Filenin Aslanları tarih yazdı

Bu sonuçla
Hollanda
lig şampiyonu olurken,
Türkiye
ikincilik elde etti ve lig tarihinde erkeklerdeki ilk gümüş madalyasını kazandı.

Türkiye
‘nin, 2008 ve 2010 yıllarında olmak üzere 2 kez bronz madalya kazanmış, ancak finale çıkamamıştı.

Maça hızlı başlayan taraf
Hollanda
oldu. İlk bölümde özellikle blok-out’lardan sayı bulan
Hollanda
, ilk teknik molayı 8-4 üstün geçti. Savunmada açık vermeyen
Hollanda
karşısında sayı bulmakta zorlanan (A) Milli Takım, farkın açılmasına engel olamadı. Hızını kesmeyen Portakallar 2. teknik molaya da 16-9 önde girdi. 2.09’luk Kooistra ile 2.07’lik Koelewijn,
Hollanda
filesi önünde geçilmez oldu ve
Hollanda
seti 25-16 aldı: 1-0

2. setin de ilk teknik molası 8-4, ikinci teknik molası ise 16-11
Hollanda
‘nın üstünlüğüyle geçildi.
Türkiye
, savunmadaki direncini biraz daha artırsa da sayı üretmekte sıkıntı çekti. İki takımın da servis hatalarından sayı kaybettiği bu bölümde, yüksek oynayan
Hollanda
ekibi, sert hücumlarıyla rakibini oldukça zorladı. Farkı iyice açan
Hollanda
2. seti de 25-15 aldı: 2-0

(A) Milliler 3. sete daha konsantre başladılar. Hücumda Serhat ve Emre, blokta ise Ahmet ile etkili olan
Türkiye
, ilk teknik molaya 8-7 geride girse de 2. teknik molayı 16-15 önde geçmeyi başardı. Yorgun bir görüntü çizen
Hollanda
, hücumda hatalar yapmaya başladı. Rakibinin oyundan düşmesini iyi değerlendiren
Türkiye
, seti 25-22 almayı başardı: 2-1

4. sette ilk teknik molaya 8-3 geride giren
Türkiye
, farkı çabuk kapattı. İkinci teknik molayı da 16-14 geride geçen (A) Milli Takım, mücadeleyi bırakmadı. Hakem hatalarının damga vurduğu son bölüm çok çekişmeli geçti. Savunmada müthiş bir oyun sergileyen (A) Milliler, hücumda rakibinin açıklarını iyi değerlendirdi. (A) Milliler setten 25-23 önde ayrıldı ve skoru eşitledi: 2-2

Son sette de büyük çekişme yaşandı. Burutay’ın smaç servisinden aldığı sayı seyircilerden alkış alırken, hücumda Serhat ve Emre skora katkı yaptı. Seti 26-24 alan
Hollanda
şampiyonluğa ulaştı.

HOLLANDA
: 3 –
TÜRKİYE
: 2
Salon: TVF Başkent
Hakemler: Goran Gradinski (Sırbistan), Alexandros Varthalitis (
Yunanistan
)
Hollanda
: Koelewijn, Krolis, Ter Horst, Kooistra, Abdel Aziz, Maan (Jorna, Rauwerdink)
Türkiye
: Burutay, Ahmet, Serhat, Emre, Emin, Ulaş (Serkan, Kemal, Murathan)
Setler: 25-16, 25-15, 22-25, 23-25, 26-24
Süre: 118 dakika (21, 19, 22, 27, 29) (aa)

İspanya: 4 – İtalya: 0

Radikal
.com.tr – Karmaşık duygularla başladım maçı izlemeye. Evet, gönlümü çelen taraf
İtalya
’ydı ama turnuvanın en iyi maçını dün oynamaları gerekiyordu. Evet,
İspanya
’yı eleştiriyordum, ama finalde her şeyi tekzip edebilecek bir
futbol
gösterirlerse ‘döneklik’ farz olabilirdi. Çünkü tarih yazarken onları yalnız bırakmak olmazdı! O yüzden gözüm de gönlüm de öncelikle sahada olacaklara göre tarafını seçecekti.

Gördük ki, açıkça ağır basan taraf İspanyollar oldu. Bütün turnuva bizden esirgedikleri yeteneklerin hepsini finale saklamışlar belli ki. Sadece ilk yarıda bile öyle bir döktürdüler ki,
futbol
tarihi onları gelmiş geçmiş en iyi takım olarak takdis etmek zorunda kalacak.

Çifte kavrulmuş zafer!

HELSINKI / SPOR SERVİSİ
Finlandiya
’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası dün sona ererken
Türkiye
madalyalarına devam etti. Dün
Türkiye
’nin yüzünü güldüren isimler kadınlar 1500 metrede
altın
madalya kazanan Aslı Çakır Alptekin ve aynı yarışta gümüş madalyaya uzanan Gamze Bulut’tu.
Yarışın favorisi olan Aslı Çakır Alptekin, 4:05.31’lik derecesiyle şampiyon olmayı başardı ve
altın
madalyayı boynuna taktı. Yarışa son kulvarda başlayan dünya salon üçüncüsü milli atlet, kontrollü bir yarış çıkardı. Arka sıralardan yavaş yavaş önlere ilerleyen Alptekin, mücadelenin bitmesine iki tur kala liderliği ele aldı ve hemen arkasında yer alan diğer Türk Milli Takımı sporcusu Gamze Bulut’un önünde finiş çizgisini geçti. Dördüncü kulvarda başladığı yarışta, ön gruptan hiç kopmayan Gamze Bulut da Alptekin’in ardından 4:06.04’lük zamanıyla gümüş madalya elde etti. 

Bu kez İlham gelmedi!
Erkekler 1500 metre finalinde yarışan İlham Tanui Özbilen, son metrelerine ikinci girdiği yarışta6. oldu.
Türkiye
rekortmeni çekiççi Tuğçe Şahutoğlu ise 70.21’lik derecesiyle 5.oldu.
Türkiye
böylece şampiyonayı 7 madalyayla bitirdi.
Türkiye
’nin diğer madalyaları, 3000 metre engellide Gülcan Mıngır’dan (
altın
), 100 metre engellide Nevin Yanıt’tan (
altın
), 10 bin ve 5 bin metrelerde Polat Kemboi Arıkan’dan (
altın
ve bronz) ve 3000 metre engellide Tarık Langat Akdağ’dan (gümüş) geldi.

Nevin: 12.30 olsun benim olsun…
Kadınlar 100 metre engellide üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan milli atlet Nevin Yanıt, zaman zaman kendisiyle ilgili medyada yer alan olumsuz haberlere atıfta bulunarak, “Ben her şeye rağmen şampiyon olurum” dedi. Seçmelerde 12.78, yarı finalde de 12.92 koştuğunu hatırlatan Yanıt, “Her yarıştan önce yaptığımız gibi Cüneyt Hocamla (Yüksel) kahve içtik. O sırada, ‘12.80 olsun,
altın
madalya benim olsun’ dedim. 12.81 koşarak hemen hemen de tutturdum bu dileğimi” ifadelerini kullandı.
Kadınlar 3000 metre engellide turnuva öncesi favoriler arasında yer alan ve çok iyi bir pferformans sergileyerek Avrupa şampiyonu olan milli atlet Gülcan Mıngır da “Son antrenmanımdaki veriler, benim için madalya göstergesiydi” dedi.

‘Şike davası’nda tahliye kararı çıktı

Özel yetkili
İstanbul
16.
Ağır Ceza Mahkemesi
, “Futbolda Şike” davası kapsamında tutuklu bulunan
Fenerbahçe
Kulübü Başkanı tutuklu sanıklar
Aziz Yıldırım
, Olgun Peker, İlhan Ekşioğlu ve Yusuf Turanlı’nın tahliyesine karar verdi. Yıldırım, örgüt kurmak suçundan 2 yıl 6 hapis, şike suçundan ise 3 yıl 9 ay hapis ve 1 milyon TL para cezası aldı.
 
Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, “Bu yargılama sürecinde yoğun çalıştık. Hakimlerimiz benden çok daha fazla emek sarfettiler. Onların büyük emeği oldu. Biz de duruşmayı idare etmeye çalıştık. Heyet olarak tek tek bütün sanıkların eylemlerini inceledik. Umuyorum bir hata yapmamışızdır. Yapmışsak da bunun yasal yolları var” dedi.

Rusya’dan düşürülen jetimizle ilgili müthiş iddia!

Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Lavrov, “Biz objektif verilere sahibiz. Bunları iletmeye hazırız” dedi.

22 Haziran’da Türk jeti Suriye tarafından düşürülmüş, iki ülke arasında tansiyon yükselmişti. Suriye yönetimi Türk jetinin kendi hava sahalarını ihlal ettiğini savunurken, Türk makamları jetin uluslararası hava sahasında düşürüldüğünü iddia ediyor.

Lavrov değerlendirmesinde, “Ana konu, kazanın bir ya da diğer yöne olacak şekilde durumun daha da zorlaşmasına izin vermemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada Türk uçağının düşürülmesini provokatif bir eylem olarak görmediklerini açıklarken, Rusya Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Viktor Bondarev de Suriye’nin hava sahasını ihlal ettiğini iddia ettiği Türk jetini uçaklar kaldırarak vurmadan önce uyarması gerektiğini ifade etmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, Erdoğan’a taziyelerini iletmişti.

Bayraktar, Karadeniz Eğitim Kültür ve Çevre Koruma Vakfı’nın kuruluşunun 23. yıl dönümü dolayısıyla İstanbul İstinye’deki İbrahim Cevahir Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen yemekte yaptığı konuşmada, bu vakfı 23 yıl önce, hemşehrisi olan İbrahim Cevahir’in kurduğunu hatırlattı. İnsanları kalıcı yapan şeyin malları değil, bıraktıkları eserler olduğunu vurgulayan Bayraktar, ”Türkiye son 9,5 yılda müthiş bir istikrar yakaladı ve gelişme sağladı. Dünyanın her tarafına gidiyoruz. Yeni Zelanda’dan, Güney Kore’den veya dünyanın başka bir tarafından baktığımızda Türkiye’nin gelişmesi müthiştir. Bu gelişmeye paralel olarak birbirimize sarılacağız, birbirimizle olan küçük meselelerimizi arkamıza atacağız.” diye konuştu. Etkinlikte çeşitli ülkelerden gelen halk oyunu ekipleri tarafından gösteriler yapıldı.

Karadeniz Gecesi’nde Bakan Erdoğan Bayraktar’a Meksika folklor ekibi tarafından Meksika şapkası hediye edildi. Bakan Bayraktar, hediye edilen Meksika şapkasını başına taktı. Gece Zeynep Başkan’ın şarkılarıyla devam etti. Bakanlar Erdoğan Bayraktar, Hayati Yazıcı, Vali Avni Mutlu horon ekibinin arasına girerek horon oynadılar. Zeynep Başkan’dan sonra ise İsmail Türüt sahneye çıktı. Türüt ilk olarak ‘terör’ şarkısını okudu, ardından ise Bakanları horon oynamaya davet etti. Bakan Bayraktar ve Hayati Yazıcı uzun bir süre horon oynadılar.

Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, etkinlik öncesinde işadamı Nurettin Eroğlu’nun oğlu Erdem Eroğlu’nun Çırağan Sarayı’ndaki düğününe katılarak, nikah şahitliği yaptı.

En iyi çay demleyene bir ton kuru çay

Rize Belediyesi tarafından bu yıl 4’üncüsü düzenlenen ‘Yaz Spor Şenlikleri’ kapsamında ÇAYKUR ve Rize Ticaret Borsası tarafından ‘En İyi Çay Demleme Yarışması’ düzenlendi. İlçelerde yapılan yarışmalarda dereceye giren 6 kişi, Belediye Sahil Kompleksi’ndeki finallerde yarıştı. Finalistler, demledikleri çayları Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi öğretim görevlileri ve çay tadımcıları ile ‘Bir Çay Daha Lütfen’ adlı kitabın ABD’li yazarı Katharine Branning’in de yer aldığı jüri üyelerine servis etti.

Jüri üyelerinin çay demleme, sunum ve tadım kriterlerini dikkate alarak yaptıkları değerlendirme sonucu birinci 88 puanla Hemşinli Murat Ayhan oldu. Yarışmada 86 puan alan Servet Turanlı 2’nci, 83 puan alan Şenol Sandıkçı 3’üncü oldu. Yarışma birincisine bir ton, ikinciye 250 kilo, 3’üncüsüne de 100 kilo kuru çay hediye edildi. Yarışmada dereceye girenlere üzerlerinde kazandıkları kuru çay miktarının yazılı olduğu temsili hediye çekleri verildi. Çekleri, yarışmacılara ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, Rize Belediye Başkanı AK Partili Halil Bakırcı ile RTB Başkanı Mehmet Erdoğan verdi.

KATHARİNE BRANNİNG’E FAHRİ HEMŞEHRİLİK VERİLDİ

Yarışmalar sonrası ABD’li yazar Katharine Branning’e Rize Belediyesi Meclis kararı ile fahri hemşehrilik beratı verildi. Branning’e beratını Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ile eşi Reyhan Bakırcı birlikte takdim etti.
Branning, katılımcıları Türkçe olarak ‘Rizeli dostlarım merhaba’ diyerek selamladı. Başkan Bakırcı, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir kişiye ilk kez fahri hemşehrilik beratı veriyoruz. Çayımızın, ülkemizin ve bölgemizin tanıtımına yaptığı katkıdan dolayı kendisine fahri hemşehrilik beratı verdik. Kadriye hanım dediğimiz Katharine, artık bütün Rizelilerin fahri hemşehrisidir.” dedi.

 

Suriye’den 53 kiloluk esrar sevkiyatı

Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı tarafından 53 kilo kubar esrar Suriye tarafından Türkiye’ye geçirilmek istenilirken yakalandı.
Jandarma ekipleri, 53 kilo kubar esrarı, Suriye’den Türkiye’ye geçirilmek istenilirken ele geçirdi. Olayla ilgili bir kişi gözaltına alındı.

İki bin 543 metrede piknik keyfi

2 bin 543 metre yükseklikte piknik keyfi yaşayan günübirlikçiler zirveye akın ediyor.

Uludağ’ın yaz aylarındaki en önemli müşteri kitlesini, günübirlik dağa çıkan piknikçiler oluşturuyor. Ayrıca Sarıalan ve Çobankaya mevkilerinde kurulan çadırlarda günlerini geçiren tatilciler bulunuyor. Bunun yanı sıra astım hastaları, kanser ya da diğer rahatsızlığı bulunan hastalar dağın temiz havasında doğa ile baş başa kalarak huzur buluyor. Pikniğin yanı sıra zirvesinde karı hiç eksik olmayan dağda doğa yürüyüşleri de yoğun ilgi görüyor. Piknikçiler, eşsiz ormanlık alanlarda gezerek stres atıyor.

Temiz havası ve bitki örtüsünün yanı sıra zirvenin soğuk suyu da yoğun ilgi görüyor. Dağa çıkanlar, bidonlar dolusu suyu evlerine taşıyor.

Her yaz Uludağ’a çıktığını söyleyen Hamdi Sarı, özellikle temiz havası ve doğal güzellikleri nedeniyle zirveyi çok sevdiğini söyledi. Temmuz ve ağustos aylarında Uludağ’ın tıklım tıklım dolduğuna dikkat çeken Sarı, bölgenin hastalar için şifa kaynağı olduğunu ifade etti. İstanbul’a yakınlığı sebebiyle eğlence sektörüne de hizmet veren zirveye, Bursa’nın yanı sıra Kahramanmaraş, İzmir gibi birçok ilden otobüslerle ziyaretçiler geliyor. Arap turistler için yazın vazgeçilmez mekanları arasında yer alan Uludağ’da yoğun yabancı turist de gözleniyor.

Yeşili ve serin havası nedeniyle özellikle yayla turizmi için elverişli olan Uludağ’ın, yazın sadece piknik alanı olarak kullanılması zaman zaman eleştiri konusu oluyor. Altyapı, yol gibi temel sorunlarını hala çözüm bekleyen Uludağ’da, spor kamp merkezleri, kongre turizmi için elverişli oteller, sağlık turizmi için tesislerin yapılması gerektiği savunuluyor. Uludağ’da 15 özel tesis ile kamu tesislerinde toplam 6 yatak kapasitesi bulunuyor.

İki bin 543 metrede piknik keyfi

2 bin 543 metre yükseklikte piknik keyfi yaşayan günübirlikçiler zirveye akın ediyor.

Uludağ’ın yaz aylarındaki en önemli müşteri kitlesini, günübirlik dağa çıkan piknikçiler oluşturuyor. Ayrıca Sarıalan ve Çobankaya mevkilerinde kurulan çadırlarda günlerini geçiren tatilciler bulunuyor. Bunun yanı sıra astım hastaları, kanser ya da diğer rahatsızlığı bulunan hastalar dağın temiz havasında doğa ile baş başa kalarak huzur buluyor. Pikniğin yanı sıra zirvesinde karı hiç eksik olmayan dağda doğa yürüyüşleri de yoğun ilgi görüyor. Piknikçiler, eşsiz ormanlık alanlarda gezerek stres atıyor.

Temiz havası ve bitki örtüsünün yanı sıra zirvenin soğuk suyu da yoğun ilgi görüyor. Dağa çıkanlar, bidonlar dolusu suyu evlerine taşıyor.

Her yaz Uludağ’a çıktığını söyleyen Hamdi Sarı, özellikle temiz havası ve doğal güzellikleri nedeniyle zirveyi çok sevdiğini söyledi. Temmuz ve ağustos aylarında Uludağ’ın tıklım tıklım dolduğuna dikkat çeken Sarı, bölgenin hastalar için şifa kaynağı olduğunu ifade etti. İstanbul’a yakınlığı sebebiyle eğlence sektörüne de hizmet veren zirveye, Bursa’nın yanı sıra Kahramanmaraş, İzmir gibi birçok ilden otobüslerle ziyaretçiler geliyor. Arap turistler için yazın vazgeçilmez mekanları arasında yer alan Uludağ’da yoğun yabancı turist de gözleniyor.

Yeşili ve serin havası nedeniyle özellikle yayla turizmi için elverişli olan Uludağ’ın, yazın sadece piknik alanı olarak kullanılması zaman zaman eleştiri konusu oluyor. Altyapı, yol gibi temel sorunlarını hala çözüm bekleyen Uludağ’da, spor kamp merkezleri, kongre turizmi için elverişli oteller, sağlık turizmi için tesislerin yapılması gerektiği savunuluyor. Uludağ’da 15 özel tesis ile kamu tesislerinde toplam 6 yatak kapasitesi bulunuyor.

Kamalak’a göre terörü doğuran sebepler

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Ortadoğu’da çıkacak bir savaşın Türkiye bakımından, İslam alemi açısından doğuracağı sonuçların tahmin edilemeyecek kadar büyük olacağını söyledi.

Kamalak, Genel Merkez’de partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Suriye üzerinden bir savaşa sokulmak istendiğini ileri sürerek, Hükümetin Türkiye’nin menfaatlerini korumak için uluslararası hukuk çerçevesinde elinden gelen çabayı sarfetmek mecburiyetinde olduğunu ifade etti.

”Asla ve asla maskeli dostlarımızın savaş kışkırtıcı sözlerine itibar etmemelidir” diyen Kamalak, Ortadoğu’da çıkacak bir savaşın Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen siyonistlerle, emperyalistlerin işine yarayacağını dile getirdi.

Kamalak, böyle bir savaşın Türkiye bakımından, İslam alemi açısından doğuracağı sonuçların tahmin edilemeyecek kadar büyük olacağını belirtti.

-”Özel yetkili mahkemelere karşıyız”-

Terör olaylarına da değinen Kamalak, ”Terörü doğuran da besleyen de geliştiren de Türkiye’deki yanlış uygulamadır, batıl zihniyettir” iddiasında bulundu.

Kamalak, şu değerlendirmelerde bulundu:

”Milli Görüş’ün dışındaki bir zihniyetin terörü durdurması mümkün değil. Çünkü terörün doğup gelişmesine, zemin hazırlayan ana düşüncenin sahibi CHP’dir. CHP’nin iktidarda bulunduğu dönemlere bakacak olursanız ‘yerli bir dil, yerli bir din’ oluşturulmak istenmiştir. Bu kadar bozuk zihniyetten herhalde olumlu bir imalat çıkmazdı. Terörün kaynaklarını buralarda aramak gerekir.”

Terör alanında doğru düzgün bir mevzuat düzenlemesinin olmadığını öne süren Kamalak, terörün onu doğuran sebeplerin ortadan kaldırılmadıkça önlenemeyeceğini söyledi.

Özel yetkili mahkemelerle ilgili yapılması beklenen düzenlemeler hakkında da konuşan Kamalak, terörle mücadele için, darbelerle yüzleşmek için 2004 yılında düzenlemeler yapıldığını, o tarihten beri de özel yetkili mahkemelerin yürürlükte olduğunu hatırlattı.

Suç teşkil eden konuşmaların yayınlanmasının da suç teşkil edeceği düzenlemelerin yapılmak istendiğini ve bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu öne süren Kamalak, ”Bir takım bantların, seslerin kamuoyuna duyurulmasını istemiyorsanız, gizli görüşmeler olmasın diyorsanız buyurun milli istihbaratı kaldıralım” dedi.

Prensip itibarıyla, özel durumlar hariç özel yetkili mahkemelere karşı olduklarını belirten Kamalak, ancak özel şartlar devam ettiği sürece bu tür mahkemelere ihtiyaç olduğu görüşünü dile getirdi.

Bahçeli: ‘Kendinizi hiç yalnız hissetmeyin

TDP’nin Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Kenan Hasip, başkan vekilleri ve diğer yetkililerle bir araya gelen Bahçeli, Makedonya’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, dünyadaki değişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti.

Balkanlarda geçen yüzyıl içinde acı dönemler ve bölünmelerin yaşandığını hatırlatan Bahçeli, ”Şimdi ise Balkanlar’da barış ve istikrar ihtiyacı kendini göstermektedir. Burada kurulmuş olan bağımsız devletler bu barış ve istikrar içerisinde toplumun mutluluk ve refahını arttırmalı, huzur ve güvenliğini sağlamalı ve ekonomik refahtan payını almalı” diye konuştu.

Türkiye’nin Makedonya’ya her zaman destek olacağını ifade eden Bahçeli, ”75 milyon Türk milletinin güzide evlatları olarak sizleri görüyoruz ve her şart altında da yanınızda ve arkanızdayız. Sizin burada başınızın ağrıması demek, Türkiye’nin başının ağrıması demektir. O bakımdan kendinizi hiç yalnız hissetmeyiniz. Arkanızda gelişen, büyüyen ve istikrar içerisinde olan büyük bir Türkiye var. Burada her türlü hakkınızı koruyabilecek güçlükte bir Türkiye var. O sebepten dolayı bu güçle birlikte Makedonya’da yaşayan soydaşlarımızın geleceğini çok daha parlak olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Türkiye’den gelen heyete ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini dile getiren, partilerinin çalışmalarıyla ilgili bilgi veren TDP Genel Başkanı Kenan Hasip, şunları kaydetti:

”Makedonya bağımsızlık yolunda ilk adımlarını atarken, birlikte yaşadığımız toplumlar gibi biz Türkler de tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden ve insanımızdan aldığımız ilhamla teşkilatlanmak için yola çıktık. Bugün vardığımız nokta, ulaştığımız hedefler ne kadar isabetli bir karar aldığımızın göstergesidir.”

Partisi TDP’nin her alanda attığı emin adımlarla hem kendine hem de birbirine güvenen bir Türk toplumunun oluşmasını sağladığını ifade eden Hasip, buradaki Türk toplumunun ”sadece kendi sorunlarıyla değil, aynı toprakları paylaştığı bu güzel ülkenin diğer halklarına yardım eli uzatan, sahip çıkan bir toplum haline geldiğini” anlattı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Makedonya’daki temasları kapsamında TİKA tarafından onarılan ve geçen yıl ibadete açılan tarihi Mustafa Paşa Camisi’ni ziyaret etti.

Makedonya’daki temaslarını tamamlayan Bahçeli, Balkan turu kapsamında bugün Kosova’da çeşitli ziyaretlerde bulunacak.

Tanrıverdi: Hasta adam Usta adam oldu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, ”Türkiye dün, ‘hasta adam’ olarak tarif ediliyordu ama görüyoruz ki bugün Türkiye artık ‘hasta adam’ olarak tarif edilmiyor, ‘usta adam’ olarak tanımlanıyor” dedi.

Tanrıverdi, İzmit Belediyesi’nin yeniden düzenlediği, ”Servetiye Mesire Alanı ve Kurtuluş Savaşı Siperleri”nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugün burada bir tarihin canlandığını anlatarak, böylesi güzel bir eseri ve tarihi mekanı ortaya çıkaran İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’ı kutladığını söyledi.

İzmit Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışını ortaya koyduğunu dile getiren Tanrıverdi, ”Bizim belediyecilik anlayışımızda, bir şehri imar etmek vardır. Alt yapısı, üst yapısı, sosyal paylaşım alanlarıyla şehir imar etmek vardır” dedi.

Tanrıverdi, belediyecilik anlayışlarında sosyal belediyecilik hizmetinin bulunduğunu ifade ederek, tarihe, kültürlerine sahip çıktıklarını kaydetti.

Böylesi tarihi mekanları ortaya koyarken, böylesi tarihi mekanların hatırlanması adına da değişik etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirten Tanrıverdi, tarihe sahip çıkan bu hizmetin, sosyal belediyecilik anlayışının anlamlı bir hizmeti olduğunu ifade etti.

Tanrıverdi, ”Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’ diyor şair. Bu toprakların vatan olması için ecdadımız, canını ortaya koymuş, kanını dökmüş, alın teriyle bu toprakları sulamış. Bize cennet vatan olarak emanet etmiş ecdadımızdan emanet aldığımız vatanımız için, elbette değerlerimize sahip çıkmak, onun üzerinde yüceltmek adına da bizlere büyük sorumluluklar ve yükümlülükler düşmektedir” şeklinde konuştu.

Tarihi, kültürü, medeniyetine sahip çıkmayan toplumların yok olacağını dile getiren Tanrıverdi, bunlara sahip çıkan toplumların yaşamaya devam ederek dünyadaki önemli toplumlar arasına gireceğini bildirdi.

-”Türkiye, ‘Hasta adam’dan ‘usta adam’a geçti”-

Tanrıverdi, önceliklerinin ülkenin tarihi ve geçmişine sahip çıkmak olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

”Hiçbir zaman reddi mirasçı olmadık. Onun içindir ki bugün, gönül bağımızı kurduk, milletimizle bir ve beraber olduk. Milletimizle beraber coşuyoruz, varsa üzüntümüz birlikte üzülüyoruz. Birlik ve beraberliğimizi koruyoruz. Birlik ve beraberliğimizle geleceğe ait planlarımızı ve politikalarımızı ortaya koyup uyguluyoruz. Bu çerçevede bugün Türkiye, dünün Türkiye’si değildir. Özellikle ellerini öptüğüm büyükler bilirler ki Türkiye dün tarif edilirken, ‘hasta adam’ olarak tarif ediliyordu. Ama görüyoruz ki bugün Türkiye artık ‘hasta adam’ olarak tarif edilmiyor, ‘usta adam’ olarak tanımlanıyor.”

Tanrıverdi, İzmit’te belediyenin 1923 yılında kurulduğunu dile getirerek, 1923 tarihinin Cumhuriyet’in ilan edildiği tarih olduğunu, 2023 yılının da hem cumhuriyetin ilanının hem de İzmit’in 100. kuruluş yıl dönümü olduğuna vurgu yaptı.

Şu anki hedeflerinin 2023 olduğunu anlatan Tanrıverdi, 2023 hedefinin yakalanmasıyla ülkenin, hükümetin uyguladığı politikalarla ileri demokrasiye kavuşacağını dile getirdi. Tanrıverdi, ekonomik ve sosyal refahın arttırılarak Türkiye’yi dünyada lider konumuna oturtacaklarını ifade etti.

Sevginin kardeşliğin, kardeşliğin de barışın temeli olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, ”Dolayısıyla bize düşen sevgi üretmektir. Sevgi ürettiğimizde göreceğiz ki bu ülkedekiler, huzur ve mutluluk içinde yaşayacak, yetmedi dünyanın barışını tesis edeceğiz. Artık sınırların, vizelerin kalktığı ortamda gönüllerimizi açmış olacağız.

Gönüllerimizde sınır tanımayacağız, herkesi dini, dili, ırkı, mezhebi ne olursa olsun, insan ortak paydasında seveceğiz. Dünyada barışı hakim kılacağız. Medeniyetimizde, değerlerimizde ve inancımızda ortak payda barıştır. Dolayısıyla bu anlamda biz, üzerimize düşeni yaptığımız da savaş yerine barış hakim olacaktır” ifadesini kullandı.

-Diğer konuşmacılar

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu da kültürünü ve tarihini bilmeyen milletlerin geleceğe yön veremeyeceklerini belirterek, kendilerinin tarihten ibret aldıklarını söyledi.

Tarihin iyi aydınlatılması sonrasında gençlerin doğru aydınlatılacağını ifade eden Karaosmanoğlu, gençlerin tarihten alacakları dersle geleceğe daha akılcı bakabileceklerini kaydetti.

Karaosmanoğlu, ”Bu cephe İstiklal Savaşı’nda önemli mücadele vermiş. Henüz düzenli ordular kurulmadan, dedelerimiz bir topluluk oluşturarak düşmanlara karşı mücadele etmişler. Şu anda Türkiye’nin güçlenmesini ve büyümesini istemeyen pek çok güçler var. Artık Türk halkı bilinçlendi, geçmişini ve çektiği sıkıntıları biliyor” diye konuştu.

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan ise Kurtuluş Savaşı siperlerinin açılmasıyla tarihte yaşanmış olan acıları da hatırladıklarını belirterek, vatanın Türk milletine kolay teslim edilmediğini dile getirdi.

”Ateşten gömlek” olarak adlandırılan o yıllar sonrasında bu günlere ulaşıldığını ifade eden Doğan, ”Geçmişlerine sahip çıkmayanlar, geleceklerine de sahip çıkamazlar. Bu anlamda o tarihte başta milli mücadeleyi verenler olmak üzere, onlara destek veren halkın içinde Kara Fatma’lar bu siperlerde mücadele vermiş. O mücadeleler bizleri bu günlere getirdi” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından, Tanrıverdi ve beraberindeki protokol üyeleri siperleri gezerek yetkililerden siperler hakkında bilgi aldı.

Suriye ile ticaret bitme noktasına geldi

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,  Türkiye ile Suriye halkı arasında en ufak bir problem olmadığını belirterek, ”Suriye’deki rejimin kendi halkına baskı yapmasını ve şiddete başvurmasını tasvip etmediğimiz için şu an ilişkiler neredeyse donma noktasına gelmiş ekonomik anlamda ama ben inanıyorum ki, Suriyede halkın iradesi hakim olunca ilişkilerimiz çok daha güçlü bir şekilde gelişecek. Biz Suriye’nin gelişmesini istikrarını birliğini, beraberliğini ve bütünlüğünü çok önemsiyoruz” dedi.

Şimşek, Türk Arap Ekonomi Forumu’nda düzenlenen ”Ekonomik İşbirliği Oluşturma”  konulu panelin ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

”Suriye’deki durumdan önce ekonomik ilişkileriniz nasıldı ve son durumdan nasıl etkilendi?” şeklindeki soruya Şimşek şöyle cevap verdi:

”Suriye ile ilişkiler son yıllarda çok hızlı gelişiyordu. Ancak son dönemdeki olaylar bütün ekonomik ilişkiler ve bütün yatırımları hatta insanların geçişini bile olumsuz yönde etkiledi. Suriye ile kriz öncesinde bir serbest ticaret anlaşmamız vardı. Geniş yelpazede ilişkilerimiz vardı.

Turizm ve çimento üzerine önemli çalışmalar vardı. İnanıyorum ki, Suriye halkının iradesi tam olarak güçlü bir şekilde yönetime yansıdıktan sonra Suriye çok daha güçlü bir şekilde bölgede konumlanacak. Türkiye ile Suriye halkı arasında en ufak bir problem yok. Suriye’deki rejimin kendi halkına baskı yapmasını ve şiddete başvurmasını tasvip etmediğimiz için şu an ilişkiler neredeyse donma noktasına gelmiş ekonomik anlamda.

Ama ben inanıyorum ki, Suriye’de halkın iradesi hakim olunca ilişkilerimiz çok daha güçlü bir şekilde gelişecek. Biz Suriye’nin gelişmesini istikrarını birliğini, beraberliğini ve bütünlüğünü çok önemsiyoruz. Bir koşu olarak Suriye’nin gelişmesine destek vereceğiz.”

”Suriye’deki çatışmalar yatırımcıları kaçırıyor”

Audi Bank Grup Üst Yöneticisi (CEO)’su Samir Hanna ise aynı soruya, ”Böylesi sıkıntılar yaşayan bir ülkede tabii ki her türlü ekonomik faaliyet en asgari düzeyde olacaktır. Şimdi Bugün Suriye’ye yatırım yapar mı kimse? Tabii ki yapmaz. Daha önce yatırım yapanlar bu yatırıma devam ederler mi? Etmeyebilirler. Projeler azalacaktır. Bank Audi olarak, Suriye’de bir bankada yüzde 50 hissemiz var. Ancak faaliyetler yüzde 70 oranında azaldı, faaliyetler uykuya geçti. Bu dönüşüm süreci sonuçlana kadar bu böyle devam edecek. Dolayısıyla bu çatışmalar yatırımcıları kaçırıyor. Mevcut yatırımları da sekteye uğratıyor ve yavaşlatıyor” diye cevap verdi.

Delta Petrol Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Habbab ”Nabuco ile ilgili son gelişmeler hakkında ne söyleyeceksiniz?” sorusuna şöyle cevap verdi:

”Nabucco çok yavaş işliyor. Neden? Çünkü yatırım ortamı değişti. Bir de tabis gaz kaynağının bulunması lazım. Projenin devam etmesi için gerekli gaz kaynağı henüz bulunmuş değil. Türkiye bu kadar büyüyen ve gelişen bir ülke olduğu için doğal gaz talebi çok fazla yükseliyor.

Dolayısıyla bulunan gazlar da daha çok Türkiye’ye gidecek. Irak gazı da Türkiye’ye gelecek diye düşünüyorum. Nabucco zaman içinde geliştirilebilecek bir proje. Ancak projenin hayata geçirilmesi için doğal kaynak yok. Ancak önümüzdeki 10 yıl içinde belki faaliyete geçecek.”

42 Suriyeli, Türkiye’ye giriş yaptı

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 42 Suriyeli, Yayladağı ilçesine bağlı Topraktutan köyü sınırına gelerek, Türkiye’ye geçti.

Suriye Lazkiye kentine bağlı belde ve köylerden geldiği belirlenen Suriyeliler, yapılan işlemlerin ardından otobüsle alınarak Şanlıurfa’ya gönderildi.

Suriye de 170 tankını sınıra sürüyor

Hür Suriye Ordusu Generali Mustafa el Şeyh, Reuters’a yaptığı açıklamada, tankların Halep yakınlarında yer alan ve Türkiye sınırına 30 kilometrede mesafede bulunan Müselmiye köyündeki piyade okuluna getirildiğini söyledi. Muhalif general, tankların Türkiye’nin askeri malzeme sevkıyatına misilleme olabileceği ya da bölgedeki köy ve kasabalara saldırmaya hazırlandığını söyledi.

Bozdağ, Yozgat’ta Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’la katıldığı Askerlik Şubesi Başkanlığı’nın yeni hizmet binası açılışından sonra gazetecilerin başkanlık sistemiyle ilgili sorularını yanıtladı.

Başkanlık sistemi konusundaki tartışmaların yeni anayasa çalışmalarıyla birlikte yapılmasının faydalı olacağını ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:

”Başkanlık sistemi Türkiye’de yeteri kadar bilinmiyor. Bazıları da bilinmemesini,tartışılmamasını istiyor. Bizim söylediğimiz şey, Türkiye’de 200 yıldır, belki daha fazla süredir sistem tartışması yapılıyor. Onun için bu sistem tartışmasını Türkiye’nin yeni anayasa yaparken yapmasında fayda var. Yeni anayasa hangi sistem üzerine bina edilecek,  şu anda Türkiye’de uygulanan sistemin artıları, eksileri nelerdir, başka sistemler nelerdir, bunların Türkiye’ye faydası olur mu olmaz mı, buna dair değerlendirmelerin yapılmasında fayda var.”

Bazı kesimlerin başkanlık sisteminin ”tek adamcılığı” ortaya çıkardığını savunduğunu belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

”Benim görüşüm, yasama ve yürütmenin birbirinden kesin hatlarla ayrı olmasıdır. Başkanlık sistemi siyasi istikrarı temin eder, hesap verebilirlik bakımından da hesap sorulabilmesi bakımında da netlik ifade eder. Milletin iradesinin tek elde toplanmasını önler. Çünkü yasamayı ayrı güçlendirir, yürütmeyi ayrı güçlendirir. Yasamanın yürütmeye, yürütmenin de yasamaya hakim olmasına izin vermez. O yüzden başkanlık sisteminin doğru bilinip tartışılmasında fayda var. Başkanlık sisteminin diktatörlüğü ortaya çıkaracağını söyleyenler de var. Bu fevkalade yanlış. Çünkü başkanlık sisteminin kendisi tek adamlılık, diktatörlük olmasın diye ortaya çıkmış bir sistemdir. Çıkış gayesi bunları önlemek içindir.”

Başkanlık sisteminin ve diktatörlük iddialarının yanlış örnekler üzerinden tartışıldığını ifade eden Bozdağ, bazı ülkelerde yönetim sisteminin adının başkanlık olduğunu ama uygulamanın farklı olduğunu, başkanlık sisteminin gerçek niteliklerini taşıyan uygulamanın ABD’de olduğunu kaydetti.

Yanlış örnekler üzerinden doğru sonuçlar elde edilemeyeceğini, bazı kesimlerin bu meseleyi doğru örnekler üzerinden tartışmayı istemediğini belirten Bozdağ, şöyle konuştu:

”Millet bu sistemi öğrenirse mevcut sistemi sorgulamaya başlar diye endişe ediyorlar. Kendileri 50,1 oy alarak iktidar olamayacaklarını düşünüyorlar. Radikal gruplar ya da marjinal siyaseti takip edenlerin toplumun 50,1’inin oyunu alarak iktidara gelme imkanı yok. O yüzden marjinal fikir sahibi gruplar, siyaset üretenler, radikal ekipler vaya bu çoğunluğu elde edemeyeceğini düşünenler ‘bu sistemin gelmemesi için elimizden gelen iş birliğini yapalım’ diye bir gizli konsensüsle bu sisteme karşı çıkıyorlar. Türkiye bu sistemi tartışacak. Ben inanıyorum ki bir gün bu sisteme geçeceğiz. İstiyoruz ki doğru zamanda geçelim.”

Hayati Yazıcı’dan ÖYM açıklaması

Gümrük Ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, özel yetkili mahkemelerin kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin olarak, ”Elbette ki mahkemelere, yargılamakta oldukları, sürdürülen davalarla ilgili olarak onlara müdahale niteliğinde olmayacak şekilde bir düzenlemeye ihtiyaç var. Çalışmalara bu doğrultuda yürütülüyor” dedi.

Yazıcı, TOBB İkiz Kuleler Sosyal Tesisleri Konferans Salonunda düzenlenen Esnaf Ve Sanatkar Bilgi Sistemi’nin (ESBİS) tanıtımı dolayısıyla düzenlenen toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının gündemde olduğunu hatırlatması üzerine Bakan Yazıcı, Türkiye’nin gerçeklerini bildiklerini, özel yetkili mahkemelerin de bir ihtiyaçtan doğduğunu söyledi.

Yazıcı, yargılamanın ucuz, süratli ve adaletli olarak tamamlanması gerektiğini ifade ederek, ”bu alanı kutuplaşmaya, kamplaşmaya dönüştürmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette ki her yapı ihtiyaçlara göre yeniden şekillenir, yeniden düzenlenir” dedi.

Herkesin hukukun kuralları içerisinde olması gerektiğini belirten Yazıcı, şöyle konuştu:

”Dolayısıyla özel yetkili mahkemeler daha önce yoktu. Yeni geldi, şimdi başka bir şekilde bu yapı oluşturulursa kıyamet kopacak değil. Uygulamalarda ortaya çıkan sıkıntılar var. Bunları dikkate almak suretiyle elbette ki mahkemelere, yargılamakta oldukları sürdürülen davalarla ilgili olarak, onlara müdahale niteliğinde olmayacak şekilde bir düzenlemeye ihtiyaç var. Çalışmalar bu doğrultuda yürütülüyor. Kimsenin kaygı duymasına gerek yok.”

Kemal Kılıçdaroğlu: Mücadelemiz sürecek

Kılıçdaroğlu, Aydın’ın Didim ilçesi ve Akbük beldesinde belediyeleri ziyaret etti.

Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı’yı ziyaretinde yanına gelen 6 yaşındaki Akın Karabulut’u seven Kılıçdaroğlu’na, Belediye Başkanı Kamacı karakalem portre çalışması ile hat sanatıyla adının yazılı olduğu çini hediye etti.

Akbük Belediyesi’ni ziyaretinde belediyenin önünde toplanan vatandaşlara hitap eden Kılıçdaroğlu, ”En güzel coğrafyada yaşıyor, tatil yapıyorsunuz sizlere iyi tatiller. Ama bu ülkede tutuklu iradeler, milletvekilleri var. CHP olarak bu ülkeye gerçek anlamda demokrasi ve özgürlük gelene kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

Kılıçdaroğlu, yeni 12 yıllık zorunlu eğitim sistemini eleştirerek, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini ileri sürdü.

Kötü yönetim sonucunda kaos ve huzursuzluğun hakim olduğunu, bunları besleyen işsizlik sorununun bulunduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, ”Ama bunun kurtuluş yolunun adı var, sanı var, Kuvayı Milliye’si var, CHP var” dedi.

Akbük Belediye Başkanı Mehmet Erçin Sandalcı, Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde, Aydın Belediyesi’nin büyük şehir statüsüne alınması halinde belediyelerinin kapatılma riski bulunduğunu belirterek, konu hakkındaki yasanın meclisteki görüşmeleri sırasında destek verilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu, konunun takipçisi olacağını belirterek, ”Kent kültürünü yaşatmak belediyeleri kapatmakla olmaz. Çözüm üretmek ve güçlendirmek lazım” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Akbük Belediyesi’ni ziyaretinin ardından karayoluyla Balıkesir’in Burhaniye ilçesine hareket etti.

Türkiye’de 34 bin Suriyeli var

AFAD’dan yapılan açıklamada, Başkanlıkça Hatay’ın Altınözü ve Yayladağı ilçelerinde ikişer, Reyhanlı, Apaydın ve Karbeyaz’da birer, Şanlıurfa-Ceylanpınar ve Gaziantep-İslahiye’de birer olmak üzere toplam 9 çadırkent ve Kilis’de 12 bin kişilik konteynerkent kurulduğu hatırlatıldı.

Suriye’den geçen yılın Nisan ayından bu yana Türkiye’ye gelen 55 binden fazla Suriye vatandaşının her türlü ihtiyacının karşılandığı belirtilen açıklamada, çadırkentlerde ve konteynerkentte AFAD’ın koordinasyonunda barınma, yiyecek, sağlık, güvenlik, sosyal aktivite, eğitim, ibadet, tercümanlık, haberleşme, bankacılık ve diğer hizmetlerin verildiği ifade edildi.

Açıklamada, dün ve bugün 406 Suriye vatandaşının Türkiye’ye giriş yaptığı, 236 kişinin kendi istekleriyle ülkelerine döndüğü bildirilerek, bugüne kadar Türkiye’ye 57 bin 495 Suriye vatandaşının girdiği, 23 bin 163’ünün Suriye’ye döndüğü kaydedildi.

Bugün itibarıyla Hatay’da 7 bin 620, Gaziantep’te (Nurdağı-İslahiye) 5 bin 886, Kilis’te 10 bin 960 ve Şanlıurfa’da (Ceylanpınar) 9 bin 653 olmak üzere toplam 34 bin 119 Suriye vatandaşının Türkiye’de barındığı belirtilen açıklamada, 21’i refakatçi, 192’si hasta ve yaralı olmak üzere toplam 213 kişinin hastanede bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, Hatay’daki çadırkentlerde oluşturulan 35 derslikte okul çağındaki 420’si kız, 385’i erkek toplam 805, Kilis’te kurulan 64 derslikte 2 bin 690, Gaziantep’te 4 kreş ve 4 çadır derslikte 416 ve Şanlıurfa’da 12 derslikte 600 olmak üzere toplam 4 bin 511 Suriyeli çocuk ve gence okul öncesi, ilk ve ortaöğretim eğitimi verildiği ifade edildi.