yılbaşı ile ilgili güzel sözler

yılbaşıla ilgili güzel sözler
Yeni yılla ilgili güzel mesajlar

yılbaşı ile ilgili güzel sözler

Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılınız kutlu olsun…

YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez… Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine… MUTLU YILLAR!!

Mutluluk bankasının sevgi şubesinde, 2006 no’lu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle.. MUTLU YILLAR…

Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, karbeyaz tüylerinde dostluk var. Mutlu Yıllar…

Yağan her damla mutluluk olup yüreğine dolsun. Ne rüzgar kırsın seni ne de güneş yaksın. Çirkinleşen dünyaya, yıkılan umutlara inat… NİCE MUTLU YILLARA

Sevmekten korkmadığımız, söylemekten utanmadığımız, saygının değerli, düşüncenin önemli, umudun sonsuz olduğu “NİCE YILLAR”

Yeni yılınızın okyanus gibi mavi berrak, kar kadar beyaz temiz, ateş gibi kırmızı asi ve yıldızlar kadar parlak özgür ve aydınlık olması dileklerimle…

Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!

Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2005 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..

14 Şubat Sevgililer Günü Sözleri

14 Şubat Sevgililer Günü Sözleri
14 Şubat Sevgililer Günü Sözleri Kısa

Sana canim demeliyim cünkü bu can senin, sana sevgilim demeliyim bu sevgililer günü bizim, askimi sadece bu gün degil her gün bilmelisin, SEVGILER GÜNÜN kutlu olsun.

Hadi gel tut ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara.

Birbirlerini seven insanların kalpleri arasında gözle görülmeyen ipler olurmuş, insanlar uzaklaştıkça ipler gerilir insanın canını acıtırmış ama asla KOPMAZMIŞ.

Sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat. Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!

Ben senin o gözlerine baktığım an kendimden geçiyorum. Seni unutmaya çalışsam bile unutamıyorum çünkü ben seni çok seviyorum.

Yüreğim hafif ıslaktır benim kuytu köşelerde ağlamaktan ve rengi hafif uçuktur kurusun diye kaç kez güneşe asmaktan. Sevgililer günün kutlu olsun.

Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yasamak. Sevgililer günün kutlu olsun!

Kimsin sen? Yaşamak isteyip de yaşayamadığım umutlarım, farkında olmadan yıllardır beklediğim mi? Kimsin sen? Sen benim sevgilimsin, sevdiğimi söyleyebildiğim.

Ne zaman tutsam ellerini gözlerimin önünden mevsimler geçer, ne zaman gözlerin gözlerime değse samanyolundan bir yıldız düşer. Sevgililer günün kutlu olsun!

Gece bir başka giyer siyahını, yıldızlar daha bir sönük olur ve hayat daha bir kahpe oynar oyununu sen yanımda yoksan eğer. Beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, uzat yanağını. Muck…

Sevgililer öpüşürken neden gözlerini kapatır bilirmisin? Çünkü gözleriyle değil de kalpleriyle görmek isterler. Yani hissetmek isterler. Ben de seni ruhumun derinliklerinde hissediyorum sevgilim çünkü seni çok seviyorum. Sevgililer günümüz kutlu olsun!.

Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için aşığım sana.

Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Sevgililer günün kutlu olsun!

Bu dünyada ve öbür dünyada her zaman seninle olmak dileğiyle Sevgililer Günün Kutlu Olsun.

Bir kuş olup gitsem, aşsam şu enginleri, varsam senin yanına. Öpsem doyasıya, koklasam seni, en büyük hediye odur bana.

alıntı

Beyaz gülüm

Gülüm
Sevgimiz yalan mıydı
Tepedeki büyük çınarın altından
En az senin kadar güzel İstanbul’u seyredişimiz
Yalan mıydı?
Gülüm söyle yalan mıydı?
Gören gözlerim kör olsaydı
Sardığım belin başkasınca sarıldığını

Gülüm… Beyaz gülüm
Elimde ki sana aldığım gülün
Hikayesi gerçek oldu
Off..off..
Sevenim ya dikeni bak canımı yaktı
O yuvamız olacak diye tutuğumuz
İki oda evin duvarlarını artık sen değil
Bir resmin bir de hayalin süslüyor

Gülüm… Beyaz gülüm
Canımı yaktın can dediğim
Ben sana bakarken bile kıyamazken
Canımı yaktın can dediğim

Gitme gülüm… Beyaz gülüm
Solarsın yaban ellerde
Bilmezsin rüzgarına dayanamazsın
Okşadığın saçlarımı yoldur durma
Bırak artık gözlerim ağlama
Beyaz gülüm artık yabancı kollarda

Ona ilk gülüm dediğim gün
Yağmur sevgimiz sularken
Sokağın başında okuldan çıkışını beklediğim gün
Ceketimin arasına hani delikanlıyız ya
Onun için sakladığım gülüm

Utangaç bakışlarla ona
Gülüm bu senin için beyaz gülüm dediğim gün
Artık mazide kaldı gönlüm
Artık benimde bi hazin hikayem var
Terk edilmişler kervanında
Hikakye yi başlatan bir beyaz gül
Solduranda beyaz gülüm
Gitme gülüm…Gitme
Solarsın rüzgarına dayanamazsın
Solarsın beyaz gülüm </div>

Yağan Kar Tanelerinde Sen ve Ben

Yağan kar tanelerinde dilek tutuyorum.
Önce düşeni ben, sonra gelen sen.
Erirdik beraber, karışırdık derelere.
Hemen eriyen ben, peşim sıra sen.

Hava soğuksa birleşirdik kartopu gibi.
Avuçları açık ben, kapalı sen.
Beklerdik ayazları, dört gözle donsun diye.
Göllerdeki su ben, kristali sen.

Dağlardaki beyaz kar, doruklara yayılmış
Çam ağaçları ben, dalları da sen.
Oluvermiş çağlayan ırmaklar başlangıcı.
Dalgaları ben, çakıl taşları sen.

Buluşma yerimiz olacak büyük denizler.
Fırtınaları ben bulutları sen.
Yağacağız bir ocak gecesi gökyüzünden.
Yağan kar tanelerinde sen ve ben.

Beyas 06-01-2010 Çorlu
Yılmaz Barıtlı

Hatunumun Gözleri Eladır Da (Nazım Hikmet)

Hatunumun gözleri eladırda
İçinde hareler var yeşil yeşil..
Altın varak üstüne yeşil yeşil meneviş..
Kardeşlerim bu ne biçim iş:
Şu dokuz senedir eli elime değmeden;
Ben burda ihtiyarladım
O orda..

Kalın,beyaz boynu kırışan kızım
İmkansızdır ihtiyarlamamız bizim
Etin gevşemesine bir başka tabir gerek
Zira ki ihtiyarlamak;
Kendinden başka hiç kimseyi
Sevmemek demek..

Liseli Kız

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız…

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
‘Seni seviyorum’ derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi…

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş…
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler

Döndüm Aşık Veysel Orhan Veli ye

Bahar rüzgarları eserdi, o bukleli saçlarında,
Ben sana hasret kaldım, bak bu mayıs akşamında,
Gözümden öpme derdim, bir tanem ayrılık olmasın diye,
Sen gidince bak ben döndüm, aşık Veysel, Orhan Veli ye.

Bak daha dondurman bitmemiş, yarım kalmış son cümlen,
Yine yalnız kaldım kalmadı, beni tek bir teselli eden,
Bakırköy sahilinde dinlerdikya çığlık çığlığa,
Martı seslerini, yine seni sordular bu gün.
O… Vefasız unuttumu bizleri, unuttumu seni.

Oysa şimdilerde özlemeyi öğrendim,
Sen unuttuğundan beri,
Saatleri ayrılığa kur, özlem sirenleri hep çalsın,
Kalkınca gönül limanından son gemi,
Ardından sallamayı unutma, o… beyaz mendilini,

Biliyorsun dönmez hiç bir zaman, giden bir daha geri,
Sende geç kalma kaçırma son tren i,
Bak şimdilerde uzayan raylardasın bense,
Uçsuz bucakksız deryada, unutma bunu sen seçtin,
Gerek yok artık ne figana ne feryada.

By:Oğuz Demirci

Dedi falcı! Oğlum dinle

Dedi sana falcı kadın, bunun huyu güzel diye.
Dedi para yoktur bunda, hamurunda mutluluk var.
Dedi sana dünya güzel, varsa da yüzlerce el.
Sevgisinde şüpheler yok, seni sever senden de çok.

Yazma dedin artık bana, kadın dedi yazıl ona.
Dedim küsmüş dargın bana, dedi dertli harlı içi.
Dedim ana nedir derdi, evlat bekler bugün yarın.
Dedi bana üzülme sen, o da seni candan sever.

Dedi kadın sabır size, bekleyin hep metanetle.
Okuması yazması yok, aklı senden benden de çok.
Gül’ü verdi elimize, oturun der hep diz dize.
El âlemden sizlere ne, fayda varsa sizden size.

Torba değil büzesin ki, gözyaşların süzülmesin.
Hayat bize dersler verir, falcı dedi sonuncu ders.
Dedim falcı kader nedir, dedi senin yanındadır.
Dedim falcı alev sarar, dedi bana gönlündedir.

Dedim falcı çare nerde, dedi bana esmerdedir.
Dedim falcı esmer nerde, dedi yazan alevdedir.
Dedim falcı köz ola ben, söyleyesin kınalıya.
Nazım geçer sana sade, sorar ise nazlı yâre.

Dedi falcı, oğlum kör sen; dedim falcı her yer siyah.
Dedi baksan dışı siyah, ama dedi içi beyaz.
Dedi nazdır kadın evi, mutlu olur düğün günü.
Bilemezsin adetleri, hadi dedi önden yürü.

Dedi ona be hey kadın, anla artık yas da adam.
Görüntüsü bitmiş ama gönlü gençtir yaşlı adam.
Yaşamının tecrübesi, yoktur artık hevesleri.
Sever seni deli gönül, yaşayın der kalan ömür.

Falcı ana!

Nerde diye sorar belki, taşı tarif olsun işin.
Kalan gülle işaretle, beyaz olsun goncaları.
Yazan biri garip adam, çok görmesin Fatiha’yı.
Sevdi içi yanaraktan, sulasın göz damlaları.

15 ağustos 2011
Beyas-çorlu
YILMAZ BARITLI

Ahmet Hamdi Tanpınar Şiirleri

Ahmet Hamdi Tanpınarın şiirleri
Ahmet Hamdi Tanpınara ait şiirler

Ayna
Derin sularında bu ayna her an
Sizden bir parıltı aksettirecek
Kah çıplak bir omuz sessiz düşecek
Eriyen bir kuğu beyazlığından

Bazen bir tebessüm, tutuşmuş mercan
Rüyasıyla sanki bir kızıl çiçek
Ve saçlar öyle ümitsiz yüzecek
Olgun akşamların ağırlığından

Başımızın Üstünde Bir Bulutun

Başımızın üstünde bir bulutun
Güneşe asılmış gölgesi,
Uzakta toz halinde dağılan
Yoğurtçu sesi,
Gün bitmeden başladı içimizde
Yarınsız insanların gecesi.

Bursa’da zaman

Bursa’da eski bir cami avlusu,
Küçük sadirvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar…
Onunla bir yasta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çesmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşiyor sihrini geçmis zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanin
Güvercin bakışlı sesszilik bile
Çinliyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzim olmuş hengamelerin
Nakleder yadini gelen geçene.

Bu hayalde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çesmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa’da zaman,

Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk Bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur’an sesini.
Fetih günlerinin saf nesesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde… ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

Bütün Yaz

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.

Unutacağım seni

Yalnızlığın buğusu kapladı gözlerimi,
Yokluğunun sitemi akıyor gözlerimden damla damla,
İç savaş başladı yüreğimle aramda,
Ya seni unutacağım ya unutacağım…

Umutlarda gider bulutlarla uzak şehirlere,
Yağmur gibi yağar sensizlik üzerime,
Hayallerimde yıldızlarla birlikte karanlığın içinde mahkum,
Sensizlik derin bir kuyu dibi olmayan…
Karanlığın tek sahibi gecelerde; yağmurlu gecelerde,
Ya seni unutacağım yada unutacağım…

Duygularım hapishane aşkım mahkum,
Karanlık bir gecede sensizliğe başlar yolculuğum,
Ellerimde bir gül yaprağı başımda gardiyan…
Her adımda gözyaşı her adımda adın,
Ya seni unutacağım yada unutacağım…

Bir ağaç misali dökerim duygularımı kağıda,
Bir seni seviyorum yazamadım beyaz sayfaya,
Kalem elimde, hayalin gözlerimde hep yazarım seni sitem ile,
Karalarım kağıtları seni seviyorum yazayım diye,
Her seferinde sitem her seferinde yokluğun,
Ne kadar çok uğraştımsa da yazamadım…
Ben seni değil, seni unutmaya çalışan beni yazdım şiirlerime,
Elbet unutacağım seni, elbet bir gün yazacağım ”seni seviyorum”
Alıntı

Hemşireler Haftası Şiirleri

Hemşireler Haftası Şiirleri
Hemşireler Haftasıyla İlgili Şiir
Hemşireler Haftasıyla ilgili Şiirler

Hemşire

Amansız ANT takipçileri
Günboyu siz dokundunuz hastalara
Sekiz çarpı bir, belki de yirmidört çarpı bir
Esas siz sevdiniz onları
Boşuna dememişler ‘sevmek dokunmaktır’ diye
Bir yol bulmak istiyorum
Mutluluğu enjekte edecek
Bolus tarzında
Hemşirelerimin
Yoğun insan ilişkilerimin
En sempatik insanlarının damarlarına
Bir sorunu var hastanın; ateşi 39° C
Bir sorunu var hastanın; epileptik nöbet geçirmekte
Bin sorunu var hemşirenin
İnsanlar sağlıklı olsun diye

Gaffar Karadoğan


Hemşire

‘Sus sus sus! …
gürültü eteme
sigara da içme buralarda
Görmüyor musun
hasta var her yanda.
zarar vermeye hakkın yok
O insanlara…’

Doğru söylüyor hemşire ablam
Ne güzel bir insandır bilemezsiniz
Acıdan kıvranırken bana iğne yapıp
Acılarımı dindiren de odur.

O beyaz giysilerin içinde
O güzelim kepinle
Yüzündeki gülümseyiş
Gözlerindeki ışıkla
Sen ne güzel bir insansın
Hemşire abla!

Öneriyorum bütün kızkardeşlere
İyi ve güzel bir meslek
sahibi olmak isterseniz
beni dinleyin
hemşire olun siz.

Fevzi Günenç


Hemşire Abla

Beyaz önlüklü hemşire abla
‘Sus! ‘ yapıyorsun herkese
Ama hep sen konuşuyorsun

Ama nedense hemşire abla
‘Sus’ yaptığını görünce
Susup kalıyorum öylece

Yalancı hemşire abla
Hiç inandırıcı değilsin bence
Susan da yiyor iğneyi
Susmayan da koluna bir iyice…

Ahmet Yozgat


Hemşireler Gününe

anamla organik bağımı koparan
ilk oydu
hatta kıçıma vuranda
çığlığıma ortak olurken
bende onu ilk tanıdığımda
anamın ak sütü gibi giyinmişti boydan

onlar taze yağan kar gibi
çocukların ilk sevinciydi sıcacık
gözlerimizdeki yaşa ortak olan onlardı
bir aşı kampanyasında
onlar beyaz bir güldü toplum bahçesinde
sevgileri dikensiz yüzleri çiğ damlası

onlar beyaz karanfildi
hastane koridorlarında mis gibi kokan
onlar karanlık gecelerde
gökyüzünde dolunaydı
bazen bir kızılay çadırında
bazende
bir depremde yıkık bir evin içinde

bir sıcak eldi çığlıklara uzanan
savaşlarda onları gördük
kan damlamış beyaz formaları
kan çanağı olmuş gözleriyle
merhem oldular sızılı yaralara
bazen çok sevdik onları
yaşama sevincini paylaştıklarında bizimle
bazen kin kustuk
ölüm haberleri verdiklerinde
yine de beyaz bir güvercin gibi
kanat gerdiler bize

bazen bir ana kadar sıcak
bir baba kadar sevecen
bir arkadaş kadar sırdaş oldular
bazen’de bir güneş gibi doğdular
hastane odasının penceresinden hasta yüzlerimize
gülen bir çift göz gibi

onları anlatmak yetmez kelimelerle
onlar yüreğimizin en derin yerinde
bir umut ışığı gibi
duruyorlar öylece

Çetin Erdoğdu


Hemşireler Melektir

Oy hemşire hemşire,
Kalçam döndü kevgire,
Yavaş batır iğneyi,
Kimsem yok ki çevire

Kalmasa da takatin,
Öyle asma suratın,
Tatlı sözün ilaçtır,
Yüz aynası hayatın

Işık sensin, umut sen,
Dindir acım, uyut sen,
Yükü ağır meleksin,
Kendi derdin unut sen

Hasta ile yakını,
Cahilse yer hakkını,
Sabırlı ol ey melek,
Bilen bilir farkını

Sevgi, şefkat anasın,
Koyma yaram kanasın,
Cantekin’im hak yersen,
Cayır cayır yanasın

Mahmut Cantekin

Kış Ezgileri Cenap Şahabettin

Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri
Cenap Şahabettin Kış Ezgileri şiiri oku
cenap şahabettin elhanı şita şiiri


Kış Ezgileri (Günümüz Türkçesiyle)

Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
Geçen ilkbahar günlerini arar…
Ey kalplerin çılgın ezgileri
Ey güvercinlerin marşları,
O baharın işte yarını bu:
Kapladı derin bir sessizliğe yeri karlar
Ki sessizce sürekli ağlarlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz melek kanadının saçağı gibi kar
Seni solgun bahçelerde arar;
Sen açarken çiçek üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpaze gibi,
Naaşın üstünce şimdi ey ölü
Başladı parça parça uçmaya karlar
Ki gökten düşer düşer, ağlar!

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar!
Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar
Sizi dallarda, yuvalarda arar.
Gittiniz, gittiniz ey kuşlar!
Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar;
Yuvalarda -feryatsız yetim gibi!-
Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar
Ki havada uçar uçar, ağlar!

Ey kış günlerinin seması! Elinde yığın yığındır
Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu…
Dök ey sema -tabiatın ruhu uykudadır;-
Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler!

Yapraksız ve çiçeksiz olan her ağaçlık şimdi
Bir gölgeler, siahlıklar ve ümitsizlikler yığınıdır.
ey kış semasının eli, durma, durma çek
Her ağacın üzerine bir beyaz örtü.

Göklerden emeller gibi yağıyor kar,
Her tarafta hayalim gibi koşuyor kar.
Sessiz bir rüzgarın saf kanadında uyuklarmış gibi
Bir aralık durur, sonra uçarlar.

Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmedeler.
Karlar sükût ilahilerinin ezgileridir,
Karlar melekler âleminin bahçelerinin çiçekleridir.

Ey semanın eli, kara toprak üzerine dök.
Ey semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli dök;
Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı,
Kuşların ezgilerinin yerine ümit sessizliğini!

Cenap Şehabettin
Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri)

Cenap Şahabettin Bütün Şiirleri

Cenap Şahabettin şiirleri
Cenap Şahabettinin yazdığı şiirler

ELHAN-I ŞİTA

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar.

Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı,
Ey kebûterlerin neşîdeleri,
O bahârın bu işte ferdâsı:
Kapladı bir derin sükûta yeri
karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar.

Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze
Na’şın üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar.

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
gibi kar
Sizi dallarda lânelerde arar.

Gittiniz, gittiniz ey mürgan,
Şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar,
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan:-
Son kalan mâi tüyler kovalar
karlar
Ki havâda uçar uçar ağlar.

HAKİKAT-I SEVDÂ

Bir şüphe-i hissiyye ile dalgalanır dil;
Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde;
İnsan bütün ahzân ü meserrâta muâdil
Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde

Her cevf-i hayâtî, sevilen şeyden ibaret
Bir lem’a-i nev, şa’şaasıyla eder ihfâ;
Bir berk arkasından ederek ömrü temâşâ
Bin müddet için göz kamaşır… İşte muhabbet!

Pek boştur o his, lakin o boşlukla dolar dil;
Âfâk-ı hayatiyyedeki cevfi o örter;
Herkes hep o boşlukta arar bir tutacak yer
Pîrâmen-i ömründeki girdâbâ mukâbil

Sevdâya mukabil duyulur rûhta her gâh
Bir def-i pey-â-pey ile bir cezb-i pey-â-pey;
Bir istiyor insan onu, bir istemiyor, âh
Sevmek bile doğmak gibi, ölmek gibi bir şey!

SENİN İÇİN

Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlarıma
Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş,
Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;
Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma.

Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi
Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.
Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben;
Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi.

Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan
Ne zaman gençliğini yolda hıraman görsem.
Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem
Toplanır leblerime, bir gece dalgın dursan.

Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede
Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu
Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu;
Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerde?

Cebhemi varsın o solgun seneler soldursun
Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam,
Gençliğin böyle benimken kocaman, hiç kocamam .. .
Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun

Kelebek Şİİrİ

KELEBEK
Sabahki tatlı rüzgarın
budur çiçekli bir eşi
veya o yavru kuşların
küçük sevimli kardeşi

beyaz,yeşil,siyah,sarı
o incecik kanatları
çimende bir menekşeye
açar ipekli şemsiye

Sevgililer Günü Hediyesi 2012

2012 Sevgililer Günü Hediyesi önerileri
14 şubat Sevgililer Günü Hediyesi 2012

Converse, Sevgililer Günü’nde sevgililer için hediye seçenekleri sunuyor. Converse bu sezonun vazgeçilmez renkleri beyaz ve kırmızı ile karşımıza çıkıyor. Ayrıca baharın ilk sinyallerini ateş böcekleri ile bezeli Chuck Taylor modeli ile veriyor.

Converse’nin erkek ve bayan tekstil koleksiyonunda yer alan birbirinden renkli sweat-shirt’ler de göz dolduruyor. Kapşonlu, kapşonsuz ve fermuarlı sweat shirtler başta beyaz olmak üzere yeşil, kırmızı, sarı, mor, turuncu, siyah, bordo, mavi, kahverengi ve gri renklerde. Converse yıldızının yanı sıra farklı grafik desenlerin uygulandığı koleksiyon markanın ayrıcalığını vurguluyor.

Heart-shaped Newman MP3 Player

Yaklaşan sevgililer günü telaşında bu iki parçalı kalp mp3 çalar sayesinde hem kalbinizin yarısının ona ait olduğunu belirtmiş hemde mp3 çalar hediye etmiş olacaksınız. Mp3 çalar, 1gb hafızaya sahip. Ayrıca wma ve mp3 formatlarını destekliyor..

Swatch Sevgililer Günü Hediyeleri

İşçi bayramı tarihçesi

İşçi Bayramının Tarihçesi hakkında bilgi

1 Mayıs İşçi Bayramı tarihçesi

İşçi bayramı ilk kez 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde yapılan yürüyüşle başlamıştır. Taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlemişlerdir.

1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler, günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı

Bu gösteriler 1 Mayıs’ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs’ta kanlı Haymarket Olayı’na yol açtı.

Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 1889`da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada “Birlik, mücadele ve dayanışma günü ” olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi.

Türkiye7de işçi bayramı 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.

wikipedia

hıdrellez dilek dileme

hıdrellez dilekleri,Hıdrellez Dilekler Nasıl Dilemeli

Hıdrellez Dilek Dileme

5 Mayıs günü akşamı, gül dallarına paralar asılır.(Eskiden kese içine para dikilip gül dibine gömülürmüş.) ya da açık cüzdan bırakılır. Böylelikle bolluk ve berekete ulaşmak, varlıklı kişiler olmak düşlenir. Asılan paralar ya da cüzdanlar 6 Mayıs sabah erkenden geri toplanır.

Evdeki her kişi için yedi fasulye ya da yedi nohut ekilir, gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir.

5 Mayıs akşamı evlenme çağına gelmiş kızlara bulaşık yıkattırılmaz.

5 Mayıs günü (Nişanlılar arsında) oğlan evi, kız evine Hıdırellez Kurbanı, olarak süslenmiş bir koç gönderir. Bu kurban ertesi gün kesilerek birlikte yenir. Yemeğe çağırılanlar, çarşaf, havlu yemeni ve gönüllerinden kopan armağanlar getirirler. Getirilen armağanlar ipler üzerinde sergilenir.

Hıdırellez günü, erkenden kalkılıp kapılar açılır. Genç kızlar için hazırlanan sandıklar açılır. Açılır ki eve bereket dolsun, genç kızımız da iyi bir evlilik yapsın.

Hıdırellez günü, bazıları sabah gün doğarken kırlara, bağlara, bahçelere çıkıp buralarda Hızır’ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler.

Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır.

Hıdırellez günü, hiçbir yeşil dalından koparılmaz.

6 Mayıs günü ikindi zamanı Hıdırellezin bittiğine inanılır. Ancak eğlenceler hava kararıncaya değin sürer.
Hızır uğrasın! dileği bolluk gelmesi anlamında kullanılır

KISMET İÇİN: Evlenmek isteyen kızlar gelin maketi yapar ve gül dalına asarlarsa evlenecekleri kişiyi düşlerinde göreceklerine inanılır. Aynı amaçla tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden yatmak gelenektendir. Düşlerinde kendilerine altın tastan su verecek kişinin koca adayı olduğuna inanılır. Evlenmekte gecikmiş olanlar o gece başlarının üzerinde kilit açtırırlar.

ŞANS İÇİN: O yıl şansının açık olup olmadığını denemek için başvurulan uygulamar da vardır:

Anadolu’nun birçok yöresinde 5 Mayıs gecesi, kapının önüne süt dolu bir tas konulur, bu süt yoğurda dönüşürse evin bereketinin artacağına, evdekilerin şansının açılacağına inanılır. Yalnız, uğurun bozulmaması için kimsenin bu konuda birbirine soru sormaması gerekir. Aynı amaçla, boyları eşit iki yeşil soğandan birine beyaz diğerine siyah iplik bağlanır. Ertesi gün bakıldığında beyaz iplik bağlı olan daha çok büyümüşse o yılın uğurlu geçeceğine yok eğer siyah iplikli daha çok büyümüş ise yılın çileli geçeceğine inanılır.

Alıntı

Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirleri

Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirler


Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiir

Yalan Dünya

İlk günden alıştığımız emektar dünya,
Anne yüzünde dost yüzünde evlat yüzünde.
Her sabah yeniden başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.

Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer.
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz.
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

Esmer Güzeli Yarim

Bu meltemli geceler,
Su sesi, ayışığı,
Uzayan türküleri
Cırcır böceklerinin,
Bu cümbüş, bu muhabbet
Bu tatlı uykusuzluk,
Hep senin şerefine,
Esmer güzeli yarim.

Aşk İle

Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
Unut diyor o güzel günleri unut
Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
Çok gerilerde kalmış çıktığım liman
Yok görünürde sığınacak bir ada

Baktım ki musibet gün gelip çatmış
Yolcusunda tayfasında şafak atmış
Ne yelken kâr eder ne kürek ne istim
Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
Aşk ile koskoca dağları düz ettim
Avladım sonunda o civân kekliği

Can Yoldaşı

Can yoldaşın olmazsa olmasın
Yalnızım diye hayıflanmayasın,
Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
Bir anne şefkatine musavi.
Üç adım ötede deniz
Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
Ağac yaprak verir, sır vermez rüzgara
Ve kış yaz,
Dalda kuş eksik olmaz
Dağ başında duman
Yalnızlık nedir göreceksin
olduğun zaman.

Bir Güzel

Bir güzel bilirim, bir daha bilmem
Onda gör cilve nedir, eda nedir
Öyle satar kendini dirhem dirhem
Ondan bu gönül deli divanedir

Nerden çattım böylesi bir güzele
Netsem, neylesem o kız geçmez ele
Kaptırdım kendimi bir kere sele
Bana sor dalga nedir, kaya nedir

Gündüz işimde beni şaşkın eder
Gece düşümde beni çılgın eder
Ayrılığı başımdan aşkın eder
Bir sevda ki yanmaktan başka nedir?

Gündüz

Ey sâkin suları karıştıran el,
Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
Arasında keskin parlayan kılıç.

Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
Geceden geceye uçan yarasa.

Bir Lahzam

Aynadaki aksim, gölgem, bir de ben.
Var mıdır, yok mudur onlar sahiden?
Aşina değiller çektiklerime;
İçlerinden biri gelse yerime.

Ben bir gölge olsam, yahut bir hayal,
Onlar gibi hissiz, onlar gibi lal.
Olsa bütün ömre bedel bir lahzam;
Var görünsem, onlar gibi yok olsam!

Kar Ve Ben

Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!

Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;

Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

Ufak Sözler

Ufak Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Ufak Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Ufak Sözler
Ufak Sözler Kısa,

Kısa Ufak Sözler,

Sen Bomboş odamın içindeki Melodisin seninle mutlu oluyorum seni dinleyince gülüyorum.

Tut beni çek kendine hayata inat olsun gülelim umutlarımızın yarınlarına birlikte gidelim.

Hayatımdaki tek doğrusun hayatımda asla yanlış olmadın olmayacaksın.

Ben Seni Ufak Dugularımla Sevdik Minik ümitlerimle Sana Kalbimi verdim Şimdi Dev Gibi Bir Aşk besliyorum Sana Karşı.

Ufacık ümitlerimin en büyük yarınlarısın.

Minik kalbimin ufacık prensesisin.

Ufak dünyamın büyük aşkısın.

Ufaklık aşkımsın şimdi hayatımın anlamısın.

Ufacık bir çocukken nasıl sevdiysem seni şimdide öyle seviyorum affet beni.

Ufak ellerini özledim minik kalbinin aşk çığlıklarını özledim ben sadece seni özledim.

Kararmış hayatımın beyaz noktası oldun.

Ben bir Nokta Olsamda Sözlerim Daima Sana Olucak Bunu Bil..

Hayatın içinde ufacık bir anlam kazanmaya çalışıyorum, sende benimle hayata anlam olmak istermisin?

Anlamsız Hayatımın tek Anlamlı Yönüsün.

Ben Seninle Ağlamak için değil gülmek için hayatı sevdim.

Nekadar Ağlatırsan Okadar Ağlarsın günün birinde unutma bunları!

Ben hayatı Kendime Değil Sana Güvenerek yazdım şimdi seni bekliyorum gülüm.

Doğru Sözler

Doğru Sözler

Tugbam sitesinde en güzel Doğru Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Doğru Sözler
Doğru Sözler

Doğru Sözler Kısa

– Sevgi Kalbinizden Çıkan Cömert Duygularınızdır.

– Sevmek Hayatı Yaşamanın Bir Kuralıdır.

– Beyaz Gülün Gölgesi Bile Siyahtır.

– Hayatta Ne Ektiysen Özüne Ahirette Onu Biçersin.

– Az Konuşanın Sözleri Daha Etkindir.

– Yaşamak için Herkesin Bir Sebebi Vardır.

– Para Açlığı Giderir, Hüzünlenmeyi değil, Ekmek Karnını Doyurur Geleceğini Değil.

– Bugünlerinin Temelini Atmayan Yarınlarına Bina Kuramaz.

– Beyaz Gülün Gölgesi Bile Siyahtır.

– Fazla Söz Dert Az Söz Düşünce Getirir Karşındakine.

– Bir ilişki ne kadar zorluk atlatabilmişse o kadar değerlidir.

– Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.

– Her önüne çıkana sarılıp yaprak gibi savrulmaktansa, gerçek sevdiğine sarılıp ağaç kökü gibi sağlam ol.

– Aşk İnanılmaz Bir Çok Anıya Kucak Açar.

– Bu Hayatta Acı Olmasa Tatlıda Olmazdı, Hüzün ve Sevinçler Gibi.


alıntı