Archive for the ‘Genel’ Category

3 Kıtalık Bayram Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

3 Kıtalık Kurban Bayramı Şiirleri

Kısa Ramazan Bayramı Şiirleri

KURBAN BAYRAMI

Kurban Bayramı geliyor
Sokaklarda bir telâş bir telaş!
Sevinçten, kuşlar bile hoş uçar,
Çocuklar, büyükler sarmaş dolaş.

Kurbanlık sesleri yayılır sokaklarda
Sıkılır eller, pazarlıklar yapılır pazarlarda.
Gönülden açılır duaya eller,
Hep beraber getirilir, camilerde tekbirler.

Sevindirir; fakir, yoksul ve yetimler
Manası budur Kurbanın kenetlenmeli eller
Bitmeli küslükler, barışmalı kırgın kalpler,
Sevdikçe birbirimizi, huzur bulur gönüller.

Kurban Bayramı

Kısmetse keserim kurbanımı
Bunun adı hayvan katliamı mı
Ah canım önce sen veriver
Şu öldürdüğün çocukların hesabını
Sevsinler senin işine geldiğince
Dünyaya bakışını

Kurbana eziyet etmeyeceksin
Bu kutlu günü kirletmeyeceksin
Başına kurdele tak
Bembeyaz yününe kına yak
Sev okşa hayvanı
Kara gözlerinde beyaz bez bağlı
Yaradan inşaalah kabul eder kurbanını

Amaç et yemeyene yedirmek
Büyüklerin, çocukların, eşin dostun gönlüne girmek
Küskünlükleri gidermek
Önce yetimleri yoksulları giydirmek
Onlarla kavurma yemek
Kavruk yüreklere sevinç serpmek
İşte bayram bu demek

RAMAZAN BAYRAMI

Ramazan boyunca yandı kandiller
Ramazan Bayramı mübarek bayram
Aydınlatan nurla ışıdı âlem
Ramazan Bayramı mübarek bayram

Güzel hoş ay mutlu güne sözlendi
Hasret gidermeye dağlar düzlendi
Bayramlaşmamıza yaren gözlendi
Ramazan Bayramı mübarek bayram

Allah’ım kuluna verdi sevinci
İmanlı yüreğe girdi sevinci
İnsanlarız olmayalım biz kinci
Ramazan Bayramı mübarek bayram

İlahi böcekte uçan kuşlarda
İnci inci akan gözden yaşlarda
Bereket çoğalır yenen aşlarda
Ramazan Bayramı mübarek bayram

SANCAKİ’m bir görsen coşar çocuklar
Şeker toplamaya koşar çocuklar
Bayramda bambaşka yaşar çocuklar
Ramazan Bayramı mübarek bayram

Hacı Yiğid

Ramazan Bayramı
İşte geldi bayramlardan, biricik Ramazan Bayramı
Dostlukların daima bayramıdır. Ramazan Bayramı
Bugünde oruç haramdır, çünkü Ramazan Bayramı
Herkes camiye koşuyor, bugün Ramazan Bayramı

Ramazan Bayramında, büyükler hep ziyaret edilir
Bugünde küsler barışarak, bütün günahları af edilir
Bayramlarda sadakalar, yardımlar daima sevk edilir
Bugünlerde yapılacak bütün dualar, hep kabul edilir

Bayramlar demek değildir, yurt dışına tatile gitmek
Nedense bayram gelince, adet oldu valizi alıp gitmek
Sen tatile gidince, büyüklerine kimler? Varıp gidecek
İyi düşün seni dünyaya getireni, olur mu? Silip gitmek

Bayramlar, hep kardeşliğimizi ve birliğimizi hatırlatır
O gün gelince büyüklerin ellerini, öpülmesini yaşatır
Uzaktakilerini telefonla arayarak, hep onları şaşırtır
Ramazan Bayramı bana, dostlukları ve barışı hatırlatır

Fikret Gürsoy

En Anlamlı Kısa Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Kısa Anlamlı Şiirler

En Güzel Kısa Şiirler

Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

Beni çağırdığını bir defa duyabilsem
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Sussun bütün şarkılar,
Son bulsun hepsi,
Seni hatırlatan ne varsa,
Ne kaldıysa geriye,
Neyle yetinmişsem bu güne,
Yaşamımla birlikte son bulsun,
Yeter ki

Günü gece olsun diye yaşıyorum,
Çünkü gece hayallerime geliyorsun,
Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin,
Hayallerimde ve kalbimdesin

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kııysındaymış gibi en sakin denizlerin…

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sevdiğine söylenen her söz yürekten gelir
Yüreği sevgi dolu, sevgisi süreklidir
Kalmazki gönlünde hiçbir şeyin korkusu
Aşk yine aşk sevenin ömrüne hayat verir

Şarkıdaki melodi, doğadaki bahar.
Kalbimdeki yara, hepsi senin için.
Çoğu kez duygular anlaşılmaz ifadeler tutuk.
Eğer söyleseydin sevdiğini benim olurdu mutluluk

Düşlerin kanarsa benden sonra
Çocuk haylazlığımı al sen koynuna
Şarkıların rengine yağmur yağarsa
Salma gözlerini uçurumlara

En Anlamlı Şiirler Kısa

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Anlamlı Kısa Şiirler

Kısa ve Anlamlı Şiirler

Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Sussun bütün şarkılar,
Son bulsun hepsi,
Seni hatırlatan ne varsa,
Ne kaldıysa geriye,
Neyle yetinmişsem bu güne,
Yaşamımla birlikte son bulsun,
Yeter ki

Günü gece olsun diye yaşıyorum,
Çünkü gece hayallerime geliyorsun,
Seni beklemiyorum çünkü sen hep benimlesin,
Hayallerimde ve kalbimdesin

Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.

Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde…

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sevdiğine söylenen her söz yürekten gelir
Yüreği sevgi dolu, sevgisi süreklidir
Kalmazki gönlünde hiçbir şeyin korkusu
Aşk yine aşk sevenin ömrüne hayat verir

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Kıyamam Sana…

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Kıyamam Sana…
Bir bakışın yere düşse..arş yere düşer üzüntünle beraber dünyana
Bir damla gözünden dökülen yaşa,yağmurlar yarışır kendinden bir haber acılarına
Dedim ya asma suratını hak vaadi gelir bulur seni ve sevgini
Gözlerini çekme benden dayanamam hasretine yar,ben öleyim yerine…!
Kıyamam sana.
Bakamam gözlerine,dayanamaz bu yürek gözlerindeki acıları görmeye.çaresiz düşer yere bakışlarım
Sanadır düşse bile dökülen göz yaşlarım, ne yağmur ne nehir yarışabilir göz yaşlarımla
Değmesin üzüntü gözlerine,düşmesin yüreğine hasret,sen ölme ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Kıymeti yok gözümde,senden başka hiçbir şeyin,en değerli varlığım sensin,senin sevgin,
İste yoluna fedadır başım,etmem bir an dahi tereddüt,akmaz bir damla yaşım..
Yeter ki sen hep sev beni,seni sevmeme izin ver,varsın gözüm kan ağlasın,
Bu can sana kurban olsun,gönlüm sevgin ile dolsun,sen ölme.! ben öleyim yar…! Kıyamam sana…
Gece olmuş,güneş doğmuş bir haberim ben dünyadan,benim bütün dünyam sensin,
Ne ayın,ne güneşin hükmü yoktur gözümde,karanlık dünyama doğan ayımsın içimi ısıtan güneşim..
Sen yoksan virandır dünyam,yıkılır üzerime bir Çığ misali sensizlik,kesilir sensiz nefesim,
Sen mutlu ol razıyım,bitsin nefesim,kara toprak olsun sonum,sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana.
Seni sevmek ecelse varsın kendi ellerimle kefenimi şimdi yine kendim dikeyim…….
Senden ayrılmak ölümse varıp kibriti şimdi yine kendi ellerimle çakayım…..
Selam olsun benim dilimle, sana ve o güzel kalbine ey .! rahmanın nuru…..
Gel ne yapacaksan sen yap beni ele verme..sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Ben bende değilim artık,aklım,kalbim,ruhum sende baktığım duyduğum her şeyde sen varsın..
Elimi uzattığımda ellerini tutacak kadar yakın ama düşlediğim bir hayal kadar uzaksın..
Aşkın ateşten gömlek,sevdan işlemiş kanıma.var eden şahidim olsun,temiz çıkarsız aşkıma,
Ayrılığı düşünmek ölüm,seninle ölüme kucak açmak vuslattır bana sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana..
Gözünde şimdi çakmak gibi çakan,kalbine de güneş gibi yakan bir aşkı koyduk
Kimse üşütemez artık senin bedenini ve gözlerini karanlığa mahkum edecekleri biz kovduk
Yüksekler var artık senin sevdanda ve onlara sevdiren biri vardı seni, işte biz oyduk
Şimdi yeni bir dünya kur kendine kuramazsan biz varız yerine sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana.
Her geceyi sabah olsun diye beklerken bin dertle ,bin hüznü eklersin mazlum olan kendine
Dipsiz bir kuyuya atılmış gibi dermanın kalmamış başın hep yukarda, dizlerin yerde iken bile
Ben seni unutmam öleceğim biliyorum ama seni o büyük özlemle bekleyeceğim o günde
Kalk ayağa ey nur anası, ey nur parçası biz geldik yerine sen ölme.!Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Yaralı bir serçe göğsümün sol yanına sığınan, kanadı kırık, ruhu paramparça
Daha uçmayı öğrenemeden vurulmayı öğrenmiş, hem de yakın sandığı uzaklardan…
Hayat hep böyle mi sürer yürekler arasında bunca yüreksiz, bunca vefasız ve sen böyle yalnız.
Sürmezmiş işte, öyle bir yüreğe göç eder ki yüreğin, tek başına bir dağ başında,
Düştüğün zindan köşelerinde, en içinden çıkılmaz sandığın dertlerde bile
Ne yalnızlık ne keder vuramaz seni, yüreğinde o en yakınken
Yüreğine düştüğüm yüreğimi yakan yangın yüreklim sen ölme..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Hasretin mi derin, derin yüreğimi sızlatan, günlerimi asırlar diye önüme seren aşk fermanın
Her dakika yüreğimi bir hançer gibi vuran ak,nerede vurulacak boynum hangi geçmez zamanın…
Önümde uzanıp duran bu uçsuz bucaksız ve de dipsi okyanuslar gibi seni seninle aradığım
Ve menzilinde senin olduğunu bildiğim bitmek bilmez bu yol, hangi bilinmez mekanım
Zaman ve mekan tanımaz sevdasıyla yandığım, sen ölme..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Çepeçevre sarılmış dört bir yanım hangi yana koşsam bir duvara çarpıyor canımı yakıyorum
Kıyamam kimselere, ağlarım sessiz ve kimsesizce, kıyılırım kıyamadığın gül yüzlü kaktüslerce bitiyorum
Elimi uzatıyorum tutulur ümidiyle, bir kelepçe bir pranga daha, hayırsız ellerce vuruluyorum
Özgürlük ümidiyle koştuğum her kapıdan esaretle dönüyor tekrar, tekrar yaralanıyorum
Ve sen düşünce gönlüme gülüm her şeye rağmen özgürlüğü yudumluyorum
Özgürlüğü kendimi kalbine hapsetmekte bulduğum sevgili sen ölme..! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Düşmeye görsün gözlerinden damlalar, düşüp de yüreğime parçalar beni
Zerrelere bölünür havaya karışırım, seni da o dem gözyaşlarınla yarışırım
Sensizliği seninle, yokluğu seninle aşar ,sen gelecen diye coşar seninle koşarım
Hayatı sen varsın diye yaşar, her çileyi sen varsın diye yudumlarım sen ölme ..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
An gelir simsiyah bir duman kaplar günümü, boğulurum karanlıklarda ve yorulurum
Pencereyi sen gel diye açarım, nefesi sen diye alır, gözlerimi sana kaparım
Fırtına kopmuş ..sel götürmüş evimi yurdumu seni bur da bekliyorum…..
Ne demişler sel gider kum kalır,o gitsin gelirsen seni selin kumu gibi bekliyorum……
Özledim seni bana getiren rüzgarı arkasında fırtınada barındırsa sen ölme yar..! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Yüreğimdeki sessizliği gözlerin bozar deli yağmurlar gibi herkes beni yağmurlar ıslattı sanır
Sen doğarsın ömrüme ömrüm baharı bulur, gözlerime bakanlar beni gül dalı sanır
Bakarlar gözlerime öylesine boş bakışları insanların ama insanlar beni sana aşkımdan tanır
Bilmezler içimdeki o ışıltı sen, gördükleri sen, yaprağına düşmüş çiğ tanesi ben
Sığınırım kuytuna kokuna bürünürüm bensen sen ölme yar.! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Seni seviyorum demek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı haykırıyordum için ,için
Lisan hiç bu kadar çaresiz kalmamıştı bir yüreği yüreklere anlatmak da, bu düzen ne biçim
Ve hiç bir yürek bu kadar kıskanmamıştır bir başka yüreği böyle bir aşkı taşımak için
Ve hiç bir aşk hayatı böyle anlamlı kılmamıştır sen ve ben varken, anlamsız hayatlar için
Varım ben bu hayatta sırf senin için ama ne olur sen ölme yar…!Ben öleyim …!
Kıyamam sana

Alıntı

Kalbindeki Sıcaklığa Düşür Beni

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Bu gece
Yüreğime aralıksız batan sözlerinin acısıyla ,
öfkenin kuşatmasında yazıyorum ,sahipsiz kırılganlıklarımı…
Beni Dinle/me…
Ne öncesini,ne de söyleyeceklerimi ,bu defa dinle/me…

Sana doğru attığım her adımda,
üstüme yıkılan duvarın altında kalmaktan,
(ç)atışma içinde geçen dakikaların,
gece boyu sinirini taşımaktan ,yoruldu ruhum…
Oysa bu değildi ,içimde başlattığım seni kazanma savaşının sonu…
Böyle olmamalıydı..

Ümitleri tükenmeye yüz tutmuş ses boğumlarından ,
çıkamıyor nefesim…
İnadına zorluyorum onca haykırılmış sözlerin sonrasında tenimi…

Oysa özgürlük vaad etmiştim sana,kendimi atarak zındanlara..
Zaman kıskaçlarını açmış yengeç gibi gelirken üstüme üstüme,
Kekremsi bir rüyanın yorgun tadını yutkunuyorum,
buruşturarak yüzümü…

Sessizliğin çığlıklarına düştüm…Ne yana baksam sen bakıyorsun Kirpiklerimin penceresinden…
Şimdi hangi kuytunda susar avazım…
yoruldum…
Hiçbir hikayenin kahramanı olamayacak kadar uykum var…
Başımı koyduğum yastıkta ,
yokluğundan olma koca boşluklara düşüyorum hızla…

Gecenin yarısında ;
Yine bağdaş kurmuş oturuyorsun kançanağı gözlerime…
Kapak resminde idam ilmeği olan ,
yeşilimsi bir kitabın hüzün sarısı sayfalarında arıyorum,
yankısı (ç)alınmış sesimi…
Öykünüp ustama “sus(may)acak var “ diyorum,yakılmış sesimle…
Sussam içimde (k)anarım seni…

Yine de sargısı boldur yaralarımın…
Uzak şehir özlemleri sürtse de bedenimi,
İnadına bekliyorum geleceğimi(zi)…
Dört duvarımda yankılanan tüm acılarımı
ve küflenmiş alışkanlıklarımı tek hamlede
infaz edeceğim o gün…Bunu bil…

Yeter ki sen toplama valizini ve gitme…
Bırak inadına dağınık kalsın kızıl saçların…
Üzerine sinen ağırlıklarımla bu gece yarısı ,
Çatkapı arala acılarımı…
Döndür beni yaşam(ın)a…Bak öl(m)üyorum işte…

İçimdeki sevinçlerin senli sebeplerini desteliyorum yüreğimde…
Aşk’a beş kala sancılanıyorum yine,doğumsuz coğrafyalarda…
Yüreğimdeki amansız savaşın,
tenimde açtığı yaraları görmezden gelme..

”Kalbindeki sıcaklığa düşür beni”

(D)üşüyorum…

~~Alıntı~~

Sen Nerdesin Bende Biliyormusun?

Cuma, Haziran 22nd, 2012

SEN NERDESİN BENDE BİLİYORMUSUN?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Her sabah uyandığım günışığında
Küçük dünyama sızan aydınlığın kendisindesin
Geldiğin de, apaydınlık kaplanan gözlerimde
Gittiğin vakit en koyu karanlıklara düşerim biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Gün boyu yaşadığım her dakikayı gösteren
Sol yanımda taşıdığım saatimin akrebindesin
Her gösterdiği anda seni özlerim
Her saniye geçişinde,sensizliği çekerim
Bu, ne zordur sana atan yüreğime biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Kalemimin ucundan damlayan şiir tadıyla
Her boş kağıda yazılan en güzel kelimelerdesin
Ne kalemim yazabilir, ne cümleler anlatabilir
İfade zorluğu çektiğim en yoğun sevgimdesin
Bendeki seni anlatmak ne kadar zor biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Her gece dalmak istediğim uykulara inat
Beynimin her hücresini kaplayan düşüncemdesin
Sen olmasan da gördüğüm, uyumaya çalıştığım en pembe düşlerimdesin
Sensiz yaşadığım rüya aleminin her defasının
Benim için bir kabus gibi olduğunu biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Yaktığım sigaramın son nefesine kadar
Ağır ağır içime çektiğim düşüncemdesin
Bunu böyle bilipte, aldığım nefesi boşluğa üfleme zorunluluğu
Ne demek biliyormusun?

Sen nerdesin bende biliyormusun?
Gözlerimde, ellerimde, yaşadığım her saniyemde
Bugünüm de, belki, belki yarınımda, hele akşamlarım da
Yalnız odamı kaplayan duvarların yankısında…
Sana hissettiklerimi, bir kağıtlara şiir gibi
Bir de o duvarlara her gece haykırdığımı biliyormusun?

Sen, sen nerdesin bende şimdi anlıyormusun?

REFİK KESTEM

Sevgilim….

Cuma, Haziran 22nd, 2012

ölüyorum….

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Uzaklaş….
Yoksa sana dokunurum,
Yoksa yasak tanımam Günahkâr olurum, günahım olursun.
Kaç…..
Görme,Görürsen hatırlama, Hatırlarsan ağlama.
Gelme…..
Yoksa sana dokunurum, Dudaklarına konarım Gözlerini esir alırım Kölem olursun, Gecelerce kölen olurum, Didik didik ederim hayatini, Benden başkasına yaşatmam seni,ben içimde yaşarım seni. Tarihini vururum, anılarını aşarım, Yüreğine saplarım kendimi, Bedeninde yatıya kalırım Teninde beklerim geleceğimi.
Yaklaşma…
Seni alırım, Senin olurum, Özgürlüğüm yoldaş olur yanına, Sensiz düşüncelerim toprak olur.
Taparım …
sana,yüreğine tapınak derim, Yüzünde güneşler beklerim.Gitmezsen sana dokunurum.. Sahiplenirim seni, Sana aşkı yaşatırım,
Daha küçük aşklara katlanamazsın,

Benimle ölürsün……

Seni Seviyorum…

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Kimsenin kucaklayamayacagı kadar kucakladım seni
Bazen bir umut olmalıyım yureginde
Güzel yarinlarda gercekleşmeyi bekleyen

Sonra bir hayal düşüncelerinde
Seni başka alemlere getiren
Karanlık düşüncelerindeki son yapak olmalıyım ben
Hic solmayan bir yaprak

Seni yaşamalıyım duygularda
Seni hissetmeliyim her nefes alışımda
Yagmur olup üzerine yagmaliyim
Her damla benim sana olan sevgimdir

Islanmalısın sevgi yagmurlarıyla
Aydınlıgın olmalıyım sonra
Bugday sarısı güneşimle
Kar’a kartanesi’ne ne dersin
Bembeyaz saf aşklar yaşamak için

Ben senin vazgecmediğin gökyüzün olmaliyim
Ne sen beni unutmalısın
Nede ben sensiz evreni kucaklamalıyım

Seni seviyorum demek hiç bu kadar güzel olmamıştı
Hiç böylesine sevip sevilmemişti bu yürek
Şimdi ben o güzelligi seninle yaşıyorum
Ve seni cok seviyorum

Alıntı

Sevgiyi Paylaşan Yüreklere

Cuma, Haziran 22nd, 2012


Gün değerken saçlarıma titreyen parmaklarıyla,ben elim yüreğimde her saat başı yüreğine yürüyorum…Biliyorumki orada huzur var..Biliyorumki orada el değmemiş bir sevda var…

Aşkımın kanatlarına sevda çiçeklerimi ekleyip,gözbebeklerine konsun diye az önce dualarla uğurladım yar..! Sabah uyandığında yanıbaşında olacaklar…Sabah uyandığında benim yerime yüreğine dokunup ” sevdiğimsin ve bir ömür seveceğimsin ” diye fısıldayacaklar…

Yüreğini yüreğimle buluşturan Yaradana şükrediyorum zamanın saniyelerini adımlarken…Aynaya her baktığımda gözlerimde gözlerini görüp,gülümsüyorum…

Sevdanla hayat bulan ” ben ” i seni sevdi diye seviyorum…

İyi ki varsın sevdiğim…

İyi ki benimsin…

Varlıklar içindeki herşeyim,

Yokluklar içindeki paha biçilmez servetimsin…

Daha önce hiç bu kadar gülmemişti yüreğim bu iki kelimeyi söylerken..

DUDAKLARIMLA DEĞİL

ADININ HARFLERİNİ TEK TEK KAZIDIĞIM YÜREĞİMLE SÖYLÜYORUM

Cevdet bağca / Bilesin

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Bilesin
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdandır bilesin

Dağlarını yol edip yürüdüysen,
Tuzunu yarama melhem bildiysem
Yollarıma milyon kere öldüysem
Sana olan sevdamdandır bilesin

Yar diye koynuma seni aldıysam
Seninle tutuşup senle yandıysam
Günü gelip bir başıma kaldıysam
Sana olan sevdamdandır bilesin

Cevdet Bağca / Bilesin

Kopardin

Cuma, Haziran 22nd, 2012
KOPARDIN
Bir hicran çölüne bıraktın beni
Kalbine girdiğim yolu kopardın
Yaydın üzerime yalan gölgeni
Adını andığım dili kopardın

İçimden boşluğa savruldu külüm
Hüznün ateşiyle yandı kakülüm
Yıllardır ruhumda öten bülbülün
Her seher konduğu dalı kopardın

Uzattıkça sana boş ellerimi
Birer birer yıktın hayallerimi
Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi
Saçımdan simsiyah teli kopardın

Gönlümde aşkınla her gün yeşeren
Göğü yıldız yıldız önüme seren
O güzel, bembeyaz gülü kopardın
Nurullah GENÇ

İnadına…

Cuma, Haziran 22nd, 2012

İNADINA..
Yeni bir gün daha..
Kendimi inadına daha iyi hissediyorum.
İnadına gülümsüyorum.
Yalandan değil..
İçten gülümsüyorum.
Bir sıcaklık sarıyor beni..
Yavaşça kırmadan,incitmeden,
Ağlatmadan,dokunmadan..
Vücudumu kaplıyor..
Hani kar yağarken hiç üşümezsin ya..
benimde içim buz tutmuş olmasına rağmen
üşütmüyor..
Kendimi güvende hissediyorum..
Kendime değil; ona güveniyorum..
Güveniyorum..
Güveniyorum..
Hemde hiç güvenemeyeceğim bir zamanda,
İnadına güveniyorum..
İnadına birşeyler paylaşıyorum..
O’ndan kalanları değil..
O’nunla yaşadıklarımı değil..
Belki de hayatımın sonuna kadar hiç yaşayamayacaklarımı..
Yaşıyorum..
“Bir şarkıda buluyorum seni
Bir kıt’a da yaşıyorum seni
Bir mısrada su gibi içip
Canıma katıyorum seni..”

Mavi Bir Ölüm

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Senin kim olduğunu en çok bilerek
İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Sarı bir hüzün kızıl bir gurur
Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana
Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim
Gülün dikeninden değil
Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım
Topraktan söz açacağım
Akan su gelmeyecek kelimelerime
Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim
Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Bilmek istemeden
Alaattin’in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi
Ve ne dilersem dilememi isteseydi
Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim
Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece
Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi
Bedeli her şeyim olsa bile
Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim
Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçtiğimi
Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki
Tek geride kalmış hesap benim için
Bu dünyadaki tek yük
Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek
Kürek mahkumu için kürek neyse
Benim için de sana seslenmek o
Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu
Öbür yandan bileklerimden sızan kanların
Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu
Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim
Atalarım bana kadınlara gökyüzünü
Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler
Sen kürekleri yağlı urganları
Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun
Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak
Göstermek istedim
Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri
Ama senin vaktin yoktu
Ben bunu hiç anlayamadım
Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki
Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok
Siyah apletleri sevebileceğini

Sana sesleniyorum
Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına
Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor
Kürekleri bırakamıyorum
Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için
Kalemi bir an elimden düşürmüyorum
Ankara Kalesi’nin önünde
Sana sesleniyorum
Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin
Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm
Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı
Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim
Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun
Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık
Seviyorum seni ama dedin
Hoşçakal diye ekledin
Şimdi gitmeye mecburum
Belki yine gelirim, umarım gelirim
Son söz oldu

Cennet ve cehennemin dillerini
Savaş naralarını ve aşk şiirlerini
Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım
Senin sözlerinin anlamını öğretmediler
Hiçbir şey söylemeden gittin
Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim
Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana
Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın
Yine yeniden sadece sana sesleneceğim
Müebbet bir aşk dışında
Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim
Sana sesleneceğim yine
Seni sadece kuru bir sevgiyle değil
Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla
Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun
Mütevazi bir sevgiyle değil
Küstah bir aşkla sevdim seni
Ben Osmanlı gibi
Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken
Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı
Kışın üşümemek için şal yaptın kendine
Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde
Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa
Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de
Sana inanırım bilirsin
Zamanla unutursun demiştim
Niye daha derinleşiyor öyleyse
Derinleşiyor özlemin
Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları
Coşturuyor ayrılık sözlerin
Öfkelerimin kararlılığını
Aşka katık ederek konuşacağım
Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

Öyle sanıyorum ki
Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için
Benden uzun yaşayacaksın
Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne
Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin
Küstah bir aşkla seveceğim seni
Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan
Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim
Ömrün geri kalınında
Sana sesleneceğim yine
Ben seni beyrut gibi sevdim ama
Sana ne Mağribi ne de Manhatten’i anlatamadım
Bağdat ve Şam’ı işgale yeltenmişken
Venedik! ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı
Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Senin kim olduğunu en çok bilerek
Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim
Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün
Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım
Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar
Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznün beni aşan taşkınlığını
Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
Anlayabilseydin
Anlatabilirdim sana
Seninle yaşanan bir aşktan sonra
Ayrılığın ölüm bile olsa
Mavi bir ölüm olacağını

Ömer ÇELİK

söyleyemedim

Cuma, Haziran 22nd, 2012

SöyleyemedimCanparesi’ne

Aklımda gözün kaldı
Solumda sızın kaldı
Bir çift sözüm kaldı
Diyemedim

Dilimde adın kaldı
Geride yadın kaldı
Kulakta sedan kaldı
Dinleyemedim

Geceden uyku kaldı
Garip bir duygu kaldı
Şiirler öksüz kaldı
Beceremedim

Sabaha nefes kaldı
Yarım bir heves kaldı
İçimde o his kaldı
Bitiremedim

Geriye ölüm kaldı
Tutkulu zulüm kaldı
Vuslata bir an kaldı
Seni o kadar sevdim ki
Söyleyemedim, söyleyemedim.

Sessiz Senfoni

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sessiz Senfoni

Ellerin vardı, sıcak ve masum.
Ellerin, hayal gibi, düş gibi…
O zaman talihime yardı ellerin.
Beyaz bir gecede, iki kuş gibi,
Omzuma nasıl da konardı ellerin?..

Hangi rüzgarlarda şimdi kimbilir?
O değirmen altı, o zümrüt koru,
İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer,
Ya o çapkın çapkın kestanecikler!…
Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe,
Kanardı ellerin!
Mendilimi sarardım üstüne,
Avcumda sahici bir hasta gibi
İncecik incecik yanardı ellerin!

Bazan kızar hırçınlaşırdı birden;
Ruhumu kaldırır, kaldırır boşlukta,
Oysa bilmez miyim atamazdı!
Geceler sonsuzdu, geceler derin;
Bir şeyler düşünür anlatamazdı
Kahrından kaskatı donardı ellerin!

İnsan, soyununca hissediyor,
Gittikçe katılaştığını yerin!..
Tanıdık bir film geçiyordu gozlerimden,
Gel gör ki, en güzel yerinde,
Ansızın kopardı ellerin!

Sonra, dört yabancı el,
Dört yorgun omuz,
Mezat kapısında bir kuşluk vakti,
Çekince ipini mesafelerin;
Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz!..
Bir tünel gerindi sefil, kapkara!
Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü!
Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin!
Böyle bilmediğim uzak yollara,
Beni bırakmasa ne vardı ellerin!

Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı,
Ve işte böyle sonu!..
Şimdi, ışıklar sığ,
Gölgeler derin…
Mor sarmaşıklarla örtük balkonu,
Kafur kokusundan, od ağacından,
Dört arşın geceye sardı ellerin…

Bekir Sıtkı Erdoğan

Unutulacagim

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Bensiz olacak her sey
bu dunnya bensiz donecek
gunesin isiltisi
bensiz yanagindan opecek
guleceksin gun gelip
guleceksin yine
aglamak yakismaz zaten
o sirin guzelligine
baharlarin olacak
kislarin olacak
kaderim olacak
benim unutulmak
baskasi bakacak gozlerine
baskasi girecek yuregine
dolanacak ismi diline
kapanmiş sayfa olacagim……

yollarım meçhul

Cuma, Haziran 22nd, 2012

oysa şimdi,
içimde bir kuş çırpınıyor,ya seviyorsa
ya bulunca sarılıverırse boynuma….

umut bu dinlemiyor
imkansız diyorum,isyan ediyor
unutmak istiyorum,
her an hatırlatıyor

düşüp geleceğim peşine
bir ışık gönder
aydınlat yolumu
kurtar beni ne olur
kurtar yada girme düşlerime,,

sen yoksun ,yanlızım…..
kalabalıklar anlamsız
carem sensın,yanlızım…..
yanlızım,yanlızım…..

duyarsan bır gun senı aradıgımı
ogülüşünü ser yollarıma
neselı bırını görünce
buldum derim izini
adım adım gelırım.

kavusuruz nasılsa
bu gun olmazsa yarın
yarın olmazsa öbür gün.
yada……

Sen giderken

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sen giderken
el sallayişlardaki hüzünü öğrendim artik
sen giderken
biliyorum şimdi tren sesineden ağlatir insani
ogrendim ayriligi, ogrendim aciyi sen giderken…

Sen giderken
caresizligi ogrendim, ogrendim aksamlari
ve ogrendimki insan
nicin bakar ufuklara aglamakli…

Sen giderken
geldi huzun, sen giderken geldi dert
sen giderken geldi acilar
ayriliği öğrendim,
yamanmiş…….

aşk şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

DÖNÜYOR

Yaşamadım saysam keşke unutsam
Mazim filizlenip cana dönüyor
Bumerang gibi fırlatıp da atsam
Neylesem sonunda bana dönüyor

Beni terk etmiyor gam ile tasa
Yüreğim uyumaz gözler uyusa
Susayıp elimi uzatsam tasa
Sanki içtiğim su kana dönüyor

İçimde olanı döksem devirsem
Kapansa kapılar zindana girsem
Kaçmak için senden başım çevirsem
Neylesem ,yüreğim sana dönüyor

Ölsem de unutmam o son bakışı
Senden uzakta geçirsem bu kışı
Yüreğinden etsen de sınır dışı
Yüreğim sonunda vatana dönüyor

ESKiSi-GiBi

Bir heves mi sevmek sevilmek
Değer mi bir hevese seveni üzmek
Yalan mı her şey yaşandıkça mı silinir
Çok mu gelir sevene artık gülmek…

Eskisi gibi değilsin… Eskisi gibi değilsin…
Bu yüzden korkuyorum,
Bu yüzden ağlıyorum,
Bu yüzden ölüyorum…

Aslında sevginin tadı tuzudur
Acı isteksiz onun ruhudur
Belki bitecek diye korkutur
Aşkın tam açıklaması yoktur

Eskisi gibi değilsin… Eskisi gibi değilsin…
Bu yüzden korkuyorum,
Bu yüzden ağlıyorum,
Bu yüzden ölüyorum…

sUs ve DiNLe

sus birsey söyleme……

geldin artik vakti zamani,kelimeler buldu yerini.
dilimde hece hece kar taneleri gibi her biri tertemiz ve berrak…
gönlüne yagacagi gün,iste bu gün….
zordur tabi her seyin baslangici…nasil ne dersin ilk önce…
sadece dinle…ne olur..yorum bile yapma…sen sadece bil…
neler gecer gönlümde…..
firtinalar kopacak bu gece icimde….
volkanlar patlicak…deprem olacak …dilimde…
sen sadece sus ….sus ve dinle….
saklamak ne kadar zor bilirmisin…..
bilirmisin..ne zordur sebebsizce sevmenin….
cikarsizca….beklentizs sevmek..karsiliksiz …habersiz sevmek…
varligi bile mutlu eder seni…
mutlulugu huzur verir….
huzuru can katar ömrüne….
anlatabilirmiyimki sana…..anlarmisin acaba…
sevdinmi sen hic böyle elinde olmadan…
sevdasina sevinirken…kiskancligin icini kemirdimi hiccc….
gecelerce agladinmi….sonra kendini hic teselli ettinmi….
yoklu ile ölmektense…varli ile… varsin baskasinin olsun dedinmiii….
varasin mutlu olsun….sevdalarin en yücesi en güzeli…varasin onun olsun ….
ben zaten böylede mutluyum iste…
seni sevmek…karsiliksizda olsa…duygularin en güzeli ya….
belki sende sevseydin …bu kadar sevebilirmiydim…..
sus ve dile…ne olur hic bir sey söyleme….
birak kendi kurdugum tozpembe dünyamda….
gece baslar bende mutluluk….
seninle oldugum ruyalarda…
birak kalsin sevdan bende …karsiliksizda olsa..pahabicilmez degerde..
ilk gördügüm o anda..nakis gibi isledi bakislarin kalbim diyarinda…
beklenen sevdam senmi geldin …sen geldin gelmesinede…
neden bukadar gec geldin…
sus …sus ve dinle….
ben hep seni bekledim……
sen geldin ama baskasini sevdin….ben gecmistede gelecektede ….varligindada yoklugundada
hep seni sevdim …hep sevecegim….
senin dünyanda bana yer yok…..benim dünyamda senden baskasi yokkk…
ben seni hep sevdim…..cikarsizca..karsiliksiz…beklentisiz.. ..
ve seni sevmekle hep mutlu oldummm..sus birsey söyleme….birak kendi dünyamda
birak ümitlerimle…birak bendeki senle …seni hep seveyimmm….
yoklugunla yok olmaksa..varliginla mutlu olayimmm..
sus birsey söyleme…