Posts Tagged ‘rengi’

Gölgemsin Aşkım

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Bırakıpta gidemediğim
Sevipte terk edemediğim
Gölgemsin aşkım

Attığım her adımda
Gittiğim her yerde
peşimden gelen
Gölgemsin aşkım

Gündüz ortaya çıkan
Gece karanlıkta kaybolan
Gölgemsin aşkım

Gelme desem peşimden gelen
Rengi hiç değişmeyen
Gölgemsim aşkım

Çay Sohbetleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Ülkemizde çay çok sevildiği için çaya şiir bile yazılmış. Benim hoşuma gitti paylaşayım dedim,sizinde seveceğinizi umarak.

Çay Sohbetleri

Porselen demlikte güzel demlenir,
Rengi kıpkırmızı gören imrenir,
Herkes sohbetlerde ilim öğrenir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Önemini bilen sohbete gider,
Maksat ilim, çayı bahane eder,
Sohbetlerin feyzi bırakmaz keder,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Cam bardaklar sıra sıra dizilir,
Çöpü düşmez, bir cam gibi süzülür,
İşi olup içemeyen üzülür,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Memba sularıyla yapılanına,
İçmeyen çıkarsa, değsin canına,
Rengi benzetilir tavşan kanına,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Çay ikram edeni, ehli unutmaz,
Uykusu geleni hemen uyutmaz,
Ihlamur, çayların yerini tutmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Rize’mizin nefis olur çayları,
İçilir, yaz, bahar ve kış ayları,
Zinde tutar bayanları bayları,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Tozları elenir, sonra demlenir,
Bardak boşaldıkça, çay tazelenir,
Çayların yanında nevale yenir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Garipler, dervişler çaya bayılır,
Çay, evliya içeceği sayılır,
Çay kokusu her tarafa yayılır,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Kimisi, çay içer, nargile çeker,
Bazen teker teker kırılır şeker,
Çünkü kimileri kıtlama içer,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Çay sohbeti dile destan bir olay,
Her molada getirilir taze çay,
İtiraz edilmez, herkes der hay hay,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Sohbetlere edep ile girilir,
Uykusu gelenler içip dirilir,
Boşalınca tazelenip verilir,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Kimi üç bardağın adını anmaz,
Beş bardak olsa da, çay içtim sanmaz,
Dokuz bardak içer yine de kanmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Göz alıcı renge kimler vurulmaz,
Taze demlenmişse, geri durulmaz,
Filiz varken başka çaylar sorulmaz,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Gönül ne çay ister, ne de çayhane,
Gönül sohbet ister, çaysa bahane,
Bu çaylı sohbetler olur şahane,
Bizde bir başkadır çay sohbetleri.

Mehmet Ali Demirbaş

Ahmet Haşim Merdiven Şiiri Tahlili

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Merdiven şiirinin tahlili
Ahmet Haşim Merdiven şiirinin tahlili

1. MUHTEVA VE KONU

Şiir tahlillerinde ilk önce, metne bağlı olarak ortaya çıkan, biri görünen anlam, biri de şiirin içinde gizli olan iki yön olduğunu unutmamak lâzım. İlk bakışta çeşitli yorumlara açık olan bu şiirde, herkes tarafından görülen anlam içinde bulunanlar şunlardır: Hayatı simgeleyen bir merdiven imgesi, bir akşam tablosu, güneş rengi sarı yapraklar, yüzün perde perde soluşu, kızıl bir akşam dekoru içinde yere eğilmiş şekilde sürekli olarak kanayan güller, dallardaki kanlı bülbüller, sararan sular, tunç rengini almış mermerler ve bütün olarak bunlara ait olan gizli bir lisan.

Şairin “merdiven” sembolüyle anlatmaya çalıştığı ‘hayat yolu’dur. Bu sembolün dışında şiirde, “etek”, “güneş rengi bir yığın yaprak”, “yüzün perde perde soluşu” gibi semboller ile “suların sararması”, “kızıl havalar”, “alev gibi dallarda duran kanlı bülbüller” ve tunca benzeyen mermer” gibi anlatımlar empresyonist (izlenimci) özellikleri ortaya koyucu özelliklerdir. Ana konuyu destekleyen bu benzetme ve anlatımlar, görülen anlamı bir tabloya benzetecek olursak, eksik kalan yönleri tamamlar niteliktedir.

Şiirin bütününe hâkim olan bu akşam tablosu içinde, şairin bize duyurmaya ve hissettirmeye çalıştığı psikoloji ise içinde hüznün ağır bastığı, biraz karamsar ama dolaylı anlatımın şairene kullanışlarını saklar. Bu akşam tablosu içinde, hayatın sona yaklaştığını anlatan sonbahar mevsimi ve sarı yapraklar, zamanın geçişi ve yaşlanmayla beraber duyulan hüzünle birlikte bir korkunun ortaya çıkışı neticesinde yüzün perde perde soluşu, güneşin batış anında dallardaki bülbüllerin aldığı renk, ve yanmış izlenimi veren sular içinde gizli bir lisan saklı oluşuyla şairin bize anlatmaya çalıştığı şey, ne yaparsak yapalım akşamdan (ölümden) kaçışın olmadığı gerçeğidir.

2. DİLE VE ANLATIMA DAYALI ÖZELLİKLER

Aslında onun şiirleri, özellikle başlangıçta, o güne ait olan, yani Servet-i Fünun ve Fecr-i Âtînin dil özelliklerini yansıtan (bugünün diline çok yabancı, kök itibariyle içinde çokça Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla dolu) bir dildir. İşte bu yüzden onu günümüz şiir okuyucusu dil olarak anlamaktan uzaktır; fakat daha sonraları Haşim, “Bir Günün Sonunda Arzu” ve ölümüne yakın yıllarda yazdığı “Ağaç”, “Süvari” gibi şiirlerde, dil anlayışını değiştirir. Şiir içinde muttasıl (ara vermeden, durmadan), hafî (gizli) anlamındaki kelimelerin bulunması, bugünün okuyucusu için bir sorun teşkil etmemekte ve şiirin o güzel anlatımı içinde kaybolup gitmektedir.

Ahmet Haşim, Merdiven şiirinde kendi şiir anlayışına uygun olarak, duygu ve düşüncelerini doğrudan değil , dolaylı yoldan anlatmayı tercih etmiştir. “ Güneş rengi bir yığın yaprak”, “alev gibi dallarda kanlı bülbüller”, “kızıl havalar” gibi sıfat tamlamalarını çokça kullanarak şiirde daha çok tasvire ait olan öğelerle söylemek istediklerini okuyucuda çağrışım yaratacak şekilde duyurmaya ve sezdirmeye çalışmıştır.

Bu onun “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar” başlığıyla Piyale kitabına koyduğu önsözdeki şiir anlayışıyla doğru orantılıdır. Bu yazısının bir bölümde Haşim şöyle der: “Şair ne bir hakikat habercisi, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir yasa koyucudur. Şairin dili düzyazı gibi anlaşılmak için değil, ama duyulmak üzere oluşmuş, musiki ile söz arasında, sözden fazla musikiye yakın, iki arada bir dildir.”

Haşim’in genel olarak şiirlerinde olan anlatım özelliği, mana noktasında okuyucunun hayalini harekete geçiren, imgeye dayalı farklı çağrışımlarla şiirin anlamını kişinin anlayışına göre genişleten bir yapı arzeder. Haşim, şiirde manadan çok musikiyi ön plana çıkarmış ve aruzunda yardımıyla şiirlerinde müthiş bir ses güzelliğine ulaşarak anlamda kapalılığı hemen hemen her şiirinde kullanmıştır. Yaşadığı devirde, özellikle “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirindeki anlatımıyla anlaşılamadığını düşündüğü için “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar” adlı şiir görüşlerini açıklayan bir yazı yazmak zorunda kalmıştır. Haşim’in şiirinin tesiri daha sonraları (1950’den sonra) II. Yeni şairleri üzerinde ortaya çıkmıştır.

3. SES ÖZELLİKLERİ

Ahmet Haşim’in şiirlerinde anlamda açıklıktan çok ses öğesine önem verişi, şiiri “söz ile musiki” arasında düşünmesinden kaynaklanır. O, “şiirde her şeyden önce önemli olanın kelimenin anlamı değil, mısradaki söyleniş değeri” olduğu görüşündedir. İşte bu yüzden de, şiirlerinde aruz veznini kullanılır. Merdiven şiiri aruz ölçüsünün “Mefâilün Feilâtün Mefâilün Feilün (Fa’lün)” kalıbıyla yazılmıştır.

Şiirde kullanılan, “solmakta / olmakta, güller / bülbüller, dolmakta / olmakta” gibi tam uyaklar, veznin dışında bu ses güzelliğinin oluşmasına yardımcı olan öğeler olarak düşünülebilir.

Şiir içinde daha çok “r” sesi kullanılışı aliterasyon sanatına yol açmış ve bu da şiirde ortaya konan ses birlikteliğine katkı sağlamıştır. Şiirde içinde “r” sesi geçen kelimeler şunlardır: “Ağır ağır, bir, merdivenlerden, eteklerinde, rengi, yaprak, ağlayarak, sular, sarardı, perde perde, ruha, seyret, arza, kanar, güller, durur, benziyor, mermer.” Ayrıca şiir içinde kullanılan harf tekrarı dışındaki mısra tekrarı olan “kızıl havaları seyret ki akşam olmakta” söyleyişi de okuyucuya verilmek istenen mesajının duyurulması ve şiirde ses olarak bir bütünlük oluşması açısından önemlidir.

Kafiyelerin seçimindeki “solmakta / olmakta” ve “dolmakta / olmakta” kelimelerindeki “makta” eki, ortaya konan durumun bitmiş bir şey olmadığını ve devam etmekte olduğunu bize duyurması açısından önemli bir özellik olarak karşımıza çıkar. Bu açıklamamızdan hareketle Haşim, mısralarını kurarken şiirinde, “sesi, anlatımı, manayı ve şiirde bütünlüğü oluşturan kurgu”ya dair hemen hemen her şeyi düşünmüştür diyebiliriz. Şiiri cazip hale getiren öğelerden biri de, Haşim’in mısraları içinde gizli bir şekilde duran, söyleyişte bulunan içtenliktir.

4. EDEBÎ SANATLAR

Haşim “Merdiven” şiirinde, birçok söz sanatından, anlam olayından ve tamlamadan yararlanmıştır. “güneş rengi bir yığın yaprak”, “alev gibi dal”, “kanlı bülbül”, kızıl hava” şiirde bulunan tamlamalardan birkaçıdır. Özellikle sıfat tamlamaları içine gizlenen anlam, şiirde mana derinliğine yol açmaktadır. Ayrıca, “alev gibi dallar” ve “tunca benzeyen mermer” bölümlerinde teşbih (benzetme) sanatı kullanılmıştır.

“Merdiven” kelimesi ile ‘açık istiare’ sanatı yapılmış. Sadece benzetilen (Merdiven) verilerek, benzeyen (hayat yolu) anlatılmaya çalışılmıştır.

“Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?” mısraında, güneşin batış anındaki olaydan dolayı, suyun yanıyor gibi görünmesi ile mermerlerin üstünü tunca benzeyen bir rengin kaplayışı doğal bir olaydır. Şairin bu durumdan haberi vardır ama bundan habersizmiş gibi duruş ile bilip de bilmezlikten geliş hali tecâhül-i ârif sanatına yol açmıştır.

5. ŞİİRDE BULUNAN İMGELER

Şiirin ismi olan “merdiven” kelimesi başlı başına bir imgedir. Kanaatimce “hayatı anlatan” bu kelime, her okuyucuda farklı bir anlam kazanabilir. Kimimiz için “hayat” kimimiz için başka bir şey olabilir.

Şiirde “kızıl havaları seyret ki akşam olmakta” sözünün iki defa tekrarı, şiirin “akşam” –ki bu da başlı başına bir imgedir- üzerine kurulduğunu gösterir. “Akşam” bir anlamda bize ölümü hatırlatır. Şiir içinde gizli olan hüzün, her geçen saniye ölüme yaklaşmaktan dolayıdır.

Haşim on mısralık bu şiirinde bize öyle bir tablo çizmiştir ki bu resim içinde, eksik bir yön bulunmaz. Şiirin “ağır ağır” diye başlaması ve “kızıl havaları seyret ki akşam olmakta” diye bitişi aslında çok anlamlıdır. Güneş nasıl “ağır ağır” batarsa insan da hayatı “gün gün” yaşar ve zaman geçtikten sonra her şey bir anda olmuş gibi hatırlar. İnsan, bakmakla görmek arasındaki farkı çözerse her şey gözüne farklı görünür. Şiirin sonundaki “lisan-ı hafi” (gizli dil), aslında tabiatın, kuşların, yaprakların ve bu dünyaya ait her şeyin bize söylediği şey, geçen her saniye akşama (ölüme, mutlak sona) yaklaştığımız gerçeğidir. Haşim bunu bütün ruhuyla hissetmiştir. İşte o yüzden bu gizli lisan ruha dolmaktadır ve ne yaparsak yapalım akşam olmaktadır.

Mehmet Nuri Parmaksız (Gölbaşı Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni / ANKARA)

MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller,
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Ahmet Haşim
Kaynak: Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi (MEB Yayınları) – Sayı 85

Çiçek ilgili şiir şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Çiçek ilgili şiirler,çiçeklerle ilgili şiirler,çiçek şiirleri, kır çiçeği şiiri, güzel çiçek şiirleri,çiçek ile ilgili şiir,çiçek konulu şiirler,çiçekler hakkında şiirler,çiçek hakkında şiir

Kır Çiçekleri

Merhabalar olsun, merhabalar
Bahar geldi, yine ballıbabalar
Daktilo ve karbon kağıdı kullanmadan
Harcamayıp gereksiz çabalar
Bütün bu taraflarda, birden…
Baharı başlattılar.
Gerçi tesbihleri dinleyen,
Erenlerden eser yoksa da…
Bütün çocuklar için,
Ve akşam diz ağrılarıyla inlerken,
Evinin yolunda onları görüp
“Evladım ne güzel açmış”
Diyebilen nineler için,
Baharı başlattılar üşenmeden

Hüsrev HATEMİ

GELİNCİK

Rengi bayrağıma eş
Tarlalarda bir ateş
Ekinlerle hep kardeş
Çayırlarda biricik
Al ipekli gelincik
Rüzgarlara gelemez
Yaprağına değilmez
Gelinciği kim sevmez
Sapları da incecik
Kara gözlü gelincik

yılbaşı önerileri 2012

Perşembe, Haziran 21st, 2012

yılbaşı giyim önerileri 2012
yılbaşı makyaj önerileri 2012

yılbaşı önerileri 2012

yılbaşı gecesi ne giyeceğim? diyenler için mekana göre bir kaç öneri;

yılbaşı makyaj önerileri 2012

Yılbaşı makyajı önerileri
Evet yine güzel bir döneme giriyoruz yeni yıl kapıda sayılır 2012 yılına sayılı günler kala eksiklerinizi yavaş yavaş tamamlamak üzere olmalısınız sevgili bayanlar Kıyafet, saç, hazırlıklar tamam! Peki ya makyaj? Ne düşündünüz o gece için?Biz size o geceye özel makyaj önerileri sunuyoruz
Makyaj konusunda kararsızsanız, sezon trendlerinden hazırladığımız yılbaşı makyaj önerilerine bakın.
Kırmızı

Yılbaşının rengi kırmızı olmadan olur mu? Olmaz! Hem bu sene kırmızı moda trendlerinde de üst sıralarda yerini aldı. Makyajda da bir o kadar popüler.

Kırmızı ve tonları, yılbaşı makyajı için çok ideal. Özellikle siyah ve lacivert giyinmişseniz, dudaklarınızı ve tırnaklarınızı patlak kırmızı ile renklendirin. Koyu renk kıyafetlerde kırmızı daha güzel görünür. Gözlerinizi çok fazla koyultmayın bu renk ruj kullandığınızda. Dudaklar tamamıyle ön planda olsun… Seksi, değil mi?

Chanel’in bu sezon makyajında kırmızının ayrı bir yeri var. Aklınızda olsun

Koyu mor


Dolce Gabbana’nın Evocative Beauty makyaj koleksiyonunda yer alan koyu mor ruj, şu anda trendlerin başını çekiyor. Morun makyajda öne çıktığı bu sezonda özellikle koyu mor ojeler ve rujlar çok popüler.

Koyu mor ruj, açık tenli ve sarı saçlılara çok yakışıyor. Gece makyajının rengi olan moru, pudra rengi kıyafetlerle tamamlayabilirsiniz.

Bu renk ruj kullandığınız zaman fazla aksesuara da ihtiyacınız olmaz. Çünkü mücevherin de rengi olan mor, bütün aksesuarları gölgesinde bırakacak kadar iddialı…

Metalik

Metalik renklerle oynamak cesaret gerektirir. Gündüz için uygun olmayan bu tonlar yılbaşı gibi özel geceler için biçilmiş kaftandır.

Renkleri karıştırmaktan korkmayın. Dilediğiniz metalik tonları biraraya getirin ve göz makyajında kullanın. Hatta sınırların dışına çıkın ve şakaklarınıza kadar renkleri taşırın.

Metalik makyaj yaptığınız zaman florasan tonlarda kıyafetlerden uzak durun.

YSL’nin koleksiyonu metalik makyaj için bir cennet adeta…

Dumanlı

Buğulu bakışlar her zaman seksidir. Gece makyajının en çok kullanılan tonları koyu kahve, siyah ve gridir. Bu üçünün karışımı ortaya iddialı bir göz makyajı çıkarır.

Yılbaşı gecesi bu tonları kullanacaksanız, siyah eyeliner ve siyah kalem ile gözlerinizi önce çerçeveleyin. Sonra kahve ve siyah far ile gölge oyunları yapın. Dudaklarınız ve teniniz “nude” olsun.

Dore

Dore gibi ışıltılı renkler özel geceler için birebirdir. Lüksün ve ihtişamın rengi dore, yılbaşı gecesi makyajının da olmazsa olmazıdır. Yılbaşı gecesi yıldızlar kadar parlak olmayacaksınız da ne zaman olacaksınız?
Fakat dore makyaj da şuna dikkat etmelisiniz; allığınız, farınız ve rujunuz hepsi birden parlak olmasın. Işıltıyı ya gözlere ya elmacık kemiklerinize verin.

Özellikle esmerler dore makyajı mutlaka denemeliler.

Dore makyaj için Dior ve YSL’nin sezon koleksiyonlarına bakmanızı tavsiye ederiz.

Derin mavi

Estee Lauder’ın mavi ağırlıklı yeni sezon makyajı, derinlik sarhoşluğuna yeni bir anlam katıyor. Açık maviden laciverte kadar mavinin tüm tonlarını bu koleksiyonda görmek mümkün.
Kumralsanız ve bordo veya gri tonlarında bir kıyafet giyecekseniz, bu tonlarda makyaj yapmalısınız. Rujunuz açık renk olmalı, makyajın tüm rengi gözlerde toplanmalı.

Cahit Sıtkı Tarancı Otuz Beş Yaş Şiiri

Perşembe, Haziran 21st, 2012

Cahit Sıtkı Tarancı Yaş otuz beş! yolun yarısı eder şiiri

Otuz Beş Yaş Şiiri

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Bayrak Şiiri

Perşembe, Haziran 21st, 2012

Bayrak Şiiri
Bayrak Şiirleri

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

BAYRAK NÂMUS DEMEKTİR

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
toprak; eğer uğruna ölen varsa vatandır!”

“Bayrağı yırtan, yakan; hain, namussuz alçak
daha adi olanlar ülkesini satandır!”

Bayrağıma uzanan hâin el kırılmalı
Milletimin yaralı yüreği sarılmalı
Şan, şeref kirlenmeden huzura varılmalı

Bayrak haysiyet, herkes saygı ile eğilsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Şehitlerin kanından, rengi gülden kırmızı
İlahi bir armağan üstünde ay yıldızı
Sevdâlı yüreklerden silinmeyecek yazı

Dalgalansın göklerde; ülke, millet sevinsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Ancak gâfil, bir hâin bu ihâneti yapar
Hâinin kafasını bulduğun yerde kopar
Vatanı seven buna nasıl gözünü kapar?

Dalgalan göklerde hür, aslâ yalnız değilsin!
Bayrak nâmus demektir, namussuzlar ne bilsin!

Kısa Bayrak Şiiri

Perşembe, Haziran 21st, 2012

Bayrak Şiiri Kısa

Kısa Bayrak Şiirleri

AL BAYRAK

Dalgalan Bayrağım dalgalan,
kan var üzerinde kan,
Atalarımın emeğini düşünerek dalgalan!
Ay’lı Yıldız’lı al renkte şehitlerin kanının,
Ayın yıldızın beyazının,
Şehitlerimi düşünerek dalgalan

BAYRAĞIM

Atalarım gökten yere
İndirmişler ay yıldızı,
Bir buluta sarmışlar ki
Rengi şafaktan kırmızı

Onun ateş kırmızısı,
Ne gelincik ne de gülden,
Türk oğlunun öz kanıdır,
Ona bu al rengi veren

Ay yıldızı, gökyüzünün
Ayla, yıldızından yüksek,
Türkün ün alın yazısıdır,
Türk’tür onu yükseltecek

Bayrak Altında

Bu gün genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan,
Uzanıp yatsak da çardak altında,
Boruyu çalınca yarın borazan,
Hemen toplanırız bayrak altında.

Bizi hiç tasalı görmez bu yerler;
Yiğitler, ölürken bile gülerler,
Yeter ki yaşayan er oğlu erler,
Bizi çiğnetmesin ayak altında.

Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça,
Gözlerde zaferin nuru yandıkça;
Üstünde bu bayrak dalgalandıkça,
Gönlümüz rahattır toprak altında.

Önce İnsan

Ulusları ulus yapan
Gönderde bayrak değil
Önce insanlardır

Bayrakları bayrak yapan
Uğruna dökülen kan değil
kültürü ne olursa olsun
Kucakladığı canlardır

Bayrakları bayrak yapan
Savaş meydanları değil
Yüreğinin gönderinde
Dalgalandıranlardır

Hayrettin Turan