Sabah Namazının 2. Rekatında Okunan Diğer Duaların Anlamı Nedir?

Namazın İkinci rekatlarında okunacak duaların anlamı

Besmele ,Fâtiha, ve bir sure okunur.

Okunuşu:

Bismillâhirrahmânirrahîm (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)

Elhamdü lillâhi Rabbil âlemîn. Errahmânirrahîm.Mâliki yevmiddîn. İyyâke na`büdü ve iyyâke nestaîn. İhdinessırâtal müstakîm. Sırâtallezîne en`amte aleyhim ğayril mağdûbi aleyhim veleddâllîn.

Anlamı:

Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, Rahmandır ve Rahîmdir. Ceza gününün malikidir. (Rabbimiz) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.

Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; (KUREYŞ SURESİ))okunur.

Li iylafi kurayş İylafihim rıhleteş şitai ves sayf Felya’büdu rabbe hazelbeyt Ellezı at’amehüm min cuıv ve amenehüm min havf

ANLAMI

Kureyş’e imkan sağlandığı için, kışın ve yazın yolculuk etme imkanı sağlandığı için,
hiç olmazsa onun için,bu Beyt’in (Kabe’nin) Rabbine kulluk etsinler! Ki kendilerini açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.

Rukuda 3 kere “sübhane rabbiyel-azim” denilir.

(Sübhane Rabbiye’l-Azîm) Azim olan Rabb’imi yaratılmışlara ait bütün eksikliklerden tenzih ederek O’nu güzel isim ve sıfatlarıyla tesbih ederim

Rükudan kalkışta: “Semi Allahulimen hamideh” dedir.
(Semiallahülimen hamideh) Allah (c.C.) kendisine hamdedenin hamdini(işitir)kabul buyurur.

Dik dururken, “Rabbena lekel hamd” diyorsun veya daha uzun şekli ile; “Rabbena lekel hamdu kemâ yenbagıy licelâli vechike ve liazıymi sultanik.”
diyorsun…Ki Allah Rasûlü çoklukla böyle söylerdi.

ANLAMI:

(rebena lekel hamd) Ey Rabbimiz ezelden ebede, dil ile, kalb ile ve hal ile olmuş ve olacak tüm hamdüsena (gönülden isteyerek yapılan en güzel şekilde övmeler) senin Mukaddes zatına (Hâmid ve Mahmûd olan mukaddes zatına) mahsustur.

VEYA
(Allahümme rabbena ve lekelhamd) Ey Rabbimiz ezelden ebede, dil ile, kalb ile ve hal ile olmuş ve olacak tüm hamdüsena (gönülden isteyerek yapılan en güzel şekilde övmeler) senin Mukaddes zatına (Hâmid ve Mahmûd olan mukaddes zatına) mahsustur.

Allahu Ekber(Allah en büyüktür) deyip secdeye vardığımızda 3 kere: “Sübhane Rabbiyel-a’la” denilir.

(Sübhane Rabbiyel’alâ) Kuvvet, beden, kudret, mal ve mülk bakımından herkesten üstün olan Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim (çok uzaklaştırırım).

Secde 2 defa tekrarlandıktan sonra”TEŞEHHÜD VE TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DUALAR” yani 2 secdeden sonra oturulduğunda okunacak dualar;

Ettehiyyatü

Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühüü esselâamü aleynâa ve alâa ıbâadillâhis salihıyn Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasüülüh.

Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah’a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selam ve Allah’ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah’ın sâlih kulları üzerine olsun. Ben şehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah’ın kulu ve Resûlüdür.
Okunduğu yerler: Namazların her oturuşunda okunur.

Allahumme Salli

Allahümme salli alâa Muhammediv ve alâa âali Muhammedin kemâa salleyte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd

Allah’ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim’e ve âline rahmet ettiğin gibi rahmet eyle


Allahumme Barik

Allahümme barik alâa Muhammedi ve alâa âali Muhammedin kemâa barekte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd

Allah’ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim’e ve âline mübarek kıldığın gibi mübarek kıl.

Okundukları yerler: Bütün namazların son oturuşlarında Ettehıyyâtü’den sonra. İkindi namazının sünneti ile yatsının ilk sünnetinin birinci oturuşunda Ettehıyyâtü’den sonra. Cenâze namazında ikinci tekbîrden sonra.

Rabbenâa Âatina

Rabbenâa âatina fiddünyâa hasenetev ve fil âahirati hasenetev ve kınâa azâabennâar

Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyi hal ver ve bizi o ateş azabından koru.

Rabbenâağfirlii

Rabbenağfirlii ve livâa lideyye ve lil mü’miniyne yevme yekuumül hisâab

Ey Rabbimiz, hesab günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamı ve müninleri de mağfiret et.

Okundukları yerler: Namazlardaki oturuşlarda Allahümme salli ve Allahümme Bârik’ten sonra,

En son;
önce sağ omuza sonra sağ omuza bakılarak selam verilirken okunacak olan;
(Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah) Allahın selamı ve rahmeti üzerinize olsun

Kamet Türkçe Anlamı

Kamet Türkçe Manası,

Kamet Nedir? Türkçe Anlamı,

KÂMET:
Kalkmak, ayakta durmak; farz namazlardan önce okunması sünnet olan ve ezana benzeyen sözler.
Erkeklerin, farz namazlardan önce kâmet okumaları sünnet-i müekkededir (kuvvetli sünnettir). (Halebî)

Ezan ve ikâmeti işiten kimse müezzin ile berâber okur. (İbn-i Âbidîn)

Kâmet de ezan gibidir. Yalnız kâmette kelimelerin aralarında fâsıla verilmez. Bir de Hayye alel felâhtan sonra iki kerre “Kadkâmet-is-salah” söylenir. (İbn-i Âbidîn)

Allahu Ekber
Allah en büyüktür

Eşhedü enla ilahe illallah
Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim

Eşhedü enne Muhammeden resulullah
Hz Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahidlik ederim

Hayya ale’salah
Haydi namaza

Hayya alel-felah
Haydi felaha (kurtuluş, esenlik )

Kad kametis selah
Namaz başladı*

Allahu Ekber
Allah en büyüktür

La ilahe illallah
Allah’tan başka ilah yoktur

Zemzem İçerken Okunacak Duâ

Zemzem İçerken Okunacak Duâ Nedir,

Zemzem İçerken Hangi Dua Okunur,

Dua :Allahümme inni es’elüke ılmen nefian ve rizgan vesian ve şifeen min külli dein vesegamin

Anlamı : Allahım! Senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü dert ve hastalığa karşı şifa niyaz ediyorum

Almanca Sözler

Almanca Sözler

Lasst du mich in Ruhe!!
Anlamı = Beni rahat bırak

Wo finde ich Leute zum sprechen?
Anlamı = Sohbet edicek insani nerde bulabilirim?

Hält deine Mund!!
Anlamı = Kapa çeneni

Ich kenne keinen außer dich
Anlamı = Senden baskasini tanima

Die Männar sind Lügner
Anlamı = Erkekler sahtekârdır.

hübsche baby
Anlamı = güzel bebek

Ich bin Sexy und Klug aber du bist nicht
Anlamı = Ben sexy ve zekiyim,fakat sen değilsin!

Du hast mir sehr gefehlt
Anlamı = Senden hoşlandım, hoşuma gittin

ich bin glücklich weil mein freund liebt mich
Anlamı = mutluyum çünki erkek arkadaşım beni seviyo

Ich verstehe die Leute nicht
Anlamı = İnsanları anlayamıyorum

Ich glaube,wir sind Blöd
Anlamı = Bence insanlar manyak

Hast du jetzt vielleicht zeit?
Anlamı = Zamanın Var mı?

ich bin für den frieden
Anlamı = ben barış içinim

Ich bin nur noch zwei stunden in MSN
Anlamı = daha iki saat daha msndeyim

die leute sind es nicht wert
Anlamı = insanlara degmez

die leute halten ihr wort nich
Anlamı = insanlar sözünü tutmuyor

Bitte nicht stören
Anlamı = Rahatsız etmeyin

Ewige liebe
Anlamı = Ölümsüz sevgi-sonsuz sevgi

Verrüctes Weib
Anlamı = ( Deli Yada çılgın ) kız anlamında.

lass du mich in ruhe
Anlamı = sen beni rahat birak

halt dein mund
Anlamı = ceneni kapa

ish sàge nuR aufwiiedeRseheN
Anlamı = sadece görüsmek üzere diyorum

es isT dir egàl wàs mir nuN geschiie
Anlamı = bana ne oluyorsa seni ilgilindirmio!

nuR miT diR
Anlamı = sadece seninleeee

ohne dish
Anlamı = sensiz

meiiN eiiN & àLLes
Anlamı = herseyim

Facebook “masamın üstüne, koltuğun üstüne” iletilerinin anlamı nedir?

arkadaşlar sabah facebook açtım kız arkadaşlarımın status lerinde “masamın üstüne, koltuğun üzerine, sandalyenin üstüne” vb. iletiler vardı bunun anlamı nedir? Soruyorum cvp alamıyorum lütfen söylermisiniz bu facebook status çılgınlığı nedir?

Ben Mustafa Kemal’im

BEN MUSTAFA KEMAL’İM

Ben Mustafa Kemal’im,
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hala en hakiki mürşit değilse ilim,
Kurusun damağım dilim,
Özür dilerim,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer,
Pırangalı kalsın diyorsanız köleler,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Yetmediyse acısı şiddetin, savaşın,
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın,
Eğer varsa ödülü
Silahlanmayla yarışın,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Özlediyseniz fesi peçeyi,
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi,
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten,
Şifa buluyorsanız
Muskadan, üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Eşit olmasın diyorsanız
Kadınla erkek,
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek,
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız,

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

Fazla geldiyse size
Hürriyet, Cumhuriyet,
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın, sultanın,
Hala önemini anlamadıysanız
Millet olmanın,
Kul olun ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın.

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Süleyman Apaydın

İstiklal Marşının 10 Kıtasının Anlamı

İstiklal Marşımız Ve Anlamı
İstiklal Marşı’nın kıta-kıta anlamı
İstiklal Marşımızın Açıklamalı 10 kıtası

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Mehmet Akif Türk milletine cesaret, ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.

Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.

Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Şair “ben” diyor.(Ancak kast ettiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.

O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.

şivlilik nedir, şivlilik ne demek

Şivlilik kelime anlamı

Şivliliğin anlamı nedir

Pek çoğunuz belkide şivliliğin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Üç ayların başlangıcı olan Regaip Kandilinden bir gün önce çocuklar ellerinde fenerlerle akşam sokaklara çıkarlar ve kendilerince eğlenirler. Fener alayları yapılır, kız kaçıranlar, maytaplar, torpiller patlatılır. Büyüklerin kontrolünde ateşler yakılır ve eğlence tüm gece sürer.

Regaib Kandili günü ise çoluk çocuk herkes ellerinde poşetlerle sabahın ilk ışıklarını bekler ve sokaklarda başka bir şenlik başlar. Kapı kapı dolaşılır ve ŞİVLİLİKKKKKK diye bağırarak çikolata, goflet, sakız, şeker toplanır. Tabi zamanımızda çocuklarda uyanık topladıkları şekerlemelerde kalite arıyorlar 🙂 Çocukları mutlu etmek için gofletler yetmeyebiliyor aklınızda bulunsun. Bu gelenek Konya’ya has olarak söylensede farklı yörelerde farklı şekillerde şivlilik günü yapılmaktadır.

Nietzsche Nin Aşk Sözleri

Nietzsche Nin Aşk Sözleri

Tugbam sitesinde en güzel Nietzsche Nin Aşk Sözleri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Nietzsche Nin Aşk Sözleri
Nietzsche Nin Aşk Sözler
Aşk Sözleri Nietzsche
Nietzsche En Güzel Aşk Sözleri

  • Geleneğin emretmediği şeylerde ahlak yoktur; ve gelenek yaşamı ne denli az belirlerse, ahlaklılık çemberi de o denli küçülür.


Gelenek nedir? Bize yararlı olan şeyleri emrettiğinden
dolayı değil, bize emrettiğinden dolayı itaat ettiğimiz yüksek bir otoritedir.

Nedenselliğin anlamı arttığı ölçüde ahlaklılığın alanının kapsamı daralır: Çünkü insan gerekli etkileri kavrayıp, bütün rastlantılardan, ve buna ilişkin sonra olacaklardan ayırarak (post hoc ) düşünmeyi öğrenince, şimdiye değin törelerin temeli olarak kabul edilen birçok fantastik nedenselliği tahrip eder.


Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.

Yasayı öldürdüm, yasa beni, bir cesedin canlı birini korkuttuğu gibi korkutuyor:

  • O halde uygarlığı başlatan büyük önermeyi

vurgulayalım: Her gelenek geleneksizlikten daha iyidir.

Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; duruma göre polisin bizzat kendisi

Dünya var olduğundan bu yana, hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu

yapılmasına istekli görünmemiştir.

İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.

Pek çok yanlış ihtişamı yeryüzünden yeniden kaldırmamız gerekiyor, çünkü bu bizden hak talep eden her şeye karşı haksızlıktır! Bizi buna dünyayı olduğundan daha uyumsuz görmemek isteği mecbur ediyor!

Vahşet, insanoğlunun yaptığı en eski şenliklerdeki neşe kaynaklarından
biridir. Dolayısıyla tanrılara dehşet manzarası sunulunca onların da ferahladıkları ve neşelendikleri sanılır… ve böylece gönüllü acı çekmenin, insanın kendi seçtiği işkencenin iyi bir anlamı ve değeri olduğu düşüncesi yayılır dünyaya.


  • Son yeniliklerin gürültüsünden başka bir şey bulunmayan dünya tarihi denilen şeyin kendisinde, gerçekte bataklığı hareket ettirmek isteyen çok eski şehitlerin trajedilerinden daha önemli konu yoktur.Hiçbir şey, şu andaki gururumuzu oluşturan insan aklının veözgürlük duygusunun bir parçası kadar pahalıya mal olmamıştır.


Bütün çağların insanlarının neyin iyi, neyin kötü, neyin övgüye değer
ve neyin yergiye layık olduğunu bildiklerine inandıkları konusunda bilgeler doğru bir yargıda bulunmuşlardır. Ama, biz şimdi geçmişte herhangi bir zamandakinden daha iyi biliyoruz,görüşü, bilgelerin bir önyargısıdır.

Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az.


İnsan ırkının eğitimini bugüne kadar sanki gardiyanlar ile
cellatlar yönetmiş gibi görünüyor!

  • Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.


Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.

Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Anlamı

Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Anlamı

Tugbam sitesinde en güzel Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Anlamı sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Anlamı
Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Sözünün Anlamı,
Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır Açıklaması


Öğretmen Bir Mum Gibidir Kendisi Tükenirken Etrafını Aydınlatır

Cenab Şahabettin
“Öğretmen mum misâlidir. Etrafını aydınlatır ancak kendisi erir ve tükenir.” demiştir.

Başöğretmenimiz olan Atatürk’ümüz de milletini aydınlattı, sonunda eridi ve tükendi. Ancak unutmayalım ki tükenen sadece Ata’mızın naçiz vücuduydu. Etrafına saçtığı aydınlık, hâlâ önümüzdeki en kıymetli ve tek kılavuzumuzdur.

“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve bana karşı çıkanlar olabilir. Hatta bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki bu fikirler Hindistan’dan, Mısır’dan döner dolaşır, gene gelir, feyizli neticeleri kalplerimizi doldurur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk