktan itibaren madende beklentilerin üzerinde bir altın rezervi olduğunu ifade eden Quinlivan, İliç ilçesinde dünyanın üst sınıf altınının çıkarıldığını söyledi.

        Yönetim Kurulu Başkanı David F. Quinlivan, “İliç’te işletmekte olduğumuz altın madeni, çok büyük, iyi bir altın madeni ve dünya sınıfında bir altın madeni. Madene ilk başladığımız zaman madenin genişleme yönleri açıktı. Bulduğumuz maden cevheri çeşitli yönlere doğru geliştirilebilecek durumdaydı. Fakat ilk başta 6 milyon ons şeklinde tahmin vardı. Fakat yeni çalışmalarla birlikte bunun üzerine 7,5 milyon ons daha koyabileceğimizi tahmin ediyoruz. Bu da 10 milyon onsun üzerinde. Bu da dünyanın üst sınıfında olduğunu gösteriyor. Şu ana kadar madenin hayata geçirilmesi için sondaj çalışması hariç 200 milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Şimdi ise yerin daha altında, daha derinlerde olan cevheri ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. 7,5 milyon ons denilen rakam oradan geliyor. Bununla birlikte 500 milyon doların üzerinde yatırım yapılmış olacak. Şu anda yıllık 200 bin ons üretimimiz var. Yeni projenin hayata geçirilmesiyle birlikte bunun üzerine 100-150 bin ons daha koyduk ve 450-500 bin onsa çıkabilir yıllık üretim miktarı. Harika bir iş gücümüz var. Maden operasyonunda ve bunların çoğu yöre insanlarından oluşuyor. Burada biz iş gücünü geliştirmeye yönelik çalışıyoruz.” dedi.

        ÇÖPLER KÖYÜNE OKUL YAPTIRILACAK

        İliç ilçesi Çöpler köyünde Alacer Gold, Anagold AŞ ve Lidya Madencilik ortaklığı ile yürütülen altın madenciliği çalışmaları sürerken, şirket İliç ilçesinde 16 derslikli okul yaptırma niyetlerini bir mektupla Erzincan Valisi Selman Yenigün’e bildirdi.

        Valilik makamında düzenlenen okul yapımı niyet mektubu verilme törenine 1 Ağustos itibariyle görevi devredecek Alacer Gold Yönetim Kurulu Başkanı Edward Dowling, 1 Ağustos itibariyle görevi devralacak Alacer Gold Yönetim Kurulu Başkanı David F. Quinlivan, Türkiye İş Birimi Ülke Müdürü Calvin McKee, Çöpler Maden İşletmesi Genel Müdürü John LeRoux, Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yetkiner, Lidya Madencilik Temsilcisi Veli Doğan, İliç Kaymakamı Çağlayan Aydın, Belediye Başkanı Ramazan Buran katıldı.

    Vali Selman Yenigün yapılması planlanan 480 öğrenci kapasiteli 16 derslikli okul hakkında bilgi vererek, katkıda bulunanlara teşekkür etti. Vali Yenigün, “Alacer Gold, Anagold AŞ ve Lidya Madencilik adına İliç’te yapılacak ilkokul ve kampüs 480 öğrenciye eğitim verecek. 16 derslikli bir ilköğretim okulu yapılacak. 20 odalı bir sosyal tesis. Bunun yanında da konsepte uygun olarak spor ve oyun alanlarının dahil olacağı bir kompleksi yapmak üzere 5 milyon TL tutarında bir katkıda bulunacaklar. Bu gün kendileri niyet mektuplarını verdiler. Yönetim kurulu başkanları ve yöneticilerine eğitime yaptıkları katkıdan dolayı teşekkür ediyoruz.” dedi.

    Alacer Gold Yönetim Kurulu Başkanı David F. Quinlivan, “Yönetim kurulu adına ortağımız Lidya Madencilik adına İliç’e yapılacak ilkokuldan dolayı çok memnunum. Biz birliktelik işbirliğine inanan bir firmayız. Lidya Madencilik, Çalık Holding ile olan birlikteliğimiz bunun göstergesi olabilir. Ama aynı zamanda bu iş birliği ve ortaklık sadece şirketler arasında bir ortaklık değil, aynı zamanda halkla, halkın temsilcileriyle, devlet ve devletin temsilcileriyle olan birliktelik ve işbirliğini ortaya koyuyor.” açıklamasında bulundu.

Aysal’dan transfer ve Arena açıklaması

Haziran 27th, 2012

Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Türk Telekom Arena’yı Beşiktaş ile paylaşmalarının mümkün olmadığını söyledi.

Aysal, LİG TV’ye verdiği röportajda, Türk Telekom Arena’da bazı eksikliklerin olduğunu, Galatasaray Kulübü’nün birçok biriminin burada hizmet verdiğini belirterek, ”Hem fiziki hem idari hem teknik hem de ekonomik olarak bizim bu statta başka bir takım ile beraber bir ortak yapı içine girmemiz mümkün değil” dedi.

Türk Telekom Arena’nın Galatasaray Kulübü’nün eski yapılanmasından farklı bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Aysal, şunları kaydetti:

”Bizim bütün personelimiz, ofislerimiz, televizyonumuz, basın yayın sistemimiz, güvenliğimiz orada. Loca sistemimiz tamamıyla satılmış durumda. Bu localar 360 günlüğüne satılır. Bunları sadece maç için satmıyoruz. Bu localar, kiralayanların 3 sene süreyle evi gibidir. Orada istediği vakit toplantı da yapar, birisini davet de edebilir. Biz o hizmetleri veriyoruz. İç içe Beşiktaş ile beraber böyle bir hizmetin verilmesi son derece zor. Kaldı ki stadın diğer statlardan farklı bir görüntüsü var. Çatı yapımız dolayısıyla da çabuk bozulabilen çim sistemi var. Büyük masraflarla biz bu çimi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bir çimin tekrar döşenebilmesinin 350 bin avro maliyeti var. Zaten federasyon da milli maçlar dolayısıyla bu stadı yavaş yavaş daha fazla kullanmaya başladı. 

Bunun dışında bir de Beşiktaş’ın maçları eklendiği vakit fiziki olarak bu stadın kullanımı imkansız hale gelecek. Yani hem fiziki hem idari hem teknik hem de ekonomik olarak bizim bu statta başka bir takım ile beraber bir ortak yapı içine girmemiz mümkün değil. Biz bunu anlatmaya çalıştık. Bunu Sayın Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman’a da anlatmaya çalıştık. Sayın Bakanımız da dinlediler. Bu konudaki ısrarlar camiaları karşı karşıya getirme aşamasına gelir ve bu son derece sakıncalıdır. Biz statlarımızda huzuru ve güveni sağlamaya çalışırken, bunlar bir yerde yürüyen tekerleğe çomak sokmak anlamına da gelebilir. Türkiye’de bir sürü stat var. Biz gittik Olimpiyat Stadı’nda oynadık. Beşiktaş da yüzde yüz eminim kendisine uygun en iyi stadı bulabilecektir.”

Aysal, Türk Telekom Arena’daki 180 locayı da sattıklarını, kombine kart satışlarının da 40 bine yaklaştığını ifade etti.

-”Melo’ya verdiğimiz süre yarın akşam bitiyor”-

Ünal Aysal, Galatasaray’ın geçen sezon İtalya’nın Juventus takımından kiralık olarak forma giydirdiği Brezilyalı oyuncu Felipe Melo’nun durumunun yarın netlik kazanacağını söyledi.

Aysal, geçen sezon Melo’ya ücreti konusunda fazla bonkör davrandıklarını anlatarak, ”Bugün hem Melo’dan hem de Juventus’tan biraz indirimler talep ettik. Onun müzakeresi biraz zaman aldı. Tabi Melo’nun tatilde olması haberleşmede bizi biraz zorladı. Ama geldiğimiz nokta ümit verici. Ama Juventus’un da başka şansları var. Başka takımlarla da bu konuyu görüşüyor. Tahmin ediyorum önümüzdeki 24 saat içinde Melo’nun durumu netleşir. Kendisine verdiğimiz süre yarın akşam bitiyor” diye konuştu.

Melo’ya verdikleri sürenin kısaldığını dile getiren Ünal Aysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Transferinin olması daha yakın gibi görünüyor, ama yüzde vermem son derece zor. Süre çok kısaldı, yarın akşam bizim süremiz doluyor. Melo olmadığı taktirde, istediğimiz şartların kabul edilmemesi halinde, diğer alternatiflerimiz elimizde hazır. Biz hepimiz, hem Fatih hoca hem de transfer komitemiz, Melo’nun kulüpte kalması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama her şeyin alternatifi vardır ve her oyuncunun biraz daha iyisini bulabilirsiniz. Geçen sezon çok iyi bir performans verdi Melo. Önümüzdeki sezon aynı performansı alabilir miyiz? Bunlar kulüplerin riskleri, biz bu risklerle yaşıyoruz.”

”Bunu yeni bir başlangıç olarak görüyorum. Ama bunu bir programa, bir takvime bağlamak zorundayız. Benim kafamda bu takvim var. Bunun daha iyisini yapabilirsek ne mutlu, ama ben bu sene Şampiyonlar Ligi’nde içinde olduğumuz gruptan çıkmayı başarı sayacağım. İlk hedef bu, ama ondan sonra her sene bir etabı atlayarak, bu gelişimi hepimizin izlemesini istiyorum. Birden bire ‘şampiyon oluruz” gibi bir söylem içine girmek hem yanlış olur hem de takımın dengesini bozabilir. Bunu bir program dahilinde görmek lazım ve sürekliliği yakalamak lazım. Kalıcı olmak lazım.”

Aysal, transferde Şampiyonlar Ligi’ni düşünerek hareket ettiklerini anlatarak, ”Şu anda Şampiyonlar Ligi olmasa çoktan transferi kapatmıştık. Ama Şampiyonlar Ligi hazırlığı yaparken, gerek hocamızın, gerekse yöneticilerimizin önceliği uzun süre takımda kalacak genç oyuncuların monte edilebilmesi ve bunun içine Şampiyonlar Ligi tecrübesi olan deneyimli oyuncuların da çok stratejik yerlerde katılıyor olması. Bu ikisini birleştirmek için bazı dengeleri devamlı ayakta tutmak zorundasınız. Zannediyorum biz bunu kuracağız” diye konuştu.

-”Arshavin ile bir ilgimiz yok”-

Galatasaray Kulübü Başkanı Aysal, İngiltere’nin Arsenal takımında forma giyen Rus oyuncu Andrei Arshavin ile ilgilenmediklerini dile getirerek, ”Arshavin, geçen sezon ilgilendiğimiz bir oyuncuydu. Bu sene öyle bir ilgimiz yok. Oussama Assaidi ilgilendiğimiz bir oyuncu. Birincisi genç olması ilgimizi çekiyor. İkincisi çok kabiliyetli, kaliteli bir oyuncu. Şu anda müzakere halindeyiz. Alper Potuk da ilgi sahamızda olan bir oyuncu” dedi.

Aysal, yabancı bir forvet transfer etmeyi ciddi bir şekilde düşündüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Biz yabancı bir santraforu ciddi bir şekilde düşünüyoruz. Kadroya dahil edeceğiz, ama 8-10 günlük süreç içinde yapılacak bir çalışma değil. Transferi yaptıktan sonra getirmek lazım. Takıma uyacak, taraftarı heyecanlandıracak, sistemi de bozmayacak iyi bir santraforu getirip takıma yerleştirmek istiyoruz. Bunun için de önümüze rahat bir süre koyduk. Transfer süresinin sonuna kadar en iyisini bulup almayı planlıyoruz.”

İyi bir takıma sahip olduklarını dile getiren Aysal, yapacakları transferlerle takımlarını hem güçlendirmek hem de kadro derinliği sağlamak istediklerini ifade etti.

-”Şu an olay bizde değil, Hamit’in elinde”-

Ünal Aysal, Real Madridli oyuncu Hamit Altıntop’u renklerine katmak istediklerini dile getirerek, tecrübeli oyuncunun bu konuda karar vermesi gerektiğini anlattı.

Hamit’e tekliflerini en üst düzeyde yaptıklarını kaydeden Aysal, ”Gelecek sezon Hamit Altıntop’u sarı-kırmızılı forma altında görebilecek miyiz?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

”Hepimiz bunu çok istiyoruz. Ama Hamit’in de Galatasaray’dan biraz daha fazla istemesi lazım. Galatasaray arzu edilmesi gereken, seksi bir kulüp. Oraya dahil olmak için de Hamit’in biraz gayret etmesi gerekir. Şu an olay bizde değil, Hamit’in elinde. Biz kendi yönümüzden her türlü pozitif işareti verdik. Tekliflerimizi en yukarı düzeyde yaptık. Hamit’in bu kararı alması gerekiyor.”

Kadrodaki bazı yabancı oyuncularla yollarını ayıracaklarını söyleyen Aysal, ”Elimizdeki bazı yabancılar gidici. Yabancıların hepsini elimizde tutma durumunda değiliz. Böyle bir lüksümüz yok. Tabii oyuncuyu transfer ederken, diğer oyuncuyu da elinizden çıkartmanız lazım. Bu ikili bir işlem ve bir arada yürümesi lazım” dedi.

-”Sabri’nin karar alması gerekiyor”-

Sözleşmesi sona eren takım kaptanlarından Sabri Sarıoğlu ile ilgili soruyu da yanıtlayan Aysal, şunları ifade etti:

”Büyük takımların kaptanları artık o camiaya mal olmuş isimlerdir ve kulübe bağlılıkları parayla falan ölçülmez. Onlar kendilerini müesseseye ne kadar bağlı hissederlerse, müessese o kadar fazla içinde tutar. Orada bazen 100 bin lira 200 bin lira pazarlık için bu ilişkiler gevşememeli. Sabri’nin önümüzdeki günlerde kalıp kalmayacağı yönünde bir karar alması gerekiyor. Ama her oyuncunun da en iyi bedeli ödeyecek kulübü tercih etme hakkı var.” 

Geçen sezonun devre arasında takıma dahil ettikleri Necati Ateş’e güvendiklerini ve sözleşmesini yenileyeceklerini belirten Aysal, kalecileri Fernando Muslera’ya da övgülerde bulunarak, ”Muslera, takıma büyük katkı sağladı. Ödediğimiz bedel için de rahatsız değilim, bilakis mutluyum. Bazen az bile ödemişiz diyorum” ifadelerini kullandı.

-”Ataman iyi bir Galatasaraylı”-

Ünal Aysal, Galatasaray Medical Park Erkek Basketbol Takımı başantrenörlüğüne getirdikleri Ergin Ataman’ın iyi bir Galatasaraylı olduğunu dile getirerek, ”Ergin Ataman çok değerli bir antrenör. Beşiktaş’a olan saygımız nedeniyle kendisini son güne kadar bekledik. Beşiktaş ‘biz bu işten vazgeçtik’ dediği andan itibaren Ergin Ataman’a biz ‘buyur gel’ dedik. Ergin Ataman iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray antrenörü olarak da oraya yakıştı” diye konuştu.

Abeylegesse Moskova’ya gidecek

Haziran 27th, 2012

AA muhabirinin görüştüğü milli atlet, 2012 Londra Olimpiyatları’na hazırlandığı Erzurum kampında sol ayak aşil tendonundaki sakatlığın nüksettiğini söyledi.

Tedavi için yarın Rusya’nın başkenti Moskova’ya gideceğini ve doktoruyla görüşeceğini kaydeden Abeylegesse, ”Durumum doktor kontrolünden sonra netleşecek. Henüz ‘sezonu kapattım’ ya ada ‘koşacağım’ diyemem. Doktorumun direktiflerine göre hareket edeceğim. 2012 Londra Olimpiyatları’na yönelik durumum da kontrollerden sonra belli olacak” diye konuştu.

Olimpiyatları riske etmemek ve hazırlık dönemini bölmemek için Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bugün başlayan Avrupa Şampiyonası’na katılmayan Abeylegesse, iyileşemediği için üzgün olduğunu, ancak olimpiyatlara gidebilmek için elinden geleni yaptığını kaydetti.

Abeylegesse Moskova’ya gidecek

Haziran 27th, 2012

AA muhabirinin görüştüğü milli atlet, 2012 Londra Olimpiyatları’na hazırlandığı Erzurum kampında sol ayak aşil tendonundaki sakatlığın nüksettiğini söyledi.

Tedavi için yarın Rusya’nın başkenti Moskova’ya gideceğini ve doktoruyla görüşeceğini kaydeden Abeylegesse, ”Durumum doktor kontrolünden sonra netleşecek. Henüz ‘sezonu kapattım’ ya ada ‘koşacağım’ diyemem. Doktorumun direktiflerine göre hareket edeceğim. 2012 Londra Olimpiyatları’na yönelik durumum da kontrollerden sonra belli olacak” diye konuştu.

Olimpiyatları riske etmemek ve hazırlık dönemini bölmemek için Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bugün başlayan Avrupa Şampiyonası’na katılmayan Abeylegesse, iyileşemediği için üzgün olduğunu, ancak olimpiyatlara gidebilmek için elinden geleni yaptığını kaydetti.

Trabzon’un, kamp program tarihi değişti

Haziran 27th, 2012

Bordo-mavili takımın internet sitesinden yapılan açıklamada, ”Takımımızın yeni sezon öncesi yapacağı kampın birinci bölümünün tarihleri değişti. Buna göre ekibimizin Hollanda’da iki aşamalı olarak gerçekleştireceği kampın tarihi 8-22 Temmuz olarak yeniden belirlendi” ifadelerine yer verildi.

Trabzonspor, daha önce yurt dışı birinci etap kamp tarihini 4-19 Temmuz, ikinci etap çalışmalarını ise 23 Temmuz-6 Ağustos olarak duyurmuştu.

Trabzon’un, kamp program tarihi değişti

Haziran 27th, 2012

Bordo-mavili takımın internet sitesinden yapılan açıklamada, ”Takımımızın yeni sezon öncesi yapacağı kampın birinci bölümünün tarihleri değişti. Buna göre ekibimizin Hollanda’da iki aşamalı olarak gerçekleştireceği kampın tarihi 8-22 Temmuz olarak yeniden belirlendi” ifadelerine yer verildi.

Trabzonspor, daha önce yurt dışı birinci etap kamp tarihini 4-19 Temmuz, ikinci etap çalışmalarını ise 23 Temmuz-6 Ağustos olarak duyurmuştu.

Orman: Yargının vereceği karara saygılıyız

Haziran 27th, 2012

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ndeki (CAS) davayla ilgili, ”5 Temmuz tarihine 1 hafta kaldı, sabredeceğiz. Artık yargının vereceği karara saygı duyacağız, başka yapacak bir şey yok” dedi.

AA

‘Aziz Yıldırım, Saraçoğlu gibi olacak’

Haziran 27th, 2012

”Futbolda şike” iddialarına ilişkin davada esas hakkındaki savunmasını yapan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatı Prof. Dr. Köksal Bayraktar, ”Aziz Yıldırım da ileride Şükrü Saracoğlu gibi olacaktır, bırakın şerefle, şanla adını sürdürsün” dedi.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmanın öğleden sonraki bölümüne avukatların savunmalarıyla devam edildi.

Esas hakkındaki savunmasını yapan Aziz Yıldırım’ın avukatlarından Bayraktar, 3 Temmuz’da gözaltına alınan müvekkilinin, şeker hastalığı nedeniyle hastaneye sevk edildiğini, hastanede anjiyo yapıldığını, 10 Temmuz’da sevk edildiği nöbetçi ağır ceza mahkemesinde de kolunda serumla, dinleyiciler için ayrılmış bankın üzerinde yatarak ifade verebildiğini kaydederek, bu dönemde alınan ifadelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu iddia etti.

-Savcı Berk’in Fenerbahçe Kulübü Kongre Üyesi olması-

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’in Fenerbahçe Kulübü Kongre Üyesi olduğunu hatırlatan Bayraktar, ”Hep etikten bahsediyoruz. Bir spor kulübüne üye olan savcı, aynı kulüple ilgili soruşturmayı yürütmek zorunda mıdır? Çekilme hakkı yok mudur? Görevini acaba tam bir tarafsızlıkla yapmış mıdır? Tarafsız görünebilmek için, içinde taşıdığı taraflılık olgusunu da ortaya koymuş mudur? Bunlar şüphelerimizdir” ifadelerini kullandı.

Bayraktar, Aziz Yıldırım’a yönelik telefon dinleme kararlarının, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmeden alındığını ve bunun hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü.

Hakimlere, ”İleride siz de avukat olacaksınız” diyen Bayraktar, mahkemenin sanıklara, ”Şu tarihte kiminle ne görüştün?”, ”Bu konuşmanla neyi kast ettin?” şeklinde sormasını yadırgadığını söyledi.

Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün iddianamenin bir özeti olduğunu kaydeden Bayraktar, ”20 duruşma yaptık. Demek ki bir arpa boyu bile yol gidilememiş” dedi.

-”Yargılama asliye ya da sulh ceza mahkemesinde yapılmalı”-

”Ne çıkar amaçlı ne de başka bir şekilde örgüt vardır” diyen Bayraktar, müvekkillerinin asliye ya da sulh ceza mahkemesinde yargılanmaları gerekirken özel yetkili mahkemenin karşısına getirildiğini savundu.

Müvekkilinin ”dolandırıcılık”, ”şike” ve ”teşvik primi vermek” suçlarını işlemediğini söyleyen Bayraktar, Aziz Yıldırım’la ilgili oldukları öne sürülen 20 sanığın hiçbirinin ifadelerinde Yıldırım aleyhinde beyanda bulunmadığını kaydetti.

Duruşmalarda, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı, TFF Başdanışmanı, futbol kulüplerinin başkanlarının da aralarında bulunduğu 12 tanığın dinlendiğini aktaran Bayraktar, bunların hiçbirinin de Aziz Yıldırım aleyhinde beyanları olmadığını ifade etti.

Şike ve teşvik primi verildiği iddia edilen maçlara ilişkin hazırlanan çeşitli raporların mahkemeye geldiğini belirten Bayraktar, ”Bugün bir Türk hakemi gidiyor yarı finali yönetiyor. Hakem raporuna karşı ‘Hayır efendim ben telefon görüşmesine itibar ederim’ demeyin lütfen. Siz söylediniz tapeler resmi varakadır diye, hakem raporları da resmi varakadır” dedi.

TFF Etik Kurul raporu ile Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu raporunda, Aziz Yıldırım’ın hakkındaki suçlamayla ilgisi olmadığının ortaya çıktığını anlatan Bayraktar, davanın açılmasından sonra Maliye Bakanlığı Vergi Denetleme Kurulu’nun da bir inceleme başlattığını kaydetti.

-”Yıldırım, Vergi Denetleme Kurulu tarafından aklanmıştır”-

Kurulun, Aziz Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu’nun cari hesapları ile kulübün hesaplarını incelediğini belirten Bayraktar, ”Kurul kanuna aykırı bir yön bulamamıştır. Böylece Aziz Yıldırım, Vergi Denetleme Kurulu tarafından tamamen aklanmıştır” dedi.

Spor Toto Teşkilatı’nın da dava konusu maçlara ilişkin bir anormallik tespit etmediğini kaydeden Bayraktar, ”Bu olayın başında Fenerbahçe Kulübü’ne yapmadığı kötülük kalmayan, kulübü saf dışı bırakmaya çalışan UEFA, daha geçen hafta verdiği bir kararla, UEFA organizasyonlarına katılmasına engel teşkil eden hukuki bir durum olmadığını bildirdi” diye konuştu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2 ayrı kararında yalnızca telefon dinleme çözümlerine dayanılarak karar verilemeyeceğine hükmedildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

”Bu olay neden ve niçin huzurunuza geldi hala bilmiyoruz ama herhalde tarih yazacak. Bu, basit bir Aziz Yıldırım’ı, İlhan Ekşioğlu’nu ve Şekip Mosturoğlu’nu itibarsızlaştırma olayı değil herhalde. Bu olay neden ve nasıl planlandı hala bilmiyoruz. Fenerbahçe bu olayda çok yara aldı, bu yargılamayla da çok yara aldı.”

-”Fenerbahçe Cumhuriyeti”-

Fenerbahçe Kulübü’ne boş yere ”Fenerbahçe Cumhuriyeti” denilmediğini söyleyen Bayraktar, kulübün İstanbul’un İngilizlerin işgali altında bulunduğu bir dönemde, İngiliz takımını yenerek, ”Yaşasın Türk Milleti” denilebilmesini sağladığını kaydetti.

Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya gidenlerin sayısının çoğalmasında ve bu harekete desteğin artmasında o dönemki Fenerbahçe Kulübü yöneticilerinin etkisi olduğunu belirten Bayraktar, ”Bu cumhuriyeti kolayca yıkacak kararlara gitmeyin” dedi.

Bayraktar, çocukluğunda Kadıköy’de bir Fenerbahçe stadyumu olduğunu, buna şimdiki halini Aziz Yıldırım’ın verdiğini ve adını ”Şükrü Saracoğlu” koyduğunu anlattı.

Kulübün 15 yıl başkanlığı yapan Şükrü Saracoğlu’nu anlatan bir kitap yayınlandığını belirten Bayraktar, bu kitaptan bir alıntı yaptı.

Köksal Bayraktar, ”Aziz Yıldırım da ileride Şükrü Saracoğlu gibi olacaktır. Bırakın şerefle, şanla adını sürdürsün” dedi.

Bugün Türkiye’deki sporda yaşanan birçok başarının temelinde Aziz Yıldırım’ın bulunduğunu savunan Bayraktar, beraat yönünde karar verilmesini istedi.

Bayraktar, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını içeren CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına muvafakat (uygun görme, kabul etme) etmediklerini belirtti.

Tutuklamanın bir tedbir olduğunu, karardan sonra gereklilik niteliğini kaybedeceğini anlatan Bayraktar, Yıldırım’ın tahliyesine karar verilmesini istedi.

Bayraktar’ın savunmasını alkışlayan bazı izleyiciler, Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci tarafından uyarıldı.

Bu sırada sanık avukatlarından Ali Rıza Dizdar da izleyicilere ”Beni niye alkışlamadınız?” diyerek espri yaptı.

Aysal’dan transfer ve Arena açıklaması

Haziran 27th, 2012

Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Türk Telekom Arena’yı Beşiktaş ile paylaşmalarının mümkün olmadığını söyledi.

Aysal, LİG TV’ye verdiği röportajda, Türk Telekom Arena’da bazı eksikliklerin olduğunu, Galatasaray Kulübü’nün birçok biriminin burada hizmet verdiğini belirterek, ”Hem fiziki hem idari hem teknik hem de ekonomik olarak bizim bu statta başka bir takım ile beraber bir ortak yapı içine girmemiz mümkün değil” dedi.

Türk Telekom Arena’nın Galatasaray Kulübü’nün eski yapılanmasından farklı bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Aysal, şunları kaydetti:

”Bizim bütün personelimiz, ofislerimiz, televizyonumuz, basın yayın sistemimiz, güvenliğimiz orada. Loca sistemimiz tamamıyla satılmış durumda. Bu localar 360 günlüğüne satılır. Bunları sadece maç için satmıyoruz. Bu localar, kiralayanların 3 sene süreyle evi gibidir. Orada istediği vakit toplantı da yapar, birisini davet de edebilir. Biz o hizmetleri veriyoruz. İç içe Beşiktaş ile beraber böyle bir hizmetin verilmesi son derece zor. Kaldı ki stadın diğer statlardan farklı bir görüntüsü var. Çatı yapımız dolayısıyla da çabuk bozulabilen çim sistemi var. Büyük masraflarla biz bu çimi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bir çimin tekrar döşenebilmesinin 350 bin avro maliyeti var. Zaten federasyon da milli maçlar dolayısıyla bu stadı yavaş yavaş daha fazla kullanmaya başladı. 

Bunun dışında bir de Beşiktaş’ın maçları eklendiği vakit fiziki olarak bu stadın kullanımı imkansız hale gelecek. Yani hem fiziki hem idari hem teknik hem de ekonomik olarak bizim bu statta başka bir takım ile beraber bir ortak yapı içine girmemiz mümkün değil. Biz bunu anlatmaya çalıştık. Bunu Sayın Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman’a da anlatmaya çalıştık. Sayın Bakanımız da dinlediler. Bu konudaki ısrarlar camiaları karşı karşıya getirme aşamasına gelir ve bu son derece sakıncalıdır. Biz statlarımızda huzuru ve güveni sağlamaya çalışırken, bunlar bir yerde yürüyen tekerleğe çomak sokmak anlamına da gelebilir. Türkiye’de bir sürü stat var. Biz gittik Olimpiyat Stadı’nda oynadık. Beşiktaş da yüzde yüz eminim kendisine uygun en iyi stadı bulabilecektir.”

Aysal, Türk Telekom Arena’daki 180 locayı da sattıklarını, kombine kart satışlarının da 40 bine yaklaştığını ifade etti.

-”Melo’ya verdiğimiz süre yarın akşam bitiyor”-

Ünal Aysal, Galatasaray’ın geçen sezon İtalya’nın Juventus takımından kiralık olarak forma giydirdiği Brezilyalı oyuncu Felipe Melo’nun durumunun yarın netlik kazanacağını söyledi.

Aysal, geçen sezon Melo’ya ücreti konusunda fazla bonkör davrandıklarını anlatarak, ”Bugün hem Melo’dan hem de Juventus’tan biraz indirimler talep ettik. Onun müzakeresi biraz zaman aldı. Tabi Melo’nun tatilde olması haberleşmede bizi biraz zorladı. Ama geldiğimiz nokta ümit verici. Ama Juventus’un da başka şansları var. Başka takımlarla da bu konuyu görüşüyor. Tahmin ediyorum önümüzdeki 24 saat içinde Melo’nun durumu netleşir. Kendisine verdiğimiz süre yarın akşam bitiyor” diye konuştu.

Melo’ya verdikleri sürenin kısaldığını dile getiren Ünal Aysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Transferinin olması daha yakın gibi görünüyor, ama yüzde vermem son derece zor. Süre çok kısaldı, yarın akşam bizim süremiz doluyor. Melo olmadığı taktirde, istediğimiz şartların kabul edilmemesi halinde, diğer alternatiflerimiz elimizde hazır. Biz hepimiz, hem Fatih hoca hem de transfer komitemiz, Melo’nun kulüpte kalması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama her şeyin alternatifi vardır ve her oyuncunun biraz daha iyisini bulabilirsiniz. Geçen sezon çok iyi bir performans verdi Melo. Önümüzdeki sezon aynı performansı alabilir miyiz? Bunlar kulüplerin riskleri, biz bu risklerle yaşıyoruz.”

”Bunu yeni bir başlangıç olarak görüyorum. Ama bunu bir programa, bir takvime bağlamak zorundayız. Benim kafamda bu takvim var. Bunun daha iyisini yapabilirsek ne mutlu, ama ben bu sene Şampiyonlar Ligi’nde içinde olduğumuz gruptan çıkmayı başarı sayacağım. İlk hedef bu, ama ondan sonra her sene bir etabı atlayarak, bu gelişimi hepimizin izlemesini istiyorum. Birden bire ‘şampiyon oluruz” gibi bir söylem içine girmek hem yanlış olur hem de takımın dengesini bozabilir. Bunu bir program dahilinde görmek lazım ve sürekliliği yakalamak lazım. Kalıcı olmak lazım.”

Aysal, transferde Şampiyonlar Ligi’ni düşünerek hareket ettiklerini anlatarak, ”Şu anda Şampiyonlar Ligi olmasa çoktan transferi kapatmıştık. Ama Şampiyonlar Ligi hazırlığı yaparken, gerek hocamızın, gerekse yöneticilerimizin önceliği uzun süre takımda kalacak genç oyuncuların monte edilebilmesi ve bunun içine Şampiyonlar Ligi tecrübesi olan deneyimli oyuncuların da çok stratejik yerlerde katılıyor olması. Bu ikisini birleştirmek için bazı dengeleri devamlı ayakta tutmak zorundasınız. Zannediyorum biz bunu kuracağız” diye konuştu.

-”Arshavin ile bir ilgimiz yok”-

Galatasaray Kulübü Başkanı Aysal, İngiltere’nin Arsenal takımında forma giyen Rus oyuncu Andrei Arshavin ile ilgilenmediklerini dile getirerek, ”Arshavin, geçen sezon ilgilendiğimiz bir oyuncuydu. Bu sene öyle bir ilgimiz yok. Oussama Assaidi ilgilendiğimiz bir oyuncu. Birincisi genç olması ilgimizi çekiyor. İkincisi çok kabiliyetli, kaliteli bir oyuncu. Şu anda müzakere halindeyiz. Alper Potuk da ilgi sahamızda olan bir oyuncu” dedi.

Aysal, yabancı bir forvet transfer etmeyi ciddi bir şekilde düşündüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Biz yabancı bir santraforu ciddi bir şekilde düşünüyoruz. Kadroya dahil edeceğiz, ama 8-10 günlük süreç içinde yapılacak bir çalışma değil. Transferi yaptıktan sonra getirmek lazım. Takıma uyacak, taraftarı heyecanlandıracak, sistemi de bozmayacak iyi bir santraforu getirip takıma yerleştirmek istiyoruz. Bunun için de önümüze rahat bir süre koyduk. Transfer süresinin sonuna kadar en iyisini bulup almayı planlıyoruz.”

İyi bir takıma sahip olduklarını dile getiren Aysal, yapacakları transferlerle takımlarını hem güçlendirmek hem de kadro derinliği sağlamak istediklerini ifade etti.

-”Şu an olay bizde değil, Hamit’in elinde”-

Ünal Aysal, Real Madridli oyuncu Hamit Altıntop’u renklerine katmak istediklerini dile getirerek, tecrübeli oyuncunun bu konuda karar vermesi gerektiğini anlattı.

Hamit’e tekliflerini en üst düzeyde yaptıklarını kaydeden Aysal, ”Gelecek sezon Hamit Altıntop’u sarı-kırmızılı forma altında görebilecek miyiz?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

”Hepimiz bunu çok istiyoruz. Ama Hamit’in de Galatasaray’dan biraz daha fazla istemesi lazım. Galatasaray arzu edilmesi gereken, seksi bir kulüp. Oraya dahil olmak için de Hamit’in biraz gayret etmesi gerekir. Şu an olay bizde değil, Hamit’in elinde. Biz kendi yönümüzden her türlü pozitif işareti verdik. Tekliflerimizi en yukarı düzeyde yaptık. Hamit’in bu kararı alması gerekiyor.”

Kadrodaki bazı yabancı oyuncularla yollarını ayıracaklarını söyleyen Aysal, ”Elimizdeki bazı yabancılar gidici. Yabancıların hepsini elimizde tutma durumunda değiliz. Böyle bir lüksümüz yok. Tabii oyuncuyu transfer ederken, diğer oyuncuyu da elinizden çıkartmanız lazım. Bu ikili bir işlem ve bir arada yürümesi lazım” dedi.

-”Sabri’nin karar alması gerekiyor”-

Sözleşmesi sona eren takım kaptanlarından Sabri Sarıoğlu ile ilgili soruyu da yanıtlayan Aysal, şunları ifade etti:

”Büyük takımların kaptanları artık o camiaya mal olmuş isimlerdir ve kulübe bağlılıkları parayla falan ölçülmez. Onlar kendilerini müesseseye ne kadar bağlı hissederlerse, müessese o kadar fazla içinde tutar. Orada bazen 100 bin lira 200 bin lira pazarlık için bu ilişkiler gevşememeli. Sabri’nin önümüzdeki günlerde kalıp kalmayacağı yönünde bir karar alması gerekiyor. Ama her oyuncunun da en iyi bedeli ödeyecek kulübü tercih etme hakkı var.” 

Geçen sezonun devre arasında takıma dahil ettikleri Necati Ateş’e güvendiklerini ve sözleşmesini yenileyeceklerini belirten Aysal, kalecileri Fernando Muslera’ya da övgülerde bulunarak, ”Muslera, takıma büyük katkı sağladı. Ödediğimiz bedel için de rahatsız değilim, bilakis mutluyum. Bazen az bile ödemişiz diyorum” ifadelerini kullandı.

-”Ataman iyi bir Galatasaraylı”-

Ünal Aysal, Galatasaray Medical Park Erkek Basketbol Takımı başantrenörlüğüne getirdikleri Ergin Ataman’ın iyi bir Galatasaraylı olduğunu dile getirerek, ”Ergin Ataman çok değerli bir antrenör. Beşiktaş’a olan saygımız nedeniyle kendisini son güne kadar bekledik. Beşiktaş ‘biz bu işten vazgeçtik’ dediği andan itibaren Ergin Ataman’a biz ‘buyur gel’ dedik. Ergin Ataman iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray antrenörü olarak da oraya yakıştı” diye konuştu.