Rusya 3 helikopteri Suriye’ye gönderiyor

Haziran 28th, 2012

Rusya Savunma Bakanlığı’na bağlı Federal Askeri Teknik İşbirliği Servisi Direktörü Aleksandır Fomin yaptığı açıklamada, Mi-25 tipi askeri helikopterlerin bakımının tamamlandığını ve sözleşmede öngörülen süre içinde Suriye’ye teslim edileceğini söyledi.

”Suriye bizim dostumuz ve biz de dostlarımıza karşı bütün yükümlülüklerimizi yerine getiririz” diyen Fomin, Suriye ile 2008 yılında imzalanan sözleşmeye göre 3 adet mi-25’i onardıklarını ve zamanında teslim etmeye hazır olduklarını kaydetti.

Fomin, sözleşmeye göre kaç helikopterin onarılacağı konusunda bir bilgi vermezken, Rus basını toplam 36 helikopterin onarımının yapılmasının öngörüldüğünü belirtiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton söz konusu helikopterlerin Suriye’de sivillere karşı kullanıldığını belirterek Şam’a verilmesine karşı çıkarken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, iddiaları kabul etmemişti. Lavrov, söz konusu helikopterlerin Sovyetler Birliği döneminde satıldığını ve kendilerinin de 2008 yılında imzalanan anlaşma uyarınca bunların onarımını yaptıklarını kaydetmişti.

Suriye helikopterlerini taşıyan gemi geçen hafta İngiliz sigorta şirketinin teminatını geri çekmesi üzerine Rusya’nın Murmansk Limanı’na geri dönmüştü.

Rusya 3 helikopteri Suriye’ye gönderiyor

Haziran 28th, 2012

Rusya Savunma Bakanlığı’na bağlı Federal Askeri Teknik İşbirliği Servisi Direktörü Aleksandır Fomin yaptığı açıklamada, Mi-25 tipi askeri helikopterlerin bakımının tamamlandığını ve sözleşmede öngörülen süre içinde Suriye’ye teslim edileceğini söyledi.

”Suriye bizim dostumuz ve biz de dostlarımıza karşı bütün yükümlülüklerimizi yerine getiririz” diyen Fomin, Suriye ile 2008 yılında imzalanan sözleşmeye göre 3 adet mi-25’i onardıklarını ve zamanında teslim etmeye hazır olduklarını kaydetti.

Fomin, sözleşmeye göre kaç helikopterin onarılacağı konusunda bir bilgi vermezken, Rus basını toplam 36 helikopterin onarımının yapılmasının öngörüldüğünü belirtiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton söz konusu helikopterlerin Suriye’de sivillere karşı kullanıldığını belirterek Şam’a verilmesine karşı çıkarken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, iddiaları kabul etmemişti. Lavrov, söz konusu helikopterlerin Sovyetler Birliği döneminde satıldığını ve kendilerinin de 2008 yılında imzalanan anlaşma uyarınca bunların onarımını yaptıklarını kaydetmişti.

Suriye helikopterlerini taşıyan gemi geçen hafta İngiliz sigorta şirketinin teminatını geri çekmesi üzerine Rusya’nın Murmansk Limanı’na geri dönmüştü.

Boşanmak isteyen eşinin dudağını yedi

Haziran 28th, 2012

İsveç’te bulunan Karloinska Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan bir profesör kendisinden boşanmak istediğini söyleyen eşiyle tartıştı.

Kavga büyüyünce kontrolünü kaybeden profesör eşinin dudağını kesti ve ameliyatla tekrar takılmasın diye kestiği parçayı yedi.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre polise verdiği ifadede saldırıyı planlamadığını anlatan profesör sözlerine şöyle devam etti:

“Onu öldürmek değil cezalandırmak istiyordum. Bir kaç kez bana boşanmak istediğini söylemişti. Dudağını kesip yedim. Bir daha bir başkasıyla öpüşmesini istemiyordum.”

Adı açıklanmayan profesörün cinayete teşebbüs suçundan yargılanacağı belirtildi.

Boşanmak isteyen eşinin dudağını yedi

Haziran 28th, 2012

İsveç’te bulunan Karloinska Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan bir profesör kendisinden boşanmak istediğini söyleyen eşiyle tartıştı.

Kavga büyüyünce kontrolünü kaybeden profesör eşinin dudağını kesti ve ameliyatla tekrar takılmasın diye kestiği parçayı yedi.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre polise verdiği ifadede saldırıyı planlamadığını anlatan profesör sözlerine şöyle devam etti:

“Onu öldürmek değil cezalandırmak istiyordum. Bir kaç kez bana boşanmak istediğini söylemişti. Dudağını kesip yedim. Bir daha bir başkasıyla öpüşmesini istemiyordum.”

Adı açıklanmayan profesörün cinayete teşebbüs suçundan yargılanacağı belirtildi.

‘Sosis deposu köpeğe emanet edilmez’

Haziran 28th, 2012

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in danışmanı, Hristiyan Demokrat Parti Ekonomi Konseyi Başkanı Kurt Lauk, Avrupa Destek Mekanizması’na (EFSF) başvurmasının ardından Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devralmaması gerektiğini açıklayarak, “Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir?” diye sordu. Lauk, İspanya, Portekiz, İrlanda ve Yunanistan gibi mali destek talebinde bulunan bütün ülkelerin AB dönem başkanlığı yapamamalarını istedi. “Sosis deposunun başına köpek getirilirse bu Avrupa paradoksudur” diyen Lauk, AB dönem başkanlığı için ülkenin büyüklüğü değil itibarının kriter olması gerektiğini ifade ederek, “Kıbrıs (Rum tarafı) bu rolü nasıl üstlenebilir?” diye sordu.

‘Kabul edilemez bir durum’

Lauk, şöyle devam etti: “Kurtarma mekanizmasına başvuran bir ülkenin başkanlığı alması diğer üye ülkeler açısından kabul edilemezdir. ‘Kıbrıs’ hangi yetkiyle istikrar çabasına kayda değer ivme kazandırabilir? Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir? Başkanı salgın bir hastalığın pençesinde yoğun bakım ünitesindeyken Avrupa’yı asla tedavi edemeyeceğiz.”

Türkiye başından beri karşı çıkıyor

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, 1 Temmuz’da AB Dönem Başkanlığı görevini Danimarka’dan devralması bekleniyor. Ancak bu duruma Türkiye başından beri karşı çıkıyor. Ankara, Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığını üstleneceği 1 Temmuz 2012-1 Ocak 2013 tarihleri arasında AB Başkanlığı ile ilişkilerin dondurulacağını açıklamıştı. KKTC Başbakanı İrsen Küçük de Merkel’in danışmanı Kurt Lauk’un sözlerini hatırlatarak, Güney Kıbrıs’ın 1 dönem başkanlığını üstlenecek olmasına sadece KKTC’nin değil, dünyadaki birçok ülkenin tepki gösterdiğini söyledi.

‘Sosis deposu köpeğe emanet edilmez’

Haziran 28th, 2012

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in danışmanı, Hristiyan Demokrat Parti Ekonomi Konseyi Başkanı Kurt Lauk, Avrupa Destek Mekanizması’na (EFSF) başvurmasının ardından Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devralmaması gerektiğini açıklayarak, “Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir?” diye sordu. Lauk, İspanya, Portekiz, İrlanda ve Yunanistan gibi mali destek talebinde bulunan bütün ülkelerin AB dönem başkanlığı yapamamalarını istedi. “Sosis deposunun başına köpek getirilirse bu Avrupa paradoksudur” diyen Lauk, AB dönem başkanlığı için ülkenin büyüklüğü değil itibarının kriter olması gerektiğini ifade ederek, “Kıbrıs (Rum tarafı) bu rolü nasıl üstlenebilir?” diye sordu.

‘Kabul edilemez bir durum’

Lauk, şöyle devam etti: “Kurtarma mekanizmasına başvuran bir ülkenin başkanlığı alması diğer üye ülkeler açısından kabul edilemezdir. ‘Kıbrıs’ hangi yetkiyle istikrar çabasına kayda değer ivme kazandırabilir? Kendisi bir krizin ortasındayken krizleri nasıl yönetebilir? Başkanı salgın bir hastalığın pençesinde yoğun bakım ünitesindeyken Avrupa’yı asla tedavi edemeyeceğiz.”

Türkiye başından beri karşı çıkıyor

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, 1 Temmuz’da AB Dönem Başkanlığı görevini Danimarka’dan devralması bekleniyor. Ancak bu duruma Türkiye başından beri karşı çıkıyor. Ankara, Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığını üstleneceği 1 Temmuz 2012-1 Ocak 2013 tarihleri arasında AB Başkanlığı ile ilişkilerin dondurulacağını açıklamıştı. KKTC Başbakanı İrsen Küçük de Merkel’in danışmanı Kurt Lauk’un sözlerini hatırlatarak, Güney Kıbrıs’ın 1 dönem başkanlığını üstlenecek olmasına sadece KKTC’nin değil, dünyadaki birçok ülkenin tepki gösterdiğini söyledi.

‘Ağlıyorsanız tuzağa düşmüşsünüz demektir’

Haziran 28th, 2012

Suriye’nin Türk askeri uçağını düşürmesinin ardından yaşanan gelişmelere ilişkin sorulara yanıt veren Kılıçdaroğlu, iktidarın Suriye politikasını eleştirdi.

”Türk uçağının düşürülmesine misilleme olarak bir askeri hedefin vurulması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?” yönündeki soruya Kılıçdaroğlu, ”Ben hiçbir zaman ‘komşularımızla savaşalım’ demedim, demem. Bunu doğru da bulmam. Barışı dillendirmek varken neden savaş? Benim eleştirilerimin altında yatan şu; bu hükümetin dış politikası blöf üzerine kuruldu. Türkiye’nin Ortadoğudaki konumuna zarar veriyor” yanıtını verdi.

CHP iktidarda olsaydı Suriye politikasının şimdi yaşananlardan çok farklı olacağını belirten Kılıçdaroğlu, Suriye’nin demokratikleşmesine, halkının özgürleşmesine katkıda bulunmanın yolunun baskı ve tehdit olamayacağını dile getirerek, bir başka ülke için ”Bıçak kemiğe dayandı” gibi ifadeler kullanmanın yanlış olduğunu savundu.

”Her zaman barıştan yanayım”

Kılıçdaroğlu, kendisinin her zaman barıştan yana olduğuna değinerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalar yaparken dikkatli davranmadıklarını ileri sürdü.

Başbakan Erdoğan’ın, partisinin son Meclis grup toplantısında konuya ilişkin sözlerini de eleştiren Kılıçdaroğlu, konuşmanın bir ”Çaresizliği” ortaya koyduğunu iddia ederek, ”Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı çaresizlik içerisinde görmenin ağırına gittiğini” söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin hiçbir ülkenin iç işlerine doğrudan müdahale edilmemesinden yana olduğunu da vurguladı.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in geleceğini nasıl gördüğünün sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, geleceğe ilişkin tahmin yapmak istemediğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Esed’i nasıl değerlendirdiği yönündeki soruyu yanıtlarken ise Suriye Devlet Başkanı’nın ülkesinde demokrasi ve özgürlüklerden yana bir tavır izlemediğinin herkes tarafından bilindiğini söyledi. Suriye sorununa bakılırken Ortadoğu’nun koşullarının göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, ”Ortadoğu’nun denklemini unutmamamız gerek. Suriye tek başına bir Suriye değildir. Rusya’yı bu denklemde ana unsur olarak göreceksiniz. Rusya’nın Akdeniz’e açılmasında tek liman Suriye. Esed’e kızıyoruz. Esed gitti, kim gelecek? Ben bunu Amerikan Büyükelçisine de sordum. Onlarda da soru işareti” dedi.

Askeri uçağın vurulmasının ardından Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin soruları da yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın, görüşmede pilotlara ait bir bot fotoğrafı gösterdiğini, bulunduğu söylenen diğer 3 botun fotoğrafını ise görmediklerini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, ayrıca kokpitte bir maddenin eridiği ve bunun da füzeyle vurulma sonucunda olabileceğinin kendilerine aktarıldığını dile getirdi.

”Provokasyon olabilir”

Arap Baharı’nın yaşandığı hiçbir ülkeye ne yazık ki demokrasinin gelmediğini savunan Kılıçdaroğlu, ”Demokrasi bir günden yarına olacak bir şey değil. Silahla baskıyla olacak bir şey değil. Esed gidecek, arkasından demokrasi gelecek… Irak’a demokrasi mi geldi?” diye sordu.

”Türkiye’yi Ortadoğu batağına çekmek için bir provokasyonla karşı karşıya olabilir miyiz?” yönündeki soruya karşılık Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

”Olabilir.  Türkiye’nin girmemesi gereken bir alan varsa Ortadoğu bataklığıdır. Çünkü Ortadoğu bataklığı sadece Ortadoğululara ait bir alan değildir. Burada bütün egemen güçlerin söz sahibi olma istediği vardır. Bir kısmı da söz sahibidir zaten. O alana girdiğiniz andan itibaren bir bataklığa girmiş olursunuz ve onun sonu belli olmaz. O açıdan biz özellikle Ortadoğu bataklığına girmemeyi bir herhangi bir devlette bir partinin lehinde veya aleyhine görüş belirtmemeyi, bir iktidar varsa iktidarla ilişkileri iyi götürmeyi, bizim temel ilkemizin bu olması gerektiğini söylüyoruz.”

Suriye konusunda TBMM’ye bir tezkere gelmesi durumunda destek verip vermeyecekleri sorusuna ise Kılıçdaroğlu, ”Tezkere gelirse önce gerekçesini görmemiz gerekir” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gerektirdiği her karara destek vereceklerini de ifade etti.

Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken, önümüzdeki birkaç gün içinde Suriye konusunda herhangi beklenmeyen bir gelişme yaşanacağını düşünmediğine değinerek, ”Türkiye, uluslararası hukuk bağlamında söylüyorum, bu arenada ciddi bir mücadele verirse istediği sonuçları alabilir. Suriye’nin çıkıp resmen Türk halkından özür dilemesi lazım. Uluslararası hukukun gerektirdiği tazminatı ödemesi lazım. O zaman biz de evet özür dilemiştir, bir yanlışlık olmuştur, bunu kabul edebiliriz” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Ortadoğu politikasında kırılma noktasının, ”Mavi Marmara” gemisine yapılan saldırı ve sonrasında Türkiye’nin izlediği politika olduğunu savundu.

Türkiye’nin dış politikada, ”Oyun kurucu, küresel güç” gibi değerlendirmeler olduğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, ”Hangi oyunu kurdu” diye sordu. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin gerçekten güçlü olduğunu ama izlediği politika nedeniyle ”Her gelenin tokat attığı bir ülke haline geldiğini” ileri sürdü.

”Gittiğimizde bize ait yerler kağıt konularak belirlenmişti”

”BDP ve sizin, Başbakanla görüşmenizde fotoğraf tartışması yaşandı, bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Oturma düzenine ilişkin partinizden tepki aldınız mı?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

”Tabii Sayın Demirtaş oradayken askerler var mıydı yok muydu bilmiyoruz? Biz orada olmadığımız için bunu Sayın Demirtaş’a sormak lazım. Ama bizimle ilgili fotoğraf; evet normalde Sayın Başbakan ve arkadaşlarının bir tarafta, bizim bir tarafta olmamız gerekirdi. Sunuş yapacak arkadaşlar da zaten yansı üzerinde o sunuşu yaparlardı. Fakat gittiğimizde bize ait yerler kağıt konularak belirlenmişti, biz bunu sorun yapmak istemedik o anda, sorun yapsak, ‘Türkiye’nin bu kadar derdi var, bunlar hala koltuk işiyle uğraşıyor’ diye bir algıyı beslemiş olurduk ve bunu doğru bulmadık o aşamada… Ama şunu söyledik, yani eğer ‘bir daha böyle bir masa düzeni olursa, böyle bir toplantıya katılmayız’ dedik. Bunu söyledik.”

”CHP’nin Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ana parametreleri nelerdir?” yönündeki soruya karşılık Kılıçdaroğlu, bunların herkes tarafından bilindiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, her partinin kendisine göre çözüm önerileri bulunduğunu, bunların bir masanın etrafında tartışılıp konuşulması gerektiğini, sorunun 30-35 yıllık bir geçmişi olduğunu ve ortak bir akılla çözülebileceğini bildirdi. Türkiye’nin, sorunlarını kendi iç dinamikleriyle kendisinin çözmesi gerektiği görüşünü yineleyen Kılıçdaroğlu, sorunun çözüm yollarının bulunduğunu, eksikliğin ”Birlikte oturup konuşma kültürü” olduğunu söyledi.

”KCK operasyonları ve tutuklamaları var. Güneydoğu’da çok sıkıntı var, insanlar şikayetçi” denilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ”Hiç kimsenin düşüncelerinden ötürü hapse atılmasını kabul etmiyoruz. Seçimle gelenlerin siyasal nedenlerle hapse atılmasını da istemeyiz. Adi suçlar ayrı. Terör örgütüne destek vermek ise kabul edilemez oda ayrı bir şey” ifadesini kullandı.

”Bu ülkede kim yaşıyorsa, özgürce yaşamalı”

”Kürt kimliğinin önündeki engelleri kaldıracağız dediniz, bu engeller nelerdir?” diye sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, ”Kürt kökenli bir vatandaş kimliğimle ilgili ‘engel var’ diyorsa, bu engelleri kaldırmamız lazım. Bu ülkede kim yaşıyorsa, özgürce yaşamalı. Ona soracağız, ‘senin önündeki engeller nelerdir’, diye soracağız” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, herkesin kendi dilini öğrenme hakkının bulunduğunu ancak eğitim dilinin tek olması gerektiğini, aksi durumun ülke bütünlüğüne zarar vereceğini söyledi.

Terör sorununun çözümünde devletin yaptığı görüşmelere ilişkin soruyu yanıtlarken de Kılıçdaroğlu, ”Devlet meşru zeminde kalmak zorundadır, meşru zeminde kaldığı sürece devlet olarak kalır” ifadesini kullandı.

Özel yetkili mahkemeler

Kılıçdaroğlu, bir başka soruya karşılık, demokrasi açısından özel yetkili mahkemelerin kabul edilemeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin bu mahkemelerin sağlıklı olmadığı gerçeğini, ”MİT Müsteşarı’yla ilgili sorun” ortaya çıkınca gördüğünü savundu.

”Genelkurmay Başkanı’nın şehitler için düzenlenen törende ağlamasına” ilişkin görüşünün sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ”Genelkurmay başkanları da ağlar ama şehitlerin başında ağlamaz. Benim anlayışım bu. Genelkurmay Başkanı’nın görevi vardır, ne yapacağını bilmesi gerekir. Onun bir görev alanı var. Eğer şehitlerin başında ağlıyorsanız, tuzağa düşmüşsünüz demektir. Bir komutan savaş meydanında ağlamaz, işin özü budur” dedi.

”8 şehidin cenazesinin önünde ağlayamaz mı? Beton mudur Genelkurmay Başkanı?” sorusuna ”Belli kişiler vardır, bu kişilerin belli sorumlulukları vardır. O sorumluluğun gereğini yerine getirmeleri gerekir. Olay ne kadar acı, ne kadar vahim olursa olsun” yanıtını veren Kılıçdaroğlu, başka bir soruya karşılık da Fetullah Gülen’in bu konudaki açıklamalarını dinlemediğini söyledi.

”Demokratik kurultaylar statlarda yapılmaz”

İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in partideki görevinden istifasıyla ilgili düşüncesinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, Tekin’le bir yol ayrımı olmadığını, kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, kendisinin partide tek adam olmadığını, bütün genel başkan yardımcılarına eşit mesafede durduğunu vurguladı.

34. Olağan Kurultayı’nın hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, kurultayda Parti Meclisi seçimi için çarşaf liste uygulayacaklarını, anahtar liste de olabileceğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken, ”Demokratik kurultayların statlarda yapılamayacağını, demokratik bir yarış olacaksa bunun yerinin statlar olamayacağını” dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kadın cumhurbaşkanının 21. yüzyılın Türkiye’sine yakışacağını düşündüğünü belirterek, aday olarak da kafasında bazı isimlerin bulunduğunu kaydetti.

Bakan Bağış, Kırcali’yi ziyaret edecek

Haziran 28th, 2012

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Cuma günü Batı Trakya’da temaslarda bulunacak.

Bakan Bağış, kalabalık bir heyetle Bulgaristan’ın Kırcali vilayetine günübirlik bir ziyaret gerçekleştirecek. Bağış, Kırcali temaslarında ilk olarak il valisi İvanka Taushanova’yi ziyaret edecek. Belediye Başkanı Hasan Aziz ve Kırcali Müftüsü Beyhan Mehmet’le ayrı ayrı görüşecek olan Bağış, Kırcali Camisi’nde cuma namazını kılacak. Bakan Bağış daha sonra Yeni Park ‘Arpezos Sever’i ziyaret edip kısa bir şehir turu yapacak. Son olarak bölge halkıyla yapılacak toplantıya katılacak olan Bağış, ardından aynı gün akşam saatlerinde yurda dönecek.

NATO, Türkiye için ‘savaşamam’ der mi?

Haziran 28th, 2012

Özlem Akarsu Çelik’in röportajı

Emekli Org. Edip Başer, 2006’da, Terörle Mücadele Koordinatörü olarak atanmış, görevde olduğu süre boyunca Amerika’yı terörle mücadeleye yeterince destek vermemekle eleştirmiş ve ‘PKK’yı muhatap alan bir misyonun parçası olmam’ demişti. Görevden alınan Dr. Başer, halen Yeditepe Üniversitesi’nin Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün müdürü. NATO’da İstihbarat Daire Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan tecrübeli isim, Suriye’nin Türk jetini vurmakla düşmanca davrandığını söylerken Hükümet’in Suriye politikasını da diplomatik dille eleştirdi.

KISA SÜRELİ İHLAL NORMAL

– Hükümetin Suriye politikasını başından beri çok sert bulanlara katılıyor musunuz?
Uçak olayı sonrasındaki sertleşmeyi haklı bulmamak mümkün değil. Ondan önceki süreçte, Suriye yönetimini tahrik edecek nitelikteki beyanlar ve hatta uçak olayında bu sert tavırların etkili olabileceğinden de söz edilebilir.   

– Suriye neden bir Türk savaş uçağını vurdu?
Ortadoğu, Osmanlı sonrası başta ABD, batılı güçler ile Rusya arasında hakimiyet kurma yarışının sahnesi oldu. Bugün Suriye ve birçok ülkede olup bitenler bu çok taraflı oyunun parçası. Suriye ile Türkiye arasında hiçbir zaman karşılıklı ‘güven’ hakim olmamıştır. Kısa süreli hava sahası ihlalleri her yerde olur. Bağışlanması mümkün olmayan husus, uyarıda bulunulmadan uçağın hedef alınması. Düşmanca bir hareket söz konusu.

– Türkiye krizi doğru yönetiyor mu?
Ciddi bir devletin yöneticilerinden kriz durumlarında olayı kabullenmiş görüntüsü vermemenin yanında, sağduyulu hareket etmesi beklenir. Bir çatışmanın bölgeye yayılma olasılığıyla getireceği kazanç ve kayıplar iyi hesaplanmalı. Aslında bu hesapların şimdiye kadar ilişkilerin gerginleşmesi sürecinde olasılık planlaması içinde yapılmış olması gerekir.

– NATO, Türkiye için Suriye ile savaşır mı?
İttifakın, bölgede bir çatışmanın tarafı olmasına karar verme anı geldiğinde üyeler içinden durumu farklı değerlendirenler çıkabilir. Suriye’ye yönelik NATO harekatının bölgede başka çatışmalara da kapı açabileceği olasılığı ileri sürebilirler. Suriye’nin bir şekilde cezalandırılması ABD’nin de isteği olması bu endişeyi gereksiz kılabilir. Buna rağmen NATO’nun ‘Türkiye için Suriye ile savaşmam’ demesi, ittifakın kendini inkarı olur, tartışılır hale gelir. Türkiye’nin güvenliği açısından NATO güvencesi sona ermiş sayılır.   

– Suriye ile ilişkilerin bu noktaya gelmesi PKK’ya nasıl yansır?
Eylemlerini artırmak, Suriye’ye yönelik görev alan Türk güvenlik güçlerinin geri bölgesini tehdit misyonu üstlenebilir. Akıl hocaları tarafından, Türkiye’nin zayıf düşürülmesinin pazarlık gücünü artıracağı hesaplanabilir. Suriye için istihbarat elemanı olarak işlev görebilir.

– Zana’nın, ‘Kürt sorununu Başbakan çözer’ sözünün arkasında, Kuzey Irak yönetimi-ABD-Türkiye arasında varılan yeni bir mutabakatın olduğu konuşuldu. Yeni bir döneme mi girildi?
Önceki beyanlarına baktığımızda bölünmeyi hedefleyen çözümlerden söz ettiğini görürüz. Bu beyandan, terör sorununun çözümünde yeni bir döneme girildiğini söylemek mümkün değil. Barzani’nin duruşunu ABD yönetiminin belirlediği bilinmeyen bir husus değil. Daha önce varılan hangi mutabakata sadık kalmışlar ki buna uysunlar? Suriye’deki sürece yönelik ABD planlarının parçası olabilir. Sanki, ‘Ben terörle mücadelende sana yardım ediyorum. Sen de Suriye’ye yönelik politikamda yanımda ol’ diyor.    

– PKK’nın varlığını sona erdirmek için Barzani’den medet ummak gerçekçi mi?
Olmayacağının, bunca zamandır Irak’ın kuzeyinde yerleşik terör örgütüne lojistik destek sağlamayı sürdürdüğünün, yıllar önce devlet yetkililerine anlatıldığını anımsıyorum.  

– Kamuoyunda, ABD’nin PKK ile mücadelede verdiği desteğe dair ciddi kuşkular var?
ABD yönetimleri, yapabileceklerinin çok az kısmını yapmaktadırlar. Beklentimiz, Irak’ın Kuzeyi’ndeki bölgesel yönetimin, örgütün lojistik destek kanallarının kesilmesini sağlaması, AB ülkeleri üzerindeki nüfuzunu kullanarak PKK terör örgütüne para akışının kesilmesinin sağlanmasıydı. Kuşkuları paylaşıyorum.

– Öcalan’a ev hapsi çözüme katkı sağlar mı?
Bu, devlete karşı bir tür şantaj uygulaması. Barzani’nin dağıttığı yıllık almanaktaki Kürdistan haritasında, Bakü-Ceyhan petrol boru hattının geçtiği güzergah sınır çizgisi olarak belirtilmiş; Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri’nin doğu bölümü, Adana ve İçel Türk vatandaşlarının pasaportla gidebileceği bölge içinde kalıyor. PKK ve siyasi uzantısı rolünü oynayanların hedefledikleri çizgi burasıdır.

TARTIŞTIM, GÖREVDEN ALINDIM

–  Koordinatörlük’ten alındığınızda Başbakanlık açıklamasında, ‘Konuyla ilgili bazı beyanatlarının çalışmaları olumsuz yönde etkileyeceği göz önünde bulundurularak görevinin sona erdirilmesi uygun görülmüştür’ denilmişti…
Bir siyasi makam sahibiyle  tartışma sonucu görevden alındım. Başka bir konu ile ilgiliydi. (Başer’in, o dönem Die Welt’e verdiği mülakattaki AK Parti iktidarına yönelik eleştirileri nedeniyle dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le tartıştığı öne sürülmüştü) Tartışma sonunda, ABD’den son olarak istediğimiz üç hususun 15 günde yerine getirilmemesi halinde görevi bırakacağımı ilgili şahsiyete bildirmiştim.

Uludere doğru anlatılmalıydı

–  34 sivilin hayatını kaybettiği Uludere’de kim sorumlu?
Devletimizin bazı gerçekleri halkımıza zamanında ve doğru olarak anlatmaması, olayın bölücü örgüt ve yandaşları tarafından kullanılmasına yol açmıştır. O bölge terör örgütünün, ülkeye giriş için kullandıkları bir güzergahı içeriyor. Sınıra doğru ilerleyen 30-40 kişilik bir grup ile ilgili bilgi gelmiş. Zaman kaybetme lüksünüz yok.

28 Şubat darbe değil

– Genelkurmay eski Başkanı İ. H. Karadayı, Çevik Bir’in Sincan’da tankların yürümesi için söylediği ‘Balans ayarı yaptık’ sözünü ‘boşboğazlık’,  28 Şubat için kullanılan ‘postmodern darbe’ sözünü ise ‘aptalca’ olarak değerlendirdi?
28 Şubat’ta MGK’da alınan kararları darbe ya da post modern darbe olarak nitelemek gülünç. Bu toplantıda yoğun tartışmaların yaşandığı, kurul üyesi komutanların hükümete eleştirilerde bulundukları açıklanmıştır. Bunlar, kurulun çalışma yöntemleri içinde doğal işler olarak görülmeli. Ülkenin ulusal güvenliğiyle ilgili konular tartışılıyor. Tankların yürüyüşüyle ilgili beyanı, anında dile geldiği gibi söylenmiş bir söz. Sayın Demirel’in söyledikleri en güzel açıklama; kurul kararları hükümet tarafından da onaylanmış ve uygulanması için gereği yapılmıştır.

Akşam

Kılıçdaroğlu: O fotoğrafa itiraz ettim!

Haziran 28th, 2012

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNNTÜRK’te Tarafsız Bölge’nin konuğu oldu. Kılıçdaroğlu başta Suriye olmak üzere güncel konulara ilişkin özetle şunları söyledi:

– Bütün dünya Erdoğan’ın grup konuşmasını izledi. Orada bir çaresizlik gördük. Bir T.C. Başbakanı’nın böyle aciz kalması ağırıma gidiyor. 10 yıl önce Şam’ın üzerinden Türkiye’ye ait bir uçak geçse kimse ağzını açamazdı.
– Türkiye, Ortadoğu’nun şamar oğlanı haline geldi. Bütün bu olaylar yaşanıyor, karizmamız çizilmiş medya bir kahraman yaratıyor: Erdoğan…
– NATO ne yapacak orada? Üye olmasaydık bile NATO aynı şeyi konuşacaktı.
– Görüşmeye gittiğimizde, askeri yetkililerin sunumunu birlikte izleyeceğimizi sanıyorduk. Masada yerlerimiz isimlerimiz yazılarak hazırlanmıştı. Buna itiraz ettik ama orada milli bir mesele vardı, konuyu büyütmedik. Ancak tepkimizi ortaya koyduk. ‘Bir daha bu şekilde düzenleme olursa gelmeyiz’ dedik.
– Sayın Başbakan bize sadece bilgi sundu, ‘öneriniz var mı’ diye sormadı.
– Sayın Başbakan bize bir postal fotoğrafı gösterdi. Diğer 3 postalın fotoğrafını görmedik. Bulunan bot sayısının 4’e yükseldiği söylendi. Eğer pilot kabinindeki koltuklar uçaktan fırlayıp ayrılıyorsa onun çıkardığı bir ses var. Onu mutlaka radar tespit eder. Kokpitte bir maddenin eridiği ve o maddenin de füzeyle erimiş olabileceği söylendi.
– Suriye tek başına Suriye değildir. Denklemde Rusya var. ‘Esad gitsin’ kim gelecek? Arap baharının yaşandığı hangi ülkeye demokrasi geldi?
– (Kürtçe eğitim) Kürtçe öğretime evet ancak Kürtçe eğitimi uygun görmüyoruz. Üst kimliğimiz Türk’tür. Eğer eğitimi çeşitlendirirseniz bölünmeye yol açar. Belçika’nın hali ortada.

Akşam

Erdoğan, Zana’nın istediği randevuyu verdi!

Haziran 28th, 2012

Yahya Bostan’ın haberi
Görüşmenin cumartesi günü Başbakanlık Resmi Konutu’nda gerçekleşmesi öngörülüyor. Erdoğan’la görüşme talebi, Kürt siyasetinin etkili isimlerinden olan Zana’dan geldi. Talep Başbakanlık’a ulaşır ulaşmaz Erdoğan’a iletildi, Erdoğan özel kalem müdürlüğüne görüşme için derhal randevu verilmesini istedi. Zana, Dağlıca’da meydana gelen PKK saldırısı öncesinde bir röportajında “Erdoğan’ın bu işi çözeceğine inanıyorum” mesajı vermişti. Erdoğan ise kendisine yönelik bir görüşme talebi gelmediğini, gelmesi durumunda bir milletvekili olarak Zana ile görüşmekten kaçmayacağını söyleyerek olası bir talebe yeşil ışık yakmıştı. Bu arada, BDP söz konusu gelişmelerden rahatsız. BDP Genel Başkanı Selahaddin Demirtaş, Zana’nın sözleri üzerine “Bizi bağlamaz” diyerek eleştirmişti. BDP kulislerinde de Zana, Barzani’nin etkisi altına girmekle suçlanmıştı.

Sabah

Suriye’ye Kasıma kadar süre!

Haziran 28th, 2012

Pekin’de ”Çin ve İslam Dünyası: Kültürel Etkileşimler”adlı kongreye katılan İhsanoğlu, Suriye’deki durum ve Türk askeri uçağının düşürülmesiyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazetecilere, Suriye ile ilgili tutumunun ilk günden belli olduğunu vurgulayarak, özel temsilciyle Suriye makamlarına uzun bir mektup gönderdiklerini hatırlattı.

Suriye’de reform sürecinin başlatılması yönünde telkinlerde bulunduklarını belirten İhsanoğlu, dünyanın da bu bağlamda telkinleri olduğunu ancak bu konudan netice alınamadığını söyledi.

İhsanoğlu, Suriye’deki durumu “son derece vahim” olarak değerlendirdi ve Suriye’de kanın durmasını istediklerini kaydetti.

Annan planının ilk maddesinin uygulamaya konulmasını yani ateşkes istediklerini söyleyen İhsanoğlu, ciddi reformların yapılması ve muhalefetle de diyaloğun başlaması gerekliliğine işaret etti.

AA muhabirinin, Suriye’nin İTT üyeliğinin askıya alınıp alınmayacağıyla ilgili sorusu üzerine İhsanoğlu, üyeliğin dondurulmasının söz konusu olduğunu, ancak bunun belirli bir takvim içerisinde olacağını ifade etti.

Bu kararın, teşkilata üye ülkelerin katılacağı bir toplantıda alınabileceğini, böyle bir toplantının ise Kasım ayında yapılacağını belirten İhsanoğlu, “Suriye Kasım ayına kadar istenilen hususları yerine getirmezse üyeliği dondurulacaktır” dedi.

İhsanoğlu, Suriye’nin Türk askeri uçağının düşürülmesiyle ilgili olarak da hadisenin Cuma günü olduğunu, Cumartesi açıklama yaptıklarını ve Pazar günü de üye devletler adına “şiddetli kınama verdiklerini” hatırlattı.

Kurtulmuş ve Soylu AK Parti’de iddiası

Haziran 28th, 2012

Ömer Şahin’in haberi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , iki büyük transfere hazırlanıyor.

Erdoğan, pazartesi akşamı yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile birlikte eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun AK Partili olabileceğini söyledi ve konuyu tartışmaya açtı. Bazı MYK üyeleri, “Niye şimdi, önceden niye gelmedi?” gibi tepkiler gösterse de çoğunluk olumlu görüş bildirdi.

Erdoğan’ın Kurtulmuş ve Soylu ile birlikte partisinin büyük kongresinde gövde gösterisi yapması bekleniyor. Katılımın gerçekleşmesi durumunda partisiyle beraber AK Parti ‘ye geçecek olan Kurtulmuş’un parti yönetiminde görev alması bekleniyor. Kurtulmuş’un adı Erdoğan sonrası muhtemel genel başkan adayları
arasında da geçiyor.

Erdoğan’ın Kurtulmuş’a 2007 seçimleri öncesi milletvekilliği teklif ettiği biliniyor. Erdoğan gibi Kurtulmuş da ‘Milli Görüş’ hareketinden yetişen bir isim. Kurtulmuş, Erdoğan – Gül ve Arınç’ın başını çektiği yenilikçi hareket yerine Necmettin Erbakan’ı tercih etmişti. SP’ye genel başkan olan Kurtulmuş da bir süre sonra Erbakan’la bağlarını kopardı ve HAS Parti’yi kurdu. 12 Eylül referandumuna aktif destek vererek tek başına parti gibi çalışan Soylu’nun da son seçimlerde AK Parti ’den adaylığı gündeme gelmişti.

Radikal

Kemal Derviş’in ‘eşim dediği’ kadını araştırın

Haziran 28th, 2012

Yücel Kayaoğlu’nun haberi

Meclis Darbe Komisyonu, eski Bakan Güneş Taner’i dinledi. 2001 yılında yaşanan derin ekonomik krizden sonra Ecevit hükümetine dışarıdan bakan olarak atanan Kemal Derviş’le ilgili ağır suçlamalarda bulunan Taner, şöyle konuştu: “Derviş diye birini aldı getirdiler. İMF’den 40 milyar dolar borç aldılar. Bu parayı bankalara dağıttılar. Kime dağıttılar? Kimleri zengin ettiler? Gidin siz ona bakın. Kemal Derviş’in ‘eşim’ diye yanında getirdiği kadın kim ona bakın.”

Refahyol’dan sonra kurulan ANASOL-D Hükümetinin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner, Meclis Darbe Komisyonu üyelerine önemli bilgiler verdi. O dönemde yaşanan ekonomik krizleri soran komisyon üyelerine Güneş Taner, batan bankalarla ilgili bir sorumluluğunun olmadığını, Türkbank’ın satışı nedeniyle de Yüce Divan’da yargılandığını, hesabını verdiğini ve aklandığını söyledi. 2001 yılında yaşanan derin ekonomik krizden sonra Ecevit hükümetine dışarıdan bakan olarak atanan Kemal Derviş’le ilgili ağır suçlamalarda bulunan Taner, şöyle konuştu: “Derviş diye birini aldı getirdiler. İMF’den 40 milyar dolar borç aldılar. Bu parayı bankalara dağıttılar. Kime dağıttılar? Kimleri zengin ettiler? Gidin siz ona bakın. Kemal Derviş’in ‘eşim’ diye yanında getirdiği kadın kim ona bakın.” Taner’in bu suçlamaları karşısında komisyon üyeleri “Siz biliyorsanız söyleyin” uyarısında bulundular. Taner ise “Ben söylemem. Bu paraların kime gittiğini ilgili bakanlıklardan araştırın” cevabını verdi. Komisyon, Taner’in iddiaları üzerine dönemin Ekonomiden Sorumlu Bakanı Kemal Derviş’i de dinleme kararı aldı.

28 ŞUBAT DARBEDİR

Güneş Taner, Türkiye’de darbelerin nasıl gerçekleştirildiğine yönelik bir analiz de yaptı. Bu kapsamda askerleri harekete geçiren unsurun ‘ekonomik standartlarının bozulması’ olduğunu belirten Taner, “Ekonomik durumları bozulunca kıpırdanmaya başlarlar. Önce basını kullanırlar, ardından siyasetçilerin kusurlarını fısıldamaya başlarlar. Ahengin bozulduğunu yayarlar. Son olarak Dışişleri bürokratlarını devreye sokarak dış bağlantılarını sağlayıp darbe için teşebbüse geçerler” diye konuştu. 28 Şubat’ın kendisine göre darbe olduğunu ifade eden Taner, “Ancak o süreçte Süleyman Demirel’in fiili darbe olmaması için katkısı olmuştur” dedi.

Türkiye Gazetesi

Trabzonspor Mathijsen’de sona geldi

Haziran 28th, 2012

Yapılan görüşmelerin olumlu geçtiği İspanyollar’ın bonservis ücretinde indirime gittiği öğrenildi.

İngiltere’nin Leicester City takımından transfer ettiği Souleymane Bamba ile defansını güçlendiren Trabzonspor, bu futbolcunun yanına alacağı yabancı stoper için girişimlerini hızlandırdı. Malaga’nın Hollandalı stoperi Joris Mathijsen’in bonservisinde orta yolu bulma konusunda İspanyol kulübüyle büyük mesafe kaydedildiği vurgulandı.

Geçen sezon oynadığı 50’yi aşkın resmi karşılaşmanın büyük bölümünde Giray – Mustafa ikilisiyle defansın göbeğini korumaya çalışan ve alternatifsizlik nedeniyle büyük sorunlar yaşayan Trabzonspor, bu sezon defansta işi şansa bırakmamak için adımlarını çabuk atıyor.

Hollanda Milli Takımı’nın Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan elenmesinin ardından Mathijsen’le temaslarını sıklaştıran ve futbolcuyla büyük ölçüde anlaşan bordo – mavililer, Malaga ile de pazarlıklarını sürdürüyor.

Trabzonspor’un ilk teklifinde Mathijsen’in bonservisi için kapıyı 7 milyon eurodan açan ancak 4 milyon euroya kadar indiği öğrenilen İspanyol kulübünün, fiyatı biraz daha aşağı çekmesi için çaba harcayan Trabzonspor da, verdiği rakamı 2.5 milyon euroya yükseltti. İki takım arasında orta yolun bulunması için görüşmelerin sürdürüldüğü ve Mathijsen’in transferinin an meselesi olduğu vurgulandı.

(Milliyet)

 

Oussama Assaidi’de mutlu son

Haziran 28th, 2012

Önceki gün Hollanda’ya giden Bülent Tulun’un Heerenveen Kulübü ile anlaştığı arada ufak pürüzlerin kaldığı bildirildi. Cim-Bom’un daha önce el sıkıştığı 22 yaşındaki kanat oyuncusunu bugün borsaya bildirmesi bekleniyor. 

Galatasaray’ın Heerenveen’e 3 milyon, oyuncuya ise yıllık 1.5 milyon euro ödeyecek. Diğer taraftan Galatasaray ile Eskişehir arasında bugün Alper Potuk için masaya oturulacak.

(Milliyet)

2 yabancı dışında diğerleri evde kalıyor

Haziran 28th, 2012

Yeni sezonda, yeni bir kadro oluşturmanın çalışması içinde olan siyah-beyazlı ekibin yeni çalıştırıcısı ücretlerinde indirim yapmaması durumunda eldeki mevcut yabancıları kampa çalışmaları için kesinlikle yurt dışına götürmeyecek ve bu şekilde gözdağı verecek.

Beşiktaş’ta, Teknik Direktör Samet Aybaba yeni sezon için yavaş yavaş kollarını sıvarken,Avusturya kampına yabancıların büyük çoğunluğunu götürmeme düşüncesi içinde olduğu ifade edildi.

Aralarında Quaresma ve Simao gibi yıldızların da dahil olduğu birçok yabancısını, ücretlerinde indirim yapmamaları durumunda İstanbul’da bırakacağı belirtildi. Yeni sezon kadrosunda düşündüğü Manuel Fernandes ile sonradan takıma katılacak Almeida dışındaki isimlerde fazla ısrarcı olmayacak olan Aybaba’nın, bu şekilde yabancılara gözdağı vermenin hesabını yapıyor.

Geçmiş dönemlerdeki gruplaşmaları tamamen yok etmek isteyen deneyimli teknik adamı, yabancılar dışında kadroda düşünmediği bazı yerli isimleri de kadro dışında tutacak. 28 kişiyle yola çıkacak olan Aybaba’nın bu düşüncesine bazı yöneticilerin Ferrari olayını örnek göstererek karşı çıktıkları da belirtildi.

Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba, İstanbul’daki kampın ardından yaptıracağı 20 günlük Avusturya kampından sonra yeni sezon kadrosunu netleştirecek. Tecrübeli hoca, özelikle kampta oynamayı planladıkları Manchester City ve Maccabi Tel Aviv maçlarından sonra takıma son şeklini verecek.

(Milliyet)

Mesut ve Pirlo’nun benzer ve farklı yönleri

Haziran 28th, 2012

EURO 2012’de ikinci finalist bu akşam Varşova’da oynanacak İtalya-Almanya maçıyla belli olacak. Son 15 resmi maçını kazanan Panzerler bu kez favori görünüyor. Ancak son olarak 2006 Dünya Kupası’nın yarı finalinde kendi evinde İtalyanlara elenen Almanların şansı Gökmavili rakibine karşı bir türlü tutmuyor.

Karşılaşmada gözler ise iki ismin üstünde olacak. Mesut Özil ve Andrea Pirlo. Biz de iki büyük yıldızı benzerlikleri ve farklı yönleri ile karşılaştırdık…

Mesut Özil ve Pirlo’nun 3 benzerliği

– Gol atmaktan çok asist yapmayı seviyorlar.

– Mesafe tanımaksızın istedikleri yere topu gönderebiliyorlar.

– Takımlarının hücumlarına şekil veren oyuncu konumundalar.

Mesut Özil ve Pirlo’nun 3 farkı

– Mesut, 10 yaş genç. Rakibinden daha dinamik ama daha tecrübesiz.

–  İtalyan futbolcu gol atmayı, Mesut’tan daha fazla düşünüyor. 

–  Mesut Özil’in oyun tarzı biraz daha yumuşak. Andrea Pirlo savunma da yapabiliyor.

Saygı duruşu yok

– Kansere boyun eğen Miki Roque için UEFA’ya, İspanya-Portekiz maçı öncesi saygı duruşu talebinde bulunan İspanyol Federasyonu’na ret cevabı geldi. İspanyollar, Fransız gazeteci Roland için Fransa-İsveç maçından önce yapılan saygı duruşunu nedeniyle Platini’ye tepki gösterdi.

Papa da izleyecek

– Katolik dünyasının ruhani lideri Alman asıllı Papa 16. Benedikt, ilk kez gece geç yatarak Almanya- İtalya maçını televizyondan izleyecek. Papa 16. Benedikt bu akşam oynanacak maçla ilgili olarak “Hak eden kazansın” mesajını yayınladı.

Ronaldo neden penaltı kullanmadı?

Haziran 28th, 2012

Euro2012’de yarı finale kadar yükselerek önemli bir başarıya imza atan Portekiz’de, teknik direktör Paulo Bento İspanya maçının ardından açıklamalar yaptı.

Maçtan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bento elendikleri için üzgün olduklarını söyledi.

Başarılı çalıştırıcı, “Kaybedeceksek bile bu penaltılarla olmamalıydı. Eğer seçme şansım olsaydı bu şekilde olsun istemezdim. Ama İspanya mükemmel bir takım ve biz buradan başımız dik ayrılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Basın mensuplarının Cristiano Ronaldo’nun penaltı kullanmadığına değinmesi üzerine, “Ronaldo son penaltıyı kullanacaktı. İspanya’nın ilk penaltıyı kaçırmasıyla avantajı yakaladık ancak bunu değerlendiremedik” dedi.

Portekiz’de Moutinho ve Bruno Alves’in penaltı atışlarından yararlanamaması nedeniyle 5. vuruşlar gerçekleşmeyince Ronaldo penaltı kullanamadı.

Paulo Bento, maç sonrasında saha içinde turnuvadan elenip finale çıkma şansını kaybettikleri için üzülen oyuncularını tek tek teselli etti.

(Sabah)

Fenerbahçe’de gözler yine ona çevrildi

Haziran 28th, 2012

Stoper arayışlarını sürdüren Fenerbahçe, rotayı yeniden Mapou Yanga-Mbiwa’ya çevirdi… Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edilecek olması nedeniyle alternatifli bir kadro kurmak isteyen yönetimin, Orta Afrika asıllı Fransız futbolcu için 4 milyon euro’yu gözden çıkardığı bildirildi.

İKNA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Mbiwa için Fransızların 5 milyon euro’luk talebine karşılık 4 milyon euro’da direnen F.Bahçe, pazarlığı sürdürüyor. Montpeiller’in ikna olması halinde 24’lük stoperin imza için hemen İstanbul’a getirileceği dile getiriliyor.

190 RESMİ MAÇTA GÖREV YAPTI

Futbola Montpeiller altyapısında başlayan 24 yaşındaki Mbiwa, 2007’den beri profesyonel olarak aynı kulübün formasını giyiyor. 190 resmi maçta görev aldığı kulübüne 4 de gol kazandıran yıldız oyuncu, 8 kez de Fransa U21 Takımı’nın formasını sırtına geçirdi.

(Fotomaç)