Archive for the ‘Genel’ Category

Ankara Gazetesi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Ankara Gazetesi oku,
Ankara Gazetesi iş ilanları,
Ankara Gazetesi bugün

Ankara’da gelişen güncel olayları ve haberleri takip etmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız ve Ankara Gazetesini okuyun.

Ankara Gazetesi – Ankara Haberleri, Güncel Haberler

Milli Mücadele Dönemi Gazeteleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

milli mücadele döneminde çıkan gazeteler,
milli mücadele dönemindeki gazeteler


Milli Mücadele Dönemi Gazete ve Dergileri şunlardır;

Milli Mücadele döneminde Anadolu’da Milli Mücadeleyi destekleyen ve desteklemeyen gazete ve dergiler çıkmıştır. Bu gazete ve dergilerin adları, kimler tarafından kuruldukları ve kuruldukları şehirler ayrıntıları şöyle;

İRADE-İ MİLLİYE

GAYEY-İ MİLLİYE

MÜCAHEDE-İ MİLLİYE

HAKİMİYET-İ MİLLİYE

BABALIK GAZETESİ

ÖĞÜD GAZETESİ

VARLIK GAZETESİ

İSTİKBAL GAZETESİ

SELAMET GAZETESİ ( Milli Mücadele lehine)

GÜZEL TRABZON

IŞIK GAZETESİ

KARADENİZ GAZETESİ

YENİ GİRESUN GAZETESİ

GÜNEŞ GAZETESİ

ORDU BUCAK GAZETESİ

AHALİ (Samsunda çıkan Milli Mücadele dönemi gazetelerinden)

AKSİSEDA GAZETESİ

HİLAL GAZETESİ

DERTLİ GAZETESİ

TÜRKOĞLU GAZETESİ

KÜRSİİ MİLLET GAZETESİ

GAMLI GAZETESİ

KÜÇÜK MECMUA GAZETESİ

Türk Ulusal Kurtuluş savaşı basın tarihimizin 1 numaralı gazetesi İRADE-İ MİLLİYE gazetesi 14 Eylül 1919 da Mustafa Kemal’in direktifleriyle açılıp, Mustafa Kemal’in 18 Aralık 1919 tarihinde Anakaraya gelişine kadar tüm yazılarının Atatürk’ün direktifleriyle yazıldığı 1922 yılında matbaasının yanması ve İstiklal mahkemesince kapanan gazetedir.

İradeyi Milliye istiklal mahkemesince kapatıldığı sıralarda 2 Mart 1921’de GAYEY-İ MİLLİYE adı ile Maksud Azmi tarafından bir gazete daha çıkarıldı.

23 Mart 1922’de Hilmi Abidin ve Hayri Lutfi taraflarından MÜCAHEDE-İ MİLLİYE adıyla bir gazete çıkarıldı.

Yazı işleri müdürlüğüne Recep Zühtü’nün getirildiği ilk sayısının 10 Ocak 1920 de 68* 100 edadlarında haftada iki defa olmak üzere fiyatı 3 kuruştan satılan HAKİMİYET-İ MİLLİYE diğer bir gazetedir.

BABALIK GAZETESİ; 11 yıldır, haftada iki defa çıkan 5 Nisan 1921 de günlük y ayına başlayan ve Mustafa Kemal’i Samsundan Erzurum’dan Sivas dan bu yana, Ankara’ya kadar çizdiği çizgiyi izleye gelmiş, ulusal meclisin açılışını halka müjdelemiş, fırkacılık ihtiraslarının, küçük menfaatlerin daima üstünde kalmasını bilmiş, ileri fikirlerin baş savunucusu olarak ortaya açıkmış bir gazetedir. Başyazar ve Mesul Müdür, Samizade Süreyya dır. İstanbul’dan kaçıp gelmiş, ateşli çok aydın bir genç olan Süreyya, bayrama rastlayan düşman taarruzunu da hesaba katarak, bayram şekerlerine harcanacak paranın orduya verilmesi için kampanya açtı. Başarılı da olmuştur..

Türk ulusal Kurtuluş savaşı boyunca Babalık gazetesi bir çok ateşli gençlerde yer almıştır. SERVER (İskit) bunlardan biridir.

ÖĞÜD GAZETESİ; Abdülgani efendinin sahibi bulunduğu matbaa ve Öğüd gazetesi önce Afyonkarahisar’da kurulmuştur. 290’ıncı sayıya kadar NASİHAT adı ile çıktıktan sonra bu adı almıştır.

VARLIK GAZETESİ; doğunun tek gazetesi Albayrak’ın kapanmasıyla bütün doğu gazetesiz kalmıştı. Bunu gören Karabekir Paşa Sarıkamıştan ki askeri mabada derhal bir gazete kurmuş, Varlık adını verdiği bu gazete ile doğuya ses verilmiştir. Sair Feyzullah idaresinde çıkartılan bu gazetenin ömrü kısa olmuştur.

İSTİKBAL GAZETESİ; CHP’nin ateşli politikacısı ve milletvekili Faik Ahmet Barutçu’nun 10 Aralık 1918 de kurduğu bir gazetedir.

1916 yılında Rus işgaline düşen Trabzon 1918 yılının son aylarında kutulunca, şehir yeniden uyanmıştı. Birinci dünya Savaşının patlamasıyla, hukuk son sınıftan askere alınan Faik Ahmet ( Barutçu) Trabzon’a baba ocağına dönmüş, Türk Kurtuluş hareketini destekleyecek bir gazetenin çıkarılması için arkadaşlarıyla anlaşmıştı. 10 Aralık 1918 de çıkan İstikbal haftada iki defa küçük boyda fakat savunduğu fikirler bakımından çok güçlü idi.o sırada Trabzon bir de Pontus’çuların merkezi haline sokulmak isteniyor, şehirde birkaç Rumca gazete de çıkarıyordu. Erzurum kongresine dikilen gözler içinde en umutlusu İstikbalcilerin gözleriydi. 1920 de kendi kurduğu matbaada çıkan İstikbal 27 Ocak 1921 den itibaren günlük olmuş ve Türk zaferlerinin müjdelerini vermiştir. Gazete Türk Kurtuluş savaşı sonuna kadar yaşamıştır..

2012’de Fethullah Gülen dönecek mi?

Cuma, Haziran 22nd, 2012

2012’de Fethullah Gülen dönecek mi?
Fethullah Gülen 2012’de dönecek mi?
Zaman yazarı Faruk Mercan, CNN Türkteki Medya Mahallesi programında Fethullah Gülenin dönüş tarihi ile ilgili konuştu…

Fethullah Gülen 2012’de dönecek mi? Bu soru güne damgasını vurdu.

Programın öncesinde twitterdan “Ayşenur Aslan’in “Medya Mahallesi” programına konuk olacağım.Zorlu bir karşılaşma olacağını biliyorum.Ayşenur Aslan’ın programı “endişe ve kaygı verici” oldukça sert soruların mekanidir. Tonlamasi yüksek bir mahalledir. İnşallah faydalı olur.” yazan Mercan program boyunca yaşanan tartışmalarda sakin bir şekilde tavır aldı.

Mahallenin Ablası Ayşenur Arslan’ın “Faruk Mercan ile görüşlerimizin çok azı kesişir ama ben anlaşmaktan ziyade konuşmaya çalışıyorum.” sözleri de beklenenden daha az gerilimli bir program yapılmasını sağladı.

Ta ki Gülen ile ilgili o son soru gelen kadar. Gazeteci yazar Faruk Mercan’ın Gülen 2012’de Türkiye’ye dönecek mi? sorusuna Mercan’ın verdiği yanıtı Ayşenur Arslan beğenmedi. “Belki ayıp ediyorum ama” diyerek soruyu daha önce sorduğunda farklı yanıt verdiğini hatırlattı konuğuna… İşte o tartışmanın en heyecanlı anları:

GÜLEN 2012’DE TÜRKİYE’YE DÖNECEK Mİ?

Ayşenur Arslan: Fethullah Gülen’i çok yakından bilirsunuz. Gülen 2012’de Türkiye’ye döner mi?

Faruk Mercan: Ben de çok yakından bilmiyorum. Sizin gibi izliyorum. Kurban vesilesiyle yaptığı açıklamalarda dönmek isteğini dile getirdiğini biliyorum. Dönebilir de dönmeyebilir de.

BELKİ AYIP EDİYORUM AMA…

Ayşenur Arslan: Çok ayıp ediyorum belki ama… Ben bunu size sorduğumda siz kuvvetle muhtemel dediniz.

Faruk Mercan: Ne zaman dedim bunu?

Ayşenur Arslan: Yayına hazırlanırken dediniz.

Faruk Mercan : Yayına hazırlanırken söylenenler, yayında söylenmiş kabul ediliyor mu?

Ayşenur Arslan: İşte ayıp ediyorum dedim ya… Genellikle buna dikkat, özen gösreririm. Ama belki yanlış bir cümle çıkmıştır diye sordum

HER HALÜKARDA DÖNECEK

Faruk Mercan: 2012 olmaz, 2013 olacak her halükarda dönecek.

Ayşenur Arslan: Biz bizeyiz, sizin kadar izliyorum demeyin lütfen.

Faruk Mercan : Biz bizeyiz ama sizin mahallenizdeyiz. (Gazeteciler.com)

Hakan Şükür, Fethullah Gülen hakkında konuştu.

Cuma, Haziran 22nd, 2012

AK Parti İstanbul Milletvekili
Hakan Şükür, Fethullah Gülen hakkında konuştu.
İSTANBUL millet vekili Hakan şükür
AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, Fethullah Gülen’in hizmetlerinin takdirle karşılanması gerektiğini belirterek, “Hizmetleri takdirle karşılanması gereken bir insanın yaşadıkları, ona bakış açımı daha da saygın ve sevgi dolu bir hale getiriyor” dedi.

Şükür, “Değerlerim ve inancım noktasında kendisini değerli buluyorum, bunu söylemekten de hiçbir zaman sakınmadım” dedi.

“Dünün futbolcusu, bugünün siyasetçisi” Şükür, Fethullah Gülen’e yakınlığına yönelik yapılan yorumlara açıklık getirdi.

Şükür’e yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Spor camiasından gelerek siyasete atıldınız. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

Cevap: İlkemiz, yaptığımız her işte hizmet etmek, topluma örnek insan olabilmek. Bu anlamda doğru bir model olabilmişim ki AK Parti’nin, Sayın Başbakanımızın teklifi ve teveccühüyle Meclis bünyesinde bulunmaya başladım. İnşallah olumlu hizmetler yapmaya çalışacağım. Sporcu Hamza Yerlikaya’dan sonra buralara gelmek gurur verici.

Soru: Milletvekili olmadan önce düşündüğünüz siyaset ile milletvekili olduktan sonra siyaset arasında fark var mı?

Cevap: Aslında beklentilerimin karşılığını da alıyorum, hiç beklemediğim şeyler de oluyor. Türkiye’nin güçlendiği ama bu güçlülüğünün aşağı çekilmek için çok farklı çabaların da olduğu bir dönemdeyiz. Ülkedeki büyük değişimi görebiliyorum. Geçmişle bugün arasında bir kıyaslama yaparsak, zaten partimizin aldığı oy oranı ile de doğru orantılı yükselen bir grafik var. Sayın Başbakanımızla bir hukukumuz var. AK Parti Milletvekili gibi değil de daha çok duyarlı, toplumda bir çok farklı görüşe yer veren ve hepsini kapsayacak şekilde milletvekilliği yapmak istiyorum.

Soru: Milletvekili seçilince çevrenizden, spor camiasından “öncelikle şunu gündeme getirmelisin” denilen bir konu oldu mu?

Cevap: Ben bütün sorunlarını biliyorum. Futbol Federasyonu ve kulüplerimiz özerk. Bu bünye içerisinde bazı şeylere çözüm bulmak hakikaten çok zor. Şikayet etmek, sorunu çözmek demek değil.

“Öyle bir tercih yapmak doğru olmaz”

Soru: Futbol mu siyaset mi dersek hangisini tercih edersiniz?

Cevap: Öyle bir tercih yapmak doğru olmaz. Futbolu doya doya, büyük keyifler alarak ve başarılar elde ederek yaşadım. Takım başarısı olarak da bireysel başarı olarak da çok şeyler yaşadım. Burayı da bir takım olarak görürsek, başarılı bir takımdayım, AK Parti bünyesinde olmaktan mutluyum. Bu başarıyı daha da yukarılara çıkarmak için buradayım, elimden geleni yapacağım. Futbol ile burası arasında inanılmaz derecede paralellik gösteren şeyler var. Siyaseti de iyi anlayabileceğimi düşünüyorum.

Soru: Meclisin Futbol takımında da oynuyorsunuz. Takım arkadaşlarınıza taktik veriyor musunuz?

Cevap: Taktik değil de futbolun gerekli sistemlerini zaman zaman anlatmaya çalışıyorum. Ama hepsi futbolu bilen tecrübeli arkadaşlar.

“Başbakan çok iyi bir futbolcu”

Soru: Sayın Başbakan da gençlik yıllarında futbol oynamış. Başbakanın futbolculuğunu nasıl buluyorsunuz, onunla maç yapmak ister misiniz?

Cevap: Çok iyi bir futbolcu. Devlet Başkanlarıyla yaptığı maçta da o yeteneklerini gösterdi. Saha görüşü, yani Türkiye’yi, dünyayı bir saha olarak görürseniz, futbolun ona bugünkü başarısında çok şey kattığını düşünüyorum. Oradan yola çıkarak kendimin de verimli olacağını düşünüyorum. İstanbul Belediye başkanlığı döneminde Sayın Başbakanla çok maç yaptım. Sosyal etkinliklerde beni yanında görmek istiyordu.

“Genel Başkanıma büyük bir hayranlık duyuyorum”

Soru: Örnek aldığınız, saygı duyduğunuz bir kanaat önderi var mı?

Cevap: Genel Başkanıma hem insani hem siyasi olarak büyük bir hayranlık duyuyorum. Çok değerli bir büyüğüm, çok duygusal ama lider özellikleri taşıyan, bazı şeyleri yarasına tuz basıp içine atan birisi.

Soru: Nikah şahidiniz de olan Fethullah Gülen ile olan yakınlığınız hep tartışıldı. Buna ilişkin bir şey söylemek ister misiniz?

Cevap: Hizmetleri takdirle karşılanması gereken bir insanın yaşadıkları, ona bakış açımı daha da saygın ve sevgi dolu bir hale getiriyor. Çünkü, dünya üzerinde Türkçeyi, Türkiye’yi iyi bir şekilde temsil ediyor. Hele böylesine dönemlerde, en ihtiyaç duyduğumuz anlarda böyle bir avantajımız var. Cumhuriyet tarihi boyunca çok önemli değerler vardı ama istenilen gibi değildi. Ülkemizin her platformda, yanlış anlatılma çabası içerisinde olduğu süreçlerde bununla ilgili çabalarını hep takdirle karşılamışımdır. Değerlerim ve inancım noktasında kendisini değerli buluyorum, bunu söylemekten de hiç bir zaman sakınmadım.

Fethullah Gülen ve Hocaefendi okumaları

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Ahmet Kurucan

Fethullah Gülen ve Hocaefendi okumaları -1
Ahmet Kurucan kaleme aldı.

Yanlış okumadınız; Fethullah Gülen ve Hocaefendi. Genelde bizim örfümüzde herhangi bir şahsa “Hoca; Hocaefendi” nitelemesi iki sebeple verilir; birincisi ve öncelikle dini sahadaki bilgisi ve selahiyeti nedeniyle.

İkincisi de yine ilim ve irfanından dolayı bir saygı ifadesi olarak. Gerçi son bir asırdır gerek temsilcilerinin kifayetsizliğinden, gerekse dine karşı tavır alan kişi ve grupların ideolojik tutumlarıyla amansızca ve sistematik olarak sürdürdüğü düşmanlıktan dolayı neredeyse kavramın içi boşaltılıp itibarı düşük bir hale getirildi. “İtibarsızlaştırma” son asırda dine ve dindara karşı yapılan sistematik bir psikolojik savaş taktiği idi adeta ama bu ameliye bahs-i aher.

Sadede gelirsek; “Hoca” veya “Hocaefendi” gerçekte kelimenin tam anlamıyla alimlere verilen bir sıfattır. Fethullah Gülen, bu vasıfları hakkıyla haiz olduğu için “Hoca” ve “Hocaefendi” onun da sıfatı olmuştur. Fethullah Gülen, zamanla bu vasıfla öylesine bütünleşmiştir ki, “sıfat” ona “isim” olmuş ve bugün Anadolu insanının zihninde “Hocaefendi” dendiği zaman akla gelen Fethullah Gülen olmuştur. Elbette başka hocaefendiler de var.

Halbuki Fethullah Gülen sadece “Hoca”, sadece “Hocaefendi” değildir. Onun entelektüel bir kimliği de var. Çağdaş Batı ve Doğu edebiyatına, siyasi düşünce tarihine, fikir ve felsefe dünyasına yakın âşinalığı var. Dünden bugüne ilim, irfan ve felsefe dünyasını iyi takip eder. Alternatif düşünce üretir, eleştiriler yapar. Kişi, kurum ve olaylar arasında derin analizler, mukayeseler, sür’atle intikaller ve geçişler yapar. Uzun geçmişi düne, dünü bugüne, bugünü de yarınlara ve uzak geleceğe bağlayabilen, ideal ve hatta bir medeniyet projesi üretebilecek seyyal ve kuşatıcı bir zihin dünyası ve kişiliği var. Bu yönüyle entelektüel ve geniş aydın bir kimliği de var.

Diğer taraftan o, yalnızca fikir ve idealleri ile baş başa yaşayan bir entelektüel değildir. Toplumsal pratikte dönüştürücü bir liderlik ve rehberlik profili de var. Özellikle eğitim ve öğretim alanında, küresel düzeyde faaliyet gösteren yüzlerce kurumun öncüsü, yol göstericisi ve rehber hocası olmuştur. Yine toplumsal pratikte dönüştürücü bir aktör olarak çatışan dünyaları barıştırma adına gösterdiği çabalardan hareketle barış gönüllüsü özelliği de vardır. Elbette tüm bunların yanında bir de dünya geneline yayılmış gönüllüler hareketine fikri açıdan mimarlık ve liderlik yapan başka bir özelliği de vardır. Bütün bunlara dayanarak diyebiliriz ki Fethullah Gülen’in “hocaefendi” profili, gelenek ve örfte kullandığımız klasik “hocaefendi” profilini aşmış, daha cami bir profildir. Bu cami şahsı anlamaya çalışırken, çokları bütünden parçaya değil de parçadan bütüne gitmeyi tercih eder ve onun için bu farklı yönlerinden hareketle Gazzali, Mevlânâ ve Nizamu’l-mülk benzetmeleri yapar; kimileri İbni Haldun’u ilave eder; kimileri Seyyid Kutup, Hasanü’l Benna profilinden bakar ama son tahlilde gelinen yer onun cami kimliğidir; işte “Hocaefendi” bunu ifade eder.

Bu kadar uzun girişin sebebi…

Sıfatın isim, ismin müsemma olması bir yana, onun kitaplarını okuma adına bir usul teklif edeceğimiz bu yazıda camiyyetine göre değil, münferid özelliklere göre bir tasnifte bulunacağız. Onun için yazının başlığında bu ayrıma işaretle “Fethullah Gülen Hocaefendi okumaları” yerine, “Fethullah Gülen ve Hocaefendi okumaları” demeyi tercih ettim. Burada ilk yalın haliyle onun bütüncül kimliğine, ikinci haliyle de yani “Hocaefendi” nitelemesi ile de din adamı, alim kimliğine vurgu yapmış olacağız. Ağız alışkanlığı gereği hocaefendi nitelemesini her ismi geçtiğinde kullandığımız için burada alim kimliğini kastettiğim yerlerde geçen “Hocaefendi” vasfını tırnak içinde yazacağım ki yaptığım ayırım okuyucu zihninde netlik kazansın.

Peki böyle bir tasnife gerek var mı? Bence var. Çünkü daha sistematik bir okuma için bunun şart olduğunu düşünüyorum. Buna binaen de aşağıda Hocaefendi’nin kitaplarını kategorize ederken onun din adamlığı ve alim yönünü ön plana çıkartan kitaplarını “Hocaefendi” kitapları, sair alanlardaki kitaplarını da aydın, sivil toplum lideri vb. diye nitelendireceğim. Ama elbette bu tasnif biraz daha derin ve sistematik bir okuma için gerekli. Yoksa daha hazmı kolay okuma biçimleri için illa da bir tasnife gitmeye lüzum görülmeyebilir. Zira Hocaefendi’yi her seviyeden insan okuyor. Onu okuma ve tanıma adına farklı düzeylerde yapılacak okumalar için böyle bir tasnifin şart olduğunu bir kez daha tekrarlıyorum.

Yanlış değerlendirmelere kapı açmaz mı bu? Bence açmaz ve açmamalı. Açmaması için meramımı anlatma adına giriş kısmını bu kadar uzun tuttum.

Öncelikle zorlandığımı ifade etmeliyim. İşin zorluğu şurada; onun “Hocaefendi” özelliğini nazara veren yönü çok daha derin bir çalışmayı hak ediyor. Bilindiği gibi bizde “alim” kimliği, tefsir, fıkıh, kelam, hadis, tasavvuf vb. İslami ilimlerin hemen hepsinde vukufiyeti ifade ediyor. Hocaefendi, doğrudan tüm bu alanlarda eser yazmadıysa da bu arka planla konuşan bir alim. Sohbet, makale ve kitapları, bu zengin arka planla dinlenip okunarak ancak hakkıyla anlaşılabilir. Bazı alanlarla doğrudan ilgili müstakil kitapları var. Bunları değerlendirmek ve tasnif etmek nispeten daha kolay. Ama çeşitli sohbet vesileleri ile dile getirdiği ve birçok yazısında öylesine değerlendirmeleri var ki bunların her birinin ayrı ayrı ele alınması gerekir. Nitekim merhum İbrahim Canan hadis, Suat Yıldırım Kur’an, İsmail Albayrak tefsir, Faruk Beşer fıkıh diyerek bu tür eser ve konuşmalarından yola çıkarak müstakil birer eser kaleme aldılar. Selman Ünlü’nün “Fethullah Gülen’in Eserlerinde Dua” kitabının ve akademik konferanslarda tebliğ konusu olan birçok makalelerin de bu çerçevede zikredilmesi lazım. Kaldı ki bunların yeterli olduğunu söylemek de oldukça zor. İhtimal söz konusu kitapların müelliflerine sorsak bu soruyu; onlar da yazdıklarını yeterli görmeyecek, “kapsayıcı olmadı” diyecek, “sadece bir veçheden muttali olduğumuz kadarıyla bazı yönlerini nazara verdik” türü izahlarda bulunacaklardır. Bir de bunlara yukarıda ifade ettiğimiz gibi Hocaefendi’nin “Fethullah Gülen” olarak kaleme aldığı kitapları ilave edecek olursak, işin zorluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Mevzum Hocaefendi’yi anlatmak değil; ama F. Gülen ve “Hocaefendi” okumaları için bir usul önereceğimiz yazıda baştan bunların bilinmesi lazımdı bana göre. Yukarıda söyledim; sözü uzatmamın sebebi bu.

Madem sözü uzattım; bir hususa daha işaret ettikten sonra yazıya gireyim; Hocaefendi’nin sözlü müdevvenatı. Henüz matbaa mürekkebiyle dahi buluşmamış; kâğıda-kaleme dökülmemiş vaaz ve sohbetlerini kastediyorum. Bunlar o kadar büyük bir yekün teşkil ediyor ki; gerçekten kelimenin tam anlamıyla “müdevvenat” olarak nitelendirmeye değer. Çünkü Hocaefendi’nin özellikle İzmir hayatından bu yana -ki başlangıcı 1967’dir- neredeyse hiçbir sözü yere düşmemiştir. Kahve sohbetlerinden 1980 ihtilaline kadar sürdürdüğü resmi vaizlik sürecinde yaptığı vaazları; dar ve geniş, hususi ve umumi çevrede gerçekleşen sorulu cevaplı sohbetleri de “Fethullah Gülen ve Hocaefendi” okumaları bağlamında müstakil olarak ele alınması gereken, tasnif ve keşfedilmeyi, umuma mal edilmeyi bekleyen ayrı bir hazinedir. Belki aynı zaviyeden “Fethullah Gülen ve Hocaefendi dinlemeleri” başlıklı ayrı bir usul teklifinin yapılacağı kaleme almak gerek.

Şimdi gelelim zor bir iş dediğimiz işin en zor kısmına…

a.kurucan@zaman.com.tr

20 Ocak 2012, Cuma

zaman gazetesi AA

Dindar nesil yetiştirmek

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Dindar nesil yetiştirmek
Dindar Gençlik yetiştirmek
Dindar bir Toplum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” açıklamasına yönelik

Resul Tosun yazısı:
Komünizm ideolojisinin hakim olduğu birkaç ülkeyi ve dini vicdanlara hapseden aşırı laikçi düşünceyi dışarıda tutarsak, dindarlığın bütün dünyada makbul ve teşvik edilen bir olgu olduğunu görürüz.

Çağdaş demokratik, laik/seküler ülkelerde de dinin dışlanmadığını aksine özgürlük alanının son derece geniş olduğunu dolayısıyla da etkin olduğunu müşahede ederiz.

Öyle ki inançsız olanlar bile toplumdan dışlanmamak için kiliseye kayıt yaptırıp aidat ödeme ihtiyacı hissederler.

Devlet dine ne eğitim ne de ibadet alanlarında müdahale etmez. Aksine özgürlük alanını genişletir ve dini müesseselere kolaylık sağlar.

Siyasetçiler de din ve dini müesseselere düşmanlık yapmak yerine onlara saygılı davranmaya özen gösterirler. Muhafazakarlar ve sağcıların yanı sıra artık sosyal demokratlar da dine saygılı olmaya başlamışlar hatta dindar görünme ihtiyacı bile hissetmişlerdir.

Yanlış hatırlamıyorsam on sene kadar önceydi ABD’de yönetim devlet memurlarını dindar olmaya teşvik eden bir broşür bastırıp dağıtmıştı.

Dolayısıyla Başbakan’ın dindar nesil söylemi normal demokratik bir ülkede yadırganmaz aksine takdir edilir. Asıl yadırganacak taraf dindar nesil yetiştirilmesine gösterilen tepkidir.

Türkiye’ye gelince, kabul etmek gerekir ki toplumumuz inançlıdır. Kimileri dinin gereklerini yerine getirmiyor olsa da, yaşanmasına karşı çıkmayan aksine gıpta eden bu itibarla da dindarlığı benimseyen dolayısıyla da özünde dindar olan bir toplumdur.

Toplumun dindarlığı devlete rağmen bir dindarlıktır. Çünkü devlet cumhuriyetten bu yana toplumu dinden mümkün mertebe uzak tutmaya hatta irtica yaftasıyla dine karşı çıkmaya yönelik bir politika izlemiştir. Engel olmaya çalışmıştır.

Toplum buna rağmen dinine sahip çıkmış ve dindarlığı benimsemiştir.

Toplumun dindarlaşmasının arkasındaki asıl güç sivil toplum örgütleridir. Dini cemaatler ve topluma sundukları hizmetlerdir. Aslına bakarsanız dini cemaatlerin kurumları halen kanunen yasaktır. Ama bu yasağa rağmen toplum onlara sahip çıkmakta ve hizmetlerini takdir etmekte, devamı için de her türlü desteği vermektedir.

İşte ben bu bağlamda Başbakan’ın dindar nesil yetiştirme söylemini devletin bizzat nesil yetiştirmeye soyunması olarak değil, özgürlük alanını genişletmesi olarak yorumluyorum.

Demokrasiden yola çıkarak söyleyeceksek, demokratik devlet vatandaşlarına hangi dine inanacaklarını, nasıl inanacaklarını, nasıl ibadet edeceklerini hangi mezhebe iltifat edeceklerini empoze de etmemelidir yasak ve engel de koymamalıdır.

Devlet özgürlük alanlarını genişletmeli, inanç ve inancını yaşamanın önündeki engelleri kaldırmalıdır.

Yeter başka bir şey yapması gerekmez.

Bunca baskılara ve yasaklara rağmen İslam bugün toplumumuzun en belirleyici faktörü haline gelmişse, bu ucundan kenarından verilen özgürlükler sayesindedir.

İslam hak dindir ve önündeki yasaklar kaldırıldığı zaman neşvünema bulur.

Demokrasiden beklenen de bir dini empoze etmesi değil bütün dinler için özgürlük alanını açması ve genişletmesidir.

Özgürlük alanı genişlediğinde Türkiye toplumunun daha da dindarlaşacağından benim zerre kadar kuşkum yok. Eksik olan devletin din eğitimi vermesi değil eksik olan özgürlüktür. Din eğitimi alanında sağlanacak özgürlüğün getireceği rekabet ortamında din eğitiminin de kalitesi yükselecektir buna inanıyorum.

Devlet sadece dindarların önündeki engelleri kaldırsın yeter.

Mesela kamudaki kılık kıyafet sınırlamalarını dindarları kucaklayacak şekilde genişletsin, ve mesela başörtülü hanımlar kamuda rahatlıkla çalışabilsin.

Devlet bunu yapsın yeter.

Benim dindar nesil yetiştirmekten anladığım, devletin dini eğitim vermesi değil fertlere dinlerini öğrenme ve yaşama özgürlüğü sağlaması, özgürlük alanını çağdaş ülkelerde olduğu gibi genişletmesidir. Gerisi sivil toplum örgütlerinin işidir.

resultosun@ttmail.com0
8 Şubat 2012 Çarşamba Yenişafak.com

Hangi Gazete Kimin

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Hangi Gazete Kime Ait

Hangi Gazetenin sahibi kim

Akşam, Tercüman ve Güneş Çukurova Grubu’na,

Sabah, Takvim, Yeni Asır, Pas Fotomaç Çalık Grubu’na,

Yeni Şafak Albayrak Grubu’na,

Türkiye Gazetesi İhlas Grubu’na,

Bugün Koza İpek Grubu’na,

Hürriyet, Milliyet, Posta, Vatan, Radikal, Fanatik, Referans, Turkish Daily News Doğan Grubu’na aittir.

Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile Danışmanı Alımı 2012

Cuma, Haziran 22nd, 2012

2012 Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile Danışmanı Alımı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2012′de yoksul aileler için 3 bin aile danışmanı görevlendirecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, yardıma muhtaç ailelerin gelirini yükseltmek amacıyla düzenli nakit transferi yapılmasını ve her aileye bir sosyal danışman tahsisi için düğmeye bastı.
Aile hekimleri gibi her aileye özel hizmet verecek danışmanlar üniversitelerin sosyoloji, psikoloji, iletişim, halkla ilişkiler bölümlerinden mezun olan kişiler arasından, ortalama 2 bin TL maaş ile işe alınacak. Bu kapsamda 2012 yılı içinde 3 bin aile sosyal destek uzmanı göreve başlayacak. Pilot il ise Bakan Fatma Şahin’in memleketi Gaziantep.

Songazetehaberleri.com

Koreli Yarbaylar Anıtkabir’de

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Koreli Yarbaylar Anıtkabir’de

18.03.2012 Akşamı 18.30 da Kore den Gelen 30 Yarbay ANKARA’ya Griş Yaptılar..Konaklama için Ankara Büyük Anadolu Otelinde kalan Yarbaylar; Bugün 08.30 İtibari ile Anıtkabir’i Ziyaret edip oradan da Miili Savunma Bakanlığına Gidecekler…Daha sonra ise Kore şehitliği Parkını Ziyaret edecekler ..

Malatya’da 3.8 şiddetinde deprem

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Malatya da deprem
Saat 16.42’de Malatya merkezde de ciddi şekilde hissedilen bir deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 6 saniye süren depremin merkez üssünü Battalgazi ilçesi Yarımcahan Köyü olarak saptadı ve büyüklüğünü de 3.8 olarak ölçtü.
Yer yüzeyinden 2.6 km. aşağıdaki tabakada meydana geldiği belirtilen, bu nedenle il merkezinde özellikle yüksek katlı binalarda şiddetli bir şekilde hissedilen deprem nedeniyle, yüksek katlı binalarda oturanlar cadde ve sokaklara kendilerini attılar.
Depremin şehir merkezine yakın olması ve yüzeyden 2,6 km gibi fazla derin olmayan bir mesafeden olması şiddetini daha fazla hissettirdi. Depremde herhangi bir hasar olmadığı bildirildi.

31 Mart’ta Tüm interneti çökertecek

Cuma, Haziran 22nd, 2012

31 Mart’ta tüm internet çökecek
Hacker topluluğu Anonymous’un üyesi olduğu düşünülen bir grup hacker, bu kez bütün interneti çökertmeyi planlıyor.

31 Mart’ta Operation Blackout adı altında gerçekleştirilmesi planlalan eylem, grup tarafından Pastebin tarafından yayınlandı. Grup, bu amacına DNS dizinindeki 13 siteyi indirerek ulaşmayı planlıyor. Anonymous’un açıklamasına göre saldırının amacı, SOPA’ya güçlü bir mesaj vermek. Saldırı eğer başarıya ulaşırsa herkesi etkileyebilir ancak grup, amaçlarının bu olmadığını söylüyor.

Anonymous, bu saldırıyı DNS dizinlerine bir DDoS (hizmeti engelleme) saldırısı yaparak yerine getirmeyi düşünüyor. DNS sunucuları, kısaca domain isimlerini IP adreslerine çevirmekte kullanılıyor. Dolayısıyla DNS sistemi çalışmadığında, IP adresleri birçok kullanıcı tarafından bilinmediğinden herhangi bir web sitesine ulaşılamıyor ve web siteleri çökmüş gibi görünüyor.

Bu mesajın gerçek Anonymous’dan mı geldiğini, yoksa bir grup hacker’ın ortaya attığı bir iddiadan mı ibaret olduğunu şimdilik kestirmek zor. Ancak Anonymous bu saldırıyı başarıyla yerine getirirse, bunu hepimizin hissedeceği kesin.

alıntı netten

2012 hac kuraları ne zaman çekilecek

Cuma, Haziran 22nd, 2012

2012 hac kuraları ne zaman

Hac kuraları tarihi 2012 Diyanet Hac kuraları açıklandığında sitemizden Hac 2012 Kuralarını sorgulayıp öğrenebilirsiniz.
2012 yılı hac kayıtları 27 Mart – 12 Nisan 2012 tarihleri arasında “Kayıt Yeniletme” ve “İlk Defa Kayıt Yaptırma” şeklinde yapılacaktır.

2012 Hac kura sonuçları

Çocuğunu Liseye Göndermeyen Veliye Ceza

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Çocuğunu Liseye Göndermeyene Ceza

Çocuğunu Liseye Göndermeyene Para Cezası

Milli Eğitim Bakanlığı, 12 yıllık kesintili eğitim sistemiyle zorunlu hale gelen liseye çocuğunu göndermeyen veliye ceza uygulayacak.

8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimde ortaokula devam etmeyen öğrencilerin ailelerini önce ikna etmeye çalışan ancak buna rağmen göndermiyorsa para cezası veren Bakanlık, aynı uygulamayı liseler için de yapacak.

Otomatik kayıt 4+4’lük ilk 8 yılı bitiren öğrencilerin e-okul kayıt sisteminde liseye kayıtları otomatik olarak gerçekleştirilecek.

3 Yaşında Erkek Olduğunu Reddetti

Cuma, Haziran 22nd, 2012

3 Yaşında Erkek Olduğunu Reddetti
3 Yaşında Erkek Olduğunu Reddeden Çocuk

İngiltere’nin Essex kentinde yaşayan 4 yaşındaki Zach Avery 1 sene öncesine kadar erkek çizgi film kahramanlarına özeniyor ve tipik erkek çocuk davranışları sergiliyordu. 3 yaşına bastığında erkek çocuk gibi yaşamayı reddeden Zach saçlarını uzattı ve annesinden saçlarına kurdele takmasını istedi.

Zach’in anne-babası Theresa ile Darren Avery oğullarını doktora götürdüklerinde gerçeği öğrendi. Zach İngiltere’nin “Cinsiyet Kimlik Bozukluğu” hastalığına yakalanan en küçük hastalarından biriydi.

Zach’in dışında 3 çocuğu daha olan Theresa oğlunun bir gün gelip kendisine “Ben kızım” dediğini söyledi. Theresa sözlerine şöyle devam etti: “Erkek kimliğini reddettiğini ilk duyduğum zaman şaka yaptığını sandım. Neticede sadece 3 yaşında bir çocuktu. Fakat daha sonra cinsel organından rahatsız olduğunu onu kesmek istediğini söylediğini duyunca işin ciddiyetinin farkına vardım.”

Zach’in özel durumu yüzünden okulda zorluk çekmediğini, arkadaşlarının Zach’i Zach olduğu için sevdiklerini belirten Theresa şöyle konuştu: “Zach’in okulu bize çok destek oldu. Kızların da tercih edebildiği pantolonlu bir üniforma var. Şimdi onunla okula gidiyor. Ayrıca okul hem kızların hem de erkeklerin kullanabileceği bir tuvalet yaptırdı. Dolayısıyla şu an okul açısından Zach‘i rahatsız edebilecek bir konu gündemimizde yok.”

kaynak:mynet

Hadisenin sevgilisi kim ?

Cuma, Haziran 22nd, 2012

HADİSE’NİN GİZLİ AŞKI!

Eurovision temsilcisi Hadise’nin ünlü bir futbolcuyla aşk yaşadığı iddia edildi.

Hadise yeni bir aşka mı yelken açtı. Eurovision temsilcisi Hadise’nin ünlü bir futbolcuyla aşk yaşadığı iddia edildi. Genç şarkıcının İspanya’nın Recrativo-Huelva futbol takımında olan, Trabzonspor’un eski futbolcusu Ersen Martin’le sık sık görüştüğü konuşuluyor. İBİZA’DA ÖZGÜR AŞK İki sevgilinin ilişkisinin geçen yıl başladığı ve Ersen Martin’in Hadise’ye evlilik teklif ettiği de gelen bilgiler arasında. Cezalı olduğu için kadroda yer almayan genç futbolcunun, Hadise’nin Nürnberg konseri sırasında sevgilisiyle el ele gezme fırsatı bulduğu da söyleniyor. İki sevgilinin fırsat buldukça İbiza Adası’nda aşklarını özgürce yaşadıkları da ileri sürüldü. Ersen Martin, Hadise’yle ilgili “O beğendiğim bir sanatçı, ikimiz de gurbetçiyiz, hepsi bu” derken, Hadise ise “Eurovision için çok yoğun çalışıyorum, aşka vaktim yok. Annemi bile bir aydır görmedim” yorumunda bulundu

milliyet

27 Nisan internet neden kesildi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

27 Nisan TTnet internet neden kesildi?
internet neden çöktü 27 nisan 2012
27 Nisan 22:30 sularında Türkiye geneli bir internet bağlantısı kesintisi yaşanıyor. Kesintinin kaynağını ve sorunun neden kaynaklandığı hakkında bilgi yok.
İnternet sorunun TTNET hatlarında yaşandığı ve TTNET hatlarının çöktüğü yönünde tahminler var

TTNET Müşteri Hizmetleri hattı kilitlenmiş durumda Kesintinin Özellikle İstanbul İzmir Ankara gibi büyükşehirlerde etkili olduğu belirtiliyor.

TTNET’den yapılan resmi açıklama

“TTNET, çalışmalarını yenilikçi teknolojilerle müşterilerinin internet deneyimini zenginleştirmek ve onlara en iyi hizmeti sunmak hedefiyle sürdürmektedir.

27 Nisan Cuma gecesi Türk Telekom altyapısında teknik ekipman kurulumları sırasında yaşanan teknik aksaklık nedeniyle bazı bölgelerde internet erişiminde
sorun yaşanmıştır. Türk Telekom altyapısını kullanan internet servis sağlayıcısı şirketleri etkileyen sorundan TTNET aboneleri de etkilenmiştir. Ancak Türk
Telekom’un müdahalesi doğrultusunda sistemsel çözüm hızla sağlanmıştır. Türk Telekom, konuyla ilgili olarak dün bir basın açıklaması yapmıştır.

Sorun nedeniyle TTNET çağrı merkezine gelen çağrıların sayısında artış gözlemlenmiştir. Çağrı merkezi çalışanlarımız, oluşan yoğunluğa rağmen tüm müşterilerimizle tek tek ilgilenerek arızalara müdahale etmeye kesintisiz devam etmektedir.”

TTnet internet kesintisi 27 Nisan 2012

Cuma, Haziran 22nd, 2012

internet sorunu 27 Nisan 2012

27 Nisan gecesi Ttnet kullanıcıları 22:00 itibariyle internete bağlanamadı.
Tüm türkiyede oluşan bağlantı sorunun neden dolayı olduğu henüz bilinmiyor.
TTNet’in 444 0 375 numaralı müşteri hizmetleri telefonu kitlendi
Cep telefonlarıyla ve 3G internet girişiminde bir sorun yaşanmazken sabit hatlarla ilgili sorun yaşandı. İnternet kesintisi yaklaşık 2 saat sonra sona erdi. Gece 00.00 itibariyle Türkiye genelinde internete erişim tekrar sağlandı.

İNTERNETİN KESİLMESİNDE REDHACK’İN PARMAĞI VAR MI?

Redhack, internet kesintisinin kendileri dolayısıyla olduğunu iddia ederken, Türk Telekom yetkilileri böyle bir şeyin söz konusu olmadığının altını çizdi.

İnternetin 22:00 – 00:00 saatleri arasında kesilmesini “şans” olarak değerlendiren uzmanlar, gün içinde olabilecek bir kesintinin birçok sektörü olumsuz yönde etkileyeceğini ve çalışmaların aksayabileceğini kaydetti.

Saat 22:00 sularında meydana gelen internet kesintisi yüzünden zarara uğrayanlar da oldu. Haberimizi yayınlamamızın ardından okurlarımız bize onlarca e-posta gönderdi. Bir kullanıcı, 27 Nisan Cuma tarihinin Kurumlar Vergisi Beyannamesi’nin tesliminin son günü olduğunu ve kesinti nedeniyle beyannamelerin gönderilemediğine dikkat çekti ve yetkililerden cevap beklediğini dile getirdi.

Türk Telekom yetkileri sorunun giderilmesinin ardından twitter üzeriden şu açıklmayı yaptı: “Yaşanan kısa süreli teknik bir aksaklık nedeniyle internet erişiminde bazı bölgelerde kısa süreli sorun yaşanmış, ekiplerimizin anlık müdahalesi ile yaşanan sorun giderilmiştir. Bilgilerinize sunarız”

Cüneyt Türel neden öldü

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Cüneyt Türel öldümü

Cüneyt Türel ölüm sebebi

Usta oyuncu Cüneyt Türel bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.Cüneyt Türelin ölüm nedeni hastalığının ne olduğu henüz belli değil..

Türel, bu yıl 10 Mayıs ile 5 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 18.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için Elim Elinde adlı bir gösteri hazırlıyordu. Sanatçı, festivalde Başar Sabuncu ile birlikte Onur Ödülü’nü de alacaktı.

Cüneyt Türelin Oynadığı bazı sinema filmleri ve diziler şöyle;

1979 Paranın Kiri
1979 Savunma
1990 Duygu Çemberi
1995 Aşk Üzerine Söylenmemiş Her şey
1997 Kuşatma Altında Aşk
1998 Kaç Para Kaç
2000 Herkes Kendi Evinde
2001 Son
2002 Abdülhamit Düşerken
2002 Gülbeyaz
2002 Her Şey Aşk İçin
2003 Estağfurullah Yokuşu
2004 Arap Saçı
2005 Eylül
2005 Kayıt Dışı
2006 Çinliler Geliyor
2006 Sıla
2006 Tutkunum Sana
2007 Doktorlar
2009 Parmaklıklar Ardında
2010 Deli Saraylı
2010 Doktorlar

Cüneyt Türel ölüm sebebi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

cüneyt türel in ölüm sebebi nedir

Cüneyt Türel neden öldü?

Cüneyt Türel bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.Cüneyt Türelin ölüm nedeni hastalığının ne olduğu açıklanmadı.Tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, seslendirme sanatçısı Cüneyt Türel bu sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu. Türel bir süredir tedavi görüyordu.

Türkiye’nin en iyi dublaj sanatçılarından da biri olan Türel, bu yıl 10 Mayıs ile 5 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 18.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için ‘Elim Elinde’ adlı bir gösteri hazırlıyordu.
Sanatçının ölümü sanat dünyasını yasa boğdu.

Oyuncu arkadaşları Türel’in ölümünü Twitter’dan böyle duyurdu.

Serra Yılmaz: 1 Mayıs’ın acı haberi Cüneyt Türel’in aramızdan ayrılışı… Çok üzgünüm.

Selim Atakan: Kıymetli tiyatrocu, eşsiz sanatçı meslektaşım Cüneyt Türel’i kaybettik. Sonuna kadar sahnede kalmayı tercih etmişti.

Irmak Ünal: Cüneyt Türel… Çocukluk kahramanlarımdan birini daha ışıklı yoluna uğurlamışız. Çok değerli bir sanatçıyı kaybettik. Allah rahmet eylesin.

Melek Baykal: Sevgili Hocamız Cüneyt Türel’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Hepimizin başı sağolsun!

Okullara Süt Dağıtan Firmaların İsimleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Okullara Süt dağıtan firmalar

Okullara Süt Dağıtan Firmalar Hangileri

Okul Sütü Projesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca belirlenen 4 bölge için 17 Nisan’da düzenlenen ihaleyi kazanan ve süt dağıtımı yapan firmaların isimleri şöyle:

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu: Yavuz Blok Bims İnş. Malz. Gıda Tic. A.Ş pilot ortaklığında Gülsan Gıda A.Ş-Mar Tüketim A.Ş-Mamsan Gıda A.Ş-Bakraç Süt ve Süt Ürünleri Ltd. Şti

Doğu Anadolu ve Ege Bölgeleri: Dimes Gıda San. Tic. A.Ş pilot ortaklığında Pınar Süt Mam. San. A.Ş-Balkan Süt Ür. San. Tic. Ltd. Şti

Akdeniz bölgesi: Yörükoğlu Süt ve Ürn. San. Tic. pilot ortaklığında Güney Süt San. ve Gıda Mad. Tic. A.Ş-Oğuz Gıda San. ve Tic. A.Ş-Akbel Süt Ürn. San. Tic. A.Ş

Marmara ve Karadeniz bölgeleri: Ak Gıda San. ve Tic. A.Ş pilot ortaklığındaki Sütaş Süt Ürünleri A.Ş-Danone Tikveşli Gıda ve İçecek San. Tic. A.Ş- Tat Konserve San. A.Ş-Yörükler Dış Tic. A.Ş.