Bırak.. Gün olur ben bile unuturum, Neymiş seni sevmek, senden bahsetmek… Efkarım diner içimde bir gün. Bir kız ölür içimde, Onu bile unuturum çıkmadan kırkı.
Bırak.. Gün olur ben bile severim başkalarını Acım diner, yaşım diner, sancım diner… Gün olur ben de yaşlanırım, Başkalarının başında dizlerim titrer…
Bırak.. Gün olur ben bile uyanırım Senden sensizliğe cesaretle, güçle… Sendelemeyecek gibi asla, tutunurum yaşama. Git şimdi uzatma… Vedalar bize göre değilmiş. Yine anlaşalım beraber, Yarın yine görüşecek gibi ayrılalım. Başkaları dokunana kadar uyanmayalım. Öyle sitem etmesin gözlerimiz. Yudum, yudum iç sigaranı. Ellerini ellerimden hemen ayırma. Bitene kadar gün, Gidene kadar yanımdan… beni bırakma. Sonra… sonra… bırak…
Bırak.. Gün olur avlanır yine ceylan gibi yüreğim. Yalnız bir aslanın pençelerine. Ruhum söndü derken kıvılcımlanırım ben yine. Tam elimi ayağımı çekmeden senden, Son kez gülümseyerek bak gözlerime, Bir iki satır yazsın gözlerin beynime. Gidince eve, öldü diyeceğim resimlerimize. Dualar edeceğim huzur bulman için. Güzel sözler edeceğim sana. Baştan aşağı süzeceğim hatıralardaki bebeğimi. Bir mezar kazacağım anılarımın tam ortasına, Kefensiz koyacağım seni içine. Son giysine sarılıp ağlamak için, Çalacağım onu senden.
Bırak.. Gün olur başkaları için bile yazarım şiirler. İltifatlarım olur onlara da birkaç kelime. Gün olur doğarım yine. Hem… hem belki sahiden, Öpebilirim de birilerini. Dokunduğumda yangın hissederim yine bir tende.
Hadi git şimdi… Son yalancı tebessümünü koy dudağına, Kokunu son kez ver bana, Ellerimi bırak hadi. Aynı anda birbirimize dönelim arkamızı. Hadi son kez değilmiş gibi de Dünyada en sevdiğim o sözü, “Seviyorum seni” de, yalan olsa bile… yapabildiğin en güzel rolü yap şimdi hızlandır kalp atışlarını ben hızlandırmışım gibi… durduracağım kalbi hissetmek istiyorum. Tamam işte, şimdi vakti geldi, Yum gözlerini bana ve düne. Arkanı dön şimdi, Üç adım at büyük büyük, Sonra da arkana bakmadan koşmaya başla, Bensizliğe, yalnızlığa…
Bırak.. Gün olur, Ben olmam, Sen olmazsın. Bilmiyorum ne olur?!
çünkü her sabah kalktigimda bir günü daha seninle geçirecek olmanin mutlulugunu yasatiyorsun bana. Ben güne seninle basliyorum ve her gün hayati yeniden kesfediyorum.
Seni seviyorum, çünkü gökkusaginin her tonunu gölgede birakan en parlak renksin sen. Hersey senin rengini tasiyor ve benim için ancak o zaman anlamli oluyor.
Seni seviyorum, çünkü soguk günlerde içimi isitan meltemsin. Sicak günlerde ise ferahlik veren kuzey rüzgari. Iliklerime isleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum, çünkü herseyde sen varsin. Nasil olmayacaksin ki? Sanki sen dogdugumdan beri içimdeydin. Yüregimin en derin kösesindeydin. Sanki ortaya çikmak için beni bekliyordun. Ve ben orada oldugunu fark edince hakettigin yere çikardim seni.
Seni seviyorum, çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasin. Gördügüm her yüz aslinda sensin.
Seni seviyorum, çünkü gözlerinin içindeki binlerce yildiz, gecenin karanligini delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yildizlara bakiyor gibi hissediyorum. O yildizlarin parlakliginda kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamasiyor ama sikayetçi degilim aydinligindan. Günes dogmasa, yildizlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki günesim de sen olacaksin gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydinlik çikacaksin karsima.
Seni seviyorum, çünkü saçlarin ellerimin arasinda kayip giderken , dünyadaki cenneti bulmus gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararliyim.
Seni seviyorum, çünkü her gülümseyisin içime yeniden yasama sevinci dolduruyor. Her gülümseyisin, karamsarligi yikiyor, umutsuzlugu parçaliyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayi.
Çiçek dedim ya, bir çiçek adi verseydim sana papatya olurdun. Açisiyla dünyaya, insanlara baharin geldigini müjdeleyen papatya. Iddiasiz ama güzel. Güzel ama kibirsiz.
Seni seviyorum, çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayi, seni dinlemeyi, sana bakmayi, seni koklamayi, seninle paylasmayi seviyorum. Seninle birlikte insana dair ne varsa onlari da seviyorum. Seni sevdigimi anlatmaya çalisirken ne kadar çaresiz oldugumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düsünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye.
Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamis olacagim. Sözcüklerin bittigi yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktir sana…
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ”git” dediğimde anladım.. Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Ne akılı gördüm deliden de beter Ne deli gördüm akıllı geçinen Bana bakma öyle şaşkın şaşkın Beni sevmek yürek ister
Bazen dalar giderim uzaklara Bazen kendimi bırakırım Rüzğarın kolarına Aklım terketmiş beni kaçarım Kaçarım gerçek sevgiden Sorarım sana Varmı sende benim gibi delilik Sever durursun umutsuzca
Ağız tadım perişan Sigara üstüne sigara yakarım Özlemi hasreti çekerim her seferinde Kendimle hesabım Bilemedin sevginin kıymetini Eğer istersen sende benden sevgimi Beni sevmek yürek ister Beni seveceksen eğer ki Cehennemde yanmayı göze alman gerek
Şu yazdığım gerçek Sana deli saçmalığı gelecek Sanmaki hayat yanlız çekilir Sıcak çorbaya hasret gidersin Kendine lanet edersin Kör olduğun aşk yüzünden Doğru bir karar veremezsin
Şimdi gel desen Bugünüm yarınım ol desen Koşa koşa sana gelebilir miyim Sevgimle duygularımla O büyük aşkımla kadınlığımla
Ben gelmek istesem de Kök salmışım cehenneme
Ben ben olabilmek için yürek ister Beni bende bulmak için emek ister Beni sevmek için cesaret gerek Beni sevmişsen eğer ki
Cehennemde yanmayı göze almışsın Cehennemde yanmayı göze almışsın demek…
Hiç sevmedim kimseyi senin kadar Yüreğim yanmadı hiç bu kadar Çok yanlızım seninle bir yarım Yok söylemeden olmaz Ben sana aşığım ahhh ah ben sana aşığım
Eğer elindeyse ne olur çal kapımı Eğer yüregindeysem ne olur sil göz yaşımı
Sen bilmezsin alırım haberini Yollara küsmüşsün hissettin mi gittiğimi Ahhh hissettin mi gittiğimi.. Buralar cehennem oldu inan bana Yanıp kavrulsamda seninle güzel ankara Ahhhh seninle güzel ankara Güneşimiz bu aşk yakar yüreğimizi Her dolmuş gözlerimizle göremeyiz hiçbirşeyi
Eğer elindeyse ne olur çal kapımı Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı..
Benim kara haberim senindir Eğer Leylan ölmüş derseler gelme sakın İstanbul’a Bulamazsın ki beni buralarda Bir bulut olup git Ankara’ya Yağ istediğin kadar toprağıma Ben bizim bahçede olacağım Tam siyah kordonlu saatin yanında O zaman bensiz dünyaya istediğin kadar bağırabilirsin Sensiz bu dünyayı sevmiyorum sevmiyorum sevmiyorum diye Ama şimdi ne olursun gel Leylan hayatta ve İstanbul’da Nefes almakta zor gelecek mi bir gün bana? Tek hayalim hissettiğim son nefesleri seninle alıp vermek Hissettiğim son nefesleri seninle alıp vermek nefeslerimi seninle alıp vermek Ahhhhhh ben sana aşığım…
Hic bir duygumu ertelemedim ben, Yapacagim hicbir seyi sonraya birakmadim,, Sonra diye bir seyin olmadigini biliyorum cünkü.. Hep yarina dair hayaller kurmak, Gelmesi mümkün olmayacak zamanlari beklemek benim isim degil…
Ask zamana meydan okur, ama sen karsi koyamazsin ona! Orada durup öylece bekleyemezsin gelecegi,, Bir adim atmalisin, bir el uzatmalisin aska dogru.. Askin anahtari cesaret degil mi bitanem? Cesur olmak gerekmez mi.. Bir sevdayi yasamak, Bir sevdayi büyütmek icin? kac gece yanliz gecti hesaplasana! Kac gece sonraki günü düsünerek gecti? Neler yapabilirdik, neler yasayabilirdik düsünsene! Her sabahi birlikte karsilamak vardi seninle.. Sensizlikten yorgun düsmüs yüregimi.. Seninle yeni bir güne hazirlayabilirdim! Gözünü acar acmaz ilk gördügün sey ben olurdum Ve sen benim yüzümde mutlulugu görürdün. Bu kentin her yerinde, herkesin icinde el ele dolasabilirdik! Girmedigimiz sokak kalmazdi, Bakislara aldirmadan sokagin ortasinda sarilip öperdim seni! Bir sarkinin sözlerini bilmesek bile..bagira cagira söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider,bir kitap okur,denize bakar, bir martinin bir lokma simit koparabilmek icin, Vapurlarin pesinden bikmadan ucusunu izleyebilirdik..! Paylastigimiz her an beynimize, bir daha cikmamak üzere kazinirdi.. Özlerdik birbirimizi delicesine,, Bir saati yanliz gecirsek,bir sonraki saati iki saatlik yasardik, yasamadigimiz o bir saatin acisini cikarmak icin. Peki biz ne yaptik?Aski bir bekleyisin sirtina yükleyip, Ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aski yasamak varken, hergün birbirimizi yeniden kesfetmek varken, bu yolda birer kasif olmak varken, Sürgünleri yasamaya mahkum ettik birbirimize..! Bu sürgünlüge son vermenin zamani geldi artik! Sana huzur vaad etmiyorum..Askta huzur arayan yanilir! Ben tutkunum, en koyu, en deli sevdanin sözcüsüyüm! Onlar adina konusuyorum. Yarini olmayan zamanlarda, hicbir seyi düsünmeden erimek adina konusuyorum! Gözlerinin icine bakip,”Seni Seviyorum” demek istiyorum! Askin akisina kapilip, hicbir kaygi duymadan, gidebildigi yere kadar gitmek istiyorum,, Kokunu icime cekmek, Sesinin sicakliginla irkilmek istiyorum. Yasama senin adinla anlam katmak, mutlulugu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum. Seni istiyorum…
] Aşk Dersleri Seveceksen tam seveceksin arkadaş, sevgiyi yalnız yüreğinde değil iliklerinde kemiklerinde duyacaksın. ve, ona doğru gözlerin kapalı koşacaksın. Sen sevdiğin zaman kapılar, pencereler zangır zangır titreyecek, duvarlar çatır çatır çatlayacak, döşemeler çökecek tavanlar patlayacak. Sevdiğin zaman kulakların uğuldayacak, gözlerin kararacak. Kramplar girecek midene, yumruk yemiş gibi olacaksın yüzüne. dolaşacak ayakların birbirine. Sen sevdiğin zaman işte böyle seveceksin arkadaş sığmayacaksın artık yeryüzüne. yer beğeneceksin gökyüzünde kendine. Eserken kavak yelleri gülebilmelisin ağlanacak şeylere bile. Seveceksen erkek gibi seveceksin arkadaş, “seni seviyorum” dediğin zaman gökler gürleyecek şimşekler çakacak yıldırımlar düşecek yağmurlar sel olup önüne çıkan herşeyi sürükleyecek. Seveceksen böyle sev dostum, sen sevdiğin zaman dalgalar yükselmeli denizler kabarmalı fırtınalar boraya boralar tayfuna,siklona dönmeli. Çatılar uçmalı direkler devrilmeli yer gök birbirine girmeli senin sevdiğini herkes böyle bilmeli. Sevince işte böyle seveceksin arkadaş, devireceksin dağları yıkacaksın kayaları tersine akıtacaksın nehirleri ve kurutacaksın gölleri. Sevince, biraz da kadınına göre seveceksin arkadaş, kimi zaman zarif, duygulu kimi zaman bencil ve hoyrat kimi zaman bir külhan gibi seveceksin, ağzını açtığın zaman ana-avrat düz gideceksin sövdüğün zaman yedi sülalesini ip gibi dizeceksin. Sevdiğin zaman öyle bir seveceksin ki arkadaş, kendin bile korkacaksın sevginden dehşete düşeceksin ürkeceksin kendi sesinden. Uzun sözün kısası, seveceksen işte böyle seveceksin arkadaş. Bülent Akkurt
acının rahmine düştü sevdam çoğaldıkça, kan kustu dünya üstüme zehirledim adını hatırlatan her yağmuru …. toprak utandı….. gelmiş geçmiş en büyük yalandı senin söylediğin yalan kendinden şüphe etti, gece ağladı, şarkılar ağladı, şiirler yasta zaman şimdi en sancılı vaktinde….. derin derin işliyor içime…
bütün aynalar, yüzsüzlüğüne kırıldı her parçada, kestiğin söz battı gözlerime kafiyesi kalmadı ağlamanın…. canını acıttım, adını hatırlatan her yağmurun.. tenim çürüdü, elleri titredi gecenin…..
/….susmalardan geçtim, avazım çıktığı kadar koynundayım kelimelerin…./
kaç hali var ki bunu anlatmanın? “sen” hali sırtımda bıçak yarası gibi
Şarkılardan çıkıp geldi bir esmer ansızın Koyu renk gözleri çıldırasıya hüzünlü Bir esmer geldi pencerelerden kapılardan Bir esmer geldi kokularla baygın Dökülmüş bir kadeh gibi Kopmuş bir gerdanlık gibi Bir esmer geldi darmadağın
Bir esmer geldi diyorum size Tüy tüy Işıl ışıl Kapkara saçları alnına düşmüş Öylesine öpülesi dudakları Öylesine alımlı Öylesine aşka çağıran Şarkılardan masallardan romanlardan Beste beste satır satır
Gözlerin gönül ülkesine akan iki ırmak Bir gözün dicle,bir gözün fırat Çorak gönüllere akıyor Yüreklerde düğümlenerek O en ulvi nidasıyla ya rab! .. Akıyor kurumuş denizlere şattülarap Gözlerin yeşilin her tonunda ırmak Asırlar süren bir sevdanın bitmeyen sesi Kesilmeyen bir akışın tarihi sorgusu Her zerrede canlanan doğum sancısı Ve gözlerin mezopotamya Vadilerin en soylusu. Gözlerin ölü yaşamlara can veren Mümbit toprakların ülkesi Donuk bakışlarda yeşeren fidanlık Dört mevsimi tek mevsimde yaşayan Bir aşkın öyküsü… Gözlerin yüreklere akıyor İki nehri birleştiren tek nehir gibi Suyu çekilmiş gönüllere su verir gibi Güneşi içen gözlerin… Gözlerim gözlerine akıyor İki kutsal ırmak arasında Yeşilde yüzer gibi… Gözlerin gönül ülkesine akan iki ırmak Bir gözün dicle,bir gözün fırat Ve gözlerin mezopotamya Akıyor gönül denizlerine Ya rab! .. Akıyor çağıl çağıl şattülarap.
Tarif edebilirmisin sonsuzu? Peki ya sonsuzdan ötesini? Gösterebilirmisin bana? Demesin o yüzden kimse, ‘biliyorum sevgini’ Bilemez kimse, bilemez benden baska, kalbimden baska Biçilemez, sevgim… ‘Sevgi’ sözcüğü bile az gelir sana olan duygularımı adlandırmak için.
Aşk peki? Yanında bir hiç kalır… Arama boşuna, bulamazsın adını, adsızdır.. Bulunmaz tarif edebilen bir kelime.. Çok aradim ben. Bulamadım. Bulamam. Bulunmaz.
Sığmıyor bir yere kalbimden geçenler… Çığlık atmak istiyorum, sessiz kalıyorum, atamıyorum kalbimdekilerini sözcüklere… Bu yüzdendir çabalarım, direnişlerim Ama nafile, gösteremem, sığdıramam bir yere yüreğimden geçenleri, ne yapsamda..
Konuşmaya başlasam, Sen olursun her cümlemin başı, sen olursun dilimin ucunda. Yazmaya kalksam, Sırf seni tutar kalemim, senden başkasını yazmaz asla. Sırf seni, sırf adını çizer. Ama yetersiz kalır tüm sözler, tüm cizgiler. Gelse en büyük hatip, en büyük şair, en büyük ressam, anlatamaz hiçbiri bendeki seni.
Beni mi demeliyim yoksa? Sen aslında bensin çünkü. Öyle büyüksün ki içimde Kalbime bile sığmıyorsun, kapladın tüm benliğimi.
Benimlesin ya sevgilim, bensin ya Umurumda değil dünya Yasak olsakta…
Ellerin ellerimde olsun, Nefesin tenimde, biz birlikte, yeter.
Sen varsan, razıyim, varım herşeye. Biz ‘bir’sek, tamam hersey. Sen yoksan, zaten yok birsey.
DİVANEYDİM Divaneydim, viraneydim senden evvel. Taşım deprem, başım yangın, yaşımsa sel. Ey ömre bedel, seni sevmek ne güzel! Şimdi dünyamı yeniden kurmaya gel…
Sen bir gül, ağlamaya utanır bulut Sen yeter ki sev; güneş, dağıtır umut Bugün aşkı sıcak tut, gerçeği unut İmkansızı tek kurşunla vurmaya gel…
Bitti hazânlar, şimdi baharda gönül Dilimizde lale, elimizde sümbül Sev ki kıskansın Mecnun, çatlasın bülbül Aşk ateşinle gülü kavurmaya gel…
Tutul dünya, tutulmuşum ben ya; aşk hür! Sevgi özgür, nefreti uzaklara sür. Vuslatı sula, ayrılığa vur mühür. Senden kalan gülleri savurmaya gel
O Sen, O Sen, O Sen Sen; suda gölge, Gölgede ışık, Işıkta ateş gibisin… Ve başımda bulut, Bulutta suyum, Gökte yağmurum, Aşk ateşimi söndüren, Serinliğimsin… Ve sen yaşama gerekli her şeyde, Ve yaşanan her yerde; bereket gibisin… Sen kara sevdam, Sen gözyaşım, Sen sevincim, Sen, emsalsiz bir memleket gibisin… Sen açlara tokluk, Sen, kıtlıkları bitiren bolluk, Sen çokluk, Sen sayısızlıksın… Sen; Gönül yaralarına derman, Sevdalara ferman, Sen vazgeçilmezim, Ve sen uyuyamadığım, hep özlediğim, Ve uyumak istediğim en derin uykum… Sen, Aşkım, Dünyam, Rüyam, Yorgunluklarımın bitimi, Varmak istediğim son nokta… Sen; rüyamsın, o en çok görmek istediğim, Sen; hülyamsın, dalmakla bitiremediğim, Sen yaşamımsın, Ve hayatta kalmamın tek nedeni, Kısacası, Aldığım nefes gibisin..
Sen benim aşkım olduğun günden beri Ben hayatımı sana endekslemişim Sen vazgeçilmez tutkum olduğun günden beri Yaşam gâyesini sana bağlamışım Kaptırdım kendimi fenâ bir şekilde İçimdeki coşkuların, duyguların esiri olmuşum Seni düşünmek mi diyorsun? Güldürme!.. Acaba aklımdan çıkarıyor muyum? Dalıyorum öyle derinlere Şaşkınlık denilen kelimeyle arkadaş olmuşum Sükûnet, yaa işte o sükûnet Varlığınla erişebilecegim bir hal olsa gerek… Kalbe önlenemez çarpıntı veren, hasret ve özlem Bir de yüzümdeki acı tebessüm Mırıldanıyorum sessizce İki dudağımdan dökülen iki kelime Seni seviyorum… Çoğu zaman haykırmak istiyorum bunu Lâkin olmuyor… Duyuramıyorum kimselere Gülüm, nâzenin yârim… Çün ki sen yoksun yanımda Ama olsun En azından içimde kopan fırtınalara Fâsıla bulmayan şiddetli kasırgalara Kucak açıp, yüklenen kâğıdım var önümde Bir de sırdaşım, özümün tercümânı kalemim Âh bir bilsen; Sensiz geçen dakikalarda, saatlerde, günlerde Neler yazıyoruz kalemimle… Ne hayaller kuruyoruz kavuşmak uğruna Tabi sen bunların hepsinden habersizsin Yalnız şu var ki; Bence kalemimi dâhi kıskanır dereceye getiriyor bu duygu yükü Bazen de üzüyor kanaatimce Ve her şeye rağmen, o şaşmaz gerçek çıkıyor ortaya Gönlümün sultânı, biliyor musun? Ben var ya ben, Seni çok seviyorum be gülüm…