Posts Tagged ‘sadece’

Aşk,İki Kişiliktir..

Cuma, Haziran 22nd, 2012


Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar.
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini,
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten.
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar.
Boşanır keder zincirlerinden
Sular, tersin tersin akar.
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar.
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken.
Çünkü, hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını.
Severken hiçbir böcek,
Hiç bir kuş yalnız değildir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

Aşk Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012


____SeninAdınAşk___
Aşkının ateşi yaksın yok etsin herbir zerremi
Hayelin heran her dakika dursun yanıbaşımda
Yalnızca suskunluğun anlatsın
Aşkın adını ve sadece gözlerin söylesin en güzel şarkıları
Çok özlediğimde bile
Ellerinin kokusu kalsın bende tükenmek bitmek nedir bilmesin
İlkkez yaşıyor gibi yaşayalım her günü ve
Nedeni olmasın hiçbirşeyin sadece adın aşk olsun senin


Sensiz Ne Yapacağımı Bilemedim
Sensiz ne yapacağımı bilemedim..
Senin için inlemedim…Hergun.
Kurşun gibi deldi kalbimi.. sanki aşkın..
Ne yapıcam dedim..Fikir veren, olmadı..

Sevdim..Ama kimse anlamadı..
Söyledim ama, deli dediler…Hor gördüler..
Ağlamam..Gururum var , benimde..
Sevdim ben sevdim…Anlayan yok!

Yüreğim sızlar, sen diye..
Seviyorum diyip gelmedin diye..
Sevdim ben sevdim…
Her geçen gün öldüm..

Seni seviyorum……
Seni sevdim, yanlız biliyorsun bunu
Ellerim boş, bitsin artık oyunun..
Nedendir bilmem, kalbim çıkacakmış gibi çarpar
İllede ölmem gerek anladım bu gece

Seni Seviyorum
Sevdim kardaş sevdm..Tek günahım bu..
Ekledim bir yıldız..daha gökyüzüne
Var, olan bir kalbim vardı oda gitti
İllede ölmem gerek anladım bu gece
Yalnızda,yaşarım ben yalnızda
Onun bunun lafına inandım yapayalnız bıraktın beni
Rüzgar,sevgimi alıp götürdü artık
Umutlarımı bırakıp gittim ben..Sensizliği kabullendim
Melek, gibi yüzün

Yorumlarınızı Beklerim….

Ask ıkı kısılıktır

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aşk iki kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

gel unuttur

Cuma, Haziran 22nd, 2012

^^^^arkadaslar daha önce paylaşılmamıstır ümidiyle yazıyorum^^

Ve gittin…
Öncesini düşünmek istemedigim sonrası ise meçhul bir aşktı yaşadığımız…
Ve aşk bitti…
Giderken geride bıraktığın,içinden seni de almayı unttuğun bir kalp…
Biraz hasarlı,ürkek,bi o kadar da beceriksiz…
Seni unutmayı bile beceremedi bu kalp…
Aşk bitti…
Sensiz uyuyamadığım geceler,karanlıktan korktuğumda çevirdigim numara,sabah kalktıgımda huzur verici sesin yok,gözlerin yok…
Dedim ya gittin…
Sen gittin gideli bu ilk ve son mektubum sana…
Artık seninleyken yazdığım şiir ve mektupları düzeltiyorum ve düzeltecegim…
Seni seviyorumları ‘seni ne cok sevdim’ yaptım,meğer ne çok seni seviyorum yazmışım,seni öpüyorumları ‘seni özlüyorum ‘ yaptım…
Yaptım da bir ‘seni unuttum’ yapamadım…
Seni seviyorumları ‘seni ne cok sevdim’ yaptım,meğer ne çok seni seviyorum yazmışım,seni öpüyorumları ‘seni özlüyorum ‘ yaptım…
Yaptım da bir ‘seni unuttum’ yapamadı
Sadece bitti dedin…
Fazlasına gerek yoktu zaten…
Herkes anlamak istediğini anlardı degil mi…???
Ama inan hiçbir şey anlamıyorum…
Sana lanetlermi yağdırmalıyım,yoksa yolun açık olsun mu demeliyim…???
Yok bu çok fazla,dilerim Allah’tan bensiz gittiğin hiç bir yol açık olmasın…!!!
Sensiz aldığım nefes nefes değilken,bensiz aldığın nefes nefes olmasın…
Yok bu da çok fazla…
Ben kıyamam ki sana…
Ben sadece geride bıraktıgın bu beceriksiz kalp için yalvarıyorum…
GEL UNUTTUR BANA SENİ…

Aşk İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aşkla İlgili Şiirler

En güzel Aşk İle İlgili Şiirler

AŞK

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf


AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

AŞKIM GÖZLERİNDE KALDI!!!

Bir gelişin vardı, sanki kalbimi durduracaktı
Geldiğin an, sana sarılmak istedim
Ama önümde mezarım vardı olmadı
Aşkım gözlerinde kaldı

Gidişinden anlamadım gittiğini
Kokun yoktu artık tenimde
Dikkat et önündeki çukura düşme
Mezarımdır orası benim
Sen gitti
Aşkım gözlerinde kaldı

Bir gidişin vardı, yüreğimide götürdü
Sanki depremdi kalbimin en derinlerinde
Sağ elime bak…

SONBAHARDA AŞK

bir sonbahar mevsimimde
yaprakların dallarından
ellerin birbirinden ayrıldıgı
yalnızların agladıgı tanışmıştık seninle
yalmızikimiz vardık sanki

ikimiz yaşıyorduk yer yüzünde
sanki buharlasıp bulut olduk gök yüzünde
saatlerce sen benim gözüme baktın
ben senin gözüne
gözlerimle konuşmuştuk adeta

umut dolu sevgi dolu yaklaşmıştık birbirimize
ayrılan sevgililer misali
boş ümitler vaadetmedik
konuşmadan sessizce
sadece sevgi sevgi istedik
sonbahar da aşıklar gibi

BİR AŞK SAYFASI
Şimdi hatırımda iri,mavi ama sıcaklıktan yoksun bakışları
Kulaklarımda aşkımın ruhumu günaha çağıran ağrı akışları

O şimdi yeni başka bir aşka koşmaya başlar
Akıtacak gözyaşım artık kalmadı arkadaşlar

Ben her gün her gece arınık bir sevgi büyütürken ona
O’ysa sebepsiz boş yere bir ayrılık sundu aniden bana

Hicran yaşama sevincimi alıp götüren bir sel oldu
Sevdiğim ’n’olur gel’ diyeceğim anda bana el oldu

Ansızın ocakta ayrıldı anılar ruhuma sarıldı
Mutluluklar ona, acı burukluklar bana kaldı

BU AŞKIN ADI HASRET OLDU
Yokluğun özlemini biledi bir bıçak gibi
Yollarda dolaştım kimsesiz gibi
Özlemin büyüdü bir çığ gibi
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu

Keşke demicem bu sefer diyemicem
Ne keşke diyecek bi sewgiydi bu
Nede sen bir keşkeye sığabilirdin
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu

Yol ayrımı bu yaşadığımız şimdilerde
Yalnızız artık bu koskoca ewrende
Mutluluk ayrılmasın yanından ömrünce
Sen gittin ya
Bu aşkın adı hasret oldu
Sen gittin ya
Ben yarım kaldım…

AŞK
Süzülerek akar boş yüreğime,
Işıklı gözlerin nur bakışları.
Kanatlanır uçar hoş dileğime,
Sineme saplanan yar bakışları.

Yeşeren gönlümde ateş közledim.
İçimdekileri elden gizledim.
Görmedim rüyada nasıl özledim?
Dantele işledim zar nakışları.

Ağaç gövdesine ismini kazdım.
Kıyıda kumsala resmini çizdim.
Adına şiirler ezgiler yazdım.
Gene çare olmaz var akışları.

Ben bir onu sevdim başka bilmedim.
Ağladım yaşımı açık silmedim.
Kader böyle imiş çok da gülmedim.
Eritti bitirdi nar yakışları.

Öznur Karaman

Seni Düşünmek
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum…

Nazım Hikmet Ran

Birisi

Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda

Nahit Ulvi Akgün

AŞK BENİM MABEDİMDİ..

Aşk sağ yanımdı
Aşk bir omuzdu yaslandığım
Aşk yanında ağladığım
Gittin bitti…

Aşk küçük çocuktu içimde
Aşk aldığım soluktu
Aşksız ellerim soğuktu
Gittin bitti…

Aşk gözyaşımdı
Aşk senle doğmam

AŞK ŞARKISI

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.
Özdemir Asaf

SAÇLARIN
Saçların omuzlarından aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

Necip fazıl kısakürek

Aşk İki Kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..

Attila İlhan

Aşk/larım…

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Büyüleyici Aşkım dediğim şehirde,
Mavi patiska gibi uzanan boğazın,
Kıyısına vardım, sabahladım,
Seni çok aradım bir tanem, yoktun,
Martıların çığlık seslerine karşı,
Kadıköy’den kalkan vapurun sesi,
Seni aradım, ekmek arası yediğimiz,
Balıkçılar rıhtımında sevdiceğim.

Güvertede gözlerime düşen hayalin,
Martılara attığımız simitleri,
İçimde kıpırtılar vardı sen yokken.

Sanki yanımdaydın, sandım bir ara,
Ama yoktun çok bekledim gelmeden,
Sen yanımdaydın ama göremiyordum,
Sadece suretin, sıcaklığını biliyorum,
Deniz, sen, ben, oradaydık aslında,
Bir başka güzeldin, güneşin sıcaklığında,
Kollarım boynunda geziyorduk sahilde,
İstanbul bir başka güzeldi seninle.

Aşkım İstanbul’u, seni o kadar seviyorum,
Seni seni ve yine seni belki de daha çok,
Seviyorum yanımda olmasan da,
Sen aşkım ve her şeyim İstanbul’um.

Sami Arlan…

Sustum Kimse Bilmiyor İçimdekileri..

Cuma, Haziran 22nd, 2012
sustum kimse bilmiyor içimdekileri
susmalıydım artık
konuştukça batıyordu yüreğim
kelimeler birbirine giriyordu
sen kelimesini dudaklarıma almamalıydım
içimden söküp atamasamda seni
bu acımla savaşmalıydım

gittin bende bittim
ve bu aşkıda bitirmeliydim
seni hatırlatan her şeyi yırtmalıydım yakmalıydım
artık pembe gözlüğümü çıkardım
hayata simsiyah bakıyorum
kendimi kandırmamalıydım
her biten şey yeni bir başlangıçın habercisiymiş
nerde ozaman
bak ağaçlar bile yaprak döküyo
her sonbaharda
her yeni güne birkaç yaprağını feda ediyo
senin beni feda ettiğin gibi
yalan her şey sahte gülücüklerim gibi
senin beni sevdiğin yalanı gibi
gerçek olan sadece yaşamak zorunda oluşum
son nefesimi verene dek yüreğim sen diye çarpsada
bunu senin bilemeyeceğin
benim sevgim benim aşkım tek gerçeğim
ve şimdide susmalıyım
gittiğinde kal gitme diyemedim

ama şunu unutma
ben sen beni sevdin diye sevmedim
aşkımız sen de bitti diye bende biteremezsin…

Alıntı..

Salıncak

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Salıncak
Bir çocuk bahçesi düşün;
Bir salıncak,
Ve içinde bir çocuk sallanan,
Bir tane daha salıncak,
Ve içinde bir çocuk daha,
Ne gam, ne de keder;
Sarkaçta boncuk, sallanan.

Durup bir sayalım şu bahçeyi,
Kaç kere çocuk?
Kaç kere salıncak?
Salıncak kere çocuk,
Salıncak çarpı toprak,
Kaç eder
Çocuk kere çocuk?

Ne şenlik baksana;
bunlar sadece çocuk,
İpleri kopsa küflü demirlerin,
Kuşlar gibi ufka kaçacak,
Salıncakta dünya kadar mutlular,
Yıldızlar kadar da ufak,
Bahçede dalgalanıp uçacak sanki,
Hepsi de yaldızlı sancak.

Eğriyi bilmeden çember çeviren,
Gerçeği sormadan doğruyu bilmeyen,
Yay çizerek sallanan bu çocuk;
Bir kere çocuk.

O bir çocuk!
O daha çocuk!
Salıncak ne ister?
Sadece bir çocuk…

Orhan Tiryakioğlu

Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sustum!

Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!

kendimle konuşuyorum şimdi yalnız…

yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime

kimse duymuyor…

sustum!

sustu dudağımdaki şarkı gözlerimdeki şiir

yaraları yalayan rüzgar

sokaklarında kahrolduğum şehir

gözlerim konuşuyor yalnız…

sustum!

bin ah sürüp dudaklarıma

ne kadar susulacaksa o kadar sustum!

sustu benimle deniz

sustu deli dalgalar sustu martılar…

umutlarımı sarıp rüzgarlara

uzaklara savuruyorum her gece

yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne

kimse görmüyor…

saçı ağarmış hayaller

nemli kirpiklerle

bulutlandığında gözlerim

gökte şimşek olup çakıyorum

kimse görmüyor…

Sustum!

tuz basıp yaralarıma!

sustum…

içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi

yaslanıp yalnızlığın duvarına

gül döküp kalabalıklara

kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece

kimse bilmiyor..

sustum!

sustu benimle gök sustu toprak

acılar konuşuyor şimdi yalnız

yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir

atıyorum uçurumlardan

kimse görmüyor…

sustum!

saçlarını kokluyorum rüzgarların

dudaklarından öpüyorum hayatı

içimde incecik bir sevgi ürperiyor

sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme

gelmiyor beklediğim bahar

yaralar merhem tutmuyor

gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara

mendil silmiyor

yağmur dinmiyor

sevdiğim bilmiyor…

Sustum!

sustu benimle sarı sabır sustu zaman

sustum

yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata

kimse duymuyor…

sustum!

İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi

sustum

sustu dudaklarım sustu gözyaşlarım

sustu gözlerimdeki şiir

gönlümdeki nehir

bulutlar haykırdı isyanımı

şimşekler haykırdı

sadece ben duydum

sadece ben
sustum!

ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat

kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi

yaralar merhem tutmuyor

geceler avutmuyor

ben sustum

acılarım konuşuyor yalnız…
Ben sustum!

susmuyor yüreğimi kavuran kasırga

pencereme vuran yağmur damlaları

susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar

gelmiyor bahar

kuşlar sevinmiyor

yıldızlar küs

ay üzgün

güneş doğmuyor

acılar dinmiyor

içimde binlerce şiir kanıyor her gece

kimse bilmiyor…
sustum!

sustu benimle sarı sabır

sustu hayat

sustu zaman

acılar konuşuyor yalnız

acılarım konuşuyor

kimse duymuyor…

duymuyor…

duymuyor…

duymu…

duy…

du…

[DIPNOT]Alıntıdır..[/DIPNOT]

Okyanus gözlerin

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Okyanus Gözlerin

Hava degil sevgi solunmali benim dünyamda
Çiçekler açmali namlularda
Nehirler çilginca akmali sevdalarin aşkina
Sonra, sonra bir rüzgar esmeli
Hasreti yeryüzünden silip gitmeli

Yildizlar sönmeli, güneş dogmamali
Yetmeli insanlarin sevgisi dünyayi isitmaya
Yetmeli bitkilerin büyümesine,
Çiçeklerin açmasina yetmeli
Yetmeli ki hep baharlar yaşansin.

Benimki masumca bir hayal gözlerinde yaşadigim
Gözlerin bir okyanus yüreklerin boguldugu
Bir okyanus ki sadece benim yüzebildigim;
Sadece benim, seni dünyalar kadar çok sevenin..

Hayal degil gerçek bu,
Ne kimsenin bildigi ne de yaşadigi
Sadece benim dünyam
Senin o okyanus gözlerin

19 Mayıs Bayramı şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

19 Mayıs Bayramı şiirleri
19 Mayıs Şiirleri
19 Mayıs Bayramı ile ilgili şiirler
19 mayıs Atatürk’ü anma ve spor bayramı şiirleri


19 Mayıs Bayramı şiirleri

19 Mayıs

Bugün 19 Mayıs
Gençlik bayramı var
Bugün samsun ufkundan
Yeni bir güneş doğar

Karanlığa gömülmüş
Vatana nur oldu o
Yas bağlayan ruhlara
Yüreklere doldu o

O bir yaman volkandı
Baş buğdu kahramandı
Bu günü kuran odur
Yurdu kurtaran odur

Bugün 19 Mayıs
Gençlik bayramı var
Bugün samsun ufkundan
Yeni bir güneş doğar

BEKİR DORUK

ŞU SONSUZ KOŞU

Samsun’a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

Ata’nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü…
Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun,
Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü.

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

Ceyhun Atuf KANSU

19 MAYIS

19 Mayıs günü,
Yaşıyor kalbimizde,
Atatürk güneş gibi,
Her zaman içimizde.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan Türk gençleri.

Ülkü verir, hız verir.
Bize 19 Mayıs.
Yurdumuzu kurtaran,
Ata’yı unutmayız.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan TÜRK GENÇLERİ

F. ELMALI

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19’u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,

Mustafa Kemal’i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
yeter,

Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu

Atatürkün doğa sevgisi ile ilgili şiir

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Atatürkün doğa sevgisini anlatan şiir, Atatürkün doğa sevgisi

Siz beni hala anlayamadiniz
Ve anlamayacaksiniz caglarca da
Hep tutturmus “yil 1919” Mayis’in 19’u diyorsunuz
Ve eskimis sozlerle beni ovuyor ovuyorsunuz
Mustafa Kemal’i anlamak bu degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Birakin o altin yapragi artik
Birakin rahat etsin anilarda sehitler
Siz bana neler yaptiniz ondan haber verin;
Hakkindan gelebildiniz mi yoklugun sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak degil
Mustafa Kemal’in ulkusu sadece soz degil
Bana mustular getirin bir daha
Uygar uluslara esit yeni buluslardan
Kuru soz degil is istiyorum sizden anladinizmi?

Uzaya Turk adini Ataturk kapsuluyle yazdinizmi?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Hala o acikli agitlar dudaklarinizda
Hala oturmus on kasimlarda bana agliyorsunuz
Uyanin artik diyorum uyanin uyanin!
Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin
Mustafa Kemal’i anlamak goz boyamak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz;
Laboratuvarlarda sabahlayin kahvelerde degil
Bilim agartsin saclarinizi kitaplar
Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar
Mustafa Kemal’i anlamak aglamak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Demokrasiyi getirmistim size ozgurlugu
Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz hic ilerlememis
Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken

Hani koylerde isik hani bolluk hani kaygisiz gulen
Mustafa Kemal’i anlamak itismek degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslara;
Bilime sanata varilmaz rezil dalkavuklara
Bu vatan bu canim vatan sizden calismak ister
Paydos ovunmeye paydos avunmaya yeter yeter!
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil

Atatürk Ve Milli Mücadele Hakkında Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Atatürk Ve Milli Mücadele
Atatürk Ve Milli Mücadele Şiirleri
Milli Mücadele Şiirleri

Atatürk Bir Çıkıştır Varis Değil!

Ataturk bir cikistir, varis degil.
Varmak tukenmek demek, Ataturk tukenmez,
varmak olum demek, Ataturk olmez.
Ben olurum, benimle bir eksilir Ataturk,
sen dogarsin, o dogar, baskalari dogar;
sizinle bin dogar, bin cogalir, bin yucelir,
dunya surer, yasam surer, surer Ataturk.

Ataturk bir yonun adi, ozgurluge, uygarliga, ileriye
bir parlamis bir sonmus, iste yolun demis,
Ataturk bir ufkun adi, dagin degil,
Himalaya kadar bile olsa dagin degil.
Dag durur, oysa ufuk yurur.
Her ufukta Ataturk buyur.
Her ufukta yenilenir bir kez.

Ataturk bir ilkhizdir dogadaki,
tohumu catlatan bir guc
kozayi delen ilk vurus
kusun kanadindaki ilk gunu
kos demis, atil demis sana, durulur mu?
Ataturk durmus mu ki sen durasin?
Ataturk susmus mu ki sen susasin?
Ataturk olmus mu ki sen olesin?

Ataturk bir kavganin adi her gun yenilenen
her gun degisen dusmana karsi.
Bilgisizliktir bu dusmanin adi cok kez,
geriliktir, aptalliktir, donekliktir.
Cikarcilik, nemegerekcilik, vurdumduymazlik,
korkaklik, eyyamcilik, yalancilik,
bir bakarsin topla tufekle yurur ustune,
bir bakarsin gulucuklerle, oksamalarla gelmis,
bir bakarsin, seni ta icinden kemirir bir kurtcuk.

Ataturk bir ak torenin, bir buluncun adi,
hergun bizi bir kez daha uyaran,
hergun bizi bir kez daha yuruten doruga.
Yigitlige, namusluluga, dogruluga,
her gun bir kez daha yarisalim diye kendisiyle
o en guzele, en yuceye, en dogruya.
Orhan ASENA
24.9.1991 – Ankara

Kuvay-ı Milliyeden
Dusundu birdenbire kayalardaki adam
kaynaklari ve yollari dusman elinde kalan butun nehirleri
Kim bilir onlar ne kadar buyuk
ne kadar uzundular?
Bircogunun adini bilmiyordu
yalniz, Yunan’dan once ve Seferberlik’ten evvel
gecerdi Gediz’in sularini basi donerek.

Daglarda tek
tek
atesler yaniyordu
Ve yildizlar oyle isiltili, oyle ferahtilar ki
sayak kalpakli adam
nasil ve ne zaman gelecegini bilmeden
guzel, rahat gunlere inaniyordu
ve gulen biyiklariyla duruyordu ki mavzerinin yaninda
birdenbire bes adim saginda onu gordu.
Pasalar onun arkasindaydilar.
O, saati sordu.
Pasalar: “Uc” dediler,
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gozleri cakmak cakmakti.
Yurudu ucurumun basina kadar,
egildi, durdu.
Biraksalar
Ince, uzun bacaklari ustunde yaylanarak
ve karanlikta akan bir yildiz gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasina atlayacakti.

on yıl destanı-ahmet aşık
Onuncu yili bu Cumhuriyet’in
Kutlu olsun yurdun buyuk bayrami
Guluyor on yildir yuzu milletin
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami.

Ne yaptilar kahbe dusmanlar bize
Pek cogunu doktuk onun denize
Simdi bir bir anlatayim ben size
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Biz Turkleriz her seylere ozenen
Istikbalin serefini kazanan
Hicbir dusman ugrasamaz bizinen
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Cumhuriyet halkin hakimiyeti
Hep Turklerin boyle idi niyeti
Anlasildi Cumhuriyet kiymeti
Kutlus olsun Cumhuriyet bayrami

Turkiye’dir vatanimiz ilimiz
Cumhuriyet acti bizim gonlumuz
Ilerlesin bizim guzel dilimiz
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Eski kanun kadnlari bosadan
Yeni kanun hanimi hur yasatan
Bu fikirler gelir Gazi Pasa’dan
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Muallimlik icin yetisen gencler
Butun halka bilgi vermeye baslar
Laik hukumeti kuran kardaslar
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Hukumeti biz yurekten severiz
Hangi dusman karsi dursa doveriz
Turk milleti kahramandir overiz
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Millet, Meclisiyle verip basbasa
Yasa Cumhuriyet Reisim yasa
Yapalim bayrami biz kosa kosa
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

Budur onuncu yil donum devrani
Gezip Ankara’yi etsem seyrani
Asik Mehmet yazar bayram destani
Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami
Nazım Hikmet

Atatürk’ ten Son Mektup
Siz beni hala anlayamadiniz
Ve anlamayacaksiniz caglarca da
Hep tutturmus “Yil 1919 Mayisin 19u” diyorsunuz
Ve eskimis sozlerle beni ovuyor, ovuyorsunuz
Mustafa Kemal’i anlamak bu degil.

Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Birakin o altin yapragi artik
Birakin rahat etsin anilarda sehitler
Siz bana neler yaptiniz ondan haber verin
Hakkindan gelebildiniz mi yoklugun, sefaletin?
Mustafa kemal’i anlamak yerinde saymak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Bana mustular getirin bir daha
Uygar uluslara esit yeni buluslardan
Kuru soz degil is istiyorum sizden anladiniz mi?
Uzaya Turk adini Ataturk kapsulleriyle yazdiniz mi?
Mustafa Kemal’i anlamak avunma degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Hala o acikli agitlar dudaklarinizda
Hala oturmus bana On Kasimlarda agliyorsunuz
Uyanin artik diyorum, uyanin, uyanin!
Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin
Mustafa Kemal’i anlamak goz boyamak degil!

Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz
Laboratuvarlarda sabahlayin, kahvelerde degil
Bilim agartsin saclarinizi, kitaplar
Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar
Mustafa Kemal’i anlamak aglamak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil

Demokrasiyi getirmisim size ozgurlugu
Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz hic ilerlememis
Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken
Hani koylerde isik, hani bolluk, hani kaygisiz gulen?
Mustafa Kemal’i anlamak itismek degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varilmaz rezil dalkavuklarla
Bu vatan, bu canim vatan sizden calismak ister
Paydos ovunmeye, paydos avunmaya, yeter yeter
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak degil
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz de
Halim YAĞCIOĞLU

Mustafa Kemal ‘in Kağnısı
Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.

Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA
Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı.

V

Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
Savaş girer gibi yetiş bize!
Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
İnanç doldur, güç doldur içimize!

Bin kere yurdumuzu kurtaran!
Bir görseydin ağlardın hâlimize!

Kuşun kanadında türküler
Kemal Paşanın gönlüne vardı,
Cevabından önce kendi geldi.

VI

Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selâm vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadenizin hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi.
Erzuruma kadar.

Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

VII

Bir selâm gibi gitti Erzuruma,
Bin selâm gibi geldi Sivasa Erzurumdan.
Dağlar alçaldı yol vermeğe,
Temizlendi ılkımından karından.

Analar bacılar yola döküldü,
Cephane taşıdı arkasından.
Irmaklar suyundan faydalattı,
Ağaçlar daldasından.

Yer gök inledi bir yol daha
Kurtuluş savaşından.
Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

XI

Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
Pişman eti anasından doğduğuna.
Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
Veryansın etti topçu,
Veryansın etti piyadeler.

Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
Yetiştikçe vurdu düşmana.
Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
On beş günde İzmiri dar buldu,
Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

Kaçtı gemiler.
Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
Ahmetler, Bekirler, Aliler,
Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
Peşlerinden yettiler,
Diz çöküp Kordonboyuna
Ta yürekten çekip tetiği
Gemilere yaylım ateş ettiler.

Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
Atının teri kurumadan
Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

XII

Sana borçluyuz ta derinden!
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
Hasta, yorgun düşmüştük,
Yaralarımızı iyice sardın.

Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
Sanatkârdın, denizler kadar engin;
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin.

Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış.

Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden;
Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
“Övün, çalış, güven!”

Sana borçluyuz ta derinden!
Işığısın bu yurdun.
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.

Hürriyeti sen yaydın içimize,
Halkçıyız dedin halk içinden,
İnançta hür yetiştirdin bizi,
Borçluyuz sana ta derinden!
Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
Bu milleti temiz ellerin.
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemallerin!
Cahit KÜLEBİ

Atatürkten son mektup şiiri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Atatürkten son mektup şiiri oku
Atatürk’ten son mektup

Atatürk’ten Son Mektup
Siz beni halâ anlayamadınız.
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş ‘Yıl 1919, Mayıs’ın 19’u’ diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemâl’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemâl’i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl’in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemâl’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl’i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız;
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemâl’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemâl’i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemâl’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil…

Halim Yağcıoğlu

Yangından Korunma Haftası İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

yangından korunma şiirleri, yangın konulu şiirler, yangın haftası şiirleri

YANGIN

Ateşle oynamışlar,
İki kardeş bir ara.
Odalarını sarmış,
Dumanlar kara kara.

İtfaiye gelmiş de,
Söndürmüş bu yangını.
Tutuşan yuvaları
Olmadan kül yığını.

Bütün oyuncakları,
Birer birer yanmışlar.
Yavrucaklar korkudan,
Düşünüp hastalanmışlar.

Doktor ikisine de,
Yetiştirmiş ilacı.
Yangınlar ölüm gibi.
Pek acıdır, pek acı.

Tevfik ÖZBEN

Orman Yangını

İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı
Evlerimizden uzakta geçirdiğimiz
Kamp günlerinde.
Üşüdüğümüz anlarda ısınmak,
Karanlıktan kurtulmak,
Acıkınca yemeklerimizi ısıtmak için..
İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı…
Sen yakmasan belki ben yakacaktım..
Sen yaktın diye ben odun atmasa mıydım?
Amaç ateş yakmaktı sadece
İhtiyaca binaen…
Amacımız Beyoğlu sokaklarındaki gibi
Tarihi evleri kundaklayıp
Yerine beton binalar dikmek değildi ki?
Sadece ateşe ihtiyacımız vardı..
Sadece rüzgarın çıkacağını kestiremedik
Rüzgarın çıkıp alevleri dağıtacağını,
Masum bir ateşi yangına çevireceğini,
Etrafa korku saçacağını kestiremedik.
Bilemedik her tarafa uzanıp, her şeyi yakacağını
Bilemedik ormana sıçrayıp önünün alınamayacağını.
Bir şeyler yapmalıyız, söndürmeliyiz bu yangını
Engellemeliyiz memleket faciasına dönüşmeden…
Yanacak olan sadece sen ve ben değiliz
Kuru ağaçlar da yanacak, yaşlar da…
Yıllanmışlar da yanacak, yeni filizlenenler de.
Geçmiş yanacak, bugün yanacak,
Daha da kötüsü yarınlarımız yanacak.

YANGIN

Korkuludur ateş aman
Sıçratmayın hiç bir zaman,
Gözler bile görmez olur
Kaplayınca kara duman

Dikkatsizlik bunun başı
Bırakmıyor dağı taşı
Önlemezsem yakar geçer
Hem kuruyu hem de yaşı.

Kurtulmanın çıkar yolu
Kovalarım suyla dolu
İtfaiye çabuk gelir
İşletirsem telefonu.

A. AYAYDIN

Yangın

Telefon yokken kentlerde,
Yangın çıkınca bir yerde,
Dumanı, ilk gören adam
Seçerek yüksek bir dam:
“Yangın vaar!” diye inlerdi
O, ne korkulu günlerdi
Çoluk, çocuk, hoca, hacı,
Bir o kadar tulumbacı,
Takır takım koşarak,
Yangın yerine giderdi
Çoğu kez onlar gelmeden,
Yangın evi kül ederdi
İtfaiye kuruldu da
Yangın derdi sona erdi

Mehmet Necati ÖNGAY

Uykusuzluk Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Uykusuzluk Şiiri,
uykusuzlukla ilgili şiirler,
Uykusuzluk Şiirleri


Özdemir Asaf Uykusuzluk şiiri

uykusuzluk ve pencerede bir kedi
gece boyu hiç konuşmadan durdu
yağmurlar yağdı, dindi
pencerede hep kedi
ne geceye girdi, ne uyudu
baktı, baktı, baktı
belli değildi doğmadığı, doğduğu

sanki ona bir zaman
hadi şimdi, yola çıkıp bir duygudan
pencerenin dışında duran
bir geceden indi, odaya girdi
dedi
hadi şimdi sende in uykudan

sevdi mi, sevmedi mi, belli etmedi
sürdürüp suskunluğunu
yeni huysuzluğu besledi
aaaa
kedi bu uykunun içindeydi

ankara yolundaydı bir gece
bir gün marmaris yolundaydı kedi
bütün uyku kapılarının önündeydi
mırmırları, tırmalamalarıyla
bir kadının düşlerindeydi
ve bütün hırçınlığıyla
anılarının önündeydi.

Özdemir Asaf


Uykusuzluk Şiir

bir uykusuzluk var içimde
sonra huzursuzluk
çok uzaktayım sanki
yıldızlar kadar yakın,
sen kadar uzak
uyku akıyor gözlerimden
ben değil
hislerim uyuyor.

İsmail Yaprak


HER GECE Mİ BU UYKUSUZLUK?

Her gece mi bu uykusuzluk!
Hele saatin tıkırtısı!
Ya karasinek düşünceler!
Çıldıracağım bu gidişle;
Yatak değil sanki cehennem.

Deliksiz bir uykuysa vaadin,
Günün dolmuş veya dolmamış,
Gençliğime filan bakmadan,
Derhal gelebilirsin ölüm;
Kapı açıktır, lamba sönük.

CAHİT SITKI TARANCI

Uykusuzluk

Bir yudum su bazen istediğim
Gecelerin dipsiz kuyusunda boğulurken
Her saat başı kan ter içinde uyanırken kabuslardan
Görmek istediğim sadece sendin
Duymak istediğim sadece bir seni seviyordum
Uyumaya korkuyorum artık gecelerde
Nedenini tam kestiremesem de
Bir teori var aslında bende
Senin varlığın hep hayatımdayken
Yetiyor üç beş saat göz kapama
Bu kadar az saatin sorunu benle
Uyandığımda yaşadğığım herşeyin
Çok güzel bir rüya olması korkusundan
Söyler misin sevgilim beynimde fink atarken düşünceler
Nasıl uyuyabilirim rahatça senin elin olmadan elimde
Zamanda zor geçiyor sensiz her an
Senle olan saatlerse saniyeden farksız
Sen sevgilim
Söyle…
Var mısın benle hayatın dipsizliğine adım atmaya…

Batuhan Öney

Dünyadaki En Güzel Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Dünyanın En Güzel Şiiri
En Güzel Şiir

İşte dünyanın en çok ödül alan şiiri…

Eğer yeniden hayata başlayabilseydim;
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
İlkinde olmadığım kadar neşeli olurdum,
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik asla sorun olmazdı.
Daha fazla risk alırdım hayatta.
Daha fazla seyahat ederdim.
Daha çok güneş doğuşunu izler,
Daha çok dağa tırmanır,
Daha çok nehirde yüzerdim.
Daha çok görmediğim yere giderdim.
Daha az bezelye ve doyasıya dondurma yerdim,
Gerçek sorunlarım olurdu, hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardanım ben.
Elbette mutlu anlarım oldu ama,
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkındamısınız bilmem.
Hayat budur zaten:
Anlar sadece anlar.
Sizde anı yaşayın.
Heryere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan
Gitmeyen insanlardandım ben.
Eğer hayata yeniden başlayabilseydim;
Yanımda hiç bir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlk baharda pabuçlarımı fırlatır atar,
Ve sonbahar bitene kadar çıplak ayaklarla yürürdüm.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı, eğer.
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum…
Ölüyorum.

Jorge Luis Borges
Çeviri Can AKIN

Tarihin İlk Şairlerine Hangi Adlar Verilmiştir

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Tarihte Şairlere Verilen İsimler,
Eski türklerde Şairlere verilen adlar ve anlamları,

Tarihin İlk Şairlerine verilen adlar ve anlamları :

Kam : Büyü yapan..

Baskı : Ağır hastaları tedavi edenbir hekimdir..

Ozan : Sadece insanları eğitmez aynı zamanda eğlendirir..

Şaman : Alt ve üst dünyada yardım eder..

İçeriklerine Göre Besin Grupları Tablosu

Perşembe, Haziran 21st, 2012

İçeriklerine Göre Besin Gruplarının Tablosu
İçeriklerine Göre Besin Grupları

Ekmek ve tahıl ürünleri
Kepekli ekmek,
şehriye, pilav, makarna
Protein,karbonhidrat,
B vitaminleri,demir, kalsiyum

Turunçgiller
Portakal,limon,
greyfurt
A ve C vitaminleri

Yağlar
Tereyağı,margarin,
bitkisel yağlar, balıkyağı
A ve D vitaminleri,temel yağ asitleri

Sebzeler
Lahana, Brüksel lahanası, ıspanak, taze fasülye, kabak, salatalık, marul, kereviz
Kalsiyum,klor,flor,krom,
kobalt,bakır,çinko,
magnezyum,potasyum,
sodyum,manganez gibi çeşitli mineraller

Proteinli besinler
Tavuk,balık,et,
sakatat, yumurta, peynir, fındık
Protein,yağ,demir, D ve
başta B12 olmak üzere B vitaminleri (B12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda bulunur)

Süt ve süt ürünleri
Süt,kaymak,yoğurt, peynir, dondurma
Protein, yağ, kalsiyum,
A, D ve C vitaminleri

Diğer sebze ve meyveler
Patates, pancar, mısır, havuç, karnabahar, ananas, kayısı, elma, muz, erik, çilek
Karbonhidratlar, A,
B ve C vitaminleri

Ozon Yağı Yan Etkileri

Perşembe, Haziran 21st, 2012

Ozon Yağı’nın Yan Etkileri Varmı


Ozon Yağının Yan Etkileri Nelerdir

Ozon Yağı bir ilaç değildir Reçeteli olarak satılmaz. Herhangi bir hastalığın direkt tedavisinde kullanılmaz. Basit cilt rahatsızlıklarında direkt, süreklilik ihtiva eden tüm hastalıklarda ise hekimin önerdiği tedaviye destek olarak kullanılır.

Ozon Yağı Yan Etkileri

Ozon yağı tamamen doğaldır, sadece oksijen ihtiva eder. Bu nedenle de hiçbir durumda hiçbir yan etkisi yoktur.