Merkel’in danışmanından Rumlar’ı çıldırtacak sözler

Haziran 28th, 2012

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in danışmanı, Hristiyan Demokrat Parti Ekonomi Konseyi Başkanı Kurt Lauk, Avrupa Destek Mekanizması’na (EFSF) başvurmasının ardından Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devralmaması gerektiğini açıklayarak, “Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir?” diye sordu. Lauk, İspanya, Portekiz, İrlanda ve Yunanistan gibi mali destek talebinde bulunan bütün ülkelerin AB dönem başkanlığı yapamamalarını istedi. “Sosis deposunun başına köpek getirilirse bu Avrupa paradoksudur” diyen Lauk, AB dönem başkanlığı için ülkenin büyüklüğü değil itibarının kriter olması gerektiğini ifade ederek, “Kıbrıs (Rum tarafı) bu rolü nasıl üstlenebilir?” diye sordu.

‘Kabul edilemez bir durum’

Lauk, şöyle devam etti: “Kurtarma mekanizmasına başvuran bir ülkenin başkanlığı alması diğer üye ülkeler açısından kabul edilemezdir. ‘Kıbrıs’ hangi yetkiyle istikrar çabasına kayda değer ivme kazandırabilir? Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir? Başkanı salgın bir hastalığın pençesinde yoğun bakım ünitesindeyken Avrupa’yı asla tedavi edemeyeceğiz.”

Türkiye başından beri karşı çıkıyor

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, 1 Temmuz’da AB Dönem Başkanlığı görevini Danimarka’dan devralması bekleniyor. Ancak bu duruma Türkiye başından beri karşı çıkıyor. Ankara, Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığını üstleneceği 1 Temmuz 2012-1 Ocak 2013 tarihleri arasında AB Başkanlığı ile ilişkilerin dondurulacağını açıklamıştı. KKTC Başbakanı İrsen Küçük de Merkel’in danışmanı Kurt Lauk’un sözlerini hatırlatarak, Güney Kıbrıs’ın 1 dönem başkanlığını üstlenecek olmasına sadece KKTC’nin değil, dünyadaki birçok ülkenin tepki gösterdiğini söyledi.

Yattara’nın Süper Lig’deki yeni takımı

Haziran 28th, 2012

Geçen sezon Suudi Arabistan’ın Al Shabab takımında forma giyen Yattara’nın bu akşam saatlerinde İstanbul’da olacağı öğrenildi. Gece geç saatlerde veya yarın Bursa’da olması beklenen 32 yaşındaki tecrübeli futbolcunun anlaşma sağlanırsa resmi sözleşmeyi imzalayacağı kaydedildi.

Bu arada Yattara ile Bursaspor’un yanı sıra Mersin İdmanyurdu’nun da ilgilendiği, futbolcunun yeşil beyazlı ekip ile anlaşma sağlanamaması halinde bu kulübün yöneticileriyle görüşeceği öğrenildi.

Bursaspor’dan kombine yalanlaması

Haziran 28th, 2012

Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi.

”Bugün bazı basın organlarında çıkan kombine fiyatları ile ilgili haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Kombine satış organizasyonu ile ilgili çalışmalar yönetim kurulumuzca devam etmekte olup henüz herhangi bir fiyatlandırma yapılmamıştır. Resmi yayın organlarımızca açıklanmadığı sürece basın organlarında çıkan bu tarz haberlere itibar etmemenizi rica ederiz.”

ABD’li basketbolcu TOFAŞ’ta

Haziran 28th, 2012

TOFAŞ Kulübü Başkanı Efe Aydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009-2012 sezonunda OYAK Renault’ta forma giyen Heytvelt ile 1 yıllık anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Yeni sezon için transfer çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Aydan, şunları söyledi:

”Avrupa Ligi’ne ön eleme oynayarak başlayacağız. Bu turu geçerek gruplara kalmayı istiyoruz. Kadromuzun bunu başaracağına inanıyorum. Transfer çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye Ligi tecrübesi bulunan Heytvelt ile bir yıllık sözleşme imzaladık. Bu oyuncunun takıma büyük katkısının olacağına inanıyorum. Takıma uyum sağlayacak oyuncu arayışlarımız devam ediyor.”

Bursaspor Yönetiminde Görev Dağılımı

Haziran 28th, 2012

Kulüpten yapılan açıklamada, İbrahim Yazıcı başkanlığındaki yönetim kurulunda Recep Bölükbaşı ikinci başkan olurken, İlhan Uslu’nun genel sekreter olarak görev alacağı bildirildi.

Bursaspor’un yeni yönetim kurulunun görev dağılımı şöyle:

İbrahim Yazıcı (Başkan)

Recep Bölükbaşı (İkinci Başkan)

İlhan Uslu (Genel Sekreter)

Hasan Saltan (Mali Asbaşkan)

Erkan Kamat (Futbol Şube Sorumlusu)

İsmet Demirel (İdari Asbaşkan)

İrfan Koç (Dış İlişkilerden Sorumlu Asbaşkan ve Federasyon Temsilcisi)

Selçuk Eren (Basın Sözcüsü ve Taraftardan Sorumlu Yönetici)

Zekeriya Ünaldı (Tesislerden ve Taraftarlardan Sorumlu Yönetici)

Recep Aydın (Reklam ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetici)

Necmettin Kocaman (Altyapıdan Sorumlu Yönetici)

Şentürk Turan (Futbol ve Yüzme Okullarından Sorumlu Yönetici)

Hasan Gülayan (Amatör Şubelerden Sorumlu Yönetici)

Nejat Çölek (Bursastore’lardan Sorumlu Yöneticisi)

Ferruh Nayman (Dergi ve Katlı Otoparktan Sorumlu Yönetici)

Tansu Çiller: Her şeyi açıklarım

Haziran 28th, 2012

Nuray Babacan’ın haberi

Üç alt komisyonun çalışmalarıyla darbe ve muhtıraların araştırılması sürerken, Komisyon Başkanı Ak Parti Milletvekili Nimet Baş, dinlemeye karar verdikleri Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay başkanlarını bizzat arayarak komisyona davet etti. Baş, bu çerçevede Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ı da arayarak, kendilerini dinlemek istediklerini söyledi. Baş, halen yurtdışında olan Çiller’e, “Bugüne kadar hiç konuşmadınız. Siz 28 Şubat sürecinin hem mağdurusunuz, hem yakın tanığısınız. Bu meselenin aydınlatılmasında katkınızın büyük olacağını düşünüyorum. Bu sürece yakından tanıklık etmiş kişiler konuşmazsa konu aydınlatılmaz. Hepimizin buna destek olması lazım” dedi. Çiller ise şunları söyledi:

Özel arşivimle geleceğim

“Ben bu konuda üzerime düşeni yapacağım. Hiç merak etmeyin. Şu anda yurtdışındayım, isterseniz hemen dönebilirim. Ama herkesi dinledikten sonra beni dinlerseniz daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bugüne kadar 28 Şubat süreci hakkında hiç konuşmadım. İlk kez konuşacağım ve çok önemli şeyler anlatacağım. Elimde bu konuda çok güçlü bir arşivim var. O nedenle siz diğerlerini dinleyin, ben ona göre konuşayım. Çünkü onların söyleyeceği herşeye verilecek bir cevabım var. Darbe komisyonunun kurulmasını çok önemsiyorum. Tarihe ışık tutacak bir çalışma yapacağınıza inanıyorum. Bu komisyona sizin başkan olmanızdan da çok memnun oldum.”

Transferler normal değildi

Baş, “O dönemde siyasetin doğal akışı içinde başbakanlık hakkınızdı ama verilmedi, transferler yaşandı. Siyaset doğasında işlemedi” deyince, Çiller gülerek, “Komisyona geldiğimde herşeyi konuşacağım” demekle yetindi. Baş’ın siyaseti bıraktıktan sonra neler yaptığına ilişkin sorusuna da Çiller, “Kız torunum var. Çok mutluyum ve çok huzurluyum. Torunumla çok iyi zaman geçiyorum, siyasetten sonra nefes aldım” yanıtını verdi.

Yılmaz yazılı gönderecek

Eski başbakan Mesut Yılmaz ise komisyon toplantısına katılmayacağını, bu konuda bugüne kadar herşeyin konuşulduğunu, yeniden konuşmaya gerek olmadığını söyledi. Yılmaz, komisyonun sorularına yazılı cevap vermek istediğini de kaydetti. Yılmaz’ın bu talebine rağmen komisyon yine de resmi olarak Yılmaz’a davet yazısı yazacak. Her iki liderle ilgili randevular da TBMM tatilinden sonra ekim ayında gerçekleşecek.  

Hürriyet

Tansu Çiller: Her şeyi açıklarım

Haziran 28th, 2012

Nuray Babacan’ın haberi

Üç alt komisyonun çalışmalarıyla darbe ve muhtıraların araştırılması sürerken, Komisyon Başkanı Ak Parti Milletvekili Nimet Baş, dinlemeye karar verdikleri Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay başkanlarını bizzat arayarak komisyona davet etti. Baş, bu çerçevede Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ı da arayarak, kendilerini dinlemek istediklerini söyledi. Baş, halen yurtdışında olan Çiller’e, “Bugüne kadar hiç konuşmadınız. Siz 28 Şubat sürecinin hem mağdurusunuz, hem yakın tanığısınız. Bu meselenin aydınlatılmasında katkınızın büyük olacağını düşünüyorum. Bu sürece yakından tanıklık etmiş kişiler konuşmazsa konu aydınlatılmaz. Hepimizin buna destek olması lazım” dedi. Çiller ise şunları söyledi:

Özel arşivimle geleceğim

“Ben bu konuda üzerime düşeni yapacağım. Hiç merak etmeyin. Şu anda yurtdışındayım, isterseniz hemen dönebilirim. Ama herkesi dinledikten sonra beni dinlerseniz daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bugüne kadar 28 Şubat süreci hakkında hiç konuşmadım. İlk kez konuşacağım ve çok önemli şeyler anlatacağım. Elimde bu konuda çok güçlü bir arşivim var. O nedenle siz diğerlerini dinleyin, ben ona göre konuşayım. Çünkü onların söyleyeceği herşeye verilecek bir cevabım var. Darbe komisyonunun kurulmasını çok önemsiyorum. Tarihe ışık tutacak bir çalışma yapacağınıza inanıyorum. Bu komisyona sizin başkan olmanızdan da çok memnun oldum.”

Transferler normal değildi

Baş, “O dönemde siyasetin doğal akışı içinde başbakanlık hakkınızdı ama verilmedi, transferler yaşandı. Siyaset doğasında işlemedi” deyince, Çiller gülerek, “Komisyona geldiğimde herşeyi konuşacağım” demekle yetindi. Baş’ın siyaseti bıraktıktan sonra neler yaptığına ilişkin sorusuna da Çiller, “Kız torunum var. Çok mutluyum ve çok huzurluyum. Torunumla çok iyi zaman geçiyorum, siyasetten sonra nefes aldım” yanıtını verdi.

Yılmaz yazılı gönderecek

Eski başbakan Mesut Yılmaz ise komisyon toplantısına katılmayacağını, bu konuda bugüne kadar herşeyin konuşulduğunu, yeniden konuşmaya gerek olmadığını söyledi. Yılmaz, komisyonun sorularına yazılı cevap vermek istediğini de kaydetti. Yılmaz’ın bu talebine rağmen komisyon yine de resmi olarak Yılmaz’a davet yazısı yazacak. Her iki liderle ilgili randevular da TBMM tatilinden sonra ekim ayında gerçekleşecek.  

Hürriyet

Dengir Mir Mehmet Fırat’a dava açıldı

Haziran 28th, 2012

Eski Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat hakkında, 2008’deki tartışmaları sırasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Gümrük Başkontrolörü Bayram Çolak’ı kastederek, ”Sizin Tosun” dediği ve Çolak’ın haksız mal edindiğini iddia ettiği gerekçesiyle ”iftira” ve ”hakaret” suçlarından dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Şaban Yavuz’un hazırladığı iddianamede, Fırat’ın, Kılıçdaroğlu ile 25 Eylül 2008’de televizyon programına katıldığı, müşteki Bayram Çolak’ın ise o dönemde Gümrük Başkontrolörü olduğu belirtildi.

Çolak’ın, görevi gereği, Fırat’ın ortağı olduğu Menas A.Ş. hakkında rapor hazırladığı ve raporun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma evrakına konu edildiği ifade edilen iddianamede, Fırat’ın, Kılıçdaroğlu ile tartışması sırasında, Bayram Çolak’ı kastederek, ”Sizin Tosun” dediği ve bu yolla ”kamu görevlisine görevinden dolayı basın yoluyla alenen hakaret” suçunu işlediği kaydedildi.

Fırat’ın, 14 Mart 2007’de Başbakanlık Teftiş Kurulu’na verdiği şikayet dilekçesinde, Bayram Çolak’ın mesleğe giriş tarihindeki servet beyanı ile bugünkü karşılaştırıldığında, ”izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğunu ve varlığı eşi, çocukları ve kardeşleri üzerine geçirdiğini beyan ettiği ettiği” aktarılan iddianamede, Fırat’ın iddiası üzerine Çolak’ın yanı sıra eşinin ve kardeşlerinin de Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca incelemeye tabi tutuldukları anlatıldı.

Kurulun incelemesi sonucunda haksız edinilen mal varlığı tespit edemediği bildirilen iddianamede, Fırat’ın, bu sebeple Çolak ile eşi ve üç kardeşine karşı ”zincirleme olarak iftirada bulunduğu” savunuldu.

İddianameyle Fırat’ın 2 yıl 2 aydan 6 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Dengir Mir Mehmet Fırat’a dava açıldı

Haziran 28th, 2012

Eski Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat hakkında, 2008’deki tartışmaları sırasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Gümrük Başkontrolörü Bayram Çolak’ı kastederek, ”Sizin Tosun” dediği ve Çolak’ın haksız mal edindiğini iddia ettiği gerekçesiyle ”iftira” ve ”hakaret” suçlarından dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Şaban Yavuz’un hazırladığı iddianamede, Fırat’ın, Kılıçdaroğlu ile 25 Eylül 2008’de televizyon programına katıldığı, müşteki Bayram Çolak’ın ise o dönemde Gümrük Başkontrolörü olduğu belirtildi.

Çolak’ın, görevi gereği, Fırat’ın ortağı olduğu Menas A.Ş. hakkında rapor hazırladığı ve raporun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma evrakına konu edildiği ifade edilen iddianamede, Fırat’ın, Kılıçdaroğlu ile tartışması sırasında, Bayram Çolak’ı kastederek, ”Sizin Tosun” dediği ve bu yolla ”kamu görevlisine görevinden dolayı basın yoluyla alenen hakaret” suçunu işlediği kaydedildi.

Fırat’ın, 14 Mart 2007’de Başbakanlık Teftiş Kurulu’na verdiği şikayet dilekçesinde, Bayram Çolak’ın mesleğe giriş tarihindeki servet beyanı ile bugünkü karşılaştırıldığında, ”izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğunu ve varlığı eşi, çocukları ve kardeşleri üzerine geçirdiğini beyan ettiği ettiği” aktarılan iddianamede, Fırat’ın iddiası üzerine Çolak’ın yanı sıra eşinin ve kardeşlerinin de Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca incelemeye tabi tutuldukları anlatıldı.

Kurulun incelemesi sonucunda haksız edinilen mal varlığı tespit edemediği bildirilen iddianamede, Fırat’ın, bu sebeple Çolak ile eşi ve üç kardeşine karşı ”zincirleme olarak iftirada bulunduğu” savunuldu.

İddianameyle Fırat’ın 2 yıl 2 aydan 6 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Meclis’te bebek emzirme odası açıldı

Haziran 28th, 2012

TBMM Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AK Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’ın doğum yapmasının ardından böyle bir ihtiyacın belirdiğini söyledi.

”Diğer milletvekilleri ile personelin de zaman zaman bu tür ihtiyaçları oluyordu” ifadesini kullanan Neziroğlu, ”İnsani bir ihtiyaç. Meclis’te ilk kez uygulanıyor. Steril, uygun bir ortam hazırladık” dedi.

Bebek emzirme odasında, Genel Kurul çalışmalarının izlenebileceği ekran, mini soğutucu, bebeklerin bezlerinin değiştirilebileceği masa, emzirmede kullanılacak koltuk, vestiyer, dolaplar ve bir de lavabo bulunuyor.

TBMM’de, 46’sı AK Parti’li; 19’u CHP’li; 3’ü MHP’li; 9’u BDP’li; 2’si de bağımsız olmak üzere 79 kadın milletvekili bulunuyor.

Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’te, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunluluğu bulunuyor.

Meclis’te bebek emzirme odası açıldı

Haziran 28th, 2012

TBMM Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AK Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’ın doğum yapmasının ardından böyle bir ihtiyacın belirdiğini söyledi.

”Diğer milletvekilleri ile personelin de zaman zaman bu tür ihtiyaçları oluyordu” ifadesini kullanan Neziroğlu, ”İnsani bir ihtiyaç. Meclis’te ilk kez uygulanıyor. Steril, uygun bir ortam hazırladık” dedi.

Bebek emzirme odasında, Genel Kurul çalışmalarının izlenebileceği ekran, mini soğutucu, bebeklerin bezlerinin değiştirilebileceği masa, emzirmede kullanılacak koltuk, vestiyer, dolaplar ve bir de lavabo bulunuyor.

TBMM’de, 46’sı AK Parti’li; 19’u CHP’li; 3’ü MHP’li; 9’u BDP’li; 2’si de bağımsız olmak üzere 79 kadın milletvekili bulunuyor.

Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’te, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunluluğu bulunuyor.

Erdoğan, MGK üyesi bakanlarla toplandı

Haziran 28th, 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı öncesi kurul üyesi bakanlar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’la bir araya geldi.

Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki görüşme saat 11.30’da başladı.

Erdoğan, MGK üyesi bakanlarla toplandı

Haziran 28th, 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı öncesi kurul üyesi bakanlar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’la bir araya geldi.

Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki görüşme saat 11.30’da başladı.

Darbe komisyonu Erdoğan Teziç’i dinledi.

Haziran 28th, 2012

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Sözcüsü İdris Şahin, 28 Şubat sürecine ilişkin bilgisine başvurmak için eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ı yazılı olarak davet ettiklerini, gelip gelmemek noktasında kendilerine henüz yazılı bir dönüş olmadığını belirterek, ”Çiller’in de yurt dışında olduğunu, ekim ayı başında gelip, mutlaka komisyona bilgi vermek istediğini biliyoruz” dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş’ın başkanlığındaki TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, eski YÖK başkanlarından Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i dinledi.

Dolmabahçe Sarayı’nın yönetim binasında yapılan ve yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından Baş ile Prof. Dr. Teziç, aynı araca binerek, buradan ayrıldı.

Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan komisyon sözcüsü İdris Şahin, 28 Şubat sonrası, 27 Nisan e-muhtırasından önce YÖK başkanlığı yapan anayasa hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i dinlediklerini belirterek, özellikle bu dönemdeki hukuki süreçlerle alakalı karşılıklı fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Şahin, Teziç’e, 27 Nisan e-muhtırasından önceki zaman dilimi içerisindeki YÖK başkanlığında gerçekleşen suikast girişimiyle ilgili bilgi ve görgüsünü sorduklarını ifade ederek, ”Kendisi, özellikle bu konunun gerçekleşmesinden önce MİT Başkanı olan Emre Taner tarafından uyarıldığını, daha sonra bu eylemden dolayı da kendisinin şikayetçi olmadığını, yargısal safahatın devam ettiğini bizimle paylaştı” dedi.

Teziç’e ”Kendisinin kürsüde özgürlükçü bir insan olduğunu, daha sonraki aşamalarda ise uygulamalarda biraz daha devletçi ve kanuncu olduğu noktasında bir çelişkinin olduğunu ve bu konuyu nasıl değerlendireceğini” sorduklarını belirten Şahin, şöyle devam etti:

”İdareci olarak kanunlara uygun hareket ettiği ama çocukların başörtüsü noktasında serbestliği savunduğu, uygulamanın bu noktaya ve bu düzeye getirilmemesi gerektiği noktasında bir görüş beyan etti. Farklı uygulamaları kendi öğrencilerine uyguladığını, özgürlükçü bir anlayışı kabul ettiğini ifade etti.
Katsayı uygulamasıyla alakalı özellikle YÖK başkanı iken bir çalışmasının olup olmadığını kendisiyle konuştuğumuzda, katsayı ile alakalı 5-6 sefer toplantı gerçekleştirdiklerini, en son bir toplantıda da bir eksik oyla katsayının mevcut haliyle devam ettiğini, ancak kendisinin arzusunun ve katsayıyla alakalı görüşünün geçmiş dönemlerde basına yansıdığını söyledi. Bugün itibariyle de farklı söyleyecek bir şeyinin olmadığını, ancak kaldırılması noktasında da bir kısım çalışmaların YÖK başkanlığı döneminde devam ettiğini anlattı.”

-Mesut Yılmaz’ın davet edilmesi-

Şahin, Mesut Yılmaz’ın davet edilmesiyle ilgili komisyon başkanı Nimet Baş’ın Mesut Yılmaz ile görüştüğünü, ancak içeriğini bilmediklerini ifade ederek, ”Sayın Mesut Yılmaz’ın bu konudaki takdiri tamamen kendine aittir. Yazılı olarak kendisini davet ettik. Gelip gelmemek noktasında henüz yazılı bir dönüşü olmadı” diye konuştu.

Meclis iradesini temsilen 4 siyasi partinin ortaklaşa kurduğu ve milletin temsilcisi bir komisyon olduklarını anlatan Şahin, şöyle devam etti:

”İlk defa cesur, yürekli bir şekilde demokrasiye uzatılan müdahaleleri, demokratik işleyişi sona erdiren muhtıraları inceleyen bir komisyonuz. Bu ülkede başbakanlık yapmış, bir partinin genel başkanını ve değişik zamanlarda bakanlık yapmış olan bir büyüğümüzün bu komisyona gelip bilgi verip vermeyeceği konusu tamamen kendi tasarrufundadır. Milletimiz bunu çok yakinen takip ediyor.”

Şahin, konuyla ilgisi olan herkesin bu ülkede bir daha darbe olmaması için, darbelerin konuşulmaması, muhtıraların akıllardan bile geçmemesi için karınca kararınca katkı sağladığını anlattı.

İdris Şahin, ”Sayın Çiller’in de yurt dışında olduğunu, ekim ayı başında gelip mutlaka komisyona bilgi vermek istediğini biliyoruz” dedi.

 

Darbe komisyonu Erdoğan Teziç’i dinledi.

Haziran 28th, 2012

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Sözcüsü İdris Şahin, 28 Şubat sürecine ilişkin bilgisine başvurmak için eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ı yazılı olarak davet ettiklerini, gelip gelmemek noktasında kendilerine henüz yazılı bir dönüş olmadığını belirterek, ”Çiller’in de yurt dışında olduğunu, ekim ayı başında gelip, mutlaka komisyona bilgi vermek istediğini biliyoruz” dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş’ın başkanlığındaki TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, eski YÖK başkanlarından Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i dinledi.

Dolmabahçe Sarayı’nın yönetim binasında yapılan ve yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından Baş ile Prof. Dr. Teziç, aynı araca binerek, buradan ayrıldı.

Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan komisyon sözcüsü İdris Şahin, 28 Şubat sonrası, 27 Nisan e-muhtırasından önce YÖK başkanlığı yapan anayasa hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i dinlediklerini belirterek, özellikle bu dönemdeki hukuki süreçlerle alakalı karşılıklı fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Şahin, Teziç’e, 27 Nisan e-muhtırasından önceki zaman dilimi içerisindeki YÖK başkanlığında gerçekleşen suikast girişimiyle ilgili bilgi ve görgüsünü sorduklarını ifade ederek, ”Kendisi, özellikle bu konunun gerçekleşmesinden önce MİT Başkanı olan Emre Taner tarafından uyarıldığını, daha sonra bu eylemden dolayı da kendisinin şikayetçi olmadığını, yargısal safahatın devam ettiğini bizimle paylaştı” dedi.

Teziç’e ”Kendisinin kürsüde özgürlükçü bir insan olduğunu, daha sonraki aşamalarda ise uygulamalarda biraz daha devletçi ve kanuncu olduğu noktasında bir çelişkinin olduğunu ve bu konuyu nasıl değerlendireceğini” sorduklarını belirten Şahin, şöyle devam etti:

”İdareci olarak kanunlara uygun hareket ettiği ama çocukların başörtüsü noktasında serbestliği savunduğu, uygulamanın bu noktaya ve bu düzeye getirilmemesi gerektiği noktasında bir görüş beyan etti. Farklı uygulamaları kendi öğrencilerine uyguladığını, özgürlükçü bir anlayışı kabul ettiğini ifade etti.
Katsayı uygulamasıyla alakalı özellikle YÖK başkanı iken bir çalışmasının olup olmadığını kendisiyle konuştuğumuzda, katsayı ile alakalı 5-6 sefer toplantı gerçekleştirdiklerini, en son bir toplantıda da bir eksik oyla katsayının mevcut haliyle devam ettiğini, ancak kendisinin arzusunun ve katsayıyla alakalı görüşünün geçmiş dönemlerde basına yansıdığını söyledi. Bugün itibariyle de farklı söyleyecek bir şeyinin olmadığını, ancak kaldırılması noktasında da bir kısım çalışmaların YÖK başkanlığı döneminde devam ettiğini anlattı.”

-Mesut Yılmaz’ın davet edilmesi-

Şahin, Mesut Yılmaz’ın davet edilmesiyle ilgili komisyon başkanı Nimet Baş’ın Mesut Yılmaz ile görüştüğünü, ancak içeriğini bilmediklerini ifade ederek, ”Sayın Mesut Yılmaz’ın bu konudaki takdiri tamamen kendine aittir. Yazılı olarak kendisini davet ettik. Gelip gelmemek noktasında henüz yazılı bir dönüşü olmadı” diye konuştu.

Meclis iradesini temsilen 4 siyasi partinin ortaklaşa kurduğu ve milletin temsilcisi bir komisyon olduklarını anlatan Şahin, şöyle devam etti:

”İlk defa cesur, yürekli bir şekilde demokrasiye uzatılan müdahaleleri, demokratik işleyişi sona erdiren muhtıraları inceleyen bir komisyonuz. Bu ülkede başbakanlık yapmış, bir partinin genel başkanını ve değişik zamanlarda bakanlık yapmış olan bir büyüğümüzün bu komisyona gelip bilgi verip vermeyeceği konusu tamamen kendi tasarrufundadır. Milletimiz bunu çok yakinen takip ediyor.”

Şahin, konuyla ilgisi olan herkesin bu ülkede bir daha darbe olmaması için, darbelerin konuşulmaması, muhtıraların akıllardan bile geçmemesi için karınca kararınca katkı sağladığını anlattı.

İdris Şahin, ”Sayın Çiller’in de yurt dışında olduğunu, ekim ayı başında gelip mutlaka komisyona bilgi vermek istediğini biliyoruz” dedi.

 

CHP’den ÖSYM için araştırma önergesi

Haziran 28th, 2012

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinin gerekçesinde, ÖSYM’nin, geçen yıla kadar en güvenilir kurumlardan biri olma özelliğini koruduğu belirtildi.

Gerekçede, şu ifadelere yer verildi:

”Özellikle son 2 yıl içinde KPSS’de kopya, YGS’de şifreli ve hatalı soru kitapçığı basma gibi ardı arkası kesilmeyen skandallar, ÖSYM’nin profesyonelliğinin ve yaptığı sınavların gizlilik, eşitlik, adalet gibi prensiplerine ne kadar uyduğunun sorgulanmasına neden olmuştur.

İmza attığı tüm hata ve skandallarına rağmen devletin en üst düzeyinden destek görmesi ve kuruluşundan bugüne kadar yaptığı sınav ihalelerini alan tek firma ile sağlıksız ilişkilerinin saptandığı Cumhurbaşkanlığı Devlet Deneteme Kurulu raporlarının göz ardı edilmesi de ÖSYM’nin hatalarının artarak devam etmesine neden olmaktadır.

Türkiye’de milyonlarca insanımızın kariyerini, gençlerimizin geleceğini ilgilendiren sınavların bundan sonra ÖSYM tarafından yapılıp yapılmayacağının belirlenmesi, bugüne kadar yapılan hataların nedenlerinin tespit edilmesi, bunlara yönelik çözüm yollarının oluşturulması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması kaçınılmazdır.”

CHP’den ÖSYM için araştırma önergesi

Haziran 28th, 2012

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinin gerekçesinde, ÖSYM’nin, geçen yıla kadar en güvenilir kurumlardan biri olma özelliğini koruduğu belirtildi.

Gerekçede, şu ifadelere yer verildi:

”Özellikle son 2 yıl içinde KPSS’de kopya, YGS’de şifreli ve hatalı soru kitapçığı basma gibi ardı arkası kesilmeyen skandallar, ÖSYM’nin profesyonelliğinin ve yaptığı sınavların gizlilik, eşitlik, adalet gibi prensiplerine ne kadar uyduğunun sorgulanmasına neden olmuştur.

İmza attığı tüm hata ve skandallarına rağmen devletin en üst düzeyinden destek görmesi ve kuruluşundan bugüne kadar yaptığı sınav ihalelerini alan tek firma ile sağlıksız ilişkilerinin saptandığı Cumhurbaşkanlığı Devlet Deneteme Kurulu raporlarının göz ardı edilmesi de ÖSYM’nin hatalarının artarak devam etmesine neden olmaktadır.

Türkiye’de milyonlarca insanımızın kariyerini, gençlerimizin geleceğini ilgilendiren sınavların bundan sonra ÖSYM tarafından yapılıp yapılmayacağının belirlenmesi, bugüne kadar yapılan hataların nedenlerinin tespit edilmesi, bunlara yönelik çözüm yollarının oluşturulması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması kaçınılmazdır.”

Tarhan, ‘özel yetkili mahkemeleri’ sordu

Haziran 28th, 2012

Tarhan, bir grup milletvekiliyle Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması tartışmasıyla ilgili, ”Ne oldu da bugün özel yetkili mahkemelerin kaldırılması iktidar tarafından gündeme taşındı?” diye sordu.

Özel yetkili mahkemelerin, tüm uzantılarıyla, yargılama yöntemlerinden tutkulama sürelerine kadar tüm fikri yapısıyla birlikte kaldırılması gerektiğini ifade eden Tarhan, ”Makyajla uğraşmaktan ve esası gizlemekten vazgeçsinler. Çünkü bu bir tür sahtecilik” diye konuştu.

”DGM’leri kaldırmışlardı da ne oldu? Özel yetkili mahkemeleri kaldırdıklarında da DGM’leri kaldırdıkları gibi bir sonuçla karşılaşacaksak, bunun hiçbir anlamı yok” diyen Tarhan, şöyle devam etti: ”Yurt dışında olmasına rağmen bir çağrıyla gemiden inip ifade vermeye gelenleri ‘kaçma tehlikesi’ gibi komik bir gerekçeyle tutuklanamaya devam edeceklerse, hiçbir anlamı yok. Milletvekillerini, seçilmişleri, öğrencileri, askerleri, gazetecileri, sırf gözdağı vermek için keyfi olarak zindanlarda tutmaya devam edeceklerse hiçbir anlamı yok. İstediğiniz kadar özel yetkili mahkemelerin yetkisini sınırlandırın, kapatın, ceberut zihniyetinizi değiştirmediğiniz takdirde tüm mahkemeler size özel mahkemeler olarak görev yapacaktır ve emrinize amade olacaktır.”

Tarhan, Suriye ile ilişkilerde gelişmelerin son derece kaygı verici olduğu kaydetti. Kimseyi savaş gibi bir suça ortak etmemelerini isteyen Tarhan, her türlü savaş kışkırtıcılığına karşı onurluca direnilmesi gerektiğini söyledi.

Tarhan, ”Kırmızı çizgileri ABD Dışişleri Bakanı tarafından açıklanan, dış politikası başka devletler tarafından çizilen devletseniz, o zaman gelmekte olan kirli bir oyundur. Bu kirli oyunun içinde olmamalıyız. Buna direnmeliyiz. Türkiye, emperyalistlerin sırtını sıvazlayıp her işine alet edeceği bir ülke olmaktan çıkmalıdır. Ben bir anne olarak tüm annelere sesleniyorum; yeterince oğul verdik bu topraklara, daha fazla vermek istemiyoruz” dedi.

Bitişik komşuların birbirine terör ve kan ihraç etmesini istemediklerini belirten Tarhan, ”Bizi yönetenler, yargıda olduğu gibi dış politikada da ruhlarını şeytana satmasınlar. Hep birlikte ‘savaşa hayır’ diyelim” diye konuştu.

-Kapatılan adliyeler-

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da, bazı ilçelerde adliyelerin kapatılması kararından vazgeçildiğini ifade ederek, ”Bir haftada hangi kriterler değişmiştir?” diye sordu.

HSYK’nın ”özel yetkili Adalat Bakanı’nın talimatıyla hareket ettiğini” savunan Bayraktutan, ”Lütfen bu yanlıştan dönün” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da ”Yargıda tasarruf olmaz. Bu hastaneleri, okulları kapatmaya benzer’ diye konuştu.

Tarhan, ‘özel yetkili mahkemeleri’ sordu

Haziran 28th, 2012

Tarhan, bir grup milletvekiliyle Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması tartışmasıyla ilgili, ”Ne oldu da bugün özel yetkili mahkemelerin kaldırılması iktidar tarafından gündeme taşındı?” diye sordu.

Özel yetkili mahkemelerin, tüm uzantılarıyla, yargılama yöntemlerinden tutkulama sürelerine kadar tüm fikri yapısıyla birlikte kaldırılması gerektiğini ifade eden Tarhan, ”Makyajla uğraşmaktan ve esası gizlemekten vazgeçsinler. Çünkü bu bir tür sahtecilik” diye konuştu.

”DGM’leri kaldırmışlardı da ne oldu? Özel yetkili mahkemeleri kaldırdıklarında da DGM’leri kaldırdıkları gibi bir sonuçla karşılaşacaksak, bunun hiçbir anlamı yok” diyen Tarhan, şöyle devam etti: ”Yurt dışında olmasına rağmen bir çağrıyla gemiden inip ifade vermeye gelenleri ‘kaçma tehlikesi’ gibi komik bir gerekçeyle tutuklanamaya devam edeceklerse, hiçbir anlamı yok. Milletvekillerini, seçilmişleri, öğrencileri, askerleri, gazetecileri, sırf gözdağı vermek için keyfi olarak zindanlarda tutmaya devam edeceklerse hiçbir anlamı yok. İstediğiniz kadar özel yetkili mahkemelerin yetkisini sınırlandırın, kapatın, ceberut zihniyetinizi değiştirmediğiniz takdirde tüm mahkemeler size özel mahkemeler olarak görev yapacaktır ve emrinize amade olacaktır.”

Tarhan, Suriye ile ilişkilerde gelişmelerin son derece kaygı verici olduğu kaydetti. Kimseyi savaş gibi bir suça ortak etmemelerini isteyen Tarhan, her türlü savaş kışkırtıcılığına karşı onurluca direnilmesi gerektiğini söyledi.

Tarhan, ”Kırmızı çizgileri ABD Dışişleri Bakanı tarafından açıklanan, dış politikası başka devletler tarafından çizilen devletseniz, o zaman gelmekte olan kirli bir oyundur. Bu kirli oyunun içinde olmamalıyız. Buna direnmeliyiz. Türkiye, emperyalistlerin sırtını sıvazlayıp her işine alet edeceği bir ülke olmaktan çıkmalıdır. Ben bir anne olarak tüm annelere sesleniyorum; yeterince oğul verdik bu topraklara, daha fazla vermek istemiyoruz” dedi.

Bitişik komşuların birbirine terör ve kan ihraç etmesini istemediklerini belirten Tarhan, ”Bizi yönetenler, yargıda olduğu gibi dış politikada da ruhlarını şeytana satmasınlar. Hep birlikte ‘savaşa hayır’ diyelim” diye konuştu.

-Kapatılan adliyeler-

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da, bazı ilçelerde adliyelerin kapatılması kararından vazgeçildiğini ifade ederek, ”Bir haftada hangi kriterler değişmiştir?” diye sordu.

HSYK’nın ”özel yetkili Adalat Bakanı’nın talimatıyla hareket ettiğini” savunan Bayraktutan, ”Lütfen bu yanlıştan dönün” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da ”Yargıda tasarruf olmaz. Bu hastaneleri, okulları kapatmaya benzer’ diye konuştu.

BBP: ÖYM’lerin kaldırılması intihar olur

Haziran 28th, 2012

Kartal, son 50 yılını darbeler ve terörle geçiren Türkiye’nin birden bire hiçbir şey olmamış gibi davranamayacağını ifade etti.

Yeni yargı paketinden özel yetkili mahkemelerin çalışma usullerini belirleyen CMK’nın 250. maddesinin değiştirilmesinin hedeflendiğini söyleyen BBP Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal, özel yetkili mahkemelerin uzun zamandır bazı çevrelerin itirazları olduğunu hatırlattı. Mahkemelerden özellikle darbe yargılamalarından rahatsız olan çevrelerin hedefinde olduğunu belirten Kartal, Ergenekon davası başlamadan önce birçok kişinin mahkemelerin varlığından bile haberdar olmadığını dile getirdi.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde belli suçlara bakan ihtisas mahkemeleri olduğunu belirten Kaptan Kartal, “Bu hem belli konularda ihtisaslaşmış yargıçların, daha doğru, daha çabuk karar vermesini sağlıyor, hem de yargının işini kolaylaştırıyor.” dedi.

Adaletin gecikmesinden şikayet edenlerin yargının yavaş işlemesinin temel sebeplerinden birisinin ihtisaslaşma eksikliği olduğunu unutmaması gerektiği ifade eden Kartal, “Yıllarca ceza davalarına bakan bir hakim, bir görevlendirme ile hukuk mahkemelerinde geçebiliyor. Ceza mahkemelerinde pratikleşen yargıç, birden bire hukuk davalarına girince yabancı olduğu bir alanda bocalamaya, yanlış kararlar vermeye başlıyor. Kararlar bir, bir Yargıtay’dan dönünce de uzun zaman kayıpları meydana geliyor. Onun için örgütlü suçlara bakan mahkemelerin yanında ceza ve hukuk mahkemeleri alanında da ayrı, ayrı ihtisas mahkemelerinin kurulması şarttır. Birilerinin nasırına basıldı diye uzmanlaşmış mahkemeler ihtiyaç olmaktan çıkmazlar.” diye konuştu.

‘SON YILINI DARBELERLE GEÇİREN TÜRKİYE HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANAMAZ’

Son 50 yılı darbeler, terör ve kanla geçen Türkiye’nin birden bire hiçbir şey olmamış gibi davranmasının mümkün olmadığını dile getiren Kartal şöyle konuştu: “Hukuk o ülkenin şartlarıyla bağlıdır. Terör can almaya devam ederken, her gün yeni ses kayıtları -darbe heveslilerinin aynı noktada durduklarını ihtar ederken- bu iş bitti havasıyla yargılamaları akamete uğratacak düzenlemeler yapmak intihardır. En tehlikeli suçlular, caydırılacak kadar cezalandırılmamış suçlulardır. Siyaset kurumunun denetleyemediği bir kurumun darbelere karışmış kimi mensuplarını salıverecek düzenlemeler yapması, demokrasi vitesini geri alması demektir. KCK tutuklamaları, darbe ve darbeye teşebbüsten yargılanıp tutuklu olanların çoğu ve bunları savunanlar bu mahkemelerden şikayetçi iken bu düzenlemeyi yapanların bir daha düşünmesi gerekir.”

Tutukluluk sürelerinin çok uzayıp ceza halini alması elbette tasvip edilemeyeceğini ancak, örgütlü suçlarda, sanık sayısının fazlalığı,zamansal derinlik ve delil toplama zorluğu bu gecikmenin temel sebeplerinin başında geldiğini aktaran Kartal, “Tutukluluk süreleriyle ilgili belki bir düzenleme yapılabilir ama darbeciler için izin şartının getirilmesi, darbelerin özel yetkili mahkemelerin görev alanından çıkarılması canavarı yaralı bırakıp toplum içine salmak olur. Üstelik bu, darbelerle, bu milletin manevi dünyasına Rus gibi, Yunan gibi saldıranları kimsenin affetmeye hakkı yoktur. Darbeler Millete yapılmıştır affedecekse millet affetmelidir.” şeklinde konuştu.

‘MAHKEMELERİN KALDIRILMASI YAZICIOĞLU DAVASINI AKAMETE UĞRATIR’

BBP’nin merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu davasının henüz çözülemeden mahkemelerin kaldırılmasının, davayı akamete uğratacağına işaret eden Kaptan Kartal sözlerini şöyle tamamladı: “Ulaştırma Bakanı kendi personeline sahiplenme adına, yargı sisteminde ihtiyaç duyulan bu mahkemeleri kamuoyunda suçlaması ise camiamız ve kamuoyunda hoş karşılanmamıştır. Darbe ve terör suçluları ile mücadele de kör topal mesafe alınmışken bundan bile geri dönülmesi ileride demokrasimiz de derin yaralar açar.”