Archive for the ‘Genel’ Category

2 Kıtalık Nazım Hikmet Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Nazım Hikmet Şiirleri

Nazım Hikmet Şiirleri 2 kıtalık

GÜZ

Günler gitgide kısalıyor,
yağmurlar başlamak üzre
Kapım ardına kadar açık bekledi seni
Niye böyle geç kaldın?

Soframda yeşil biber, tuz, ekmek
Testimde sana sakladığım şarabı
içtim yarıya kadar bir başıma
seni bekleyerek
Niye böyle geç kaldın?

CENAZE MERASİMİM

Bizim avludan mı kalkacak cenazem?
Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?
Asansöre sığmaz tabut,
merdivenler daracık

Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak,
belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu,
belki ıslak asfaltıyla yağmur
Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi


PENCERELER

Sabaha karşı mıydı bilmiyorum
yoksa akşamüstü müydü
belkide gece yarısı
bilmiyorum
girdi odama pencereler
perdeli perdesiz
ben basma perdeleri severim
ama tül perdeler de vardı
kara ustorlar da
ustorları çekip çekip bırakıyordum
bir daha inmez oldu kimisi
kimisi bir daha çıkamadı yukarı
ve camları kırık pencereler
elimi kestim
kimi camsızdı büsbütün
camsız pencereler içime dokunur
camsız gözlükler gibi

Pencereler
yağmur yağıyordu camlarınıza
kızıl saçları kederli uzun
ben alt dudağımda cıgaram
türkü söylüyordum içimden
yağmur sesini kendi sesimden çok severim

Pencereler

beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz
bir deniz mavi yüzük taşından
serçe parmağıma geçirdim usulcacık
üç kere öptüm ağlayarak
öpüp alnıma koydum üç kere

Pencereler
çıktım kırmızı velenseli yataktan
çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin
oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada
dışarda kar yağıyordu
ben kızamık çıkarıyordum

Pencereler

sabaha karşı mıydı bilmiyorum
belki de gece yarısı
bilmiyorum
odamın içindeydi yıldızlar
ve gece kelebekleri gibi
çırpınıyorlardı camlarınızda
ben onlara dokunmaktan çekinerek
açtım sizi pencereler
salıverdim yıldızları geceye
aydınlık sınırsız hür geceye
yapma ayların geçtiği geceye

kurtlar duruyor ayın altında
hasta aç kurtlar
kurtlar duruyor önünde pencerenin
kadife perdeleri kapasam da sımsıkı
ordadırlar bilirim
gözetliyorlar beni

Pencereler

düştüm bir pencereden
bir güzele bakarken
dünya halime güldü
güzel dönüp bakmadı
belki farkında değildi

Pencereler
pencereler
kırk evin penceresi odama girdi
ben oturdum birinin içine
sarkıttım ayaklarımı bulutlara
bahtiyarım
diyebilirdim belki

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Davet

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

ÇEKİLMEZ BİR ADAM

Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
Azgın bir hayvan döver gibi
O gün çalışıyorum
Sonra birde bakıyorsun ki
Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Yine her seferki gibi haksızım
Sebep yok olması da imkansız
Bu yaptığım iş ayıp rezalet
Fakat elimde değil
Seni kıskanıyorum

2 Kıtalık Orman İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

2 Kıtalık Orman İle İlgili Şiirler

Orman İle İlgili Şiirler 2 Kıtalık

Orman

Sen insansın, o ağaçtır,
Suya, ışığa, sevgiye
Bir insan kadar muhtaçtır;
Ağaçların şehri orman.

Onu ne yak, ne sök, ne kır.
Bir dal kopardığın zaman.
Gizli bir sesle hıçkır..
Her orman yurda bir ordu
Ormanı iyi koru…

Hüseyin KALABA

_________________________________

AĞACIM

Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.

Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.

Orhan Veli KANIK

____________________________________

AĞAÇ ve UYGARLIK

Yeter uyuduğun asırlar boyu,
Aç artık şu gözlerini haydi aç!
Yağıyorken bunca yağmur, bunca kar,
Ah! Şu yamaçlar hâlâ, niçin kıraç?

Kuşlar şarkı söyler hüzünden ırak,
Yeşile durduğu gün şu karşı yamaç.
Ölçü diyorsan; gökdeleni bırak,
Uygarlık timsali dikilen ağaç!

Mehmet EROL

___________________________________

alıntı

2 Kıtalık Rüya İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Rüya İle İlgili Şiirler

2 Kıtalık Rüya İle İlgili Şiirleri

BİR RÜYA

Bir rüyaydın bir gece ansızın gördüğüm
Bir rüya sözlerim gibi kördüğüm
Bir rüyaydın hiç yaşanmamış
Bir rüya adı henüz konmamış

Bir rüyaydın görülmeye değer
Bir rüya yalanmış meğer
Bir rüyaydın zamansız uyandığım
Bir rüya büyüsüne bulandığım

Bir rüya,ki sorma

Akşamın alaca karanlığında,
Acı bir rüya, bir rüya,ki sorma,
Yıldız tutmuşsun sımsıkı avcuna,
Ben kayıyorum meçhul uçuruma,

Gök kuşağı taç güzelim başına,
Ay düşmüş sım sıcacık kucağına,
Ben buz kesmişim tepeden tırnağa,
Acı bir rüya, bir rüya,ki sorma.

Bir bulut beni kollar,katran kara,
Yıldırımlar çakar ardı ardına,
Adın kazdığım dilek ağacına,
Acı bir rüya, bir rüya,ki sorma.

Boşalan aşkımızın sokağında,
Bey zebaniler durmaz kol geziyor,
Cezalı çocuklar kulak çekiyor
Bin bir mahlukat yolumu kesiyor.
Acı bir rüya,bir rüya ki sorma.

Bir vahşet görüyorum, göz kapalı
Bir tılsım çözüyorum,sen yaralı
Zençirlere vuruldum beden tutsak,
Sabah nerde seher, gecikmiş şafak,
Acı bir rüya,bir rüya ki sorma.

Aslında bir gerçeği görüyorum,
Hep kıl payı ölümden dönüyorum,
Dehşeti ilmek ilmek diziyorum.
Acı bir rüya,bir rüya ki sorma.

Uyurgezer rüya gördü
Çıktı yol üstünde durdu
Tamah etti hayal kurdu
Sosyal Devlet rüya imiş

Mazotçu’da kuyu dipsiz
Meydan doldu ipli ipsiz
Ulusalcı tip’li tipsiz
Sosyal Devlet rüya imiş

Rüyalarıma Girmeyin Korkarım

rüya-1

Korkar yüreği yufka insan
Silahın ağzına sürdüğüm şiirden

rüya-2

Çok üşümüştüm
Seni düşündüm
Yüreğimi güneşin çarptı

rüya-3

Bir öpücük kondurmuştum baharda
Yanakların gelincik tarlası

rüya-4

Çığlığa dönüşürdü gülüşlerimiz
Cıvıldaşan resimlerde

rüya-5

Gülümsediğim yüzler
Aynalarda kalsın
Dağılmasın
Sır olsun

rüya-6

Dünya bir gülistandır sanmayın çevresi diken
Rüya gibi gelip geçer yaşama ben gülümserken

Barış Erdoğan Anamur

23 Nisan Şiirleri Uzun

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Uzun 23 Nisan Şiirleri
23 Nisan Uzun Şiirleri
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı Şiirleri Uzun

DÜNYA ÇOCUK BAYRAMI

Kiminin saçı siyah,
Kiminin saçı sarı…
Ankara’da buluştu,
Dünyanın çocukları.

Her Yirmi Üç Nisan’da
Tekrarlanır bu olay.
Buluşma nedenini,
Açıklamak çok kolay.

Bu kocaman dünyada
Ülke sayısı çoktur.
Oysa ki hiç birinin
Çocuk Bayramı yoktur.

Dünyanın çocukları
Yurdumuza koşuyor,
Her Yirmi Üç Nisan’da
Cıvıldaşıp coşuyor.

Türkiye konuklarla,
Kalpler sevgiyle dolsun.
Dünya Çocuk Bayramı
Herkese mutlu olsun!
Altan ÖZYÜREK

23 NİSAN GÜNÜ

Bayram yapar çocuklar,
23 Nisan günü
Büyük bir sevinç kaplar,
Bütün yurdun üstünü

Bin dokuz yüz yirmide
Duyuldu halkın sesi
Açıldı bu tarihte
Büyük Millet Meclisi

Bugün edildi ilan
Yeni bir Türk devleti
Bundan, 23 Nisan
Sevindirir milleti
İ. Hakkı SUNAT

BİZİM BAYRAMIMIZ

Bu gelen bizim bayram
Yükseldi bak ünümüz.
23 Nisan bizm
En şerefli günümüz!

Al bayrağı açalım,
Gel gidelim törene.
Bin teşekkür, bizlere
Bugünleri verene…

Bizim için harcanan
Boşa gitmez bu emek,
Çünkü her Türk çocuğu
23 Nisan demek…
İsmail Hakkı SUNAT

EGEMENLİK ULUSUNDUR

Egemenlik ulusun olduğu günden beri,
Her gün daha çok artan bir zevkle yaşıyoruz.
Biz seyredenlerin kamaşıyor gözleri,
Asırları yılların içinde aşıyoruz…

Artık maziye gömdük mesafeyi, zamanı;
Her geçen gün andırır bir 23 Nisanı.
Kalplerde inkılabın bilinçli heyecanı,
Mukaddes hedeflere hızla yaklaşıyoruz.

Yolumuzda ışıktır demokratik meş’ale,
Biz milletçe bağlıyız ulusal ülkülere.
Heybetli bir çığ gibi bütün ulus el ele.
Yeni bir medeniyet için uğraşıyoruz.

Bugün yirmi milyon Türk bir tek kalp, bir tek vücut;
Hepsinde aynı hamle, aynı güvenli umut.
Yuvalar şenlik dolu, gönüller ferah, mesut…
En kutlu bir hayatın zevkini taşıyoruz.
Halil Refet TANIŞIK

23 NİSAN

Bu ne duru sabah, ne temiz hava,
Geliyor her yandan Nisan kokusu.
Sevinçten deliye dönmüş her yuva,
Sarmış gönülleri vatan duygusu.

Gelincikler gibi al al bayraklar,
Evlerden sarkıyor, gökler de dolu.
Nabızlar pek hızlı, coşkun yürekler,
Sanki aslan bugün her Türk’ün oğlu!

Şu mini miniler tombul yanaklı,
Yerlerinde bile duramıyorlar.
Hepsinin elleri çifte bayraklı,
Gözlerinde şimşek şimşek sevgi var.

Yeniden oluyor her şey, yeniden,
Yanıyor Atatürk içimizde bak!
Atatürk, bu kara günü ak eden,
Atatürk; andımız, en kutlu sancak.

Eğlenin yavrular, gülün çocuklar.
Coşsun gönlünüzde Türklük duygusu.
Havanın bile bir coşkun hâli var,
Her yönden geliyor nisan kokusu.
Hasan Lâtif SARIYÜCE

23 NİSAN

Bugün bir başka aydınlık yeryüzü,
Bir başka ağaçların, evlerin yüzü.
Bugün çocuklar güzel.
Bugün sokaklar güzel…
Elimizden tutan her el
Daha sağlam
Daha mavi gökyüzü;
Bayraklar daha yakın.
Bakın: geçiyor yarının büyükleri;
Şarkılar tutuyor gökleri.
Adnan ARDAĞI

23 NİSAN

Dün sabah anneciğim
Öperek, dedi: Uyan
Bugün senin bayramın,

Kalk, bak süslendi her yan.
Baktım her taraf süslü,
Sokaklar dolu insan.

Dedim: Anne bu neden
Dedi: 23 Nisan.

Temel bayrammış, inan
Kutlu olsun kardeşim
Geldi 23 Nisan.
R. Gökalp ARKIN

23 NİSAN

Sanki her tarafta var bir düğün.
Çünkü, en şerefli en mutlu gün.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

İşte, bugün bir meclis kuruldu,
Sonra hemen padişah kovuldu.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

Bugün, Atatürk’ten bir armağan,
Yoksa, tutsak olurduk sen inan.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.
Saip EGÜZ

ATATÜRK ÇOCUK OLMUŞ

Çocuk Bayramı’nda
Gelmiş katılmış aramıza,
Atatürk çocuk olmuş bakın:
Sallanıyor salıncakta!

Gülüyor gözlerinin içi,
Gülüyor,
Gökler, denizler kadar mavi.
Diyor ki: “Çocuklar, ben verdim size
Bayramların en güzelini”.

“Dilerim, yurdumun çocukları,
Tüm çocukları dünyanın
Gülüp oynasınlar bugünkü gibi;
Acıda, sevinçte kardeş olsunlar…
Çınlasın yeryüzünde barış türküleri”.
Aziz SİVASLIOĞLU

ÇOCUK BAYRAMI

Arkadaşlar, sevinelim,
Hep gülelim, eğlenelim;
Sıkılmasın hiç canımız;
Çünkü bugün bayramımız…
Oyun, alay, dernek düğün,
Hepsi bizim işte bugün…
Çocuklara hor bakmayın;
İncitmeyin, esirgeyin…
Ana yurdun oğlu, kızı,
Umut veren şen yıldızı.
Yarınları parlatacak;
Şenlenecek her bir ocak…
Korunacak cumhuriyet,
Yükselecek bu memleket…
Ekrem ŞENOZAN

ÇOCUKLARIN DİLEĞİ

Çocuklar şarkı söylerken
Kanatlanır gökyüzüne
Melek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
Sarı saçlı, mavi gözlü
Bebek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
Bulut olur,
Gökkuşağı olur
Deniz olur.
Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Pırıl pırıl saydam kanatlı
Kelebek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Dillerinde, gözlerinde
Yüreklerinde yalnızca
Bir dilek olur.
Teşekkürler Atatürk
Teşekkürler Atatürk
M. Macit TAŞ

EGEMENLİK BAYRAMI

Egemen bir milletin,
Coştuğu bir gündür bu!
Yurduma hürriyetin,
Koştuğu bir gündür bu.

Başımızda Atatürk,
Ülkümüz yüce Türklük,
Milletimin en büyük,
Sevdiği bir gündür bu.

23 Nisan’ı veren,
Bugünleri gösteren,
Büyük Atam diyor ki:
“Türk, çalış, övün, güven!”
ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU

ÇOCUKLAR KARDEŞ OLDU MU…

Daha bir ballanır uyku
Çocuklar kardeş oldu mu
Barışır artık kurt kuzu
Çocuklar kardeş oldu mu.

Düşler denizine doğru
Mutluluk bir yelken açar
Her yürek bir altın pınar
Çocuklar kardeş oldu mu.

Daha bir ışıldar akarsu
Çocuklar kardeş oldu mu
Kucaklaşır batıyla doğu
Çocuklar kardeş oldu mu.

Ne açlık kalır ne korku
Korudaki fidanlar gibi
Sevip sevip birbirini
Çocuklar kardeş oldu mu.
TAHSİN SARAÇ

23 NİSAN SÖYLEDİ

Bu yurdun, bu devletin,
Yüce Cumhuriyetin
Sahibiyiz çocuklar.
Bunları koruyacak,

Bu ülkeye uyacak
Yine biziz çocuklar!
Yirmi Üç Nisanların
Zevki çok, fakat yarın

Güç işimiz çocuklar!
Bu göklerin, bu yerin,
Kutlu emanetlerin
Bekçisiyiz çocuklar!

Atalardan şan alan,
Böyle temiz kan alan
Yalnız biziz çocuklar!
Türk’üz, ne mutlu bize!

Bu bayram kutlu bize!
Eğleniriz çocuklar!
RAKIM ÇALAPALA

Sağlık haftasıyla ilgili şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sağlık haftası şiirleri
Sağlık haftası ile ilgili şiirler
Sağlıkla ilgili şiirler


7 – 13 Nisan Sağlık Haftası Şiirleri

SAĞLIK

Vücuduna iyi bak,
Aman dikkatli yaşa ,
Yeme, uyku, çalışma,
Bizi zorlar savaşa.

Hastalık denen düşman,
Pusudadır her zaman.
Zayıf düşersek eğer,
Bize saldırmak ister.

Zararlı yolu tutma,
Sağlığını unutma,
Fırsat verme düşmana,
Yaklaşamasın sana..

İ. Hakkı TALAS


SAĞLIK ÖĞÜDÜ

Seviyorsan canını,
Vücuduna iyi bak,
Kuvvetlendir kanını,
İstersen çok yaşamak .

Vakitli yat, erken kalk
Çok dikkat et zamana,
Ne güzeldir çalışmak,
Dinçlik verir insana.

Sen yaşarsan bu vatan,
Ancak yaşar, yükselir.
Bunu bil, böyle inan,
Varlık sağlıktan gelir…

Vehbi Cem AŞKUN

SAĞLAM ÇOCUK

Elim temiz, yüzüm temiz,
Saçım, başım, gözüm temiz.
Siz de olun benim gibi,
Sağlam olmak isterseniz .

Temiz olan sağlam olur,
Vücudunu iyi korur,
Benim gibi her mevsimde,
Hastalığa karşı durur.

Sağlık benim arkadaşım,
Yeni oldu tifo aşım,
Benden korkar hastalıklar,
Hastalıkla savaşırım…

İ. Hakkı TALAS

KALBİN SESİ

Kalbin bir gün sesini,
Organlar duyamamış.
Mideyi, böbrekleri,
Hemen bir telaş sarmış.

Komşu akciğerlere,
Bir haber uçurmuşlar.
Ciğerlerse beyinden
Nedenini sormuşlar.

Şöyle bir cevap gelmiş,
Beyinden ciğerlere :

“Düzensiz yaptığın iş,
Zarar vermekte kalbe.
Aldığın hep pis hava
Elbet kalbi yoracak.
Böyle devam edersen
Belki bir gün duracak!”

İ. Hakkı TALAS

VÜCUDUMUZ

Bir makinedir insan,
İşletir bunu beyin,
Beyincik başkanıdır,
Beş duyu denen şeyin.

El tutar, kol destekler
Bir kafestir göğsümüz.
Orada ciğerle kalp,
Çalışır gece gündüz.

Bir örtüdür etimiz,
Kemiğimiz çatıdır.
Ayaklarımız yolcu,
Gövdemizin atıdır…

Hüseyin KALABA

3 Kıtalık Anne Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Anneler günü Şiirleri 3 Kıtalık

Üç Kıtalık Anne Şiirleri

ANNE

Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.

İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.

Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.

ANNEM

Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.

Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.

Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

Anneciğim
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..

Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.

Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!

ANNEM

Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan

Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.

Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

İbrahim Şimşek

ANNE SEVGİSİ

Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana.

Sensin bana can veren,
Sensin bana kan veren.

Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.

Kulağıma ninniler,
Neler söyledin, neler.

Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana.

M.Necati ÖNGAY

Anam

Sen yoksun,martılar uçmuyor anam
Tek bir kul kapımı açmıyor anam
Yıllanmış şaraba döndü gözyaşım
Kimseler bir yudum içmiyor anam

Talihim olsaydı doğmazdım anam
Çorak gönüllerde solmazdım anam
Gözlerin zamansız kapanmasaydı
Böyle tek başıma kalmazdım anam

Kabrinde bırakıp gidemiyorum
Hoşça kal,elveda diyemiyorum
Bu nasıl ayrılık bilemiyorum
Ne olur yanına al canım anam

Tuncer Önal

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur..
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim.

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını.
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene.

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim.
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim.

ANACIĞIM
Dünyada apayrı yeri olan bir sevgi
Anne sevgisi.
Artık ben de bir anayım.
Anam seni dünden daha çok seviyorum!
Çocukluğumda dua ederdim Allah’a
Anam ölmesin diye.
Tanrım kabul etti dualarımı,
Göstermedi bana senin acını.
Bu yıl da geldi ‘Anneler Günü’
Ne alsam sana yetmez,
Senin hakkın ödenmez!
Sana duygularımdan bir demet.
Anneler günün kutlu olsun.
Ellerinden öptüm, canım anacığım!

Nuray Zaralı

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim

Hüseyin KALABA

Aldırmazlık İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aldırmazlıkla İlgili Şiirler

Aldırmazlık Şiirleri

Aldırma Şiiri
Olsun..
Bu sevdada böyle bitsin
Ölüm yok ya bunun ucunda
Üzülürmüşüm, ağlarmışım
Boş ver..
Ne çıkar ki benim ağlamamdan
Koca koca ağaçlar bile
Ağlamıyorlar mı dalı kırıldığında?
Olsun ..
Bu sevdada böyle bitsin
Kahırlanırmışım, kahrolurmuşum
Alkol duvarını aşarmışım
Boş ver..
Dikenli dalda gülüm
Aldırma…
Çek bir kalem
Bir lokmaydı yedik
Bir yudumdu içtik
Pekmezsiz kar helvası tadımında
Tatsız, tuzsuz bir şeydi
De geç…
Ne yapabilirim ki?
Kocaman bir hiç
Çünkü bilirim,
Ölsem öldüğümle kalacağım
Sevdiğimle kaldığım gibi…

Mehmet Tuncer

Aldırma gönül aldırma şiiri
parmaklarını kaldırıp
bayrağı sallamak olmasın ünün
toprağa bir fidanmı diktin,bir karışmı ekledin
sallama gönül sallama

mevcut olduğun kudret damarlarında
yediğin önünde yemediğin arkanda
bilmem ki hala elden ne beklersin
uyanma gönül uyanma

güneş doğudan doğar
battığı yeri sanma
ne doğusu kaldı cihanın ne batısı sana
kandırma gönül kandırma

ortalık sesiz saman üstte
suyu durgun mu,akmaz mı sanırsın
fırtana öncesi sessizlik bu hava
su uyur düşman uyumaz unutma
davranma gönül davranma

omuz omuza savaştık ta
şimdi bana gerimi satarsın,
alıştık nasılsa deyip kulakmı tıkarsın
bana dokunmayan yılan bin yılmı yaşasın
saklanma gönül saklanma

mirasınlamı övünürsün
bir mezar taşından başka
parsel parsel eğlenmiş,sayılı
bir avuç pamuk,bir metre kumaştan
geriye neyin kalır ki başka
bırakma gönül bırakma

her halk hakkettiği gibi yaşasada
üzgünüm,yaşta yanıyor kurunun yanında
benden alıp bana satmayasın
içimde kalmasın diye yazıyorum bende
inanma gönül inanma

iyi bir izleyici olmaktansa
kötü bir oyuncu olmayı seçtim
seçim benim cezamıda kendim çekerim
korkma gönül korkma
sen en iyisi bana
aldırma gönül aldırma

Orhan Yılmaz

ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah´a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma

Aldırma Reis

Sen içerdeyken ben
Sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim
O sevdiğimiz artistin
Sen içerdeyken ben
Vita kutularında çiçek yetiştirdim
Sokakta top oynadım çocuklarla
Ayakkabılarımı eskittim
Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
Annenin gönlüne su serptim
Aldırma dedim aldırma
Bir şarkı söyle, bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi
Sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun
Ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim
Sen annesin, aldırma

Sen içerdeyken ben
Kiramı ödedim, pijamalarımı giydim
Haber bültenlerini izledim
Gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben
Sigara içtim, öksürdüm
Otobüse bindim
Fotoğraflarımıza baktım
Acıyan yanlarımı körelttim
Deniz kıyısında yürüdüm
Manavdan soğan aldım
Yeni çıkan şarkıları dinledim
Kafeste beslediğimiz kuşu saldım
Islık çaldım
Sen içerdeyken ben
Hep uyandım, sayıkladım
Kanadım boyuna
Takvimler aldım
Her gün bir yaprağını kopardım
Deli ayrılığın

Sen içerdeyken ben
Gömleğimi ütüledim
Sobada elimi yaktım
Bir şiir yazdım
Bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
Hani o alnına kader değmiş
Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
Hani o erken vurulmuş
Gençliğimiz gibi dağıldım
Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Kapı kapattım, pencere açtım
Mutfakta oyalandım
Kanepede yattım
Hatta bir yolluk aldım odaya
Çok da kulak asmadım
Çok da koymadı bu bana
Alt tarafı içerdeydin
Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün
Bir yanımı
Yani adamlığımı
Yani gözlerimin ferini
Yani canımı
Alt tarafı şarkılar ölecekti
Alt tarafı kanayacaktı kalbim
İşte sensiz
İşte nefessiz
İşte kimsesiz bir sesti alt tarafı
Her tarafım

Yıldızlar yine oradaydı oysa
Yazdıklarım
Gözden kaçan o defter yapraklarında
Boşver 128
Hayat bir gemi
Yürüt onu göreyim seni
Boşver 128
Boşveriyor ya
Aldırma reis
Reis aldırmıyor ya

Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Vitrinlerin önünden geçtim
Minibüs duraklarında bekledim
Simitçilerle yarenlik ettim
Üstüme bir ceket aldım
El tezgahlarında kitaplara baktım
Sen içerdeyken ben
Hiç oturup ağlamadım
Hiç karartmadım umudu
Hiç bulandırmadım onuru
Öyle dimdik durdum ortada
İşte burada ulan işte burada
Böyle burada
Hiç yıkılmadan
Hiç utanmadan
Ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben
Gülen resmimi yaptırdım
Sokaktaki ressama
Her zaman yaptığım gibi
Buzdolabını ayağımla kapadım
Parkların banklarına adını kazıdım
Adını kazıdım duvarlara
Adını, adımın yanına yazdım
Hiç unutmadım, utanmadım
Korkmadım
Parmaklarımı şıklattım Fidayda’da
Hani vardı ya
Fidayda’da hanım kızım Fidayda
Gelip geçen her tren bağırtısında
Kalkıp aynaya baktım sonra

Sen içerdeyken ben
Perdeleri hiç kapatmadım
Hiç bakmadım arkama
Başını ellerinin arasına alan
Üç-beşinin arasında olmadım
Öyle bıraktığın gibi
Öyle yaşadığımız gibi yaşadım
Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne
Sen içerdeyken ben…

İbrahim Sadri

En Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Ayrılık Şiirleri


Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Ayrılık

Sessiz köşelerin arkadaşı ayrılık
Karanlık gecelerin sırdaşı ayrılık
Umutsuz kişilerin yoldaşı ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Anlamsız cümlelerin öznesi ayrılık
Zamansız bitişlerin gözdesi ayrılık
Oransız sevmelerin yüzdesi ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Zamansız ölüm kadar yakındır ayrılık
Hücum sözüyle kalbe akındır ayrılık
Kaşındıkça kanayan acındır ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Doğduğun gün yazılan kaderdir ayrılık
Nöbetini bekleyen askerdir ayrılık
En beterinden bile beterdir ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Muhterem Aslan

Ayrılık Ayrılık

Kaderin prangası değil mi ayrılık,
Gözünde ki o yaşlar zaten ayrılık,
Baharını kışa çevirir ayrılık ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık.

Gözlerinin dalıp gitmesidir ayrılık,
Yârin, selamı salıp gitmesi ayrılık,
Sıradağlarla yollar değilmi ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık.

Bacadan tüten, değilmidir ayrılık,
Gözünde tüten, değilmidir ayrılık,
Eriyip biten biten değil mi ayrılık,
Kaderin prangası değil mi ayrılık….

Yusuf Önder Bahçeci

Ayrılık iki sevgiliye

Ayrılık afet gönüllere
Ayrılık hasret gözlere
Ayrılık uzak diyarların nağmesi
Ayrılık sevgililere bir ceza
Ayrılık başa düşen ateş
Ayrılık bir fırtına limanda
Ayrılık çıkmaz sokaklar
Ayrılık ağlayan bir iç dünya
Ayrılık erezyon iki sevgiliye
Ayrılık muhabbete felaket
Ayrılık bir kılıç duygulara
Ayrılık bekleyiş iki sevgiliye
Ayrılık dinmeyen yara iki sevgiliye

Durdu mehmet güneş

AYRILIK

Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

Sevda üstüne türküler hayal etmek
Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane
Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık

Eline kalem alıp şairlere özenmek
Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

Mehmet Akif Çeçen

Ayrılık

Ayrılık Derdinin Dermanı Nedir
Uğrum sıra giden Boz Atlı Hızır
Ayrılık derdinin dermanı nedir
Şu iki aleme olmuşsun nazır
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Sığanmıştır ağca kolda bilekler
Hak katında kabul olsun dilekler
Arş yüzünde secde kılan melekler
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Küseyim de ben yarime küseyim
Siyah zülfün mah yüzüne asayım
Kerbela’da yatan İmam Hüseyin
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Hani şu dünyanın toprağı taşı
Akıttım gözümden kan ile yaşı
Urum illerimin Hacı Bektaş’ı
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Ak saya giyinmiş incedir beli
Ben pirimi gördüm tatlıdır dili
Tanrı’nın arslanı Hazret-i Ali
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Gıcılar da dağlar başı gıcılar
Çıkmaz oldu içerimden acılar
Arafat Dağı’ndan gelen hacılar
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Dünyayı sorarsan bir dipsiz anbar
Ali’nin yoldaşı Zülfikar Kanber
Kabe’yi yaptıran Halil Peygamber
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Deryanın yüzünde dönen üç gemi
Yiyelim içelim sürelim demi
Geminin sahibi ol Hızır Nebi
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Pir Sultan Abdal’ım içtim cür’adan
Okudum ağını bilmem karadan
Yeri göğü cüml’alemi Yaradan
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Pir Sultan Abdal

SENSİZLİK ÇOK ACI

Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana.

Ayrılık

Ayrılık kıskançlığın ta kendisidir
Ayrılık güvensizlikten kaynaklanır
Ayrılık savaşın en büyük göstergesidir
Ayrılık ölümdür, ölüme kucak açmaktır
Ayrılık gururdandır, onurdandır
Ayrılık sevimsizdir
Ayrılık göreslemektir
Ayrılık düşünmektir
Ayrılık yolculuktur
Ayrılık gitmektir
Ayrılık şaşkınlık yaratır
Ayrılık en değersiz unsurdur
Ayrılık kavgayla başlar
Ayrılık umuda kaçmaktır
Ayrılık dört duvar arasındadır
Ayrılık aykırılıktır
Ayrılık bedeninden kopmasıdır insanın
Ayrılık deniz milidir, insanın pusulasıdır
Ayrılık zamandır
Ayrılık üzülmektir
Ayrılık şımartılmıştır
Ayrılık iki ipin ucuna tutunamamasıdır
Ayrılık sevdadan başlar
Ayrılık bir ezgiden başlar
Ayrılık bir anlamda doğruluktur
Ayrılık yanlışa neden olur
Ayrılık bir öyküde, bir şiirde, bir kitapta başlar
Ayrılık dağların tomurcuklarındadır
Ayrılık çiçek açtırmaz
Ayrılık yitirmektir
Ayrılık gece olunca başlar
Ayrılık gündüzün konuşmalarıdır
Ayrılık tutuklu kelimelerin imgesidir
Ayrılık şairlerin başını yakar
Ayrılık edebi yolculuğa çıkarır insanı
Ayrılık kimsesizliktir
Ayrılık beyazdan kararır
Ayrılık mutluluğa yol açacağını düşünür
Ayrılık kendini kandırmasıdır insanın
Ayrılık yabancılaştırılmıştır
Ayrılık eser, estirir
Ayrılık çözümsüzlüğü bitirir
Ayrılık ihtiyaç duyarsın
Ayrılık değişimdir
Ayrılık insanın elini şaraba uzatır
Ayrılık gözetmeksizin…
Ayrılık ilktir
Ayrılık hiç düşünmediğin yerde karşına çıkar
Ayrılık pazarlıktır
Ayrılık öfkeden başlar
Ayrılık mektuptadır
Ayrılık cesarettir
Ayrılık yasalara karşı değildir, içindedir
Ayrılık kanundur
Ayrılık insanın insana verdiği cezadır
Ayrılık gözyaşıdır
Ayrılık gül değil, gülün dikenidir
Ayrılık inanmaktır
Ayrılık yalnızlaştırmaktır
Ayrılık inadınadır, inadına…
Ayrılık küfürdür, küfürden başlar
Ayrılık insanı hasta eder, ilaçlaştırır
Ayrılık kültablasının içine sığınmasıdır insanın
Ayrılık yazmaktır
Ayrılık bu şiir gibi saçmalıktır

Erdal eksert

Fanatiklik İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Fanatiklik İle İlgili Güzel Şiirler,

Fanatiklik Şiirleri,

Sevgi Fanatiklik İse

Sevgi fanatiklik ise ben fanatiğim,
Sarı lacivert rengi candan severim,
Hep şampiyon olmasıdır dileğim,
Bunun neresi saygısızlık söyle bileyim.

Takım sevgisini saygısızlığa yorma,
Kendinde olanı başkasında arama,
Çelişkili sözlerle kafa karıştırma,
Ne ekersen onu biçersin sakın unutma.

İnsan ortamını kendi yaratır,
Almadığını vermemekle insan mübahtır,
Haksız ithamda bulunma büyük günahtır,
Kim neyi bulursa bilki müstehaktır.

Ben almışım ilk dersimi,sevgi ve saygı,
Dobrayım açık yürekliyim etmem kaygı,
Biliyorum yazdığın şiir açık banaydı,
Arkadan atıp tutmak eminimki kolaydı..!

Hayrettin Orak

Türkiye Şiirleri 2 Kıta

Cuma, Haziran 22nd, 2012

2 Kıtalık Türkiye Şiirleri,
İki Kıtalık Türkiye Şiirleri,
Türkiye Şiirleri iki kıtalık

CAN TÜRKİYEM

Can Türkiyem güneş rengin açanda
Bahar koksun her bir yana saçanda
Sevenlerin gönül derdin açanda
Çok sevinem İstanbul’u görende
Toprağını öpüp yüzüm sürende

Can Türkiyem temiz Türkçe dilim var
Çok güvenir hiç darılmam dalım var
Sensiz bana ayrılık var ölüm var
Canım kurban bayrağa can verene
Çokça selam Türkiye’mi sevene

Sadun Köprülü


Türkiyem

Baharın gelsin Türkiyem,
Kışların ağlattı ömrümü,
Hüzünsüz değil bir günüm,
Arıyorum geçen her günümü.
Dertsiz olsun her yanın,
Sensin benim biricik Ülkem,

Gerekirse sana feda canım,
Yolun aydınlık olsun Türkiyem.
Sende doğduk sende ölürüz,
Bazen ne acı günler görürüz,
İine de seninle her gücümüz.
Ufkun kararmasın Türkiyem.

Mehmet Yılmaz

En Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

En Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Anlamlı Ayrılık Şiirleri

Dünyayı Gezdim Dolaştım

Dünyayı gezdim dolaştım
Ayrılık gibi dert olmaz
Tatlı canımdan usandım
Ayrılık gibi dert olmaz

Kaçan döndüm yâre baktım
Çözümden kanlı yaş döktüm
Gezdim her belayı çektim
Ayrılık gibi dert olmaz

Hilal kaşı keman değil
Zülfü ahir zaman değil
Be yarenler yalan değil
Ayrılık gibi dert olmaz

Kullar başına gelmesin
Kimse göz yaşın silmesin
Hak, düşmanıma vermesin
Ayrılık gibi dert olmaz

Bana inanmayan varsın
Aşık’ın yüreğin yarsın
Neler çektiğini görsün
Ayrılık gibi dert olmaz

Aşık Paşa

Ayrılık

Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

Sevda üstüne türküler hayal etmek
Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane
Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık

Eline kalem alıp şairlere özenmek
Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

Mehmet Akif Çeçen

Ayrılık

Gitmek, ayrılık demekmiş
Ayrılık, hazan
Hazan, yaprak dökümü
Yaprak dökümü, tükenmek
Tükenmek, yok olmakmış
Hiç olmak bir anlamda

Aşkı ayrılık beslermiş
Ayrılık uzadıkça
Aşk hiç bitmek bilmezmiş

Elveda Sevgilim

Sana gitme beni bırakma,
demiştim ya,
Artık gitmeni istiyorum,
Biliyorum beni hiç sevmediğin.

Bu yüzden gitmeni istiyorum,
Seni her ne kadar çok seversem seveyim.
Sen benim olmayacaksın,
Beni sevmeyeceksin.

Ben senden asla ümidimi kesmeyeceğim,
Seni hep beklicem ve seveceğim.
Sana sarılmayı, ilerde birgün karşılaşmayı dileyeceğim,
Elveda sevgilim.

Ayrıldık Değil mi

Efkar bastı gönlüme yine
Tat vermiyor bu hayat niye
Canıma işlemiş sevgin gönlüme
Söküp atamıyorum neden

Biliyorum olmayacak hayal benim kisi
Seviyorum desem ne kıymeti var ki
Unutamıyorum diye dert yansam önemlimi
Kendim ettim kendim buldum delilik benimkisi

Hasret çekmekle olmuyor güzelim
Seni rüyalarda görmek yetmiyor ki
Zaten mutluluk benim için bir hayaldi
Ayrıldık işde eller sevinsin değilmi?

Elveda

Elveda demenle yıkıldım o an
Hayal mi gerçek mi anlayamadım
Gözümün önündeydi o yüzün bir an
Ağlamak istedim de ağlayamadım

Şimdi beni istiyorsan neden geleyim
Kalbimi kırmana bir daha nasıl izin vereyim
Bakma öyle gözlerime sen beni kaybettin
Bir daha asla seni sevmeyeceğim

alıntı

Volkan Konak Şiirleri-Kuzeyin Oğlu Volkan Konak şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Volkan Konak Şiirleri-Volkan konak martı yüzlü-volkan konağın şiirleri,volkan konak konserlerinde okuduğu şiirler,volkan konak en güzel şiirleri,volkan konak resimli şiirleri

MARTI YÜZLÜ

Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli,
Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli

Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında
Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden

Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça
Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum
Ve bilmezdim
Annemin yaşantısındaki renkliliğin
Yalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu

Bilerek mi yanına almadın giderken
Başının yastıkta bıraktığı çukuru
Güveniyordum oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde
Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne

Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı
Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın
Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir
Limandaki deniz
Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden

Hiç bir bardakta dudak payı bırakmadınız bana
Bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı
İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine
Kendi başıma zor sığıyorum bugün
Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?

Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramı
Ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna

Büyüklerle ben yapamıyorum
Çocuklar da almıyor beni oyunlarına
Devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim
Açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen
Sen nasıl sevmezsin eşitliği
Yürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek için
Annen değilmiydi önünde diz çöken

Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp
Harçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım…

Sunay Akın

Nezaket İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Nezaket İle İlgili Güzel Şiirler,

En Güzel Nezaket Şiirleri,

Nezaket

Edeptir nezaket, irfanlı bakış,
Topluma saygılı hâldir nezaket,
Duruşu çiçektir, kelâmı nakış,
İnsanlığa giden yoldur nezaket.

Dalkavuk kimisi hoyratı över,
Kimisi isyankâr dizini döver,
Kimisi pervazsız küfürü sever,
Sükût-u altındır dildir nezaket.

Ne oğul bellidir ne de babası,
Rekabete girmiş haset çabası,
Kibarlık iflasta insan kabası,
Bunları terk eden kuldur nezaket.

Yıkmış nezaketsiz iman bendini,
Esir olmuş nefse över kendini,
Kabalık mesleği Şeytan son dini,
Onun için geçmez puldur nezaket.

Takvadır nezaket giyenler veli,
İmanın süsüdür bildim bileli,
Yetimdir nezaket, Nebi gideli,
Edepli hayâlı hâldir nezaket.

Ömer nezaketi eyledim beyan,
Nezaket yolumdur Allaha ayan,
Nezaket figanda yok mu bir duyan,
Cihanda en nazik güldür nezaket.

Ömer Ekinci Micingirt


Nezaket

Ah nezaket nezaket seni sevmek felaket
Nerden çıktın karşıma çakır gözlü nezaket

Nezaketli nezaket kaşın gözün bir afet
Bak ne hale getirdin çarptın beni nezaket

Ah vicdansız nezaket gel de beni mutlu et
Her yerine meftunum üzme beni nezaket

Bembeyazsın nezeket güneş çıktı dikkat et
Süte benzeyen tenin bozulmasın nezaket

Çok güzelsin nezaket her yerinde asalet
Oran buran oynuyor kötü oldum nezaket

Yaklaş bana nezaket dudaklarını lütfet
Bir buseni çalayım çok fettansın nezaket

Sen neymişsin nezaket sanki herşeyin servet
Bir geceye razıyım hediye et nezaket

Haydi tatlı nezaket yatağıma gel park et
Beden tir tir titriyor gel de durdur nezaket

Bir şiirsin nezaket satırların kaç adet
Bir kaçını okudum sonu nerde nezaket

Allah-tan kork nezaket öderim nedir diyet
Çıldırmak üzereyim ‘kapat onu’ nezaket


Kadir Albayrak

Nezaket

Ne zaman
yıldızlardan baksa nezaket
kırık bir meydan sazını
çalar dururdu annesi

kasabaya inerdi kurtlar
nezaket mahallenin yosması
alevden yataklarda adamlar
ağzından içerlerdi suyu
uzun memeli kadınlar
basıncaya kadar uykuyu

mezarımın içinden doğrulur
seslenirdim;
nezaket! nezaket!
yüzünün gamzesinden sürme beni
her dolunayda yeniden
öldürüldüğüm yataklara gönderme

Tuğrul Keskin

Nezaket

Nezaket
Tatlı dille kandırmak
Kibar sözlerle baskı yaratmak
Değil

Açık konuşmak, net
Süssüz ama doğru
Kaba sanılsa da
Saygıdan

Kibar gibi kaba olmaktansa
Hiç konuşmamak
Susmakmış
Nezaket

Kendini önce
Karşındakini
Daha önce sevmekmiş
Nezaket

Salak tarifi gibi mi oldu söyle
Olsun, akıllı olmaktansa öyle

Yaşanırmı yalan dünya böyle
Salaklarla dolu olsa keşke

Ferruh Özleyen

Nezaket Adına!

Ne ‘teşekkür’, ne de ‘lütfen’ karşılıksız kalır sanma;
Karşındaki hoşnut olur, yeter ki yürekten söyle.
Zamanını, enerjini boşa harcıyorsun sanma;
Harcanan nezaket olur, hepten üzülürüz böyle.

‘Rica’ etmek saygıdandır, ödün veriyorsun sanma;
Karşındaki kabul eder, yeter ki yürekten söyle.
Duyguları, dilekleri yere çalıyorsun sanma;
Titreşen nezaket olur, hepten üzülürüz böyle.

Saygıda da, sevgide de ‘sonsuzluk’ bulunur sanma;
Karşındaki saygı duyar, yeter ki yürekten söyle.
Sonsuzluk Allah’a mahsus, azameti kendin sanma;
Yıpranan nezaket olur, hepten üzülürüz böyle.

‘Tek taraflı’ saygı, sevgi ve hoşgörü vardır sanma;
Karşındaki umut eder, yeter ki yürekten söyle.
Bencillik insana mahsus, aşırısı haktır sanma;
Tükenen nezaket olur, hepten üzülürüz böyle.

Seçil Karagöz

Sevgi bahçesinde unutulanlar

İnsanların aklında, en son sözler kalırmış
Nezaket acıların, sızısını alırmış
Hatırlamak aramak, kalpten sevgi çalarmış
Nezaket olmayınca, dostlar yaya kalırmış..

Kıymete geçmeyince, söz tekrarı olmazmış
Sevilen duymayınca, söz söyleyen kalmazmış
Sahibi gelmeyince, şarkılar okunmazmış
Teşekkür yetersizse, söylenmiş sayılmazmış..

Bir mutlu toplantıdan, erken çıkmak kırarmış
Gelmeyip üzülmeyen, kalpte yara açarmış
Vefalı bir dost çıkar, o yarayı sararmış
Gönülsüz sohbetlerin, tekrarı hiç olmazmış..

Güçlü olan kalemler, sayfalara sığmazmış
Ruhu soğuk olanlar, ağzını hiç açmazmış
En iyi dost olanlar, dost yanından kaçmazmış
Bin defa gelse bile, bunu geldim saymazmış..

Sevginin bahçesinde, unutan unutulur
Ondan sonra tüm sözler, söylenmez ve yutulur..
Yersiz akan göz yaşı, sevgiyle kurutulur
Kişi neyi ekerse, biçerken onu bulur..

Erol Güngör

Vicdan Azabı İle İlgili Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Vicdan Azabı İle İlgili Şiirler

Vicdan Azabı

Bilmem ki ne oldu bu ara bana
Yüreğim kabardı,taşıyorum ben.
Gönlümdeki kabuk bağlayan yara
Kanasın istiyor,kaşıyorum ben.

Kapanmıştı oysa bence bu konu
Bana göre yoktu bu aşkın sonu
Tam da yüreğimden atmışken onu
Nerden hatırladım,şaşıyorum ben.

Silmiştim gönlümden onun adını
Unutmuştum çoktan aşkın tadını
Birzaman kovduğum güzel kadını
Bulmak için dağlar aşıyorum ben.

Duydum ki evlenmiş,çocuğu olmuş,
Pek mutlu değilmiş,gül yüzü solmuş
O simsiyah saçlar aklarla dolmuş
Vicdan azabıyla,yaşıyorum ben.

Mustafa Çetiner

Yazmazsam vicdan azabı

Model yaptın model oldun
Söyledin kem dilbaz oldun
İki gözle görmez oldun
Düşünmedin yobaz oldun

Yazarsam hapis cezası
Yazmazsam vicdan azabı
Çekerim oy çekerim oy

Bir ömür beni yorduğun
Genç yaşımda soldurduğun
Şereften yoksun koyduğun
Namertlere vurdurduğun

Yazarsam hapis cezası
Yazmazsam vicdan azabı
Çekerim oy çekerim oy

Çalışmaz ki hiç kafası
Zerre kadar yok hayası
Bu vatanın baş belası
Aslında namus belası

Yazarsam hapis cezası
Yazmazsam vicdan azabı
Çekerim oy çekerim oy

Sevenleri ayıranı
Haksızları savunanı
Tütmeyecek bak dumanı
Hele vatanı satanı

Yazarsam hapis cezası
Yazmazsam vicdan azabı
Çekerim oy çekerim oy

Veysel Elpeze

Anneler Günü En Güzel Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Anneler Günü Güzel Şiirler

Anneler Gününe Özel Güzel Şiirler

Anneciğim

Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!

Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.

Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!

Rakım ÇALAPALA

Annem Tek Varlığım

Ey şefkati bol varlığım,
Sayende olmaz darlığım,
Türkiye’m ve uygarlığım,
Anam benim, şefkat selim.

Ninnilerle hep uyutan,
Sevgisi kalbimde yatan,
Bana çok meziyet katan,
Anam benim tek varlığım.

Hakkı ÇEBİ

Annem

Sen olmasaydın annem;
Ne doğar, ne yaşardım
Senin şefkatinle ben
Büyümeyi başardım.

Üzerime titrersin,
Korursun kanadınla
Canıma can katarsın
Sen annelik adınla.

Sana neler borçludur,
Düşün bir evlat anne!
Kan veren, can verensin,
Ya benim verdiğim ne?

Sana candan sevgimi,
Saygımı sunacağım,
Bu gün tüm anneleri
Minnetle anacağım.

Vefa ÇAĞAN

Anne

Ağaç olsan
Dal olurum anne
Yaprak olurum
Sana gelirim

Deniz olsan
Sel olurum anne
Irmak olurum
Sana gelirim

Bahçe olsan
Gül olurum anne
Toprak olurum
Sana gelirim

Güneş olsan
Yol olurum anne
Bayrak olurum
Sana gelirim

Anamı Arıyorum
Senden ayrı senden uzak
Yersiz göksüz gibiyim
Hem analı hem babalı
Hem öksüz gibiyim

Uzanmış aramıza
Uçsuz bucaksız gurbet
Bir ucunda sıla var
Öbür ucunda ekmek

Bütün analar ağıt şimdi
Bütün ağıtlar ana
Ya beni de al gurbet
Ya anamı ver bana

Hem kova hem kuyuyum
Yorgun bir halk suyuyum
Sen bana nenni söyle
Ben dizinde uyuyum

Ali YÜCE

ANNEM

Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.

Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.

Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

H. Latif SARIYÜCE

Anacığım

Dünyada apayrı yeri olan bir sevgi
Anne sevgisi.
Artık ben de bir anayım.
Anam seni dünden daha çok seviyorum!
Çocukluğumda dua ederdim Allah’a
Anam ölmesin diye.
Tanrım kabul etti dualarımı,
Göstermedi bana senin acını.
Bu yıl da geldi ‘Anneler Günü’
Ne alsam sana yetmez,
Senin hakkın ödenmez!
Sana duygularımdan bir demet.
Anneler günün kutlu olsun.
Ellerinden öptüm,canım anacığım!

Nuray (Kahveci)ZARALI

Anne Sevgisi

Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana.

Sensin bana can veren,
Sensin bana kan veren.

Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.

Kulağıma ninniler,
Neler söyledin, neler.

Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana.

M.Necati ÖNGAY

ANNELER GÜNÜ


Anneme ve bütün annelere

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken Yavrucuğum üşütme derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Anneler Günü İçin Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Anneler Günü Şiirleri,

En Güzel Anneler Günü İçin Şiirler,


Anneme Mektup

Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

Necip Fazıl Kısakürek


Benim Annem

Ana:su,hava,topraktır yeryüzünde
Ana:yıldız, ay,güneştir gökyüzünde
Ana:bulut, yağmur, dalgadır denizde
Doğa kokan bir çiçektir benim annem

Yüzünde hayatın yaşam çizgileri var
Ellerinde çekilen çilelerin nasırları var
Bedeninde geçen ömrün günlüğü var
Söylenen bir destandır benim annem

Doymadan doyuran yanların da var
Uyumadan da uyandıranların da var
Koruyan kolalayan kanatların da var
Bir huridir bir melektir benim annem

Acılara,yoksulluğa hep göğüs gerdin
Yemedin,giymedin,yinede üzülmedin
Tok tuttun; haram lokma yedirmedin
Kaşıktır,aştır,nimettir benim annem

Mevsimler gelip geçti saçında karlar
Gezsem dünyayı arasam diyar diyar
Bulsam da bulamam ki anam gibi yar
Duygudur,sevgi,aşktır benim annem

Sultanım diyiyor of bile deme anana
Ne yapsam ödenmez ki hakkın sana
Ana hakkını helal edecek misin bana
Cennet bahçesindendir benim annem

Emrah SARIKAYA

Üşüyorum Anne

Üşüyorum bu soğuk kış gecelerinde
Garip bir duygu var yorgun bedenimde
Bir ölüm korkusu var yüreğimde
Üşüyorum Anne can yok gözlerimde

Anne ellerim soğuk vücudum titrek
Belkide bu acım hiç bitmeyecek
Kar tipi boran gözlerim ürkek
Üşüyorum Anne derman yok dizlerimde

Anne üşüyorum sıcak yurdumda
Bedenim donuyor Erzurum ayazında
Gözlerim süzülüyor Ayyıldızlı bayrakta
Üşüyorum Anne hal kalmadı yüreğimde

Kaldırın yerden soğuk bedenimi
Anlatın herkese Vatan Bayrak sevgimi
Sahipsiz koymayın güzel ülkemi
Üşüyorum Anne can kalmadı bedenimde

Arif Arifoğulları

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur..
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim.

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını.
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene.

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim.
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim.

Hüseyin KALABA


Anacığım

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar oğuzcan

Anam

iş uyku bırakıp beni emzirdin,
Ekmeği çiğneyip bana yedirdin
Üşümesin diye sıkı giydirdin,
Fedakarlıkların sembolü anam

Dünyada Ananın yeri başkaymış,
Gönüllerdeki Ana aşkıymış
Çekemeyenlerin hali başkaymış.
Kalp tahtım seninmiş Anam

Fesatlar ağzından lafmı aşırdın.
Elinden yavrunu nasıl kaçırdın
Gurur edipte içmi geçirdin,
El etsen uçardı kurbanın Anam

Doymadım dünyada Ana sevgine.
Sıktın elimi gidiyon diye
Dilin varmadımı geliver diye,
Dertlerde bıraktın beni Anam .

Dilim dolandı bağıramadım,
Gözlerim dolduda ağlayamadım
Geceler yok oldu uyuyamadım.
Ufaktan öksüzmüş Mustafan Anam .
Yemyeşil sandıkta salınır gider,
Mustafan gönülden feryad eder
İçersi yanar dışarsı güler,
Meleklerin temsili Anam

Mustafa Yazka

Anneler

Rahmet üstüne rahmet iner annelerin üstüne
Görülmemiştir annelerin evladına küstüğüne
Darılsa, kırılsa da görse evladının düştüğüne
Ölümüne de olsa, hemen koşar sarılır üstüne

Hiçbir sevgi, gelmez onun sevgisinin üstüne
Kalbimizi yaptırmak lazım annelerin büstüne
Nadiren görülse de evladın anneye küstüğüne
Görülmemiştir, annelerin evladına küstüğüne

Annelere verilen paya, kimseye verilmedi
Belki de hediyelerin en güzeli annelerindi
Cennet, annelerin ayakları altında denildi
Anneye bu payeyi kazandıran acep neydi

Annenin fedakarlığını, hiçbir şey ölçemez
Annenin mükâfatını hiçbir beşer veremez
Onun içindir ki; Onlarınkini Rabb’imiz verdi
Cennet, annelerin ayakları altındadır dendi

Her kalemin, tam manasıyla yazamadığı gibi
Her kelamın da tam olarak anlatamadığı gibi
Bayram’ın kalemi de yazamaz, onun kıymetini
Şairin kelamı da kifayet etmez, onu anlatmayı

Her zaman, selam çakılması gereken anneyi
Ancak bu kadar anlatabildi, bu şairin kelamı
Ancak bu kadar yazabildi, Bayram’ın kalemi
En güzel Allah kelamı Kur-an anlatır anneyi

Tün annelere, en güzel yüce Allah verir, paye
Başka her kimin sözü olursa olsun kalır yaya
Anneye her kim öf derse, başına düşer iri kaya
Her kim annesinin rızasını alırsa, kalmaz yaya

Bayram TUNCA

ANNEM için

Bir günümüz bile sensiz geçmezken,
Şimdi mezarına hasretiz anne..

Issız bir mezarlık, kimsesiz bir yer,
Gölgesinde ulu, loş bir mâbedin,
Bir yığın toprakla bir parça mermer,
Sırrıyla haşr olmuş orda ebedin.

Bir yığın toprakla bir parça mermer,
Üstünde yazılı yaşınla, adın;
Baş ucunda matem renkli serviler
Hüznüyle titreşir sanki hayatın.

Seni gömdük anne, yıllarca evvel,
Göz yaşlarımızla bu ıssız yere,
Kimsesiz bir akşam ziyaya bedel,
Matem dağıtırken hasta kalblere.

Kimsesiz bir akşam, ezelden yorgun,
Hüznüyle erirken Dicle de sessiz,
Öksüzlük denilen acıyla vurgun
Bir başka ölüydük bu toprakta biz…

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sakla Beni Anne

Sen ninni söylerken anne
Ak güvercinler evimize
Gelinböcekleri konuyor
Saçımın tellerine

Sen masal söylerken anne
Mor menekşeler açıyor sesinde
Yüzünden kalkan kelebekler
Yavaşça konuyor kirpiklerime

Sen ninni söylerken anne
Başucumda mı uykum
Yastığımın altında mı
Söyle girsinler gözlerime

Söyle şu kedilere anne
Miyavlamasınlar eğri büğrü
Oyuncağımı korkutmasınlar
Girmesinler düşüne

Yumuyor gözlerimi gizli bir el
Yüzünü göremiyorum anne
Sar beni sakla beni
Sıcak sevgiler içine

Tavan nere gitti anne
Nere gitti evimizin duvarları
Daya ellerini anneciğim
Kediler düşmesin üstüme

Ali YÜCE

Anne

Kırklar meydanı mahşer,cümlesi anne arar,
Diller, Aziziye’den Nene Hatun’u söyler.
Gülistan yüzlü bebek,emmeye anne arar,
Yıllar, idam fermanlı,Halide Edip söyler.

Pamuklar arasında,gülşende açmış bir gül,
Seherde tütün kırar,çay tarlasında bülbül.
Keçi çobanlığına şahitlik eder sümbül,
Dağlar ana deyince,Şerife Bacı söyler.

Çamaşırı tokmakla,kin’i sevgiyle yıkar,
Gelin olur şansına,hicran güftesi çıkar.
Yaz-kış tandır başında,ekmeğin ter’i akar,
Yollar,Tarsus’lu ana,Kara Fatma’yı söyler.

Kuyulardan su çeker,pancarda çapa vurur,
Ölümünede olsa,koca evinde durur,
Yüreği ah-u zar’da,dil’i hal hatır sorar,
Güller,ana deyince,Emir Ayşe’yi söyler.

Tencerede taş kaynar,kiraz çiçeği ağlar,
Kilosunca yük taşır,göğsüne bebek bağlar.
Kışlık tezeği yapar,kalkar koyun’u sağar,
Çağlar,ana deyince,Asker Nezehat söyler.

Tarlada burçak toplar,kapı önüne konur,
Üstüne kuma gelir,harman terinden tanır.
Töre’ye kurban verir,baharda kış’ı solur,
Bağlar,ana deyince,Halime Çavuş söyler.

Anam yoğu var eder,yetmez tozu alınır,
Zorla dağ’a kaldırılır,sırça köşkler yıkılır.
Hayvanca saldırılır,yağlı kurşun sıkılır,
İnler,ana deyince,Tayyar Rahmiye söyler.

İlk öğretmenim anam,ilmin peşinde gezer,
Sırdaşım olur gönlü,sevdama türkü yazar.
Yüreği gülistandır,her kötülüğü ezer,
Küller,ana deyince,Sultan hanımı söyler.

Sokağa tek çıkamaz,nazenin gül’dür evde,
Asla fikri sorulmaz,açık hapishanede.
Başında kır saçları,siyaset sahnesinde,
Teller,ana deyince,Zübeyde hanım söyler.

Yolda kalsam duadır,başımın tacı anam,
Yetim kalsam dağ gibi,yerine göre babam.
Kar’ları yorğan yapan,hangi derdini yanam,
Tüller,ana deyince,Satı Çırpanı söyler.

İmkan verilse vali’dir,cevher dolu özünde,
Akrep sancısı çeker,güller açar yüzünde.
Kitabı yüreğidir,sırlar gizli sözünde,
Yeller ana deyince,Amine hanım söyler.

Anam üretir bol bol,anam yaşatır can can,
Anam sever derinden,anam büyütür han han,
Manğal gibi yürekli,yeniden doğar tan tan,
Eller ana deyince,Evren annemi söyler.

İshak der,Veysel olsam,hac’ca taşısam yetmez,
Gönlüne ateş düşse,kır çiçekleri bitmez.
Cennette adın geçer,şan’ın cihan’a sığmaz,
Kollar ana deyince,asırlar Havva söyler.

İshak Özlü

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur..
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim.

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını.
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene.

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim.
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim.

Hüseyin KALABA

ANNELER GÜNÜ

yeşildir artık yüreğinde kara bulut
bugün anneler günü annem beni unut

evde acılar koynuna yangelip yatmış
inadına giyin sen de mayısa batmış
yürü sokakta çocukların düşü aksın
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın

diline genç anılarından bir türkü seç
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
ıslanırsa anıların güneşte kurut
senin günün bugün unutma beni unut
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur
durma eteğinden beni bir daha savur

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk
gözünde gözümde gözlerinde bin umut

Nevzat Çelik

ANNEM

Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan

Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.

Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

İbrahim ŞİMŞEK

CANIM ANNEM

Momiyim diye diye saldın beni gurbete
Her geçen gün hasretini çekiyorum elbette
Yalnız yaşıyorum ağlıyorum gurbette
Benimle ağladığın günleri unutamam elbette.

Her yıl köye geldiğimde ağlarsın
Beni benden alıp beni de ağlatırsın
Seni görmek için geliyorum köye canımsın
Canım annem unutulmaz aşkımsın.

Gurbette özlemin çekilmiyor
Yalnızım hasretin bitmiyor
Yüreğim seni yaşıyor
Momiyin seni özlüyor.

Her gelişimde ağlarsın
Beni de ağlatırsın
Yüreğimdeki sevgimsin
Sevgimi bilirsin Canım ANNEM.

Muhammet PINALOĞLU

Gül Ve Annem

Anam gül gibidir her mevsim açıktır, sanki nevbahar,
Gönül bahçesi dopdoludur, sevgisinin rengi gül nar,
Ahvalimizin en zor durumunda bile, gönlümüzde yar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlüde daima yaşar.

Gül mevsimi gelince, gül kokusunu getirir badı sabalar,
Oysaki dört mevsim başımızda güller gibi kokar analar,
Figana düştüğümde evlat derdinin dermanıdır onlar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlümde daima yaşar.

Yavrusu için gözyaşlarını şebnem gibi akıtır yanağından,
Acı çekerse yavrusu, o gülemez çare yaratır bağrından,
Gündüzleri yaratır sevgisiyle, gecelerin karanlıklarından,
Sevgisini cuybar eder akıtır, gönlündeki pınarlarından.

Gül dalında tek renktir, başkası güzeldir bir başka dalda,
Oysa anamın yüreğinde çok çeşitlidir her türlü sevda,
Çok çeşidi bulunur güllerin, kokar elvan, elvan koynunda,
Gül çiçektir solar bir gün, Anamsa gönlümde ömrümce yaşar.

Bülbülün sevdası güledir gülistanda öter o güllerin dalında,
Gül rengi bir başka hoştur solmadıkça, bahçelerde bağında,
Anamın teni en güzel gülden güzel kokar benim burnumda,
Resulüm bile demiş çünkü cennet anaların ayağının altında.

Anam beni bin bir eziyetle doğurup, dünyaya getiren kadın,
Adın tespihattır dillerimde, yüreğimde, gönlümde sultansın,
Sığınacak liman, ak sütünle yavrulara, helalinden membasın
Gül çiçektir solar, oysa sen yaşam boyu yüreğimde yaşarsın,

Selahattin Ölmez

Aile ilgili şiir şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aile konulu şiirler, aile şiirleri, aile şiiri örnekleri, aile şiiriyle ilgili örnekler

AİLE Birliği…(Gönül pınarı)

Eğitimli Aile , Cennet’i tesis eder,
Yarınlardır Aile , gayret, güzellik eker,
Yıkılmasın Aile ,akibet olur heder,
Sevmez ise Aile , bu mücadele seker.

Koşmalıdır Aile , mutlulukları, ekte,
Başarmalı Aile , görülmemeli sekte,
Öncü olur Aile , yürümelidir ilkte,
Çirkefi it; Aile , haydi kaldır, at, silkte.

Tertemiz ol Aile , kazanmalısın onur,
Kazanınca Aile ,başlar üstüne konur,
Güzel örnek Aile , yaşatır bize gurur,
Göze giren Aile , başköşemizde durur.

Gönüldeki Aile ; seviyor seni, yüce,
Ulaşacak Aile ,erişilemez güce,
El eledir Aile , öğretir hergün hece,
Çıkar güne Aile , kayboluverir gece.

Sabretmeli Aile , görmüşse eğer acı,
Acını göm Aile ,gururla yürü bacı,
Sarfeyliyor Aile ,kimbilir bugun kaçı,
Feda olur Aile , süpürge olur saçı.

Birliğinde Aile ,güçlükleri aşıyor,
Ayrıcalık Aile , mutluluğu yaşıyor,
Milletimi Aile , yarınlara taşıyor,
Bunlar için Aile ,engel olan taşı YOR…

Ahmet Yazıcıoğlu

Anneciğim

Biz bir aile olamadık anneciğim
Çocuklara anneniz yok diyemedim
Bir yuva kurmayı bile bilemedim
Biz bir aile olamadık anneciğim

Hakkını helal et anneciğim
Sonunda sen haklı çıktın
Ben artık bu hayattan bıktım
Biz bir aile olamadık anneciğim

Ata hakkı bilmeyen
Koca hakkı bilir mi
Bu kara leke silinir mi
Biz bir aile olamadık anneciğim

Sevildim zannettim aldanarak
İhanete uğradım aldatılarak
Öylesine kederliyim çıldırarak
Biz bir aile olamadık anneciğim

Ramazan Gerek

Aile

Koparmayın aileleri
Parçalamayın aileleri
Ayırmayın eşleri
Bozar araları çok eleştiri

Aile çok kutsaldır
Kimse kavram dışına çıkmamalıdır
Aileler çok iyi korunmalıdır
Suçlular parçalanmış aile çocuklarıdır

Cafer İşler

Aile Bireyleri

Annem evin yüreği,
Babam evin direği,
Çocuklar evin neşesi,
Aile bireyleri.

Hep sevecenlikle,
Hep mutlu bir yürekle,
Birbirine yaklaşan
Aile bireyleri.

Sevginin sonsuzluğu orada,
Dostluk, paylaşmak orada,
Hep beraber mutlulukla
Aile bireyleri.

Gözde Tonaz

AİLEMİZ

Annem,babam,kardeşlerim
Çok mutlu bir aileyiz.
Büyük annem,büyük babam
Hepimiz bir aileyiz.

Babam,amcam ,aynı kandan
Annem,teyzem aynı candan
Aynı soydan,aynı boydan
Hepimiz bir aileyiz.

Büyük babam öğüt verir.
İşi aklıyla çevirir.
Babam evin direğidir
Hepimizin yüreğidir.

Müfit AKSAKAL

1 mayıs şiirleri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

1 mayıs işci bayramı şiirleri

1 mayıs ile ilgili şiirler

1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI

İşte geldi, 1 Mayıs İşçi Bayramı
Bütün emekçiler kutlasınlar bugünü
Emekten yana olanların bayramı
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

Üretimde, kalkınmada biz varız
Ülke için bizler çalışanlarız
Cumhuriyete bağlı emekçileriz
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

Cumhuriyet, Atatürk sevgisi bizde
İşçiyiz eleleyiz, bu gün hepimizde
Köle değil emekçiyiz ülkemizde
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

İşçiler, emekçiler versin elele
Dik duralım, kapitalizm denen engele
Yürüsün emekçiler bayraklarla elele
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

1 Mayıs hakkımızı sökerek aldık
Yasalara sadık bağlandık kaldık
Atatürk sevgisiyle bayrağı aldık
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

Sendikal grevler bizim hakkımız
Yasalarla bu hakkı söker alırız
Laikliktir demokrasi aşkımız
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

Bakri de işçi, emekçiden yana
Alın bayrakları çıkın meydana
Neşe versin, 1 Mayıs insana
1 Mayıs kutlu olsun bizlere.

Yılmaz Bakar

1 Mayıs

Taksime Örülmüş Çelik Çitler
Yürümeye Karalı Canı Yiğitler
Cumhuriyetin Yolundayız
Ezilecek Bize Ayak Diyen İtler

Denizler Mahirler Işıktır Bize
Aydınlık Günler Gelecek Size
Cumhuriyetin Yolundayız
Emekçiye Vuran Gelecek Dize

Atam İlkenden Geri Atmayız
Kanla Alınan Yurdu Satmayız
Cumhuriyetin Yolundayız
Buş Emriyle Yangelip Yatmayız

Şehide Kelle Haine Sayın Diyenler
Satılmış Başlardır Haramı Yiyenler
Cumhuriyetin Yolundayız
Demokrasi Altında Fetocu Giyenler

Tahir AZKIN

Işçinin Günlüğü 1 Mayıs

sabah güneşle birlikte kalmak
bir iki dilim kuru ekmek çay ile kahvaltı yapmak
daha dünün yorgunluğunu atmadan
bugünün yorgunluğunu düşünmek
evden çıkarden cebindeki iki kuruşla
nasıl ay sonu gelecek diye düşünmek
her gün için içini yiyen borçları düşünmek

okuldaki evladı harçlık ister,
hanımı pazar parası ister,
ev sahibi kira ister,
faturalar yatmayı bekler,
bu ay başı nasıl gelsin?

kıt kanaat geçinme boynunu bükmüş
büyük şehir bütün hayallerini öldürmüş
sılada kalan ana baba hasreti yüreğine kor düşürmüş
bu işçi nasıl gülsün?

bırak sigara parasını işe gidecek parası yok
ayağın da ayakkabı, üstün de cekedi yok
yüzün de bir tebessüm yok
şimdi yaşamak nasıl güzel gelsin?

Güllünaz Öz

1 mayıs şiirleri

Bu gün bir mayıs
Bütün emekçiler meydanlardayız.
Bu gün, daha da farklı bağırmaktayız,
Çünkü bayramımızı haykırmaktayız.

Bu gün taksimi, gün doğduyu, Tandoğan’ı
Yani, isimsiz bütün alanları
Güm güm vuran, davulun tokmağını
Duymayan kalmasın, işçi bayramını.

Bir gün sende kabullenirsin
Bu gün bayram, tatil dersin
Sende gelip halaya girersin
İşte o zaman emekçisin, bizdensin.

Biz öylede, böylede yine geliriz,
Sizden isteğimiz, saygı göstermeniz.
Üzerimize, panzerlerle gelmemeniz,
Emekçileri kuyruklarda öldürmemeniz.

Sizde emekçiyim diyorsanız,
Bir mayıs bayramınız, katılmalısınız.
Haklarınız için ölenleri, rahmetle anmalısınız.
Hiç değilse, alnınızdan akan tere saygı duymalısınız

1 mayıs ile ilgili şiir

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

1 MAYIS

Bu gün bir mayıs
Bütün emekçiler meydanlardayız.
Bu gün, daha da farklı bağırmaktayız,
Çünkü bayramımızı haykırmaktayız.

Bu gün taksimi, gün doğduyu, Tandoğan’ı
Yani, isimsiz bütün alanları
Güm güm vuran, davulun tokmağını
Duymayan kalmasın, işçi bayramını.

Bir gün sende kabullenirsin
Bu gün bayram, tatil dersin
Sende gelip halaya girersin
İşte o zaman emekçisin, bizdensin.

Biz öylede, böylede yine geliriz,
Sizden isteğimiz, saygı göstermeniz.
Üzerimize, panzerlerle gelmemeniz,
Emekçileri kuyruklarda öldürmemeniz.

Sizde emekçiyim diyorsanız,
Bir mayıs bayramınız, katılmalısınız.
Haklarınız için ölenleri, rahmetle anmalısınız.
Hiç değilse, alnınızdan akan tere saygı duymalısınız.

Resul YALLIÇ

En Anlamlı Güzel Şiirler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

En Anlamlı Şiirler,

En Anlamlı En Güzel Şiirler,

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Korkma!

Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;
Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz!
Düşermi tek teşı sandın harim-I namusun?
Meğer ki harbe giren son nefer şehit olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa;
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;
Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar,
Taşıpda kaplasa afakı bir kızıl sarsar;
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi sinede birdir vuran yürek… yılmaz.!
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz

Mehmet Akif Ersoy

KARACAAHMET

Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!

Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde?

Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta…

Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.

Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.

Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.

Karacaahmet bana neler söylüyor, neler!
Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,

Zaman deli gömleği, onu yırtan da ölüm;
Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bölüm…

Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
Bu mu dersin, taşlarda donmuş sukuta sebep?

Kavuklu, başörtülü, fesli, başacık taşlar;
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,

Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;
Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.

Onlar ki, her nefeste habersiz öldüğünden,
Gülüp oynamaktalar, gelir gibi düğünden.

Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.

Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!
Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

ANNEME MEKTUP

Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

NECİP FAZIL KISAKÜREK

UYAN YARİM

Uyan yarim, uyan, söndü yıldızlar,
Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar,
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yarim, sesler geldi derinden,
Karanlık oynadı, koptu yerinden;
İlk ışık, kapının eşiklerinden,
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
Baygın gözlerimi aldı aydınlık,
İçimde tıkandı, kaldı ayrılık,
Bu aydınlık beni boğmak üzredir.

NECİP FAZIL KISAKÜREK

DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

AHMED ARİF

DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur, bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.

Can bedenden ayrılacak,
Tütmez baca, yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak,
Dostlar beni hatırlasın.

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan, ölüm gerçek,
Dostlar beni hatırlasın.

Gün ikindi akşam olur,
Gör ki başa neler gelir,
Veysel gider, adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

AŞIK VEYSEL

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU

Halide Edip Adıvar Ölüm Şiiri

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Halide Edip Adıvar ın Ölüm Şiiri

Ölüm Şiiri Halide Edip Adıvar

ÖLÜM
Yapraklar üşürken dökülür;
Ağaçlar kışa soyunurken ölür.
Nedir acelesi ecelin?
Daha bitmeden yaşama sevincim.

Neden bu kadar soğuk ellerim?
Gözlerim aynı noktada donuk.
Nedir bu sonsuz karanlık?
Ve bu bitmeyen yalnızlık.

Nereden çıktı bu tabut?
Ne işim var benim içinde?
Ve bu kalabalık.
Yüzler; bu yüzler hep tanıdık.

Herkes birakıp gitmiş.
Geceye sessizlik çökmüş.
Gözlerim hala açık,
Ve bitmeyen yalnızlık.

Halide Edip Adıvar