Nevin Yanıt A barajını geçti

Haziran 29th, 2012

Helsinki Olimpiyat Stadyumu’nda devam eden şampiyonanın sabah seansında bayanlar 100 metre engellide serisini 12.78 ile ilk sırada bitirip sezonun en iyi derecesini, Avrupa’da da yılın en iyi 3. derecesini elde eden Yanıt, olimpiyat A barajını da geçti.

Yanıt, daha önce 12.96’lık derecesiyle B barajını geçmişti.

Orduspor’da 2 transfer

Haziran 29th, 2012

Kulüpten yapılan yazılı açıklamada, İstanbul’da Şamil Cinaz ve Ferhat Çökmüş ile bir araya gelen kulüp başkanı Nedim Türkmen’in, yapılan son görüşmelerin ardından Cinaz ile 3, Çökmüş ile de 2 yıllık resmi sözleşme imzaladığı belirtildi.

Kulüp başkanı Türkmen ise her iki transferin Orduspor camiasına hayırlı olmasını dileyerek, şunları kaydetti:

”Orduspor, hedefi Avrupa ve Süper Lig şampiyonluğu olan bir takım. Bu hedefimize katkı sağlayabilecek oyuncuları araştırarak alıyoruz. Acele etmeden kararlı transferler gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki günlerde teknik direktörümüz Hector Cuper’in listesine göre transferlerimiz devam edecek.”

AA

Alanya Plaj Hentbol Turnuvası sona erdi

Haziran 29th, 2012

Alanya’da Hentbol Şenliği kapsamında düzenlenen 3 organizasyondan biri olan 11. Plaj Hentbolu Turnuvası, Galip Dere Plajı’nda gerçekleştirildi.

Türkiye, Kuveyt, Bulgaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden 6 kadın ile 6 erkek takımın mücadele ettiği turnuva sonucunda erkeklerde Kuveyt Milli Takımı birinci, Türkiye Genç Milli Takımı ikinci, Bulgaristan Milli Takımı da üçüncü oldu.

Kadınlarda ise Akdeniz Üniversitesi A Takımı ile birinci, Akdeniz Üniversitesi B Takımı ikinci, Alanya Belediyesi de üçüncü oldu. Turnuvanın ardından düzenlenen tören ile dereceye girenlere madalya ve kupaları verildi.

Yattara: Bursa’da oynamak istiyorum

Haziran 29th, 2012

Türk Hava Yolları’na ait bir uçakla Brüksel’den İstanbul’a gelen Yattara’ya, Atatürk Havalimanı’nda yolcular büyük ilgi gösterdi. Yolcuların fotoğraf çektirme isteklerini kırmayan Gineli futbolcu, çocuklarla sohbet etti. Çocuklara, Türk vatandaşı olduğunu söyleyen Yattara gazetecilerin transfer ile ilgili sorularını yanıtladı.

Türkiye’yi çok özlediğini ifade eden Gineli futbolcu İbrahim Yattara, “Türkiye’de her şeyi özledim. Ben her zaman Türkiye’de futbol oynamak istiyorum. İnşallah bu sene Türkiye’de futbol oynayacağım” dedi.

“BURSASPOR’DA FORMA GİYMEK İSTİYORUM”

Gazetecilerin, “Bursaspor’la görüşmeler ne durumda” sorusu üzerine Yattara, “Ben hiçbir şey bilmiyorum. Buraya görüşmelerde bulunmak üzere geldim. Bursaspor çok iyi bir takım ve ben takımı yakından tanıyorum. Ben Bursaspor’da forma giymek istiyorum ama bu konuda fazla bir şey söylemek istemiyorum” diye konuştu.

“TEKLİFLER VAR”

Bir basın mensubunun, “Türkiye’den başka kulüplerden teklifler var mı?” sorusu üzerine Gineli futbolcu İbrahim Yattara şunları söyledi: “Evet birçok teklif var. İmza atınca zaten gerekli açıklamalar yapılır.”

YATTARA BURSA’DA

Bursaspor’un transfer etmek istediği eski Trabzonsporlu futbolcu İbrahim Yattara, yeşil-beyazlı yönetimle görüşmek üzere Bursa’ya geldi.

Ülkesinden İstanbul’a gelen Yattara, daha sonra karayoluyla Bursa’ya ulaştı. Bursa’ya menajeriyle birlikte gelen Yattara, Uludağ Üniversitesi (UÜ) yerleşkesindeki bir otele yerleşti.

Yattara, otele girişinde gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı.

(Ligtv)

Tarsus, ABD’li oyuncu ile anlaştı

Haziran 29th, 2012

Genel Menajer Melahat Aydın yaptığı yazılı açıklamada, iyi bir takım kurduklarını belirterek, Robinson transferi ile güçlerine güç kattıklarını vurguladı.

Transfer çalışmalarını antrenör Erdal Yeğin’in verdiği rapor doğrultusunda gerçekleştirdiklerini ifade eden Aydın, ”Robinson’un takıma uyumu konusunda hiçbir endişemiz bulunmamaktadır. Taraftarımızla güzel ve başarılı bir sezon geçirmek istiyoruz. 1989 doğumlu, 1.75 boyunda olan Danielle Robinson bu sezon WNBA’de oynadığı 10 maçta, 26.1 dakika, 7.7 sayı, 1.6 ribaund, 4.0 asist ortalamasıyla kendini gösterdi. Bu yüzden takımımıza da yararlı olacağını düşünüyoruz” dedi.

Türkiye Kürek Şampiyonası başladı

Haziran 29th, 2012

Yaklaşık 200 sporcunun mücadele edeceği, Büyükler Türkiye Kürek Şampiyonası, Sapanca Gölü’nde başladı.

Türkiye Kürek Federasyonu tarafından düzenlenen ve 3 gün boyunca devam edecek olan şampiyona, bugünkü eleme müsabakalarıyla Kırkpınar Kürek Parkuru’nda başladı.

Büyük A Erkekler, Büyük A Bayanlar, Büyük B Erkekler, Büyük B Bayanlar, Hafif Kilo Erkekler ve Hafif Kilo Bayanlar kategorilerinde düzenlenen yarışlara,  Türkiye genelinden 12 takım katılıyor.

Türkiye Kürek Federasyonu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yılmaz Akça, yarışların, Türkiye şampiyonunu belirlemesi açısından son derece önemli olduğunu anlattı.

Akça, bu şampiyonanın her yıl büyük çekişmelere sahne olduğunu belirterek, ”Kürek Federasyonu’nun en önemli yarışı diyebilirim. 20 yıldır bu parkurda yarışlar yapılıyor. Şu anda gençlerimiz alışmış durumda. Hem Milli takım kampları hem de takım yarışlarını burada gerçekleştiriyoruz” dedi.

Yarışmanın Türkiye’nin en önemli kürek organizasyonu olduğuna dikkati çeken Akça, geçen hafta düzenlenen Türkiye Kupası’nda Fenerbahçe’nin 1 puan farkla ezeli rakibi Galatasaray’ın önünde şampiyon olduğunu söyledi.

Akça, bu yarışta iki takım arasında yalnızca 1 puan fark bulunduğunu belirterek, ”O nedenle bu yarış çok önemli. Burada 1 puan fazla alan takım şampiyon olacak. Hem Galatasaray, hem Fenerbahçe hem de Şişecam Çayırova ekip değişikliklerine gitti. O 1 puanı alıp şampiyon olabilmek için bu değişiklikler yapıldı. Kürek camiası olarak bu 2 günde kimin daha iyi olacağını görmek için sabırsızlanıyoruz. Çok güzel yarışlar izleyeceğiz” diye konuştu.

EZELİ REKABET SU ÜSTÜNDE DEVAM EDECEK

 Türk sporunun iki ezeli rakibi Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki rekabet, bu yarışmada su üstünde devam edecek.

Yarışma öncesinde genel klasmanda 1 puan farkla Galatasaray’ın önünde bulunan Fenerbahçe, puan farkını açarak geçen yıl olduğu gibi şampiyonluğu elde etmeyi amaçlıyor.

Fenerbahçe Kürek Şubesi Kaptanı Çağlar Özdemir, şampiyona için iyi bir hazırlık dönemi geçirdiklerini ifade ederek, yarışlara hazır olduklarını söyledi.

Özdemir, 1 puanlık avantajı korumak istediklerini vurgulayarak, ”Yarışlara çok iyi hazırlandık. 1 puan farkı açarak geçen yıl olduğu gibi şampiyon olmak istiyoruz. İnşallah kazandığımız kupaları Aziz Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu’na armağan edeceğiz. Umarım Pazar günü yarışlarda bizimle beraber olurlar. Buradaki heyecanı birlikte yaşarız. Tüm motivasyonumuz bu yönde” ifadesini kullandı.

Puan farkı nedeniyle yarışlarda büyük bir mücadelenin yaşanacağına işaret eden Özdemir, puan farkı çok az olması nedeniyle takımda bazı rötuşlar yaptıklarını dile getirdi.

Çağlar Özdemir, şampiyona için ekiplerini hazırladıklarını kaydederek, ”En hızlı ve en iyi ekipleri oluşturduğumuzu düşünüyorum. Artık suda göreceğiz. Sporcularıma çok güveniyorum. İnşallah burada başarılı olacağız. Burada büyük bir rekabet var ama bu rekabet yalnızca su üzerinde. Onun dışında tüm sporcular birbirleriyle iyi arkadaş. Herkes burada elinden geleni yaparak şampiyon olmayı amaçlıyor. Bizim de asıl amacımız zaten bu. ” dedi.

Euro 2012 finalini kim kazanır? ANKET

Haziran 29th, 2012

Haber 7’nin 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası ile ilgili yaptığı dev anket devam ediyor. Almanya’nın rakiplerine büyük fark attığı ilk ankette Haber 7 okurları fena yanıldı. Önceki akşam oyanan yarı final maçında okurlarımızın favorisi Almanya, İtalya karşısında ummadığı bir mağlubiyet alarak kupaya veda etti.

1 Temmuz’da Kiev’de oynanacak dev finalde İspanya ve İtalya kupanın sahibi olmak için mücadele verecek. 

Turnuvanın başında internet sayfamızda düzenlediğimiz yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı şampiyon kim olur anketinde Almanya rakiplerine büyük fark atarak yüzde 54 gibi bir oranla okurlarımız tarafından kupanın bir numaraları favorisi gösterilmişti.

 Şimdi okurlarımıza finali kim kazanır diye soruyoruz.

ANKETE KATILMAK İÇİN TIKLAYINIZ

İşte ilk anketimizde çıkan sonuçlar:

Beşiktaş’tan 10 numara transfer!

Haziran 29th, 2012

Beşiktaş, futbolcu Olcay Şahan’ın transferi konusunda kulübü Almanya’nın Kaiserslautern takımıyla anlaşma sağlandığını, futbolcuyla da görüşmelerin devam ettiğini İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na (İMKB) bildirdi.

Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ’den İMKB’ye yapılan ve Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda da yer alan açıklamada, ”Futbolcu Olcay Şahan’ın transferi konusunda kendisi ile görüşmeler devam etmekte olup; kulübü Kaiserslautern ile anlaşma sağlanmıştır. Sözleşme fesih bedeli olarak Kaiserslautern’e 15.07.2012 tarihine kadar 400.000avro ve 01.07.2013 tarihine kadar 400.000 avro olmak üzere toplam 800.000 avro ödenecektir. Futbolcunun başka bir kulübe satılması halinde Kaiserslautern’e yüzde 10 pay verilecektir” denildi.

Kaiserslautern’de 10 numaralı formayı giyen Olcay Şahan Milli takımda da 10 numaralı formayla oynamıştı…

 

(haber7)

Ayakkabıcı sektörü yeni stratejiler arıyor

Haziran 29th, 2012

Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) bünyesinde kurulan ”Gaziantep Kümelenme Merkezi”, Ekonomi Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ortaklığında devam eden Avrupa Birliği (AB) destekli ”KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi” kapsamında ihracatta yeni stratejiler arıyor.

GAİB Başkanı Abdulkadir Çıkmaz, yaptığı yazılı açıklamada, çalışmaların hızla devam ettiğini ve sektör temsilcileriyle bir araya gelerek, yeni stratejiler geliştirdiklerini belirtti.

”2023 ihracat hedefi”nin yakalanması ve Gaziantep ayakkabı sektörünün gelişmesi için önemli bir proje olarak nitelendirilen ”KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi” kapsamındaki Gaziantep Kümelenme Merkezi’nin çalışmalarının dikkat çektiğini ifade eden Çıkmaz, şunları kaydetti:

”Çalışmalar büyük bir titizlikle sürdürülüyor. GAİB’te yapılan toplantıyla önümüzdeki 3 yıl içerisinde yurt dışında uygulanacak olan pazarlama ve satış stratejileri belirlendi ve çalışmalar değerlendirildi. Ekonomi Bakanlığı’nın 2010/8 sayılı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi hakkındaki tebliği kapsamında uygulanmakta olan ‘Ayakkabı Sektöründe İhracat Seferberliği Projesi’nde yer alan 21 firmanın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, proje süresinde yapılacak çalışmalar ve yurt dışı pazarlama faaliyetleri de değerlendirilerek bilgi alışverişinde bulunuldu.”

Bu arada, sektör strateji çalışmalarına destek vermek üzere Gaziantep’e gelen ayakkabı uzmanı İngiliz Peter Raklyeft’in de Gaziantep ayakkabı sektörünün dünya pazarlarındaki rekabette avantaj ve dezavantajlarını değerlendirdiği bildirildi.

Raklyeft, sektörün üretim kalitesi ve ürün çeşitliliği yönünden uluslararası pazarlarda rekabet avantajı olduğunu, sadece tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine ağırlık verilerek ürünlerin yurt dışı pazarlarda tanıtılması gerektiğini vurguladığı belirtildi.

Projede yer alan firma temsilcilerinin ise yapılacak çalışmaların sektöre çok önemli katkıları olacağını ifade ettikleri aktarıldı.

Gaziantep Sanayi Odası ve GAİB’in birlikte yürüttüğü ”Ayakkabı Sektöründe İhracat Seferberliği” projesiyle 3 yıl boyunca Ekonomi Bakanlığı destekli olarak eğitimler, danışmanlık hizmetleri, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyetleri düzenlenmesi gibi çalışmalar yapılacağı bildirildi.

KİT’lerde 166 bin 698 kişi çalışıyor

Haziran 29th, 2012

KİT’lerde ve özelleştirme programındaki kuruluşların toplam istihdam maliyetleri geçen yıl, bir önceki yıla oranla yüzde 7,43 artarak, 8 milyar 447 milyon 312 bin lira oldu.

Hazine verilerine göre, KİT’lerde ve özelleştirme programındaki kuruluşlarda çalışan sayısı 2012 yılının ilk çeyreğinde 166 bin 698 oldu. Söz konusu kuruluşlarda, 2011 yılında çalışan sayısı 173 bin 927 kişiydi.

TİSK: Cari transferdeki artış bütçeyi zorluyor

Haziran 29th, 2012

TİSK, yaptığı yazılı açıklamada Haziran ayında ekonomik krizin Avrupa’da iktidarları değiştirdiğine değinerek, piyasalarda tedirgin ortamın sürdüğünü belirtti.

Uluslararası derecelendirme kuruluşlarınca İspanya’da 28 bankanın notunun düşürülmesinin ülkeyi ikinci Yunanistan durumuna getirdiğine dikkati çeken açıklamada, özel kesim borçlarının yüksek seyretmesinin de krizi derinleştirebileceğini ifade edildi.

Alman özel kesiminin borç yükü nedeniyle, söz konusu ülkenin Avrupa Birliği’nin yükünü çekmesini zorlaştırdığı ifade edilen açıklamada, Türkiye’de dahil olmak üzere, AB ve ABD ile yakın ilişkideki ülkelerde risklerin arttığı belirtilerek, petrol fiyatlarındaki gerilemenin çıkış yolu olabileceği kaydedildi.

Sanayi üretim, ciro ve sipariş endeksleri ile kapasite kullanım oranındaki gelişmelerin, sanayi sektörünün küçülmeye başladığını gösterdiği belirtilen açıklamada, eğilimin sürmesi halinde reel sektörün sıkıntıya girebileceğini ifade edildi.

İşsizlik oranında artış ve vergi kaybının ortaya çıkabileceğine değinilen açıklamada, 2012 yılının ikinci çeyreğinde büyüme oranının negatif çıkmasının şaşırtıcı olmayacağına dikkat çekildi. Açıklamada, ilk 4 ayda cari açığın 8,1 milyar dolar azalmasında en önemli faktörün dış ticaret açığındaki 6,5 milyarlık gerileme olduğu kaydedildi.

Merkez Bankası’nın para politikasında gevşemeye gittiğini, döviz rezervini arttırırken, finansal sisteme likidite sağladığı ifade edilen açıklamada, TCMB’nin politikasının bankaların kredi planlamasını arttıracağını ancak, KOBİ’lere yönelik ek kaynak arttırımını da gerektirdiğine dikkat çekildi.

TİSK, kısa vadeli sermaye girişlerinin, döviz kuru üzerindeki baskıyı azalttığını ve böylece enflasyon üzerindeki kur baskısının da hafiflediğini belirtti.

2012 Mart ayı itibariyle dış borç stoku!

Haziran 29th, 2012

Türkiye net dış borç stoku, 2012 Mart sonu itibarıyla 197,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Buna göre, Türkiye net dış borç stoku, 2012 Mart sonu itibarıyla 197,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye Brüt Dış Borç Stoku

Türkiye Brüt Dış Borç Stoku, 2012 yılı birinci çeyreği sonu itibarıyla 318,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 207,6 milyar dolar ile yüzde 65,2 ve kamu kesimi borçlarının payı 100,9 milyar dolar ile yüzde 31,7 oldu. Merkez Bankası borçlarının toplam borç stoku içerisindeki payı ise 9,7 milyar dolar ile yüzde 3 gerçekleşti.

Kamu kesimi dış borçlarının büyük bir çoğunluğu orta-uzun vadeli dış borçlardan oluştu.

Merkezi Yönetim Borçları, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli 1, 2 ve 3 sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinden oluşan Merkezi Yönetim Dış Borç Stoku, 2012 yılı birinci çeyrek sonu itibarıyla 81,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu miktarın 49,3 milyar dolar tutarındaki kısmı uluslararası finansal piyasalarda gerçekleştirilen tahvil ihraçları stokundan oluştu.

Diğer Kamu Kuruluşlarının Borçları, merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KİT’ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları, 2012 birinci çeyrek sonu itibarıyla 19,2 milyar dolar tutarında gerçekleşti.

Özel Sektör Dış Borçları

Kısa Vadeli Özel Sektör Dış Borçları, 2012 yılı birinci çeyrek sonu itibarıyla kısa vadeli özel sektör dış borcu 78,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar içinde bankacılık sektörünün payı 46,9 milyar dolar oldu.

Uzun Vadeli Özel Sektör Dış Borçları, özel sektörün 2012 yılı birinci çeyreği itibarıyla orta-uzun vadeli dış borçları 129,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Finansal olmayan kuruluşlar 81,7 milyar dolar ile uzun vadeli özel sektör dış borç stoku içinde en büyük paya sahip oldu.

Merkez Bankası Borçları, TCMB uzun vadeli dış borçları, 2012 yılı birinci çeyreğinde 8,4 milyar dolar, kısa vadeli dış borçları ise 1,3 milyar dolar tutarında gerçekleşti.

Kur etkisi, dış borç istatistiklerinde uluslararası standart, büyüklüklerin dolar cinsinden ifade edilmesidir. Bu durum, yayınlanan istatistiklerdeki dış borç büyüklüklerinin çapraz kurlarda gerçekleşen hareketlerden etkilenmesine yol açıyor. Bu çerçevede, 2011 Aralık-2012 Mart döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 4,7 milyar dolar tutarında artış gösterdi.

IMF Başkanı Lagarde, Asya turuna çıkacak

Haziran 29th, 2012

IMF Başkanı Lagarde, Temmuz’da Asya turuna çıkacak

IMF Sözcüsü Gerry Rice, düzenlediği basın toplantısında, Lagarde’ın 6-7 Temmuz’da Japonya’nın başkenti Tokyo’da, 8-10 Temmuz’da Endonezya’nın başkenti Cakarta’da, 11-12 Temmuz’da ise Tayland’ın başkenti Bangkok’ta bulunacağını belirtti.

Rice, IMF Başkanının Asya gezisinde hükümet yetkilileri ve sivil toplum temsilcileri ile biraraya gelmesinin beklendiğini ifade etti.

Gerry Rice ayrıca IMF’nin Nisan ayında açıkladığı ”Küresel Ekonomik Görünüm Raporu”nun 16 Temmuz’da revize edilmesinin öngörüldüğünü vurguladı.

Mevduat ve katılım bankalarının karı arttı

Haziran 29th, 2012

Mevduat bankalarının net dönem karı bu yılın nisan ayı sonu itibariyle bir önceki aya göre yüzde 27 artarak 6 milyar 948 milyon 612 bin lira olarak gerçekleşti. Aynı dönemde katılım bankalarının net dönem karı ise yüzde 27,9 artışla 314 milyon 175 bin liraya ulaştı.

Buna göre mevduat bankalarının net dönem karı bu yılın nisan ayı sonu itibariyle bir önceki aya göre yüzde 27 artarak 6 milyar 948 milyon 612 bin lira olarak gerçekleşti. Mevduat bankalarının bu yılın nisan ayı sonu itibariyle net dönem karı ise 2011 yılının aynı dönemine göre yüzde 9 arttı. Geçen yıl nisan ayında mevduat bankalarının net dönem karı 6 milyar 363 milyon 501 bin lira olarak gerçekleşmişti.

Aynı dönemde katılım bankalarının net dönem karı bir önceki aya göre yüzde 27,9 artışla 245 milyon 577 bin liradan, 314 milyon 175 bin liraya yükseldi. Katılım bankalarının nisan ayında karı geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 38,9 oranında yükseldi. Katılım bankaları 2011 yılı nisan ayında 226 milyon 168 bin lira net dönem karı elde etmişti.

Evlenen sayısı boşanan sayısını geçti

Haziran 29th, 2012

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu yılın birinci döneminde evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,9 artarak 107 bin 942’ye yükselirken, boşanan çiftlerin sayısı ise yüzde 5,8 artarak 33 bin 474 oldu.

Buna göre, birinci dönemde evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,9 artarak, 107 bin 942’ye yükseldi.

TÜİK verilerine göre, ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 26,3, kadınlar için 22,9 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı 3,4 olarak belirlendi.

Bölgesel düzeyde en yüksek ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 27,1, kadınlarda 23,8 ile İstanbul Bölgesi’nde görüldü. En düşük ortalama ilk evlenme yaşı ise erkeklerde 25,4 ile Batı Karadeniz, kadınlarda 21,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi oldu.

Bu yılın birinci döneminde boşanan çiftlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 artarak 33 bin 474’e yükseldi.

2012 yılının birinci döneminde boşanma sayısında en fazla artış yüzde 15,2 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde oldu. Bu dönemde boşanma sayısında en fazla azalma yüzde 9 ile Batı Marmara Bölgesi’nde gerçekleşti.

Boşanmaların yüzde 40,3’ü evliliğin ilk 5 yılı içinde, yüzde 23,7’si ise 16 yıl ve daha fazla süre evli olan çiftlerde gerçekleşti.

Evlilik süresine göre boşanmalar:
                                        (Birinci Dönem)
                                     2011            2012
                                ————–      ————-
Evlilik Süresi (Yıl)       Sayı    Yüzde    Sayı    Yüzde
Toplam                    31 653    100     33 474   100
1 yıldan az                 1 144     3,6       1 140   3,4
1-5                          11 757   37,2     12 334  36,9
6-10                          6 512   20,6      6 927  20,7
11-15                        4 627   14,6      5 025  15,0
16                             7 512   23,7      7 943  23,7
Bilinmeyen                    101    0,3         105   0,3

Ankara için sağlık turizmi büyük bir fırsat

Haziran 29th, 2012

Bezci, Ankara’nın sağlık alt yapısı, ekipmanı ve tesisleşen sağlık kuruluşlarıyla dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri olabileceğini ifade etti.

Ankara’daki seçkin sağlık kuruluşlarında hizmet veren hekimlerin, diğer ülkelerden gelecek hastalara da en üst düzeyde hizmet edebilecek kapasitede olduklarını vurgulayan Bezci, şunları kaydetti:

”Avrupa ülkelerindeki tedavi harcamaları ile Türkiye’deki tedavi harcamaları arasında büyük farklar var. Tedavi için yurt dışından Ankara’ya gelecek olan turistler sağlık ödemeleriyle, Ankara ekonomisine katkıda bulunacaklar ayrıca Ankara’da konaklayacakları, alışveriş yapacakları için de şehir ekonomisine  ciddi bir canlılık kazandıracaklar.”

Bezci, Ayaş, Beypazarı, Çubuk, Güdül, Haymana, Kızılcahamam ve Polatlı’daki termal kaynakların da tedavi amacıyla kente gelen turistlerin ilgisini çekebileceğini bildirdi.

Ergün: Alın terinden çok akıl terine ihtiyaç var

Haziran 29th, 2012

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bugün alın terinden daha çok akıl terine ihtiyaç olduğunu belirterek, ”Bizi zenginleştirecek olan şey akıl teridir, o da bizde var. Bu genç ve dinamik nüfusumuzu sadece kol gücü olarak görmek son derece büyük bir eksikliktir” dedi.

Bakan Ergün, Ankara Sheraton Otel’de düzenlenen ”Teknogirişim Zirvesi 2012”de yaptığı konuşmada, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ”Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı” kapsamında bir ekosistem oluşmaya başladığını söyledi.

Her kaynağın doğru kullanıldığında bi nimet olacağını, yanlış kullanıldığında ise bir külfete dönüşeceğini dile getiren Ergün, Türkiye’nin en büyük kaynağının ise genç ve dinamik nüfusu olduğunu ifade etti.

Bu önemli kaynağın doğru kullanılması gerektiğini vurgulayan Ergün, şunları kaydetti:

”Hiç bir toplum geneli itibariyle diğer toplumlardan daha zeki, daha akıllı ve daha yenilikçi değildir. Toplumun içinde tek tek istisnalar olabilir ama şu toplum şu toplumdan daha akıllıdır diyemeyiz, ancak bazı toplumlar eğitim sistemleri, ekonomileri, demokrasi kültürü, yaptıkları yasal düzenlemelerle, gençlerin kendilerini ortaya koyabilecekleri bir atmosfer oluşturmaktadırlar. İşte fark bu atmosferdedir. Çok şükür Türkiye’de bu atmosferi oluşturmak adına çok önemli mesafeler kat ettik ve kat etmeye de devam ediyoruz.”

Anne babaların yaptıkları çok önemli bir hata olduğunu dile getiren Ergün, velilerin, çocuklarını kendi çocukluklarıyla mukayese ettiğini söyledi.

Oysa gençlerin sahip olduğu imkanları, başka ülkelerdeki gençlerin sahip olduğu imkanlarla karşılaştırmak gerektiğine dikkati çeken Ergün, ”Burada 5 yaşındaki bir çocuk bilgisayar oyunlarını çok güzel oynadığı zaman buna mucizevi şekilde bakıyoruz. Halbuki bir başka ülkede 11-12 yaşındaki çocuk bilgisayar oyunu yazılımları geliştiriyor. Niye?

Çünkü o ülkelerde öle bir ortam sağlanıyor. Biz de bu ortamı sağladığımızda bizim çocuklarımız da o oyunları geliştirebilecektir. Gelişmiş ülkele standartlarını yakalamamız için Türkiye’deki Ayşe’nin, Mehmet’in Japonya’daki Hitoshi ile Almanya’daki Hans’la, ABD’deki Marry ile aynı şartlar altında yetişmesi, o ortamlara sahip olması gerekiyor. Biz de o ortamları sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

”Alın terinden daha çok akıl terine ihtiyacımız var”

Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeleri ayıran temel noktanın, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler olduğunu vurgulayan Ergün, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için bu alanlarda daha büyük atılımlar yapması gerektiğini bildirdi.

Bu hedefleri yakalayabilmek için gençlerin içlerindeki cevherin ortaya çıkarılması gerektiğini dile getiren Ergün, şöyle devam etti:

”İnsanımız, bizim en büyük zenginliğimiz. İnsanımıza biz bugüne kadar ne olarak baktık? Bileği güçlü adam, çalışsın taş ocaklarında, maden ocaklarında, bununla kazanalım. Tamam alın teri, emek kutsal, çok önemli ama bugün alın terinden daha çok akıl terine ihtiyacımız var.

Bizi zenginleştirecek olan şey akıl teridir, o da bizde var. Bu genç ve dinamik nüfusumuzu sadece kol gücü olarak görmek son derece büyük bir eksikliktir. Burada büyük bir akıl gücü var, bunu ortaya çıkarmamız lazım. Onun için biz bu adımları atıyoruz.

Yeni buluşları yapanlar kim dünyada? Hep genç kuşaktan gelenler. Bir takım şeyleri yapmak için çok büyük sermaye, fabrika, tesis gerekebilir ama faceebook’u, youtube’u, twitter’ı kuranlar, bunları dev şirketler haline getirenler ne oluyor? Bir otomobil fabrikası için büyük bir yatırım lazım ama büyük bir firma bir otomobil garajında doğabiliyor.”

”Her yıl 500 projeyi destekleme imkanına sahibiz”

”Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı”nı 2009 yılında hayata geçirdiklerini ve her yıl 100 gence verilmek üzere 100’er bin liralık destek belirlediklerini anımsatan Ergün, ”O zaman biraz daha temkinli düşünmüşüz. Yoktur bizde o kadar potansiyel diye belki düşünülmüştür ama iki yıl içinde gördük ki müthiş bir potansiyel var, bunu 500’e çıkardık. 2012 yılından itibaren her yıl 500 projeyi destekleme imkanına bugün itibariyle sahibiz” dedi.

Bakan Ergün, 3 yıl içinde 452 kişinin bu destekten yararlandığını ve kendi işlerini kurduğunu belirterek, bu kişilerin bugüne kadar önemli işlere imza attığını ifade etti.

Ortaya konan projelerin, ileride daha büyük projelere de dönüşebileceğine dikkati çeken Ergün, bu süreçte başarılı olamayanların da olabileceğini söyledi.

Programı uygulamaya koyduklarında, ”Biz bu işin parasında değiliz, 100 bin lira hibe destek veriyoruz. Sizdeki potansiyele güveniyoruz, isterseniz bu hibe desteği batırın” dediklerini hatırlatan Ergün, o günlerde bazılarının kendilerine ”Kimin parasını batırın diyorsunuz” şeklinde tepki gösterdiğini, ancak bu programdan yararlananların zaten bu desteği batırmadıklarını ifade etti.

Desteklerden yararlanan projelerin yavaş yavaş önemli işlere dönüşmeye başladığını dile getiren Ergün, şunları söyledi:

”Bazen görüyorum, Ar-Ge elemanı olmakla girişimci olmak arasında gidip gelenler var. Biz onlara da destek veriyoruz. İcatçılıkla icraatçılık farklıdır. Başarısızlıklar da olabilir ama bunlar hiçbir zaman bizim moralimizi bozmayacaktır. Biz şimdi toprağa bir çok fidan diktik ve göreceksiniz ki bunların içinden çok ulu çınarlar, büyük bahçeler meydana gelecektir. Bu projelerin içinden çok önemli simalar çıkaracağımıza inanıyorum.

Bu projenin olumlu sonuçlarını gördüğümüz için projenin bütçesini 5 katına çıkardık. 2012 yılında gelen proje, 3 yıl boyunca gelen projenin toplamından daha fazla oldu. Bu başvuru sayısındaki artışın, gençlerimizdeki girişimcilik fitilinin ateşlenmesi anlamına geldiğini görmemiz lazım.

Bu yıl yapılan bin 597 başvurudan 289’unu desteklemeye değer buldu çalışma grupları ve böylece teknogirişimci sayımız 741’e ulaştı. Projelerin tamamı teknoloji yoğun sektörlere yönelik. Bu yıl kurulacak olanlarla birlikte 35 farklı ilimizde ve Kıbrıs’ta teknogirişimcilerimiz tarafından kurulmuş şirketler olacaktır. Bugüne kadar desteklenen 32 girişimci de yurt dışındaki projelerden desteklenmiştir. Aslında bu beyin göçünün de tersine döndüğünü göstermektedir. Tersine bir dönüş kanalı açılmıştır bu projeyle.”

”550 bin liralık ilave bir destek programını başlatıyoruz”

Bu proje ile desteklerden faydalanan teknogirişimcilerin, işlerini nasıl yönetecekleri konusunda da eğitim almaları gerektiğini belirten Ergün, bu eğitimin de önümüzdeki dönemde verileceğini ifade etti.

Bakan Ergün, teknogirişimcilerin ilerleyen ilerleyen aşamalarda daha fazla Ar-Ge yapabilmeleri için daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu da gördüklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

”Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla da TÜBİTAK aracılığıyla yeni bir destek, ikinci faz destek programı başlattık. Teknogirişimde birinci fazda belli bir aşamaya gelen arkadaşlarımız şimdi TÜBİTAK’tan ikinci faz desteğini alacak. Orada mentorluk desteği de verilecek aynı zamanda. 550 bin liralık ilave bir destek programını TÜBİTAK aracılığıyla başlatmış oluyoruz. TÜBİTAK’ta şimdiye kadar ön ödemeli destek programları yoktu, mevzuatına böyle bir şey koyulamamıştı. Şimdi bugün Mecliste geçecek bir yasayla da TÜBİTAK programlarını da ön ödemeli hale getirmiş oluyoruz.”

”Teknogirişimciler için bir çok eğitim programı düzenledik”

Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil de banka olarak bu başarılı girişime destek vermek istediklerini ve 2011 yılından bu yana desteklemeye çalıştıklarını bildirdi.

Girişimcilerin gelişebilmesi için finansal destek kadar danışmanlık ve eğitim desteklerine de ihtiyaçları olduğunu belirten Civil, teknogirişimcilere şirketlerini nasıl kuracakları, ürünlerini nasıl pazarlayacakları gibi konularda destek olduklarını söyledi.

Civil, teknogirişimciler için bir çok eğitim programı düzenlediklerini belirterek, her bir teknogirişimci için rehberlik verecek TEB Kobi Danışmanlarını atamaya başladıklarını ve internet üzerinden yayın yapan TEB Kobi TV’de teknogirişimciler için özel bir alan tahsis ettiklerini ifade etti.

Konuşmaların ardından Teknogirişim Destek Programı Sertifika Töreni düzenlendi ve teknogirişimcilere sertifikaları verildi.

Daha sonra Bakan Ergün, ”Teknogirişim Zirvesi 2012”nin düzenlendiği Sheraton Otel’de kurulan stantları gezdi.

Ergün, burada teknogirişimcilerin ortaya koydukları projeleri ve üretimini tamamladıkları ürünleri inceledi.

Neredeyse tüm stantları tek tek gezen Ergün, tamamen yerli üretim olan elektrikli araçları ve kişinin, sanal ortamda oluşturulmuş görüntüleri, özel bir gözlük takması suretiyle gerçek ortammış gibi görebilmesini sağlayan Portatif Sanal Gerçeklik Sistemi’ni test etti.

Tailwind’a Gazipaşa’ya uçuş izni verildi

Haziran 29th, 2012

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Gazipaşa Havalimanı’na sefer yapmak üzere SHGM’ye başvuruda bulunan Tailwind Havayollarının, büyük gövdeli uçakların havaalanına inmesine yönelik prosedür ve simülatör şartını yerine getirerek iniş izni almaya hak kazandığı belirtildi.

Boeing 737-400 uçakları ile Gazipaşa Havalimanı’na sefer yapmak üzere izinlendirilen Tailwind Havayolları ile toplam 3 işletme havaalanına uçuş için yetkilendirildiğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Başvuruda bulunan diğer işletmelerin, simülatör testi ve eksik prosedürlerini tamamlamaya yönelik çalışmaları devam etmekte olup, tüm süreçleri eksiksiz tamamlamaları akabinde uçuş izinleri verilmektedir.”

Yaşadıklarını henüz unutmadılar

Haziran 29th, 2012

Irak’taki işkence ve şiddet mağdurları hâlâ iyileşmeye çalışıyor. Zira acıların dindirilmesi hayli uzun bir yolculuk gerektiriyor.

Salih Ahmed, işkence mağdurlarını uzun zamandır yakından tanıyor. Aile terapisti Ahmed, işkence mağdurlarının tedavi gördüğü Almanya’nın Berlin kentindeki “Hayatta Kalanlar Merkezi’nin” 1992 yılından bu yana yöneticisi. Burada dünyanın dört bir yanından gelen mağdurlara tıbbî ve psikolojik destek sunuluyor.

Salih Ahmed üç yıl kadar önce memleketi Kuzey Irak’ta da Saddam Hüseyin mağdurlarının ücretsiz yardım alabileceği bir tesis kurmuş. Irak’ta hâlâ Saddam döneminin izleri silinmeye çalışılırken, Uluslararası Af Örgütü geçtiğimiz günlerde Suriye’de de işkence ve insan hakları ihlallerinin yaşandığına dikkat çekti. Geçmişte Irak’ta, şimdi de Suriye’de işkence, güvenlik güçlerinin sıradan bir uygulaması. Salih Ahmed, “Sorgulamalarda şüpheliler itirafa zorlanıyor. Tutuklular her yerde vahşice dövülüyor, ardından askıya alınıyorlar, bazen hayaları buruluyor. İşkence mağdurları kendilerini kurtarmak için genellikle işlemedikleri suçları kabul ediyor. Çünkü maruz bırakıldıkları acıya daha fazla katlanamıyorlar” diyor.

‘Aşağılayıcı durumlara maruz kalmışlar’

Salih Ahmed; doktor, psikolog ve sosyal danışmanlardan oluşan ekibi ile daha çok kadın ve çocukların tedavilerine yardımcı oluyor. İşkence, mağdurlarda sadece acıya ve utanca yol açmıyor, onların onurlarını da zedeliyor.

Ahmed, “Çırılçıplak soyulmak, arkadan bir cisim sokulması ya da kimyasal maddeye maruz bırakılmak aşağılayıcı bir durum. Oldukça genç olan işkence mağduru hastalarım var. Onlar artık çocuk sahibi olamayacak” ifadelerini kullanıyor.

İşkence Irak’ta Saddam’dan sonra da günlük hayatın bir parçası olarak kaldı. Af Örgütü, Irak’ta işkenceye yol açmakla itham ettiği hükümetleri bu konuda defalarca uyardı. Adam kaçırmalar da Irak’ta hâlâ günlük hayatın bir parçası. Bu da yıllar boyu silinmeyecek izler bırakıyor. Ahmed, “Bir evde 22’den fazla kişinin başının kesilmesine tanık olmak zorunda kalan bir gencin tedavisini sürdürüyorum. Genç her seferinde banyoyu temizlemek zorunda kalmış. Bu onda inanılmaz bir yıkıma yol açmış” diye konuşuyor.

Nefes darlığı ve depresyon

Halepçe… Irak’ın geçmişinde yaşadığı en korkunç deneyim. İran-Irak savaşının bittiği 1988 yılının mart ayında Halepçe kentinde yaşayan Kürtlerin üzerine zehirli gaz bombaları atıldı. Salih Ahmed, Halepçe mağdurlarını tedavi etmek için orada bir terapi merkezi açmış:  “Bedeninde kimyasal yanıklar olan ve nefes darlığı çeken hastalarımız var. Bu, sanki yakında öleceklermiş gibi paniğe kapılmalarına yol açıyor. Ayrıca çok sayıda depresif hastamız var. Geçmişi hatırlayarak travmalarını yenemeyen hastalarımıza daha uzun zaman ayırıyoruz.”

Sadece işkence mağdurları değil, eşleri ve çocukları da işkencenin etkilerini bir ömür boyu taşıyor. Çünkü mağdur, normal bir insan gibi davranamıyor, tepki veremiyor. Eşine ya da çocuklarına şiddet uygulamaları mümkün. Salih Ahmed bu nedenle terapiye bazen aileleri de davet ettiklerini belirtiyor: “Eşi bu şekilde, kocasına karşı nasıl davranması ve onun geçmişiyle nasıl başa çıkması gerektiğini öğreniyor. Zaman zaman çocukları da buraya çağırıyoruz. Bu da ailede dostane bir ortam oluşmasına yardımcı oluyor.”

Ev içi şiddet, ailelerin parçalanması ve muhtemel sorunlar bu şekilde önlenmeye çalışılıyor. Salih Ahmed’in terapileri sayesinde Saddam rejiminin kendini aşağılanmış hisseden yüzlerce mağduru kaybettikleri onurunu bu şekilde geri kazanıyor.

Obama’nın eski rakibinden Suriye formülü

Haziran 29th, 2012

John McCain Ortadoğu Enstitüsü tarafından düzenlenen Türkiye konulu konferanstaki konuşmasının başında Suriye’nin geçen hafta düşürdüğü Türk jetinin pilotlarından söz etti. Vietnam Savaşı sırasında uçağı düşürülen ve altı yıl Vietnam’da esir kalan McCain şöyle konuştu:

“Dualarım, geçen hafta Suriye tarafından uçakları düşürüldükten sonra bulunamayan iki Türk pilotuyla birlikte. Hepimiz, iki pilotun da kurtarılması ve güvenli bir şekilde dönmeleri için dua ediyoruz. Bu tarz bir saldırganlık, hem gereksiz hem de kabul edilemez. Türkiye ve Suriye arasındaki gerginlik tırmanıyor. Türk devleti ve halkı, Amerikalı müttefiklerinin güçlü bir şekilde yanlarında durduğunu bilmeli.”

Eski Başkan adaylarından John McCain, Senato’daki Cumhuriyetçi muhalefetin şahin üyelerinden biri. Suriyeli direnişçilerin dağınık olduğunu savunan Amerikalı senatör buna çözüm olarak sınırda tampon bölge oluşturulması gerektiği görüşünde:

“Suriyeli direnişçilerin liderliği birlik içinde değil. Direnişçileri birleştirmenin yolu Türkiye-Suriye sınrıında bir güvenli bölge oluşturulmasından geçiyor. Bu güvenli bölge içinde organize olabilirler, gölge hükümetin temellerini oluşturabilirler. Elbette silahlandırılabilir, eğitim görebilirler. Yaralılarını tedavi edebilirler. Sığındıkları bu bölgenin koruma altına alınması gerekiyor. Amerika bu işi tek başına yapmamalı. Amerikan askerlerinin bölgeye bir kez daha ayak basması, yapabileceğimiz en kötü hata olur. Ancak bölgedeki müttefiklerimizle çalışarak, bunu ne kadar söylemeyi sevmesem de, “gönüllülerden oluşan bir koalisyonla” direnişçilere teçhizat sağlayabilir, onları silahlandırabilir ve eğitebiliriz.”

McCain, Suriyeli muhaliflerin açık bir şekilde silahlandırılmasına destek vermesine gerekçe olarak, “Zaten yaşananlar adil bir savaş değil”, diye konuştu.

It’s not a fair fight… “Rus silahları Suriye’ye akıyor. İranlılar zaten ülkede, işkence ve korku teknikleri öğretiyor. Bir iç savaşta taraflar neredeyse eşit güçtedir.”

Senatör McCain, son başkanlık seçiminde rakibi olan Başkan Barack Obama’nın Suriye konusundaki tavrını da eleştirdi ve kendisine, uluslararası temsilci Kofi Annan’ın diplomatik girişimlerine destek vermekten vazgeçmesi çağrısında bulundu. McCain eleştiri oklarını NATO’ya da yöneltti:

“Maalesef son birkaç yılda NATO ciddi değişimler geçirdi. NATO Genel Sekreteri Rasmussen, tüm üyelere ittifakın Suriye’ye karışmayacağı yönünde güvence vermeyi kendine görev edindi. Bu 1990’lı yıllarda etnik temizliğe uğrayan Bosna’daki Müslümanlar için düzenlenen operasyondan çok farklı. Kosova’da Miloseviç rejimi tarafından katledilen Müslümanlar’ı kurtarmak için Güvenlik Konseyi’nin onayı alınmamıştı. Rasmussen’in yanısıra, NATO müttefiklerimiz beni hayal kırıklığına uğrattı. Eminim ekonomik krizle boğuşuyorlar.  Zaman kazanmaya çalışıyorlar. Ama NATO’yla ilgili iyimserliğim çok az. Eğer Amerika öncülük etseydi bu bir nebze değişirdi. Eskiden hiç olmazsa Amerika perde arkasından liderlik ederdi, şimdi onu da yapmıyor.”

Senatör John McCain, meslektaşı Senatör Joe Lieberman’la birlikte Nisan ayında Türkiye’de Suriyeli mültecilerin kamplarını ziyaret etmişti. McCain, şimdi bu mültecilerin sayısının iki katına çıktığını hatırlattı.
Senatör McCain, Türkiye’nin PKK’yla mücadelesine de destek verdi, önceki hafta Hakkari Dağlıca’daki pusuda hayatını kaybeden sekiz askere değindi, PKK’nın Irak’taki Kürtler’in de desteğini kaybetmesiyle daha da dışlandığını savundu:

“PKK gittikçe yalnız kalıyor. Artık Iraklı Kürtler’in bile kendi topraklarında PKK’ya karşı düzenlenen hava saldırılarına itiraz ettiğini düşünmüyorum. PKK’nın terör örgütü olduğundan hiç kuşkum yok. Türkiye’deki Kürtler’in meşru şikayetleri olduğuna inanıyorum. Ama PKK daha da dışlanıyor. Türk devleti kendi Kürt nüfusuna daha fazla el uzatıyor, PKK’ya karşı daha güçlü askeri adımlar atıyor. Senatör Lieberman’la birlikte Kongre’ye sunduğumuz tasarıda da belirttiğimiz gibi PKK terörist bir örgüttür ve Amerika bu örgütün terör faaliyetlerini durdurmak için elinden geleni yapmalıdır.”

Namık Tan: ‘Esad Kendini Aldatıyor’

Ortadoğu Enstitüsü’nün Türkiye konulu konferansında söz alan Washington’un Türkiye Büyükelçisi Namık Tan da, Suriye’yi, geçen hafta Türk uçağını düşürmesinden sonra yanlış bilgilendirme kampanyası yürüterek sorumluluktan kaçmakla suçladı:

“Suriye Devlet Başkanı Esad yarattığı cehennemden gerçekten bir kaçış olduğuna inanarak kendini aldatıyor. Ama geçen Cuma Suriye, uluslararası hava sahasında Türkiye’ye ait silahsız F-4 uçağını vurarak, bardağı taşırma noktasına getirdi. Suriye’nin uluslararası hava sahasındaki bu yasadışı ve kabul edilemez saldırısı, ulusal çıkarlarımıza yönelik düşmanca bir davranıştır. İyi niyet ve iyi komşuluk ilkelerinin, uluslararası hukukun ciddi bir ihlalidir. Bu olaydan sonra Suriye’ye yaklaşımımızı değiştirdik. Artık Suriye rejimini ulusal güvenliğimize açık bir tehdit olarak görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu ülkeye karşı angajman kurallarını da değiştirdik.”

Büyükelçi Tan Suriye’ye karşı şu ana kadar itidalli davranıldığını, ancak Türkiye’nin bu saatten sonra uluslararası hukuktan doğan gerekli adımları atmaktan çekinmeyeceğini, karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu söyledi.