İspanya’nın borçlanma faizi 3’e katlandı

Haziran 26th, 2012

Üç ay vadeli bono ihalesinde 1 milyar 600 milyon avro borçlanma gerçekleşirken, faiz oranı yüzde 2,5 ile geçtiğimiz kasım ayından bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Bir ay önce yapılan benzer bir bono ihalesinde faiz oranı yüzde 0,879 idi.

Uzmanlar, İspanya’nın yüksek faizle kısa vadeli borçlanmasının sebebini, İspanyol bankalarının kurtarılmasına ilişkin planın net olarak belli olmamasına bağladı.

İspanya Ekonomi Bakanı Luis De Guindos:”Yardım alacak bankalar, yeniden yapılanma planlarını ve bilançolarındaki toksik varlıkları ayırma önlemlerini sunmak zorunda kalacaklar”

İspanya Ekonomi Bakanı Luis De Guindos, İspanyol bankalarının yeniden sermayelendirilmesi için Avrupa fonlarından istenen dış yardımla ilgili olarak ”Yardım alacak bankalar, yeniden yapılanma planlarını ve bilançolarındaki toksik varlıkları ayırma önlemlerini sunmak zorunda kalacaklar” dedi.

De Guindos, İspanyol bankalarının kurtarılması için Avro Grubu’na yapılan resmi başvuru ile ilgili Senato’daki Ekonomi Komisyonu’na açıklamalarda bulundu.

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) veya henüz yürürlükte olmayan Avrupa İstikrar Mekanizması’ndan (ESM) sağlanacak fonların şartlarıyla ilgili detay vermeyen De Guindos, Avrupa fonlarından gelecek paranın, 2008 yılındaki finans krizinden dolayı İspanya’da kurulan Bankacılık Düzenleme Yeniden Yapılanma Fonu’nda (FROB) toplanacağını belirtti.

Ekonomi Bakanı, sorunlu olan bankalara paranın FROB tarafından dağıtılacağını ve bankalara sermaye aktarımının ayarlanmasında İspanya Merkez Bankası’nın çok önemli bir rol oynayacağını kaydederek, İspanyol hükümetinin gelen dış kredi yardımının geri ödenmesinde garantör olacağını söyledi.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ise para vermeyeceğini, sadece güvenlik ve şeffaflık aşamasında yardımcı olmak üzere davet edildiğini kaydeden De Guindos, son dönemlerde gündeme gelen ve ”kötü banka” olarak adlandırılan, bankaların toksik varlıklarından kurtularak bilançolarının rahatlatılması modelinin Avrupa Komisyonu tarafından talep edildiğini ve müzakerelerde görüşüldüğünü dile getirdi.

De Guindos, yardım isteyecek tüm bankaların yeniden sermayelendirme konusunda plan sunması ve bunun Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası tarafından onaylanması gerektiğini ifade etti.

İspanyol hükümetinin, istenilen yardımda henüz miktar belirtmediğinin altını çizen De Guindos, ”Hükümetin bu yardımı istemesindeki haklılıklarından bir tanesi bankalara güven vermektir. Bankalara yapılacak yardımdan sonra vatandaşların çok daha rahatlayacağına samimi bir şekilde inanıyorum. 100 milyar avroluk kredi var, gerekenden daha fazla” şeklinde konuştu.

Öte yandan, İspanya’da yaşanan ekonomik ve finans krizini ”2007-2008 yılları arasında patlak veren ve İspanyol ekonomisini istikrarsızlığa iten emlak krizine” ve ”geçmişte yapılan hatalara” bağlayan De Guindos, ”gelecekte bu durumların yaşanmaması için kredinin ve dış finansmanın kontrol altında tutulması ve daha dikkatli olunması” gerektiğini savundu.

De Guindos, emlak sektörüne verilen banka kredisinin 2003 sonundan 2009’a kadar olan dönemde neredeyse 4 kat artarak, 78 milyar avrodan 325 milyar avroya çıktığını, aynı dönemdeki dış borçlanmanın ise 5 kat artığını söyleyerek, isim vermeden geçmiş Zapatero hükümetini suçladı.

Dolandırıcılar, şimdi de çiftçiye dadandı

Haziran 26th, 2012

Ercan Baysal’ın haberi

 Başlangıçta peşin parayla yüksek fiyattan alım yaparak güven telkin eden dolandırıcılar, daha sonra vadeli olarak köylünün sebze, meyve, hububat ve hayvanlarını alıp kayıplara karışıyor. Tarım Bakanlığı, köylülere, “vadeli satış yapmayın” tavsiyesinde bulundu.

Köylüler, binbir emek ve masrafla ürettiği sebze meyvesini, yetiştirdiği hayvanını dolandırıcılara kaptırıyor. Belirli bir ilçede, kasabada yüksek fiyatla ve peşin parayla ürün ve hayvan alarak güven telkin eden dolandırıcılar, daha sonra toplu alım yaptıktan sonra ortadan kayboluyor.

Örneğin bir koyunun ortalama fiyatı 500 lira iken bu kişiler 550-600 liradan alım yapıyor. İlçede yüksek fiyattan alım yaptığının duyulmasının ardından birkaç parti daha yüksek fiyattan peşin para ödeyerek küçük ve büyükbaş hayvan alan dolandırıcılar, daha sonra vadeli toplu alım yaptıktan sonra bir daha ilçeye uğramıyor.

Hatta bu kişiler mal aldıkları kişilere güven telkin etmek amacıyla cami derneklerine de bağışta bulunuyor. N.S. isimli çiftçi, bu kişilerin, “Bu adamda para kalmaz. Dini bütün bir insan.” imajıyla güven telkin ettiklerini ifade ediyor.

Dolandırıcıların başvurdukları ikinci yöntemi ise taksit seçeneği. İki hafta üst üste peşin para vererek koyun, kuzu ve büyükbaş hayvan ile üzüm, domates, salatalık, incir gibi sebze-meyve ürünü toplayan bu kişiler, üçüncü hafta toplu alım yaptıktan sonra taksitli ödeme yapacaklarını söylüyor.

Yüksek fiyatla taksit yapıldıktan sonra herhangi bir şekilde ödeme yapılmadan izlerini kaybettiriyorlar. Köylüler tarafından izleri bulunan bazı kişiler ise ellerinden hayvan veya hububatı çıkardığı, çiftçinin de elinde herhangi bir belge olmadığı için ispat etmek de mümkün olmuyor.

Her yıl farklı bir şehir ve bölgeye giden bu kişilerin çiftçiye verdikleri kartvizitlerde de yanlış adres ve telefon numaraları yer alıyor.

Çiftçi dolandırıcılarının yaygınlaşmasının ardından çok sayıda vatandaş konuyu Başbakanlık’a aktardı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da kapısını çalan üreticiler, sorunlarına çözüm arıyor. Bakanlık ise kendilerine başvuran vatandaşı bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Piyasa fiyatı üzerinden alım yapan komisyonculara vadeli mal satmamaları gerektiğine dikkat çekiyor.

Balıkesir, Manisa, Bursa ve Aydın gibi şehirlerde son dönemde sıklıkla vatandaşı dolandıranlar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise tarımsal destek alınması için naylon fatura satışı gerçekleştiriyor.

Konunun çözümü için Başbakanlık’ın kapısının çalındığını aktaran Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, “Sektörde hayvan alım satımı yapan ve ‘celep’ olarak isimlendirilen bu kişilere bir çekidüzen verilmeli. En azından celeplik yapan kişilere bir kimlik belgesi verilmesi lazım.

Bu belgeyi ticaret ve sanayi odaları verebilir. Önüne gelen bu işi yaptığı için vatandaşın dolandırılması da sıklıkla karşılaşan bir durum halini aldı.” diye konuştu. Özellikle hububat alım satımlarındaki naylon fatura yolsuzluklarının son dönemde arttığına dikkat çeken aynı yetkili, Maliye Bakanlığı’nın sahte fatura konusunda adım atması gerektiğini kaydetti.

Çin’in mistik ejderhası 7 bin metreye daldı

Haziran 26th, 2012

Ulusal basındaki haberlere göre, Çin’in okyanusun derinliklerinde insanlı keşif kabiliyetine ulaştığı belirtildi.

Dünyada 90 civarındaki insanlı denizaltının sadece 12’si 1000 metreye dalış yapabiliyor ve birkaçı bu seviyenin altına inebiliyor.

Çin’den önce ABD, Japonya, Fransa ve Rusya 6 bin metreye dalabilmişti. Ciaolong’un geliştirilmesine 2002 yılında başlanmış ve 2009’daki ilk test dalışında bin metre seviyesine inilmişti.

Yetkililer, Ciaolong’un 5 yıl içinde birkaç pilot bilimsel keşifte kullanılmasının planlandığını belirtiyor.

Çin’in derin denizlere dalma teknolojisinin açık bir kaynak olduğunu sık sık vurgulayan yetkililer, yabancı bilimadamlarının da Ciaolong denizaltısını araştırmalar için kullanılabileceğini kaydediyor.

Ciaolong’un baş tasarım yardımcısı Sui Veyçıng, Ciaolong’un 7 bin metreye dalışının kendilerini daha emin hale getirdiğini ve bir gün 11 bin metrede serbestçe seyir yapabileceklerini ifade etti.

AA

Macaristan: Türkiye ile tam dayanışma içindeyiz

Haziran 26th, 2012

Macaristan Dışişleri Bakanlığı, “Suriye hava savunmasının 22 Haziran 2012 tarihinde bir Türk askeri uçağını düşürmesini kabul edilemez olarak addetmekte ve mümkün olan en kararlı şekilde kınamaktadır” dedi.

Macaristan Dışişleri Bakanlığı’nca Türk askeri uçağının düşürülmesine ilişkin yapılan yazılı açıklama şöyle:
“Macaristan, Suriye hava savunmasının 22 Haziran 2012 tarihinde bir Türk askeri uçağını düşürmesini kabul edilemez olarak addetmekte ve mümkün olan en kararlı şekilde kınamaktadır ve tam dayanışma ile müttefiki Türkiye’nin yanında durmaktadır. Meydana gelen olay esaslı bir şekilde ivedilikle incelenmelidir. Macar Hükümeti, kaybolan pilotların yakınlarına acılarını paylaştığını ifade eder.” (ANKA)

 

Haziran 26th, 2012

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kandil’in tepesine Türk bayrağı dikilmeden terörün sonlanması mümkün değildir. Bu tarihi görev AK Parti hükümetinin omuzlarındadır.” ifadelerini kullandı.

Partisinin Meclis Grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türkiye’nin güvenliği dirliği ve birliği alarm zilleri çaldığını ifade etti. Türkiye’nin iyi yönetilememenin sıkıntısını yaşadığını dile getiren Bahçeli, bölücü terörün vahşi eylemleri ve gelen şehit haberlerinin yürekleri dağladığını vurguladı.

“Anadolu’da barışa katkı vermediğimizi söyleyenler iyi bilsin ki, MHP Türkiye’nin bölünmesini sağlayacak hiç bir masaya oturmayacak ve yanından bile geçmeyecektir. Bizi masaya gelmemekle itham edenler, 2003’ten buyana toprağa düşen 1023 şehidin hesabını vermelidir.” diyen Bahçeli, “Sorarım sizlere, biz daha fazla şehit gelmesi için mi masaya oturacağız? Türkiye’nin ikiye ayrılması için mi masaya oturacağız? Kürt kardeşlerimizi ayıranlarla elbette masaya oturmayacağız. Terör faaliyeti bölücülüğün sadece bir unsuru olup, insan kıyım makinesidir. Bölücü terörü koruyan kendi edepleri doğrultusunda koruyan uluslararası kuruluşlar herkes tarafından bilinmektedir. Adresleri belli ve ortada. Kuzey Irak’taki peşmerge reisi bir fitne olarak ortadadır. Erdoğan terörünü çözümü konusunda peşmerge reisine bakmakta. Her şeyden önce peşmerge ve onun gibi düşünen terör zebanileri bilmelidir ki aramızda başka bir milletin olması kesinlikle söz konusu değildir. Kandil’in görevlendirilmiş muhafızı, Türk milletine kefen biçenlere makas bilemektedir. Kandil’in tepesine Türk bayrağı dikilmeden terörün sonlanması mümkün değildir. Bu tarihi görev AK Parti hükümetinin omuzlarındadır. Bunun için Türk milleti kimseden izin alacak değildir. Kim ki yüreğimizi yakmaya cüret ediyorsa, bunları imha etmek Türk milletinin onur meselesidir.” diye konuştu.

CHP bölge toplantısı Tokat’ta yapılacak

Haziran 26th, 2012

CHP Tokat İl Başkanlığı ev sahipliğinde CHP Yozgat İl Başkanı Onur Kaytan, CHP Amasya İl Başkanı Hüseyin Duran, CHP Sivas İl Başkanı Karasu organizesinde bölge toplantısı parti binasında 27 Haziran 2012 tarihinde yapılacak. Toplantıya Malatya, Kayseri, Erzincan, Erzurum, Çorum, Kırıkkale, Ordu, Samsun, Sinop, Karabük, Kastamonu ve Gümüşhane il başkanları katılacak.

CHP Tokat İl Başkanı Duran Kum, bölge toplantını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultay öncesinde destek vermek amacıyla düzenlediklerini kaydetti.

Rusya’dan NATO’ya Suriye için uyarı

Haziran 26th, 2012

Rusya Disisleri Bakan Yardımcısı Aleksandır Gruşko, NATO’nun Suriye konusundaki gerginliği daha da artıracak ve 16 aydır devam eden krizin çözümü için harcanan uluslararası çabanın altını dinamitleyecek bir adım atmamasını umut ettiklerini söyledi.

Uluç: Platini FB’yi çağırdı, kendini kurtardı

Haziran 26th, 2012

O kendini kurtardı. Kimse Fenerbahçe ‘Suçlu’ ya da ‘Suçsuz’ demesin Türk mahkemelerinin ve UEFA Disiplin Kurulu’nun kararı çok önemli.

UEFA’dan Fenerbahçe’nin Avrupa kupalarına katılabileceğine dair karar çıktı. Bu müjdeli karar sizin için sürpriz oldu mu? Bundan sonra disiplin kurullarından aksi bir karar çıkması ihtimali var mı, yoksa Fenerbahçe’nin önü tamamen açık mı?

1- UEFA’dan müjdeli karar gelmedi.

2- UEFA’dan tam da beklenen karar geldi, beklenmeyen karar değildi. Michel Platini, tam bir ucuz politikacı! Kendi paçasını kurtaracak bir karar vermesi bekleniyordu, o kararı açıkladı. Nedir o kararlar? Türkiye Futbol Federasyonu F.Bahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne katılacak takım olarak bildirdi. “Şu anda bizim elimizde Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılmasını engelleyecek herhangi bir hukuki belge, bilgi, karar olmadığı için biz de Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu kararını onaylıyoruz.”

KENDİNİ ‘TEMİZ’E ÇIKARDI

 Platini’nin işi bitti! Bundan sonra olup biteceklerle Platini’nin hiçbir alakası yok. Yani, noktadan sonra diyor ki bir parantez ‘Disiplin Kurulu’nun alacağı karar saklı kalmak üzere.’Yani Platini diyor ki ‘Ey Türkiye vatandaşları, özellikle Fenerbahçeliler! Bundan sonra Disiplin Kurulu Fenerbahçe’nin cezalandırılmasına karar verirse benim alakam yok. Bak ben temize çıkardım. Ama bunlar böyle yaptılar. Ben ne yapayım!’ Ya da Avrupa’da kıyamet koparsa siz İtalyanlar’ın, İsviçreliler’in, Lüksemburglular’ın falanların filanların canına okurken; başkanı hapiste olan Fenerbahçe’ye nasıl ceza vermezsiniz ‘Ben dedim disiplin kurulu verecek cezayı. Ee onlar beraat ettirdi. Ben ne yapayım?’ Bu çok ucuz, çok basit bir politikacı. Ama Platini başından beri öyle oynuyor. Fenerbahçe’nin geçen sene aldığı cezanın altındaki beyin de Platini. Ama Platini dedi ki Türkiye Futbol Federasyonu’na ‘Sen Fenerbahçe’yi gönderme ya da Fenerbahçe’nin kendisi gelmesin. Yoksa ben verirsem bu cezayı hem çok ağır veririm (3 sene – 5 sene veririm) hem de Türkiye de ceza veririm’ dedi ve bu tehdit üzerine Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden çekmek zorunda kaldı. Fenerbahçe yönetimi de ‘Biz çekilmiyoruz’ diye açıklama yapınca Türkiye’yi beladan kurtarmak için Mehmet Ali Aydınlar o kararı aldı. Şimdi de Mehmet Ali Aydınlar’ı yerin dibine batırıyorlar, Platini orada şeref tribününde Avrupa Şampiyonası seyrediyor. Bu tamamen Platini tarafından tezgahlanmış bir aldatmaca karardır. Neyin ne olduğunu iki şey ortaya çıkaracak.

NE OLACAĞI İKİ ŞEYE BAĞLI

 1- Türk mahkemelerinin kararı: Oradan bir mahkumiyet kararı çıkarsa UEFA’nın zaten cezasız bırakmaması söz konusu olamaz. Platini de kurtaramaz.

2- UEFA Disiplin Kurulu’nun kararı. Onlar sonuçlanmadan hiç kimse kendi kendine gelin güvey olmasın. ‘Hiç kimse Fenerbahçe suçludur ya da suçsuzdur’ demesin. 2Platini’nin aldığı bu karar acaba Türk mahkemelerini etkiler mi? Aziz Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu için bir umut ışığı olmuş olabilir mi? Ben bugüne kadar Türk mahkemelerini etkileyen bir güç olduğunu görmedim. En basiti, görülmekte olan Ergenekon, Balyoz, Oda TV falan filan davalarında Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı, bütün Türk medyası, hem muhalif hem iktidar yanlısı medya bu tutuklama sürelerinin çok uzun olduğundan şikayet ederken.

 DİSİPLİNİN KARARI ÇOK ÖNEMLİ

Başka güç var mı? Cumhurbaşkanı öyle diyor, Başbakan öyle diyor, Başbakan yardımcıları öyle diyor, Adalet Bakanı öyle diyor, bütün muhalefet öyle diyor. Buna rağmen mahkeme durmadan tutukluluğun devamına kararları veriyor. Demek ki bu mahkemeleri etkileyen bir şey yok! UEFA’nın hele böyle bir düzmece olduğu açık seçik kararıyla Türk mahkemelerinin etkilenmesi söz konusu değil. Her şey Disiplin Kurulu’na bağlı. Bundan bu sonucu mu çıkarmamız lazım. Her şey olabilir. Bu Fenerbahçe’yi kurtaran bir karar değil. Bu Platini’yi kurtaran bir karar sadece.

(fotomaç)

 

Samsun’un simidi tescillendi

Haziran 26th, 2012

Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO)’nın Samsun simidine coğrafi işaret alınması için yaptığı başvuru Türk Patent Enstitüsü tarafından kabul edildi. Geleneksel anlamda birçok ürüne sahip Samsun’da en başta akla gelenlerden biri de çıtır çıtır, bol susamıyla nam salan simittir. TSO, tadı hiçbir yerdeki kadar güzel olmayan Samsun simidine coğrafi işaret almak için geçtiğimiz Mart ayında Türk Patent Enstitüsü’ne başvuruda bulunmuştu. Türk Patent Enstitüsü, Samsun’a özgü olan simit için yapılan başvuruyu değerlendirdikten sonra kabul etti.

Konu ile ilgili açıklamada bulunan TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun simidini diğer yerlerde yapılan simitlerden ayıran bazı özellikleri olduğunu, bu sebeple patent başvurusu yaptıklarını söyledi. Başta hamurunun yarı sert, mayasının olabildiğince az, pekmez olarak genellikle dut pekmezinin ve üretimde bol susam kullanılmasının Samsun simidini diğer yerlerde yapılan simitlerden ayırdığını hatırlatan Murzioğlu, “Samsun dışında aynı şekil, tat ve lezzette bulabilmek zordur ve hatta hemen hemen hiç yoktur. Bu açıdan Samsun’un simidi, sadece ilimize özgüdür. Geçtiğimiz hafta sonunda Antalya’da bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ‘Hediyelik Yöresel ve Geleneksel Ürünleri Fuarı’nda standımızda yer alan simidimiz büyük ilgi gördü. Simidimizin tadına bakanlar, diğerlerinden farkını hemen anladı. Biz de Samsun TSO olarak her yerde yapılan ama tadı başka yerde bizimki kadar iyi olmayan simidimize sahip çıkarak, coğrafi işaret almak için Türk Patent Enstitüsü’ne başvuruda bulunduk.” dedi.

Ürünlerde coğrafi işaretin önemine vurgu yapan Başkan Salih Zeki Murzioğlu, şunları söyledi:

“Coğrafi işaretler, belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünü tanımlayan ya da kalitesi, ünü veya diğer karakteristik özellikleri itibari ile coğrafi kaynağına atfedilebilen bir bölgeyi işaret eden ‘Sınai Mülkiyet’ hakkıdır. Bu ürünlerin üzerinde o yörenin adının kullanılması, tüketiciler tarafından o ürünün benzerlerinden farklı özelliklere sahip olduğu şeklinde algılanabilir. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri o yörenin adına duydukları güvenle, aynı türdeki diğer ürünlere tercih edebilirler. Bu da bölgesel ekonomideki hareketliliği, istihdamı, ihracat ve rekabeti geliştirmektedir. Bu oluşum birinci derecede bölgemizin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamak gayesi olan odamızın da öncelikli görevleri arasındadır. Samsun simidiyle ilgili yaptığımız başvuru Türk Patent Enstitüsü tarafından kabul edildi. İnşallah en kısa zamanda simidimize coğrafi işaret alarak tescil ettireceğiz. Oda olarak bize özgü diğer ürünlere de coğrafi işaret almak için çalışmalarımız sürüyor.”

CHP’li Aksünger’in acı günü

Haziran 26th, 2012

Geçen pazartesi günü Tekirdağ’da fenalaşarak yoğun bakıma kaldırılan Aksünger, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yoğun bakımda kalbi duran ve makineyle tekrar çalıştırılan Aksünger’in kalbi, ikinciyi kaldıramadı. Erzincan doğumlu olan 72 yaşındaki Ali Aksünger, uzun süredir kalp yetmezliği tedavisi görüyordu. Aksünger, İstanbul Bağcılar Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından, doğduğu yer olan Erzincan Çayırlı Yukarıkavaklı köyünde toprağa verildi.

Cenaze törenine CHP’li örgüt başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, STK yöneticileri ve diğer partililer katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Erdal Aksünger’e telefonla taziyelerini bildirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Osman Faruk Loğoğlu, Çiğli Belediye Başkanı Metin Solak ve Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı ise cenaze töreninde hazır bulundu.

Kahramanmaraş’ta 2 imza birden

Haziran 26th, 2012

Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, düzenlenen imza töreninde yaptığı konuşmada, hedefi olan bir takım oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, yeni sezona iddialı gireceklerini ifade etti.

Transfer çalışmalarının teknik ve idari sorumlular tarafından ciddi bir şekilde sürdürüldüğünü anlatan Poyraz, ”Yapılan titiz çalışmalar sonucunda, gerçekten takıma yararlı olacağına inandığınız iki ismi kadromuza dahil ettik. İnşallah 5 Eylül’e kadar transferlerimizi tamamlamış olacağız. Hedeflerimizi koymuş ve yola çıkmış bir takımız. Başarı için yapılması gereken her şeyi yapmaya hazırız. Güçlü bir takım oluşturmak için yeni isimlerimizi kadromuza dahil edeceğiz, bu konuda daha zamanımız var” diye konuştu.

Poyraz, hedeflerinin bir üst lige çıkmak olduğunu ve şehirle bütünleşerek bu amaca ulaşacaklarına inandığını da sözlerine ekledi.

Konuşmaların ardından Denizli Belediyespor’dan transfer edilen Ali Can Çelik ve Kahramanmaraş Belediyespor altyapısından Bünyamin Kılıç’la birer yıllık sözleşme imzalandı. İmzayı atan futbolcular da başarılı olmak için Kahramanmaraş Belediyespor’a geldiklerini kaydetti.

İmza töreninde Kahramanmaraş Belediyespor sportif danışmanı Bünyamin Gezer de hazır bulundu.

Aziz Yıldırım’dan bütün tapeler yok iddiası

Haziran 26th, 2012

YILDIRIM: BÜTÜN TAPELER YOK

Duruşmaya verilen aradan sonra söz alan Aziz Yıldırım, “İddianameyi hazırlayan savcı bazı tapeleri hasır altı etmiş. Burada sadece Fenerbahçe yargılanmıyor. Bütün tapeler hasıraltı olmadan gelecekti” dedi. Bu sözlere mahkeme başkanı, ” Bütün tapeler var” diye yanıt vermesi üzerine Yıldırım ,”Bütün tapeler yok. Hayır” diye konuştu. Mahkeme Başkanı da “İddianameler uzun diyorsunuz sonra. Klasörde var tapeler. O savcı beyin takdiri” dedi. Yıldırım’ın çapraz sorgusu tamamlandı.

MÜTALAAYA KARŞI SAVUNMALAR BAŞLADI

Daha sonra savcılık makamının mütalaasına karşı savunmalara başlandı. Sami Dinç’in avukatı ‘Mahkemeye sunduğumuz yazılı savunmaları tekrar ediyoruz. Duruşma sırasında yaptığımız sözlü savunmamızı tekrar ediyoruz. Beraatimizi talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme öğle arası verdi.

(milliyet)

Hamit Altıntop’a Milan talip oldu

Haziran 26th, 2012

Teknik direktör Allegri’nin Hamit’e ilk 11 vaad ettiği bu yüzden de Hamit’in İtalyan devine sıcak baktığı bildirildi. Allegri, Hamit’in birçok mevkiide oynayabilmesinden dolayı oyuncuyu çok beğendiği de haberde yazıldı.
Carvalho konusunda ise, Nesta’nın ayrılması, Mexes’in form düşüklüğü, Brezilyalı yıldız Thiago Silva’nın ise satılıp satılmayacağının bir muamma olması sebebiyle kesin bir talep söz konusu. Mourinho’nun da, yaşı ilerleyen Portekizli defans oyuncusunun yerine alternatif aradığı bu yüzden de Milan’ın teklifini reddetmeyeceğid e haberde belirtildi.

(fanatik)

 

Umut Bulut imza için İstanbul’da

Haziran 26th, 2012

Umut Bulut, öğle saatlerinde Galatasaray Yöneticisi Abdurrahim Albayrak’ın ofisine geldi. Milli futbolcu, Albayrak’ın ofisinde transferindeki son şartları görüştükten sonra Sarı-Kırmızılılar’la sözleşme imzalayacak.

Galatasaray, geçtiğimiz günlerde Umut Bulut’un kiralık olarak transferi için Toulouse ile görüşmelere başlandığını borsaya bildirmişti. Galatasaray, bu sezonki ilk transferini Gaziantepspor’un Kamurenlu oyuncusu Dany’yi renklerine bağlayarak gerçekleştirmişti.

(milliyet)

Demiryolu üzerindeki köprü tamamlandı

Haziran 26th, 2012

Derince-Tütünçiftlik sahilindeki çalışmayla bölgeye canlılık katan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ilçe merkezinden sahile ulaşımı sağlamak için köprü yaptı. Sahil ve çevresinde yapılan çalışmalarla yeni bir imaja kavuşan kıyı şeridi dinlence alanı olarak hizmet verecek. Vatandaşlar sahile ulaşımı tren yolu üzerine yapılan yeni köprüden sağlayacak.

Tütünçiftlik minibüs durağının yanında başlatılan çalışmalar tamamlandı. Asfaltı dökülen köprünün korkulukları yapıldı. Köprü yürüyüş yolu ve elektrik aydınlatmaları ile yol çizgilerinin ardından hizmete girecek. 37 metre uzunluğundaki köprü iki koldan sahile ulaşımı sağlayacak. Köprü gidiş-gelişli olarak hizmet verecek.

29 adet öngermeli özel beton kirişin kullanıldığı araç köprüsünde 78 adet de fore kazık çakıldı. Yayaların da kullanacağı köprü elektrik direkleriyle aydınlatılacak. Köprüden sahil şeridine geçildiğinde doğu batı yönünde uzanacak yan yollarla istenilen yöne ulaşılabilecek.

Paris’te, AB zirvesi öncesi önemli toplantı

Haziran 26th, 2012

Fransız Maliye ve Ekonomi Bakanı Pierre Moscovici’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantıda, Almanya’dan Wolfgang Schauble, İtalya’dan Mario Monti, İspanya’dan Luis de Guindos ile AB’nin ekonomiden sorumlu temsilcisi Olli Rehn katılacak.

AB’nin bu dört önemli ülkesi, ekonomik büyümenin tekrar canlandırılabilmesi için 120 ile 130 milyar Avro tutarında bir kaynağın seferber edilmesini istiyor.

Avro bölgesi borç krizinin öncelikle ele alınacağı AB Brüksel zirvesi öncesi Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, çarşamba günü Paris’te bir araya gelecek.

Elysee Sarayı’ndaki çalışma yemeğinde iki lider, ekonomik büyümenin canlandırılması için yatırımların artırılması ve mali bütçe disiplininin sağlanması konusundaki görüş ayrılıklarını gidermeye çalışacak.

Hollande, göreve seçilir seçilmez 15 Mayısta Almanya’yı ziyaret ederek, Merkel ile ilk resmi görüşmesini gerçekleştirmişti.

Hollande, ekonomik büyümenin canlandırılması için yatırımların artırılmasına öncelik verilmesini, Merkel ise kesinlikle mali bütçe disiplinini sağlamak için harcamaların düşürülmesi gerektiğine inanıyor.

Polis Akademisi’ndeki sınav Meclis’te

Haziran 26th, 2012

CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu, TBMM Başkanlığı’na, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

“Polis Akademisi’nde sınavlar tamamlandıktan sonra yapılan ‘değerlendirme yöntemi değişikliği’ ile not ortalaması 100 üzerinden 20 hatta 18 olan öğrencilerin dahi sınıf geçirildiği basına yansımıştır” diyen Kesimoğlu, şu soruları yöneltti:

“Sınavlarından geçer not alamadığı ve ‘başarısız’ sayıldığı halde ‘bağıl değerlendirme yönergesi değişikliği’ ile başarılı sayılan tam olarak kaç öğrenci bulunmaktadır? Yönerge değişikliği kimin talimatıyla kim tarafından yapılmıştır?

Söz konusu yönerge değişikliğinin birkaç öğrencinin sınıfı geçebilmesini sağlayabilmek adına yapıldığı doğru mudur? Dönem sonunda yapılan bu yönerge değişikliği ile ne amaçlanmaktadır? Konuyla ilgili bir işlem başlatılmış mıdır?

Hem öğretim üyelerinin hem de çalışarak başarılı olan öğrencilerin tepkisine neden olan bu durumun düzeltilmesi için girişimde bulunulması, gerekli düzenlemelerin yapılarak hatanın düzeltilmesi düşünülmekte midir? Bu doğrultuda alınmış bir önlem bulunmakta mıdır?” (ANKA)

 

Tanrıkulu, Polis Akademisi’ndeki sınavı sordu

Haziran 26th, 2012

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Başkanlığı’na, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Tanrıkulu, şu soruları yöneltti:

“Polis Akademisi’ndeki sınavlar tamamlandıktan ve sonuçlar belli olduktan sonra ‘değerlendirme yöntemi değişikliği’ hangi maksat ve yasal dayanakla gerçekleştirilmiştir?

Bu düzenlemeden sonra kaç öğrenci sınıfı geçemeyeceği halde sınıfı geçirilmiş veya mezun edilmiştir? Öğrencilerin isimleri nelerdir ve mezun olanlar herhangi bir göreve atanmış mıdır? Atanmışlarsa, şu an nerede görev yapmaktadırlar?

Dersin hocasının geçirmediği öğrencilerin, değerlendirme yöntemi değişikliğiyle dersten geçmiş kabul edilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı var mıdır? Yoksa bu karar siyasi midir?

Skandala tepki gösteren öğretim üyelerinin değerlendirmelerini dikkate alacak mısınız? Bu konuda herhangi bir soruşturma başlattınız mı?

Öğretim üyelerinin tepkilerini dikkate almayacaksanız, Polis Akademisi’nde gerçekleştirilen sınavların ve hocaların değerlendirmelerinin hiçbir hükmünün kalmadığını kabul ediyor musunuz?

Kendi becerisiyle mezun olamadığı halde, böylesine bir uygulamayla mezun edilen öğrencilerin, vazifeleri başında dürüstlüğe, yasalara bağlılığa riayet etmesini bekliyor musunuz?”

(ANKA)

 

Navin Yanıt: Altınla döneceğim

Haziran 26th, 2012

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Nevin Yanıt, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yarın başlayacak Avrupa Şampiyonası’nda kendisinden beklentilerin fazla olduğunu belirterek, ”Avrupa Şampiyonası’na son şampiyon olarak gidiyorum. Sorumluluğum arttı. Bana inanan insanlar var. Ben de kendime inanıyorum. İnandıktan sonra başarabilirim. Yine altın ile döneceğim” dedi.  Üzerinde baskı hissetmediğini, asıl hedefinin Londra Olimpiyatları olduğunu vurgulayan Nevin Yanıt, şöyle devam etti:  ”Helsinki’ye gidip yarışacağım, olur veya olmaz. Kaybedecek bir şeyim yok. Ben yine altın madalyalıyım. Tarih her zaman şampiyonları yazar. Önemli olan Londra Olimpiyatları, oraya konsantre olmuş durumdayım. Avrupa Şampiyonası da benim için ara hedef. Olursa mutlu olacağım. Olmazsa da üzülmeyeceğim. Çünkü önümde Londra Olimpiyatları gibi büyük bir hedefim var. Ancak Helsinki’den altın ile döneceğime inanıyorum.”    –

”Olimpiyat’ta ilk hedefim final koşmak”-  

 2008 yılında Pekin Olimpiyatları’nda sprint branşında yarı final koşan ilk Türk kadın atlet olduğunu anlatan Nevin, ”Şimdi Londra’da ilk hedefim final koşmak. Finale kaldıktan sonra zaten bir şeyler geleceğini biliyorum. Çünkü finalin atmosferi çok farklı olur” dedi.  Nevin Yanıt, Londra’da her zaman yarıştığı rakiplerle mücadele edeceğini vurgulayarak, ”Olimpiyatlara herkesin çok iyi hazırlandığını biliyorum. Ben de buna göre hazırlanıyorum. Orada 12.59’luk derece olabilir. Ben kendime inanıyorum” ifadelerini kullandı.    

-Nuri Şahin’in desteği-  

 Nevin, Real Madrid’de forma giyen milli futbolcu Nuri Şahin’in kendisine destek vermek için antrenman yaptığı futbol topunun üzerine ”12.59” yazıp, fotoğrafını twitter’da paylaşmasının kendisini çok mutlu ettiğini söyledi.  Nuri’nin çok önemli bir futbolcu olduğunu belirten Nevin Yanıt, ”Duyduğumda çok mutlu oldum. Onun beni anlayıp, destek vermesi sevindirici bir olay” dedi.    

-Madalya Aziz Başkan’a-    

Fenerbahçe Kulübü’nün sporcusu olan Nevin Yanıt, kazanacağı madalyayı tutuklu bulunan sarı-lacivertli kulübün başkanı Aziz Yıldırım’a götüreceğini söyledi.  Aziz Yıldırım’ın kendilerini her zaman desteklediğini dile getiren Nevin, ”Madalya aldıktan sonra kendisini ziyaret etmeyi çok istiyorum. Londra’dan döndükten sonra yanına gideceğim” diyerek sözlerini tamamladı.  

 -Yüksel: ”Derece değil, şampiyonluk önemli”-    

Nevin’in antrenörü Cüneyt Yüksel ise Avrupa Şampiyonası’nda hedeflerinin madalya olduğunu, ancak saliselerin önemli olduğu atletizmde ”birinci olacağız” diye söz vermesinin yanlış olacağını söyledi.  Antrenör olarak bir derece hedefinin olmadığını vurgulayan Cüneyt Yüksel, ”2010’da Avrupa Şampiyonası’nda 12.63 ile şampiyon olduk. ‘Şampiyonluk mu derece mi?’ diye sorsanız, ‘şampiyonluk’ derim. 13.00 ile de şampiyon olsak benim için yeterli. Çünkü şampiyonluk tarihe geçer” ifadelerini kullandı.  

AA