İşte Cimbom’un dünya yıldızı forveti

Haziran 28th, 2012

Galatasaraylılar’ın sabırsızlıkla bekledikleri forvet transferi konusunda bilgi veren Ünal Aysal, “Taraftarlarımızı heyecanlandıracak dünya yıldızı bir golcü alacağız.

Çok önemli bir santrfor ile görüşüyoruz” dedi. Ünal Aysal, temas halinde oldukları bu forvetin ismini vermezken; derin araştırmalar sonucu bu golcünün ismine ulaşıldı: Diego Milito. Teknik direktör Fatih Terim’in “Dört dörtlük bir forvet” dediği Milito için İnter kulübü ile görüşmelerde sona yaklaşıldığı kaydedildi. 33 yaşındaki Arjantinli forvetin Fatih Terim’e “Evet” dediği iddia edildi.

Şike davasında karar günü belli oldu

Haziran 28th, 2012

Ekinci, ”Futbolda şike” davasına ilişkin, ”Bir aksilik olmazsa cuma günü karar vermeyi planlıyoruz” dedi.

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, 4 tutuklu sanık ile 11 tutuksuz sanığın esas hakkındaki savunmalarının alınmasının ardından Başkan Ekinci, duruşmaya son verdiğini söyledi.

Duruşmayı 29 Haziran Cuma gününe bıraktığını bildiren Ekinci, ”O gün, geriye kalan sanıkların savunmalarını alacağız. Müdahillerin diyeceklerini soracağız. Sonra sanıkların son sözlerini alacağız. Bir aksilik olmazsa Cuma günü karar vermeyi planlıyoruz. O gün biraz uzun sürebilir duruşma. Olmazsa, Pazartesi gününe de duruşma tarihi verebiliriz” diye konuştu.

Trabzonspor rotayı Madrid’e çevirdi

Haziran 28th, 2012

Bordo-Mavililerin, Burak Yılmaz’ın İtalyan ekibi Lazio’ya transferinin kesinleşmesinden sonra Diego Costa için resmi girişimde bulunacağı belirtildi.

Golcü oyuncu için 5 milyon euro’yu gözden çıkaran Trabzonspor yönetiminin, Atletico Madrid’in Diego Costa’yı satmaya yanaşmaması halinde ise kiralama teklifini sunacağı öğrenildi.

Geçtiğimiz sezona Atletico Madrid’de başlayan ancak fazla forma şansı bulamadığı için Rayo Vallecano’ya kiralık olarak gönderilen Diego Costa, burada çıktığı 16 karşılaşmada rakip fileleri 10 kez havalandırdı.

Trabzonspor’un Diego Costa’tan sonuç alamaması durumundaysa rotasını, listesinde yer alan Malagalı Jose Salomon ve Hamburglu Jose Guerrero’ya çevirmesi bekleniyor.

Öte yandan İtalyan ekibi Lazio’nun, Burak Yılmaz’ın transferi konusunda Bordo-Mavili kulübün kapısını yeni bir teklifle çalmaya hazırlandığı öğrenildi.

İlk görüşmede golcü futbolcunun 5 milyon euro’luk bonservis ücretini 4 taksitte ödemeyi teklif eden Lazio’nun, bu parayı peşin vermeyi önereceği ancak Trabzonspor’dan Burak’ın bir sonraki transferindeki yüzde 25’lik payından vazgeçmesini isteyeceği belirtildi.

Bordo-Mavililerin bu teklife sıcak bakmayacağı ve zaten satmayı düşünmedikleri Burak için hem 5 milyon Euro’yu peşin isteyecekleri hem de sonraki transferde yüzde 25’lik pay alma hakkından vazgeçmeyecekleri ifade edildi.

(Ligtv)

Bursaspor’da Danijel Pranjic iddiası

Haziran 28th, 2012

Yeşil-Beyazlı yöneticilerin Bayern Münih forması giyen Hırvatistan Milli Takımı’nın orta saha oyuncusu Danijel Pranjic ile ilgilendiği ileri sürüldü.

Bonservisi elinde olan 30 yaşındaki futbolcunun menajerlerinin Türkiye’ye gelerek Bursasporlu yöneticiler ile görüşmeye başladıkları iddia edildi. (Zaman)

Trabzon’dan UEFA’ya mail yoluyla tepki

Haziran 28th, 2012

Bordo-Mavili taraftarların hazırladıkları ortak bir metin ile UEFA ve FIFA yetkililerine sitem dolu mesajlar yolluyor. Mesajlarda adı şike soruşturmalarına katılmış diğer takımlara UEFA’nın verdiği ceza kuruma hatırlatılırken, F.Bahçe’nin korunduğu ifade ediliyor.

Hatırlanacağı gibi UEFA devam eden şike davası ile ilgili “Son karar UEFA Disiplin Kurulu’nda verilmek üzere F.Bahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde oynamasında bir sakınca yoktur” kararını vermişti.

(Zaman)

Kartal, Türk asıllı Fransızın peşinde

Haziran 28th, 2012

Portekizli futbolcular sebebiyle Portekiz basınının yoğun ilgi gösterdiği ekiplerden biri olan Beşiktaş; bonservisi Sporting’de olan 20 yaşındaki Türk asıllı Fransız sol bek Atilla Turan’ı gündemine aldı.

Abola’nın haberine göre; bonservis hakları Sporting’de olan ve geçtiğimiz sezon Portekiz ekiplerinden Beira-Mar’da kiralık olarak forma giyen genç futbolcununun ekonomik sıkıntılar yaşayan Beşiktaş’ta; gençleştirme operasyonunun bir parçası olarak gösteriliyor.

Transferde Oğuzhan Özyakup gibi genç isimlere yönelen Beşiktaş’ın mali sorunlar sebebiyle transferde genç oyunculara yöneldiği belirtildi.

Bu arada haberde finansal problemler yüzünden Beşiktaş’ın Hugo Almeida ve Ricardo Quaresma’yı takımdan gönderbileceği belirtildi.

ATİLLA TURAN KİMDİR?

Fransa ekiplerinden Gronoble’de profesyonel futbol hayatına adım atan genç futbolcu 2011 Temmuz’unda bedelsiz olarak Portekiz’in dev ekiplerinden Sporting’in yolunu tuttu.

Bu transferin ardından Beira-Mar kulübüne kiralanan futbolcu geçtiğimiz sezon 8 maçta forma giyerken gol sevinci yaşayamadı.

Fransa Mlli Takımı formasını U-19, U-18, U17 ve U-16 takımlarında 37 kez terleten Atilla Turan’ın tahmini bonservis bedeli 800.000 Euro civarında.

(Sporx)

Almanya’nın korktuğu başına geldi

Haziran 28th, 2012

Euro2012 yarı final mücadelesinde Almanya ile İtalya kozlarını paylaşacak. Varşova Ulusal Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmayı kazanan taraf finalde İspanya’nın rakibi olacak.

Polonya ve Ukrayna’nın ortaklaşa düzenlediği turnuvada İtalya’nın başarılı performansı dikkatlerden kaçmazken; defansif oyun yapısından kurtulup daha göze hoş gelen bir futbol oynaması, otoriteleri de memnun etti.

Avrupa Futbol Şampiyonası grup elemeleri de dahil olmak üzere 14 maçın 14’ünü kazanan Almanya ise turnuvanın favorisi olarak gösterilmeye devam ediyor.

FUTBOL, SADECE ALMANLARIN KAZANDIĞI BİR OYUN DEĞİL!

Almanya ve İtalya arasındaki zorlu maç öncesinde istatistikler ilginç bir rakam ortaya çıkarttı. Almanya, Gök Mavililere karşı henüz galibiyet elde edemedi. Daha önce 10 kez karşılaşan iki dev ülke arasındaki müsabakalarda gülen taraf genelde İtalyanlar olurken; Panzerlerin yüzü ise hiç gülmedi.

İki ülke 5 kez Dünya Kupası’nda, 2 kez Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ve 3 kez de hazırlık maçında kozlarını paylaştı.

İtalya bu 10 maçın 5’ini kazanırken; 5 maç ise beraberlikle sona erdi.

En son 9 Şubat 2011’de hazırlık maçında karşı karşıya gelen iki ülkenin mücadelesi 1-1 eşitlikle sona ermişti. Resmi olarak 2006 Dünya Kupası yarı finalinde son olarak eşleşen Almanya ve İtalya’nın zorlu maçından gülen taraf 2-0’lık skorla Akdeniz ekibi olmuştu.

İşte iki ekibin aralarında oynadığı 10 maç ve skorları…

(Sporx)

BJK’de stat krizi sonunda çözüldü

Haziran 28th, 2012

G.Saray, TT Arena için Beşiktaş’a ‘hayır’ dese de dün Bakan Kılıç, Demirören, Orman ve Dürüst’ün yaptığı mini zirveden formül çıktı. Pazartesi açıklanacak karara göre Kartal önümüzdeki 2 yıl ezeli rakiplerinin evinde! Beşiktaş’ın yeni sezonda maçlarını Türk Telekom Arena’da oynama isteği ile başlayan kriz G.Saray Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk’ün katı, uzlaşmaz tutumuna rağmen büyük ölçüde çözüldü.

İki kulüp başkan ve yöneticilerinin önceki gün Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’la bakanlıkta yaptıkları görüşmede Öztürk’ün “Olimpiyat Stadı’nın ne niyetle bakıma alındığını ve hangi kafanın bu kararı verdiğini biz çok iyi biliyoruz. Biz stadımızı asla başka bir kulüple paylaşmayacağız” demesinin ardından Öztürk ve G.Saray Başkanı Aysal toplantıdan ayrılmıştı.

Dün ise TFF Başkanı Başkanı Yıldırım Demirören’in, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve G.Saray 2. Başkanı Ali Dürüst’e “Ligi başlatıyoruz, kura çekmemiz lazım. Bir an önce bu sorunu çözmeliyiz. Hazır birlikteyken ve sayın bakan da buradayken noktayı koyalım” demesi üzerine Orman, Dürüst, bakan Kılıç ve Demirören, TFF Kongresi’nin hemen sonrasında bir mini zirve gerçekleştirdi. MİNİ zirvede Beşiktaş’ın yeni stadına 2 yıl içinde kavuşabileceği ön görülerek 1 yıl G.Saray’ın evi TT Arena’da, 1 yıl da F.Bahçe’nin mabedi Şükrü Saracoğlu’nda maçlarını oynaması konusunda görüş birliğine varıldı.

‘BUYURSUN, GELSİNLER’

Fenerbahçe Başkanvekili Abdullah Kiğılı kongre sırasında konuyla ilgili kendisine sorulan bir soruya “Buyursunlar, gelsinler. Bizim kapımız herkese açık. Biz zor günlerde tek başına kalmanın ne demek olduğunu çok iyi biliriz. Stadımızı seve seve Beşiktaş ile paylaşırız” şeklinde verdiği yanıt da 1 yıl TT Arena’da, 1 yıl Saracoğlu’nda formülünün hayata geçmesini ciddi biçimde destekledi. Pazartesi günü resmi hali kamuoyuna açıklanacak olan bu anlaşmaya göre Beşiktaş maçlarını önümüzdeki sezon TT Arena’da, sonraki sezon da Saracoğlu’nda oynayacak.

Çakır rekor üstüne rekor kırdı

Haziran 28th, 2012

.Portekiz’den 5, İspanya’dan ise 4 oyuncu için kart kullanan Cüneyt Çakır, bu şampiyonada bir maçta en çok kart gösteren isim oldu. Çakır, şampiyona tarihinde ise 10 kartla bulunan rekoru egale etmeyi kıl payı kaçırdı.

FIFA kokartlı hakemimiz 52 kez faul düdüğü çalarak, bu turnuvada Çek Cumhuriyeti- Polonya karşılaşmasında 42 kez faul kararı veren Craig Thompson’ın rekorunu da geride bıraktı.

Portekizliler’i utandırdı

EURO 2012’deki gurumumuz, Cüneyt Çakır, turnuvada yönettiği 3. maçında dört dörtlük bir yönetim sergiledi. Bu maça atanmasıyla Portekiz basınının karalama kampanyası başlattığı Çakır verdiği objektif kararlarla Portekizliler’in başını öne eğdirdi.

Karşılaşmanın başında Çakır’ın çaldığı her düdükte Portekiz tribünlerinden ıslık sesleri yükseldi. Ancak ilerleyen dakikalarda Türk hakem triosunun başarılı yönetimi karşısında çaresiz kalan Portekizliler bu protestolarını daha fazla devam ettiremediler.

Maçta 9 kez sarı kartına başvuran Çakır, sertliğe prim tanımadı ve en az futbolcular kadar koşarak pozisyonlara yakınlığıyla hatasız bir yönetimin altına imza atarak göğsümüzü kabarttı.

(Milliyet)

Madrid’de sevinç, Lizbon’da hüzün

Haziran 28th, 2012

Maç saatinde terk edilmiş bir kasabayı andıran Madrid sokakları, penaltılar sonrasında gelen finalle kendilerini sokağa atan İspanyollarla doldu. Santiago Bernabeu Stadı önünde kurulan dev ekranlardan yaklaşık 35 bin kişi maçı canlı olarak izlerken, özellikle penaltı atışlarında heyecanın doruğa çıktığı görüldü.

Cesc Fabregas’ın penaltı golünün ardından gelen final İspanyolları sevince boğdu. Son üç büyük resmi organizasyonda arka arkaya 3. kez finale kalan İspanya Milli Takımı’nın başarısı bir günlüğüne de olsa İspanyolları son dönemlerde yaşadıkları ekonomik krizin olumsuz etkilerinden uzaklaştırdı.

Burgos, Malaga, Sevilla, Valladolid, Valencia gibi diğer İspanyol kentlerinde de maç sonrası meydanları dolduran İspanyollar, şarkılar söyleyerek, takımları için tezahüratta bulundu.

-Lizbon’da hüzün-

Bu arada maç öncesi benzer görüntülerin olduğu Portekiz’in başkenti Lizbon’da maç sonrasında hüzün vardı.

Lizbon’daki Aliados Bulvarı’nda kurulan dev ekrandan maçı izleyen ellerinde bayrakları, yüzleri boyalı binlerce Portekizli, takımları penaltılarda elenince 15 dakika gibi kısa bir sürede bulundukları alanı boşalttı.

Üzgün Portekizliler, televizyonlara yaptıkları konuşmalarda ”Futbolcular, milli formayı layıkıyla savundular ama şansları yoktu. Ne olursa olsun kutlamayı hak ettiler” yorumunda bulundu.

Rakamlarla Avrupa Futbol Şampiyonası

Haziran 28th, 2012

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Avrupa Şampiyonası ile ile ilgili seyirci rakamları ve maçlarında televizyon izlenme oranlarını yayınladı. Çeyrek final maçlarından sonra toplam seyirci rakamı 1 milyon 300 bin kişi olurken, maç başına seyirci ortalaması ise 45 bin 435 kişi olarak kayıtlara geçti.

-Statlarda yüzde 98.6’lık doluluk oranı-

En çok seyircinin olduğu maç Kiev’de İsveç ile İngiltere arasında oynanan (D) Grubu karşılaşması oldu. Bu maçı 64 bin 640 kişi izledi.

Polonya’da en çok taraftarın izlediği karşılaşma ise evsahibi Polonya ile Yunanistan arasında oynanan (A) Grubu karşılaşmasıydı. Bu maçı 56 bin 70 biletli seyirci stadyumda takip etti.

UEFA, çeyrek final maçları da dahil stadyumlarda yüzde 98.6’lık doluluk oranına ulaşıldığını bildirdi.

-Taraftar alanı-

Şampiyonada 23 Haziran Cumartesi gününe kadar (son 2 çeyrek final maçından önce) stadyum çevrelerine ve şehir merkezlerine kurulan taraftar alanlarında 4 milyon 900 bin kişi yer aldı.

Taraftarların alanlara en çok ilgi gösterdiği tarih ise 16 Haziran Cumartesi günü oldu. Polonya Varşova’da (Yunanistan-Rusya) ve Wroclaw’da oynanan grup maçları öncesi alanlara 455 bin kişi gitti.

İsveç-Fransa maçının oynandığı 19 Haziran salı günü Kiev’de bulunan taraftar alanlarında ise 180 bin kişinin bulunduğu bildirildi. Bu rakam en çok taraftar toplayan, taraftar alanı olarak kayıtlara geçti.

Yine aynı tarihte Donetsk’teki Donbass Arena’da oynanan İngiltere-Ukrayna maçını ise tüm taraftar alanlarında 273 bin 250 kişinin izlediği ifade edildi.

-TV izlenme oranları-

İngiltere ile İtalya arasında 24 Haziran Pazar günü oynanan çeyrek final maçı, Avrupa Futbol Şampiyonaları tarihinde en çok izlenme oranı sağlanan çeyrek final karşılaşması oldu.

UEFA, henüz tüm yayıncı kuruluşlardan veriler alınmamasına rağmen, şimdiye kadar 20 yayıncı kuruluşu 100 milyondan fazla kişinin izlediğini ancak daha 100’den fazla kuruluştan da veri gelmediğini aktardı.

İngiltere-İtalya maçını İngiltere’de 20.3 milyon kişi televizyonları başında izledi. Bu rakam TV başındaki İngilizlerin yüzde 67.8’sine tekabül ediyor. Ayrıca bu veri, 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri’nde İngiltere’nin Portekiz’e yenildiği maçtan (20.7 milyon izleyici-yüzde 73.3 izlenme oranı) beri yakalanılan en yüksek oran olarak dikkat çekti. İngiltere-İtalya maçının ülkede izlenme oranı Prens Williams’ın düğünü (13.6 milyon kişi) ile İngiltere Kraliçesi’nin tahta çıkış yıldönümü kutlamalarını (14.7 milyon) geride bıraktı.

İtalya’da maçın izlenme oranı maçtan hemen önce yayınlanan Formula 1 Valencia Grand Prix’sinin yüzde 181 fazlası oldu. 21 milyon 800 bin İtalyan karşılaşmayı televizyon başında izledi.

Şampiyonada en çok izlenme rekoru Almanya’dan geldi. Almanya’da Almanya-Yunanistan maçının televizyonda izlenme oranı yüzde 77.8 olarak kayıtlara geçti.

Turnuvanın evsahiplerinden Polonya’nın 12 Haziran Salı günü Rusya ile oynadığı karşılaşmayı 16.2 milyon kişinin televizyon başından izlediği bu rakamın da ülke rekoru olduğu belirtildi.

-Sosyal medyada şampiyona-

UEFA, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın sosyal medya ayağıyla ilgili verileri de yayınladı. UEFA’nın ”Euro 2012” adlı facebook sayfasını 750 binden fazla kişinin ziyaret ettiği ve goller, maç öncesi ve sonrası haberler gibi konuları takip ettikleri belirtildi.

UEFA’yı Twitter’da da 142 bin 500 kişi takip etti. UEFA’nın açtığı ”#EURO2012” konu başlığıyla ilgili olarak saniyede 7 twit atılırken, ”UEFA.com”un paylaşımlarını günde ortalama yaklaşık bin 500 kişi retweet (yeniden paylaşım) yaptı. 11 Haziran’da ise bu rakam bin 936 olarak kayıtlara geçti.

Elvan Abeylegesse Moskova’ya gitti

Haziran 28th, 2012

Sol ayak aşil tendonundaki sakatlığı nükseden Elvan Abeylegesse, Atatürk Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Abeylegesse, sakatlığıyla ilgili olarak, ”Sol ayak aşil tendonumdaki sakatlık eskiden de vardı, iyileşmişti. Bu sene ikinci defa Erzurum’da antrenman yaparken rahatsızlık hissettim. Şimdi doktorumla görüşmek ve tedavi için Moskova’ya gideceğim, orada tedavi olacağım. Tedavi sürecinin nasıl geçeceğini doktor söyleyecek. 2007 yılından beri oradaki doktorum takip ediyor, şimdi de aynı doktora gideceğim, durumumu o değerlendirecek” diye konuştu.

Helsinki’de dün başlayan Avrupa Şampiyonası’na katılamadığı için çok üzgün olduğunu kaydeden Abeylegesse, ”Sakatım, önce iyileşmem lazım. İyileştikten sonra bütün yarışlara katılmayı ve başarmayı hedefliyorum” diye konuştu.

Abeylegesse, olimpiyatlara katılıp katılamayacağını tedavi sürecinin belirleyeceğini de sözlerine ekledi.

2 atlete ikişer yıl men cezası

Haziran 28th, 2012

Federasyonun açıklamasına göre, dekatlonda yarışan erkek atlet Larbi Buraada ve orta mesafe koşucusu kadın atlet Zahra Buras’ın bu ay yapılan doping kontrolleri pozitif çıktı.

Açıklamada, 2 atletin yasaklı stanozolol maddesi kullandıkları belirtildi.

Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF), Buraada’nın 15 Haziran’da Almanya’nın Ratingen kentinde katıldığı yarıştan önce alınan numunesinde dopinge rastlandığını bildirdi. IAAF’ye göre, Buras’ın ise 5 ve 9 Haziran’da Fransa’da katıldığı yarışlarda doping yaptığı tespit edildi.

Buraada ve Buras’a 2 yıl müsabakalardan men cezası verilmesi bekleniyor.

2020’de İstanbul çift avantajlı

Haziran 28th, 2012

Porsun, ”Diğer adayların mali durumları değerlendirildiğinde, Türkiye’nin evsahipliği şansını yüzde 85’in üzerinde görüyorum” dedi.

TMOK üyesi Celal Porsun, 2020 Olimpiyatları’na Madrid ve Tokyo ile birlikte aday olan İstanbul’un şansını, AA muhabirine değerlendirdi.

Türkiye’nin, adaylık sürecindeki ilk engeli aştığını, Bakü ve Doha’nın da ilk durum değerlendirmesinde yeterli bulunmadığını hatırlatan Porsun, ”Madrid, Tokyo ve İstanbul’un rekabetinde avantajlar ve dezavantajlar var. Madrid ve Tokyo, daha önce olimpiyat düzenlemiş iki ülkenin kenti. Hatta Tokyo, olimpiyatlara evsahipliği yapmış bir kent” diye konuştu.

İspanya’nın ekonomik kriz içinde olduğu ve Madrid’in büyük bir organizasyonu kaldıramayacağının kulislerde konuşulduğuna dikkati çeken Porsun, ”Tokyo ise yeni bir tsunami yaşadı. Mali açıdan büyük yara aldı ve yaralarını sarmaya uğraşıyor” yorumunu yaptı.

-Hükümetin desteği bir ilk-

Porsun, adaylık sürecinde en önemli avantajın, Türkiye’nin adaylığında hükümet desteğinin bulunması olduğunu söyledi.

”Türkiye olimpiyat tarihinde bu bir ilk” diyen Porsun, şunları söyledi:

”İlk defa bir başbakan, Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, TMOK’a gelerek İstanbul’da düzenlenecek bir olimpiyatın arkasında direkt devlet desteği olduğunu beyan etti. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Jacques Rogge da bir beyanında, Türkiye’nin arkasında hükümet desteği olduğuna dikkati çekti.”

Porsun, ”Adaylar arasında arkasında hükümet desteği olan tek ülke biziz. Bu, büyük bir avantaj. Bütün bunları değerlendirdiğimizde, ben Türkiye’nin şansını yüzde 85’in üzerinde görüyorum. Bence şansımız gerçekten büyük” diye konuştu.

Celal Porsun, Türkiye’nin adaylığı sürecinde karşısındaki engelin, bu organizasyonu yapıp yapamayacağı değil, olimpik sporcu sayısı olduğunu ifade etti.

Porsun, şöyle konuştu:

”IOC’nin bize sorduğu şey şu, ‘Ne kadar olimpik sporcunuz var?’ Biz, 2020’ye iki şekilde hazırlanıyoruz. Birincisi, İstanbul kentini bir olimpiyat yapabilecek hale getirmek. İkincisi de bu olimpiyatlarda bizi temsil edecek sporcuları yetiştirmeye çalışmak.”

Diyarbakırspor’a lisans vermediler

Haziran 28th, 2012

Diyarbakırspor Kulübü’nden yapılan açıklamada, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Kulüp Lisans Kurulu’nun ilk kez geçen sezon hayata geçirilen ”Ulusal Kulüp Lisans Sistemi” kapsamında yaptığı değerlendirmede kulüplerinin, bazı eksiklerden dolay lisans alamadığı ifade edilerek şöyle denildi:

”Konuya ilişkin olarak kulübümüzün bazı kriterleri hazırlamasına rağmen TFF’nin onayından geçmeyen nedenler olmuştur. Kulübün içinde bulunduğu maddi sorunlar ve gelirinin yok denecek kadar az olması nedeniyle mali kriterlerde, vadesi geçmiş SGK, vergi, personel, kulüp alacaklarında ilerleme sağlanamamıştır. Bundan dolayı kulüp lisans kurulunun 11 Haziran 2012 tarihli ara kararınca 5 bin lira ceza ve 15 günlük ek süre verilmiştir.

Altyapı kriterlerinden güvenlik sertifikası tamamlanması için yazışmalar yapılmış olup Emniyet Müdürlüğü’nün cevap yazısında İl Spor Güvenlik Kurulu Toplantısında konunun gündeme alınmadığı, tarihi sonradan belirlenecek (2012-2013 futbol sezonundan önce) toplantıda kurula getirilmesinin karara bağlandığı bildirilmiştir.”

Kulüp Basın Sözcüsü Kenan Aksu, TFF Kulüp Lisans Kurulu’nun yaptığı ”Ulusal Kulüp Lisans Sistemi” değerlendirmesinden bugüne kadar ancak 30 kulübün lisans alabildiğini belirterek, ”Aralarında büyük kulüplerin de yer aldığı kulüplerin büyük çoğunluğu Ulusal Kulüp Lisans Sistemi değerlendirmesinden lisans alamadı. Kulüplerin bu değerlendirmelerden geçer not alabilmesi için TFF’nin kulüplere destek olması gerekiyor” dedi.

River Plate’te 2. Matias dönemi

Haziran 28th, 2012

Almeyda basına yaptığı açıklamada, Kulüp Başkanı Daniel Passarella ile görüştüğünü ve bir yıl daha River Plate’in başında kalacağını söyledi. 37 yaşındaki Almeyda, geçen sezon 2. lige düşen takımın bu sezon Birinci Lig’e yükselmesine büyük katkıda bulunmuştu.

River Plate, 33 kez ile Arjantin’in en çok şampiyon olan kulübü durumunda bulunuyor.

34 KCK zanlısı mahkemeye sev edildi

Haziran 28th, 2012

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin, terör örgütü PKK’nın üst yapılanması KCK’ya yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında savcılık sorgusu tamamlanan 34 şüphelinin tamamı tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Sarıyer’de şüpheli paket paniği

Haziran 28th, 2012

Geçtiğimiz günlerde saldırıya uğrayan İstinye Polis Merkezi’ne yaklaşık 100 metre mesafedeki paket, fünye ile patlatıldı.

İstinye sahilde bir bankanın önünde şüpheli paket gören vatandaşlar durumu polis ekiplerine haber verdi. Paketin daha önce silahlı saldırıya uğrayan İstinye Polis Merkezi’ne yakın oluşu polis ekiplerini alarma geçirdi. Olay yerini güvenlik şeridine alan ekipler, sahil trafiğini araçlara ve yayalara kapattı. Bomba imha uzmanlarına haber veren polisler, çevre güvenliğini sağladı. Bomba imha uzmanı paketi fünye ile patlatarak imha etti. Yapılan incelemede herhangi bir bulguya rastlanılmadı.

Havaalanında başörtüsü skandalı

Haziran 28th, 2012

Bazı Fransız havaalanlarında başı kapalı kadınların örtüleri güvenlik gerekçesi ile açtırılmaya başlandı. Fransa İslamofobiyle Mücadele Kolektifi, Nantes Atlantique Havalimanı’da başörtüsünün x-ray cihazından geçirilmesinin zorunlu olduğunu açıkladı.

İki hafta önce yürürlüğe giren uygulamayla birlikte başörtülü kadınların özel bir odada kadın görevlilere saçlarını gösterme teklifi de “Uçağınızı kaçırmak istemiyorsanız, başörtüsünü x-ray cihazına koymak zorundasınız.” uyarısıyla reddediliyor. Havaalanının güvenliğinden sorumlu SGA şirketi, başörtüsünün altında tehlike arz eden eşyaların saklanabileceği gerekçesiyle ayrımcı uygulamayı savunuyor. Avrupa Birliği güvenlik kriterlerine göre, güvenlik görevlilerinin başı açtırma yetkisi bulunmuyor.

Fransa İslamofobiyle Mücadele Kollektifi (CCIF), Nantes Atlantique Havalimanı’nın güvenliğinden sorumlu SGA şirketinin bekleme salonuna girmeden önce başörtüsünün de metal eşyalarla birlikte x-ray cihazından geçirilmesini zorunlu kıldığını duyurdu. Uygulamaya tepki gösteren kadınların saçlarını başka bir yerde açma teklifleri de kabul edilmiyor. Fransa’da yıllık izin döneminin başladığı dönemde hayata geçirilen uygulama ülkede yaşayan Müslümanların tepkisini çekti. Nantes-Atlantique Havalimanı’ndaki ayrımcı uygulamaya maruz kalan Narin Yüksel, “Ben 65 yaşındayım. 65 yaşında bir kadının başörtüsünün altında ne olabilir? Eğer başımı açmazsam uçağa binemeyeceğimi söylediler.” sözleriyle tepki gösterdi. Zaman’a konuşan Yüksel, 30 yıldır Fransa’da yaşadığını belirterek, ilk kez böyle bir taleple karşılaştığını söyledi. Narin Yüksel’in kızı Hatice Yüksel de, “Annemin baş örtüsünü omuzuna almasına bile izin vermediler. X-Ray cihazından geçmesi gerekiyormuş. Özel bir odada kontrol etmelerini rica ettik. Annemin başörtüsünü çıkarmaması halinde polis çağırmakla tehdit ettiler.” dedi. CCIF, uygulamanın sadece Nantes-Atlantique Havalimanı’nda hayata geçirilmediğini, Bordeaux şehrindeki Merignac Havalimanı’nda da benzer şikayetler aldıklarını duyurdu.

FRANSIZ Müslümanlar tepkili

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Fransa İslam Yüksek Konseyi de (CFCM) güvenlik şirketinin ayrımcı uygulamasını kınayarak, İçişleri Bakanı Manuel Valls’ın soruşturma başlatmasını talep etti. Merkezi Nantes’ta bulunan Batı Fransa Dernekler Birliği Başkanı İsa Sevencan, Nantes Valisi Christian de Lavernée ile görüştüklerini belirterek, uygulamanın iptal edileceği sözünü aldıklarını belirtti. Sevencan, “Birlikte yaşama kültürünü tehdit eden bu tür ayrımcı uygulamaların bir daha tekrar etmesine müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

Geçen hafta da Belfort şehrinde Türk vatandaşı Kübra Kağıtçı başörtülü olduğu gerekçesiyle banka şubesine alınmamıştı. Fransa’da son yıllarda başörtülü kadınlara yönelik islam karşıtı saldırılarda artış yaşanıyor. 2011 yılında İslam karşıtı ırkçı saldırıların hedefinde yüzde 94 oranında başörtülü kadınlar yer aldı. Fransa’da ortaokul ve liselerde başörtüsü 2004’te yasaklanmıştı. Ancak, üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulanmıyor. 2011’de sokakta burkanın yasaklanması tartışmalara yol açmıştı.

Qnet Promosyon’a müşterilerinden tam not!

Haziran 28th, 2012

Doktor Şeref Menteşe 10 yaşında Almanya’ya gidiyor. Tekstil atölyelerinde iş hayatına atılıyor. Dr. Menteşe, iş adamı kimliği yanı sıra spordaki başarıları ile de tanınan bir isim. Halter ve güreşte Avrupa şampiyonu olan Dr. Şeref Menteşe, Altınoluk’ta 250 , Istanbul Agvada 100 yataklı iki otelin; Kualalumpur’da ise gıda ürünleri üreten bir firmanın sahibi. Konuyla ilgili Dr. Menteşe: “Türkiye’den yurt dışına 1980 itibarıyla gittim. 2004 yılı itibarıyla da Türkiye’ye dönüş yaptım.  Ticaretle uğraşıyorum. Bir işçinin çocuğuyum ben. Allah rahmet eylesin 1991’de babamı kaybettim. 3 kardeşiz. Hayatım çalışmakla geçti. Ticaretle uğraşmayı, çalışmayı çok seviyorum” diyor. Dr. Menteşe, Almanya’da 1996’da ilk kurulan, telekomünikasyon networkun de sahibi. Dr. Menteşe: “Genç yaştayken elinize  bir fırsat geçmediği zaman, ne kadar akıllı olursanız olun bir yerlerde ezilmeye mahkumsunuz. Allah’a hamdolsun benim babam işçilik yaptı, çalıştı, çocuklarına baktı; helal dürüst kazandı. Ama ben o şekilde çalışmadım. Çünkü gidip bir yerde çalıştığınız zaman size o arzuladığınız ve hakettiğiniz fırsatlar sürekli tanınmayabiliyor. Networkçuluk bir nevi ‘ben kendim patron olacağım’, ve 8 saat değil gerekirse 24 saat çalışacağım diyen insanların yapacağı bir iştir. Network sizin adınıza bizim sizin için oluşturmuş olduğumuz sanal ortamdaki depoyu pazara taşımaktır. Bugün en ufak bir büfeyi açmanın maliyeti, 40-50 milyarı bulurken, networkçülükte, pazar yapmak müşteri bulmak, ürün satmak için harcayacağınız para bunun onda birine tekabül etmektedir” diyor.

TİCARET İNTERNETE KAYIYOR

Ticaretin internete kaydığını ve internet üzerinden şekillendiğini ifade eden Dr. Şeref Menteşe: “Network internet pazarlama sisteminde sanal ortamda bir depo oluşturulur, üyeler bu depo üzerinden siparişlerini verirler. Üye doğrudan sipariş vermiş olduğu ürünü kapıdan teslim alır” diyor. Kendi uygulamaları ile tüketici ve network şirketi arasında bir muhataplığın olduğunu ifade ederek aracıların bulunmadığından dolayı ürünlerin son derece ekonomik bir fiyatla tüketiciye ulaştığının altını çiziyor. Network sistemi ile genç insanların kendi işlerinde patron olduğunu ve çok önemli paralar kazandığını kaydeden Dr. Şeref Menteşe, genç girişimcilerin network sistemi ile çok büyük işler başardıklarını da ifade ediyor.

SATIŞ AĞI TÜRKİYE’NİN HER YERİNİ KAPSIYOR

Dr. Menteşe, Ağrı’dan Edirne’ye kadar Türkiye’de her yerde satış ağlarının mevcut olduğunu ifade ederek dünya genelinde franchise oldukları şirketlerin ülke sayısını 158 adet olarak ifade ediyor. Network alanında şu an itibarıyla 30-35 bin kişinin aktif olarak çalıştığını ifade eden Dr. Menteşe, bu sayının 2012 yılsonuna kadar 50 binlere ulaşmasını beklediklerini ifade ediyor. Dr. Şeref Menteşe, Qnet Promosyon ile Türkiye’de çok farklı bir sistem oluşturduklarını ifade ederek networkün ürün satmaya odaklı olduğunu belirtiyor. Dr. Menteşe, Qnet Promosyon’un tatil paketinden el yapımı saatlere, mucitlik ürünlerden özel nitelikler taşıyan ürünlere kadar çok çeşitli ürünlerle müşterilerine hizmet verdiğini söylüyor. Bu sistem içerisinde müşterilerin çok dikkatli olması gerektiğini dile getiren Dr. Menteşe, istismarların önlenmesi için mevzuatın geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Dr. Menteşe, Türkiye’de 3 milyon insanın muhatap olduğu bir işletme mantığının henüz mevzuatının yazılmamış ve uygulamasının yapılmamış olduğunu kaydediyor.

Qnetin Frainchaiseri Qnet Promosyonun sahibi Krishna Kumar Dr. Seref Mentese benim gunduz dunya ya gelen beyaz kardesimdir diyor ve kendisine kardeslik seviyesinde guvendigini ve inandigini her platformda acikliyor. 

ÜRÜN AKIŞINDA VE TESLİMATINDA SIKINTI YOK

Networking siteminde ürünün zamanında yerine ulaştırılmasının son derece önemli olduğunu kaydeden Dr.Şeref Menteşe, kargo sistemi ile anında sevkiyat gerçekleştirdiklerini ve müşterilerine kaliteli hizmet sunduklarını ifade ediyor. Qnet Promosyon ile çözüm odaklı profesyonel yaklaşımlarda bulunduklarını ifade eden Dr. Menteşe, hedeflerini büyük tuttuklarını ve bu hedeflere ulaşmak için çalıştıklarını dile getiriyor.

QNETLE İLGİLİ TEMSİLCİLERİN DÜŞÜNCELERİ

Bir temsilci Qnet’i şu şekilde özetliyor: “Qnet, şuan dünya üzerindeki ‘Network Marketing’ sektöründe, herkese eşit fırsatın sunulduğu, yıllar önce işe giren ve yıllar sonra işe girecek olan kişilerin aynı olanaklara sahip olduğu, işe dahil olan herkesin devam ettiği sürece kesinlikle maddi özgürlüğüne kavuştuğu bir işletim sistemi. Denge dediğimiz olayla organizasyonda bulunan herkesin para kazanmasının hedeflendiği, yani ‘win win’ mantığının kesinlikle uygulandığı, şuan kendi sektöründe en iyi, en prestijli, en kaliteli, en çok kazandıran değil ama en erken kazandıran ve en ivmeli büyüyen, 65 yaşına kadar çalışıp komik bir emeklilik maaşı yerine, sıkı çalışıp kısa bir sürede max aut dediğimiz bir nevi emeklilik sağlayan benim gözümün nuru… Şuan hayatımın merkezinde olan ve geleceğimi garantiye almaya çalıştığım, bana, sevdiklerime yardım etmek için kendimi geliştirme fırsatı sunan; çevremi genişletip sıkı dostluklar kuruduğum ve ömür boyu benim en ufak sıkıntımda yanımda olacak insanlar kazandıran bence şu yaşıma kadar karşıma çıkan en güzel şey…” 

Bir başka bağımsız temsilci ise Qnet Promosyon’u şu şekilde değerlendiriyor: “Qnet, günlük hayatımızda da yaptığımız fakat karşılığında bize kazancı olmayan şeylerden bize kazanç sağlamakta. Mesela izlediğimiz bir filmi bir arkadaşımıza tavsiye etmemizden bir problemi olan dostumuzun problemimizi dinlememize kadar gündelik hayatımızda yaptıklarımızın bize bir getirisi yokken Qnet sayesinde yaptığımız tatili, kullandığımız kolyeyi, satın aldığımız su arıtıcısını başka bir arkadaşımıza tavsiye ederek maddi kazanç sağlayabiliriz. Organizasyonumuzdaki oluşan problemleri organizasyonumuzdaki insanlarla birlikte çözmemizin bize hem maddi, hem kişisel gelişim olarak katkısını görüyoruz. Qnet 18yaşında bir gence kendi eğitimini, arabasını, evini almasını düşündürtebilicek kadar büyük bir şirket… Qnet bize gündelik yaşantımıza devam ederken aynı zamanda para kazanma fırsatı sundu…”

TÜRKİYE’Yİ BÖLGENİN DAĞITIM VE ÜRETİM MERKEZİ YAPMAK

Qnet International’ın ve birçok uluslararası şirketin sahibi olan QI Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Vijay Eswaran ile kadim ve özel dostluğu olan Dr. Seref Menteşe Qnet Promosyon’un Türkiye’de en güçlü network şirketi olması için özel çaba sarf ediyor. Dr. Şeref Menteşe: “Türkiye’yi bölgenin dağıtım ve üretim merkezi yapmak benim hedefim” diyor. 15 Temmuz itibarı ile Qnet Promosyon çalışmak, ekonomik özgürlüğünü kazanmak isteyen genç kızlara ve ev hanımlarına yönelik özel projelere hazırlanıyor. Dr. Menteşe: “Bağımsız temsilcilerimizden ve ekip liderlerimizden Sara Hanım Ankara Hilton’da yapılacak sadece hanımların katılımı ile gerçekleşecek programın tüm hazırlıklarını tamamladı. Qnet Türkiye genel koordinatörü olarak bu çalışmayı sonuna kadar destekliyorum ve çok önemsiyorum” diyor.